Cinsel Suçlarda Mağdur Avukatı

Son güncelleme: Okuma süresi: 25 dakika

Cinsel suçlarda hukuki sürecin en zor kısmı çoğu zaman mahkeme salonu değildir; anlatmaya karar verilen andır. Kime, nereye, hangi sırayla anlatılacağı bilinmediğinde geçen her gün delil kaybına dönüşür. Bu sayfa da bu nedenle "suç nedir" tanımıyla değil, mağdurun elindeki somut karar başlıklarıyla kurulmuştur: nereye başvurulur, hangi süre işler, hangi belge alınır, hangi hak istem olmadan doğar.

Uygulamada en çok karıştırılan nokta şudur: cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçların tamamı şikâyete bağlı değildir. Basit cinsel saldırı ve cinsel taciz gibi suçlarda süreç mağdurun şikâyetiyle başlarken, nitelikli cinsel saldırıda ve çocuğun cinsel istismarında savcılık olayı öğrendiği anda kendiliğinden soruşturma başlatır. Bu ayrım, altı aylık şikâyet süresinin dosyanıza uygulanıp uygulanmayacağını doğrudan belirler.

İkinci sık hata, mağdurun kendisini hukuken "tanık" sanmasıdır. Ceza muhakemesinde mağdurun ayrı bir statüsü, o statüye bağlı olarak da delil toplanmasını isteme, dosyayı inceletme, davaya katılma, karara itiraz etme ve belirli hâllerde ücretini devletin karşıladığı bir vekil talep etme hakkı vardır. Bu haklar kendiliğinden hatırlatılmaz; kullanılmadığında dosya, mağdurun beyanı dışında hiçbir katkı almadan ilerler.

Aşağıda cinsel saldırı, çocuğun cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki ve cinsel taciz suçlarının ayrımını, şikâyet ve zamanaşımı sürelerini, delillerin nasıl korunacağını, takipsizlik kararına itiraz yolunu, 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma tedbirlerini ve bir cinsel suçlarda mağdur avukatının süreçte hangi işleri üstlendiğini ele alıyoruz.

Kısaca Özet
  • Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar Türk Ceza Kanunu'nun 102, 103, 104 ve 105. maddelerinde düzenlenmiştir; her birinin şikâyet rejimi ve cezası farklıdır.
  • Nitelikli cinsel saldırı ve çocuğun cinsel istismarı şikâyete bağlı değildir — savcılık olayı öğrendiğinde resen soruşturur, şikâyetten vazgeçmek dosyayı kapatmaz.
  • Şikâyete bağlı suçlarda süre, fiilin ve failin öğrenildiği günden itibaren altı aydır (TCK m.73).
  • Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma yoluna gidilemez (CMK m.253/3); "anlaşıp kapatma" seçeneği hukuken yoktur.
  • Mağdur, vekili yoksa baro tarafından ücretsiz vekil görevlendirilmesini isteyebilir; mağdur çocuk ya da meramını anlatamayacak durumdaysa istem aranmaksızın vekil atanır (CMK m.234, m.239).
  • Adli muayene için mağdurun rızası varsa ayrıca karar alınması gerekmez; rıza yoksa hâkim veya savcı kararı aranır (CMK m.76).
  • Takipsizlik (kovuşturmaya yer olmadığına dair) kararına, tebliğden itibaren 15 gün içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edilir (CMK m.173).
  • Ceza davası tazminat vermez; maddi ve manevi tazminat ayrı bir hukuk davasının konusudur ve ceza zamanaşımı daha uzunsa o süre uygulanır.
  • Çocuklara karşı üstsoy veya üzerlerinde nüfuzu olan kişilerce işlenen suçlarda zamanaşımı, çocuk 18 yaşını doldurduğunda işlemeye başlar (TCK m.66).

Cinsel Suçlarda Mağdur Avukatı Ne Yapar?

Ceza muhakemesinde şüpheli ve sanığı savunan avukata müdafi, mağduru ve suçtan zarar göreni temsil eden avukata vekil denir. Halk arasında "cinsel suçlar avukatı" olarak anılan kavram, hukuken bir uzmanlık dalı değildir; Türk hukukunda avukatlık mesleğinde resmî bir branşlaşma bulunmaz. Uygulamada bu ifade, ceza dosyalarıyla yoğun biçimde çalışan avukatları tanımlamak için kullanılır.

Bir cinsel suçlarda mağdur avukatının işi, dosyaya "taraf olmak"tan ibaret değildir. Cinsel suç dosyalarında delil çoğu zaman kendiliğinden dosyaya girmez; istenmesi, korunması ve zamanında talep edilmesi gerekir. Mağdur vekilinin süreçteki somut işleri şunlardır:

  • Başvurunun doğru mercie ve doğru içerikle yapılması. Şikâyet dilekçesindeki eksik anlatım, sonradan "beyanda çelişki" olarak karşınıza çıkabilir.
  • Delil taleplerinin süresinde verilmesi. Kamera kayıtlarının saklama süresi çoğu sistemde birkaç haftadır; HTS kayıtları, baz istasyonu verisi ve dijital içerik zamanla erişilemez hâle gelir.
  • Adli muayene ve rapor sürecinin yönetilmesi, raporun eksik veya yoruma açık kaldığı hâllerde ek rapor ya da Adli Tıp Kurumu'ndan görüş istenmesi.
  • Koruma ve önleyici tedbir taleplerinin (6284 sayılı Kanun) ceza soruşturmasından bağımsız olarak yürütülmesi.
  • Davaya katılma (müdahillik) talebinin zamanında yapılması — katılma olmadan kanun yollarına başvurma hakkı doğmaz.
  • Takipsizlik veya beraat hâlinde itiraz ve istinaf yollarının süresinde kullanılması.
  • Ceza dosyasındaki tespitlerin, ayrıca açılacak maddi ve manevi tazminat davasına dayanak oluşturacak biçimde kayda geçirilmesi.

Bu ofisin çalışma tercihi: Av. Arb. Handan SAYAN ÖZGÜL, cinsel suç dosyalarında prensip olarak sanık müdafiliği üstlenmemekte, yalnızca mağdur vekilliği yapmaktadır. Mesleğe başladığı dönemden itibaren çeşitli kadın platformlarında gönüllü olarak kadın ve çocuk vekilliği yürütmüştür. Genel ceza yargılamasının işleyişi için Ankara Ceza Avukatı sayfasına bakabilirsiniz.

Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Dört Suç Tipi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, cinsel dokunulmazlığa karşı suçları dört başlıkta düzenler. Ayrım rastgele değildir: fiilin niteliği, mağdurun yaşı ve rızanın hukuken geçerli sayılıp sayılmadığı, hem suçun adını hem de cezasını değiştirir.

Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar — genel çerçeve
SuçMaddeFiilin özüKanuni ceza aralığı
Cinsel saldırı (sarkıntılık)TCK m.102/1Temas sarkıntılık düzeyinde kalır2–5 yıl hapis
Cinsel saldırı (basit)TCK m.102/1Vücut dokunulmazlığını ihlal eden cinsel davranış5–10 yıl hapis
Cinsel saldırı (nitelikli)TCK m.102/2Vücuda organ veya sair cisim sokulması12 yıldan az olmamak üzere hapis
Çocuğun cinsel istismarıTCK m.103/1Çocuğa yönelik cinsel davranış8–15 yıl (sarkıntılıkta 3–8 yıl)
Çocuğun cinsel istismarı (nitelikli)TCK m.103/2Vücuda organ veya sair cisim sokulması16 yıldan az olmamak üzere hapis
Reşit olmayanla cinsel ilişkiTCK m.10415 yaşını bitirmiş çocukla cebir/tehdit/hile olmaksızın cinsel ilişki2–5 yıl hapis
Cinsel tacizTCK m.105Fiziksel temas olmaksızın cinsel amaçlı rahatsız etme3 ay–2 yıl hapis veya adlî para cezası

Not: Tablodaki aralıklar kanunun temel hâllerine ilişkindir. Nitelikli hâller (mağdurun kendini savunamayacak durumda olması, nüfuzun kötüye kullanılması, hısımlık ilişkisi, silahla veya birden fazla kişiyle işlenme gibi) bu cezaların artırılmasını gerektirir. Somut dosyada uygulanacak alt ve üst sınır, fiilin niteliğine ve yürürlükteki güncel kanun metnine göre belirlenir.

Cinsel Saldırı (TCK m.102)

Cinsel saldırı, bir kimsenin iradesi dışında, cinsel amaçla vücut dokunulmazlığının ihlal edilmesidir. Suçun oluşması için fiziksel temas şarttır; temas yoksa fiil cinsel taciz kapsamında değerlendirilir.

Temasın sarkıntılık düzeyinde kalması, yani ani, kesintili ve süreklilik göstermeyen davranışlarla sınırlı olması hâlinde daha düşük bir ceza öngörülmüştür. Dokunma, öpme, sarılma gibi davranışlar somut olayın koşullarına göre bu kapsamda değerlendirilebilir.

Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle işlenmesi hâlinde nitelikli cinsel saldırı söz konusu olur; toplumda "tecavüz" olarak anılan suç budur. Burada failin cinsel arzularını tatmin amacı taşıması aranmaz — mağdurun vücut bütünlüğüne yönelen ihlalin kendisi suçu oluşturur. Suçun eşe karşı işlenmesi hâlinde ise soruşturma ve kovuşturma mağdurun şikâyetine bağlıdır.

Çocuğun Cinsel İstismarı (TCK m.103)

Kanun, çocuğa yönelik cinsel davranışları ayrı ve daha ağır bir suç tipi olarak düzenler. Cinsel istismar deyimi iki durumu kapsar:

  • 15 yaşını tamamlamamış ya da tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış. Burada rıza hukuken geçerli sayılmaz.
  • Diğer çocuklara karşı yalnızca cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar.

Mağdurun 12 yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza için ayrıca alt sınırlar öngörülmüştür. Suç, kural olarak şikâyete bağlı değildir.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki (TCK m.104)

Cebir, tehdit ve hile bulunmaksızın, 15 yaşını bitirmiş bir çocukla cinsel ilişkiye girilmesi bu madde kapsamındadır. Suç şikâyete bağlıdır; ancak fail ile mağdur arasında evlenme yasağı bulunuyorsa ya da fail, çocuğun bakımını üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi içinde bulunan kişi ise şikâyet aranmaz ve ceza belirgin biçimde ağırlaşır.

Cinsel Taciz (TCK m.105)

Cinsel taciz, fiziksel temas olmaksızın, cinsel amaçla mağdurun rahatsız edilmesidir. Mesaj göndermek, ısrarla aramak, mağdurun karşısına çıkmak, cinsel içerikli söz söylemek bu kapsamda değerlendirilebilir. Suçun temel hâli şikâyete bağlıdır ve karşılığında hapis cezası ya da adlî para cezası öngörülmüştür. Fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde ceza artar.

Maddede sayılan nitelikli hâller —kamu görevinin, hizmet ilişkisinin veya aile içi ilişkinin sağladığı kolaylıktan yararlanılması, aynı iş yerinde çalışmanın sağladığı kolaylık, posta ve elektronik haberleşme araçlarının kullanılması, teşhir suretiyle işlenmesi gibi— cezayı artırır. Bu nitelikli hâller bakımından şikâyet şartı aranmaz. Mağdurun bu fiil nedeniyle işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalması ise ayrıca bir alt sınır doğurur.

Israrlı takip ayrımı: Cinsel amaç taşımayan ancak ısrarla sürdürülen takip, temas kurma girişimi veya iletişim araçlarıyla rahatsız etme fiilleri, 2022 yılında Türk Ceza Kanunu'na eklenen ısrarlı takip suçu (m.123/A) kapsamında değerlendirilir. Aynı olay dizisi hem cinsel taciz hem ısrarlı takip unsurları taşıyabilir; hangi maddeden soruşturma yürütüleceği başvurudaki anlatıma göre şekillenir.

Hangisi Şikâyete Bağlı, Hangisi Resen Soruşturulur?

Bu ayrım, cinsel suç dosyalarında en sık yanlış bilinen konudur. Yaygın anlatımın aksine "cinsel saldırı suçu şikâyete bağlıdır" demek doğru değildir. Şikâyet şartı fiilin niteliğine göre değişir ve bu fark, dosyanızda altı aylık sürenin işleyip işlemediğini belirler.

Şikâyet rejimi — suç tipine göre
FiilŞikâyete bağlı mı?Pratik sonucu
Basit cinsel saldırı ve sarkıntılık (m.102/1)Evet6 aylık süre işler; şikâyetten vazgeçilirse dosya düşer
Nitelikli cinsel saldırı (m.102/2)Hayır (eşe karşı işlenmesi hâli hariç)Savcılık öğrendiği anda resen soruşturur; süre sınırı zamanaşımıdır
Çocuğun cinsel istismarı (m.103)HayırResen soruşturulur; vazgeçme dosyayı kapatmaz
Çocuğun cinsel istismarı — sarkıntılık düzeyinde ve failin de çocuk olmasıEvetMağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyeti aranır
Reşit olmayanla cinsel ilişki (m.104/1)EvetEvlenme yasağı veya koruyucu aile ilişkisi varsa şikâyet aranmaz
Cinsel taciz — temel hâl (m.105/1)Evet6 aylık süre işler
Cinsel taciz — nitelikli hâller (m.105/2)HayırResen soruşturulur

Sıkça atlanan şart: Çocuğun cinsel istismarında sarkıntılık düzeyinde kalan fiil için şikâyet aranması, yalnızca failin de çocuk olması hâlinde geçerlidir. Yetişkin bir failin çocuğa yönelik sarkıntılık fiili şikâyete bağlı değildir ve resen soruşturulur. Bu şart, konuyu anlatan pek çok kaynakta eksik aktarılmaktadır.

Altı Aylık Şikâyet Süresi Nasıl Hesaplanır?

Şikâyete bağlı suçlarda süre, olayın gerçekleştiği günden değil, mağdurun fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden itibaren altı aydır (TCK m.73). Failin kimliği başlangıçta bilinmiyorsa süre, kimliğin öğrenildiği anda işlemeye başlar.

Süre kaçırıldığında soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Ancak bu, olayın hukuken tamamen sonuçsuz kaldığı anlamına gelmez: fiil aynı zamanda resen soruşturulan bir suç tipine giriyorsa süre engel oluşturmaz; ayrıca haksız fiile dayalı tazminat talebi kendi zamanaşımı süresine tabidir.

Şikâyetten Vazgeçmenin Sonucu

Şikâyete bağlı suçlarda soruşturma aşamasında şikâyetten vazgeçilirse kovuşturmaya yer olmadığına, kovuşturma aşamasında vazgeçilirse davanın düşmesine karar verilir. Vazgeçme kural olarak geri alınamaz.

Buna karşılık resen soruşturulan suçlarda vazgeçme dosyayı sona erdirmez; savcılık ve mahkeme, mağdurun iradesinden bağımsız olarak yargılamayı sürdürür. Aile veya çevre baskısı altında verilen vazgeçme beyanlarının bu suçlarda sonuç doğurmamasının nedeni budur.

Cinsel Suçlarda Uzlaştırma Yapılamaz

Ceza Muhakemesi Kanunu, belirli suçlarda tarafların bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşmasına ve dosyanın bu yolla sonuçlandırılmasına imkân tanır. Ancak kanun, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçları bu kapsamın tamamen dışında bırakmıştır: soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile bu suçlarda uzlaştırma yoluna gidilemez (CMK m.253/3).

Bunun pratikteki karşılığı önemlidir. Cinsel suç dosyalarında:

  • Fail ile mağdurun "anlaşarak" dosyayı kapatması hukuken mümkün değildir.
  • Uzlaştırma bürosuna gönderme kararı verilemez; verilmişse buna itiraz edilebilir.
  • Para ödenmesi karşılığında şikâyetten vazgeçme yönündeki talepler, şikâyete bağlı suçlarda dahi dosyanın uzlaştırmayla sonuçlanması anlamına gelmez.

Bu noktada mağdurun baskı altına alındığı hâllerde, ayrıca tehdit veya şantaj suçlarının oluşup oluşmadığı da değerlendirilmelidir.

Şikâyet Nasıl Yapılır? Adım Adım

Başvurunun hangi kapıdan yapıldığı sonucu değiştirmez; kolluk birimine yapılan başvuru da savcılığa iletilir. Belirleyici olan, başvurunun ne kadar erken yapıldığı ve delilin o esnada hâlâ elde edilebilir durumda olup olmadığıdır.

Başvuru kanalları ve öne çıkan noktalar
KanalNasıl işlerDikkat
Cumhuriyet başsavcılığıDilekçeyle doğrudan başvuru; soruşturma numarası aynı gün oluşurDilekçede olay tarih ve saatinin, varsa tanıkların yazılması gerekir
Polis merkezi / jandarmaİhbar ve şikâyet tutanağı düzenlenir, dosya savcılığa gönderilirTutanağı imzalamadan önce mutlaka okuyun; eksik yazılan husus sonradan çelişki sayılabilir
112 acil çağrıDevam eden veya yeni gerçekleşmiş olaylarda ilk müdahale ve olay yeri tespiti sağlarOlay yeri incelemesi, sonradan elde edilmesi imkânsız delilleri kayda geçirir
Hastane / acil servisSağlık kuruluşu adli vakayı bildirmekle yükümlüdür; adli rapor düzenlenirMuayeneden önce duş almak, kıyafet değiştirmek ve yıkamak biyolojik izleri ortadan kaldırır
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı birimleri / ALO 183Koruma ve barınma tedbirlerine yönlendirme yapılırCeza soruşturmasının yerine geçmez, onunla birlikte yürür

Başvuruda Ne Anlatılmalı?

Şikâyet dilekçesi bir edebiyat metni değildir; savcılığın hangi delili nereden isteyeceğini gösteren bir yol haritasıdır. Şu başlıklar somut biçimde yer almalıdır:

  • Zaman ve mekân: olayın tarihi, mümkünse saati ve adresi. Kamera kaydı talebinin dayanağı budur.
  • Fiilin anlatımı: ne yapıldığı, temas olup olmadığı, sözlerin içeriği. Hukuki niteleme savcılığa aittir; sizden beklenen olayın kendisidir.
  • Fail bilgisi: kimlik biliniyorsa adı, bilinmiyorsa eşkâl, kullanılan telefon numarası veya hesap adı.
  • Tanıklar: olayı gören, sonrasında durumu bilen ya da mağdurun anlattığı kişiler.
  • Eldeki deliller: mesajlar, çağrı kayıtları, rapor, kıyafet, fotoğraf.
  • Talepler: kamera kayıtlarının istenmesi, HTS kayıtlarının celbi, adli muayene, koruma tedbiri.

Mağdurun Kanunla Tanınan Hakları

Ceza Muhakemesi Kanunu, mağdura ve şikâyetçiye ayrı bir statü tanır. Bu haklar dosyaya kendiliğinden yansımaz; kullanılmadıkları sürece soruşturma, mağdurun ilk beyanı dışında hiçbir katkı almadan ilerler. Bir cinsel suçlarda mağdur avukatı ile çalışmanın en somut karşılığı, aşağıdaki hakların her birinin zamanında ve yazılı olarak kullanılmasıdır.

Mağdurun soruşturma ve kovuşturma evresindeki hakları (CMK m.234)
EvreHakNe işe yarar
SoruşturmaDelillerin toplanmasını istemeKamera, HTS, tanık ve rapor talepleri dosyaya yazılı olarak girer
Vekil aracılığıyla dosyayı inceletmeHangi delilin toplandığını, hangisinin eksik kaldığını görürsünüz
Vekili yoksa baro tarafından vekil görevlendirilmesini istemeÜcret devlet tarafından karşılanır
Takipsizlik kararına itirazDosyanın yeniden değerlendirilmesini sağlar
KovuşturmaDuruşmadan haberdar edilmeCelse tarihlerini takip edebilirsiniz
Kamu davasına katılma (müdahillik)Taraf sıfatı kazandırır; kanun yolu hakkının ön şartıdır
Tanık davetini ve belge örneği istemeSavunmanın iddialarına karşı delil sunulmasını sağlar
Kanun yollarına başvurmaYalnızca davaya katılmış olmak koşuluyla kullanılabilir

Ücreti Devletçe Karşılanan Vekil Hangi Hâllerde Atanır?

İki ayrı durum vardır ve karıştırılmamalıdır:

  • İstem üzerine: Mağdur veya şikâyetçi, vekili bulunmuyorsa baro tarafından kendisine bir avukat görevlendirilmesini isteyebilir. Cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda bu talep, davaya katılan bakımından da geçerlidir (CMK m.239).
  • İstem aranmaksızın: Mağdur 18 yaşını doldurmamışsa, sağır veya dilsiz ise ya da meramını ifade edemeyecek derecede malûl ise ve bir vekili de yoksa, talep beklenmeksizin vekil görevlendirilir.

Bu görevlendirmede avukatlık ücreti mağdurdan alınmaz. Ayrıca ekonomik durumu elverişli olmayanlar, ceza dosyasından bağımsız olarak baronun adli yardım bürosuna da başvurabilir.

Davaya Katılma Neden Kritik?

Mağdur, ilk derece mahkemesindeki kovuşturmanın her aşamasında, hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduğunu bildirerek kamu davasına katılabilir. Katılma talebi kabul edildiğinde mağdur katılan sıfatını kazanır.

Bu sıfatın en somut sonucu şudur: davaya katılmamış mağdur, beraat kararına karşı istinaf yoluna başvuramaz. Dosyanın esasını değiştirebilecek bir hata bulunsa dahi, katılma talebi zamanında yapılmamışsa mağdurun elinde başvurabileceği bir kanun yolu kalmaz. Uygulamada hak kaybının en sık yaşandığı nokta burasıdır.

İfade Süreci: Adli Görüşme Odası ve Çocuk İzlem Merkezi

Cinsel suç dosyalarında mağdurun olayı defalarca anlatmak zorunda kalması, hem psikolojik olarak yıpratıcıdır hem de beyanlar arasında küçük farklar doğurarak savunmaya "çelişki" argümanı sağlar. Kanun koyucu bu nedenle özel bir usul öngörmüştür.

Adli Görüşme Odası (AGO)

Adli görüşme odaları, mağdurun beyanının uzman eşliğinde, kamera kaydı alınarak ve sanıkla aynı ortamda bulunmaksızın alınmasına imkân veren birimlerdir. Ceza Muhakemesi Kanunu, işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş mağdurun ve mağdur çocukların beyanının kural olarak bir defa alınmasını düzenlemiş; bu kişilerin dinlenmesinde adli görüşme odalarının kullanılmasını öngörmüştür (CMK m.236).

Bu usulün iki sonucu vardır: mağdur aynı olayı tekrar tekrar anlatmak zorunda kalmaz ve alınan görüntülü kayıt, sonraki aşamalarda beyanın kendisi olarak dosyada kullanılır.

Çocuk İzlem Merkezi (ÇİM)

Cinsel istismar mağduru çocuklar bakımından, adli ve tıbbi işlemlerin tek bir merkezde toplanması amacıyla Sağlık Bakanlığı bünyesinde Çocuk İzlem Merkezleri kurulmuştur. Çocuğun ifadesi, muayenesi ve gerekli değerlendirmeler burada, konunun uzmanı personel eşliğinde yürütülür.

Amaç, çocuğun karakol, hastane, savcılık ve mahkeme arasında dolaştırılmasının ve olayı her aşamada yeniden anlatmasının önüne geçmektir. Bu nedenle çocuğun istismara uğradığı yönünde bir şüphe doğduğunda, olayı çocuğa ayrıntılı biçimde sorgulatmak yerine doğrudan yetkili birimlere başvurulması önerilir; yönlendirici sorularla alınan ev içi anlatımlar, sonradan beyanın güvenilirliği tartışmasına konu olabilmektedir.

Deliller: Ne Toplanır, Nasıl Korunur?

Ceza yargılamasında suç, hukuka uygun olmak koşuluyla her türlü delille ispatlanabilir. Cinsel suç dosyalarının belirleyici özelliği, delillerin büyük bölümünün zamanla yok olmasıdır: biyolojik izler saatler içinde, kamera kayıtları haftalar içinde, dijital içerik ise silme veya hesap kapatma ile ortadan kalkabilir.

Delil türleri ve elde edilme koşulları
DelilNereden elde edilirKritik nokta
Adli muayene ve doktor raporuHastane, adli tıp birimiBiyolojik izler için ilk saatler belirleyicidir; muayene öncesi yıkanmamalıdır
Kıyafet ve eşyaMağdurun kendisiYıkanmadan, kâğıt torbada saklanmalı; naylon poşet iz bozar
Kamera kayıtlarıİş yeri, site, belediye, toplu taşımaSaklama süresi çoğu sistemde birkaç haftadır; talep gecikirse kayıt silinir
Mesaj, DM ve sosyal medya içeriğiMağdurun cihazıEkran görüntüsü tek başına zayıftır; cihazın kendisi ve numara/hesap bilgisi de sunulmalıdır
HTS ve baz istasyonu kayıtlarıOperatörden savcılık talebiyleFailin olay yerinde bulunduğunu ya da iletişim kurduğunu gösterir
Tanık beyanıOlayı gören veya sonrasını bilen kişilerMağdurun olay sonrası durumunu anlatan tanık da dosyaya katkı sağlar
Psikiyatrik değerlendirmeSağlık kuruluşu, Adli Tıp KurumuRuhsal etki, hem cezanın belirlenmesinde hem manevi tazminatta dayanak oluşturur

Adli Muayene ve Rıza

Adli muayene konusunda yaygın bir yanlış bilgi, "mağdurun rızası olmadan muayenenin hiçbir şekilde yapılamayacağı" yönündedir. Kanunun kurduğu denge farklıdır: mağdurun rızası varsa ayrıca karar alınmasına gerek yoktur; rıza bulunmuyorsa, sağlığı tehlikeye düşürmemek ve cerrahi müdahalede bulunmamak koşuluyla hâkim veya mahkeme kararıyla, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararıyla muayene yapılabilir (CMK m.76). Cinsel organlar veya anüs bölgesinde yapılan muayene de beden muayenesi sayılır.

Pratik sonuç şudur: muayeneye rıza göstermek mağdurun aleyhine değil, lehine bir adımdır. Rapor bulunmayan dosyalarda ispat yükü tamamen beyan ve dolaylı delillere kalır.

Ses ve Görüntü Kaydı Delil Olur mu?

Mağdurun, karşı tarafın bilgisi olmaksızın aldığı ses kaydının hukuka uygun sayılıp sayılmayacağı, kaydın hangi koşulda alındığına bağlıdır. Yargı uygulamasında benimsenen ayrım şu şekilde özetlenebilir:

  • Kabul edilme eğilimi olan hâl: Ani gelişen, bir daha delil elde etme imkânı bulunmayan bir olayda, kaybolma ihtimali olan mevcut delilin muhafazası amacıyla yapılan kayıt.
  • Hukuka aykırı sayılan hâl: Önceden planlanmış biçimde, sistematik olarak karşı tarafı kayda alma. Bu durumda kaydı alan kişi bakımından ayrıca haberleşmenin gizliliğini ihlal veya özel hayatın gizliliğini ihlal suçları gündeme gelebilir.

Bu nedenle elinizde bir kayıt varsa, sosyal medyada paylaşmak veya üçüncü kişilere göndermek yerine doğrudan dosyaya sunulması; ayrıca kaydın alındığı cihazın da muhafaza edilmesi gerekir.

Mağdur Beyanı Tek Başına Yeterli mi?

Cinsel suçlar çoğunlukla tanıksız ortamlarda işlenir; bu nedenle mağdurun beyanı dosyanın merkezindeki delildir. Ancak beyanın tek başına mahkûmiyete yeterli sayılması, yargı kararlarında belirli ölçütlere bağlanmıştır. Bu ölçütler dosyanızın güçlü ve zayıf yönlerini önceden görmenizi sağlar:

  • İç tutarlılık: Kolluk, savcılık ve mahkeme beyanları arasında olayın özüne ilişkin çelişki bulunmaması. Ayrıntıdaki farklılıklar tek başına belirleyici sayılmaz; çelişkinin fiilin kendisine ilişkin olması aranır.
  • Somutluk: Anlatımın genel ifadelerle değil, zaman, mekân ve ayrıntı içeren biçimde kurulmuş olması.
  • Hayatın olağan akışına uygunluk: Anlatılanın, olayın koşulları içinde makul biçimde gerçekleşebilir nitelikte olması.
  • Dolaylı delillerle örtüşme: Rapor, mesaj içeriği, konum verisi ya da tanık anlatımlarının beyanı desteklemesi.
  • Husumet bulunmaması: Taraflar arasında önceden gelen ve iftira saikini akla getirebilecek bir uyuşmazlığın olmaması. Husumetin varlığı beyanı kendiliğinden geçersiz kılmaz, ancak ayrıca değerlendirilmesini gerektirir.

Buradan çıkan pratik sonuç, ilk beyanın önemidir. Acele veya eksik alınmış bir ilk ifade, sonraki aşamalarda düzeltilmeye çalışıldığında "beyan değişikliği" olarak yorumlanabilmektedir.

Delil Yetersizliği ve Takipsizlik Kararına İtiraz

Soruşturma sonunda savcılık, kamu davası açılmasını gerektirecek yeterli şüphe bulunmadığı kanaatine varırsa kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (takipsizlik / KYOK) verir. Cinsel suç dosyalarında bu karar, çoğu zaman olayın gerçekleşmediği tespitine değil, delil düzeyinin yetersiz görülmesine dayanır.

Karar kesin değildir. Suçtan zarar gören, kararın kendisine tebliğinden itibaren 15 gün içinde, kararı veren savcının görev yaptığı yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir (CMK m.173).

İtirazın Sonuç Vermesini Sağlayan Nokta

İtiraz dilekçesinin "haksızlık" vurgusuyla değil, toplanmamış delille kurulması gerekir. Uygulamada sonuç alan itirazlar genellikle şu içeriktedir:

  • Talep edilmiş ancak celbedilmemiş kamera kaydı, HTS dökümü veya banka/konum verisi bulunması,
  • Dinlenmesi istenen tanığın hiç dinlenmemiş olması,
  • Adli rapordaki bulgunun değerlendirilmemesi ya da ek rapor alınmamış olması,
  • Şüphelinin savunmasındaki çelişkinin karşılaştırılmamış olması.

İtiraz kabul edilirse hâkimlik, savcılığa iddianame düzenlenmesi yönünde karar verir. Reddedilmesi hâlinde ise yalnızca yeni delil ortaya çıkması durumunda soruşturmanın yeniden açılması gündeme gelebilir. Bu nedenle itiraz aşaması, dosyanın son kez topluca değerlendirildiği aşamadır.

Anlatmakta zorlanıyorsanız, önce dinleyelim

Cinsel suç dosyalarında ilk günler delilin hâlâ elde edilebildiği tek dönemdir: kamera kayıtları silinmeden, rapor alınabilirken, mesajlar dururken atılacak adımlar dosyanın tamamını belirler. Görüşmeler kişiye özel yürütülür ve avukat-müvekkil ilişkisi sır saklama yükümlülüğü altındadır.

Mağdurun Korunması: 6284 Sayılı Kanun

Ceza soruşturmasının sonuçlanması aylar sürebilir. Bu süre boyunca mağdurun güvenliğini sağlayan araç, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'dur. Bu kanun kapsamındaki koruma ceza dosyasından bağımsızdır: şikâyette bulunulmamış olsa, soruşturma sürüyor olsa ya da takipsizlik verilmiş olsa dahi tedbir istenebilir.

6284 sayılı Kanun kapsamındaki başlıca tedbirler
Tedbir türüKimden istenirÖrnekler
Koruyucu tedbir (mülki amir)Kaymakamlık / valilikGeçici barınma, geçici maddi yardım, psikolojik ve hukuki rehberlik, geçici koruma
Koruyucu tedbir (hâkim)Aile mahkemesiKimlik ve ilgili bilgilerin değiştirilmesi, iş yerinin değiştirilmesi gibi tedbirler
Önleyici tedbir (hâkim)Aile mahkemesiŞiddet tehdidi içeren davranışta bulunmama, konuttan uzaklaştırma, yaklaşmama, iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme, silahın teslimi
Gecikmesinde sakınca bulunan hâlKolluk amiriBelirli önleyici tedbirlere derhâl karar verilebilir; karar en kısa sürede hâkim onayına sunulur

Başvuru için avukat zorunlu değildir ve harç alınmaz; delil ispatı da aranmaz — şiddet veya şiddet tehlikesinin varlığına ilişkin beyan yeterlidir. Tedbir kararı belirli bir süre için verilir ve gerektiğinde uzatılabilir, değiştirilebilir. Karara aykırı davranılması hâlinde zorlama hapsi uygulanır; bu, ceza davasından ayrı ve doğrudan işleyen bir yaptırımdır.

Uygulamada sıkça atlanan nokta, 6284 sayılı Kanun'un yalnızca evlilik ilişkisiyle sınırlı olmadığıdır. Şiddete uğrayan veya şiddet tehlikesi altındaki kişiler ile tek taraflı ısrarlı takibe maruz kalanlar da bu kapsamda korunur. Fail ile mağdur arasında herhangi bir akrabalık veya ilişki bulunması şart değildir.

Duruşmada Sanıkla Karşılaşmamak

Mağdurların en çok çekindiği aşama duruşmadır. Bu kaygıyı karşılayan usul kuralları mevcuttur, ancak bunlar çoğunlukla talep üzerine uygulanır:

  • Duruşmanın kapalı yapılması: Genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde mahkeme, duruşmanın tamamının veya bir kısmının kapalı yapılmasına karar verebilir. Cinsel suç yargılamalarında bu karar uygulamada sıkça verilmektedir. Sanığın çocuk olması hâlinde duruşma kapalı yapılır.
  • Sanığın salondan çıkarılması: Sanığın yüzüne karşı gerçeğin söylenemeyeceğinden endişe edilen hâllerde mahkeme, dinleme sırasında sanığın salon dışına çıkarılmasına karar verebilir. Mağdurun sanıkla yüz yüze gelmemesi bu yolla sağlanır.
  • SEGBİS ile dinlenme: Mağdurun başka bir yerde bulunması hâlinde beyanı ses ve görüntü aktarımı yoluyla alınabilir.
  • Önceki kaydın kullanılması: Adli görüşme odasında usulüne uygun alınmış görüntülü beyan varsa, mağdurun yeniden dinlenmesine kural olarak gerek kalmaz.
  • Yayın yasağı ve kimlik bilgilerinin korunması: Mağdurun kimliğini açığa çıkaracak yayınların yapılmaması, hem yasal düzenlemelerin hem de mahkeme kararlarının konusu olabilir.

Bu taleplerin duruşma gününü beklemeden, dilekçeyle önceden dosyaya sunulması gerekir. Duruşma salonunda sözlü olarak ileri sürülen istemler, hazırlık yapılmadığı için sonuçsuz kalabilmektedir.

Ceza Davasının Yanında Tazminat Davası

Sık karşılaşılan bir beklenti, ceza mahkemesinin mahkûmiyetle birlikte tazminata da hükmedeceğidir. Türk hukukunda böyle bir usul yoktur: ceza yargılaması failin cezalandırılmasını konu alır, mağdurun uğradığı zararın karşılanması ise ayrı bir hukuk davasının konusudur.

Cinsel suçlarda talep edilebilecek kalemler şunlardır:

  • Manevi tazminat: Kişilik haklarına yönelen ağır ihlal nedeniyle duyulan elem ve üzüntünün karşılığı. Cinsel suç dosyalarında talebin ağırlığını bu kalem oluşturur.
  • Maddi tazminat: Tedavi ve ilaç giderleri, psikoterapi masrafları, iş göremezlik nedeniyle uğranılan kazanç kaybı, ulaşım ve barınma giderleri gibi somut zararlar.
  • Belgelenebilir sürekli zararlar: Kalıcı bir sağlık sorunu doğmuşsa, bunun ileriye dönük etkileri de hesaba dâhil edilir.

Süre: Ceza Zamanaşımı Tazminat Talebini Uzatır

Haksız fiile dayalı tazminat davasında genel kural, zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıllık zamanaşımıdır. Ancak fiil aynı zamanda suç oluşturuyor ve ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa, o süre uygulanır.

Cinsel suçlarda ceza zamanaşımı çoğu hâlde on yılı aştığından, tazminat talebi de bu uzun süreye tabi olur. Yıllar önce yaşanmış bir olayda "artık geç kaldım" düşüncesiyle başvurudan vazgeçilmemesinin nedeni budur.

Nerede Açılır?

Tazminat davası asliye hukuk mahkemesinde görülür. Yetkili mahkeme, davalının yerleşim yeri mahkemesi olabileceği gibi; haksız fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de olabilir. Bu seçim hakkı, mağdurun kendi bulunduğu yerde dava açabilmesine imkân verir.

Ceza dosyasındaki tespitler tazminat davasının temel dayanağıdır. Bu nedenle ceza soruşturmasının, sonraki tazminat talebini de düşünerek yürütülmesi —özellikle psikiyatrik değerlendirme ve gider belgelerinin dosyaya girmesi— önem taşır. Tazminat sürecinin genel işleyişi için Ankara Tazminat Avukatı sayfasına bakabilirsiniz.

Cinsel Suçlarda Zamanaşımı

Dava zamanaşımı, belirli sürenin geçmesiyle soruşturma ve kovuşturmanın yapılamaz hâle gelmesidir. Bu konudaki en yaygın hata, sürenin cezanın alt sınırına göre hesaplandığının sanılmasıdır. Türk Ceza Kanunu, süreyi kanunda öngörülen cezanın üst sınırına göre belirler (TCK m.66).

Dava zamanaşımı — kanuni kademeler ve cinsel suçlara yansıması
Kanuni ceza (üst sınır)ZamanaşımıBu sayfadaki karşılığı
5 yılı geçmeyen hapis veya adlî para cezası8 yılSarkıntılık (m.102/1), reşit olmayanla cinsel ilişki temel hâli (m.104/1), cinsel taciz (m.105)
5 yıldan fazla, 20 yıldan az hapis15 yılBasit cinsel saldırı (m.102/1), nitelikli cinsel saldırı (m.102/2), çocuğun cinsel istismarı (m.103)
20 yıldan aşağı olmamak üzere hapis20 yılNitelikli hâllerin artırımıyla bu kademeye ulaşan fiiller
Müebbet hapis25 yıl
Ağırlaştırılmış müebbet hapis30 yılCinsel saldırı sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü

Süre hesabında iki nokta ayrıca belirleyicidir:

  • Nitelikli hâller hesaba dâhildir. Zamanaşımı belirlenirken, dosyadaki mevcut delillere göre suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur. Yani aynı suç, nitelikli hâl bulunduğunda bir üst kademeye geçebilir.
  • Kesilme hâlinde süre uzar. Soruşturma ve kovuşturma işlemleri zamanaşımını keser; kesilme hâlinde süre yeniden işlemeye başlar ancak kanunda öngörülen sınırı belirli bir oranda aşamaz.

Çocuklar bakımından özel kural: Çocuklara karşı üstsoy tarafından veya çocuk üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda zamanaşımı, olayın gerçekleştiği günden değil, çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar (TCK m.66). Bu kural, çocukluk döneminde yaşanan istismarın yıllar sonra da adli makamlara taşınabilmesini sağlar.

Şikâyet süresi ile zamanaşımı ayrı kavramlardır: şikâyete bağlı suçlarda altı aylık şikâyet süresi kaçırılırsa, zamanaşımı dolmamış olsa dahi soruşturma yapılamaz.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Cinsel suçlarda görevli mahkeme, suçun gerektirdiği cezaya göre belirlenir. Genel ölçüt şudur: on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara ağır ceza mahkemesinde, diğerlerine asliye ceza mahkemesinde bakılır.

Suç tipine göre görevli mahkeme
SuçGörevli mahkeme
Cinsel saldırı — sarkıntılık ve basit hâl (m.102/1)Asliye ceza mahkemesi
Cinsel saldırı — nitelikli hâl (m.102/2)Ağır ceza mahkemesi
Çocuğun cinsel istismarı (m.103)Ağır ceza mahkemesi
Reşit olmayanla cinsel ilişki — temel hâl (m.104/1)Asliye ceza mahkemesi
Reşit olmayanla cinsel ilişki — ağırlaştırılmış hâller (m.104/2-3)Ağır ceza mahkemesi
Cinsel taciz (m.105)Asliye ceza mahkemesi
Failin çocuk olduğu dosyalarÇocuk mahkemesi / çocuk ağır ceza mahkemesi

Yetkili mahkeme kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir. Mağdurun başka bir ilde bulunması dosyanın oraya taşınmasını sağlamaz; ancak beyanın bulunulan yerden ses ve görüntü aktarımıyla alınması talep edilebilir. Mahkeme yapısının bütünü için Ankara Ceza Avukatı sayfasındaki görev ve yetki bölümüne bakabilirsiniz.

Cinsel Suç Davaları Ne Kadar Sürer?

Kesin bir süre vermek mümkün değildir; dosyanın kapsamı, delil durumu ve mahkemenin iş yükü belirleyicidir. Uygulamada soruşturma aşaması birkaç ay ile bir yıl arasında, ilk derece yargılaması ise çoğunlukla bir ila üç yıl arasında sonuçlanmaktadır. İstinaf ve temyiz aşamaları bu süreye eklenir.

Süreyi uzatan başlıca etkenler şunlardır:

  • Adli Tıp Kurumu'ndan rapor beklenmesi,
  • Failin kimliğinin başlangıçta belirsiz olması ve tespit çalışmalarının sürmesi,
  • Yurt dışında veya başka bir şehirde bulunan tanıkların dinlenmesi için talimat yazılması,
  • Dosyada birden fazla sanık ya da birbirine bağlı birden fazla olay bulunması.

Buna karşılık koruma tedbirleri bu süreyi beklemez: 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir kararları çoğunlukla başvurunun yapıldığı gün ya da ertesi gün verilir.

İftira Riski ve Beyanın Tutarlılığı

Gerçekte gerçekleşmemiş bir fiil nedeniyle bir kişi hakkında adli makamlara başvurulması, iftira suçunu oluşturur (TCK m.267). Bu konunun mağdur açısından iki ayrı yönü vardır ve karıştırılmamalıdır.

Birincisi: Şikâyetin sonuçsuz kalması, takipsizlik veya beraat kararı verilmesi, kendiliğinden iftira anlamına gelmez. Delil yetersizliği nedeniyle verilen kararlar, olayın yaşanmadığının tespiti değildir. İftiradan söz edilebilmesi için, başvuran kişinin fiilin işlenmediğini bilerek hareket ettiğinin ortaya konması gerekir.

İkincisi: Buna rağmen, beyanın somut ve tutarlı olması yalnızca dosyanın kazanılması için değil, mağdurun kendisini koruması için de önemlidir. Abartılmış ya da hatırlanmayan kısımların doldurulduğu anlatımlar, savunma tarafından "beyanın güvenilir olmadığı" argümanına dönüştürülebilir. Hatırlanmayan bir ayrıntı için "hatırlamıyorum" demek, tahminde bulunmaktan her zaman daha güvenlidir.

Gerçek dışı suçlamaların ayrıca zararlı bir sonucu daha vardır: bu tür dosyalar, gerçekten istismara uğramış kişilerin beyanlarına yaklaşımı da olumsuz etkilemektedir.

Mağdur Tarafında En Sık Yapılan Hatalar

Aşağıdaki başlıklar, dosyanın esasına ilişkin bir sorun bulunmadığı hâlde sonucu değiştirebilen, uygulamada sık rastlanan hatalardır. Bir cinsel suçlarda mağdur avukatına erken başvurmanın değeri, çoğunlukla bu listedeki adımların zamanında atılmasından ibarettir:

  • Muayeneden önce yıkanmak, kıyafet değiştirmek ve yıkamak. En güçlü delil bu aşamada kaybedilir.
  • Kamera kaydını "nasılsa var" varsayıp talep etmemek. Kayıtların saklama süresi çoğu sistemde birkaç haftadır.
  • Mesajları silmek ya da hesabı kapatmak. Tacizi hatırlatan içeriği silme isteği anlaşılırdır; ancak silinen içerik dosyadan da çıkar.
  • İlk ifadeyi hazırlıksız vermek. Eksik ya da acele alınan ilk beyan, sonradan düzeltilmeye çalışıldığında çelişki olarak yorumlanabilir.
  • Tutanağı okumadan imzalamak. Yanlış yazılan bir cümle, sonraki aşamalarda "beyan değişikliği" tartışmasına dönüşür.
  • Davaya katılma talebini yapmamak. Katılan sıfatı kazanılmadan kanun yollarına başvurulamaz.
  • Takipsizlik kararını kesin sanmak. On beş günlük itiraz süresi çoğu zaman farkında olunmadan geçirilmektedir.
  • Koruma tedbirini ceza dosyasının sonucuna bağlamak. 6284 kapsamındaki tedbir, soruşturmadan bağımsız ve çok daha hızlı işler.
  • Olayı sosyal medyada paylaşmak. Fail hakkındaki paylaşımlar, delil değeri sağlamadığı gibi hakaret ya da özel hayatın gizliliğini ihlal iddialarına zemin oluşturabilir. Bu risk için hakaret davası sayfasındaki değerlendirmelere bakılabilir.
  • Aile veya çevre baskısıyla vazgeçmek. Resen soruşturulan suçlarda vazgeçme dosyayı zaten kapatmaz; ancak beyan değişikliği dosyayı zayıflatır.

Mağdur Vekilliğinde Avukatlık Ücreti

Ceza davalarında "dava değeri" bulunmadığından cinsel suçlarda mağdur avukatı ücreti, tazminat davalarındaki gibi oransal olarak değil maktu biçimde belirlenir. Ücreti çerçeveleyen iki kural vardır:

  • Alt sınır: Her yıl yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, iş türüne göre altına inilemeyecek tutarları gösterir.
  • Üst sınır: Avukatlık Kanunu m.164 uyarınca sözleşmeyle kararlaştırılan ücret, dava değerinin yüzde yirmi beşini aşamaz. Bu tavan, ceza dosyasına bağlı olarak açılan tazminat davası bakımından önem taşır.

Ücreti etkileyen unsurlar dosyanın kapsamı (soruşturma, kovuşturma ve kanun yolu aşamalarının tamamının mı yoksa bir bölümünün mü üstlenildiği), duruşma sayısı, dosyadaki sanık ve olay sayısı ile ayrıca tazminat davası açılıp açılmayacağıdır.

Üç noktanın ayrıca bilinmesi gerekir:

  • Ücretsiz vekil imkânı: Vekili bulunmayan mağdur, baro tarafından vekil görevlendirilmesini isteyebilir; belirli hâllerde bu görevlendirme talep aranmaksızın yapılır. Bu durumda ücret mağdurdan alınmaz.
  • Adli yardım: Ekonomik durumu elverişli olmayanlar baronun adli yardım bürosuna başvurabilir.
  • Karşı taraf vekâlet ücreti: Mahkûmiyet hâlinde, davaya katılan mağdur kendisini vekille temsil ettirmişse, tarifeye göre belirlenen vekâlet ücretine sanık aleyhine hükmedilir.

Ücretin sözleşmeyle ve yazılı olarak belirlenmesi, sonradan doğabilecek uyuşmazlıkları önler. Sonuca ilişkin taahhüt verilmesi ise meslek kurallarına aykırıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Cinsel saldırı suçu şikâyete bağlı mıdır?

Tamamı değildir. Basit cinsel saldırı ve sarkıntılık düzeyinde kalan fiiller (TCK m.102/1) şikâyete bağlıdır. Vücuda organ veya sair cisim sokulması suretiyle işlenen nitelikli cinsel saldırı (m.102/2) ise şikâyete bağlı değildir; savcılık olayı öğrendiği anda resen soruşturma başlatır. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâli istisnadır ve şikâyet aranır.

Şikâyet süresi ne kadar ve ne zaman başlar?

Şikâyete bağlı suçlarda süre altı aydır. Süre olayın gerçekleştiği günden değil, mağdurun fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden itibaren işlemeye başlar (TCK m.73). Failin kimliği sonradan öğrenilmişse süre o tarihte başlar.

Şikâyetimden vazgeçersem dava düşer mi?

Yalnızca şikâyete bağlı suçlarda düşer ve vazgeçme kural olarak geri alınamaz. Nitelikli cinsel saldırı ile çocuğun cinsel istismarı gibi resen soruşturulan suçlarda vazgeçme dosyayı sona erdirmez; yargılama devam eder.

Cinsel suçlarda uzlaşma yapılabilir mi?

Hayır. Ceza Muhakemesi Kanunu m.253/3 uyarınca, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma yoluna gidilemez. Taraflar anlaşarak dosyayı kapatamaz.

Delilim yok, yine de başvurabilir miyim?

Evet. Delil toplamak savcılığın görevidir; başvuru için elinizde delil bulunması şart değildir. Başvurudan sonra kamera kaydı, iletişim kayıtları, tanık beyanı ve adli rapor gibi deliller savcılık aracılığıyla toplanabilir. Erken başvuru, bu delillerin hâlâ elde edilebilir olmasını sağlar.

Mağdur beyanı tek başına mahkûmiyet için yeterli midir?

Mağdur beyanı cinsel suç dosyalarında merkezî delildir, ancak tek başına yeterli sayılması belirli ölçütlere bağlanmıştır: beyanın kendi içinde tutarlı ve somut olması, hayatın olağan akışına uygun düşmesi, dolaylı delillerle örtüşmesi ve taraflar arasında iftira saikini düşündüren bir husumet bulunmaması aranır.

Olaydan hemen sonra hastaneye gitmedim, dosyam düşer mi?

Hayır, başvuru hakkınız devam eder. Ancak biyolojik izlerin elde edilme ihtimali zamanla azaldığından, ispat büyük ölçüde beyan ve dolaylı delillere kalır. Bu durumda mesaj içerikleri, arama kayıtları, olay sonrası durumunuzu bilen tanıklar ve psikiyatrik değerlendirme dosyanın taşıyıcı unsurları hâline gelir.

Adli muayene rızam olmadan yapılabilir mi?

Rızanız varsa muayene için ayrıca karar alınması gerekmez. Rıza bulunmadığında ise sağlığı tehlikeye düşürmemek ve cerrahi müdahalede bulunmamak koşuluyla hâkim veya mahkeme kararıyla, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcılık kararıyla muayene yapılabilir (CMK m.76).

Ses kaydı veya ekran görüntüsü delil olarak kabul edilir mi?

Kaydın alınma koşuluna bağlıdır. Ani gelişen ve bir daha delil elde etme imkânı bulunmayan bir olayda, kaybolma ihtimali olan delilin korunması amacıyla yapılan kayıt kabul edilme eğilimindedir. Önceden planlanmış, sistematik kayıtlar ise hukuka aykırı sayılabilir ve kaydı alan yönünden ayrı suç oluşturabilir. Ekran görüntüsü tek başına zayıftır; cihazın kendisinin de sunulması gerekir.

Takipsizlik kararı verildi, ne yapabilirim?

Kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilirsiniz (CMK m.173). İtirazın sonuç vermesi için, hangi delilin talep edildiği hâlde toplanmadığının somut biçimde gösterilmesi gerekir. İtiraz kabul edilirse savcılığa iddianame düzenlenmesi yönünde karar verilir.

Avukat tutacak param yok, ne yapmalıyım?

Cinsel suçlarda mağdur avukatı ile çalışmak için mutlaka ücret ödemeniz gerekmez. Vekiliniz yoksa baro tarafından size ücreti devletçe karşılanan bir vekil görevlendirilmesini isteyebilirsiniz. Mağdurun on sekiz yaşını doldurmamış olması, sağır veya dilsiz olması ya da meramını ifade edemeyecek durumda bulunması hâlinde bu görevlendirme talep aranmaksızın yapılır. Ayrıca baronun adli yardım bürosuna başvurulabilir.

Davaya katılmak zorunda mıyım?

Zorunlu değildir, ancak katılmadığınızda beraat kararına karşı kanun yoluna başvurma hakkınız doğmaz. Katılma talebi, ilk derece mahkemesinde hüküm verilinceye kadar her aşamada yapılabilir; bu talep kabul edildiğinde katılan sıfatını kazanırsınız.

Duruşmada sanıkla yüz yüze gelmek zorunda mıyım?

Hayır. Sanığın yüzüne karşı gerçeğin söylenemeyeceğinden endişe edilen hâllerde mahkeme, dinleme sırasında sanığın salondan çıkarılmasına karar verebilir. Beyanınız ses ve görüntü aktarımı yoluyla da alınabilir; adli görüşme odasında usulüne uygun alınmış görüntülü beyan varsa yeniden dinlenmenize kural olarak gerek kalmaz. Bu taleplerin duruşmadan önce dilekçeyle sunulması gerekir.

Duruşma herkese açık mı yapılır?

Genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde mahkeme duruşmanın tamamının veya bir kısmının kapalı yapılmasına karar verebilir; cinsel suç yargılamalarında bu karar uygulamada sıkça verilmektedir. Sanığın çocuk olması hâlinde duruşma kapalı yapılır.

Çocuğumun istismara uğradığından şüpheleniyorum, ne yapmalıyım?

Çocuğa olayı ayrıntılı biçimde sorgulatmadan doğrudan savcılığa, kolluğa veya sağlık kuruluşuna başvurun. Yönlendirici sorularla alınan ev içi anlatımlar, sonradan beyanın güvenilirliği tartışmasına konu olabilmektedir. Çocuğun ifadesi ve muayenesi, uzman personel eşliğinde Çocuk İzlem Merkezi'nde yürütülür.

Çocuğa yönelik sarkıntılıkta şikâyet şartı var mı?

Yalnızca failin de çocuk olması hâlinde vardır; bu durumda mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyeti aranır. Failin yetişkin olduğu hâllerde çocuğa yönelik sarkıntılık şikâyete bağlı değildir ve resen soruşturulur. Bu şart, konuyu anlatan kaynaklarda sıkça eksik aktarılmaktadır.

Yıllar önce yaşanan bir olayı şimdi şikâyet edebilir miyim?

Suçun türüne bağlıdır. Şikâyete bağlı suçlarda altı aylık süre geçmişse soruşturma yapılamaz. Resen soruşturulan suçlarda ise sınır dava zamanaşımıdır ve bu süre çoğu hâlde on beş yıla ulaşır. Ayrıca çocuklara karşı üstsoy veya üzerlerinde nüfuzu olan kişilerce işlenen suçlarda zamanaşımı, çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar.

Ceza davası kazanılırsa tazminat da alınır mı?

Hayır. Ceza mahkemesi tazminata hükmetmez; maddi ve manevi tazminat ayrı bir hukuk davasının konusudur. Ceza dosyasındaki tespitler bu davanın dayanağını oluşturur. Fiil suç oluşturduğu ve ceza zamanaşımı daha uzun olduğu için, tazminat talebi de genel iki yıllık süreyle sınırlı kalmaz.

Fail yakınım, şikâyet edersem evden uzaklaştırılır mı?

Uzaklaştırma, ceza soruşturmasının sonucuna bağlı değildir. 6284 sayılı Kanun kapsamında müşterek konuttan uzaklaştırma, yaklaşmama ve iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme gibi önleyici tedbirler ayrıca istenebilir. Başvuru için avukat zorunlu değildir, harç alınmaz ve delil ispatı aranmaz; beyan yeterlidir.

Şikâyetçi olduğum kişi beni iftiradan şikâyet edebilir mi?

Şikâyetinizin takipsizlikle veya beraatle sonuçlanması tek başına iftira anlamına gelmez. İftira suçunun oluşması için, başvuran kişinin fiilin işlenmediğini bilerek hareket ettiğinin ortaya konması gerekir. Delil yetersizliğine dayanan kararlar, olayın yaşanmadığının tespiti değildir.

Ankara dışında yaşıyorum, dosyamı takip edebilir misiniz?

Dosya, suçun işlendiği yer mahkemesinde görülür ve bu yer değiştirilemez. Ancak beyanınızın bulunduğunuz yerden ses ve görüntü aktarımı yoluyla alınması talep edilebilir; dilekçe ve delil sunumu ile duruşma takibi de vekil aracılığıyla yürütülebilir.

Bu sayfada atıf yapılan mevzuat

Sürecin her aşamasında yanınızda bir vekil olsun

Bir cinsel suçlarda mağdur avukatının işi dilekçe yazmakla sınırlı değildir: hangi delilin ne zaman isteneceği, koruma tedbirinin ceza dosyasından ayrı nasıl yürütüleceği ve katılma talebinin ne zaman verileceği sürecin sonucunu belirler. Görüşmeler kişiye özel yürütülür; avukatın sır saklama yükümlülüğü meslek kurallarının en katı olanıdır.

Av. Arb. Handan SAYAN ÖZGÜL
Av. Arb. Handan SAYAN ÖZGÜL Avukat & Arabulucu · Ankara Barosu Sicil No: 26867 Kızılırmak Mah. 1450. Sk. No:16/5 Hayat Plaza Kat: 2, Çankaya / Ankara

Yasal uyarı: Bu sayfada yer alan içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık somut olayın kendine özgü koşullarına göre ayrıca değerlendirilmelidir. Mevzuat ve uygulama değişebileceğinden, işlem yapmadan önce güncel durumun bir avukata danışılarak teyit edilmesi önerilir.