Araç Hasar Farkı Tazminatı Avukatı
Araç hasar farkı tazminatı, sigorta şirketinin trafik kazası sonrası ödediği onarım bedeli ile karşılaması gereken gerçek zarar arasındaki farkın talep edilmesidir. Aracın onarılmış ve teslim edilmiş olması bu farkı ortadan kaldırmaz: uygulamada parçanın orijinali yerine muadili takılmış, faturaya KDV eklenmemiş ya da servisle sigortacı arasındaki iskonto tazminattan düşülmüş olabilir. Sigortacının sorumluluğu, ödemeyi kolayına getirmekle değil gerçek zararı karşılamakla sona erer.
Aynı kalem uygulamada bakiye hasar, hasar fark bedeli, eksik hasar bedeli veya orijinal parça fark bedeli gibi isimlerle de anılır; adlandırma değişse de hukuki içerik aynıdır. Talep, araç değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelinden ayrıdır ve onlarla birlikte istenebilir: değer kaybı onarımdan sonraki piyasa kaybını, mahrumiyet bedeli onarım süresindeki kullanım kaybını, hasar farkı ise onarımın kendisinin eksik finanse edilmesini konu alır.
Parça kalemi bakımından belirleyici bir değişiklik yaşandığını baştan belirtmek gerekir: 1 Temmuz 2026 tarihinden itibaren kural, hasar gören orijinal parçanın yine orijinal parça ile değiştirilmesidir ve eşdeğer parçaya geçilmesinin şartlarını ispat yükü sigorta şirketine aittir. Bu düzenleme, orijinal parça fark bedeli taleplerinin kurulma biçimini doğrudan etkilemektedir.
- Hasar farkı, sigortacının ödemesi gereken gerçek zarar ile fiilen ödediği tutar arasındaki farktır.
- Başlıca kalemler: orijinal parça farkı, KDV farkı, iskonto farkı ve eksper bedelinin altında yapılan ödeme.
- Sigortacının "KDV'den muafız" savunması geçerli değildir; onarım hizmeti katma değer vergisine tabidir ve tazminat KDV dâhil hesaplanır.
- Servis ile sigortacı arasında kararlaştırılan iskonto zarar görene yansıtılamaz; bu indirim gerçek zarar ilkesine aykırıdır.
- Eşdeğer parça, yan sanayi ("çakma") parça demek değildir. Sertifikalı muadil parça kullanımı ile niteliksiz parça kullanımı farklı sonuçlar doğurur.
- 1 Temmuz 2026'dan bu yana kural orijinal parçadır; eşdeğer parçaya geçilmesi için hak sahibinin onayı ya da orijinal parça imkânsızlığı gerekir ve bunu sigortacı ispatlar.
- Talebin birinci muhatabı, onarımı finanse eden sigorta şirketidir; poliçe limitini aşan ve teminat dışı kalan kalemler için kusurlu sürücü ile işletene başvurulur.
- Sigortacıya başvurulmadan Sigorta Tahkim Komisyonuna gidilemez; başvuru ve bekleme aşaması atlanırsa dosya usulden reddedilir.
- Dosyanın en belirleyici delili eksper raporudur; ödenen kalemler, iskonto ve KDV durumu bu raporda görünür.
Araç Hasar Farkı Tazminatı Nedir?
Araç hasar farkı tazminatı, trafik kazası sonrasında sigorta şirketinin ödemesi gereken gerçek zarar ile fiilen ödediği tutar arasındaki farkın talep edilmesidir. Aracın onarılmış olması, sigortacının sorumluluğunun sona erdiği anlamına gelmez; belirleyici olan onarımın yapılmış olması değil, eksiksiz finanse edilmiş olmasıdır.
Maddi hasarlı trafik kazalarında kusuru bulunmayan sürücü, aracının onarım masrafını karşı tarafın zorunlu mali sorumluluk sigortasından (ZMSS) karşılar. Ancak uygulamada onarım maliyeti düşürülerek karşılanır: orijinal parça yerine muadil parça takılır, faturaya KDV eklenmez, anlaşmalı serviste uygulanan iskonto tazminata yansıtılır. Bu kısıntıların toplamı, zarar görenin cebinden çıkan gerçek zararı tam karşılamaz.
Uygulamadaki Diğer Adları
Aynı talep, farklı isimlerle karşınıza çıkabilir. Adlandırma değişse de hukuki içerik aynıdır:
- Bakiye hasar / bakiye hasar bedeli — sigortacının eksik bıraktığı bakiye kısım.
- Hasar fark bedeli / hasar farkı tazminatı — en yaygın kullanım.
- Eksik hasar bedeli / eksik hasar tazminatı — ödemenin yetersizliğini vurgulayan karşılık.
- Orijinal parça fark bedeli — talebin yalnızca parça kalemine ilişkin olduğu hâller.
- Araç hasar tazminatı — genel çerçeveyi anlatan geniş kullanım.
Bakiye Hasar Bedeli Nedir?
Bakiye hasar bedeli, sigorta şirketinin hasar dosyasını kapatmasına rağmen ödenmemiş olarak bakiye kalan tazminat kısmıdır. "Bakiye" sözcüğü burada muhasebe anlamındadır: dosya kapanmış görünse de zararın karşılanmamış bir kalanı vardır. Hukuki içerik bakımından bakiye hasar bedeli ile hasar farkı tazminatı arasında fark yoktur; ikisi de aynı talebi ifade eder.
Terimin iki ayrı kullanımı bulunduğu için karışıklık çıkabilir. Bunları ayırmak, talebin hangi kaleme yöneleceğini belirler:
| Terim | Neyi anlatır? | Muhatabı |
|---|---|---|
| Bakiye hasar bedeli | Onarım bedelinin eksik ödenen kısmı (parça, KDV, iskonto, eksik ödeme) | Sigorta şirketi |
| Bakiye değer kaybı | Değer kaybı kaleminde eksik ödenen kısım; onarım bedeliyle ilgisi yoktur | Sigorta şirketi |
| Eksik hasar bedeli | Bakiye hasar bedeliyle aynı; ödemenin yetersizliğini vurgular | Sigorta şirketi |
Bakiye hasar bedeli talebinin doğması için sigortacının ödemeyi reddetmiş olması gerekmez. Uygulamadaki tipik hâl, ödemenin yapılmış ama eksik yapılmış olmasıdır. Kısmi ödeme yapılması, kalan kısımdan vazgeçildiği anlamına gelmediği gibi, borcun ikrarı niteliği taşıdığından zamanaşımı bakımından da sonuç doğurur.
Neden Doğar?
Bu tazminat kalemi, sigortacının sorumluluğunun kapsamı ile ödeme pratiği arasındaki açıklıktan doğar. Sigortacı, poliçe limiti ve kusur oranı dâhilinde gerçek zararı karşılamakla yükümlüdür. Buna karşılık hasar süreçleri maliyet odaklı yürütülür: eksper ataması, anlaşmalı servis yönlendirmesi ve iskonto uygulaması bu maliyet yönetiminin araçlarıdır.
Bu araçların kendisi hukuka aykırı değildir. Hukuka aykırılık, maliyet yönetiminin sonucunun zarar görene fatura edilmesiyle ortaya çıkar. Sigortacının servisle anlaştığı indirim onun ticari kazancıdır; zarar görenin tazminatından düşülmesi için bir dayanak oluşturmaz.
Gerçek Zarar İlkesi ve Aynen Tazmin
Hasar farkı taleplerinin tamamı tek bir ilkeye dayanır: zarar gören, kaza hiç olmamış gibi bir duruma getirilmelidir. Bu ilkenin iki ayağı vardır — tazminatın gerçek zararı karşılaması ve aynen tazmin tercih edilmişse onarımın eksiksiz yapılması.
Gerçek Zarar İlkesi
Gerçek zarar ilkesi, maddi tazminat hesabında zarar görenin fiilen uğradığı zararın esas alınmasını ifade eder. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2010/7-530 E., 2010/636 K. sayılı kararında da haksız fiile dayalı maddi tazminat hesabında zarar görenin gerçek zararının esas alınması gerektiği vurgulanmış; tazminat sorumlusunun zarar görenin zararlarının tamamını karşılaması ve hâkimin bu zararları etraflıca değerlendirmesi gerektiği belirtilmiştir.
Sigorta hukuku bakımından aynı ilke Türk Ticaret Kanunu'nun 1409. maddesinde karşılığını bulur: sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur. Aynı hükme göre, rizikolardan birinin teminat dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir. Bu, uygulamada gözden kaçan önemli bir ayrıntıdır: teminat dışılığı zarar gören değil, sigortacı ispatlar.
Aynen Tazmin Sorumluluğu
Uygulamada sigorta şirketleri, zarar görene nakit ödeme yapmak yerine aracın anlaşmalı serviste onarılmasını sağlar ve onarım sonrası aracı teslim eder. Bu yönteme aynen tazmin denir. Türk Ticaret Kanunu'nun 1427. maddesi uyarınca aynen tazmine ilişkin sözleşme hükmü yoksa sigorta tazminatı nakden ödenir; sözleşmede aynen tazmin öngörülmüşse tazminat öncelikle ayni olarak karşılanır.
Aynen tazminin hukuki anlamı, sigorta konusu şeyin hasardan önceki hâline getirilmesidir. Bu ölçüt, uygulamada üç somut sonuç doğurur: aracın orijinal parçalarla onarılması, olağan ölçüyü aşan iskonto uygulanmaması ve işçilik ile parçaların vergisinin ödenmesi. Bu üç unsurdan herhangi biri eksik kalırsa araç "hasardan önceki hâline" getirilmiş sayılmaz ve fark talep edilebilir hâle gelir.
Kritik ayrım: Aracınızın onarılmış olması, tazminatın tam ödendiği anlamına gelmez. Aynen tazmin bir ödeme yöntemidir, sorumluluğun kapsamını daraltan bir sınır değildir. Onarımda kullanılan parçanın niteliği ve ödemenin içeriği ayrıca denetlenir.
Hasar Farkının Kalemleri
Hasar farkı tek bir kalem değildir. Uygulamada dört ayrı başlıkta doğar ve çoğu dosyada bunlardan birden fazlası aynı anda bulunur. Aşağıdaki tablo, kalemlerin nasıl doğduğunu ve neyle ispat edildiğini özetler.
| Kalem | Nasıl doğar? | Nerede görünür? |
|---|---|---|
| Orijinal parça farkı | Orijinal parça yerine muadil veya niteliksiz parça takılması | Eksper raporu, iş emri, parça listesi |
| KDV farkı | İşçilik ve parça bedelinin KDV'siz ödenmesi | Ödeme dekontu, hasar dosyası, fatura |
| İskonto farkı | Sigortacı ile servis arasındaki indirimin tazminattan düşülmesi | Eksper raporundaki iskonto satırı |
| Eksik ödeme | Eksperin belirlediği bedelin altında ödeme yapılması | Eksper raporu ile ödeme tutarının karşılaştırılması |
Orijinal Parça Fark Bedeli
Sigortacı, onarımda değişen parçaların orijinali kullanılacak şekilde tazminatı karşılamakla yükümlüdür. Maliyeti azaltmak için orijinal parça yerine niteliği düşük parça kullanıldığında, aradaki fark zarar görenin talep hakkı olarak doğar. Fark, değişmesi gereken parçanın orijinal bedelinden fiilen kullanılan parçanın bedeli çıkarılarak bulunur.
Bu kalem, aracın garanti durumu ile de yakından ilgilidir. Garanti kapsamındaki yeni araçlarda orijinal dışı parça kullanımı yalnızca tazminat farkı değil, garanti kaybı sonucunu da doğurabilir.
Buna karşılık aracın yaşı, tek başına belirleyici bir ölçüt değildir. Uygulamada sık duyulan "araç eskidikçe eşdeğer parça normaldir" yaklaşımının, 1 Temmuz 2026'dan bu yana yürürlükte olan düzenlemede karşılığı yoktur. Ölçüt aracın yaşı değil, hasar gören parçanın kendisinin orijinal olup olmadığı ve sigortacının kanunda aranan iki şarttan birini ispatlayıp ispatlayamadığıdır. Bu rejim aşağıda ayrı başlıkta ele alınmaktadır.
KDV Farkı Bedeli
Sigorta şirketleri, anlaşmalı servise yapılan ödemelere çoğu zaman KDV eklemez ve gerekçe olarak vergiden muaf olduklarını ileri sürer. Bu savunma hukuken karşılık bulmaz: Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca ticari faaliyet çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabidir. Aracın onarımı için gereken parça ve işçilik hizmeti de bu kapsamdadır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2015/14700 E., 2016/4229 K. sayılı kararında, zarar görenin aracına verilen zararı gidermek için gereken onarım, parça ve işçilik hizmetinin KDV'ye tabi olduğu; bu nedenle davacı lehine KDV dâhil edilerek hasar tazminatına hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Dikkat: Sigorta Tahkim Komisyonu kararlarında KDV konusunda birbiriyle örtüşmeyen sonuçlara rastlanabilmektedir. Bu nedenle KDV farkı ağırlıklı dosyalarda hangi yolun seçileceği (tahkim mi, dava mı) baştan değerlendirilmelidir.
İskonto Farkı Bedeli
Sigorta şirketleri anlaşmalı servislerle belirli oranlarda indirim üzerinde anlaşır. Bu indirim, sigortacı ile servis arasındaki ticari ilişkinin sonucudur. Sorun, indirim tutarının zarar görenin tazminatından düşülmesiyle başlar.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin yukarıda anılan kararında, hasar bedeli tespit edilirken sigorta şirketi ile servis arasındaki anlaşma gereği uygulanan iskonto esas alınarak yedek parça ve işçilik bedellerinin rayiç değerinde indirim yapılmasının doğru olmadığı belirtilmiştir. Sigortacının sorumluluğu, kendi ticari anlaşmalarına göre değil rayiç bedel üzerinden belirlenir.
Buna karşılık Sigorta Tahkim Komisyonu kararlarında, mutat ölçüdeki bir indirimin zarar gören tarafından da elde edilebileceği yönünde değerlendirmelere rastlanmaktadır. Uygulamadaki bu ayrışma, iskonto ağırlıklı dosyalarda yol seçiminin önemini artırır.
Eksper Bedelinin Altında Ödeme
Dördüncü ve en kolay ispatlanan kalem, sigortacının kendi atadığı eksperin belirlediği tutarın altında ödeme yapmasıdır. Burada tartışma teknik değil aritmetiktir: eksper raporundaki bedel ile ödeme dekontundaki tutar karşılaştırılır. Aradaki fark, ek bir değerlendirmeye gerek kalmadan talep edilebilir.
1 Temmuz 2026'dan Sonra Parça Değişiminde Yeni Kural
Hasar farkı dosyalarının çoğu parça kalemi üzerinden yürüdüğü için, bu alandaki düzenlemenin değişmiş olması talebin kurulma biçimini doğrudan etkiler. 1 Temmuz 2026 tarihinden itibaren kural, hasar gören orijinal parçanın yine orijinal parça ile değiştirilmesidir; eşdeğer parça kullanımı istisnadır ve bu istisnanın şartlarının gerçekleştiğini ispat yükü sigorta şirketine aittir.
Düzenleme, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.2 maddesinin 2.1 inci fıkrasında yapılan değişiklikle geldi (Resmî Gazete, 12 Haziran 2026, sayı 33278; yürürlük 1 Temmuz 2026). İlgili paragraf şu şekildedir:
"Hasar hâlinde, hasar gören orijinal parçanın onarımı mümkün değilse orijinal parça ile değiştirilir. Ancak, hak sahibinin onayının alınması veya hasar gören parçanın orijinal parça ile değiştirilmesine imkân olmaması hâlinde hasar gören parça, yeniden kullanılabilir veya eşdeğer parça ile değiştirilir. Bu fıkra kapsamında hak sahibinden onay alındığını veya hasar gören parçanın orijinal parça ile değiştirilmesine imkân olmadığını ispat yükü sigortacıya aittir. Bu fıkranın uygulanması sonucu araçta bir kıymet artışı meydana gelmiş olsa dahi bu fark tazminat miktarından indirilemez."
Bu paragraf, hasar farkı talebi bakımından üç ayrı sonuç doğurur:
- Sıra kurulmuştur. Önce orijinal parça gelir; eşdeğer ya da yeniden kullanılabilir parçaya geçiş ancak iki hâlden biri varsa mümkündür. "Sigorta eşdeğer takar" cümlesi kuralın kendisi değil, istisnasıdır.
- İspat yükü sigortacıdadır. "Orijinal parça bulunamadı" savunmasını ispat etmesi gereken zarar gören değil, sigorta şirketidir. Parça kalemine yöneltilen itirazın kanuni dayanağı budur.
- Onay bir formalite değildir. Hak sahibinin onayının alındığı da ayrıca ispatlanmak zorundadır. Servise teslim sırasında imzalanan genel içerikli bir evrak, parça tercihine ilişkin açık bir onay yerine geçmeyebilir.
Parça Zaten Orijinal Değilse Sıra Tersine Döner
Aynı fıkranın üçüncü paragrafı, hasar gören parçanın hâlihazırda orijinal olmadığı hâli düzenler. Bu durumda parça önce yeniden kullanılabilir veya eşdeğer parça ile değiştirilir; buna imkân yoksa orijinal parça kullanılır. Eşdeğer parça ile değişim imkânı olduğu hâlde orijinal parçayla onarım yapılırsa sigortacının sorumluluğu, kaza tarihi itibarıyla benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre eşdeğer parça bedeliyle sınırlı kalır. Bu imkânın varlığını ispat yükü de yine sigortacıdadır.
Pratik karşılığı şudur: daha önce değişmiş bir parça yeniden hasar gördüğünde, orijinal parça bedeli üzerinden fark talep edilmesi güçleşir. Bu nedenle aracın geçmiş hasar kayıtları, talep tutarı belirlenmeden önce incelenir.
Kıymet Artışı Tazminattan Düşülemez
Sigorta şirketlerinin parça kalemindeki klasik savunması, "eski parça yenisiyle değişti, araç değer kazandı" biçimindedir. Yukarıda alıntılanan iki paragrafın da son cümlesi bu savunmanın dayanağını ortadan kaldırır: uygulama sonucu araçta kıymet artışı meydana gelse dahi bu fark tazminattan indirilemez.
Kasko ile ters çalışır: Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarında kısmi hasar hâlinde "bariz bir kıymet artışı" meydana gelirse bu farkın tazminattan indirilebileceği düzenlenmiştir (hangi parçaya ne oranda indirim yapılacağının poliçede yazılı olması şartıyla). Yani aynı kesinti kendi kaskonuzdan onarımda gündeme gelebilirken, karşı tarafın zorunlu trafik sigortasından yapılan ödemede gelemez. Talebin hangi poliçeye yöneltildiği bu nedenle önem taşır.
Eşdeğer Parçayı Kim Belgeliyor?
Aynı değişiklikle eşdeğer parçanın belgelendirilmesine ilişkin yetki de el değiştirdi. Genel Şartların A.2 maddesindeki tanımda yer alan "Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan 2015/2 sayılı Motorlu Araç Sigortalarında Eşdeğer Parça Belgeleme Esaslarına İlişkin Genelge ile belirlenen" ibaresi, "Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca 5684 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca belirlenecek" şeklinde değiştirildi.
Bunun dosya bakımından anlamı şudur: bir parçanın "eşdeğer" olduğu iddiası, artık yürürlükten kalkmış bir genelgeye atıfla değil, güncel belgelendirme rejimine göre ortaya konulmalıdır. 2015/2 sayılı Genelgeye dayanan değerlendirmeler bu tarihten sonrası için geçerliliğini yitirmiştir.
| Konu | 1 Temmuz 2026 öncesi | Bugün |
|---|---|---|
| Parça değişiminde sıra | Açık bir hiyerarşi düzenlenmemişti | Orijinal parça kural; eşdeğer/yeniden kullanılabilir istisna |
| Eşdeğer kullanımının ispatı | Tartışmalıydı | Onay veya imkânsızlık; ispat yükü sigortacıda |
| Kıymet artışı kesintisi | Savunma olarak ileri sürülüyordu | Zorunlu trafik sigortasında indirilemez |
| Eşdeğer parça belgelemesi | Hazine ve Maliye Bakanlığı 2015/2 sayılı Genelge | Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı (5684 s.K. m.11/6) |
| Ağır hasarlı araçta ödeme | Tescil belgesi şartı yoktu | "Trafikten çekilmiştir" kaşeli tescil belgesi ibraz edilmeden ödenmez |
Değer kaybı kaleminde de aynı tarihte köklü bir değişiklik yapıldığından, hesaplama yöntemine ilişkin ayrıntılar araç değer kaybı hesaplama sayfamızda ayrıca ele alınmaktadır. Eksper raporuna itirazın yeni rejimdeki işleyişi için 1 Temmuz 2026 sonrası eksper raporuna itiraz yazımıza bakabilirsiniz.
Eşdeğer Parça mı, Yan Sanayi Parça mı?
Bu başlık, hasar farkı dosyalarında en çok yanlış kurulan ayrımdır. Pek çok kaynak eşdeğer parçayı "yan sanayi" veya halk arasındaki adıyla "çakma" parçayla aynı şey sayar. Bu eşitleme yanlıştır ve dosyayı iki yönden birden zayıflatır.
Eşdeğer parça, orijinal parça ile aynı işlevi gören, aynı teknik özellikleri taşıyan ve buna ilişkin belgelendirmesi bulunan muadil parçadır. Amacı, orijinal parçaya erişimin mümkün olmadığı veya ekonomik olmadığı hâllerde zarar göreni eski hâline getirmektir. Niteliksiz muadil parça ise bu özellikleri taşımayan, yalnızca maliyeti düşürmek için kullanılan üründür.
| Özellik | Orijinal parça | Eşdeğer parça | Niteliksiz muadil |
|---|---|---|---|
| Kaynağı | Üretici veya yetkili tedarikçi | Belgelendirilmiş muadil üretici | Belgesiz üretim |
| Teknik denklik | Tam | Aynı işlev ve performans iddiası belgelenir | Belgelenmez |
| Fark bedeli doğurur mu? | Hayır | Sigortacı onay veya imkânsızlığı ispatlayamazsa evet | Kural olarak evet |
| Garanti etkisi | Yok | Araç garanti kapsamındaysa tartışmalı | Garanti kaybı riski yüksek |
Ayrımın pratik sonucu şudur: eşdeğer parça kullanımı fark bedeli talebini her zaman ortadan kaldırmaz. Aracın yaşı, garanti durumu, hasarın konumu (taşıyıcı aksam mı, kaporta mı) ve parçanın belgelendirilip belgelendirilmediği birlikte değerlendirilir. Yeni ve garanti kapsamındaki bir araçta eşdeğer parça kullanımı, eski bir araçtakiyle aynı sonucu doğurmaz.
Karşı taraftan gelecek savunma da bu ayrım üzerine kurulur: sigortacı, kullanılan parçanın eşdeğer olduğunu ve zararın tam karşılandığını ileri sürer. Bu savunmaya karşı çıkarken parçanın gerçekten belgelendirilmiş bir eşdeğer olup olmadığının ortaya konulması gerekir. İş emrindeki parça kodu ve eksper raporundaki tanımlama bu noktada belirleyicidir.
Burada bir noktanın altını çizmek gerekir: parçanın eşdeğer niteliği taşıdığının gösterilmesi, sigortacının savunmasını tek başına tamamlamaz. Yukarıda ele alınan düzenleme uyarınca sigortacının ayrıca hak sahibinin onayını aldığını ya da orijinal parçayla değiştirme imkânı bulunmadığını da ispat etmesi gerekir. "Kullanılan parça eşdeğerdi" ifadesi, bu iki şarttan biri gösterilmedikçe eksik bir savunmadır.
Hasar Farkı Tazminatında Yargıtay Kararları
Hasar farkı talebinin dayandığı ilkeler büyük ölçüde yerleşik içtihatla şekillenmiştir. Aşağıdaki iki karar, dosyaların çoğunda doğrudan kullanılan iki temel sonucu ortaya koyar: tazminatın gerçek zarara göre belirlenmesi ile KDV ve iskonto kalemlerinin tazminattan düşülememesi.
| Karar | Konu | Sonuç |
|---|---|---|
| Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2010/7-530 E., 2010/636 K. |
Gerçek zarar ilkesi | Haksız fiile dayalı maddi tazminat hesabında zarar görenin gerçek zararı esas alınır; tazminat sorumlusu zararların tamamını karşılar |
| Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/14700 E., 2016/4229 K. |
KDV ve iskonto | Onarım, parça ve işçilik hizmeti KDV'ye tabidir; tazminata KDV dâhil edilerek hükmedilir. Sigortacı ile servis arasındaki iskonto esas alınarak rayiç bedelde indirim yapılması doğru değildir |
Daire değişikliği: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2021 yılında kapatılmış, görev alanındaki dosyalar 4. Hukuk Dairesine devredilmiştir. Bu, anılan kararların geçerliliğini etkilemez; yalnızca bu tür uyuşmazlıklarda temyiz mercii değişmiştir. Eski tarihli 17. Hukuk Dairesi kararlarına atıf yapan içeriklerde bu devir çoğunlukla belirtilmez.
İçtihada dayanırken dikkat edilmesi gereken nokta, kararların kalem bazında kullanılmasıdır. Genel bir "Yargıtay hasar farkını kabul ediyor" ifadesi dosyada karşılık bulmaz; hangi kalemin hangi gerekçeyle talep edildiği, o kaleme ilişkin içtihatla birlikte ortaya konur. Bilirkişi veya hakem raporuna itirazda da aynı yöntem izlenir.
KDV kaleminin ayrıntılı incelemesi ve sigorta şirketlerinin bu konudaki savunmaları için hasar fark bedeli davalarında sigorta şirketlerinin KDV sorumluluğu yazımıza bakabilirsiniz.
Hasar Farkı Nasıl Hesaplanır?
Hesaplamanın genel mantığı basittir: sigortacının gerçek zarar ilkesi gereği ödemesi gereken tutardan, fiilen ödediği tutar çıkarılır. Kalan fark talep edilir.
Hasar farkı = Sigortacının gerçek zarar ilkesi gereği ödemesi gereken tazminat − Onarım için fiilen ödediği tutar
Kalem bazında hesap ise şu şekilde ayrışır:
| Kalem | Hesap |
|---|---|
| Orijinal parça fark bedeli | Parçanın orijinal bedeli − Fiilen kullanılan parçanın bedeli |
| KDV fark bedeli | İşçilik ve parçaların KDV dâhil bedeli − KDV'siz ödenen bedel |
| İskonto fark bedeli | İskonto uygulanmamış rayiç hasar bedeli − İskontolu ödenen bedel |
| Eksik ödeme | Eksper raporundaki bedel − Ödeme dekontundaki tutar |
Bulunan toplam iki sınıra tabidir. Birincisi kusur oranıdır: karşı taraf kısmen kusurluysa tazminat bu oranda hesaplanır. İkincisi poliçe limitidir: zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı, poliçede yazılı azami tutarla sınırlıdır. Limitin aşıldığı hâllerde aşan kısım için kusurlu sürücü ve işletene başvurulması gündeme gelir.
Uygulamada hesap, dosyaya atanan bilirkişi tarafından yapılır. Bilirkişi, eksper raporundaki parça ve işçilik kalemlerini rayiç bedellerle karşılaştırır; iskonto ve KDV satırlarını ayrıca değerlendirir. Bu nedenle rapora yapılacak itirazın kalem bazında ve belgeye dayalı olması gerekir.
Hangi Durumlarda Talep Edilebilir?
Hasar farkı talebinin doğması için özel bir şart aranmaz; sigortacının ödemesinin gerçek zararın altında kalması yeterlidir. Uygulamada bu sonucu doğuran tipik hâller şunlardır:
- Onarımda orijinal parça yerine niteliksiz muadil parça kullanılması.
- İşçilik ve parça kalitesini etkileyecek ölçüde, piyasa uygulamasının üzerinde iskonto uygulanması.
- İşçilik ve parçalar için ödenmesi gereken KDV'nin ödenmemesi.
- Eksperin belirlediği işçilik ve parça bedelinin altında ödeme yapılması.
- Hasarlı olduğu tespit edilen bir parçanın onarım kapsamı dışında bırakılması.
- Ödemenin, poliçe limiti dolmadığı hâlde eksik yapılması.
Buna karşılık her eksiklik, hukuki anlamda hasar farkı değildir. Aracın onarım öncesinde de bulunan eski hasarları, kaza ile ilgisi olmayan aşınma kalemleri ve poliçe teminatı dışında kalan zararlar bu kapsama girmez. Talebin sınırı, kazadan doğan gerçek zarardır.
Başvuru Süreci Adım Adım
Hasar farkı talebi, doğrudan dava veya tahkim başvurusuyla başlamaz. Önce sigortacıya başvurulması gerekir; bu aşamanın atlanması, sonraki adımın usulden reddine yol açar. Şartın kaynağı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesidir: zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşu başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamazsa ya da verilen cevap talebi karşılamazsa, zarar gören dava açabilir veya tahkime başvurabilir.
| Aşama | Yapılması gereken | Atlanırsa |
|---|---|---|
| 1. Dosya incelemesi | Eksper raporu ve ödeme dekontunun temini, kalem bazında karşılaştırma | Talep tutarı dayanaksız kalır |
| 2. Sigortacıya başvuru | Yazılı başvuru; poliçe ve hasar dosya numarası, talep kalemleri ve tutar belirtilir | Tahkim veya dava usulden reddedilebilir |
| 3. Yanıtın beklenmesi | 15 gün (dava yolu) veya 15 iş günü (tahkim) yanıt beklenir; red ya da eksik ödeme yazılı olarak alınır | Başvuru şartı gerçekleşmemiş sayılır |
| 4. Yol seçimi | Sigorta Tahkim Komisyonu ya da dava yolundan biri tercih edilir | Süre ve maliyet yönetimi kaybedilir |
| 5. Takip | Bilirkişi/hakem incelemesi, rapora itiraz, karar sonrası tahsil | Lehe karar tahsil edilmeden kalabilir |
Başvuru dilekçesinde kazaya ilişkin bilgiler, poliçe numarası, hasar dosya numarası ve talep edilen kalemler açıkça yazılmalıdır. Ekine kaza tutanağı, araç ruhsatı, ehliyet fotokopisi, hasar fotoğrafları ve varsa eksper raporu konulur. Avukat aracılığıyla yapılan başvurularda vekâletname sureti de eklenir.
Başvurunun ve eklerinin sigortacıya ulaştığının belgelenmesi, sonraki aşamanın en önemli usul dayanağıdır. Bu nedenle başvurunun tebligat kaydı bırakan bir yöntemle yapılması önerilir.
Hangi Süre Neyi Başlatır?
Bu aşamada birbirine benzeyen ama farklı sonuç doğuran süreler devreye girer. Karıştırılmaları hak kaybına yol açtığı için ayrı ayrı görmek gerekir:
| Süre | Dayanak | Neyi başlatır / sonucu |
|---|---|---|
| 8 iş günü | KTK m.99 | Belgelerin sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine iletildiği tarihten itibaren ödeme süresi. Dolduğunda sigortacı temerrüde düşer |
| 15 gün | KTK m.97 | Sigortacının başvuruyu yazılı olarak cevaplama süresi. Cevap gelmezse ya da talebi karşılamazsa dava veya tahkim yolu açılır |
| 15 iş günü | 5684 s.K. m.30/13 | Yazılı cevap gelmemesi hâlinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru için yeterlidir. Ret belgelenmişse süre beklenmez |
| 10 gün | 5684 s.K. m.30/12 | Hakem kararına karşı, kararın bildiriminden itibaren bir defaya mahsus itiraz süresi |
| 2 yıl / 10 yıl | KTK m.109 | Zamanaşımı: zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde kaza gününden itibaren on yıl |
| 2 yıl | KTK m.111/2 | Yetersiz olduğu açıkça belli olan anlaşma veya uzlaşmanın iptali için, anlaşma tarihinden itibaren işleyen ayrı süre |
Süreyi başlatan olayın dilekçenin yazılması değil belgelerin sigortacıya ulaşması olduğuna dikkat edilmelidir. Teslim tarihi belgelenemezse sürenin dolduğu da gösterilemez; temerrüt faizi talebi bu nedenle çoğu dosyada kaybedilir.
Düşük Tutara İmza Attıysanız
Sigortacının teklif ettiği tutarı kabul etmiş ve ibraname imzalamış olmak, çoğu zaman sanıldığı gibi yolu kapatmaz. Karayolları Trafik Kanunu'nun 111. maddesi bu konuda iki ayrı koruma getirir. Birinci fıkraya göre bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir; "hiçbir talebim kalmamıştır" biçimindeki genel ibra metinleri, kanunun tanıdığı sorumluluğu peşinen ortadan kaldıramaz. İkinci fıkraya göre ise tazminat miktarına ilişkin olup yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar, yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.
Aranan ölçüt farkın "açıkça belli" olmasıdır. Bu nedenle ödenen tutar ile bağımsız bir hesaplama arasındaki fark somut olarak gösterilmelidir. Bu iki yıllık süre, zamanaşımından ayrı ve ek bir süredir; anlaşma tarihinden işlemeye başlar.
Poliçeden doğan eksiklik size karşı ileri sürülemez: Karayolları Trafik Kanunu'nun 95. maddesi uyarınca, sigorta sözleşmesinden veya sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması ya da azaltılması sonucunu doğuran hâller zarar görene karşı ileri sürülemez. Karşı tarafın primini ödememiş olması, beyanının eksik olması gibi gerekçeler ödemenin reddi için size karşı kullanılamaz; sigortacı bu durumda kendi sigortalısına rücu eder.
Ödemeniz eksik mi kaldı?
Eksper raporunuz ile ödeme dekontunuzun kalem kalem karşılaştırılması, hangi farkın hangi başlıkta talep edilebileceğini ortaya koyar. Bu inceleme yapılmadan talep tutarı belirlenemez ve süreler işlemeye devam eder.
Sigorta Tahkim Komisyonu mu, Dava mı?
Sigortacıya başvurulduktan sonra iki yol açıktır. Bu tercih, dosyanın süresini, maliyetini ve bazı hâllerde sonucunu doğrudan etkiler; bu nedenle rastgele değil, dosyanın niteliğine göre yapılmalıdır.
Sigorta Tahkim Komisyonu
Sigorta Tahkim Komisyonu, sigorta uyuşmazlıklarının çözümü için Sigortacılık Kanunu kapsamında kurulmuş alternatif bir çözüm yoludur. Başvurabilmek için sigorta kuruluşuyla uyuşmazlığa düşülmüş, sigortacıya başvurulmuş ve talebin kısmen ya da tamamen reddedilmiş veya mevzuatta öngörülen süre içinde yanıt verilmemiş olması gerekir.
Zorunlu mali sorumluluk sigortasından doğan uyuşmazlıklarda ilgili kuruluş sigorta tahkim sistemine üye olmasa dahi hak sahipleri tahkim usulünden yararlanır (5684 s.K. m.30/1). Bu, hasar farkı dosyalarının büyük bölümünü kapsayan önemli bir imkândır.
Tahkimin Somut Avantajları ve Sınırları
Tahkim yolunun tercih edilmesindeki asıl sebep yalnızca hız değildir; maliyet rejimi de davadan farklı işler:
- Reddedilen talep için aleyhe vekâlet ücreti beşte birdir. Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekâlet ücreti, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde belirlenen ücretin beşte biri kadardır (m.30/17). Davada ise tam tarife uygulanır. Talep tutarının tartışmalı olduğu dosyalarda riski belirgin biçimde düşüren hüküm budur.
- Hakem ücretini Komisyon öder (m.30/18); başvurandan ayrıca tahsil edilmez.
- Hakem dört ay içinde karar vermek zorundadır (m.30/16). Bu süre içinde karar verilmezse uyuşmazlık yetkili mahkemece çözülür. Süre, tarafların açık ve yazılı muvafakatiyle uzatılabilir.
- İtiraz süresi on gündür ve bir defaya mahsustur (m.30/12). İtiraz üzerine hakem kararının icrası durur; itiraz talebi, işin heyete intikalinden itibaren iki ay içinde karara bağlanır.
Kanun yolunun açık olup olmadığı uyuşmazlık tutarına bağlıdır. Bu parasal sınırlar sabit değildir; Kurumun kararıyla artırılır. 22 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli sınırlar şöyledir:
| Sınır | Tutar | Sonucu |
|---|---|---|
| Kesinlik / itiraz | 35.000 TL ve üzeri | Bu tutarın altındaki hakem kararları kesindir, itiraz edilemez |
| Heyet teşekkülü | 122.000 TL ve üzeri | En az üç hakemden oluşan heyet zorunludur |
| Temyiz | 383.000 TL üzeri | İtiraz üzerine verilen karara karşı temyiz yolu açıktır |
Sınırların hangi tarihe göre uygulanacağı da önem taşır: itiraz ve temyiz bakımından başvurunun yapıldığı tarihteki, heyet teşekkülü bakımından heyetin teşekkül edeceği tarihteki sınır esas alınır. Ayrıca tahkim süresi geçtikten sonra karar verilmesi, talep edilmemiş bir şey hakkında karar verilmesi, hakemlerin yetkileri dışında karar vermesi ve tarafların iddiaları hakkında karar verilmemesi hâllerinde tutar sınırına bakılmaksızın temyiz yolu açıktır.
Tüketici hakem heyeti tahkim yolunu kapatır: Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinin on dördüncü fıkrası uyarınca, mahkemeye ve tüketici hakem heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklarla ilgili olarak Komisyona başvuru yapılamaz. Bu nedenle "önce tüketici hakem heyetine gidin" tavsiyesi, sigorta uyuşmazlıklarında tahkim seçeneğini geri dönülmez biçimde ortadan kaldırabilir. Mercii seçimi baştan yapılmalıdır.
Başvuru ücreti uyuşmazlık tutarına göre kademelidir ve tebligat gideri ayrıca alınır. Tarife Kurumun kararıyla yıl içinde değişebildiğinden, başvurudan önce Komisyonun kendi ücret sayfasından güncel tutarın teyit edilmesi gerekir.
Dava Yolu
Dava yolunda talep, doğrudan görevli mahkemede ileri sürülür. Sigorta şirketine karşı açılan davalar niteliği gereği ticari dava sayıldığından, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır. Bu şart yerine getirilmeden açılan dava esasa girilmeden usulden reddedilir. Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde süreci sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabilir. Tarafların anlaşamaması hâlinde iki saatlik arabuluculuk ücreti Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır, taraflardan tahsil edilmez.
Buna karşılık dava yalnızca kusurlu sürücü ve işletene yöneltiliyorsa uyuşmazlık haksız fiile dayanır; bu hâlde arabuluculuk dava şartı aranmaz. Sigorta Tahkim Komisyonu yolunda da arabuluculuk aşaması bulunmaz, çünkü tahkim bir dava değildir.
Dava Dilekçesinde Nelere Yer Verilir?
Hasar farkı dilekçesinin ayırt edici yanı, talebin kalem kalem kurulmasıdır. Tek bir toplam tutar yazılan dilekçeler, hangi kalemin hangi gerekçeyle istendiğini göstermediği için bilirkişi incelemesinde zayıf kalır. Orijinal parça farkı, KDV farkı, iskonto farkı ve eksik ödeme ayrı ayrı gerekçelendirilir; her biri kendi deliliyle eşleştirilir.
Dilekçenin taşıması gereken unsurlar Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 119. maddesinde sayılmıştır. Bu maddede kritik bir ayrım vardır: bazı eksiklikler için hâkim bir haftalık kesin süre verirken, bazıları için ek süre verilmez. Ek süre verilmeyen bentler mahkemenin adı, dava değeri, vakıaların özeti, her vakıanın hangi delille ispat edileceği ve hukuki sebeplerdir. Uygulamada en sık boş bırakılan bent, her vakıanın deliliyle eşleştirilmesidir.
Talep tutarının başlangıçta tam olarak belirlenemediği dosyalarda kısmi dava açılabilir. 31 Temmuz 2026'da yürürlüğe giren değişiklikle belirsiz alacak davasına ilişkin hüküm yürürlükten kaldırılmış, yerine alacağın sadece bir kısmının dava edildiği hâllerde talep konusunun aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabileceği düzenlenmiştir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Mülga hüküm, kaldırılma tarihinden önce açılmış davalarda uygulanmaya devam eder; ölçüt olay tarihi değil dava tarihidir.
| Ölçüt | Sigorta Tahkim Komisyonu | Dava |
|---|---|---|
| Ön şart | Sigortacıya başvuru + red veya süre içinde yanıtsızlık | Dava şartı arabuluculuk (ticari dava) |
| Süre | Genellikle daha kısa | Genellikle daha uzun |
| Karar mercii | Sigorta hakemi / hakem heyeti | Mahkeme |
| Kanun yolu | Tutara göre itiraz ve temyiz imkânı değişir | İstinaf ve tutara göre temyiz |
| Uygulama birliği | KDV ve iskonto kalemlerinde ayrışan kararlara rastlanır | Yerleşik içtihat daha belirleyicidir |
Pratik sonuç şudur: hızlı sonuç öncelikliyse ve uyuşmazlık ağırlıklı olarak eksik ödeme ya da parça farkı üzerineyse tahkim yolu öne çıkar. Uyuşmazlığın merkezinde KDV veya iskonto gibi kararların ayrıştığı kalemler varsa, yerleşik içtihadın uygulanacağı dava yolu daha güvenli olabilir. Bu değerlendirme dosya bazında yapılmalıdır.
Deliller ve Belge Kontrol Listesi
Hasar farkı dosyalarının en belirleyici delili eksper raporudur. Sigortacının ödediği kalemler, uygulanan iskonto, KDV durumu ve kullanılan parçaların tanımı bu raporda görünür. Rapor temin edilmeden talep tutarının belirlenmesi mümkün değildir.
| Belge | Neyi ispatlar? | Nereden alınır? |
|---|---|---|
| Eksper raporu | Ödenen kalemler, iskonto, KDV, parça tanımları | Sigorta şirketi / eksper |
| Ödeme dekontu | Fiilen ödenen tutar | Banka / sigorta şirketi |
| İş emri ve parça listesi | Kullanılan parçaların niteliği ve kodu | Onarımı yapan servis |
| Onarım faturası | İşçilik ve parça bedelleri, vergi durumu | Servis |
| Kaza tespit tutanağı | Kazanın oluşu ve kusur durumu | Kolluk veya taraf tutanağı |
| Poliçe ve hasar dosya numarası | Teminat kapsamı ve limit | Sigorta şirketi |
| Tramer kaydı / SBM sorgusu | Hasar geçmişi ve kayıt durumu | SBM |
| Araç ruhsatı | Malik sıfatı, araç yaşı ve bilgileri | Araç sahibi |
| Hasar fotoğrafları | Hasarın kapsamı ve onarım öncesi durum | Zarar gören / eksper dosyası |
| Başvuru ve tebliğ kaydı | Sigortacıya başvurulduğu ve tarihi | Noter / kayıtlı gönderim |
Kusura itiraz edilecek dosyalarda tanık beyanı ve kamera kaydı da önem kazanır. Kamera kayıtları kısa süre içinde silindiğinden, bu delile ihtiyaç duyulacaksa ilk günlerde talep edilmelidir.
Zamanaşımı, Görevli ve Yetkili Mahkeme
Hasar farkı talebinde süre yönetimi, tutar kadar belirleyicidir. Zamanaşımı dolduktan sonra yapılan başvuru, talebin haklılığından bağımsız olarak sonuçsuz kalır.
Hangi Zamanaşımı Uygulanır?
Bu noktada iki farklı düzenleme karşımıza çıkar ve hangisinin uygulanacağı talebin dayanağına göre değişir:
- Zorunlu mali sorumluluk sigortasına dayanan taleplerde Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesindeki süreler gündeme gelir: zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde kaza tarihinden itibaren on yıl.
- Kendi kasko poliçenize dayanan taleplerde ise Türk Ticaret Kanunu'nun 1420. maddesi uygulanır: sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl, sigorta tazminatına ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
Hasar farkı talebi karşı tarafın trafik sigortacısına yöneltildiğinde, aynı maddenin ikinci fıkrasındaki "diğer kanunlardaki hükümler saklıdır" kaydı devreye girer ve özel hüküm olarak Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesi uygulanır. Talebin hangi poliçeye dayandığı bu nedenle sürenin ne zaman dolacağını doğrudan belirler.
Yaygın bir yanlış: "Kaza olmuşsa ceza zamanaşımı uygulanır, süreniz uzar" ifadesi salt maddi hasarlı kazalarda geçerli değildir. Türk Ceza Kanunu mala zarar vermeyi yalnızca kasten işlenebilen bir suç olarak düzenler; taksirle mala zarar verme suç teşkil etmez. Ortada yaralanma, ölüm ya da alkollü araç kullanma gibi ayrıca suç oluşturan bir hâl yoksa süre iki yıl ve on yıldır. Buna karşılık kazada bir başkası yaralandıysa uzamış süre, hiç yaralanmayan araç malikinin talebi bakımından da uygulanır; ölçüt fiilin suç oluşturup oluşturmamasıdır, kişinin mağdur sıfatı değildir.
Sigortaya Başvurmak Zamanaşımını Durdurmaz
Damarda en sık rastlanan hatalı bilgilerden biri, "sigortaya başvuru yapıldığında zamanaşımı durur ya da kesilir" ifadesidir. Bu doğru değildir. Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesindeki yazılı başvuru zorunludur ama süreyi kesmez; yalnızca dava ve tahkim kapısını açar. Kesme ile durma da ayrı kurumlardır: durma hâlinde engel kalkınca süre kaldığı yerden işlemeye devam eder, kesilme hâlinde ise sıfırdan yeni bir süre başlar.
Süreyi fiilen kesen işlemler şunlardır: dava açılması, tahkim başvurusu, icra takibi ve sigortacının kısmi ödeme yapması. Sonuncusu hasar farkı dosyalarında özellikle önemlidir: onarım bedelini ödeyip farkı reddetmek borcun ikrarı niteliği taşır. Bu nedenle ödeme dekontunun tarihi saklanmalıdır.
Kanun ayrıca çapraz bir kesilme kuralı getirir: zamanaşımı tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacıya karşı da kesilmiş olur; sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır. Kural iki yönlü işler.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Sigorta şirketine karşı açılan davalar niteliği gereği ticari dava sayılır; bu nedenle görevli mahkeme kural olarak asliye ticaret mahkemesidir. Ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalara asliye hukuk mahkemesi ticaret mahkemesi sıfatıyla bakar.
Yetki bakımından Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi özel bir düzenleme getirir. Motorlu araç kazalarından doğan hukuki sorumluluk davaları, sigortacının şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde de açılabilir. Bunların yanında genel yetki kuralı gereği davalı sigorta şirketinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Birden fazla yetkili mahkeme varsa tercih davacıya aittir.
Sık yapılan hata: Yaygın olarak "zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinde de dava açılabilir" denir; oysa böyle bir yetki kuralı Karayolları Trafik Kanunu'nda yer almaz. Buna karşılık maddedeki şube ve acente seçenekleri pratikte aynı sonucu çoğu zaman sağlar: merkezi başka ilde bulunan bir sigorta şirketine, bulunduğunuz ildeki şubesi üzerinden dava açılabilir. Yetki itirazıyla karşılaşmamak için dilekçede hangi seçeneğe dayanıldığının açıkça belirtilmesi yerinde olur.
Sıra önemlidir: Sigortacıya başvuru → yanıt veya süre → (dava yolu seçilecekse) arabuluculuk → dava. Bu sıralamadaki bir adımın atlanması, dosyanın esasına hiç girilmeden reddedilmesiyle sonuçlanır. Tahkim yolunda ise arabuluculuk aşaması aranmaz.
Değer Kaybı ve Mahrumiyet Bedeliyle İlişkisi
Trafik kazasından doğan araç zararı üç ayrı kalemde toplanır. Bu kalemler birbirinin alternatifi değildir; şartları oluştuğunda birlikte talep edilir. Uygulamadaki en yaygın hak kaybı, yalnızca biri talep edilip dosyanın kapatılmasıdır.
| Kalem | Neyi karşılar? | Muhatabı |
|---|---|---|
| Hasar farkı | Onarımın eksik finanse edilen kısmı | Sigorta şirketi |
| Araç değer kaybı | Onarım sonrası ikinci el değerindeki kalıcı düşüş | Sigorta şirketi (poliçe limiti dâhilinde) |
| Araç mahrumiyet bedeli | Onarım süresince oluşan kullanım kaybı | Kusurlu sürücü ve işleten (dolaylı zarar) |
Muhatap farkı bu tablonun en kritik satırıdır. Hasar farkı ve değer kaybı sigorta şirketinden istenirken, mahrumiyet bedeli Karayolları Trafik Kanunu'nun 92. maddesinin (k) bendi uyarınca zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadır; anılan bent "gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararlar"ı açıkça kapsam dışı sayar. Bu nedenle mahrumiyet bedeli kusurlu sürücü ile işletene yöneltilir. Tek bir başvuruyla üç kalemin birden tahsil edilmesi bu yüzden mümkün olmaz.
Teminat Dışı Olmak, Hakkın Bulunmaması Demek Değildir
Burada, hak kaybına en çok yol açan kavram hatasını ayrıca belirtmek gerekir. Bir kalemin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında kalması, o talebin reddedileceği anlamına gelmez; yalnızca muhatabının değiştiği anlamına gelir. Kanunun 92. maddesi sigortacıyı bağlar, zarar vereni değil.
Aynı sonuç poliçe limitinin aşıldığı hâllerde de geçerlidir. Sigortacının sorumluluğu poliçede yazılı azami tutarla sınırlıdır; bu tutarın üzerinde kalan kısım için sorumluluk sona ermez, kusurlu tarafa geçer. Dayanak açıktır: Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesinin birinci fıkrası uyarınca işleten ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumludur; sürücünün sorumluluğu ise Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiil hükümlerine dayanır. Ayrıca işleten, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu tutulur; bu, "aracı ben kullanmıyordum" savunmasını etkisiz kılar.
Bu nedenle hasar farkı dosyalarında birinci muhatap sigorta şirketidir; ancak talebin sigortacıya yöneltilmesi, aşan kısım bakımından kusurlu sürücü ve işletene başvurma hakkını ortadan kaldırmaz. Dilekçede bu iki muhatabın ayrı ayrı gösterilmesi, limitin dosya sırasında aşıldığının anlaşıldığı hâllerde süre kaybını önler.
Ticari araçlarda dördüncü bir kalem daha gündeme gelir: aracın çalışmaması nedeniyle elde edilemeyen kazanç kaybı. Kazanın bütün sonuçlarının değerlendirilmesi için sürecin tamamı trafik kazası avukatı sayfamızda ele alınmaktadır. Servis ile sigorta şirketi arasındaki farkın nasıl tahsil edildiğine ilişkin adım adım anlatım için hasar fark bedeli nasıl alınır yazımıza bakabilirsiniz.
En Sık Yapılan Hatalar
Hasar farkı dosyalarında kaybedilen hakların çoğu, talebin haksızlığından değil süreç yönetiminden kaynaklanır. Uygulamada en sık karşılaşılan hatalar şunlardır:
- Aracın onarılmasını "dosya kapandı" saymak. Onarımın yapılmış olması, eksiksiz finanse edildiği anlamına gelmez.
- Eksper raporunu istememek. Raporun içeriği görülmeden hangi kalemde ne kadar eksik ödendiği bilinemez.
- Sigortacıya başvurmadan tahkime gitmek. Başvuru şartı gerçekleşmediğinden dosya usulden reddedilir.
- Arabuluculuğa başvurmadan dava açmak. Sigortacıya karşı açılan dava ticari dava sayıldığından bu bir dava şartıdır.
- "Eşdeğer parça kullanıldı" savunmasını sorgusuz kabul etmek. Parçanın gerçekten belgelendirilmiş bir eşdeğer olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.
- Kapsamı okunmadan ibraname veya feragat metni imzalamak. Bu metinler diğer kalemleri de kapsayacak şekilde yorumlanabilir.
- Talebi doğrudan ve yalnızca kusurlu sürücüye yöneltmek. Hasar farkının birinci muhatabı, onarımı finanse eden sigorta şirketidir. Kusurlu sürücü ve işleten, poliçe limitinin aşıldığı ve teminat dışı kalan kalemler bakımından devreye girer.
- "Teminat dışı" yanıtını talebin reddi saymak. Bir kalemin sigorta kapsamı dışında kalması hakkın bulunmadığını değil, muhatabın değiştiğini gösterir.
- Parça tercihine ilişkin onayı ispat yükünü kendi üzerine almak. Eşdeğer parça kullanıldığında, onayın alındığını veya orijinal parça imkânı bulunmadığını ispat etmesi gereken sigorta şirketidir.
- Zamanaşımını hesaba katmamak. Onarım tamamlandıktan sonra geçen süre fark edilmeden dolabilir.
- Kalem ayrımı yapmadan tek tutar talep etmek. Parça, KDV ve iskonto farkı ayrı ayrı gerekçelendirilmelidir.
Avukatlık Ücreti Nasıl Belirlenir?
Avukatlık ücreti, dosyanın kapsamına ve sunulacak hizmetin niteliğine göre taraflar arasında serbestçe kararlaştırılır. Bu serbestinin iki yasal sınırı vardır. Birincisi Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesidir: sözleşmeyle kararlaştırılan ücret, dava konusu değerin %25'ini aşamaz. Bu oran bir tavandır, uygulanması gereken sabit bir oran değildir.
İkinci sınır Avukatlık Asgari Ücret Tarifesidir; tarifede belirlenen tutarların altında ücret kararlaştırılamaz. Tarife altında kararlaştırılan bir ücret, tarife uyarınca kararlaştırılmış sayılır.
Aynı maddenin dördüncü fıkrası ayrı bir hâli düzenler: yazılı sözleşme bulunmaması ya da sözleşmenin belirsiz, tartışmalı veya geçersiz olması hâlinde ücreti merci takdir eder ve bu takdir, dava konusu değerin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasında yapılır. İnternette sıkça rastlanan "avukatlar bu işlerden yüzde on ile yüzde yirmi beş arası alır" ifadesi, birbirinden farklı iki hükmün karıştırılmasından doğar: yüzde yirmi beş sözleşme için üst sınırdır, yüzde on ile yüzde yirmi ise sözleşme yokken mercinin takdir aralığıdır. İkisi aynı şey değildir.
Karşı Vekâlet Ücreti Ayrı Bir Kalemdir
Yargılama veya tahkim sonunda karşı tarafa yükletilen vekâlet ücreti ile müvekkilin avukatına ödediği ücret farklı kalemlerdir. Avukatlık Kanunu uyarınca karşı tarafa yükletilen vekâlet ücreti, kazanan tarafın avukatına aittir; iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.
Yol seçiminin ücret rejimi bakımından da sonucu vardır. Sigorta Tahkim Komisyonunda talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekâlet ücreti, tarifede belirlenen ücretin beşte biri kadardır. Aynı talep dava yoluyla ileri sürülüp reddedilseydi tam tarife uygulanacaktı. Tutarı tartışmalı dosyalarda bu fark, yol seçiminin en somut ölçütlerinden biridir.
Hasar farkı dosyalarında talep tutarı diğer tazminat kalemlerine göre daha düşük olabildiğinden, ücretlendirmede işin kapsamı öne çıkar: yalnızca sigortacıya başvuru yapılması ile tahkim veya dava sürecinin baştan sona yürütülmesi farklı hizmetlerdir. Bu nedenle görüşme sırasında hizmetin kapsamının açıkça belirlenmesi ve yazılı avukatlık sözleşmesi düzenlenmesi önerilir.
Hasar Farkı Tazminatı Avukatı Ne Yapar?
Hasar farkı, hak sahibinin kendiliğinden fark ettiği bir kalem değildir. Onarım tamamlanır, araç teslim edilir ve dosya kapanmış görünür. Eksikliğin ortaya çıkması için ödemenin içeriğinin incelenmesi gerekir.
Bu süreçte avukatın yürüttüğü işler şunlardır:
- Eksper raporu ve ödeme dekontunun temini ile kalem bazında karşılaştırılması.
- Hangi farkın hangi başlıkta (parça, KDV, iskonto, eksik ödeme) talep edilebileceğinin belirlenmesi.
- Kullanılan parçaların niteliğinin iş emri ve parça kodları üzerinden incelenmesi.
- Sigortacıya usulüne uygun başvurunun yapılması ve başvurunun belgelendirilmesi.
- Tahkim ile dava yolu arasındaki tercihin dosyanın niteliğine göre yapılması.
- Bilirkişi veya hakem raporuna kalem bazında, belgeye dayalı itiraz hazırlanması.
- Aynı kazadan doğan değer kaybı, mahrumiyet bedeli ve kazanç kaybı kalemlerinin ayrıca değerlendirilmesi.
Talep edilebilecek kalemlerin tamamının baştan belirlenmesi, dosyanın en kritik aşamasıdır. Bir kalem gözden kaçtığında, diğer kalemler için imzalanan ibra metinleri nedeniyle sonradan talep edilmesi güçleşebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Araç hasar farkı tazminatı nedir?
Sigorta şirketinin gerçek zarar ilkesi gereği ödemesi gereken tutar ile fiilen ödediği tutar arasındaki farkın talep edilmesidir. Uygulamada bakiye hasar, hasar fark bedeli, eksik hasar bedeli veya orijinal parça fark bedeli olarak da adlandırılır.
Bakiye hasar ile hasar farkı aynı şey mi?
Evet. İkisi de aynı hukuki talebi ifade eder: sigortacının eksik bıraktığı kısım. Adlandırma farkı, talebin sonucunu etkilemez; belirleyici olan hangi kalemde ne kadar eksik ödendiğinin ortaya konulmasıdır.
Aracım onarıldı, yine de talep edebilir miyim?
Evet. Onarımın yapılmış olması, eksiksiz finanse edildiği anlamına gelmez. Orijinal yerine niteliksiz parça kullanılması, KDV'nin ödenmemesi veya iskontonun tazminattan düşülmesi hâlinde araç "hasardan önceki hâline" getirilmiş sayılmaz ve fark talep edilebilir.
Hasar farkı kimden talep edilir?
Birinci muhatap, onarımı finanse eden sigorta şirketidir. Ancak sigortacının sorumluluğu poliçe limitiyle sınırlıdır; limiti aşan ve teminat dışı kalan kalemler için kusurlu sürücü ile işletene başvurulur. Bu yönüyle araç mahrumiyet bedelinden ayrılır: mahrumiyet bedeli Karayolları Trafik Kanunu'nun 92. maddesi uyarınca dolaylı zarar sayıldığından baştan itibaren kusurlu sürücü ve işletene yöneltilir.
Sigorta orijinal parça yerine eşdeğer parça takabilir mi?
1 Temmuz 2026'dan bu yana kural, hasar gören orijinal parçanın onarımı mümkün değilse orijinal parça ile değiştirilmesidir. Eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parçaya geçilebilmesi için ya hak sahibinin onayı alınmış ya da orijinal parça ile değiştirme imkânı bulunmamış olmalıdır. Bu iki şarttan birinin gerçekleştiğini ispat yükü sigorta şirketine aittir. Ayrıca uygulama sonucu araçta kıymet artışı meydana gelse dahi bu fark tazminattan indirilemez.
Sigortaya başvurmak zamanaşımını durdurur mu?
Hayır. Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesindeki yazılı başvuru zorunludur ancak zamanaşımını kesmez veya durdurmaz; yalnızca dava ve tahkim yolunu açar. Süreyi kesen işlemler dava açılması, tahkim başvurusu, icra takibi ve sigortacının kısmi ödeme yapmasıdır. Onarım bedelini ödeyip farkı reddetmek borcun ikrarı sayıldığından ödeme dekontunun tarihi saklanmalıdır.
Eksik ödemeyi kabul edip ibraname imzaladım, yine de talep edebilir miyim?
Çoğu durumda evet. Karayolları Trafik Kanunu'nun 111. maddesine göre bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir; ayrıca tazminat miktarına ilişkin olup yetersiz olduğu açıkça belli olan anlaşmalar, yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir. Bu iki yıllık süre zamanaşımından ayrı ve ek bir süredir. Aranan ölçüt, farkın açıkça belli olmasıdır; ödenen tutar ile bağımsız bir hesaplama arasındaki fark somut olarak gösterilmelidir.
Hasar kaydına işçilik bedeli dâhil edilir mi?
Onarım bedeli hem parça hem işçilik kalemlerinden oluşur ve tazminat da her ikisini kapsar. İşçilik bedeli, hasar farkı hesabında parça bedeliyle birlikte dikkate alınır; katma değer vergisi ve iskonto tartışmaları da işçilik kalemi bakımından ayrıca yürütülür. Onarım tutarının hasar kaydına nasıl işlendiği ise ayrı bir konudur ve tazminat talebinin kapsamını belirlemez.
Sigorta şirketi KDV ödemek zorunda mı?
Onarım için gereken parça ve işçilik hizmeti Katma Değer Vergisi Kanunu uyarınca vergiye tabidir. Yargıtay uygulamasında zarar gören lehine KDV dâhil edilerek hasar tazminatına hükmedilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Sigortacının "vergiden muafız" savunması bu nedenle talebi ortadan kaldırmaz.
Servis iskontosu tazminatımdan düşülebilir mi?
Sigortacı ile servis arasında kararlaştırılan indirim, sigortacının ticari ilişkisinin sonucudur. Yargıtay uygulamasında bu indirimin esas alınarak yedek parça ve işçilik bedellerinin rayiç değerinde indirim yapılması doğru görülmemiştir. Sorumluluk rayiç bedel üzerinden belirlenir.
Eşdeğer parça kullanılırsa fark alabilir miyim?
Duruma göre değişir. Eşdeğer parça, yan sanayi ("çakma") parça ile aynı şey değildir; belgelendirilmiş, aynı işlev ve performansı taşıyan muadil parçadır. Kullanımı fark bedelini her zaman ortadan kaldırmaz: aracın yaşı, garanti durumu, hasarın konumu ve parçanın gerçekten belgelendirilmiş olup olmadığı birlikte değerlendirilir.
Hasar farkı nasıl hesaplanır?
Sigortacının gerçek zarar ilkesi gereği ödemesi gereken tutardan fiilen ödediği tutar çıkarılır. Kalem bazında: orijinal parça bedelinden kullanılan parçanın bedeli, KDV dâhil bedelden KDV'siz ödenen bedel, iskontosuz rayiç bedelden iskontolu ödenen bedel çıkarılır. Bulunan toplam kusur oranı ve poliçe limitiyle sınırlıdır.
Eksper raporunu nasıl alırım?
Rapor sigorta şirketinin hasar dosyasında yer alır ve talep edilerek temin edilir. Rapor olmadan hangi kalemde ne kadar eksik ödendiği belirlenemeyeceğinden, süreç kural olarak bu belgenin alınmasıyla başlar. Talep edilen tutarın dayanağı da bu rapordur.
Sigorta Tahkim Komisyonuna doğrudan başvurabilir miyim?
Hayır. Önce sigorta kuruluşuna başvurulmuş ve talebin kısmen veya tamamen reddedilmiş ya da mevzuatta öngörülen süre içinde yanıt verilmemiş olması gerekir. Bu şart gerçekleşmeden yapılan başvuru usulden reddedilir.
Tahkim mi dava mı daha avantajlı?
Dosyanın niteliğine bağlıdır. Uyuşmazlık ağırlıklı olarak eksik ödeme veya parça farkı üzerineyse tahkim yolu genellikle daha hızlı sonuç verir. KDV ve iskonto gibi kararların ayrışabildiği kalemler ağırlıktaysa, yerleşik içtihadın uygulanacağı dava yolu daha öngörülebilir olabilir.
Sigorta şirketine dava açmadan önce arabuluculuk zorunlu mu?
Evet. Sigorta şirketine karşı açılan davalar niteliği gereği ticari dava sayıldığından, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır. Bu şart yerine getirilmeden açılan dava esasa girilmeden usulden reddedilir. Sigorta Tahkim Komisyonu yolunda ise arabuluculuk aşaması aranmaz.
Hasar farkında zamanaşımı süresi nedir?
Zorunlu mali sorumluluk sigortasına dayanan taleplerde zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde kaza tarihinden itibaren on yıllık süreler uygulanır. Kendi kasko poliçenize dayanan taleplerde ise Türk Ticaret Kanunu'nun 1420. maddesi gereği muacceliyetten itibaren iki yıl, her hâlde rizikodan itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımı dolar. Salt maddi hasarlı kazalarda uzamış ceza zamanaşımı uygulanmaz; taksirle mala zarar verme suç teşkil etmediğinden, ortada yaralanma, ölüm veya alkollü araç kullanma gibi ayrıca suç oluşturan bir hâl bulunmadıkça süre iki yıl ve on yıldır.
Hasar farkı davası hangi mahkemede açılır?
Sigorta şirketine karşı açılan davalar ticari dava sayıldığından görevli mahkeme kural olarak asliye ticaret mahkemesidir; ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla bakar. Yetki bakımından Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi uygulanır: dava, sigortacının şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde ya da kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde açılabilir. Genel yetki kuralı gereği davalı sigorta şirketinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Zarar görenin yerleşim yeri bu maddede sayılan yetkili yerler arasında yer almaz.
Hasar farkı ile değer kaybı birlikte istenebilir mi?
Evet. İkisi farklı zararlara dayanır: hasar farkı onarımın eksik finanse edilmesini, değer kaybı ise onarım sonrası ikinci el piyasa değerindeki kalıcı düşüşü karşılar. Her ikisi de poliçe limiti dâhilinde sigorta şirketinden istenebilir.
Araç mahrumiyet bedelini de sigortadan alabilir miyim?
Kural olarak hayır. Araç mahrumiyet bedeli, aracın hasarlanması nedeniyle doğan dolaylı bir zarar sayıldığından yerleşik uygulamada zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı dışında kabul edilir ve kusurlu sürücü ile işletene yöneltilir. Kasko poliçesinde ikame araç ek teminatı varsa durum değişir.
Hasar farkı avukatı ücreti nasıl belirlenir?
Ücret, dosyanın kapsamına ve sunulacak hizmetin niteliğine göre taraflarca serbestçe kararlaştırılır. Avukatlık Kanunu uyarınca sözleşmeyle kararlaştırılan ücret dava konusu değerin %25'ini aşamaz; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesindeki tutarların altında da ücret belirlenemez. Yalnızca başvuru yapılması ile sürecin baştan sona yürütülmesi farklı kapsamlardır.
- Araç Değer Kaybı Avukatı Onarım sonrası ikinci el değerindeki kalıcı düşüşün talep edilmesi
- Araç Mahrumiyet Bedeli Avukatı Aracın tamirde kaldığı süredeki kullanım kaybının tazmini
- Trafik Kazası Avukatı Kaza sonrası sürecin bütünü: kusur, başvuru ve tazminat kalemleri
- Sigorta Hukuku Avukatı Poliçe kapsamı, tahkim başvurusu ve sigorta uyuşmazlıkları
- Kazanç Kaybı Tazminatı Ticari araçlarda elde edilemeyen gelirin talep edilmesi
- Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tutanak, kusur tespiti ve hasar sürecinin işleyişi
- Ankara Tazminat Avukatı Hangi olayın hangi talep kalemini doğurduğu ve muhatabı
- Araç Mahrumiyet Bedeli Hesaplama Makul süre, emsal günlük rayiç ve kusur oranıyla alt ve üst uç veren hesaplama aracı
- Araç Değer Kaybı Hesaplama 1 Temmuz 2026'da değişen yönteme göre alt ve üst uç hesabı
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1409 — Sigorta kapsamı: sigortacı rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan sorumludur; teminat dışılığı ispat yükü sigortacıdadır.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1427 — Aynen tazmine ilişkin sözleşme yoksa sigorta tazminatının nakden ödenmesi.
- 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu m.1 — Ticari faaliyet çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olması.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1420 — Sigorta sözleşmesinden doğan istemlerde iki yıllık ve altı yıllık zamanaşımı; diğer kanunlardaki hükümlerin saklı tutulması.
- Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar (RG 12.06.2026, S. 33278) — B.2/2.1: parça değişiminde orijinal parça kuralı, ispat yükünün sigortacıya ait olması ve kıymet artışının indirilememesi. A.2/e: eşdeğer parça belgelemesinde yetkinin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına geçmesi. Yürürlük 1 Temmuz 2026.
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.85 — İşletenin ve bağlı olduğu teşebbüs sahibinin müşterek ve müteselsil sorumluluğu; sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumluluk.
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.92/k — Gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararların zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında olması.
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.95 — Tazminat yükümlülüğünü kaldıran veya azaltan hâllerin zarar görene karşı ileri sürülememesi.
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.97 — Dava veya tahkim öncesi sigorta kuruluşuna yazılı başvuru zorunluluğu ve on beş günlük cevap süresi.
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.99 — Belgelerin sigortacıya iletildiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde ödeme yükümlülüğü.
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.109 — Motorlu araç kazalarından doğan taleplerde zamanaşımı, uzamış sürenin şartı ve çapraz kesilme.
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.110 — Yetkili mahkeme: sigortacının şubesi, sözleşmeyi yapan acente veya kazanın meydana geldiği yer.
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.111 — Sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmaların geçersizliği; yetersiz anlaşmanın iki yıl içinde iptali.
- 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.30 — Sigorta Tahkim Komisyonu: başvuru şartı, on beş iş günlük cevapsızlık, tüketici hakem heyetine giden uyuşmazlıkta başvuru yasağı, dört aylık karar süresi, on günlük itiraz ve reddedilen talepte beşte bir vekâlet ücreti.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.119 — Dava dilekçesinin unsurları ve eksiklik hâlinde ek süre verilen/verilmeyen bentler.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.5/A — Ticari davalarda dava şartı olarak arabuluculuk.
- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.164 — Avukatlık ücreti; sözleşmeyle kararlaştırılan ücretin dava değerinin %25'ini aşamayacağı.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2010/7-530 E., 2010/636 K., 08.12.2010 — Haksız fiile dayalı maddi tazminat hesabında gerçek zararın esas alınması.
- Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 2015/14700 E., 2016/4229 K., 04.04.2016 — Hasar tazminatına KDV dâhil edilerek hükmedilmesi; servis-sigortacı iskontosunun rayiç bedelden indirilememesi. (17. Hukuk Dairesi 2021'de kapatılmış, görev alanı 4. Hukuk Dairesine devredilmiştir; karar geçerliliğini korur, temyiz mercii değişmiştir.)
Hasar farkı dosyanız için hukuki destek
Eksper raporunuzun ve ödeme dekontunuzun kalem bazında incelenmesi; parça, KDV ve iskonto farklarının ayrı ayrı ortaya konulması talebin dayanağını oluşturur. Zamanaşımı süreleri onarım tamamlandıktan sonra da işlemeye devam ettiğinden dosyanızı görüşmek için iletişime geçebilirsiniz.
Yasal uyarı: Bu sayfada yer alan içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık somut olayın kendine özgü koşullarına göre ayrıca değerlendirilmelidir. Mevzuat ve uygulama değişebileceğinden, işlem yapmadan önce güncel durumun bir avukata danışılarak teyit edilmesi önerilir.