Menfi Tespit Davası: Arabuluculuk Şartı, Görevli Mahkeme ve Teminat Oranı
Menfi tespit davası, hakkında icra takibi başlatılan ya da kendisinden bir borç istenen kişinin, o borcu hiç doğmadığı veya sona erdiği için ödemekle yükümlü olmadığını mahkeme kararıyla saptatmak amacıyla açtığı davadır. Dayanağı İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesidir. Adı “olumsuz tespit” anlamına gelir: dava sonunda mahkeme size bir şey vermez, bir borcun var olmadığını tespit eder.
Kısa cevap
Menfi tespit davası İİK m.72’ye dayanır ve borçlu olmadığınızın tespiti için açılır. 1 Eylül 2023’ten bu yana bu dava, altındaki ilişki ticari, işçi-işveren, tüketici veya kira ilişkisi ise dava açılmadan önce arabulucuya başvurmayı gerektirir; başvurulmazsa dava esasa hiç girilmeden usulden reddedilir. Görevli mahkeme sabit değildir, alacağın kaynağına göre asliye hukuk, asliye ticaret, iş, tüketici veya sulh hukuk mahkemesi olabilir. Takipten önce açılan davada alacağın en az yüzde 15’i oranında teminat karşılığında takip durdurulabilir; takipten sonra açılan davada takibin durdurulması istenemez, yalnızca icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi talep edilebilir. Davayı kaybeden borçlu, tedbir aldırmışsa alacaklının zararını en az yüzde 20 oranında öder. Dava kazanılınca takip derhal durur, ancak hacizlerin kalkması ve ödenen paranın iadesi için kararın kesinleşmesi gerekir.
Uygulamada bu dava iki bakımdan yanlış tanınıyor. Birincisi, “normal bir hukuk davası gibi açılır, genel hükümlere tabidir” cümlesi 2023’ten beri eksik kalıyor; menfi tespit davalarının büyük bölümü artık zorunlu arabuluculuk kapsamında. İkincisi, davanın yalnız kazanma ihtimali konuşuluyor; oysa kanun, tedbir aldırıp davayı kaybeden borçluya alacaklının zararını ödetiyor ve bu zararın alt sınırını yüzde 20 olarak çiziyor. Bu yazı, İİK m.72’nin sekiz fıkrasını sırasıyla ele alıp bu iki noktayı da kapsıyor.
Menfi Tespit Davası Nedir?
Menfi tespit davası, bir borç ilişkisinin bulunmadığının tespiti istemiyle açılan bir tespit davasıdır. Alacaklı olduğunu iddia eden kişi karşısında, kendisine borçlu sıfatı yakıştırılan kişi davacı konumundadır. Klasik davalarda davacı bir şey ister; burada davacı, kendisinden istenen şeyi vermek zorunda olmadığını tespit ettirir. Bu nedenle mahkeme kararı bir eda hükmü değil, bir tespit hükmüdür.
Kanun metni sade: “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.” Cümledeki “takipten önce veya takip sırasında” ibaresi, davanın iki ayrı zaman diliminde açılabileceğini ve sonuçlarının bu iki hâlde farklı olduğunu gösterir. Yazının ilerleyen bölümlerinde bu ayrımın parasal karşılığını ayrı ayrı göreceksiniz.
Davanın konusu olabilecek tipik iddialar şunlardır: borç hiç doğmamıştır, senet sahtedir ya da bedelsizdir, borç ödenmiştir ancak alacaklı takibe devam etmektedir, borç zamanaşımına uğramıştır, alacak devredilmiş ve takip eden kişi alacaklı sıfatını taşımamaktadır, ya da takip başkasının borcu için yanlış kişiye yöneltilmiştir.
Menfi Tespit Davası Ne Zaman Açılır?
Menfi tespit davası açmak için icra takibinin başlamasını beklemek gerekmez. Kendisinden haksız yere bir borç istenen kişi, henüz takip yokken de bu davayı açabilir. Kanun bu imkânı açıkça tanır ve takipten önce açılan davaya, takipten sonra açılana göre daha güçlü bir koruma bağlar.
Takip başlamışsa dava, takip devam ederken de açılabilir. Burada dikkat edilecek nokta, menfi tespit davasının ödeme emrine itiraz yerine geçmediğidir. İlamsız takipte ödeme emrine yedi gün içinde itiraz edilirse takip kendiliğinden durur; bu, hiçbir masraf gerektirmeyen ve çok daha hızlı sonuç veren bir yoldur. Menfi tespit davası, itiraz süresinin kaçırıldığı, itirazın itirazın iptali davasıyla veya itirazın kaldırılması yoluyla bertaraf edildiği ya da kambiyo senetlerine özgü takipte imzaya itirazın reddedildiği hâllerde devreye girer.
Borç ödendikten sonra ise artık menfi tespit değil istirdat davası söz konusu olur. Bu ayrım ve aradaki bir yıllık süre, yazının ilerleyen bölümünde ayrıca ele alınıyor.
Davanın açılabilmesi için hukuki yararın bulunması gerekir. Ortada ne bir takip ne de ciddi bir borç iddiası varken açılan dava, hukuki yarar yokluğundan reddedilebilir. Buna karşılık alacaklının ihtarname göndermesi, senedi bankaya ibraz etmesi ya da alacağını üçüncü kişilere duyurması, hukuki yararın varlığı bakımından yeterli sayılan durumlardır.
Menfi Tespit Davası Zorunlu Arabuluculuğa Tabi mi?
Bu sorunun cevabı 1 Eylül 2023’te değişti ve menfi tespit davası hakkındaki pek çok kaynak hâlâ eski cevabı veriyor.
28 Mart 2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarını açıkça dava şartı arabuluculuk kapsamına aldı. Değişiklik iki ayrı kanunda yapıldı. Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi, ticari davalardan “konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında” arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı hâline getirdi. İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesine eklenen cümleyle de işçi veya işveren alacağına ilişkin menfi tespit davaları aynı kapsama alındı. Her iki hükmün yürürlük tarihi 1 Eylül 2023’tür.
Sonucun ağırlığı burada. Arabuluculuk dava şartı, hâkimin kendiliğinden gözettiği bir usul şartıdır. Arabulucuya başvurmadan dava açıldığı anlaşılırsa, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesi uyarınca “herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine” karar verilir. Dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe bile çıkarılmaz. Yani borcunuz olmadığı doğru olsa dahi mahkeme bu iddiayı hiç incelemez.
Yargıtay bu sonucu uygulamada da onaylıyor. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2025/3864 E., 2026/963 K. sayılı ve 12.02.2026 tarihli kararına konu olayda, çekteki keşide tarihinin değiştirildiğini ileri süren davacının menfi tespit davası, arabuluculuğa başvurulmadığı gerekçesiyle usulden reddedilmiş; bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay bu kararı yerinde bulmuştur. Aynı şekilde Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2025/2966 E., 2026/119 K. sayılı ve 14.01.2026 tarihli kararında, iki tarafı da tacir olan bir kira ilişkisinden doğan menfi tespit davası, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemesi nedeniyle usulden reddedilmiş ve bu karar onanmıştır.
Geçmişe etki bakımından sınır nettir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2025/7025 E., 2025/8092 K. sayılı ve 20.10.2025 tarihli kararında, 24.06.2021 tarihinde açılan bir menfi tespit davasının arabuluculuk dava şartına tabi tutulması hatalı bulunmuş ve karar bozulmuştur. Gerekçe, 7445 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesidir: yeni hüküm yalnızca 1 Eylül 2023 tarihinde ve sonrasında açılan davalara uygulanır.
Menfi Tespit Arabuluculuk Dava Şartı Mı: Hangi Uyuşmazlıkta Zorunlu?
Menfi tespit davasının kendisi tek başına arabuluculuğa tabi değildir; belirleyici olan, tespiti istenen borcun kaynağıdır. Aşağıdaki tablo, hangi ilişkide arabuluculuğun dava şartı olduğunu ve dayanağını gösteriyor.
| Borcun kaynağı | Dayanak | Arabuluculuk dava şartı mı? | Arabulucunun süresi |
|---|---|---|---|
| Ticari iş (çek, senet, ticari satım, ticari kira) | TTK m.5/A | Evet, 1.9.2023’ten itibaren | 6 hafta + en çok 2 hafta |
| İşçi-işveren alacağı | 7036 s.K. m.3 | Evet, 1.9.2023’ten itibaren | 3 hafta + en çok 1 hafta |
| Tüketici işlemi (tüketici kredisi, kart borcu) | 6502 s.K. m.73/A | Evet, tüketici hakem heyetinin görev alanı hariç | 3 hafta + en çok 1 hafta |
| Kira ilişkisi (taraflar tacir olmasa bile) | 6325 s.K. m.18/B-a | Evet, ilamsız tahliye hükümleri hariç | 3 hafta + en çok 1 hafta |
| Kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıkları | 6325 s.K. m.18/B-c, ç | Evet | 3 hafta + en çok 1 hafta |
| Adi borç ilişkisi (iki tacir olmayan kişi arasındaki ödünç) | Özel hüküm yok | Hayır | Uygulanmaz |
Tablodaki son satır önemlidir: tacir olmayan iki kişi arasındaki adi bir borç ilişkisinden doğan menfi tespit davası, hâlâ doğrudan mahkemede açılır. “Menfi tespit davasında arabuluculuk zorunludur” biçimindeki genel cümle de, “menfi tespit arabuluculuğa tabi değildir” biçimindeki eski cümle de aynı ölçüde yanlıştır.
Ticari uyuşmazlıklarda arabulucunun süresinin altı hafta, diğerlerinde üç hafta olması gözden kaçan bir ayrıntıdır. Ticari bir menfi tespit dosyasında arabuluculuk süreci, uzatmayla birlikte iki aya yaklaşabilir; takip bu süre boyunca işlemeye devam eder.
Menfi Tespit Arabuluculuktan Sonra Dava Açma Süresi Var mı?
Menfi tespit davası için, arabuluculuk son tutanağının düzenlenmesinden itibaren işleyen özel bir dava açma süresi öngörülmemiştir. İşe iade davasındaki iki haftalık süre, bu davaya uygulanmaz. Ancak son tutanağın aslını ya da arabulucu tarafından onaylanmış örneğini dava dilekçesine eklemek zorunludur. Eklenmezse mahkeme bir haftalık kesin süre verir; bu süre içinde de sunulmazsa dava usulden reddedilir.
Süre baskısı başka yerden gelir. Borç ödenmişse artık istirdat davasının bir yıllık süresi işler; ayrıca takip devam ettiği için haciz ve satış işlemleri sürer. Arabuluculuk süreci takibi kendiliğinden durdurmaz.
Buna karşılık arabuluculuk sürecinde ihtiyati tedbir istenmesinin önünde engel yoktur; dava şartı arabuluculuk kapsamındaki uyuşmazlıklarda mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilebilir.
Bir başka nokta çoğu kişinin masrafını artırıyor: arabuluculuk ilk toplantısına geçerli bir mazeret göstermeden katılmayan taraf, davayı kazansa bile yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur ve karşı taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. “Nasılsa anlaşmayacağız” diyerek toplantıya gitmemek, haklı çıkan borçluya bile fatura çıkarır. Bu yaptırımın tek istisnası tüketicidir: Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.73/A’nın ikinci fıkrası, bu hükmün tüketici aleyhine uygulanmayacağını açıkça belirtir.
Menfi Tespit Davası Kime Karşı Açılır?
Menfi tespit davası, kendisini alacaklı olarak gösteren kişiye karşı açılır. İcra takibi başlamışsa davalı, takip talebinde alacaklı olarak yazılan kişidir; takip henüz yoksa davalı, borcu talep eden kişidir. İcra dairesi ya da icra müdürlüğü davalı olarak gösterilmez, bunlar davanın tarafı değildir.
Alacak devredilmişse dava, alacağı devralan yeni alacaklıya yöneltilir. Devirden habersiz olarak eski alacaklıya karşı açılan dava, husumet yokluğundan reddedilebilir; bu nedenle takip dosyasında alacaklı sıfatının kimde olduğu dava açılmadan önce kontrol edilmelidir.
Kambiyo senedine dayalı takipte davalı, takibi yapan son hamildir. Senedin arka arkaya ciro edildiği hâllerde önceki cirantalara karşı ayrıca dava açmak gerekmez; menfi tespit hükmü, davanın tarafları arasında sonuç doğurur.
İİK m.89/3 kapsamındaki üçüncü kişi davasında ise durum farklıdır: dava hem takip alacaklısına hem de takip borçlusuna yöneltilir, çünkü üçüncü kişi takip borçlusuna borçlu olmadığını ispat etmek durumundadır.
Menfi Tespit Davası Görevli Mahkeme
Menfi tespit davası görevli mahkeme sorusunun tek bir cevabı yoktur. İİK m.72 yalnızca “mahkeme” der; görevi hangi mahkemenin taşıyacağını, tespiti istenen borcun kaynağı belirler. Bu nedenle “menfi tespit davası asliye hukuk mahkemesinde açılır” cümlesi ancak belirli bir dosya için doğru olabilir.
Uygulamanın kendisi bunu gösteriyor. Yukarıda anılan üç Yargıtay kararının üçünde de dava ilk derecede farklı bir mahkemede görülmüştür: çeke dayalı ticari uyuşmazlıkta asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi, kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıkta sulh hukuk mahkemesi, işçi-işveren ilişkisinden doğan uyuşmazlıkta iş mahkemesi.
| Borcun kaynağı | Görevli mahkeme | Dayanak |
|---|---|---|
| Genel nitelikli borç ilişkisi | Asliye hukuk mahkemesi | HMK m.2 |
| Ticari iş, kambiyo senedi, ticari satım | Asliye ticaret mahkemesi | TTK m.4-5 |
| İşçi veya işveren alacağı | İş mahkemesi | 7036 s.K. m.5 |
| Tüketici işlemi | Tüketici mahkemesi | 6502 s.K. m.73 |
| Kira ilişkisinden doğan alacak | Sulh hukuk mahkemesi | HMK m.4/1-a |
Kira kaynaklı menfi tespitin sulh hukuk mahkemesine ait olması, kanunun lafzından doğrudan çıkar: HMK m.4/1-a, sulh hukuk mahkemelerini “kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar” bakımından görevli sayar. Menfi tespit, tam olarak kira alacağı takibine karşı açılan davadır. Kiralanan taşınmazın ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler bu kapsamın dışında bırakılmıştır.
Görev kuralları kamu düzenindendir; taraflar aksini kararlaştıramaz ve hâkim görevsizliği kendiliğinden gözetir. Yanlış mahkemede açılan dava esastan incelenmez, görevsizlik kararıyla sonuçlanır. Bu, hem zaman hem harç kaybı demektir; üstelik takip bu süre boyunca yürümeye devam eder.
Menfi Tespit Davası Yetkili Mahkeme
Yetki bakımından kanun borçluya seçim hakkı tanır. İİK m.72’nin son fıkrası, menfi tespit ve istirdat davalarının “takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de” açılabileceğini söyler.
Bu iki seçenekli yetki kuralı, borçlunun aleyhine kurulmuş takip yerini kabul etmek zorunda olmadığı anlamına gelmez; tersine, alacaklının kendi yerleşim yerinde başlattığı takibe karşı borçlu, davayı yine o yerde veya alacaklının yerleşim yerinde açabilir. Borçlunun kendi yerleşim yeri, kanun metninde yer alan bir seçenek değildir.
Yetki kuralı kesin yetki niteliğinde olmadığından, yetkisiz mahkemede açılan davada karşı taraf süresinde yetki itirazında bulunmazsa mahkeme davaya bakmaya devam eder. Buna karşılık arabuluculuk aşamasında büronun yetkisine itiraz edilirse dosya sulh hukuk mahkemesine gönderilir ve mahkeme yetkili büroyu bir hafta içinde kesin olarak belirler.
İcra Takibinden Önce Açılan Menfi Tespit Davası ve Yüzde 15 Teminat
Takip henüz başlamamışken açılan menfi tespit davasında mahkeme, talep üzerine, alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. Bu, İİK m.72’nin ikinci fıkrasının tanıdığı imkândır.
Oran konusunda sık karşılaşılan bir karışıklık var: teminat, alacağın yüzde 15’i kadar bir tutardır; yüzde 115 gibi bir oran kanunda yer almaz. Yüzde 15 alt sınırdır, mahkeme somut olayın özelliğine göre daha yüksek teminat isteyebilir. Teminat nakit olarak yatırılabileceği gibi kesin ve süresiz banka teminat mektubuyla da verilebilir.
Tedbir kararı takibin başlamasını değil, başlamış takibin ilerlemesini engeller. Takip henüz açılmadığı için burada tedbirin işlevi, alacaklının dava sürerken takip başlatmasının önüne geçmektir.
İcra Takibinden Sonra Açılan Menfi Tespit Davasında Takip Durur mu?
Hayır. Kanun bu noktada kesin bir sınır çizer: “İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez.”
Takip başladıktan sonra dava açan borçlunun elinde kalan tek imkân daha dardır. Borçlu, gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.
Aradaki fark pratikte şudur: takip yürür, haciz konulur, hacizli mal satılır, satış bedeli icra veznesine girer; ancak bu para alacaklıya ödenmez, dava sonuna kadar veznede bekler. Yani borçlunun malvarlığına yönelen işlemler durmaz, yalnızca paranın el değiştirmesi durur.
| Karşılaştırma ölçütü | Takipten ÖNCE açılan dava | Takipten SONRA açılan dava |
|---|---|---|
| Takibin durdurulması tedbiri | İstenebilir | İstenemez (kanunen yasak) |
| İstenebilecek tedbir | Takibin durdurulması | Veznedeki paranın alacaklıya ödenmemesi |
| Teminat oranı | Alacağın en az yüzde 15’i | Alacağın en az yüzde 15’i |
| Haciz işlemleri | Tedbirle önlenebilir | Devam eder |
| Satış işlemleri | Tedbirle önlenebilir | Devam eder |
Bu tablo, menfi tespit davasının neden geciktirilmemesi gerektiğini de açıklıyor. Aynı iddia, takip başlamadan önce ileri sürüldüğünde takibi durdurabiliyor; birkaç hafta sonra ileri sürüldüğünde ise yalnızca paranın ödenmesini geciktirebiliyor.
Menfi Tespit İcrayı Durdurur mu, Haczi Kaldırır mı?
Menfi tespit davasının açılması tek başına ne icrayı durdurur ne haczi kaldırır. Dava dilekçesinin icra dosyasına sunulması da bir sonuç doğurmaz. Takibin durması ancak iki hâlde söz konusudur: mahkemenin takipten önce açılan davada verdiği ihtiyati tedbir kararı ile, ya da davanın borçlu lehine hükme bağlanmasıyla.
Hacizler bakımından tablo daha da nettir. Tedbir kararı alınsa dahi, tedbir takibin ilerlemesini durdurur; halihazırda konulmuş hacizleri kendiliğinden kaldırmaz. Aracınız üzerindeki ya da maaş hesabınıza konulan blokenin kalkması için ayrı bir talep ve karar gerekir.
Bu nedenle, borcu olmadığını düşünen kişinin ilk hamlesi menfi tespit davası olmamalıdır. Ödeme emri henüz tebliğ edilmişse ve yedi günlük süre işliyorsa, icra takibine itiraz yolu hem ücretsizdir hem de takibi kendiliğinden durdurur. Menfi tespit davası, bu yolun kapandığı ya da hiç açılmadığı durumların davasıdır.
Menfi Tespit Davasında İspat Yükü Kimde?
Menfi tespit davasında davacı borçlu olmadığını iddia eder; ancak ispat yükü otomatik olarak davacıya geçmez. Kural, hakkın varlığını iddia edenin bunu ispatlamasıdır. Bu nedenle alacağın varlığını, kaynağını ve miktarını ispat yükü kural olarak alacaklıdadır.
Ayrım şurada belirginleşir. Alacaklı elinde bir senet, çek ya da imzalı sözleşme bulunduruyorsa, alacağın varlığı yönünde bir belge sunmuş sayılır; bu durumda senedin sahte, bedelsiz veya ödenmiş olduğunu ispat yükü borçluya geçer. Buna karşılık borçlu, borcun ödendiğini ileri sürüyorsa ödeme olgusunu ispatlamak zorundadır; ödeme, borcu sona erdiren bir olgudur ve onu ileri süren ispatlar.
İstirdat davasında ise kanun ispat yükünü doğrudan düzenlemiştir: “Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur.” Yani ödenen paranın gerçekte borçlanılmamış olduğunu ortaya koymak davacıya düşer.
Menfi Tespit Davasında Kötü Niyet Tazminatı Şartları
Dava borçlu lehine sonuçlanırsa, kanun borçluya ek bir imkân tanır. İİK m.72’nin beşinci fıkrası şöyle der: “Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.”
Bu hükmün üç şartı vardır ve üçü birden aranır:
- Dava borçlu lehine sonuçlanmış olmalıdır.
- Takip yalnızca haksız değil, aynı zamanda kötü niyetli olmalıdır. Alacağının bulunduğuna dürüstçe inanan ancak davayı kaybeden alacaklı kötü niyetli sayılmaz.
- Borçlu bu tazminatı talep etmiş olmalıdır; hâkim kendiliğinden hükmetmez. Talep genellikle dava dilekçesinde ileri sürülür.
Tazminatın alt sınırı takip konusu alacağın yüzde yirmisidir. Üst sınır yoktur; borçlunun ispatladığı zarar daha yüksekse mahkeme onu da takdir edebilir. Hesaplamada esas alınacak tutar konusunda İİK m.67’nin son fıkrası yol gösterir: “Bu Kanunda öngörülen icra inkâr tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.”
Menfi Tespit Davası Reddedilirse Ne Olur?
Menfi tespit davası reddedilirse iki ayrı sonuç doğar ve ikincisi çoğu kaynakta hiç anlatılmaz.
Birincisi beklenendir: takip kaldığı yerden devam eder, tedbir kararı verilmişse kendiliğinden kalkar, borçlu yargılama giderleri ve karşı vekâlet ücretiyle yükümlü olur.
İkincisi asıl risktir. Tedbir kararı almış ve bu kararla alacaklının tahsilatını geciktirmiş olan borçlu, alacaklının bu gecikmeden doğan zararını öder. Kanunun ifadesi şudur: “Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.”
Yani alt sınırı yüzde yirmi olan tazminat iki yönlü çalışır: takip kötü niyetliyse alacaklı öder, tedbir aldırılmış dava kaybedilmişse borçlu öder. Bu ikinci ihtimal, teminat mektubuyla tedbir aldıran borçlu için doğrudan bir maliyet kalemidir; alacaklı zararını öncelikle gösterilen teminattan tahsil eder.
Buradan pratik bir sonuç çıkar: tedbir talebi, davanın kazanılma ihtimali gerçekten güçlüyse anlam taşır. Zayıf bir dosyada tedbir aldırmak, takibi birkaç ay geciktirip sonunda borcu yüzde yirmi artırmakla sonuçlanabilir.
Kötü Niyet Tazminatı, İcra İnkâr Tazminatı ve İş Hukukundaki Kötüniyet Tazminatı Karıştırılıyor
“Kötü niyet tazminatı” ifadesi Türk hukukunda birbirinden tamamen farklı üç kurumu adlandırıyor ve arama sonuçları bu üçünü aynı torbaya atıyor. Aralarındaki farkı görmek, hangi hükmü aradığınızı bilmek bakımından belirleyicidir.
| Kurum | Dayanak | Kim öder | Ölçüsü |
|---|---|---|---|
| Menfi tespitte kötü niyet tazminatı | İİK m.72/5 | Takibi haksız ve kötü niyetli olan alacaklı | Takip konusu alacağın en az yüzde 20’si |
| Tedbir aldırıp davayı kaybedene yüklenen zarar | İİK m.72/4 | Davayı kaybeden borçlu | Alacaklının zararı, en az yüzde 20 |
| İcra inkâr tazminatı | İİK m.67/2 | İtirazı haksız çıkan borçlu | Hükmolunan meblağın en az yüzde 20’si |
| İş hukukunda kötüniyet tazminatı | 4857 s.K. m.17/6 | Fesih hakkını kötüye kullanan işveren | Bildirim süresinin üç katı tutarında ücret |
Son satır bambaşka bir alandır. İş Kanunu m.17’nin altıncı fıkrası, iş güvencesi hükümlerinin kapsamı dışında kalan işçinin sözleşmesinin fesih hakkı kötüye kullanılarak sona erdirilmesi hâlinde “işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat” ödeneceğini düzenler. Bu tazminatın icra takibiyle, menfi tespit davasıyla ya da yüzde yirmilik oranla hiçbir ilgisi yoktur. “Kötü niyet tazminatı brüt mü net mi”, “hangi ücret üzerinden hesaplanır”, “belirli süreli iş sözleşmesinde de var mı” gibi sorular bu iş hukuku kurumuna aittir.
İcra inkâr tazminatı ise borçlunun değil, alacaklının silahıdır: ödeme emrine itiraz eden borçlunun itirazı itirazın iptali davasında haksız çıkarsa, borçlu hükmolunan meblağın en az yüzde yirmisi oranında tazminat öder. Menfi tespit davasındaki kötü niyet tazminatı bunun aynadaki görüntüsüdür.
Menfi Tespit Davası Kazanılırsa Hacizler Ne Zaman Kalkar?
Bu, davayı kazanan kişinin en sık yaşadığı hayal kırıklığı. Kanun iki ayrı an belirler ve arada aylar olabilir.
İlk an kararın verilmesidir: “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur.” Takibin durması için kararın kesinleşmesi beklenmez; ilam icra dosyasına sunulduğunda takip olduğu yerde durur, yeni haciz ve satış işlemi yapılmaz.
İkinci an kararın kesinleşmesidir: “İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir.” Yani mevcut hacizlerin kaldırılması, veznedeki paranın borçluya iadesi ve takibin tasfiyesi ancak karar kesinleştikten sonra gerçekleşir. Kesinleşme, istinaf ve gerekiyorsa temyiz yolları tüketildiğinde ya da bu yollara süresinde başvurulmadığında söz konusu olur.
Aradaki fark somut olarak şudur: menfi tespit kararını alan kişi, kararı icra dosyasına sunarak evinin satılmasını durdurabilir, ancak tapudaki ya da aracındaki haczin kaldırılması için kararın kesinleşmesini beklemek zorundadır. Aynı şekilde, icra dosyasına ödenen paranın geri alınması da kesinleşmeye bağlıdır.
Kararın yalnızca yargılama gideri ve vekâlet ücretine ilişkin bölümü bakımından farklı bir tartışma yürür; bu kalemlerin icraya konulabilmesi için de uygulamada kesinleşme aranmaktadır, çünkü bunlar asıl hükmün eklentisidir.
Menfi Tespit Davası Nispi Harç mı Maktu Harç mı?
Menfi tespit davası, konusu belirli bir para alacağı olduğundan kural olarak nispi harca tabidir. Harca esas değer, tespiti istenen borç miktarıdır; takip dosyasındaki asıl alacak tutarı esas alınır, işlemiş faiz ve takip masrafları harca esas değere dâhil edilmez.
Bu kuralın kanunda yazılı bir istisnası vardır. İİK m.89’un üçüncü fıkrası uyarınca üçüncü kişinin açtığı menfi tespit davaları maktu harca tabidir; kanun bunu açıkça belirtir. Üçüncü kişinin durumu ayrı bir başlıkta ele alınıyor.
Harçlar Kanunu m.28 uyarınca karar ve ilam harcının dörtte biri dava açılırken peşin yatırılır; geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Davanın kabulü hâlinde harç ve giderler davalıya yüklenir. Nispi harçların, tarifede gösterilen alt sınırın altına düşemeyeceği de ayrıca hükme bağlanmıştır.
Menfi Tespit Davası Nasıl Açılır, Masrafları Ne Kadar?
Menfi tespit davası, dava dilekçesinin görevli ve yetkili mahkemeye verilmesiyle açılır. Arabuluculuk dava şartı kapsamındaki uyuşmazlıklarda önce arabuluculuk süreci tamamlanır ve anlaşmama son tutanağı dilekçeye eklenir. Dilekçede takip dosyasının numarası, hangi icra müdürlüğünde yürüdüğü, borcun neden doğmadığı ya da neden sona erdiği ve varsa tedbir talebi açıkça belirtilir.
Dava masrafları üç kalemden oluşur ve tutar dosyaya göre değişir:
- Başvurma harcı ve peşin harç. Peşin harç nispidir; dava değerinin binde 68,31’i oranındaki karar ve ilam harcının dörtte biri olarak dava açılırken yatırılır.
- Gider avansı. Tebligat, bilirkişi, keşif ve müzekkere giderlerini karşılamak üzere Adalet Bakanlığının her yıl yayımladığı tarifeye göre belirlenir; yetmezse tamamlattırılır.
- Tedbir talebi varsa teminat. Alacağın en az yüzde 15’i oranındadır ve masraf değil, dava sonunda iade edilebilecek bir güvencedir; ancak dava kaybedilirse alacaklının zararı öncelikle bu teminattan karşılanır.
Adli yardım talebi, harç ve gider avansını karşılayamayacak durumda olan davacılar için ayrı bir yoldur ve dava dilekçesiyle birlikte ileri sürülebilir.
Menfi Tespit Davasında Vekâlet Ücreti
Menfi tespit davası konusu para ile ölçülebilen bir dava olduğundan, karşı taraf vekâlet ücreti Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin nispi ücrete ilişkin hükümlerine göre belirlenir. Dava reddedilirse davacı borçlu, davalı alacaklı lehine nispi vekâlet ücreti öder; kabul edilirse tersi olur.
Tutarın hesabında dava değeri esas alınır. Yüksek meblağlı bir takibe karşı açılan menfi tespit davasında karşı vekâlet ücreti kayda değer bir rakama ulaşabilir; bu, dava açmadan önce hesaba katılması gereken bir kalemdir. Kaybedilen davada karşı vekâlet ücretinin nasıl hesaplandığı ve ne zaman muaccel olduğu ayrı bir konudur.
Kısmi menfi tespit davasında, yani takip konusu alacağın yalnız bir bölümü için açılan davada, vekâlet ücreti dava edilen bölüm üzerinden hesaplanır.
Menfi Tespit Davası Yargılama Usulü: Yazılı mı Basit mi?
Menfi tespit davasında uygulanacak yargılama usulü, davaya bakan mahkemeye göre değişir. Asliye hukuk mahkemesinde görülen menfi tespit davası yazılı yargılama usulüne tabidir. Buna karşılık iş mahkemesinde, tüketici mahkemesinde ve sulh hukuk mahkemesinde görülen davalarda basit yargılama usulü uygulanır. Asliye ticaret mahkemesinde ise ölçüt parasaldır: Türk Ticaret Kanunu m.4’ün ikinci fıkrası uyarınca, miktarı veya değeri belirli bir parasal sınırı geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır; bu sınır her yıl yeniden değerleme oranında artırılır.
Aradaki fark yalnızca teknik değildir. Basit yargılama usulünde dilekçe teatisi iki dilekçeyle sınırlıdır, cevap süresi iki haftadır ve deliller dilekçelerle birlikte sunulmalıdır. Yazılı usulde ise dört dilekçe hakkı vardır ve cevap süresi iki haftadır, uzatılabilir. Dosyanın hangi usule tabi olduğunu baştan bilmemek, delil sunma hakkının kaybına yol açabilir.
Menfi Tespit Davası Ne Kadar Sürer?
Menfi tespit davasının süresi, mahkemenin iş yükü, delil durumu ve bilirkişi incelemesi gerekip gerekmediğine göre belirgin biçimde değişir. Bu nedenle tek bir ortalama süre vermek gerçekçi olmaz. Süreyi belirleyen unsurlar şunlardır:
- Arabuluculuk aşaması: ticari uyuşmazlıklarda altı haftaya, uzatmayla sekiz haftaya kadar sürebilir; diğerlerinde üç ila dört hafta.
- Senedin sahteliği iddiası varsa imza incelemesi ve grafolojik bilirkişi raporu yargılamayı belirgin şekilde uzatır.
- Hesap incelemesi gerektiren dosyalarda mali müşavir bilirkişi görevlendirilir.
- Karar sonrası istinaf ve gerektiğinde temyiz aşamaları, kesinleşmeye kadar geçen süreyi ayrıca uzatır.
Sürenin uzunluğu, takipten önce dava açmanın önemini artıran bir etkendir: takip devam ederken geçen her ay, haciz ve satış riskinin sürdüğü bir aydır.
İstirdat Davası Nedir? Menfi Tespit ile Farkı
İstirdat davası, borçlu olunmayan bir paranın icra takibi sonucunda ödenmek zorunda kalınması hâlinde, ödenen paranın geri alınması için açılan davadır. Menfi tespitten farkı, ödemenin gerçekleşmiş olmasıdır: menfi tespitte “borçlu değilim” denir, istirdatta “borçlu olmadığım hâlde ödedim, geri istiyorum” denir.
Kanun bu davayı İİK m.72’nin yedinci fıkrasında düzenler: “Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir.”
Hükmün iki şartı vardır. Ödeme cebri icra tehdidi altında yapılmış olmalıdır; kendi rızasıyla, takip olmaksızın ödeme yapan kişi istirdat davası açamaz, sebepsiz zenginleşme hükümlerine başvurur. İkinci olarak ödeme, borcun tamamı için yapılmış olmalıdır.
| Ölçüt | Menfi tespit davası | İstirdat davası |
|---|---|---|
| Ne zaman açılır | Ödeme yapılmadan önce | Ödeme yapıldıktan sonra |
| Talep | Borçlu olunmadığının tespiti | Ödenen paranın iadesi |
| Süre | Kanunda özel süre yok | Ödeme tarihinden itibaren bir yıl |
| İspat yükü | Kural olarak alacaklıda | Paranın verilmesi gerekmediğini davacı ispatlar |
| Dava türü | Tespit davası | Eda davası |
İstirdat Davası Açma Süresi Ne Zaman Başlar?
İstirdat davasında bir yıllık süre, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren işler. Takibin kesinleşmesi, haczin konulması ya da satışın yapılması değil; paranın fiilen ödendiği an esastır. Paranın icra dosyasına yatırılması ile alacaklıya ödenmesi tarihleri farklıysa, borçlunun ödeme yaptığı tarih dikkate alınır.
Bu bir yıllık süre geçirilirse istirdat davası açılamaz. Ancak bu, paranın tamamen kaybedildiği anlamına gelmez: koşulları varsa genel hükümlere göre sebepsiz zenginleşme davası açılması gündeme gelebilir. Sebepsiz zenginleşmede süreler ve ispat kuralları farklıdır.
İstirdat davası da, altındaki ilişki ticari, işçi-işveren, tüketici veya kira ilişkisi ise arabuluculuk dava şartına tabidir. 7445 sayılı Kanun’un menfi tespit için getirdiği düzenleme, istirdat davalarını da aynı cümlede sayar.
Menfi Tespitin İstirdat Davasına Dönüşmesi
Dava sürerken borç ödenirse dosya kapanmaz. İİK m.72’nin altıncı fıkrası bu geçişi düzenler: “Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.”
Bu hüküm iki şart arar: tedbir kararı alınmamış olmalı ve borç ödenmiş olmalıdır. Şartlar gerçekleştiğinde yeni bir dava açmaya, yeniden harç yatırmaya ve arabuluculuğa yeniden başvurmaya gerek kalmaz; mevcut dava kendiliğinden istirdat davasına dönüşür. Davacının yapması gereken, talebini tespitten iadeye çevirmek ve harcı tamamlamaktır.
Tedbir kararı alınmışsa dönüşüm gerçekleşmez, çünkü bu hâlde para veznede tutulmakta ve alacaklıya ödenmemektedir.
Üçüncü Kişinin Menfi Tespit Davası: İİK 89/3
Borcun tarafı olmayan üçüncü kişiler de menfi tespit davasıyla karşılaşabilir. Borçlunun bir bankada parası ya da üçüncü bir kişide alacağı olduğu düşünülerek gönderilen haciz ihbarnameleri bu sonucu doğurur.
Birinci haciz ihbarnamesine yedi gün içinde itiraz edilmezse ikinci ihbarname gönderilir. İkinci ihbarnameye de süresinde itiraz edilmezse üçüncü ihbarname gelir ve üçüncü kişiye on beş gün içinde ya parayı ödemesi ya da menfi tespit davası açması bildirilir. Buradaki dava, borçlu olmadığını mahkemeye ispatlama yükünü üçüncü kişiye yükleyen özel bir menfi tespit davasıdır.
Sürelerin işleyişi ve sonuçları şöyledir:
- Üçüncü kişi, bildirimin tebliğinden itibaren on beş gün içinde menfi tespit davası açmalıdır.
- Davayı açtığına dair belgeyi, bildirim tarihinden itibaren yirmi gün içinde icra dairesine teslim etmelidir.
- Belge süresinde teslim edilirse, hakkındaki cebri icra işlemleri menfi tespit davasında verilen kararın kesinleşmesine kadar durur.
- Bu davada üçüncü kişi, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmek zorundadır; ispat yükü tersine dönmüştür.
- Dava kaybedilirse üçüncü kişi, dava konusu şeyin en az yüzde yirmisi oranında tazminata mahkûm edilir.
- Bu fıkraya göre açılacak menfi tespit davaları maktu harca tabidir.
Yirmi günlük belge teslim süresi kolay kaçırılan bir süredir: dava zamanında açılsa bile belge icra dairesine süresinde ulaşmazsa icra işlemleri durmaz.
Haksız İcra Takibi Nedeniyle Manevi Tazminat İstenebilir mi?
İİK m.72/5’in öngördüğü kötü niyet tazminatı maddi zararı karşılar. Haksız takibin kişilik haklarına saldırı oluşturduğu hâllerde ise ayrıca manevi tazminat talebi gündeme gelebilir; bu talep İcra ve İflas Kanunu’na değil, Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil hükümlerine ve Türk Medeni Kanunu’nun kişilik haklarını koruyan hükümlerine dayanır.
Manevi tazminat için takibin haksız olması yeterli değildir. Takibin kişilik haklarını zedeleyen bir ağırlık taşıması aranır: örneğin borçlu olmadığı bilinerek yürütülen bir takiple kişinin ticari itibarının zedelenmesi, kredi notunun düşmesi ya da mesleki faaliyetinin engellenmesi. Genel bir kabul olarak, her haksız takip manevi tazminat gerektirmez.
Sahte kimlikle çekilen kredi gibi hâllerde takip, kişilik hakkı ihlali boyutuna daha kolay ulaşır; bu özel durum adına habersiz kredi çekilen kişinin izleyeceği yol başlığında ayrıca ele alınıyor.
Menfi Tespit Davası Zamanaşımını Keser mi?
Menfi tespit davasını açan kişi borçludur; dava, alacaklının alacağını talep etmesi anlamına gelmez. Bu nedenle menfi tespit davasının açılması, alacak için zamanaşımını kesen bir sebep olarak kabul edilmez. Zamanaşımını kesen sebepler Türk Borçlar Kanunu’nda sayılmıştır ve alacaklının dava açması, icra takibi yapması ya da borçlunun borcu ikrar etmesi bunlar arasındadır.
Bunun pratik sonucu şudur: alacaklı, açılan menfi tespit davasına güvenip takibi bekletmemelidir; alacağı zamanaşımına uğrayabilir. Borçlu bakımından da menfi tespit davası açmak, borcun ikrarı anlamına gelmez.
Menfi tespit davası için kanunda öngörülmüş bir hak düşürücü süre yoktur. Dava, takipten önce de takip sürerken de açılabilir. Süre sınırı yalnızca istirdat davası bakımından, ödeme tarihinden itibaren bir yıl olarak belirlenmiştir.
Menfi Tespit Yargıtay Kararları Ne Gösteriyor?
Aşağıdaki üç karar, yazıda ele alınan başlıkların uygulamadaki karşılığını gösteriyor. Üçü de Yargıtay Karar Arama sisteminden tam metin olarak incelenmiştir.
| Karar | Tarih ve sonuç | Neyi gösteriyor |
|---|---|---|
| 11. Hukuk Dairesi, 2025/3864 E., 2026/963 K. | 12.02.2026, onama | Çeke dayalı takibe karşı açılan menfi tespit davası, arabuluculuğa başvurulmadığı için usulden reddedilmiş; ret kararı kesin olarak onanmıştır. Dava asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla görülmüştür. |
| 3. Hukuk Dairesi, 2025/2966 E., 2026/119 K. | 14.01.2026, onama | İki tarafı da tacir olan kira ilişkisinden doğan menfi tespit davası ticari dava sayılmış, TTK m.5/A uyarınca arabuluculuk dava şartı aranmış ve dava usulden reddedilmiştir. İlk derece mahkemesi sulh hukuk mahkemesidir. |
| 9. Hukuk Dairesi, 2025/7025 E., 2025/8092 K. | 20.10.2025, bozma | 24.06.2021 tarihinde açılan menfi tespit davasına arabuluculuk dava şartı uygulanamaz; 7445 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi uyarınca hüküm yalnızca 1 Eylül 2023 ve sonrasında açılan davalara uygulanır. Dava iş mahkemesinde görülmüştür. |
İlk iki karar aynı sonuca farklı kapılardan varıyor: biri kambiyo senedinden, diğeri ticari kira ilişkisinden. Üçüncü karar ise sınırı çiziyor ve eski tarihli davalar bakımından dava şartının aranamayacağını gösteriyor. Üç kararın ilk derece mahkemeleri de birbirinden farklı; bu, görevin borcun kaynağına göre belirlendiğini somut olarak ortaya koyuyor.
Kararların tam metinlerine Yargıtay Karar Arama üzerinden, İcra ve İflas Kanunu’nun güncel metnine ise Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden ulaşılabilir.
Menfi Tespit Davasında Sık Yapılan Yedi Hata
- Arabuluculuk aşamasını atlamak. 1 Eylül 2023’ten sonra açılan ticari, işçi-işveren, tüketici ve kira kaynaklı menfi tespit davalarında bu adım atlanırsa dava esasa girilmeden reddedilir.
- Ödeme emrine itiraz süresini menfi tespit davasıyla telafi edilebilir sanmak. Yedi günlük itiraz ücretsizdir ve takibi kendiliğinden durdurur; menfi tespit davası bunu yapmaz.
- Takip başladıktan sonra dava açıp takibin duracağını beklemek. Kanun bu hâlde takibin durdurulmasına karar verilmesini yasaklamıştır.
- Tedbir kararının hacizleri kaldırdığını sanmak. Tedbir takibin ilerlemesini engeller; mevcut hacizlerin kalkması ayrı bir karara ve kural olarak kesinleşmeye bağlıdır.
- Zayıf bir dosyada teminat yatırıp tedbir aldırmak. Dava kaybedilirse alacaklının gecikme zararı, en az yüzde yirmi oranında ve öncelikle teminattan tahsil edilir.
- Kötü niyet tazminatını talep etmeyi unutmak. Hâkim bu tazminata kendiliğinden hükmetmez.
- Borç ödendikten sonra bir yıllık süreyi geçirmek. İstirdat davası, ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır.
Takip Dosyanızın Hangi Kategoriye Girdiğini Belirlemek
Bu yazıdaki başlıkların hemen hepsi tek bir soruya bağlanıyor: takip konusu alacak nereden doğuyor? Cevap, görevli mahkemeyi, arabuluculuğun zorunlu olup olmadığını, yargılama usulünü ve harcı birlikte belirliyor. Elinizdeki ödeme emrinde takip dayanağının nasıl gösterildiğine ve alacağın kaynağına bakmak, yol haritasının ilk adımıdır.
İcra takibinin başladığı, ihtiyati haciz kararı verildiği ya da adınıza sebebini bilmediğiniz bir dosya açıldığı durumlarda icra hukuku sayfamızdaki çalışma alanlarını inceleyerek dosyanızın hangi başlığa girdiğini görebilirsiniz. Takip henüz kesinleşmemişse ihtiyati haciz kararına itiraz ve ilam vekâlet ücretinin takibi gibi ayrı yollar da gündeme gelebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Menfi tespit davası nedir?
Menfi tespit davası, hakkında icra takibi başlatılan ya da kendisinden borç istenen kişinin, o borcu ödemekle yükümlü olmadığının mahkemece tespitini istediği davadır. Dayanağı İcra ve İflas Kanunu m.72’dir ve bir tespit davasıdır: mahkeme para veya mal vermez, borcun bulunmadığını saptar.
Menfi tespit davası arabuluculuk dava şartı mı?
Borcun kaynağına bağlıdır. Ticari iş, işçi-işveren alacağı, tüketici işlemi ve kira ilişkisinden doğan menfi tespit davalarında, 1 Eylül 2023’ten itibaren dava açılmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Tacir olmayan iki kişi arasındaki adi borç ilişkisinden doğan menfi tespit davasında böyle bir zorunluluk yoktur.
Menfi tespit davası görevli mahkeme hangisidir?
Görev, tespiti istenen borcun kaynağına göre belirlenir. Genel borç ilişkilerinde asliye hukuk, ticari işlerde asliye ticaret, işçi-işveren ilişkisinde iş mahkemesi, tüketici işlemlerinde tüketici mahkemesi, kira ilişkisinde ise sulh hukuk mahkemesi görevlidir.
Menfi tespit davası yetkili mahkeme neresidir?
İİK m.72’nin son fıkrası uyarınca dava, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Borçlunun kendi yerleşim yeri kanunda sayılan bir seçenek değildir.
Menfi tespit icrayı durdurur mu?
Davanın açılması tek başına icrayı durdurmaz. Takip yalnızca, takipten önce açılan davada mahkemenin verdiği ihtiyati tedbir kararıyla ya da davanın borçlu lehine sonuçlanmasıyla durur. Takipten sonra açılan davada takibin durdurulmasına karar verilemez.
Menfi tespit teminat oranı nedir?
Kanun, alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere teminat gösterilmesini arar. Yüzde 15 alt sınırdır; mahkeme somut olaya göre daha yüksek bir teminat belirleyebilir. Kanunda yüzde 115 gibi bir oran yer almaz.
Menfi tespit davası açma süresi var mı?
Menfi tespit davası için kanunda hak düşürücü bir süre öngörülmemiştir; dava takipten önce de takip sürerken de açılabilir. Süre sınırı istirdat davası bakımından geçerlidir ve ödeme tarihinden itibaren bir yıldır.
Menfi tespit davası reddedilirse ne olur?
Takip kaldığı yerden devam eder ve varsa tedbir kararı kalkar. Ayrıca borçlu tedbir aldırmışsa, alacaklının alacağını geç almaktan doğan zararını öder; kanun bu zararın takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı belirlenemeyeceğini düzenler.
Menfi tespit davasında ispat yükü kimde?
Kural olarak alacağın varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Ancak alacaklı senet, çek veya imzalı sözleşme sunmuşsa, senedin sahte, bedelsiz ya da ödenmiş olduğunu ispat yükü borçluya geçer. Borcun ödendiği savunması da onu ileri süren tarafından ispatlanır.
Menfi tespit davası nispi harç mı maktu harç mı?
Menfi tespit davası kural olarak nispi harca tabidir ve harca esas değer takip konusu asıl alacaktır. İİK m.89/3 uyarınca üçüncü kişinin açtığı menfi tespit davaları ise kanun gereği maktu harca tabidir.
Menfi tespit kararı kesinleşmeden icraya konulabilir mi?
Karar verildiğinde takip derhal durur, ancak icranın eski hâle iadesi kararın kesinleşmesine bağlıdır. Yani hacizlerin kaldırılması ve ödenen paranın iadesi için ilamın kesinleşmesi beklenir.
Menfi tespit davası ne kadar sürer?
Süre, mahkemenin iş yüküne ve delil durumuna göre değişir. Senedin sahteliği iddiası varsa imza incelemesi, hesap uyuşmazlıklarında mali bilirkişi raporu yargılamayı uzatır. Arabuluculuk aşaması ticari uyuşmazlıklarda sekiz haftaya kadar çıkabilir; kesinleşme için istinaf ve temyiz süreleri ayrıca eklenir.
Menfi tespit davasında kötü niyet tazminatı nasıl talep edilir?
Tazminat dava dilekçesinde açıkça talep edilmelidir; hâkim kendiliğinden hükmetmez. Kabul için davanın borçlu lehine sonuçlanması ve takibin yalnız haksız değil kötü niyetli olduğunun da anlaşılması gerekir. Tutar, takip konusu alacağın en az yüzde yirmisidir.
İstirdat davası açma süresi ne zaman başlar?
Bir yıllık süre, paranın ödendiği tarihte başlar. Takibin kesinleşmesi veya haczin konulması tarihi değil, fiilî ödeme tarihi esas alınır.
İstirdat davası arabuluculuğa tabi mi?
Menfi tespit davasıyla aynı kurala tabidir. 7445 sayılı Kanun, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarını birlikte sayarak ticari ve işçi-işveren uyuşmazlıklarında arabuluculuğu dava şartı hâline getirmiştir.
Bankaya gelen haciz ihbarnamesi nedeniyle menfi tespit davası açmam gerekir mi?
İİK m.89/3 uyarınca kendisine üçüncü haciz ihbarnamesi tebliğ edilen kişi, on beş gün içinde menfi tespit davası açmalı ve dava açtığına dair belgeyi yirmi gün içinde icra dairesine teslim etmelidir. Bu yapılırsa hakkındaki icra işlemleri kararın kesinleşmesine kadar durur; dava kaybedilirse dava konusu şeyin en az yüzde yirmisi oranında tazminata hükmedilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. İcra ve İflas Kanunu ile arabuluculuğa ilişkin mevzuat değişikliğe uğrayabilir, Yargıtay uygulaması zamanla farklılaşabilir; sürelerin işlemeye başladığı tarihler de dosyadan dosyaya değişir. Kendi takip dosyanız bakımından adım atmadan önce bir avukata danışmanız yerinde olur.