Görevi Kötüye Kullanma Suçu Şikâyete Tabi mi? Ceza, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme
Görevi kötüye kullanma suçu şikâyete tabi mi, yoksa savcılık kendiliğinden mi harekete geçer? Kanunun cevabı nettir: suç şikâyete tabi değildir ve memur hakkındaki şikâyetinizi geri çekmeniz, başlamış bir soruşturmayı ya da açılmış bir davayı kendiliğinden bitirmez. Savcılık suçu herhangi bir yoldan öğrendiği anda harekete geçmek zorundadır. Şikâyet dilekçesi bu suçta bir “dava şartı” değil, yalnızca bir ihbar işlevi görür. Buna karşılık şikâyetçinin süreçte hiçbir rolü olmadığı da doğru değildir: soruşturma izni verilmemesine itiraz hakkı, kanunda açıkça şikâyetçiye tanınmıştır.
Sık yapılan ikinci yanlış, bu suçun doğrudan savcılık tarafından soruşturulduğunu düşünmektir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 257. maddesindeki suç, kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlenir ve bu nedenle çoğu dosyada önce 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun‘a göre soruşturma izni aranır. İzin verilmezse dosya savcılığa hiç dönmeyebilir. Şikâyet edenin en çok zorlandığı aşama da genellikle budur.
Bir bakışta
Görevi kötüye kullanma suçunda şikâyet şartı yoktur ama soruşturma izni vardır ve süreci asıl belirleyen o izindir.
- Şikâyet: Suç resen soruşturulur. Altı aylık şikâyet süresi işlemez, şikâyetten vazgeçmek davayı düşürmez.
- Ceza: Görevin gereklerine aykırı hareket altı aydan iki yıla, ihmal veya gecikme üç aydan bir yıla kadar hapis cezası gerektirir. Maddenin eski üçüncü fıkrası 2012’de yürürlükten kaldırıldı.
- Zamanaşımı: Dava zamanaşımı sekiz yıl, kesilme hâlinde en fazla on iki yıldır. Soruşturma izni beklenirken zamanaşımı durur.
- Mahkeme: Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir, ağır ceza değil. Kaymakamlar il ağır ceza mahkemesinde, valiler Yargıtay’da yargılanır.
- Usul: Uzlaştırma, önödeme ve seri muhakeme uygulanmaz. Soruşturma izniyle açılan davada basit yargılama da uygulanamaz. Şartları varsa HAGB verilebilir.
Görevi Kötüye Kullanma Suçu Şikâyete Tabi mi?
Hayır. Görevi kötüye kullanma suçu şikâyete tabi mi diye bakarken ölçüt kanunun lafzıdır: Türk Ceza Kanunu’nda bir suçun soruşturulması şikâyete bağlıysa, bu durum maddenin içinde “şikâyet üzerine” ibaresiyle ayrıca yazılır. Görevi kötüye kullanmayı düzenleyen 257. maddede böyle bir ibare yoktur. Kanun koyucu burada korunan değeri, tek bir kişinin menfaatinden çok kamu idaresinin dürüst ve düzenli işleyişi olarak görmüştür. Sonuç olarak suç, Cumhuriyet savcılığınca resen, yani kimsenin talebi aranmadan takip edilir.
Bunun üç pratik sonucu vardır. Birincisi, suçu savcılığa bildiren kişinin mağdur olması gerekmez; bir vatandaş, bir kurum müfettişi ya da basında çıkan bir haber de süreci başlatabilir. İkincisi, suçu öğrendikten sonra harekete geçmek için bir aciliyet yoktur; sınırı şikâyet süresi değil, dava zamanaşımı çizer. Üçüncüsü, şikâyetçi sonradan barışsa da, vazgeçse de soruşturma kendi yolunda devam eder.
Şikâyetimi geri çekersem memur hakkındaki dava düşer mi?
Düşmez. TCK’nın 73/4. maddesindeki “şikâyetten vazgeçme davayı düşürür” kuralı yalnızca kovuşturması şikâyete bağlı suçlar için geçerlidir. Görevi kötüye kullanmada vazgeçme dilekçesi, dosyada en fazla sizin artık katılan olarak yer almak istemediğinizi gösterir. Kamu davası devam eder ve mahkeme delillere göre karar verir.
Vazgeçmenin tek etkisi, sizin şahsi talepleriniz ve kanun yollarına başvuru imkânınız üzerindedir. Katılan sıfatını bırakan kişi, beraat kararına karşı istinaf veya temyiz yoluna gidemez. Bu nedenle “nasılsa savcı takip eder” düşüncesiyle dosyadan çekilmeden önce bu sonucu hesaba katmak gerekir.
Görevi kötüye kullanma suçu şikayet süresi var mı?
Yok. TCK’nın 73. maddesindeki altı aylık süre, yalnızca soruşturulması şikâyete bağlı suçlar için öngörülmüştür. Görevi kötüye kullanmada bu süre işlemez. Olaydan bir yıl sonra da, üç yıl sonra da savcılığa başvurabilirsiniz. Tek sınır aşağıda ayrıca anlattığımız sekiz yıllık dava zamanaşımıdır. Yine de gecikme delil kaybı demektir: kamera kayıtları silinir, evrak arşive kalkar, tanıklar hatırlamaz.
Görevi ihmal şikayete tabi mi?
Görevi kötüye kullanma suçu şikâyete tabi mi diye ihmal hâli için bakıldığında da yanıt aynıdır. İhmal suretiyle görevi kötüye kullanma, 257. maddenin ikinci fıkrasında düzenlenir ve birinci fıkra gibi şikâyete tabi değildir. Memurun bir işi hiç yapmaması, geciktirmesi ya da eksik yapması da resen soruşturulur. İki fıkra arasındaki fark soruşturma usulünde değil, cezanın miktarındadır.
Memur Hakkında Nereye ve Nasıl Şikâyette Bulunulur?
Suç duyurusu Cumhuriyet başsavcılığına ya da kolluk birimlerine yapılabilir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 158. maddesi ayrıca valilik, kaymakamlık veya mahkemeye verilen şikâyetin savcılığa gönderileceğini söyler. Aynı maddenin dördüncü fıkrası, kamu görevinin yürütülmesiyle bağlantılı bir suç için memurun çalıştığı kurumun idaresine yapılan şikâyetin de “gecikmeksizin” savcılığa iletileceğini hükme bağlar.
Hangi kapıdan girerseniz girin, görev suçlarında dosya sonunda aynı noktaya gelir: savcı, memurun ifadesini almadan ve kaybolma ihtimali olan delilleri tespit etmek dışında işlem yapmadan evrakı izin vermeye yetkili makama gönderir. Bu kural 4483 sayılı Kanun’un 4. maddesindedir. Yani savcılığa başvurmak, dosyanın savcılıkta soruşturulacağı anlamına gelmez; ilk karar idarenin kendi içinden çıkar.
Memur hakkında CİMER üzerinden şikayet savcılığa gider mi?
CİMER başvurusu, konuya göre ilgili kuruma yönlendirilir. Başvuruda bir suç iddiası varsa, kurum idaresi CMK’nın 158/4. maddesi gereği bunu savcılığa göndermekle yükümlüdür. Ancak uygulamada CİMER’e yazılan metinlerin bir kısmı suç duyurusu olarak değil, idari bir yakınma olarak işleme alınır ve disiplin boyutunda kalır. Süreci takip edebilmek, dosya numarası alabilmek ve kararın size tebliğ edilmesini sağlamak için suç iddiasını doğrudan Cumhuriyet başsavcılığına yazılı olarak vermek daha güvenli yoldur.
Memur hakkında şikayet dilekçesinde neler bulunmalı?
4483 sayılı Kanun’un 4. maddesinin üçüncü fıkrası, memurlar hakkındaki ihbar ve şikâyetler için dört şart arar: iddia soyut ve genel nitelikte olmamalı, kişi veya olay belirtilmeli, iddialar ciddi bulgu ve belgelere dayanmalı, dilekçede doğru ad, soyad, imza ve iş ya da ev adresi bulunmalıdır. Bu şartları taşımayan dilekçe işleme konulmaz ve durum başvurana bildirilir.
İki istisna önemlidir. İddialar, doğruluğu şüphe götürmeyecek belgelerle ortaya konmuşsa kimlik ve adres şartı aranmaz. Ayrıca savcılar ve izin vermeye yetkili makamlar şikâyetçinin kimlik bilgilerini gizli tutmak zorundadır. İşleme konulmama kararına karşı da şikâyetçinin itiraz hakkı vardır; bu hak 2016’da 6745 sayılı Kanun’la maddeye eklenmiştir.
Pratikte iyi bir dilekçe şunları içerir: memurun adı ve görev yeri (bilinmiyorsa birimi ve olay tarihi), hangi işlemin hangi tarihte yapıldığı veya yapılmadığı, bu işlemin hangi kural gereği farklı yapılması gerektiği, bundan doğan somut zarar ve elinizdeki belgelerin listesi. “Memur görevini kötüye kullandı” demek yeterli değildir; mağduriyetin ne olduğunu göstermek gerekir.
Şikâyet Ettiğim Memur Hakkında Soruşturma İzni Verilmezse Ne Olur?
Soruşturma izni verilmezse ve bu karar kesinleşirse, savcılık o memur hakkında o olay nedeniyle ceza soruşturması yürütemez. Bu yüzden izin kararı, görevi kötüye kullanma dosyalarının kaderini çoğu zaman mahkemeden önce belirler. Kanun bu aşamayı sıkı sürelere bağlamıştır.
İzin vermeye yetkili makam, şikâyeti öğrenince bir ön inceleme başlatır. İncelemeyi kendisi yapabilir veya bir müfettiş ya da memurun üstü konumundaki bir görevliye yaptırabilir. İnceleyen kişi memurun ifadesini alır, belgeleri toplar ve görüşünü içeren bir rapor yazar. Yetkili makam bu rapora göre izin verilmesine veya verilmemesine karar verir ve kararında gerekçe göstermek zorundadır. 4483 sayılı Kanun’un 7. maddesine göre karar, ön inceleme dahil otuz gün içinde verilir. Bu süre zorunlu hâllerde bir defaya mahsus on beş gün uzatılabilir.
Karar; savcılığa, memura ve varsa şikâyetçiye bildirilir. İzin verilmemesine karşı şikâyetçi ve savcılık, izin verilmesine karşı ise memur itiraz edebilir. İtiraz süresi kararın tebliğinden itibaren on gündür ve itiraz en geç üç ay içinde karara bağlanır. Verilen karar kesindir; bu kararın ardından başka bir kanun yolu yoktur.
| Aşama | Süre | Kim başvurabilir? | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Ön inceleme ve izin kararı | 30 gün, zorunlu hâlde +15 gün | İzin makamı resen yürütür | 4483 m.5-7 |
| İzin verilmemesine itiraz | Tebliğden itibaren 10 gün | Şikâyetçi, Cumhuriyet başsavcılığı | 4483 m.9 |
| İzin verilmesine itiraz | Tebliğden itibaren 10 gün | Hakkında inceleme yapılan memur | 4483 m.9 |
| İşleme koymama kararına itiraz | Tebliğden itibaren 10 gün | Şikâyetçi | 4483 m.9 (6745 ek) |
| İtirazın karara bağlanması | En geç 3 ay, karar kesin | Bölge idare mahkemesi veya Danıştay İkinci Dairesi | 4483 m.9 |
Bir kez sonuçlandırılmış ön inceleme, aynı konuda yeniden şikâyette bulunulduğunda kural olarak tekrar işleme konmaz. Kanun tek bir kapıyı açık bırakır: şikâyetçi önceki incelemenin sonucunu etkileyecek yeni bir belge sunarsa başvuru yeniden değerlendirilebilir. Aynı dilekçeyi farklı bir makama tekrar vermek bu sonucu değiştirmez.
Memura soruşturma izni kim verir?
Yetkili makam, memurun suç tarihindeki görev yerine göre belirlenir. 4483 sayılı Kanun’un 3. maddesindeki temel dağılım şöyledir:
| Hakkında şikâyette bulunulan | İzin vermeye yetkili makam | İtirazı inceleyen yer |
|---|---|---|
| İlçede görevli memur | Kaymakam | Bölge idare mahkemesi |
| İlde ve merkez ilçede görevli memur, kaymakam | Vali | Bölge idare mahkemesi |
| Bakanlık merkez teşkilatında görevli memur | Kuruluşun en üst idari amiri | Bölge idare mahkemesi |
| Cumhurbaşkanı kararıyla atanan memur | Cumhurbaşkanı veya ilgili bakan | Danıştay İkinci Dairesi |
| Belediye başkanı, belediye meclisi üyesi, il genel meclisi üyesi | İçişleri Bakanı | Danıştay İkinci Dairesi |
| Belde belediye başkanı | Kaymakam (merkez ilçelerde vali) | Bölge idare mahkemesi |
| Köy ve mahalle muhtarı | Kaymakam (merkez ilçede vali) | Bölge idare mahkemesi |
Ast ve üst memur aynı fiile birlikte katılmışsa izin, üst memurun bağlı olduğu makamdan istenir. Memur olmayan bir kişi memurla birlikte suç işlemişse, 4483 sayılı Kanun’un 10. maddesi gereği ikisi aynı mahkemede yargılanır.
Soruşturma izni verilince ne olur?
İzin kararı itiraz edilmeden veya itiraz reddedilerek kesinleşince, 4483 sayılı Kanun’un 11. maddesi gereği dosya derhal yetkili ve görevli Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. Savcılık artık genel hükümlere göre soruşturmayı yürütür: memurun ifadesini alır, tanık dinler, bilirkişi raporu ister ve sonunda ya iddianame düzenler ya da kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. İzin, suçun sabit olduğu anlamına gelmez; yalnızca soruşturmanın önündeki engeli kaldırır.
Hakkında izin verilen memur da bu karara on gün içinde itiraz edebilir. İznin kapsamı Kanun’un 8. maddesiyle çizilmiştir: izin, şikâyet konusu olayları ve bunlara bağlı olarak soruşturmada ortaya çıkabilecek konuları kapsar. Soruşturma sırasında tamamen ayrı bir suç niteliğinde yeni bir fiil ortaya çıkarsa yeniden izin alınır, ancak aynı olayın hukuki nitelendirmesinin değişmesi yeni izin gerektirmez.
Soruşturma izni verilmemesine itiraz dilekçesi nereye verilir?
İtiraz dilekçesi, kararı veren makama verilir ve o makam aracılığıyla itiraz merciine gönderilir. İtiraz merciinin hangisi olduğu yukarıdaki tabloda görülür: çoğu dosyada bölge idare mahkemesi, Cumhurbaşkanı kararıyla atananlar, TBMM personeli, Cumhurbaşkanlığı personeli ve belediye başkanları gibi kanunda sayılanlarda Danıştay İkinci Dairesi. On günlük süre kararın tebliğinden başlar ve kaçırılırsa karar kesinleşir.
İtiraz dilekçesinde ön inceleme raporunun hangi noktada eksik kaldığı gösterilmelidir: dinlenmeyen tanık, istenmeyen belge, tartışılmayan bir işlem. İtiraz mercii delil toplamaz; dosya üzerinden karar verir. Bu nedenle ön incelemede sunulmamış belgeler, itiraz dilekçesine ek olarak mutlaka konmalıdır.
Savcılık izin almadan takipsizlik kararı verebilir mi?
Veremez. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 27.02.2019 tarihli, 2018/14095 Esas ve 2019/2557 Karar sayılı kararı bu noktayı açıkça ortaya koyar. Olayda bir karayolu denetleme istasyonunda görevli personelin, bir aracın yükünü yanlış tartarak idari para cezası uygulattığı ve belgeleri müştekinin vekiline vermediği iddia edilmişti. Savcılık izin almadan kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi, sulh ceza hâkimliği de itirazı reddetti. Daire, şüphelilerin izne tabi kamu görevlisi olup olmadığının araştırılması ve öyleyse 4483 sayılı Kanun’a göre izin alınarak soruşturma yapılması gerektiğini belirterek hâkimlik kararını kanun yararına bozdu.
Kararın şikâyetçi açısından anlamı şudur: izin prosedürü yalnızca memuru koruyan bir usul değildir. Şikâyetçinin itiraz hakkı, ancak bu prosedür işletilirse doğar. Prosedür atlanarak verilmiş bir takipsizlik kararı, esasa girilmeden verilmiş sayılır ve itiraz dilekçesinde bu usul eksikliği özellikle belirtilmelidir.
Hangi hâllerde soruşturma izni gerekmez?
Kanunda birkaç önemli istisna vardır ve bunlar dosyanın hızını doğrudan etkiler:
- Görevle ilgisi olmayan suçlar: 4483 sayılı Kanun yalnızca “görevleri sebebiyle” işlenen suçlara uygulanır. Memurun özel hayatında işlediği bir suç genel hükümlere göre doğrudan soruşturulur.
- Adliyeyle ilgili görevler: CMK’nın 161/5. maddesine göre, kanunun kendilerine verdiği adliyeyle ilgili görevlerde veya savcının emirlerini yerine getirirken kötüye kullanma ya da ihmali görülen kamu görevlileri ve kolluk personeli hakkında savcı doğrudan soruşturma yapar.
- Ağır cezalık suçüstü: 4483 sayılı Kanun’un 2. maddesi, ağır cezayı gerektiren suçüstü hâlinin genel hükümlere tabi olduğunu söyler.
- Özel kanunla sayılan suçlar: 3628 sayılı Kanun’un 17. maddesinde sayılan rüşvet, irtikâp, zimmet ve ihaleye fesat karıştırma gibi suçlarda savcı doğrudan soruşturma yapar. Görevi kötüye kullanma bu listede yer almaz. Rüşvet iddiası içeren olaylar için rüşvet suçunun unsurları ve cezası yazımıza bakabilirsiniz.
- Özel yargılama usulüne tabi olanlar: Hâkimler ve savcılar ile görevleri ve sıfatları sebebiyle özel soruşturma kurallarına tabi kişiler, 4483 sayılı Kanun’a değil kendi kanunlarındaki usule tabidir.
Görevi Kötüye Kullanma Suçu Cezası Ne Kadar?
Görevi kötüye kullanma suçunun cezası, eylemin yapılış biçimine göre iki ayrı aralıkta belirlenir. Kamu görevlisi görevinin gereklerine aykırı hareket etmişse altı aydan iki yıla, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstermişse üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir. Her iki fıkrada da cezanın doğması için eylemin kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına veya birine haksız bir menfaat sağlanmasına yol açması gerekir.
| Fıkra | Eylem | Ceza | Not |
|---|---|---|---|
| TCK 257/1 | Görevin gereklerine aykırı hareket (icrai) | 6 ay – 2 yıl hapis | HAGB ve erteleme sınırının içinde |
| TCK 257/2 | Görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme | 3 ay – 1 yıl hapis | 08.12.2010 tarihli 6086 sayılı Kanun’la 6 ay – 2 yıldan indirildi |
| TCK 257/3 | Çıkar sağlama karşılığı görev (eski hüküm) | Yürürlükte değil | 02.07.2012 tarihli 6352 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırıldı |
Tablonun son satırı önemlidir, çünkü internette hâlâ “görevinin gereklerine uygun davranması için kişilerden çıkar sağlayan kamu görevlisi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası alır” diye 257/3’ü anlatan metinler bulunur. Bu fıkra 2012’den beri yürürlükte değildir. Böyle bir olay bugün, şartları varsa rüşvet suçu kapsamında değerlendirilir.
Mahkûmiyet hâlinde ayrıca TCK’nın 53/5. maddesi devreye girer. Suç, kamu görevinin sağladığı yetki kötüye kullanılarak işlendiği için mahkeme, cezanın infazından sonra başlamak üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu yetkinin kullanılmasını yasaklar. Mahkûmiyet yalnızca adli para cezasından ibaretse yasak, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar süreyle uygulanır.
Görevi ihmal suçu cezası ne kadar?
İhmal suretiyle görevi kötüye kullanmanın cezası üç aydan bir yıla kadar hapistir. Bu aralığın tamamı TCK’nın 49/2. maddesindeki “kısa süreli hapis cezası” tanımına girer. Mahkeme bu nedenle cezayı, sanığın kişiliği ve suçun özellikleri elverişliyse adli para cezasına veya zararın giderilmesi gibi seçenek yaptırımlara çevirebilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun aşağıda incelediğimiz 2014 tarihli kararında da ihmal suçundan verilen hapis cezası adli para cezasına çevrilmişti.
Görevi kötüye kullanma cezası paraya çevrilebilir mi?
Mahkemenin belirlediği sonuç ceza bir yıl veya daha az ise çevrilebilir. İcrai görevi kötüye kullanmada alt sınır altı ay olduğu için, cezanın bir yılı aşmadığı dosyalarda bu imkân vardır. İki yıla kadar olan cezalar ise TCK’nın 51. maddesi uyarınca ertelenebilir. Mahkeme erteleme kararını, mağdurun veya kamunun zararının giderilmesi koşuluna da bağlayabilir. Hangi yolun seçileceği bir hak değil, mahkemenin takdiridir.
Görevi Kötüye Kullanma Suçunun Unsurları Nelerdir?
Bir davranışın 257. madde kapsamında suç sayılması için dört unsurun birlikte bulunması gerekir. Bunlardan biri eksikse eylem en fazla disiplin sorumluluğunu doğurur.
- Fail kamu görevlisi olmalı. TCK’nın 6/1-c maddesine göre kamu görevlisi, kamusal faaliyetin yürütülmesine atama, seçilme ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişidir. Kadrolu memur, sözleşmeli personel, muhtar, belediye meclis üyesi ve bilirkişi gibi geçici görevliler bu tanıma girebilir.
- Davranış görevin gereklerine aykırı olmalı. Bir kanun, yönetmelik, genelge veya hizmet içi talimatla belirlenmiş bir yükümlülük ihlal edilmiş olmalıdır.
- Kanunda sayılan üç sonuçtan biri gerçekleşmeli. Kişilerin mağduriyeti, kamunun zararı veya kişilere haksız menfaat sağlanması. Bunlar varsayılamaz, somut olarak tespit edilmelidir.
- Kast bulunmalı. Suç kasten işlenebilir. Görevin taksirle, yani dikkatsizlikle aksatılması bu suçu oluşturmaz.
Maddenin başındaki “Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında” ibaresi de unsurlarla birlikte okunmalıdır. Bu ibare suçu tamamlayıcı bir suç yapar: kamu görevlisinin davranışı rüşvet, zimmet, irtikâp, resmi belgede sahtecilik gibi daha özel bir suçu oluşturuyorsa, o suçtan ceza verilir ve 257. madde uygulanmaz.
Görevi kötüye kullanma suçunu kimler işler?
Yalnızca kamu görevlileri. Özel sektör çalışanı, işverenin verdiği yetkiyi kötüye kullansa bile bu suçu işleyemez; onun için tartışılacak suç, şartları varsa hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçudur. Bununla birlikte kamu görevlisi sıfatı kadroya bağlı değildir. Belirleyici olan, kişinin yaptığı işin bir kamusal faaliyetin parçası olup olmadığıdır. Kamu görevlisi olmayan biri, bir memurla birlikte hareket ederse iştirak hükümlerine göre sorumlu tutulabilir.
Görevi ihmal suçunun unsurları nelerdir?
İhmal suçunda davranış, bir şeyi yapmak değil yapmamak ya da geç yapmaktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, maddenin kamu görevlisinin yapmakla görevli olduğu işi yapmamasını, kanuna göre yapılması gereken şekilde yerine getirmemesini veya vaktinde yapmayıp geciktirmesini suç saydığını; ancak bunun için görevin bilerek ve isteyerek ihmal edilmesi veya geciktirilmesi gerektiğini vurgular. Sadece unutkanlık veya özensizlik yeterli değildir. Öte yandan kast, sanığın ikrarıyla değil, gecikmenin süresi, tekrar edip etmediği ve uyarılara rağmen devam edip etmediği gibi dış olgulardan çıkarılır.
Her kurala aykırılık suç mudur?
Hayır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, norma aykırı her davranışın kamuya duyulan güveni sarstığı, dolayısıyla kamu zararına yol açtığı şeklindeki bir ön kabulle hareket edilmemesi gerektiğini açıkça belirtir. Kurala aykırılık ile suç arasındaki köprüyü kanunda sayılan sonuçlar kurar. Örneğin bir başvurunun yanlış formda alınması, başvuru sahibine hiçbir zarar vermemiş ve düzeltilmişse disiplin konusu olabilir ama ceza konusu olmaz.
“Kişilerin mağduriyeti” ise ekonomik zararla sınırlı değildir. Bir hakkın geç kullanılması, bir başvurunun makul sürede sonuçlanmaması, bir belgenin verilmemesi de mağduriyet sayılabilir. Kamunun zararında ise nesnel ölçülerle tespit edilmiş bir zarar aranır; miktarın kuruşu kuruşuna bilinmesi gerekmez ama zararın varlığı bilirkişi raporu, piyasa bedeli ya da hesapla gösterilmelidir.
İş yoğunluğu savunması kabul edilir mi?
Tek başına kabul edilmez. Ceza Genel Kurulunun 04.11.2014 tarihli, 2014/277 Esas ve 2014/476 Karar sayılı kararına konu olayda bir Cumhuriyet savcısı, 216 soruşturma dosyasında dört aydan yedi yılı aşan sürelerle hiçbir işlem yapmamıştı. Savcı, infaz evraklarıyla da tek başına ilgilendiğini ve iş yükünün ağır olduğunu savundu. Genel Kurul, dosyaların bir kısmının yedi yıl işlemsiz kalmasını ve bir önceki denetimden sonra da işlem yapılmamasını dikkate alarak bu savunmayı “makul, hayatın olağan akışına ve görev anlayışına uygun” bulmadı.
Aynı karar, ekonomik bir zarar tespit edilmediği için kamu zararı unsurunun oluşmadığını, ama soruşturmaların makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle hem mağdurların hem de şüphelilerin mağdur edildiğini kabul etti ve ihmal suretiyle görevi kötüye kullanmadan verilen mahkûmiyeti onadı. Karar, iki unsurun birbirinden bağımsız incelendiğini göstermesi bakımından da öğreticidir: biri yoksa diğeri yeterli olabilir.
Görevi Kötüye Kullanma Suçu Zamanaşımı Kaç Yıl?
Görevi kötüye kullanma suçunda dava zamanaşımı sekiz yıldır. TCK’nın 66/1-e maddesi, üst sınırı beş yılı geçmeyen hapis cezasını gerektiren suçlar için bu süreyi öngörür. 257. maddenin iki fıkrasının da üst sınırı bunun altında kaldığı için hem icrai hem ihmali görevi kötüye kullanmada süre aynıdır. Süre suçun işlendiği günden başlar; ihmal birden fazla dosyada tekrarlanmış ve zincirleme suç kabul edilmişse, son eylemin tarihinden işler.
Sekiz yıl, soruşturma içinde yapılan bazı işlemlerle kesilir: şüphelinin savcı huzurunda ifadesinin alınması, iddianame düzenlenmesi veya mahkûmiyet kararı verilmesi gibi. Kesilme hâlinde süre yeniden başlar, ancak TCK’nın 67/4. maddesi gereği toplam süre kanundaki sürenin en fazla yarısı kadar uzayabilir. Böylece görevi kötüye kullanmada uzamış dava zamanaşımı on iki yıldır.
| Süre türü | Görevi kötüye kullanma (257/1 ve 257/2) | Dayanak |
|---|---|---|
| Şikâyet süresi | Yok (suç resen soruşturulur) | TCK m.73 uygulanmaz |
| Olağan dava zamanaşımı | 8 yıl | TCK m.66/1-e |
| Kesilme hâlinde en uzun süre | 12 yıl | TCK m.67/4 |
| Soruşturma izni beklenirken | Zamanaşımı durur | TCK m.67/1 |
| Ceza zamanaşımı (kesinleşen hüküm) | 10 yıl | TCK m.68/1-e |
Soruşturma izni beklenirken zamanaşımı işler mi?
İşlemez. TCK’nın 67/1. maddesine göre soruşturma ve kovuşturma yapılması bir izin alınmasına bağlıysa, izin alınıncaya kadar dava zamanaşımı durur. Durma, kesilmeden farklıdır: süre sıfırlanmaz, izin süreci boyunca bekler ve izin alındıktan sonra kaldığı yerden devam eder. Ön inceleme, itiraz ve bölge idare mahkemesinin kararı için geçen aylar, sekiz yıllık süreden düşülmez.
Görevi ihmal suçu zamanaşımı kaç yıl?
Görevi ihmal suçunun zamanaşımı da sekiz yıl, kesilme hâlinde en fazla on iki yıldır. Ceza aralığı birinci fıkradan düşük olsa da TCK’nın 66. maddesi aynı dilime yerleştirir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmişse beş yıllık denetim süresi boyunca da dava zamanaşımı durur.
Görevi Kötüye Kullanma Davasına Hangi Mahkeme Bakar?
Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. 5235 sayılı Kanun’un 11. maddesi, kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller dışında sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemesinin görevi dışında kalan bütün davaları asliye ceza mahkemesine verir. Ağır ceza mahkemesinin görevini sayan 12. madde ise görevi kötüye kullanmayı saymaz. Bu madde, listelenen suçlar dışında ağır ceza mahkemesine yalnızca on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçları verir; görevi kötüye kullanmanın üst sınırı iki yıldır. Görevin belirlenmesinde de 14. madde gereği ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler değil, kanundaki cezanın üst sınırı esas alınır.
Bazı internet kaynaklarında bu suça “ağır ceza mahkemesinin baktığı” yazılmaktadır. Genel kural olarak bu bilgi yanlıştır. Yanlış mahkemede açılan dava görevsizlik kararıyla geri döner ve dosya aylar kaybeder. Yetkili mahkeme ise suçun işlendiği yer mahkemesidir.
Görevi kötüye kullanma ağır ceza mahkemesinde görülür mü?
İstisnaen görülebilir ve bu istisnalar kanunda tek tek sayılmıştır:
- Kaymakamlar: 4483 sayılı Kanun’un 13. maddesine göre görev suçları nedeniyle il ağır ceza mahkemesinde yargılanırlar.
- Valiler, bakan yardımcıları, Cumhurbaşkanlığı ve TBMM genel sekreterleri: Aynı madde gereği yetkili ve görevli mahkeme Yargıtay’ın ilgili ceza dairesidir.
- Bağlantılı ağır cezalık suç: Aynı kişi aynı olayda ağır ceza mahkemesinin görevine giren başka bir suçla da yargılanıyorsa, CMK’nın 9. ve 10. maddeleri gereği davalar birleştirilerek yüksek görevli mahkemede, yani ağır ceza mahkemesinde görülebilir.
- Hâkim ve savcılar: Görev suçları kendi kanunlarındaki özel usulle soruşturulur ve genel mahkeme düzeninden farklı yerlerde yargılanabilirler. Yukarıda andığımız Ceza Genel Kurulu kararındaki savcı da ilk derece olarak Yargıtay 5. Ceza Dairesinde yargılanmıştı.
Görevi ihmal suçu hangi mahkemede görülür?
İhmal suretiyle görevi kötüye kullanma da asliye ceza mahkemesinde görülür. Yukarıda sayılan kaymakam, vali ve bağlantılı suç istisnaları ihmal hâlinde de aynen geçerlidir.
Uzlaşma, Basit Yargılama ve HAGB Uygulanır mı?
Görevi kötüye kullanma dosyalarında sanığın ve şikâyetçinin en çok sorduğu soru, dosyanın duruşmaya gitmeden bitip bitemeyeceğidir. Kanunun cevabı büyük ölçüde hayırdır.
| Kurum | Uygulanır mı? | Neden? |
|---|---|---|
| Uzlaştırma | Hayır | Suç şikâyete bağlı değil ve CMK m.253/1’deki listede yok |
| Önödeme | Hayır | Üst sınır altı ayı aşıyor (TCK m.75) |
| Seri muhakeme | Hayır | CMK m.250’deki listede yok |
| Basit yargılama | Soruşturma izniyle açılan davada hayır | CMK m.251/7: izne bağlı suçlarda uygulanmaz |
| Kamu davasının açılmasının ertelenmesi | Şartları varsa mümkün | Savcılık takdiri |
| Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) | Şartları varsa mümkün | Ceza iki yıl ve altında, CMK m.231 |
Basit yargılama satırı son yıllarda sıkça hataya konu oldu. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 14.12.2023 tarihli, 2023/9524 Esas ve 2023/12256 Karar sayılı kararına konu olayda, eğitim ve araştırma hastanesinde görevli bir doktor hakkında 4483 sayılı Kanun’a göre izin alınarak dava açılmış, asliye ceza mahkemesi ise duruşma açmadan basit yargılama usulüyle beraat kararı vermişti. Daire, CMK’nın 251/7. maddesindeki “soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olan suçlar hakkında uygulanmaz” hükmünü hatırlatarak kararı kanun yararına bozdu.
Hikâyenin devamı şikâyetçi için daha da öğreticidir. Kanun yararına bozma “aleyhe sonuç doğurmamak” kaydıyla yapıldığından, yerel mahkemenin dosyayı yeniden ele alıp verdiği ikinci karar da Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 13.03.2025 tarihli, 2024/12462 Esas ve 2025/4071 Karar sayılı kararıyla yok hükmünde sayıldı ve katılan vekilinin temyiz istemi reddedildi. Yani usule aykırı basit yargılamayla verilmiş beraat kararı, sonradan tespit edilse bile sanık aleyhine değiştirilemedi. Basit yargılamayla verilen bir hükme karşı itiraz yolu vardır ve bu itiraz, kararın öğrenildiği günden itibaren iki hafta içinde yapılmalıdır. Şikâyetçinin hakkını koruyan tek zamanında adım budur.
Görevi kötüye kullanma suçunda HAGB verilebilir mi?
Verilebilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, 16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanun’la yeniden düzenlenen CMK’nın 231. maddesine göre, hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olduğunda uygulanabilir. Yeni metnin 14. fıkrasındaki istisna yalnızca işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği, Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele sayılabilecek suçlar içindir. Tipik bir görevi kötüye kullanma eylemi bu kapsamda değildir.
Görevi kötüye kullanmada dikkat edilmesi gereken şart, 231/6-c maddesindeki zararın giderilmesidir. HAGB için mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, eski hâle getirme veya tazmin yoluyla tamamen giderilmesi gerekir. Zararı hemen karşılayamayan sanık, zararı denetim süresi boyunca aylık taksitlerle ödemek koşuluyla da HAGB alabilir. Denetim süresi beş yıldır ve bu süre içinde kasıtlı bir suçtan yeniden HAGB verilemez. HAGB kararlarının kayıt rejimi ve iş hayatına etkisi için HAGB kararı sicile işler mi yazımıza bakabilirsiniz.
Görevi Kötüye Kullanan Memur İşten Atılır mı?
Her mahkûmiyet memuriyetin sonu değildir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48/A-5 maddesi memuriyete engel suçları iki grupta sayar: kasten işlenen herhangi bir suçtan bir yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûmiyet ve süresine bakılmaksızın zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma gibi listelenmiş suçlardan mahkûmiyet. Görevi kötüye kullanma bu listede yer almaz.
Bu yüzden memuriyet açısından belirleyici olan cezanın süresidir. Görevi kötüye kullanmadan bir yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûmiyet memuriyetin sona ermesine yol açar. Bir yılın altında kalan ceza tek başına bu sonucu doğurmaz. HAGB kararında ise ortada açıklanmış bir mahkûmiyet olmadığı için 48. madde işlemez. Konunun ayrıntısı memur ne kadar ceza alırsa memuriyetten atılır yazımızda anlatılmıştır.
Ceza davasının sonucu, disiplin soruşturmasını da kendiliğinden bitirmez. İdare aynı eylem için ayrıca disiplin cezası verebilir; beraat kararı bile, eylemin disiplin suçu oluşturduğu hâllerde bu cezayı engellemeyebilir. Emniyet personelindeki disiplin tarafını görevi kötüye kullanma polis disiplin cezası yazımızda ayrıca ele aldık.
Savcılık Takipsizlik Verirse Ne Yapabilirim?
Soruşturma izni alındıktan sonra savcılık yeterli şüphe bulamazsa kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verir. Suçtan zarar gören kişi bu karara, kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren savcının yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. İtiraz dilekçesinde kamu davasının açılmasını gerektirecek olaylar ve deliller gösterilmelidir. Kararın genel işleyişi için kovuşturmaya yer olmadığına dair karar nedir yazımıza bakabilirsiniz.
Görevi kötüye kullanma dosyalarında itiraz hazırlarken iki şeyi ayırmak gerekir. Takipsizlik izin alınmadan verilmişse, itirazın ilk sebebi bu usul eksikliğidir ve yukarıda andığımız 2019 tarihli Daire kararı doğrudan kullanılabilir. İzin alınıp soruşturma yapıldıktan sonra verilmişse, itirazın ağırlığı mağduriyetin veya zararın somut olarak gösterilmesine kaymalıdır. Savcılık kararlarının büyük kısmı “normatif aykırılık var ama kanunda sayılan sonuç yok” gerekçesine dayanır.
Memur Hakkında Asılsız Şikâyet Eden Hakkında Ne Olur?
4483 sayılı Kanun’un 15. maddesi, memur hakkındaki şikâyetin onu mağdur etmek amacıyla ve uydurma bir suç isnadıyla yapıldığı anlaşılırsa, şikâyetçi hakkında savcılığın resen soruşturma başlatacağını düzenler. Memurun ayrıca suç duyurusunda bulunma ve genel hükümlere göre tazminat davası açma hakkı saklıdır.
Burada gündeme gelen suç TCK’nın 267. maddesindeki iftiradır: işlemediğini bildiği hâlde bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası alır. Ancak iftira için isnadın bilerek yanlış olması gerekir. Olayı dürüstçe anlatan, belgelerini sunan ama iddiası soruşturma sonunda kanıtlanamayan şikâyetçi iftira suçu işlemiş olmaz. Şikâyet hakkının kullanılması tek başına suç değildir; yaptırım, bilerek uydurulmuş isnatlar içindir.
Görevi Kötüye Kullanma Suçu Yargıtay Kararları
Yukarıda ilgili başlıklarda andığımız dört kararı, tarih sırasıyla ve dosyada nasıl kullanılabilecekleriyle birlikte bir arada veriyoruz. Her birinin tam metni Yargıtay karar arama sisteminden okunmuştur.
| Karar | Olay | Sonuç | Dosyada kullanımı |
|---|---|---|---|
| Ceza Genel Kurulu, 04.11.2014, E.2014/277 K.2014/476 | Savcı 216 soruşturma dosyasında aylarca ve yıllarca işlem yapmadı | İhmal suretiyle görevi kötüye kullanmadan mahkûmiyet onandı | İş yoğunluğu savunmasının sınırı; kamu zararı ile mağduriyetin ayrı unsurlar olması |
| 5. Ceza Dairesi, 27.02.2019, E.2018/14095 K.2019/2557 | Tartı istasyonu personeli hakkında izinsiz takipsizlik | Sulh ceza hâkimliğinin itiraz reddi kanun yararına bozuldu | İzinsiz verilen takipsizliğe itiraz |
| 5. Ceza Dairesi, 14.12.2023, E.2023/9524 K.2023/12256 | Hastane doktoru hakkında basit yargılamayla beraat | Kanun yararına bozuldu | İzinle açılan davada basit yargılama yasağı |
| 5. Ceza Dairesi, 13.03.2025, E.2024/12462 K.2025/4071 | Aynı dosyada yerel mahkemenin yeniden verdiği karar | Yok hükmünde sayıldı, katılanın temyizi reddedildi | Basit yargılama hükmüne zamanında itiraz etmenin önemi |
Kararlar okunurken bir noktaya dikkat edilmelidir: görevi kötüye kullanma, olayın ayrıntısına çok bağlı bir suçtur. Bir kararda suç sayılan davranış, başka bir dosyada farklı bir mağduriyet tablosu nedeniyle beraatle sonuçlanabilir. Kararlar ilke göstermek için kullanılır; tek başına sonuç garantisi vermez.
Şikâyet Dilekçesi ve İzin Aşamasında Kaçırılmaması Gerekenler
Görevi kötüye kullanma suçu şikâyete tabi mi sorusu dosyanın yalnızca başlangıcıdır; sonucu, mahkeme salonundan çok önce, dilekçe ve ön inceleme aşamasında şekillenir. Bu aşamada en sık kaybedilen haklar şunlardır:
- Soyut dilekçe: “Görevini kötüye kullandı” demek yerine hangi işlemin, hangi tarihte, hangi kurala aykırı yapıldığını yazın. Soyut dilekçe 4483 sayılı Kanun’un 4. maddesi gereği hiç işleme konmayabilir.
- Mağduriyeti göstermemek: Kurala aykırılık tek başına yetmez. Kaybettiğiniz hak, geciken işlem ya da uğradığınız zarar belgeyle gösterilmelidir.
- On günü kaçırmak: Soruşturma izni verilmemesine itiraz süresi yalnızca on gündür ve karar kesinleşince aynı konuda yeni başvuru ancak yeni bir belgeyle değerlendirilebilir.
- Dosyadan erken çekilmek: Katılan sıfatını bırakan kişi, beraat kararına karşı kanun yoluna başvuramaz.
- Usule aykırılığa sessiz kalmak: İzinsiz takipsizlik ya da izinle açılmış davada basit yargılama gibi usul hataları, zamanında itiraz edilmezse düzeltilemeyebilir.
Bir kamu görevlisinin işlemi nedeniyle hakkınızın kaybolduğunu düşünüyor ve şikâyet dilekçesi, soruşturma izni itirazı ya da takipsizlik kararına itiraz aşamasında destek arıyorsanız, Ankara ceza avukatı sayfamızda ceza dosyalarında yürüttüğümüz çalışmaları inceleyebilirsiniz. Süreler kısa olduğundan kararın tebliğ tarihini not ederek başvurmanız, değerlendirme için zaman kazandırır.
Bu yazı, 25 Eylül 2026 tarihinde yürürlükte olan mevzuat ve erişilebilen Yargıtay kararları esas alınarak hazırlanmıştır. Görevi kötüye kullanma suçunda sonuç, olayın ayrıntılarına ve dosyadaki delillere göre değişir; somut bir dosya için bu metin tek başına dayanak yapılmamalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Görevi kötüye kullanma suçu şikayete tabi mi?
Hayır. Görevi kötüye kullanma suçu resen soruşturulur. Şikâyet için altı aylık süre işlemez ve şikâyetten vazgeçmek davayı düşürmez. Kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği bu suçta savcılık, çoğu dosyada önce 4483 sayılı Kanun’a göre soruşturma izni ister.
Görevi kötüye kullanma suçunun cezası nedir?
Görevin gereklerine aykırı hareket eden kamu görevlisine altı aydan iki yıla, görevini yapmakta ihmal veya gecikme gösterene üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir. Mahkûmiyette ayrıca TCK m.53/5 gereği kötüye kullanılan yetkinin belirli bir süre kullanılması yasaklanır.
Görevi kötüye kullanma dava zamanaşımı kaç yıl?
Dava zamanaşımı sekiz yıldır. Süre kesilirse en fazla on iki yıla kadar uzar. Soruşturma izni beklenirken zamanaşımı işlemez, durur. Kesinleşmiş hapis cezası için ceza zamanaşımı on yıldır.
Görevi kötüye kullanma davasına hangi mahkeme bakar?
Asliye ceza mahkemesi bakar. Kaymakamlar il ağır ceza mahkemesinde, valiler Yargıtay’ın ilgili ceza dairesinde yargılanır. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren bağlantılı bir suç varsa davalar ağır ceza mahkemesinde birleştirilebilir.
Soruşturma izni verilmezse ne olur?
Karar kesinleşirse savcılık o memur hakkında o olay nedeniyle soruşturma yapamaz. Şikâyetçi, kararın tebliğinden itibaren on gün içinde itiraz edebilir. İtirazı çoğu dosyada bölge idare mahkemesi, kanunda sayılan üst düzey görevliler ve belediye başkanlarında Danıştay İkinci Dairesi inceler ve karar kesindir.
Memura soruşturma izni kim verir?
İlçede görevli memurlar için kaymakam, ilde ve merkez ilçede görevli memurlar için vali, bakanlık merkez teşkilatında kuruluşun en üst amiri, belediye başkanları için İçişleri Bakanı izin verir. Yetkili makam, memurun suç tarihindeki görevine göre belirlenir.
Soruşturma iznine itiraz nereye yapılır?
İtiraz dilekçesi izin kararını veren makama verilir ve o makam dosyayı itiraz merciine gönderir. İtiraz mercii genel olarak yetkili makamın yargı çevresindeki bölge idare mahkemesidir. Belediye başkanları ve Cumhurbaşkanı kararıyla atananlar gibi kanunda sayılan hâllerde Danıştay İkinci Dairesidir.
Görevi kötüye kullanma suçunda uzlaşma var mı?
Yok. Suç şikâyete bağlı değildir ve CMK’nın 253. maddesindeki uzlaştırma listesinde yer almaz. Önödeme ve seri muhakeme de uygulanmaz. Soruşturma izniyle açılan davalarda basit yargılama usulü de uygulanamaz.
Görevi kötüye kullanma suçunda HAGB verilir mi?
Hükmolunan ceza iki yıl veya daha azsa ve kanundaki şartlar bulunuyorsa verilebilir. Bunun için mağdurun veya kamunun zararının tamamen giderilmesi, zarar hemen karşılanamıyorsa denetim süresince taksitle ödenmesi gerekir. Denetim süresi beş yıldır.
Görevi kötüye kullanma suçu memuriyete engel mi?
Görevi kötüye kullanma, 657 sayılı Kanun’un 48. maddesindeki süresine bakılmaksızın memuriyete engel suçlar listesinde yoktur. Memuriyet, kasten işlenen bu suçtan bir yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde sona erer. HAGB kararı bu sonucu doğurmaz.
Görevi ihmal suçu cezası ne kadar?
Üç aydan bir yıla kadar hapistir. Bu ceza kısa süreli hapis cezası sayıldığından, şartları varsa adli para cezasına veya başka seçenek yaptırımlara çevrilebilir.
Memur hakkında asılsız şikayet yapılırsa ne olur?
Şikâyetin memuru mağdur etmek amacıyla uydurma bir suç isnadıyla yapıldığı anlaşılırsa savcılık şikâyetçi hakkında resen soruşturma başlatır ve olay iftira suçunu oluşturabilir. İddiası kanıtlanamayan ama olayı dürüstçe anlatan şikâyetçi iftira suçu işlemiş sayılmaz.
Görevi kötüye kullanma suçu nasıl oluşur?
Kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı davranması veya görevini kasten ihmal ya da geciktirmesi ve bunun sonucunda kişilerin mağdur olması, kamunun zarara uğraması ya da birine haksız menfaat sağlanması gerekir. Sonuç doğmamışsa, yani yalnızca bir kurala aykırılık varsa, suç oluşmaz ve eylem disiplin konusu olarak kalır.
Soruşturma izni verilmemesine itiraz süresi kaç gün?
On gündür. Süre, izin vermeye yetkili makamın kararının şikâyetçiye tebliğinden itibaren işler. İtiraz dilekçesi kararı veren makama verilir; süre kaçırılırsa karar kesinleşir ve aynı konuda yeniden başvuru ancak önceki incelemenin sonucunu etkileyecek yeni bir belgeyle değerlendirilebilir.