Aile Hukuku, Boşanma Hukuku, Hukuk

Boşanmada Kadının Nafaka Hakkı Ne Kadar?

Boşanmada Kadının Nafaka Hakkı Ne Kadar

Boşanmada kadının nafaka hakkı ne kadar olacağının kanunda sabit bir karşılığı yoktur: Türk Medeni Kanunu m.175 miktarı “diğer tarafın malî gücü oranında” belirlenecek bir tutar olarak tarif eder, oran ya da tarife vermez. Kanunun aradığı iki şey vardır — talep eden tarafın boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması ve kusurunun diğerinden daha ağır olmaması. Bu iki şart varsa nafaka süresiz olarak istenebilir.

Makale İçeriği

Uygulamada en çok karıştırılan nokta, “kadının nafakası” denilen kalemin aslında cinsiyete değil ekonomik duruma bağlı olmasıdır. Kanun metninde kadın ya da erkek geçmez; ölçüt yoksulluğa düşmedir. Aşağıdaki bölümlerde şartlar, miktarın nasıl belirlendiği, nafakanın hangi hâllerde kendiliğinden kalktığı, hangi hâllerde mahkeme kararı gerektiği ve boşanmadan sonra açılacak davalarda süre ile yetki ayrı ayrı ele alınıyor.

Kısa değerlendirme

Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşe ödenen aylık ya da toptan bir katkıdır. Kanun tutar değil ölçüt verir.

  • Şart: yoksulluğa düşmek + kusurun daha ağır olmaması (TMK m.175/1).
  • Yükümlünün kusuru: aranmaz — kusursuz eş de ödeyebilir (TMK m.175/2).
  • Süre: kanun “süresiz olarak” der; belirli süreyle sınırlama kanunda yoktur.
  • Kesilme: yeniden evlenme ve ölüm kendiliğinden; yoksulluğun kalkması, fiilen evli gibi yaşama ve haysiyetsiz hayat sürme ancak mahkeme kararıyla (TMK m.176/3).
  • Yetki: boşanmadan sonraki nafaka davasında alacaklının yerleşim yeri mahkemesi (TMK m.177).

Boşanmada Kadının Nafaka Hakkı Ne Kadar?

Boşanmada kadının nafaka hakkı ne kadar olacağı, mahkemenin iki tarafın ekonomik durumunu karşılaştırmasıyla belirlenir. TMK m.175’in lafzı nettir: nafaka, yükümlünün “malî gücü oranında” hükmedilir. Yani hesabın çıkış noktası nafaka isteyenin ihtiyacı değil, ödeyecek olanın gücüdür; ihtiyaç bu gücün sınırı içinde karşılanır. Kanun bir yüzde, bir asgari tutar ya da maaşa oran belirlemediği için iki benzer dosyada farklı rakamlar çıkabilir.

Bu belirsizlik bir eksiklik değil, bilinçli bir tercihtir. Nafaka sürekli bir edim olduğu için hâkimin, tarafların gelirini, düzenli giderlerini, sağlık durumunu, yaşını, mesleki geçmişini ve iş bulma ihtimalini birlikte tartması gerekir. Türk Medeni Kanunu m.4 hâkime bu takdir yetkisini açıkça verir: kanunun takdir yetkisi tanıdığı hâllerde hâkim hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.

İnternette dolaşan “nafaka gelirin yüzde 25-30’udur” ya da “şu maaşa şu kadar nafaka düşer” biçimindeki cetvellerin kanunda veya bağlayıcı bir içtihatta karşılığı yoktur. Bu tür rakamlar tek tek dosyalardan çıkarılmış izlenimlerdir; bir dosyada makul olan tutar, gelir yapısı farklı bir dosyada ölçüsüz kalabilir. Çocuk yönünden hükmedilen kalemin ölçütleri ise ayrı düzenlenmiştir; ayrıntısı çocuğa verilen nafakanın kesilmesi yazısındadır.

Yoksulluk Nafakası Nedir ve Hangi Şarta Bağlıdır?

Yoksulluk nafakası, evlilik sona erdiğinde ekonomik olarak zor duruma düşecek eşe, diğer eşin ödediği süreklilik taşıyan bir katkıdır. Dayanağı TMK m.175/1’dir: “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.”

Cümlenin içinde üç ayrı şart vardır. Birincisi nedensellik: yoksulluğun boşanma yüzünden doğması gerekir; evlilik sürerken de var olan bir yoksulluk tek başına yeterli görülmez. İkincisi kusur karşılaştırması: talep eden tarafın kusuru diğerinden daha ağır olmamalıdır. Üçüncüsü ise ödeme gücü: yükümlünün malî gücü, hükmedilecek tutarın üst sınırını çizer.

Yoksulluk kavramı mutlak bir sefalet anlamına gelmez. Ölçü, kişinin kendi geçimini sürdürmeye yetecek düzenli ve yeterli bir gelirinin bulunup bulunmadığıdır. Asgari düzeyde bir geliri olan tarafın talebi bu nedenle otomatik olarak reddedilmez; gelirin, o kişinin zorunlu ihtiyaçlarını karşılamaya yetip yetmediği ayrıca değerlendirilir.

Yoksulluk Nafakası Kime Ödenir?

Yoksulluk nafakası kime ödenir konusunda kanunun ölçütü cinsiyetten bağımsızdır. TMK m.175’te “kadın” ya da “erkek” ifadesi geçmez; hüküm “boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf” der. Şartları taşıyan erkek eş de yoksulluk nafakası isteyebilir ve uygulamada bu talepler karara bağlanmaktadır.

Kamuoyunda kalemin “kadın nafakası” olarak anılmasının sebebi hukuki değil, sosyolojiktir: evlilik süresince çalışma hayatının dışında kalan tarafın çoğunlukla kadın olması, taleplerin de ağırlıklı olarak kadınlardan gelmesine yol açar. Bu, hükmün uygulama alanını daraltmaz.

Nafaka alacaklısı olabilmek için evliliğin resmî olarak sona ermiş olması gerekir. Boşanma davası sürerken ödenen kalem yoksulluk nafakası değil, dava süresince geçerli olan tedbir nafakasıdır; ikisi farklı hukuki temellere dayanır ve farklı anlarda başlar. Sürecin işleyişi için çekişmeli boşanma davası nasıl açılır yazısına bakabilirsiniz.

Kusur Ölçütü: “Daha Ağır Kusurlu Olmamak” Ne Demek?

Kanun, nafaka isteyen tarafın kusursuz olmasını aramaz; yalnızca kusurunun daha ağır olmamasını arar. Bu ayrım pratikte belirleyicidir: eşit kusurlu bulunan taraf da yoksulluk nafakası isteyebilir. Talebin kusur sebebiyle reddedilmesi için mahkemenin, isteyen tarafın kusurunu diğerinden ağır bulması gerekir.

Bu nokta boşanma tazminatından ayrılır. TMK m.174/1’e göre maddi tazminat isteyebilmek için talep edenin “kusursuz veya daha az kusurlu” olması gerekir. Yani tazminatta eşit kusur talebi düşürürken, nafakada eşit kusur talebi ayakta tutar. Boşanma dosyasında iki kalem birlikte istendiğinde bu fark çoğu zaman gözden kaçar.

Kusurun ağırlığı, boşanma davasının esasında yapılan değerlendirmeyle belirlenir. Bu nedenle nafaka talebinin geleceği, çoğunlukla boşanma dosyasında kusurun nasıl tespit edildiğine bağlıdır; kusur değerlendirmesi evlilik birliğinin temelinden sarsılması hâlinde ayrıca önem kazanır.

Nafakayı Ödeyecek Eşin Kusuru Aranır mı?

Aranmaz. TMK m.175’in ikinci fıkrası tek cümledir ve tereddüde yer bırakmaz: “Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.” Yani boşanmada hiç kusuru bulunmayan eş de, karşı taraf yoksulluğa düşecekse ve o tarafın kusuru daha ağır değilse nafaka ödemekle yükümlü tutulabilir.

Bu hüküm, yoksulluk nafakasının bir ceza ya da tazminat olmadığını gösterir. Kalem, evlilik birliğinin sona ermesiyle ortaya çıkan ekonomik dengesizliği yumuşatmayı amaçlar; kusurlu davranışın karşılığı değildir. Kusurun karşılığı olan kalemler maddi ve manevi tazminattır ve ayrı şartlara tabidir.

Uygulamada sık rastlanan bir yanılgı, “ben kusursuz çıktım, nafaka ödemem” beklentisidir. Kanunun lafzı bu beklentiyi karşılamaz. Kusursuzluk, ödeme yükümlülüğünü değil, yalnızca tazminat riskini ortadan kaldırır.

Yoksulluk Nafakası Gerçekten Süresiz mi?

Kanun metninde geçen ifade “süresiz olarak”tır. TMK m.175’te nafakanın belirli bir süreyle sınırlandırılabileceğine dair bir ibare bulunmaz. Bu nedenle mahkemenin, talebi kabul ederken nafakaya baştan bir bitiş tarihi koyması kanuni dayanaktan yoksundur.

“Süresiz” kelimesi “sonsuz” anlamına gelmez; “önceden belirlenmiş bir süreye bağlı değil” anlamına gelir. Nafaka, TMK m.176/3’te sayılan hâllerin gerçekleşmesiyle sona erebilir. Yani süre baştan konmaz, ama şartlar değiştiğinde nafaka kalkar ya da kaldırılır.

Bu ayrımın pratik sonucu şudur: nafaka yükümlüsü, ödemenin bir gün biteceğini varsayarak beklemek yerine, sona erme sebeplerinden biri doğduğunda harekete geçmek zorundadır. Aynı şekilde alacaklı da nafakanın dokunulmaz olmadığını, durumunda meydana gelecek değişikliğin kalemi etkileyebileceğini bilmelidir.

Çocuğu Olmayan Kadın Ne Kadar Nafaka Alır?

Çocuğu olmayan kadın ne kadar nafaka alır sorusunda belirleyici olan, ortada yalnızca tek bir nafaka kaleminin bulunmasıdır. Çocuk yoksa iştirak nafakası doğmaz; talep edilebilecek tek sürekli kalem yoksulluk nafakasıdır. Bu nedenle toplam tutar, çocuklu dosyalara göre tek kalemle sınırlı kalır.

Miktarın kendisi ise çocuk bulunup bulunmamasından değil, tarafların ekonomik durumundan çıkar. Çocuğu olmayan bir dosyada nafaka isteyenin çalışma imkânı, mesleği, yaşı ve sağlık durumu daha belirgin biçimde tartışılır; çünkü çocuk bakımının çalışmayı engellemesi gibi bir gerekçe gündeme gelmez.

İki kalem arasındaki fark yalnızca tutarda değil, sona erme rejiminde de görülür. Aşağıdaki tablo, boşanma dosyasında karşılaşılan üç nafaka türünü karşılaştırır.

Nafaka türüKime / ne içinNe zaman başlarDayanak
Tedbir nafakasıDava süresince eş ve çocuk içinDava açılınca, hâkim re’sen karar verirTMK m.169
Yoksulluk nafakasıBoşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşeBoşanma hükmüyleTMK m.175
İştirak nafakasıVelayeti kendisinde olmayan ebeveynden çocuk içinBoşanma hükmüyleTMK m.182/3

Yoksulluk Nafakası Ne Kadar Olur? Miktarı Belirleyen Ölçütler

Yoksulluk nafakası ne kadar olur, mahkemenin dosyada topladığı ekonomik ve sosyal durum verileri belirler. Mahkeme genellikle her iki taraf için ekonomik ve sosyal durum araştırması yaptırır; gelir kayıtları, sosyal güvenlik kayıtları, tapu ve araç kayıtları ile varsa kira gelirleri incelenir.

Bu veriler üzerinden iki büyüklük karşılaştırılır: talep edenin yoksulluğunu gidermek için gereken asgari katkı ve yükümlünün bu katkıyı kendi geçimini tehlikeye atmadan karşılayabilme gücü. Hükmedilen tutar bu iki büyüklüğün kesiştiği aralıkta belirlenir.

Kanun ayrıca hâkime ileriye dönük bir araç verir. TMK m.176/5 uyarınca hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. Bu talep dava sırasında ileri sürülürse her yıl yeniden dava açma ihtiyacı büyük ölçüde ortadan kalkar.

Kadına Verilen Nafaka Ne Zaman Kesilir?

Kadına verilen nafaka ne zaman kesilir, TMK m.176/3’te düzenlenmiştir ve bu fıkra iki farklı mekanizmayı tek cümlede toplar. Bazı hâllerde nafaka kendiliğinden kalkar, bazı hâllerde ise ancak mahkeme kararıyla kaldırılır. Aradaki fark, ödemeyi durdurmak isteyen yükümlü açısından hayatidir.

Kendiliğinden kalkan hâller ikidir: nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi ve taraflardan birinin ölümü. Bu iki durumda nafaka yükümlülüğü hukuken sona erer; ayrıca dava açılmasına gerek yoktur. Buna karşılık ödemenin fiilen durdurulabilmesi için icra takibi varsa dosyanın kapatılması gerekebilir.

Mahkeme kararı gerektiren hâller ise üçtür: alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ve haysiyetsiz hayat sürmesi. Bu üç sebepten biri iddia ediliyorsa nafakanın kaldırılması davası açılması ve iddianın ispatlanması zorunludur.

SebepSona erme biçimiDava gerekir mi?
Alacaklının yeniden evlenmesiKendiliğinden kalkarHayır
Taraflardan birinin ölümüKendiliğinden kalkarHayır
Fiilen evliymiş gibi yaşamaMahkeme kararıyla kaldırılırEvet
Yoksulluğun ortadan kalkmasıMahkeme kararıyla kaldırılırEvet
Haysiyetsiz hayat sürmeMahkeme kararıyla kaldırılırEvet

Nafakayı Tek Taraflı Kesmenin Sonucu Nedir?

Mahkeme kararı gerektiren bir sebebe dayanarak ödemeyi kendiliğinden durdurmak, yükümlüyü icra riskiyle karşı karşıya bırakır. Nafaka kararı bir ilamdır; ödenmeyen taksitler için alacaklı ilamlı icra takibi başlatabilir ve biriken tutarlar faiziyle birlikte talep edilir.

Risk icra takibiyle sınırlı da değildir. İcra ve İflas Kanunu m.344 uyarınca nafakaya ilişkin kararın gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilebilir. Hapsin uygulanmasına başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse borçlu tahliye edilir.

Aynı maddenin ikinci fıkrası bir çıkış yolu tanır: borçlu nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmışsa, ileri sürdüğü sebepler dikkate alınarak tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir. Yani doğru sıra, ödemeyi kesmek değil, önce davayı açmaktır. Maddenin tam metni 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu içinde yer alır.

Nafaka Toptan mı Yoksa Aylık İrat Olarak mı Ödenir?

TMK m.176/1’e göre maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir. Uygulamada yaygın olan aylık irattır; toptan ödeme, tarafların ilişkisini kalıcı biçimde sonlandırmak istediği dosyalarda gündeme gelir.

Ödeme biçimi seçimi sonradan doğacak taleplerin kaderini de belirler. İrat biçimindeki nafaka, tarafların malî durumu değiştiğinde artırılabilir veya azaltılabilir. Toptan ödenmiş bir nafakada ise ortada devam eden bir edim kalmadığı için bu talepler işlevsiz hâle gelir.

Manevi tazminat bakımından kanun seçim hakkı tanımaz. TMK m.176/2 açıktır: manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez. Bu kalem her hâlde toptan hükmedilir; nafaka ile birlikte istendiğinde iki kalemin ödeme rejimi birbirine karıştırılmamalıdır.

Boşanmadan Sonra Nafaka Davası: Süre ve Yetkili Mahkeme

Nafaka talebi boşanma dosyasında ileri sürülmemişse, boşanmadan sonra ayrı bir dava ile istenebilir. Bu davada iki kural öne çıkar. Yetki bakımından TMK m.177 özel bir hüküm getirir: boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Yani davacı kendi bulunduğu yerde dava açabilir.

Süre bakımından ise TMK m.178 uygulanır: evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu süre yalnızca ayrı açılan davalar için işler; boşanma dosyasının içinde ileri sürülen talepte söz konusu olmaz.

Bir yıllık sürenin niteliği de önemlidir. Kanun bunu zamanaşımı olarak düzenlemiştir; Türk Borçlar Kanunu m.161 uyarınca zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz. Dolayısıyla süre geçtikten sonra açılan dava, karşı taraf zamanaşımı def’ini ileri sürmezse esastan incelenebilir. Görevli mahkeme aile mahkemesidir.

Hükümlerin tam metni için 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu kaynağına bakılabilir.

Tedbir Nafakası Yoksulluk Nafakasına Dönüşür mü?

Hukuken bir dönüşme söz konusu değildir; iki ayrı kalem birbirini takip eder. Tedbir nafakası, boşanma davası sürerken geçici koruma amacıyla ödenir ve dayanağı TMK m.169’dur. Bu koruma boşanma hükmünün kesinleşmesine kadar sürer; kararda yoksulluk nafakasına hükmedilmişse ödeme kesinleşmeden sonra bu kez TMK m.175’e dayanarak devam eder.

İki kalem arasındaki geçiş kendiliğinden olmaz. Boşanmada kadının nafaka hakkı yalnızca dava sırasında tedbir nafakası alınmış olmasına dayanılarak devam etmez; yoksulluk nafakası ayrıca talep edilmeli ve şartlarının bulunduğu mahkemece kabul edilmelidir. Tedbir nafakası alınmış olması, yoksulluk nafakasına hükmedileceğinin güvencesi değildir.

Tutarların da aynı olması gerekmez. Tedbir nafakasında hâkim, ayrı yaşamanın getirdiği ani ihtiyaçları gözetir; yoksulluk nafakasında ise boşanmadan sonraki kalıcı ekonomik durum değerlendirilir. Bu nedenle karar aşamasında tutarın azalması ya da artması olağandır.

Yoksulluk Nafakası ile Yardım Nafakası Arasındaki Fark

Yoksulluk nafakası yalnızca boşanan eşler arasında doğar. Buna karşılık TMK m.364’te düzenlenen yardım nafakası, hısımlık ilişkisine dayanır: herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Kardeşlerin yükümlülüğü ise refah içinde bulunmalarına bağlıdır.

İki kalemin yetki kuralları da farklıdır. Boşanma sonrası nafaka davasında TMK m.177 alacaklının yerleşim yeri mahkemesini yetkili kılarken, yardım nafakasında m.365’in son fıkrası taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesini yetkili sayar. Dava dilekçesi hazırlanırken hangi nafaka türünün istendiği bu nedenle baştan netleştirilmelidir.

Yardım nafakası davası mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır ve kanun, nafaka alacaklısına bakmakta olan resmî veya kamuya yararlı kurumlara da dava hakkı tanır. Ergin çocuğun eğitimi sürüyorsa gündeme gelen kalem çoğu zaman iştirak nafakası değil, bu yardım nafakasıdır.

Anlaşmalı Boşanmada Nafakadan Feragat Geçerli midir?

Anlaşmalı boşanma protokolünde tarafların nafaka talebinden vazgeçmesi mümkündür; ancak bu beyan tek başına sonuç doğurmaz. TMK m.184/5 uyarınca boşanmanın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz. Onaydan geçmeyen bir feragat hükümsüzdür.

Hâkim onayından geçen feragat ise bağlayıcıdır ve sonradan aynı sebebe dayanarak yoksulluk nafakası istenmesini engeller. Bu nedenle protokol imzalanmadan önce feragatin kapsamının — hangi kalemleri içerdiğinin ve çocuk yönünden hangi hakların saklı tutulduğunun — açıkça yazılması gerekir.

Çocuk için istenen iştirak nafakası bakımından durum farklıdır; bu kalem çocuğun menfaatine ilişkin olduğu için ebeveynin feragati aynı sonucu doğurmaz. Protokolün hazırlanışına dair ayrıntılar anlaşmalı boşanma davası yazısındadır.

Nafaka Talebinde Dosyayı Güçlendiren Deliller

Nafaka talebinin sonucu, büyük ölçüde tarafların ekonomik durumunun dosyaya ne kadar net yansıdığına bağlıdır. Talep eden yönünden yoksulluğa düşme iddiasını destekleyen kayıtlar — sosyal güvenlik kaydının bulunmaması, düzenli gelir yokluğu, sağlık raporları, kira ödemeleri — dosyaya sunulmalıdır.

Yükümlü yönünden ise ödeme gücünün gerçekçi biçimde ortaya konması gerekir. Maaş bordroları, banka hareketleri, mevcut kredi ve nafaka yükümlülükleri, bakmakla yükümlü olunan diğer kişiler bu değerlendirmeye girer. Ödeme gücünün olduğundan düşük gösterilmesi, karşı tarafın kayıt talepleriyle çoğu zaman ortaya çıkar.

Kusur değerlendirmesi de dolaylı biçimde nafakayı etkiler; çünkü talep eden tarafın kusurunun daha ağır bulunması hâlinde nafaka reddedilir. Bu nedenle boşanma dosyasındaki kusur savunması ile nafaka talebi birbirinden bağımsız yürütülmemelidir.

Nafaka Dosyanızda Yol Haritası

Nafaka talebi, boşanma dosyasının en uzun ömürlü sonucudur: dava bittikten yıllar sonra bile artırım, azaltma, kaldırma ve icra başlıklarıyla gündeme gelir. Bu nedenle talebin baştan doğru kurulması, sonradan yapılacak düzeltmelerden hem daha hızlı hem daha ekonomiktir.

Dosyanızdaki kusur durumunun, gelir yapısının ve talep edeceğiniz ödeme biçiminin birlikte değerlendirilmesi için Ankara boşanma avukatı sayfasındaki çalışma alanlarını inceleyebilir, dosyanıza özgü durumu birebir görüşebilirsiniz.

Nafakanın miktarı, dava süresince ödenen tedbir nafakası, artırım davası ve icra aşaması ayrı yazılarda ele alınmıştır: boşanmalarda nafaka neye göre belirlenir, çekişmeli boşanma davasında nafaka ne zaman başlar, nafaka artırım davası ve nafaka kesinleşmeden icraya konulabilir mi.

Sıkça Sorulan Sorular

Boşanmada kadının nafaka hakkı ne kadar olur?

Kanunda sabit bir tutar veya oran yoktur. TMK m.175 nafakanın yükümlünün malî gücü oranında belirleneceğini söyler; hâkim tarafların gelirini, giderlerini, yaşını ve sağlık durumunu değerlendirerek miktarı takdir eder.

Yoksulluk nafakası şartları nelerdir?

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olmak ve kusurun diğer taraftan daha ağır olmaması yeterlidir. Yükümlünün kusurlu olması aranmaz.

Eşit kusurlu eş yoksulluk nafakası alabilir mi?

Alabilir. Kanun kusursuzluk değil, kusurun daha ağır olmaması şartını arar. Eşit kusur nafaka talebini düşürmez; buna karşılık maddi tazminat talebini etkiler.

Erkek eş yoksulluk nafakası isteyebilir mi?

İsteyebilir. TMK m.175’te cinsiyet ayrımı yoktur; hüküm “boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf” ifadesini kullanır.

Yoksulluk nafakası ne kadar süre ödenir?

Kanun “süresiz olarak” ifadesini kullanır; karara baştan bitiş tarihi konmaz. Nafaka, TMK m.176/3’te sayılan sona erme sebeplerinden biri gerçekleştiğinde kalkar veya kaldırılır.

Nafaka alan kişi evlenirse nafaka kendiliğinden kalkar mı?

Evet. Alacaklının yeniden evlenmesi ve taraflardan birinin ölümü, TMK m.176/3’e göre nafakayı kendiliğinden sona erdirir; ayrıca dava açılması gerekmez.

Nafaka alan kişi başkasıyla birlikte yaşıyorsa ödemeyi kesebilir miyim?

Kesemezsiniz. Fiilen evliymiş gibi yaşama, mahkeme kararıyla kaldırılan hâller arasındadır. Nafakanın kaldırılması davası açılmadan ödemeyi durdurmak icra takibi ve tazyik hapsi riski doğurur.

Çocuğu olmayan kadın hangi nafakayı isteyebilir?

Yalnızca yoksulluk nafakası isteyebilir. İştirak nafakası çocuk için öngörülen bir kalem olduğundan çocuk yoksa doğmaz.

Nafaka ödemeyen eş hapis cezası alır mı?

İcra ve İflas Kanunu m.344 uyarınca alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilebilir. Bu bir ceza değil zorlama tedbiridir; borç ödenirse borçlu tahliye edilir.

Boşanma davasında nafaka istemeyi unuttum, sonradan açabilir miyim?

Açabilirsiniz. Ancak TMK m.178 uyarınca boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi işler ve dava alacaklının yerleşim yeri aile mahkemesinde açılır.

Yoksulluk nafakası toptan ödenebilir mi?

Ödenebilir. TMK m.176/1 toptan veya irat biçiminde ödemeye izin verir. Toptan ödemede sonradan artırım veya azaltma talebi işlevsiz kalır.

Manevi tazminat da aylık ödenebilir mi?

Ödenemez. TMK m.176/2 manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemeyeceğini açıkça düzenler; bu kalem her hâlde toptan hükmedilir.

Asgari ücretle çalışan kadın nafaka alabilir mi?

Bir gelirin bulunması talebi otomatik olarak reddettirmez. Yoksulluk, mutlak yoksunluk değil, kendi geçimini sürdürmeye yetecek düzenli gelirin bulunmaması anlamına gelir. Değerlendirmede gelirin, o kişinin barınma, beslenme ve sağlık gibi zorunlu ihtiyaçlarını karşılamaya yetip yetmediği ile karşı tarafın malî gücü birlikte tartılır.

Nafakanın her yıl artması için ayrı dava açmak şart mı?

Şart değildir. TMK m.176/5 uyarınca hâkim, istem hâlinde gelecek yıllarda ödenecek miktarı baştan karara bağlayabilir. Bu talep dava sırasında ileri sürülmezse artırım için ayrı dava gerekir.

Anlaşmalı boşanmada nafakadan feragat sonradan geri alınabilir mi?

Hâkim tarafından onaylanmış bir feragat bağlayıcıdır. TMK m.184/5 uyarınca onaylanmamış anlaşmalar ise geçerli değildir; bu ayrım protokol imzalanmadan önce değerlendirilmelidir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; her dosyanın kusur durumu ve ekonomik verileri farklı olduğundan burada anlatılanlar somut bir dosya için hukuki tavsiye yerine geçmez. Mevzuat ve yargı uygulaması değişebilir; talep oluşturmadan önce bir avukata danışmanız yerinde olur. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.