Hukuk, Genel

İşyerinde Tuvalet ve Soyunma Odası Gibi Mahremiyet Alanlarında Kamera Yasal mı?

İşyerinde Tuvalet ve Soyunma Odası Gibi Mahremiyet Alanlarında Kamera Yasal mı

İşyerinde kamera kullanımı kural olarak serbesttir; ancak tuvalet, soyunma odası, duş alanı, emzirme odası ve mescit gibi mahremiyet alanlarında kamera bulundurmak hukuka aykırıdır. Bu ayrım tesadüfi değildir. Çünkü çalışanların bu alanlarda yüksek düzeyde mahremiyet beklentisi vardır ve bu beklenti, işverenin güvenlik menfaatinden önce gelir. Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 04.08.2022 tarihli ve 2022/797 sayılı karar özetinde de, çalışanların işyerindeki soyunma odaları, tuvaletler, duşlar, mescit, dinlenme odaları ve emzirme odaları bakımından mahremiyet beklentisi içinde olduğu; bu alanlarda veri işleme faaliyetinin çalışanların özel alanını işgal niteliği taşıyabileceği açıkça belirtilmiştir. Kurum, 8 Haziran 2026 tarihli kamuoyu duyurusuyla bu sınırı bir kez daha ve doğrudan çizmiştir.

Makale İçeriği

Özet — İşyerinde kamera, meşru bir amaca ve ölçülülüğe bağlı olarak kurulabilir; ancak mahremiyet alanları bu denetimin dışında kalan mutlak bir yasak bölgesidir.

  • Tuvalet, soyunma odası, duş, mescit, dinlenme alanı ve emzirme odasına kamera yerleştirilemez; güvenlik gerekçesi bu alanlarda uygulamayı meşrulaştırmaz.
  • KVKK’nın 8 Haziran 2026 tarihli duyurusu, kameranın yalnızca iş sağlığı ve güvenliği, iş kazalarının önlenmesi, işyeri güvenliği ve suçun önlenmesi gibi amaçlarla kurulabileceğini; performans ve verimlilik takibinin meşru amaç sayılmadığını açıkça belirtir.
  • Çalışandan alınan açık rıza tek başına yeterli değildir: iş ilişkisindeki güç dengesizliği nedeniyle rızanın özgür iradeye dayanıp dayanmadığı ayrıca denetlenir.
  • Veri güvenliği yükümlülüğünün ihlali hâlinde 6698 s. K. m.18/1-b uyarınca 2026 yılı için 256.357 TL – 17.092.242 TL arasında idari para cezası uygulanabilir; ceza kararına karşı m.18/3 gereği idare mahkemesinde dava açılır.
  • Fiil aynı zamanda suç oluşturabilir: TCK m.134 uyarınca 1-3 yıl hapis, görüntü veya ses kayda alınmışsa ceza bir kat artırılır.
  • Çalışan; kayıtların silinmesini isteyebilir, Kurula şikâyette bulunabilir, iş sözleşmesini haklı nedenle feshedip kıdem tazminatı ve manevi tazminat talep edebilir.

İşyerinde Kamera Yasal mı, Hangi Alanlara Konulabilir?

İşyerinde kamera kurmak başlı başına yasak değildir. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kamera görüntüsünü bir kişisel veri sayar ve bu verinin işlenmesini m.5’teki şartlardan birine bağlar. İşveren çoğu olayda m.5/2-f’deki “meşru menfaat” şartına dayanır. Ancak bu şart, işverenin menfaatini sınırsız kılmaz; hükmün kendi lafzında “ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla” denilmektedir.

Bu konu yalnızca veri koruma meselesi değildir. Aynı zamanda işverenin işçinin kişiliğini koruma borcu ve özel hayatın gizliliği ile de doğrudan ilgilidir. Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesinde işverenin, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak, saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla yükümlü olduğu belirtilir. Öte yandan Türk Ceza Kanunu’nun 134. maddesi, özel hayatın gizliliğini ihlal eden fiilleri suç olarak düzenler. Bu nedenle işyerindeki tuvalet, soyunma odası ve benzeri mahrem alanlara kamera yerleştirilmesi bazı durumlarda sadece işyeri düzeni veya veri işleme sorunu değil, aynı zamanda Ceza Hukuku boyutu taşıyan ciddi bir ihlal haline gelebilir.

Uygulamayı sadeleştirmek gerekirse, işyeri üç bölgeye ayrılır. Aşağıdaki tablo, KVKK Kurulu kararları ve Kurumun 8 Haziran 2026 tarihli duyurusundaki ölçütlerin pratiğe çevrilmiş hâlidir.

AlanKamera kurulabilir mi?Ölçüt
Tuvalet, duş, soyunma odası, mescit, emzirme odası, dinlenme alanıHayır — mutlak sınırYüksek mahremiyet beklentisi; amaç ne olursa olsun ölçüsüz kabul edilir
Bu alanların kapısı, girişi veya koridoruKoşulluGörüş açısı özel alanı görmemeli; konumlandırma ve izlenme baskısı ayrıca değerlendirilir
Üretim alanı, depo, kasa, giriş-çıkış, otoparkEvetMeşru amaç + aydınlatma + ölçülülük + sınırlı saklama süresi
Çalışanın masası / ekranı, performans takibi amaçlı her noktaHayırPerformans ve verimlilik ölçümü meşru amaç sayılmaz

Mahremiyet Alanı Nedir?

Mahremiyet alanı, kişinin başkaları tarafından izlenmemeyi makul olarak beklediği, özel yaşamı ve beden bütünlüğü ile doğrudan bağlantılı alanları ifade eder. İşyerindeki tuvaletler, soyunma odaları ve duş alanları bu başlık altında en açık örneklerdir. Çünkü çalışanlar bu alanları kişisel ihtiyaçları için kullanır ve bu alanlarda gözetime açık olmak istemez.

KVKK Kurulu kararında, sadece işyerindeki tuvalet ve soyunma odaları değil; mescit, dinlenme odası ve emzirme odası gibi alanlar da çalışanların makul mahremiyet beklentisi içinde olduğu yerler arasında sayılmıştır. Bu tespit çok önemlidir. Çünkü bazı işverenler yalnızca “kamera doğrudan kabini görmüyor” savunmasına dayanabiliyor. Oysa değerlendirme sadece görüntü açısıyla sınırlı yapılmaz; çalışanın işyerindeki bu alanlarda sürekli izleniyormuş hissine kapılıp kapılmadığı da dikkate alınır.

Hukuken bu alanları ayrı kılan şey, mahremiyet beklentisinin niteliğidir. İşyerinin üretim bölümünde de kişisel veri işlenir; ancak orada beklenti “gözetlenmeme” değil, “ölçülü biçimde gözetlenme”dir. Mahremiyet alanlarında ise beklenti kategoriktir: çalışan, o kapıdan girdiği anda gözetimin tamamen kesildiğini varsayar. Bu varsayımı bozan her düzenek, işverenin gerekçesinden bağımsız olarak ihlal riski taşır.

KVKK’nın 8 Haziran 2026 Tarihli İşyeri Kamerası Duyurusu: Yeni Sınırlar

Kişisel Verileri Koruma Kurumu, 8 Haziran 2026 tarihinde “İş Yerlerinde Güvenlik Kamerası Sistemi Kullanımında Dikkat Edilecek Hususlara Dair Kamuoyu Duyurusu”nu yayımladı. Duyurunun gerekçesi, Kuruma işyerlerindeki kamera sistemlerinin hukuka aykırı ya da amacı aşan biçimde kullanıldığına dair çok sayıda şikâyet ve ihbar ulaşmasıydı. Bu metin, dağınık karar pratiğini tek yerde toplaması bakımından işveren için de çalışan için de bugün en pratik başvuru kaynağıdır.

Duyuruda kameranın kurulabileceği amaçlar sayılmıştır: iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması, iş kazalarının önlenmesi, çalışma koşullarının denetlenmesi, işyeri güvenliğinin sağlanması, suçun önlenmesi ve tespitine yardımcı olunması. Bu sayım, kameranın “her ihtimale karşı” kurulamayacağını gösterir; işverenin somut ve tanımlı bir amacı olmalıdır.

Duyurunun bu yazı bakımından en kritik cümlesi şudur: tuvalet, soyunma odası, mescit, dinlenme alanı gibi özel alanlara kamera sistemi yerleştirilmemelidir. Kurum ayrıca kameralarla çalışanların verimli çalışıp çalışmadığını görme, disiplini artırma veya genel kontrol sağlama gibi soyut amaçların güdülmesini meşru saymamıştır. Kameranın elverişlilik, gereklilik ve orantılılık unsurları bakımından hassasiyetle değerlendirilmesi gerektiği de vurgulanmıştır.

Duyuruya bir ay önce, 29.04.2026 tarihli ve 2026/921 sayılı ilke kararı gelmişti. O karar mesai takibi amacıyla biyometrik veri işlenmesine ilişkindir ve doğrudan kamerayı değil, işverenin çalışanı gözetim altında tutma yetkisinin genel sınırını ilgilendirir. İkisi birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo nettir: işveren gözetim aracını seçmekte serbest değildir, en az müdahaleci olanı seçmek zorundadır.

Tuvalete Kamera Koymak Yasal mı?

Hayır. Tuvalete kamera koymak hukuka aykırıdır ve bu sonuç işyeri, işletme ya da başka bir mekân ayrımı yapılmadan geçerlidir. Tuvalet, mahremiyet beklentisinin en yüksek olduğu alandır; burada yapılan görüntü kaydı hem 6698 sayılı Kanun bakımından hukuka aykırı veri işleme hem de TCK m.134 bakımından özel hayatın gizliliğini ihlal suçu oluşturabilir.

İşverenin sık dile getirdiği gerekçeler bu sonucu değiştirmez. Hırsızlık şüphesi, sigara içilmesi, uyuşturucu kullanımı endişesi ya da tesise zarar verilmesi ihtimali, tuvaleti kamera ile izlemeyi meşru kılmaz. Çünkü bu amaçların tamamı kişisel veri işlenmeksizin sağlanabilecek yöntemlerle karşılanabilir: giriş kontrolü, duman dedektörü, periyodik denetim, kapı önü aydınlatması gibi.

Tuvalete kamera koymanın cezası tek bir kalemden ibaret değildir. Fiil aynı anda üç ayrı sorumluluk doğurabilir: Kurul tarafından verilen idari para cezası, savcılık soruşturmasına konu olan ceza sorumluluğu ve mağdur çalışanın açacağı manevi tazminat davası. Bu üç yol birbirinin alternatifi değildir; aynı olayda birlikte işleyebilir.

Güvenlik Gerekçesi İşyerindeki Bu Alanlarda Kamerayı Meşru Hale Getirir mi?

Mahremiyet alanları söz konusu olduğunda hayır. Güvenlik, iş sağlığı ve güvenliği ya da işyerine zarar verilmesini önleme gibi amaçlar tek başına işyerindeki mahremiyet alanlarında kamera kullanımını otomatik olarak hukuka uygun hale getirmez. KVKK Kurulu’nun 2022/797 sayılı kararında, işverenin iş sağlığı ve güvenliği, yangın riski, sigara kullanımı ve işyerine zarar verilmesi gibi gerekçeler ileri sürdüğü; ancak buna rağmen işyerindeki tuvalet ve benzeri mahrem alanlarda kişilik haklarına daha az müdahale edecek yöntemler varken bu tür uygulamaların ölçüsüz bulunduğu görülmektedir. Kurul, amaçların kişisel veri işlenmeksizin de sağlanabileceğini özellikle vurgulamıştır.

Bu sonucun tersinden okunması da önemlidir: aynı güvenlik gerekçesi, işyerinin depo, kasa, giriş-çıkış veya üretim alanı gibi bölümlerinde kamerayı meşru kılabilir. Yani ayrım gerekçede değil, kameranın baktığı yerdedir. Mahremiyet alanında ölçülülük testi hiç başlamaz; çünkü ilk adım olan “elverişli ve gerekli mi” sorusuna verilecek cevap baştan olumsuzdur.

Bu nedenle hukuki değerlendirmede şu sorular önem kazanır:

  • Kamera gerçekten zorunlu mu?
  • Aynı amaç daha hafif bir yöntemle sağlanabiliyor mu?
  • Kamera yerleştirilen alan, işyerinde mahremiyet beklentisinin en yüksek olduğu yerlerden biri mi?
  • Uygulama çalışan üzerinde sürekli izlenme baskısı yaratıyor mu?

İşyerindeki mahrem alanlarda çoğu zaman bu soruların cevabı işveren lehine çıkmaz. Çünkü orantılılık ilkesi burada çok belirleyicidir.

Sahte Kamera veya Kamera Var İzlenimi Vermek Yasal mı?

İşyerinde tuvalet koridoruna yerleştirilmiş sahte kamera ve çalışan üzerindeki izlenme baskısını anlatan görsel

Bu da güvenli bir alan yaratmaz. KVKK Kurulu’nun aynı kararında, işverenin şikayete konu cihazın sahte kamera olduğunu ileri sürdüğü, ancak Kurulun buna rağmen kişisel veri işleniyor izlenimi verilerek işçilerin işyerindeki mahrem alanlarda her an izleniyormuş hissine kapılmasına sebep olunmasının dürüstlük ilkesine aykırı olacağını belirttiği görülmektedir. Yani cihaz gerçekten kayıt almasa bile, çalışanda sürekli gözetim altında olduğu duygusu yaratılması başlı başına hukuki sorun doğurabilir.

Bu yaklaşım özellikle önemlidir. Çünkü bazı işyerleri doğrudan kayıt yapmadığını söyleyerek uygulamayı meşrulaştırmaya çalışabilir. Oysa sorun yalnızca verinin gerçekten kaydedilip kaydedilmediği değildir. İşyerindeki tuvalet, soyunma odası veya benzeri bir mahrem alanda gözetleniyor hissi yaratılması da işçinin kişiliği ve özel alanı üzerinde baskı oluşturabilir. Bu durum, işverenin dürüstlük düzeni kurma ve işçinin kişiliğini koruma borcuyla bağdaşmaz.

Sahte kamerada dikkat edilmesi gereken bir ayrım vardır. Cihaz gerçekten kayıt almıyorsa ortada işlenen bir kişisel veri bulunmadığı için 6698 sayılı Kanun bakımından “veri işleme” tartışması farklı yürür; ancak Kurul bu ihtimalde dahi dürüstlük ilkesine aykırılık üzerinden değerlendirme yapmıştır. İşçi bakımından ise sonuç değişmez: mahrem alanında sürekli izlendiği izlenimi altında çalıştırılan işçi, kişilik hakkının ihlali nedeniyle TBK m.417 ve m.58 kapsamında talepte bulunabilir.

Kamera Koridorda Ama İşyerindeki Tuvalet veya Soyunma Odasına Yakınsa Durum Değişir mi?

Burada ayrım çok dikkatli yapılır. İşyerindeki tuvalet kabininin içi, soyunma odasının iç bölümü veya duş alanı gibi yerler en yüksek mahremiyet alanlarıdır. Bu alanların doğrudan görüntülenmesi çok daha ağır ihlal niteliği taşır. Ancak kamera koridorda olsa bile, yerleşimi, görüş açısı ve çalışan üzerindeki etkisi ayrıca değerlendirilir.

KVKK kararında da işveren, kameranın işyerindeki tuvaletin bulunduğu koridorda yer aldığını ve veri işlemediğini savunmuştur. Buna rağmen Kurul, çalışanların mahremiyet beklentisini zedeleyen konumlandırma ve sürekli izlenme hissi doğurma ihtimalini dikkate almıştır. Yani kamera “biraz dışarıda” diye mesele tamamen ortadan kalkmaz. Gerçek değerlendirme, o cihazın işyerinde çalışan üzerinde nasıl bir baskı yarattığı ve mahremiyet alanını fiilen işgal edip etmediği üzerinden yapılır.

Pratikte koridor kamerası üç ölçütle sınanır: kameranın görüş açısı kapı açıldığında iç mekânı görüyor mu, kayıt açısı yazılımsal maskeleme ile daraltılmış mı, ve kameranın varlığı çalışanı o alanı kullanmaktan caydırıyor mu. Üçüncü ölçüt çoğu zaman gözden kaçar; oysa çalışanın tuvalete gitmekten çekinir hâle gelmesi, tek başına ölçüsüzlük göstergesidir.

Çalışanların Açık Rızası Alınırsa İşyerindeki Bu Alanlara Kamera Konulabilir mi?

Bu konuda da otomatik bir evet cevabı yoktur. KVKK uygulamasında, özellikle iş ilişkisinde açık rızanın gerçekten özgür iradeyle verilip verilmediği ayrıca değerlendirilir. Aynı Kurul kararında, çalışanlara genel bir metin imzalatılmasının tek başına yeterli görülmediği, aydınlatma ve açık rıza süreçlerinin ayrı ayrı ele alınması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca işyerindeki mahremiyet alanları söz konusu olduğunda mesele sadece rıza değil, ölçülülük ve temel haklara müdahalenin sınırıdır.

Başka bir ifadeyle, işverenin “çalışan imza attı” demesi her zaman yeterli olmaz. Çünkü bazı alanlar vardır ki, orada veri işleme faaliyetinin kendisi baştan sorunlu görülebilir. Özellikle işyerindeki tuvalet, duş ve soyunma odası gibi yerlerde çalışanlardan onay alınmış olsa bile uygulamanın hukuka uygunluğu ayrıca tartışılır.

2022/797 sayılı kararda açık rıza metninin neden geçersiz sayıldığı ayrıntılı biçimde açıklanmıştır. Kurul, metinde birden çok amacın toplandığını ve hangi verinin hangi amaçla işleneceğinin belirli olmadığını; açık rıza dışındaki şartlara dayanması gereken işlemlerin de aynı metne dahil edildiğini tespit etmiştir. Buna göre açık rızanın “belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanan” unsurları karşılanmamıştır.

Kararın işveren tarafında en çok gözden kaçan yönü de budur: aynı dosyada işe giriş-çıkışta kullanılan yüz tanıma sistemi de incelenmiştir. Yüz verisi 6698 m.6 uyarınca biyometrik veri, yani özel nitelikli kişisel veridir ve işlenmesi kural olarak yasaktır. Kurul, mesai takibi için biyometrik veri işlenmesini öngören açık bir kanun hükmü bulunmadığını; manyetik kart veya benzeri daha az müdahaleci yöntemler varken bu yola gidilmesinin orantısız olduğunu belirterek toplanan verilerin imhasına karar vermiştir.

Çalışanı Kamerayla İzlemek Yasal mı?

Çalışanı kamerayla izlemek, meşru bir amaca dayandığı ve ölçülü olduğu sürece yasaldır; ancak izlemenin amacı çalışanın kendisini denetlemek olduğunda bu meşruluk ortadan kalkar. KVKK’nın 8 Haziran 2026 tarihli duyurusunda, çalışanların verimli çalışıp çalışmadığını görme, disiplini artırma ve genel kontrol sağlama gibi amaçların meşru sayılmadığı açıkça belirtilmiştir.

Ayrım şuradadır: kamera işyerini korumak için kurulduğunda çalışanın görüntüsü bu amacın kaçınılmaz yan sonucudur ve hukuka uygun sayılabilir. Kamera doğrudan çalışanı ölçmek için kurulduğunda ise çalışanın görüntüsü amacın kendisi hâline gelir; bu da 6698 m.4’teki “amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma” ilkesine aykırılık oluşturur.

Sürekli ve hedefli izleme, iş hukuku bakımından ayrı bir tartışmayı da başlatır. Belirli bir çalışana yönelen, sistematik biçimde yürütülen ve onu işten soğutmayı amaçlayan bir gözetim düzeni, koşulları oluştuğunda psikolojik taciz olarak değerlendirilebilir. Bu ihtimalde ispat ve başvuru yolları farklı işler; ayrıntısı için mobbing nedir ve mobbinge uğrayan bir işçi ne yapmalıdır başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.

İşyerinde Sesli Kamera Yasal mı?

Kameranın ses de kaydetmesi ayrı bir sorundur: görüntü kaydı hukuka uygun kurulmuş olsa bile mikrofonun açık bırakılması başlı başına bir veri işleme faaliyetidir ve ölçülülük ilkesini ilk aşan unsur çoğu zaman budur.

Kişisel Verileri Koruma Kurulu bu konuyu 30.11.2023 tarihli ve 2023/2007 sayılı kararında ele almıştır. Karara konu olayda işyerindeki güvenlik kulübesinde görüntüyle birlikte ses de kaydedilmiş, çalışan bilgilendirilmemiş ve işyerinde uyarı levhası bulunmamıştır. Kurul, güvenlik amacının görüntü kaydıyla zaten sağlandığını, ses kaydının ayrıca yapılmasının zorunluluk arz etmediğini ve bu nedenle ses verisinin işlenmesinde hukuka uygunluk sebebi bulunmadığını tespit etmiştir.

Sonuç olarak Kurul, m.5’teki işleme şartlarından birine dayanılmaksızın ses verisi işlendiğini ve m.12’deki veri güvenliği yükümlülüğünün ihlal edildiğini belirleyerek veri sorumlusuna 125.000 TL idari para cezası uygulamış, hukuka aykırı olarak işlenen ses verilerinin imha edilmesine karar vermiştir. İdari para cezasının hangi maddeden kesildiği ve sesin ayrı bir veri kategorisi olarak nasıl değerlendirildiği için işyerinde ses kaydı başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. Fiilin ceza hukuku boyutu için ise ses kaydı suç mu başlıklı yazımız ayrıntı içerir.

Bu Uygulama Hangi Hukuki Riskleri Doğurur?

İşyerindeki mahremiyet alanlarında kamera kullanımı birden fazla alanda risk yaratır. İlk olarak kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesi gündeme gelir. KVKK Kurulu, bu tür uygulamaların Kanun’un 4. maddesindeki hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma, amaçla bağlantılı olma ve ölçülü olma ilkelerine aykırılık oluşturabileceğini açıkça belirtmiştir. Bu durum idari yaptırımlara yol açabilir. Nitekim 2022/797 sayılı kararda veri sorumlusu hakkında 500.000 TL idari para cezası uygulanmış; ceza, Kanun’un 12. maddesinin birinci fıkrasındaki veri güvenliğini temin etme yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle m.18/1-b uyarınca kesilmiştir.

İkinci olarak işverenin işçiyi koruma ve saygı gösterme borcu gündeme gelir. TBK 417’de düzenlenen bu yükümlülük, işverenin sadece fiziksel güvenliği değil, işçinin kişilik haklarını da korumasını gerektirir. İşyerindeki tuvalet, soyunma odası ve benzeri alanlarda izleme uygulaması bu borçla çatışabilir.

Üçüncü olarak ceza hukuku boyutu doğabilir. TCK 134 uyarınca özel hayatın gizliliğini ihlal eden fiiller suç olarak düzenlenmiştir. Özellikle görüntü veya ses kaydıyla ihlal halinde ceza daha ağır sonuç doğurur. Bu nedenle olayın koşullarına göre yalnızca idari değil, cezai sonuçlar da gündeme gelebilir.

Bu üç yol birbirinden bağımsız işler ve biri diğerinin sonucunu beklemez. Kurul soruşturması idari, savcılık soruşturması cezai, işçinin açtığı dava ise özel hukuk yolu olduğu için aynı fiil üç ayrı mercide aynı anda incelenebilir.

YolMerciiSonuçKimin talebiyle
İdariKişisel Verileri Koruma Kuruluİdari para cezası + veri imhası + düzeltme talimatıŞikâyet üzerine veya resen
CezaiCumhuriyet başsavcılığı → asliye ceza mahkemesiHapis cezası; şirket hakkında güvenlik tedbiriTCK m.134 için şikâyet, m.135 için resen
Özel hukukİş mahkemesiManevi ve varsa maddi tazminat; haklı fesihte kıdem tazminatıÇalışanın davası (arabuluculuk dava şartı)

İşyerinde Kamera Olmasının Cezası: 2026 İdari Para Cezası Tutarları

İşyerinde kamera olmasının cezası, kameranın varlığından değil hangi yükümlülüğün ihlal edildiğinden doğar. 6698 sayılı Kanun’un 18. maddesi ihlal türüne göre ayrı ceza aralıkları öngörür ve bu aralıklar her yıl yeniden değerleme oranıyla güncellenir. Aşağıdaki tutarlar Kurumun yayımladığı resmi tabloya göre 2026 yılında uygulanan miktarlardır.

İhlal edilen yükümlülükDayanak2026 ceza aralığı
Aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeme (m.10)m.18/1-a85.437 TL – 1.709.200 TL
Veri güvenliğine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmeme (m.12)m.18/1-b256.357 TL – 17.092.242 TL
Kurul kararlarını yerine getirmeme (m.15)m.18/1-c427.263 TL – 17.092.242 TL
Veri Sorumluları Siciline kayıt ve bildirim yükümlülüğüne aykırılık (m.16)m.18/1-ç341.809 TL – 17.092.242 TL
Yurt dışına aktarımda bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeme (m.9/5)m.18/1-d90.308 TL – 1.806.177 TL

Mahremiyet alanındaki kamera dosyalarında ceza tipik olarak m.18/1-b bendinden kesilir; çünkü Kurul, hukuka aykırı veri işlemeyi m.12/1’deki “uygun güvenlik düzeyini temin etme” yükümlülüğünün ihlali olarak değerlendirir. 2022/797 sayılı kararda 500.000 TL, 2023/2007 sayılı kararda 125.000 TL bu bentten uygulanmıştır.

Ceza kararına karşı izlenecek yol 2024 yılında değişti ve bu değişiklik hâlâ birçok kaynakta yanlış aktarılıyor. 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun, 6698 sayılı Kanun’un 18. maddesine eklediği üçüncü fıkra ile Kurulca verilen idari para cezalarına karşı idare mahkemelerinde dava açılacağını düzenledi. Bu tarihten önceki uygulamada başvuru yolu sulh ceza hâkimliğiydi; Geçici m.3/2 uyarınca yalnızca 1/6/2024 itibarıyla sulh ceza hâkimliklerinde görülmekte olan başvurular o hâkimliklerce görülmeye devam etmektedir.

Ceza Hukuku Boyutu: TCK m.134 ve m.135 Ayrımı

Mahremiyet alanına yerleştirilen bir kamera, idari yaptırımdan bağımsız olarak suç da oluşturabilir. Burada iki ayrı madde devreye girer ve ikisinin sonuçları birbirinden farklıdır.

TCK m.134/1 uyarınca kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır. Yani tuvalet veya soyunma odasındaki kamera kayıt yapıyorsa, ceza aralığının üst sınırı iki katına çıkar. Aynı maddenin ikinci fıkrası, bu görüntü veya seslerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesini iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla ayrıca cezalandırır.

TCK m.135/1 ise hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörür. Kamera kaydı bir kişisel veri kaydı olduğu için mahremiyet alanındaki görüntülerin kaydedilmesi bu madde kapsamında da değerlendirilebilir.

Bu iki madde arasındaki en pratik fark, çoğu kaynağın atladığı bir usul kuralından doğar. TCK m.139 uyarınca kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme suçları hariç, bu bölümdeki suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Sonuç şudur: m.134 kapsamındaki özel hayatın gizliliğini ihlal suçu için şikâyet gerekir ve şikâyet süresi işler; m.135 kapsamındaki kişisel verileri kaydetme suçu ise şikâyete bağlı değildir, savcılık öğrendiği anda resen soruşturur.

Fiilin bir şirket bünyesinde işlenmiş olması sorumluluğu ortadan kaldırmaz. TCK m.140, bu bölümde tanımlanan suçların işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunacağını düzenler. Özel hayatın gizliliğini ihlalin tazminat boyutu için özel hayatın gizliliğini ihlal tazminat başlıklı yazımız ayrıntılıdır.

İşyerinde Kamera ile İzleme Faaliyeti Hakkında Aydınlatma Metni ve Levha Zorunluluğu

Kamera hukuka uygun bir alana kurulmuş olsa dahi, çalışanların bilgilendirilmesi ayrı ve bağımsız bir yükümlülüktür. 6698 sayılı Kanun’un 10. maddesi, kişisel verilerin elde edilmesi sırasında veri sorumlusunun ilgili kişiye; kendisinin ve varsa temsilcisinin kimliğini, verilerin hangi amaçla işleneceğini, kimlere ve hangi amaçla aktarılabileceğini, veri toplamanın yöntemi ile hukuki sebebini ve m.11’deki hakları bildirmesini zorunlu kılar.

KVKK’nın 8 Haziran 2026 tarihli duyurusunda da çalışanların bilgilendirilmesi ve ortamın kayıt altına alındığına dair aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi gerektiği ayrıca vurgulanmıştır. Uygulamada bu yükümlülük iki katmanlıdır: kameraların görüş alanına giren noktalara yerleştirilen görünür bilgilendirme levhaları ve çalışanlara sunulan ayrıntılı aydınlatma metni. Levha tek başına yeterli değildir; metin de tek başına yeterli değildir.

Aydınlatma metni ile açık rıza metninin aynı kâğıtta birleştirilmesi, Kurulun tekrar tekrar eleştirdiği bir uygulamadır. 2022/797 sayılı kararda aydınlatma ve açık rıza süreçlerinin ayrı ayrı ele alınması gerektiği belirtilmiş, hangi verinin hangi işleme amacı ve hukuki sebebiyle ilişkilendirildiğinin metinde açıkça gösterilmesi için veri sorumlusuna 30 gün süre verilmiştir.

Aydınlatma yükümlülüğünün ihlali, kameranın konumu hukuka uygun olsa bile başlı başına idari para cezası sebebidir. 2026 yılı için bu bent (m.18/1-a) uyarınca uygulanacak ceza aralığı 85.437 TL ile 1.709.200 TL arasındadır.

Bir İşyerinde Kamera Kayıtları Saklama Süresi

Mevzuatta işyeri kamera kayıtları için sabit bir saklama süresi yoktur. Süre, verinin işlenme amacına göre belirlenir: 6698 sayılı Kanun’un 4. maddesi kişisel verilerin işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olmasını; 7. maddesi ise işlenmesini gerektiren sebepler ortadan kalktığında verilerin silinmesini, yok edilmesini veya anonim hâle getirilmesini emreder.

KVKK’nın 8 Haziran 2026 tarihli duyurusu bu noktada işverene açık bir yön verir: gereğinden uzun süre kayıt saklanması Kanuna aykırılık teşkil edebileceğinden mümkün olan en kısa süre yeterli görülmeli ve sistemde otomatik imha mekanizması bulunmalıdır. Duyuru ayrıca kayıtların güvenliği için yetki matrisi oluşturma ve yetkisiz erişimi önleme gibi teknik ve idari tedbirlerin alınmasını hatırlatır.

Pratik sonuç şudur: işveren kendi saklama süresini kişisel veri saklama ve imha politikasında belirlemek, bu süreyi somut amaçla gerekçelendirmek ve süre dolduğunda kaydı otomatik olarak imha edecek düzeni kurmak zorundadır. “Diskte yer olduğu sürece tutarız” yaklaşımı, tek başına ölçülülük ilkesine aykırılık oluşturur.

İşyeri Kamera Kaydı Nasıl Silinir?

Kamera kaydının silinmesini istemek çalışanın kanuni hakkıdır. 6698 sayılı Kanun’un 11. maddesinin (e) bendi, herkese, 7. maddede öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerinin silinmesini veya yok edilmesini isteme hakkı tanır. Aynı maddenin (f) bendi, bu işlemin verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme hakkını da içerir.

Talep doğrudan Kuruma yapılmaz. Kanun m.14/2 uyarınca, m.13’teki başvuru yolu tüketilmeden şikâyet yoluna başvurulamaz. Bu sıra atlandığında şikâyet usulden reddedilir ve süreç baştan başlar. Aşağıdaki tablo, izlenmesi gereken sırayı ve kanuni süreleri gösterir.

AdımNereyeKanuni süreDayanak
1. Silme / yok etme talebiVeri sorumlusuna (işverene) yazılı olarakVeri sorumlusu en geç 30 gün içinde sonuçlandırırm.11/1-e, m.13/2
2. ŞikâyetKişisel Verileri Koruma KuruluCevabı öğrenmeden itibaren 30 gün, her hâlde başvurudan itibaren 60 günm.14/1
3. Kurulun incelemesiKurulŞikâyetten itibaren 60 gün içinde cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılırm.15/4
4. İhlal tespiti hâlindeVeri sorumlusuKarar tebliğinden itibaren gecikmeksizin, en geç 30 gün içinde yerine getirirm.15/5
5. Ceza kararına itirazİdare mahkemesiİdari yargı sürelerim.18/3 (7499 s.K.)

Başvuru ücretsizdir; ancak işlemin ayrıca bir maliyeti gerektirmesi hâlinde Kurulca belirlenen tarifedeki ücret alınabilir. Başvurunun veri sorumlusunun hatasından kaynaklanması durumunda alınan ücret ilgiliye iade edilir. Kanun m.14/3, kişilik hakları ihlal edilenlerin genel hükümlere göre tazminat hakkının saklı olduğunu ayrıca belirtir; yani Kurula şikâyet, tazminat davasının önünü kapatmaz. Bu yolun ayrıntısı için KVKK tazminat davası başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.

İşyerinde Kamera Kaydı Delil Olur mu?

Hukuka uygun biçimde elde edilen bir kamera kaydı, iş uyuşmazlığında delil olarak kullanılabilir. İşveren, işçinin davranışına dayalı fesihte olayı ispatlamak için kayıtlara dayanabilir. Ancak kaydın delil değeri, kameranın hukuka uygun kurulmuş olmasına bağlıdır.

Mahremiyet alanından elde edilen bir görüntü bakımından durum farklıdır. Anayasa’nın 38. maddesinde “Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez” denilmektedir. Aynı ilke ceza yargılamasında iki hükümle pekiştirilir: CMK m.206/2-a, kanuna aykırı olarak elde edilmiş delilin reddolunacağını; m.217/2 ise yüklenen suçun ancak “hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş” delillerle ispat edilebileceğini düzenler. Dolayısıyla tuvalet veya soyunma odasına yerleştirilmiş bir kameranın görüntüsü, işverenin haklı olduğunu gösterse bile onun lehine kullanılamayacağı gibi, kaydı alan yönünden ayrıca suç oluşturur.

Çalışan tarafında ise şu ayrım önemlidir: mahremiyet alanındaki kameranın varlığını ispatlamak ile kameranın kaydını elde etmek aynı şey değildir. İşçi, cihazın konumunu fotoğraflayarak, tanık göstererek veya işverene yaptığı yazılı başvuruya alınan cevapla ihlali ortaya koyabilir; kayıtların kendisini istemek ise m.11 kapsamındaki bilgi talebi yoluyla yürür.

Mahremiyet Alanlarında Kamera Bulan Çalışan İçin Adım Adım Başvuru Yolu

İşyerindeki tuvalet, soyunma odası veya benzeri bir mahrem alanda kamera fark eden çalışanın izleyebileceği yol bellidir ve adımların sırası sonucu doğrudan etkiler.

  1. Durumu belgeleyin. Cihazın konumunu, görüş açısını ve varsa bilgilendirme levhasının bulunmadığını tarih içerecek şekilde kaydedin; aynı alanı kullanan çalışanların tanıklığı da delil değeri taşır.
  2. İşverene yazılı başvuru yapın. Kanun m.13 uyarınca kişisel verilerinizin işlenip işlenmediğini öğrenme, işleme amacını sorma ve kayıtların silinmesini isteme taleplerinizi yazılı olarak iletin. İşveren, m.13/2 uyarınca talebi en geç 30 gün içinde sonuçlandırmak zorundadır.
  3. Kurula şikâyette bulunun. Başvuru reddedilir, cevap yetersiz kalır veya süresinde cevap verilmezse; m.14/1 uyarınca cevabı öğrendiğinizden itibaren 30 gün ve her hâlde başvuru tarihinden itibaren 60 gün içinde Kişisel Verileri Koruma Kuruluna şikâyet edin.
  4. Suç duyurusunda bulunun. Kayıt alındığını gösteren bir durum varsa Cumhuriyet başsavcılığına şikâyette bulunabilirsiniz. TCK m.134 şikâyete bağlı olduğu için burada süre işler; m.135 kapsamındaki fiil ise resen soruşturulur.
  5. İş hukuku yollarını değerlendirin. Koşulları oluşuyorsa iş sözleşmesini haklı nedenle feshedip kıdem tazminatı ve manevi tazminat talep edebilirsiniz. Bu adımda hak düşürücü süreler işlediği için gecikmemek önemlidir.

Bu adımların hiçbiri diğerinin yerine geçmez. Kurula yapılan şikâyet suç duyurusunu, suç duyurusu da tazminat davasını gereksiz kılmaz; üç yol farklı sonuçlar üretir ve ayrı ayrı yürütülebilir.

İşçinin Haklı Fesih ve Tazminat Hakları

Mahremiyet alanında kamerayla izlendiğini öğrenen işçinin iş sözleşmesini derhal feshetme imkânı vardır. 4857 sayılı İş Kanunu m.24/II, işçinin haklı nedenle derhal fesih hakkını “ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri” başlığı altında düzenler; bent metinlerinin sınırlı sayıda olmadığı, bu ifadeden anlaşılır. Türk Borçlar Kanunu m.435 de haklı sebebi, “dürüstlük kurallarına göre hizmet ilişkisini sürdürmesi beklenemeyen bütün durum ve koşullar” olarak tanımlar.

Haklı nedenle fesih hâlinde işçi kıdem tazminatına hak kazanır. Bu hakkın dayanağı 4857 sayılı Kanun değil, 4857 m.120 ile yürürlükte bırakılan 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesidir. Buna karşılık ihbar tazminatı istenemez; çünkü derhal fesihte bildirim süresine uyma yükümlülüğü zaten aranmaz.

Kişilik hakkının ihlali nedeniyle manevi tazminat, TBK m.58 kapsamında ayrıca istenebilir. Burada çoğu kaynağın atladığı önemli bir nokta vardır: TBK m.417/3, işverenin kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazminini sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabi kılar. Bunun pratik sonucu, uyuşmazlığın haksız fiil zamanaşımına değil sözleşme rejimine tabi olmasıdır.

Fesih hakkının kullanılmasında süre sınırı vardır. 4857 m.26 uyarınca ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hallere dayanan fesih yetkisi, işçinin fiili öğrendiği günden itibaren altı iş günü ve her hâlde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçtikten sonra kullanılamaz. Süregelen bir izleme uygulamasında altı iş günlük süre kural olarak son eylemden itibaren işler.

Dava açmadan önce arabuluculuk aşaması vardır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/1, kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi ve işveren alacağı ile tazminatı ve işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı saymıştır. Kanunun getirdiği istisna m.3/3’te iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan tazminat davalarına ilişkindir; bu uyuşmazlık o istisnaya girmez, yani arabuluculuk zorunludur.

Görev ve yetki bakımından uyuşmazlık iş mahkemesinde görülür. 7036 m.6 uyarınca yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir. Süreç ve dilekçe hazırlığı bakımından bir İş Hukuku vekilinden destek almak, hak düşürücü sürelerin kaçırılmasını önler.

İşveren Ne Yapmalı, Sınır Nerede Başlar?

İşyerindeki mahremiyet alanlarında kamera kullanımından kaçınmak temel ilkedir. İşveren gerçekten güvenlik, iş sağlığı ve güvenliği ya da mala zarar verilmesini önleme amacı taşıyorsa, önce daha hafif yöntemleri değerlendirmelidir. KVKK kararında da açık biçimde, kişilik haklarına daha az müdahale eden yöntemler varken veri işlenmeksizin de amacın sağlanabileceği belirtilmiştir.

Bu çerçevede işveren açısından dikkat edilmesi gereken başlıca noktalar şunlardır:

  • Kamerayı işyerindeki mahremiyet alanlarının içine yerleştirmemek
  • Görüş açısını özel alanı işgal etmeyecek şekilde sınırlamak
  • Alternatif güvenlik önlemlerini önce değerlendirmek
  • Kamera varmış hissi yaratacak caydırıcı ama baskıcı düzen kurmamak
  • Aydınlatma yükümlülüğünü genel ve belirsiz metinlerle geçiştirmemek
  • Ölçülülük ilkesini her aşamada gözetmek
  • Kayıtlar için somut bir saklama süresi belirlemek ve otomatik imha mekanizması kurmak
  • Kayıtlara erişimi yetki matrisiyle sınırlamak ve yetkisiz erişimi önlemek
  • Aydınlatma metni ile açık rıza metnini aynı belgede birleştirmemek

Buradaki temel sınır şudur: Güvenlik ihtiyacı, çalışanların işyerindeki en özel alanlarına sınırsız müdahale hakkı vermez.

Sık Yapılan Hatalar Nelerdir?

Bu konuda en sık yapılan hata, “işyeri benim, istediğim yere kamera koyarım” yaklaşımıdır. Oysa işyeri sahibi olmak, çalışanların işyerindeki tüm özel alanını gözetim altına alma yetkisi vermez. Bir diğer hata da güvenlik gerekçesini tek başına yeterli sanmaktır. İşyerindeki mahremiyet alanlarında güvenlik amacı ileri sürülse bile, daha hafif yöntemler varken kamera tercih edilmesi çoğu zaman ölçüsüz kabul edilir.

Bir başka yaygın hata, sahte kameranın sorun yaratmayacağını düşünmektir. Kurul kararında açıkça görüldüğü gibi, kayıt alınmasa bile sürekli izleniyormuş hissi yaratmak dürüstlük ilkesine aykırı değerlendirilebilir. Ayrıca genel bir metin imzalatmanın her şeyi çözeceği düşüncesi de hatalıdır. Aydınlatma, açık rıza ve veri işleme şartları ayrı başlıklardır; üstelik işyerindeki mahrem alanlarda bunlar da tek başına yeterli olmayabilir.

Son yıllarda eklenen iki hata daha var. Birincisi, kayıtları süresiz saklamak: saklama süresi belirlenmemiş bir sistem, kameranın konumu doğru olsa bile ölçülülük ilkesini ihlal eder. İkincisi, idari para cezasına karşı yanlış mercie başvurmak: 2024’ten bu yana Kurul cezalarına karşı sulh ceza hâkimliğine değil idare mahkemesine dava açılır ve yanlış mercie yapılan başvuru süre kaybına yol açar.

Sık Sorulan Sorular

İşyerinde kamera kaydı yasal mı?

Evet, meşru bir amaca dayandığı, çalışanlar aydınlatıldığı ve ölçülü olduğu sürece yasaldır. Kayıt yalnızca iş sağlığı ve güvenliği, iş kazalarının önlenmesi, işyeri güvenliği ve suçun önlenmesi gibi amaçlarla yapılabilir; tuvalet, soyunma odası, duş, mescit ve dinlenme alanı bu kapsamın tamamen dışındadır.

Tuvalete kamera koymanın cezası nedir?

İki ayrı ceza gündeme gelir. İdari yönden Kurul, veri güvenliği yükümlülüğünün ihlali nedeniyle m.18/1-b uyarınca 2026 yılı için 256.357 TL ile 17.092.242 TL arasında idari para cezası uygulayabilir. Ceza hukuku yönünden TCK m.134 uyarınca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülür ve görüntü kayda alınmışsa ceza bir kat artırılır.

İşyerinde sesli kamera nereye şikâyet edilir?

Önce işverene yazılı başvuru yapılır; 6698 s. K. m.13/2 uyarınca işveren talebi en geç 30 gün içinde sonuçlandırmak zorundadır. Cevap alınamaz veya yetersiz kalırsa, m.14/1 uyarınca cevabın öğrenilmesinden itibaren 30 gün ve her hâlde başvurudan itibaren 60 gün içinde Kişisel Verileri Koruma Kuruluna şikâyet edilir.

İşyerinde kamera bulundurma zorunluluğu var mı?

6698 sayılı Kanun işyerlerine kamera bulundurma zorunluluğu getirmez. Kanun, kamera kurulduğunda uyulması gereken şartları düzenler. Belirli sektörlerde özel mevzuattan doğan güvenlik yükümlülükleri bulunabilir; bu durumda dahi kameranın konumu ve kapsamı yine ölçülülük denetimine tabidir.

İşyerinde kamera ile izleme mobbing sayılır mı?

Kameranın varlığı tek başına mobbing oluşturmaz. Ancak izleme belirli bir çalışana yöneliyor, sistematik biçimde sürdürülüyor ve onu işten soğutmayı amaçlıyorsa psikolojik taciz olarak değerlendirilebilir. Bu ihtimalde işçinin somut, tarihli ve birbirini destekleyen olguları ortaya koyması gerekir.

İşyerinde kamera kaydı delil olur mu?

Hukuka uygun biçimde elde edilmişse olur. Mahremiyet alanına yerleştirilmiş bir kameradan elde edilen görüntü ise hukuka aykırı yolla elde edilmiş sayılır ve kaydı alan yönünden ayrıca suç oluşturur.

İşveren kamera kayıtlarını ne kadar süre saklayabilir?

Mevzuatta sabit bir süre yoktur; süre işleme amacına göre belirlenir. İşlenmesini gerektiren sebepler ortadan kalktığında kayıtlar silinmeli, yok edilmeli veya anonim hâle getirilmelidir. Kurum, mümkün olan en kısa sürenin yeterli görülmesini ve sistemde otomatik imha mekanizması bulunmasını beklemektedir.

Kamera kaydımın silinmesini isteyebilir miyim?

Evet. 6698 sayılı Kanun m.11/1-e, kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme hakkı tanır. Talep önce veri sorumlusuna, yani işverene yazılı olarak iletilir; başvuru yolu tüketilmeden Kurula şikâyette bulunulamaz.

İşyerinde odaya kamera takmak yasak mı?

Odanın niteliğine bağlıdır. Soyunma odası, dinlenme odası, emzirme odası ve mescit gibi mahremiyet beklentisinin yüksek olduğu odalara kamera konulamaz. Üretim, depo veya ortak çalışma alanı niteliğindeki odalarda ise meşru amaç, aydınlatma ve ölçülülük şartlarıyla kamera bulunabilir; performans takibi amacı bu şartları karşılamaz.

İşveren açık rıza alırsa mahrem alana kamera koyabilir mi?

Hayır. İş ilişkisindeki güç dengesizliği nedeniyle çalışandan alınan rızanın özgür iradeye dayanıp dayanmadığı ayrıca denetlenir. Ayrıca mahremiyet alanlarında sorun yalnızca rıza değil, temel haklara müdahalenin ölçüsüdür; bu nedenle imzalanmış bir metin uygulamayı hukuka uygun hale getirmez.

Kurulun verdiği idari para cezasına nereye itiraz edilir?

2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun’la eklenen 6698 sayılı Kanun m.18/3 uyarınca Kurulca verilen idari para cezalarına karşı idare mahkemelerinde dava açılır. Bu değişiklikten önceki uygulamada mercii sulh ceza hâkimliğiydi.

Mahrem alandaki kamera nedeniyle istifa edersem tazminat alabilir miyim?

Koşulları oluşuyorsa fesih istifa değil haklı nedenle fesih sayılır ve kıdem tazminatına hak kazanılır; ihbar tazminatı ise istenemez. Kişilik hakkının ihlali nedeniyle manevi tazminat ayrıca talep edilebilir. Fesih hakkı, fiilin öğrenilmesinden itibaren altı iş günü ve her hâlde bir yıl içinde kullanılmalıdır.

Dava açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu?

Evet. 7036 sayılı Kanun m.3/1 uyarınca işçi alacağı ve tazminatı taleplerinde arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Kanunun m.3/3’teki istisnası iş kazası ve meslek hastalığı tazminatlarına ilişkindir; kişilik hakkı ihlalinden doğan bu tür talepler istisnaya girmez.

Sonuç

İşyerindeki tuvalet, soyunma odası, duş ve benzeri mahremiyet alanlarında kamera kullanımı kural olarak hukuka uygun değildir. KVKK Kurulu kararları, bu alanlarda çalışanların makul mahremiyet beklentisi bulunduğunu ve kamera uygulamasının özel alanı işgal niteliği taşıyabileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Kurumun 8 Haziran 2026 tarihli kamuoyu duyurusu ise bu sınırı ilk kez tek bir metinde ve doğrudan ifade etmiştir. Üstelik mesele yalnızca veri koruma hukuku ile sınırlı değildir; işverenin işçiyi koruma borcu ve özel hayatın gizliliği yönünden de ciddi sonuçlar doğurur.

Bu nedenle burada asıl soru “kamera konuldu mu” değildir. Asıl soru, işyerinde çalışanın en özel alanında izlenme baskısına maruz bırakılıp bırakılmadığıdır. Mahremiyet alanlarında çizgi çok nettir: güvenlik ihtiyacı, özel alanın ortadan kaldırılması için yeterli bir gerekçe oluşturmaz.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Her olayın koşulları farklıdır; kameranın konumu, kayıt yapıp yapmadığı, aydınlatmanın içeriği ve sürelerin başlangıcı sonucu değiştirebilir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız yerinde olur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir