Hukuk

Trafik Kazası Tazminat Davalarında Avukatlık Ücretleri

Trafik Kazası Tazminat Davalarında Avukatlık Ücretleri

Trafik kazası tazminat davalarında avukatlık ücreti tek bir rakam değil, birbirinden bağımsız iki kalemdir: müvekkilin avukatıyla sözleşmeyle kararlaştırdığı akdi ücret ve mahkemenin karar altına alıp kaybeden taraftan tahsil ettiği karşı vekâlet ücreti. Akdi ücretin tavanı 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinde, tabanı ise Türkiye Barolar Birliği’nin her yıl hazırlayıp Resmî Gazete’de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde çizilir. Bu yazıda trafik kazaları avukat ücreti hesabının kanuni dayanaklarını, dava dışındaki yolların (sigortaya başvuru, arabuluculuk, Sigorta Tahkim Komisyonu) ücreti nasıl değiştirdiğini ve tazminat davalarında avukat ne kadar alır başlığı altında dolaşan oran tablolarının neden dayanaksız olduğunu sırasıyla ele alıyoruz.

Makale İçeriği

Özet

Trafik kazası tazminat davasında avukatlık ücreti, kanunla çizilmiş bir tavan ile tarifeyle çizilmiş bir taban arasında serbestçe kararlaştırılır; internette dolaşan “şu tutarda şu oran” tabloları kanuni dayanaktan yoksundur.

  • Yüzde üzerinden kararlaştırılan ücret, dava veya hükmolunacak şeyin değerinin %25’ini aşamaz (Avukatlık K. m.164/2). Bu bir tavandır, sabit oran değildir.
  • Ücret hiç kararlaştırılmamışsa, yazılı ücret sözleşmesi yoksa ya da sözleşme belirgin değil, tartışmalı veya ücret hükmü geçersizse, yetkili merci davanın kazanılan bölümü için müddeabihin %10’u ile %20’si arasında bir ücret belirler (m.164/4).
  • Kaybeden taraftan tahsil edilen karşı vekâlet ücreti avukata aittir; müvekkilin borcu için haczedilemez, takas ve mahsup edilemez (m.164/son).
  • Zorunlu trafik sigortası sınırları içinde dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru zorunludur (KTK m.97); sigortacıya karşı açılacak davada ayrıca arabuluculuk dava şartıdır.
  • Sigorta Tahkim Komisyonunda talebi reddedilenler aleyhine, tarifeye göre hesaplanan ücretin yalnızca beşte birine hükmedilir (5684 s.K. m.30/17, AAÜT m.17/2); tahkimde karar ve ilam harcı da alınmaz.
  • Zorunlu trafik sigortacısı, davada karşı taraf lehine hükmedilen vekâlet ücreti ve dava masraflarını öder; tazminat poliçe limitini aşarsa bu yükü limitin tazminata oranı kadar üstlenir (ZMSS Genel Şartları B.2.4).
  • Belirsiz alacak davası 31 Temmuz 2026’da kaldırıldı (HMK m.107, 7589 s.K.); bu tarihten sonra açılan bedensel zarar davalarında talep kısmi dava olarak açılıp bir kez artırılır ve ücret belirlenen dava değerine göre hesaplanır.
  • Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat davalarında peşin karar ve ilam harcı dörtte bir değil, yirmide birdir (Harçlar K. m.28/1-a).

Trafik Kazası Tazminat Davası İçin Avukatlık Ücreti Ne Kadar?

Trafik kazası tazminat davasında avukatlık ücretinin tek bir karşılığı yoktur; ücret, biri sözleşmeden diğeri mahkeme kararından doğan iki ayrı kalemin toplamıdır. Sözleşmeden doğan kalem akdi avukatlık ücretidir ve avukat ile müvekkil arasında serbestçe kararlaştırılır. Mahkeme kararından doğan kalem ise karşı vekâlet ücretidir; yargılamayı kaybeden taraftan alınır ve Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinin son fıkrası uyarınca müvekkile değil doğrudan avukata aittir. Bu ikisini birbirine karıştırmak, trafik kazası tazminat davalarında avukatlık ücreti konusunda yapılan en yaygın hatadır.

Akdi ücretin serbestçe kararlaştırılması sınırsız olduğu anlamına gelmez. Avukatlık Kanunu m.163/1 sözleşmenin belli bir hukuki yardımı ve meblağı yahut değeri kapsamasını arar; m.164/2 yüzde üzerinden kararlaştırmada %25 tavanı koyar; m.164/4 ise Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin altında ücret kararlaştırılmasını yasaklar. Yani kanun koyucu bir tavan ve bir taban çizmiş, aradaki alanı tarafların iradesine bırakmıştır. Tarifenin altında kararlaştırılan ücretler, Tarife hükümleri uyarınca kararlaştırılmış sayılır (AAÜT m.1/3).

Aşağıdaki tablo, bir trafik kazası dosyasında karşınıza çıkabilecek ücret ve gider kalemlerini kaynağına göre ayırıyor. Tabloda yer alan kalemlerin hepsi aynı anda doğmaz; hangisinin doğacağı, uyuşmazlığın sigortaya başvuruyla mı, tahkimle mi, arabuluculukla mı yoksa dava yoluyla mı çözüldüğüne bağlıdır.

Kalem Kaynağı Kime ait / kim öder
Akdi avukatlık ücreti Avukatlık sözleşmesi (Av. K. m.163-164) Müvekkil öder, avukata ait
Karşı vekâlet ücreti Mahkeme kararı + AAÜT (Av. K. m.164/son) Kaybeden taraf öder, kazananın avukatına ait
Başvurma, karar ve ilam harcı 492 sayılı Harçlar Kanunu Davacı peşin yatırır, sonuçta haksız çıkana yüklenir
Gider avansı (tebligat, bilirkişi, keşif) HMK m.323-324 Davacı yatırır, yargılama gideri olarak paylaştırılır
Arabuluculuk ücreti HUAK m.18/A ve Arabuluculuk Ücret Tarifesi Anlaşmada taraflar eşit, anlaşmazlıkta ilk iki saat Adalet Bakanlığı bütçesinden
Sigorta Tahkim Komisyonu başvuru ücreti 5684 sayılı Kanun m.30/18 Başvuran yatırır; yargılama gideri sayılır ve hakem kararıyla haksız çıkan tarafa yükletilir (HMK m.332/1 kıyasen)

Ücreti belirleyen ikinci etken davanın hangi mercide görüldüğüdür. Zorunlu mali sorumluluk sigortacısına karşı açılan tazminat davası, Türk Ticaret Kanunu m.4/1 uyarınca mutlak ticari dava sayılır ve asliye ticaret mahkemesinde görülür. Aynı kaza nedeniyle sürücüye, araç işletenine veya malikine karşı açılan dava ise haksız fiile dayanır ve kural olarak asliye hukuk mahkemesinde görülür. Bu kuralın istisnası TTK m.4/1’in ilk ibaresidir: uyuşmazlık her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgiliyse (örneğin iki şirketin ticari araçları arasındaki kaza) sürücü ve işletene karşı dava da ticari dava olur. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemeleri için aynı maktu tabanı (45.000 TL) öngördüğünden ücret bakımından fark doğmaz; ancak arabuluculuk zorunluluğu yalnızca ticari dava yönünden ortaya çıkar ve bu fark ücreti doğrudan etkiler. Ticari davanın bir başka sonucu da usuldür: TTK m.4/2 uyarınca miktar veya değeri kanun metninde bir milyon Türk lirası olarak yazılan ve HMK ek m.1 uyarınca her yıl güncellenen parasal sınırı geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır.

Üçüncü etken, hukuki yardımın hangi aşamada tamamlandığıdır. Tarife m.5/1 uyarınca davayı hangi aşamada olursa olsun kabul eden avukat, Tarife ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanır. Buna karşılık Tarife m.6/1, uyuşmazlık ön inceleme tutanağı imzalanmadan önce sulh, feragat veya kabulle sona ererse karşı tarafa yükletilecek ücretin yarısına hükmedileceğini söyler. Dosyanın erken kapanması akdi ücreti değil, mahkemece hükmedilecek ücreti etkiler.

Trafik Kazası Davalarında Avukat Yüzde Kaç Alır?

Trafik kazası davalarında avukatın alacağı yüzde, kanunun belirlediği bir oran değil, tarafların tavanı aşmamak kaydıyla serbestçe kararlaştırdığı bir orandır. Avukatlık Kanunu m.164/2 bu konuda tek bir sayı verir: “Yüzde yirmibeşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir.” Buradaki %25 bir üst sınırdır; “avukatlar %25 alır” biçiminde okunamaz. İnternette yaygın biçimde dolaşan “tazminatın şu kadarı için şu yüzde” tabloları herhangi bir mevzuat hükmüne dayanmaz.

Tavanın aşılması sözleşmeyi tümüyle geçersiz kılmaz. Avukatlık Kanunu m.163/2 açıktır: ücret tavanını aşan sözleşmeler, bu Kanunda belirtilen tavan miktarında geçerlidir. Yani %40 yazılmış bir sözleşme %25 üzerinden ayakta kalır. Aynı fıkra, yokluk hâlleri dışında sözleşmenin bir hükmünün geçersizliğinin sözleşmenin tümünü geçersiz kılmayacağını da söyler. Bu nedenle tavanın aşıldığını fark eden müvekkilin yapması gereken sözleşmeyi tümden reddetmek değil, ücretin tavana çekilmesini istemektir.

Yüzdeli ücretin kanunla çizilmiş ikinci sınırı, ücretin neyin yüzdesi olarak kararlaştırılabileceğidir. m.164/3 uyarınca yüzdeli sözleşmeler, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz. Trafik kazası dosyalarında bu yasak, “hasarlı araç avukata kalsın” ya da “tazminatın karşılığı olan taşınmazın payı avukata devredilsin” türü düzenlemeleri geçersiz kılar. Avukat, davaya ortak olan bir taraf değil, hukuki yardımının karşılığında ücret alacaklısı olan kişidir.

Uygulamada yüzdeli ücretin bir de tahsil boyutu vardır. Tazminat tahsil edildiğinde avukat, Avukatlık Kanunu m.166 uyarınca müvekkil adına aldığı para üzerinde kendi alacağı nispetinde hapis hakkına sahiptir; ayrıca kendi çalışmasıyla kazandırdığı değerler üzerinde diğer alacaklılara nazaran rüçhan hakkı vardır. Bu hakların kapsamı ve kararda ücretin kimin adına yazıldığının ne anlama geldiği, kazanılan davada vekâlet ücretini kim alır başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Tazminat Davasında Avukat Yüzde Kaç Alır?

Tazminat davasında avukatın alacağı yüzdenin cevabı, ortada yazılı bir ücret sözleşmesi olup olmamasına göre ikiye ayrılır. Yazılı sözleşme varsa oran taraflarca kararlaştırılır ve %25 tavanına tabidir. Ücret hiç kararlaştırılmamışsa, taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesi yoksa, sözleşme belirgin değilse, tartışmalıysa veya sözleşmenin ücrete ilişkin hükmü geçersiz sayılmışsa devreye Avukatlık Kanunu m.164/4’ün üçüncü cümlesi girer: değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde, asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla, ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasında bir miktar belirler. Aynı fıkranın ilk cümlesi ise asgari ücret tarifesinin altında vekâlet ücreti kararlaştırılamayacağını söyler.

Bu ayrım pratikte sıkça karıştırılır. %10-%20 aralığı avukatın “talep edebileceği” oran değildir; sözleşme boşluğunda merciin takdir edeceği aralıktır ve takdirde davanın kazanılan bölümü ile avukatın emeği esas alınır. Buna karşılık %25, tarafların sözleşmeyle kararlaştırabileceği azami orandır. İki hükmü tek bir “%10 ile %25 arası” ifadesine indirgemek, hem oranın kaynağını hem de kimin belirlediğini yanlış anlatır.

Durum Uygulanan hüküm Ölçü
Yazılı ücret sözleşmesi var, yüzde kararlaştırılmış Av. K. m.164/2 Kararlaştırılan oran; %25’i aşamaz
Sözleşme tavanı aşıyor Av. K. m.163/2 Sözleşme tavan miktarında geçerli sayılır
Ücret kararlaştırılmamış; yazılı sözleşme yok; sözleşme belirgin değil, tartışmalı veya ücret hükmü geçersiz Av. K. m.164/4 Merci takdir eder: davanın kazanılan bölümü için müddeabihin %10-%20’si, tarife altına inmeden
Değeri para ile ölçülemeyen iş Av. K. m.164/4 son cümle Doğrudan AAÜT maktu ücreti
Kararlaştırılan ücret tarifenin altında AAÜT m.1/3 Tarife uyarınca kararlaştırılmış sayılır

Trafik kazası tazminat davalarında bu hesabın bir de dava türünden gelen özelliği vardır. Bedensel zarar dosyalarında maluliyet oranı ve kazanç kaybı bilirkişi raporu gelmeden sayısal olarak belirlenemez; bu yüzden talep, dava açılırken bilinen bir tutarla sınırlı tutulur. 31 Temmuz 2026’ya kadar bunun yolu çoğunlukla belirsiz alacak davasıydı. 7589 sayılı Kanunun 19. maddesi HMK m.107’yi yürürlükten kaldırdı; bu tarihten sonra açılan davalarda aynı ihtiyaç kısmi dava ile karşılanır. Tarife m.5/2 her iki durumu da düzenler: gerek kısmi dava gerekse belirsiz alacak ve tespit davasında, mahkemece dava değeri belirlendikten sonra davacı davasını belirlenmiş değere göre takip etmese dahi yasal avukatlık ücreti belirlenmiş dava değerine göre hesaplanır. İki dava türü arasındaki farkı belirsiz alacak davası ile kısmi dava farkı yazımızda ayrıntılandırdık.

Belirsiz Alacak Davası Kaldırıldı: 2026’dan Sonra Ücretin Matrahı Nasıl Belirlenir?

Belirsiz alacak davasının kaldırılması, avukatlık ücretinin hesaplandığı matrahı doğrudan etkiler. 7589 sayılı Kanunun 20. maddesiyle HMK m.109’a eklenen dördüncü fıkraya göre alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir; bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Değişiklik 31 Temmuz 2026’da Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir; kanunun tarihi olan 16 Temmuz 2026 yürürlük tarihi değildir.

Geçiş dönemi için ölçüt kaza tarihi değil dava tarihidir. 7589 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin onuncu fıkrası uyarınca mülga m.107, kaldırılma tarihinden önce açılmış davalarda uygulanmaya devam eder. Dolayısıyla 31 Temmuz 2026’dan önce belirsiz alacak davası olarak açılmış bir trafik kazası dosyası o usulle sürer; bu tarihten sonra açılan dosyada ise talep kısmi dava olarak açılır ve bilirkişi raporundan sonra bir kez artırılır.

Ücret bakımından sonuç değişmez, ama zamanlama önem kazanır. Tarife m.5/2 kısmi davada da ücretin mahkemece belirlenen dava değerine göre hesaplanacağını söylediği için, bilirkişi raporuyla ortaya çıkan gerçek değer hem karşı vekâlet ücretinin hem de çoğu zaman yüzdeli akdi ücretin matrahı olur. Artırım hakkı tek seferlik olduğundan, rapora itiraz edilip ek rapor alınmadan artırım yapmak hem tazminatı hem de ona bağlı ücreti eksik bırakabilir.

Avukat En Fazla Yüzde Kaç Alabilir? Ücret Sözleşmesindeki Sınırlar

Bir avukatın trafik kazası tazminat dosyasında yüzde üzerinden alabileceği azami oran %25‘tir ve bu sınır Avukatlık Kanunu m.164/2 ile konulmuştur. Sınırın matrahı da maddede yazılıdır: dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut para. Dolayısıyla oran, talep edilen tutarın mı yoksa hükmolunan tutarın mı üzerinden hesaplanacağı sözleşmede açıkça yazılmalıdır; yazılmadığında taraflar arasında ikinci bir uyuşmazlık doğar.

Avukatlık sözleşmesi m.163/1 uyarınca serbestçe düzenlenir ve belli bir hukuki yardımı ve meblağı yahut değeri kapsaması gerekir. Aynı fıkra, yazılı olmayan anlaşmaların genel hükümlere göre ispatlanacağını söyler; yani yazılı şekil geçerlilik şartı değildir, ama ispat yükü bakımından belirleyicidir. Yasaya aykırı olmayan şarta bağlı sözleşmeler de geçerlidir. Trafik kazası dosyalarında sözleşmeye yazılması gereken asgari unsurlar şunlardır:

  • Hukuki yardımın kapsamı: yalnızca sigortaya başvuru mu, arabuluculuk aşaması da dâhil mi, dava ve istinaf/temyiz aşamaları kapsamda mı.
  • Ücretin türü: maktu tutar mı, yüzde mi, ikisinin birleşimi mi.
  • Yüzdenin matrahı: talep edilen tutar mı, hükmolunan tutar mı, fiilen tahsil edilen tutar mı.
  • Karşı vekâlet ücretinin kime ait olacağı — kanunen avukata ait olduğundan bu kalemin akdi ücrete mahsup edilip edilmeyeceği yazılmalıdır.
  • Harç, gider avansı, bilirkişi ve keşif masraflarının kim tarafından yatırılacağı.
  • Ücretin ödeme zamanı ve taksitlendirme koşulları.

Peşin ücret konusunda kanunun sessiz kalmadığı bir nokta vardır. Avukatlık Kanunu m.174/3 uyarınca anlaşmaya göre avukata peşin verilmesi gereken ücret ödenmezse, avukat işe başlamakla zorunlu değildir ve bu sebeple doğabilecek her türlü sorumluluk iş sahibine aittir. Aynı fıkra, yazılı sözleşmedeki diğer ödeme şartlarının yerine getirilmemesi hâlinde de aynı sonucun doğacağını söyler. Bu nedenle “ücreti dava sonunda öderim” beklentisi, sözleşmede açıkça kararlaştırılmadıkça hukuken güvenli değildir.

Vekâletname ile ücret sözleşmesinin farklı belgeler olduğunu da hatırlatmak gerekir. Vekâletname yetkiyi gösterir, ücreti göstermez; ücret ayrı bir sözleşmenin konusudur. Kapsamı gereğinden geniş düzenlenmiş vekâletnamelerin doğurduğu riskleri genel vekâletname vermenin sakıncaları yazımızda ayrıca inceledik.

Trafik Kazası Tazminat Davalarında Avukatlık Ücreti Tarifeye Göre Nasıl Hesaplanır

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, trafik kazası tazminat davasında iki işlevi birden görür: akdi ücretin tabanını belirler ve mahkemenin kaybeden taraftan alıp kazananın avukatına vereceği karşı vekâlet ücretini hesaplar. Tarifeyi baro değil, Türkiye Barolar Birliği hazırlar; barolar yalnızca her yıl eylül ayında kendi tekliflerini TBB’ye gönderir (Av. K. m.168/1). TBB’nin hazırladığı tarife Adalet Bakanlığına gönderilir ve onaylanarak Resmî Gazete’de yayımlanır. Baroların kendi internet sitelerinde yayımladığı listeler tavsiye niteliğindedir; bağlayıcı olan Resmî Gazete’de yayımlanan tarifedir.

Yürürlükteki tarife 4 Kasım 2025 tarihli ve 33067 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Konusu para olan işlerde ücret, tarifenin üçüncü kısmındaki kademeli oranlara göre hesaplanır. Trafik kazası tazminat davasında dava değeri hükmolunan tazminat tutarı olduğundan, karşı vekâlet ücreti bu tablodan çıkar:

Dilim Tutar Oran
1İlk 600.000 TL için%16
2Sonra gelen 600.000 TL için%15
3Sonra gelen 1.200.000 TL için%14
4Sonra gelen 1.200.000 TL için%13
5Sonra gelen 1.800.000 TL için%11
6Sonra gelen 2.400.000 TL için%8
7Sonra gelen 3.000.000 TL için%5
8Sonra gelen 3.600.000 TL için%3
9Sonra gelen 4.200.000 TL için%2
1018.600.000 TL’den yukarısı için%1

Bu tablo, trafik kazası tazminat davalarında avukatlık ücreti hesabının tek sayfalık özetidir. Hesap kademelidir, tek oranla çarpma değildir. Örneğin asliye mahkemesinde 1.000.000 TL tazminata hükmedilen bir dosyada karşı vekâlet ücreti, ilk 600.000 TL için %16 (96.000 TL) ile kalan 400.000 TL için %15 (60.000 TL) toplanarak 156.000 TL olarak bulunur. Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen maktu ücret ise 45.000 TL’dir ve Tarife m.13/1 uyarınca nispi hesap sonucu bu maktunun altında kalamaz.

Bu iki kuralın kesiştiği yerde çoğu kaynağın atladığı bir sınır devreye girer. Tarife m.13/2 uyarınca hükmedilen ücret, kabul veya reddedilen miktarı geçemez. Yani maktu taban, kazanılan tutarın üzerine çıkamaz. Aşağıdaki tablo üç kuralın birlikte nasıl işlediğini gösterir:

Hükmedilen tazminat Nispi hesap Maktu taban (asliye) Sonuç
30.000 TL 4.800 TL 45.000 TL 30.000 TL — m.13/2 sınırı devreye girer
150.000 TL 24.000 TL 45.000 TL 45.000 TL — maktu taban uygulanır
400.000 TL 64.000 TL 45.000 TL 64.000 TL — nispi hesap üstte
1.000.000 TL 156.000 TL 45.000 TL 156.000 TL
3.000.000 TL 432.000 TL 45.000 TL 432.000 TL — 96.000 + 90.000 + 168.000 + 78.000

Hangi yılın tarifesinin uygulanacağı da kanunla belirlenmiştir. Avukatlık Kanunu m.168/3 ve Tarife m.21 aynı ölçütü koyar: ücretin takdirinde hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hükmün verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır. Davanın açıldığı yılın tarifesi değil, karar tarihindeki tarife uygulanır. Uzun süren trafik kazası dosyalarında bu kural, karşı vekâlet ücretini davanın açıldığı tarihe göre kayda değer biçimde yükseltebilir. Bozma sonrası verilen kararlarda da Tarife m.2/3 gereği hükmün verildiği tarihteki tarife esas alınır.

1 Dava İçin Avukat Ne Kadar Alır?

Tek bir dava için avukatın alacağı ücret, o davanın konusunun para ile ölçülüp ölçülemediğine göre değişir. Trafik kazası tazminat davasının konusu paradır; dolayısıyla ücret tarifenin üçüncü kısmına göre hesaplanır ve davanın görüldüğü mahkeme için öngörülen maktu ücretin altına düşemez. Konusu para ile ölçülemeyen işlerde ise doğrudan maktu ücret uygulanır.

Tarife m.2/1 ücretin kapsamını da belirler: tarifede yazılı avukatlık ücreti, davada kesin hüküm elde edilinceye kadar olan bütün iş ve işlemlerin karşılığıdır. Avukatın dosya kapsamında yazdığı dilekçeler, yaptığı başvurular ve katıldığı duruşmalar ayrı ücret gerektirmez. Hükmün tavzihine ilişkin istemlerin kabulü veya reddi hâlinde de ayrıca avukatlık ücretine hükmedilmez. Bu kuralın istisnası m.2/2’de sayılmıştır: icra takipleri ile Yargıtay’da temyizen ve bölge adliye mahkemesinde istinaf başvurusu üzerine görülen işlerin duruşmaları ayrı ücrete tabidir.

Aynı kaza nedeniyle birden çok dava açıldığında her dava için ayrı ücret doğar. Tarife m.8/1 uyarınca karşılık dava açılması, başka bir davanın bu davayla birleştirilmesi veya davaların ayrılması durumunda her dava için ayrı ücrete hükmolunur. Trafik kazası dosyalarında sigortacıya karşı açılan davanın arabuluculuk şartı nedeniyle tefrik edilmesi hâlinde de ortaya iki ayrı dosya ve iki ayrı ücret çıkar.

Bir başka pratik başlık, aynı kazadan zarar gören birden çok kişinin ayrı ayrı dava açmasıdır. Tarife m.22, ihtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalarda ücreti kademelendirir: toplamda on dosyaya kadar her dosya için tam ücret, elli dosyaya kadar ilk ondan sonraki her dosya için tam ücretin %50’si, yüz dosyaya kadar %40’ı, yüzden fazlasında %25’i. Duruşmalı işlerde bu kademelendirmenin uygulanabilmesi için tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılmış olması aranır.

Davanın birden çok avukatla takip edilmesi, kaybeden tarafın yükünü artırmaz. Tarife m.4/1 uyarınca aynı hukuki yardımın birden çok avukat tarafından yapılması durumunda, karşı tarafa bir avukatlık ücretinden fazlası yükletilemez. Bu kural karşı vekâlet ücretine ilişkindir; müvekkilin kendi avukatlarıyla yaptığı sözleşmelerden doğan akdi ücret borcunu etkilemez.

Trafik Kazası Tazminat Davasında Avukatlık Ücretini Kim Öder?

Trafik kazası tazminat davalarında avukatlık ücreti tek bir kişinin yükü değildir: akdi avukatlık ücretini müvekkil, karşı vekâlet ücretini ise davayı kaybeden taraf öder. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.323/1-ğ vekâlet ücretini açıkça yargılama giderleri arasında sayar; m.326/1 ise kanunda yazılı hâller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceğini söyler. Yani kazanan tarafın avukatının ücreti, kaybeden taraftan tahsil edilir; ancak bu tahsilat kazananın avukatına yaptığı ödemenin yerine geçmez.

Trafik kazası davalarında kusur oranı ve maluliyet raporu nedeniyle talebin bir bölümünün reddedilmesi sık karşılaşılan bir sonuçtur. Bu durumda HMK m.326/2 devreye girer: iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa mahkeme yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. Vekâlet ücreti de bu paylaşıma tabidir; kabul edilen kısım için davacı vekili, reddedilen kısım için davalı vekili lehine ayrı ayrı ücrete hükmedilir.

Ret hâlinde doğacak ücret sınırsız değildir. Tarife m.13/3, maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda karşı taraf vekili yararına hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceğini söyler. Davanın tamamının reddi hâlinde ise m.13/4 uyarınca nispi hesaba değil, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümündeki maktu ücrete hükmolunur. Bu iki fıkra birlikte, yüksek meblağlı bir tazminat talebinin reddedilmesi hâlinde davacının karşılaşacağı vekâlet ücreti yükünü sınırlar.

Kaybeden tarafın ödeyeceği ücretin tavanı da vardır. Avukatlık Kanunu m.169 ve Tarife m.3/1 aynı sınırı koyar: yargı yerlerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamaz. Bu aralıkta takdir yapılırken avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde tutulur. Kaybeden tarafın ödeyeceği tutarın nasıl hesaplandığını ve ödeme usulünü kaybedilen davada karşı vekâlet ücreti yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.

İki istisnai hâlde kaybeden taraf, tarifenin üstünde bir yükle karşılaşabilir. Birincisi HMK m.329/1 ile Tarife m.23’ün düzenlediği kötüniyet hâlidir: kötüniyetli davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, yargılama giderlerinden başka diğer tarafın vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekâlet ücretinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir. İkincisi arabuluculuk toplantısına katılmama hâlidir ve aşağıda ayrı başlıkta ele alınmıştır.

Sigorta Şirketi Karşı Vekâlet Ücretini ve Dava Masraflarını Öder mi?

Evet; zorunlu trafik sigortacısı, davayı kaybettiğinde karşı taraf lehine hükmedilen vekâlet ücretini ve dava masraflarını öder. Dayanak Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.2.4 maddesidir: “Sigortacı karşı taraf lehine hükmedilen dava masrafları ile mahkemece hükmedilen karşı taraf avukatlık ücretlerini ödemekle yükümlüdür. Şu kadar ki, hükmolunan tazminat sigorta bedelini geçerse, sigortacı bu masrafları sigorta bedelinin tazminata oranı dahilinde öder.” 12 Haziran 2026 tarihli Genel Şartlar değişikliği bu bende dokunmamıştır.

Bu hükmün sık yanlış anlatılan yönü, poliçe limiti dolduğunda ne olacağıdır. “Limit dolduysa sigortacı vekâlet ücreti ödemez” yorumu lafza uymaz; kural bir oranlama kuralıdır. Örneğin hükmolunan tazminat poliçe limitinin iki katıysa sigortacı, karşı vekâlet ücreti ve masrafların yarısını öder; kalan kısım sigortacının ödeme yükümlülüğünün dışında kalır.

Aynı bendin ilk cümleleri zarar göreni değil, poliçe sahibi olan kusurlu tarafı (sigortalıyı) ilgilendirir: dava açılması hâlinde sigortacı, sigortalının ihbarı üzerine davaya her aşamada dâhil olur ve sigortalı, sigortacının göstereceği avukata gereken vekâletnameyi vermek zorundadır. Aleyhine dava açılan sürücü kendi seçtiği avukatla da savunma yapabilir; ancak bu avukatın akdi ücreti B.2.4 kapsamında sigortacıdan istenemez. Ceza kovuşturmasında ise sigortacı savunmaya ancak sanığın izniyle katılır ve yalnız kendi seçtiği avukatın giderlerini öder. Araç hasarı ve değer kaybı dosyalarındaki uygulamayı araç değer kaybı avukat ücretini kim öder yazımızda ayrıca inceledik.

Kazanılan Davada Avukat Ne Kadar Alır?

Kazanılan bir trafik kazası tazminat davasında avukatın eline geçen tutar, kural olarak iki kalemin toplamıdır: müvekkilden alınan akdi ücret ve kaybeden taraftan tahsil edilen karşı vekâlet ücreti. Avukatlık Kanunu m.164’ün son fıkrası bu ikinci kalemin sahibini tereddütsüz belirler: “Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.”

Buradaki “takas ve mahsup edilemez” ibaresi müvekkilin borçları yönündendir; müvekkil ile avukatın kendi aralarında bu kalemi akdi ücrete sayması ise sözleşmeyle mümkündür. Uygulamada iki model görülür: karşı vekâlet ücretinin akdi ücretten düşülmesi ya da iki kalemin birbirinden bağımsız kalması. Hangi modelin geçerli olacağı sözleşmede yazmıyorsa, kanunun ayırdığı temel gereği iki kalem ayrı sayılır. Bu nedenle sözleşmeye tek cümlelik bir mahsup kaydı koymak, sonradan doğacak uyuşmazlığın büyük bölümünü baştan bitirir.

Karar metninde vekâlet ücretinin “davacı lehine” yazılması bu aidiyeti değiştirmez. HMK m.330 vekâlet ücretinin taraf lehine hükmedileceğini söyler; Avukatlık Kanunu m.164/son ise hükmedilen bu ücretin avukata ait olduğunu belirtir. İki hüküm çelişmez: mahkeme ücreti taraf lehine hükmeder, alacağın sahibi ise avukattır. Kararda ücretin kimin adına yazıldığının pratik sonuçlarını kazanılan davada vekâlet ücretini kim alır yazımızda ayrıntılandırdık.

Kazanılan davada tahsilat aşaması da ayrı bir ücret doğurabilir. İlamın icraya konulması hâlinde Tarife m.2/2 uyarınca icra takibi ayrı ücrete tabidir. Tarife m.11/4, borçlunun ödeme süresi içinde borcunu ödemesi hâlinde tarifeye göre belirlenecek ücretin dörtte üçünün takdir edileceğini düzenler. Borçlu ilamdaki borcu takip açılmadan öderse icra aşaması hiç doğmaz; bu yüzden bu kalem her trafik kazası dosyasında ortaya çıkmaz.

Avukat Tazminatın Yüzde Kaçını Alır? Örnek Hesap

Avukatın tazminattan alacağı payı tek rakamla göstermek mümkün değildir, çünkü yüzdeyi kanun değil sözleşme belirler; kanun yalnızca %25 tavanını koyar. Hesabın mantığını göstermek için varsayımsal bir dosya düşünelim: sözleşmede hükmolunan tutarın %15’i ücret olarak kararlaştırılmış olsun ve mahkeme asliye ticaret mahkemesinde 1.000.000 TL tazminata hükmetsin. Buradaki %15 yalnızca örnektir; kanunda yazılı bir oran değildir.

Kalem Mahsup kaydı yoksa Sözleşmede mahsup kaydı varsa
Akdi ücret (1.000.000 TL × %15) 150.000 TL — müvekkil öder 150.000 TL’den karşı vekâlet ücreti düşülür
Karşı vekâlet ücreti (AAÜT üçüncü kısım) 156.000 TL — kaybeden taraf öder, avukata aittir 156.000 TL — kaybeden taraf öder
Müvekkilin cebinden çıkan 150.000 TL 0 TL (karşı vekâlet ücreti akdi ücreti karşıladığı için)
Müvekkile kalan tazminat (harç ve giderler hariç) 850.000 TL 1.000.000 TL

Tablo, aynı yüzdeyle yapılan iki sözleşmenin müvekkil açısından neden çok farklı sonuç doğurabileceğini gösterir. Fark oranın kendisinden değil, karşı vekâlet ücretinin akdi ücrete sayılıp sayılmadığından gelir. Kısmi kabul, kusur indirimi veya kanun yolu aşaması bu tabloyu değiştirir; ayrıca yüzdenin hükmolunan, talep edilen ya da tahsil edilen tutar üzerinden mi hesaplanacağı sözleşmede açıkça yazılmalıdır. Tazminat davalarında ücretin genel çerçevesini tazminat davası avukat ücretleri yazımızda, dava türlerine göre 2026 tarifesini ise 2026 avukat vekâlet ücreti rehberimizde ele aldık.

Kazanılan Tazminat Avukatın Hesabına mı Yatar?

Tazminatın hangi hesaba yatacağı kanunla değil, dosyadaki tahsil yetkisiyle belirlenir. Vekâletnamede “ahzu kabz” yani tahsil ve teslim alma yetkisi verilmişse ödeme avukatın hesabına yapılabilir; bu yetki yoksa ödeme doğrudan hak sahibine yapılır. Trafik kazası dosyalarında sigorta şirketleri, ödemeyi çoğunlukla vekâletnamedeki yetkiye göre yönlendirir. Bu nedenle vekâletname düzenlenirken ahzu kabz yetkisinin verilip verilmeyeceği bilinçli bir tercih olmalıdır.

Paranın avukatın hesabına geçmesi, paranın avukata ait olduğu anlamına gelmez. Avukatlık Kanunu m.166/1 avukata sınırlı bir imkân tanır: avukat, müvekkili tarafından verilen veya onun namına aldığı malları, parayı ve diğer her türlü kıymetleri, avukatlık ücreti ve giderin ödenmesine kadar kendi alacağı nispetinde elinde tutabilir. Bu bir hapis hakkıdır ve yalnızca kendi alacağı nispetinde kullanılabilir; alacağı aşan kısmın müvekkile derhâl aktarılması gerekir.

Avukatın ücret alacağı ayrıca rüçhanlıdır. m.166/2 uyarınca avukat, sözleşmeyle kararlaştırılan ve hâkim tarafından takdir olunan ücretinden dolayı, kendi çalışması sonucunda müvekkilin muhafaza ettiği veya kazandığı mallar ile davadaki diğer taraftan ilam gereğince tahsil edilecek para üzerinde diğer alacaklılara nazaran rüçhan hakkına sahiptir. Rüçhan hakkı vekâletnamenin düzenlenme tarihine, vekâletname genel ise ücret konusu işten dolayı ilk yapılan resmî başvuru tarihine göre sıra alır.

Tahsil edilen tazminatın ne kadar sürede müvekkile geçeceği konusunda kanunda süre yoktur; ölçü, hapis hakkının kapsamının belirlenmesidir. Ücret ve gider alacağı hesaplanıp mahsup edildikten sonra kalan tutarın gecikmeksizin aktarılması, avukatın özen borcunun gereğidir. Tahsil edilen tutara işletilecek faizin hesabı için yasal faiz oranı yazımıza bakabilirsiniz.

Sigortaya Başvurmadan Dava Açılabilir mi, Bu Ücreti Nasıl Etkiler?

Zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminat sınırları içinde kalan taleplerde dava açmadan önce sigortacıya başvurmak zorunludur. Karayolları Trafik Kanunu m.97 bunu açıkça düzenler: “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir.” Sigorta kuruluşu başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamazsa veya verilen cevap talebi karşılamazsa, zarar gören dava açabilir ya da 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir. 1 Eylül 2026’dan itibaren motorlu araç sigortalarında hasar başvuruları Ortak Hasar İhbar Merkezi üzerinden alınır ve başvuru, Merkezin veri tabanına ulaştığı tarih ve saat itibarıyla yapılmış sayılır (SEDDK Genelgesi 2026/22, m.4/2); telefonla yapılan ihbarın kanundaki “yazılı başvuru” yerine geçip geçmediği ayrıca düzenlenmediğinden, başvurunun yazılı iz bırakacak biçimde yapılması güvenli yoldur.

Bu başvuru bir dava şartıdır ve yerine getirilmeden açılan dava usulden reddedilir. Ret kararının ücret sonucu Tarife m.7/2’de düzenlenmiştir: davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur. Yani sigortaya başvurmadan açılan bir dava, esasa hiç girilmeden davacıya vekâlet ücreti yükü doğurur.

Başvurunun ücret açısından ikinci sonucu, hukuki yardımın dava dışında tamamlanabilmesidir. Sigortacı başvuruyu kabul eder ve ödeme yaparsa dosya davaya hiç gitmez; bu hâlde ortada karşı vekâlet ücreti de olmaz, yalnızca akdi ücret doğar. Tarifenin birinci kısmının birinci bölümü, dava ve takip dışındaki hukuki yardımlar için ayrı maktu ücretler öngörür — örneğin her türlü dilekçe, ihbarname ve ihtarname düzenlenmesi için 6.000 TL. Sigortaya başvuru dosyasının hazırlanması bu kapsamda değerlendirilir.

Başvurunun süre yönünden de değeri vardır. Trafik kazasından doğan tazminat taleplerinde zamanaşımı süreleri ve sigortacıya başvurunun bu sürelere etkisi ayrı bir teknik başlıktır; ayrıntısını trafik kazası tazminat davalarında zamanaşımı yazımızda inceledik. Süre kaçırıldığında ücret sözleşmesinin içeriği sonucu değiştirmeyeceği için, başvuru ve dava takvimi ücret pazarlığından önce gelir.

Sigorta Tahkim Komisyonunda Avukatlık Ücreti Nasıl Hesaplanır?

Sigorta Tahkim Komisyonunda vekâlet ücreti, mahkemedekiyle aynı tarifeye göre hesaplanır; farkı talebin reddedilmesi hâlinde ortaya çıkar. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m.17/2 şu düzeni kurar: Komisyon, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla tarifenin üçüncü kısmına göre ücrete hükmeder; ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine, tarifeye göre hesaplanan ücretin beşte birine hükmedilir. Aynı kural 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.30/17’de de yer alır. Maddenin son cümlesi ayrıca bir sınır koyar: Sigorta Tahkim Komisyonlarınca hükmedilen vekâlet ücreti, kabul veya reddedilen miktarı geçemez. Mahkemedeki m.13/2 sınırının tahkimdeki karşılığı budur ve küçük tutarlı değer kaybı dosyalarında maktu tabanın tazminatı aşmasını engeller.

Bu beşte bir kuralı, tahkim yolunu başvuran açısından mahkemeye göre daha düşük riskli hâle getirir. Aynı talebin mahkemede reddedilmesi hâlinde davacı, tarifeye göre hesaplanan ücretin tamamıyla karşılaşırken, tahkimde bu yükün beşte biriyle karşılaşır. Buna karşılık 5684 sayılı Kanun m.30/15 uyarınca hakemler sadece kendilerine verilen evrak üzerinden karar verir; duruşma yapılmaz. Hakem, çözümü özel veya teknik bilgi gerektiren hâllerde kendiliğinden ya da taraf talebiyle bilirkişi görüşü alabilir (Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik m.16/12), ancak tanık beyanına ve yerinde incelemeye dayanan karmaşık kusur tartışmalarında evrak üzerinden inceleme, ücret avantajının önüne geçebilir.

Komisyona gidebilmenin ön koşulu da sigortacıya yapılan başvurudur. 5684 sayılı Kanun m.30/13 uyarınca başvurucunun sigortacıya gerekli başvuruyu yapmış ve talebinin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığını belgelemiş olması gerekir; genel kurala göre kuruluşun başvuru tarihinden itibaren on beş iş günü içinde yazılı olarak cevap vermemesi de yeterlidir. Trafik sigortasında ise bekleme süresi 15 gündür: KTK m.97 bu sigorta için özel hüküm koyar, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının C.7 maddesi de 15 günü tekrarlayıp Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulabileceğini belirtir; Komisyonun kendi başvuru açıklaması da “15 iş günü (Trafik Sigortasında 15 gün)” ayrımını yapar. Dolayısıyla trafik kazası dosyasında dava ve tahkim için bekleme süresi aynıdır.

Bu bekleme süresinin dolması, maddi hasar dosyalarında tek başına yeterli olmayabilir. SEDDK’nın 5 Ağustos 2026 tarihli Kurum Sirküleri (2026/02) uyarınca sigorta kuruluşu mevzuattaki süre içinde eksper atamışsa ve eksper raporu sigortacıya yüklenemeyecek sebeplerle tamamlanamamışsa, bu durum Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi sistemleri üzerinden belgelendiğinde talebin olumsuz sonuçlandığı kabul edilmez. Böyle bir başvuru raportörün ön incelemesinden döner ve başvuru ücretinin yarısı iade edilir (Yönetmelik m.16/3). Ekspertizi süren bir değer kaybı dosyasında yalnızca takvime bakarak tahkime gitmek, bu nedenle ücret kaybına yol açabilir.

Yol seçiminin geri dönüşü yoktur. m.30/14 uyarınca mahkemeye intikal etmiş uyuşmazlıklarla ilgili olarak Komisyona başvuru yapılamaz. Dolayısıyla dava açıldıktan sonra tahkime geçilemez; 7 Haziran 2023’ten beri aynı alacak için icra takibi başlatılmış olması da başvuruya engeldir (Yönetmelik m.16/2-b). Tahkimin süre avantajı ise m.30/16’da yazılıdır: hakemler görevlendirildikleri tarihten itibaren en geç dört ay içinde karar vermeye mecburdur; aksi hâlde uyuşmazlık yetkili mahkemece çözülür. Kanunda yazılı parasal sınırlar m.30/22 uyarınca güncellenir: 22 Ocak 2026’dan itibaren 122.000 TL ve üzerindeki uyuşmazlıklarda tek hakem yerine heyet teşkili zorunludur; hakem kararına itiraz 35.000 TL ve üzerindeki, temyiz ise 383.000 TL’nin üzerindeki uyuşmazlıklarda mümkündür. Bu sınırlarda artık başvurunun yapıldığı tarih esas alınır.

Komisyona başvurunun kendi ücreti de vardır ve bu, avukatlık ücretinden ayrı bir kalemdir. Komisyonun 13 Temmuz 2026 tarihli duyurusuyla 16 Temmuz 2026’dan itibaren uygulanan başvuru ücret tarifesine göre (KDV dâhil) uyuşmazlık tutarı 8.500 TL’ye kadar olan dosyalarda 600 TL, 8.501-17.000 TL arasında 1.200 TL, 17.001-85.000 TL arasında 1.750 TL başvuru ücreti alınır; 85.001 TL ve üzerindeki uyuşmazlıklarda ücret uyuşmazlık tutarının %1,8’i olarak hesaplanır ve 1.750 TL’nin altına düşemez. Hakem kararlarına itiraz başvurularında da aynı tarife uygulanır. Bu tarifeyle 1 Ocak 2026 tarihli tarife (520 / 1.040 / 1.560 TL) yürürlükten kalkmıştır; ücretler Yönetmelik m.11/3 uyarınca her yıl Ocak ve Temmuz aylarında gözden geçirildiği için başvuru öncesinde Komisyonun güncel duyurusu kontrol edilmelidir.

Sigorta Tahkiminde Harç, Tebligat Gideri ve İade

Tahkimi mahkemeden ayıran ikinci maliyet farkı harçtır. 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (1) sayılı tarifenin karar ve ilam harcına ilişkin bendi açıkça söyler: “Tahkim yargılamasında bu bent hükümlerine göre harç alınmaz.” Mahkemede binde 68,31 oranındaki nispi karar ve ilam harcının dörtte biri (ölüm ve cismani zararda yirmide biri) dava açılırken peşin yatırılırken, tahkimde başvuranın ödediği kalemler başvuru ücreti, tebligat gideri ve gerekirse bilirkişi ücretinden ibarettir. Hakem ücretini başvuran ayrıca ödemez; 5684 s.K. m.30/18 uyarınca hakem ücreti Komisyon tarafından ödenir.

Başvuru ücreti bazı hâllerde kısmen geri alınır. Ön inceleme sonucunda dosya değerlendirmeye alınamazsa ya da başvuru raportör incelemeye başlamadan geri çekilirse ücretin yarısı (Yönetmelik m.16/3-4), uyuşmazlık bilgi ve belge eksikliğinden kaynaklandığı için raportör dosyayı kapatırsa yüzde ellisi (m.16/5) iade edilir. Dosya karara bağlanırsa başvuru ücreti yargılama gideri olarak hakem kararında haksız çıkan tarafa yükletilir; yargılama giderlerine resen hükmedildiğinden (HMK m.332/1, 5684 s.K. m.30/23 yollamasıyla) ayrıca talep edilmediği için kaybolmaz. Başvuru usulünün ayrıntısını Sigorta Tahkim Komisyonuna nasıl başvuru yapılır yazımızda anlattık.

Tahkimi Kazanırsam Lehime Tam Vekâlet Ücreti mi Hükmedilir?

Bu sorunun cevabı üç ayrı metinde farklı kurulmuştur ve kararı alan taraf hesabı bu üç metne göre kontrol etmelidir. 5684 sayılı Kanun m.30/17 yalnızca talebi reddedilenler aleyhine hükmolunacak ücreti beşte bire indirir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m.17/2 de aynı çizgidedir: kazanan taraf lehine, asliye mahkemesi maktusunun altında kalmamak kaydıyla tarifenin üçüncü kısmına göre nispi ücrete hükmedilir; reddedilen kısım için beşte bir uygulanır ve ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.

Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16. maddesinin 13. fıkrası ise farklı bir dil kullanır: “Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.” Lafız, sigortacı aleyhine hükmedilecek ücreti de beşte bire bağlamaktadır. Normlar hiyerarşisinde kanun ve kanuna dayanan tarife yönetmelikten önce gelir; ancak somut kararda hangi ölçünün uygulandığı karar metninden okunmalı, kanun yolu sınırları içinde kalan dosyalarda bu fark itiraz veya temyizde ileri sürülebilecek bir hesap sorunu olarak değerlendirilmelidir.

Trafik Kazası Tazminatında Arabuluculuk Zorunlu mu, Ücreti Ne Olur?

Trafik kazası tazminat talebinde arabuluculuğun zorunlu olup olmadığı, davanın kime karşı açılacağına bağlıdır. Sigorta şirketine karşı açılacak tazminat davası, Türk Ticaret Kanunu m.4/1 uyarınca ticari dava sayıldığından TTK m.5/A kapsamına girer: konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Buna karşılık aynı kaza nedeniyle sürücüye, işletene veya araç malikine karşı açılacak dava haksız fiile dayanır ve kural olarak ticari dava olmadığından arabuluculuk şartına tabi değildir. İstisna, uyuşmazlığın TTK m.4/1 uyarınca her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olduğu hâldir; bu durumda işletene karşı açılan dava da ticari dava sayılır ve m.5/A’daki dava şartı onun için de aranır.

İki davalıya birlikte dava açıldığında uygulama, sigortacı yönünden dosyanın tefrikiyle yürür: arabuluculuk şartı yerine getirilmemişse o davalıya ilişkin dava ayrılır ve HUAK m.18/A/2 ile HMK m.115/2 uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddedilir; gerçek kişi davalılar yönünden yargılama devam eder. Bu ayrım ücret bakımından da sonuç doğurur, çünkü ortaya birden çok dosya ve Tarife m.8/1 gereği ayrı ayrı vekâlet ücreti çıkar.

Dava şartı arabuluculuk aşamasında avukatlık ücreti Tarife m.16/2’de düzenlenmiştir. Anlaşma belgesi imzalanırsa ücret, tarifenin üçüncü kısmına göre hesaplanan ücretin dörtte bir fazlası olur; miktarı 50.000 TL’ye kadar olan arabuluculuk faaliyetlerinde ise (c) bendindeki 8.000 TL’lik maktu ücretin dörtte bir fazlası, yani 10.000 TL uygulanır ve bu ücret asıl alacağı geçemez. Arabuluculuk anlaşmazlıkla sonuçlanırsa avukat, tarifenin birinci kısım birinci bölümünün altıncı sırasındaki ücrete — 8.000 TL — hak kazanır; bu ücret de asıl alacağı geçemez. Aynı vekille dava yoluna gidilirse bu maktu ücret, davada doğacak asgari ücretten mahsup edilir.

Arabuluculuk toplantısına katılmamanın bedeli kanunla belirlenmiştir ve 7 Kasım 2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanunla değiştirilmiştir. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A/11 uyarınca geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmayan taraf, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur; ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Toplantıya katılmamak, davayı kazanan tarafı bile vekâlet ücretinin yarısından mahrum bırakır. Değişikliğin yönü sanıldığının tersidir: maddenin 2018’deki ilk metninde toplantıya katılmayan taraf yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutuluyor ve lehine hiç vekâlet ücretine hükmedilmiyordu; 7531 sayılı Kanunla değiştirilen ikinci cümle, bu tarafa vekâlet ücretinin yarısının verilmesini öngörmüştür. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması hâlinde ise taraflar yaptıkları yargılama giderlerini kendileri üstlenir.

Arabuluculuk sürecinin zamanaşımına etkisi de ücret planlamasının parçasıdır. m.18/A/15 uyarınca arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Ticari uyuşmazlıklarda arabulucu, TTK m.5/A/2 uyarınca başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabilir.

Yol Ön koşul Süre Talep reddedilirse vekâlet ücreti
Sigortacıya doğrudan başvuru Yazılı başvuru (KTK m.97) 15 gün cevap süresi Doğmaz — yargısal aşama yok
Arabuluculuk (sigortacıya karşı zorunlu) Sigortacıya başvuru + büroya başvuru 6 hafta (+2 hafta) Anlaşmazlıkta avukata maktu 8.000 TL; davada mahsup
Sigorta Tahkim Komisyonu Sigortacıya başvuru + trafikte 15 gün (KTK m.97, GŞ C.7; genel kural 5684 m.30/13’te 15 iş günü) — eksper süresinde atandıysa Sirküler 2026/02 Hakem için en geç 4 ay Tarifeye göre hesaplananın 1/5’i; harç alınmaz
Dava (asliye ticaret / asliye hukuk) KTK m.97 başvurusu + sigortacıya karşı arabuluculuk Yargılama süresine bağlı Tarifeye göre hesaplananın tamamı (m.13/3-4 sınırlarıyla)

Maddi ve Manevi Tazminat Birlikte İstendiğinde Doğan İki Ayrı Ücret Kalemi

Trafik kazası dosyalarında maddi ve manevi tazminat çoğunlukla aynı dilekçeyle istenir; ancak vekâlet ücreti bakımından bunlar tek kalem değildir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m.10/4 açıktır: manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda, manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir. Yani tek dosyada iki ayrı vekâlet ücreti doğar.

Manevi tazminatta hesabın matrahı da farklıdır. m.10/1 uyarınca ücret, talep edilen değil hüküm altına alınan miktar üzerinden tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Bu nedenle yüksek manevi tazminat talebi, kabul edilen tutar düşük kaldığında davacı vekili lehine düşük bir ücret doğurur. Davanın kısmen reddi hâlinde ise m.10/2 bir üst sınır koyar: karşı taraf vekili yararına hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.

Manevi tazminat talebinin tamamen reddi hâlinde nispi hesap uygulanmaz. m.10/3 uyarınca bu durumda ücret, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre — asliye mahkemeleri için öngörülen maktu tutar üzerinden — hükmolunur. Bu kural, karşılığı bulunmayan yüksek manevi tazminat taleplerinin doğurduğu ücret riskini sınırlar; ancak maddi tazminat yönünden aynı korumanın m.13/3-4’te ayrıca düzenlendiğini unutmamak gerekir.

Bedensel zarar dosyalarında maddi tazminatın kendi içinde de birden çok kalemi bulunur: tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından doğan zarar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıp. Bunlar ayrı davalar değil aynı davanın kalemleridir ve tek bir maddi tazminat ücreti doğurur. Kalemlerden birinin kapsamını ekonomik geleceğin sarsılması tazminatı yazımızda ayrıntılı biçimde ele aldık.

Trafik Kazalarında Tazminat Davaları Ne Kadar Sürer?

Trafik kazası tazminat uyuşmazlığının ne kadar süreceği, dava yoluna hiç gidilmeden çözülüp çözülmediğine göre değişir ve bu sürelerin bir bölümü kanunla bağlanmıştır. Sigortacı, KTK m.97 uyarınca yapılan yazılı başvuruyu en geç 15 gün içinde cevaplamak zorundadır. Ticari uyuşmazlıklarda arabulucu, başvuruyu görevlendirmeden itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabilir. Sigorta Tahkim Komisyonunda hakemler ise 5684 sayılı Kanun m.30/16 uyarınca en geç dört ay içinde karar vermeye mecburdur.

Dava yolunda ise kanunla belirlenmiş bir toplam yargılama süresi yoktur. Süreyi belirleyen, dosyanın hangi usul basamaklarından geçtiğidir: dilekçeler teatisi, ön inceleme duruşması, kusur ve maluliyet yönünden bilirkişi incelemesi, rapora itiraz üzerine ek rapor ve gerekiyorsa yeni heyet. Bedensel zarar dosyalarında maluliyet oranının adli tıp veya sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi gerektiğinden, süre maddi hasar dosyalarına göre belirgin biçimde uzar.

Toplam süre yazılı olmasa da duruşma aralıkları artık kanunla sınırlıdır. 7589 sayılı Kanunla HMK m.147’ye eklenen üçüncü fıkra (yürürlük 31 Temmuz 2026) uyarınca duruşmalar arasındaki süre üç aydan daha uzun olamaz; bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe gibi zorunlu hâllerde hâkim gerekçesini belirterek daha uzun süre verebilir. Sigortacıya karşı açılan ve değeri TTK m.4/2’deki parasal sınırı aşmayan ticari davalarda ise basit yargılama usulü uygulanır: HMK m.320/3 uyarınca tahkikat, ilk duruşma dışında iki duruşmada tamamlanır ve duruşmalar arasındaki süre kural olarak bir aydan uzun olamaz.

Dava Süresini Etkileyen Faktörler

Aşağıdaki tablo, trafik kazası tazminat davalarının süresini etkileyen temel faktörleri ve her birinin ücret tarafındaki karşılığını gösterir:

Faktör Süreye etkisi Ücrete etkisi
Mahkemelerin iş yükü Duruşma aralıkları uzar; yazılı yargılamada kural olarak en çok 3 ay (HMK m.147/3), basit yargılamada 1 ay (m.320/3) Karar tarihi kaydığı için o yılın tarifesi uygulanır (Tarife m.21)
Bilirkişi ve maluliyet raporlarının hazırlanma süresi Bedensel zararda en uzun kalem Gider avansı artar; vekâlet ücreti değişmez
Kusur oranının çekişmeli olması Ek rapor ve yeni heyet gerekebilir Kabul/ret oranını değiştirdiği için ücreti HMK m.326/2 uyarınca böler
Tarafların usul işlemlerindeki hızı Kesin sürelere uyulması süreci kısaltır Gereksiz uzatmada HMK m.327 gider sorumluluğu doğar
İstinaf ve temyiz başvurusu Kanun yolu aşaması eklenir Duruşmalı görülürse Tarife m.2/2 uyarınca ayrı ücret doğar
Dava yerine tahkim yolunun seçilmesi Hakem için yasal sınır 4 ay Ret hâlinde ücret 1/5’e iner (Tarife m.17/2)

Dosyanın erken kapanması ücreti doğrudan etkiler. Tarife m.6/1 uyarınca anlaşmazlık; davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse tarifeyle belirlenen ücretlerin yarısına, tutanak imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Sigorta şirketinin dava açıldıktan sonra ödeme yapması hâlinde bu fıkra sıkça uygulanır; ödeme tarihinin ön incelemeden önce mi sonra mı olduğu, ücreti ikiye katlayan bir ayrıntıya dönüşür.

Kanun yolu aşamasının süresi ve bu aşamada doğan ücret ayrı bir konudur. İstinaf incelemesinin ne kadar sürdüğüne ilişkin ayrıntıyı tazminat davası istinaf mahkemesinde ne kadar sürer yazımızda ele aldık.

Trafik Kazası Tazminat Davası Açmanın Harcı ve Masrafı Ne Kadar?

Avukatlık ücreti ile dava masrafı farklı kalemlerdir; ikisini tek başlıkta toplamak bütçe hesabını baştan yanlış kurar. Dava açılırken ödenen kalemler başvurma harcı, peşin karar ve ilam harcı, vekâlet suret harcı ve gider avansıdır. Bunlardan yalnızca gider avansının kullanılmayan kısmı, HMK m.333 uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra mahkemece resen iade edilir.

Trafik kazası dosyalarında harç hesabının çoğu kaynakta atlanan bir ayrıcalığı vardır. 492 sayılı Harçlar Kanunu m.28/1-a’ya göre karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Aynı bendin ikinci cümlesi ise şu istisnayı koyar: “Şu kadar ki, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin alınan harcın oranı yirmide bir olarak uygulanır.” Yani yaralanmalı veya ölümlü trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davasında dava açılırken yatırılan peşin harç, genel kuraldaki 1/4 değil 1/20‘dir.

Bu istisna yalnızca bedensel zarara dayanan taleplerde geçerlidir. Sadece araç hasarı, değer kaybı veya araç mahrumiyeti gibi maddi zararların istendiği dosyalarda genel kural — peşin harcın dörtte bir olması — uygulanır. Nispi karar ve ilam harcı hâlihazırda dava değerinin binde 68,31’i oranındadır; peşin oran bu tutar üzerinden hesaplanır. Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, aynı bent uyarınca hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel oluşturmaz.

Kalem Ne zaman ödenir Ölçüsü
Başvurma harcı Dava açılırken Maktu — her yıl yeniden belirlenir
Peşin karar ve ilam harcı Dava açılırken Nispi harcın 1/4’ü; ölüm ve cismani zararda 1/20’si
Bakiye karar ve ilam harcı Kararın tebliğinden itibaren 1 ay içinde Kalan kısım
Gider avansı Dava açılırken Tebligat, bilirkişi, keşif giderleri; artan iade edilir
Vekâlet suret harcı Dava açılırken Maktu

Dava değeri yargılama sırasında yükselirse harç tamamlanır. Harçlar Kanunu m.30 uyarınca muhakeme sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilenden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için yargılamaya devam olunur ve eksik değer üzerinden peşin harç tamamlanmadıkça davaya devam edilmez. Kısmi dava olarak açılan (31 Temmuz 2026’dan önce açılmışsa belirsiz alacak davası olarak sürdürülen) trafik kazası dosyalarında bilirkişi raporu sonrası talep artırıldığında bu kural işler; artırılan kısmın harcı tamamlanmadıkça davaya devam edilmez.

Yargılama giderlerini ödeme gücü bulunmayanlar için adli yardım yolu açıktır. HMK m.334/1 uyarınca kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen ya da tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilir. Avukat tutma imkânı bulunmayanlar için ise Avukatlık Kanunu m.176 uyarınca baroların adli yardım büroları görev yapar.

Avukatla İlk Görüşme Ücretli mi?

Danışma, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde dava ve takiplerin dışındaki hukuki yardımlar arasında sayılır ve kendi ücreti vardır. Yürürlükteki tarifenin birinci kısım birinci bölümüne göre büroda sözlü danışma ilk bir saate kadar 4.000 TL, takip eden her saat için 1.800 TL’dir. Çağrı üzerine gidilen yerde sözlü danışma ilk bir saate kadar 7.000 TL, yazılı danışma ise ilk bir saate kadar yine 7.000 TL olarak belirlenmiştir.

Bu tutarlar asgari niteliktedir; tarife altında ücret kararlaştırılamaz, ancak üzerinde kararlaştırılabilir. Danışmanın ardından dosya vekâlete dönüşürse, danışma ücretinin dava ücretine mahsup edilip edilmeyeceği tarafların anlaşmasına bağlıdır. Tarifenin genel hükümlerinde danışma ücretinin sonraki dava ücretine mahsubunu öngören bir kural yoktur; benzer bir mahsup yalnızca dava şartı arabuluculuk için düzenlenmiştir (m.16/2-ç).

Trafik kazası dosyalarında ilk görüşmenin pratik değeri, hangi yolun seçileceğinin bu aşamada belirlenmesidir. Sigortacıya başvurulacak mı, tahkim mi dava mı seçilecek, talep kısmi dava olarak mı yoksa baştan tam tutarla mı açılacak — bu kararlar dosyanın hem süresini hem ücret riskini belirler. Görüşmeye kaza tespit tutanağı, sigorta poliçe bilgileri, hastane epikriz ve maluliyet belgeleri, kazanç belgeleri ve varsa sigortacıya yapılmış başvurunun cevabıyla gitmek, hesabın gerçek rakamlar üzerinden yapılmasını sağlar.

Araç Değer Kaybı Davasında Avukatlık Ücreti Ne Kadar?

Araç değer kaybı talepleri, tutarları itibarıyla trafik kazası uyuşmazlıklarının en küçük dilimini oluşturur ve bu durum vekâlet ücreti hesabında özel bir sonuç doğurur. Değer kaybı tutarı çoğu dosyada tarifenin nispi hesabıyla asliye mahkemeleri için öngörülen 45.000 TL’lik maktu tabanın altında kalır. Tarife m.13/1 nispi hesabın maktunun altına düşemeyeceğini söylediği için ücret maktuya çekilir; ancak m.13/2 devreye girerek hükmedilen ücretin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceğini belirtir. Sonuçta düşük tutarlı bir değer kaybı dosyasında vekâlet ücreti, hükmedilen tazminatın kendisiyle sınırlanır.

Bu hesap, değer kaybı taleplerinde Sigorta Tahkim Komisyonunun neden sık tercih edildiğini de açıklar. Tahkimde başvuru ücreti uyuşmazlık tutarına göre kademeli ve düşüktür, karar ve ilam harcı alınmaz, hakem dört ay içinde karar vermek zorundadır ve talep reddedilirse aleyhe hükmedilecek vekâlet ücreti tarifeye göre hesaplananın beşte biriyle sınırlıdır; Komisyonun hükmettiği ücret de kabul veya reddedilen miktarı geçemez. Aynı talebin mahkemede reddedilmesi hâlinde tarifeye göre hesaplanan ücretin tamamıyla (m.13/2 sınırı içinde) karşılaşılır.

Maddi Hasarlı Trafik Kazasında Avukat Ücreti ve Dava Masrafı

Yalnızca araç hasarı, değer kaybı veya araç mahrumiyeti istenen maddi hasarlı trafik kazası dosyalarında ücret ve masraf hesabı bedensel zarar dosyasından üç noktada ayrılır. Birincisi harçtır: Harçlar Kanunu m.28/1-a’daki yirmide bir indirimi yalnızca ölüm ve cismani zarar davalarına özgü olduğundan peşin karar ve ilam harcı genel kural olan dörtte bir oranında yatırılır; tahkimde ise harç hiç alınmaz. İkincisi vekâlet ücreti sınırıdır: tazminat tutarı küçük kaldığında hem mahkemede (Tarife m.13/2) hem tahkimde (m.17/2 son cümle) ücret, kabul veya reddedilen miktarı geçemez. Üçüncüsü muhataptır: trafik sigortacısının sorumlu olmadığı kalemler için talep yalnızca sürücü, işleten veya malike yöneltilebilir ve bu dava kural olarak arabuluculuk şartına tabi olmaz.

Bu dosyalarda sigortacının davayı kaybetmesi hâlinde karşı vekâlet ücreti ve dava masraflarını Genel Şartlar B.2.4 uyarınca ödeyeceğini, değer kaybı ücretinin ayrıntılı hesabını ise araç değer kaybı tazminat davalarında avukatlık ücreti yazımızda ele aldık. Avukat tutmadan takip edilecek dosyalar için araç değer kaybı tazminatını avukatsız almak mümkün mü sorusunu ayrı bir yazıda cevapladık.

Değer kaybı dosyalarında ücretin doğduğu bir başka aşama, eksper raporuna itirazdır; 2026 düzeninde eksper, Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği uyarınca EKSİST üzerinden atanır ve rapora itiraz bu Yönetmeliğin 8. maddesindeki süre içinde yapılır. Bu aşama yargısal bir aşama olmadığından karşı vekâlet ücreti doğurmaz; avukatın yaptığı iş, tarifenin birinci kısmındaki dilekçe ve iş takibi kalemleri kapsamında değerlendirilir. Değer kaybı raporuna itiraz usulünü değer kaybı eksper raporuna itiraz yazımızda, parça bazlı hesabın nasıl yapıldığını ise kapı değişimi nedeniyle araç değer kaybı yazımızda ayrıntılandırdık.

Değer kaybı ile bedensel zarar taleplerinin aynı dosyada birleştirilmesi de mümkündür; bu hâlde ücret, talep edilen kalemlerin toplamı üzerinden nispi olarak hesaplanır. Ancak zamanaşımı süreleri kalem bazında farklılaşabildiği için birleştirme kararı ücret avantajından önce süre analizine dayanmalıdır. Değer kaybı taleplerinde uygulanacak zamanaşımına ilişkin tartışmayı değer kaybı davalarında uzamış ceza zamanaşımı yazımızda inceledik.

İstinaf ve Temyizde Ayrıca Vekâlet Ücreti Doğar mı?

Kanun yolu aşamasında ayrı vekâlet ücreti doğup doğmayacağı, incelemenin duruşmalı yapılıp yapılmadığına bağlıdır. Tarife m.2/1 kural olarak ücretin kesin hüküm elde edilinceye kadar olan bütün iş ve işlemlerin karşılığı olduğunu söyler; m.2/2 ise bu kurala istisna getirir: icra takipleriyle, Yargıtay, Danıştay ve Sayıştayda temyizen ve bölge idare ile bölge adliye mahkemelerinde istinaf başvurusu üzerine görülen işlerin duruşmaları ayrı ücreti gerektirir. Dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi ayrı ücret doğurmaz.

Duruşmalı görülen istinaf işlerinde ücret, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün 18. sırasına göre belirlenir: istinaf yolu ile görülen bir duruşması olan işler için 22.000 TL, birden fazla duruşması veya keşif gibi avukatın da bulunması gereken sair işlemleri olan işler için 42.000 TL. Yargıtay’da temyiz yolu ile görülen işlerin duruşması için öngörülen ücret ise 40.000 TL’dir.

Bozma sonrası aşamada da tarife tarihi yeniden belirlenir. Tarife m.2/3 uyarınca temyiz veya istinaf başvurusu üzerine verilen bozma veya kaldırma kararı sonrasında hükmolunan yargı kararlarında, hükmün verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır. m.2/4 ise temyiz üzerine verilen bozma kararı sonrasında istinafta görülen duruşmalı işlerde, duruşma sayısına göre yine 18. sıranın (b) veya (c) bentlerinin uygulanacağını düzenler. Uzun süren trafik kazası dosyalarında bu kural, kanun yolu aşamasında doğan ücreti güncel tarifeye taşır.

Sigortayla Anlaşma, Sulh ve Feragat Hâlinde Avukatlık Ücreti

Uyuşmazlığın sulhle sona ermesi akdi ücreti ortadan kaldırmaz. Tarife m.5/1 uyarınca hangi aşamada olursa olsun dava ve icra takibini kabul eden avukat, Tarife hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanır. Karşı vekâlet ücreti bakımından ise ölçü, sulhun hangi aşamada gerçekleştiğidir: m.6/1 uyarınca ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilen uyuşmazlıkta ücretlerin yarısına, tutanak imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur.

Trafik kazası dosyalarında sıkça karşılaşılan bir durum, sigorta şirketiyle dava dışında anlaşılıp ibraname imzalanmasıdır. Böyle bir anlaşmanın hukuki sonucu Karayolları Trafik Kanunu m.111’de düzenlenmiştir ve iki fıkrası da hak sahibini korur. Birinci fıkraya göre bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. İkinci fıkraya göre ise tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar, yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.

Bu iki yıllık süre bir hak düşürücü süredir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 25.11.2024, E.2022/15310, K.2024/11520) ve düşük tutarlı ibranameyle kapatılmış dosyaların yeniden açılmasına imkân verir; ayrıntısını KTK madde 111 yetersiz veya fahiş anlaşmalar yazımızda inceledik. Uygulamada imzalanan belgenin “ibra” mı yoksa “makbuz” niteliğinde mi olduğu da ayrıca tartışılır; ödemenin gerçek zararın altında kalması hâlinde belge, alınan tutar bakımından makbuz sayılıp bakiye zarar için dava açılabilmektedir. Anlaşma sonrası avukata ödenecek ücret ise sözleşmede kararlaştırılan esasa göre hesaplanır; sözleşme yüzdeyi hükmolunacak tutara bağlamışsa dava hükümle bitmediği için matrahın sulh bedeli mi yoksa talep edilen tutar mı olacağı tartışma doğurur, bu yüzden sözleşmeye sulh hâlinin ayrıca yazılması gerekir.

Feragat hâlinde de ücret hakkı doğar. Tarife m.6/1 feragati sulh ve kabulle aynı hükme tabi tuttuğundan, davadan feragat edilmesi karşı taraf vekili lehine ücrete hükmedilmesini gerektirir. Dolayısıyla “davadan vazgeçerim, ücret ödemem” beklentisi hukuken karşılıksızdır; vazgeçmenin de bir bedeli vardır ve bu bedel ön inceleme tutanağının imzalanıp imzalanmadığına göre ikiye katlanır.

Avukatı Devre Dışı Bırakıp Sigortayla Anlaşırsam Ücret Öder miyim?

Evet; dosyayı avukat aracılığıyla takip ederken karşı tarafla doğrudan anlaşmak, avukatın ücret hakkını ortadan kaldırmaz. Tarife m.5/1 uyarınca işi kabul eden avukat tarifeyle belirlenen ücretin tamamına hak kazanır. Avukatlık Kanunu m.165 ise bir adım daha ileri gider: “…sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde her iki taraf avukat ücretinin ödenmesi hususunda müteselsil borçlu sayılırlar.” Bu kural, avukatların devre dışı bırakılarak yapılan anlaşmalara karşı konmuştur ve ücretin anlaşmanın taraflarından birinden ya da ikisinden istenebilmesine imkân verir.

Bu durumu vekilin azliyle birlikte düşünmek gerekir. Anlaşmadan önce vekâlet geri alınmışsa Avukatlık Kanunu m.174/2 uyarınca kusur veya ihmal ispatlanmadıkça ücretin tamamı yine ödenir. Sigortayla dava dışında anlaşma düşünülüyorsa, anlaşmanın avukat aracılığıyla yapılması hem m.165 riskini ortadan kaldırır hem de ibranamenin KTK m.111 karşısındaki durumunun önceden değerlendirilmesini sağlar.

Dava Sırasında Avukatımı Değiştirirsem Ücret Ne Olur?

Avukatın azli hâlinde ücretin akıbeti Avukatlık Kanunu m.174/2’de tek cümleyle çözülmüştür: “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” Yani müvekkil vekâleti dilediği zaman geri alabilir, ancak haklı bir azil sebebi ortaya koyamadığı sürece kararlaştırılan ücretin tamamını ödemekle yükümlü kalır. Azlin haklı olup olmadığı, avukatın kusur veya ihmalinin somut biçimde ortaya konmasına bağlıdır.

Tersi durum, yani avukatın işi bırakması ayrı bir sonuç doğurur. m.174/1 uyarınca üzerine aldığı işi haklı bir sebep olmaksızın takipten vazgeçen avukat hiçbir ücret isteyemez ve peşin aldığı ücreti geri vermek zorundadır. Bu iki fıkra birlikte, ilişkiyi hangi tarafın sona erdirdiğine göre simetrik olmayan bir sonuç kurar: azilde kural ücretin tamamının ödenmesi, istifada kural ücretin hiç istenememesidir.

Yeni avukat tutulduğunda ikinci bir ücret sözleşmesi doğar ve bu, ilk avukatın alacağını ortadan kaldırmaz. Dolayısıyla avukat değişikliği, dosyanın gidişatından bağımsız olarak müvekkile ikinci bir ücret yükü getirebilir. Değişiklik düşünülüyorsa, önce mevcut sözleşmedeki ücretin hangi aşamaya kadar hak edildiğinin ve azil sebebinin haklılığının değerlendirilmesi gerekir.

Avukatlık Ücretine İtiraz Edilebilir mi, Nereye Başvurulur?

Avukat ile müvekkil arasındaki ücret uyuşmazlığı bugün genel hükümlere göre çözülür. Avukatlık Kanunu m.164/4 ücretin kararlaştırılmadığı, yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı, sözleşmenin belirgin olmadığı, tartışmalı olduğu veya ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hâllerde ücreti “ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci”nin belirleyeceğini söyler. Bu merciin ne olduğu konusunda geçmişte özel bir hakemlik düzeni öngörülmüştü; Avukatlık Kanunu m.167, Anayasa Mahkemesinin 3/3/2004 tarihli ve E.2003/98, K.2004/31 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Bu nedenle “avukat-müvekkil uyuşmazlıkları baro hakemliğinde çözülür” bilgisi güncelliğini yitirmiştir.

İtirazın konusu ücretin miktarıysa iki ayrı dayanak kullanılabilir. Birincisi tavandır: kararlaştırılan yüzde %25’i aşıyorsa, m.163/2 uyarınca sözleşme tavan miktarında geçerli sayılır ve fazlası talep edilemez. İkincisi tabandır: ücret tarifenin altında kararlaştırılmışsa, AAÜT m.1/3 uyarınca sözleşme tarife hükümleri uyarınca kararlaştırılmış kabul edilir. Her iki hâlde de sözleşme tümden geçersiz olmaz, ücret kanuni sınıra çekilir.

Karşı vekâlet ücretinin miktarına yönelik itiraz ise farklı bir zeminde yürür. Bu ücret mahkeme kararıyla belirlendiğinden, itiraz kanun yolu başvurusunun konusudur. Denetimin ölçüsü Avukatlık Kanunu m.169 ve Tarife m.3/1’dir: karşı tarafa yükletilen ücret tarifedeki miktardan az veya üç katından çok olamaz. Bu aralığın dışına çıkılması ya da hesabın kademeli tarife yerine tek oranla yapılması, kanun yolunda ileri sürülebilecek somut bir bozma sebebidir.

İş Kazası ile Trafik Kazasında Avukatlık Ücreti Farklı mı?

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ücreti dava türüne göre değil, davanın görüldüğü mahkemeye ve konusunun para ile ölçülüp ölçülemediğine göre belirler. Bu nedenle iş kazasından doğan tazminat davası ile trafik kazasından doğan tazminat davasında nispi hesap aynı üçüncü kısım tablosundan yapılır. Fark, maktu tabanda ortaya çıkar: iş kazası tazminat davası iş mahkemesinde görülür; tarifenin cetvelinde iş mahkemeleri için ayrı bir satır yoktur ve 7036 sayılı Kanun m.2/1 iş mahkemelerini tek hâkimli ve asliye mahkemesi derecesinde kurduğu için asliye mahkemeleri satırı uygulanır, yani maktu taban yine 45.000 TL’dir.

Asıl fark dava öncesi zorunlu aşamalardadır. İş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat talepleri, 7036 sayılı Kanunun 3. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca zorunlu arabuluculuk kapsamı dışında tutulmuştur. Trafik kazasında ise arabuluculuk, yukarıda açıklandığı üzere ticari dava niteliğindeki talepler, yani kural olarak sigorta şirketine karşı açılacak dava yönünden zorunludur. Bu yüzden iki dava türünde arabuluculuk aşamasında doğan ücret kalemleri farklılaşır.

Bir kaza aynı anda hem iş kazası hem trafik kazası olabilir; işçinin görev sırasında araç kullanırken kaza yapması buna örnektir. Böyle dosyalarda hem işverene karşı iş mahkemesinde, hem karşı araç işleteni ve sigortacısına karşı asliye mahkemelerinde talep doğar. Tarife m.8/1 uyarınca her dava için ayrı ücrete hükmolunacağından, ücret hesabı da dosya bazında ayrı yapılır.

Trafik Kazalarına Hangi Avukat Bakar?

Türk hukukunda avukatlık mesleğinde resmî bir uzmanlık ayrımı bulunmaz; baroya kayıtlı her avukat her davayı takip edebilir. Bu nedenle trafik kazalarına hangi avukatın bakacağını belirleyen ölçüt bir unvan değil, dosyanın gerektirdiği çalışma alanıdır. Trafik kazası dosyaları tazminat hukuku, sigorta hukuku, usul hukuku ve çoğu zaman ceza hukukunun kesiştiği yerde durur; tek bir dosyada hem asliye ticaret mahkemesinde tazminat davası, hem sigorta tahkiminde başvuru, hem de asliye ceza mahkemesinde katılan vekilliği söz konusu olabilir.

Dosyanın kapsamı, ücret sözleşmesinin kapsamını da belirler. Aşağıdaki tablo, bir trafik kazası dosyasında ortaya çıkabilecek iş kalemlerini ve her birinin hangi mercide yürütüldüğünü gösterir:

İş kalemi Mercii Ücret dayanağı
Sigortacıya yazılı başvuru dosyasının hazırlanması Sigorta şirketi AAÜT birinci kısım (dilekçe / iş takibi)
Değer kaybı ve hasar taleplerinin takibi Sigorta Tahkim Komisyonu AAÜT m.17/2
Dava şartı arabuluculuk Arabuluculuk bürosu AAÜT m.16/2
Bedensel zarar tazminat davası Asliye ticaret / asliye hukuk AAÜT üçüncü kısım + m.13
Taksirle yaralama veya öldürme dosyasında katılan vekilliği Asliye ceza / ağır ceza AAÜT m.14/1
Mahkeme veya hakem kararının icrası (ilamlı takip) İcra dairesi AAÜT m.2/2 ve m.11

Ceza dosyasındaki vekilliğin ücreti ayrıca düzenlenmiştir. Tarife m.14/1 uyarınca kamu davasına katılma üzerine mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmişse, vekil ile temsil edilen katılan lehine tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir. 2026 tarifesinde bu tutar asliye mahkemelerinde görülen dava için 45.000 TL, ağır ceza mahkemesinde görülen dava için 65.000 TL’dir. Taksirle yaralama dosyalarında bu kalem, tazminat davasından bağımsız olarak doğar; zorunlu trafik sigortacısı ise ceza kovuşturmasında Genel Şartlar B.2.4 uyarınca yalnız sanığın izniyle ve kendi seçtiği avukatın giderleriyle sınırlı olarak savunmaya katılır.

Avukat seçiminde ücret tek ölçüt olmamalıdır; ancak ücretin baştan yazılı bir sözleşmeye bağlanması, sonradan doğacak uyuşmazlığın büyük bölümünü önler. Sözleşmede hukuki yardımın kapsamının hangi mercileri içerdiği açıkça yazılmalı, kapsam dışı bırakılan aşamalar için ayrı ücret doğacağı belirtilmelidir.

Trafik Kazası Kırık Tazminatında Avukatlık Ücretinin Matrahı

Kırık ve benzeri bedensel yaralanmalarda trafik kazası tazminat davalarında avukatlık ücreti, yaralanmanın kendisi üzerinden değil, yaralanmanın doğurduğu tazminat kalemlerinin toplam değeri üzerinden hesaplanır. Tazminat miktarını belirleyen kriterler ise kırığın sayısı ve türü, tedavi süresi ve maliyeti, kazazedenin çalışma durumu ile kusur oranlarıdır. Bu kriterler tazminatın matrahını, matrah da tarifenin üçüncü kısmına göre hesaplanacak vekâlet ücretini belirler.

Kriter Tazminata etkisi
Kırığın sayısı ve türü Kalıcı maluliyet doğuran kırıklar daha yüksek tazminat matrahı üretir.
Tedavi süresi ve maliyeti Uzun tedavi süreçleri ve sağlık masrafları maddi tazminat kalemini büyütür.
Kazazedenin çalışma durumu Çalışma gücünün azalması ve kazanç kaybı ayrı kalem olarak hesaplanır.
Kusur oranları Zarar görenin kusuru oranında indirim yapılır; matrah düşer.
Maluliyet oranı Aktüeryal hesabın temelini oluşturur; rapora bağlıdır.

Bedensel zarar dosyalarında ücret hesabının kilit noktası, talebin dava açılırken sayısal olarak belirlenememesidir. Maluliyet oranı rapor gelmeden bilinemediği için talep, 31 Temmuz 2026’dan önce açılan dosyalarda çoğunlukla belirsiz alacak davası, bu tarihten sonra açılanlarda ise HMK m.109/4 uyarınca bir kez artırılabilen kısmi dava olarak ileri sürülür. Tarife m.5/2 her iki durumda da ölçüyü net koyar: mahkemece dava değerinin belirlenmesinden sonra davacı davasını belirlenmiş değere göre takip etmese dahi, yasal avukatlık ücreti belirlenmiş dava değerine göre hesaplanır. Dolayısıyla ücretin matrahı, dava dilekçesindeki sembolik değer değil, bilirkişi raporuyla belirlenen gerçek değerdir.

Kırık nedeniyle açılan davada maddi ve manevi tazminat birlikte istendiğinde, Tarife m.10/4 uyarınca manevi tazminat için ayrı bir vekâlet ücreti kalemi doğacağını da hesaba katmak gerekir. Bu iki kalem hem davacı hem davalı yönünden ayrı ayrı hesaplandığından, kısmen kabul kararlarında dört ayrı ücret satırı ortaya çıkabilir.

Trafik kazası nedeniyle bedensel zarara uğradıysanız, hangi yolun (sigortaya başvuru, tahkim, arabuluculuk veya dava) hem süre hem ücret açısından dosyanıza uygun olduğunu belirlemek için trafik kazası avukatı sayfamızdan bize ulaşabilir; talebinizin kapsamını ve zamanaşımı takvimini birlikte değerlendirebiliriz.

Sıkça Sorulan Sorular

Trafik kazası davalarında avukat yüzde kaç alır?

Kanun sabit bir oran koymaz. Avukatlık Kanunu m.164/2 yalnızca tavanı belirler: yüzde üzerinden kararlaştırılan ücret, dava veya hükmolunacak şeyin değerinin %25’ini aşamaz. Oran bu tavanın altında taraflarca serbestçe kararlaştırılır ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin altına inemez.

Avukat en fazla yüzde kaç alabilir?

Yüzde üzerinden kararlaştırılan akdi ücrette azami oran %25’tir. Sözleşmede daha yüksek bir oran yazılmışsa sözleşme geçersiz olmaz; Avukatlık Kanunu m.163/2 uyarınca tavan miktarında geçerli sayılır ve fazlası talep edilemez.

Ücret sözleşmesi yapmadıysak avukat ne kadar alır?

Ücret hiç kararlaştırılmamışsa, yazılı sözleşme yoksa, sözleşme belirgin değil, tartışmalı ya da ücret hükmü geçersizse Avukatlık Kanunu m.164/4 uygulanır. Değeri para ile ölçülebilen işlerde yetkili merci, tarifenin altında olmamak kaydıyla davanın kazanılan bölümü için ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin %10’u ile %20’si arasında bir ücret belirler.

Trafik kazası tazminat davasında avukatlık ücretini kim öder?

Akdi ücreti müvekkil öder. Mahkemenin hükmettiği karşı vekâlet ücretini ise davayı kaybeden taraf öder; HMK m.326/1 uyarınca yargılama giderleri aleyhine hüküm verilen taraftan alınır. Taraflar kısmen haklı çıkarsa m.326/2 uyarınca haklılık oranına göre paylaştırılır. Davayı kaybeden zorunlu trafik sigortacısıysa karşı vekâlet ücretini Genel Şartlar B.2.4 uyarınca sigortacı öder.

Kazanılan tazminat avukatın hesabına mı yatar?

Vekâletnamede tahsil (ahzu kabz) yetkisi varsa ödeme avukatın hesabına yapılabilir. Avukat, m.166/1 uyarınca bu parayı yalnızca ücret ve gider alacağı nispetinde elinde tutabilir; alacağı aşan kısmın hak sahibine aktarılması gerekir.

Avukat tazminattan pay alır mı?

Avukat davaya ortak değildir, ücret alacaklısıdır. Yüzde üzerinden ücret kararlaştırılabilir; ancak Avukatlık Kanunu m.164/3 uyarınca sözleşme, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz.

Karşı vekâlet ücretini avukatıma ödeyeceğim ücretten düşebilir miyim?

Karşı vekâlet ücreti kanunen avukata aittir ve müvekkilin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez (m.164/son). İki kalemin birbirinden düşülmesi ancak avukatlık sözleşmesinde açıkça kararlaştırılmışsa mümkündür.

Trafik kazası tazminat davası ne kadar sürer?

Dava için kanunla belirlenmiş bir toplam süre yoktur; süre bilirkişi ve maluliyet raporlarına bağlıdır. Ancak 31 Temmuz 2026’dan beri HMK m.147/3 uyarınca duruşmalar arasındaki süre kural olarak üç ayı geçemez; basit yargılamaya tabi davalarda bu süre bir aydır. Sigortacı başvuruyu 15 gün içinde cevaplamak, arabulucu altı hafta içinde sonuçlandırmak, sigorta hakemi ise 5684 s.K. m.30/16 uyarınca en geç dört ay içinde karar vermek zorundadır.

Sigortaya başvurmadan dava açabilir miyim?

Hayır. Zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde KTK m.97 uyarınca önce sigorta kuruluşuna yazılı başvuru gerekir. Bu şart yerine getirilmeden açılan dava usulden reddedilir ve Tarife m.7/2 uyarınca davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilir.

Trafik kazası tazminatında arabuluculuk zorunlu mu?

Sigorta şirketine karşı açılacak dava TTK m.4/1 uyarınca ticari dava sayıldığından m.5/A gereği arabuluculuk dava şartıdır. Sürücü, işleten veya araç malikine karşı açılan dava haksız fiile dayandığından kural olarak bu şarta tabi değildir; uyuşmazlık her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgiliyse bu dava da ticari dava sayılır ve arabuluculuk aranır.

Sigorta Tahkim Komisyonunda vekâlet ücreti ne kadar?

Komisyon, asliye mahkemeleri için öngörülen maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla tarifenin üçüncü kısmına göre ücrete hükmeder. Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine ise Tarife m.17/2 ve 5684 s.K. m.30/17 uyarınca bu ücretin yalnızca beşte birine hükmedilir ve hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik m.16/13 ise beşte bir kuralını lafzen her iki taraf için öngördüğünden, kararda hangi ölçünün uygulandığı ayrıca kontrol edilmelidir.

Araç değer kaybı davasında avukat ücreti ne kadar?

Nispi hesap düşük tutarlarda maktu tabanın altında kaldığından ücret maktuya çekilir; ancak Tarife m.13/2 uyarınca hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. Bu nedenle küçük tutarlı değer kaybı dosyalarında ücret, hükmedilen tazminatla sınırlıdır. Aynı sınır Sigorta Tahkim Komisyonu için de geçerlidir (Tarife m.17/2 son cümle); tahkimde ayrıca karar ve ilam harcı alınmaz.

Tazminat davası açmanın harcı ne kadar?

Dava açılırken başvurma harcı, peşin karar ve ilam harcı ile gider avansı yatırılır. Harçlar Kanunu m.28/1-a uyarınca peşin harç kural olarak nispi harcın dörtte biridir; ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında ise yirmide biri olarak uygulanır.

Avukatla ilk görüşme ücretli mi?

Danışma, tarifede ayrı bir hukuki yardım olarak düzenlenmiştir. Yürürlükteki tarifeye göre büroda sözlü danışma ilk bir saate kadar 4.000 TL, takip eden her saat için 1.800 TL’dir. Bu tutarlar asgari niteliktedir ve altında ücret kararlaştırılamaz.

Avukatımı azledersem ücret ödemek zorunda mıyım?

Kural olarak evet. Avukatlık Kanunu m.174/2 uyarınca avukatın azli hâlinde ücretin tamamı verilir; yalnızca avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmişse ücret ödenmez. İşi haklı sebep olmaksızın bırakan avukat ise hiçbir ücret isteyemez ve peşin aldığını iade eder.

Hangi yılın avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır?

Avukatlık Kanunu m.168/3 ve Tarife m.21 uyarınca ücretin takdirinde hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hükmün verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır. Davanın açıldığı yılın tarifesi değil, karar tarihindeki tarife uygulanır.

Sigorta şirketi karşı vekâlet ücretini öder mi?

Evet. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.2.4 uyarınca sigortacı, karşı taraf lehine hükmedilen dava masrafları ile mahkemece hükmedilen karşı taraf avukatlık ücretlerini öder. Hükmolunan tazminat poliçe limitini aşarsa bu masrafları limitin tazminata oranı kadar öder; ödeme tamamen ortadan kalkmaz.

Belirsiz alacak davası kaldırıldı mı, ücrete etkisi ne?

Evet. HMK m.107, 7589 sayılı Kanunla 31 Temmuz 2026’da yürürlükten kaldırıldı; bu tarihten önce açılmış davalarda uygulanmaya devam eder. Yeni davalarda talep kısmi dava olarak açılır ve HMK m.109/4 uyarınca bir defaya mahsus artırılır. Tarife m.5/2 uyarınca avukatlık ücreti, mahkemece belirlenen dava değerine göre hesaplanır.

Trafik kazasında tahkime gitmek için sigortanın cevabını kaç gün beklemek gerekir?

Trafik sigortasında 15 gün. 5684 s.K. m.30/13’teki genel kural 15 iş günü olsa da KTK m.97 ve Genel Şartlar C.7 trafik sigortası için 15 günü öngörür. Maddi hasar dosyasında eksper süresinde atanmış ve rapor sigortacıdan kaynaklanmayan sebeple tamamlanamamışsa SEDDK Sirküleri 2026/02 uyarınca bu sürenin dolması tek başına tahkim için yeterli sayılmaz.

Sigorta tahkiminde harç ve başvuru ücreti ne kadar?

Tahkimde karar ve ilam harcı alınmaz. 16 Temmuz 2026’dan itibaren başvuru ücreti 8.500 TL’ye kadar 600 TL, 17.000 TL’ye kadar 1.200 TL, 85.000 TL’ye kadar 1.750 TL, üzerinde uyuşmazlık tutarının %1,8’idir (en az 1.750 TL). Ayrıca tebligat gideri yatırılır; hakem ücretini Komisyon öder.

Arabuluculuk toplantısına katılmazsam vekâlet ücreti alabilir miyim?

Ancak yarısını. HUAK m.18/A/11 uyarınca geçerli mazeret olmadan ilk toplantıya katılmayan taraf, davada haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur ve lehine tarifeye göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir.

Avukatı devre dışı bırakıp sigortayla anlaşırsam ücret öder miyim?

Evet. Tarife m.5/1 uyarınca işi kabul eden avukat ücretin tamamına hak kazanır; Avukatlık Kanunu m.165 de anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde tarafları her iki taraf avukatının ücretinden müteselsil borçlu sayar.

Bu yazıda aktarılan hükümlerin tam metinlerine Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden, yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin resmî metnine ise 4 Kasım 2025 tarihli Resmî Gazete sayısından ulaşabilirsiniz.

Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir dosyaya ilişkin hukuki görüş yerine geçmez. Trafik kazası tazminat dosyanızdaki ücret, süre ve yol seçimi kararları dosyanın kendi verilerine göre değişir; adım atmadan önce bir avukata danışmanız yerinde olur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir