Aile Hukuku, Boşanma Hukuku, Hukuk

Boşanmalarda Nafaka Neye Göre Belirlenir?

Boşanmalarda Nafaka Neye Göre Belirlenir

Boşanmalarda nafaka neye göre belirlenir: kanun tek bir formül vermez, hâkime ölçüt verir. Türk Medeni Kanunu m.175 yoksulluk nafakasını yükümlünün “malî gücü oranında” bağlarken, m.330 çocuk için ödenecek nafakada üç unsuru sıralar — çocuğun ihtiyaçları, ana ve babanın hayat koşulları ile ödeme güçleri. Miktar, bu ölçütlerin somut dosyadaki karşılığından çıkar.

Makale İçeriği

Kanunun oran vermemesi, tutarın rastgele belirlendiği anlamına gelmez. Mahkeme tarafların gelirini, düzenli giderlerini ve yaşam koşullarını kayıtlarla tespit eder; hükmedilen rakam bu tespitin sonucudur. Aşağıda ölçütlerin her biri, uygulamada en çok merak edilen maaş örnekleri ve gelir gizlendiğinde başvurulan yollar ayrı ayrı ele alınıyor.

Öne çıkanlar

Nafaka miktarı için kanunda oran, tarife veya asgari tutar yoktur; hâkim ölçütler üzerinden takdir eder.

  • Üst sınır: yükümlünün malî gücü (TMK m.175).
  • Çocuk için ölçütler: çocuğun ihtiyaçları + ana babanın hayat koşulları + ödeme güçleri, çocuğun geliri de dâhil (TMK m.330/1).
  • Ödeme: nafaka her ay peşin ödenir (TMK m.330/2).
  • Gelecek yıllar: hâkim istem hâlinde gelecek yılların miktarını baştan karara bağlayabilir (TMK m.176/5, m.330/3).
  • Takdir yetkisi: kanunun boşluk bıraktığı yerde hâkim hukuka ve hakkaniyete göre karar verir (TMK m.4).

Boşanmalarda Nafaka Neye Göre Belirlenir?

Boşanmalarda nafaka neye göre belirlenir konusunda başlangıç noktası, hangi nafakadan söz edildiğidir. Boşanma dosyasında üç ayrı kalem doğabilir: dava süresince ödenen tedbir nafakası, boşanma sonrası eşe ödenen yoksulluk nafakası ve çocuk için ödenen iştirak nafakası. Üçünün de dayanağı ve ölçütü farklıdır.

Ortak nokta şudur: hiçbirinde kanun sabit bir rakam ya da yüzde belirlememiştir. Yoksulluk nafakasında ölçü yükümlünün malî gücü, iştirak nafakasında ise çocuğun ihtiyaçları ile ebeveynlerin ödeme güçleridir. Tedbir nafakasında hâkim, ayrı yaşamanın doğurduğu acil ihtiyacı gözetir.

Bu yapının sonucu, aynı gelire sahip iki kişiye farklı tutarların hükmedilebilmesidir. Birinin bakmakla yükümlü olduğu başka kişiler, sağlık gideri ya da mevcut nafaka borcu varsa ödeme gücü aynı gelirde daha düşük hesaplanır. Çocuk için hükmedilen nafakanın hangi hâllerde kesildiği ise çocuğa verilen nafakanın kesilmesi yazısında ayrıca ele alınmıştır.

Kanunda Nafaka İçin Sabit Bir Oran Var mı?

Yoktur. Türk Medeni Kanunu’nun nafakayı düzenleyen maddelerinde ne bir yüzde, ne bir asgari tutar, ne de gelire bağlı bir cetvel yer alır. Kanun yalnızca ölçüt sayar; rakamı somut dosyada hâkim belirler.

İnternette yaygın biçimde tekrarlanan “nafaka gelirin yüzde 25 ila 30’udur” biçimindeki ifadelerin mevzuatta karşılığı bulunmaz. Bu oranlar tek tek kararlardan çıkarılmış izlenimlerdir ve bağlayıcı değildir. Nitekim aynı kaynakların çoğu, bir yandan “sabit tarife yoktur” derken diğer yandan yüzde vermekte, kendi içinde çelişmektedir.

Kanunun oran koymamasının dayanağı TMK m.4’tür: kanunun takdir yetkisi tanıdığı hâllerde hâkim hukuka ve hakkaniyete göre karar verir. Nafaka sürekli bir edim olduğundan, sabit bir oran uygulanması hem düşük gelirli yükümlüyü ödeyemez duruma düşürür hem de yüksek gelirli dosyalarda ihtiyaç ölçüsünü aşan sonuçlar doğurur.

50000 TL Maaş Alan Ne Kadar Nafaka Verir?

Belirli bir maaş rakamından hareketle nafaka tutarı hesaplanamaz; çünkü kanun maaşı tek başına ölçüt saymaz. 50000 TL maaş alan ne kadar nafaka verir sorusunda hâkimin baktığı şey, bu maaşın sahibinin ödeme gücüdür — yani maaştan zorunlu giderler düşüldükten sonra kalan kısımdır.

Aynı maaşa sahip iki kişinin ödeme gücü çok farklı olabilir. Kirada oturan, kredi borcu bulunan ve başka bir çocuğu için de nafaka ödeyen bir yükümlü ile borcu olmayan, kendi evinde oturan bir yükümlü aynı tutarı ödeyemez. Mahkeme bu farkı dosyaya giren kayıtlardan görür.

Karşı tarafta ise ihtiyacın büyüklüğü tartılır: nafaka isteyenin geliri var mı, çocuk kaç yaşında, eğitim ve sağlık gideri ne düzeyde. Hükmedilen rakam, ödeme gücünün üst sınırı ile ihtiyacın alt sınırı arasındaki aralıkta oluşur. Bu yüzden maaş rakamı sorunun yalnızca yarısıdır.

Maaş üzerinden yapılan hesapların bir başka zayıf yanı, gelirin yalnızca bordroya bakılarak tespit edilemeyeceğidir. Kira geliri, serbest meslek kazancı, ek iş ve düzenli olarak alınan primler de ödeme gücünün parçasıdır. Buna karşılık bordroda görünen brüt tutar, kesintiler düşüldükten sonra eldeki paradan farklıdır. Mahkeme bu nedenle tek bir belgeye değil, kayıtların bütününe bakar.

Gelir düzeyi değiştikçe tartışmanın ağırlık merkezi de değişir. Aşağıdaki üç başlık, sık sorulan maaş aralıklarında hangi ölçütün belirleyici hâle geldiğini gösterir; hiçbirinde sabit bir tutar verilemez, çünkü kanun tarife öngörmemiştir.

15000 TL Maaş Alan Ne Kadar Nafaka Verir?

Asgari ücrete yakın gelirlerde belirleyici olan ölçüt ödeme gücüdür. TMK m.175 nafakayı yükümlünün malî gücü oranında bağladığından, hükmedilecek tutar yükümlüyü kendi geçimini sağlayamaz duruma düşürecek düzeye çıkarılamaz. İhtiyaç ne kadar yüksek olursa olsun bu sınır aşılmaz.

Bu gelir aralığında mahkeme, yükümlünün barınma giderini ve varsa mevcut borçlarını daha yakından inceler. Çocuk için hükmedilen nafakada ise TMK m.327/1 uyarınca giderlerin ana ve baba tarafından birlikte karşılanacağı kuralı devreye girer; velayet sahibinin geliri de yükün paylaşımında değerlendirilir.

30 Bin TL Maaş Alan Ne Kadar Nafaka Verir?

Orta gelir aralığında ödeme gücü tartışması geri plana düşer, ihtiyacın somutlaştırılması öne çıkar. TMK m.330/1’deki üç ölçütten “çocuğun ihtiyaçları” kalemi burada belirleyici olur: okul gideri, sağlık harcaması, servis ve kurs ücretleri belgeyle ortaya konduğu ölçüde tutara yansır.

Çocuk sayısı da bu aralıkta doğrudan etki eder. Her çocuk için ayrı tutara hükmedildiğinden toplam yük artar; ancak ödeme gücü sabit kaldığı için çocuk başına düşen tutar orantılı biçimde yükselmeyebilir. Eş için istenen yoksulluk nafakası varsa iki kalem birlikte değerlendirilir.

40 Bin TL Maaş Alan Ne Kadar Nafaka Verir?

Görece yüksek gelirlerde en çok tartışılan konu, nafakanın ihtiyacı aşıp aşamayacağıdır. Yoksulluk nafakasının amacı gelir eşitliği sağlamak değil, boşanma yüzünden yoksulluğa düşmeyi önlemektir; bu nedenle yükümlünün geliri yükseldikçe nafaka aynı oranda artmaz.

Bu aralıkta ayrıca yükümlünün diğer yükümlülükleri hesaba katılır: önceki evlilikten doğan ve fiilen ödenen nafaka, bakmakla yükümlü olunan kişiler ve düzenli sağlık giderleri ödeme gücünü azaltan kalemler olarak değerlendirilir. Bunların belgeyle ispatlanması gerekir; yalnızca beyanla ileri sürülen yükümlülük dikkate alınmaz.

Değerlendirilen unsurYükümlü yönündenAlacaklı yönünden
GelirMaaş, kira, serbest kazanç, sosyal yardımDüzenli geliri var mı, yeterli mi
Zorunlu giderKira, kredi, sağlık, mevcut nafaka borçlarıBarınma, beslenme, sağlık, eğitim
Bakım yüküBakmakla yükümlü olunan diğer kişilerÇocuk sayısı ve yaşı
MalvarlığıTapu, araç, banka kayıtlarıKendi malvarlığından gelir elde ediyor mu
Kişisel durumYaş, sağlık, çalışma kapasitesiYaş, sağlık, meslek, iş bulma imkânı

Nafaka Maaşın Yüzde Kaçı Olarak Hesaplanır?

Nafaka, maaşın belirli bir yüzdesi olarak hesaplanmaz. Karar metninde tutar çoğunlukla sabit bir TL rakamı olarak yazılır; maaşa endeksli bir oran hükmü kanunda öngörülmemiştir. Bu nedenle yükümlünün maaşı arttığında nafaka kendiliğinden artmaz.

Yüzde algısının kaynağı, icra aşamasındaki haciz sınırıdır. İcra ve İflas Kanunu m.83, maaş haczinde borçlu ve ailesinin geçimi için gerekli miktar düşüldükten sonra haczedilecek kısmın dörtte birden az olamayacağını söyler. Bu kural nafakanın nasıl belirleneceğini değil, tahsil edilirken maaştan ne kadar kesilebileceğini düzenler.

İki aşamanın karıştırılması, “nafaka maaşın dörtte biridir” gibi yanlış bir sonuca yol açar. Hüküm aşamasında ölçüt malî güç ve ihtiyaç; icra aşamasında ölçüt ise haczedilebilirlik sınırıdır.

Hâkim Nafaka Miktarını Belirlerken Hangi Ölçütlere Bakar?

Çocuk için ödenecek nafakada ölçütler kanunda tek tek sayılmıştır. TMK m.330/1’e göre nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir; aynı fıkra çocuğun kendi gelirlerinin de göz önünde bulundurulacağını söyler.

Yoksulluk nafakasında ise kanun tek bir ölçüt verir: yükümlünün malî gücü. Ancak uygulamada bu tek ölçüt, alacaklının yoksulluğunun derecesiyle birlikte değerlendirilir; çünkü nafakanın amacı yoksulluğu gidermektir, gelir eşitliği sağlamak değildir.

Her iki kalemde de hâkimin dayandığı ortak ilke TMK m.4’teki hakkaniyettir. Bu ilke, matematiksel bir eşitlik değil, tarafların somut durumuna uygun bir denge kurmayı gerektirir.

Boşanmada Tazminat Miktarı Neye Göre Belirlenir?

Nafaka ile tazminat aynı dosyada istenir ama ölçütleri birbirinden ayrıdır. TMK m.174/1’e göre maddi tazminatta üç unsur aranır: talep edenin kusursuz veya daha az kusurlu olması, karşı tarafın kusurlu olması ve mevcut ya da beklenen bir menfaatin boşanma yüzünden zedelenmesi. Nafakada ise ölçüt yoksulluğa düşmedir.

Kusur ölçütü de aynı değildir. Maddi tazminat için talep edenin “kusursuz veya daha az kusurlu” olması gerekirken, yoksulluk nafakası için kusurun “daha ağır olmaması” yeterlidir. Bu farkın pratik sonucu şudur: eşit kusurlu taraf nafaka alabilir, ancak maddi tazminat isteyemez.

Manevi tazminatta miktar, kişilik hakkına yönelen saldırının ağırlığına göre takdir edilir ve bu kalem TMK m.176/2 uyarınca yalnızca toptan hükmedilebilir; irat biçiminde ödenmesine karar verilemez. Nafakada ise ödeme biçimi seçimlidir. İki kalemin bir arada istendiği dosyalarda ölçütlerin ayrı tutulması, talebin gerekçelendirilmesini de kolaylaştırır.

Tedbir Nafakasında Miktarın Belirlenmesi

Dava süresince ödenen tedbir nafakasının dayanağı TMK m.169’dur. Bu madde hâkime, davanın devamı süresince eşlerin barınmasına, geçimine ve çocukların bakımına ilişkin geçici önlemleri re’sen alma görevi verir. Miktar bu geçici koruma amacına göre belirlenir.

Karar çoğu zaman dosyanın başında, ayrıntılı bir ekonomik araştırma tamamlanmadan verilir. Bu nedenle tedbir nafakasında tutar, tarafların ilk beyanları ve dosyaya sunulan ilk belgeler üzerinden takdir edilir; sonradan gelen kayıtlarla artırılabilir veya azaltılabilir.

Tedbir nafakası, boşanma hükmünün kesinleşmesine kadar geçerli olacak şekilde hükmedilir; kesinleşmeden sonra yerini yoksulluk ile iştirak nafakasına bırakır. İki aşamadaki tutarların aynı olması beklenmez; geçici korumada acil ihtiyaç, kalıcı düzenlemede ise boşanma sonrası ekonomik durum esas alınır.

Ekonomik ve Sosyal Durum Araştırması Nedir?

Nafaka talebi bulunan dosyalarda mahkeme, tarafların gerçek ekonomik durumunu tespit etmek için araştırma yaptırır. Bu araştırma kolluk aracılığıyla yapılan yerinde inceleme ile kurumlardan gelen kayıtların birleşmesinden oluşur.

Toplanan bilgiler tipik olarak şunlardır: sosyal güvenlik kaydı ve prim ödemeleri, işyerinden alınan ücret bordrosu, tapu ve araç kayıtları, vergi kaydı, varsa kira geliri ve banka hesap hareketleri. Bunlara tarafların beyanı ve tanık anlatımları eklenir.

Araştırmanın sonucu, hükmedilecek tutarın gerekçesini oluşturur. Bu nedenle dosyaya sunulan belgelerin eksikliği doğrudan miktarı etkiler; gelirini belgeleyemeyen taraf aleyhine değerlendirme yapılması olağandır.

Tarafın Gelirini Gizlemesi Hâlinde Ne Yapılır?

Kayıt dışı çalışan ya da gelirini olduğundan düşük gösteren yükümlülerle sık karşılaşılır. Bu durumda mahkeme yalnızca beyanla bağlı değildir; yaşam düzeyi ile beyan edilen gelir arasındaki uyumsuzluk ayrıca değerlendirilir.

Karşı taraf, gelirin gerçek düzeyini ortaya koymak için banka hesap hareketlerinin, kredi kullanımının, araç ve taşınmaz kayıtlarının, işyeri kayıtlarının ve varsa ticari faaliyetin celbini talep edebilir. Tanık beyanları da bu kapsamda değerlendirilir.

Gerçek gelirin sonradan ortaya çıkması, nafakanın artırılması talebi için dayanak oluşturur. Sonradan öğrenilen bu bilgi, malî durumdaki değişiklik kadar güçlü bir gerekçedir.

Çocuğun Kendi Geliri Nafaka Hesabına Katılır mı?

Katılır. TMK m.330/1’in son cümlesi açıktır: nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur. Miras yoluyla intikal eden bir taşınmazın kirası, çocuk adına bağlanmış aylık ya da çocuğun kendi çalışmasından doğan düzenli gelir bu kapsamdadır.

Bu, çocuğun gelirinin ebeveynin yükümlülüğünü tamamen ortadan kaldırdığı anlamına gelmez. TMK m.327/1 uyarınca çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır; çocuğun geliri yalnızca ihtiyacın hesabında dikkate alınır.

Kanun, çocuğun malvarlığına başvurulmasını ayrıca sınırlar. TMK m.327/2’ye göre ana ve baba, ancak yoksul olmaları, çocuğun özel durumu olağanüstü harcama gerektirmesi ya da olağan dışı bir sebep bulunması hâlinde ve hâkimin izniyle çocuğun mallarından harcama yapabilirler.

Nafaka Her Ay Peşin mi Ödenir?

Çocuk için ödenen nafakada kanun bunu açıkça düzenler. TMK m.330/2 tek cümledir: “Nafaka her ay peşin olarak ödenir.” Yani ödeme, ayın sonunda geçmişe dönük değil, ayın başında o ay için yapılır.

Bu kuralın pratik sonucu temerrüt anını belirlemesidir. Ayın peşin ödenmesi gereken tutarı ödenmediğinde o ay bakımından borç muaccel hâle gelir ve icra takibine konu edilebilir. Ödemeyi ay sonuna bırakma alışkanlığı bu nedenle risk taşır.

Yoksulluk nafakasında ödeme biçimi konusunda hâkimin seçim hakkı vardır. TMK m.176/1 uyarınca maddi tazminat ve yoksulluk nafakası toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenebilir; irat seçildiğinde uygulama aylık ödeme yönündedir.

Birden Fazla Çocuk Varsa Nafaka Nasıl Belirlenir?

Her çocuk için ayrı nafakaya hükmedilir; toplam bir rakam belirlenip bölünmez. Çünkü ölçüt her çocuğun kendi ihtiyacıdır ve bu ihtiyaç yaşa, eğitim durumuna ve sağlık koşullarına göre değişir.

Bu ayrım sonradan doğacak talepler bakımından da önemlidir. Çocuklardan biri ergin olduğunda yalnızca ona ilişkin nafaka etkilenir; diğer çocuk için hükmedilen tutar kendiliğinden değişmez.

Ödeme gücü sınırlıysa hâkim, toplam yükün yükümlüyü ödeyemez duruma düşürmemesini gözetir. Bu değerlendirme, çocuk sayısı arttıkça kişi başına düşen tutarın orantılı biçimde düşmesine yol açabilir. Velayet düzenlemesinin nafakaya etkisi için çocuğun velayeti babaya nasıl verilir yazısına bakılabilir.

Yükümlünün Başka Nafaka Borcu Varsa Ne Olur?

Önceki evliliğinden doğan nafaka borcu bulunan bir yükümlünün ödeme gücü, bu borç düşüldükten sonra hesaplanır. Mevcut ve fiilen ödenen nafaka, zorunlu gider kalemi olarak değerlendirilir.

Bunun için borcun varlığını belgelemek gerekir: nafaka kararı, icra dosyası ve ödeme kayıtları dosyaya sunulmalıdır. Yalnızca beyanla ileri sürülen bir nafaka borcunun dikkate alınması beklenemez.

Aynı mantık bakmakla yükümlü olunan diğer kişiler için de geçerlidir. Bakıma muhtaç bir yakının düzenli gideri, ödeme gücünü azaltan bir unsur olarak değerlendirmeye girer.

Gelecek Yılların Nafakası Baştan Karara Bağlanabilir mi?

Bağlanabilir ve bu, uygulamada en az kullanılan araçlardan biridir. TMK m.176/5 uyarınca hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.

Aynı yetki çocuk nafakası için TMK m.330/3’te, boşanmada çocuğun giderlerine katılma bakımından m.182/4’te ve yardım nafakasında m.365’in beşinci fıkrasında tekrarlanır. Yani kanun bu imkânı dört ayrı yerde tanımıştır.

Hükmün önemi şudur: talep dava sırasında ileri sürülürse, sonraki yıllarda artırım için yeniden dava açma ihtiyacı büyük ölçüde ortadan kalkar. Talep edilmezse hâkim bu düzenlemeyi kendiliğinden yapmaz; artış için ayrı dava gerekir.

Maddelerin tam metni için 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu metinlerine bakılabilir.

Yardım Nafakasında Miktar Ölçütü ve Hakkaniyet İndirimi

Boşanmayla ilgisi bulunmayan üçüncü bir nafaka türü daha vardır. TMK m.364 uyarınca herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür; kardeşler bakımından bu yükümlülük refah içinde bulunmalarına bağlıdır. Ergin olduğu hâlde eğitimi süren çocuğun talebi çoğu zaman bu maddeye dayanır.

Miktar ölçütü m.365/2’de tarif edilmiştir: dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın malî gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir. Yani burada da iki büyüklük karşılaştırılır — ihtiyaç ve ödeme gücü. Yardım nafakası, talep edenin yaşam standardını yükseltmeye değil, yoksulluğa düşmesini önlemeye yarar.

Kanun ayrıca bir yumuşatma imkânı tanır. TMK m.365/3’e göre nafakanın yükümlülerin bir veya birkaçından istenmesi hakkaniyete aykırıysa hâkim, onların nafaka yükümlülüğünü azaltabilir veya kaldırabilir. Dava mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır; yetkili mahkeme ise m.365’in son fıkrası uyarınca taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Bu yetki kuralı, boşanma sonrası nafaka davalarında uygulanan ve yalnızca alacaklının yerleşim yerini gösteren TMK m.177’den farklıdır.

Talep Edilenden Fazla Nafakaya Hükmedilebilir mi?

Kural olarak hükmedilemez. Hukuk yargılamasında hâkim, tarafların talep sonucundan fazlasına karar veremez. Bu nedenle dava dilekçesinde istenen tutar, hükmedilebilecek üst sınırı belirler.

Bu sınırın pratik sonucu, talep tutarının baştan gerçekçi belirlenmesi gereğidir. Düşük tutulan bir talep, dosyadaki veriler daha yüksek bir nafakayı haklı gösterse bile hükmü sınırlar.

Çocuğun menfaatine ilişkin taleplerde hâkimin re’sen araştırma yetkisi bulunmakla birlikte, talep edilen tutarın aşılıp aşılamayacağı ayrı bir usul sorunudur. Bu nedenle güvenli yol, talebi dava sırasında usulüne uygun biçimde artırmaktır.

Nafaka Miktarı Belirlenirken Sık Yapılan Üç Hata

Birincisi, internetteki hazır oranlara güvenerek talep tutarını belirlemektir. Boşanmalarda nafaka neye göre belirlenir konusunda kanunun ölçütleri ile bu oranlar örtüşmediğinden, düşük tutulan bir talep hükmedilebilecek tutarı gereksiz yere sınırlar; aşırı yüksek bir talep ise reddedilen kısım yönünden yargılama gideri riski doğurur.

İkincisi, gelecek yıllara ilişkin düzenlemeyi istemeyi atlamaktır. TMK m.176/5 ve m.330/3’teki imkân talep edilmediğinde hâkim bunu kendiliğinden uygulamaz ve her artış için ayrı dava açmak gerekir. Dava masrafları için boşanma davası masrafları yazısına bakılabilir.

Üçüncüsü, karşı tarafın gelirini belgelendirmeden yalnızca beyanla ileri sürmektir. Kayıt talebinde bulunulmayan bir dosyada mahkeme, önüne gelen sınırlı veriyle karar verir; sonradan ortaya çıkan gelir ise ancak yeni bir dava ile sonuç doğurur. Anlaşmalı boşanmada bu risk protokol metnine taşınır; ayrıntısı anlaşmalı boşanma davası yazısındadır.

Nafaka Talebinde Dosya Hazırlığı

Nafaka miktarı, büyük ölçüde dosyaya giren belgelerin niteliğiyle belirlenir. Gelir ve gider kalemlerini belgeleyen, ihtiyacı somutlaştıran ve karşı tarafın ödeme gücünü ortaya koyan bir hazırlık, hükmedilen tutarı doğrudan etkiler.

Talebin kapsamının, ödeme biçiminin ve gelecek yıllara ilişkin düzenleme isteğinin birlikte kurgulanması için Ankara boşanma avukatı sayfasından çalışma alanlarını inceleyebilir, dosyanızdaki verileri birlikte değerlendirebilirsiniz.

Miktarın hangi hakka dayandığı ve sonradan nasıl yükseltilebileceği için boşanmada kadının nafaka hakkı ile nafaka artırım davası yazıları incelenebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Boşanmalarda nafaka neye göre belirlenir?

Yoksulluk nafakasında ölçüt yükümlünün malî gücü, çocuk nafakasında ise çocuğun ihtiyaçları ile ana babanın hayat koşulları ve ödeme güçleridir. Kanunda sabit bir oran veya tutar yoktur.

50000 TL maaş alan ne kadar nafaka verir?

Maaş tek başına sonucu belirlemez. Hâkim, maaştan zorunlu giderler düşüldükten sonra kalan ödeme gücü ile karşı tarafın ihtiyacını karşılaştırarak tutarı takdir eder.

Nafaka maaşın yüzde kaçıdır?

Kanunda maaşa bağlı bir yüzde yoktur. Karar metninde genellikle sabit bir TL tutarı yazılır; yüzde algısı, icra aşamasındaki maaş haczi sınırından kaynaklanır.

Maaş haczinde nafaka için ne kadar kesinti yapılır?

İcra ve İflas Kanunu m.83 uyarınca borçlu ve ailesinin geçimi için gerekli miktar düşüldükten sonra haczedilecek kısım dörtte birden az olamaz. Bu, nafakanın belirlenmesine değil tahsiline ilişkin bir kuraldır.

Nafaka miktarı hangi belgelere göre tespit edilir?

Sosyal güvenlik kaydı, ücret bordrosu, tapu ve araç kayıtları, vergi kaydı, banka hareketleri ve kolluk eliyle yapılan ekonomik-sosyal durum araştırması esas alınır.

Çocuğun kendi geliri varsa nafaka azalır mı?

Çocuğun gelirleri TMK m.330/1 uyarınca hesaba katılır. Bu, ebeveynin bakım yükümlülüğünü kaldırmaz; yalnızca ihtiyaç hesabında dikkate alınır.

Nafaka hangi tarihte ödenir?

TMK m.330/2 uyarınca çocuk nafakası her ay peşin ödenir. Ödeme yapılmadığında o ay bakımından borç muaccel hâle gelir.

İki çocuk için nafaka nasıl hesaplanır?

Her çocuk için ayrı tutara hükmedilir. Tutarlar çocukların yaşına, eğitim ve sağlık ihtiyacına göre farklılaşabilir.

Yükümlünün önceki evliliğinden nafaka borcu varsa dikkate alınır mı?

Alınır. Fiilen ödenen nafaka, ödeme gücünü azaltan zorunlu gider olarak değerlendirilir; ancak karar ve ödeme kayıtlarıyla belgelenmesi gerekir.

Karşı taraf kayıt dışı çalışıyorsa ne yapılabilir?

Banka hareketleri, kredi kullanımı, tapu ve araç kayıtları ile tanık beyanlarının celbi talep edilebilir. Yaşam düzeyi ile beyan edilen gelir arasındaki uyumsuzluk değerlendirmeye girer.

Nafakanın her yıl artması karara yazdırılabilir mi?

Yazdırılabilir. TMK m.176/5 ve m.330/3 uyarınca hâkim, istem hâlinde gelecek yıllarda ödenecek miktarı karara bağlayabilir. Talep edilmezse bu düzenleme kendiliğinden yapılmaz.

Nafaka toptan ödenebilir mi?

TMK m.176/1 yoksulluk nafakasının toptan veya irat biçiminde ödenmesine izin verir. Toptan ödemede sonradan artırım veya azaltma talepleri işlevsiz kalır.

Talep ettiğimden fazla nafakaya hükmedilir mi?

Kural olarak hükmedilmez; talep sonucu üst sınırı belirler. Bu nedenle talep tutarının baştan gerçekçi belirlenmesi ve gerekiyorsa usulüne uygun biçimde artırılması gerekir.

Nafaka miktarı enflasyona göre kendiliğinden artar mı?

Kararda gelecek yıllara ilişkin bir düzenleme yoksa artmaz. Artış için nafakanın artırılması davası açılması ya da baştan m.176/5 kapsamında talepte bulunulması gerekir.

Nafaka miktarı sonradan azaltılabilir mi?

Azaltılabilir. TMK m.176/4 tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın azaltılmasına karar verilebileceğini düzenler; çocuk nafakasında aynı imkân m.331’de yer alır.

Ergin çocuk için istenen nafakada miktar neye göre belirlenir?

Ergin çocuğun eğitimi sürüyorsa talep genellikle yardım nafakasına dayanır. TMK m.365/2 uyarınca istem, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın malî gücüne uygun bir yardımla sınırlıdır; yaşam standardını yükseltmeye yönelik talepler bu ölçütü aşar.

Buradaki açıklamalar genel nitelikte bilgilendirmedir ve somut bir dosyadaki nafaka tutarının ne olacağını göstermez; her dosyada gelir yapısı, ihtiyaç düzeyi ve kusur durumu farklıdır. Mevzuat ile yargı uygulaması değişebileceğinden, talep oluşturmadan önce bir avukatla görüşmeniz önerilir. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.