Trafik Kazası Avukatı

Son güncelleme: Okuma süresi: 34 dakika

Trafik kazası avukatı, kazadan doğan araç ve bedensel zararların hangi kalemlerden oluştuğunu, her kalemin sigorta şirketinden mi yoksa kusurlu sürücü ve işletenden mi isteneceğini ve bunun hangi süre içinde, hangi yolla yapılacağını belirleyip sigorta başvurusu, tahkim ve dava süreçlerini yürüten avukattır. Kazada haklı olmak tek başına yetmez; talebin doğru muhataba, doğru sırayla ve süresinde yöneltilmesi gerekir. Bir Ankara trafik kazası avukatı, kaza sonrasındaki bu hukuki süreci kusur tespitinden tahsilata kadar takip eder.

Trafik kazalarına ilişkin tazminat hukuku denince ilk akla gelen, sigorta şirketleri ve sigorta şirketlerine karşı açılan tazminat davalarıdır. Sigorta şirketlerine karşı yürütülen süreçlerde son derece katı usul kuralları bulunur; usul hatası yapılması hâlinde davalar ve Sigorta Tahkim Komisyonu başvuruları esasa girilmeden reddedilebilmektedir.

Zarara uğrayan kişilerin hem tüm haklarını bilmesi hem de bu hakları usul hukukuna uygun biçimde talep etmesi, başvuru ve davalarını buna göre takip etmesi uygulamada çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Türk hukukuna hâkim olan "usul esastan önce gelir" ilkesi gereği, esasen haklı olunsa bile usulde yapılan bir hata nedeniyle kişiler haklarını alamamakta, mağduriyetleri kat kat artmaktadır.

Kanun, kazazedenin kendi dosyasını bizzat takip etmesine izin verir; avukatla temsil zorunlu değildir (Avukatlık Kanunu m.35/3). Buna karşılık sigortaya başvuru, tahkim, arabuluculuk ve dava aşamalarının her birinin ayrı süre ve şekil kuralı vardır ve bu kurallardan birinde yapılan hata, esasen haklı olunan dosyada bile talebin incelenmeden reddine yol açabilir. Dosyanın hangi kalemleri içerdiği, kime ve hangi yolla yöneltileceği bu yüzden en baştan belirlenmelidir.

Trafik kazaları nedeniyle ölüm veya yaralanma gerçekleşmesi hâlinde olay, tazminat talepleri yönünden özel hukukun; suç teşkil eden eylemler yönünden ceza hukukunun ilgi alanına girer. Yaralanma varsa Türk Ceza Kanunu'nun 89. maddesi (taksirle yaralama), ölüm varsa 85. maddesi (taksirle öldürme) devreye girer. Kast, olası kast yahut bilinçli taksirin bulunması hâlinde ise sürücü hakkında daha ağır cezalar gündeme gelir. Aşağıdaki başlıklarda ağırlık tazminat hukuku üzerindedir; ceza boyutu ayrı bir başlıkta ele alınır.

Kısaca Özet
  • Trafik kazası dosyalarında sonucu belirleyen ilk unsur kusur oranıdır; tüm tazminat kalemleri bu orana göre şekillenir ve orana itiraz edilebilir.
  • Maddi hasarlı kazalarda taraflar kendi tutanaklarını tutabilir; yaralanmalı ve ölümlü kazalarda kolluk müdahalesi şarttır, taraf tutanağı geçerli olmaz.
  • Araç zararlarında değer kaybı, orijinal parça fark bedeli, hasar farkı, ikame araç (mahrumiyet) bedeli ve kazanç kaybı ayrı ayrı talep edilebilir.
  • Bedeni zararlarda geçici ve kalıcı iş göremezlik, bakıcı gideri ve manevi tazminat gündeme gelir; ölümlü kazalarda destekten yoksun kalma tazminatı eklenir. Hastane ve tedavi giderleri ise KTK m.98 uyarınca SGK tarafından karşılanır.
  • Trafik kazasında avukat tutmak zorunlu değildir; kişi sigortaya başvurabilir, tahkime gidebilir ve davasını kendisi açabilir. Başkası adına bu işleri yalnız avukat yapabilir.
  • Zamanaşımı kural olarak 2 yıl / 10 yıl; kaza suç oluşturuyorsa yaralanmada 8, ölümde 15 yıllık ceza zamanaşımı uygulanır.
  • Sigorta şirketinin düşük teklifini kabul etmeden ve ibraname imzalamadan önce dosyanın tüm kalemleri değerlendirilmelidir.
  • Hangi kalemin sigortadan, hangisinin kusurlu sürücü ve işletenden isteneceğinin doğru ayrılması, dosyanın kaderini belirler.
  • Sorumluluk yalnızca direksiyondaki kişiyle sınırlı değildir; araç maliki, işleten ve sigorta şirketi de somut olaya göre sorumlu olabilir. Kiralık ve şirket araçlarında bu ayrım özellikle önem kazanır.

Trafik Kazası ve Kusur Tespiti: Temel Kavramlar

Trafik kazası nedir?

Trafik kazası, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde tanımlanmıştır: "Karayolu üzerinde hareket halinde olan bir veya birden fazla aracın karıştığı ölüm, yaralanma ve/veya zararla sonuçlanmış olan olaydır." Tanım "çarpışma" demez; olayın karayolunda gerçekleşmesi, en az bir aracın hareket hâlinde olması ve bir zararla sonuçlanması yeterlidir. Tek aracın devrilmesi ya da bir yayaya çarpması da bu tanıma girer.

Bu tanım ilk bakışta teknik görünse de hukuki sonuçları doğrudan belirler. Olayın karayolu üzerinde gerçekleşmiş sayılıp sayılmaması, olaya bir taşıtın karışıp karışmadığı ve zararın niteliği; hangi sigorta teminatının devreye gireceğini, hangi mahkemenin görevli olacağını ve hangi zamanaşımı süresinin uygulanacağını etkiler.

Kusur nasıl belirlenir?

Trafik kazaları temelde maddi hasarlı ve bedeni hasarlı (ölümlü veya yaralanmalı) kazalar olarak ikiye ayrılır. Maddi hasarlı kazada yalnızca araçlarda ve eşyada zarar vardır; cana gelen bir zarar bulunmaz. Ölümlü ve yaralanmalı kazalarda ise maddi hasarın yanı sıra cana gelen bir zarar söz konusudur. Bu zarar basit bir yaralanma olabileceği gibi ölüm de olabilir.

Maddi hasarlı kazalarda taraflar kolluk yardımı almadan kendi tutanaklarını tutabilir. Bu durumda kazaya ve araçların son konumuna ilişkin, kazanın nasıl gerçekleştiğini gösteren fotoğraflar çekilir ve tutanak düzenlenir. Tutanağın eksiksiz olması, fotoğrafların net ve kazayı aydınlatmaya yetecek nitelikte olması büyük önem taşır.

Anlaşmalı tutanağın düzenlenemeyeceği hâller Hazine Müsteşarlığının 2017/18 sayılı Genelgesinin 1.2 maddesinde sayılmıştır: kazaya tek bir aracın karışması, sürücü belgesinin bulunmaması veya araç cinsine uygun olmaması, araçlardan birinin geçerli zorunlu trafik sigortasının bulunmaması, alkol veya uyuşturucu madde şüphesi, araçlardan birinin kamu kurum veya kuruluşuna ait olması, kamu malına ya da üçüncü kişilere ait eşyaya zarar verilmesi ve ölüm veya yaralanma. Bu hâllerde tutanağı kolluk düzenler.

Anlaşmalı tutanak ve ekleri sigorta şirketi aracılığıyla Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'ne (SBM) iletilir. Kusur değerlendirmesini SBM değil, tarafların sigorta şirketleri yapar: Genelgenin 3.2 maddesine göre şirketler, KTK ve Karayolları Trafik Yönetmeliğine atıf yaparak %0, %50 veya %100 oranlarından birini belirler. Şirketler aynı sonuca varamazsa oranları SBM bünyesindeki Tutanak Değerlendirme Komisyonu belirler (m.3.5). Kolluğun düzenlediği tutanak ise bu sisteme değil soruşturma evrakına girer (Karayolları Trafik Yönetmeliği m.156); ölümlü ve yaralanmalı kazalarda kusur, soruşturma ve yargılamada alınan bilirkişi raporuyla belirlenir.

Kusur oranı ne anlama gelir?

Kusur oranları yüzde sıfır ile yüzde yüz arasında değişir. Yüzde sıfır kusurlu taraf, gerçekleşen kazada hiçbir kusuru bulunmayan; yüzde yüz kusurlu taraf, kazada tam kusurlu olan taraftır. Anlaşmalı tutanağın sigorta değerlendirmesinde yalnız %0, %50 ve %100 oranları kullanılır; %25 veya %75 gibi ara oranlar bilirkişi raporlarında ve yargılama aşamasında ortaya çıkar.

Kusur oranı, kimin haklı olduğunu göstermekle kalmaz. Araç değer kaybından ikame araç bedeline, kazanç kaybından iş göremezlik tazminatına kadar dosyadaki maddi kalemler bu oranla çarpılarak hesaplanır; manevi tazminatın takdirinde de tarafların kusur durumu gözetilir. Yüzde yirmilik bir kusur farkı, yüksek tutarlı bir dosyada ciddi bir tazminat farkına dönüşebilir.

Kusur değerlendirmesinde yalnızca kazanın oluşumundaki kusur değil, zararın artmasına katkıda bulunan davranışlar da gündeme gelebilir. Zarar görenin kendi davranışının zararın doğmasına veya artmasına katkı sağladığı hâller uygulamada müterafik kusur başlığı altında değerlendirilir ve tazminattan indirim sebebi olabilir. Emniyet kemerinin takılmamış olması ya da kask kullanılmaması gibi durumlar, kazada kusursuz olunsa dahi bedeni zarar kalemleri bakımından tartışma konusu yapılabilmektedir. Bu nedenle dosyanın yalnızca karşı tarafın kusuru yönünden değil, olası indirim sebepleri yönünden de baştan değerlendirilmesi gerekir.

Kusur oranına itiraz süreci nasıl yönetilir?

Belirlenen kusur oranlarına itiraz etmek mümkündür. Ancak uygulamada itirazların önemli bir kısmı, dayanakları ve delilleri yeterince güçlü olmadığı için sonuçsuz kalır. Sadece "bu orana katılmıyorum" şeklindeki bir beyan, değerlendirmeyi değiştirmeye çoğu zaman yetmez.

Etkili bir itiraz; fotoğraflar, kamera kayıtları, tanık beyanları ve tutanaktaki çelişkilerin somut biçimde ortaya konulmasıyla kurulur. Hangi tespitin neden hatalı olduğu, hangi verinin göz ardı edildiği açık şekilde gösterilmelidir. Bu nedenle itiraz öncesinde dosyanın bütün olarak analiz edilmesi ve itirazın delil temelli kurgulanması gerekir. Ankara trafik kazası avukatı desteğiyle yürütülen dosyalarda itirazın hangi delillerle ve hangi gerekçelerle yapılacağı önceden planlanır.

Trafik Kazası Türleri ve Her Birinde İzlenecek Yol

Maddi hasarlı kazalar

Maddi hasarlı trafik kazasında yalnızca maddi hasar söz konusudur, cana gelen bir zarar bulunmaz. Taraflar kolluk yardımı almadan kendi tutanaklarını tutabilir; kazaya ve araçların son durumuna ilişkin fotoğraflar çeker ve tutanağı birlikte düzenler. Tutanağın eksiksiz olması ve fotoğrafların kazayı aydınlatmaya yetecek nitelikte olması, sonraki tüm aşamaları etkiler.

Kusur oranları belirlendikten sonra kusursuz veya kısmi kusurlu araç sahibi, aracını sigorta şirketinin ödeyeceği tutarla onarabilir. Bunun yanında kusurlu aracın sigortasından, kusurlu sürücü ve malikinden tazminat talep edebilir.

Burada kritik olan ayrım şudur: araç sahibi sigorta şirketinden, poliçe limiti dâhilinde araç değer kaybı ve orijinal parça fark bedeli talep edebilir. Kusurlu sürücü ve malikten ise ikame araç bedeli (araç mahrumiyet bedeli) ve kazanç kaybı tazminatı istenebilir; bu iki kalem KTK m.92/k uyarınca dolaylı zarar sayıldığı için zorunlu trafik sigortasının kapsamı dışındadır. Yalnızca maddi hasar doğan kazada manevi tazminat ise kural olarak istenemez: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, aracı hurdaya çıkan ve kaza nedeniyle panik atak yaşadığını ileri süren sürücünün manevi tazminat talebinin, kazada yaralanma bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmesini onamıştır (2015/17121 E., 2016/3547 K.). Hangi kalemin kimden isteneceğinin karıştırılması, dosyanın yanlış hasma yöneltilmesine ve sürecin uzamasına yol açar.

Yalnızca maddi hasarın doğduğu kazalarda tutanak seçimi, sigortaya başvuru usulü, kusura itiraz ve zamanaşımı ayrı bir işleyişe tabidir. Bu sürecin tamamı için maddi hasarlı trafik kazası avukatı sayfasındaki ayrıntılı rehber incelenebilir.

Yaralanmalı kazalar

Karayolu üzerinde gerçekleşen ve bir ya da birden fazla taşıtın karıştığı kazalar sonucunda kişilerin vücudunda kesik, ezilme, delinme ve sıyrık gibi zararlar oluşması hâlinde bu kazalar yaralanmalı trafik kazası olarak nitelendirilir.

Yaralanmalı kazalarda öncelikle kolluk ve sağlık yardımı çağrılmalı, kendinizin veya diğer yaralıların can güvenliği tehlikeye atılmamalıdır. Tazminat ve diğer haklar için taraflar tutanak tutmak isteseler de mevzuat buna izin vermez; tutulan tutanak geçerli olmaz. Olayda kolluk müdahalesi şarttır ve kaza tutanağı kolluk tarafından düzenlenmelidir.

Yaralanmalı kazalarda özellikle ifade vermeden önce — yani uzlaşma ve şikâyetten vazgeçme konularına geçilmeden önce — hak kaybı yaşamamak adına avukat desteği alınması büyük önem taşır. Bu aşamada verilecek bir beyan veya imzalanacak bir belge, hem ceza hem de tazminat sürecini geri dönülemez biçimde etkileyebilir.

Ölümlü kazalar

Kaza sonucunda sürücü, yolcu veya yayaların vefat etmesi hâlinde olay, ölümlü trafik kazası olarak nitelendirilir. Bu kazalarda sağ kalan kişilerin doğrudan kolluk ve sağlık yardımı çağırmaları, vefat eden kişiye temas etmemeleri ve kendilerinin ya da diğer yaralıların can güvenliğini tehlikeye atmamaları gerekir.

Ölümlü kazalarda da tarafların tutanak tutması mümkün değildir; tutulmuş olsa dahi geçerli sayılmaz. Kolluk müdahalesi zorunludur. Kolluğun düzenlediği trafik kazası tespit tutanağı soruşturma evrakına eklenir (Karayolları Trafik Yönetmeliği m.156); kusur, taksirle öldürme soruşturmasında alınan bilirkişi raporuyla belirlenir ve bu rapor tazminat dosyasında da tartışılır.

Ölümlü kazalarda sağ kalan kazazedelerin ve diğer hak sahiplerinin, ifade vermeden ve uzlaşma ya da şikâyetten vazgeçme aşamasına geçilmeden önce hukuki destek almaları önem taşır. Hak sahiplerinin destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze ve defin giderleri, ölüm anına kadar geçen sürede uğranılan zararlar (tedavi gideri, bakıcı gideri, kazanç kaybı gibi) ve manevi tazminat talepleri birlikte değerlendirilmelidir.

Kazalara sebep olan başlıca durumlar

Trafik kazalarına ve dolayısıyla trafik kazası davalarına konu olan olaylar sürücü veya yaya kaynaklı olabilir. Sürücülerin hız limitlerine uymayarak aşırı hız yapmaları, hatalı sollama yapmaları, alkollü araç kullanarak trafik güvenliğini tehlikeye atmaları, trafik işaret ve levhalarına dikkat etmemeleri ve takip mesafesini korumamaları sürücü kaynaklı kazalara örnektir.

Yayalar ise üst geçit bulunmasına rağmen trafik akışı içinde karşıdan karşıya geçmek istemeleri veya yaya geçidi dışındaki yerlerden geçmeye çalışmaları nedeniyle kazalara sebebiyet verebilmektedir. Bunların yanında kamu kurum ve kuruluşlarının ihmali ile gerçekleşen kazalar ya da başıboş hayvanlardan kaynaklanan kazalar da uygulamada karşılaşılan durumlardandır. Bu son iki grupta sorumluluğun kime yöneltileceği, olayın niteliğine göre ayrıca değerlendirilir.

Yolcu ve yaya olarak kazaya karışanların durumu

Trafik kazası denince çoğu zaman akla yalnızca sürücüler gelir. Oysa kazadan zarar görenler arasında araçta bulunan yolcular ve olaya karışan yayalar da yer alır. Bu kişilerin hukuki durumu, sürücülerinkinden önemli farklar taşır.

Araçta yolcu olarak bulunan kişi, kural olarak kazanın oluşumunda kusurlu değildir. Bu nedenle yolcu; içinde bulunduğu aracın sürücüsüne, malikine ve işletenine ya da karşı taraf sürücüsüne, kusur dağılımına göre başvurabilir. Yolcunun kendi yakınının kullandığı araçta bulunması, talep hakkını tek başına ortadan kaldırmaz. Buna karşılık emniyet kemerinin takılmamış olması gibi durumlar, zararın artmasına katkı gerekçesiyle tazminattan indirim tartışması doğurabilir.

Yaya olarak kazaya karışan kişilerde ise kusur değerlendirmesi ayrı bir önem kazanır. Yayanın yaya geçidi dışından ya da kırmızı ışıkta geçmesi gibi hâllerde kusur paylaşımı gündeme gelebilir; ancak yayanın kusurlu olması, sürücünün sorumluluğunu her zaman tamamen ortadan kaldırmaz. Sürücünün hız kurallarına uyup uymadığı, yayayı görebilecek durumda olup olmadığı ve fren mesafesi gibi unsurlar birlikte değerlendirilir.

Her iki grupta da zarar görenin ehliyeti, aracın sahibi olup olmaması gibi hususlar talep hakkını doğrudan etkilemez; belirleyici olan zararın varlığı, kusur dağılımı ve sorumluların doğru belirlenmesidir.

Ankara trafik kazası avukatı kaza dosyası ve kusur raporunu incelerken
Kusur oranı, hasar dosyası ve sağlık evrakı birlikte değerlendirilmeden hangi tazminat kalemlerinin talep edilebileceği belirlenemez.

Kaza Sonrası İlk 24 Saat ve Delil Yönetimi

İlk 24 saatte ne yapılmalı?

Trafik kazası yaşadığınız an şok ve panik içinde olmanız son derece doğaldır. Ancak bu ilk saatlerde atacağınız adımlar, hem kusur tespiti hem de ileride alacağınız tazminat açısından belirleyici olabilir. Öncelikle kendinizin ve çevrenizdekilerin can güvenliğini sağlayın. Yaralanma şüphesi varsa hemen sağlık ekiplerini arayın ve kolluk kuvvetlerini bilgilendirin.

Özellikle yaralanmalı veya ölümlü kazalarda tarafların kendi aralarında tutanak düzenlemesi hukuken geçerli olmayabilir ve ileride ciddi sorunlara yol açabilir. Maddi hasarlı kazalarda ise kaza tespit tutanağı, fotoğraflar, varsa kamera kayıtları ve tanık bilgileri, ileride çıkabilecek uyuşmazlıklarda en önemli delilleriniz olacaktır. Bu aşamada eksik veya yanlış evrak hazırlamak, sigorta başvurularınızda "usulden ret" riskini artırır.

Kaza tespit tutanağı nasıl doldurulmalı?

Maddi hasarlı kazalarda kaza tespit tutanağı, kusur oranının belirlenmesinde temel dayanaktır. Kroki çizimi, araçların konumu, yol şeritleri, trafik işaretleri ve çarpışma noktası gibi ayrıntılar açık ve net biçimde belirtilmelidir. Eksik bir kroki, çelişkili beyanlar veya yetersiz fotoğraflar kusur değerlendirmesini doğrudan olumsuz etkileyebilir.

Tutanaktaki olay anlatımınız mümkün olduğunca somut olmalıdır. "Hızlıydı, dikkatsizdi" gibi yorum içeren ifadeler yerine, "sağ şeritten sol şeride geçti, sinyal vermedi" gibi vakıaya dayalı açıklamalar tercih edilmelidir. Unutmayın ki kusur tespitinden sonra araç değer kaybı, ikame araç bedeli ve kazanç kaybı gibi tüm tazminat kalemleri bu orana göre şekillenir.

Fotoğraf, tanık ve kamera kaydı: delil toplama stratejisi

Trafik kazalarında delil, çoğu zaman dosyanın kaderini belirler. Olay yerinde çektiğiniz fotoğraflar yalnızca hasarı değil; yol çizgilerini, levhaları, görüş açısını, ışıklandırmayı ve araçların nihai konumunu da gösterecek şekilde olmalıdır. Mümkünse kısa bir video kaydıyla çevresel koşulları da kayıt altına alın.

Tanık varsa mutlaka iletişim bilgilerini alın ve tanığın kazayı nereden gördüğünü not edin. Bölgedeki iş yeri kameraları, apartman kameraları veya araç kamerası kayıtları çoğu zaman belirleyici delillerdir. Bu kayıtların yalnızca belirli bir süre saklandığını unutmayın ve gecikmeden temin yoluna gidin.

Zamana karşı yarış: Kamera kayıtları çoğu sistemde kısa süre sonra otomatik olarak üzerine yazılır. Kaza sonrası ilk günlerde kayıt talebinde bulunulmaması, sonradan telafisi mümkün olmayan bir delil kaybına dönüşebilir. Ankara gibi yoğun bir şehirde çevre iş yeri ve apartman kameralarına erken ulaşmak, dosyanın en güçlü dayanağını oluşturabilir.

SBM kusur kararı nasıl işler?

Maddi hasarlı kazalarda düzenlenen anlaşmalı tutanak ve ekleri, sigorta şirketleri aracılığıyla SBM sistemine iletilir; şirketler SBM'den gönderimi izleyen üç iş günü içinde %0, %50 veya %100 üzerinden sorumluluk değerlendirmesi yapar (Genelge 2017/18 m.3.2). Bu oranlar, sigorta ödemelerinin ve bazı tazminat kalemlerinin seyrini doğrudan etkiler.

Kusur oranına itiraz imkânınız bulunmaktadır; itiraz SBM'ye değil kendi sigorta şirketinize yapılır, iki araç aynı şirkette sigortalıysa doğrudan SBM Tutanak Değerlendirme Komisyonuna gider (Genelge m.4.1, m.4.5). İtirazınızın dayanakları ve delilleri güçlü değilse pratikte sonuç almak zorlaşır. Bu noktada dosyanın önceden analiz edilerek hangi delillerle itiraz edileceğinin planlanması, sürecin en kritik adımlarından biridir.

Sigorta şirketine başvuru dosyası: hangi evraklar gerekir?

Tazminat sürecinde sigorta şirketine yapacağınız başvurunun usule uygun hazırlanması büyük önem taşır. Genellikle kaza tutanağı, fotoğraflar, ruhsat ve sürücü belgeleri, poliçe bilgileri, varsa sağlık raporları ile fatura ve ödeme belgeleri dosyada yer almalıdır. Başvurunun içeriği, talep ettiğiniz kaleme göre değişir: değer kaybı, hasar farkı ve iş göremezlik için istenen belgeler aynı değildir.

Sigorta şirketleri başvuruları çoğu zaman "eksik evrak" gerekçesiyle uzatabilir veya düşük teklif sunabilir. Bu nedenle daha baştan "hangi kalemler talep edilecek, hangi belgelerle ispatlanacak" sorularının netleştirilmesi gerekir. Başvuru dosyasının kaza tutanağı, fotoğraflar, eksper evrakı, sağlık raporları ve talep kalemlerine göre düzenlenmesi, başvurunun usulden zayıflamasını engeller.

Kaza sonrası süreç haritası: hangi aşamada ne yapılır?

Trafik kazası dosyaları, tek bir işlemden değil birbirini takip eden aşamalardan oluşur. Her aşamada atlanan bir adım, sonraki aşamada telafisi zor bir sonuç doğurabilir. Aşağıdaki tablo, tipik bir maddi hasarlı veya yaralanmalı dosyada izlenen genel akışı ve her aşamada kritik olan noktayı özetlemektedir. Somut olayın özelliklerine göre sıralama ve içerik değişebilir.

Aşama Yapılması gereken Atlanırsa doğabilecek sonuç
1. Kaza anı Can güvenliğini sağlamak, yaralanma varsa sağlık ve kolluk çağırmak Yaralanmalı kazada taraf tutanağı geçersiz sayılabilir
2. Tespit Tutanak, kroki, fotoğraf, tanık bilgileri, kamera kaydı tespiti Kusur değerlendirmesi eksik veriyle yapılır
3. Kusur Sigorta şirketinin kusur değerlendirmesinin veya soruşturmadaki bilirkişi raporunun takibi, gerekiyorsa delil temelli itiraz Tüm tazminat kalemleri düşük oranla hesaplanır
4. Zarar tespiti Eksper raporu, onarım evrakı, sağlık raporları ve gelir belgelerinin toplanması Talep edilebilecek kalemler eksik kalır
5. Başvuru Sigortaya usule uygun, kalem kalem başvuru yapılması "Eksik evrak" gerekçesiyle süreç uzar, faiz başlangıcı kayar
6. Uyuşmazlık Tahkim veya dava yolunun dosyaya göre seçilmesi Yanlış yol veya yanlış hasım nedeniyle usulden ret riski

Dosyada bulunması gereken belgeler

Talep edilen kaleme göre değişmekle birlikte, trafik kazası dosyalarında genel olarak aşağıdaki belgeler aranır. Bu belgelerin kaza sonrasında gecikmeden toplanması, hem başvuru hem de olası dava aşamasında dosyanın gücünü belirler:

  • Kaza tespit tutanağı ve varsa kolluk evrakı, kroki
  • Olay yeri ve hasar fotoğrafları, mümkünse kısa video kaydı
  • Kamera kayıtları (iş yeri, apartman, araç kamerası) ve temin edildiğine dair kayıt
  • Tanık bilgileri ve tanığın olayı gördüğü konuma ilişkin not
  • Ruhsat, sürücü belgesi ve poliçe bilgileri
  • Eksper raporu, onarım faturaları, servis giriş-çıkış kayıtları
  • Yaralanma varsa epikriz, hastane kayıtları, sağlık raporları ve tedavi giderlerine ilişkin belgeler
  • Kazanç kaybı talep edilecekse gelir belgeleri, vergi kayıtları, sözleşmeler
  • Bakım ihtiyacı doğmuşsa buna ilişkin tıbbi değerlendirme

Bu listedeki her belge her dosyada gerekli olmayabilir; buna karşılık eksik toplanan bir belgenin sonradan temini çoğu zaman mümkün olmaz. Özellikle kamera kayıtları ve tanık beyanları bakımından zamanında hareket edilmesi belirleyicidir.

Trafik Kazası Avukatı Ne Yapar?

Trafik kazası avukatı nedir?

Türk hukuk sisteminde resmi bir branşlaşma bulunmamaktadır; "trafik kazası avukatı" gibi kavramlar halk arasındaki kullanımdan kaynaklanır. Trafik kazası nedeniyle mağdur olan kişilerle sigorta şirketleri ve kusurlu araç sahipleri arasındaki uyuşmazlıklarda sıkça görev alan, bu alanda tecrübe kazanmış avukatlar uygulamada trafik kazası avukatı olarak adlandırılmaktadır. Aynı avukatlar için halk arasında kaza avukatı, trafik avukatı ya da "trafik kazalarına bakan avukat" ifadeleri de kullanılır; hepsi aynı meslek faaliyetini anlatır, ayrı bir unvan değildir.

Trafik kazasında avukat tutmak zorunlu mu?

Hayır. Trafik kazasından doğan tazminat için ne sigortaya başvuruda ne Sigorta Tahkim Komisyonunda ne de mahkemede avukatla temsil zorunluluğu vardır. Avukatlık Kanunu m.35/3 bunu açıkça söyler: "Dava açmaya yeteneği olan herkes kendi davasına ait evrakı düzenleyebilir, davasını bizzat açabilir ve işini takip edebilir." HMK m.114'te sayılan dava şartları arasında da avukatla temsil yer almaz; kazazede ya da ölümlü kazada hak sahibi, dosyasını kendisi yürütebilir.

Aynı maddenin birinci fıkrası ise sınırı çizer: başkasına ait hakları mahkeme veya hakem önünde dava etmek, hukuki mütalaa vermek ve bu işlere ait evrakı düzenlemek yalnız baroda yazılı avukatlara aittir. Kazazedenin dosyasını "hasar danışmanlığı" adıyla üstlenen ve avukat olmayan kişi veya şirketler bu nedenle kanunun izin verdiği bir yol değildir. Avukatlık yetkisi olmadığı hâlde muvazaalı yoldan alacak devralarak avukatlara ait yetkileri kullananlar için Avukatlık Kanunu m.63/3 bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörür. Kısacası kendi işini takip etmek serbesttir, başkasının işini takip etmek avukatın görevidir.

Zorunluluk olmaması, her dosyanın avukatsız aynı sonucu vereceği anlamına da gelmez. Tek kalemli, kusuru tartışmasız bir değer kaybı başvurusu ile maluliyet, destekten yoksun kalma ve ceza soruşturmasının iç içe geçtiği ölümlü bir kaza dosyası aynı ağırlıkta değildir. Hangi adımın kişi tarafından güvenle yürütülebileceği aşağıda ayrıca gösterilmiştir.

Avukatsız tazminat davası açılır mı?

Açılır; ancak kanun bir sıra koyar. KTK m.97 uyarınca zarar gören, zorunlu trafik sigortası sınırları içindeki talebi için dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta şirketine yazılı başvuru yapmak zorundadır. Şirket başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde yazılı cevap vermezse ya da verdiği cevap talebi karşılamazsa, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu çerçevesinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurabilir. 5684 s.K. m.30/1'e göre zorunlu sigortalardan doğan uyuşmazlıklarda, sigorta şirketi tahkim sistemine üye olmasa dahi hak sahipleri tahkimden yararlanabilir.

Adım Dayanak Kişi kendisi yapabilir mi? Dikkat edilecek nokta
Sigortaya yazılı başvuru KTK m.97, m.99 Evet Genel şartlarda sayılan belgeler eksiksiz verilmelidir; ödeme süresi olan sekiz iş günü, belgelerin sigortacıya iletildiği tarihten başlar.
Sigorta Tahkim Komisyonu 5684 s.K. m.30; KTK m.97 Evet Önce sigortaya yazılı başvuru yapılmış olmalıdır; Komisyona başvurandan başvuru ücreti alınır (m.30/12), tutarı idarece belirlenir.
Arabuluculuk (sigortacıya karşı dava) TTK m.5/A Evet Sigorta şirketine karşı para alacağı davasında dava şartıdır; sürücü ve işletene karşı haksız fiil davasında dava şartı değildir.
Dava dilekçesi HMK m.119, m.445/2 Evet; adliyede veya UYAP üzerinden Elektronik ortamda dava güvenli elektronik imza ile açılır; e-Devlet şifresi dava açmaya yetmez.
Harç 492 s.K. m.28/1-a Evet Ölüm ve cismani zarar nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin harç oranı yirmide birdir.
Adli yardım HMK m.334-336 Evet Gideri ödeyemeyen ve talebi açıkça dayanaktan yoksun olmayan kişi harç ve giderlerden geçici olarak muaf tutulur; gerekirse ücreti sonradan ödenmek üzere avukat görevlendirilir.

Avukatsız açılan davada iki mali sonuç ayrıca bilinmelidir. Birincisi, HMK m.323/1-ğ vekâlet ücretini yalnız "vekille takip edilen davalarda" yargılama gideri sayar; davasını kendisi takip eden kişi lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. İkincisi, HMK m.326/2 uyarınca kısmen haklı çıkılan davada yargılama giderleri haklılık oranına göre paylaştırılır; talebin reddedilen kısmı için, avukatla temsil edilen karşı taraf lehine vekâlet ücreti ödenmesi gündeme gelir. Şartları oluşmamış bir kalemi talep etmek bu yüzden doğrudan maliyet doğurur.

Usul tarafında hak kaybı en çok üç noktada görülür. Dilekçedeki adres, kimlik numarası, talep sonucu veya imza gibi eksiklikler HMK m.119/2 uyarınca verilen bir haftalık kesin sürede tamamlanmazsa dava açılmamış sayılır. Sigorta şirketine karşı arabulucuya gidilmeden açılan dava usulden reddedilir. 31 Temmuz 2026'dan itibaren açılan davalarda da belirsiz alacak davası yolu kalmamıştır (HMK m.107, 7589 s.K. ile mülga); miktarı baştan bilinemeyen alacak kısmi dava olarak açılır ve HMK m.109/4'e göre bir defaya mahsus artırılır.

Görev ve sorumlulukları

Kendisine dosya gelen avukatın; görevli mahkemeyi, yetkili mahkemeyi, olayın tahkime uygun olup olmadığını, husumetin kime yöneltileceğini, olayın zorunlu arabuluculuğa tabi olup olmadığını ve bir olay sonucunda kaç dava açılacağını kısa sürede analiz ederek bir yol haritası çizmesi gerekir. Ardından tüm alacak kalemleri yönünden usul hukukuna uygun dilekçe hazırlanmalı ve dava açılmalıdır.

Avukat, kazanın ardından tarafların kusur oranlarının belirlenmesi ve yasal belgelerin toplanması sürecinde de destek sağlar. Kaza raporlarının analiz edilmesi, maddi zararların hesaplanması ve mevcut sigorta poliçelerinin incelenmesi bu sürecin ayrılmaz parçasıdır. Özellikle araç değer kaybı talebinin doğru hesaplanması, ileride yaşanabilecek kayıplar açısından kritik önem taşır.

Bedensel zarar veya yaralanma hâlinde manevi kayıplara ilişkin tazminat taleplerinin ileri sürülmesi, uzlaşmazlık durumunda sürecin mahkemeye taşınması ve sigorta şirketleriyle yürütülecek müzakereler de avukatın sorumluluk alanındadır. Sigorta kuruluşlarından alınacak ödemelerin hızlandırılması ve karşı tarafın sunduğu tekliflerin adil olup olmadığının değerlendirilmesi, tecrübe gerektiren işlemlerdir.

Dosya stratejisi nasıl kurulur?

Bir trafik kazası dosyası çoğu zaman aynı anda birden fazla başlık içerir: kusur tespiti, sigorta başvurusu, tazminat kalemleri, tahkim veya mahkeme yolu ve bazen ceza soruşturması. Bu nedenle dosyanın parça parça değil, bütüncül bir strateji altında yürütülmesi gerekir.

Bütüncül yaklaşım, hem zaman kaybını hem de usul kaynaklı riskleri azaltır. Örneğin ceza dosyasında verilecek bir ifade tazminat dosyasını etkileyebilir; sigortaya yapılacak erken bir başvuru faiz başlangıcını değiştirebilir. Bu bağlantıların önceden görülmesi, dosyanın tek bir plan altında toplanmasıyla mümkündür.

"Usul esastan önce gelir" ilkesi ne anlama gelir?

Türk hukukunda usul kurallarına aykırılık, çoğu zaman esasın tartışılmasına bile geçilmeden hak kaybına yol açar. Yanlış mahkeme, yanlış hasım, yanlış talep türü veya eksik başvuru; haklı olunan bir dosyada dahi sonucu değiştirebilir. Bu nedenle dosyanın en başında bu risklere göre kurulması gerekir.

Yanlış hasma dava açmak neden büyük risk doğurur?

Trafik kazalarında sorumluluk bazen sürücüyle sınırlı değildir. Araç maliki, işleten, sigorta şirketi ve somut olaya göre farklı sorumlular gündeme gelebilir. Yanlış hasma yöneltilen dava, sürecin uzamasına veya davanın reddine yol açabilir; üstelik bu sırada zamanaşımı süresi de işlemeye devam eder. Husumet yönünün dosyanın başında doğru kurulması, bu riskin önüne geçer.

Kaza kimin sorumluluğunu doğurur?

Uygulamada sıkça karşılaşılan bir yanılgı, tazminat talebinin yalnızca "direksiyonda oturan kişiye" yöneltilebileceği düşüncesidir. Oysa trafik kazalarında sorumluluk çoğu zaman birden fazla kişide toplanır ve talebin kime yöneltileceği dosyanın niteliğine göre belirlenir.

Öncelikle kazada kusurlu olan sürücü, kendi eylemi nedeniyle sorumludur. Bunun yanında aracın maliki ve aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere kullanan işleten de gündeme gelir. Aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasını yapan sigorta şirketi ise poliçe teminatı ve limiti çerçevesinde sorumludur.

Bu ayrım özellikle aracın sürücüsüyle sahibinin farklı kişiler olduğu durumlarda önem kazanır. Kiralık araçlar, şirket adına kayıtlı araçlar, servis araçları veya bir başkasına ödünç verilmiş araçlarla gerçekleşen kazalarda; sorumluluğun kimde olduğu, aracın kimin hesabına ve kimin ekonomik yararına kullanıldığı gibi ölçütlere göre değerlendirilir. Ticari faaliyet kapsamında kullanılan araçlarda, işletenin sorumluluğu ayrıca tartışma konusu olabilir.

Sorumluların doğru belirlenmesi yalnızca usul açısından değil, tahsilat açısından da belirleyicidir. Talebin yalnızca sigorta şirketine yöneltilmesi hâlinde poliçe limitini aşan zarar karşılıksız kalabilir; yalnızca sürücüye yöneltilmesi hâlinde ise sigorta teminatından yararlanılamaz. Bu nedenle dosyanın başında "hangi kalem, hangi sorumludan, hangi hukuki dayanakla" sorularının birlikte yanıtlanması gerekir.

Kaza dosyanız için ön değerlendirme

Kusur oranınız, hasar dosyanız ve varsa sağlık raporlarınız birlikte incelenmeden hangi kalemleri talep edebileceğiniz net olarak belirlenemez. Süreler işlemeye devam ettiğinden, dosyanızı erken aşamada değerlendirmek önem taşır.

Araç Zararlarına İlişkin Tazminat Kalemleri

Trafik kazasından kaynaklanan araç zararları tek bir kalemden ibaret değildir. Aracın onarım bedelinin ödenmiş olması, zararın tamamının karşılandığı anlamına gelmez. Aşağıdaki tablo, hangi kalemin kimden istenebileceğini özetlemektedir; uygulamada en sık yapılan hatalardan biri bu ayrımın karıştırılmasıdır.

Tazminat kalemi Kimden istenir? Belirleyici unsur
Araç değer kaybı Sigorta şirketi (poliçe limiti dâhilinde) Değişen/boyanan parça, hasar geçmişi, piyasa rayici
Orijinal parça fark bedeli Sigorta şirketi Eşdeğer parça kullanımı, aracı eski hâline getirme yükümlülüğü
Araç hasar farkı Kusurlu sürücü / işleten (aşan kısım) Gerçek onarım maliyeti ile sigorta ödemesi arasındaki fark
İkame araç / mahrumiyet bedeli Kusurlu sürücü ve malik Aracın fiilen kullanılamadığı süre ve kullanım ihtiyacı
Kazanç kaybı Kusurlu sürücü ve malik Gelir belgeleri, işin niteliği, illiyet bağı
Manevi tazminat Kusurlu sürücü / işleten (ZMSS dışı, KTK m.92/f) Yalnız maddi hasarlı kazada kural olarak istenemez; yaralanma veya ölüm gerekir

Ekspertiz süreci ve hasar tespiti neden önemlidir?

Hasarın doğru tespiti, özellikle maddi hasarlı kazalarda tazminatın temelini oluşturur. Ekspertiz raporları; onarım kapsamını, değişen veya boyanan parçaları ve bazen onarım yöntemini ortaya koyar. Bu veriler araç değer kaybı talebinizde de dolaylı olarak etkili olur.

Ekspertiz aşamasında yapılan hatalar — yanlış parça tespiti, eksik işçilik kaydı veya gerçeğe aykırı bilgi — ileride hem tazminatın eksik alınmasına hem de uyuşmazlığın büyümesine yol açabilir. Bu sebeple raporların dikkatle incelenmesi ve gerektiğinde itiraz ya da ek rapor sürecinin değerlendirilmesi gerekir.

Araç değer kaybı

Araç değer kaybı; aracın kaza nedeniyle zarar görmesi, zarar gören parçaların onarılması, boyanması veya değiştirilmesi nedeniyle ikinci el piyasa değerinin düşmesinden kaynaklanır. Aracın kaza öncesi değeri ile kaza sonrası değeri arasındaki fark, araç değer kaybı olarak adlandırılır.

Kaza sonucu hasar alan araçta değişmesi veya boyanması gereken parçalar bulunduğunda, onarım sonrasında aracın rayici düşer. Parça değişimleri orijinal olsa dahi hasar geçmişinde kazanın ve onarımın yer alması, aracın değerini doğrudan etkiler. İkinci el satış platformlarında da hasarlı aracın bedelinin, boyalı olması, değişen parçaları bulunması ve tramer kaydında hasar geçmişi görünmesi nedeniyle emsallerine göre daha düşük belirlendiği görülmektedir. Yani söz konusu azalma soyut değil, son derece somut bir kayıptır.

Talebin sağlıklı kurulabilmesi için kazanın niteliği, hasarın kapsamı, aracın kaza geçmişi ve onarımın şekli birlikte değerlendirilir. "Parça değişti mi, boyandı mı?" sorusu çoğu zaman belirleyici hâle gelir. Değer kaybı başvurularında sık yapılan hata, yalnızca onarım faturasıyla yetinip hasarın piyasaya etkisini ortaya koyan verileri zayıf bırakmaktır. Talebin somut verilerle ve doğru hukuki yolla ileri sürülmesi gerekir. Bu konudaki ayrıntılı rehberimiz için araç değer kaybı avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Orijinal parça fark bedeli (eşdeğer parça) uyuşmazlıkları

Onarım sırasında eşdeğer parça kullanımı gündeme gelebilir; bu durum bazı hâllerde araç sahibinde "orijinal parça fark bedeli" tartışmalarını doğurur. Burada önemli olan, onarımın aracı eski hâline getirme yükümlülüğü ve poliçe ile uygulama çerçevesidir.

Uygulamada bu kalem doğru kurgulanmadığında ya hiç talep edilemez ya da yanlış hasım veya yanlış yol nedeniyle süreç uzar. Bu nedenle hangi kalemin sigortadan, hangisinin kusurlu taraftan istenebileceğinin titizlikle ayrılması gerekir.

Araç hasar farkı tazminatı

Bazı dosyalarda sigorta ödemesi gerçek onarım maliyetini karşılamaz. Bu durumda "hasar farkı" tartışması doğar. Özellikle servis faturası, işçilik ve parça bedelleri ile sigorta ödemesi arasındaki farkın ispatı önem taşır.

Talep, salt "fark var" demekle değil; hangi kalemlerin neden zorunlu olduğu, piyasa koşulları ve onarımın gerekliliği ile birlikte ortaya konulmalıdır. Ayrıntılar için araç hasar farkı tazminatı sayfamıza bakabilirsiniz.

İkame araç / araç mahrumiyet bedeli

Kazadan sonra aracınızın tamirde kaldığı süre boyunca araçtan mahrum kalmanız, "ikame araç" veya "araç mahrumiyet bedeli" taleplerini gündeme getirir. Buradaki temel mesele, aracın fiilen kullanılamadığı süre ve bu süreye ilişkin makuliyet değerlendirmesidir.

Uygulamada talebin reddedilmesine yol açan en yaygın sorun, sürenin ve ihtiyacın yeterince ispatlanmamasıdır. Araç kullanım ihtiyacınız, iş ve yaşam düzeniniz, onarım süresi ve servis kayıtları gibi verilerle dosyanın güçlendirilmesi gerekir. Servis kayıtları ve dosya akışıyla sürenin somutlaştırılması, talebin reddi riskini belirgin şekilde azaltır. Konu hakkında ayrıntı için araç mahrumiyet bedeli sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Kazanç kaybı tazminatı

Trafik kazası, özellikle ticari araç sahiplerinde veya aracı iş için kullanan kişilerde doğrudan kazanç kaybına yol açabilir. Ancak bu kalem, en çok ispat tartışmasının yaşandığı alanlardan biridir. Gelir belgeleriniz, işinizin niteliği, çalışma düzeniniz ve kaybın kazayla illiyet bağı net biçimde kurulmalıdır.

Kazanç kaybı talebinizi varsayımsal bırakırsanız dosyanız zayıflar. Vergi kayıtları, fatura ve ciro verileri, sözleşmeler ve iş akışınızı gösteren belgelerle somutlaştırma yapılması gerekir. Ayrıntılar için kazanç kaybı hukuku sayfamıza göz atabilirsiniz.

Bedeni Zararlara İlişkin Tazminat Kalemleri

Yaralanmalı kazalarda tedavi giderleri, geçici iş göremezlik, kalıcı iş göremezlik, bakıcı gideri ve manevi tazminat gibi kalemler gündeme gelir. Her kalemin hesap ve ispat yöntemi farklıdır; dosyanın baştan doğru kalemlerle kurulması, "eksik talep" kaynaklı kayıpları önler.

Tedavi giderleri nasıl talep edilir?

Trafik kazası nedeniyle resmî ve özel bütün sağlık kuruluşlarının sunduğu sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır (KTK m.98). Zorunlu trafik sigortası şirketleri bu teminatın karşılığını SGK'ya aktardığı için maddenin kapsamındaki tedavi giderlerinde sigorta şirketinin sorumluluğu sona ermiştir; ZMSS Genel Şartlarının A.5/b maddesi de bunu açıkça yazar. Aynı madde, tedavi süresince ve kalıcı sakatlık belirlendikten sonra tıbben gerekli olan bakıcı giderlerini ise sigorta teminatında bırakır.

Uygulamada "hangi gideri kim karşılar" sorusu sıkça gündeme gelir. Trafik kazası acil hâl sayıldığından özel hastaneler de kazazededen ilave ücret isteyemez (5510 s.K. m.73/5). SGK'nın karşılamadığı ve kişinin kendisinin ödediği bir gider varsa, bu gider belgelenerek kusurlu sürücü ve işletenden istenebilir. Bu nedenle SGK kayıtları, epikriz raporları ile fatura ve ödeme belgeleri birlikte değerlendirilmelidir; belgelenmemiş bir gider, gerçekte yapılmış olsa bile talep edilemez hâle gelebilir.

Geçici iş göremezlik tazminatı

Yaralanma nedeniyle çalışamadığınız dönem, geçici iş göremezlik tazminatı bakımından önem taşır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, sosyal güvenlik uygulamalarındaki ödemeler ile tazminat hukukundaki talep kalemlerinin aynı şey olmadığıdır. Her dosyada geliriniz, mesleğiniz, çalışma şekliniz ve rapor süreleri birlikte ele alınmalıdır.

Geçici iş göremezlik talebinde raporlarınızın, tedavi sürecinizin ve fiili gelir kaybınızın dosyaya doğru şekilde yansıtılması gerekir. Aksi hâlde eksik talep veya yanlış hesaplama nedeniyle hak kaybı doğabilir.

Kalıcı iş göremezlik (maluliyet) ve hesap mantığı

Kalıcı iş göremezlik iddiasında süreç, yalnızca "yaralandım" demekle ilerlemez; maluliyetin tıbben belirlenmesi ve hukuken doğru kaleme oturtulması gerekir. Raporların hangi tarihte ve hangi kurumdan alındığı, iyileşme sürecinizin tamamlanıp tamamlanmadığı gibi hususlar belirleyicidir.

Kalıcı iş göremezlik tazminatında hesaplamalar teknik olduğundan, dosyada eksik veri bırakmak tazminatı doğrudan düşürebilir. Rapor, gelir bilgisi ve kusur oranı birlikte ele alınarak yol haritası kurulmalıdır. Yanlış zamanlamayla alınan raporlar veya eksik tıbbi kayıtlar dosyayı zayıflatır; bu nedenle maluliyet sürecinin tıbbi ve hukuki yönüyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Bakıcı gideri ve günlük yaşam desteği

Bazı yaralanmalı kazalarda, belirli bir süre başkasının bakımına ihtiyaç duyulabilir. Bu durumda bakıcı gideri tazminatı gündeme gelir. Önemli olan, bakım ihtiyacının tıbben ortaya konulması ve süresinin netleştirilmesidir.

Uygulamada bakım ihtiyacı çoğu zaman "zaten aile baktı" denilerek göz ardı edilir. Oysa bakım hizmetinin kim tarafından verildiği tazminat hukukunda her dosyada ayrıca değerlendirilir; belirleyici olan ihtiyacın varlığı ve kapsamıdır. Bakım ihtiyacının süresinin ve kapsamının dosyaya doğru yansıtılması, talebin temellendirilmesini sağlar.

Manevi tazminat: hangi hâllerde ve ne amaçla istenir?

Trafik kazalarında manevi tazminat, yaşanan elem ve ızdırabın bir nebze giderilmesi amacıyla talep edilir. Yaralanmanın ağırlığı, kalıcı etkiler, kazanın oluş şekli ve tarafların kusur durumu bu kalemin değerlendirilmesinde etkilidir. Manevi tazminat bir cezalandırma aracı değil, telafi amacı taşıyan bir kalemdir.

Manevi tazminat talebinin doğru kurulması, olayın insani etkilerinin somutlaştırılmasıyla mümkündür. Özellikle ağır yaralanma veya ölüm hâlinde bu kalem çoğu dosyada temel taleplerden birini oluşturur.

Bedeni zarar kalemleri ve ispat araçları

Bedeni zarar dosyalarında her kalemin ispat yöntemi farklıdır. Aşağıdaki tablo, hangi kalem için hangi belgelerin belirleyici olduğunu özetlemektedir. Dosyanın baştan bu çerçevede kurulması, sonradan "eksik talep" nedeniyle yaşanan kayıpları önler.

Kalem Belirleyici belge / veri Sık yapılan hata
Tedavi gideri SGK kayıtları (KTK m.98 kapsamı SGK'da); SGK dışında kalan ödemeler için epikriz, fatura, ödeme belgesi SGK'nın karşıladığı gideri sigortadan istemek; belgesiz ödemelerin talep edilememesi
Geçici iş göremezlik Rapor süreleri, gelir bilgisi, çalışma şekli Sosyal güvenlik ödemesiyle karıştırılması
Kalıcı iş göremezlik Maluliyet raporu, gelir bilgisi, kusur oranı Tedavi tamamlanmadan rapor alınması
Bakıcı gideri Bakım ihtiyacına ilişkin tıbbi değerlendirme, süre "Ailem baktı" denilerek hiç talep edilmemesi
Manevi tazminat Yaralanmanın ağırlığı, kalıcı etkiler, olayın oluş şekli Talebin soyut bırakılması, etkilerin somutlaştırılmaması

Ölümlü Kazalarda Hak Sahiplerinin Talepleri

Destekten yoksun kalma tazminatı: kimler talep edebilir?

Ölümlü trafik kazalarında destekten yoksun kalma tazminatı, vefat eden kişinin desteğinden fiilen yararlanan hak sahipleri açısından gündeme gelir. Bu kalemde aile yapısı, destek ilişkisi ve ekonomik bağın somutlaştırılması önem taşır. Her dosyada "hak sahibi kim" sorusu ayrı ayrı incelenmelidir.

Talebin yanlış kurulması — yanlış kişi adına talep, eksik destek ilişkisi anlatımı gibi — süreci zora sokabilir. Bu nedenle ölümlü dosyalarda baştan doğru hukuki çerçevenin çizilmesi gerekir. Ayrıntılar için destekten yoksun kalma tazminatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Cenaze giderleri ve diğer talepler

Ölümlü kazalarda hak sahipleri; destekten yoksun kalma tazminatının yanı sıra cenaze ve defin giderlerini, ölüme kadar geçen sürede uğranılan zararları (bakıcı gideri, kazanç kaybı gibi; hastane giderleri KTK m.98 uyarınca SGK'dadır) ve manevi tazminatlarını talep edebilir. Manevi tazminat zorunlu trafik sigortasının kapsamında olmadığından (KTK m.92/f) kusurlu sürücü ve işletenden istenir.

Bunun yanında aracın da zarar görmüş olması hâlinde mirasçılar tarafından araçtaki maddi hasarlar talep edilebilir. Mirasçılar, zarar gören aracı sigorta şirketinin ödeyeceği tutarla onarabilir; ayrıca kusurlu aracın sigortasından, kusurlu sürücü ve malikinden tazminat isteyebilir. Sigortadan poliçe limiti dâhilinde araç değer kaybı ve orijinal parça fark bedeli; kusurlu taraftan ise ikame araç bedeli ve kazanç kaybı tazminatı talep edilebilir.

Sigorta Süreci: Başvuru, Tahkim ve Dava

Zorunlu trafik sigortası neyi karşılar, neyi karşılamaz?

Zorunlu mali sorumluluk sigortası (halk arasındaki adıyla zorunlu trafik sigortası), aracın işletilmesinden kaynaklanan ve üçüncü kişilere verilen zararları, poliçe limitleri ve teminat kapsamı çerçevesinde karşılamak üzere düzenlenmiştir. Ancak "sigorta var, o hâlde tüm zararım karşılanır" düşüncesi uygulamada sık rastlanan bir yanılgıdır.

Teminatın kapsamı ve limitleri poliçeye ve yürürlükteki mevzuata göre belirlenir. Bir zarar kalemi teminat dışında kalıyorsa ya da poliçe limiti zararın tamamını karşılamıyorsa, aşan kısım için kusurlu sürücü, araç maliki veya işleten gibi sorumlulara başvurulması gerekir. Uygulamada araç değer kaybı ve orijinal parça fark bedeli sigortadan; ikame araç (mahrumiyet) bedeli ve kazanç kaybı ise kusurlu taraftan istenen kalemler olarak öne çıkar.

Bu ayrımın doğru yapılmaması, dosyanın yanlış hasma yöneltilmesine ve talebin esasa girilmeden reddedilmesine yol açabilir. Ayrıca poliçe teminatının kapsamı her dosyada ayrıca incelenmelidir; sürücünün alkollü olması, ehliyetsiz araç kullanması veya aracın poliçede belirtilen kullanım amacı dışında kullanılması gibi hâllerde sigortacının rücu hakkı gündeme gelebilir. Bu nedenle poliçenin ve teminat kapsamının başvuru öncesinde değerlendirilmesi önem taşır.

Trafik kazası dosyalarında arabuluculuk gündeme gelir mi?

Trafik kazasından kaynaklanan tazminat taleplerinde arabuluculuğun dava şartı olup olmadığını davanın muhatabı belirler. Zorunlu trafik sigortası şirketine karşı açılan ve konusu bir miktar para olan dava ticari dava niteliğindedir; Türk Ticaret Kanunu m.5/A uyarınca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur. Kusurlu sürücü ve işletene karşı açılan genel haksız fiil davası ise dava şartı arabuluculuk kapsamında sayılmamıştır. Zorunlu olduğu hâlde arabulucuya gidilmeden açılan dava, esasa girilmeden dava şartı yokluğundan reddedilir.

Dosyanın arabuluculuğa tabi olup olmadığı; tarafların sıfatı, talebin dayanağı ve uyuşmazlığın niteliği birlikte değerlendirilerek belirlenir. Bu değerlendirme, aynı olaydan doğan taleplerin bir kısmı için farklı, diğer kısmı için farklı sonuç verebilir. Bu nedenle dava öncesinde hangi talebin hangi yolu izleyeceğinin netleştirilmesi, sürecin gereksiz yere uzamasını önler.

Sigorta Tahkim Komisyonu başvurusu ne zaman mantıklıdır?

Sigorta şirketleriyle yaşanan uyuşmazlıklarda Sigorta Tahkim Komisyonu başvurusu, bazı dosyalarda daha hızlı sonuç almanızı sağlayabilir. Ancak her dosya tahkime elverişli olmayabilir; ayrıca başvurunun usul şartları katıdır. Özellikle eksik evrak, yanlış başvuru kalemi veya yanlış hasım yönlendirmesi ret riskini artırır.

Tahkim mi, mahkeme mi? Doğru yol nasıl seçilir?

Her trafik kazası dosyası için tek bir çözüm yolu yoktur. Bazı uyuşmazlıklarda Sigorta Tahkim Komisyonu daha hızlı olabilirken, bazı dosyalarda mahkeme yolu zorunlu ya da daha isabetli hâle gelir. "Tahkim mi dava mı" tercihi; dosyanın türüne (maddi hasar / bedeni zarar), talep kalemlerine, delil durumuna ve hasım yapısına göre stratejik biçimde belirlenmelidir.

Özellikle sigorta şirketinin sorumluluğunu aşan zararların bulunduğu, kusurlu sürücü veya işletene karşı doğrudan talepte bulunulması gereken hâllerde mahkeme yolu gündeme gelir. Dosyanın niteliğine göre doğru yolun belirlenmesi, hatalı başvuru nedeniyle ret riskini azaltır.

Düşük teklif ve ibraname: imzalamadan önce dikkat

Uygulamada kazadan sonra sigorta şirketlerinden düşük teklif gelmesi ve hızlıca ibraname imzalatılmak istenmesi sık karşılaşılan bir durumdur. Oysa ibraname, imzalandığında ileride talep edebileceğiniz kalemleri sınırlayabilecek sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle teklifin hangi zarar kalemlerini kapsadığı, hangilerini dışarıda bıraktığı netleşmeden imza atılmamalıdır.

Özellikle bedeni zarar dosyalarında gerçek zarar, çoğu zaman tedavi süreci ve raporlar netleştikçe ortaya çıkar. Kaza sonrası ilk haftalarda imzalanan bir ibraname, aylar sonra ortaya çıkacak kalıcı iş göremezlik tazminatı hakkını tartışmalı hâle getirebilir. Bu nedenle aceleyle yapılan kabul veya feragat niteliğindeki işlemler, sonradan telafisi güç hak kayıplarına sebep olabilir.

Uygulamadan bir uyarı: Sunulan teklifin "tüm zararı karşıladığı" ifadesi, teklifin gerçekten tüm kalemleri kapsadığı anlamına gelmez. Teklif çoğu zaman yalnızca onarım bedelini içerirken; değer kaybı, mahrumiyet bedeli ve bedeni zarar kalemleri kapsam dışında kalabilir. İmzadan önce teklifin hangi kalemleri kapsadığı yazılı olarak netleştirilmelidir.

Faiz, temerrüt ve tazminatta başlangıç tarihi

Trafik kazası tazminatlarında yalnızca ana para değil, faizin başlangıcı da toplam alacağınızı ciddi biçimde etkileyebilir. Faiz başlangıcı; talep türüne, başvuru tarihine ve dosyanızın izlediği yola göre değişkenlik gösterir. Bu nedenle başvuru dilekçeniz ile ihtar ve başvuru tarihleri önem taşır.

Sigorta şirketi bakımından ölçü KTK m.99'dur: sigortacı, genel şartlarda sayılan belgelerin kendisine iletildiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde sigorta sınırları içindeki tutarı ödemek zorundadır. Bedensel zararlarda 2026'da ikinci bir değişiklik oldu: 7589 sayılı Kanunla TBK m.55'e eklenen ve geçiş hükmü gereği 31 Temmuz 2026'dan sonra meydana gelen olaylara uygulanan fıkraya göre çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatında, kazancın bilindiği döneme ait tutara olay tarihinden, bilinemediği döneme ait tutara ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir. Aynı değişiklikle tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödemeler, tazminattan ödeme tarihine göre oransal olarak mahsup edilir.

Uygulamada sık yapılan hata, faiz talebini hiç kurmamak veya yanlış tarihten istemektir. Bu tür usul ve talep hataları, haklı olunan bir dosyada dahi kayıp doğurur. Başvuru ve dava stratejisinin faiz ile temerrüt etkisi gözetilerek kurulması, uzun süren dosyalarda toplam alacağı belirgin biçimde etkiler.

Ceza Boyutu: Şikâyet, Uzlaşma ve Ceza Davaları

Trafik kazasından kaynaklanan ceza davaları

Trafik kazaları sonucunda somut olaya göre gerekli koşullar oluşmuşsa taksirle öldürme (TCK m.85), taksirle yaralama (TCK m.89) ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma (TCK m.179/2-3) suçları gündeme gelebilir. "Trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma" başlıklı TCK m.180 ise yalnız deniz, hava ve demiryolu ulaşımını kapsar; karayolu trafiğinde uygulanmaz. Taksirli davranışla gerçekleşen kazada bir kişi yaralanmamış yahut ölmemişse ve olayda yalnızca maddi hasar varsa, kişiye ayrıca ceza davası açılarak ceza verilmez. Ceza dosyasının aşamaları, süreleri ve savunma usulü için Ankara ceza avukatı sayfası incelenebilir.

Bir trafik kazasından kaynaklanan ceza davaları ile tazminat davaları hem içerik hem de süreç bakımından birbirinden oldukça farklıdır. Tazminat davasına bakan hukuk hâkimi, ceza yargılaması yapan hâkimin kararlarıyla kural olarak bağlı değildir; ancak ceza hâkiminin somut olguların varlığının tespitine ilişkin kararları hukuk hâkimini de bağlar. Ceza yargılamasında ulaşılacak bu sonuçların hukuk hâkimini bağlayacak olması nedeniyle, tazminat davası bakımından ceza davasının bekletici mesele yapılması da mümkündür.

Trafik kazasında şikâyetçi olunca ne olur?

Kusurlu davranışları sebebiyle trafik kazasına ve bu kaza sonucu kişilerin yaralanmasına sebep olan kişinin, Türk Ceza Kanunu'nun 89. maddesinde düzenlenen taksirle yaralama suçunu işlediği kabul edilir. TCK m.89/5 uyarınca taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır; kemik kırığı gibi ağır sonuçlarda da kural budur. Tek istisna, birinci fıkra kapsamındaki basit yaralama dışında kalan hâllerde suçun bilinçli taksirle işlenmesidir; bu durumda şikâyet aranmaz. Dolayısıyla mağdur konumundaki kişilerin şikâyetçi olup olmamaları önem taşır: şikâyet hâlinde kusurlu kişi hakkında soruşturma başlatılır ve şartları oluştuğunda kamu davası açılır. Şikâyet bulunmaması hâlinde ise böyle bir soruşturma yürütülmez.

Kusurlu davranışları nedeniyle kazaya ve kişilerin ölümüne sebep olan kişinin ise Türk Ceza Kanunu'nun 85. maddesinde düzenlenen taksirle öldürme suçunu işlediği kabul edilir. Taksirle öldürme suçu şikâyete bağlı bir suç değildir; bu nedenle vefat eden kişinin yakınlarının şikâyetçi olup olmaması soruşturmanın başlaması bakımından belirleyici olmaz.

Şikâyetçi olup olmamak, ceza davalarına ilişkin bir meseledir ve tazminat talepleri üzerinde doğrudan bir etkisi bulunmaz. Yani mağdur konumundaki kişiler şikâyetçi olmasalar dahi maddi ve manevi tazminat taleplerini kusurlu sürücü ve diğer sorumlulara karşı ileri sürebilir. Ancak uzlaşma sürecinde imzalanacak bir belgenin tazminat haklarını da kapsayıp kapsamadığı ayrıca ve dikkatle değerlendirilmelidir.

Süre, Yetki ve Görev: Usul Çerçevesi

Zamanaşımı ve dava açma süresi

Trafik kazalarında dava açma süresi, yani zamanaşımı süresi, Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesinde düzenlenmiştir. Maddeye göre maddi zarara uğrayan kişiler, zararı ve zarar vereni öğrendikten sonra 2 yıl ve her hâlükârda kazadan itibaren 10 yıl içinde davalarını açmalıdır.

Ancak aynı madde uyarınca, kaza nedeniyle ceza yargılamasını gerektiren bir suç oluşmuşsa ceza zamanaşımı süreleri uygulanır. Buna göre:

Kazanın niteliği Uygulanan zamanaşımı
Maddi hasarlı kaza (suç oluşturmayan) Öğrenmeden itibaren 2 yıl, her hâlde 10 yıl
Yaralanmalı kaza 8 yıl
Ölümlü kaza 15 yıl
Ölümlü ve yaralanmalı kaza 15 yıl

Süre kaçırıldığında, kazada gerçekten zarar görmüş olsanız dahi tazminat talebiniz reddedilebilir. Ayrıca zamanaşımının hangi tarihte başladığı, hangi işlemlerle kesildiği ve hangi hâllerde durduğu her dosyada ayrıca değerlendirilmesi gereken teknik bir konudur. Eksik bir başvurunun zamanaşımını keseceği varsayımı, uygulamada sık karşılaşılan hak kaybı nedenlerindendir.

Yetkili ve görevli mahkeme

Trafik kazaları sonucu oluşan mağduriyetlerin giderilmesine yönelik tazminat davaları; davalının ikametgâhında (HMK m.6), davalı birden fazlaysa davalılardan birinin ikametgâhında (HMK m.7) açılabileceği gibi, haksız eylemin yani kazanın gerçekleştiği yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir (HMK m.16). Sigortacıyı da kapsayan davalarda KTK m.110 ayrıca sigortacının şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yeri yetkili kılar. Bu seçimlik yetki, hak sahibine dosyayı hangi yerde takip edeceği konusunda bir esneklik tanır.

Görevli mahkemenin belirlenmesi ise talebin niteliğine ve tarafların sıfatına göre değişir. Sigorta şirketine yöneltilen taleplerle, kusurlu sürücü ve işletene yöneltilen talepler aynı dosyada birleşebileceği gibi ayrı süreçler de gerektirebilir. Bu nedenle dava açılmadan önce görev ve yetki değerlendirmesinin yapılması, davanın usulden reddedilmesini önler.

Trafik Kazası Dosyalarında En Sık Yapılan Hatalar

Trafik kazası dosyalarında yaşanan hak kayıplarının önemli bir bölümü, kişinin haksız olmasından değil sürecin yanlış yürütülmesinden kaynaklanır. Aşağıda uygulamada en sık karşılaşılan hatalar ve bunların doğurduğu sonuçlar yer almaktadır.

Delil ve tespit aşamasındaki hatalar

Olay yerinde yalnızca hasarın fotoğraflanması, yol çizgilerinin, levhaların ve araçların nihai konumunun kayıt altına alınmaması, kusur değerlendirmesinde dosyayı zayıf bırakır. Tanık bilgisi alınmaması ve kamera kayıtlarının süresi içinde talep edilmemesi de sonradan telafisi mümkün olmayan kayıplardır.

Bir diğer yaygın hata, tutanakta yoruma dayalı ifadeler kullanmaktır. "Çok hızlıydı, dikkatsizdi" gibi anlatımlar değerlendirmeye esas alınmazken; şerit değişimi, sinyal verilmemesi, takip mesafesi gibi somut vakıaların yazılması dosyayı güçlendirir.

Talep ve hasım belirlemedeki hatalar

Hangi kalemin sigortadan, hangisinin kusurlu sürücü ve işletenden isteneceğinin karıştırılması, uygulamada en sık rastlanan sorunlardandır. Sigortadan istenmesi gereken bir kalemin kusurlu sürücüye, kusurlu taraftan istenmesi gereken bir kalemin sigortaya yöneltilmesi, talebin esasa girilmeden reddedilmesine yol açar.

Benzer biçimde, her dosyada her tazminat kalemini talep etmek de doğru bir yaklaşım değildir. Şartları oluşmamış bir kalemin talep edilmesi, davanın kısmen reddine ve buna bağlı olarak yargılama gideri ile karşı vekâlet ücreti yüküne sebep olabilir.

Süre ve usul hataları

Zamanaşımı süresinin yanlış hesaplanması, eksik bir başvurunun zamanaşımını keseceğinin varsayılması veya sürecin gereğinden fazla bekletilmesi, en ağır sonuç doğuran hatalardır. Süre geçtikten sonra dosyanın esası ne kadar güçlü olursa olsun talep reddedilebilir.

Faiz talebinin hiç kurulmaması ya da yanlış tarihten istenmesi de uzun süren dosyalarda ciddi bir kayıp doğurur. Aynı şekilde görevli ve yetkili mahkemenin yanlış belirlenmesi, dosyanın aylar sonra baştan kurulmasına yol açabilir.

Sigorta süreciyle ilgili hatalar

Sunulan ilk teklifin kapsamı incelenmeden kabul edilmesi ve ibraname imzalanması, sonradan ortaya çıkacak zarar kalemlerinin talep edilmesini tartışmalı hâle getirir. Özellikle bedeni zarar dosyalarında gerçek zararın tedavi süreci tamamlandıkça netleştiği göz önünde bulundurulmalıdır.

Eksper raporunun okunmadan kabul edilmesi, raporda yer alan hesaplama ve tespitlerin denetlenmemesi de eksik ödemeye rağmen sürecin sonlandırılmasına neden olur.

Avukat Seçimi, Ücretler ve Süreç Yönetimi

Trafik kazası avukatı seçerken nelere dikkat edilmelidir?

Trafik kazası dosyasında avukatın ilk işi, zararları kalem kalem ayırıp husumetin yöneltileceği kişileri, yetkili ve görevli mahkemeyi ve davanın nasıl açılacağını belirlemektir. Bu son soru 2026'da değişti: 7589 sayılı Kanun HMK m.107'yi yürürlükten kaldırdığı için 31 Temmuz 2026'dan itibaren açılan davalarda belirsiz alacak davası yolu yoktur. Miktarı baştan kesin bilinemeyen alacak kısmi dava olarak açılır; HMK m.109/4 uyarınca talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikatın sonuna kadar artırılabilir ve zamanaşımı artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

Trafik kazalarına ilişkin tazminat türleri çeşitlilik gösterir ve her koşulda her tazminatı talep etmek, davaların kısmen de olsa reddine yol açarak mağdurlara gereksiz yargılama gideri yükleyebilir. Ayrıca dava veya tahkim süreçlerinin öncesi ve sonrasında özel usul koşulları bulunur ve her avukat bu ayrıntılara hâkim olmayabilir.

Türk hukukunda avukatlar için resmî bir uzmanlık unvanı bulunmadığından, seçim yapılırken unvana değil ilk görüşmede verilen açıklamaların somutluğuna bakılabilir: hangi kalemin kimden isteneceğinin, sigortaya başvuru ile tahkim ve dava arasındaki farkın ve sürelerin dosya üzerinden anlatılıp anlatılmadığı, avukatın bu alandaki dosya deneyimi hakkında fikir verir.

Seçim yaparken dikkat edilebilecek başlıca noktalar şunlardır:

  • Dosya deneyimi: Avukatın trafik kazaları ve ilgili tazminat davalarında daha önce dosya takip edip etmediği, sürecin hangi aşamalardan oluşacağını ne kadar somut anlatabildiğinden anlaşılabilir.
  • Dosyanın incelenip incelenmediği: Belgeler değerlendirilmeden kesin sonuç vaat edilmesi veya araç görülmeden tazminat miktarı konusunda net rakam verilmesi sağlıklı bir yaklaşım değildir.
  • İletişim ve erişilebilirlik: Sürecin hangi aşamalardan oluşacağının açıklanması ve sorularınıza hızlı yanıt alabilmeniz, güven ilişkisi açısından önemlidir.
  • Yazılı sözleşme: Ücretin, kapsanan işlerin (sigorta başvurusu, tahkim, dava, kanun yolu) ve masrafların kime ait olduğunun yazılı sözleşmede gösterilmesi, sonradan doğabilecek tartışmaları önler.
  • Ücretlendirme: Ücret politikasının baştan netleştirilmesi, sürecin mali yönünü öngörülebilir kılar.
  • Hizmet kapsamı: Yalnızca maddi tazminatla sınırlı kalmayıp manevi tazminat, ceza soruşturması ve tahkim süreçlerini de kapsayan bir destek sunulup sunulmadığı sorulmalıdır.

Ankara'da trafik kazası avukatıyla çalışmanın avantajları

Trafik kazası sonrası hem hukuki hem de mali açıdan doğru adımları atmak önemlidir. Özellikle Ankara gibi yoğun araç trafiğinin bulunduğu bir şehirde, kazanın hemen ardından doğru hukuki destek almak sürecin etkin yönetilmesini sağlar.

Trafik kazalarının hukuki boyutu karmaşık olabilir. Sigorta şirketleriyle yapılacak görüşmelerde belgelerin doğru hazırlanması ve tazminat taleplerinin etkin biçimde iletilmesi, profesyonel destekle daha sağlıklı yürütülür. Ankara'da gerçekleşen bir kazada davalının ikametgâhı, kaza yeri ve zarar görenin yerleşim yeri çoğu zaman aynı adliyeye düştüğünden, yetki seçimi ve dosyanın duruşmalarının takibi tek yerden yürütülebilir.

Ankara'da trafik yoğunluğu, farklı güzergâhlar ve işleyen adli süreçler dikkate alındığında, kazadan sonra sürecin doğru yönetilmesi her dosyada aynı kolaylıkta değildir. Delil toplanmasından sigorta başvurusuna kadar tüm adımların planlı ilerlemesi; kusur oranı, tazminat kalemleri ve süreler konusunda yapılacak küçük bir hatanın haklı olunan dosyada dahi ciddi hak kaybına dönüşmesini engeller.

Son olarak, yoğun stres altında olduğunuz bir dönemde hukuki prosedürlerle ilgilenme yükünü bir hukukçuya bırakmak, süreci psikolojik olarak daha rahat geçirmenizi sağlar.

Trafik kazası avukatlık ücretleri nasıl belirlenir?

Avukatlık ücreti Avukatlık Kanunu m.164 ile düzenlenir. Ücret sözleşmesiyle, dava veya hükmolunacak şeyin değerinin belli bir yüzdesi ücret olarak kararlaştırılabilir; ancak bu oran yüzde yirmi beşi aşamaz ve ücret Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin altında belirlenemez. Kanun ücretsiz dava alınmasını yasaklamaz; bu durumda avukat durumu baro yönetim kuruluna bildirir. Yazılı ücret sözleşmesi yoksa veya sözleşme tartışmalıysa ücret, tarifenin altında kalmamak koşuluyla davanın kazanılan kısmının yüzde onu ile yüzde yirmisi arasında belirlenir.

Avukatlar bu çerçevede, kendilerine tevdi edilen işin niteliğine, değerine ve harcayacakları emek ile mesaiye göre bir ücret belirler. Müvekkiller belirlenen ücreti tek seferde, taksitler hâlinde veya dava sonunda ödeyebilir. Trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında uygulamada, dava sonunda müvekkil lehine hükmedilen tazminatın belirli bir oranının vekâlet ücreti olarak kararlaştırıldığı görülmektedir. Dava sonunda karşı tarafa yüklenen vekâlet ücreti ise ayrı bir kalemdir ve kanun gereği avukata aittir (m.164 son fıkra). Ücret hesabının ayrıntıları için trafik kazası tazminat davalarında avukatlık ücretleri yazısı incelenebilir.

Trafik kazası avukatı nasıl bulunur?

Bu alanda çalışan avukatlara internet üzerinden veya çevreden edinilen bilgilerle ulaşmak mümkündür. Ulaşılan avukatla yapılacak ilk görüşmede, dosyanın nasıl ele alındığı ve hangi kalemlerin gündeme geleceği konusunda verilen açıklamalar, avukatın alana hâkimiyeti hakkında fikir verir. İlk görüşmede dosyanızın belgelerini hazır bulundurmanız, değerlendirmenin daha sağlıklı yapılmasını sağlar.

Sıkça Sorulan Sorular

Trafik kazası avukatı ne iş yapar?

Trafik kazası avukatı, trafik kazalarına ilişkin hukuki süreçlerde kişileri temsil eder; tazminat taleplerini yönetir, sigorta şirketleriyle iletişimi yürütür, dava ve tahkim süreçlerini takip eder. Ayrıca maddi ve manevi tazminatlarla ilgili belgeleri hazırlar ve süreç boyunca hukuki destek sağlar.

Trafik kazasında avukat tutmak zorunlu mu?

Hayır. Avukatlık Kanunu m.35/3 uyarınca dava açmaya yeteneği olan herkes kendi davasını bizzat açabilir ve takip edebilir; sigortaya başvuru, tahkim ve dava için avukatla temsil şartı yoktur. Başkası adına dava açmak ve bu işlere ait evrakı düzenlemek ise yalnız baroda yazılı avukatlara aittir.

Avukatsız tazminat davası açılır mı?

Açılır. Önce KTK m.97 uyarınca sigorta şirketine yazılı başvuru yapılır; 15 gün içinde cevap gelmez veya cevap talebi karşılamazsa dava açılabilir ya da Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulabilir. Sigortacıya karşı davada önce arabulucuya gidilmesi zorunludur. Davasını kendisi takip eden kişi lehine vekâlet ücretine hükmedilmez.

Trafik kazası davalarında avukatın rolü nedir?

Avukat, zararları kalem kalem ayırır, her kalemin sigorta şirketinden mi yoksa kusurlu sürücü ve işletenden mi isteneceğini belirler, sigortaya başvuru, arabuluculuk, tahkim veya dava yolunu seçer ve süreleri takip eder. Ceza soruşturmasında verilecek ifadenin ve uzlaşma belgesinin tazminat dosyasına etkisini de birlikte değerlendirir.

Trafik kazası tazminatları nelerdir?

Trafik kazası tazminatları; araç değer kaybı, orijinal parça fark bedeli, hasar farkı, ikame araç (mahrumiyet) bedeli, kazanç kaybı, geçici ve kalıcı iş göremezlik, bakıcı gideri ve manevi tazminat gibi kalemlerden oluşabilir. Hastane ve tedavi giderleri KTK m.98 uyarınca SGK tarafından karşılanır. Ölümlü kazalarda cenaze giderleri ve destekten yoksun kalma tazminatı da gündeme gelir.

Trafik kazası sonrası hukuki süreç nasıl işler?

Süreç; kaza tutanağının düzenlenmesi, kusurlu tarafın belirlenmesi ve zararın tespit edilmesiyle başlar. Ardından sigorta şirketine başvuruda bulunulur; uyuşmazlık hâlinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurma veya dava açma seçenekleri değerlendirilir. Her aşamada usul kurallarına uyulması belirleyicidir.

SBM kusur oranı nedir?

Anlaşmalı tutanakla bildirilen maddi hasarlı kazalarda tutanak Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM) sistemine gider, kusur oranını ise tarafların sigorta şirketleri %0, %50 veya %100 olarak belirler. Şirketler uzlaşamazsa oranı SBM bünyesindeki Tutanak Değerlendirme Komisyonu kesin olarak belirler. Bu değerlendirme, sigorta ödemelerini ve birçok tazminat kalemini doğrudan etkiler.

Kusur oranına itiraz edilebilir mi?

Evet. Ancak itirazın fotoğraf, kamera kaydı, tanık beyanı gibi somut delillerle desteklenmesi gerekir. Gerekçesiz veya delilsiz itirazlar uygulamada çoğu zaman sonuç vermez.

Kaza tespit tutanağı hatalı doldurulursa ne olur?

Kusur oranı yanlış belirlenebilir. Kusur oranı tüm tazminat kalemlerinin hesabına esas alındığından, tutanaktaki bir hata dosyanın tamamını etkileyebilir.

Yaralanmalı kazada taraflar kendi tutanaklarını tutabilir mi?

Hayır. Yaralanmalı ve ölümlü kazalarda kolluk müdahalesi şarttır; taraflarca düzenlenen tutanak geçerli sayılmaz. Kolluk tespiti olmadan düzenlenen evraklar ileride ciddi tartışma doğurur.

Araç değer kaybı nasıl alınır?

Kusur oranı, hasarın niteliği, değişen veya boyanan parçalar, onarımın şekli ve aracın piyasa rayici değerlendirilerek talep kurulur. Talep, poliçe limiti dâhilinde sigorta şirketine yöneltilir; belgelerin ve piyasa etkisini gösteren verilerin dosyaya eklenmesi önemlidir.

İkame araç bedeli nedir?

Aracın kaza nedeniyle kullanılamadığı dönemde oluşan zarar, somut olaya göre ikame araç veya araç mahrumiyet bedeli kapsamında değerlendirilir. Talep, kusurlu sürücü ve malike yöneltilir; onarım süresinin ve kullanım ihtiyacının ispatı belirleyicidir.

Zorunlu trafik sigortası hangi zararları karşılar?

Zorunlu mali sorumluluk sigortası, poliçe limiti ve teminat kapsamına göre araçtaki hasar ve değer kaybı, bakıcı gideri, geçici ve sürekli iş göremezlik ile destekten yoksun kalma gibi maddi zararları karşılar. Manevi tazminat (KTK m.92/f) ile kazanç kaybı ve ikame araç gibi dolaylı zararlar (KTK m.92/k) kapsam dışındadır; bunlar için kusurlu sürücü ve işletene başvurulur. Tedavi giderleri ise SGK'dadır.

Sigorta Tahkim Komisyonu nedir?

Sigorta uyuşmazlıklarında belirli şartlar altında başvurulabilen alternatif bir çözüm yoludur. Bazı dosyalarda dava sürecine göre daha hızlı sonuç verebilir; ancak başvuruda usul kuralları katıdır ve her dosya tahkime elverişli olmayabilir.

Trafik kazasında dava açma süresi kaç yıldır?

Kural olarak zararı ve zarar vereni öğrenmeden itibaren 2 yıl, her hâlükârda kazadan itibaren 10 yıl içinde dava açılmalıdır. Kaza ceza yargılamasını gerektiren bir suç oluşturuyorsa yaralanmalı kazalarda 8, ölümlü kazalarda 15 yıllık ceza zamanaşımı uygulanır.

Trafik kazasında şikâyetçi olursam ne olur?

Şikâyet, taksirle yaralama suçunda soruşturmanın başlaması bakımından belirleyicidir (TCK m.89/5); basit yaralama dışındaki hâllerde suç bilinçli taksirle işlenmişse şikâyet aranmaz. Taksirle öldürme suçu ise şikâyete bağlı değildir. Şikâyetçi olup olmamak tazminat talepleri üzerinde doğrudan etkili değildir; tazminat talepleri ayrıca ileri sürülebilir.

Bu sayfada atıf yapılan mevzuat

Trafik kazası dosyanız için hukuki destek

Kusur oranınızın, hasar dosyanızın ve varsa sağlık raporlarınızın birlikte değerlendirilmesi, hangi kalemleri kimden talep edebileceğinizin belirlenmesi açısından önem taşır. Zamanaşımı süreleri işlemeye devam ettiğinden dosyanızı görüşmek için iletişime geçebilirsiniz.

Av. Arb. Handan SAYAN ÖZGÜL
Av. Arb. Handan SAYAN ÖZGÜL Avukat & Arabulucu · Ankara Barosu Sicil No: 26867 Kızılırmak Mah. 1450. Sk. No:16/5 Hayat Plaza Kat: 2, Çankaya / Ankara

Yasal uyarı: Bu sayfada yer alan içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık somut olayın kendine özgü koşullarına göre ayrıca değerlendirilmelidir. Mevzuat ve uygulama değişebileceğinden, işlem yapmadan önce güncel durumun bir avukata danışılarak teyit edilmesi önerilir.