Tarladan Elektrik Direği Geçmesi Parası Ne Kadar? İrtifak Bedeli ve Dava Yolu
Tarladan elektrik direği geçmesi hâlinde malikin sorduğu soru neredeyse hep aynıdır: bunun bir karşılığı var mı, varsa kim öder? Kanunun cevabı nettir, ancak tek bir kalemden ibaret değildir. Elektrik hattının üzerinden geçtiği koridor için ödenecek bedelin adı irtifak hakkı bedeli, direğin oturduğu zemin için ödenecek bedelin adı ise pilon yeri bedelidir; ikisi ayrı hesaplanır, ayrı istenir ve ölçütleri birbirinden farklıdır. Direkler dikilirken malike sorulmamış, tapuya da hiçbir kayıt düşülmemişse tablo değişir ve uyuşmazlık kamulaştırma hukukundan çıkıp başka bir rejime girer.
Kısaca
Elektrik hattı geçen taşınmazda bedelin ölçütü taşınmazın tamamının değeri değil, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 11. maddesinin son fıkrasındaki kıymet düşüklüğüdür. Direğin oturduğu pilon yeri mülkiyet kamulaştırmasına, hattın geçtiği koridor irtifak kamulaştırmasına konu olur. İrtifak alanının nasıl çizileceği 2024’te kanun düzeyine taşınmıştır: 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 19. maddesine eklenen fıkra, alanın en düşük yaklaşma mesafesi, iletkenin salınım mesafesi ve direkler arası uzaklık dikkate alınarak belirleneceğini söyler. Davanın muhatabı çoğu zaman faturayı gönderen dağıtım şirketi değil, tesisin maliki olan idaredir.
Tarladan elektrik direği geçmesi parası ne kadar?
Sabit bir tarife yoktur; bu sorunun tek bir rakamla cevaplanamamasının sebebi, ödenecek paranın taşınmazın metrekare fiyatı değil, hattın o taşınmazda yarattığı değer kaybı üzerinden hesaplanmasıdır. Aynı büyüklükte iki tarladan geçen aynı hat, birinde sulu tarım yapıldığı, diğerinde kuru tarım yapıldığı için farklı bedel doğurabilir.
Uygulamada bedel iki kalemden oluşur. Birincisi, direklerin oturduğu ve fiilen kullanılamaz hâle gelen alanın tam bedelidir; burada mülkiyet fiilen elden çıktığı için indirimli bir hesap yapılmaz. İkincisi, hattın üzerinden geçtiği koridorda mülkiyetin kısıtlanması karşılığı ödenen irtifak bedelidir ve bu kalem, taşınmazın o bölümündeki değerin tamamı değil, kısıtın yarattığı düşüş kadardır.
Bu ayrımı bilmeden açılan davalarda en sık yapılan hata, tüm hat koridorunun metrekare bedelinin talep edilmesidir. Mahkeme bu talebi olduğu gibi karşılamaz; bilirkişi kurulu kıymet düşüklüğü oranını belirler ve hüküm o oran üzerinden kurulur. Talebi baştan doğru kurmak, hem harç kaybını hem de reddedilen kısım üzerinden karşı vekâlet ücretine mahkûm olmayı önler.
İrtifak hakkı bedeli nasıl hesaplanır?
Hesabın kanuni dayanağı 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 11. maddesidir. Maddenin son fıkrası şunu söyler: “Kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı tesisinde, bu kamulaştırma sebebiyle taşınmaz mal veya kaynakta meydana gelecek kıymet düşüklüğü gerekçeleriyle belirtilir. Bu kıymet düşüklüğü kamulaştırma bedelidir.” Cümlenin son kelimesi tartışmayı bitirir: irtifakta bedel, kıymet düşüklüğünün kendisidir.
Kıymet düşüklüğüne ulaşmak için bilirkişi kurulu önce taşınmazın hattan etkilenmemiş hâldeki değerini bulur. Aynı maddenin sayımına göre arazilerde ölçüt, taşınmazın mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması hâlinde getireceği net gelir; arsalarda ise kamulaştırma gününden önceki, özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değeridir. Rapor, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kabul edilen değerleme standartlarına uygun ve gerekçeli olmak zorundadır.
İkinci adımda hattın bu değeri ne oranda düşürdüğü belirlenir. Oranı etkileyen unsurlar hattın gerilim düzeyi, koridorun taşınmazı ortadan mı yoksa kenarından mı böldüğü, taşınmazın yapılaşmaya açık olup olmadığı ve tarımsal kullanımda makine geçişinin engellenip engellenmediğidir. Yapılaşma potansiyeli taşıyan bir arsada oran, salt tarım arazisine göre belirgin biçimde yükselir; çünkü orada kısıt yalnız bugünkü kullanımı değil, gelecekteki yapı hakkını da kapatır.
İrtifak bedeli hesaplama formülü var mıdır?
Kanunda sabit bir katsayı ya da hazır bir formül yoktur. İrtifak bedeli hesaplama işlemi, taşınmazın kısıtsız değerinin bulunması ve bu değere kıymet düşüklüğü oranının uygulanması biçiminde iki aşamalı yürür; oran her dosyada ayrıca gerekçelendirilir. Uygulamada bilirkişi raporlarında karşılaşılan oranlar geniş bir aralığa yayılır ve bu aralık, kanuni bir sınır değil, dosya özelliklerinin sonucudur.
Bu yüzden internette dolaşan “şu kadar yüzde alınır” biçimindeki hazır oranlar yanıltıcıdır. Bir raporun denetlenebilir olması için, uygulanan oranın hangi somut unsurlara dayandığının yazılması gerekir: hattın gerilimi, koridorun genişliği, taşınmazın imar durumu ve kalan kısımların kullanılabilirliği.
Kamulaştırma irtifak bedeli hesaplama: bilirkişi neyi ölçer?
Kamulaştırma irtifak bedeli hesaplama sürecinde bilirkişi kurulu keşifte üç şeyi tespit eder: hattın taşınmaz üzerindeki güzergâhı ve kapladığı alan, direk sayısı ile her direğin oturduğu alan, ve hattın kullanımı engellediği bölümün sınırları. Bu tespitler olmadan kurulan bir hesap, denetime elverişli sayılmaz.
TEİAŞ irtifak hakkı bedeli hesaplama dosyalarında ölçüm ayrıca hattın gerilim düzeyine göre değişir; yüksek gerilimli iletim hatlarında güvenlik için bırakılması gereken şerit genişler, dolayısıyla kısıt alanı ve bedel de büyür. Alanın kanuni ölçütleri için 6446 sayılı Kanun’un 19. maddesindeki üç unsur esas alınmalıdır.
Bedele değer artışı eklenir mi, düşülür mü?
Kanun bu noktada iki yönlü çalışır. 11. maddenin ilgili fıkrası, taşınmazın değerinin tespitinde kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışlarının ve ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kârın dikkate alınmayacağını söyler. Yani “bu hat bölgeye elektrik getirdi, arazim değerlendi” savunması bedeli düşürmez.
2942 sayılı Kanun’un kısmen kamulaştırmaya ilişkin 12. maddesi ise kalan kısmı hesaba katar. Kamulaştırma dışında kalan bölümün kıymetinde eksilme meydana gelmişse, eksilen değer tespit edilerek kamulaştırma bedeline eklenir. Hat koridoru tarlayı ikiye bölmüşse ve kalan parçalar bağımsız olarak ekonomik değerini yitirmişse, bu fıkra doğrudan malikin lehine işler.
Aynı maddenin bir sonraki bendi tersini de düzenler: kalan kısmın bedelinde kamulaştırma nedeniyle artış olmuşsa artış miktarı bedelden düşülür. Ancak kanun buraya bir tavan koymuştur: 12. maddenin açık ifadesiyle bu şekilde yapılacak indirim, kamulaştırma bedelinin yüzde ellisinden fazla olamaz. İdare lehine sınırsız bir indirim yolu yoktur.
İrtifak alanı nasıl belirlenir: 2024’te kanuna giren ölçüt
Bedelin matrahını irtifak alanının genişliği belirlediği için, alanın nasıl çizildiği dosyanın en belirleyici teknik sorusudur. Uzun yıllar bu konu yalnız teknik mevzuata bırakılmıştı. 2 Mayıs 2024 tarihli ve 7501 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 19. maddesine eklenen fıkra bu boşluğu doldurdu.
Hüküm şöyledir: “Elektrik dağıtım tesisleri ve/veya nakil hatlarına ilişkin irtifak alanı, en düşük yaklaşım mesafesi, iletkenin salınım mesafesi ve direkler arası uzaklık dikkate alınarak ilgili mevzuatına göre belirlenir.” Üç ölçüt de malikin lehinedir: alan, tellerin dikey izdüşümünden ibaret değildir; rüzgârda telin savrulduğu salınım payı ve güvenlik için bırakılması zorunlu yaklaşma mesafesi de alana dâhildir.
Bu fıkra, uygulamada sık karşılaşılan bir bilirkişi kabulünü tartışmaya açar. İrtifak alanını yalnızca iletkenin durgun hâldeki izdüşümü kadar ölçen bir rapora karşı, artık kanun metnine dayanan somut bir itiraz sebebi vardır. Rapora itiraz dilekçesinde bu fıkranın adıyla ve tarihiyle gösterilmesi, itirazı teknik bir görüş farkı olmaktan çıkarıp hukuka aykırılık iddiasına dönüştürür.
Yüksek gerilim hattı kime ait?
Mülkiyet sorusu göründüğünden önemlidir, çünkü davanın kime yöneltileceğini belirler. Türkiye’de iletim hatları TEİAŞ’ın, dağıtım tesislerinin önemli bölümü ise TEDAŞ’ın mülkiyetindedir. Bölgede faaliyet gösteren ve faturayı gönderen özel dağıtım şirketi, çoğu durumda bu tesislerin maliki değil, işletme hakkını devralmış olan taraftır.
6446 sayılı Kanun bu yapıyı açıkça kurar. Anılan Kanun’un 19. maddesi uyarınca, kamulaştırma veya devir yoluyla elde edilen taşınmazların mülkiyeti ve üzerindeki sınırlı ayni haklar, üretim tesislerinin mülkiyetine sahip kamu kurumu adına, bu yoksa Hazine adına tescil edilir. Özelleştirme tarihi itibarıyla kamulaştırması tamamlanmamış dağıtım tesisleri bakımından ise kamulaştırmayı TEDAŞ yapar, tapuda TEDAŞ adına tescil edilir ve bedeli TEDAŞ öder.
Aynı madde bir başka ayrımı daha getirir: özel hukuk tüzel kişisi lisans sahiplerinin taşınmaz temini işlemlerini Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu yürütür, Kurul kararı kamu yararı kararı yerine geçer ve herhangi bir makamın onayına tabi değildir; buna karşılık kamulaştırma ve irtifak bedelleriyle projeden kaynaklı tazminatları lisans sahibi özel tüzel kişi öder. Bedeli ödeyen ile tapuda görünen taraf, bu nedenle çoğu dosyada aynı kişi değildir.
Dava kime karşı açılır: taze bir Yargıtay kararı
Husumetin yanlış kurulması, esasa hiç girilmeden zaman kaybettiren bir hatadır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2024/3412 Esas, 2025/2049 Karar sayılı ve 16 Nisan 2025 tarihli kararı bu konuda somut bir ölçüt verir ve karar kesindir.
Olayda taşınmaz malikinin arazisine sekiz adet elektrik direği dikilmiş, direkler ve tellerin kapladığı alan 570 metrekare olarak tespit edilmiştir. Malik, el atmanın önlenmesi ve kâl, yani tesisin sökülmesi talebiyle dava açmıştır. Yerel mahkeme ve bölge adliye mahkemesi, direklerin ve hatların mülkiyetinin TEDAŞ’a ait olduğunu, bölgedeki dağıtım şirketinin ise yalnızca işletme hakkı devri sözleşmesine dayandığını tespit etmiş; dağıtım şirketi yönünden davayı pasif husumet yokluğundan reddetmiştir.
TEDAŞ yönünden sonuç farklı olmuştur: idarenin ne bir kamulaştırma işlemi ne de lehine kurulmuş bir irtifak hakkı bulunduğu belirlenerek dava kabul edilmiş, Yargıtay bu kararı onamıştır. Karardan çıkan iki pratik sonuç şudur: davanın muhatabı tesisin maliki idaredir; ve kamulaştırmasız geçirilen bir hatta karşı malikin elindeki tek seçenek bedel talebi değildir, tesisin sökülmesini de isteyebilir.
Hiç kamulaştırma yapılmamışsa: kamulaştırmasız el atma yolu
Dosyaların büyük bölümünde idare usulüne uygun bir kamulaştırma yapmamış, hattı doğrudan geçirmiştir. Bu durumda uyuşmazlık kamulaştırma hukukundan çıkıp kamulaştırmasız el atma rejimine girer ve hangi kuralların uygulanacağını el atmanın tarihi belirler.
Kanun bu tarihe göre ayrı rejimler kurar. 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesi, 9 Ekim 1956 ile 4 Kasım 1983 arasında irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın el konulan taşınmazları açıkça kapsar ve bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanmasını dava şartı sayar; uzlaşma sağlanamazsa uzlaşmazlık tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren üç ay içinde bedel tespiti davası açılabilir. 1983 sonrası el atmalar başka bir geçici madde rejimine tabidir.
Bu ayrım yalnız usulü değil, bedelin hangi tarihe göre hesaplanacağını da etkiler. Hangi dönemin hangi kapıyı açtığı, dava şartı olan uzlaşmanın nasıl işlediği ve idareye karşı icranın sınırları ayrı bir çerçevede ele alınmıştır: kamulaştırmasız el atma davasının dönem ayrımı bu dosyanın hangi rejime girdiğini belirlemek için başvurulacak yerdir.
Pilon yeri bedeli ile irtifak bedeli neden ayrı istenir?
İki kalemin hukuki niteliği farklıdır. Direğin oturduğu zemin fiilen ve sürekli olarak işgal edilmiştir; o parçada malikin kullanma imkânı tamamen ortadan kalkar. Kanun, mülkiyetin kamulaştırılması yerine irtifak kurulmasına ancak amaç için yeterli olduğu takdirde izin verir; direğin ayak izinde bu yeterlilik bulunmadığı için orası mülkiyet kamulaştırmasının konusudur.
Hattın havadan geçtiği koridor ise farklıdır. Orada zemin malikin elindedir, ekim yapılabilir, ancak yapılaşma ve makine geçişi bakımından kalıcı bir kısıt doğmuştur. Mülkiyeti tümüyle sona erdirmeyen bu kısıt, 2942 sayılı Kanun’un 4. maddesindeki tanıma uygun biçimde taşınmazın belirli kesimi ve yüksekliği üzerinde kurulan irtifakla karşılanır.
Talep dilekçesinde iki kalemin ayrı ayrı gösterilmesi gerekir. Aksi hâlde bilirkişi raporu tek bir rakam üretir ve pilon yeri için tam bedel yerine kıymet düşüklüğü oranı uygulanmış olabilir. Yargıtay kararlarında da bu iki kalem “pilon yeri bedeli ile irtifak hakkı karşılığı” biçiminde ayrı ayrı anılır.
Yüksek gerilim hattı eve ne kadar uzak olmalı?
Bu sorunun cevabı Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği’ndedir ve bedel davasında da işe yarar, çünkü kısıtın genişliğini gösterir. Yönetmeliğin 44. maddesi, hava hattı iletkenleriyle yanından geçtikleri yapıların en çıkıntılı bölümleri arasında, en büyük salınım konumunda en az belirli bir yatay uzaklık bulunmasını zorunlu kılar.
Yönetmeliğin Çizelge-5’inde gerilim düzeyine göre bırakılması gereken en küçük yatay uzaklıklar şöyledir:
| Hattın izin verilen en yüksek sürekli işletme gerilimi | Yapılara en küçük yatay uzaklık |
|---|---|
| 0–1 kV (1 dahil) | 1 m |
| 1–36 kV (36 dahil) | 2 m |
| 36–72,5 kV (72,5 dahil) | 3 m |
| 72,5–170 kV (170 dahil) | 4 m |
| 170–420 kV (420 dahil) | 5 m |
Tablonun hukuki anlamı şudur: hattın geçtiği şeridin iki yanında, yapı yapılamayan bir güvenlik bandı doğar. Bu band, irtifak alanının belirlenmesinde 6446 sayılı Kanun’un aradığı “en düşük yaklaşım mesafesi” ölçütünün somut karşılığıdır ve bedel hesabında dikkate alınmasını istemek malikin hakkıdır.
Enerji nakil hattı altında yapılaşma mümkün mü?
Hattın altında kalan alanda yapı yapmak, düşey güvenlik aralıkları nedeniyle çoğu gerilim düzeyinde fiilen imkânsızdır. Yönetmeliğin Çizelge-8’i, iletkenlerin en büyük salgı durumunda üzerinden geçtikleri yerlere olan en küçük düşey uzaklıklarını belirler ve yapılar için ayrı satırlar içerir.
Aynı çizelge tarımsal kullanım bakımından da belirleyicidir. Araç geçmesine elverişli çayır, tarla ve otlak için öngörülen en küçük düşey uzaklık 1–17,5 kV aralığında 6 metre, 170 kV’ta 7 metre, 420 kV’ta 9,5 metredir. Üzerine herkes tarafından çıkılabilen düz damlı yapılarda bu değerler gerilim düzeyine göre 2,5 metreden 8,7 metreye kadar çıkar.
Bu rakamlar davada iki işe yarar. Birincisi, kısıtın gerçekten var olduğunu ve hangi ölçüde bulunduğunu mevzuat metniyle ortaya koyar. İkincisi, tarlada yüksek makine kullanımının engellendiği hâllerde kıymet düşüklüğü oranının neden yüksek belirlenmesi gerektiğini teknik bir zemine oturtur.
Enerji nakil hattı koruma kuşağı nedir?
Uygulamada hattın iki yanında bırakılan ve içinde yapı yapılamayan şerit için enerji nakil hattı koruma kuşağı denir. Bu kuşağın genişliği tek bir maddede sayı olarak verilmez; yukarıdaki yatay ve düşey uzaklıklar ile iletkenin salınım payı birlikte değerlendirilerek belirlenir.
Kuşağın hukuki önemi, kısıtın sınırını çizmesidir. Bedel davasında talep edilen alan bu kuşakla örtüşmelidir; kuşağın dışındaki bölümler için değer kaybı iddia ediliyorsa, bunun ayrıca gerekçelendirilmesi gerekir. Enerji nakil hattı geçen arsa bakımından kuşak, imar durumunu da doğrudan etkilediği için bedel oranını yükselten unsurların başında gelir.
Meyve bahçesi ve ağaçlar: ayrı bir kalem
Hat güzergâhındaki ağaçların kesilmesi ya da budanması, bedel hesabında çoğu zaman gözden kaçan bir kalemdir. Yönetmeliğin Çizelge-7’si, hava hattı iletkenlerinin ağaçlara olan en küçük yatay uzaklıklarını 0–1 kV için 1 metre, 1–170 kV aralığı için 2,5 metre, 170 kV için 3 metre olarak belirler; Çizelge-8 ise ağaçlar bakımından düşey uzaklıkları ayrıca gösterir.
Bu mesafeler, güzergâh boyunca ağaçların kesilmesini zorunlu kıldığı ölçüde malik için bağımsız bir zarar doğurur. Meyve veren ağaçlarda zarar yalnız ağacın kendi değeri değil, kesim nedeniyle kaybedilen gelirdir ve bu kalem bilirkişi raporunda ayrıca gösterilmelidir.
Kesim idarece yapılmışsa ve dayanağı gösterilemiyorsa, talep bedel tespitinden bağımsız olarak haksız fiil hükümlerine göre de ileri sürülebilir. Dosyanın başında ağaç sayımının ve cinslerinin tutanağa bağlanması, sonradan bu kalemi ispatlamayı kolaylaştırır.
Trafo yeri kamulaştırma nasıl yapılır?
Trafo binası veya beton köşk, direkten farklı olarak zemine kalıcı biçimde oturan bir yapıdır. Bu nedenle trafo yeri, kural olarak irtifakla değil mülkiyetin kamulaştırılmasıyla elde edilir; idare o parçayı satın alır ya da kamulaştırır ve tapuda kendi adına tescil ettirir.
Uygulamada trafo yeri için üç ayrı yol görülür: kamulaştırma, taşınmaz malikiyle yapılan kira sözleşmesi ve Hazine taşınmazları üzerinde kurulan irtifak hakkı. Hangisinin uygulandığı, malikin hangi talebi ileri süreceğini belirler. Kamulaştırma yapılmamış ve rıza da alınmamışsa, trafo yeri bakımından el atmanın önlenmesi ve bedel talepleri birlikte gündeme gelir.
Apartman ve site içindeki trafo yerleri ayrı bir başlıktır; orada tahsisin dayanağı çoğu kez imar mevzuatı ve yapı ruhsatı sürecidir. Ortak alanda kurulan trafo için kat maliklerinin rızasının aranıp aranmayacağı, tahsisin hangi aşamada yapıldığına göre değişir.
İmar planında trafo yeri ayrılmışsa ne olur?
İmar planında trafo yeri olarak ayrılan parsel, plan kararıyla birlikte fiilen yapılaşmaya kapanır. Bu aşamada henüz bir el atma yoktur; kısıtlama plandan doğar ve mülkiyetin özüne dokunacak ölçüye ulaştığında hukuki el atma tartışması gündeme gelir.
Trafo yeri tahsisi imar uygulaması sırasında yapılmışsa, malikin öncelikle tahsisin dayanağını ve tahsis edilen alanın büyüklüğünü öğrenmesi gerekir. Plan kararına karşı süresinde idari yargıya başvurulmamışsa, tartışma çoğu zaman bedel talebine döner ve hangi yolun açık olduğu, planın uygulanıp uygulanmadığına göre değişir.
Görevli ve yetkili mahkeme
Kamulaştırma bedeline ve kamulaştırmasız el atmadan doğan bedel taleplerine ilişkin uyuşmazlıklar adli yargıda görülür. 2942 sayılı Kanun’un 37. maddesi bu noktada üç şeyi birden söyler: bu Kanun’dan doğan anlaşmazlıkların adli yargıda çözümlenmesi gerekenleri, taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemelerinde ve basit yargılama usulü ile görülür.
Basit yargılama usulünün seçilmiş olması pratik sonuçlar doğurur: cevap süresi daha kısadır, dilekçe teatisi iki dilekçeyle sınırlıdır ve iddia ile savunmanın genişletilmesi yasağı daha erken devreye girer. Bu nedenle talep kalemlerinin ve delillerin en baştan eksiksiz gösterilmesi, yazılı usule göre daha kritiktir.
Yetki bakımından ölçüt taşınmazın bulunduğu yerdir. Bu, idarenin merkezinin başka bir ilde bulunmasının davayı o ile taşımayacağı anlamına gelir; TEDAŞ ya da TEİAŞ merkezinin Ankara’da olması, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesine başvurulmasını engellemez.
El atmanın önlenmesi ve kâl talepleri de aynı mahkemede, aynı dosyada bedel talebiyle birlikte ileri sürülebilir. Talepler arasındaki ilişki terditli kurulabilir: öncelikle el atmanın önlenmesi, bu mümkün görülmezse bedel istenir.
Zamanaşımı ve hak düşürücü süre
Kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılacak bedel davalarında “yirmi yıl geçti, hakkınız düştü” savunması sık duyulur. Bu savunmanın dayanağı, 2942 sayılı Kanun’un “Hak düşürücü süre” başlıklı 38. maddesiydi; madde Anayasa Mahkemesi’nin 10/4/2003 tarihli, E.2002/112, K.2003/33 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Kanun metninde bugün madde numarasının yanında yalnız bu iptal şerhi durur. İptal sonrası, el atmanın üzerinden uzun süre geçmiş olması tek başına talebi düşürmez.
Buna karşılık usule ilişkin süreler işlemeye devam eder. Usulüne uygun bir kamulaştırma yapılmış ve mahkemece tebligat gönderilmişse, aynı Kanun’un 14. maddesi uyarınca malikin kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal, maddi hatalara karşı adli yargıda düzeltim davası açma süresi tebligat gününden itibaren otuz gündür. Bu süre kaçırıldığında tartışma bedele daralır.
Bedel kesinleştikten sonra da bir süre daha vardır: 23. maddeye göre idare, bedelin kesinleşmesinden itibaren beş yıl içinde kamulaştırma amacına uygun hiçbir işlem yapmaz veya taşınmazı kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis etmezse, malik veya mirasçıları aldıkları bedeli kanuni faiziyle ödeyerek taşınmazı geri alabilir. Geri alma hakkı, doğduğu tarihten itibaren bir yıl içinde kullanılmazsa düşer.
İrtifak bedeli mi, ecrimisil mi istenmeli?
İki talep aynı olaydan doğsa da farklı şeyleri karşılar. İrtifak bedeli, kısıtın kalıcı olarak kabul edilmesi ve tapuya tescil edilmesi karşılığında bir defaya mahsus ödenen bedeldir. Ecrimisil ise haksız işgal süresince taşınmazdan yoksun kalınan dönem için istenen tazminattır ve geriye doğru sınırlı bir dönemi kapsar.
Uygulamada bu iki talebin birlikte istenmesi mümkündür; ancak aynı dönem için hem bedel hem ecrimisil alınarak mükerrer tahsil yapılamaz. Ecrimisilin hangi hâllerde istenebileceği, intifadan men koşulunun aranıp aranmayacağı ve geriye dönük sürenin nasıl hesaplandığı ayrı bir çalışmanın konusudur: ecrimisil ve haksız işgal tazminatının koşulları bu ayrımı ayrıntılı biçimde ele alır.
Seçim, çoğu zaman malikin hedefine göre yapılır. Amaç hattın kalıcı olarak kalması ve karşılığının alınmasıysa irtifak bedeli; amaç tesisin kaldırılması ve geçmiş dönemin karşılığının istenmesiyse el atmanın önlenmesiyle birlikte ecrimisil talebi öne çıkar.
Bilirkişi raporuna nasıl itiraz edilir?
Bu davalarda sonucu belirleyen belge bilirkişi raporudur; itiraz dilekçesi de rapor kadar teknik yazılmalıdır. Kanun, raporun hangi unsurları içermesi gerektiğini tek tek sayar: taşınmazın cinsi ve nevi, yüzölçümü, kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve unsurlar ve her unsurun ayrı ayrı değeri, varsa vergi beyanı, resmî makamlarca yapılmış kıymet takdirleri.
İtirazın en verimli eksenlerinden biri bu “ayrı ayrı” ibaresidir. Unsurları tek kalemde toplayan, kıymet düşüklüğü oranını gerekçesiz veren ya da emsal satışları göstermeyen bir rapor, kanunun aradığı gerekçelilik ölçütünü karşılamaz. İkinci eksen, irtifak alanının 6446 sayılı Kanun’un 19. maddesindeki üç ölçüt gözetilmeden dar hesaplanmış olmasıdır.
Üçüncü eksen ise emsal seçimidir. Kanun, arsalarda özel amacı olmayan emsal satışların esas alınmasını arar; idarenin kendi kamulaştırma dosyalarından getirilen satışlar bu niteliği taşımaz. Rapora itiraz edilmez ve hüküm kurulursa, üst mahkemede bu eksiklikleri ilk kez ileri sürmek çoğu zaman mümkün olmaz.
Tarladan elektrik direği geçmesi parası nereden alınır?
Ödeme, davanın kimin aleyhine sonuçlandığına göre ilgili idarenin bütçesinden yapılır. Bedel tespiti davasında mahkeme, tespit ettiği bedelin malik adına açılacak banka hesabına yatırılması için idareye süre verir; yatırıldığına dair makbuzun ibrazı üzerine tescile ve bedelin hak sahibine ödenmesine karar verir.
Kamulaştırmasız el atma dosyalarında ödeme mekanizması farklı işler ve idarelerin bütçelerinden bu amaçla pay ayrılması öngörülmüştür. Bu düzenlemenin bir bölümü Anayasa Mahkemesi kararlarıyla değişmiştir; ödemenin nasıl ve ne zaman yapılacağı, idareye karşı icra takibinin sınırları ve haciz yasağı ayrı bir başlıkta ele alınmıştır.
Paranın tahsili aşamasında en sık yapılan hata, kesinleşmeyi beklemeden icra takibi başlatmaktır. İdareye karşı takipte uygulanan özel rejim, alacaklının elindeki araçları sınırlar; bu nedenle tahsil planının dava aşamasında kurulması gerekir.
Elektrik direği geçen tarla alınır mı?
Alıcı bakımından bu, fiyatı doğrudan etkileyen bir sorudur. Hattın geçtiği taşınmaz satılabilir; mülkiyet devri yasaklanmış değildir. Ancak taşınmazın yapılaşma kabiliyeti ve tarımsal kullanımı kısıtlandığı için piyasa değeri, kısıtsız emsallerine göre düşer.
Satın alan bakımından kritik nokta, bedelin daha önce ödenip ödenmediğidir. İdare usulüne uygun kamulaştırma yapmış ve irtifak tapuya tescil edilmişse, karşılığı eski malike ödenmiş demektir; yeni malik aynı hat için ikinci kez bedel isteyemez. Buna karşılık hiç kamulaştırma yapılmamışsa talep hakkı, taşınmazla birlikte devredilmez; dava hakkının kime ait olacağı el atma tarihindeki mülkiyet durumuna göre belirlenir.
Bu nedenle satış öncesinde tapu kaydının ve varsa irtifak şerhinin incelenmesi gerekir. Şerh yoksa ve hat mevcutsa, tablo çoğu zaman kamulaştırmasız el atmaya işaret eder; bu durum alıcı için pazarlık payı, satıcı için ise kullanılmamış bir dava hakkıdır.
Tarlamdan elektrik direği geçiyor, ne yapmalıyım?
İlk adım, durumu belgelemektir. Tapu kaydı ve çapı alınır, taşınmaz üzerindeki direk sayısı, hattın gerilim düzeyi ve güzergâhı fotoğraflarla tespit edilir; mümkünse tarih damgalı görüntü kaydedilir. Bu belgeler, sonradan yapılacak keşifte bilirkişiye sunulacak temel veridir.
İkinci adım, idareye yazılı başvurudur. Başvuruda taşınmazın ada ve parsel bilgisi, hattın geçtiği alan, kamulaştırma yapılıp yapılmadığının sorulması ve yapılmışsa bedelin ödendiğine ilişkin belgelerin istenmesi yer alır. Gelen cevap, dosyanın kamulaştırma hukukuna mı yoksa kamulaştırmasız el atma rejimine mi gireceğini gösterir.
Üçüncü adım, talebin kurulmasıdır. Pilon yeri bedeli, irtifak hakkı bedeli, varsa ağaç ve ürün zararı ile kalan kısımdaki değer düşüklüğü ayrı kalemler hâlinde gösterilir. Dava açılmadan önce delil tespiti istenmesi, özellikle ağaç kesimi gibi sonradan ispatı güçleşen zararlarda yararlıdır.
Tarladan elektrik direği geçmesi dava dilekçesi nasıl hazırlanır?
Dilekçede taraf gösterimi, talebin kendisi kadar önemlidir. Davalı, tesisin maliki idare olarak gösterilir; bölgedeki dağıtım şirketi yalnızca işletme hakkını devralmışsa ona yöneltilen dava husumet yokluğundan reddedilir. Tereddüt hâlinde tesisin mülkiyetinin sorulması için idareye başvurulması ve gelen cevabın dilekçeye eklenmesi güvenli yoldur.
Talep sonucunda kalemler ayrıştırılır. Pilon yeri için mülkiyet bedeli, hat koridoru için irtifak bedeli, kalan kısım için değer düşüklüğü ve varsa ağaç zararı ayrı ayrı yazılır; her kalem için faiz başlangıcı belirtilir. Terditli olarak el atmanın önlenmesi ve kâl talebi de eklenebilir.
Deliller bölümünde tapu kaydı, keşif, bilirkişi incelemesi, idarenin kamulaştırma dosyası ve varsa daha önceki emsal dosyalar gösterilir. Emsal yargı kararlarının künyeleriyle sunulması, özellikle husumet ve alan hesabı tartışmalarında yararlıdır. Hazır dilekçe örnekleri, taşınmazın niteliği ve el atma tarihi her dosyada değiştiği için tek başına yeterli olmaz.
Bu konuda dolaşan üç yaygın yanlış
“Hat geçen yerin metrekare bedeli ödenir.” Ödenmez. Kanun ölçütü kıymet düşüklüğüdür; koridorun tam bedeli ancak mülkiyetin fiilen sona erdiği pilon yeri için istenebilir.
“Faturayı gönderen şirkete dava açılır.” Çoğu dosyada açılmaz. Dağıtım şirketi işletme hakkını devralmış olabilir; tesisin maliki TEDAŞ ya da TEİAŞ ise davalı odur. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2025 tarihli kararı bu ayrımı açıkça uygulamıştır.
“Yirmi yıl geçtiyse dava açılamaz.” Açılabilir. Bu savunmanın dayanağı olan 2942 sayılı Kanun’un 38. maddesi, Anayasa Mahkemesi’nin 10/4/2003 tarihli E.2002/112, K.2003/33 sayılı kararıyla iptal edilmiştir; süre savunması, usulüne uygun kamulaştırma yapılmış dosyalardaki otuz günlük dava sürelerinden ayırt edilmelidir.
Adım adım yol haritası
Önce tapu kaydı ve kadastral durum çıkarılır; hattın geçtiği alan ve direk sayısı tespit edilir. Ardından idareye başvurularak kamulaştırma yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa bedelin kime ödendiği sorulur. Gelen cevap dosyanın rejimini belirler.
El atma 1956–1983 aralığındaysa uzlaşma başvurusu yapılır; bu, dava şartıdır ve atlanması davanın usulden reddine yol açar. Uzlaşma sağlanamazsa tutanak tarihinden itibaren üç ay içinde bedel tespiti davası açılır.
Dava açıldıktan sonra keşif ve bilirkişi aşamasında irtifak alanının 6446 sayılı Kanun’un aradığı üç ölçüte göre hesaplanması istenir, rapora süresi içinde ayrıntılı itiraz edilir. Bedelin yatırılmasından sonra tescil ve ödeme aşaması izlenir. Süreç boyunca, taşınmazla ilgili tapuya işlenen kısıtlayıcı şerhlerin anlamı ve varsa tapu iptali ve tescil davasının harç rejimi ayrıca gözetilir.
Kamulaştırma yapılmışsa süreç nasıl işler?
İdare usulüne uygun davranıyorsa süreç satın alma teklifiyle başlar, anlaşma sağlanamazsa bedel tespiti ve tescil davası açılır. Malike gönderilen davetiyenin içeriği, otuz günlük dava pencereleri ve bedelin hangi ölçütlere göre belirleneceği bu sürecin belirleyici noktalarıdır.
İrtifak kamulaştırmasında bu genel süreç aynen işler; yalnız bedelin ölçütü değişir. Anlaşma hâlinde malikin itiraz davası açma hakkının sona erdiği, bedel artırım taleplerinin hangi aşamada ileri sürülebileceği ve temyizde bedelin düşmesi hâlinde farkın geri istenebileceği gibi noktalar ayrı bir çalışmada toplanmıştır: kamulaştırma davasının takvimi ve bedel tespiti bu aşamayı ayrıntılandırır.
Acele kamulaştırma ise istisnai bir yoldur; 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesine göre kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, mahkemece yedi gün içinde tespit edilen değerin malik adına bankaya yatırılmasıyla taşınmaza el konulabilir. El koyma kararı tapu müdürlüğüne bildirilir ve devir yasağı tapu kütüğüne şerh edilir. Enerji yatırımlarında bu yola başvurulması mümkündür ve bu hâlde de malikin bedel hakkı ortadan kalkmaz.
Elektrik dağıtımından doğan diğer talepler
Hat geçişinden doğan bedel talebi, dağıtım hizmetinden kaynaklanan başka taleplerle karıştırılmamalıdır. Kesinti nedeniyle uğranan zararlar, bozulan cihaz bedelleri ve faturadan mahsup yolu ayrı bir mevzuata tabidir ve muhatabı kural olarak dağıtım şirketidir: elektrik kesintisi tazminatının işleyişi bu talepleri ayrı ele alır.
İdarenin altyapı ve tesislerinden doğan zararların genel çerçevesi de farklıdır; orada sorumluluk hizmet kusuru ölçütüne göre belirlenir ve görevli yargı kolu değişebilir. İdarenin altyapı kusurundan doğan zararlar bu ayrımın örneğidir.
Taşınmaz üzerindeki hak ve kısıtların satış anında nasıl sonuç doğurduğu ise mülkiyet hukukunun ayrı bir başlığıdır; paydaşlar arası satışlarda önalım hakkının süreleri ve rayiç bedel kuralı bu başlıkta işlenmiştir.
Sıkça Sorulan Sorular
Tarladan elektrik direği geçmesi parası ne kadar?
Sabit bir tarife yoktur. Bedel, taşınmazın metrekare fiyatı üzerinden değil, hattın yarattığı kıymet düşüklüğü üzerinden hesaplanır. Direğin oturduğu pilon yeri için tam bedel, hat koridoru için ise değer düşüklüğü ödenir.
İrtifak hakkı bedeli nedir?
Taşınmazın mülkiyeti malikte kalırken, üzerinde kalıcı bir kullanım kısıtı kurulması karşılığında ödenen bedeldir. Elektrik hattı örneğinde kısıt, hattın geçtiği koridorda yapılaşma ve serbest kullanım imkânının sona ermesidir; bedel de bu kısıtın taşınmaz değerinde yarattığı düşüşe karşılık gelir.
Tarlada elektrik direği geçerse ne olur?
Direğin oturduğu alan fiilen kullanılamaz hâle gelir, hat boyunca yapılaşma kapanır ve yüksek tarım makineleriyle çalışma güvenlik mesafeleri nedeniyle sınırlanır. Bu üç sonuç, bedel talebinin de üç ayrı kalemini oluşturur.
İrtifak hakkı bedeli nasıl hesaplanır?
Bilirkişi kurulu önce taşınmazın kısıtsız değerini belirler; arazilerde net gelir, arsalarda emsal satış değeri esas alınır. Ardından hattın bu değeri hangi oranda düşürdüğü tespit edilir. Kanun, bu kıymet düşüklüğünün kamulaştırma bedeli olduğunu söyler.
Yüksek gerilim hattı kime ait?
İletim hatları TEİAŞ’ın, dağıtım tesislerinin önemli bölümü TEDAŞ’ın mülkiyetindedir. Bölgede faaliyet gösteren özel dağıtım şirketi çoğu zaman tesisin maliki değil, işletme hakkını devralan taraftır.
Elektrik direği için dava kime karşı açılır?
Davalı, tesisin maliki olan idaredir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2024/3412 Esas, 2025/2049 Karar sayılı ve 16 Nisan 2025 tarihli kararında, işletme hakkını devralan dağıtım şirketi yönünden dava pasif husumet yokluğundan reddedilmiştir.
Elektrik direklerinin sökülmesini isteyebilir miyim?
İsteyebilirsiniz. Anılan kararda idarenin kamulaştırması ve lehine kurulmuş irtifak hakkı bulunmadığı belirlenerek el atmanın önlenmesi ve kâl talebi kabul edilmiş, karar onanmıştır.
Yüksek gerilim hattı eve ne kadar uzak olmalı?
Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği’nin Çizelge-5’ine göre en büyük salınım konumunda yapılara bırakılacak en küçük yatay uzaklık 1–36 kV için 2 metre, 72,5–170 kV için 4 metre, 170–420 kV için 5 metredir.
Enerji nakil hattı altında yapılaşma yapılabilir mi?
Düşey güvenlik aralıkları nedeniyle çoğu gerilim düzeyinde fiilen mümkün değildir. Yönetmeliğin Çizelge-8’i, yapı türüne ve gerilim düzeyine göre bırakılması gereken en küçük düşey uzaklıkları belirler.
Tarlamdan elektrik direği geçiyor, ne yapmalıyım?
Önce tapu kaydı ve fotoğraflarla durumu belgeleyin, sonra idareye yazılı başvurarak kamulaştırma yapılıp yapılmadığını sorun. Gelen cevap, talebinizin kamulaştırma hukukuna mı yoksa kamulaştırmasız el atma rejimine mi tabi olacağını belirler.
Elektrik direği geçen tarla alınır mı?
Satışa hukuki engel yoktur; ancak yapılaşma ve tarımsal kullanım kısıtlandığı için piyasa değeri düşer. Alıcı bakımından kritik nokta, bedelin daha önce ödenip ödenmediği ve tapuda irtifak şerhi bulunup bulunmadığıdır.
Pilon yeri bedeli ile irtifak bedeli aynı şey midir?
Değildir. Direğin oturduğu zemin fiilen kullanılamaz hâle geldiği için mülkiyet kamulaştırmasına konu olur ve tam bedel ödenir. Hattın geçtiği koridor ise irtifak kamulaştırmasının konusudur ve orada ölçüt kıymet düşüklüğüdür.
İrtifak alanı neye göre belirlenir?
6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 19. maddesine 2024’te eklenen fıkraya göre irtifak alanı; en düşük yaklaşım mesafesi, iletkenin salınım mesafesi ve direkler arası uzaklık dikkate alınarak belirlenir.
Trafo yeri için de irtifak bedeli mi ödenir?
Trafo binası zemine kalıcı olarak oturduğu için kural olarak mülkiyet kamulaştırmasına konu olur. Uygulamada kamulaştırma, kira veya Hazine taşınmazı üzerinde irtifak kurulması biçimlerine rastlanır.
Hattın geçmesi arazimin değerini artırdı denilerek bedel düşürülebilir mi?
Kamulaştırmayı gerektiren teşebbüsün yarattığı değer artışları bedel tespitinde dikkate alınmaz. Kalan kısımdaki artış ise ancak kanunun öngördüğü biçimde hesaba katılır ve bu yolla yapılacak indirim bedelin yüzde ellisini geçemez.
Yirmi yıl önce geçirilen hat için dava açabilir miyim?
Bu savunmanın dayanağı olan 2942 sayılı Kanun’un 38. maddesi, Anayasa Mahkemesi’nin 10/4/2003 tarihli E.2002/112, K.2003/33 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. El atmanın üzerinden uzun süre geçmiş olması tek başına talebi düşürmez; ancak el atma tarihi hangi rejimin uygulanacağını belirler.
Uzlaşmaya başvurmadan dava açabilir miyim?
2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesi uyarınca, 9 Ekim 1956 ile 4 Kasım 1983 arasındaki el atmalarda uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır. Uzlaşma sağlanamazsa, uzlaşmazlık tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren üç ay içinde bedel tespiti davası açılabilir.
Ağaçlarım kesildi, ayrıca tazminat isteyebilir miyim?
Güzergâh üzerindeki ağaçların kesilmesi bağımsız bir zarar kalemidir. Meyve veren ağaçlarda yalnız ağacın değeri değil, kaybedilen gelir de hesaba katılır ve bilirkişi raporunda ayrı gösterilmesi istenmelidir.
Elektrik direği tazminat davası nerede açılır?
Elektrik direği tazminat davası, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açılır ve basit yargılama usulüne tabidir. Davalı, direklerin ve hattın maliki olan idaredir; işletme hakkını devralmış dağıtım şirketine yöneltilen dava husumetten reddedilebilir.
Enerji nakil hattı geçen arsa satılabilir mi?
Satılabilir; hattın varlığı devri engellemez. Ancak koruma kuşağı nedeniyle yapılaşma kısıtlandığı için arsanın piyasa değeri düşer ve alıcı bakımından bedelin daha önce ödenip ödenmediği belirleyici olur.
Dava hangi mahkemede açılır?
Taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde. 2942 sayılı Kanun’un 37. maddesi, bu Kanun’dan doğan ve adli yargıda çözümlenmesi gereken anlaşmazlıkların taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemelerinde ve basit yargılama usulü ile görüleceğini düzenler.
Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir dosyada bedelin ölçütü, uygulanacak rejim ve süreler taşınmazın niteliğine, el atmanın tarihine ve idarenin yaptığı işlemlere göre değişir. Hak kaybı yaşamamak için dosyanızı bir avukatla değerlendirmeniz önerilir.
Taşınmazınızdan geçen enerji nakil hattı, elektrik direği veya trafo nedeniyle uğradığınız değer kaybı için talebinizin nasıl kurulacağını değerlendirmek isterseniz iletişim sayfasından ulaşabilir, çalışma alanlarımızı buradan inceleyebilirsiniz.
Dayanak metinler: 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu · 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu · Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği