Nafaka Kesinleşmeden İcraya Konulabilir mi?
Nafaka kesinleşmeden icraya konulabilir mi, nafakanın hangi karara bağlı olarak doğduğuna göre değişir. Aile hukukuna ilişkin ilamlar kural olarak kesinleşmeden yerine getirilemez; ancak boşanma ilamı daha önce kesinleşmişse, sonradan hükmedilen iştirak ve yoksulluk nafakasının takibe konulabilmesi için kesinleşme aranmaz. Tedbir nafakasında ise kanun kesinleşme şartını hiç öngörmemiştir.
Bu üçlü ayrım, uygulamada en çok atlanan noktadır ve icra dosyasının akıbetini doğrudan belirler. Aşağıda kesinleşme rejimi, takibin nasıl başlatılacağı, faizin hangi andan itibaren işleyeceği, zamanaşımının hangi kısmı etkilediği ve ödenmeme hâlinde işleyen tazyik hapsi süreci ayrı ayrı ele alınıyor.
Kısaca
Nafakanın icrasında kesinleşme şartı, kalemin hangi ilamdan doğduğuna göre değişir.
- Genel kural: aile hukukuna ilişkin ilamlar kesinleşmedikçe infaz edilemez (HMK m.350/2, m.367/2).
- Eklenti: boşanma ilamının eklentisi olan yoksulluk nafakası da aynı kurala tabidir.
- İstisna: boşanma ilamı önceden kesinleşmişse iştirak ve yoksulluk nafakası için kesinleşme gerekmez (12. HD 2019/2740 E. 2019/6702 K.).
- Tedbir nafakası: infazı kesinleşmeye bağlı tutulmamıştır.
- Durdurma yok: nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez (HMK m.350/1, m.367/1; İİK m.36/4).
Nafaka Kesinleşmeden İcraya Konulabilir mi?
Nafaka kesinleşmeden icraya konulabilir mi konusunda tek bir cevap yoktur; kanun ve içtihat üç ayrı durumu birbirinden ayırır. Birincisi boşanma ilamının içinde hükmedilen nafaka, ikincisi boşanma kesinleştikten sonra ayrı davayla hükmedilen nafaka, üçüncüsü ise dava süresince ödenen tedbir nafakasıdır.
Bu ayrımın kaynağı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun iki maddesinde yer alan ikili yapıdır. Aynı maddenin birinci fıkrası nafakayı ayrık tutarken, ikinci fıkrası aile hukuku kararlarını kesinleşme şartına bağlar. Hangi fıkranın uygulanacağı, nafakanın hangi ilamdan doğduğuna göre belirlenir.
Pratik sonuç, alacaklının takibi ne zaman başlatabileceği ve borçlunun kanun yoluna başvurarak icrayı durdurup durduramayacağıdır. Aşağıdaki bölümlerde her üç durum ayrı ayrı açıklanıyor.
Aile Hukuku İlamlarında Kesinleşme Kuralı
Genel kural açıktır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.350/2 istinaf, m.367/2 ise temyiz bakımından aynı cümleyi taşır: “Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez.”
Bu kuralın gerekçesi, söz konusu kararların kişisel duruma kalıcı etki doğurmasıdır. Boşanmanın kendisi, velayet ve soybağı gibi hükümler kesinleşmeden uygulanırsa, kanun yolunda verilecek farklı bir karar geri alınamaz sonuçlar doğurabilir.
Nafaka ise sürekli ve bölünebilir bir edim olduğu için kanun koyucu onu bu katı rejimin dışına çıkarmıştır. Ancak bu ayrıklık mutlak değildir; nafakanın boşanma hükmüyle birlikte mi yoksa ondan sonra mı doğduğu belirleyicidir.
Boşanma İlamının Eklentisi Olan Nafaka
Boşanma kararının içinde hükmedilen yoksulluk nafakası, o ilamın eklentisi sayılır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2019/2740 E. 2019/6702 K. sayılı kararında bu husus açıkça ifade edilmiştir: boşanma ilamının eklentisi olan yoksulluk nafakası, tazminat, vekâlet ücreti ve yargılama gideri de kesinleşme kuralına tabidir.
Bunun anlamı şudur: boşanma hükmü henüz kesinleşmemişken, aynı hükümde yer alan yoksulluk nafakası için ilamlı icra takibi başlatılamaz. Aynı kural tazminat, vekâlet ücreti ve yargılama gideri kalemleri için de geçerlidir.
Eklenti kavramı burada teknik bir anlam taşır; kalemin boşanma hükmüyle aynı kararda yer alması ve varlığını o hükme borçlu olması esastır. Boşanma hükmü ortadan kalkarsa eklentiler de dayanaksız kalır. Boşanma sürecinin işleyişi için çekişmeli boşanma davası nasıl açılır yazısına bakılabilir.
Boşanma İlamı Önceden Kesinleşmişse Ne Olur?
Burada kural tersine döner ve konunun en çok gözden kaçan yönü ortaya çıkar. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi aynı kararında, Hukuk Genel Kurulu’nun 28.02.2001 tarih ve 2001/12-206 E. 2001/217 K. sayılı kararına atfen şunu belirtmiştir: boşanma ilamı daha önce kesinleşmişse, iştirak ve yoksulluk nafakası ile tazminat, vekâlet ücreti ve yargılama giderinin takibe konulabilmesi için nitelikleri gözetildiğinde kesinleşmeleri gerekli değildir.
Yani boşanma kesinleştikten sonra açılan bir nafaka davasında verilen karar, henüz kesinleşmemiş olsa bile ilamlı icra takibine konu edilebilir. Nafaka artırım kararları da bu gruba girer; artırım davası boşanma hükmü kesinleştikten sonra açılan bağımsız bir davadır.
Bu ayrım, “nafaka her hâlde kesinleşmeden icraya konulamaz” biçimindeki yaygın kanaati düzeltir. Belirleyici olan nafakanın türü değil, dayandığı boşanma hükmünün kesinleşmiş olup olmadığıdır.
| Nafaka nereden doğuyor | Kesinleşme gerekir mi? | Dayanak |
|---|---|---|
| Boşanma ilamının içinde (eklenti) | Evet, boşanma kesinleşmeden takip yapılamaz | HMK m.367/2 · 12. HD 2019/2740 |
| Boşanma kesinleştikten sonra ayrı dava | Hayır | HGK 2001/12-206 E. 2001/217 K. |
| Nafaka artırım kararı | Hayır (boşanma zaten kesinleşmiştir) | Aynı içtihat |
| Tedbir nafakası | Hayır, kanun kesinleşmeye bağlamamıştır | 12. HD 2019/2740 |
Tedbir Nafakasında Kesinleşme Aranmaz
Dava süresince ödenen tedbir nafakası bakımından tereddüt yoktur. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin anılan kararında, kanun maddesinde tedbir nafakasının infazının ilamın kesinleşmesine bağlı tutulmadığı ifade edilmiştir.
Bunun sebebi kalemin niteliğidir. Tedbir nafakası, yargılama sürerken doğan bir ihtiyacı karşılar; kesinleşme beklenseydi koruma amacı tümüyle işlevsiz kalırdı. Kararın ara karar niteliğinde olması da kesinleşmeden söz edilmesini güçleştirir.
Uygulamada tedbir nafakası kararı, verildiği andan itibaren ilamlı icra takibine konu edilebilir ve dava tarihinden itibaren biriken aylar birlikte istenebilir. Tedbir nafakasının hangi aşamada verildiği ve karar metnine nasıl yansıdığı için boşanma davasında tensip zaptı yazısına bakılabilir.
İştirak Nafakası Kesinleşmeden İcraya Konulabilir mi?
Çocuk için hükmedilen iştirak nafakasında da ölçü aynıdır: kalemin hangi ilamdan doğduğuna bakılır. Boşanma kararının içinde hükmedilmişse boşanmanın kesinleşmesi beklenir; boşanma kesinleştikten sonra ayrı bir davayla hükmedilmişse kesinleşme aranmaz.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2019/2740 E. 2019/6702 K. sayılı kararında iştirak nafakası da yoksulluk nafakasıyla birlikte sayılmış ve boşanma ilamının önceden kesinleşmiş olması hâlinde nitelikleri gözetildiğinde bu kalemlerin takibe konulabilmesi için kesinleşmelerinin gerekli olmadığı belirtilmiştir.
Uygulamada en sık karşılaşılan durum, iştirak nafakasının artırılmasına ilişkin karardır. Bu karar boşanma kesinleştikten sonra verildiği için kesinleşme beklenmeksizin takibe konulabilir. Çocuk nafakasının kapsamı ve sona ermesi için çocuğa verilen nafakanın kesilmesi yazısı incelenebilir.
İstinaf veya Temyiz İcrayı Durdurur mu?
Durdurmaz ve nafaka bakımından kanun bunu üç ayrı yerde tekrarlar. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.350/1 istinaf için, m.367/1 temyiz için aynı cümleyi taşır: “Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez.”
Üçüncü hüküm İcra ve İflas Kanunu m.36’dadır. Madde, kanun yoluna başvuran borçluya teminat göstererek icranın geri bırakılması için süre verilmesini düzenler; dördüncü fıkra ise bu imkânı nafaka bakımından kapatır: “Nafaka hükümlerinde böyle bir süre verilemez.”
Sonuç olarak nafaka borçlusu, kanun yoluna başvurmuş olsa da teminat göstererek takibi durduramaz. Ödeme yükümlülüğü, kanun yolu incelemesi sürerken de devam eder.
Nafaka İcrası Nasıl Açılır?
Nafaka bir mahkeme kararına dayandığı için takip, ilamlı icra yoluyla yürütülür. Alacaklı, kararın onaylı örneğiyle icra dairesine başvurur ve takip talebi düzenlenir.
Takip talebinde birikmiş aylar ile işleyecek aylar birlikte gösterilir. Birikmiş kısım, dava veya karar tarihinden takip tarihine kadar ödenmemiş taksitlerden oluşur; işleyecek kısım ise takip tarihinden sonra her ay doğacak nafakayı kapsar.
Takip talebi üzerine icra dairesi borçluya icra emri gönderir. Bu aşamadan sonra ödeme yapılmazsa haciz aşamasına geçilir. Sürecin genel işleyişi için icra hukuku alanındaki çalışmalarımız incelenebilir.
Nafaka İcra Takibi Kime Tebliğ Edilir?
İcra emri nafaka borçlusuna, yani ödemekle yükümlü olan tarafa tebliğ edilir. Borçlunun vekili varsa tebligat vekile yapılır.
Çocuk için hükmedilen iştirak nafakasında alacaklı çocuk olmakla birlikte, takip çocuğa velayeten dava açan ebeveyn tarafından yürütülür. Bu nedenle takip talebinde alacaklının kimliği doğru gösterilmelidir; velayeten takip yapılması gereken dosyada tarafın yanlış gösterilmesi itiraz konusu olabilir.
Tebligatın usulüne uygun yapılması, sonraki tüm aşamaların geçerliliğini etkiler. Usulsüz tebligat iddiası, şikâyet yoluyla icra mahkemesine taşınabilir.
Nafaka İcra Takibine İtiraz Edilebilir mi?
İlamlı takipte, ilamsız takipteki gibi takibi durduran bir itiraz yolu bulunmaz. Borçlunun elindeki araç, icra mahkemesine yapılacak şikâyettir.
Şikâyetin konusu genellikle hesap hatasıdır: birikmiş ay sayısının yanlış hesaplanması, ödenmiş taksitlerin mahsup edilmemesi, faizin hatalı işletilmesi ya da artırım kararının yanlış tarihten uygulanması gibi. Bu iddialar takip dosyası üzerinden incelenir.
Borcun tamamen ödendiği ileri sürülüyorsa, ödemenin belgeyle ispatlanması gerekir. Elden yapılan ve kaydı bulunmayan ödemelerin sonradan ispatı güçtür; bu nedenle nafaka ödemelerinin açıklama yazılarak banka üzerinden yapılması yerinde olur.
Nafaka Alacağında Faiz Ne Zaman İşlemeye Başlar?
Faiz, alacağın muaccel hâle gelmesiyle işlemeye başlar. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2019/2740 E. 2019/6702 K. sayılı kararında bu ilke açıkça ifade edilmiştir: nafaka alacağı muaccel hâle gelmedikçe faiz işlemez.
Uygulanış biçimi de aynı kararda gösterilmiştir. Faiz hesabı toplu bir tutar üzerinden değil, her ay için ve o ayın doğduğu tarih dikkate alınarak yapılır. Kararda ayrıca faiz hesabında yılın 365 gün kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Kararda faize ilişkin bir hüküm bulunmaması faiz istenemeyeceği anlamına gelmez. Hukuk Genel Kurulu’nun 05.04.2000 tarih ve 2000/12-739 E. 746 K. sayılı kararına göre, icrası kesinleşmesine bağlı olmayan ilamlarda karar tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun m.1 koşullarında değişen oranlarda yasal faiz istenebilir.
Kısmî Ödemeler Neden Anaparayı Azaltmaz?
Borçlular çoğu zaman yaptıkları kısmî ödemelerin doğrudan nafaka anaparasından düşüleceğini varsayar. Oysa Türk Borçlar Kanunu m.100, kısmî ödemelerin öncelikle faizden ve masraftan mahsup edileceğini düzenler.
Bu kural, uzun süredir ödenmeyen dosyalarda önemli fark yaratır. Yapılan ödemeler önce birikmiş faizi ve takip masraflarını karşılar; ancak bunlar tükendikten sonra anaparaya sıra gelir. Sonuç olarak düzenli kısmî ödeme yapılan bir dosyada borç beklenenden yavaş azalabilir.
Mahsubun ödeme tarihlerine göre sırayla yapılması gerekir. Bu nedenle icra dosyasındaki hesap tablosunun, ödeme tarihleri ve tutarları esas alınarak denetlenmesi yerinde olur.
Nafaka Alacağı Zamanaşımına Uğrar mı?
Nafaka hakkının kendisi zamanaşımına uğramaz; zamanaşımı yalnızca birikmiş taksitleri etkiler. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2019/9724 E. 2019/13231 K. sayılı kararı bu ayrımı net biçimde kurar.
Kararda, Türk Borçlar Kanunu m.156/2 uyarınca mahkeme kararına bağlanan borçlarda zamanaşımı süresinin on yıl olduğu hatırlatıldıktan sonra şu tespit yapılır: nafakaya ilişkin ilamlar, bir borcun veya hakkın varlığını belirten ilamlar gibi olmayıp nafaka alacağı zaman geçtikçe borçlunun zimmetinde tahakkuk ettiğinden, takip gününden geriye doğru on yıldan önce işlemiş olan nafaka alacağının zamanaşımına uğradığının kabulü gerekir.
Pratik sonuç şudur: yıllarca ödenmeyen bir nafaka için takip başlatıldığında, takip tarihinden geriye doğru on yıllık dönem istenebilir; daha eski taksitler bakımından zamanaşımı def’i ileri sürülebilir. Nafaka hakkı ise devam eder ve ileriye dönük aylar doğmaya devam eder.
Nafaka Ödenmezse Tazyik Hapsi Uygulanır mı?
Uygulanabilir. İcra ve İflas Kanunu m.344’e göre nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin uygulanmasına başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse borçlu tahliye edilir.
Tazyik hapsi bir ceza değil, zorlama tedbiridir. Amacı borcu ödetmektir; bu nedenle ödeme yapıldığında ortadan kalkar. İcra ve İflas Kanunu m.354 uyarınca müşteki feragat eder veya borcun itfa edildiği sabit olursa dava bütün neticeleriyle birlikte düşer.
Nafaka bu bakımdan ayrıcalıklı bir konumdadır. İcra ve İflas Kanunu m.354’e 2011 yılında eklenen fıkra, alacak miktarı aylık en yüksek brüt asgari ücret tutarının altında kalan takiplerde disiplin ve tazyik hapsinin uygulanmayacağını söyler; ancak aynı cümle “nafaka alacaklarına ilişkin takipler hariç” diyerek nafakayı bu sınırın dışında bırakır. Yani tutar ne kadar düşük olursa olsun nafakada tazyik hapsi gündeme gelebilir.
Şikâyet Süresi, Görevli ve Yetkili Mahkeme
Tazyik hapsi kararını icra mahkemesi verir. İcra ve İflas Kanunu m.346, bu Kanun hükümlerine göre disiplin veya tazyik hapsine icra mahkemesinin karar vereceğini ve bu işlerin diğer mahkemelerdeki ceza davalarıyla birleştirilemeyeceğini düzenler.
Süre bakımından m.347 uygulanır: şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer. Nafaka her ay yeniden doğduğu için bu süre ödenmeyen her ay bakımından ayrıca işler.
Yetkili mahkeme ise m.348’e göre icra takibinin yapıldığı yerdeki icra mahkemesidir. Ayrıca m.349’un altıncı fıkrası uyarınca şikâyetçi belirlenen gün ve saatte gelmez ve vekil de göndermezse şikâyet hakkı düşer; bu, duruşmanın takip edilmesini zorunlu kılan pratik bir kuraldır.
Hükümlerin tam metni için 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu metinlerine bakılabilir.
Tazyik Hapsi Ertelenebilir mi?
Ertelenebilir ve bunun kanuni dayanağı vardır. İcra ve İflas Kanunu m.344’ün ikinci fıkrasına göre borçlunun nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması hâlinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir.
Bu hüküm, ödeme gücünü gerçekten yitirmiş borçlu için doğru sırayı gösterir: ödemeyi tek taraflı kesmek yerine kaldırma veya azaltma davası açmak. Dava açılmış olması, tazyik hapsi riskinin yönetilmesini sağlar.
Kararın infazı bakımından da bir süre sınırı vardır. İcra ve İflas Kanunu m.354’e göre icra mahkemesinin verdiği tazyik veya disiplin hapsine ilişkin karar, kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilmez.
Maaş Haczinde Nafaka Sınırı
Nafaka alacağı için maaş haczi yapılabilir. İcra ve İflas Kanunu m.83, maaş ve ücretlerin borçlu ile ailesinin geçimi için icra memurunca gerekli görülen miktar düşüldükten sonra haczedilebileceğini düzenler.
Aynı maddenin ikinci fıkrası bir alt sınır koyar: haczolunacak miktar bunların dörtte birinden az olamaz. Birden fazla haciz varsa sıraya konur ve sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez.
Aynı madde, ilama dayanmayan nafakaları borçlu yönünden korunan gelirler arasında sayar. Yani nafaka hem tahsil edilen bir alacak hem de borçlunun elindeki korunan bir gelir olarak karşımıza çıkabilir; hangi rolde olduğu dosyaya göre değişir.
Nafaka İcra Dosyası Nasıl Kapatılır?
Dosya, borcun tamamının ödenmesi ya da alacaklının takipten feragat etmesiyle kapanır. Nafaka işleyen bir alacak olduğu için, yalnızca birikmiş kısmın ödenmesi dosyayı kendiliğinden sona erdirmez; işleyecek aylar bakımından takip devam edebilir.
Nafaka yükümlülüğü tamamen sona ermişse — örneğin alacaklı yeniden evlenmişse veya nafakanın kaldırılmasına karar verilmişse — bu durumun icra dosyasına bildirilmesi gerekir. Aksi hâlde dosya üzerinden kesinti ve haciz işlemleri sürebilir. Nafakanın hangi hâllerde kendiliğinden kalktığı, hangi hâllerde mahkeme kararı gerektirdiği boşanma sürecinin sonuçları bakımından ayrı bir değerlendirme gerektirir.
Alacaklının feragati hâlinde, tazyik hapsine ilişkin şikâyet de düşer. İcra ve İflas Kanunu m.354 uyarınca müştekinin feragati veya borcun itfası, davayı bütün neticeleriyle birlikte sona erdirir.
Nafaka İcrasında Yol Haritası
Nafaka kesinleşmeden icraya konulabilir mi değerlendirmesi, takip başlatılmadan önce yapılması gereken ilk incelemedir. Nafaka icrasında sonucu belirleyen şey, çoğu zaman takibin başlatılıp başlatılmadığı değil, doğru kalem üzerinden ve doğru tarihten başlatılıp başlatılmadığıdır. Kesinleşme rejiminin yanlış değerlendirilmesi takibin iptaline, faiz başlangıcının hatalı gösterilmesi ise alacağın eksik tahsiline yol açar.
Takip talebinin hazırlanması, birikmiş ay hesabının denetlenmesi ve tazyik hapsi şikâyetinin süresinde yapılması için Ankara boşanma avukatı sayfasındaki çalışma alanlarını inceleyebilirsiniz.
Takibe konu nafakanın türü belirleyici olduğundan boşanmada kadının nafaka hakkı ve çekişmeli boşanma davasında nafaka ne zaman başlar yazıları birlikte okunabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Nafaka kesinleşmeden icraya konulabilir mi?
Boşanma ilamının içinde hükmedilen nafaka için boşanmanın kesinleşmesi gerekir. Boşanma önceden kesinleşmişse sonradan hükmedilen nafaka için kesinleşme aranmaz; tedbir nafakasında ise hiç aranmaz.
Tedbir nafakası kesinleşmeden takibe konulabilir mi?
Konulabilir. Yargıtay 12. HD 2019/2740 E. 2019/6702 K. kararında, kanunda tedbir nafakasının infazının ilamın kesinleşmesine bağlı tutulmadığı belirtilmiştir.
Nafaka artırım kararı kesinleşmeden icraya konulabilir mi?
Artırım davası boşanma kesinleştikten sonra açıldığından kesinleşme aranmaz. Belirleyici olan, dayanak boşanma hükmünün kesinleşmiş olmasıdır.
Borçlu istinafa giderse nafaka takibi durur mu?
Durmaz. HMK m.350/1 ve m.367/1 nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemeyeceğini, İİK m.36/4 ise teminat karşılığı süre verilemeyeceğini düzenler.
Nafaka icrası nasıl açılır?
Karara dayandığı için ilamlı icra yoluyla açılır. Takip talebinde birikmiş aylar ile işleyecek aylar birlikte gösterilir; icra dairesi borçluya icra emri gönderir.
Nafaka icra takibine itiraz edilebilir mi?
İlamlı takipte takibi durduran bir itiraz yolu yoktur; borçlunun yolu icra mahkemesine şikâyettir. Şikâyet genellikle hesap hatasına veya ödemenin mahsup edilmemesine dayanır.
Nafaka alacağında faiz ne zaman başlar?
Alacak muaccel hâle gelmedikçe faiz işlemez. Faiz her ay için ayrı ve o ayın doğduğu tarih esas alınarak hesaplanır; yıl 365 gün kabul edilir.
Yaptığım ödemeler neden borcu azaltmıyor?
TBK m.100 uyarınca kısmî ödemeler öncelikle faizden ve masraftan mahsup edilir. Bunlar karşılanmadan anaparaya sıra gelmez.
Nafaka alacağı zamanaşımına uğrar mı?
Nafaka hakkı zamanaşımına uğramaz. Yargıtay 12. HD 2019/9724 E. 2019/13231 K. kararına göre takip gününden geriye doğru on yıldan önce işlemiş taksitler zamanaşımına uğrar.
Nafaka ödenmezse hapse girilir mi?
İİK m.344 uyarınca alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilebilir. Bu bir ceza değil zorlama tedbiridir; borç ödendiğinde borçlu tahliye edilir.
Nafaka icra ceza şikâyet süresi nedir?
İİK m.347 uyarınca şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer.
Nafaka icra ceza davasında yetkili mahkeme neresidir?
İİK m.348 uyarınca yetkili icra mahkemesi, icra takibinin yapıldığı yerdeki mahkemedir. Tazyik hapsine m.346 gereği icra mahkemesi karar verir.
Şikâyetçi duruşmaya gitmezse ne olur?
İİK m.349 uyarınca şikâyetçi belirlenen gün ve saatte gelmez ve vekil de göndermezse şikâyet hakkı düşer.
Az tutarlı nafaka borcunda tazyik hapsi uygulanır mı?
Uygulanabilir. İİK m.354’teki asgari ücret sınırı, “nafaka alacaklarına ilişkin takipler hariç” denilerek nafakayı kapsam dışında bırakmıştır.
Maaşımdan nafaka için ne kadar kesilir?
İİK m.83 uyarınca borçlu ve ailesinin geçimi için gerekli miktar düşüldükten sonra haczedilecek kısım dörtte birden az olamaz. Birden fazla haciz varsa sıraya konur.
Tazyik hapsi kararı ne kadar süreyle infaz edilebilir?
İİK m.354 uyarınca tazyik veya disiplin hapsine ilişkin karar, kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilmez.
Bu içerik genel nitelikte bilgilendirme sunar; icra dosyanızdaki kesinleşme durumu, faiz başlangıcı ve hesap kalemleri dosyaya özgüdür ve burada anlatılanlar hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ile yargı uygulaması değişebileceğinden takip başlatmadan veya şikâyet yoluna gitmeden önce avukata danışılması gerekir. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.