Ankara İş Hukuku Avukatı
İş hukukunda işçinin, çalışma ilişkisi süresince ve iş sözleşmesinin sona ermesi aşamasında işverene göre daha korunmasız konumda olduğu kabul edilir. "İşçi lehine yorum" ilkesi de bu kabulden doğar. Ancak bu ilke, her davanın kendiliğinden işçi lehine sonuçlanacağı anlamına gelmez. Uygulamada asıl belirleyici olan şudur: hangi alacak kaleminin şartları gerçekleşmiştir, bunlar hangi delille ispatlanabilir ve süresi içinde talep edilmiş midir?
Bu ayrım önemlidir, çünkü iş davalarında "kazanmak" tek bir sonuç değildir. Talep edilen alacakların bir bölümünün kabul, bir bölümünün reddedilmesi çok yaygındır; reddedilen kısım karşı taraf lehine vekâlet ücreti doğurur. Bir Ankara iş hukuku avukatının dosyaya kattığı asıl değer, davayı açmak değil; hangi kalemin gerçekten talep edilebilir olduğunu ve hangi tutarla dava edilmesi gerektiğini baştan belirlemektir.
Bu rehberde işçi ve işveren tarafını ilgilendiren bütün süreç ele alınmaktadır: kimlerin işçi sayıldığı, iş sözleşmesinin türleri, haklı fesih ile geçerli fesih ayrımı, ihbar ve kıdem tazminatı, işçilik alacakları, işe iade davası, iş kazası tazminatı, hizmet tespiti, mobbing, zorunlu arabuluculuğun kapsamı ve kapsam dışında kalan davalar, zamanaşımı süreleri ile Ankara'da iş davalarının görüldüğü mahkemeler.
- İş Kanunu herkesi kapsamaz; kanunda sayılan bazı çalışanlar işçi sayılmadığından davaları usulden reddedilebilir.
- İşçilik alacaklarında ve işe iade davasında arabuluculuk dava şartıdır; iş kazası tazminatı ile hizmet tespiti davaları bu kapsamın dışındadır.
- İstifa eden işçi de kıdem tazminatına hak kazanabilir; belirleyici olan ayrılığın haklı nedenle fesih olarak kurulmasıdır.
- İhbar tazminatı tek yönlü değildir; şartları oluştuğunda işveren de işçiden talep edebilir.
- Hizmet tespiti davası hak düşürücü süreye tabidir ve mahkemece resen gözetilir; ayrıca dava SGK'ya ihbar edilir.
- İşçilik alacaklarında zamanaşımı beş yıldır; sürenin başlangıcı alacağın türüne göre fesih ya da hak ediş tarihidir.
- İş davaları iş mahkemesinde görülür; yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri ya da işin görüldüğü yer mahkemesidir.
Ankara İş Hukuku Avukatı Ne Yapar?
İş uyuşmazlıklarında süreç, dava dilekçesiyle değil çok daha önce başlar. Fesih anında imzalanan belgeler, ibraname metni, işten ayrılış kodu ve arabuluculuk görüşmesinde tutulan tutanak; davanın sonucunu doğrudan belirleyen unsurlardır. Bu nedenle bir Ankara iş hukuku avukatının işi, çoğu zaman henüz dava açılmadan başlar.
İlk aşama hak tespitidir. İşçiyle yapılan görüşmelerde genellikle üç kalem gündeme gelir: kıdem tazminatı, yıllık izin ve fazla mesai. Oysa somut olayın özelliğine göre hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, kötü niyet tazminatı, eşit davranmama tazminatı ya da sendikal tazminat da doğmuş olabilir. Bu kalemlerin hangisinin şartlarının gerçekleştiği, hukuki bir değerlendirme konusudur.
İkinci aşama ispat planıdır. İş davalarında alacağın varlığı kadar ispatı da belirleyicidir. Fazla mesainin tanıkla mı yoksa kayıtla mı ispatlanacağı, imzalı ücret bordrolarının hangi hâllerde işçiyi bağladığı, banka kayıtlarının hangi kalemleri desteklediği önceden planlanmalıdır.
Üçüncü aşama zorunlu arabuluculuktur. İşçilik alacakları ve işe iade taleplerinde arabuluculuğa başvurulmadan dava açılamaz. Bu aşamada tutulan son tutanağın içeriği ve anlaşma metninin kapsamı, sonradan dava açma imkânını doğrudan etkiler.
Dördüncü aşama yargılamadır: dava türünün seçimi, talep tutarının belirlenmesi, bilirkişi hesap raporuna itiraz ve kanun yoluna başvuru. Beşinci ve son aşama ise tahsildir; kesinleşen kararın icra yoluyla infazı süreci tamamlar.
Not: İş davalarında avukatla temsil zorunlu değildir. Hukuki desteğin farkı, talep edilebilir kalemlerin eksiksiz belirlenmesi ve ispat edilemeyecek taleplerin baştan ayıklanarak reddedilen kısım üzerinden aleyhe vekâlet ücreti doğmasının önlenmesidir.
İş Hukuku Nedir, Kimler İşçi Sayılır?
İş hukuku, işçi ile işveren arasındaki ilişkiyi; tarafların hak, borç ve yükümlülüklerini düzenleyen hukuk dalıdır. Bireysel iş hukuku ve toplu iş hukuku olmak üzere ikiye ayrılır.
4857 sayılı İş Kanunu'na göre işçi, bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişidir. Tanımın iki sonucu vardır: işçi ancak gerçek kişi olabilir ve arada mutlaka bir iş sözleşmesi bulunmalıdır. İşveren ise iş sözleşmesine dayanarak işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ya da tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlardır.
Ancak İş Kanunu, çalışan herkesi kapsamaz. Kanunun 4. maddesinde sayılan işlerde çalışanlar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz. Bu ayrımın gözden kaçırılması, davanın esasa girilmeden reddedilmesine yol açar.
| Çalışan | Sonuç |
|---|---|
| Deniz ve hava taşıma işlerinde çalışanlar | Deniz İş Kanunu ya da genel hükümler uygulanır |
| 50'den az işçi çalıştıran tarım ve orman işletmelerindeki çalışanlar | İş Kanunu kapsamı dışındadır |
| Ev hizmetlerinde çalışanlar | Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir |
| Çıraklar ve sporcular | Kendi özel mevzuatına tabidir |
| Rehabilite edilenler | İş Kanunu kapsamı dışındadır |
| Esnaf işletmelerinde çalışan sınırlı sayıdaki kişi | Kanunda belirtilen şartlarla kapsam dışıdır |
Basın çalışanları için Basın İş Kanunu, gemi adamları için Deniz İş Kanunu, sendikal ilişkiler için Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu, sigortalılık ilişkisi için ise 5510 sayılı Kanun uygulanır. Aynı olayda birden fazla kanunun devreye girmesi olağandır.
Asıl işveren – alt işveren ilişkisi ve muvazaa
İşçinin kâğıt üzerindeki işvereni ile fiilen emir ve talimat aldığı işletmenin farklı olduğu dosyalar, iş hukukunun en tartışmalı alanlarından biridir. Asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı bu ilişkiden doğan yükümlülüklerden birlikte sorumludur; dolayısıyla dava her ikisine birden yöneltilebilir.
İlişkinin muvazaalı olduğu, yani asıl işverenin kendi işçisini alt işveren çatısı altında göstererek haklarını sınırlandırdığı tespit edilirse, işçi baştan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır. Bu tespit; kıdem süresinin kesintisiz hesaplanması, ücret ve sosyal hakların asıl işveren düzeyinden belirlenmesi ve toplu iş sözleşmesinden yararlanma bakımından sonuç doğurur. Alt işveren değişse bile işçi aynı işte çalışmaya devam ediyorsa kıdem süresinin bölünmediği de gözetilmelidir. Bu nedenle bir Ankara iş hukuku avukatı, dava öncesinde işyeri sicil kayıtlarını, hizmet dökümünü ve fiilî çalışma düzenini birlikte değerlendirir.
İş Sözleşmesinin Unsurları ve Türleri
İş sözleşmesi; işçinin bir işi görmeyi, işverenin ise karşılığında ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Üç unsuru birlikte bulunmalıdır: iş görme, ücret ve bağımlılık. Bağımlılık unsuru yoksa ilişki iş sözleşmesi değil, eser veya vekâlet ilişkisi sayılır; bu durumda iş mahkemesinde dava açılamaz.
Süresi bir yıl ve daha uzun olan iş sözleşmelerinin yazılı yapılması gerekir. Yazılı sözleşme bulunmaması ilişkinin varlığını ortadan kaldırmaz; bu hâlde ilişki tanık, SGK kayıtları, banka ödemeleri ve işyeri belgeleriyle ispatlanır.
| Ayrım | Türler | Pratik önemi |
|---|---|---|
| Süre | Belirli / belirsiz süreli | İhbar tazminatı ve işe iade yalnızca belirsiz süreli sözleşmelerde gündeme gelir |
| Süreklilik | Sürekli / süreksiz | Süreksiz işlerde İş Kanunu'nun bazı hükümleri uygulanmaz |
| Çalışma süresi | Tam / kısmi süreli | Kısmi süreli çalışmada haklar çalışma süresiyle orantılıdır |
| Deneme | Deneme süreli | Deneme süresi içinde bildirimsiz fesih mümkündür; kıdem hakları saklıdır |
Fesih Türleri: Haklı Fesih, Geçerli Fesih ve İstifa
İş hukukunda en çok karıştırılan konu fesih türleridir. Oysa hangi tazminata hak kazanılacağı doğrudan bu ayrıma bağlıdır.
Haklı nedenle fesih, İş Kanunu m.24 (işçi için) ve m.25 (işveren için) sayılan hâllerde, bildirim süresi beklenmeksizin sözleşmenin derhâl sona erdirilmesidir. İşçi bakımından haklı fesih sebepleri üç başlıkta toplanır: sağlık sebepleri, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hâller, zorlayıcı sebepler. Ücretin ödenmemesi, sigorta priminin eksik yatırılması, fazla mesai ücretinin verilmemesi ve işyerinde tacize uğramak bu kapsamda değerlendirilir.
Geçerli nedenle fesih ise iş güvencesi kapsamındaki işçinin sözleşmesinin, işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden ya da işçinin yetersizliğinden kaynaklanan sebeplerle bildirim süresine uyularak feshedilmesidir. Geçerli fesihte işçi kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanır; ancak feshin geçerli olup olmadığı işe iade davasına konu olabilir.
Sık yapılan hata — "istifa edersem hiçbir şey alamam" düşüncesi: Bu doğru değildir. Belirleyici olan ayrılığın hangi hukuki sebeple gerçekleştiğidir. İşçi, kanunda sayılan haklı nedenlerden birine dayanarak sözleşmesini feshederse kıdem tazminatına hak kazanır. Asıl hak kaybı, ayrılık sırasında sebep belirtmeyen matbu bir istifa dilekçesinin ya da geniş kapsamlı ibranamenin imzalanmasından doğar. Bu belgeler sonradan "işçi kendi isteğiyle ayrıldı" savunmasının dayanağı hâline gelir.
Kadın işçinin evlenmesi, işçinin muvazzaf askerlik hizmeti, emeklilik şartlarının tamamlanması ve işçinin ölümü hâlinde de kıdem tazminatı doğar. Bu hâllerde fesih işçiden kaynaklanmakla birlikte kıdem hakkı korunur.
İhbar Süreleri ve İhbar Tazminatı
Belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden taraf, kanunda öngörülen bildirim süresine uymak zorundadır. Süreye uyulmadan yapılan fesihte, karşı tarafa bu süreye ilişkin ücret tutarında ihbar tazminatı ödenir.
| Çalışma süresi | Bildirim süresi |
|---|---|
| 6 aydan az | 2 hafta |
| 6 ay – 1,5 yıl | 4 hafta |
| 1,5 yıl – 3 yıl | 6 hafta |
| 3 yıldan fazla | 8 hafta |
Bu süreler asgari niteliktedir; sözleşmeyle artırılabilir. İhbar tazminatının en çok gözden kaçan yönü ise şudur: tazminat tek yönlü değildir. Bildirim süresine uymadan işten ayrılan işçiden de işveren ihbar tazminatı talep edebilir. Uygulamada bu talep, işçinin açtığı davada karşı dava ya da takas-mahsup savunması olarak karşımıza çıkar.
Haklı nedenle derhâl fesihte bildirim süresi aranmadığından ihbar tazminatı doğmaz. Bu nedenle işçinin haklı nedenle feshi ile bildirimsiz istifası arasındaki fark, yalnızca kıdem tazminatını değil ihbar tazminatı riskini de etkiler.
Kıdem Tazminatı: Şartları ve Hesabı
Kıdem tazminatı, en az bir yıllık kıdemi bulunan işçinin, kanunda sayılan sona erme hâllerinde her tam çalışma yılı için otuz günlük giydirilmiş brüt ücreti tutarında hak kazandığı ödemedir. Dayanağı, yürürlükte bırakılan 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesidir.
Hesapta kullanılan ücret, çıplak brüt ücret değil giydirilmiş ücrettir. Yol, yemek, ikramiye, prim gibi süreklilik taşıyan ödemeler ücrete eklenir. Bu ayrım, hesaplanan tutarı önemli ölçüde değiştirir ve uygulamada en sık itiraz edilen noktadır.
| Sona erme şekli | Kıdem tazminatı |
|---|---|
| İşverenin geçerli nedenle feshi | Doğar |
| İşçinin haklı nedenle feshi (İş K. m.24) | Doğar |
| İşverenin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık nedeniyle feshi (m.25/II) | Doğmaz |
| Kadın işçinin evlilik nedeniyle feshi (1 yıl içinde) | Doğar |
| Muvazzaf askerlik | Doğar |
| Emeklilik ya da yaş dışında şartların tamamlanması | Doğar |
| İşçinin ölümü | Doğar (mirasçılara ödenir) |
| Sebep belirtmeyen istifa | Kural olarak doğmaz |
Kıdem tazminatında kanunla belirlenmiş bir tavan tutarı bulunur ve bu tavan yıl içinde güncellenir. Tavanı aşan kısım, sözleşmeyle kararlaştırılmadıkça talep edilemez. Ayrıntılı inceleme için kıdem tazminatı sayfası incelenebilir.
Fesih belgelerinizi imzalamadan önce bir kez daha bakalım
İstifa dilekçesi, ibraname ve arabuluculuk son tutanağı; sonradan telafisi güç sonuçlar doğurabilen belgelerdir. İmzalamadan önce içeriğinin değerlendirilmesi en etkili adımdır.
İşçilik Alacakları ve İspat Yükü
İş davalarının büyük bölümü, tek bir alacak değil bir alacak grubu üzerinden yürür. Aşağıdaki tablo, en sık talep edilen kalemleri; doğuş şartını, ispat aracını ve zamanaşımının başlangıç anını bir arada göstermektedir.
| Alacak | Doğuş şartı | Başlıca ispat aracı | Süre başlangıcı |
|---|---|---|---|
| Kıdem tazminatı | 1 yıllık kıdem + kanunda sayılan sona erme hâli | SGK hizmet dökümü, sözleşme, fesih belgeleri | Fesih tarihi |
| İhbar tazminatı | Belirsiz süreli sözleşmede bildirim süresine uyulmaması | Fesih bildirimi, kıdem süresi | Fesih tarihi |
| Fazla mesai ücreti | Haftalık 45 saati aşan çalışma; %50 zamlı ödeme | Puantaj, giriş-çıkış kaydı, tanık | Hak ediş tarihi |
| Yıllık izin ücreti | 1 yıllık kıdem; kullandırılmayan izin | İzin defteri, imzalı izin talepleri | Fesih tarihi |
| Hafta tatili ücreti | Haftalık dinlenme kullandırılmaması | Çalışma çizelgesi, tanık | Hak ediş tarihi |
| UBGT ücreti | Ulusal bayram ve genel tatilde çalışma | Puantaj, tanık | Hak ediş tarihi |
| Kötü niyet tazminatı | İş güvencesi kapsamı dışındaki işçinin kötü niyetle feshi | Fesih sebebi ve süreç belgeleri | Fesih tarihi |
| Eşit davranmama tazminatı | İşverenin eşit davranma borcuna aykırılığı | Karşılaştırmalı ücret ve uygulama kayıtları | Fesih ya da ihlal tarihi |
| Sendikal tazminat | Sendikal nedenle fesih ya da ayrımcılık | Üyelik kayıtları, süreç belgeleri | Fesih tarihi |
İspat konusunda iki kural pratikte belirleyicidir. Birincisi, imzalı ücret bordrolarında fazla mesai tahakkuku varsa ve işçi bordroyu ihtirazi kayıt koymadan imzalamışsa, o döneme ilişkin fazla mesai iddiası yazılı delille ispatlanmadıkça dinlenmez. İkincisi, tanıkla ispat edilen fazla mesai taleplerinde hâkim, yaşamın olağan akışını gözeterek hesaplanan tutardan takdiri indirim yapabilir.
Alacak kalemlerinin bütünü için işçilik alacakları sayfası incelenebilir.
İşe İade Davası: Şartlar ve Süreler
İş güvencesi kapsamındaki işçinin sözleşmesi geçerli bir sebep gösterilmeden feshedilmişse, işe iade talebiyle dava açılabilir. Ancak bu davanın açılabilmesi için birden fazla şartın bir arada gerçekleşmesi gerekir.
| Konu | Kural |
|---|---|
| İşyeri ölçeği | İşyerinde 30 veya daha fazla işçi çalışması |
| Kıdem | İşçinin en az 6 aylık kıdeminin bulunması |
| Sözleşme türü | Belirsiz süreli iş sözleşmesi |
| Fesih | Feshin işveren tarafından, geçerli sebep gösterilmeden yapılması |
| Arabuluculuk | Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvuru |
| Dava | Anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlenmesinden itibaren 2 hafta içinde dava |
| İşe başvuru | Kesinleşen kararın tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde işverene başvuru |
| İşe başlatmama tazminatı | En az 4, en çok 8 aylık ücret tutarında |
| Boşta geçen süre ücreti | En çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklar |
Sürelerin tamamı hak düşürücü niteliktedir. Özellikle kesinleşen karardan sonra işverene başvuru için öngörülen on iş günlük süre kaçırıldığında, fesih geçerli hâle gelir ve işe başlatmama tazminatı talep edilemez. Bu, uygulamada kazanılmış bir davanın sonuçsuz kalmasına yol açan en yaygın hatalardan biridir.
İş Kazası ve Meslek Hastalığından Doğan Tazminat
İş kazası, 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinde tanımlanmıştır. Kanuna göre iş kazası yalnızca işyerinde meydana gelen olaylarla sınırlı değildir:
- Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
- İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle, sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
- Bir işverene bağlı çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
- Emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
- Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında
meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay iş kazasıdır. Servis aracıyla gidiş-geliş sırasındaki kazaların da bu kapsamda olması, uygulamada en sık atlanan noktalardan biridir.
İş kazasından doğan talepler üç başlıkta toplanır: bedensel zarara uğrayan işçinin maddi tazminatı (iş göremezlik, tedavi ve bakım giderleri), manevi tazminat ve ölüm hâlinde yakınların destekten yoksun kalma tazminatı. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan gelirin peşin sermaye değeri, hesaplanan maddi tazminattan mahsup edilir.
Ayrıntılı inceleme için iş kazası tazminatı ve destekten yoksun kalma tazminatı sayfaları incelenebilir. Tazminat hukukunun genel çerçevesi için Ankara tazminat avukatı sayfasına bakılabilir.
Hizmet Tespiti Davası ve Hak Düşürücü Süre
Sigorta girişi hiç yapılmayan, primleri eksik gün ya da eksik ücret üzerinden bildirilen işçi, çalışmasının tespiti için hizmet tespiti davası açabilir. Dava, emeklilik hesabını doğrudan etkilediğinden sonuçları uzun vadelidir.
Bu davanın diğer işçilik davalarından ayrıldığı iki nokta vardır ve ikisi de sıklıkla karıştırılır.
Birincisi süre: Hizmet tespiti davası, işçilik alacaklarındaki gibi beş yıllık zamanaşımına değil, hak düşürücü süreye tabidir. Hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde dava açılması gerekir. Fark önemlidir: zamanaşımı ancak karşı taraf def'i olarak ileri sürerse dikkate alınır; hak düşürücü süre ise mahkemece resen gözetilir ve süre geçmişse dava esasa girilmeden reddedilir. Kurumca düzenlenen tutanak ya da müfettiş raporu gibi belgelerin bulunduğu hâllerde bu süre uygulanmaz.
İkincisi taraf: Hizmet tespiti davası kamu düzenine ilişkindir; dava işverene karşı açılır, ancak Sosyal Güvenlik Kurumu'na ihbar edilir ve Kurum davaya feri müdahil olarak katılır.
Bir diğer pratik sonuç, hizmet tespiti davasının zorunlu arabuluculuk kapsamı dışında olmasıdır; doğrudan dava açılabilir.
Mobbing: Hangi Durumlar Sayılır, Nasıl İspatlanır?
Mobbing, işyerinde çalışana yönelik sistematik biçimde uygulanan psikolojik baskıdır. Amaç çoğu zaman çalışanı yıldırarak kendi isteğiyle ayrılmaya zorlamaktır. Uygulamada üç ölçüt aranır: davranışın işyerinde ya da iş ilişkisi kapsamında gerçekleşmesi, süreklilik ve sistematiklik taşıması, çalışanı yıldırma amacına yönelik olması. Tek seferlik bir tartışma ya da olağan yönetim yetkisinin kullanılması kural olarak mobbing sayılmaz.
Mobbing iddiasında en zorlu konu ispattır. Yazışmalar, görev değişikliğine ilişkin yazılar, savunma istemleri, sağlık raporları, tanık beyanları ve varsa kurum içi şikâyet kayıtları bir bütün olarak değerlendirilir. Mobbing iddiasının kabulü hâlinde işçi, sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir ve manevi tazminat talep edebilir.
Zorunlu Arabuluculuk: Hangi Davalar Kapsam Dışındadır?
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca, kanuna ya da bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi-işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade taleplerinde arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu şart yerine getirilmeden açılan dava usulden reddedilir.
Ancak kapsam sınırsız değildir. Aşağıdaki tablo, hangi davanın şarta tabi olduğunu göstermektedir.
| Dava | Arabuluculuk dava şartı mı? |
|---|---|
| Kıdem, ihbar, kötü niyet ve eşit davranmama tazminatı | Evet |
| Ücret, fazla mesai, yıllık izin, hafta tatili, UBGT alacakları | Evet |
| İşe iade talebi | Evet (fesih bildiriminden itibaren 1 ay) |
| İş kazası veya meslek hastalığından doğan maddi-manevi tazminat | Hayır — kanunla kapsam dışında |
| Bunlara ilişkin tespit, itiraz ve rücu davaları | Hayır |
| Hizmet tespiti davası | Hayır |
| İş kazası nedeniyle SGK'nın rücu alacağı | Hayır |
"İş mahkemesinde görülen her dava önce arabulucuya gider" genellemesi bu nedenle yanlıştır. Aynı işçinin kıdem ve ihbar talebi için arabuluculuk zorunlu iken, aynı olaydan doğan iş kazası tazminatı için zorunlu değildir. İki talebin bir arada bulunduğu dosyalarda süreç buna göre planlanmalıdır.
Arabuluculuk aşamasında imzalanan anlaşma belgesi ilam niteliğinde olup icra edilebilir. Bu nedenle anlaşma metninin kapsamı — hangi alacakların anlaşmaya dâhil edildiği, hangilerinin saklı tutulduğu — dava hakkını doğrudan etkiler.
İş Davalarında Zamanaşımı ve Süreler
İşçilik alacaklarında zamanaşımı süresi kural olarak beş yıldır. Asıl dikkat edilmesi gereken nokta, sürenin ne zaman işlemeye başladığıdır: kıdem ve ihbar tazminatı gibi feshe bağlı alacaklarda süre fesih tarihinden, ücret ve fazla mesai gibi alacaklarda ise her bir alacağın hak ediş tarihinden itibaren işler.
| Konu | Süre | Niteliği |
|---|---|---|
| Kıdem, ihbar, kötü niyet, eşit davranmama tazminatı | 5 yıl (fesihten) | Zamanaşımı |
| Ücret, fazla mesai, hafta tatili, UBGT alacakları | 5 yıl (hak edişten) | Zamanaşımı |
| Yıllık izin ücreti | 5 yıl (fesihten) | Zamanaşımı |
| İşe iade — arabulucuya başvuru | Fesih bildiriminden itibaren 1 ay | Hak düşürücü |
| İşe iade — dava | Son tutanaktan itibaren 2 hafta | Hak düşürücü |
| İşe iade — işverene başvuru | Kesinleşen kararın tebliğinden 10 iş günü | Hak düşürücü |
| Hizmet tespiti davası | Hizmetin geçtiği yılın sonundan 5 yıl | Hak düşürücü |
| İş kazasından doğan tazminat | Kural olarak 10 yıl | Zamanaşımı |
| Haklı nedenle fesih hakkının kullanımı (ahlak ve iyi niyet kuralları) | Öğrenmeden itibaren 6 iş günü, her hâlde 1 yıl | Hak düşürücü |
Tablodaki "niteliği" sütunu, teknik bir ayrımdan ibaret değildir. Zamanaşımı yalnızca karşı taraf ileri sürerse dikkate alınır; hak düşürücü süre ise mahkemece resen gözetilir. Bu nedenle hak düşürücü sürelerin kaçırılması, karşı taraf sessiz kalsa dahi talebin reddine yol açar.
Görevli ve Yetkili Mahkeme: Ankara'da İş Davaları
İş uyuşmazlıkları kural olarak iş mahkemelerinde görülür. İş mahkemesi bulunmayan yerlerde davaya, iş mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi bakar. Yetkili mahkeme ise davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ya da işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir. Davalının birden fazla olması hâlinde bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.
Ankara'da iş mahkemeleri bakımından dikkat edilmesi gereken nokta, adli yargının Ankara Adliyesi ve Ankara Batı Adliyesi olmak üzere iki yargı çevresine ayrılmış olmasıdır. İşyerinin bulunduğu ilçeye göre dosyanın hangi adliyedeki iş mahkemesinde görüleceği değişir. Bu ayrımın gözden kaçırılması, yetkisizlik kararı ve dosyanın gönderilmesi nedeniyle aylarla ölçülen gecikme doğurur.
İş sözleşmelerine konulan yetki şartlarının işçi aleyhine sonuç doğurmayacağı da unutulmamalıdır; iş hukukunda yetki kuralları işçiyi koruma amacı taşır.
İstinaf ve Temyiz
İş mahkemesi kararlarına karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf kanun yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı da tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açıktır.
Ancak kanun yoluna başvuruda parasal sınırlar bulunur; hükmedilen tutarın kanunda öngörülen sınırın altında kalması hâlinde istinaf ya da temyiz yolu kapalıdır. Bu sınırlar her yıl yeniden değerleme oranına göre güncellendiğinden, başvuru öncesinde güncel tutarın kontrol edilmesi gerekir.
İşe iade davalarında ise süreç farklıdır: bu davalar seri biçimde sonuçlandırılır ve verilen karar bakımından kanun yolu sınırlıdır. Bu nedenle işe iade dosyalarında ilk derece aşamasındaki ispat çalışması ayrıca önem taşır.
İşveren ve Şirketler İçin İş Hukuku Danışmanlığı
İş hukuku yalnızca işçi tarafının başvurduğu bir alan değildir. Şirketler bakımından uyuşmazlık doğmadan alınacak önlemler, doğduktan sonraki savunmadan çoğu zaman daha belirleyicidir.
- Özlük dosyası düzeni: Sözleşme, işe giriş belgeleri, görev tanımı, eğitim kayıtları ve tebliğ edilen yazıların eksiksiz saklanması.
- Fazla çalışma onayları ve puantaj: Çalışma sürelerinin kayıt altına alınması, fazla mesai onaylarının yıllık olarak yenilenmesi.
- Fesih süreci yönetimi: Savunma alınması, feshin yazılı ve gerekçeli yapılması, bildirim sürelerine uyulması.
- İş sağlığı ve güvenliği: Risk değerlendirmesi, eğitim kayıtları ve kişisel koruyucu donanım teslim tutanakları — iş kazası dosyalarında kusur dağılımını doğrudan etkiler.
- Alt işveren ilişkileri: Muvazaa iddialarını önleyecek şekilde sözleşme ve fiilî uygulama uyumunun sağlanması.
Bu başlıklardaki eksiklikler, tek başına davayı kaybettirmese bile ispat yükünü işveren aleyhine çevirir.
İş Davalarında En Sık Yapılan Hatalar
- Matbu istifa dilekçesi imzalamak. Sebep belirtilmeyen istifa, kıdem ve ihbar taleplerini zayıflatır.
- Geniş kapsamlı ibraname imzalamak. "Başkaca hiçbir alacağım yoktur" kaydı, sonraki talepleri kapatabilir.
- Arabuluculuk anlaşma metnini okumadan imzalamak. Anlaşma belgesi ilam niteliğindedir ve icra edilebilir.
- Yalnızca üç kalem talep etmek. Kıdem, izin ve fazla mesai dışında doğmuş alacaklar gözden kaçar.
- İspat edilemeyecek tutarla dava açmak. Reddedilen kısım karşı taraf lehine vekâlet ücreti doğurur.
- Hak düşürücü süreleri zamanaşımı sanmak. İşe iade ve hizmet tespitindeki süreler resen gözetilir.
- İşe iade kararı sonrası başvuruyu geciktirmek. On iş günlük süre kaçırıldığında fesih geçerli hâle gelir.
- Bordroyu ihtirazi kayıt koymadan imzalamak. Tahakkuk içeren bordro, o dönem için işçiyi bağlar.
- İş kazası dosyasında SGK ödemelerini hesaba katmamak. Bağlanan gelirin peşin sermaye değeri mahsup edilir.
Ankara İş Hukuku Avukatı Ücreti Nasıl Belirlenir?
Avukatlık ücreti, taraflar arasında yapılan avukatlık sözleşmesiyle belirlenir. Alt sınırda her yıl yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, üst sınırda ise Avukatlık Kanunu m.164 uyarınca dava konusu değerin yüzde yirmi beşi bulunur; bu oran aşılamaz. İş davalarında ücretin, hükmedilecek tutarın belirli bir oranı olarak kararlaştırılması yaygındır; bu durumda da m.164'teki tavan geçerlidir.
İşveren tarafında ise ücretlendirme çoğu zaman dava bazlı değil, sürekli danışmanlık ilişkisi biçiminde kurulur. Her iki durumda da sözleşmenin yazılı yapılması, kapsamın ve ödeme koşullarının açıkça belirlenmesi gerekir.
Karşı yan vekâlet ücreti ayrı bir kalemdir: davanın kazanılması hâlinde karşı taraf aleyhine hükmedilen ücret tarifeye göre hesaplanır ve kural olarak avukata aittir. Buna karşılık reddedilen talep kalemleri bakımından karşı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilebileceği de baştan dikkate alınmalıdır.
Ankara'da İş Hukuku Avukatı Seçerken Nelere Dikkat Edilmelidir?
İş davalarında sonuç, büyük ölçüde dosyanın ilk kurulumuna bağlıdır. Bu nedenle Ankara iş hukuku avukatı seçerken bakılması gereken şey genel ifadeler değil, sürecin nasıl planlandığıdır.
- Hangi alacak kalemlerinin doğduğu ve hangilerinin ispat edilebileceği ayrı ayrı değerlendiriliyor mu?
- Fesih belgeleri, bordrolar ve SGK dökümü istenmeden değerlendirme yapılıyor mu?
- Arabuluculuk aşamasının nasıl yürütüleceği ve anlaşma ihtimalinin sonuçları anlatılıyor mu?
- Talep tutarının nasıl belirleneceği ve reddedilen kısmın doğuracağı vekâlet ücreti riski açıklanıyor mu?
- Süre yönetimi — özellikle hak düşürücü süreler — baştan planlanıyor mu?
Dosya incelenmeden tutar ya da sonuç taahhüdünde bulunulması sağlıklı bir yaklaşım değildir. Her iş dosyası; çalışma süresi, ücret yapısı, fesih şekli ve delil durumu bakımından kendine özgüdür.
Sıkça Sorulan Sorular
Ankara iş hukuku avukatı hangi davalara bakar?
Kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin, hafta tatili ve UBGT alacakları, işe iade, iş kazası ve meslek hastalığından doğan maddi-manevi tazminat, hizmet tespiti, mobbing kaynaklı talepler ile işveren tarafında iş hukuku danışmanlığı bu kapsamdadır.
İstifa eden işçi kıdem tazminatı alabilir mi?
Sebep belirtilmeyen istifada kural olarak kıdem tazminatı doğmaz. Ancak işçi, ücretinin ödenmemesi, sigorta priminin eksik yatırılması ya da işyerinde tacize uğraması gibi kanunda sayılan haklı nedenlerden birine dayanarak sözleşmesini feshederse kıdem tazminatına hak kazanır. Belirleyici olan ayrılığın hangi hukuki sebeple kurulduğudur.
İhbar tazminatını işveren de işçiden isteyebilir mi?
Evet. İhbar tazminatı tek yönlü değildir. Belirsiz süreli sözleşmede bildirim süresine uymadan işten ayrılan işçiden de işveren ihbar tazminatı talep edebilir. Bu talep uygulamada karşı dava ya da takas-mahsup savunması olarak ileri sürülür.
İş kazası davasında önce arabulucuya gitmek zorunlu mu?
Hayır. İş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlara ilişkin tespit, itiraz ve rücu davaları dava şartı olan arabuluculuğun kapsamı dışındadır. Buna karşılık aynı işçinin kıdem, ihbar ve diğer işçilik alacakları için arabuluculuğa başvurulması zorunludur.
Hizmet tespiti davasında süre ne kadardır?
Hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde dava açılmalıdır. Bu süre zamanaşımı değil hak düşürücü süredir; mahkemece resen gözetilir ve süre geçmişse dava esasa girilmeden reddedilir. Kurumca düzenlenmiş tutanak veya müfettiş raporu gibi belgelerin bulunduğu hâllerde bu süre uygulanmaz.
İşe iade davası açmak için hangi şartlar gerekir?
İşyerinde 30 veya daha fazla işçi çalışması, işçinin en az 6 aylık kıdeminin bulunması, sözleşmenin belirsiz süreli olması ve feshin işverence geçerli sebep gösterilmeden yapılması gerekir. Ayrıca fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurulmalı, anlaşma sağlanamazsa son tutanaktan itibaren 2 hafta içinde dava açılmalıdır.
İşçilik alacaklarında zamanaşımı süresi nedir?
Kural olarak beş yıldır. Kıdem ve ihbar tazminatı gibi feshe bağlı alacaklarda süre fesih tarihinden, ücret ve fazla mesai gibi alacaklarda ise her bir alacağın hak ediş tarihinden itibaren işler. Sürenin geçmesi hâlinde karşı tarafın zamanaşımı def'inde bulunması talebin reddine yol açar.
Fazla mesai nasıl ispatlanır?
Puantaj kayıtları, işyeri giriş-çıkış kayıtları, görev çizelgeleri ve tanık beyanlarıyla ispatlanır. İmzalı ücret bordrosunda fazla mesai tahakkuku bulunuyor ve bordro ihtirazi kayıt konulmadan imzalanmışsa, o döneme ilişkin talep ancak yazılı delille ispatlanabilir. Tanıkla ispat edilen dönemlerde hâkim takdiri indirim uygulayabilir.
Servis aracıyla işe giderken geçirilen kaza iş kazası sayılır mı?
Evet. Sigortalının, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen ve kendisini bedenen ya da ruhen etkileyen olay 5510 sayılı Kanun uyarınca iş kazası sayılır. İş kazası yalnızca işyeri sınırları içinde gerçekleşen olaylarla sınırlı değildir.
Mobbing nasıl ispatlanır?
Davranışın işyerinde gerçekleşmesi, süreklilik ve sistematiklik taşıması ile yıldırma amacına yönelik olması aranır. Yazışmalar, görev değişikliği yazıları, savunma istemleri, sağlık raporları, kurum içi şikâyet kayıtları ve tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirilir. Tek seferlik bir tartışma kural olarak mobbing sayılmaz.
İş davası hangi mahkemede açılır?
İş mahkemesinde; iş mahkemesi bulunmayan yerlerde iş mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde açılır. Yetkili mahkeme, davalının yerleşim yeri ya da işin yapıldığı yer mahkemesidir. Ankara'da adli yargı Ankara ve Ankara Batı adliyeleri arasında bölündüğünden, işyerinin bulunduğu yere göre yetkili adliye değişir.
İş davası ne kadar sürer?
Süre; mahkemenin iş yüküne, bilirkişi hesap raporunun kapsamına, tanık sayısına ve kanun yoluna başvurulup başvurulmadığına göre değişir. İşe iade davaları seri biçimde sonuçlandırılırken, çok kalemli alacak davaları bilirkişi incelemesi nedeniyle daha uzun sürebilir.
İş mahkemesi kararına itiraz süresi nedir?
Kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf kanun yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı da tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açıktır. Ancak hükmedilen tutar kanunda öngörülen parasal sınırın altındaysa kanun yolu kapalıdır; bu sınırlar her yıl güncellenir.
Ankara iş hukuku avukatı ücreti ne kadardır?
Ücret avukatlık sözleşmesiyle belirlenir. Alt sınırda Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, üst sınırda ise Avukatlık Kanunu m.164 uyarınca dava konusu değerin yüzde yirmi beşi bulunur. Tutar; alacak kalemlerinin sayısına, dosyanın kapsamına ve sürecin arabuluculukla mı yargılamayla mı sonuçlanacağına göre değişir.
- Ankara Tazminat Avukatı Tüm tazminat türlerinde usul, mahkeme ve zamanaşımı çerçevesi
- İş Kazası Tazminatı İş kazası ve meslek hastalığından doğan maddi-manevi tazminat
- İşçilik Alacakları Ücret, fazla mesai, izin ve tatil alacaklarının takibi
- Kıdem Tazminatı Hak kazanma şartları, giydirilmiş ücret ve hesap
- Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Ölümlü olaylarda yakınların tazminat talebi
- Kıdem Tazminatı Hesaplama Aracı Giydirilmiş brüt ücret ve dönem tavanıyla tazminat hesabı
- İhbar Tazminatı Hesaplama Aracı Bildirim süreleri, kötüniyet tazminatı ve net tutar hesabı
- Yıllık İzin Hesaplama Aracı İzin süreleri, yaş ve yeraltı istisnaları, izin ücreti hesabı
- Fazla Mesai Hesaplama Denkleştirme, ara dinlenme ve ispat kurallarıyla birlikte fazla çalışma hesabı
- İşsizlik Maaşı Hesaplama Aracı Fesih sonrası ödeneğin brüt ve net tutarı, tavan ve prim gün eşikleri
- 4857 sayılı İş Kanunu — Kapsam (m.4), bildirim süreleri (m.17), iş güvencesi ve işe iade (m.18-21), haklı fesih (m.24-25), fazla çalışma (m.41), zamanaşımı (ek m.3).
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu — Dava şartı olarak arabuluculuk, iş kazası davalarına ilişkin istisna (m.3) ve yetki (m.6).
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu — İş kazası tanımı (m.13) ve hizmet tespitine ilişkin hak düşürücü süre (m.86).
- 1475 sayılı İş Kanunu m.14 — Kıdem tazminatına hak kazanma şartları ve hesap esasları (yürürlükte bırakılan madde).
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — Ölüm ve bedensel zararda istenebilecek kalemler (m.53-56) ve genel zamanaşımı (m.146-147).
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — Dava dilekçesi (m.119), istinaf ve temyiz süreleri.
- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu — Avukatlık ücreti ve sözleşme ücretinin üst sınırı (m.164).
İş uyuşmazlığınız için hukuki destek
İşçi tarafında hangi alacakların doğduğu, işveren tarafında ise hangi belgelerin savunmayı güçlendirdiği dosya görülmeden belirlenemez. Sürecinizi görüşmek için iletişime geçebilirsiniz.
Yasal uyarı: Bu sayfadaki bilgiler genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İş uyuşmazlıkları çalışma süresi, ücret yapısı, fesih şekli ve delil durumu bakımından birbirinden farklıdır. Süreler bakımından özellikle dikkatli olunmalı; herhangi bir işlem yapmadan önce güncel mevzuat ve uygulama bir avukata danışılarak teyit edilmelidir.