İcra Hukuku Avukatı

Son güncelleme: Okuma süresi: 31 dakika

İcra hukuku, ödenmeyen bir borcun devlet gücüyle tahsil edilmesinin kurallarını belirler. Alacaklının kendi imkânlarıyla borçlunun malına el koyması hukuken mümkün olmadığından, tahsil yetkisi tek elde toplanmıştır: icra daireleri. 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu bu yetkinin nasıl kullanılacağını, hangi malın haczedilebileceğini, borçlunun hangi itiraz yollarına sahip olduğunu ve haczedilen malın nasıl satılacağını düzenler.

Bu alanın en belirleyici özelliği, uyuşmazlığın kendisinden çok takvime bağlı olmasıdır. Ödeme emrine itiraz için yedi gün, kambiyo senedine dayalı takipte şikâyet ve imza itirazı için beş gün, itirazın kaldırılmasını istemek için altı ay, itirazın iptali davası için bir yıl vardır. Bu süreler kaçırıldığında hakkın kendisi kaybolmasa bile onu kullanmanın kolay yolu kapanır; geriye çoğu zaman daha uzun ve masraflı bir dava kalır.

İkinci belirleyici unsur güncelliktir. İcra ve İflâs Kanunu 24 Kasım 2021 tarihli 7343 sayılı Kanun ile köklü biçimde değişti: satış isteme süresi tek çatı altında toplandı, borçluya kendi malını satma yetkisi verildi, açık artırma tamamen elektronik ortama taşındı ve çocuk teslimine ilişkin hükümler kanundan çıkarıldı. İnternette dolaşan pek çok metin hâlâ bu değişiklikten önceki düzeni anlatmaktadır.

Aşağıda icra takibinin hangi belgeyle nasıl başlatıldığını, itiraz edildiğinde alacaklının önündeki iki farklı yolu, haczedilemeyen mal ve gelirleri, 2021 sonrası satış rejimini, ihtiyati haczi, icra suçlarında hapis meselesini, süreleri ve masrafları ele alıyoruz. Bir icra hukuku avukatına en sık sorulan konular da bölüm başlıklarında ayrıca yanıtlanmıştır.

Kısaca Özet
  • Ödeme emrine itiraz süresi yedi gündür ve itiraz icra dairesine yapılır. Süresinde yapılan itiraz takibi durdurur (İİK m.62, m.66).
  • İtiraz üzerine alacaklının iki yolu vardır ve bunlar birbirinin alternatifidir: elinde kanunda sayılan belgelerden biri varsa altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılması, yoksa bir yıl içinde genel mahkemede itirazın iptali davası (m.68, m.67).
  • Kambiyo senedine dayalı takipte süreler farklıdır: ödeme on gün, senedin kambiyo vasfına şikâyet ve imza itirazı beş gündür; imza itirazı satış dışındaki takip işlemlerini durdurmaz (m.168, m.170).
  • Maaş ve ücret haczinde kesinti, geçim için gerekli miktar ayrıldıktan sonra dörtte birden az olamaz (m.83). Emekli aylığı ise kural olarak haczedilemez; istisnaları SGK'nın kendi alacakları, nafaka borçları ve borçlunun muvafakatidir (5510 m.93). Vergi borcu bu istisnalar arasında değildir.
  • Satış isteme süresi 2021 değişikliğiyle taşınır–taşınmaz ayrımı olmaksızın hacizden itibaren bir yıla indirgendi (m.106).
  • Borçlu, kıymet takdirinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde malını kendisi satmak için yetki isteyebilir; bu yolda bedel muhammen kıymetin yüzde doksanının altına inemez (m.111/a).
  • Açık artırma artık UYAP'a entegre elektronik satış portalında yapılır; teklif verme süresi yedi gündür (m.111/b).
  • Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulması 2021'den bu yana icra dairesinin işi değildir; bu işler adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerince yürütülür (5395 sayılı Kanun m.41/A).

İcra Hukuku Nedir? Devlet Eliyle Tahsilin Kuralları

İcra hukuku, muaccel hâle gelmiş bir borcun borçlu tarafından ödenmemesi durumunda alacaklının devlet organları aracılığıyla tahsil imkânını düzenleyen hukuk dalıdır. Kaynağı 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'dur. Kanun yalnızca alacaklıyı korumaz; borçlunun ve ailesinin asgari yaşam koşullarını da güvence altına alarak tahsilin sınırını çizer. Haczedilemeyen mal ve haklara ilişkin hükümler ile maaş haczindeki oran sınırları bu dengenin ürünüdür.

Cebrî icra ne demektir?

Cebrî icra, borcun borçlunun rızası aranmaksızın devlet gücüyle yerine getirilmesidir. Alacaklının borçlunun malını kendiliğinden alması, evine girmesi veya aracına el koyması hukuka aykırıdır; bu tür davranışlar ayrıca ceza sorumluluğu doğurur. Tahsil yetkisi münhasıran icra dairelerine aittir ve icra müdürünün her işlemi denetime tabidir.

Cebrî icra ikiye ayrılır. Cüz'î icra, tek bir alacaklının alacağı için borçlunun belirli mallarının haczedilip satılmasıdır; günlük hayatta "icra takibi" denilen şey budur. Küllî icra ise borçlunun bütün malvarlığının tasfiye edilerek bütün alacaklılara paylaştırılmasıdır; iflâs bu ikinci gruba girer.

İcra dairesi, icra mahkemesi ve genel mahkeme: hangisi ne yapar?

Uygulamada en çok karıştırılan konu, bir uyuşmazlığın nereye götürüleceğidir. Bir icra hukuku avukatının dosyayı devraldığında ilk yaptığı tespitlerden biri de budur; çünkü bu üç merci birbirinin yerine geçmez ve yanlış mercie yapılan başvuru esasa girilmeden reddedilirken süre işlemeye devam eder.

İcra dairesi bir yargı mercii değildir; takip talebini alan, ödeme emri düzenleyen, haciz uygulayan ve satışı yürüten idari birimdir. İcra mahkemesi, icra dairelerinin işlemlerine karşı yapılan şikâyetleri ve kanunun kendisine bıraktığı sınırlı sayıdaki uyuşmazlığı inceler; kural olarak basit yargılama usulü uygulanır ve incelemesi dar bir çerçevededir (İİK m.4, m.18). Genel mahkemeler ise alacağın gerçekten var olup olmadığı gibi esasa ilişkin uyuşmazlıkları çözer.

İcra hukukunda uyuşmazlığa göre görevli merci
Uyuşmazlık / talepGörevli merciDayanak
İcra dairesinin işlemine şikâyetİcra mahkemesiİİK m.16
İtirazın kaldırılmasıİcra mahkemesiİİK m.68, 68/a
İstihkak iddiasının incelenmesiİcra mahkemesiİİK m.96 vd.
İhalenin feshiİcra mahkemesiİİK m.134
Kira alacağında itirazın kaldırılması ve tahliyeİcra mahkemesiİİK m.269
Taahhüdü ihlal, nafaka hükmüne uymama gibi icra suçlarıİcra mahkemesi (ceza sıfatıyla)İİK m.340, m.344
İtirazın iptali davasıGenel mahkeme (asliye hukuk / asliye ticaret)İİK m.67
Menfi tespit ve istirdat davasıGenel mahkemeİİK m.72
İflâs davasıAsliye ticaret mahkemesiİİK m.154/son
Konkordato talebiAsliye ticaret mahkemesiİİK m.285/3
İhaleye fesat karıştırma suçuCeza mahkemesiTCK m.235
Çocuk teslimi ve kişisel ilişki kararlarının icrasıAdli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğü; şikâyet aile mahkemesine5395 s. K. m.41/A, m.41/E

Sık rastlanan bir yanlış: İnternetteki pek çok metin iflâs ve konkordatoyu "icra mahkemesinde açılacak davalar" arasında sayar. Oysa iflâs davası, yetki sözleşmesi dahi yapılamayacak şekilde borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılır (İİK m.154/son); konkordato talebi de asliye ticaret mahkemesine yapılır (İİK m.285/3). Aynı listelerde menfi tespit davasının icra mahkemesinde açılacağının yazılması da hatalıdır.

İcra Takibi Türleri: Elinizdeki Belge Hangi Yolu Açar

Hangi takip yolunun kullanılacağını alacaklının tercihi değil, elindeki belgenin niteliği belirler. Yol seçimi sürelerin uzunluğunu, borçlunun itiraz imkânını ve takibin ne kadar hızlı kesinleşeceğini doğrudan etkiler.

İlâmlı icra

Mahkeme kararına (ilâma) veya kanunun ilâm niteliğinde saydığı belgelere dayanan takiptir. Borçluya ödeme emri değil icra emri gönderilir ve para borcuna ilişkin ilâmlarda ödeme için yedi gün süre verilir (İİK m.32). İlâmlı icrada borçlunun "borcum yok" şeklinde itiraz hakkı yoktur; ancak borcun ödendiğini, zamanaşımına uğradığını veya süre verildiğini resmî ya da imzası ikrar edilmiş bir belgeyle ileri sürerek icranın geri bırakılmasını isteyebilir. İlâmlı takip için yetki kuralı esnektir; ilâm Türkiye'nin herhangi bir icra dairesinde infaz edilebilir.

İlâmsız icra: genel haciz yolu

Yalnızca para ve teminat alacakları için kullanılabilen, elde herhangi bir belge bulunmasa dahi başlatılabilen takip yoludur. Alacaklının fatura, sözleşme veya dekont sunması takibin kabulü için şart değildir; ancak borçlu itiraz ederse alacağın ispatı sırasında bu belgeler belirleyici olur. Borçluya ödeme emri tebliğ edilir ve itiraz süresi yedi gündür.

Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu

Bono, poliçe ve çek gibi kambiyo senetlerine dayanan, borçlu açısından daha ağır sonuçlar doğuran özel takip yoludur. Ödeme emrinde borcun on gün içinde ödenmesi ihtar edilir. Senedin kambiyo senedi vasfını taşımadığı iddiası ve imzaya itiraz beş gün içinde ve doğrudan icra mahkemesine yapılır (İİK m.168). Bu yolun en kritik farkı şudur: imza itirazı, satış dışındaki icra takip işlemlerini kendiliğinden durdurmaz; takibin durması için icra mahkemesinin ayrıca karar vermesi gerekir (m.170). İmzasını haksız yere inkâr eden borçlu, takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezasıyla karşılaşabilir.

Kiralanan taşınmazların ilâmsız tahliyesi

Ödenmeyen kira alacağı için başlatılan takipte alacaklı, ödeme emrine tahliye ihtarını da ekletebilir. Borçlu yedi gün içinde itiraz etmezse ve ödeme yapmazsa alacaklı icra mahkemesinden tahliye isteyebilir. Borçlu itirazında kira sözleşmesini ve imzasını açık ve kesin biçimde reddetmezse sözleşmeyi kabul etmiş sayılır. Alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını istemezse aynı alacak için yeniden ilâmsız takip yapamaz (İİK m.269).

Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip

Alacak ipotek veya taşınır rehniyle güvence altına alınmışsa, alacaklı kural olarak önce rehnin paraya çevrilmesi yoluna başvurmak zorundadır; doğrudan haciz yoluyla takip yapamaz. Rehnin tutarı borcu karşılamazsa kalan alacak için haciz veya iflâs yoluna gidilebilir (İİK m.45). Konut finansmanından kaynaklanan alacaklar bakımından kanunda ayrı düzenlemeler bulunur.

Takip yollarının karşılaştırması
Takip yoluDayanak belgeBorçluya gönderilenİtiraz / şikâyet süresiİtiraz nereye
İlâmlı icraMahkeme kararı veya ilâm niteliğindeki belgeİcra emri (7 gün)İcranın geri bırakılması talebiİcra mahkemesi
İlâmsız icra (genel haciz)Belge şartı yokÖdeme emri7 günİcra dairesi
Kambiyo senetlerine mahsus hacizBono, poliçe, çekÖdeme emri (10 gün ödeme)5 günİcra mahkemesi
İlâmsız tahliyeKira sözleşmesi / kira alacağıÖdeme emri + tahliye ihtarı7 günİcra dairesi
Rehnin paraya çevrilmesiİpotek akit tablosu, rehin sözleşmesiÖdeme veya icra emriRehnin türüne göre değişirRehnin türüne göre değişir

İcra Takibi Adım Adım: Talepten Tahsile

İcra takibi tek bir işlem değil, birbirini izleyen ve her biri kendi süresine bağlı olan aşamalar dizisidir. Bir aşamada yapılan hata sonraki aşamaların tamamını etkiler; bu nedenle sürecin bütününü baştan görmek gerekir.

1. Takip talebi

Alacaklı veya vekili, yetkili icra dairesine takip talebinde bulunur. Talepte tarafların kimlik ve adres bilgileri, alacağın tutarı, faiz oranı ve başlangıç tarihi ile takip yolu belirtilir. Yetkili icra dairesi kural olarak borçlunun yerleşim yeri icra dairesidir; sözleşmeden doğan alacaklarda sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkilidir. Takip talebiyle birlikte başvurma harcı, peşin harç ve tebligat gideri yatırılır.

2. Ödeme emri veya icra emri

İcra müdürü, takip talebinin kanundaki şartları taşıdığına karar verirse ödeme emri düzenler (İİK m.60). Ödeme emrinde borcun ve masrafların yedi gün içinde ödenmesi, itiraz edilecekse bunun aynı süre içinde bildirilmesi ve senetteki imza kendisine ait değilse bu hususun ayrıca ve açıkça belirtilmesi gerektiği ihtar edilir. Ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmemesi başlı başına bir şikâyet sebebidir ve bütün süreleri yeniden başlatır.

3. Takibin kesinleşmesi

Borçlu süresi içinde itiraz etmez ve borcu da ödemezse takip kesinleşir. Kesinleşme, alacaklının artık haciz isteyebileceği anlamına gelir. İtiraz edilmişse takip durur ve alacaklının itirazı bertaraf etmek için mahkemeye başvurması gerekir.

4. Haciz talebi ve haczin uygulanması

Alacaklı, takibin kesinleşmesinden itibaren haciz isteyebilir. Haciz talebi üzerine icra dairesi borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki alacaklarını haczeder. Haciz sırasında kıymet takdiri yapılır ve tutanağa geçirilir.

5. Satış ve paraların paylaştırılması

Haczedilen mal, kanunda öngörülen süre içinde satış istenmesi hâlinde elektronik satış portalında açık artırmayla paraya çevrilir. Satıştan elde edilen bedel, önce takip masrafları ve rüçhanlı alacaklar karşılanmak üzere alacaklılara dağıtılır. Alacak tamamen karşılanamazsa alacaklıya borç ödemeden aciz belgesi verilir; bu belge alacağın zamanaşımı ve yeniden takip bakımından önem taşır.

Genel haciz yolunda süreç ve süreler
AşamaKim yaparSüre
Takip talebiAlacaklıZamanaşımı süresi içinde
Ödeme emrinin tebliğiİcra dairesiTalebin kabulünden sonra
Ödeme veya itirazBorçluTebliğden itibaren 7 gün
İtirazın kaldırılması talebiAlacaklıİtirazın tebliğinden itibaren 6 ay
İtirazın iptali davasıAlacaklıİtirazın tebliğinden itibaren 1 yıl
Haciz talebiAlacaklıTakibin kesinleşmesinden itibaren 1 yıl
Satış talebiAlacaklı veya borçluHacizden itibaren 1 yıl

Ödeme Emrine İtiraz: Yedi Gün ve Sonrası

İlâmsız takipte borçlunun elindeki en güçlü araç itirazdır. Süresinde yapılan itiraz, hiçbir gerekçe göstermeye gerek olmaksızın takibi durdurur (İİK m.66). Bu, ilâmsız icranın belge şartı aranmadan başlatılabilmesinin karşılığıdır: kanun alacaklıya kolay bir başlangıç verirken borçluya da kolay bir savunma tanır.

İtiraz nereye ve nasıl yapılır?

İtiraz, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine dilekçeyle veya sözlü olarak bildirilir (İİK m.62). Mahkemeye yapılan itiraz sonuç doğurmaz. Takibi yapan icra dairesinden başka bir icra dairesine yapılan itiraz ise, masrafı alınmak suretiyle yetkili daireye gönderilir. İtiraz edildiği alacaklıya üç gün içinde bir muhtırayla tebliğ edilir.

Borca itiraz, imzaya itiraz ve yetki itirazı

Borçlu borcun tamamına veya bir kısmına itiraz edebilir. Kısmî itirazda hangi miktara itiraz edildiği açıkça gösterilmelidir; aksi hâlde itiraz yapılmamış sayılır ve takip alacağın tamamı için devam eder. Senede dayalı takipte imzanın kendisine ait olmadığı iddiası ayrıca ve açıkça belirtilmelidir; aksi hâlde senet borçludan sadır sayılır. Yetki itirazı da esasa ilişkin itirazla birlikte ileri sürülmelidir; sonradan ileri sürülemez.

Süre kaçırıldıysa: gecikmiş itiraz

Kusuru olmaksızın bir engel nedeniyle süresinde itiraz edememiş borçlu, engelin kalktığı günden itibaren üç gün içinde mazeretini gösteren delillerle birlikte icra mahkemesine başvurarak gecikmiş itirazda bulunabilir. Bu imkân paraya çevirme işlemi bitinceye kadar kullanılabilir (İİK m.65). Ağır hastalık, tebligatın usulsüzlüğü veya uzun süreli yurt dışında bulunma gibi durumlar somut olayın koşullarına göre değerlendirilir; her mazeret kabul edilmez.

Kambiyo takibinde durum farklıdır. Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolunda itiraz icra dairesine değil icra mahkemesine yapılır ve süre beş gündür. Dahası, borca itiraz kural olarak takibi kendiliğinden durdurmaz; icra mahkemesi itirazı ciddi görürse takibin geçici olarak durdurulmasına ayrıca karar verir (İİK m.169/a, m.170). Genel haciz yolundaki yedi günlük itiraz refleksiyle hareket etmek, kambiyo takibinde hak kaybına yol açar.

İtirazın Kaldırılması mı, İtirazın İptali mi?

Borçlu itiraz ettiğinde takip durur ve alacaklının önünde iki ayrı yol açılır. Bu iki yol birbirinin devamı değil alternatifidir; hangisinin kullanılabileceğini alacaklının elindeki belge belirler. İcra hukukunda en sık karıştırılan konu budur ve yanlış yola başvurulduğunda talep esasa girilmeden reddedilirken diğer yolun süresi işlemeye devam eder. Bir icra hukuku avukatının itiraz muhtırası eline geçtiğinde verdiği ilk karar da hangi yolun kullanılacağıdır.

İtirazın kaldırılması: hızlı ama belgeye bağlı yol

Alacaklının elinde imzası ikrar edilmiş veya noterlikçe onaylanmış bir borç ikrarını içeren senet ya da resmî dairelerin veya yetkili makamların usulüne uygun olarak verdiği bir makbuz veya belge varsa, itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir (İİK m.68). İcra mahkemesi bu incelemeyi dar bir çerçevede yapar: borçlu itirazını haklı gösterecek bir belge sunamazsa itiraz kaldırılır. Bu süre kaçırılırsa aynı alacak için yeniden ilâmsız takip yapılamaz; geriye yalnızca genel hükümlere göre dava açmak kalır.

İtirazın iptali: belgesiz alacaklının yolu

Elinde kanunda sayılan belgelerden biri bulunmayan alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemede itirazın iptali davası açar (İİK m.67). Bu bir eda davasıdır ve alacağın varlığı genel hükümlere göre her türlü delille ispatlanabilir; tanık, bilirkişi ve yemin gibi deliller kullanılabilir. Dava kabul edilirse itiraz iptal edilir ve duran takip kaldığı yerden devam eder.

İcra inkâr tazminatı

İtirazın iptali davasında borçlunun itirazı haksız bulunursa, karşı tarafın talebi üzerine borçlu, hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilebilir. Aynı kural tersi yönde de işler: takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa bu kez alacaklı aynı oranda tazminatla karşılaşır (İİK m.67/2). İtiraz eden kişi veli, vasi veya mirasçı ise borçlu aleyhine tazminata hükmedilebilmesi kötü niyetin ispatına bağlıdır.

İtirazın kaldırılması ile itirazın iptali arasındaki farklar
Ölçütİtirazın kaldırılmasıİtirazın iptali
Başvurulan merciİcra mahkemesiGenel mahkeme
Süreİtirazın tebliğinden itibaren 6 ayİtirazın tebliğinden itibaren 1 yıl
Belge şartıVar — kanunda sayılan belgelerden biri zorunluYok
İnceleme kapsamıDar; belge üzerindenGeniş; her türlü delil
NiteliğiTakip hukukuna ilişkin talepEda davası
Kesin hükümKural olarak yokVar
Süre kaçırılırsaAynı alacak için yeniden ilâmsız takip yapılamazGenel hükümlere göre alacak davası açılabilir
TazminatŞartları varsa hükmedilebilirYüzde yirmiden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı
DayanakİİK m.68, m.68/aİİK m.67

Borçlu Olmadığınızı Düşünüyorsanız: Menfi Tespit ve İstirdat

Borçlu olmadığı hâlde hakkında takip başlatılan kişinin başvuracağı dava menfi tespit davasıdır. Bu dava, ödeme emrine itirazın yerine geçmez; itirazla birlikte veya itiraz süresi geçtikten sonra da açılabilir. Belirleyici olan, davanın takipten önce mi sonra mı açıldığıdır (İİK m.72).

Takipten önce açılırsa

Henüz takip başlamamışken açılan menfi tespit davasında mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden az olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verebilir. Bu, borçlu açısından en güçlü senaryodur; takip hiç başlamadan durdurulabilir.

Takipten sonra açılırsa

Takip başladıktan sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez. Borçlunun elinde kalan imkân sınırlıdır: gecikmeden doğan zararları karşılamak ve yine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere teminat göstererek, icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir isteyebilir. Yani takip yürümeye devam eder, yalnızca paranın alacaklıya çıkması engellenir.

Davanın sonucuna bağlanan tazminatlar

Dava borçlu lehine sonuçlanırsa takip derhâl durur ve ilâmın kesinleşmesiyle icra, ayrıca hükme gerek kalmadan eski hâle iade edilir. Takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa borçlunun talebi üzerine, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata hükmedilir. Dava alacaklı lehine sonuçlanırsa tedbir kalkar ve alacaklı, alacağını geç almaktan doğan zararını gösterilen teminattan alır; bu zarar da yüzde yirmiden aşağı belirlenemez.

İstirdat davası: ödedikten sonra geri alma

Takibe itiraz etmemiş veya itirazı kaldırılmış olduğu için borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kalan kişi, ödediği tarihten itibaren bir yıl içinde genel mahkemede istirdat davası açarak paranın geri verilmesini isteyebilir (İİK m.72/7). Menfi tespit davası açmış ancak tedbir kararı alamamış ve bu arada borcu ödemiş olan borçlunun davası da kendiliğinden istirdat davasına dönüşür. Menfi tespit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir.

Haciz: Neye Konur, Neye Konmaz

Haciz, kesinleşmiş bir takipte borçlunun mal ve haklarına alacaklı lehine el konulmasıdır. İşlemi icra dairesi yapar; alacaklının kendisi haciz uygulayamaz. Haczin kapsamı sınırsız değildir: kanun, borçlunun ve ailesinin yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan mal ve gelirleri haciz dışında tutar.

Haciz nasıl uygulanır?

Alacaklının haciz talebi üzerine icra müdürü, borçlunun taşınırlarını, taşınmazlarını, banka hesaplarını, araçlarını ve üçüncü kişilerdeki alacaklarını haczedebilir. Haczedilen mal için kıymet takdiri yapılır; kıymet takdirine karşı tebliğden itibaren yedi gün içinde şikâyet yoluna gidilebilir. Haciz, alacağı karşılayacak miktarla sınırlıdır; alacağı aşan ölçüde yapılan haciz aşkın haciz sayılır ve şikâyete konu olur.

Haczedilemeyen mal ve haklar

İİK m.82 haczedilemeyecek şeyleri sayar. Başlıcaları şunlardır:

  • Devlet malları ve özel kanunlarında haczi caiz olmadığı belirtilen mallar,
  • Ekonomik faaliyeti sermayesinden çok bedenî çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli her türlü eşya,
  • Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika ve süs eşyası hariç olmak üzere; borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireylerine ait kişisel eşya ile ailenin ortak kullanımına hizmet eden tüm ev eşyası,
  • Borçlu çiftçi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zorunlu arazi, çift hayvanları, nakil vasıtaları ve ziraat aletleri,
  • Borçlunun ve ailesinin iki aylık yiyecek ve yakacağı,
  • Ordu ve zabıta hizmetlerinde malul olanlara bağlanan emeklilik maaşları.

Ev eşyasına ilişkin bent 2012 yılında değiştirilmiştir. Bu değişiklikten önce yalnızca "lüzumlu" ev eşyası koruma altındayken, bugün ailenin ortak kullanımına hizmet eden tüm ev eşyası haciz dışındadır. Buzdolabı, çamaşır makinesi veya televizyonun haczedilmesi yönündeki eski uygulama bu değişiklikle sona ermiştir.

Önceden yapılan anlaşmalar geçersizdir. İİK m.83/a, haczedilemeyen mal ve hakların haczedilebileceğine dair önceden yapılan anlaşmaları geçersiz sayar. Sözleşmeye konulan "her türlü malımın haczini kabul ederim" tarzı bir madde, bu nedenle sonuç doğurmaz.

Maaş ve ücret haczinde dörtte bir kuralı

Maaşlar, tahsisatlar ve her türlü ücret; borçlu ile ailesinin geçinmesi için icra memurunca gerekli görülen miktar düşüldükten sonra haczedilebilir. Ancak haczedilecek miktar bunların dörtte birinden az olamaz (İİK m.83). Yani dörtte bir bir üst sınır değil, alt sınırdır; geçim için ayrılacak pay takdir edilirken bile kesinti bu oranın altına inemez. Birden fazla haciz varsa hacizler sıraya konur ve öndeki haczin kesintisi bitmeden sonraki hacze geçilemez. Nafaka alacakları bu sıralamada önceliklidir.

Emekli maaşına haciz konur mu?

Emekli aylıkları kural olarak haczedilemez. 5510 sayılı Kanun m.93, sigortalıların ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödeneklerinin devir ve temlik edilemeyeceğini, ayrıca yalnızca iki hâlde haczedilebileceğini düzenler: Kurumun aynı Kanun m.88 uyarınca takip ve tahsili gereken alacakları ile nafaka borçları. Bunların dışında kalan bir alacak için emekli aylığına haciz konulamaz.

Maddenin son cümlesi ise bir üçüncü ihtimali doğurur: haczi yasak olan bu gelirlerin haczine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması hâlinde icra müdürü tarafından reddedilir. Yani borçlu rıza gösterirse emekli aylığı haczedilebilir. Bu muvafakatin, haciz işlemi gündeme geldikten sonra verilmiş olması aranır; kredi sözleşmesi imzalanırken peşinen verilen bir onay, İİK m.83/a'daki "önceden yapılan anlaşma" yasağı nedeniyle geçerli sayılmaz.

Yaygın bir yanlış bilgi: Pek çok kaynak emekli maaşı haczinin istisnaları arasında vergi borcunu da sayar. 5510 m.93 böyle bir istisnaya yer vermez; maddede sayılanlar Sosyal Güvenlik Kurumu'nun kendi alacakları ile nafaka borçlarıdır. Vergi borcu nedeniyle emekli aylığına haciz konulduğu iddiasıyla karşılaşılırsa işlemin dayanağı ayrıca incelenmelidir.

Üçüncü kişideki alacağın haczi: haciz ihbarnamesi

Borçlunun üçüncü bir kişideki alacağı da haczedilebilir. İcra dairesi üçüncü kişiye birinci haciz ihbarnamesi göndererek borcunu artık yalnızca icra dairesine ödeyebileceğini bildirir (İİK m.89). Üçüncü kişi borcu olmadığını yedi gün içinde bildirmezse borç kendisine ait sayılır ve ikinci ihbarname gönderilir; buna da itiraz edilmezse üçüncü ihbarname ile alacak kesinleşir. Bu aşamada üçüncü kişinin elinde kalan yol, menfi tespit davası açmaktır. Kira alacakları, hakediş alacakları ve şirket ortaklık payları uygulamada en sık bu yolla haczedilen değerlerdir.

Haczedilen mal başkasına aitse: istihkak iddiası

Haciz sırasında borçlu, elindeki malın başkasına ait olduğunu bildirebilir ya da üçüncü bir kişi o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edebilir. İcra dairesi bu beyanı tutanağa geçirir ve iki tarafa bildirir; alacaklı ve borçluya istihkak iddiasına itiraz edip etmediklerini bildirmeleri için üç günlük süre verilir. Sessiz kalınması hâlinde istihkak iddiası kabul edilmiş sayılır (İİK m.96). İtiraz edilirse uyuşmazlık icra mahkemesinde istihkak davasıyla çözülür.

Dosya numaranız varsa yeterli

İcra dosyalarında atılacak adımı belirleyen şey çoğu zaman dosyanın hangi aşamada olduğudur: ödeme emri henüz tebliğ edilmiş olabilir, takip kesinleşmiş olabilir ya da satış aşamasına gelinmiş olabilir. Elinizdeki tebligat veya dosya numarasıyla takibin hangi aşamada bulunduğu, hangi sürenin işlediği ve hangi itiraz yolunun hâlâ açık olduğu tespit edilebilir.

Hacizden Satışa: 2021 Reformuyla Değişen Rejim

İcra hukukunda son yılların en kapsamlı değişikliği satış aşamasında yapıldı. 24 Kasım 2021 tarihli 7343 sayılı Kanun, haczedilen malın paraya çevrilmesine ilişkin hükümleri baştan kurdu: satış isteme süreleri birleştirildi, borçluya kendi malını satma yetkisi tanındı ve açık artırma tamamen elektronik ortama taşındı. 2021 öncesine ait anlatımlar bu nedenle bugün geçerli değildir.

Satış isteme süresi artık bir yıl

Alacaklı veya borçlu, hacizden itibaren bir yıl içinde haczedilen malın satışını isteyebilir (İİK m.106). Değişiklikten önce bu süre taşınırlarda altı ay, taşınmazlarda bir yıldı; ayrım kaldırılmıştır. Bir yıllık süre içinde satış istenip de artırma sonucunda satış gerçekleşmezse, satış isteyen alacaklı bakımından süre bir yıl daha uzar. Ayrıca satış talebiyle birlikte kıymet takdiri ve satış giderlerinin tamamının peşin yatırılması zorunludur.

Süre kaçırılırsa o mal üzerindeki haciz kalkar (İİK m.110). Haczin kalkmasına sebep olan alacaklı, o mala ilişkin haciz ve muhafaza giderlerinden sorumlu olur. Satış talebi yalnızca bir defa geri alınabilir.

Borçluya satış yetkisi verilmesi: rızaen satış

2021 değişikliğinin borçlu açısından en önemli yeniliği budur. Borçlu, kıymet takdirinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde haczedilen malını kendisi satabilmek için yetki verilmesini isteyebilir. Talep üzerine icra müdürü cebrî satış işlemlerini durdurur ve borçluya on beş günlük süre verir (İİK m.111/a).

Bu yolda bedelin bir tabanı vardır: satış bedeli, malın muhammen kıymetinin yüzde doksanına karşılık gelen miktar ile o malla güvence altına alınan ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından hangisi fazlaysa o miktardan ve ayrıca bu aşamaya kadar yapılan takip masraflarından az olamaz. Alıcı bedeli on beş günlük süre içinde dosyaya öderse icra müdürü dosyayı icra mahkemesine gönderir; mahkeme en geç on gün içinde dosya üzerinden kesin olarak karar verir. Kabul kararıyla mülkiyet alıcıya geçer ve tüm hacizler kaldırılır.

Bu düzenlemenin pratik değeri şudur: açık artırmada malın muhammen kıymetinin yüzde ellisi üzerinden satılabildiği bir sistemde, borçluya kendi malını yüzde doksan tabanıyla satma imkânı tanınmaktadır. Aradaki fark doğrudan borçlunun kalan borcunu etkiler.

Elektronik satış portalı ve e-ihale

Haczedilen malın satışı artık Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'ne entegre elektronik satış portalında açık artırmayla yapılır (İİK m.111/b). Sistemin işleyişi şöyledir:

  • Açık artırmada teklif verme süresi yedi gündür.
  • Teklif verenlerin kişisel bilgileri, artırma süresince sistemi işleten kamu görevlileri dışında hiç kimse tarafından görülemez.
  • Teklifler arasındaki fark, muhammen kıymetin binde beşinden ve her hâlde bin Türk lirasından az olamaz.
  • En yüksek teklifi veren, daha yüksek bir teklif gelmedikçe teklifini çekemez ve teminatını alamaz.
  • Artırmanın son on dakikasında yeni teklif verilirse süre üç dakika uzar; her yeni teklifte uzama tekrarlanır, ancak uzamaların toplamı bir saati geçemez.

Birinci ve ikinci artırmanın yapılacağı gün ve saat aralığı, artırmanın başlangıcından en az on beş gün önce ilan edilir. İkinci artırmanın başlangıcı, birincinin bitiminden itibaren bir ayı geçemez (İİK m.114).

İhalede yüzde elli kuralı ve bedelin ödenmesi

Birinci ve ikinci ihale, haczedilen malın muhammen kıymetinin yüzde ellisi üzerinden başlatılır (İİK m.115). İhalenin gerçekleşmesi için artırma bedelinin; muhammen kıymetin yüzde ellisi ile rüçhanlı alacakların toplamından hangisi fazlaysa onu ve ayrıca paraya çevirme ile paylaştırma masraflarını geçmesi gerekir. Değişiklikten önce ikinci artırmada uygulanan daha düşük oran kaldırılmış, iki artırma da aynı orana bağlanmıştır.

İhale alıcısı, ihalenin feshi talep edilmiş olsa dahi, artırma sonuç tutanağının ilanından itibaren yedi gün içinde satış bedelini nakden ödemek zorundadır (İİK m.130).

İhalenin feshi

İhaleye fesat karıştırıldığı, artırmaya hazırlık aşamasındaki işlemlerin hatalı olduğu veya ihaleye katılmayı engelleyen bir usulsüzlük bulunduğu iddiasıyla ihalenin feshi istenebilir. Talep icra mahkemesine yapılır (İİK m.134). İhale kesinleşinceye kadar taşınmazın ne şekilde muhafaza ve idare edileceğini icra dairesi belirler; ihale alıcısının talebi üzerine taşınmazı kullanan kişiden kira veya kullanım bedeli icra dairesine yatırılması istenebilir.

Satış rejiminde 2021 öncesi ve sonrası
Konu7343 sayılı Kanun'dan önceBugün
Satış isteme süresiTaşınırda 6 ay, taşınmazda 1 yılAyrım yok: hacizden itibaren 1 yıl
Borçlunun kendi malını satmasıBöyle bir yol yoktuKıymet takdirinin tebliğinden 7 gün içinde talep, 15 gün süre, %90 taban
Açık artırmanın yapılışıFiziksel artırma esas, elektronik teklif tamamlayıcıUYAP'a entegre elektronik satış portalı, 7 günlük teklif süresi
İhalenin başlangıç oranıArtırmaya göre değişen oranlarHer iki artırmada muhammen kıymetin %50'si
İhale bedelinin ödenmesiMehil verilebiliyorduSonuç tutanağının ilanından itibaren 7 gün, nakden
Çocuk teslimiİcra dairesi eliyle (İİK m.25, 25/a, 25/b)İİK'dan çıkarıldı; adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğü

İhtiyati Haciz: Dava Bitmeden Alacağı Güvenceye Almak

İhtiyati haciz, henüz kesinleşmemiş bir alacak için borçlunun mallarına geçici olarak el konulmasını sağlayan koruma tedbiridir. Amacı, yargılama veya takip sürerken borçlunun mallarını devretmesini, gizlemesini ya da kaçırmasını önlemektir. Karar icra mahkemesinden değil, esas hakkında görevli ve yetkili mahkemeden istenir.

Hangi alacaklar için istenebilir?

Kural olarak rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı ihtiyati haciz isteyebilir (İİK m.257/1). Buna karşılık vadesi gelmemiş borçlarda da iki hâlde ihtiyati haciz mümkündür:

  • Borçlunun belirli bir yerleşim yeri yoksa,
  • Borçlu taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa.

Bu iki hâlden biri nedeniyle ihtiyati haciz konulursa borç yalnızca o borçlu bakımından muaccel hâle gelir. "İhtiyati haciz yalnızca vadesi gelmiş alacaklar için istenebilir" şeklindeki genelleme bu nedenle eksiktir.

Teminat ve sonraki adımlar

İhtiyati haciz talep eden alacaklıdan kural olarak teminat alınır. Karar verildikten sonra alacaklının kanunda öngörülen süreler içinde takip veya dava yoluna geçmesi gerekir; aksi hâlde ihtiyati haciz kendiliğinden hükümsüz kalır. Haksız çıkan alacaklı, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu tedbir yüzünden uğradığı zararı tazminle yükümlüdür. Tedbirin geçici niteliği nedeniyle bu aşamada mal satılamaz; ihtiyati haciz ancak kesin hacze dönüştükten sonra paraya çevrilebilir.

İcra ve İflâs Suçları: Hangi Hâlde Hapis Var?

Türk hukukunda borcunu ödeyememek başlı başına suç değildir; borç için hapis cezası verilmez. Buna karşılık İcra ve İflâs Kanunu, takip sürecindeki belirli davranışları yaptırıma bağlamıştır. Bu yaptırımların bir kısmı tazyik hapsi, bir kısmı ise gerçek anlamda hapis cezasıdır ve ikisinin hukuki sonuçları farklıdır.

Tazyik hapsi bir ceza değil, yükümlülüğü yerine getirmeye zorlama aracıdır; yükümlülük yerine getirildiğinde kişi derhâl tahliye edilir ve adli sicile işlenmez. Hapis cezası ise suçun karşılığıdır ve borcun ödenmesiyle kendiliğinden ortadan kalkmaz.

Taahhüdü ihlal

İcra dairesinde alacaklının muvafakatiyle veya taksitle ödeme usulüne göre kararlaştırılan ödeme şartını makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin uygulanmasına başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar yatırması gereken meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini yeniden kesmesi hâlinde tazyik hapsine tekrar karar verilebilir (İİK m.340).

Nafaka hükmüne uymama

Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine hükmedilir. Kararın gereği yerine getirilirse borçlu tahliye edilir. Borçlunun nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması hâlinde, ileri sürdüğü sebepler dikkate alınarak tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir (İİK m.344).

Mal beyanında bulunmama

Bu, listedeki diğerlerinden farklı olarak gerçek bir hapis cezasıdır. Mal beyanında bulunmayan, beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer alan malı ya da onun yerine geçen değeri haciz veya iflâs sırasında göstermeyen borçlu, zarar gören alacaklının şikâyeti üzerine üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Borçlu, fiilinden alacaklının zarar görmediğini ispat ederse ceza verilmez (İİK m.337/a).

Borcumu ödersem hapisten kurtulur muyum?

Tazyik hapsi bakımından cevap evettir: taahhüdü ihlal ve nafaka hükmüne uymama hâllerinde yükümlülük yerine getirildiğinde infaza başlanmış olsa dahi tahliye gerçekleşir. Buna karşılık mal beyanında bulunmama gibi hapis cezası öngörülen suçlarda ödeme, cezayı kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Bu ayrım pratikte sıkça gözden kaçar ve iki durum aynı sanılır.

İcra ve iflâs suçlarında yaptırımlar
FiilYaptırımÖdeme sonucu etkiler mi?Dayanak
Ödeme şartını (taahhüdü) ihlal3 aya kadar tazyik hapsiEvet — tahliye edilirİİK m.340
Nafaka kararının gereğini yerine getirmeme3 aya kadar tazyik hapsiEvet — tahliye edilirİİK m.344
Mal beyanında bulunmama veya eksik beyan3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıHayır — cezayı kendiliğinden kaldırmazİİK m.337/a
Teslim edilen taşınmaza tekrar girmeHapis cezasıHayırİİK m.342
Çocuk teslimi emrine uymamaDisiplin hapsiArtık İİK'da değil — 5395 s. K. m.41/F

Çocuk Teslimi Artık İcra Dairesinin İşi Değil

Boşanma sonrasında çocuğun teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair mahkeme kararlarının yerine getirilmesi uzun yıllar boyunca icra daireleri eliyle yürütüldü. İcra ve İflâs Kanunu'nun 25, 25/a ve 25/b maddeleri bu işlemleri, 341. maddesi ise teslim emrine muhalefetin cezasını düzenliyordu.

Bu maddelerin tamamı 24 Kasım 2021 tarihli 7343 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır. Yerine 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'na eklenen yeni bir kısım geçmiştir. Bugün geçerli olan düzen şudur:

  • Çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair aile mahkemesi ilâm ve tedbir kararları, Adalet Bakanlığınca kurulan adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerince yerine getirilir (m.41/A). Müdürlük bulunmayan yerlerde bu görev, Bakanlıkça belirlenen hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünce yürütülür.
  • Yetkili birim, çocuğun yerleşim yeri müdürlüğüdür.
  • İşlemler icra memuru eliyle değil; psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı, çocuk gelişimci ve rehber öğretmen gibi uzmanlar marifetiyle, uzman bulunmayan yerlerde öğretmen eliyle gerçekleştirilir (m.41/A).
  • Yükümlü çocuğu rızasıyla teslim etmezse müdürlük teslim emri gönderir; emrin gereği yerine getirilmezse yaptırım disiplin hapsidir (m.41/B, m.41/F).
  • Müdürlüğün iş ve işlemlerine karşı şikâyet, icra mahkemesine değil, öğrenme veya tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde aile mahkemesine yapılır (m.41/E).

Neden önemli: Konuyla ilgili pek çok internet kaynağı hâlâ "çocuk teslimi emrine muhalefet davaları"nı icra mahkemesinde görülen işler arasında saymakta ve İİK m.341'e atıf yapmaktadır. Bu bilgiye dayanarak icra dairesine başvuran kişi, doğru mercie yönlendirilene kadar zaman kaybeder. Doğru adres, çocuğun yerleşim yerindeki adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğüdür.

Zamanaşımı ve Kaçırılmaması Gereken Süreler

İcra hukukunda iki ayrı zamanaşımı katmanı vardır. Birincisi alacağın kendisine ilişkin zamanaşımıdır ve alacağın türüne göre Borçlar Kanunu ya da Ticaret Kanunu'ndan gelir. İkincisi takip içi zamanaşımıdır: takip başladıktan sonra dosyada uzun süre işlem yapılmaması hâlinde işleyen süredir.

Alacağın zamanaşımı

Türk Borçlar Kanunu'na göre kanunda aksi öngörülmedikçe her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m.146). Buna karşılık kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi dönemsel edimler, konaklama ve yeme içme bedelleri, küçük sanat işleri ve perakende satışlardan doğan alacaklar, ortaklık ilişkisinden doğan alacaklar ile vekâlet, komisyon, acentelik ve eser sözleşmesinden doğan alacaklar beş yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m.147).

Kambiyo senetlerinde süreler daha kısadır. Poliçeyi kabul edene karşı ileri sürülecek istemler vadeden itibaren üç yılda; hamilin cirantalar ve düzenleyene karşı istemleri kural olarak bir yılda zamanaşımına uğrar (TTK m.749). Çekte hamilin cirantalar, düzenleyen ve diğer çek borçlularına karşı başvurma hakları ise ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yılda zamanaşımına uğrar (TTK m.814).

Takip içi zamanaşımı

İlâma dayanan takip, son işlemin üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (İİK m.39). Noter senedine dayanan takip ise senedin niteliğine göre Borçlar veya Ticaret Kanunu'ndaki sürelere tabidir. Zamanaşımı icra takibiyle kesilir ve alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar (TBK m.157). Borç bir senetle ikrar edilmiş veya mahkeme kararına bağlanmışsa, kesilmeden sonra işleyecek yeni süre her hâlde on yıldır (TBK m.156).

Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürerse icra mahkemesi bu iddiayı resmî belgelere dayanarak inceler ve icranın geri bırakılmasına ya da devamına karar verir (İİK m.71, m.33/a).

İcra takibinde kritik süreler
SüreNe içinBaşlangıçDayanak
3 günİstihkak iddiasına itirazİcra dairesinin bildirimindenİİK m.96
3 günGecikmiş itiraz başvurusuEngelin kalktığı gündenİİK m.65
5 günKambiyo takibinde şikâyet ve imza itirazıÖdeme emrinin tebliğindenİİK m.168
7 günÖdeme emrine itirazTebliğdenİİK m.62
7 günİcra dairesi işlemine şikâyetİşlemin öğrenilmesindenİİK m.16
7 günİlâmlı icrada ödeme süresiİcra emrinin tebliğindenİİK m.32
7 günRızaen satış için yetki talebiKıymet takdirinin tebliğindenİİK m.111/a
7 günİhale bedelinin ödenmesiSonuç tutanağının ilanındanİİK m.130
10 günKambiyo takibinde ödemeÖdeme emrinin tebliğindenİİK m.168
6 ayİtirazın kaldırılması talebiİtirazın tebliğindenİİK m.68
1 yılİtirazın iptali davasıİtirazın tebliğindenİİK m.67
1 yılİstirdat davasıÖdeme tarihindenİİK m.72
1 yılSatış istemeHaciz tarihindenİİK m.106
10 yılİlâma dayalı takipte zamanaşımıSon işlemdenİİK m.39

İcra Masrafları ve Avukatlık Ücreti

İcra takibinde iki ayrı kalem vardır ve bunlar birbirine karıştırılmamalıdır: devlete ödenen harç ve giderler ile avukata ödenen vekâlet ücreti.

Takip masrafları

Takip talebiyle birlikte başvurma harcı, alacak üzerinden hesaplanan peşin harç ve tebligat gideri yatırılır. Süreç ilerledikçe haciz, muhafaza, kıymet takdiri, ilan ve satış giderleri eklenir. Satış talebinde bulunurken kıymet takdiri ve satış giderlerinin tamamının peşin yatırılması zorunludur (İİK m.106/3). Harç oranları ve maktu tutarlar her yıl yeniden belirlendiğinden, işlem yapmadan önce güncel tarifenin kontrol edilmesi gerekir.

Bu giderler kural olarak alacaklı tarafından peşin karşılanır; takip başarıyla sonuçlandığında borçludan tahsil edilir. Takibin sonuçsuz kalması hâlinde ise yapılan masraf alacaklının üzerinde kalır. Bu nedenle küçük tutarlı alacaklarda takibin ekonomik olup olmadığı baştan değerlendirilmelidir.

Avukatlık ücreti nasıl belirlenir?

Avukatlık ücreti, avukat ile müvekkil arasındaki sözleşmeyle serbestçe kararlaştırılır; ancak bu serbestinin bir tabanı ve bir tavanı vardır. Taban, her yıl yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesidir; tarifenin altında ücret kararlaştırılamaz. Tavan ise Avukatlık Kanunu m.164/2'den gelir: yüzde oranı üzerinden kararlaştırılan ücret, dava değerinin veya hükmolunacak meblağın yüzde yirmi beşini aşamaz.

Ücretin nasıl belirleneceği dosyanın niteliğine göre değişir. Tek bir ödeme emrine itirazın değerlendirilmesi ile çok sayıda dosyanın sürekli takibi aynı ölçekte değildir. Bu nedenle ücret, işin kapsamı ve öngörülen süreç konuşulduktan sonra yazılı sözleşmeyle belirlenir.

Karşı taraf vekâlet ücreti

Takip veya dava lehe sonuçlandığında karşı tarafa yükletilen vekâlet ücreti, müvekkilin avukatına ödediği ücretten ayrı bir kalemdir ve tarifeye göre hesaplanır. Ekonomik durumu elverişli olmayanlar, bulundukları yer barosunun adli yardım bürosuna başvurabilir.

İcra Dosyanızı e-Devlet ve UYAP'tan Sorgulama

Hakkında icra takibi bulunup bulunmadığını öğrenmek isteyen herkes, e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı'na giriş yaparak dosya sorgulaması yapabilir. Sorgulama sonucunda dosya numarası, takibin hangi icra dairesinde yürüdüğü, alacaklı bilgisi ve dosyanın durumu görülebilir.

Ancak burada önemli bir sınır vardır: sistemde dosyanın görünmesi, tebligatın usulüne uygun yapıldığı anlamına gelmez ve süreleri kendiliğinden başlatmaz. Süreler kural olarak tebliğ tarihinden işler. Aynı şekilde dosyada görünen borç tutarı, işlemiş faiz ve masraflarla birlikte değişkendir; ödeme yapmadan önce güncel bakiyenin icra dairesinden teyit edilmesi gerekir. Dosyayı görüntülemek itiraz süresini uzatmaz; bu nedenle takip öğrenildiğinde ilk yapılması gereken tebligatın ne zaman yapıldığını tespit etmektir.

İflâs ve Konkordato: İcra Takibinden Farkı

İcra takibinde tek bir alacaklının alacağı için borçlunun belirli malları haczedilip satılır. İflâsta ise borçlunun bütün malvarlığı tasfiye edilir ve elde edilen değer bütün alacaklılara sıraya göre paylaştırılır. Bu nedenle iflâs, herkes hakkında değil yalnızca iflâsa tabi kişiler hakkında istenebilir; tacirler bu grubun tipik örneğidir.

İflâs yoluyla takipte yetkili merci borçlunun muamele merkezindeki icra dairesidir. Ancak iflâs davası bakımından kanun kesin bir kural koyar: iflâs davaları için yetki sözleşmesi yapılamaz ve dava mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılır (İİK m.154/son).

Konkordato ise borçlarını vadesinde ödeyemeyen ya da ödeyememe tehlikesi altında bulunan borçlunun, vade verilmek veya indirim yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek yahut muhtemel bir iflâstan kurtulmak için başvurduğu yoldur. Konkordato yalnızca borçlu tarafından değil, iflâs talebinde bulunabilecek alacaklılar tarafından da istenebilir. Görevli ve yetkili mahkeme, iflâsa tabi borçlular için muamele merkezindeki, iflâsa tabi olmayan borçlular için yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesidir (İİK m.285).

Aciz belgesi

Haciz yoluyla takipte alacağın tamamı tahsil edilemezse, kalan miktar için icra dairesi aciz vesikası düzenler ve alacaklıya verir; bir sureti borçluya gönderilir, bir nüshası da özel sicile kaydedilir. Bu belge hiçbir harç ve vergiye tabi değildir ve borcun ikrarını içeren senet niteliğindedir (İİK m.143). Aciz belgesi alacağın tahsil edildiği anlamına gelmez; borçlunun sonradan mal edinmesi hâlinde alacaklıya yeniden takip imkânı sağlayan bir dayanaktır.

Uygulamada En Sık Yapılan Hatalar

Aşağıdaki hataların ortak özelliği, hepsinin bir süreyle ilişkili olması ve fark edildiğinde çoğu zaman geri dönüşünün bulunmamasıdır. Bir icra hukuku avukatının dosyayı devraldığında öncelikle kontrol ettiği noktalar da bunlardır.

  • İtirazı mahkemeye yapmak. Genel haciz yolunda ödeme emrine itiraz icra dairesine yapılır. Mahkemeye verilen dilekçe itiraz sayılmaz ve yedi günlük süre bu sırada dolar.
  • Kambiyo takibini genel takip sanmak. Kambiyo senedine dayalı takipte itiraz süresi beş gündür, icra mahkemesine yapılır ve borca itiraz takibi kendiliğinden durdurmaz. Yedi günlük refleks burada hak kaybına yol açar.
  • Kısmî itirazda miktarı belirtmemek. Borcun bir kısmına itiraz ediliyorsa itiraz edilen miktar açıkça gösterilmelidir; aksi hâlde takip alacağın tamamı için devam eder.
  • İmza itirazını ayrıca belirtmemek. Senetteki imzanın kendisine ait olmadığı iddiası ayrıca ve açıkça bildirilmezse senet borçludan sadır sayılır.
  • Yanlış yolu seçmek. Elde kanunda sayılan belgelerden biri yokken icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemek, talep reddedilirken bir yıllık dava süresinin işlemesine yol açar.
  • Altı aylık süreyi kaçırmak. İtirazın kaldırılması süresi geçirilirse aynı alacak için yeniden ilâmsız takip yapılamaz.
  • Satış isteme süresini beklememek. Hacizden itibaren bir yıl içinde satış istenmezse haciz kalkar ve haczin kalkmasına sebep olan alacaklı muhafaza giderlerinden sorumlu olur.
  • Kıymet takdirine itiraz etmemek. Kıymet takdiri satışın tabanını belirler; tebliğden itibaren yedi gün içinde şikâyet edilmezse düşük değer üzerinden satış yapılabilir.
  • Rızaen satış imkânını hiç değerlendirmemek. Borçlu kıymet takdirinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde talep ederse malını yüzde doksan tabanıyla satabilecekken, açık artırmada yüzde elli üzerinden satış gerçekleşebilir.
  • Peşinen verilen haciz muvafakatini geçerli sanmak. Haczedilemeyen mal ve hakların haczine dair önceden yapılan anlaşmalar geçersizdir (İİK m.83/a).

İcra Hukuku Avukatı Ne Yapar?

İcra takibinde avukatla temsil zorunlu değildir; herkes kendi dosyasını takip edebilir, icra dairesinden bilgi alabilir ve takip başlatabilir. Ancak sürecin tamamı kısa ve hak düşürücü sürelere bağlı olduğundan, atılan adımın geri alınması çoğu zaman mümkün olmaz.

Bir icra hukuku avukatının alacaklı veya borçlu vekili sıfatıyla yürüttüğü işler şunlardır:

  • Alacağın niteliğine ve elde bulunan belgeye göre doğru takip yolunun belirlenmesi,
  • Yetkili icra dairesinin tespiti ve takip talebinin hazırlanması,
  • Ödeme emrine itiraz, gecikmiş itiraz ve şikâyet dilekçelerinin hazırlanması,
  • İtirazın kaldırılması talebi veya itirazın iptali davasının açılması,
  • Menfi tespit ve istirdat davalarının yürütülmesi,
  • Haciz, muhafaza ve kıymet takdiri işlemlerinin takibi; aşkın veya haczedilemez mal üzerindeki haczin kaldırılması,
  • Rızaen satış yetkisi talebi ve elektronik satış sürecinin takibi,
  • İhalenin feshi ve istihkak davaları,
  • İhtiyati haciz talebi ve tedbirin kesin hacze dönüştürülmesi,
  • Konkordato ve iflâs süreçlerinde alacaklı ya da borçlu tarafın temsili.

Ankara'da icra takibi

Ankara, icra dairesi sayısı ve dosya yoğunluğu bakımından ülkenin en büyük merkezlerinden biridir; bu yoğunluk, Ankara icra avukatı arayışına giren kişilerin ilk sorusunu da belirler: takip hangi icra dairesinde yürüyecek? Yetki kuralları şöyledir: borçlunun yerleşim yeri kural olarak yetkilidir, sözleşmeden doğan alacaklarda sözleşmenin ifa yeri de yetki doğurur. İlâmlı takipte ise ilâm herhangi bir icra dairesinde infaz edilebilir. Yetkisiz icra dairesinde başlatılan takipte borçlu, esasa ilişkin itirazıyla birlikte yetki itirazında da bulunabilir; bu itirazın sonradan ileri sürülmesi mümkün değildir.

Sıkça Sorulan Sorular

Ödeme emrine itiraz süresi kaç gündür ve nereye yapılır?

Genel haciz yolunda süre, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gündür ve itiraz icra dairesine dilekçeyle ya da sözlü olarak yapılır (İİK m.62). Mahkemeye yapılan itiraz sonuç doğurmaz. Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolunda ise durum farklıdır: süre beş gündür ve başvuru doğrudan icra mahkemesine yapılır.

İtiraz edersem takip durur mu?

Genel haciz yolunda süresinde yapılan itiraz takibi kendiliğinden durdurur ve bunun için gerekçe göstermek gerekmez (İİK m.66). Kambiyo senedine dayalı takipte ise itiraz takibi kendiliğinden durdurmaz; icra mahkemesi itirazı ciddi görürse takibin geçici olarak durdurulmasına ayrıca karar verir.

İtiraz süresini kaçırdım, yapabileceğim bir şey var mı?

Kusurunuz olmaksızın bir engel nedeniyle süresinde itiraz edememişseniz, engelin kalktığı günden itibaren üç gün içinde mazeretinizi gösteren delillerle birlikte icra mahkemesine başvurarak gecikmiş itirazda bulunabilirsiniz. Bu imkân paraya çevirme işlemi bitinceye kadar kullanılabilir (İİK m.65). Ayrıca borcun ödendiğini veya size süre verildiğini noterden onaylı ya da imzası ikrar edilmiş bir belgeyle ispat ederseniz, takibin iptalini her zaman icra mahkemesinden isteyebilirsiniz (İİK m.71).

İtirazın kaldırılması ile itirazın iptali arasındaki fark nedir?

İtirazın kaldırılması icra mahkemesinden istenir, altı aylık süreye tabidir ve yalnızca kanunda sayılan belgelerden birine sahip alacaklı bu yolu kullanabilir; inceleme belge üzerinden dar bir çerçevede yapılır. İtirazın iptali ise genel mahkemede açılan bir davadır, bir yıllık süreye tabidir, belge şartı yoktur ve alacak her türlü delille ispatlanabilir. İki yol birbirinin alternatifidir.

Emekli maaşıma haciz konulabilir mi?

Kural olarak hayır. 5510 sayılı Kanun m.93 uyarınca emekli aylıkları yalnızca Sosyal Güvenlik Kurumu'nun kendi alacakları ile nafaka borçları bakımından haczedilebilir. Bunun dışında haciz ancak borçlunun muvafakatiyle mümkündür; muvafakat bulunmadığında icra müdürü talebi reddeder. Sözleşme imzalanırken peşinen verilen bir onay ise geçerli sayılmaz. Vergi borcu, kanunda sayılan istisnalar arasında yer almaz.

Maaşımın ne kadarına haciz konulabilir?

Borçlu ve ailesinin geçimi için icra memurunca gerekli görülen miktar düşüldükten sonra kalan kısım haczedilebilir; ancak haczedilecek miktar maaşın dörtte birinden az olamaz (İİK m.83). Yani dörtte bir bir tavan değil tabandır. Birden fazla haciz varsa hacizler sıraya konur ve öndeki haczin kesintisi bitmeden sonrakine geçilmez; nafaka alacakları önceliklidir.

Evimdeki eşyalar haczedilebilir mi?

Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika ve süs eşyası dışında; borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireylerine ait kişisel eşya ile ailenin ortak kullanımına hizmet eden tüm ev eşyası haczedilemez (İİK m.82/3). Bu hüküm 2012 yılında değiştirilmiş ve koruma kapsamı genişletilmiştir; öncesindeki "lüzumlu eşya" ölçütüne dayanan uygulama geçerliliğini yitirmiştir.

Haczedilen malım ne zaman satılır?

Satış, alacaklı veya borçlu tarafından hacizden itibaren bir yıl içinde istenebilir (İİK m.106). Bu süre 2021 değişikliğiyle taşınır–taşınmaz ayrımı kaldırılarak tek bir süreye indirgenmiştir. Süre içinde satış istenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar. Satış talebiyle birlikte kıymet takdiri ve satış giderlerinin tamamının peşin yatırılması zorunludur.

Haczedilen malımı kendim satabilir miyim?

Evet. 2021'de eklenen düzenleme uyarınca borçlu, kıymet takdirinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde malının rızaen satışı için kendisine yetki verilmesini isteyebilir; icra müdürü cebrî satışı durdurarak on beş günlük süre verir. Bu yolda satış bedeli, muhammen kıymetin yüzde doksanına karşılık gelen miktar ile rüçhanlı alacaklar toplamından hangisi fazlaysa ondan ve takip masraflarından az olamaz (İİK m.111/a). Bedel süresinde yatırılırsa icra mahkemesinin kabul kararıyla mülkiyet alıcıya geçer ve tüm hacizler kalkar.

İcra ihalesi nasıl yapılıyor, artırmaya nasıl katılırım?

Açık artırma, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'ne entegre elektronik satış portalında yapılır (İİK m.111/b). Teklif verme süresi yedi gündür. Teklifler arasındaki fark muhammen kıymetin binde beşinden ve her hâlde bin liradan az olamaz. Artırmanın son on dakikasında teklif verilirse süre üç dakika uzar ve her yeni teklifte bu uzama tekrarlanır; uzamaların toplamı bir saati geçemez. Artırmanın gün ve saat aralığı, başlangıçtan en az on beş gün önce ilan edilir.

Borcumu ödersem hapisten kurtulur muyum?

Bu, yaptırımın türüne bağlıdır. Taahhüdü ihlal ve nafaka hükmüne uymama hâllerinde verilen yaptırım tazyik hapsidir; infaza başlanmış olsa dahi yükümlülük yerine getirildiğinde kişi tahliye edilir (İİK m.340, m.344). Buna karşılık mal beyanında bulunmama gibi hapis cezası öngörülen suçlarda ödeme cezayı kendiliğinden ortadan kaldırmaz (İİK m.337/a).

Çocuk teslimi için icra dairesine mi başvurmalıyım?

Hayır. İcra ve İflâs Kanunu'nun çocuk teslimine ilişkin 25, 25/a ve 25/b maddeleri ile 341. maddesi 24 Kasım 2021 tarihli 7343 sayılı Kanun'la yürürlükten kaldırılmıştır. Bu işler bugün, çocuğun yerleşim yerindeki adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğünce yürütülür (5395 sayılı Kanun m.41/A). Müdürlüğün işlemlerine karşı şikâyet, bir hafta içinde aile mahkemesine yapılır.

Hakkımda icra takibi olup olmadığını nasıl öğrenirim?

e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı'na giriş yaparak icra dosyası sorgulaması yapabilirsiniz. Ancak dosyanın sistemde görünmesi tebligatın usulüne uygun yapıldığı anlamına gelmez; süreler kural olarak tebliğ tarihinden işler. Dosyayı görüntülemek itiraz süresini uzatmaz, bu nedenle önce tebligatın ne zaman yapıldığı tespit edilmelidir.

İcra takibinde zamanaşımı süresi ne kadardır?

Alacağın türüne göre değişir. Kanunda aksi öngörülmedikçe genel süre on yıldır (TBK m.146); kira bedelleri, faizler, ücret gibi dönemsel edimler ile vekâlet ve eser sözleşmesinden doğan alacaklarda beş yıldır (TBK m.147). Kambiyo senetlerinde süreler daha kısadır; çekte başvurma hakları ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yılda zamanaşımına uğrar (TTK m.814). İlâma dayanan takip ise son işlemin üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (İİK m.39).

Ölmüş bir kişi hakkında icra takibi başlatılabilir mi?

Hayır. Takip başlatılabilmesi için karşı tarafın taraf ehliyetinin bulunması gerekir; ölümle bu ehliyet sona erer. Bu durumda takip mirasçılara yöneltilir. Ancak kanun mirasçılar bakımından bir bekleme öngörür: terekenin borçlarından dolayı takip, ölüm günüyle birlikte üç gün geri bırakılır; mirasçı mirası henüz kabul veya reddetmemişse Türk Medeni Kanunu'ndaki süreler geçinceye kadar takip geri kalır (İİK m.53). Miras reddedilmişse reddeden mirasçı hakkında takip yürütülemez.

İcra takibi için avukat tutmak zorunlu mu?

Hayır, zorunlu değildir. Herkes kendi dosyasını takip edebilir ve icra dairesinden bilgi alabilir; bir icra hukuku avukatıyla çalışmak kanuni bir şart değildir. Ancak icra hukukunda süreler kısadır ve çoğu hak düşürücü niteliktedir; kaçırılan bir süre sonradan telafi edilemeyebilir. Özellikle kambiyo takiplerinde beş günlük süre, itirazın kaldırılmasında altı aylık süre ve satış isteme süresi bakımından hata payı düşüktür.

Bu sayfada atıf yapılan mevzuat

Takibiniz hangi aşamada?

Bir icra hukuku avukatının dosyada ilk baktığı şey, hangi yolun hâlâ açık olduğudur ve bu, dosyanın bulunduğu aşamaya göre değişir: ödeme emri yeni tebliğ edilmişse itiraz gündemdedir, takip kesinleşmişse haciz ve satış süreleri işlemeye başlamıştır, kıymet takdiri yapılmışsa rızaen satış için yedi günlük pencere açılmıştır. Elinizdeki tebligat, ödeme emri veya kıymet takdiri raporu incelendiğinde hangi sürenin ne zaman dolacağı ve hangi başvurunun hâlâ yapılabileceği ortaya çıkar.

Av. Arb. Handan SAYAN ÖZGÜL
Av. Arb. Handan SAYAN ÖZGÜL Avukat & Arabulucu · Ankara Barosu Sicil No: 26867 Kızılırmak Mah. 1450. Sk. No:16/5 Hayat Plaza Kat: 2, Çankaya / Ankara

Yasal uyarı: Bu sayfada yer alan içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık somut olayın kendine özgü koşullarına göre ayrıca değerlendirilmelidir. İcra ve iflâs mevzuatındaki harç ve gider tarifeleri her yıl yeniden belirlendiğinden, işlem yapmadan önce güncel tutarların ve yürürlükteki düzenlemelerin bir avukata danışılarak teyit edilmesi önerilir.