Hukuk, İcra ve İflas Hukuku, İdare Hukuku

Sosyal Yardım Parası Geri Alınır mı? Kesme, Faiz ve Haciz

Sosyal Yardım Parası Geri Alınır mı? Kesme, Faiz ve Haciz

Sosyal yardım parası geri alınır mı, paranın hangi sebeple fazla ödendiğine bağlıdır. Mevzuat tek bir geri alma kuralı kurmaz; belgelerin gerçeğe aykırı düzenlenmesi hâli ile idarenin sonradan fark ettiği bir eksiklik veya yanlışlık hâli ayrı hükümlere bağlanmıştır. Birinde kanuni faiz ve ceza kovuşturması gündeme gelir, diğerinde faiz hükmü hiç yoktur.

Makale İçeriği

Üstelik bu alanda 2026 yılı iki önemli değişiklik getirdi: yersiz ödenen aylıkların geri alınmasında uygulanacak artırım ölçütü 1 Mayıs 2026’da değişti, kanuni faizin kendisi de 16 Temmuz 2026’da yeniden tanımlandı. Aşağıda önce geri almanın kurallarını, sonra kesme usulünü, ardından bu paraların haczedilip haczedilemeyeceğini ve karara karşı izlenecek yolu ele alıyoruz.

Kısa değerlendirme

Sosyal yardım parası geri alınır mı sorusunda geri alma, kesme ve haciz birbirinden ayrı üç konudur ve farklı hükümlere tabidir.

  • Peşin ödeme: 2022 sayılı Kanuna göre peşin verilen aylıklar durum değişikliği veya ölüm hâlinde geri alınmaz.
  • Faiz: 1 Mayıs 2026’dan itibaren yersiz ödemede TÜFE değil kanuni faiz uygulanır.
  • Kesme: Aylık aniden kesilemez; iadeli taahhütlü tebligat ve üç aylık süre şarttır.
  • Haciz: Sosyal yardımlar ve 65 yaş / engelli aylıkları, kişinin rızası olsa bile haczedilemez.

Sosyal Yardım Parası Geri Alınır mı?

Sosyal yardım parası geri alınır mı sorusunda başlangıç noktası, ödemenin hangi kanuna dayandığıdır. 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun geri almayı iki ayrı maddede, iki ayrı sonuçla düzenler. 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda ise yardımların geri alınmasına ilişkin genel bir hüküm bulunmaz.

Bu boşluk önemlidir. 3294 kapsamındaki bir yardımın geri istenmesi, kanunun özel bir geri alma hükmüne değil, genel hükümlere ve idarenin sebepsiz zenginleşme iddiasına dayandırılır. Buna karşılık 2022 sayılı Kanun kapsamındaki aylıklarda geri alma doğrudan kanunda düzenlenmiş olduğu için hem şartları hem sonuçları bellidir.

Dolayısıyla elinize bir geri ödeme yazısı ulaştığında ilk yapılacak iş, yazının hangi ödemeye ve hangi hükme dayandığını tespit etmektir. Aynı hanede aynı anda alınan iki ayrı kalem, geri isteme bakımından bambaşka kurallara tabi olabilir. Hangi kalemin hangi kanuna dayandığını ve tutarların nasıl belirlendiğini sosyal yardım parası ne kadar yazımızda ayrıntılandırdık.

Sosyal Yardım Parası Çekilmezse Geri Alınır mı?

Sosyal yardım parası çekilmezse geri alınır mı sorusu, aslında iki farklı durumu birbirine karıştırır. Birincisi, ödemenin hesapta ya da ödeme noktasında bekletilip süresinde çekilmemesidir; ikincisi ise idarenin ödemeyi haksız bularak geri istemesidir. Bunlar hukuken bambaşka şeylerdir.

Ödemenin ne kadar süreyle bekletileceği kanunda düzenlenmemiştir. Süresinde çekilmeyen tutarın kuruma iade edilmesi bir yaptırım değil, muhasebe işlemidir ve hak sahipliğini sona erdirmez. Yardım ya da aylık bağlanmasına ilişkin karar ayakta olduğu sürece, çekilmeyen bir ödeme sebebiyle hakkınız düşmez.

Geri isteme ise ancak kanunun aradığı şartlar gerçekleştiğinde gündeme gelir: ya aylığa hak kazanmak üzere düzenlenen belgelerin gerçeğe uymadığı tespit edilmiştir, ya da aylık bağlama kararını etkileyecek bir yanlışlık veya eksiklik sonradan ortaya çıkmıştır. Paranın çekilmemiş olması, tek başına geri isteme sebebi değildir.

Peşin Ödenen Aylık Ölüm Hâlinde Bile Geri Alınmaz

2022 sayılı Kanunun 3. maddesinde, uygulamada çok az bilinen bir hüküm yer alır. Madde, aylıkların Bakanlıkça belirlenecek ödeme gün ve dönemlerinde peşin olarak ödeneceğini söyledikten sonra şunu ekler: “Peşin verilen gelir ve aylıklar durum değişikliği veya ölüm halinde geri alınmaz.”

Bu hüküm iki hâli birden kapsar. Aylık sahibinin durumu peşin ödeme yapıldıktan sonra değişmişse — örneğin muhtaçlık şartı ortadan kalkmışsa — o dönem için peşin ödenmiş tutar geri istenmez. Aynı şekilde hak sahibi peşin ödemeden sonra vefat etmişse, o döneme ait peşin aylık mirasçılardan talep edilemez.

Maddenin devamı ise kesmenin ne zaman başlayacağını gösterir: aylık bağlama ile ilgili geçim şartının kalkması hâlinde aylıklar, bu şartın kalktığı tarihi takip eden dönem başından itibaren kesilir. Yani kesme geriye değil ileriye etkilidir. Bu iki cümle birlikte okunduğunda, idarenin geçmişe dönük talebinin sınırı belirgin hâle gelir.

Geri Almanın İki Ayrı Rejimi Vardır

2022 sayılı Kanun, geri almayı birbirinden tamamen farklı iki maddeye bölmüştür ve aradaki fark sonucu doğrudan değiştirir. Kanunun 5. maddesi, aylığa hak kazanmak üzere düzenlenen belgelerin gerçeğe uymadığının tespit edilmesi hâlini düzenler: bu durumda ödenen aylıklar, ödeme tarihinden tahsil tarihine kadar hesaplanacak tutarıyla birlikte geri alınır ve belgeleri düzenleyen ile kullananlar hakkında ayrıca genel hükümlere göre ceza kovuşturması yapılır.

Kanunun 8. maddesi ise bambaşka bir hâli düzenler: aylık bağlama işlemi sırasında veya sonrasında yapılan incelemelerde, kararı etkileyebilecek yanlışlık veya eksikliklerin tespit edilmesi. Burada sahtelik yoktur; idare kendi kayıtlarında bir hata görmüştür. Bu hâlde eksiklikler giderilmezse aylık kesilir veya düzeltilir ve fazla ödenen tutarlar geri alınır — ancak madde metninde faize ilişkin bir ibare bulunmaz.

HâlDayanakFaizCeza sonucu
Belgenin gerçeğe aykırılığı2022 s.K. m.5Kanuni faiz (1/5/2026’dan itibaren)Genel hükümlere göre kovuşturma
Yanlışlık / eksiklik2022 s.K. m.8Maddede faiz hükmü yokYok
Rapor ve belgeyi gerçeğe aykırı düzenleme2022 s.K. m.8/2 son cümle5237 sayılı TCK hükümlerine göre işlem

Bu ayrımın pratik değeri şudur: idare bir eksiklik hâlini sahtelik gibi işleyip faiz talep ediyorsa, dayanağın hangi madde olduğu tartışılabilir. Geri ödeme yazısında hangi maddenin gösterildiğine bakmak, itirazın ilk adımıdır.

1 Mayıs 2026 Değişikliği: TÜFE Yerine Kanuni Faiz

Bu alandaki en yeni ve en az bilinen değişiklik 2026’da yapıldı. 22 Nisan 2026 kabul tarihli 7578 sayılı Kanunun 3. maddesi, 2022 sayılı Kanunun 5. maddesinde yer alan “Türkiye İstatistik Kurumunca her ay için belirlenen Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak” ibaresini “kanuni faizi ile” şeklinde değiştirdi.

Değişiklik 1 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girdi. Yani bu tarihten itibaren, gerçeğe aykırı belgeye dayanılarak ödenmiş bir aylığın geri alınmasında uygulanacak artırım TÜFE oranı değil, kanuni faizdir. İki ölçüt aynı dönemde birbirinden hayli farklı sonuç verebilir.

Bu nedenle elinizdeki geri ödeme hesabının hangi ölçüte göre yapıldığını kontrol etmek gerekir. 1 Mayıs 2026’dan sonra düzenlenmiş bir hesapta hâlâ TÜFE artırımı uygulanıyorsa, hesabın dayanağı yürürlükten kalkmış bir ibaredir. Faiz hesaplarının nasıl yürütüldüğünü görmek için yasal faiz hesaplama aracımızdan yararlanabilirsiniz.

Kanuni Faiz Nasıl Hesaplanır?

Kanuni faizin ne olduğu 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 1. maddesinde tanımlanır. Ancak bu madde de 2026’da değişti: 16 Temmuz 2026 tarihli 7589 sayılı Kanunun 10. maddesiyle yeniden yazıldı. Yani yersiz ödeme hesabına giren ölçüt iki buçuk ay içinde iki kez değişmiş oldu.

Maddenin yeni hâline göre kanuni faiz, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden hesaplanır. Madde bir de ara düzeltme kuralı getirir: söz konusu reeskont oranı 30 Haziran günü, önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan orandan beş puan veya daha çok farklıysa, yılın ikinci yarısında 30 Haziran’da belirlenen oranın yüzde sekseni geçerli olur.

Aynı Kanunun 3. maddesi ise hesap bakımından bir sınır koyar: kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep faiz yürütülemez. Yani faize faiz işletilemez. Geri ödeme hesabında bileşik bir hesaplama görüyorsanız, bu hükme dayanarak itiraz edilebilir.

Aylık Aniden Kesilemez: Tebligat ve Üç Aylık Süre

Konuyu anlatan kaynakların çoğu aylığın kesilme sebeplerini sıralar ama kesmenin bir usulü olduğunu söylemez. Oysa 2022 sayılı Kanunun 8. maddesi bu usulü ayrıntılı biçimde düzenler ve idareyi bağlar.

Maddeye göre, aylık bağlama kararını etkileyebilecek yanlışlık veya eksiklikler tespit edilirse bu durum ilgisine göre vakıflara, aylık bağlanana veya bağlanacak olana ve gerektiğinde ilgili idarelere bildirilir. Madde bildirimin şeklini de belirler: “Aylık bağlanmış veya bağlanacak olanlara yapılacak bildirimlerin iadeli taahhütlü posta ile gönderilmesi esastır.”

Süre bakımından ise şu kural geçerlidir: eksikliklerin veya yanlışlıkların giderilmemesi hâlinde, tebligat tarihinden itibaren üç aylık sürenin sona erdiği tarihin içinde bulunduğu ödeme döneminin sonunda aylık kesme veya düzeltme işlemi yapılır ve fazla ödenen tutarlar geri alınır. Yani hak sahibine önce durumu düzeltmesi için üç ay verilir; bu süre tanınmadan yapılan kesme işlemi usule aykırıdır.

Sosyal Yardım Hangi Hâllerde Kesilir?

3294 sayılı Kanunda yardımların kesilmesine ilişkin tek bir açık hüküm vardır ve o da beklenmedik bir yerdedir. Kanunun ek 5. maddesi, düzenli nakdî sosyal yardım alan hanedeki çalışabilir durumdaki kişilerin Türkiye İş Kurumu sistemine kaydedileceğini ve mesleki eğitime ya da aktif işgücü programlarına yönlendirileceğini düzenler.

Maddenin devamı yaptırımı gösterir: mesleki eğitimi, aktif işgücü programlarını ya da Kurum tarafından teklif edilen işi üçüncü kez kabul etmeyenlerin düzenli nakdî sosyal yardımları, durumun sistem üzerinden tespit edilmesini takip eden ay başından itibaren bir yıl süreyle kesilir. Sayı ve süre kanunda yazılıdır: iki ret kesme sebebi değildir, kesme süresi de bir yılla sınırlıdır.

2022 sayılı Kanunda ise kesme sebepleri farklıdır: engellilik oranının aylık bağlanması gereken oranın altına düşmesi, ortalama gelir tutarının eşiğin üzerine çıkması ve geçim şartının ortadan kalkması. Her iki kanunda da kesme, hane veya kişi durumundaki bir değişikliğe bağlanmıştır; idarenin takdirine bırakılmış genel bir kesme yetkisi yoktur.

Dört Kez Af Çıktı, Ödeyen Kaybetti

2022 sayılı Kanunun geçici maddeleri, yersiz ödenen aylıklar bakımından bugüne kadar dört ayrı terkin düzenlemesi getirdi: geçici 1. madde (2008), geçici 3. madde (2013), geçici 4. madde (2014) ve geçici 5. madde (2022). Her biri, kendi yürürlük tarihine kadar yersiz ödenmiş ve geri alınması gereken aylıklar ile bunlardan doğan ceza ve faizleri silmiştir.

Bu düzenlemelerin ortak bir tuzağı vardır ve metinlerde açıkça yazılıdır: “yapılan tahsilatlar iade edilmez.” Yani af çıktığında, borcunu daha önce ödemiş olan kişi ödediğini geri alamaz; ödemeyip bekleyenin borcu ise silinir. Aynı maddeler ilgililer hakkında herhangi bir adli, idari ve icrai takibat yapılmayacağını da düzenler.

En son çıkan geçici 5. maddenin bir istisnası vardır: “gerçeğe uygun olmayan sağlık kurulu raporu kullanımı nedeniyle yapılan ödemeler hariç olmak üzere”. Yani sahte rapora dayanan ödemeler af kapsamı dışındadır. Benzer bir düzenleme, 2026’da eklenen sosyal ve ekonomik destek hükmünü ayrıca incelediğimiz 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun geçici 19. maddesinde evde bakım yardımı için yapılmış ve orada bir adım daha ileri gidilerek açılmış davalarda yargılama gideri ile vekâlet ücretine hükmolunmayacağı öngörülmüştür.

Hangi Banka Hesaplarına Haciz Konulamaz?

Hangi banka hesaplarına haciz konulamaz belirlenirken ölçüt hesabın türü değil, hesaba giren paranın kaynağıdır. İcra hukukunda kural, borçlunun üçüncü kişilerdeki alacaklarının ve banka mevduatının haczedilebilmesidir; haczedilemezlik ise ancak özel bir hükümle tanınır.

2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun 82. maddesi haczedilemeyecek şeyleri sayarken ilk sırada “Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar”ı belirtir. Yani İcra ve İflâs Kanunu, özel kanunlardaki haciz yasaklarına doğrudan atıf yapar. Sosyal yardımlar bakımından bu özel hüküm 3294 sayılı Kanundadır.

Uygulamada karşılaşılan sorun şudur: maaş hesabına yatan sosyal yardım, banka nezdinde diğer paralarla karışabilir. Bu nedenle sosyal yardım ödemelerinin ayrı bir hesaba yönlendirilmesi ve hesap dökümüyle paranın kaynağının gösterilebilmesi, hacze itiraz aşamasında ispat kolaylığı sağlar. Haciz işlemlerinin kaldırılmasına dair genel usulü haczin kaldırılmasına ilişkin yazımızda ele aldık.

“Kişinin Rızası Olsa Bile”: Sosyal Yardımda Haciz Yasağı Mutlaktır

3294 sayılı Kanunun ek 2. maddesi, 2012 yılında 6353 sayılı Kanunla eklenmiştir ve son derece kesin bir ifade taşır: “Bu Kanun gereğince yapılan yardımlar ve proje destekleri ile 2022 sayılı Kanun gereğince verilen yaşlılık ve engelli aylıkları, kişinin rızası olsa bile haczedilemez, başkasına devir ve temlik edilemez.”

Buradaki “kişinin rızası olsa bile” ibaresi, bu yasağı sosyal güvenlik alanındaki benzer hükümlerden ayırır. 5510 sayılı Kanunun 93. maddesi, sigortalıların gelir, aylık ve ödeneklerinin haczedilemeyeceğini söylerken iki istisna tanır: Kurumun 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacakları ile nafaka borçları. Dahası aynı fıkra, haczi yasaklanan aylıkların haczine ilişkin taleplerin “borçlunun muvafakati bulunmaması hâlinde” reddedileceğini düzenler; yani orada borçlu rıza gösterirse haciz mümkündür.

Sosyal yardımlarda ise böyle bir kapı yoktur. 3294 ek 2. madde nafaka için de bir istisna öngörmemiş, rızaya da geçerlilik tanımamıştır. Bu karşılaştırma, dosyada hangi paranın haczedilebileceğini belirlerken doğrudan sonuç doğurur: emekli aylığı ile 65 yaş aylığı aynı korumaya sahip değildir.

Hesaba Haciz Konursa Ne Yapılır?

Haczedilemez bir para hesaba haciz yoluyla bloke edilmişse, izlenecek yol icra dairesine ve gerektiğinde icra mahkemesine başvurmaktır. İcra ve İflâs Kanununun 82. maddesinin son fıkrası, icra memuruna haczi talep edilen mal veya hakların haczinin caiz olup olmadığını değerlendirme ve talebin kabulüne ya da reddine karar verme görevi yükler.

Bir başka önemli hüküm 83/a maddesidir: “82 ve 83 üncü maddelerde yazılı mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir.” Yani bir sözleşmeye konulan “hesabımdaki her türlü alacak haczedilebilir” türü bir kayıt, haczedilemez nitelikteki parayı haczedilebilir hâle getirmez.

Başvuruda paranın kaynağının belgelenmesi belirleyicidir: ödemenin sosyal yardım veya 2022 sayılı Kanun kapsamındaki aylık olduğu, banka dökümü ve idarenin ödeme yazısıyla ortaya konur. Takip sürecinin genel işleyişini ilamsız takiplerde ödeme emri ve ihtiyati haciz yazılarımızda anlattık.

Ret veya Kesme Kararına Karşı Hangi Yol İzlenir?

3294 sayılı Kanunda başvuru yolları düzenlenmemiştir; kanun metninde “itiraz”, “dava” ve “mahkeme” kelimeleri hiç geçmez. Bu nedenle izlenecek yol genel idari usul hükümlerinden çıkarılır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesine göre dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde idare mahkemelerinde altmış gündür ve süre yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar.

Dava açmadan önce idareye başvurmak da mümkündür. İYUK’un 10. maddesi, ilgililerin idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabileceğini, otuz gün içinde cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağını düzenler. Kesin olmayan bir cevap alınmışsa ilgili bunu ret sayarak dava açabileceği gibi kesin cevabı da bekleyebilir; ancak bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez.

Yalnızca iptal talebiyle yetinilmesi gerekmez. İYUK’un 12. maddesi, hakları ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla doğrudan tam yargı davası açılabileceği gibi iptal ve tam yargı davalarının birlikte de açılabileceğini düzenler. Kesilen aylıkların ödenmesi talebi bu çerçevede ileri sürülür. İptal davasının genel işleyişini idari işlemin iptali davası yazımızda inceledik.

Vakıf Kararı mı, Bakanlık İşlemi mi?

Kararı kimin verdiği, izlenecek yolu doğrudan etkiler. 2022 sayılı Kanunun 8. maddesi açıktır: Kanunun 1 ve 2. maddeleri kapsamına girenlere Bakanlıkça aylık bağlanır ve Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden ödenir; vakıflar ise muhtaçlık konusunda karar verir ve bu kararlar aylık bağlanmasında esas alınır. Aylığın bağlanması, kesilmesi ve geri istenmesi işlemleri bu yönüyle bir kamu idaresinin işlemidir.

Vakıfların hukuki niteliği ise ayrı bir tartışmanın konusudur. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 09.06.2017 tarihli ve 2016/3 E., 2017/4 K. sayılı kararıyla, 3294 sayılı Kanunla kurulan sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının özel hukuk tüzel kişiliğine sahip olduğu ve ayrı işyeri olan bağımsız işverenler oldukları belirlenmiştir. İçtihadı birleştirme kararları 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 45. maddesi uyarınca bağlayıcıdır.

Bu niteleme yakın tarihte yeniden teyit edildi. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 18.06.2025 tarihli ve 2024/729 E., 2025/382 K. sayılı kararında, vakıfların özel hukuk tüzel kişisi olduğunu ve kamu tüzel kişiliğinin ancak kanunla verilebileceğini vurgulamıştır. Şunu belirtmek gerekir ki bu kararlar bir işçilik alacağı uyuşmazlığında verilmiştir; yardım kararlarına karşı açılacak davalarda görevli yargı yeri bakımından doğrudan hüküm kurmazlar. Ancak vakıf kararı ile Bakanlık işleminin neden farklı değerlendirildiğini açıklarlar.

3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun ile 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun güncel metinlerine mevzuat portalından ulaşabilirsiniz.

Üst Makama Başvuru Süreyi Durdurur ama Sıfırlamaz

İdari süreçlerde en sık yapılan hata, itiraz edildiğinde dava süresinin baştan başlayacağının sanılmasıdır. İYUK’un 11. maddesi bunun böyle olmadığını gösterir. Maddeye göre ilgililer, dava açmadan önce işlemin kaldırılmasını, geri alınmasını veya değiştirilmesini üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan dava açma süresi içinde isteyebilir ve bu başvuru işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur.

Kritik cümle maddenin üçüncü fıkrasındadır: isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması hâlinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır. Yani süre sıfırlanmaz, durduğu yerden devam eder. Elli beşinci günde yapılan bir başvurudan sonra elinizde yalnızca beş gün kalır.

Bir başka şart, başvurunun dava açma süresi içinde yapılmış olmasıdır. Altmış gün geçtikten sonra yapılan bir itiraz süreyi durdurmaz; çünkü durdurulacak bir süre kalmamıştır. Bu iki kural birlikte, itiraz dilekçesinin ne zaman verildiğinin neden titizlikle kayda geçirilmesi gerektiğini açıklar.

Geri Ödeme Yazısı Elinize Ulaştığında

Sosyal yardım parası geri alınır mı tartışması somut bir yazı üzerinden yürütüldüğünde kontrol edilecek noktalar bellidir: yazının dayandığı madde, tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, üç aylık sürenin tanınıp tanınmadığı, faiz uygulanmışsa hangi ölçüte göre hesaplandığı ve talebin hangi döneme ilişkin olduğu.

Bu kontrollerin her biri bağımsız bir itiraz sebebi doğurabilir. Peşin ödenmiş bir dönem için yapılan talep, usulüne uygun tebligat yapılmadan gerçekleştirilen kesme ya da yürürlükten kalkmış bir ölçüte göre hesaplanan faiz; üçü de ayrı ayrı ileri sürülebilir.

Sürelerin kısa olması sebebiyle bu değerlendirmenin gecikmeden yapılması önemlidir. Takip ve haciz boyutu bulunan dosyalarda izlenecek yol için icra hukuku alanındaki çalışmalarımızı inceleyebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Sosyal yardım parası geri alınır mı?

Şartları varsa alınır. 2022 sayılı Kanunun 5. maddesi belgelerin gerçeğe aykırılığı hâlinde ödenen aylıkların kanuni faiziyle geri alınacağını, 8. maddesi ise yanlışlık veya eksiklik hâlinde fazla ödenen tutarların geri alınacağını düzenler. İki hâlin sonuçları farklıdır.

Sosyal yardım parası çekilmezse geri alınır mı?

Paranın süresinde çekilmemesi başlı başına geri isteme sebebi değildir. Çekilmeyen tutarın kuruma iadesi bir muhasebe işlemidir ve hak sahipliğini sona erdirmez; geri isteme ancak kanundaki şartlar gerçekleştiğinde gündeme gelir.

Ölen kişinin aldığı peşin aylık mirasçılardan istenir mi?

2022 sayılı Kanunun 3. maddesi, peşin verilen gelir ve aylıkların durum değişikliği veya ölüm hâlinde geri alınmayacağını açıkça düzenler. Peşin ödenmiş dönem bakımından talep edilemez.

Yersiz ödemeye faiz uygulanır mı?

2022 sayılı Kanunun 5. maddesi kapsamındaki hâlde uygulanır. 7578 sayılı Kanunla 1 Mayıs 2026’da yapılan değişiklikten sonra ölçüt TÜFE aylık değişim oranı değil, kanuni faizdir. 8. maddedeki eksiklik hâlinde ise maddede faize ilişkin bir ibare yoktur.

Kanuni faiz oranı nasıl belirlenir?

3095 sayılı Kanunun 16 Temmuz 2026’da değiştirilen 1. maddesine göre kanuni faiz, TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden hesaplanır.

Geri ödeme hesabına bileşik faiz işletilebilir mi?

İşletilemez. 3095 sayılı Kanunun 3. maddesi, kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep faiz yürütülemeyeceğini düzenler.

Aylığım haber verilmeden kesilebilir mi?

Kesilemez. 2022 sayılı Kanunun 8. maddesi bildirimin iadeli taahhütlü posta ile yapılmasını esas alır ve kesme işleminin, tebligat tarihinden itibaren üç aylık sürenin sona erdiği tarihin içinde bulunduğu ödeme döneminin sonunda yapılacağını düzenler.

İŞKUR’un teklif ettiği işi reddedersem yardımım kesilir mi?

3294 sayılı Kanunun ek 5. maddesine göre kesme, teklifin üçüncü kez reddedilmesi hâlinde gündeme gelir ve düzenli nakdî yardım bir yıl süreyle kesilir. Süre, durumun tespitini takip eden ay başında başlar.

Yersiz ödeme borçları için af çıkmış mıydı?

2022 sayılı Kanunun geçici 1, 3, 4 ve 5. maddeleriyle dört ayrı terkin düzenlemesi yapılmıştır. Hepsinde ortak kural, yürürlükten önce yapılmış tahsilatların iade edilmeyeceğidir.

Hangi banka hesaplarına haciz konulamaz?

Belirleyici olan hesabın türü değil, paranın kaynağıdır. İcra ve İflâs Kanununun 82. maddesi, özel kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen malları haczedilemez sayar; sosyal yardımlar ve 65 yaş / engelli aylıkları bakımından bu özel hüküm 3294 sayılı Kanunun ek 2. maddesidir.

Sosyal yardıma rıza göstererek haciz konulabilir mi?

Konulamaz. 3294 sayılı Kanunun ek 2. maddesi bu ödemelerin “kişinin rızası olsa bile” haczedilemeyeceğini, devir ve temlik edilemeyeceğini düzenler.

Emekli aylığı ile 65 yaş aylığı aynı korumaya mı sahip?

Değildir. 5510 sayılı Kanunun 93. maddesi, Kurumun 88. maddeye göre takibi gereken alacakları ile nafaka borçları için haczi mümkün kılar ve borçlunun muvafakatine sonuç bağlar. 3294 ek 2. maddede ise istisna ve rıza kapısı yoktur.

Ret kararına karşı dava süresi kaç gündür?

2577 sayılı Kanunun 7. maddesine göre özel kanununda ayrı süre gösterilmeyen hâllerde idare mahkemelerinde dava açma süresi altmış gündür ve yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar.

İdareye itiraz edersem dava süresi baştan başlar mı?

Başlamaz. 2577 sayılı Kanunun 11. maddesine göre başvuru süreyi durdurur; isteğin reddi hâlinde süre yeniden işlemeye başlarken başvuru tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır.

Kesilen aylıkların ödenmesi de talep edilebilir mi?

Edilebilir. 2577 sayılı Kanunun 12. maddesi, hakları ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla doğrudan tam yargı davası açılabileceği gibi iptal ve tam yargı davalarının birlikte açılabileceğini düzenler.

Yukarıdaki açıklamalar genel nitelikte bilgilendirmedir; her dosyanın kendi belgeleri ve tarihleri sonucu değiştirebileceğinden hukuki tavsiye yerine geçmez. Bu alandaki hükümler 2026 yılında birden fazla kez değişmiştir; işlem yapmadan önce güncel metinleri kontrol etmeniz ve bir avukata danışmanız yerinde olur. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.