Terörle Mücadele Kanunu Geçici 20. Madde Kimleri Kapsar, Başvuru Nasıl Yapılır?
Terörle Mücadele Kanunu Geçici 20. madde, terörle mücadele görevinde yaralandığı hâlde malul sayılmayan ya da vazife malullüğü derecesi verilmeyen asker, polis ve güvenlik korucularına ilk kez aylık bağlayan hükümdür. 18 Ağustos 2026’ya kadar kural sertti: malul sayılmadıysanız aylık da yoktu. 7594 sayılı Kanun’la 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu‘na eklenen madde, belirli mühimmat ya da yakın muharebe saldırısı sonucunda hafif olmayan bir yaralanma geçiren ama malul sayılmayan personele, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) eliyle 17.135 gösterge üzerinden aylık bağlanmasını öngörür.
Hükmün iki özelliği, onu sıradan bir aylık düzenlemesinden ayırır. Birincisi geçicidir: yalnızca maddenin yürürlüğünden önce yaşanmış olaylara, bir defaya mahsus ve bir yıllık başvuru süresi içinde uygulanır. İkincisi aylığın geriye dönük değil, başvuruyu izleyen ay başından başlamasıdır; yani başvuruyu bekletmenin her ayı, geri alınamayan bir aylık kaybı demektir. Kimin kapsama girdiği, hangi yaralanmaların sayıldığı, raporun nasıl alındığı ve ret hâlinde izlenecek yol, bu iki özellik akılda tutularak okunmalıdır.
Ana hatlarıyla
Geçici 20. madde, terörle mücadelede yaralanıp malul sayılmayanlara süreli bir aylık kapısı açar.
- Kimler: TSK, Jandarma ve Sahil Güvenlik’in erbaş ve erler dâhil askerî personeli, MİT mensupları, Emniyet Hizmetleri Sınıfı personeli ve güvenlik korucuları.
- Tutar: 17.135 gösterge × memur aylık katsayısı; Temmuz–Aralık 2026 döneminde 26.996,40 TL.
- Son gün: Madde 18 Ağustos 2026’da yürürlüğe girdi; güvenli son başvuru günü 18 Ağustos 2027’dir.
- Başlangıç: Aylık, başvuru tarihini takip eden ay başından bağlanır, geriye dönük ödenmez.
- Belirleyici belge: En az bir adli tıp uzmanının yer aldığı, ücretsiz düzenlenen sağlık kurulu raporu.
Terörle Mücadele Kanunu Geçici 20. Madde Ne Getiriyor?
Terörle Mücadele Kanunu Geçici 20. madde, terörle mücadele görevini yaparken yaralanan ama mevcut mevzuata göre malul sayılmayan ya da vazife malullüğü derecesi tespit edilmeyen personele, yaralanmanın ağırlığı sağlık kurulu raporuyla ispatlanmak şartıyla, sabit göstergeli bir aylık bağlar. Aylığı SGK öder; ödenen tutarlar faturası karşılığında iki ay içinde Hazineden tahsil edilir. Bu yüzden aylık, kişinin kendi prim ödemelerine ya da hizmet süresine bağlı değildir.
Düzenlemenin arka planında uzun süredir çözümsüz kalan bir sorun vardı. Vazife malullüğü aylığı ve 3713 sayılı Kanun’un ek 3. maddesindeki aylık, derece tespitine dayanır. Kurşun ya da şarapnel yarası almış, ameliyat geçirmiş ama iyileşmesi sonunda Nizamname’deki bir malullük derecesine girmeyen personel ise hiçbir aylık alamıyordu. Aynı olayda yaralanan iki kişiden biri derece aldığı için aylık alıyor, diğeri almıyordu. Geçici 20. madde bu ikinci grubu hedef alır.
Hükmün sınırları da maddenin kendisinde çizilmiştir: yalnızca sayılan yaralanma türleri, yalnızca sayılan personel grupları ve yalnızca yürürlükten önceki olaylar kapsama girer. Bu üç sınırın dışında kalan bir yaralanma için Geçici 20. maddeye dayanarak aylık istenemez; o durumda genel hükümler, yani vazife malullüğü ve ek 3. madde yolu değerlendirilir.
Madde hangi kanunla, ne zaman eklendi?
Madde, 9 Ağustos 2026’da kabul edilen 7594 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun‘un 5. maddesiyle eklendi. Kanun, 18 Ağustos 2026 tarihli ve 33344 sayılı Resmî Gazete‘de yayımlandı. Aynı kanun 5434 ve 5510 sayılı Kanunlarda, 3713 sayılı Kanun’un 21. ve ek 3. maddelerinde ve 15 Temmuz yaralılarına ilişkin 7082 sayılı Kanun’da da değişiklik yaptı; bu değişikliklerin tamamı gazi hakları ve gazi maaşı yazımızda tablo hâlinde yer alıyor.
Yürürlük hükmü dikkat ister. 7594 sayılı Kanun’un 8. maddesinin (b) bendi, Geçici 20. maddeyi ekleyen 5. maddenin “1/9/2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde” yürürlüğe gireceğini söyler. Yürürlük tarihi yayım günü olan 18 Ağustos 2026’dır; 1 Eylül 2026 ise hükmün mali sonuçlarının geçerli olacağı tarihtir. Başvuru süresinin hesabında bu ayrım belirleyicidir.
Malul kalmayacak şekilde yaralanan ne demek?
Bu ifade Terörle Mücadele Kanunu Geçici 20. madde metninde geçmez; Millî Savunma Bakanlığının e-Devlet hizmetinin adıdır ve maddenin kapsadığı kişileri kısaca tarif eder. Kanun iki alternatif sayar: ya kişi malul sayılmamıştır ya da 1953 tarihli Vazife Malullüklerinin Nevileriyle Dereceleri Hakkında Nizamname’ye göre derece tespiti yapılmamıştır. Hiç malullük başvurusu yapmamış olmak da, başvurup reddedilmiş olmak da bu tanıma girer.
Tersinden bakıldığında sonuç şudur: halihazırda vazife malullüğü aylığı ya da ek 3. madde kapsamında derece esaslı aylık alan biri, aynı yaralanma için Geçici 20. maddeden ikinci bir aylık isteyemez. Madde, var olan bir aylığın üstüne ek ödeme değil, hiç aylık alamayanlar için açılmış bir kapıdır.
Yaralandım Ama Malul Sayılmadım, Bu Madde Beni Kapsar mı?
Üç soruya birden evet diyebiliyorsanız büyük olasılıkla kapsamdasınız: yaralandığınız tarihte maddede sayılan kurumlardan birine mensup muydunuz, yaralanma terörle mücadele görevi sırasında ve maddede sayılan yollardan biriyle mi oldu, bugün vazife malullüğü veya derece esaslı bir aylık almıyor musunuz? Bu üç şartın her biri ayrı bir engel olabileceği için aşağıda tek tek ele alınmıştır.
Kapsamın personel sınırı, maddenin lafzıyla kapalı bir listedir. Kanun koyucu “kamu görevlileri” gibi geniş bir ifade kullanmamış, grupları tek tek saymıştır. Bu yüzden listede adı geçmeyen meslek grupları için “benzer iş yapıyorum” gerekçesi tek başına yeterli değildir.
Hangi personel başvurabilir?
Maddenin saydığı gruplar şunlardır:
- Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının erbaş ve erler dâhil askerî personeli,
- Millî İstihbarat Teşkilatı mensupları,
- Emniyet Teşkilatının Emniyet Hizmetleri Sınıfına mensup personeli,
- Güvenlik korucuları.
Ölçüt, kişinin olay tarihindeki statüsüdür. Başvurunun olay tarihinde mensup olunan kuruma yapılması da bu yüzden öngörülmüştür: bugün başka bir kurumda çalışan eski bir polis memuru, yaralandığı dönemde Emniyet Hizmetleri Sınıfında olduğu için Emniyet Teşkilatına başvurur.
Terhis olan er, emekli asker ve emekli polis başvurabilir mi?
Evet. Kanun, görevde bulunma şartı aramaz; yaralanmanın olay tarihinde sayılan statülerden birindeyken gerçekleşmiş olmasını yeterli görür. Millî Savunma Bakanlığı da başvuru duyurusunda Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarına mensup görevdeki ve emekli personel ile terhis edilmiş erbaş ve erlerin başvurabileceğini açıkladı. Yıllar önce askerliğini yaparken çatışmada yaralanmış ve bugün özel sektörde çalışan bir kişi, bu nedenle kapsamın en tipik örneğidir.
Emekli polis ve emekli MİT mensupları bakımından da mantık aynıdır. Emeklilik aylığı almak, Geçici 20. madde aylığına engel değildir; çünkü madde başka bir aylığın varlığını değil, aynı yaralanma için malullük esaslı bir aylık bağlanmış olmasını dışlar.
Uzman çavuş, sözleşmeli er ve astsubay kapsamda mı?
Kapsamdadır. “Erbaş ve erler dâhil askerî personel” ifadesi subay, astsubay, uzman erbaş, sözleşmeli er ve yükümlü erleri birlikte kapsar. Kanun koyucunun “dâhil” kelimesini kullanması, erbaş ve erlerin kapsam dışında bırakılmadığını açıkça göstermek içindir; çünkü askerlik hizmetini yükümlü olarak yapanlar, malullük aylıkları bakımından tarihsel olarak en çok ayrışma yaşanan gruptur.
Rütbe ya da sınıf aylığın tutarını değiştirmez. Maddede tek bir gösterge rakamı vardır ve bu rakam subay ile yükümlü er için aynıdır. Bu yönüyle Geçici 20. madde aylığı, rütbeye ve derecelere göre hesaplanan vazife malullüğü aylığından ayrılır.
Bekçi, askerî öğrenci, sivil memur ve siviller kapsamda mı?
Bu grupların hiçbiri maddede adıyla sayılmamıştır. Askerî öğrenciler konusunda bazı haber metinleri “kapsama alındı” ifadesini kullandı; oysa Resmî Gazete’deki metinde öğrencilerden söz edilmez. 3713 sayılı Kanun öğrencileri 21. maddenin (i) bendinde personelden ayrı bir grup olarak düzenlediği için, Geçici 20. maddenin “askerî personel” ifadesinin öğrencileri de içine alıp almadığı uygulamayla netleşecek bir sorudur. Kesin bir cevap verilemeyen bu durumda başvuru yapıp kurumun kararını beklemek, hakkı süre dolmadan korumanın tek yoludur.
Çarşı ve mahalle bekçileri de listede ayrıca sayılmamıştır; statüleri emniyet ve jandarma teşkilatına bağlı istihdam biçimine göre değiştiğinden durumlarını genel bir cümleyle çözmek doğru olmaz. Sivil memurlar, öğretmenler, sağlık personeli ve terörle mücadeleye yardım eden siviller ise kapsam dışındadır. Bu kişiler için 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ile 3713 sayılı Kanun’un 21. maddesi ve ek 3. maddesi yolu açıktır; ek 3. madde, 21. maddenin (j) bendindeki sivilleri de kapsar ve derece tespiti yapılması hâlinde aylık bağlar.
Hangi Yaralanmalar Aylık Hakkı Doğurur?
Aylık hakkı, yaralanmanın nasıl meydana geldiğine bağlıdır ve madde iki mekanizma sayar: terör eylemleri sonucu mühimmat ve patlayıcı etkisiyle oluşan yaralanmalar ile terör örgütü mensuplarının yakın muharebe niteliğindeki saldırıları sonucu oluşan yaralanmalar. Her iki mekanizmada da yaralanmanın terörle mücadele görevinin ifası sırasında gerçekleşmiş olması gerekir.
Mekanizmanın yanında ağırlık şartı da vardır. Yaralanma, olay tarihinde hafif nitelikte olmamalı ve olay ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Bu iki husus, Adli Tıp Kurumunca kullanılan tıbbi değerlendirme ölçütleri esas alınarak, en az bir adli tıp uzmanının yer aldığı sağlık kurulu raporuyla tespit edilir.
| Madde metnindeki bent | Kapsanan yaralanma | Aranan ek şart |
|---|---|---|
| (a) bendi, birinci kısım | Mermi çekirdeği, şarapnel veya benzeri mühimmatın vücutta penetran yaralanmaya yol açması | Terör eylemi sonucu olması |
| (a) bendi, ikinci kısım | Ateşli silah, EYP, mayın, havan, roket, el bombası gibi patlayıcı mühimmatın etkisi; blast ve termal etki | Terör eylemi sonucu olması |
| (b) bendi | Kesici, delici, ezici veya benzeri yakın muharebe saldırıları | Saldırının terör örgütü mensuplarınca yapılması |
| Her iki bent | Olay tarihindeki yaralanmanın hafif olmaması | Adli tıp uzmanlı sağlık kurulu raporu ve illiyet bağı |
Kurşun, şarapnel, EYP, mayın ve patlama yaralanmaları
(a) bendinin ilk kısmı penetran, yani vücuda giren yaralanmaları kapsar: mermi çekirdeğinin ya da şarapnel parçasının dokuya girdiği hâller. İkinci kısım ise vücuda bir parça girmese bile patlayıcının etkisiyle oluşan yaralanmaları kapsar. Kanunun özellikle saydığı blast etkisi, patlamanın yarattığı basınç dalgasının kulak, akciğer, beyin gibi organlarda yol açtığı hasardır ve dışarıdan görünür bir yara bırakmayabilir. Termal etki ise patlamaya bağlı yanıkları ifade eder.
Blast ve termal etkinin ayrıca sayılması, uygulamada sıkça görülen bir sorunu çözmeye yöneliktir. EYP patlamasında kulak zarı yırtılan ya da işitme kaybı yaşayan, ama vücudunda şarapnel izi bulunmayan personelin dosyası, “penetran yaralanma yok” gerekçesiyle zayıf görülebilirdi. Madde metni bu hâlleri açıkça kapsama aldığı için, başvuruda patlamanın türü ve kişinin patlama noktasına yakınlığı mutlaka anlatılmalıdır.
Bıçaklı ve yakın muharebe saldırıları
(b) bendi, terör örgütü mensuplarının kesici, delici, ezici ya da benzeri araçlarla yaptığı yakın saldırıları kapsar. Bıçakla yaralama, sopa ya da taşla darp, göğüs göğüse mücadelede oluşan yaralanmalar bu bende girer. Buradaki kritik şart, saldırganın terör örgütü mensubu olmasıdır. Bir gözaltı sırasında adi suç şüphelisinin saldırısı bu bende girmez; ancak şüphelinin örgüt mensubu olduğu sonradan anlaşılmışsa dosyadaki soruşturma ve kovuşturma belgeleri bu bağı kurmak için kullanılabilir.
Trafik kazası, eğitim kazası veya operasyonda düşme kapsama girer mi?
Tek başına girmez. Madde, yaralanmanın terör eylemi sonucu mühimmat ya da patlayıcı etkisiyle veya terör örgütü mensuplarının saldırısıyla oluşmasını arar. Operasyona giderken yaşanan araç kazası, eğitim atışında kaza, arazide düşme ya da kendi silahının kazayla ateş alması bu mekanizmaların hiçbirine girmez. Bu olaylar vazife malullüğü bakımından görev sırasında yaşanmış sayılabilir; ancak Geçici 20. maddenin dar tanımını karşılamaz.
İstisnai durum, kazanın kendisinin bir terör eyleminden doğmasıdır. Aracın EYP patlaması sonucu devrilmesi ya da yola döşenmiş mayına basması gibi hâllerde yaralanma patlayıcının etkisiyle meydana geldiği için (a) bendine girebilir. Yalnızca ruhsal etkilenme, örneğin çatışma sonrası travma sonrası stres bozukluğu ise maddenin saydığı fiziksel mekanizmaların hiçbirinde yer almaz; bu tür dosyalar ancak aynı olayda fiziksel bir yaralanma da varsa değerlendirmeye alınabilir.
Hafif nitelikte olmayan yaralanma neye göre belirlenir?
Kanun ölçütü kendisi tanımlamaz, Adli Tıp Kurumunca kullanılan ölçütlere gönderme yapar. Bu ölçütlerin temel kaynağı, Adli Tıp Kurumu, Adli Tıp Uzmanları Derneği ve Adli Tıp Derneği tarafından hazırlanan Türk Ceza Kanunu’nda Tanımlanan Yaralama Suçlarının Adli Tıp Açısından Değerlendirilmesi Rehberi‘dir (Haziran 2019 güncellemesi). Rehber, “basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif yaralanma” kavramını en hafif yaralanma grubu olarak tanımlar.
Rehberin açık kuralı şudur: kişide kemik kırığı veya çıkığı, kas-tendon hasarı, büyük damar ve sinir hasarı ya da iç organ yaralanması bulunuyorsa, yaralanmanın basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olmadığına karar verilir. Diğer yumuşak doku yaralanmaları için rehberin ekindeki listeye bakılır. Penetran mermi ve şarapnel yaralanmalarının büyük çoğunluğu bu dört başlıktan en az birine girdiği için, ağırlık şartı çoğu dosyada asıl engel olmaz.
Asıl zorluk, olay tarihindeki durumun bugün belgelenmesidir. Değerlendirme bugünkü sağlık durumunuza değil, olay tarihindeki yaralanmaya göre yapılır. Tamamen iyileşmiş olmanız aleyhinize değildir; önemli olan, o gün kırık, damar hasarı ya da iç organ yaralanması bulunduğunu gösteren kayıtların mevcut olmasıdır.
Malul Sayılmayan Gazi Aylığı Ne Kadar?
Aylık, 17.135 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı kadardır. Hazine ve Maliye Bakanlığının 2 Temmuz 2026 tarihli mali ve sosyal haklar genelgesiyle 1 Temmuz–31 Aralık 2026 dönemi için memur aylık katsayısı 1,575512 olarak belirlendiğinden, bu dönemde aylık tutar 26.996,40 TL eder. Kamuoyunda “malul sayılmayan gazi aylığı” olarak anılan tutar budur.
| Hesap unsuru | Değer | Dayanak |
|---|---|---|
| Gösterge rakamı | 17.135 | 3713 s.K. Geçici m.20/1 |
| Memur aylık katsayısı (Temmuz–Aralık 2026) | 1,575512 | HMB mali ve sosyal haklar genelgesi, 02.07.2026 |
| Aylık tutar | 26.996,40 TL | 17.135 × 1,575512 |
| Ödeyen kurum | Sosyal Güvenlik Kurumu | Hazineden iki ay içinde tahsil edilir |
| Başlangıç | Başvuruyu takip eden ay başı | 3713 s.K. Geçici m.20/1 |
Karşılaştırma için bir not: ek 3. maddenin 7594 sayılı Kanun’la yenilenen tablosunda en düşük derece olan altıncı derecenin göstergesi 17.820‘dir. Yani derece tespiti yapılabilecek bir dosyada ek 3. madde yolu Geçici 20. maddeden daha yüksek aylık sağlar. Geçici 20. madde, derece tespitinin mümkün olmadığı dosyalar için bir taban işlevi görür.
Aylık ne zaman başlar, geriye dönük ödenir mi?
Aylık, yaralanma tarihinden ya da maddenin yürürlük tarihinden değil, kişinin kuruma yaptığı başvuru tarihini takip eden ay başından itibaren bağlanır. Geriye dönük ödeme öngörülmemiştir. 20 Eylül 2026’da başvuran kişinin aylığı 1 Ekim 2026’dan, 3 Ekim’de başvuranınki 1 Kasım 2026’dan başlar. Bu iki kişi arasındaki fark, sağlık kurulu raporunun ne zaman çıktığından bağımsız olarak bir aylık tutardır.
Bu kuralın pratik sonucu açıktır: belgeleri tamamlamak için başvuruyu ertelemek yanlış bir stratejidir. Millî Savunma Bakanlığı başvuru aşamasında belge zorunluluğu olmadığını açıkladığı için, önce başvuru yapılıp belgeler süreç içinde tamamlanabilir. Değerlendirme aylar sürse bile aylığın başlangıcı başvuru tarihine bağlı kalır.
Aylık her yıl artar mı?
Artar. Tutar sabit bir lira miktarı olarak değil, gösterge ile memur aylık katsayısının çarpımı olarak belirlendiği için, katsayının her ocak ve temmuz dönemlerinde güncellenmesiyle aylık da kendiliğinden değişir. Gösterge rakamı ise kanunla belirlenmiştir ve ancak yeni bir kanun değişikliğiyle değişebilir.
Bir farka dikkat çekmek gerekir: 15 Temmuz yaralılarına 7082 sayılı Kanun’un 14. maddesinin yeni ikinci fıkrasıyla bağlanan aylıkta, 5454 sayılı Kanun’daki ek ödeme hükümlerinin uygulanacağı açıkça yazılmıştır. Geçici 20. maddede böyle bir cümle yoktur. Haberlerde iki düzenlemenin aynı kanunla gelmesi nedeniyle bu hüküm Geçici 20. maddeye de mal edildi; kanun metni bu yorumu desteklemiyor.
Maaş alırken veya çalışırken bu aylık kesilir mi?
Maddede, kişinin çalışmasına, emekli aylığı almasına ya da başka bir gelir elde etmesine bağlı bir kesinti hükmü yer almıyor. Görevdeki bir astsubay maaşını, emekli bir polis emekli aylığını almaya devam ederken Geçici 20. madde aylığını da alabilir. Maddenin öngördüğü tek kesinti hâli, aynı yaralanma nedeniyle sonradan malul sayılma ya da derece tespiti yapılmasıdır; bu durumda daha yüksek olan malullük aylığına geçilir.
Uygulamanın ayrıntıları, SGK’nın aylık bağlama işlemleriyle ve olası ikincil düzenlemelerle netleşecektir. Bu nedenle özel bir gelir durumunuz varsa, örneğin başka bir kanun kapsamında vatani hizmet tertibinden aylık alıyorsanız, aylık bağlama yazısını dikkatle incelemek ve kesinti görürseniz dayanağını sormak gerekir.
Geçici 20 Başvuru Süresi Ne Zaman Doluyor?
Başvurular, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılır ve bu süre kanunda açıkça yazılıdır. Yürürlük tarihi 18 Ağustos 2026 olduğu için güvenli son gün 18 Ağustos 2027‘dir. Başvuruların fiilen 1 Eylül 2026’da açılmış olması süreyi uzatmaz; yalnızca ilk iki haftanın e-Devlet üzerinden kullanılamadığı anlamına gelir.
Bu tarihten sonra madde kapsamında yeni başvuru yapılamaz. Süre, dava açma sürelerinde olduğu gibi hak düşürücü nitelikte işleyecek bir başvuru penceresi olarak tasarlanmıştır; kaçırılması hâlinde “bilmiyordum” ya da “belgelerim eksikti” gerekçeleri süreyi canlandırmaz.
18 Ağustos mu, 1 Eylül mü?
Kamuoyunda iki farklı son gün dolaşıyor. Bazı hukuki değerlendirmeler süreyi 1 Eylül 2026–1 Eylül 2027 aralığı olarak veriyor. Bu okuma, 7594 sayılı Kanun’un 8/b bendindeki “1/9/2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere” ifadesini yürürlük tarihi sanmaktan doğuyor. Bentte asıl yürürlük tarihi “yayımı tarihinde” diye verilmiştir ve yayım tarihi 18 Ağustos 2026’dır.
Konunun ileride yargıya taşınması ve 1 Eylül yorumunun kabul görmesi ihtimali tamamen yok sayılamaz. Ancak son iki haftaya bırakılan bir başvurunun, bu tartışmanın sonucuna bağlanması büyük bir risktir. Güvenli olan, başvuruyu 18 Ağustos 2027’den önce, tercihen aylık kaybını önlemek için mümkün olan en erken tarihte yapmaktır.
Süre kaçırılırsa ne olur?
Geçici 20. madde kapsamında aylık bağlanması imkânı kalıcı olarak kapanır. Kişi yine vazife malullüğü veya ek 3. madde kapsamında derece tespiti isteyebilir; ancak bu yollarda malul sayılma ya da Nizamname’ye göre derece alma şartı aranır. Geçici 20. maddenin sağladığı iki kolaylık, yani malul sayılmamış olmanın engel olmaması ve raporun mevcut tıbbi kayıtlara dayanılarak ücretsiz düzenlenmesi, bu yollarda aynı biçimde bulunmaz.
Madde yürürlüğe girdikten sonra yaralananlar başvurabilir mi?
Başvuramaz. Madde, yalnızca yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olaylar hakkında ve bir defaya mahsus uygulanır; sonraki olaylar için bu madde kapsamında yeni başvuru yapılamayacağı açıkça yazılıdır. 18 Ağustos 2026’dan sonra yaralananlar için bugün yalnızca genel hükümler, yani vazife malullüğü ve ek 3. madde yolu vardır. Bu durum, kanun koyucunun geçmişte biriken mağduriyeti gidermeyi amaçladığını, kalıcı bir yeni aylık türü yaratmadığını gösterir.
Geçici 20. Madde Başvurusu Nasıl ve Nereye Yapılır?
Başvuru, kişinin olay tarihinde mensubu olduğu kuruma yapılır; SGK’ya ya da hastaneye doğrudan başvuru yapılmaz. Kurum dosyayı inceler, yaralanmanın madde kapsamında olabileceğini değerlendirirse kişiyi Sağlık Bakanlığınca belirlenen hastanelere sevk eder. Hastanenin düzenlediği sağlık kurulu raporu kuruma döner; kapsamda olduğu tespit edilenlerin dosyası aylık bağlanması için SGK’ya gönderilir.
- Olay tarihindeki kuruma başvuru (MSB personeli için e-Devlet),
- Kurumun ön değerlendirmesi ve hastaneye sevk,
- Sağlık Bakanlığınca belirlenen hastanede sağlık kurulu raporu,
- Raporun kuruma gönderilmesi ve kapsam tespiti,
- Dosyanın SGK’ya iletilmesi ve aylığın bağlanması.
MSB personeli için e-Devlet başvurusu
Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarına mensup personel ile terhis edilmiş erbaş ve erler, başvuruyu e-Devlet’teki 3713 sayılı Kanunun Geçici 20’nci Maddesi Kapsamında Terörle Mücadelede Malul Kalmayacak Şekilde Yaralananlara İlişkin Başvuru (KKK, DzKK, HvKK) hizmetinden yapar. Hizmet, e-Devlet şifresi, mobil imza, elektronik imza, kimlik kartı ya da internet bankacılığıyla giriş gerektirir ve mevcut başvurunun takibine de imkân verir.
Bakanlığın açıklamasına göre başvurular yalnızca e-Devlet üzerinden alınıyor; dilekçe, CİMER, e-posta ve benzeri yollarla yapılan başvurular işleme konmuyor. Başvuru sırasında olayın kısa bir özetinin yazılması yeterli; belge yüklemek zorunlu değil, ancak elde bulunan belgeler sisteme eklenebiliyor. Başvuruyu kişinin kendisinin yapması yeterli görülüyor.
Jandarma, Emniyet, MİT ve güvenlik korucuları nereye başvurur?
Kanunun kuralı değişmez: olay tarihinde hangi kuruma mensup idiyseniz başvuru oraya yapılır. Jandarma personeli ve güvenlik korucuları Jandarma Genel Komutanlığına, Emniyet Hizmetleri Sınıfı personeli Emniyet Genel Müdürlüğüne, MİT mensupları Millî İstihbarat Teşkilatına başvurur. Bu kurumların kendi başvuru kanallarını, e-Devlet’te kurum adıyla arama yaparak ya da personel birimlerinden öğrenmek gerekir.
Kanal konusunda tereddüt varsa, başvurunun yazılı ve tarih kanıtlı yapılması önemlidir. Aylığın başlangıcı başvuru tarihine bağlı olduğu için, hangi gün başvurduğunuzu ispat edebilmeniz hem süre hem de aylık tutarı bakımından doğrudan para demektir. Evrak kayıt numarası, e-Devlet başvuru numarası ya da iadeli taahhütlü gönderi alındısı saklanmalıdır.
Başvuruda hangi belgeler işe yarar?
Sağlık kurulu raporu, kanun gereği mevcut tıbbi kayıtlar ve diğer sağlık belgeleri esas alınarak düzenlenir. Bu yüzden dosyanın gücü, olay tarihine ait kayıtların eksiksizliğine bağlıdır. İşe yarayan belgelerin başında şunlar gelir:
- Olay günü ve sonrasına ait epikriz, ameliyat notu, radyoloji raporları ve görüntüleri,
- Olay yeri tutanağı, birlik ya da şube kayıtları, olay raporu,
- Olayla ilgili adli soruşturma veya kovuşturma belgeleri, varsa adli rapor,
- 2330 sayılı Kanun kapsamında nakdi tazminat almışsanız o dosyanın kararı ve ekleri,
- Olayla bağlantılı sonraki tedavi ve kontrol kayıtları.
Nakdi tazminat dosyası özellikle değerlidir; çünkü o dosyada yaralanmanın terör eylemi sonucu meydana geldiği zaten resmî olarak tespit edilmiştir. Emniyet personeli için bu sürecin nasıl işlediği görevi sırasında yaralanan polis memuruna nakdi tazminat yazımızda ayrıntılı olarak anlatılmıştır.
Yıllar önceki yaralanmada hastane kaydı yoksa ne yapılır?
Kayıt yok gibi görünse de çoğu zaman bir yerde durur. Asker hastanelerinin kapatılmasından önceki kayıtlar devredildikleri kurumlarda, sonraki kayıtlar e-Nabız ve hastane arşivlerinde bulunabilir. Birliklerin olay kayıtları, personel dosyaları ve sicil belgeleri de yaralanmanın tarihini ve türünü gösterebilir. Başvuruyu yaparken kayıtların nerede olabileceğini kurumunuza bildirmek, kurumun sevk yazısıyla birlikte hastaneye gönderilecek “ilgili bilgi ve belgeler”in kapsamını genişletir.
Tıbbi kayıt gerçekten bulunamıyorsa, bugünkü muayenede görülen kalıcı izler (kırık kaynama izi, vücutta kalmış şarapnel parçası, ameliyat skarı) olay tarihindeki yaralanmanın ağırlığı hakkında fikir verebilir. Ancak raporun olay tarihindeki durumu ve illiyet bağını tespit etmesi gerektiğinden, belgesiz dosyalar en çok ret riski taşıyan dosyalardır. Bu dosyalarda tanık beyanları ve olay tarihine ait resmî yazışmalar belirleyici hâle gelir.
Sağlık Kurulu Raporu Nasıl Alınır, Ücret Ödenir mi?
Rapor için kişi kendisi hastaneye gitmez; kurumun sevkiyle Sağlık Bakanlığınca belirlenen hastanelere yönlendirilir ve bu amaçla düzenlenen raporlardan ücret alınmaz. Raporda, olay tarihindeki yaralanmanın madde kapsamında olup olmadığı, yani hafif nitelikte olup olmadığı ve olayla illiyet bağı bulunup bulunmadığı değerlendirilir. Kurulda en az bir adli tıp uzmanının yer alması zorunludur.
Bu raporun, genel sağlık kurulu raporlarından farkı amacındadır. Engellilik ya da çalışma gücü kaybı raporları bugünkü durumu ölçer; Geçici 20. madde raporu ise geçmişteki bir yaralanmayı değerlendirir. Genel heyet raporu nasıl alınır konusundaki usul bu nedenle buraya birebir uygulanmaz: başvuru hastaneye değil kuruma yapılır, randevuyu kurum sevki başlatır.
Hangi hastanelere sevk ediliyor?
Kanun, hastaneleri tek tek saymaz ve belirleme yetkisini Sağlık Bakanlığına bırakır. Bakanlığın hangi hastaneleri yetkilendirdiği, sevk yazısıyla birlikte kişiye bildirilir. Adli tıp uzmanı bulunması şartı, fiilen adli tıp bölümü olan eğitim ve araştırma hastaneleri ile üniversite hastanelerini öne çıkarır; ancak listeyi tahmin etmek yerine kurumun sevkini beklemek gerekir.
Adli tıp uzmanı raporda neye bakar?
İki soruya cevap arar. Birincisi, olay tarihindeki yaralanmanın basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olup olmadığıdır; bunun için Adli Tıp Kurumu rehberindeki ölçütler, özellikle kırık, kas-tendon, damar-sinir ve iç organ yaralanması kuralı kullanılır. İkincisi, kişideki bulgular ile iddia edilen olay arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığıdır: yaralanmanın o olayda, o mekanizmayla meydana gelip gelmediği.
İlliyet bağı değerlendirmesinde kayıtlar arasındaki tutarlılık belirleyicidir. Olay tutanağında “sol bacaktan şarapnel yarası” yazıp epikrizde sağ kolda kırık görülen bir dosya, açıklanmadıkça şüphe doğurur. Başvuruda olayın özetini yazarken tarih, yer, mekanizma ve yaralanan bölge bilgilerini kayıtlarla uyumlu vermek, raporun sağlıklı çıkması için önemlidir.
Başvurum Reddedilirse Ne Yapmalıyım?
Ret yazısını aldığınız gün iki şeyi belirleyin: reddi hangi kurum verdi ve hangi gerekçeyle verdi. Süreç iki aşamalı olduğundan ret iki yerden gelebilir. Olay tarihindeki kurum, ön değerlendirmede yaralanmanın kapsamda olmadığını düşünüp sizi hastaneye hiç sevk etmeyebilir; ya da sağlık kurulu raporu olumsuz çıkınca kapsam dışı olduğunuzu bildirebilir. Rapor olumlu olup SGK aylık bağlamazsa ret SGK’dan gelir.
Hangi aşamadan gelirse gelsin ret, kamu gücüyle tesis edilmiş bir idari işlemdir ve yargı denetimine açıktır. Gerekçenin türü, izlenecek yolu da belirler: personel listesinde olmadığınız gerekçesi bir hukuk sorunu, yaralanmanın hafif sayılması ise tıbbi bir sorundur ve davada bilirkişi incelemesiyle çözülür.
Ret kararına karşı hangi mahkemede dava açılır?
Ret işlemine karşı idare mahkemesinde iptal davası açılır. Dava açma süresi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca kural olarak işlemin yazılı bildiriminden itibaren 60 gündür. Davalı, reddi veren idaredir; ön değerlendirmede reddeden kurum ile aylık bağlamayan SGK farklı olabileceği için ret yazısının kimden geldiği dava dilekçesinin hasmını belirler. İptal davasının genel işleyişi idari işlemin iptali davası yazımızda anlatılmıştır.
Başvurunuza hiç cevap verilmemesi de bir sonuç doğurur. İdari yargıda idareye yapılan başvurunun belirli süre içinde cevaplanmaması, zımni ret sayılabilir ve dava süresi bu andan itibaren işlemeye başlayabilir. Bekleme süresinin cevapsız geçmesi hâlinde, dava hakkını kaybetmemek için süreyi takip etmek gerekir. Mahkemenin işlemi iptal etmesi hâlinde, kararın gereği olarak aylığın başvuru tarihini takip eden ay başından itibaren bağlanması istenebilir.
Sağlık kurulu raporuna itiraz edilebilir mi?
Maddede rapora karşı ayrı bir itiraz ya da hakem hastane mekanizması düzenlenmemiştir. Rapor, kurumun kapsam kararının dayanağıdır; bu yüzden rapora yönelik itirazlar, raporu esas alan ret işlemine karşı açılan davada ileri sürülür. İdare mahkemesi, gerek gördüğünde yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabilir ya da Adli Tıp Kurumundan görüş isteyebilir.
Davada en güçlü argümanlar, raporun kanunun aradığı unsurları taşıyıp taşımadığına ilişkindir: kurulda adli tıp uzmanı var mı, değerlendirme olay tarihindeki yaralanmaya mı yoksa bugünkü duruma mı göre yapılmış, rehberdeki kırık, damar-sinir, tendon ya da iç organ kuralı uygulanmış mı, dosyadaki tıbbi kayıtların tamamı incelenmiş mi. Bu sorulardan birine olumsuz cevap veren bir rapor, hukuka uygunluk denetiminde zayıf kalır.
Bu Aylığı Alan Gazi Sayılır mı?
Kanuni anlamda malul gazi sayılmaz; çünkü 2847 sayılı Kanun’daki malul gazi tanımı, malul sayılmaya bağlıdır ve Geçici 20. madde tam da malul sayılmayanlar için yazılmıştır. Buna karşılık madde, bu kişilere 1005 sayılı Kanun kapsamındakiler için tanınan hakların, aylık hükümleri hariç olmak üzere açılmasını öngördüğü için, gündelik dilde “malul sayılmayan gazi” ifadesiyle anılmaları haksız değildir. Hukuki statü ile tanınan haklar arasındaki bu fark, özellikle istihdam ve aile haklarında önem taşır.
| Rejim | Kimler | Aylık esası | Başvuru süresi |
|---|---|---|---|
| Vazife malullüğü (3713 m.21 ve 2330) | Malul sayılan kamu görevlileri | Derece ve rütbeye göre, emsal aylık | Genel hükümler |
| 3713 ek m.3 | Malul sayılmayan ama Nizamname’ye göre derece tespiti yapılanlar (siviller dâhil) | Dereceye göre 27.288–17.820 gösterge | Süre sınırı yok |
| 3713 Geçici m.20 | Malul sayılmayan veya derece tespiti yapılmayan sayılı personel | Sabit 17.135 gösterge | 18.08.2027’ye kadar, bir defaya mahsus |
| 7082 m.14/2 | 15 Temmuz kapsamında malul sayılmayan veya derece tespiti yapılmayanlar | Sabit 17.135 gösterge + 5454 ek ödeme | Fıkrada başvuru süresi yok |
Ek 3. madde aylığı alan bu maddeden yararlanır mı?
Aynı yaralanma için yararlanamaz. Ek 3. madde, derece tespiti yapılanlara aylık bağlar; Geçici 20. madde ise derece tespiti yapılmayanları kapsar. İki hüküm birbirini tamamlar, üst üste binmez. Üstelik ek 3. maddedeki en düşük gösterge 17.820 olduğu için, derece tespiti yapılmış biri zaten daha yüksek bir aylık almaktadır.
Tersi durum ise stratejik bir soru doğurur: yaralanmanız bir Nizamname derecesine girebilecek ağırlıktaysa, önce ek 3. madde kapsamında derece tespiti istemek daha yüksek aylık sağlayabilir. Ancak derece tespiti uzun sürebilir ve sonuç belirsizdir. Geçici 20. madde başvurusu süreye bağlı olduğu için, iki yolun birlikte değerlendirilmesi ve Geçici 20. madde başvurusunun süre kaçırılmadan yapılması, genellikle kaybı en aza indiren seçenektir.
Sonradan malul sayılırsam ne olur?
Daha yüksek aylığa geçersiniz. Madde, Geçici 20. madde uyarınca aylık bağlananlardan aynı yaralanmaya bağlı olarak sonradan malul olduğuna karar verilenlere ve ek 3. madde kapsamında derece tespiti yapılanlara, karar tarihini takip eden ay başından itibaren ilgisine göre 21. maddenin birinci fıkrası ya da ek 3. madde hükümlerinin uygulanacağını söyler. Geçici 20. madde aylığı, yeni aylığın başladığı tarihten itibaren kesilir.
Bu hüküm, Geçici 20. madde başvurusunun ileride daha iyi bir hakkın önünü kapatmadığını gösterir. Yaralanmanın geç dönem etkileri ortaya çıkarsa, örneğin eklem hareket kısıtlılığı ya da işitme kaybı ilerlerse, yeniden muayene ve malullük değerlendirmesi istenebilir. Yükümlü er ve erbaşlar için 7594 sayılı Kanun’la 5510 sayılı Kanun’un geçici 18. maddesinde yapılan değişiklik, yeniden muayene hakkını 55 yaşını dolduruncaya kadar uzattı; ayrıntılar askerde yaralanan askerin hakları yazımızda yer alıyor.
Aylıkla Birlikte Hangi Haklardan Yararlanılır?
Madde, bu kapsamda aylık bağlananların, aylık bağlanmasına ilişkin hükümler hariç olmak üzere, 1005 sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun kapsamındakiler için ilgili mevzuatında sağlanan diğer haklardan yararlanacağını düzenler. Yani şeref aylığı doğmaz, ama muharip gazilere başka kanunlarla tanınmış yan haklar açılır.
Bu hakların en bilineni, 4736 sayılı Kanun’un 1. maddesinin ikinci fıkrasındaki ücretsiz seyahat hakkıdır: demiryolları ve denizyollarının şehir içi ve şehirlerarası hatları ile belediyelere ait şehir içi toplu taşıma. Silah ruhsatı belgelerindeki harç muafiyeti de bu çerçevede değerlendirilir; 6136 sayılı Kanun’un 7. maddesi, 1005 sayılı Kanuna ve 3713 sayılı Kanuna göre aylık bağlananlara ait silah taşıma ve bulundurma belgelerini vergi, resim ve harçtan muaf tutar. Hakların tam listesi ve dayanakları gazi hakları yazımızda madde madde gösterilmiştir.
Açılmayan haklar da bilinmelidir. 3713 sayılı Kanun’un ek 1. maddesindeki kamuda istihdam hakkı, harp veya vazife malulü sayılmaya bağlıdır; Geçici 20. madde aylığı tek başına bu hakkı doğurmaz. Kişi sonradan malul sayılırsa istihdam hakkı da o tarihten itibaren gündeme gelir.
Aylık eşe ve çocuklara kalır mı?
Maddede, aylık sahibinin ölümü hâlinde aylığın eşe, çocuklara ya da anne babaya bağlanacağına dair bir hüküm yoktur. Aylık, kanun metninde yaralananların “kendilerine” bağlanan bir aylık olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle mevcut metinle aylığın hak sahiplerine devredileceğini söylemek mümkün değildir; ölümün aynı yaralanmaya bağlı olması gibi özel durumlar ise vazife malullüğü ve ölüm aylığı hükümleri bakımından ayrıca değerlendirilir.
Aynı nedenle, yaralanan kişi başvuru yapamadan hayatını kaybetmişse mirasçıların onun yerine başvurabileceğine dair bir düzenleme de metinde bulunmuyor. Bu tür dosyalarda ailenin hakları, ölüm nedenine göre ayrı rejimlerde aranır; genel çerçeve askerde ölen askerin ailesinin hakları yazımızda anlatılmıştır.
15 Temmuz Darbe Girişiminde Yaralananlar Bu Maddeden mi Başvurur?
Hayır, onlar için ayrı bir hüküm var. 7594 sayılı Kanun’un 7. maddesi, 7082 sayılı Kanun’un 14. maddesine ikinci bir fıkra ekledi. Bu fıkra, 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü kapsamında yaralanıp malul sayılmayan veya derece tespiti yapılmayanlara, fıkranın yürürlüğünü takip eden ay başından itibaren yine 17.135 gösterge üzerinden aylık bağlar.
İki hüküm aynı gösterge rakamını kullansa da üç noktada ayrılır. 7082 sayılı Kanun’daki aylık, fıkranın yürürlüğünden itibaren bağlanır ve fıkrada bir başvuru süresi öngörülmemiştir; Geçici 20. maddede ise başvuruyu izleyen ay başı ve bir yıllık süre kuralı vardır. 7082 kapsamındaki aylığa 5454 sayılı Kanun’daki ek ödeme hükümleri uygulanır; Geçici 20. maddede bu hüküm yoktur. Son olarak 7082 kapsamı olaya göre, Geçici 20. madde kapsamı ise personel listesi ve yaralanma mekanizmasına göre çizilmiştir.
Bu nedenle 15 Temmuz gecesi yaralanan bir sivil ya da personelin Geçici 20. madde başvurusu yapması gerekmez; kendi hükmü daha geniştir. 7082 sayılı Kanun’un 14. maddesi kapsamındaki kişiler, ek 3. maddeye 7594 sayılı Kanun’la eklenen 1005 hakları hükmünden de açıkça ayrık tutulmuştur; bu kişilerin hakları 7082 sayılı Kanun’un kendi hükümlerine göre belirlenir.
Geçici 20. Madde Hakkında Yaygın Yanlış Bilgiler
Düzenleme aynı kanunda birçok değişiklikle birlikte yayımlandığı için, haberlerde birbirine karışan bilgiler dolaşıyor. Başvurusunu bu bilgilere göre planlayan biri ya süre kaybına uğrayabilir ya da beklemediği bir tutarla karşılaşabilir. Resmî Gazete metniyle karşılaştırıldığında öne çıkan üç yanlış şunlardır:
| Dolaşan bilgi | Kanun metni ne diyor? |
|---|---|
| Geçici 20. madde aylığına 5454 sayılı Kanun’daki ek ödeme uygulanır. | Bu cümle yalnızca 7082 m.14/2’de (15 Temmuz) var. Geçici 20. maddede ek ödemeye ilişkin bir hüküm bulunmuyor. |
| Askerî öğrenciler de açıkça kapsama alındı. | Geçici 20. maddenin personel listesinde öğrencilerden söz edilmiyor; kapsam sorusu uygulamayla netleşecek. |
| Başvuru süresi 1 Eylül 2027’de doluyor. | Madde yayım günü olan 18 Ağustos 2026’da yürürlüğe girdi; süre bu tarihten itibaren bir yıldır. Güvenli son gün 18 Ağustos 2027. |
Bir dördüncü yanılgı da aylığın geriye dönük ödeneceği beklentisidir. Maddenin yürürlüğe girmesiyle birlikte herkesin 1 Eylül 2026’dan itibaren aylık alacağı sanılıyor; oysa her başvuranın aylığı kendi başvuru tarihini izleyen ay başında başlar. Bu dört yanlışın ortak noktası, hepsinin başvuruyu geciktirmeye yol açmasıdır.
Başvuru Dosyanızı Süre Dolmadan Hazırlamak
Terörle Mücadele Kanunu Geçici 20. madde dosyasının zor kısmı başvuru formu değil, yıllar önceki bir olayın bugün belgelenmesidir. Olay kayıtlarının nerede tutulduğunu bulmak, tıbbi kayıtları rehberdeki ölçütlerle karşılaştırmak, kapsam dışı sayılma riskini baştan görmek ve ret hâlinde 60 günlük dava süresini kaçırmamak, sürecin avukatla birlikte yürütüldüğünde en çok kazanç sağlanan adımlarıdır. Aynı dosyada ek 3. madde yolunun da açık olup olmadığı, aylığın tutarını doğrudan etkileyen bir sorudur.
Terörle mücadelede yaralanma, nakdi tazminat ve malullük uyuşmazlıklarında büromuzun yürüttüğü çalışmaların kapsamını Ankara tazminat avukatı sayfamızda inceleyebilirsiniz. Dosyanızı değerlendirirken ilk bakacağımız şey, başvuru tarihinizin ve elinizdeki olay tarihli tıbbi kayıtların ne olduğudur.
Sıkça Sorulan Sorular
Terörle Mücadele Kanunu geçici 20. madde nedir?
7594 sayılı Kanun’la 3713 sayılı Kanun’a eklenen ve 18 Ağustos 2026’da yürürlüğe giren geçici bir hükümdür. Terörle mücadele görevinde belirli mekanizmalarla hafif olmayan şekilde yaralanıp malul sayılmayan veya derece tespiti yapılmayan askerî personel, MİT mensupları, Emniyet Hizmetleri Sınıfı personeli ve güvenlik korucularına 17.135 gösterge üzerinden aylık bağlar.
Malul sayılmayan gazi aylığı ne kadar?
17.135 gösterge rakamı ile memur aylık katsayısının çarpımı kadardır. Temmuz–Aralık 2026 döneminde katsayı 1,575512 olduğu için aylık 26.996,40 TL’dir ve katsayı her güncellendiğinde değişir.
Geçici 20. madde başvurusu ne zamana kadar yapılabilir?
Maddenin yürürlüğe girdiği 18 Ağustos 2026’dan itibaren bir yıl içinde yapılabilir; güvenli son gün 18 Ağustos 2027’dir. 1 Eylül 2027’yi son gün sayan yorumlara güvenmek süre kaybı riski taşır.
Geçici 20. madde başvurusu e-Devlet üzerinden mi yapılır?
Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri personeli ile terhis edilmiş erbaş ve erler için başvuru yalnızca e-Devlet’teki Millî Savunma Bakanlığı hizmetinden yapılır; dilekçe ve CİMER başvuruları işleme konmaz. Diğer kurumların personeli, olay tarihinde mensubu oldukları kurumun belirlediği kanaldan başvurur.
Terhis olmuş er geçici 20. maddeden aylık alabilir mi?
Alabilir. Kanun görevde bulunma şartı aramaz; yaralanmanın olay tarihinde erbaş veya er olarak terörle mücadele görevi sırasında gerçekleşmiş olması yeterlidir. Başvuru, olay tarihindeki kuvvet komutanlığına yönelik e-Devlet hizmetinden yapılır.
Aylık başvuru tarihinden mi, yaralanma tarihinden mi başlar?
Başvuru tarihini takip eden ay başından başlar ve geriye dönük ödenmez. Başvuruyu bir ay geciktirmek, bir aylık tutarın kalıcı olarak kaybedilmesi anlamına gelir.
Hafif yaralanma geçici 20. madde kapsamına girer mi?
Girmez. Olay tarihindeki yaralanmanın basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olmaması gerekir. Adli Tıp Kurumu rehberine göre kırık veya çıkık, kas-tendon hasarı, büyük damar ve sinir hasarı ya da iç organ yaralanması bulunan durumlar hafif sayılmaz.
Trafik kazasında yaralanan asker bu aylığı alabilir mi?
Kaza bir terör eyleminden kaynaklanmıyorsa alamaz. Madde, terör eylemi sonucu mühimmat veya patlayıcı etkisiyle ya da terör örgütü mensuplarının yakın saldırısıyla oluşan yaralanmaları kapsar. Aracın EYP ya da mayın patlaması sonucu kaza yapması ise patlayıcı etkisi nedeniyle değerlendirmeye girebilir.
Sağlık kurulu raporu için ücret ödenir mi?
Ödenmez. Kanun, Geçici 20. madde kapsamında düzenlenecek sağlık raporlarından ücret alınmayacağını açıkça belirtir. Kişi, kurumun sevkiyle Sağlık Bakanlığınca belirlenen hastaneye yönlendirilir.
Geçici 20. madde başvurusu reddedilirse dava açılır mı?
Açılır. Ret bir idari işlemdir ve kural olarak yazılı bildirimden itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Davalı, reddi veren kurum ya da aylık bağlamayan SGK’dır.
Emekli maaşı alan biri bu aylığı da alabilir mi?
Maddede emekli aylığı almaya ya da çalışmaya bağlı bir kesinti hükmü bulunmuyor. Engel olan tek durum, aynı yaralanma nedeniyle vazife malullüğü veya ek 3. madde kapsamında derece esaslı aylık bağlanmış olmasıdır.
Geçici 20. madde aylığı alan gazi sayılır mı?
Kanuni anlamda malul gazi sayılmaz, çünkü bu statü malul sayılmaya bağlıdır. Ancak aylık hükümleri hariç olmak üzere 1005 sayılı Kanun kapsamındakilere tanınan ücretsiz seyahat gibi haklardan yararlanır.
Geçici 20. madde aylığı ölümden sonra eşe bağlanır mı?
Maddede aylığın hak sahiplerine devrine ilişkin bir hüküm yoktur; aylık yaralananların kendilerine bağlanır. Ölümün yaralanmaya bağlı olduğu hâllerde ailenin hakları vazife malullüğü ve ölüm aylığı hükümlerine göre ayrıca değerlendirilir.
Bu yazı, 18 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan metin ve 25 Eylül 2026 itibarıyla bilinen uygulama esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Geçici 20. maddenin uygulanmasına ilişkin ikincil düzenlemeler ve yargı kararları henüz oluşma aşamasında olduğundan, somut başvurunuz ve olası ret işlemi için bir avukata danışmanızı öneririz. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.