İcra ve İflas Hukuku

İlam Vekalet Ücretinin İcraya Konulması

İlam Vekalet Ücretinin İcraya Konulması

İlam vekalet ücretinin icraya konulması, mahkeme kararında karşı tarafa yükletilen avukatlık ücretinin ilamlı takip yoluyla tahsil edilmesidir ve bu alacağın sahibi kanun gereği müvekkil değil avukattır. Avukatlık Kanunu, dava sonunda kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yükletilecek vekâlet ücretinin avukata ait olduğunu, bu ücretin iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemeyeceğini ve haczedilemeyeceğini açıkça söyler. Takibin kim adına, hangi yolla ve hangi süreyle yürütüleceği bu tek cümleden çıkar.

Konuya ilişkin içeriklerde iki yaygın karışıklık var: alacaklının kim olduğunun belirsiz bırakılması ve bu alacağa uygulanacak faizin işçi ücretlerine özgü “en yüksek mevduat faizi” ile karıştırılması. İkisini de kanun metinleriyle ayırıyor, 2026 itibarıyla geçerli kanuni faiz oranını ve 1 Eylül 2026’da yürürlüğe girecek Anayasa Mahkemesi iptalinin bu tabloyu nasıl değiştirdiğini gösteriyoruz.

Doğrudan cevap

Karşı yan vekâlet ücreti avukata aittir ve ilamlı takip yoluyla her icra dairesinden istenebilir. Bu alacağa uygulanacak faiz kanuni faizdir; “en yüksek mevduat faizi” işçi ücretlerine özgü bir hükümdür.

  • Alacaklı: ilamda hükmedilen karşı yan vekâlet ücreti avukata aittir; müvekkilin borcu için haczedilemez (1136 m.164/son)
  • Usul şartı: ilam icraya konulduğunda icra dairesi ilamda adı yazılı avukata bildiri tebliğ eder; bu yapılmadıkça icranın sonraki safhalarına geçilemez (m.166/3)
  • Yetki: ilamların icrası her icra dairesinden talep olunabilir (İİK m.34) — ilamsız takipteki yetki rejiminin tersi
  • Faiz: kanuni faiz oranı 1/6/2024’ten itibaren yıllık %24 (3095 m.1 + Cumhurbaşkanı Kararı 8485)
  • Zamanaşımı: ilama dayalı takip son işlemden itibaren 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (m.39)

İlam vekalet ücretinin icraya konulması: alacaklı kimdir?

Avukatlık Kanunu m.164’ün son fıkrası tartışmayı kapatan bir hüküm içerir:

“Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.”

1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.164

Hükümden üç sonuç doğar. Birincisi, ilamda hükmedilen karşı yan vekâlet ücretinin hak sahibi avukattır; müvekkil bu kalem üzerinde tasarrufta bulunamaz. İkincisi, bu ücret müvekkilin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez; yani karşı taraf, müvekkile olan bir alacağını bu kalemden düşemez. Üçüncüsü, bu ücret müvekkilin borcu için haczedilemez — müvekkil aleyhine yürüyen bir takip, ilamdaki vekâlet ücretine el atamaz.

Bazı içeriklerin aynı sayfada hem “ücret avukata aittir” hem “alacaklı davayı kazanan asildir” demesi bu yüzden kendi içinde çelişkilidir. Kanun metni, karşı yan vekâlet ücreti bakımından hak sahibini avukat olarak belirlemiştir.

Karşı Vekalet Ücretinin İcraya Konulması ile Akdi Ücret Karıştırılmamalı

İlam vekalet ücretinin icraya konulması gündeme geldiğinde ilk ayrılması gereken şey, hangi ücretten söz edildiğidir. Bir dosyada avukatın iki ayrı ücret alacağı bulunabilir ve bunların hukuki rejimi farklıdır.

Ölçüt Akdi vekâlet ücreti Karşı yan (ilam) vekâlet ücreti
Borçlusu Müvekkil Davayı kaybeden karşı taraf
Dayanağı Avukatlık sözleşmesi Mahkeme kararı ve tarife
Üst sınır Dava veya hükmolunacak şeyin değerinin %25’ini aşamaz (m.164/2) Tarifeye göre mahkemece belirlenir
Sözleşme yoksa Müddeabihin değerinin %10 ile %20’si arasında bir miktar (m.164/4) Tarife uygulanır
Takas-mahsup ve haciz Genel hükümlere tabi Müvekkilin borcu için takas, mahsup ve haciz yasağı (m.164/son)
İcra yolu Sözleşmeye dayalı takip veya dava İlamlı takip

Sözleşmeyle kararlaştırılan ücrette kanun bir tavan koyar: yüzde yirmi beşi aşmamak üzere dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir (m.164/2). Ücretin kararlaştırılmadığı, yazılı sözleşme bulunmadığı veya ücret hükmünün geçersiz sayıldığı hâllerde ise değeri para ile ölçülebilen işlerde, asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla, davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasında bir miktar belirlenir (m.164/4).

İlamlı takip nasıl başlar? İcra emri ve yedi gün

Para borcuna veya teminat verilmesine dair ilam icra dairesine verildiğinde icra memuru borçluya bir icra emri tebliğ eder. Bu emirde hükmolunan şeyin cinsi ve miktarı gösterilir; borcun yedi gün içinde ödenmesi, bu süre içinde ödenmezse icra mahkemesinden veya istinaf, temyiz yahut yargılamanın iadesi yoluyla ait olduğu mahkemeden icranın geri bırakılmasına dair karar getirilmedikçe cebrî icra yapılacağı, ayrıca aynı süre içinde mal beyanında bulunulması ve bulunulmazsa hapisle tazyik olunacağı ihtar edilir (m.32).

Buradaki belge “ödeme emri” değil “icra emri”dir ve iki belgenin hukuki sonuçları farklıdır. Ödeme emri mahkeme kararı olmadan düzenlenir ve itiraza açıktır; icra emri ise mevcut bir ilamın infazı içindir. İlamsız takipteki ödeme emri ve itiraz mekanizmasını ilamsız takiplerde ödeme emri yazımızda ayrıntılı ele aldık.

İlamlı takipte itiraz yok: icranın geri bırakılması

İlamlı takipte borçlunun “borcum yok” diyerek takibi durdurma imkânı bulunmaz. Kanun yalnızca üç sebep ve sıkı bir belge şartı öngörür: icra emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde dilekçeyle icra mahkemesine başvurarak borcun zamanaşımına uğradığı, imhal (süre verilmesi) veya itfa (ödeme) edildiği itirazında bulunabilir. İtfa veya imhal iddiası, yetkili mercilerce re’sen yapılmış veya usulüne göre tasdik edilmiş yahut icra dairesinde, icra mahkemesinde veya mahkeme önünde ikrar olunmuş senetle belgelendirilirse icra geri bırakılır (m.33/1).

Karşılaştırma İlamsız takip İlamlı takip
Tebliğ edilen belge Ödeme emri İcra emri
Süre 7 gün (itiraz ve ödeme) 7 gün (ödeme)
Borçlunun yolu İtiraz — icra dairesine İcranın geri bırakılması — icra mahkemesine
Sebepler Sınırsız (borcun yokluğu dahil) Yalnız zamanaşımı, imhal, itfa
Belge şartı Yok Var (noter tasdikli veya ikrar edilmiş senet)
Yetki HMK kuralları + akdin yapıldığı yer (m.50) Her icra dairesi (m.34)
Zamanaşımı Senedin niteliğine göre Son işlemden 10 yıl (m.39)

Maddenin ikinci fıkrası önemli bir esneklik tanır: icra emrinin tebliğinden sonraki devrede gerçekleşmiş itfa, imhal veya zamanaşımına dayanan geri bırakma istekleri her zaman yapılabilir. Ancak itfa veya imhale dayanan istekler mutlaka noterlikçe re’sen yapılmış veya tasdik olunmuş belgelere yahut icra zaptına dayandırılmalıdır (m.33/2).

Kanun yolu bakımından ayrı bir imkân da vardır: ilama karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat eder ya da kıymetinde icra mahkemesince kabul edilecek teminat gösterirse, icranın geri bırakılması için karar almak üzere kendisine uygun bir süre verilir; borçlu Devlet veya adlî yardımdan yararlanan bir kimse ise teminat gösterme zorunluluğu yoktur (m.36/1-2). İlam alacaklısının teminat üzerinde rüçhan hakkı bulunur (m.36/son).

Hangi ilamlar kesinleşmeden icraya konulamaz?

Kural olarak istinaf ve temyiz kararın icrasını durdurmaz (HMK m.350/1, m.367/1). Ancak aynı maddelerin ikinci fıkraları bir istisna getirir: kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili aynî haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez. Nafaka kararlarında ise icranın geri bırakılmasına karar verilemez.

Bu ayrım vekâlet ücreti bakımından doğrudan sonuç doğurur: hükmedilen ücret ilamın bir parçası olduğundan, ilamın infazı kesinleşmeye bağlı bir türe giriyorsa ücret kalemi de kesinleşmeden takibe konulamaz. Buna karşılık para alacağına ilişkin sıradan bir ilamda kanun yoluna başvurulmuş olması takibi engellemez; borçlunun elinde teminat göstererek icranın geri bırakılmasını isteme imkânı bulunur.

Faizin hangi tarihten işleyeceği tartışmasında rakip sayfaların zıt başlıklar atmasının sebebi de budur: bir kısmı karar tarihini, bir kısmı kesinleşme tarihini esas alıyor ve hiçbiri hangi ilamlarda hangisinin geçerli olduğunu göstermiyor. Doğru yaklaşım, dosyadaki ilamın infazının kesinleşmeye bağlı olup olmadığını önce belirlemektir. Kararın üst mahkemeye taşınması aşamasının işleyişi için mahkeme kararının bir üst mahkemeye taşınması yazımıza bakılabilir.

Avukata yapılacak bildirim: atlanırsa takip ilerlemez

Avukatlık Kanunu m.166’nın üçüncü fıkrası, uygulamada çoğu kez gözden kaçan bir usul şartı getirir: bir ilamın cebrî icra yoluyla infazına girişildiğinde icra dairesi, takip talebinde bulunan tarafın ilamda adı yazılı olan avukatına, icra emri ile aynı zamanda düzenleyeceği bir bildiriyi, gideri takip talebinde bulunandan alınmak suretiyle derhal tebliğ eder. Fıkranın devamı yaptırımı da koyar: bu bildiri tebliğ edilmedikçe icranın sonraki safhalarına geçilemez.

Hükmün amacı, ilam vekalet ücretinin icraya konulması sürecinde alacak sahibi avukatın takipten haberdar olmasını sağlamaktır. Müvekkil ilamı kendi başına icraya koyduğunda dahi bu bildirim yapılmak zorundadır. Bildirim yapılmadan yürütülen bir takipte sonraki işlemler usule aykırı hâle gelir ve şikâyet konusu olabilir. Avukatın ölümü hâlinde mirasçılarına intikal eden vekâlet ücreti alacakları da rüçhanlıdır; ancak bildirim zorunluluğu bu kimseler hakkında uygulanmaz (m.166/son).

Avukatın rüçhan hakkı ve hapis hakkı

Aynı madde avukata iki güçlü koruma daha tanır. Birincisi hapis hakkı: avukat, müvekkili tarafından verilen veya onun adına aldığı malları, parayı ve diğer her türlü kıymetleri, avukatlık ücreti ve giderin ödenmesine kadar kendi alacağı nispetinde elinde tutabilir (m.166/1).

İkincisi rüçhan hakkı: avukat, sözleşmeyle kararlaştırılan ve hâkim tarafından takdir olunan ücretinden dolayı, kendi çalışması sonucunda müvekkilin muhafaza ettiği veya kazandığı mallar ile davadaki diğer taraftan ilam gereğince tahsil edilecek para yahut alınacak mallar üzerinde diğer alacaklılara nazaran rüçhan hakkına sahiptir. Rüçhan hakkı vekâletnamenin düzenlenme tarihine, vekâletname umumi ise iş sahibi adına ücret konusu işten dolayı ilk yapılan resmî başvurma tarihine göre sıra alır. İş sahibinin iflası hâlinde de avukatın vekâlet ücreti alacağı rüçhanlıdır; ancak İcra ve İflâs Kanunu m.206/1 hükmü saklıdır (m.166/2).

Kanun metninin tamamı için 1136 sayılı Avukatlık Kanunu kaynağına başvurulabilir.

İcra takibinde vekâlet ücreti nasıl hesaplanır?

İcra takibi sırasında doğan vekâlet ücreti, ilamda hükmedilen ücretten ayrı bir kalemdir ve hesaplanması icra memuruna aittir. Kanunun hükmü açıktır: vekil aracılığıyla yapılan takiplerde vekâlet ücretinin miktarı, alacaklı ile borçlu arasında yapılmış sözleşmeye bakılmaksızın icra memuru tarafından avukatlık ücret tarifesine göre hesaplanır ve bu şekilde belirlenen ücret takip masraflarına dahildir (İİK m.138/3).

Hangi tarifenin uygulanacağı da kanunda düzenlenmiştir: avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır (1136 m.168/son). Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 4 Kasım 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır; “2026 yılı tarifesi” adını taşıyan ayrı bir düzenleme bulunmadığından 2026 boyunca bu tarife uygulanır. Tarifedeki güncel tutarlar için Resmî Gazete’deki tarife ekinin esas alınması gerekir; ikincil kaynaklarda dolaşan tutarlar sık sık hatalıdır.

Takip masraflarının borçluya ait olduğu kuralı gereği (m.15, m.59), bu ücret dosya borcunun içinde borçludan tahsil edilir. Dosya borcunun kalemleri ve eksik ödemenin sonuçları için icra borcumu ödedim bloke ne zaman kalkar yazımıza bakılabilir.

“En Yüksek Mevduat Faizi” Hesaplama İcra Takibinde Kullanılır mı?

Uygulanmaz. “Mevduata uygulanan en yüksek faiz” ölçütü, İş Kanunu’nun ücretin ödenmemesine ilişkin maddesinde yer alan özel bir hükümdür: “Gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır” (4857 sayılı Kanun m.34/1 son cümle). Bu ölçüt işçinin ücret alacağına özgüdür; ilamdan doğan vekâlet ücreti alacağı ise işçilik alacağı değildir.

Alacak türü Uygulanacak faiz Dayanak
İşçinin gününde ödenmeyen ücreti Mevduata uygulanan en yüksek faiz 4857 m.34
İlamdan doğan para alacağı (vekâlet ücreti dahil) Kanuni faiz 3095 m.1
Temerrüde düşülen para borcu (adi iş) Kanuni faiz oranında temerrüt faizi 3095 m.2/1
Ticari işlerde temerrüt TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı oran daha yüksekse o oran 3095 m.2/2
Sözleşmede faiz kararlaştırılmışsa Sözleşmedeki oran; akdi faiz yukarıdakilerin üstündeyse temerrüt faizi akdi faizden az olamaz 3095 m.2/1 ve 2/3

Bu karışıklığın kaynağı, işçilik alacaklarına ilişkin içtihat cümlelerinin bağlamından koparılıp her alacağa uygulanmasıdır. Havuzda “en yüksek mevduat faizi hesaplama icra” biçiminde arama yapan kullanıcı, çoğu zaman yanlış faiz türünü araştırmaktadır: ilam alacağı için hesaplanacak olan kanuni faizdir.

Kanuni faiz oranı 2026’da kaç?

Kanunun lafzı yıllık yüzde on iki oranını gösterir ve Cumhurbaşkanı’na bu oranı aylık olarak belirleme, yüzde onuna kadar indirme veya bir katına kadar artırma yetkisi tanır (3095 m.1). Bu yetki kullanılmıştır: Cumhurbaşkanı Kararı sayı 8485 ile kanuni faiz oranı 1 Haziran 2024 tarihinden itibaren yıllık yüzde 24 olarak uygulanmaktadır. Dolayısıyla kanunda yazılı yüzde on iki oranı, bugünkü uygulamayı göstermez.

Temerrüt faizi bakımından kural şudur: bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşmeyle aksi kararlaştırılmadıkça geçmiş günler için birinci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür (m.2/1). Ticari işlerde, TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı oran bundan yüksekse, aralarında sözleşme olmasa bile temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir (m.2/2). Ticari işlerde uygulanacak oranın güncel değeri için Merkez Bankası’nın ilan ettiği avans faiz oranına bakılması gerekir.

Kanun ayrıca mürekkep faiz yasağı getirir: kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep faiz yürütülemez; bu konuda Türk Ticaret Kanunu hükümleri saklıdır (m.3).

1 Eylül 2026’da yürürlüğe girecek iptal kararı

Kanuni faize ilişkin tablo yakın bir tarihte değişecek. Anayasa Mahkemesi’nin 22 Temmuz 2025 tarihli, E.2024/24 ve K.2025/164 sayılı kararıyla 3095 sayılı Kanun’un kanuni faizi düzenleyen 1. maddesi, sözleşmeden doğmayan borç ilişkileri yönünden iptal edilmiştir. İptal kararının hüküm doğurma tarihi 1 Eylül 2026 olarak belirlenmiştir; bu tarih mevzuat metninin kendi dipnotunda da yer alır.

İki noktanın karıştırılmaması gerekir. Birincisi, iptal sözleşmeden doğmayan borç ilişkileri bakımındandır; sözleşmeye dayanan alacaklar iptalin kapsamı dışındadır. İkincisi, kanuni faiz oranına ilişkin yeni bir ölçüt getirdiği bildirilen kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmiş olmakla birlikte, bu düzenlemenin Resmî Gazete’de yayımlanıp yürürlüğe girdiği bu yazının hazırlandığı tarihte doğrulanamamıştır. Dolayısıyla 1 Eylül 2026 tarihi iptal kararının yürürlük tarihidir; yeni bir faiz düzenlemesinin yürürlük tarihi olarak sunulamaz. Faiz hesabı yapılacak dosyalarda, işlem tarihinde geçerli olan mevzuatın ayrıca kontrol edilmesi gerekir.

Zamanaşımı ve ilamın bozulması

İlama dayalı takip, son işlem üzerinden on sene geçmekle zamanaşımına uğrar (m.39/1). Noter senedine dayanan takip ise senedin niteliğine göre Borçlar Kanunu veya Ticaret Kanunu’ndaki zamanaşımlarına tabidir. Dolayısıyla ilamda hükmedilen vekâlet ücreti için takip başlatılmamışsa on yıllık sürenin işlediği gözden kaçırılmamalıdır.

İlam kanun yolunda ortadan kalkarsa icra da etkilenir: bir ilâmın bölge adliye mahkemesince kaldırılması veya temyizen bozulması icra muamelelerini olduğu yerde durdurur (m.40/1). İlam hükmü icra edildikten sonra kaldırılır, yeniden esas hakkında karar verilir ya da bozulup da aleyhine takip yapılan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilamla tahakkuk ederse, ayrıca hükme gerek kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur; ancak üçüncü kişilerin iyi niyetle kazandıkları haklara halel gelmez (m.40/2-3).

Takibin dayanağı ilam yerine bir senet ise izlenecek yol tamamen farklıdır; genel takip yolları ve aşamaları için icra takibi nedir yazımıza, avukatlık ücretinin dava türlerine göre belirlenmesi için avukat vekalet ücreti rehberimize bakabilirsiniz.

İlamı takibe koyarken usulü kaçırmamak

İlam vekalet ücretinin icraya konulması sürecinde hatalar genellikle usulde yapılır: alacağın kim adına takibe konulduğu, avukata bildirimin yapılıp yapılmadığı, ilamın kesinleşmeye tabi olup olmadığı ve talep edilen faizin türü. Bu dört başlık doğru kurulduğunda takip sorunsuz ilerler; biri atlandığında ise sonraki işlemler usule aykırı hâle gelir. Dosyanızdaki ilam kalemlerini ve uygulanacak faizi birlikte değerlendirmek isterseniz icra hukuku avukatı sayfamızdaki çalışma usulümüzü inceleyebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

İlamda hükmedilen vekâlet ücreti kime aittir?

Kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yükletilen vekâlet ücreti kanun gereği avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez ve haczedilemez.

İlam vekalet ücretinin icraya konulması hangi yolla yapılır?

İlamlı takip yoluyla yapılır. İlam icra dairesine verildiğinde borçluya icra emri tebliğ edilir ve borcun yedi gün içinde ödenmesi ihtar edilir.

Takip için hangi icra dairesi yetkilidir?

İlamların icrası her icra dairesinden talep olunabilir. Alacaklı yerleşim yerini değiştirirse takibin yeni yerleşim yeri icra dairesine havalesini isteyebilir. İlamsız takiptekine benzer bir yetki itirazı bu yolda gündeme gelmez.

Borçlu ilamlı takibe itiraz edebilir mi?

İlamlı takipte itiraz kurumu yoktur. Borçlu yalnızca zamanaşımı, imhal veya itfa sebeplerine dayanarak icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasını isteyebilir ve bu iddiaları belgelemek zorundadır.

Karar kesinleşmeden vekâlet ücreti icraya konulabilir mi?

Kural olarak istinaf ve temyiz icrayı durdurmaz. Ancak kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili aynî haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez; bu tür ilamlarda hükmedilen ücret de kesinleşmeyi bekler.

İcra dairesi avukata bildirim yapmak zorunda mı?

Zorundadır. Bir ilamın cebrî icra yoluyla infazına girişildiğinde icra dairesi, ilamda adı yazılı avukata icra emriyle aynı zamanda düzenlediği bildiriyi derhal tebliğ eder ve bu bildiri tebliğ edilmedikçe icranın sonraki safhalarına geçilemez.

Avukatın rüçhan hakkı nasıl sıra alır?

Rüçhan hakkı vekâletnamenin düzenlenme tarihine göre sıra alır; vekâletname umumi ise iş sahibi adına ücret konusu işten dolayı ilk yapılan resmî başvurma tarihi esas alınır. İş sahibinin iflası hâlinde de bu alacak rüçhanlıdır.

İcra takibindeki vekâlet ücretini kim hesaplar?

İcra memuru hesaplar. Vekil aracılığıyla yapılan takiplerde ücret, alacaklı ile borçlu arasındaki sözleşmeye bakılmaksızın avukatlık ücret tarifesine göre belirlenir ve takip masraflarına dahil edilir.

Hangi yılın tarifesi uygulanır?

Avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır. Yürürlükteki tarife 4 Kasım 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’dir.

İlam vekâlet ücretine en yüksek mevduat faizi işletilir mi?

İşletilmez. Mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı, İş Kanunu’nun gününde ödenmeyen işçi ücretlerine ilişkin özel hükmünde yer alır. İlamdan doğan para alacağına kanuni faiz uygulanır.

Kanuni faiz oranı şu anda kaç?

Kanunda yıllık yüzde on iki yazılıdır; ancak Cumhurbaşkanı’na tanınan yetki kullanılarak oran 1 Haziran 2024 tarihinden itibaren yıllık yüzde 24 olarak uygulanmaktadır. Ticari işlerde Merkez Bankası’nın kısa vadeli avans oranı daha yüksekse o oran istenebilir.

İlama dayalı takipte zamanaşımı süresi nedir?

İlama dayanan takip, son işlem üzerinden on sene geçmekle zamanaşımına uğrar. Noter senedine dayanan takipler ise senedin niteliğine göre Borçlar veya Ticaret Kanunu’ndaki sürelere tabidir.

Buradaki açıklamalar kanun metinleri esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır; faiz oranları ve tarifeler idari kararlarla değişebildiğinden hesaplama yapılacak her dosyada işlem tarihindeki mevzuatın ayrıca kontrol edilmesi gerekir. Somut bir ilamın icraya konulmasında usul hatalarının sonradan telafisi güç olduğu için bir avukatla çalışmak yerinde olur. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir