Hukuk, İş Hukuku

İşe Başlatmama Tazminatı: Hesaplama, Faiz ve Arabuluculuk Şartı

İşe Başlatmama Tazminatı: Hesaplama, Faiz ve Arabuluculuk Şartı

İşe başlatmama tazminatı, feshin geçersizliğine karar verilmesine rağmen işverenin işçiyi bir ay içinde işe başlatmaması hâlinde ödemekle yükümlü olduğu, 4857 sayılı İş Kanunu m.21’de en az dört ve en çok sekiz aylık ücret olarak belirlenen tazminattır. Bu kalem, kıdem tazminatından da ihbar tazminatından da bağımsızdır; işe iade davasının kendi sonucundan doğar ve miktarı o davada belirlenir.

Makale İçeriği

Uygulamada asıl kayıp tazminatın miktarında değil, kalemlerin hangi sırayla isteneceğinde yaşanıyor. İşe başlatılmayan işçinin alacakları tek bir torbada toplanmaz: bir kısmı doğrudan icraya konur, bir kısmı için ise yeni bir arabuluculuk süreci zorunludur. Sıra karışınca hak değil, hakkı isteme yolu kapanır.

Kısaca

İşe iade kararı kesinleştikten sonra işe başlatılmayan işçinin önünde iki ayrı yol vardır: işe iade davasında parasal olarak belirlenmiş kalemler için ilamlı icra, yeni fesihten doğan kalemler için ise yeniden arabuluculuk.

  • Tazminatın miktarı: Kanun 4-8 aylık ücret der; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi uygulamasında kıdeme göre 4, 5 veya 6 aylık ücret esas alınır.
  • İcra yolu: İşe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti işe iade ilamında parasal olarak yazılıdır; ayrı dava gerekmez.
  • Arabuluculuk şartı: Kıdem, ihbar ve yıllık izin alacağı için işe başlatmama tarihinden sonra yeni bir arabuluculuk başvurusu zorunludur.
  • Usulden ret: Bu başvuru yapılmadan açılan davada mahkeme süre bile vermeden, dilekçeyi karşı tarafa tebliğ etmeden davayı reddeder.
  • Ücret tarihi: İki kalem grubu iki farklı tarihteki ücretten hesaplanır; bu ayrım tutarı ciddi biçimde değiştirir.

İşe Başlatmama Tazminatı Nedir?

İşe başlatmama tazminatı, iş güvencesi hükümlerinin yaptırım ayağıdır. 4857 sayılı Kanun feshin geçersizliğine karar verilmesi hâlinde işvereni işçiyi işe almaya doğrudan zorlamaz; zorlamanın yerine parasal bir sonuç koyar. İşveren işçiyi bir ay içinde işe başlatmazsa, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat öder.

Bu tazminatın adı kanunda geçmez; m.21’in ikinci cümlesinde tarif edilir. Yargı kararlarında ve doktrinde “iş güvencesi tazminatı” olarak da anılır. İkisi aynı kalemdir. Karışıklık, Gelir Vergisi Kanunu’nda “iş güvencesi tazminatı” ifadesinin bambaşka bir bağlamda, ikale sözleşmeleri için kullanılmasından doğar; vergi bölümünde bu ayrıma ayrıca değineceğiz.

Tazminatın doğması için üç şeyin sırayla gerçekleşmesi gerekir: feshin geçersizliğine karar verilmesi, kararın kesinleşmesinden sonra işçinin süresinde işe başlamak için başvurması ve işverenin bir ay içinde işe başlatmaması. Bu üç halkadan biri kopar ise tazminat doğmaz. Örneğin işçi süresinde başvurmazsa, kanun ilk feshi geçerli sayar ve işveren yalnızca onun sonuçlarından sorumlu olur.

Kalemin bir başka özelliği, sözleşmeyle değiştirilemez oluşudur. m.21’in son fıkrası birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümlerinin sözleşmelerle hiçbir suretle değiştirilemeyeceğini, aksi yöndeki sözleşme hükümlerinin geçersiz olduğunu söyler. Bireysel iş sözleşmesine konulan “işe başlatmama hâlinde iki aylık ücret ödenir” türü kayıtların hükmü yoktur. İşe iade sürecinin nasıl işlediğini işe iade davası ve şartları yazımızda ayrıntılı ele almıştık.

Askerlik Dönüşü İşe Başlatmama Tazminatı ile Karıştırılmamalı

Aynı adla anılan ama tamamen farklı bir kurum daha vardır. 4857 m.31’in son fıkrası, askerî veya kanuni bir ödev dolayısıyla işinden ayrılan işçinin ödevin sona ermesinden itibaren iki ay içinde işe girmek istemesi hâlinde işverenin onu eski işine veya benzeri bir işe almak zorunda olduğunu düzenler.

Bu yükümlülüğe uyulmazsa işverenin ödeyeceği tazminat, aynı fıkrada üç aylık ücret tutarı olarak sabitlenmiştir. Hâkimin takdir edeceği bir aralık yoktur; miktar kanunda tektir. İş güvencesi kapsamındaki işe başlatmama tazminatının dört ile sekiz ay arasında değişen yapısıyla karışması bu yüzden hatalı sonuç verir.

İki kurumun şartları da ayrıdır. m.31 için işe iade davası, arabuluculuk ya da feshin geçersizliği tespiti aranmaz; yalnızca ödevin bitiminden itibaren iki ay içinde başvuru ve işyerinde uygun bir boş yerin varlığı gerekir. Buna karşılık m.31’in ilk fıkrası, muvazzaf askerlik dışındaki silah altına alınma hâllerinde sözleşmenin iki ay sonra feshedilmiş sayılacağını ayrıca düzenler.

İşe İade Davası Sonrası İşe Başlatmama Neden Yeni Bir Fesihtir?

İşe başlatmama, hukuken ikinci ve ayrı bir fesihtir. Bunun sebebi, işe iade kararındaki geçersizliğin kendine özgü bir geçersizlik olmasıdır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin ifadesiyle mahkeme kararıyla geçersizliği askıda olan fesih, kendiliğinden hükümsüz hâle gelmez; askı hâlinin ortadan kalkmasında belirleyici olan unsur, işçinin süresinde yaptığı işe iade başvurusudur.

İşçi süresinde başvurduğunda ilk fesih hükümsüz hâle gelir ve iş sözleşmesi hiç son bulmamış gibi devam eder. Bu noktadan sonra işverenin işçiyi işe başlatmaması, sözleşmesi devam eden bir işçinin işten çıkarılmasıyla aynı anlama gelir. Daire bunu açıkça “işverenin feshi” olarak niteler. Yeni fesih, yeni bir tarih ve yeni bir alacak kümesi doğurur.

Fesih tarihinin tam olarak hangi gün olduğu ise ikiye ayrılır. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 12.02.2018 tarihli ve 2017/3352 E., 2018/2811 K. sayılı kararındaki formül nettir: işçinin işe başlatılmayacağının sözlü ya da eylemli olarak açıklandığı tarihte veya bir aylık başlatma süresinin sonunda iş sözleşmesi işverence feshedilmiş sayılır. İşveren “seni işe almıyoruz” dediyse o gün, sustuysa bir aylık sürenin son günü fesih tarihidir.

Bu tarih yalnızca teorik bir ayrıntı değildir. Kıdem ve ihbar tazminatının hesabına esas ücret bu tarihe göre belirlenir, beş yıllık zamanaşımı bu tarihte işlemeye başlar ve en önemlisi, zorunlu arabuluculuk başvurusunun bu tarihten sonra yapılmış olması gerekir. Fesih tarihini yanlış saptamak, hem hesabı hem usulü aynı anda bozar.

AşamaSüreKanuni dayanakKaçırılırsa sonuç
Feshe itiraz için arabuluculuk başvurusuFesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay4857 m.20/1İşe iade hakkı düşer
Anlaşmama hâlinde işe iade davasıSon tutanak tarihinden itibaren 2 hafta4857 m.20/1Dava süresinde açılmamış sayılır
İşe başlamak için işverene başvuruKararın tebliğinden itibaren 10 iş günü4857 m.21/6İlk fesih geçerli hâle gelir
İşverenin işe başlatma yükümüBaşvurudan itibaren 1 ay4857 m.21/1Tazminat ve yeni fesih doğar
Yeni feshe bağlı alacaklar için arabuluculukFesihten sonra, 5 yıllık zamanaşımı içinde7036 m.3/1Dava usulden reddedilir

İşe Başlatmama Tazminatı Şartları Nelerdir?

İşe başlatmama tazminatı şartları, iş güvencesi kapsamına girmekle başlar. 4857 m.18’e göre işçinin otuz veya daha fazla işçi çalıştıran bir işyerinde en az altı aylık kıdeminin bulunması ve belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışması gerekir. Yer altı işlerinde çalışan işçilerde altı aylık kıdem şartı aranmaz. İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile işçi alma ve çıkarma yetkisi bulunan işyeri yöneticileri bu korumadan yararlanamaz.

İkinci şart, feshin geçersizliğinin mahkeme veya özel hakem kararıyla tespit edilmiş ve kararın kesinleşmiş olmasıdır. İş mahkemesinin kararına karşı istinaf yoluna başvurulursa bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir; işe iade davalarında temyiz yolu kapalıdır. Kesinleşme kavramının pratikte ne anlama geldiğini gerekçeli karar yazıldı ne demek yazımızda açıklamıştık.

Üçüncü şart, işçinin on iş günü içinde işverene başvurmasıdır. Bu süre karar kesinleştikten sonra kararın tebliğinden itibaren işler ve hak düşürücü niteliktedir. Başvurunun samimi olması, yani işçinin gerçekten çalışmak istediğini ortaya koyması beklenir. Buna karşılık işverenin davetinin de samimi olması aranır: ücretin, yapılacak işin ve özlük haklarının açıkça bildirilmediği ya da işçiyi fiilen çalışamayacağı bir şehre çağıran davetler yargı kararlarında geçersiz sayılmaktadır.

Dördüncü şart, bir aylık sürenin sonuçsuz geçmesidir. İşveren bu süre içinde işçiyi eski işine veya buna uygun bir işe başlatmazsa tazminat doğar. İşçiyi başka bir pozisyona zorlamak, ücretini düşürmek ya da şubesini değiştirerek fiilen çalışamaz hâle getirmek, işe başlatmama olarak değerlendirilebilir. Bu hâllerde tazminat, tazminatın alt sınırından değil, feshin ağırlığına göre belirlenir.

Kanun metninin tamamı için 4857 sayılı İş Kanunu kaynağına bakılabilir.

İşe İade İşe Başlatmama Tazminatı Nasıl Hesaplanır?

Hesabın iskeleti basittir: aylık brüt ücret, kanunun izin verdiği ay sayısıyla çarpılır. Kanun ay sayısını dört ile sekiz arasında bırakmış, hangi hâlde kaç ay verileceğini belirlememiştir. Bu boşluğu Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin yerleşik uygulaması doldurur ve ölçüt işçinin kıdemidir.

Hesaba esas ücret, giydirilmiş ücret değil çıplak brüt ücrettir. Yol, yemek, ikramiye gibi sosyal yardımlar işe başlatmama tazminatının hesabına katılmaz. Bu, kıdem tazminatından ayrıldığı önemli noktalardan biridir: kıdem tazminatı giydirilmiş ücretten, işe başlatmama tazminatı çıplak ücretten hesaplanır.

Miktarın belirlendiği yer de ayrı bir özelliktir. 4857 m.21’e 7036 sayılı Kanun’la eklenen fıkra uyarınca mahkeme veya özel hakem, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretini dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirler. Yani rakam işe iade davasında hükme yazılır; işçi işe başlatılmadığında bu rakam için yeniden dava açmaz.

İşe İade Davası İşe Başlatmama Tazminatı Kararda Nasıl Belirlenir?

Miktar, işe iade davasını gören mahkeme tarafından hükmün içinde belirlenir. Mahkeme feshin geçersizliğine karar verirken aynı hükümde işe başlatılmama hâlinde ödenecek tazminatın kaç aylık ücret olduğunu ve karşılığı olan parasal tutarı yazar. Bu, kanunun mahkemeye yüklediği bir zorunluluktur; takdir edilecek olan yalnızca ay sayısıdır.

Ay sayısı belirlenirken iki ölçüt birlikte çalışır: işçinin kıdemi ve feshin sebebi. Kıdem taban basamağı verir, fesih sebebinin ağırlığı bu basamağı sekiz aya kadar yukarı taşıyabilir. Mahkeme bu takdiri gerekçelendirmek zorundadır; dayanaksız biçimde üst sınıra çıkılması bozma sebebidir.

Kararda tutarın parasal olarak yazılmış olması, işçiye ikinci bir yargılama yükü binmesini önler. Tazminatın miktarı bu aşamada kesinleştiği için işe başlatılmama gerçekleştiğinde tartışma miktara değil, işe başlatmanın gerçekten yapılıp yapılmadığına odaklanır.

İşe Başlatmama Tazminatı Hesaplama Yargıtay Kararları Ne Diyor?

Yargıtay kararlarının hesaba ilişkin katkısı üç noktada toplanır: ay sayısının kıdeme göre basamaklandırılması, hesaba esas ücretin çıplak brüt ücret olması ve kıdem hesabında aynı işverendeki tüm sürelerin birleştirilmesi. Kanun bu üç noktanın hiçbirini ayrıntılandırmaz; ölçütler tümüyle içtihatla kurulmuştur.

Bu nedenle işe başlatmama tazminatı hesaplama işlemi, kıdem tazminatındaki gibi mekanik bir formüle indirgenemez. Kıdem tazminatında gün sayısı ile ücret çarpılır; burada ise önce hâkimin takdir ettiği ay sayısı bilinmelidir. İşe iade kararı elde olmadan yapılan hesaplar tahmin niteliğindedir.

Hesabın doğruluğunu etkileyen bir başka içtihat, dava tarihindeki ücretin nasıl tespit edileceğine ilişkindir. Ücretin bordroda düşük gösterildiği iddiası varsa emsal ücret araştırması yapılır ve tazminat bu araştırma sonucunda belirlenen ücret üzerinden hesaplanır.

İşe Başlatmama Tazminatı Kıdeme Göre Nasıl Belirlenir?

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 04.02.2026 tarihli ve 2026/1 E., 2026/823 K. sayılı kararında kendi ölçeğini açıkça yazmıştır: altı ay ile beş yıl arasında kıdemi olan işçi için dört, beş yıl ile on beş yıl arasında kıdemi olan işçi için beş, on beş yıldan fazla kıdemi olan işçi için altı aylık ücret tutarında işe başlatmama tazminatı belirlenmesi öngörülür.

Bu skala bir taban çizgisidir, tavan değil. Aynı kararda fesih sebebine göre bu miktarların sekiz aya kadar artırılabileceği belirtilir. Sendikal faaliyet, doğum, hamilelik, ayrımcılık gibi ağır fesih sebeplerinde daire alt basamakta kalmaz. Fesih sebebinin ağırlığı, kıdemin yanında ikinci ölçüttür.

2026 tarihli bu karar aynı zamanda tartışmalı bir noktayı bağlamıştır. Emekli olduktan sonra aynı işyerinde çalışmaya devam eden işçilerde kıdemin yalnızca emeklilik sonrası dönemden mi sayılacağı, bölge adliye mahkemeleri arasında farklı yorumlanıyordu. Daire, ay sayısının belirlenmesinde aynı işverenin işyerinde geçirilen tüm sürelerin dikkate alınacağına karar vermiştir; araya emeklilik sebebiyle bir fesih girmiş olması sonucu değiştirmez.

İşçinin kıdemiDairenin öngördüğü tutarArtırım imkânı
6 ay – 5 yıl4 aylık çıplak brüt ücretFesih sebebine göre 8 aya kadar
5 yıl – 15 yıl5 aylık çıplak brüt ücretFesih sebebine göre 8 aya kadar
15 yıldan fazla6 aylık çıplak brüt ücretFesih sebebine göre 8 aya kadar
Sendikal fesihAlt sınır uygulanmazÜst sınırın aşılabildiği tek hâl

İşe Başlatmama Tazminatı En Fazla Ne Kadar Olur?

Kural olarak üst sınır sekiz aylık ücrettir ve maddenin alt ve üst sınırları aşılamaz. Sekiz ayı aşan bir tazminata hükmedilmesi bozma sebebidir. Bu sınır, işçinin kıdemi ne kadar uzun olursa olsun geçerlidir; otuz yıllık bir işçi için de tavan sekiz aylık ücrettir.

Üst sınırın aşılabildiği tek istisna sendikal nedenle yapılan fesihlerdir. Sendikal fesihte devreye 6356 sayılı Kanun’un sendikal tazminat hükmü girer ve tazminat işçinin bir yıllık ücretinden az olamaz. Burada aşılan şey aslında 4857’nin tavanı değil, farklı bir kanunun daha yüksek bir tabanının uygulanmasıdır.

Tavanın bir de kıdem tazminatıyla karıştırılan yönü vardır. Kıdem tazminatında her yıl için otuz günlük ücret hesaplanır ve yıllık tutar kıdem tazminatı tavanını aşamaz. İşe başlatmama tazminatında böyle bir devlet memuru emekli ikramiyesi tavanı yoktur; sınır doğrudan işçinin kendi ücretinin sekiz katıdır. Kıdem hesabının kendi kurallarını kıdem tazminatı hesaplama aracımızda inceleyebilirsiniz.

İşe Başlatmama Tazminatı Brütten Nete Çevirme Nasıl Yapılır?

İşe başlatmama tazminatında brütten nete geçiş, çoğu ücret kaleminden farklı işler. Gelir Vergisi Kanunu m.25’in birinci bendi, 4857 sayılı İş Kanunu’na göre ödenen işe başlatmama tazminatını açıkça gelir vergisinden istisna tutar. Dolayısıyla bu kalemden gelir vergisi kesilmez ve brüt tutar ile net tutar arasında vergiden kaynaklanan bir fark oluşmaz.

Bu hüküm 2019 yılında, 7162 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle bende eklenmiştir. Öncesinde tazminatın vergilendirilip vergilendirilmeyeceği tartışmalıydı. Bugün için tereddüt yoktur: istisna, kıdem tazminatı tavanı gibi bir üst sınıra bağlanmadan, ödenen tutarın tamamına uygulanır.

Sık yapılan hata, bu kalemi aynı Kanun’un 25. maddesinin yedinci bendinde geçen “iş güvencesi tazminatları” ifadesiyle bir tutmaktır. O bent, iş sözleşmesi sona erdikten sonra ikale veya karşılıklı sonlandırma sözleşmesi kapsamında yapılan ödemeleri düzenler ve istisnayı kıdem tazminatı istisna tutarıyla sınırlar. Mahkeme kararına dayanan işe başlatmama tazminatı ise birinci bent kapsamındadır; ikisi farklı hükümlerdir ve farklı sonuçlar doğurur.

İşe İade Davası Boşta Geçen Süre Ücreti Hesaplama

Boşta geçen süre ücreti, kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye ödenen ve en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer haklardır. Dava üç yıl sürmüş olsa dahi ödenecek tutar dört ayı aşmaz; kanun bu kalemi baştan sınırlamıştır.

“Ücret ve diğer haklar” ifadesi bu kalemi işe başlatmama tazminatından ayırır. Boşta geçen süre ücreti çıplak ücretle sınırlı değildir; işçinin o dönemde çalışsaydı hak edeceği yol, yemek, ikramiye gibi menfaatler de hesaba katılır. Bu yüzden aynı işçide dört aylık boşta geçen süre ücreti, dört aylık işe başlatmama tazminatından yüksek çıkabilir.

Bu kalem işçiye her hâlde ödenir. İşveren işçiyi işe başlatsa da başlatmasa da boşta geçen süre ücreti doğar; başlatmama tazminatından farklı olarak işverenin tavrına bağlı değildir. İşe başlatılan işçide ise peşin ödenmiş bildirim süresi ücreti ile kıdem tazminatı bu ödemeden mahsup edilir.

İşe İade Boşta Geçen Süre Ücreti Hesaplama Adımları

Hesap üç adımda ilerler. Önce süre belirlenir: fesih tarihi ile kararın kesinleşme tarihi arasındaki dönem hesaplanır ve bu dönem dört ayı aşıyorsa dört ayla sınırlandırılır. Kısa süren davalarda gerçek süre, uzun süren davalarda dört aylık tavan esas alınır.

İkinci adımda ücret belirlenir. Kanun bu kalemi de dava tarihindeki ücrete bağladığı için işe iade davasının açıldığı tarihteki ücret esas alınır. Üçüncü adımda “diğer haklar” eklenir: işçinin o dönemde çalışsaydı yararlanacağı yol, yemek, ikramiye ve benzeri menfaatler tutara dâhil edilir.

Sonuçta çıkan tutar brüttür ve ücret niteliğinde olduğu için vergi ile sigorta primi kesintilerine tabidir. Bu yönüyle işe başlatmama tazminatından ayrılır; iki kalem aynı hükümde yer alsa bile net tutara giden yolları farklıdır.

Boşta Geçen Süre Ücreti Dava Tarihindeki Ücret Üzerinden mi Hesaplanır?

Evet. 4857 m.21’e 7036 sayılı Kanun’la eklenen fıkra, mahkemenin hem işe başlatmama tazminatını hem de boşta geçen süre ücretini dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirleyeceğini söyler. Buradaki “dava”, işe iade davasıdır; ücret o davanın açıldığı tarihteki ücrettir.

Bu kural 25 Ekim 2017’den itibaren yürürlüktedir ve öncesindeki uygulamayı değiştirmiştir. Eski dönemde bu kalemler işe başlatılmama tarihindeki ücrete göre hesaplanıyordu; bugün ise kanun tarihi sabitlemiştir. Enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde bu, işçi aleyhine ciddi bir fark yaratabilir: dava üç yıl sürmüşse tazminat üç yıl önceki ücret üzerinden hesaplanmış olur.

Farkı kapatan şey faizdir. Parasal olarak belirlenen bu tutarlar, işe başlatılmama ile muaccel hâle gelir ve o tarihten itibaren faiz işletilir. Faizin türü kalemden kaleme değişir; bunu ayrı bir başlıkta ele alıyoruz.

Boşta Geçen Süre Kıdem Süresine Eklenir mi?

Eklenir. İşçinin süresinde başvurusuyla ilk fesih hükümsüz hâle geldiği için iş sözleşmesi o dönemde devam etmiş sayılır ve boşta geçen en çok dört aylık süre kıdem süresinin içine girer. Kıdem ve ihbar tazminatı bu uzatılmış süre üzerinden hesaplanır.

Uygulamanın somut hâli, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 30.03.2026 tarihli ve 2026/368 E., 2026/2807 K. sayılı kararına konu dosyada görülebilir. İlk derece mahkemesi işçinin hizmet süresini hesaplarken 14.09.2021 olan fesih tarihine dört aylık boşta geçen süreyi eklemiş ve kıdemi 14.01.2022’ye kadar saymıştır.

Buradaki yaygın yanılgı, fesihten işe başlatılmama tarihine kadar geçen sürenin tamamının kıdeme ekleneceğini sanmaktır. Dava iki yıl sürmüş olsa bile kıdeme eklenen süre dört ayı aşmaz. Uzayan yargılama, kıdem süresini değil yalnızca faizin işlediği süreyi büyütür. Kıdem süresinin nasıl hesaplandığını kıdem tazminatı gecikme faizi hesaplama yazımızda ayrıca ele almıştık.

Kıdem ve İhbar Tazminatı Hangi Tarihteki Ücrete Göre Hesaplanır?

Kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin alacağı, işe başlatılmadığı tarihteki ücrete göre hesaplanır. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 2017/3352 E., 2018/2811 K. sayılı kararında kural şöyle kurulur: işçinin işe başlatılmaması fesih niteliğinde olmakla, bu feshe bağlı olarak ihbar tazminatı ile şartları varsa kıdem tazminatı, işçinin işe başlatılmadığı tarihteki ücretine göre ödenmelidir.

İşçi o tarihte fiilen çalışmadığı için ücretinin ne olduğu bir tespit meselesidir. Aynı kararda yöntem de gösterilir: emsal ücret araştırması yapılabileceği gibi, işverenin kendi kayıtlarından aynı işi yapan çalışanların işe başlatmama tarihindeki ücret bordroları da celbedilebilir. Daire, yalnızca meslek kuruluşu yazılarına dayanan araştırmayı yetersiz bulmuş, emsal işçilerin hem geçersiz sayılan fesih tarihindeki hem de işe başlatmama tarihindeki bordrolarının karşılaştırılmasını istemiştir.

Böylece aynı dosyada iki farklı ücret tarihi çalışır. Bu ayrım, tutarı doğrudan değiştirdiği için hesap hatalarının en sık kaynağıdır. İşe iade davası uzun sürmüşse iki tarih arasındaki ücret farkı büyür ve hangi kalemin hangi tarihe bağlandığı, alacağın önemli bir kısmını belirler.

KalemEsas alınan ücret tarihiÜcretin türüDayanak
İşe başlatmama tazminatıİşe iade davasının açıldığı tarihÇıplak brüt ücret4857 m.21/4
Boşta geçen süre ücreti (en çok 4 ay)İşe iade davasının açıldığı tarihÜcret ve diğer haklar4857 m.21/4
Kıdem tazminatıİşe başlatılmadığı tarihGiydirilmiş brüt ücret22. HD 2018/2811
İhbar tazminatıİşe başlatılmadığı tarihGiydirilmiş brüt ücret22. HD 2018/2811
Yıllık izin ücretiİşe başlatılmadığı tarihÇıplak brüt ücret22. HD 2018/2811

İlk fesih sırasında işçiye kıdem ve ihbar tazminatı ödenmişse bu tutarlar yeni hesaptan düşülür. Kanun m.21’in beşinci fıkrasında mahsup kuralını işe başlatılan işçi için yazmıştır; işe başlatılmayan işçide mahsup, aynı alacağın iki kez ödenmesini önleme amacıyla uygulanır. İhbar tazminatının kendi kurallarını ihbar tazminatı hesaplama sayfamızdan, yıllık izin alacağını ise yıllık izin hesaplama aracıyla kontrol edebilirsiniz.

Kıdem ve İhbar İçin Yeniden Arabuluculuk Şartı

İşe başlatılmayan işçinin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti için açacağı davadan önce yeni bir arabuluculuk başvurusu yapması zorunludur. İşe iade sürecinde yapılmış olan arabuluculuk, o tutanakta kıdem ve ihbar tazminatı da yazsa dahi bu dava için dava şartını karşılamaz.

Kuralın kaynağı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 18.04.2024 tarihli ve 2024/5116 E., 2024/7086 K. sayılı kararıdır. Bu karar sıradan bir temyiz incelemesi değildir. 5235 sayılı Kanun’un 35. maddesi uyarınca bölge adliye mahkemelerinin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi yoluyla verilmiştir; kesindir ve bir örneği, bölge adliye mahkemelerinin hukuk dairelerine bildirilmesi için Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine gönderilmiştir.

Kararın hüküm fıkrasındaki formül şudur: işe iade başvurusuna rağmen işe başlatmama suretiyle sözleşmenin feshine bağlı alacakların talep edildiği davada, aynı alacakları içerse dahi, işe iade davasından önce düzenlenen arabuluculuk tutanağı ile dava şartı sağlanamaz; başlatmama suretiyle feshe bağlı alacaklar için ayrıca arabuluculuk başvurusunda bulunulması gerekir.

Bu kural üç kalemi kapsar: kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti. Yani sözleşmenin sona ermesine bağlı alacaklar. İşe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti bu kapsamın dışındadır; onlar zaten işe iade ilamında parasal olarak belirlenmiş olduğu için yeni bir dava ve dolayısıyla yeni bir arabuluculuk gerektirmez.

Eski Arabuluculuk Tutanağı Neden Yeterli Sayılmıyor?

Gerekçe, alacağın o tarihte henüz doğmamış olmasıdır. Daire bunu şu cümleyle kurar: işe iade talebiyle arabuluculuk faaliyetine konu edilen feshin geçersiz olup olmadığı, geçersizliği durumunda işçinin işe iade başvurusunda bulunup bulunmayacağı ve sonuç olarak işverence işe başlatılıp başlatılmayacağı henüz belirsiz olduğundan, bu aşamada başlatmama suretiyle feshe bağlı alacaklar üzerinde müzakere edildiğini söylemek fiilen imkânsızdır.

Arabuluculuğun işlevi düşünüldüğünde bu tutarlıdır. Arabuluculuk bir müzakere sürecidir; tarafların üzerinde pazarlık edebileceği bir alacağın var olması gerekir. İşe iade aşamasındaki görüşmede taraflar ilk feshe bağlı hakları konuşur. Henüz gerçekleşmemiş, belki hiç gerçekleşmeyecek bir feshin sonuçları o masada müzakere edilmiş sayılamaz.

Bu yüzden ilk tutanakta kıdem ve ihbar tazminatının yazılı olması sonucu değiştirmez. Daire, alacak taleplerinin ancak “işe iade talebine konu edilen ve geçersiz olduğu iddia edilen fesih anına kadar doğmuş alacakları” kapsayacağını söyler. Kâğıtta görünen kalem adları değil, o kalemin hangi fesihten doğduğu belirleyicidir.

İlk derece mahkemeleri bu durumu “erken başvurulan arabuluculuk” olarak nitelendirmektedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 17.06.2025 tarihli ve 2025/4244 E., 2025/5125 K. sayılı kararında, geçersizliğine karar verilen feshe ilişkin tutanağın sonraki dava bakımından erken sayıldığı gerekçesiyle verilen usulden ret kararını onamıştır.

İşe İade Davası Sürerken Yapılan Arabuluculuk Geçerli mi?

Değildir. Ölçüt tutanağın “eski” olması değil, işe başlatmama gerçekleşmeden önce düzenlenmiş olmasıdır. Bu ayrım pratikte önemlidir: işçi ikinci kez arabuluculuğa gitmiş olsa bile, bu başvuru işe başlatılmama tarihinden önceye düşüyorsa dava şartı yine gerçekleşmez.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 30.03.2026 tarihli ve 2026/368 E., 2026/2807 K. sayılı kararına konu dosya bunu gösterir. İşçi 03.07.2023 tarihli ihtarnameyle işe iade başvurusunda bulunmuş, işe başlatılmaması üzerine 31.07.2023’te dava açmış ve dilekçesine 28.12.2022 tarihli arabuluculuk son tutanağını eklemiştir. Daire, işe iade davası devam ederken yapılan bu başvurunun işe başlatmama suretiyle feshe bağlı alacakları kapsamayacağı gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin usulden reddi gerektiğine hükmetmiştir.

Buradan çıkan pratik kural nettir: geçerli sayılacak arabuluculuk başvurusunun tarihi, işverenin işe başlatmayacağını açıkladığı ya da bir aylık sürenin dolduğu günden sonra olmalıdır. Bir gün önce yapılan başvuru bile riski taşır. Bu nedenle başvuru öncesinde bir aylık sürenin dolduğunun belgeyle sabitlenmesi gerekir.

Ters yöndeki risk de gerçektir. 2025/4244 sayılı dosyada işveren, bir aylık işe başlatma süresi dolmadan dava açıldığını savunmuştur. Süre dolmadan açılan dava, alacak henüz muaccel olmadığı için erken açılmış sayılabilir. İşçi açısından güvenli aralık, bir aylık sürenin dolduğu gün ile beş yıllık zamanaşımının sonu arasındaki dönemdir.

Arabuluculuğa Başvurmadan Açılan Davada Mahkeme Süre Verir mi?

Vermez. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3’ün ikinci fıkrasının son cümlesi açıktır: arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.

Bu, dava şartlarının genel rejiminden ayrılır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu, giderilmesi mümkün dava şartı noksanlıklarında mahkemeye kesin süre verme görevi yükler. Zorunlu arabuluculukta ise kanun bu imkânı kapatmıştır. Aynı fıkranın önceki cümlesindeki bir haftalık kesin süre yalnızca başvuru yapılmış ama tutanak dilekçeye eklenmemiş hâl için öngörülmüştür.

Sonuç ağırdır: dava dilekçesi karşı tarafa tebliğ bile edilmez, esasa girilmez, işçinin haklı olup olmadığı hiç tartışılmaz. Alacağın miktarı, delil durumu, işverenin savunması gündeme gelmez. Kapı, dosyanın ilk incelemesinde kapanır.

Buna karşılık usulden ret, esasa ilişkin kesin hüküm oluşturmaz. İşçi arabuluculuk sürecini usulüne uygun tamamlayıp aynı alacaklar için yeniden dava açabilir. Kaybedilen şey hak değil, zaman, harç ve çoğu zaman karşı taraf vekâlet ücretidir.

Usulden Ret Kararından Sonra İzlenecek Yol

Usulden ret kararı sonrasında yapılacak iş, eksik olan arabuluculuk başvurusunu tamamlayıp davayı yeniden açmaktır. Ancak burada, işe iade davasıyla alacak davası arasında çoğu kaynağın atladığı bir fark vardır ve bu fark zamanaşımı bakımından belirleyicidir.

4857 m.20’nin birinci fıkrası, arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinde ret kararının taraflara resen tebliğ edileceğini ve kesinleşen ret kararının resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabileceğini söyler. Bu bir kurtarma hükmüdür; işçinin bir aylık başvuru süresini kaçırmış olmasına rağmen işe iade hakkını korur.

Bu hüküm yalnızca işe iade talebi için yazılmıştır. Kıdem, ihbar ve yıllık izin alacağı için açılan davanın usulden reddinde uygulanacak benzer bir kurtarma cümlesi ne 4857’de ne de 7036’da vardır. Bu davalarda işçiyi koruyan tek şey, alacakların beş yıllık zamanaşımına tabi olması ve arabuluculuk süresince zamanaşımının durmasıdır.

Pratik sonuç: usulden ret kararı alan işçinin beklemesi için hiçbir sebep yoktur. Karar kesinleşmeden de arabuluculuk başvurusu yapılabilir. 7036 m.3’ün on yedinci fıkrası uyarınca arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez; başvuruyu öne almak, süreyi de korur.

TalepArabuluculuk gerekli mi?İzlenecek yol
İşe başlatmama tazminatıHayırİşe iade ilamına dayalı ilamlı icra
Boşta geçen süre ücreti (4 aya kadar)Hayırİşe iade ilamına dayalı ilamlı icra
Kıdem tazminatıEvet, başlatmamadan sonraArabuluculuk → alacak davası
İhbar tazminatıEvet, başlatmamadan sonraArabuluculuk → alacak davası
Yıllık izin ücretiEvet, başlatmamadan sonraArabuluculuk → alacak davası
Fazla mesai, hafta tatili, genel tatilEvetFeshe bağlı olmayan alacak; ilk fesih tarihine göre süre işler

Zorunlu arabuluculuğun usulü için 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu metnine bakılabilir.

İşe Başlatmama Tazminatı Nasıl İcraya Konulur?

İşe başlatmama tazminatı için ayrı bir alacak davası açılmasına gerek yoktur; çünkü tutar işe iade ilamında yazılıdır. 4857 m.21’e 7036 sayılı Kanun’la eklenen fıkra, mahkemenin bu tazminatı ve boşta geçen süre ücretini parasal olarak belirlemesini zorunlu tutar. Kanun bu fıkrayı tam olarak bu amaçla, ikinci bir yargılamayı gereksiz kılmak için getirmiştir.

Takibe geçmeden önce iki şeyin belgeye bağlanmış olması gerekir: işçinin on iş günü içinde işverene başvurduğu ve işverenin bir aylık süre içinde işe başlatmadığı. Başvurunun noter ihtarnamesiyle yapılması, bu iki tarihin sonradan tartışılmasını önler. Uygulamada işverenler çoğu kez başvurunun geç yapıldığını veya samimi olmadığını ileri sürer.

İşe iade kararında yalnızca miktar değil, alacağın koşulu da yazılıdır: tazminat “işe başlatılmaması hâlinde” ödenecektir. Bu nedenle takip dosyasına işe başlatılmadığını gösteren belgelerin eklenmesi, borçlunun icra mahkemesine yapacağı şikâyette işini kolaylaştırmaz. Buna karşılık boşta geçen süre ücreti koşula bağlı değildir; işçi işe başlatılsa dahi doğar.

Kıdem ve ihbar tazminatı bu ilamda yer almadığı için aynı yoldan istenemez. Bu kalemler için ya yeni bir arabuluculuk sonrası alacak davası açılır ya da ilamsız takip başlatılır. İlamsız takip yolunun kendine özgü bir tuzağı vardır ve aşağıda ele alıyoruz.

İşe Başlatmama Tazminatı İtirazın İptali Davası Nasıl Açılır?

İlamsız takip başlatan işçi, borçlunun süresinde itiraz etmesiyle karşılaşırsa takip durur ve itirazın iptali davası gündeme gelir. Burada çoğu kişinin gözden kaçırdığı bir kural vardır: itirazın iptali davası da zorunlu arabuluculuğa tabidir.

7036 m.3’ün birinci fıkrasına 28.03.2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun’la eklenen cümle şöyledir: bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında birinci cümle hükmü uygulanır. Yani işçi alacağı için açılan itirazın iptali davasında da arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.

Bu, işe başlatılmayan işçi bakımından çifte bir dikkat gerektirir. Kıdem ve ihbar tazminatı için önce arabuluculuğa gitmeden takip başlatan, itirazla karşılaşınca itirazın iptali davası açmak için yine arabuluculuğa gitmek zorundadır. Sıra baştan doğru kurulduğunda bu ikinci tur gereksiz hâle gelir.

İşe Başlatmama Tazminatı Ödeme Süresi ve Zamanaşımı

Kanun işverene tazminatı ödemesi için ayrı bir süre tanımaz. Yükümlülük, bir aylık işe başlatma süresinin sonuçsuz dolmasıyla doğar ve o anda ödenmesi gerekir. Ödeme yapılmazsa alacak faiziyle birlikte istenir.

Tazminatın hizmet süresiyle ilişkisi ise yalnızca miktarın belirlenmesindedir. Kıdem tazminatında olduğu gibi her yıl için ayrı bir tutar hesaplanmaz; kıdem, yalnızca dört ile sekiz ay arasındaki ay sayısının seçilmesinde ölçüt olarak kullanılır. Bu nedenle bir yıl ile dört yıl kıdemi olan iki işçi, aynı ücretle çalışıyorsa aynı tazminatı alır.

Ödemenin yapılmaması, işverenin ilk fesihteki geçerli sebep savunmasını yeniden gündeme getirmez. İşe iade kararı kesinleşmiş olduğu için feshin geçersizliği artık tartışılamaz; yeni fesihte tartışma konusu yalnızca işe başlatma davetinin samimi olup olmadığıdır.

İşe Başlatmama Tazminatı Ne Zaman Muaccel Olur?

Muacceliyet anı, işverenin işe başlatmayacağını açıkladığı gün ya da bir aylık sürenin dolduğu gündür. İki ihtimalden hangisi önce gerçekleşirse tazminat o tarihte istenebilir hâle gelir. İşveren süre dolmadan açıkça reddetmişse bir ayın dolmasını beklemek gerekmez.

Bu tarih hem faizin başlangıcını hem de zamanaşımının işlemeye başladığı anı belirler. Aynı zamanda arabuluculuk başvurusunun yapılabileceği en erken tarihtir. Üç sonucun tek bir güne bağlanması, işe başlatmama tarihinin belgelendirilmesini dosyanın en kritik işlemi hâline getirir.

İşverenin sessiz kalması hâlinde bir aylık sürenin başlangıcı, işçinin başvurusunun işverene ulaştığı tarihtir. Bu yüzden noter ihtarnamesinin tebliğ şerhi dosyada belirleyici belgedir. Tebligatın usulsüz olduğu iddiası, uygulamada işverenlerin sık başvurduğu savunmalardandır.

İşe Başlatmama Tazminatı Zamanaşımı Süresi Kaç Yıldır?

İşe başlatmama tazminatı, 4857 sayılı Kanun’un Ek 3. maddesinde beş yıllık zamanaşımına bağlanan kalemler arasında sayılmamıştır; bu madde kıdem tazminatı, bildirim şartına uyulmaksızın fesihten kaynaklanan tazminat, kötüniyet tazminatı, eşit davranma ilkesine aykırılık tazminatı ve yıllık izin ücretini kapsar. İş güvencesi tazminatı için Türk Borçlar Kanunu’nun genel zamanaşımı hükümleri uygulanır.

Pratikte bu ayrımın etkisi sınırlıdır, çünkü tazminatın miktarı işe iade ilamında yazılıdır ve ilamlar için ayrı bir zamanaşımı rejimi işler. İşçinin gerçek riski, kıdem ve ihbar tazminatı bakımından beş yıllık sürenin kaçırılmasıdır. Bu süre işe başlatılmama tarihinde işlemeye başlar, ilk fesih tarihinde değil.

Süreyi koruyan mekanizma arabuluculuktur. 7036 m.3’ün on yedinci fıkrasına göre arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Buna karşılık usulden reddedilen bir davanın zamanaşımını kesip kesmediği tartışmalıdır; bu yüzden süreyi dava açmaya değil, arabuluculuk başvurusuna güvenerek yönetmek gerekir.

Feshe bağlı olmayan alacaklarda ise saat ilk fesihte işlemeye başlar. Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti gibi kalemler işe başlatmama ile yenilenmez; bunlar için beş yıllık süre çalışmanın fiilen sona erdiği ilk fesih tarihinden itibaren hesaplanır. Fazla çalışma alacağının hesabını fazla mesai hesaplama aracımızdan görebilirsiniz.

İşe Başlatmama Tazminatına Hangi Faiz Uygulanır?

İşe başlatmama tazminatına yasal faiz uygulanır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 10.12.2025 tarihli ve 2025/8316 E., 2025/9741 K. sayılı kararında bunu tek cümleyle kurar: iş güvencesi tazminatı niteliği itibarıyla tazminat olduğundan uygulanması gereken faiz, yasal faizdir. Daire, bölge adliye mahkemesi kararındaki “en yüksek banka mevduat faiziyle” ibaresini çıkartıp yerine “yasal faiziyle” yazdırarak kararı düzelterek onamıştır.

Boşta geçen süre ücretinde durum farklıdır. Bu kalem tazminat değil ücrettir; 4857 m.34’ün son cümlesi gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanacağını söyler. Aynı dosyada iki kaleme iki farklı faiz işletilmesi bu yüzden hatalı değil, zorunludur.

Kıdem tazminatında ise ölçüt yine farklıdır: kıdem tazminatına fesih tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz yürütülür. İhbar tazminatı ve yıllık izin ücreti tazminat niteliğinde kabul edildiğinden bunlara yasal faiz uygulanır. Faiz türünün yanlış talep edilmesi alacağı düşürmez ama hükmün düzeltilmesine ve gereksiz bir kanun yolu turuna yol açar.

Alacak kalemiFaiz türüFaiz başlangıcı
İşe başlatmama tazminatıYasal faizİşe başlatılmama tarihi
Boşta geçen süre ücretiMevduata uygulanan en yüksek faizİşe başlatılmama tarihi
Kıdem tazminatıMevduata uygulanan en yüksek faizFesih (işe başlatılmama) tarihi
İhbar tazminatıYasal faizTemerrüt / dava veya ihtar tarihi
Yıllık izin ücretiYasal faizTemerrüt / dava veya ihtar tarihi

İşe Başlatmama Tazminatı Faiz Başlangıcı Hangi Tarihtir?

Faiz, alacağın muaccel olduğu tarihten yani işe başlatılmama tarihinden itibaren işler. İşe iade davasının açıldığı tarih ya da kararın kesinleştiği tarih faiz başlangıcı değildir; o tarihler yalnızca miktarın hesabında rol oynar.

Bu ayrım, tazminatın dava tarihindeki ücretten hesaplanmasının yarattığı değer kaybını kısmen telafi eder. İşe iade davası uzun sürmüşse tazminat eski bir ücretten hesaplanır, ancak faiz de o eski tarihten değil, yeni fesih tarihinden başlar. İşçinin eline geçen tutarı belirleyen şey bu iki tarihin arasındaki mesafedir.

Talep edilmeyen faize hükmedilemeyeceği için dilekçede faiz türünün ve başlangıç tarihinin kalem kalem yazılması gerekir. Yasal faiz oranlarını yasal faiz hesaplama aracımızdan takip edebilirsiniz.

İşe Başlatmama Tazminatı Dava Dilekçesi ve Kısmi Dava

İşe başlatmama tazminatı için ayrı bir dava dilekçesi yazılması gereken hâl, ilamın icra edilemediği ya da işe iade davasında tazminatın parasal olarak belirlenmediği durumlarla sınırlıdır. Asıl dilekçe konusu, işe başlatmama ile doğan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücretidir.

Dilekçede fesih tarihinin işe başlatılmama tarihi olarak gösterilmesi ve bu tarihin hangi belgeyle sabitlendiğinin yazılması gerekir. Arabuluculuk son tutanağının aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneği dilekçeye eklenmek zorundadır; bu zorunluluğa uyulmazsa mahkeme bir haftalık kesin süre verir, süre içinde tutanak sunulmazsa dava dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilmeksizin usulden reddedilir.

Talep sonucunda kalemler ayrı ayrı gösterilmeli, her biri için faiz türü ve başlangıç tarihi belirtilmelidir. İşe iade ilamına konu kalemlerin bu davada yeniden istenmesi, aynı alacağın iki kez talep edilmesi anlamına gelir ve derdestlik ya da kesin hüküm itirazıyla karşılaşır.

İşe Başlatmama Tazminatı Kısmi Dava Olarak Açılabilir mi?

Açılabilir; işçilik alacaklarında kısmi dava ve belirsiz alacak davası uygulamada yaygındır. Ancak kısmi davanın kendine özgü bir riski vardır: ıslahla artırılan kısım bakımından zamanaşımı def’i ayrıca değerlendirilir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 11.03.2026 tarihli ve 2026/1215 E., 2026/2261 K. sayılı kararına konu dosyada bu risk somutlaşmıştır. Dava tarihi itibarıyla zamanaşımı dolmamışken, ıslah tarihi itibarıyla süre geçmiş; daire, ıslaha karşı ileri sürülen zamanaşımı def’ine değer verilerek ıslaha tabi alacak miktarlarının reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.

Bu nedenle kısmi dava tercih edilecekse, ıslahın zamanaşımı dolmadan yapılması planlanmalıdır. Alternatif, alacak miktarının belirlenebildiği hâllerde davayı baştan tam açmaktır; harç yükü artar ama zamanaşımı riski ortadan kalkar.

İşe Başlatmama Tazminatı Bordroda Nasıl Gösterilir?

İşe başlatmama tazminatı bordroda vergiden istisna bir tazminat kalemi olarak gösterilir. Gelir Vergisi Kanunu m.25’in birinci bendi, 4857 sayılı İş Kanunu’na göre ödenen işe başlatmama tazminatını açıkça gelir vergisinden müstesna tutmuştur. Bu hüküm 18.01.2019 tarihli ve 7162 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle bende eklenmiştir.

Boşta geçen süre ücreti ise ücret niteliğinde olduğu için tamamen farklı işlem görür: gelir vergisine ve damga vergisine tabidir, sigorta primine esas kazanca dâhil edilir ve ilgili aylara mal edilerek bildirilir. Bu yüzden aynı ödemenin iki kalemi bordroda ayrı satırlarda yer alır.

İstisnanın kapsamı konusunda sık yapılan hata, işe başlatmama tazminatını Gelir Vergisi Kanunu m.25’in yedinci bendindeki “iş güvencesi tazminatları” ifadesiyle karıştırmaktır. O bent, hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra ikale veya karşılıklı sonlandırma sözleşmesi kapsamında yapılan ödemeleri düzenler ve istisnayı kıdem tazminatı istisna tutarıyla sınırlar. Mahkeme kararına dayanan işe başlatmama tazminatında böyle bir tavan yoktur.

Kıdem tazminatının vergi rejimi de ayrıdır: 1475 sayılı Kanun’a göre ödenen kıdem tazminatının tamamı istisnadır, ancak kıdem tazminatı tavanını aşan kısım ücret sayılarak vergilendirilir. Üç kalemin üç ayrı rejime tabi olması, toplu ödemelerde net tutarın yanlış hesaplanmasının başlıca sebebidir.

Alt İşveren İşçisinde Arabuluculuk ve Anayasa Mahkemesi İptali

Asıl işveren-alt işveren ilişkisinde çalışan işçiler bakımından 7036 sayılı Kanun m.3’ün on beşinci fıkrası özel bir kural içeriyordu: işe iade talebiyle arabulucuya başvurulduğunda anlaşmanın gerçekleşebilmesi için işverenlerin görüşmelere birlikte katılmaları ve iradelerinin birbirine uygun olması aranıyordu.

Anayasa Mahkemesi 3.6.2025 tarihli ve E.2024/157, K.2025/121 sayılı kararıyla bu fıkrayı iptal etmiştir. Karar, Resmî Gazete’nin 17.10.2025 tarihli ve 33050 sayılı nüshasında yayımlanmıştır. Mahkeme, kuralın işçilere aşırı bir külfet yüklediği ve mahkemeye erişim hakkını etkisiz kıldığı sonucuna varmıştır.

İptalin pratik sonucu şudur: alt işveren işçisi, iki işverenden birinin görüşmeye katılmaması ya da anlaşmaya yanaşmaması yüzünden arabuluculuk aşamasında kilitlenmez. Bu, taşeron işçilerinin işe iade süreçlerinde yıllardır yaşadığı bir tıkanmayı ortadan kaldırmıştır.

Alt işveren dosyalarının bir başka özelliği, muvazaa iddiasıdır. Hizmet alım sözleşmesinin muvazaalı olduğu tespit edilirse işçi baştan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır ve alacakları asıl işverenin toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre hesaplanır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2025/8316 E., 2025/9741 K. sayılı kararına konu dosya bu yapının tipik örneğidir.

İşveren Açısından İşe Başlatmama Kararının Maliyeti

İşveren cephesinden bakıldığında işe başlatmama, tek kalemlik bir tazminat ödemesi değildir. Aynı anda dört kalem birden gündeme gelir: işe başlatmama tazminatı, en çok dört aylık boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar, yeni fesihten doğan kıdem ve ihbar tazminatı ile kullandırılmamış yıllık izin ücreti.

Maliyeti artıran ikinci unsur, kıdem ve ihbar tazminatının işe başlatılmama tarihindeki ücret üzerinden hesaplanmasıdır. Dava süresince ücretler yükseldiyse fark işveren aleyhinedir. Buna boşta geçen dört aylık sürenin kıdem süresine eklenmesi de dâhil olur.

Arabuluculuk aşamasındaki tavır da doğrudan maliyet doğurur. 7036 m.3’ün on ikinci fıkrasına göre geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmayan taraf, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur; ayrıca 07.11.2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanun’la değiştirilen ikinci cümle uyarınca katılan taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir.

Arabuluculukta anlaşma yolunu seçen işverenin dikkat etmesi gereken bir zorunluluk daha vardır. 4857 m.21 uyarınca işe başlatma konusunda anlaşılması hâlinde işe başlatma tarihi, boşta geçen süre ücret ve haklarının parasal miktarı ile işe başlatılmama durumunda ödenecek tazminatın parasal miktarı belirlenmek zorundadır; aksi takdirde anlaşma sağlanamamış sayılır ve son tutanak buna göre düzenlenir.

İşe Başlatmama Tazminatı Yargıtay Uygulaması

Son iki yılda bu alanı biçimlendiren kararların ortak özelliği, tek tek dosyaları çözmek yerine bölge adliye mahkemeleri arasındaki görüş farklarını gidermeleridir. 5235 sayılı Kanun’un 35. maddesine dayanan bu kararlar kesindir ve hukuk dairelerine bildirilir; bu nedenle etkileri tek bir dosyayla sınırlı kalmaz.

Bu kararların ilki arabuluculuk şartını, ikincisi tazminatın miktarını belirleyen kıdem hesabını konu alır. Üçüncü grup ise bu iki kuralın somut dosyalara nasıl uygulandığını gösteren temyiz kararlarıdır. Aşağıdaki tablo, metin boyunca dayanılan kararları bir arada verir.

KararTarihKonu
9. HD 2024/5116 E., 2024/7086 K.18.04.2024Feshe bağlı alacaklar için yeniden arabuluculuk zorunluluğu (uyuşmazlığın giderilmesi)
9. HD 2026/1 E., 2026/823 K.04.02.2026Tazminatın ay sayısında aynı işverendeki tüm sürelerin dikkate alınması
9. HD 2026/368 E., 2026/2807 K.30.03.2026İşe iade davası sürerken yapılan arabuluculuğun yetersizliği
9. HD 2025/4244 E., 2025/5125 K.17.06.2025Erken arabuluculuk gerekçesiyle usulden reddin onanması
9. HD 2025/8316 E., 2025/9741 K.10.12.2025İş güvencesi tazminatına yasal faiz uygulanması
22. HD 2017/3352 E., 2018/2811 K.12.02.2018Fesih tarihi ve işe başlatılmadığı tarihteki ücretin tespiti

Kararların tam metinlerine Yargıtay Karar Arama sistemi üzerinden esas ve karar numaralarıyla ulaşılabilir.

İşe Başlatılmayan İşçi İçin Doğru Sıra

Sürecin tamamı, sırası bozulduğunda çalışmayan bir zincir gibidir. Her adımın kendi süresi ve kendi belgesi vardır; bir adımın atlanması sonraki adımı geçersiz kılar.

  • İşe iade kararı kesinleşir; karar tebliğ edilir.
  • İşçi tebliğden itibaren on iş günü içinde, tercihen noter ihtarnamesiyle işverene başvurur.
  • İşveren bir ay içinde işe başlatmaz ya da başlatmayacağını açıklar; fesih bu tarihte gerçekleşir.
  • İşe iade ilamındaki işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti için icra takibi başlatılır.
  • Kıdem, ihbar ve yıllık izin alacağı için bu tarihten sonra arabuluculuk bürosuna başvurulur.
  • Anlaşma sağlanamazsa son tutanak alınır ve alacak davası açılır; tutanağın aslı dilekçeye eklenir.

Bu sırada en sık atlanan halka beşinci maddedir. İşe iade sürecinde arabuluculuğa gidilmiş olması, o aşamada kıdem ve ihbar tazminatının da masaya konulmuş olması sonucu değiştirmez. Kural, tutanağın içeriğine değil tarihine bakar.

İkinci sık hata, bir aylık işe başlatma süresi dolmadan dava açmaktır. Alacak henüz doğmadığı için bu dava da sonuçsuz kalır. Doğru pencere, bir aylık sürenin dolduğu gün ile beş yıllık zamanaşımının sonu arasındadır.

Üçüncüsü, işe iade ilamında yazılı kalemleri yeni davada yeniden istemektir. Bu kalemler için ilam zaten bir icra belgesidir; yeniden dava açmak hem gereksiz harç hem de itirazla karşılaşma anlamına gelir. Kötüniyetli fesih iddiası varsa kötü niyet tazminatı ayrı bir talep olarak değerlendirilir.

Süreci Avukatla Yürütmenin Farkı

İşe başlatılmama dosyalarında kaybedilen hakların büyük kısmı, alacağın varlığından değil takvimden kaynaklanır. On iş günü, bir ay, iki hafta ve beş yıl; dördü de farklı olaylardan başlar ve biri kaçtığında diğerleri anlamsızlaşır.

Dosyanın kurulması sırasında yapılan tercihler de sonucu belirler: başvurunun hangi belgeyle yapılacağı, arabuluculuk başvurusunun hangi kalemleri kapsayacağı, davanın kısmi mi tam mı açılacağı ve hangi kaleme hangi faizin talep edileceği. Bunlar sonradan düzeltilmesi güç seçimlerdir.

İşe iade kararı sonrasında işe başlatılmadıysanız ya da işveren olarak bu süreci yönetiyorsanız, dosyanızdaki tarihlerin ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Büromuzun çalışma alanları hakkında bilgi için Ankara işçi avukatı sayfamıza bakabilirsiniz.

İşe başlatmama tazminatına giden zincirin başlangıcı çoğu dosyada bir fesih sebebidir. Şirket aracında meydana gelen hasarın bu sebep olarak gösterildiği hâllerde, işverenin hem feshi hem de zarar talebini hangi hükümlere dayandırabileceği ayrı bir değerlendirme gerektirir; ayrıntısı şirket aracıyla kaza yazımızdadır.

Sıkça Sorulan Sorular

İşe iade davası sonrası işe başlatmama ne anlama gelir?

İşçinin süresinde yaptığı başvuruya rağmen işverenin bir ay içinde işe başlatmaması, hukuken yeni ve ayrı bir fesihtir. İlk fesih, işçinin başvurusuyla hükümsüz hâle geldiği için sözleşme hiç sona ermemiş sayılır; işe başlatmama ise sözleşmeyi bu kez işveren iradesiyle sona erdirir. Kıdem ve ihbar tazminatı da bu ikinci fesihten doğar.

İşe başlatmama tazminatı kaç aylık ücrettir?

Kanun en az dört, en çok sekiz aylık ücret der. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi uygulamasında altı ay ile beş yıl arası kıdemde dört, beş ile on beş yıl arası kıdemde beş, on beş yıldan fazla kıdemde altı aylık ücret esas alınır; fesih sebebinin ağırlığına göre sekiz aya kadar artırım yapılabilir. Sendikal fesihte üst sınır aşılabilir.

İşe başlatmama tazminatı hizmet süresine göre mi belirlenir?

Hizmet süresi, tazminatın kaç aylık ücret olacağını belirlemede ölçüttür; ancak kıdem tazminatındaki gibi her yıl için ayrı bir tutar hesaplanmaz. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 04.02.2026 tarihli kararına göre ay sayısı belirlenirken aynı işverenin işyerinde geçirilen tüm süreler dikkate alınır; araya emeklilik sebebiyle bir fesih girmiş olması bu süreleri bölmez.

İşe başlatmama tazminatı için ayrı dava açmak gerekir mi?

Gerekmez. Mahkeme, işe iade kararında bu tazminatı ve boşta geçen süre ücretini dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirlemek zorundadır. İşçi işe başlatılmadığında bu kalemler için yeni bir dava açmaz; ilamı icra takibine koyar. Ayrı dava gereken kalemler kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücretidir.

İkinci arabuluculuk başvurusu hangi kalemleri kapsamalıdır?

Başvuru, işe başlatmama suretiyle gerçekleşen fesihten doğan bütün kalemleri içermelidir: kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve kullandırılmamış yıllık izin ücreti. Feshe bağlı olmayan fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti gibi alacaklar da aynı başvuruya eklenebilir. Kapsam dışı bırakılan bir kalem için sonradan dava açılırsa o kalem yönünden dava şartı yine eksik sayılır.

İşe iade kararı kesinleşmeden arabuluculuğa başvurulabilir mi?

Feshe bağlı alacaklar için başvurulamaz. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 30.03.2026 tarihli ve 2026/368 E., 2026/2807 K. sayılı kararında, işe iade davası devam ederken yapılan arabuluculuk başvurusunun işe başlatmama suretiyle feshe bağlı alacakları kapsamayacağı belirtilmiştir. Geçerli başvuru, işe başlatılmama tarihinden sonra yapılan başvurudur.

Usulden reddedilen dava yeniden açılabilir mi?

Açılabilir. Dava şartı yokluğundan verilen usulden ret kararı işin esası hakkında kesin hüküm oluşturmaz. İşçi eksik olan arabuluculuk başvurusunu yapıp son tutanağı aldıktan sonra aynı alacaklar için yeniden dava açabilir. Kaybedilen şey hak değil; zaman, ödenen harç ve çoğu zaman karşı taraf vekâlet ücretidir.

Boşta geçen süre ücreti belirsiz alacak davasıyla istenebilir mi?

Bu kalem işe iade ilamında parasal olarak belirlendiği için miktarı belirsiz değildir; kural olarak ayrıca dava konusu yapılmasına da gerek kalmaz. İlamda parasal belirleme yapılmamış istisnai hâllerde alacak, hesaplanabilir nitelikte olduğu için belirsiz alacak davasına elverişli görülmeyebilir. Tereddüt hâlinde kısmi dava tercih edilmesi daha güvenlidir.

İşe başlatmama tazminatından gelir vergisi kesilir mi?

Kesilmez. Gelir Vergisi Kanunu m.25’in birinci bendi, 4857 sayılı İş Kanunu’na göre ödenen işe başlatmama tazminatını gelir vergisinden istisna tutar; bu hüküm 2019 yılında 7162 sayılı Kanun’la eklenmiştir. İstisna bir üst sınıra bağlı değildir. Buna karşılık boşta geçen süre ücreti ücret niteliğinde olduğu için vergiye ve sigorta primine tabidir.

İşveren işe davet ederse tazminat hakkı ortadan kalkar mı?

Davetin samimi olması şartıyla kalkar. Yapılacak işin, ücretin ve özlük haklarının açıkça bildirilmediği, işçiyi fiilen çalışamayacağı bir yere çağıran ya da eski işine denk olmayan bir pozisyon öneren davetler yargı kararlarında geçersiz sayılmaktadır. Samimi olmayan davete uymayan işçi tazminat hakkını korur.

On iş günlük başvuru süresi kaçırılırsa ne olur?

İşçi kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on iş günü içinde işverene başvurmazsa, kanun gereği işverence yapılmış olan ilk fesih geçerli bir fesih sayılır. Bu durumda işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti istenemez; işveren yalnızca ilk feshin hukuki sonuçlarından, yani şartları varsa kıdem ve ihbar tazminatından sorumlu olur.

Fazla mesai ve genel tatil alacakları için de yeniden arabuluculuk gerekir mi?

Bu alacaklar feshe bağlı olmadığı için farklı bir mantıkla değerlendirilir; zamanaşımı da işe başlatmama tarihinden değil, çalışmanın fiilen sona erdiği ilk fesih tarihinden itibaren işler. Dava açılabilmesi için arabuluculuk yine dava şartıdır. Uygulamadaki güvenli yol, bu kalemleri işe başlatmama sonrası yapılan arabuluculuk başvurusuna birlikte dâhil etmektir.

İşe başlatmama tazminatı boşta geçen süre ücreti hesaplama farkı nedir?

İkisi de dava tarihindeki ücretten hesaplanır, ancak ücretin kapsamı ve kalemin niteliği farklıdır. İşe başlatmama tazminatı çıplak brüt ücret üzerinden hesaplanır, gelir vergisinden istisnadır ve yasal faize tabidir. Boşta geçen süre ücreti ise yol, yemek ve ikramiye gibi diğer hakları da kapsar, vergi ile sigorta primine tabidir ve mevduata uygulanan en yüksek faiz işletilir.

Boşta geçen süre ücreti hesaplama Yargıtay kararı nasıl uygulanır?

Kalem işe iade ilamında parasal olarak belirlendiği için uygulama, kararda yazan tutarın icraya konulmasıyla başlar. Yargı kararlarının belirlediği noktalar sürenin dört ayla sınırlı olması, ücrete diğer hakların eklenmesi ve dört aylık sürenin kıdem süresine dâhil edilmesidir. Bu üçü hesabın çerçevesini oluşturur.

İşe başlatmama tazminatı net mi brüt mü ödenir?

Hesap brüt ücret üzerinden yapılır, ancak Gelir Vergisi Kanunu m.25/1 uyarınca bu tazminattan gelir vergisi kesilmediği için brüt ile net arasındaki fark vergi bakımından oluşmaz. Kararda hükmedilen tutarın brüt mü net mi olduğunun açıkça yazılması, icra aşamasında tereddüdü önler.

İşe başlatmama tarihi nasıl belgelenir?

İşçinin işe başlama başvurusunun noter ihtarnamesiyle yapılması ve tebliğ şerhinin saklanması, bir aylık sürenin başlangıcını sabitler. İşveren açıkça reddederse bu cevabın tarihi, sessiz kalırsa bir aylık sürenin dolduğu gün fesih tarihidir. Bu tarih faizin başlangıcını, zamanaşımını ve arabuluculuk başvurusunun geçerliliğini aynı anda belirlediği için dosyanın en kritik belgesidir.

Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir uyuşmazlıkta uygulanacak kurallar dosyadaki tarihlere ve belgelere göre değişebilir. Mevzuat ve yargı kararları güncellenebildiğinden, işlem yapmadan önce bir avukata danışmanız yerinde olur. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.