Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu: Cezası, Etkin Pişmanlık ve İnfaz
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, bir kimsenin hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak özgürlüğünden yoksun bırakılmasıyla oluşur ve Türk Ceza Kanunu m.109’da düzenlenir. Temel cezası bir yıldan beş yıla kadar hapistir; fiil cebir, tehdit veya hile kullanılarak işlenmişse ceza iki yıldan yedi yıla çıkar.
Suçun en çok yanlış bilinen yönü süre şartıdır. Kanun, mağdurun ne kadar süreyle alıkonulması gerektiğine dair bir eşik koymaz; hareket özgürlüğünün hukuka aykırı biçimde ve kayda değer bir süre boyunca kaldırılmış olması yeterlidir. Aracın kapısını kilitleyip kişiyi indirmemek de, bir odaya kapatmak da aynı maddeye girer.
Öne çıkanlar
Ceza, fiilin nasıl işlendiğine ve failin mağdurla ilişkisine göre katlanarak yükselir.
- Temel ceza: 1-5 yıl hapis (TCK m.109/1).
- Cebir, tehdit veya hile varsa: 2-7 yıl hapis (m.109/2).
- Nitelikli hâller: silahla, birden fazla kişiyle, eşe veya çocuğa karşı işlenirse ceza bir kat artırılır.
- Cinsel amaçla işlenirse: ceza ayrıca yarı oranında artırılır.
- Etkin pişmanlık: üç koşul birlikte gerçekleşirse cezanın üçte ikisine kadarı indirilir (m.110).
Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Nedir?
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, TCK m.109/1’de “bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmak” biçiminde tanımlanır. Korunan hukuki değer, kişinin bulunduğu yeri kendi iradesiyle belirleme özgürlüğüdür.
Suçun maddi unsuru iki biçimde gerçekleşebilir. Birincisi, kişinin bulunduğu yerden ayrılmasının engellenmesidir; bir odaya kilitlemek, aracın kapılarını kilitleyip indirmemek bu kapsamdadır. İkincisi, kişinin gitmek istediği yere gitmesinin engellenmesi ya da istemediği bir yere götürülmesidir.
Fiilin hukuka aykırı olması şarttır. Yakalama, gözaltı, tutuklama gibi kanunun yetki verdiği hâllerde yetkili kişilerce yapılan işlemler suç oluşturmaz. Buna karşılık kanuni şartlar bulunmadan veya yetkisiz kişilerce yapılan alıkoymalar bu madde kapsamına girer.
Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Cezası Ne Kadar?
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu cezası, temel hâlde bir yıldan beş yıla kadar hapistir. Bu aralık içinde ceza belirlenirken alıkoymanın süresi, mağdurun içinde bulunduğu koşullar, failin amacı ve fiilin işleniş biçimi dikkate alınır.
Ceza, artırım sebeplerinin sırayla uygulanmasıyla yükselir. Önce fiilin cebir, tehdit veya hileyle işlenip işlenmediğine bakılır; işlenmişse ceza aralığı iki yıldan yedi yıla çıkar. Ardından m.109/3’teki nitelikli hâllerden biri varsa bulunan ceza bir kat artırılır. Cinsel amaç varsa m.109/5 uyarınca ayrıca yarı oranında artırım yapılır.
Artırımlar birbirinin üzerine bindiği için aynı fiil, koşullara göre bir yıllık bir cezadan yirmi yılı aşan bir cezaya kadar geniş bir aralıkta sonuçlanabilir. Bu nedenle savunmada asıl mesele suçun işlenip işlenmediği kadar, hangi fıkraların uygulanacağıdır.
| Durum | Kanun | Sonuç |
|---|---|---|
| Temel hâl | m.109/1 | 1-5 yıl hapis |
| Cebir, tehdit veya hile | m.109/2 | 2-7 yıl hapis |
| Silahla veya birden fazla kişiyle | m.109/3-a, b | Ceza bir kat artırılır |
| Kamu görevi nedeniyle veya nüfuz kötüye kullanılarak | m.109/3-c, d | Ceza bir kat artırılır |
| Üstsoya, altsoya, eşe veya boşanılan eşe karşı | m.109/3-e | Ceza bir kat artırılır |
| Çocuğa veya kendini savunamayacak kişiye karşı | m.109/3-f | Ceza bir kat artırılır |
| Cinsel amaçla işlenmesi | m.109/5 | Ceza yarı oranında artırılır |
| Mağdurun ekonomik kaybı | m.109/4 | Ayrıca 1.000 güne kadar adli para cezası |
| Etkin pişmanlık | m.110 | Cezanın üçte ikisine kadarı indirilir |
Cebir, Tehdit veya Hile Kullanılırsa Ceza Nasıl Değişir?
TCK m.109/2, failin fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit ya da hile kullanması hâlinde cezanın iki yıldan yedi yıla kadar hapis olacağını düzenler. Bu, ayrı bir suç değil; temel hâlin daha ağır cezayı gerektiren şeklidir.
Cebir, mağdurun direncini kıracak fiziksel güç kullanımıdır. Tehdit, mağdurun veya yakınının hayatına, vücut bütünlüğüne ya da malvarlığına yönelik bir kötülüğün gerçekleştirileceğinin bildirilmesidir. Hile ise mağdurun iradesini yanıltan davranışlardır; kişinin kandırılarak bir yere götürülmesi ve orada tutulması bu kapsamdadır.
Maddedeki “fiili işlemek için veya işlediği sırada” ifadesi önemlidir. Cebrin yalnızca alıkoymanın başlangıcında değil, alıkoyma devam ederken kullanılması da fıkranın uygulanması için yeterlidir. Bu nedenle mağdurun kaçmaya çalışırken engellenmesi de ikinci fıkrayı devreye sokar.
Nitelikli Hâller: Cezayı Bir Kat Artıran Durumlar
TCK m.109/3, cezayı bir kat artıran altı hâli sayar: suçun silahla işlenmesi; birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi; kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmesi; kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi; üstsoy, altsoy veya eşe ya da boşandığı eşe karşı işlenmesi; çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumdaki kişiye karşı işlenmesi.
Artırım “yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza” üzerinden yapılır. Yani fiil cebirle işlenmişse önce iki-yedi yıl aralığından ceza belirlenir, sonra bu ceza bir kat artırılır. Birden fazla nitelikli hâlin bulunması artırımı tekrarlamaz; ancak temel cezanın üst sınıra yakın belirlenmesinde gerekçe oluşturur.
Silah kavramı TCK m.6/1-f’deki geniş tanıma tabidir: ateşli silahlar, patlayıcılar, saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış kesici veya delici aletler ile fiilen bu amaçla kullanılmaya elverişli diğer şeyler. Aracın kendisi de somut olayda araç olarak kullanılmışsa değerlendirmeye alınabilir.
Cinsel Amaçla İşlenmesi Cezayı Nasıl Etkiler?
TCK m.109/5, suçun cinsel amaçla işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezaların yarı oranında artırılacağını öngörür. Burada aranan, failin alıkoyma anındaki amacıdır; cinsel bir eylemin gerçekleşmiş olması şart değildir.
Cinsel eylem de gerçekleşmişse, cinsel saldırı veya cinsel istismar suçundan ayrıca ceza verilir. İki suç birbirini soğurmaz; hürriyetten yoksun kılma cinsel suçun zorunlu unsuru olmadığı için gerçek içtima kuralları uygulanır.
Amacın tespiti, failin olay öncesi mesajları, mağdurla ilişkisi, alıkoyma yeri ve süresi gibi delillerle yapılır. Bu nedenle iletişim kayıtlarının erken aşamada dosyaya kazandırılması belirleyici olur.
Etkin Pişmanlık: Cezanın Üçte İkisi Nasıl İndirilir?
TCK m.110, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna özgü bir etkin pişmanlık hükmü getirir: fail, bu suç nedeniyle soruşturmaya başlanmadan önce mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakırsa cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
İndirimin uygulanması için üç koşul birlikte gerçekleşmelidir. Serbest bırakma soruşturma başlamadan önce olmalı; mağdurun şahsına zarar verilmemiş olmalı; bırakma failin kendiliğinden ve güvenli bir yerde yapılmış olmalıdır. Kolluk operasyonu sonucu kurtarılan mağdur bakımından bu hüküm uygulanmaz.
“Güvenli yer” ölçütü somut olaya göre değerlendirilir. Mağdurun gece vakti ıssız bir yerde bırakılması güvenli sayılmaz. Aynı şekilde mağdur yaralanmışsa “şahsına zarar dokunmaksızın” koşulu gerçekleşmemiş olur ve indirim uygulanmaz.
Ne Kadar Süre Alıkoyma Suç Sayılır?
Kanun bir süre eşiği koymaz. Suçun oluşması için mağdurun hareket özgürlüğünün hukuka aykırı biçimde kaldırılması ve bu durumun kayda değer bir süre devam etmesi yeterlidir. Saatlerce süren bir alıkoyma da, birkaç dakikalık ama iradeyi tümüyle ortadan kaldıran bir engelleme de maddeye girebilir.
Sürenin uzunluğu suçun oluşumunu değil, temel cezanın aralık içindeki yerini etkiler. Uzun süreli alıkoymalarda mahkeme üst sınıra yaklaşır; çok kısa süreli engellemelerde ise fiilin ayrı bir suç oluşturup oluşturmadığı tartışılır.
Suç kesintisiz niteliktedir; alıkoyma devam ettiği sürece suç işlenmeye devam eder. Bunun pratik sonucu zamanaşımında görülür: TCK m.66/6 uyarınca kesintisiz suçlarda zamanaşımı, kesintinin gerçekleştiği günden, yani mağdurun serbest kaldığı andan itibaren işlemeye başlar.
Mağdurun Rızası Suçu Ortadan Kaldırır mı?
Kişi hürriyeti üzerinde kural olarak tasarruf edilebildiği için mağdurun geçerli rızası fiili hukuka uygun hâle getirir. Ancak rızanın suçun işlendiği anda mevcut olması, özgür iradeyle verilmiş olması ve süreklilik taşıması gerekir.
Başlangıçta rıza gösteren mağdurun sonradan ayrılmak istemesi hâlinde rıza sona erer. Bu andan itibaren kişinin tutulmaya devam edilmesi suçu oluşturur. Cebir veya tehditle alınan rıza ise hukuken geçersizdir.
Çocuklar ve algılama yeteneği bulunmayan kişiler bakımından rızanın geçerliliği ayrıca tartışılır. Bu kişilerin rızası, m.109/3-f’deki nitelikli hâli ortadan kaldırmaz.
Yaralama da Varsa Ayrı Ceza Verilir mi?
TCK m.109/6 bu konuda açık bir kural getirir: suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
Buradaki ölçüt, yaralamanın basit kalıp kalmadığıdır. Alıkoyma sırasında meydana gelen ve TCK m.87’deki ağır neticelerden birine yol açan yaralamalar ayrı suç olarak cezalandırılır. Yaralamanın hangi kademede olduğunun tespiti için kasten adam yaralamanın cezası yazımızdaki fıkra tablosu kullanılabilir.
Alıkoyma sırasında mağdurun öldürülmesi hâlinde ise iki ayrı suçtan sorumluluk doğar. Öldürme fiilinin nitelendirilmesi bakımından kasten adam öldürmenin cezası yazımızdaki nitelikli hâller listesi yol gösterir.
Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulmasından Farkı
TCK m.234’teki çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu, m.109’dan hem fail hem de fiil bakımından ayrılır. Bu suçun faili, velayet yetkisi elinden alınmış ana veya baba ya da üçüncü derece dahil kan hısmıdır.
Fiil, on altı yaşını bitirmemiş çocuğun veli, vasi ya da bakım ve gözetimi altında bulunduğu kimsenin yanından cebir veya tehdit kullanmaksızın kaçırılması veya alıkonulmasıdır; ceza üç aydan bir yıla kadar hapistir. Cebir veya tehdit kullanılmışsa ya da çocuk on iki yaşını bitirmemişse ceza bir kat artırılır.
Maddenin üçüncü fıkrası ayrı bir hâli düzenler: kanuni temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu, rızasıyla da olsa aileyi veya yetkili makamları haberdar etmeksizin yanında tutan kişi, şikâyet üzerine üç aydan bir yıla kadar hapisle cezalandırılır. Görüldüğü gibi bu fıkra şikâyete bağlıdır; m.109 ise değildir.
Şikâyet, Uzlaştırma ve Zamanaşımı
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma şikâyete bağlı bir suç değildir. Savcılık suçu öğrendiği anda resen soruşturma başlatır; mağdurun şikâyetçi olmaması veya sonradan vazgeçmesi soruşturmayı sona erdirmez.
Suç, CMK m.253/1-b’de sayılan uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında da yer almaz. Dolayısıyla taraflar anlaşsa bile dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmez ve yargılama devam eder. Tarafların anlaşması yalnızca takdiri indirim bakımından değerlendirilebilir.
Dava zamanaşımı TCK m.66’ya göre belirlenir ve cezanın üst sınırına bakılır. Temel hâlde üst sınır beş yıl olduğu için zamanaşımı sekiz yıl, cebir veya tehditle işlenen hâlde üst sınır yedi yıl olduğu için on beş yıldır. Nitelikli hâllerin varlığı üst sınırı yükselttiği için zamanaşımını da uzatır. Kanun metni 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu üzerinden incelenebilir.
Görevli Mahkeme ve Tutuklama İhtimali
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda kural olarak asliye ceza mahkemesi görevlidir. Ancak nitelikli hâllerin birlikte uygulanmasıyla cezanın üst sınırı on yılı aştığında görev ağır ceza mahkemesine geçer.
Suç, katalog suçlar arasında yer aldığından tutuklama tedbiri sıkça gündeme gelir. Tutuklama yerine adli kontrol tedbirlerine hükmedilmesi de mümkündür; bu değerlendirmede kaçma şüphesi, delil karartma ihtimali ve fiilin ağırlığı birlikte ele alınır.
Soruşturma aşamasında verilen kararlara itiraz yolları açıktır. Takipsizlik kararı verilmesi hâlinde izlenecek yol için takipsizlik kararına itiraz yazımız ayrıntılı bilgi içerir.
Tüzel Kişiler Hakkında Güvenlik Tedbiri
TCK m.111, tehdit, şantaj, cebir veya kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının işlenmesi sonucunda yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunacağını düzenler.
Bu tedbirler, tüzel kişiye ceza verilmesi anlamına gelmez; Türk hukukunda tüzel kişilerin cezai sorumluluğu yoktur. Söz konusu olan, faaliyet izninin iptali veya müsadere gibi tüzel kişiye özgü yaptırımlardır.
Hükmün uygulanabilmesi için suçun işlenmesiyle tüzel kişinin yararına haksız bir menfaat sağlanmış olması ve bu menfaatle suç arasında nedensellik bağı bulunması gerekir.
Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Cezası Nasıl İnfaz Edilir?
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma cezası, süreli hapis cezalarının genel infaz rejimine tabidir. 5275 sayılı Kanun m.107/2 uyarınca süreli hapis cezasına mahkûm olanlar cezalarının yarısını infaz kurumunda çektikleri takdirde koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.
Bu oranın önemi, kanunun bazı suçları istisna tutmasından gelir. Aynı fıkrada kasten öldürme, işkence, eziyet, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve özel hayata karşı suçlar gibi suçlardan mahkûm olanlar için oran üçte iki olarak belirlenmiştir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma bu istisna listesinde yer almaz; dolayısıyla koşullu salıverilme oranı yarıdır.
Koşullu salıverilmeden yararlanmak için kurumdaki infaz süresinin iyi hâlli olarak geçirilmesi de gerekir. İyi hâl değerlendirmesi idare ve gözlem kurulunca yapılır; olumsuz değerlendirme koşullu salıverilme tarihini fiilen öteler. Müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet cezalarında uygulanan süreler için müebbet hapis cezası alan kaç yıl yatar yazımızdaki tablo karşılaştırma sağlar.
Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Denetimli Serbestlik
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma denetimli serbestlik bakımından özel bir istisnaya tabi değildir; 5275 sayılı Kanun m.105/A’daki genel şartlar uygulanır. Açık ceza infaz kurumunda bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezanın kalan kısmı denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilebilir.
4 Haziran 2025 tarihli 7550 sayılı Kanun’la maddeye eklenen cümle önemli bir şart getirdi: hükümlünün bu infaz usulünden yararlanabilmesi için, beş günden az olmamak üzere, koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini kurumda geçirmiş olması gerekir. Bu şart, denetimli serbestliğe doğrudan geçişi engeller.
İki grup için süre daha uzundur: sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan ve koşullu salıverilmesine iki yıl veya daha az kalan kadın hükümlüler ile ağır hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyen ve koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az kalan hükümlüler. Ağır hastalık, engellilik veya kocama hâli Adli Tıp Kurumu raporuyla belgelendirilmelidir.
Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Af Varmı?
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma af varmı sorusuna verilecek doğru cevap, bu suç için özel bir af düzenlemesinin bulunmadığıdır. Genel af ve özel af çıkarma yetkisi Anayasa m.87 uyarınca Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne aittir ve bu yetki nitelikli çoğunlukla kullanılır.
Kamuoyunda “af” olarak anılan düzenlemelerin çoğu aslında infaz rejimi değişiklikleridir. İnfaz düzenlemeleri cezayı ortadan kaldırmaz; yalnızca cezanın ne kadarının kurumda çekileceğini, koşullu salıverilme oranını ya da denetimli serbestlik süresini değiştirir. Mahkûmiyet hükmü ve adli sicil kaydı üzerindeki sonuçları devam eder.
Bu nedenle beklenen bir af üzerine strateji kurmak yerine, dosyada uygulanabilir indirim sebeplerinin ortaya konması gerekir. Etkin pişmanlık, haksız tahrik, takdiri indirim ve nitelikli hâllerin bulunmadığının gösterilmesi, af beklentisinden çok daha somut sonuç doğurur.
Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma İspat Yöntemleri
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ispat bakımından zorlu bir suç tipidir; çünkü fiil çoğu zaman kapalı mekânda ve tanıksız gerçekleşir. Bu nedenle dolaylı deliller belirleyici olur ve bunların çoğu kısa sürede kaybolur.
Mağdurun bulunduğu yerin baz istasyonu kayıtları, güzergâh üzerindeki kamera görüntüleri, araç takip verileri, HTS kayıtları ve mesajlaşma içerikleri alıkoymanın süresini ve biçimini ortaya koyar. Mağdurun serbest kaldıktan sonraki ilk anlarda yaptığı aramalar ve gittiği yerler de olayın akışını doğrular.
Sanık bakımından ispat yükü tersine işler: mağdurun rızasının bulunduğu, kapının kilitli olmadığı ya da mağdurun istediği anda ayrılabildiği savunması somut delillerle desteklenmelidir. Kamera kayıtlarının saklama süresi genellikle kısadır; bu nedenle taleplerin ilk günlerde yapılması gerekir.
Dosyada Erken Aşamada Belirlenen Deliller
Soruşturmanın ilk günlerinde toplanan deliller, ilerleyen aşamada hangi fıkranın uygulanacağını belirler. Cebir iddiası varsa adli muayene raporu, cinsel amaç iddiası varsa iletişim kayıtları, ekonomik kayıp iddiası varsa banka ve işyeri belgeleri dosyaya kazandırılmalıdır.
Sanık bakımından rızanın varlığı, alıkoyma kastının bulunmadığı veya etkin pişmanlık koşullarının gerçekleştiği; mağdur bakımından ise cebir, cinsel amaç ya da nitelikli hâllerin varlığı bu delillerle ortaya konur. Dosyanızdaki durumu değerlendirmek isterseniz Ankara ceza avukatı sayfamızdaki iletişim kanallarından ulaşabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu cezası ne kadar?
Temel hâlde bir yıldan beş yıla kadar hapistir. Fiil cebir, tehdit veya hile kullanılarak işlenmişse ceza iki yıldan yedi yıla kadar hapse yükselir.
Suç şikâyete bağlı mıdır?
Değildir. Savcılık suçu öğrendiği anda resen soruşturma başlatır; mağdurun şikâyetçi olmaması veya vazgeçmesi kamu davasını sona erdirmez.
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılmada uzlaştırma uygulanır mı?
Uygulanmaz. Suç, CMK m.253/1-b’de sayılan uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında yer almaz; taraflar anlaşsa bile dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmez.
Kaç dakika alıkoyma suç sayılır?
Kanun bir süre eşiği koymaz. Hareket özgürlüğünün hukuka aykırı biçimde ve kayda değer bir süre kaldırılması yeterlidir; sürenin uzunluğu cezanın miktarını etkiler.
Eşe karşı işlenirse ceza artar mı?
Artar. TCK m.109/3-e uyarınca suçun üstsoya, altsoya, eşe ya da boşanılan eşe karşı işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.
Mağduru serbest bırakırsam ceza indirilir mi?
TCK m.110’daki üç koşul birlikte gerçekleşirse cezanın üçte ikisine kadarı indirilir: serbest bırakma soruşturma başlamadan önce olmalı, mağdurun şahsına zarar verilmemiş olmalı ve bırakma kendiliğinden güvenli bir yerde yapılmalıdır.
Aracın kapısını kilitleyip indirmemek bu suçu oluşturur mu?
Oluşturabilir. Kişinin bulunduğu yerden ayrılmasının hukuka aykırı biçimde engellenmesi suçun maddi unsurudur; aracın kilitlenmesi bu kapsamda değerlendirilir.
Cinsel amaçla alıkoymada ceza ne olur?
TCK m.109/5 uyarınca verilecek ceza yarı oranında artırılır. Cinsel eylem de gerçekleşmişse cinsel saldırı veya cinsel istismar suçundan ayrıca ceza verilir.
Mağdurun rızası varsa suç oluşur mu?
Geçerli ve süreklilik taşıyan bir rıza varsa suç oluşmaz. Ancak rıza sona erdiği anda kişinin tutulmaya devam edilmesi suçu oluşturur; cebir veya tehditle alınan rıza hukuken geçersizdir.
Alıkoyma sırasında yaralama olursa ne olur?
TCK m.109/6 uyarınca kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri gerçekleşmişse ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır ve iki ayrı ceza verilir.
Zamanaşımı süresi ne kadardır?
Temel hâlde sekiz yıl, cebir veya tehditle işlenen hâlde on beş yıldır. Suç kesintisiz nitelikte olduğundan süre, mağdurun serbest kaldığı andan itibaren işlemeye başlar.
Çocuğun kaçırılması aynı suç mudur?
Hayır. Velayet yetkisi elinden alınmış ana baba veya kan hısmının on altı yaşını bitirmemiş çocuğu cebir kullanmaksızın kaçırması TCK m.234’e girer ve ceza üç aydan bir yıla kadar hapistir.
Hangi mahkeme görevlidir?
Kural olarak asliye ceza mahkemesi görevlidir. Nitelikli hâllerin birlikte uygulanmasıyla cezanın üst sınırı on yılı aştığında görev ağır ceza mahkemesine geçer.
Tüzel kişi hakkında ceza verilebilir mi?
Türk hukukunda tüzel kişilerin cezai sorumluluğu yoktur. TCK m.111 uyarınca yalnızca tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunabilir.
Yukarıdaki açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve somut bir dosya bakımından hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat değişebildiğinden işlem yapmadan önce güncel duruma göre bir avukata danışmanız gerekir. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.