Aile Hukuku, Boşanma Hukuku, Hukuk

Nafaka Artırım Davası Şartları ve Yetkili Mahkeme

Nafaka Artırım Davası Şartları ve Yetkili Mahkeme

Nafaka artırım davası, mahkemece hükmedilmiş nafakanın güncel koşullara göre yükseltilmesi için açılan davadır. Dayanağı Türk Medeni Kanunu m.176/4’tür ve maddenin lafzı iki ayrı sebep sayar: tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâller. İkinci sebep çoğu kaynakta atlanır; oysa malî durumda gösterilebilir bir değişiklik olmasa da hakkaniyet tek başına artırıma dayanak olabilir.

Makale İçeriği

Uygulamada en çok yanlış bilinen ikinci nokta artış ölçüsüdür. Kanunda ÜFE, TÜFE ya da başka bir endeks geçmez; endeks yalnızca hâkimin takdirinde kullandığı bir araçtır. Aşağıda davanın şartları, açılış usulü, yetkili mahkeme, artışın hangi tarihten itibaren geçerli olacağı ve karar sonrası icra adımları ayrı başlıklar hâlinde ele alınıyor.

Özetle

Nafaka artırım davası, hükmedilmiş nafakanın yükseltilmesi talebiyle açılır ve süre sınırına bağlı değildir.

  • Dayanak: TMK m.176/4 — malî durum değişikliği veya hakkaniyet; çocuk nafakasında m.331.
  • Endeks: ÜFE/TÜFE kanunda geçmez; hâkimin takdir aracıdır, zorunlu ölçüt değildir.
  • Yetki: TMK m.177 — nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi.
  • Başlangıç: kararda tarih belirtilmemişse artırılmış nafaka karar tarihinden istenebilir (12. HD 2019/2740 E. 2019/6702 K.).
  • Alternatif: TMK m.176/5 uyarınca gelecek yılların miktarı ilk davada karara bağlatılabilir.

Nafaka Artırım Davası Nedir?

Nafaka artırım davası, daha önce verilmiş bir nafaka kararındaki aylık tutarın yükseltilmesi istemiyle açılan bağımsız bir davadır. Boşanma dosyasının devamı niteliğinde değildir; ayrı harca, ayrı yargılamaya ve ayrı hükme tabidir.

Davanın konusu yalnızca miktardır. Nafakanın kendisi, türü ya da kimin ödeyeceği bu davada yeniden tartışılmaz; mevcut hüküm ayakta kalır, sadece tutarı güncellenir. Nafakanın tümüyle sona erdirilmesi ise ayrı bir davanın konusudur.

Dava hem yoksulluk nafakası hem çocuk için ödenen iştirak nafakası bakımından açılabilir. Yoksulluk nafakasında dayanak TMK m.176/4, çocuk nafakasında ise m.331’dir; ikinci maddeye göre durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.

Nafaka Artırım Davası Şartları Nelerdir?

Kanun iki alternatif şart öngörür. TMK m.176/4 şöyledir: “Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.” Cümledeki “veya” bağlacı, iki şartın birlikte aranmadığını gösterir.

Birinci şart olan malî durum değişikliği iki yönde işleyebilir: nafaka yükümlüsünün gelirinin artması ya da alacaklının ihtiyacının büyümesi. Çocuğun okula başlaması, sağlık giderinin artması veya alacaklının iş kaybı bu kapsamda değerlendirilir.

İkinci şart olan hakkaniyet ise daha geniştir. Tarafların gelirinde belirgin bir değişiklik olmasa bile, aradan geçen sürede paranın alım gücünün düşmesi nedeniyle mevcut tutarın nafakanın amacını karşılamaz hâle gelmesi tek başına dayanak oluşturabilir. Bu, kanunun hâkime tanıdığı takdir alanının bir yansımasıdır.

Nafaka Artışı Neye Göre Belirlenir?

Artış miktarı, ilk nafakanın belirlendiği ölçütlerin güncellenmesiyle bulunur. Mahkeme yeniden bir ekonomik ve sosyal durum araştırması yaptırır; tarafların bugünkü geliri, gideri ve ihtiyaç düzeyi karşılaştırılır.

Değerlendirmede aradan geçen süre de dikkate alınır. Nafakanın son kez belirlendiği tarihten bu yana geçen süre uzadıkça, tutarın güncel ihtiyacı karşılama gücü zayıflar; bu zayıflama başlı başına bir gerekçedir.

Artışın üst sınırını yine yükümlünün ödeme gücü çizer. Alacaklının ihtiyacı ne kadar artmış olursa olsun, hükmedilecek tutar yükümlüyü ödeyemez duruma düşürecek düzeye çıkarılmaz. Çocuk nafakasında bu ölçütlerin nasıl uygulandığı çocuğa verilen nafaka yazısında ayrıntılı biçimde ele alınmıştır.

ÜFE veya TÜFE Oranı Kanunda Öngörülmüş müdür?

Öngörülmemiştir. Türk Medeni Kanunu’nun nafakayı düzenleyen maddelerinde ÜFE, TÜFE, TEFE ya da başka bir endeks adı geçmez. Kanunun aradığı tek şey, malî durum değişikliği veya hakkaniyettir.

Endeksler uygulamada bir ölçü aracı olarak kullanılır. Hâkim, artışın makul düzeyini belirlerken enflasyon verisine başvurabilir; ancak bu, kanundan doğan bir zorunluluk değildir. Bu nedenle “nafaka her yıl ÜFE oranında artar” biçimindeki genellemeler doğru değildir.

Nitekim konuya değinen kaynaklar kendi içinde de tutarlı değildir: aynı metinde bir yerde ÜFE, başka bir yerde TÜFE, döviz kuru ya da altın fiyatı ölçüt gösterilebilmektedir. Bu çeşitlilik, ortada bağlayıcı bir endeks bulunmadığının göstergesidir.

Nafaka Artırım Davası Nasıl Açılır?

Dava, artırılması istenen nafakanın alacaklısı tarafından açılır. Çocuk için ödenen nafakada dava, TMK m.329 uyarınca küçüğe fiilen bakan ana veya baba tarafından çocuk adına açılır; ayırt etme gücüne sahip küçük de kendisi dava açabilir.

Dilekçede mevcut nafaka kararının esas ve karar numarası, hükmedilen aylık tutar ve talep edilen yeni tutar gösterilir. Değişikliği ortaya koyan belgeler — güncel gider kayıtları, eğitim ve sağlık harcamaları, karşı tarafın gelirine ilişkin kayıtlar — dilekçe ekinde sunulur.

Talep edilen tutarın gerçekçi belirlenmesi önemlidir; hâkim talep sonucundan fazlasına hükmedemez. Reddedilen kısım yönünden ise karşı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gündeme gelebilir. Dava masraflarının genel çerçevesi için boşanma davası masrafları yazısı incelenebilir.

Nafaka Artırım Davasında Yetkili Mahkeme

Yetki konusunda kanun özel bir kural getirmiştir. TMK m.177’ye göre boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Artırım davası da boşanmadan sonra açılan bir nafaka davası olduğundan bu kural uygulanır.

Bu, genel yetki kuralından ayrılan bir düzenlemedir. Hukuk yargılamasında dava kural olarak davalının yerleşim yerinde açılırken, burada davacı kendi bulunduğu yerde dava açabilir. Kaynakların bir kısmında yetkinin “davalının ikametgâhı” olarak gösterilmesi bu özel hükmü gözden kaçırmaktan kaynaklanır.

Yardım nafakasında ise yetki kuralı farklıdır: TMK m.365’in son fıkrası taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesini yetkili sayar. Hangi nafaka türünün artırılmak istendiği bu nedenle dilekçede baştan netleştirilmelidir.

Görevli Mahkeme ve Yargılama Usulü

Görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla davayı görür. Görev kuralı kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınır.

Yargılamada mahkeme, mevcut nafaka dosyasını celbeder ve iki tarih arasındaki değişikliği inceler. Tanık dinlenmesi, ekonomik ve sosyal durum araştırması ile kurum kayıtlarının getirtilmesi bu incelemenin olağan araçlarıdır.

Yargılama sırasında karşı taraf, nafakanın azaltılması istemiyle karşı dava açabilir. Bu durumda iki talep birlikte incelenir ve tek hükümle sonuçlandırılır.

Artırım Hangi Tarihten İtibaren Geçerli Olur?

Bu, artırım kararlarının en çok tartışma doğuran yönüdür ve cevap kararın kendisinde saklıdır. Hüküm, artırılmış nafakanın hangi tarihten itibaren ödeneceğini açıkça gösteriyorsa o tarih esas alınır.

Kararda böyle bir belirleme yoksa boşluk doğar. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2019/2740 E. 2019/6702 K. sayılı kararında bu durum ele alınmış ve nafaka artırım kararında artırımın ne zaman başladığına ilişkin bir hüküm bulunmadığından, iştirak nafakasının karar tarihi itibarıyla artırılmış şekilde istenebileceği belirtilmiştir.

Pratik sonuç şudur: dava tarihinden karar tarihine kadar geçen dönem için eski tutar, karar tarihinden sonrası için yeni tutar işler. Artışın dava tarihinden başlatılması isteniyorsa bu talep dilekçede açıkça yazılmalı ve hükümde yer alması sağlanmalıdır.

DurumHangi tutar işlerDayanak
Kararda başlangıç tarihi yazılıBelirtilen tarihten itibaren yeni tutarHüküm fıkrası
Kararda tarih yokKarar tarihinden itibaren yeni tutar12. HD 2019/2740 E. 2019/6702 K.
Dava – karar arası dönemEski tutar (aksi hükümde yoksa)Aynı karar

Nafaka Artırım Davası Ne Kadar Sürer?

Süre, dosyanın delil durumuna ve mahkemenin iş yüküne bağlıdır. Taraflar arasında ciddi bir uyuşmazlık yoksa ve kayıtlar hızlı geliyorsa yargılama görece kısa sürer; ekonomik durum araştırmasının uzaması, tanık dinlenmesi ve kurum yazışmaları süreyi uzatır.

Süreyi kısaltan en etkili unsur, değişikliği gösteren belgelerin dava dilekçesiyle birlikte sunulmasıdır. Sonradan sunulan her belge yeni bir inceleme aşaması doğurur.

Yargılama süresince eski nafaka ödenmeye devam eder; artırım talebi mevcut ödeme yükümlülüğünü askıya almaz. Adli tatilin yargılama sürelerine etkisi için adli tatil tarihleri yazısına bakılabilir.

Artırım Davasında Kusur İncelenir mi?

İncelenmez. Kusur, boşanma davasında bir kez değerlendirilmiş ve nafaka hakkının doğup doğmadığı o aşamada belirlenmiştir. Artırım davasında tartışılan konu yalnızca miktardır.

Bu nedenle boşanmada kusurlu bulunmuş olmak, sonradan artırım talebine engel oluşturmaz. Aynı şekilde nafaka yükümlüsünün kusursuz bulunmuş olması da artırım talebini karşılamak zorunda olmadığı anlamına gelmez; TMK m.175/2 uyarınca yükümlünün kusuru zaten aranmaz.

Kusurun yeniden gündeme geldiği tek durum, nafakanın kaldırılması istemidir. Orada da tartışılan kusur değil, TMK m.176/3’te sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşip gerçekleşmediğidir. Boşanmada kusurun nasıl belirlendiği için evlilik birliğinin temelinden sarsılması yazısına bakılabilir.

Artırım Davası İçin Süre Sınırı Var mı?

Kanunda artırım davası için belirli bir bekleme süresi ya da hak düşürücü süre öngörülmemiştir. TMK m.176/4 yalnızca sebep arar; ne kadar süre geçmiş olması gerektiğini söylemez.

Bunun anlamı, nafaka yükümlülüğü devam ettiği sürece davanın her zaman açılabilmesidir. Ancak sebep aranması pratikte bir sınır işlevi görür: son karardan çok kısa süre sonra açılan davada, malî durumun değiştiğini ortaya koymak güçleşir.

Buna karşılık boşanmadan sonra ilk kez nafaka istenmesi farklı bir sürece tabidir: TMK m.178 uyarınca evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu süre mevcut nafakanın artırılmasına değil, hiç istenmemiş nafakanın ilk kez talebine ilişkindir.

Çocuk Nafakasında Artırım Nasıl İstenir?

Çocuk için ödenen iştirak nafakasında dayanak TMK m.331’dir: durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır. Buradaki “durumun değişmesi” hem çocuğun ihtiyacındaki hem ebeveynlerin gücündeki değişikliği kapsar.

Çocuğun yaşının ilerlemesi, eğitim kademesinin değişmesi ve buna bağlı giderlerin artması en sık görülen gerekçelerdir. Miktar belirlenirken TMK m.330’daki ölçütler yeniden uygulanır: çocuğun ihtiyaçları, ana babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri ile çocuğun kendi gelirleri.

Birden fazla çocuk varsa her biri için ayrı değerlendirme yapılır; bir çocuk yönünden istenen artırım diğerinin nafakasını kendiliğinden etkilemez. Velayet düzenlemesinin bu tabloya etkisi için çocuğun velayeti yazısına bakılabilir.

Nafaka Artırım Davası Reddi Yargıtay Kararları

Artırım talepleri her zaman kabul edilmez. Ret kararlarının dayandığı ilk gerekçe, TMK m.176/4’te aranan sebebin ortaya konulamamasıdır: malî durumda gösterilebilir bir değişiklik yoksa ve hakkaniyet de artırımı gerektirmiyorsa talep karşılanmaz.

İkinci sık gerekçe ödeme gücüdür. Alacaklının ihtiyacı artmış olsa bile, yükümlünün geliri talep edilen tutarı karşılamaya elverişli değilse artırım ya reddedilir ya da istenenden düşük bir tutarla sınırlanır. Kanun nafakayı “malî güç oranında” bağladığı için ödeme gücü her hâlde üst sınırdır.

Üçüncü grup ret sebebi usule ilişkindir: yetkisiz mahkemede açılan dava, talep sonucunun açıkça gösterilmemesi ya da artırımın başlangıç tarihinin hükme yazdırılmaması gibi eksiklikler sonucu doğrudan etkiler. Nitekim Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2019/2740 E. 2019/6702 K. sayılı kararında, artırım kararında başlangıç tarihi gösterilmediği için artırılmış nafakanın ancak karar tarihinden itibaren istenebileceği belirtilmiştir; bu, esasta kabul edilen bir talebin icra aşamasında kısmen sonuçsuz kalmasına yol açan tipik bir eksikliktir.

Nafaka Artırım Davası Kesinleşmeden İcraya Konulabilir mi?

Nafaka kararlarının icrası bakımından kanun özel bir düzenleme getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.350/1 istinaf için, m.367/1 ise temyiz için aynı cümleyi taşır: nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez. İcra ve İflas Kanunu m.36’nın dördüncü fıkrası da “nafaka hükümlerinde böyle bir süre verilemez” diyerek teminat karşılığı süre verilmesini engeller.

Buna karşılık aynı maddelerin ikinci fıkraları, aile hukukuna ilişkin kararların kesinleşmedikçe yerine getirilemeyeceğini söyler. İki fıkra arasındaki ilişki, nafakanın hangi karara bağlı olarak doğduğuna göre çözülür.

Artırım davası, boşanma hükmü kesinleştikten sonra açılan bağımsız bir davadır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2019/2740 E. 2019/6702 K. sayılı kararında, boşanma ilamı daha önce kesinleşmişse iştirak ve yoksulluk nafakasının takibe konulabilmesi için nitelikleri gözetildiğinde kesinleşmelerinin gerekli olmadığı ifade edilmiştir. Konunun tüm nafaka türleri bakımından ayrıntısı icra hukuku alanındaki çalışmalarımızda ele alınmaktadır.

Nafaka artırım davası itiraz süresi nedir?

Artırım kararına karşı başvurulacak yol istinaftır ve süresi, kararın tebliğinden itibaren işleyen genel istinaf süresidir. İcra aşamasındaki hesap itirazları ise ayrı bir yol olan icra mahkemesine şikâyetle ileri sürülür.

Nafakanın Azaltılması ve Kaldırılması Davaları

Aynı hüküm ters yönde de işler. TMK m.176/4, iradın artırılmasının yanında azaltılmasına da karar verilebileceğini söyler. Yükümlünün gelirinin düşmesi, sağlık sorunları veya yeni bakım yükümlülükleri bu davanın gerekçesi olabilir.

Kaldırma ise ayrı bir taleptir ve TMK m.176/3’te sayılan sebeplere dayanır: alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi. Bu sebepler mahkeme kararı olmadan sonuç doğurmaz.

Azaltma veya kaldırma davası açmış olmanın bir yan sonucu daha vardır. İcra ve İflas Kanunu m.344’ün ikinci fıkrasına göre borçlunun nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması hâlinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir.

Her Yıl Dava Açmadan Artış Sağlanabilir mi?

Sağlanabilir ve kanunun bu imkânı dört ayrı yerde tanıması dikkat çekicidir. TMK m.176/5, hâkimin istem hâlinde irat biçiminde ödenen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabileceğini söyler.

Aynı yetki çocuk nafakası için m.330/3’te, boşanmada çocuğun giderlerine katılma bakımından m.182/4’te ve yardım nafakasında m.365’in beşinci fıkrasında tekrarlanır. Yani kanun koyucu, tekrar eden artırım davalarını önlemek için bilinçli bir araç öngörmüştür.

Şart, talebin ileri sürülmesidir. Hâkim bu düzenlemeyi kendiliğinden yapmaz; ilk nafaka davasında ya da artırım davasında açıkça istenmesi gerekir. Talep edilmediğinde her artış için yeniden dava açmak kaçınılmaz olur.

Maddelerin tam metni için 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu metinlerine bakılabilir.

Anlaşmalı Boşanmadan Sonra Artırım İstenebilir mi?

İstenebilir. Protokolde kararlaştırılan ve hâkim tarafından onaylanan nafaka da bir mahkeme hükmüne dönüşmüştür; dolayısıyla TMK m.176/4 kapsamında artırılması talep edilebilir.

Protokolde “nafaka artırılmayacaktır” gibi bir kayıt bulunması durumu değiştirmez. Bu tür kayıtlar, tarafların gelecekteki dava haklarından peşinen vazgeçmesi anlamına geldiğinden sonuç doğurmaz; ayrıca çocuk nafakası bakımından ebeveynin feragati çocuğun hakkını ortadan kaldırmaz.

Buna karşılık protokolde yer alan ve hâkim onayından geçen artış düzenlemesi bağlayıcıdır. Protokolün nasıl kurgulanacağı için anlaşmalı boşanma davası yazısı incelenebilir.

Artırım Kararı Nasıl İcraya Konulur?

Artırım kararı da bir ilamdır ve ilamlı icra takibine konu edilir. Alacaklı, artırılmış tutar üzerinden yeni bir icra emri düzenletebilir; mevcut takip dosyası varsa artış o dosya üzerinden talep edilir.

Takipte istenecek tutarın hangi tarihten itibaren artırılmış şekilde hesaplanacağı, yukarıda açıklandığı üzere kararın içeriğine bağlıdır. Kararda tarih yoksa karar tarihi esas alınır.

Kısmî ödeme yapılan dosyalarda mahsup sırası da önemlidir. Türk Borçlar Kanunu m.100 uyarınca kısmî ödemeler öncelikle faizden ve masraftan mahsup edilir; bu nedenle yapılan ödemeler her zaman anaparayı azaltmaz.

Artırım Talebinde Dosya Hazırlığı

Artırım davasının sonucu, değişikliğin ne kadar somut biçimde ortaya konduğuna bağlıdır. Kira artışı, eğitim ve sağlık giderleri, karşı tarafın gelirindeki yükselme gibi unsurların belgeyle desteklenmesi, talebin karşılanma ihtimalini doğrudan etkiler.

Talep tutarının belirlenmesi, artışın başlangıç tarihinin hükme yazdırılması ve gelecek yıllara ilişkin düzenleme istenmesi için Ankara boşanma avukatı sayfasındaki çalışma alanlarını inceleyebilirsiniz.

Artırılacak nafakanın dayandığı hak için boşanmada kadının nafaka hakkı, miktarın belirlenme ölçütleri için boşanmalarda nafaka neye göre belirlenir yazısı incelenebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Nafaka artırım davası nasıl açılır?

Nafaka alacaklısı, mevcut kararın esas ve karar numarasını, hükmedilen tutarı ve talep ettiği yeni tutarı gösteren bir dilekçeyle aile mahkemesine başvurur. Değişikliği gösteren belgeler dilekçe ekinde sunulur.

Nafaka artırım davası şartları nelerdir?

TMK m.176/4 iki alternatif sebep sayar: tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâller. İkisinin birlikte bulunması aranmaz.

Nafaka artırım davası kaç yılda bir açılabilir?

Kanunda bekleme süresi öngörülmemiştir; nafaka yükümlülüğü sürdüğü sürece her zaman açılabilir. Ancak sebebin ortaya konması gerektiğinden, kısa aralıklarla açılan davalarda değişikliği ispat güçleşir.

Nafaka her yıl ÜFE oranında artar mı?

Kanunda ÜFE veya başka bir endeks öngörülmemiştir. Endeks hâkimin kullanabileceği bir ölçü aracıdır; kararda gelecek yıllara ilişkin bir düzenleme yoksa nafaka kendiliğinden artmaz.

Nafaka artırım davasında yetkili mahkeme neresidir?

TMK m.177 uyarınca nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Bu, davalının yerleşim yerini esas alan genel kuraldan ayrılan özel bir düzenlemedir.

Nafaka artırım davası ne kadar sürer?

Süre delil durumuna ve mahkemenin iş yüküne bağlıdır. Değişikliği gösteren belgelerin dava dilekçesiyle sunulması yargılamayı kısaltan en etkili unsurdur.

Artırılan nafaka hangi tarihten itibaren ödenir?

Kararda başlangıç tarihi yazılıysa o tarihten; yazılı değilse Yargıtay 12. HD 2019/2740 E. 2019/6702 K. kararı uyarınca karar tarihinden itibaren artırılmış tutar istenebilir.

Artırım davasında kusur tartışılır mı?

Tartışılmaz. Kusur boşanma davasında bir kez değerlendirilmiştir; artırım davasının konusu yalnızca miktardır.

Çocuk nafakasının artırılması hangi maddeye dayanır?

TMK m.331’e dayanır. Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.

Nafaka azaltılabilir mi?

Azaltılabilir. TMK m.176/4 aynı sebeplerle iradın azaltılmasına da karar verilebileceğini düzenler; çocuk nafakasında karşılığı m.331’dir.

Anlaşmalı boşanmadan sonra nafaka artırım davası açılabilir mi?

Açılabilir. Hâkim onayından geçen protokol nafakası da mahkeme hükmüne dönüştüğünden artırılması istenebilir; protokoldeki “artırılmayacaktır” kaydı bu hakkı ortadan kaldırmaz.

Her yıl dava açmadan artış sağlanabilir mi?

TMK m.176/5 ve m.330/3 uyarınca hâkim, istem hâlinde gelecek yıllarda ödenecek miktarı karara bağlayabilir. Talep edilmezse bu düzenleme kendiliğinden yapılmaz.

Artırım davası açarken eski nafaka ödenmeye devam eder mi?

Eder. Artırım talebi mevcut ödeme yükümlülüğünü askıya almaz; yargılama süresince eski tutar üzerinden ödeme sürer.

Artırım kararı kesinleşmeden icraya konulabilir mi?

Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez; HMK m.350/1 ve m.367/1 ile İİK m.36/4 bu yönde düzenleme içerir. Kesinleşme rejiminin ayrıntısı nafaka türüne göre değişir.

Nafaka ödenmezse ne olur?

İlamlı icra takibi başlatılabilir; ayrıca İİK m.344 uyarınca alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilebilir. Borç ödendiğinde borçlu tahliye edilir.

Yukarıdaki açıklamalar genel bilgilendirme niteliğindedir ve somut bir dosyada hükmedilecek artış tutarını göstermez. Yargı uygulaması ile mevzuat zaman içinde değişebileceğinden, dava açmadan önce bir avukatla görüşmeniz yerinde olur. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.