Ceza Hukuku

Memur Ne Kadar Ceza Alırsa Memuriyetten Atılır? 657 m.48

Memur Ne Kadar Ceza Alırsa Memuriyetten Atılır? 657 m.48

Memur ne kadar ceza alırsa memuriyetten atılır ölçütü 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinde yazılıdır: kasten işlenen bir suçtan bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet. Yaygın biçimde tekrarlanan “bir yıldan fazla” ifadesi kanun metnine uymaz; tam bir yıllık ceza da bu kapsamdadır. Maddede ayrıca, süre şartı hiç aranmayan ikinci bir suç grubu daha vardır.

Konunun çözülmesi gereken ikinci düğümü ise şudur: mahkûmiyet, memuriyeti disiplin cezasıyla mı yoksa kendiliğinden mi sona erdirir? İki yol farklı maddelerde düzenlenmiştir ve sonuçları da aynı değildir.

Özetle

  • Eşik: kasten işlenen suçtan bir yıl veya daha fazla hapis (m.48/A-5).
  • Süre şartsız grup: zimmet, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik gibi katalog suçlarda af bile engeli kaldırmaz.
  • Taksirli suçlar: kasıt şartı arandığı için bu kapsamda değildir.
  • Devam eden dava: tek başına engel değildir; ancak görevden uzaklaştırma tedbiri uygulanabilir.
  • İki ayrı yol: m.98/b ile kendiliğinden sona erme ile m.125/E disiplin cezası birbirinden farklıdır.

Memur Ne Kadar Ceza Alırsa Memuriyetten Atılır?

657 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (A) bendinin 5. alt bendi, Devlet memurluğuna alınacaklarda aranan genel şartlar arasında şunu sayar: Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile, kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile sayılan katalog suçlardan mahkûm olmamak.

Bu tek cümle, aslında birbirinden bağımsız iki ölçüt içerir.

ÖlçütŞartAf / süre etkisi
Süre ölçütüKasten işlenen suç + bir yıl veya daha fazla hapisTCK m.53’teki süreler geçse de engel sürer
Suç ölçütüKatalogdaki suçlardan mahkûmiyetCeza miktarı önemsiz; af bile engeli kaldırmaz

Katalog şu suçlardan oluşur: devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve kaçakçılık.

Katalogda yer alan bir suçtan verilen üç aylık hapis cezası memuriyeti kapatırken, katalog dışındaki bir suçtan verilen on bir aylık ceza kapatmaz. Bu yüzden memur ne kadar ceza alırsa memuriyetten atılır değerlendirmesi, süreye bakmadan önce suçun hangi grupta olduğunu belirlemeyi gerektirir.

Eşik neden tam bir yıl?

Bu sınır rastgele seçilmemiştir. Türk Ceza Kanunu’nun 49. maddesinin ikinci fıkrası, hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezasını kısa süreli hapis cezası sayar. 50. maddeye göre yalnızca kısa süreli hapis cezası adlî para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilir; aynı maddenin beşinci fıkrasına göre de çevirme hâlinde asıl mahkûmiyet artık adlî para cezasıdır.

İki kanun birlikte okunduğunda tablo netleşir: bir yıllık hapis cezası paraya çevrilebilir ve çevrildiğinde ortada “hapis cezasına mahkûmiyet” kalmaz; bir yılı aşan ceza ise kasten işlenen suçlarda zaten çevrilemez. Yani 48. maddedeki eşik, paraya çevrilebilen cezanın sınırıyla örtüşür.

Bu yüzden bazı kaynaklarda geçen “bir yılın üzerindeki hapis cezaları paraya çevrilirse engel kalkar” ifadesi doğru değildir: kasten işlenen bir suçta bir yılın üzerindeki ceza çevrilemez. Tek istisna taksirli suçlardır — 50. maddenin dördüncü fıkrası, taksirli suçtan hükmolunan cezanın uzun süreli olsa bile paraya çevrilebileceğini söyler, bilinçli taksir hâli hariç. Taksirli suçlar zaten kasıt şartını taşımadığı için 48. maddenin süre ölçütüne girmez.

Devlet Memuru Ne Kadar Ceza Alırsa İşten Atılır: İki Ayrı Yol

Kamuoyunda “memurluktan atılma” tek bir işlem gibi konuşulur; oysa 657 sayılı Kanun iki ayrı mekanizma tanır ve ikisi farklı maddelerde düzenlenmiştir.

m.98/b — kendiliğinden sona ermem.125/E — disiplin cezası
SebepMemurluğa alınma şartlarından birinin kaybedilmesiMaddede sayılan disiplin fiillerinden birinin işlenmesi
Karar verenİdare; işlem tespit niteliğindedirYüksek Disiplin Kurulu
Dayanak olayKesinleşmiş ceza mahkûmiyetiDisiplin soruşturmasıyla saptanan fiil
Ceza gerekli miEvet, mahkûmiyet şarttırHayır, mahkûmiyet olmadan da verilebilir
SonuçMemurluk sıfatı sona ererBir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere çıkarma

98. madde, Devlet memurluğunun sona erme hâllerini sayarken (b) bendinde şunu der: memurluğa alınma şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan herhangi birini kaybetmesi. Kasten işlenen bir suçtan bir yıl veya daha fazla hapis cezası kesinleştiğinde, memur 48. maddedeki şartı kaybetmiş olur ve memurluğu bu bent uyarınca sona erer.

Burada idarenin takdir yetkisi yoktur; işlem, şartın kaybedildiğinin tespitinden ibarettir. Bunun bir sonucu da şudur: 98. madde yoluyla yapılan işlemde tartışılacak olan, memurun kusurlu olup olmadığı değil, mahkûmiyetin gerçekten 48. maddedeki ölçütlere girip girmediğidir. Suçun kasten işlenmediği, hükmedilen sürenin bir yılın altında kaldığı veya cezanın paraya çevrildiği hâllerde işlemin dayanağı ortadan kalkar. Disiplin yolu ise bambaşkadır: fiilin disiplin soruşturmasıyla saptanması, savunma alınması ve kurul kararı gerekir. Bu sürecin kim tarafından nasıl yürütüldüğünü memurluktan çıkarma kararını kimin verdiği yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.

Devam Eden Ceza Davası Memuriyete Engel Mi?

Hayır. 48. madde “mahkûm olmamak” der; hakkında dava açılmış olmak mahkûmiyet değildir. Kesinleşmiş bir hüküm bulunmadıkça bu bent uygulanamaz. Aynı ölçüt hem memurluğa girişte hem de görevdeki memur için geçerlidir.

Ancak devam eden yargılamanın hiçbir sonucu olmadığı da söylenemez. 657 sayılı Kanun’un 137. maddesi, görevi başında kalmasında sakınca görülen memurlar hakkında görevden uzaklaştırma adı verilen ihtiyati bir tedbir öngörür; bu tedbir soruşturmanın herhangi bir aşamasında alınabilir.

  • Aylık: Görevden uzaklaştırılan ya da herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memura bu süre içinde aylığının üçte ikisi ödenir; sosyal hak ve yardımlar devam eder (m.141).
  • Tedbirin kalkması: Yargılama sonunda memurluktan çıkarmadan başka bir disiplin cezası verilenler, yargılamanın men’ine veya beraatine karar verilenler, kovuşturması genel afla kaldırılanlar ve memurluğa engel olmayan bir cezayla hükümlü olup cezası ertelenenler bakımından tedbir, kararların kesinleşmesiyle kaldırılır (m.143).
  • Kesilen kısım: Bu hâllerde aylığın kesilmiş olan üçte biri kendisine ödenir; görevden uzakta geçen süre kademe ilerlemesinde değerlendirilir (m.141/2).

Kısacası devam eden dava, memuriyeti hukuken sona erdirmez; fiilen askıya alabilir. Bu ayrım, dava sürerken yapılan idari işlemlere karşı hangi yolun izleneceğini belirlemesi bakımından da önemlidir.

Cezanın Ertelenmesi Memuriyete Engel Mi?

Erteleme, mahkûmiyet hükmünü ortadan kaldırmaz; infaz biçimine ilişkin bir karardır. Türk Ceza Kanunu’nun 51. maddesine göre iki yıl veya daha az süreli hapis cezası ertelenebilir ve denetim süresi iyi hâlli geçirilirse ceza infaz edilmiş sayılır. Ortada yine bir mahkûmiyet vardır.

Bu nedenle 48. madde bakımından belirleyici olan, cezanın ertelenip ertelenmediği değil, hükmedilen hapis cezasının süresi ve suçun kasten işlenip işlenmediğidir. Kasten işlenen bir suçtan bir yıl veya daha fazla hapse mahkûm olan kişi bakımından engel, ceza ertelenmiş olsa da devam eder.

Ertelemenin etkisi başka bir noktada görünür. Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinin dördüncü fıkrası, kısa süreli hapis cezası ertelenmiş olan kişiler hakkında mahkûmiyete bağlı hak yoksunluklarının uygulanmayacağını söyler. Yani bir yıl veya daha az süreli hapis ertelenmişse, o mahkûmiyet kamu görevini üstlenme yasağı doğurmaz. Bu hüküm 657 sayılı Kanun’un kendi engelini kaldırmaz; ancak sürenin bir yılın altında kaldığı hâllerde iki düzenleme aynı yönde sonuç verir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ise erteleme ile karıştırılmamalıdır; orada açıklanmış bir hüküm bulunmadığı için tablo değişir. Bu kararın sicil ve iş hayatındaki yansımalarını HAGB kararının sonuçları yazımızda, denetim yükümlülüğüne uyulmaması hâlini ise hükmün açıklanması hâlinde ne olduğu yazımızda inceledik.

İnfaz Süresince Kamu Hizmetlerinden Yasaklılık

Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesi, kasten işlenen bir suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak bazı hakların kullanılamayacağını düzenler. Bunların başında sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesi gelir; madde, Devlet, il, belediye, köy ve bunların denetimindeki kurumlarca verilen atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmeyi kapsar.

Bu yasağın süresi maddenin ikinci fıkrasında yazılıdır: kişi, mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz. Yani TCK kaynaklı yoksunluk süreklidir değil, infaza bağlıdır.

Buradaki asıl mesele, 657 sayılı Kanun’un bu süreye bağlı kalmamasıdır. 48. maddenin lafzı “Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile” der. İnfaz bitmiş, TCK’daki yasak sona ermiş olsa dahi memuriyet engeli ayakta kalır. “Cezamı çektim, neden hâlâ memur olamıyorum” diyen kişilerin karşılaştığı tablo tam olarak bu farktan doğar.

TCK m.53 yoksunluğu657 m.48 engeli
KaynağıMahkûmiyetin kanuni sonucuMemurluğa giriş şartı
Süresiİnfaz tamamlanıncaya kadarSüreye bağlı değil
Kalkmasıİnfazın bitmesiyle kendiliğindenAncak yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluyla tartışılabilir
İstisnaKısa süreli hapis ertelenmişse veya fiil sırasında 18 yaş altındaysa uygulanmazMetinde böyle bir istisna yok

Özel kanunlardan doğan bu tür yoksunlukların giderilmesi için başvurulan yolu ve şartlarını yasaklanmış hakların geri verilmesi yazımızda ele aldık. Mahkûmiyet kaydının ne zaman silineceği ise ayrı bir konudur; süreleri adlî sicil ve arşiv kaydının silinmesi yazımızda tablo hâlinde verdik.

Memur Ne Kadar Ceza Alırsa Memuriyetten Atılır: Örnek Karşılaştırma

Ölçütlerin birlikte nasıl çalıştığını görmenin en hızlı yolu, aynı süreli cezaların farklı suçlarda nasıl sonuç verdiğine bakmaktır. Aşağıdaki tablo, 48. maddenin iki ölçütünün kesişimini gösterir.

Durum48. madde bakımındanBelirleyici olan
Katalog dışı kasten suç, 10 ay hapisSüre ölçütünün altındaBir yıllık eşik
Katalog dışı kasten suç, 1 yıl hapisKapsamda“Veya daha fazla” ibaresi
Katalog dışı kasten suç, 1 yıl hapis paraya çevrilmişAsıl mahkûmiyet adlî para cezasıTCK m.50/5
Katalog suçu, 3 ay hapisKapsamdaSüre şartı aranmaması
Katalog suçu, sonradan afKapsamda“Affa uğramış olsa bile” ibaresi
Taksirli suç, 3 yıl hapisSüre ölçütü dışındaKasıt şartı
Kesinleşmemiş mahkûmiyetHenüz kapsamda değil“Mahkûm olmamak” ifadesi

Tablodaki üçüncü satır uygulamada en çok tartışılan hâldir. Cezanın paraya çevrilmesi kararı hükümde yer alıyorsa, artık infaz edilecek olan adlî para cezasıdır ve ortada hapis cezasına mahkûmiyet bulunmaz. Buna karşılık katalog suçlarında çevirme sonucu değiştirmez; çünkü orada ölçüt cezanın türü değil suçun kendisidir.

Kurumların kendi özel kanunlarında ek şartlar bulunabileceğini de not etmek gerekir. Emniyet, jandarma, öğretmenlik ve sağlık gibi alanlarda giriş şartları özel mevzuatla ayrıca düzenlenmiştir; bu düzenlemeler 48. maddedeki ölçütleri daraltabilir. Kamu görevine girişte yapılan inceleme sürecinin kapsamını güvenlik soruşturmasında nelere bakıldığı yazımızda ele aldık.

Memurluğa Yeniden Girmek Mümkün mü?

Bu soru iki ayrı hâlde farklı yanıtlanır. Disiplin cezasıyla memurluktan çıkarma, 125. maddenin (E) bendinde “bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere” ibaresiyle tanımlanmıştır; bu, cezanın kendi içinde taşıdığı kalıcı sonuçtur.

Ceza mahkûmiyeti sebebiyle şartın kaybedilmesi hâlinde ise engelin kaynağı 48. maddedir. Özel kanunlardan doğan hak yoksunluklarının giderilmesi için 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesindeki yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna başvurulabilir. Kanun metni, bu yolun hangi mahkûmiyetler bakımından sonuç doğuracağı konusunda suç ayrımı yapmaz; ayrımı yapan idari uygulama ve yargı kararlarıdır. Bu nedenle sonucun peşinen taahhüt edilmesi doğru olmaz; her dosya kendi kararı üzerinden değerlendirilmelidir.

Adaylık dönemindeki memurlar bakımından ayrı bir hüküm daha vardır. 23 Ocak 2026 tarihli 7573 sayılı Kanun’la değiştirilen 56. maddeye göre, adaylık süresi içinde birden fazla uyarma ve/veya kınama cezası almış olanlar ile aylıktan kesme ya da kademe ilerlemesinin durdurulması cezası almış olanların ilişiği kesilir; bu şekilde ilişiği kesilenler sağlık nedenleri hariç üç yıl süreyle Devlet memurluğuna alınmaz.

Ceza Yargılaması ile Disiplin Süreci Birbirini Bağlar mı?

657 sayılı Kanun’un 131. maddesi bu soruyu iki cümlede yanıtlar: aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması disiplin kovuşturmasını geciktiremez; memurun ceza kanununa göre mahkûm olması veya olmaması hâlleri ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz.

Uygulamada bu şu anlama gelir: beraat kararı, aynı fiil için disiplin cezası verilmesini kendiliğinden engellemez. Disiplin hukuku ile ceza hukukunun ispat ölçütleri ve korudukları menfaatler farklıdır. Aynı şekilde, ceza mahkemesinde mahkûmiyet çıkması da disiplin cezasının otomatik sonucu değildir; disiplin fiilinin ayrıca saptanması gerekir.

İki sürecin kesiştiği bir nokta vardır. 125. maddenin (E) bendi, memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmayı ayrı bir disiplin fiili olarak sayar. Aynı davranış hem bu bent kapsamına girip disiplin cezası doğurabilir hem de bir suç oluşturarak 48. maddedeki engeli meydana getirebilir. Bu durumda iki ayrı işlem, iki ayrı dayanakla ve iki ayrı usulle yapılır; birinin iptali diğerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Bu nedenle açılacak davada hangi işlemin hedef alındığının baştan doğru belirlenmesi gerekir.

Ayrıca 125. maddenin son fıkralarından biri, disiplin kovuşturması yapılmış olmasının, fiil genel hükümler kapsamına giriyorsa ayrıca ceza kovuşturması açılmasına engel olmadığını belirtir. İki süreç birbirinden bağımsız yürür ve ayrı ayrı sonuç doğurur.

Kanunun tam metnine 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu bağlantısından ulaşabilirsiniz.

Hakkınızda Kesinleşmiş Bir Mahkûmiyet Varsa

Bu tür dosyalarda sonucu belirleyen ayrıntılar çoğu zaman kararın kendisinde saklıdır: suçun kasten mi taksirle mi işlendiği, hükmedilen sürenin tam olarak ne kadar olduğu, cezanın paraya çevrilip çevrilmediği ve suçun katalogda yer alıp almadığı. Bu dört soru cevaplanmadan memuriyet bakımından sağlıklı bir değerlendirme yapılamaz. Görevden uzaklaştırma ya da göreve son verme işlemine karşı başvuru sürelerinin kısa olduğu da göz önünde bulundurulmalıdır. Dosyanızın bütününün değerlendirilmesi için ceza hukuku alanındaki çalışmalarımızı inceleyebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Tam bir yıl hapis cezası memuriyete engel midir?

Evet. Kanun “bir yıl veya daha fazla” der; tam bir yıl da kapsama girer. Ancak bir yıllık ceza kısa süreli hapis sayıldığı için adlî para cezasına çevrilebilir ve çevrilmişse asıl mahkûmiyet adlî para cezası olur.

Taksirle ölüme sebebiyet suçundan alınan ceza memuriyeti bitirir mi?

48. maddenin süre ölçütü yalnızca kasten işlenen suçlar için geçerlidir. Taksirli suçlar bu ölçütün dışındadır; ilgili kurumun özel mevzuatında ayrı bir hüküm bulunup bulunmadığına ayrıca bakılması gerekir.

Katalog suçlarda ceza miktarı hiç önemli değil mi?

Maddede bu suçlar için süre şartı aranmamıştır. Metin ayrıca “affa uğramış olsa bile” der; yani affın da engeli kaldırmadığı kabul edilmiştir.

Memur tutuklanırsa maaşı kesilir mi?

Görevden uzaklaştırılan veya tutuklanan memura aylığının üçte ikisi ödenir. Beraat gibi hâllerde kesilen üçte bir sonradan kendisine ödenir.

Beraat edince göreve iade edilir miyim?

Yargılamanın men’ine veya beraate karar verilmesi hâlinde görevden uzaklaştırma tedbiri, kararın kesinleşmesiyle kaldırılır. Beraat, aynı fiile ilişkin disiplin sürecini ise kendiliğinden sona erdirmez.

Adlî para cezası memuriyete engel olur mu?

48. maddenin süre ölçütü hapis cezasına mahkûmiyeti esas alır. Ancak katalogda sayılan bir suçtan mahkûmiyet söz konusuysa cezanın türü sonucu değiştirmez.

Mahkûmiyet kesinleşmeden göreve son verilebilir mi?

48. maddedeki şartın kaybı için kesinleşmiş bir mahkûmiyet gerekir. Kesinleşmeden önce uygulanabilecek olan, göreve son verme değil görevden uzaklaştırma tedbiridir.

Sözleşmeli personel için de aynı kurallar mı geçerli?

Sözleşmeli personelin durumu kendi mevzuatına ve sözleşme hükümlerine göre belirlenir. Uygulamada 48. maddedeki genel şartlara atıf yapılması sık görülür; bu nedenle ilgili düzenlemenin ayrıca incelenmesi gerekir.

Memuriyetten çıkarıldıktan sonra emeklilik hakkı ne olur?

Memurluğun sona ermesi, o güne kadar geçen hizmet süresinin sosyal güvenlik bakımından değerlendirilmesini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Sonuç, hizmet süresine ve tabi olunan sosyal güvenlik rejimine göre değişir.

Askerlik sırasında işlenen suçlar bu kapsamda mı?

Sırf askerî suçlara ilişkin mahkûmiyet hükümleri adlî sicile kaydedilmez. Bununla birlikte genel hükümlere göre işlenmiş bir suçtan verilen mahkûmiyet, 48. madde bakımından değerlendirilir.

Aynı fiilden hem disiplin hem ceza yaptırımı uygulanması mümkün mü?

Mümkündür. Disiplin kovuşturması yapılmış olması, fiil genel hükümler kapsamına giriyorsa ayrıca ceza kovuşturması açılmasına engel değildir.

Memuriyete engel bir mahkûmiyet sonradan ortaya çıkarsa ne olur?

98. maddenin (b) bendi, şartın taşınmadığının sonradan anlaşılması hâlini de memurluğun sona erme sebebi sayar. Bu durumda işlem, göreve başlama tarihindeki eksikliğin tespiti niteliğindedir.

Devam eden ceza davası memuriyete engel mi, atamam yapılmaz mı?

Kesinleşmiş mahkûmiyet olmadan 48. maddedeki engel doğmaz. Buna karşılık bazı kurumların kendi mevzuatında, devam eden yargılamaların değerlendirilmesine ilişkin ayrı düzenlemeler bulunabilir.

Memur ne kadar ceza alırsa memuriyetten atılır, kurumdan kuruma değişir mi?

657 sayılı Kanun’un 48. maddesindeki ölçütler bütün Devlet memurları için ortaktır. Ancak emniyet, jandarma, öğretmenlik gibi alanlarda özel kanunlar ek şartlar getirebilir; bu şartlar genel ölçütü daraltabilir, genişletmez.

Kısa süreli hapis cezası ertelenirse hak yoksunluğu doğar mı?

Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinin dördüncü fıkrası, kısa süreli hapis cezası ertelenmiş kişiler hakkında mahkûmiyete bağlı hak yoksunluklarının uygulanmayacağını belirtir. Bu hüküm 657 sayılı Kanun’daki ayrı engeli ortadan kaldırmaz.

Görevden uzaklaştırma en fazla ne kadar sürer?

Tedbir, soruşturma veya yargılamanın sonuçlanmasına kadar sürebilir; ancak sebebi ortadan kalktığında yetkililerce derhal kaldırılması gerekir. Memurluktan çıkarmadan başka bir disiplin cezası verilmesi hâlinde de tedbir sona erer.

Bu metin genel bilgilendirme amacı taşır; herhangi bir dosya hakkında hukuki görüş niteliğinde değildir. Memuriyet mevzuatı ile ceza mevzuatı sık sık değiştiğinden, bir işleme karşı başvuru yapmadan önce güncel düzenlemelerin ve sürelerin ayrıca kontrol edilmesi gerekir. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir