Ceza Hukuku, Hukuk

Konut Dokunulmazlığını İhlal Şikayete Tabi Mi? TCK 116 Cezası ve Teşebbüs

Konut Dokunulmazlığını İhlal Şikayete Tabi Mi? TCK 116 Cezası ve Teşebbüs

Konut dokunulmazlığını ihlal suçu her hâlde şikâyete tabi değildir; şikâyet yalnızca temel hâller bakımından aranır. Türk Ceza Kanunu m.116/1 ve m.116/2 fiilleri “mağdurun şikayeti üzerine” cezalandırırken, cebir veya tehdit kullanılarak ya da gece vakti işlenmeyi düzenleyen m.116/4’te şikâyet kaydı yoktur; bu hâlde suç re’sen soruşturulur. İkinci bir istisna daha vardır: TCK m.142/4 uyarınca hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığı ihlal edilmişse, bu suçtan soruşturma ve kovuşturma için şikâyet aranmaz.

Makale İçeriği

Konut dokunulmazlığını ihlal eden kişinin hangi fıkradan sorumlu tutulacağı, cezanın miktarını olduğu kadar takip usulünü de belirler. Maddenin en çok yanlış aktarılan yönü ise üçüncü fıkradır. TCK m.116/3 bir suç tipi değil, birlikte yaşayanların rızasına ilişkin bir uygulanmama kuralıdır ve içinde gözden kaçan bir şart taşır. Aşağıda fıkra fıkra ceza miktarları, rızanın sınırları, eklenti kavramı, nitelikli hâllerdeki bir kat artırım, teşebbüsün mümkün olduğu ve olmadığı hâller, uzlaştırma rejimi ile zamanaşımı süresi ele alınıyor.

Kısaca

Şikâyet, ceza ve uzlaştırma rejimi hangi fıkranın uygulandığına göre değişir.

  • Şikâyet: m.116/1 ve m.116/2’de aranır; cebir, tehdit veya gece vakti hâlinde (m.116/4) aranmaz.
  • Ceza: Konutta 6 ay-2 yıl hapis; işyerinde 6 ay-1 yıl hapis veya adli para; nitelikli hâlde 1-3 yıl hapis.
  • Rıza: Birlikte yaşayanlardan birinin rızası yeterlidir, ancak rızanın meşru bir amaca yönelik olması şarttır.
  • Uzlaştırma: Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırmaya tabidir (CMK m.253/1-b-4).
  • Zamanaşımı: Nitelikli hâller dahil dava zamanaşımı sekiz yıldır (TCK m.66/1-e).

Konut Dokunulmazlığını İhlal Şikayete Tabi Mi?

Cevap fıkraya göre değişir. TCK m.116/1’de bir kimsenin konutuna veya konutunun eklentilerine rızaya aykırı olarak girme ya da rıza ile girdikten sonra çıkmama fiili “mağdurun şikayeti üzerine” cezalandırılır. Aynı ibare işyerlerini düzenleyen m.116/2’de de yer alır. Buna karşılık, fiilin cebir veya tehdit kullanılarak ya da gece vakti işlenmesini düzenleyen m.116/4’te şikâyet kaydı bulunmaz.

Bu nedenle bazı kaynaklarda geçen “birinci, ikinci ve üçüncü fıkradaki hâller şikâyete bağlıdır” ifadesi hatalıdır. Üçüncü fıkra bağımsız bir suç tipi düzenlemez; birlikte yaşayanlardan birinin rızası bulunduğunda yukarıdaki fıkraların uygulanmayacağını söyler. Uygulanmayan bir hükmün takip usulünden söz edilemez.

Şikâyete bağlı hâllerde süre altı aydır ve mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren işler. Şikâyet süresi kaçırılırsa soruşturma yapılamaz. Re’sen takip edilen hâllerde ise şikâyet gerekmez, şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez ve süre yalnızca dava zamanaşımıyla sınırlıdır.

TCK 116 Cezası: Fıkra Fıkra Ceza Miktarları

Temel hâl m.116/1’dedir: bir kimsenin konutuna veya konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren ya da rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi, mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu fıkrada seçimlik adli para cezası öngörülmemiştir.

İşyerleri bakımından ceza daha hafiftir. 31/3/2005 tarihli 5328 sayılı Kanunla değişik m.116/2 uyarınca, birinci fıkra kapsamındaki fiillerin “açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan” işyerleri ve eklentileri hakkında işlenmesi hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur. Mağazaya veya bankaya girmek bu nedenle suç oluşturmaz; girilmesi mutat olmayan bölümler ise kapsam içindedir.

Dördüncü fıkra ağırlaştırıcı hâli düzenler: fiilin cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da gece vakti işlenmesi hâlinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Gece vakti kavramı TCK m.6/1-e’de tanımlanmıştır: güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evveline kadar devam eden zaman süresi.

FıkraFiilCezaŞikâyet
m.116/1Konuta veya eklentisine rızaya aykırı girme ya da çıkmama6 ay – 2 yıl hapisAranır
m.116/2Girilmesi mutat olmayan işyeri ve eklentileri6 ay – 1 yıl hapis veya adli para cezasıAranır
m.116/4Cebir veya tehditle ya da gece vakti işlenmesi1 yıl – 3 yıl hapisAranmaz
m.119Silahla, birden fazla kişiyle, kamu görevi nüfuzuyla vb.Ceza bir kat artırılırİlgili fıkraya göre
m.142/4Hırsızlık amacıyla ihlalİlgili fıkradaki cezaAranmaz

Rıza Kuralı: Birlikte Yaşayanlardan Birinin İzni Yeterli Mi?

TCK m.116/3, 5328 sayılı Kanunla değişik hâliyle şunu söyler: evlilik birliğinde aile bireylerinden ya da konutun veya işyerinin birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması durumunda, bu kişilerden birinin rızası varsa yukarıdaki fıkralar uygulanmaz. Yani ortak kullanılan bir konutta oturanlardan birinin izniyle giren kişi, kural olarak suç işlemiş sayılmaz.

Fıkranın ikinci cümlesi çoğu anlatımda atlanır ve kuralı esaslı biçimde sınırlar: “Ancak bunun için rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekir.” Zarar verme, gözetleme, eşyaya el koyma veya diğer sakini rahatsız etme amacıyla verilen rıza bu şartı karşılamaz; böyle bir durumda rızaya rağmen suç oluşur.

Bu nedenle “aynı evde yaşayanlar birbirine karşı bu suçu işleyemez” biçimindeki genelleme doğru değildir. Özellikle hakkında uzaklaştırma tedbiri bulunan kişinin ortak konuta girmesi hâlinde, konutta oturan bir başkasının rızası bulunsa dahi tedbir kararının ihlali ayrı bir sorumluluk doğurur. Uzaklaştırma tedbirlerinin işleyişi için uzaklaştırma kararı konusundaki yazılarımız incelenebilir.

Konut ve Eklenti Kavramı: Bahçe, Balkon ve Apartman Girişi

Madde yalnızca konutu değil konutun eklentilerini de korur. Eklenti, doğrudan veya dolaylı olarak konuta bağlı olup fiilen konutun kullanımına özgülenmiş, o yerin başkasına ait olduğunu gösteren ve engellerle dış dünyadan ayrılmış yerleri ifade eder. Çevrili bahçe, müstakil garaj, kömürlük ve balkon tipik örneklerdir.

Ayırt edici ölçüt, o yerin dış dünyadan bir engelle ayrılmış olması ve konutun kullanımına özgülenmesidir. Duvarla veya çitle çevrilmemiş, herkesin geçebildiği bir arazi parçası eklenti sayılmaz. Buna karşılık kapısı kapalı bir bahçe, konutun eklentisi kabul edilir ve buraya rızaya aykırı girmek suç oluşturur.

Apartman ve site ortak alanları bakımından değerlendirme somut olaya göre yapılır. Herkesin girebildiği, kilitsiz bir apartman girişi genellikle bu kapsamda görülmezken, kilitli bir bina girişine izinsiz girilmesi tartışmaya açıktır. Belirleyici olan mülkiyet değil, o yerin fiilen konut gibi kullanılıp kullanılmadığıdır; bu nedenle otel odası, öğrenci yurdu odası veya kiralanmış bir ev de sakini bakımından konut sayılır.

Ev Sahibi Kiracının Evine Girebilir Mi?

Konut dokunulmazlığı mülkiyeti değil, o yerde oturmayı korur. Kiralanan taşınmaz kiracının konutudur; malik olması ev sahibine, kiracının rızası olmadan girme yetkisi vermez. Kiracının bulunmadığı bir anda anahtarla girilmesi de rızaya aykırılığı ortadan kaldırmaz.

Bu kural, kira ilişkisi sona ermiş olsa bile kiracı taşınmazı fiilen kullanmaya devam ettiği sürece geçerliliğini korur. Tahliye, ancak kanunda öngörülen yollarla ve gerektiğinde icra marifetiyle gerçekleştirilir; kilidin değiştirilmesi veya eşyaların çıkarılması gibi fiilî yollar hem konut dokunulmazlığı hem de duruma göre başka suçlar bakımından sorumluluk doğurabilir.

Sözleşmede “ev sahibi dilediği zaman kontrol amacıyla girebilir” gibi bir kayıt bulunması da tek başına yeterli değildir; girişin somut olayda kiracının rızasına dayanması gerekir. Kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda izlenecek hukuki yollar için kira hukuku alanındaki çalışmalarımız incelenebilir.

Nitelikli Hâller: TCK 119 ile Ceza Neden Bir Kat Artırılır?

TCK m.119, konut dokunulmazlığının ihlali de dahil olmak üzere hürriyete karşı bazı suçlar için ortak bir artırım hükmüdür. Suçun; silahla, kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle, birden fazla kişi tarafından birlikte, var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak ya da kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.

Artırım oranı sabittir ve hâkimin takdirine bırakılmamıştır. Örneğin iki kişinin birlikte konuta girmesi hâlinde m.116/1’deki altı ay-iki yıl aralığından belirlenen ceza iki katına çıkarılır. Aynı olayda birden fazla nitelikli hâl bulunuyorsa her biri ayrı ayrı değerlendirilir.

Maddenin ikinci fıkrası bir içtima kuralı getirir: bu suçların işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri gerçekleşirse, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Yani konuta girme sırasında ağır yaralama sonucu doğmuşsa iki ayrı suçtan sorumluluk gündeme gelir.

Haneye Teşebbüs Cezası Paraya Çevrilir Mi?

Çevrilebilir, ancak bu iki ayrı hesabın sonucuna bağlıdır. Önce teşebbüs indirimi uygulanır: TCK m.35/2 uyarınca suça teşebbüs hâlinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilerek cezalandırılır. Temel hâlde altı ay-iki yıl arasından belirlenen ceza, bu indirimle kısa süreli hapis cezası aralığına inebilir.

İkinci aşamada TCK m.50 devreye girer. Bir yıl veya daha az süreli hapis cezası kısa süreli hapis cezası sayılır ve suçlunun kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlık ile suçun işlenmesindeki özelliklere göre adli para cezasına veya maddede sayılan diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilir. Ancak m.50/2 önemli bir sınır koyar: suç tanımında hapis cezası ile adli para cezası seçenek olarak öngörülmüşse ve hapis cezasına hükmedilmişse, bu ceza artık adli para cezasına çevrilmez.

Bu sınır konut dokunulmazlığında fıkralar arasında farklı sonuç doğurur. m.116/1 ve m.116/4’te yalnızca hapis öngörüldüğü için çevirme mümkündür; buna karşılık m.116/2’de hapis ile adli para cezası seçenekli olduğundan, hapse hükmedilmişse artık paraya çevrilemez. Ayrıca hükmedilen ceza iki yılı aşmıyorsa erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması da ayrıca değerlendirilir.

Teşebbüs Hangi Hâlde Mümkün, Hangi Hâlde Değil?

TCK m.116/1 iki ayrı seçimlik hareket içerir: rızaya aykırı olarak girmek ve rıza ile girdikten sonra çıkmamak. Teşebbüs değerlendirmesi bu iki hareket bakımından farklı sonuç verir.

Girme hareketinde teşebbüs mümkündür: kilidi zorlayan ancak içeri giremeyen ya da pencereden girmeye çalışırken engellenen kişi, TCK m.35 uyarınca teşebbüsten sorumlu tutulur. Buna karşılık çıkmama hareketinde teşebbüs kavramsal olarak mümkün değildir; kişi ya çıkar ya çıkmaz, ara bir aşama yoktur.

Teşebbüsten ayrılan bir başka kurum gönüllü vazgeçmedir. TCK m.36 uyarınca fail icra hareketlerinden gönüllü olarak vazgeçerse teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; ancak o ana kadar tamamlanan kısım esasen bir suç oluşturuyorsa yalnızca o suçtan sorumlu olur. Kapıyı zorlarken vazgeçen kişi konut dokunulmazlığından cezalandırılmasa da, kapıya verdiği zarar nedeniyle mala zarar verme suçundan sorumlu tutulabilir.

Hırsızlık Amacıyla Konuta Girilmesi Hâlinde Ne Olur?

Bu hâlde iki suçtan sorumluluk gündeme gelir ve şikâyet kuralı değişir. 6/12/2006 tarihli 5560 sayılı Kanunla eklenen TCK m.142/4 uyarınca, hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlâli veya mala zarar verme suçunun işlenmesi hâlinde, bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikâyet aranmaz.

Yani hırsızlık amacıyla eve giren kişi hakkında, ev sahibi şikâyetçi olmasa dahi konut dokunulmazlığının ihlali suçundan soruşturma yürütülür. Aynı kural, hırsızlık amacıyla kapının kırılması gibi mala zarar verme fiilleri için de geçerlidir.

Hırsızlığın kendisi bakımından ise nitelikli hâller ayrıca değerlendirilir. TCK m.142/2-h uyarınca herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında işlenen hırsızlık nitelikli sayılır. Konutta işlenen hırsızlığa ilişkin eski m.142/1-b bendi ise 18/6/2014 tarihli 6545 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır.

Konut Dokunulmazlığı İhlal Uzlaşmaya Tabi Mi?

Tabidir ve bu, suçun şikâyete bağlı olup olmamasından bağımsızdır. CMK m.253/1-b’de “şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın” uzlaştırma kapsamına alınan suçlar sayılır ve dördüncü sırada konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116) yer alır. Madde numarası fıkra ayrımı yapılmaksızın yazıldığından, nitelikli hâller de kapsam içindedir.

Bu nedenle “nitelikli hâllerde uzlaştırma yapılamaz” biçimindeki açıklamalar kanun metnine uymaz. Cebir veya tehditle ya da gece vakti işlenen ihlal re’sen soruşturulur, ancak dosya yine uzlaştırma bürosuna gönderilir. Uzlaşma sağlanır ve edim derhâl yerine getirilirse CMK m.253/19 uyarınca kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.

Bir sınır vardır: CMK m.253/3’ün 5918 sayılı Kanunla eklenen cümlesi uyarınca, uzlaştırma kapsamına giren bir suçun kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaşma hükümleri uygulanmaz. Konut dokunulmazlığının ihlali, uzlaştırmaya tabi olmayan bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmişse uzlaştırma yoluna gidilmez.

Konut Dokunulmazlığı İhlal Şikayet Süresi ve Zamanaşımı

Konut dokunulmazlığını ihlal iddiasıyla yapılacak şikâyette süre altı aydır ve mağdurun fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden başlar. Bu süre hak düşürücüdür; kaçırıldığında soruşturma yapılamaz. Re’sen takip edilen m.116/4 ile m.142/4 kapsamındaki hâllerde ise şikâyet süresi işlemez.

Dava zamanaşımı TCK m.66’ya göre belirlenir. m.66/1-e uyarınca beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımı sekiz yıldır. Konut dokunulmazlığının en ağır hâli olan m.116/4’te üst sınır üç yıl, TCK m.119 ile bir kat artırıldığında altı yıldır; her iki hâlde de süre yine sekiz yıl olarak kalır.

Bu nedenle bu suç bakımından “on beş yıllık zamanaşımı” gibi bir süreden söz edilemez. On beş yıllık süre, m.66/1-d uyarınca beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlara ilişkindir ve TCK m.116’nın hiçbir fıkrası bu aralığa girmez. Zamanaşımının kesilmesi hâlinde ise m.67/4 uyarınca süre en fazla yarı oranında uzayabilir.

Konut Dokunulmazlığında Etkin Pişmanlık Uygulanır Mı?

Konut dokunulmazlığını ihlal suçunda etkin pişmanlık uygulanmaz. Türk Ceza Kanunu’nda etkin pişmanlık yalnızca sayılı maddelerde düzenlenmiştir ve hürriyete karşı suçlar bölümünde bu kurum sadece kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bakımından (m.110) öngörülmüştür. Konut dokunulmazlığının ihlali için böyle bir hüküm bulunmadığından, fail sonradan pişmanlık gösterse dahi etkin pişmanlık indirimi uygulanamaz.

Bu suçta pişmanlığın değerlendirileceği iki yer vardır. Birincisi uzlaştırmadır: taraflar anlaşırsa dosya kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla kapanabilir. İkincisi TCK m.62’deki takdiri indirimdir; failin fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları dikkate alınarak ceza altıda birine kadar indirilebilir.

Hangi suçlarda etkin pişmanlığın uygulanabileceği ve hangi aşamada sonuç doğurduğu ayrı bir konudur; ayrıntı için etkin pişmanlık hangi suçlarda uygulanır yazısı incelenebilir.

Kolluk ve İcra Memurunun Konuta Girmesi

Kamu görevlilerinin konuta girişi, kanunun verdiği yetkiye dayandığı sürece hukuka uygundur. Adli arama kural olarak hâkim kararıyla, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle yapılır; icra takiplerinde ise haciz ve tahliye işlemleri İcra ve İflas Kanunu’ndaki usule göre yürütülür.

Yetkiye dayanmayan veya yetki sınırları aşılarak yapılan girişler ise suç oluşturabilir. Bu hâlde TCK m.119/1-e devreye girer: suçun kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır. Ayrıca hukuka aykırı arama bakımından TCK m.120 ayrı bir suç tipi öngörür: hukuka aykırı olarak bir kimsenin üstünü veya eşyasını arayan kamu görevlisine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.

Uygulamada tartışma çoğu zaman kararın kapsamı üzerinde çıkar: arama kararında gösterilmeyen bir adrese girilmesi ya da kararın süresi dışında işlem yapılması yetkinin aşılması sayılır. Bu tür durumlarda hem elde edilen delillerin hukuka aykırılığı hem de görevlinin cezai sorumluluğu ayrı ayrı değerlendirilir.

Görevli Mahkeme ve Yargılama Usulü

Konut dokunulmazlığının ihlali suçunda öngörülen ceza miktarı itibarıyla görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Nitelikli hâllerin bulunması bu sonucu değiştirmez; TCK m.119 ile bir kat artırım uygulansa dahi görev yine asliye ceza mahkemesindedir.

Şartları varsa CMK m.251’deki basit yargılama usulü uygulanabilir. Bu usulde asliye ceza mahkemesi, iddianamenin kabulünden sonra duruşma yapmaksızın dosya üzerinden karar verebilir. Basit yargılama usulünde verilen karara itiraz edilirse dosya, CMK m.252 uyarınca belirlenen asliye ceza mahkemesine gönderilir ve genel hükümlere göre yargılama yapılır.

Verilen hükme karşı kanun yolu, kararın niteliğine göre değişir. Davayı sonuçlandıran hükümlere karşı istinaf, ara kararlara ve hâkim kararlarına karşı ise itiraz yolu işler. Bu ayrımın ayrıntısı ve süreler için mahkeme kararına itiraz süreleri yazısına bakılabilir.

Madde metinleri için birincil kaynak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu.

Şikâyet veya Savunma Öncesi Değerlendirilmesi Gerekenler

Konut dokunulmazlığını ihlal dosyalarında yönü üç tespit belirler: girilen yerin konut veya eklenti sayılıp sayılmadığı, rızanın bulunup bulunmadığı ve varsa rızanın meşru bir amaca yönelik olup olmadığı. Üçü de somut delillerle ortaya konulan olgulardır; kamera kayıtları, tanık beyanları ve mesajlaşma kayıtları bu noktada belirleyici olur.

Şikâyette bulunacak kişi bakımından süre kritiktir: fiil m.116/1 veya m.116/2 kapsamındaysa altı aylık süre işler. Fiilde cebir, tehdit veya gece vakti unsuru varsa şikâyet zorunlu olmasa da olayın tutanağa geçirilmesi ve delillerin zaman kaybetmeden toplanması gerekir.

Hakkında soruşturma yürütülen kişi bakımından ise savunmanın ilk hattı rıza ve eklenti tartışmasıdır. Ankara’da yürüyen bir soruşturma veya kovuşturmada bu değerlendirmeyi yapmak için ceza hukuku alanındaki çalışmalarımızı inceleyebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Konut dokunulmazlığını ihlal şikayete tabi mi?

Temel hâllerde tabidir. TCK m.116/1 ve m.116/2’deki fiiller mağdurun şikâyeti üzerine soruşturulur. Cebir veya tehditle ya da gece vakti işlenmesini düzenleyen m.116/4’te şikâyet aranmaz. Ayrıca hırsızlık amacıyla ihlal hâlinde TCK m.142/4 uyarınca şikâyet gerekmez.

Haneye teşebbüs cezası paraya çevrilir mi?

Çevrilebilir. Teşebbüs nedeniyle TCK m.35 uyarınca ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilir; kalan ceza bir yıl veya altındaysa TCK m.50 uyarınca adli para cezasına çevrilebilir. Ancak m.50/2 uyarınca suç tanımında hapis ile adli para cezası seçenekliyse ve hapse hükmedilmişse çevirme yapılamaz.

Konut dokunulmazlığını ihlal cezası ne kadardır?

Konut ve eklentileri bakımından altı aydan iki yıla kadar hapis; girilmesi mutat olmayan işyerleri bakımından altı aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası; cebir, tehdit veya gece vakti hâlinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıdır.

Konut dokunulmazlığı ihlal uzlaşmaya tabi mi?

Tabidir. CMK m.253/1-b-4 uyarınca konut dokunulmazlığının ihlali, şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma kapsamındadır. Nitelikli hâller de bu kapsama girer. Uzlaşma sağlanıp edim yerine getirilirse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.

Eşimin rızasıyla eve giren kişi suç işlemiş olur mu?

Kural olarak olmaz; TCK m.116/3 uyarınca ortak kullanılan konutta yaşayanlardan birinin rızası yeterlidir. Ancak aynı fıkra rızanın meşru bir amaca yönelik olmasını şart koşar. Zarar verme veya rahatsız etme amacıyla verilen rıza bu şartı karşılamaz.

Bahçeye veya balkona girmek suç oluşturur mu?

Bu yerler konutun eklentisi sayılıyorsa oluşturur. Eklenti, konutun kullanımına özgülenmiş ve engellerle dış dünyadan ayrılmış yerlerdir. Çevrili bahçe, kapalı garaj ve balkon bu kapsamda değerlendirilir; herkesin geçebildiği, çevrilmemiş bir alan eklenti sayılmaz.

Ev sahibi kiracının evine izinsiz girebilir mi?

Giremez. Konut dokunulmazlığı mülkiyeti değil oturmayı korur; kiralanan yer kiracının konutudur. Malik olmak, kiracının rızası olmadan girme yetkisi vermez. Tahliye ancak kanuni yollarla gerçekleştirilir.

Gece vakti eve girmek neden daha ağır cezalandırılır?

TCK m.116/4 gece vaktini ağırlaştırıcı hâl saymıştır ve ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis olur. Gece vakti, TCK m.6/1-e uyarınca güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evveline kadar süren zaman dilimidir. Bu hâlde şikâyet de aranmaz.

Konut dokunulmazlığı ihlal şikayet süresi ne kadardır?

Şikâyete bağlı hâllerde altı aydır ve mağdurun fiili ve faili öğrendiği günden itibaren işler. Bu süre hak düşürücüdür. Re’sen takip edilen hâllerde şikâyet süresi işlemez, yalnızca sekiz yıllık dava zamanaşımı uygulanır.

Rıza ile girdikten sonra çıkmamak da suç mudur?

Evet. TCK m.116/1 iki seçimlik hareket öngörür: rızaya aykırı girmek ve rıza ile girdikten sonra çıkmamak. İkinci hâlde suç, çıkması istendiği hâlde çıkmamakla oluşur. Bu harekette teşebbüs mümkün değildir.

İşyerine izinsiz girmek konut dokunulmazlığı sayılır mı?

TCK m.116/2 kapsamında değerlendirilir, ancak yalnızca “açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan” işyerleri için. Müşteriye açık bir mağazaya girmek suç oluşturmaz; girilmesi mutat olmayan bölümlere izinsiz girmek kapsam içindedir.

Hırsızlık için eve giren kişi ayrıca cezalandırılır mı?

Evet, iki ayrı suçtan sorumluluk doğar. Ayrıca TCK m.142/4 uyarınca hırsızlık amacıyla konut dokunulmazlığının ihlali veya mala zarar verme hâlinde, bu suçlardan soruşturma ve kovuşturma için şikâyet aranmaz.

Konut dokunulmazlığı ihlalinde zamanaşımı kaç yıldır?

Sekiz yıldır. TCK m.66/1-e uyarınca beş yıldan fazla olmamak üzere hapis cezası gerektiren suçlarda dava zamanaşımı sekiz yıldır. En ağır hâl olan m.116/4’te üst sınır üç yıl, TCK m.119 artırımıyla altı yıl olduğundan süre yine sekiz yıl olarak kalır.

Bu suçta etkin pişmanlık uygulanır mı?

Uygulanmaz. TCK’da konut dokunulmazlığının ihlali için etkin pişmanlık hükmü bulunmaz. Pişmanlık ancak uzlaştırma kapsamında ya da TCK m.62’deki takdiri indirim çerçevesinde değerlendirilebilir.

Buradaki bilgiler genel nitelikte olup somut olaya ilişkin hukuki görüş yerine geçmez. Ceza mevzuatı değişebildiğinden şikâyet veya savunma öncesinde güncel metin kontrol edilmeli ve bir avukatla görüşülmelidir. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.

Şikâyetten vazgeçilmesi ya da şikâyet süresinin geçmesi hâlinde savcılık, soruşturmayı iddianame düzenlemeden kapatır ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu kararın hangi hâllerde verildiğini, iki haftalık itiraz süresini ve itirazın sonuçlarını kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) nedir yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.