Hukuk, Tazminat Hukuku

Adli Tıp Kurumu Raporuna İtiraz: Malpraktis Dosyasında ATK Süreci

Adli Tıp Kurumu Raporuna İtiraz: Malpraktis Dosyasında ATK Süreci

Adli tıp raporuna itiraz, malpraktis dosyalarının kaderini belirleyen tek işlemdir. Hekimin kusurlu olup olmadığını çoğu dosyada Adli Tıp Kurumu raporu belirler; mahkeme de kararını o rapora dayandırır. Buna karşılık itirazın nereye, hangi süre içinde ve hangi gerekçeyle yapılacağı konusunda internetteki bilgilerin önemli bir bölümü on yıl önceki mevzuata dayanmaktadır.

Makale İçeriği

Ana hatlarıyla

Adli tıp raporuna itiraz, Adli Tıp Kurumuna değil dosyanın görüldüğü mahkemeye yapılır. Hukuk davasında süre, raporun tebliğinden itibaren iki haftadır; teknik bir çalışma gerektiriyorsa bir defaya mahsus iki hafta daha ek süre istenebilir. Ceza dosyasında kanun sabit bir süre öngörmez, süreyi mahkeme belirler. İtiraz üzerine dosyanın gideceği yer “Adli Tıp Genel Kurulu” değildir: bu organ 24 Kasım 2016’dan beri mevcut değildir, yerine üç ayrı Adli Tıp Üst Kurulu geçmiştir ve malpraktis dosyalarına bakan kurul Adli Tıp Üçüncü Üst Kuruludur. Kurumun kuruluşunu ve kurullarını bugün fiilen düzenleyen metin de 2659 sayılı Kanun değil, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesidir; kararnamenin ilgili maddeleri 10 Ekim 2024’te baştan yazılmış, ihtisas kurulu sayısı on bire çıkarılmıştır. Üst Kurul raporu mahkemeyi bağlamaz: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 6 Nisan 2026 tarihli kararında, çelişkiyi gidermeyen bir Üst Kurul raporuna dayanan hükmü bozmuş ve dosyanın üniversite hastanesi heyetine gönderilmesi gerektiğine karar vermiştir.

Aşağıda Adli Tıp Kurumu raporuna itiraz süreci, yürürlükteki madde metinleri ve 2026 tarihli Yargıtay kararları üzerinden ele alınmaktadır. Malpraktis dosyasının hangi ihtisas kuruluna gideceği, itirazın hangi gerekçelerle sonuç verdiği ve raporun mahkemeyi ne ölçüde bağladığı ayrı ayrı açıklanmıştır.

Adli Tıp Kurumu Raporuna İtiraz Nedir, Nereye Yapılır?

Adli Tıp Kurumu raporuna itiraz, kurumun düzenlediği bilirkişi raporundaki eksiklik, belirsizlik veya çelişkilerin giderilmesi için dosyanın görüldüğü mahkemeye yapılan başvurudur. İtirazın muhatabı Adli Tıp Kurumu değildir.

Bu ayrım basit görünür ama sonucu doğrudan etkiler. Adli Tıp Kurumu, mahkemelerin, hâkimliklerin ve savcılıkların gönderdiği dosyalarda bilimsel ve teknik görüş bildiren bir bilirkişi kurumudur. 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3. maddesi kurumun görevini “mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklar ile Kurumun uygun gördüğü alanlarda kamu kurum ve kuruluşları tarafından gönderilen adlî tıp ve adlî bilimlerle ilgili konularda bilimsel ve teknik görüş bildirmek” biçiminde tanımlar. Kurumun taraflarla doğrudan ilişkisi yoktur; dosya kuruma taraf dilekçesiyle değil, mahkeme kararıyla gider.

Dolayısıyla taraf, Adli Tıp Kurumuna dilekçe göndererek rapor değiştiremez. Yapılacak iş, mahkemeye hitaben gerekçeli bir itiraz dilekçesi sunmak ve raporun tamamlattırılmasını, açıklattırılmasını veya yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmektir.

Adli Tıp Raporuna İtiraz Nereye Yapılır, Dilekçe Kime Verilir?

İtiraz dilekçesi, dosyanın görüldüğü mahkemeye verilir. Özel hastane veya serbest çalışan hekim aleyhine açılan malpraktis davası tüketici mahkemesinde görüldüğünden dilekçe o mahkemeye, kamu hastanesine karşı açılan tam yargı davası idare mahkemesinde görüldüğünden dilekçe idare mahkemesine sunulur. Ceza dosyası soruşturma aşamasındaysa muhatap Cumhuriyet başsavcılığı, kovuşturma aşamasındaysa mahkemedir.

Dosyanın hangi yargı koluna gideceği hekimin çalıştığı kurumun statüsüne göre belirlenir. Bu ayrımın ayrıntısını malpraktis davası nedir ve hangi durumlarda açılır başlıklı yazımızda ele aldık.

Adli Tıp Raporuna İtiraz Edilir mi, Kimler İtiraz Edebilir?

Edilir. İtiraz hakkı, raporun Adli Tıp Kurumu gibi resmî bir bilirkişiden gelmiş olmasıyla ortadan kalkmaz; kanun bu ayrımı yapmaz.

Hukuk davasında hakkı kullanacak olanlar HMK m.281/1’de “taraflar” olarak belirtilmiştir; davacı da davalı da rapora karşı talepte bulunabilir. Ceza dosyasında çevre daha geniştir: CMK m.67/5, süre verilecek kişileri Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafi ve kanunî temsilci olarak sayar. Malpraktis dosyasında hasta yakını katılan sıfatını kazanmışsa bu listeye dâhildir.

Adli Tıp Raporuna Nasıl İtiraz Edilir?

İşleyiş dört adımdan oluşur. Birincisi tebliğdir: HMK m.280 uyarınca rapor, duruşma gününden önce birer örneği taraflara tebliğ edilmek üzere mahkemeye verilir; süre bu tebliğle işlemeye başlar. İkincisi raporun okunmasıdır; itirazın gerekçesi raporun kendi cümlelerinden çıkarılır. Üçüncüsü dilekçedir: eksik görülen hususların bilirkişiye tamamlattırılması, belirsiz hususlarda açıklama yaptırılması veya yeni bilirkişi atanması ayrı ayrı talep edilir. Dördüncüsü, gerekiyorsa aynı süre içinde ek süre veya bilimsel mütalaa hazırlatma talebidir.

Bu adımların hiçbirinde Adli Tıp Kurumuna doğrudan yazılmaz. Kurum, dosyayı kendisine gönderen mercie karşı sorumludur.

Adli Tıp Üst Kurulu ile Genel Kurul Arasındaki Fark Nedir?

İnternetteki dilekçe örneklerinin büyük bölümü hâlâ “Adli Tıp Genel Kuruluna tevdi talebi” ifadesini taşır. Bu ifade yürürlükteki mevzuatta karşılık bulmaz.

Değişiklik, 3 Kasım 2016 tarihli ve 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunuyla yapılmıştır ve 24 Kasım 2016’da yürürlüğe girmiştir. Mevzuat metninin dipnotları değişikliği madde madde kaydeder: 2659 sayılı Kanunun 6. maddesinin başlığı “Adli Tıp Genel Kurulu” iken 6754 sayılı Kanunun 26. maddesiyle, 15. maddesinin başlığındaki “Genel Kurulunun” ibaresi 30. maddesiyle “Üst Kurullarının” şeklinde, 23. maddesinin başlığı ise 33. maddesiyle “Adlî Tıp Üst Kurullarının ve İhtisas Kurullarının çalışması” şeklinde değiştirilmiştir.

O tarihten beri tek bir genel kurul yoktur; birbirinden farklı ihtisas kurullarından oluşan üç ayrı üst kurul vardır ve dosyanın hangisine gideceği, raporu veren ihtisas kuruluna göre belirlenir.

Dilekçede yanlış organ adının geçmesi tek başına talebi reddettirmez; mahkeme talebi içeriğine göre değerlendirir. Ancak yanlış isim, çoğu kez dilekçenin geri kalanının da güncel olmayan bir kaynaktan alındığının işaretidir.

Adli Tıp Kurumunun Dayanağı 2659 Sayılı Kanun mu?

Uygulamada geçerli metin bakımından değildir. Bu, güncel olmayan kaynakların ikinci ortak hatasıdır; ama mevzuatın bu noktadaki hâli, ilk bakışta göründüğünden daha karışıktır ve doğru cevap kanun metninin gövdesinde değil dipnotundadır.

2659 sayılı Adli Tıp Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunun kurumsal yapıyı düzenleyen maddeleri, yani 1 ilâ 26. maddeler ile 36 ve 37. maddeler, 2 Temmuz 2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Kuruluş, ihtisas kurulları, üst kurullar, görevler ve çalışma esaslarına ilişkin maddelerin tamamı bu kapsamdadır ve kanun metninde bugün hâlâ mülga kaydıyla görünürler.

Ancak kanun metninin dipnotu bir şey daha söyler: Anayasa Mahkemesi 7 Aralık 2023 tarihli ve E.2021/125, K.2023/213 sayılı kararıyla, bu maddelerin yürürlükten kaldırılmasını da iptal etmiştir. Karar 5 Haziran 2024 tarihli Resmî Gazetede yayımlanmıştır. Aynı kararla 2659 sayılı Kanunun 32. maddesi de iptal edilmiş, bu iptalin yürürlüğü on iki ay ertelenerek 5 Haziran 2025’te yürürlüğe girmiştir.

Kanun koyucu da bu alanı boş bırakmamıştır: 2659 sayılı Kanunun 26. maddesi, 16 Temmuz 2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunun 7. maddesiyle başlığıyla birlikte yeniden düzenlenmiş ve 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girmiştir. Maddenin bugünkü metni, adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeliklerine atanmak için en az tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ya da alanında doktora derecesi almış olmayı şart koşar ve görev süresini dört yıl olarak belirler.

Bütün bunların pratik sonucu şudur: kurumun kuruluşunu, on bir ihtisas kurulunu ve üç üst kurulu bugün fiilen düzenleyen metin, 15 Temmuz 2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Birinci Bölümüdür ve bu bölüm 1 ilâ 29. maddelerden oluşur. Dahası bu maddelerin çoğu, 10 Ekim 2024 tarihli ve 32688 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 165 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle baştan yazılmıştır: ihtisas kurulu sayısı artırılmış, kurulların görev alanları yeniden dağıtılmış ve üst kurulların bileşimi değiştirilmiştir. Yargıtay kararlarında esas alınan yapı da budur.

2659 sayılı Kanunun hiç kaldırılmamış olan ve konumuzu doğrudan ilgilendiren hükmü ise 31. maddedir; ona aşağıda ayrıca döneceğiz.

Malpraktis Dosyası Adli Tıp Kurumunda Hangi Kurula Gider?

Malpraktis dosyasının hangi ihtisas kuruluna gideceğini belirleyen ölçüt, hekimin uzmanlık alanı değil olayın sonucudur. Hastanın ölüp ölmediği, dosyayı iki farklı kurula ayırır.

Ölümle Sonuçlanmayan Malpraktis: Adli Tıp 7. İhtisas Kurulu

4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 17. maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendi şu görevi verir: “Adlî Tıp Yedinci İhtisas Kurulu; ölümle sonuçlanmayan tıbbî uygulama hatalarına ilişkin işler ile sağlık ve istirahat raporlarının ilme ve fenne uygun olup olmadığı hakkında bilimsel ve teknik görüşlerini bildirir.”

Hasta hayattaysa, kalıcı hasar, organ kaybı, başarısız ameliyat, yanlış teşhis veya gecikmiş müdahale iddiaları bu kurulda incelenir. Kurul bir başkan, üç adli tıp uzmanı üye ve yirmi ayrı uzmanlık dalından birer üyeden oluşur. 10 Ekim 2024 değişikliğiyle kurula acil tıp, nöroloji, radyoloji ile fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanları eklenmiştir.

Ölümle Sonuçlanan Malpraktis: Adli Tıp 8. İhtisas Kurulu

Aynı fıkranın (g) bendi ise şöyledir: “Adlî Tıp Sekizinci İhtisas Kurulu; ölümle sonuçlanan tıbbî uygulama hatalarına ilişkin işler hakkında bilimsel ve teknik görüşlerini bildirir.”

Hasta vefat etmişse dosya bu kurula gider. Kurulda genel cerrahi, iç hastalıkları, kadın hastalıkları ve doğum, çocuk sağlığı ve hastalıkları, anesteziyoloji ve reanimasyon, kardiyoloji, beyin ve sinir cerrahisi, acil tıp ile enfeksiyon hastalıkları uzmanları bulunur; 2024 değişikliğiyle radyoloji, çocuk cerrahisi, göğüs hastalıkları ve aile hekimliği uzmanları eklenmiştir.

Bu ayrım pratik bir sonuç doğurur. Ölümlü bir malpraktis dosyasında 7. İhtisas Kurulundan rapor alınmışsa veya ölümle sonuçlanmayan bir dosya 8. İhtisas Kuruluna gönderilmişse, bu durum başlı başına itiraz gerekçesidir.

Adli Tıp İhtisas Kurulları ve Görev Alanları

10 Ekim 2024 değişikliğinden sonra kurum bünyesinde on bir ihtisas kurulu bulunmaktadır. Aşağıdaki tablo kurulların görev alanlarını gösterir.

Kurul Görev alanı Dayanak
1. İhtisas Kurulu Hayata karşı suçlar, düşük ve ölü doğum dâhil her türlü ölümle ilişkili işler, diğer kurulların görevine girmeyen işler CBK m.17/2-a
2. İhtisas Kurulu Vücut dokunulmazlığına karşı suçlar, işkence ve eziyet, asliye ticaret mahkemelerinden gelen maluliyet işleri, maluliyet raporlarının ilme ve fenne uygunluğu CBK m.17/2-b
3. İhtisas Kurulu Asliye hukuk ve asliye ticaret dışındaki mahkemelerden gelen maluliyet işleri, meslek hastalıkları, sigorta maluliyeti, askerliğe elverişlilik CBK m.17/2-c
4. İhtisas Kurulu Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri, uyuşturucu bağımlılığı derecesi CBK m.17/2-ç
5. İhtisas Kurulu Zehirlenmeler, ilaç kimyası, nesebin belirlenmesi, adli biyoloji ve adli genetik CBK m.17/2-d
6. İhtisas Kurulu Yaş küçüklüğü, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, yaş belirlemesi ve cinsiyete ilişkin işler CBK m.17/2-e
7. İhtisas Kurulu Ölümle sonuçlanmayan tıbbi uygulama hataları, sağlık ve istirahat raporlarının denetimi CBK m.17/2-f
8. İhtisas Kurulu Ölümle sonuçlanan tıbbi uygulama hataları CBK m.17/2-g
9. İhtisas Kurulu Asliye hukuk mahkemelerinden gelen maluliyet ve beden çalışma gücü kaybı işleri CBK m.17/2-ğ
10. İhtisas Kurulu Fiil ehliyeti, vesayet, tasarruf ehliyeti, akıl hastalığı nedeniyle evliliğin iptali veya boşanma CBK m.17/2-h
11. İhtisas Kurulu Hapis cezasının infazının ertelenmesi, sürekli hastalık, engellilik ve kocama sebepleri CBK m.17/2-ı

Maluliyet Raporları 2024’ten Beri Üç Ayrı Kurula Bölündü

Tabloda görülen bir başka değişiklik, maluliyet dosyalarını doğrudan ilgilendirir. 10 Ekim 2024 öncesinde engellilik, maluliyet ve meslekte kazanma gücü kaybı işleri esas olarak 3. İhtisas Kurulunda toplanıyordu. Bugün bu işler geldikleri mahkemeye göre üçe ayrılmıştır: asliye ticaret mahkemelerinden gelenler 2. Kurula, asliye hukuk mahkemelerinden gelenler yeni kurulan 9. Kurula, diğer mahkemelerden gelenler 3. Kurula gider.

Trafik kazası tazminat dosyaları asliye ticaret veya asliye hukuk mahkemesinde görüldüğünden bu değişiklik doğrudan uygulanır. Maluliyet raporlarının nasıl alındığına ve hangi cetvele göre değerlendirildiğine SGK maluliyet raporu kaç günde çıkar başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak değinilmiştir.

Adli Tıp Üst Kurulu Nedir, Hangi Hâllerde Devreye Girer?

Adli Tıp Üst Kurulları, ihtisas kurullarının ve ihtisas dairelerinin raporlarını inceleyen üst mercilerdir. 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 7. maddesi üç üst kurul öngörür ve her birini belirli ihtisas kurullarının başkan ve üyelerinden oluşturur.

Kurul ayrı bir personel kadrosuna sahip değildir; ilgili ihtisas kurullarının başkan ve üyelerinin bir araya gelmesiyle toplanır. Toplantıya Adli Tıp Kurumu Başkanı veya onun belirleyeceği başkan yardımcısı başkanlık eder.

Adli Tıp Üst Kurulu Nerede Bulunur?

Üst Kurullar, Adli Tıp Kurumu merkezinde toplanır. Kurum merkezi İstanbul’dadır ve ihtisas kurullarının tamamı merkezde bulunur; taşradaki yapılar adli tıp grup başkanlıkları ile adli tıp şube müdürlükleridir ve bunlar ihtisas kurulu değildir. Dolayısıyla dosyanın Üst Kurula gitmesi, fiilen dosyanın kurum merkezine gönderilmesi anlamına gelir.

Kararnamenin 25. maddesinin ikinci fıkrası, Başkanın veya belirlediği başkan yardımcısının yokluğunda en kıdemli İhtisas Kurulu Başkanının Üst Kurula başkanlık edeceğini düzenler.

Adli Tıp Üst Kurulu Görevleri: Üst Kurula Gitmenin Beş Ayrı Kanalı

Kararnamenin 16. maddesinin birinci fıkrası, Üst Kurulun hangi işleri inceleyeceğini beş bent hâlinde sayar:

  • Mahkemenin yeterli bulmaması: İhtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmayıp sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işler.
  • Oybirliği sağlanamaması: Adlî tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işler.
  • İhtisas kurulları arasındaki çelişki: Adlî tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkiler.
  • Kurul ile daire arasındaki çelişki: Adlî tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkiler.
  • Dış heyetle çelişki: Adlî tıp ihtisas kurulları ile Adlî Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkiler.

Bu listenin iki özelliği vardır. Birincisi, hiçbir bentte “tarafın itirazı” ifadesi geçmez. Dosyayı Üst Kurula gönderen merci mahkeme, hâkimlik veya savcılıktır ve birinci bentte mahkemenin sebebini de belirtmesi açıkça aranır. Tarafın yaptığı iş, mahkemeyi bu gerekçeyi kurmaya ikna etmektir.

İkincisi, ikinci bent tarafın iradesinden tamamen bağımsız işler. İhtisas kurulu kendi içinde oybirliği sağlayamamışsa dosya kimse istemese de Üst Kurula gider. Bu nedenle raporun altındaki muhalefet şerhinin veya oy çokluğu kaydının varlığı, itiraz dilekçesinde mutlaka gösterilmesi gereken bir noktadır.

Malpraktis Dosyası Hangi Üst Kurula Gider?

Kararnamenin 7. maddesinin beşinci fıkrası açıktır: “Adlî Tıp Üçüncü Üst Kurulu Adlî Tıp Birinci, Yedinci ve Sekizinci İhtisas Kurulları başkanları ve üyelerinden oluşur.”

Tıbbi uygulama hatalarına bakan 7. ve 8. İhtisas Kurullarının ikisi de bu kurulun içindedir. Dolayısıyla malpraktis dosyasında ihtisas kurulu raporuna karşı gidilecek merci Adli Tıp Üçüncü Üst Kuruludur. Üç üst kurulun bileşimi şöyledir:

Üst Kurul Hangi ihtisas kurullarından oluşur Kapsadığı işler
1. Üst Kurul 4., 6. ve 10. İhtisas Kurulları Ceza sorumluluğu, yaş ve cinsel suçlar, fiil ehliyeti
2. Üst Kurul 2., 3., 5., 9. ve 11. İhtisas Kurulları Maluliyet, zehirlenme, infaz erteleme
3. Üst Kurul 1., 7. ve 8. İhtisas Kurulları Ölümle ilişkili işler ve tıbbi uygulama hataları

Üst Kurulun Toplantı ve Karar Yeter Sayısı

Kararnamenin 25. maddesinin ikinci fıkrası, Üst Kurul toplantısına ihtisas kurulları başkan ve üyelerinin en az üçte ikisinin katılmasını zorunlu kılar. Kararlar çoğunlukla alınır, oyların eşitliği hâlinde başkanın bulunduğu taraf oy çokluğunu sağlamış sayılır.

Aynı maddenin dördüncü fıkrası ayrıca şunu söyler: “İncelenecek konunun uzman üyesi bulunmadıkça bu konuda müzakere açılamaz.” Bu cümle itiraz dilekçesi bakımından kullanılabilir bir dayanaktır; olayın tıbbi niteliği kurulda temsil edilmeyen bir uzmanlık dalına giriyorsa, raporun bu hükme aykırı alındığı ileri sürülebilir.

İhtisas kurulları ise başkanın başkanlığında en az dört üye ile toplanır ve oy çokluğuyla karar alır (CBK m.25/6).

Adli Tıp Üst Kurulu Raporuna İtiraz Edilir mi?

Kurum içinde edilmez, mahkeme nezdinde edilir. Kararnamenin 16. maddesi Üst Kurulun işleri “kesin karara bağlar” dediğine göre, Adli Tıp Kurumu bünyesinde Üst Kurulun üstünde başvurulabilecek dördüncü bir kademe yoktur. Dosyanın aynı kuruma tekrar gönderilmesini istemek bu nedenle sonuç vermez.

Buna karşılık Üst Kurul raporu da bir bilirkişi raporudur ve HMK m.281’deki yollar ona karşı da açıktır: rapordaki eksikliğin tamamlattırılması, belirsizliğin açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi heyeti görevlendirilmesi talep edilebilir. Uygulamada sonuç veren talep üçüncüsüdür.

Adli Tıp Üst Kurulu Raporuna İtiraz Nereye Yapılır?

İhtisas kurulu raporunda olduğu gibi, dosyanın görüldüğü mahkemeye. Adli Tıp Kurumuna gönderilen bir itiraz dilekçesinin usul hukukunda karşılığı yoktur; kurum dosyayı kendisine gönderen mercie iade eder ve süreç mahkemede yürür.

Adli Tıp Üst Kuruluna İtiraz ile Rapora İtiraz Aynı Şey mi?

Değildir ve karışması dilekçenin reddine yol açabilir. “Adli Tıp Üst Kuruluna itiraz”, ihtisas kurulu raporuna karşı dosyanın Üst Kurula gönderilmesini istemektir; muhatap yine mahkemedir ve talep, mahkemenin gerekçesini belirterek dosyayı göndermesidir. “Üst Kurul raporuna itiraz” ise Üst Kurul kararı çıktıktan sonraki aşamadır ve bu aşamada istenecek şey artık kurum içi bir üst inceleme değil, kurum dışından yeni bir bilirkişi incelemesidir.

Adli Tıp 2. Üst Kurulu Raporuna İtiraz Hangi Dosyalarda Gündeme Gelir?

Adli Tıp İkinci Üst Kurulu, 2., 3., 5., 9. ve 11. İhtisas Kurullarının başkan ve üyelerinden oluşur. Bu kurullar maluliyet, meslekte kazanma gücü kaybı, meslek hastalığı, zehirlenme ve infazın ertelenmesi işlerine bakar. Dolayısıyla trafik kazası veya iş kazası tazminat dosyasında maluliyet oranına ilişkin ihtisas kurulu raporuna itiraz edilmişse dosya Üçüncü değil İkinci Üst Kurulda görüşülür.

Malpraktis dosyası maluliyet oranı yönünden değil, tıbbi uygulama hatası yönünden incelendiği için Üçüncü Üst Kurula gider. Aynı dosyada hem kusur hem maluliyet tartışması varsa iki ayrı kurulun raporu gündeme gelebilir.

Adli Tıp Raporuna İtiraz Trafik Kazası Dosyalarında Nereye Yapılır?

Üst Kurulun yetkisinin bir sınırı vardır. Kararnamenin 16. maddesinin ikinci fıkrası, Fizik, Trafik ve Adlî Bilişim İhtisas Dairelerinin raporlarının Üst Kurullarda incelemeye alınamayacağını hükme bağlar. Bu dairelerin raporları ile diğer bilirkişi raporları arasında çelişki bulunması hâlinde, mahkemenin veya savcılığın gerekçe göstererek talep etmesi üzerine raporlar, ilgili ihtisas dairesinin en az yedi uzmanının katılımıyla oluşan genişletilmiş uzmanlar heyetince incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kararlar katılanların oy çokluğuyla alınır; eşitlik hâlinde başkanın bulunduğu taraf oy çokluğunu sağlamış sayılır.

Trafik kazası dosyalarında kusur oranına ilişkin ATK raporuna itiraz edilirken gidilecek merci bu nedenle Üst Kurul değil, genişletilmiş uzmanlar heyetidir. Kusur oranının nasıl belirlendiğine iş kazasında kusur oranı nasıl belirlenir başlıklı yazımızda değinilmiştir.

Adli Tıp Raporuna İtiraz Süresi Ne Kadar?

İtiraz süresi, dosyanın hangi yargı kolunda görüldüğüne göre değişir. Tek bir süre yoktur ve hukuk davası için geçerli olan süre ceza dosyasına uygulanmaz.

Hukuk Davasında İtiraz Süresi: İki Hafta ve İki Hafta Daha

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 281. maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.”

Kaynakların çoğu burada durur. Oysa aynı fıkraya 22 Temmuz 2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 24. maddesiyle bir cümle daha eklenmiştir: “Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir.”

Malpraktis dosyası bu hükmün tipik uygulama alanıdır. Adli tıp raporuna karşı anlamlı bir itiraz kurmak, çoğu kez bir hekimden bilimsel mütalaa almayı gerektirir ve bu iki haftada tamamlanamaz. Ek süre talebinin tek şartı, talebin ilk iki hafta içinde mahkemeye ulaşmasıdır. Sürenin son gününde yapılan ek süre talebi geçerlidir; süre geçtikten sonra yapılan talep değildir.

Toplam süre bu hâlde dört haftaya çıkar.

Ceza Davasında Adli Tıp Raporuna İtiraz Süresi: Kanun Sabit Süre Öngörmez

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 67. maddesinin beşinci fıkrası farklı bir yapı kurar: “Bilirkişi incelemeleri tamamlandığında, yeni bilirkişi incelemesi yapılması veya itirazların bildirilmesi için istemde bulunabilmelerini sağlamak üzere Cumhuriyet savcısına, katılana, vekiline, şüpheliye veya sanığa, müdafiine veya kanunî temsilciye süre verilir. Bu kişilerin istemleri reddedildiğinde, üç gün içinde bu hususta gerekçeli bir karar verilir.”

Burada iki hafta yoktur. Süre kanunda değil, mahkemenin veya savcılığın kararındadır. Buna karşılık fıkra iki güvence içerir: süre verilmesi zorunludur ve istem reddedilirse üç gün içinde gerekçeli karar verilmesi gerekir. Gerekçesiz ret veya hiç karar verilmemesi, hükme karşı ileri sürülebilecek bir usul aykırılığıdır.

Hukuk davasının süresini ceza dosyasına taşıyan kaynaklar bu nedenle yanıltıcıdır. Ceza dosyasında “iki haftayı kaçırdım” endişesi yersizdir; verilen süre kaçırıldıysa bile mahkemenin CMK m.67/5 uyarınca yeniden süre vermesi talep edilebilir.

İki Rejimin Karşılaştırması

Konu Hukuk davası (HMK) Ceza dosyası (CMK)
İtiraz süresi Tebliğden itibaren 2 hafta Kanunda süre yok, mahkeme belirler
Ek süre Bir defaya mahsus 2 hafta (m.281/1, 7251 s.K.) Kanunda ayrı bir ek süre düzenlenmemiştir
Ret hâlinde Ara kararla değerlendirilir 3 gün içinde gerekçeli karar zorunlu (m.67/5)
Uzman mütalaası Alınabilir, ayrıca süre istenemez (m.293) Alınabilir, ayrıca süre istenemez (m.67/6)
Raporun bağlayıcılığı Hâkim serbestçe değerlendirir (m.282) Delillerin serbest değerlendirilmesi ilkesi
Bilirkişiye verilen süre 3 ay, 3 ay uzatılabilir; basit yargılama usulünde 2 ay (m.274) 3 ay, en çok 3 ay daha (m.66/1)

Adli Tıp Kurumu Raporuna İtiraz Süresi Ne Kadar, Süre Ne Zaman Başlar?

Süre, raporun Adli Tıp Kurumundan mahkemeye ulaştığı tarihte değil, mahkemece tarafa tebliğ edildiği tarihte başlar. HMK m.280 raporun duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edilmesini öngörür; iki haftalık süre bu tebliğle işler.

Uygulamada sık yapılan hata, rapor tarihini esas almaktır. Adli Tıp Kurumu raporlarında rapor tarihi ile tebliğ tarihi arasında aylar bulunabildiğinden, bu karışıklık süreyi olduğundan kısa gösterir.

İtiraz Süresi Kaçırılırsa Ne Olur?

Hukuk davasında iki haftalık süre, HMK m.281/1’in tarafa tanıdığı talep hakkının süresidir; geçirilmesi hâlinde taraf bu hakkı kendiliğinden kullanamaz hâle gelir. Ancak bu, raporun kesinleştiği ve mahkemeyi bağladığı anlamına gelmez. HMK m.281/2 ve 281/3, mahkemeye tarafların talebinden bağımsız iki yetki tanır: mahkeme ek rapor alabilir, duruşmada sözlü açıklama isteyebilir ve gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme yaptırabilir. Süreyi kaçıran taraf, mahkemeyi bu yetkiyi resen kullanmaya davet edebilir.

Adli Tıp Raporuna İtiraz Dilekçesinde Ne Yazılırsa Sonuç Alınır?

İtiraz dilekçesinin sonuç vermesi, raporun sonucuna katılmadığını söylemekle değil, raporun hangi noktada denetime elverişsiz olduğunu göstermekle mümkün olur. Aşağıdaki gerekçeler, Yargıtay kararlarında karşılık bulmuş olanlardır.

Adli Tıp Raporuna İtiraz Dilekçesi Örneği İşe Yarar mı?

İnternetteki hazır dilekçe örneklerinin sonuç verme ihtimali düşüktür ve bunun iki sebebi vardır.

Birincisi içeriktir: HMK m.281 tarafın hangi hususu eksik veya belirsiz gördüğünü göstermesini arar. Şablon dilekçeler bu boşluğu dolduramaz, çünkü eksiklik dosyaya özgüdür; raporun hangi tıbbi bulguyu atladığı, hangi soruyu cevapsız bıraktığı ancak o raporu okuyarak tespit edilir.

İkincisi güncelliktir: dolaşımdaki örneklerin çoğu Adli Tıp Genel Kuruluna tevdi talebi içerir ve on yıldır bulunmayan bir organı muhatap alır; bir kısmı Yüksek Sağlık Şûrasından rapor istenmesini talep eder, oysa Şûranın resmî bilirkişilik görevi 2010’da sona ermiştir.

Sonuç veren dilekçenin iskeleti şablondan değil raporun kendisinden çıkar.

Adli Tıp Kurumu Raporuna İtiraz Dilekçesi Örneği Neden Dosyaya Uymaz?

Şablonun uymamasının teknik sebebi, Adli Tıp Kurumu raporlarının tek tip olmamasıdır. Aynı kurumdan çıkan bir ihtisas kurulu raporu, bir ihtisas dairesi raporu ve bir üst kurul raporu farklı mercilerce denetlenir; birine karşı kurulan talep diğerinde karşılıksız kalır. Adli Tıp Kurumu raporuna itiraz dilekçesi bu nedenle önce raporun hangi birimden geldiğini tespit ederek başlar.

İkinci sebep, dosyanın hangi usul kanununa tabi olduğudur. Aynı olayın hukuk ve ceza dosyalarında itirazın süresi de, dayanağı da farklıdır; tek bir şablon ikisini birden karşılayamaz.

Adli Tıp Bilirkişi Raporuna İtiraz ile Diğer Bilirkişi Raporuna İtiraz Arasında Fark Var mı?

Usul bakımından fark yoktur; talebin muhatabı, süresi ve dayanağı aynıdır. Fark, kabul edilen itirazın sonucundadır. Liste bilirkişisinin raporunda mahkeme doğrudan yeni bir bilirkişi görevlendirir. Adli tıp bilirkişi raporuna itiraz kabul edildiğinde ise mahkemenin önünde iki yol vardır: dosyayı kurum içi üst incelemeye göndermek veya kurum dışından yeni bir heyet görevlendirmek.

Malpraktis Bilirkişi Raporuna İtiraz Kurul Dışı Raporlarda Nasıl Yapılır?

Malpraktis dosyasında rapor her zaman Adli Tıp Kurumundan gelmez; mahkemeler sıklıkla üniversite öğretim üyelerinden veya liste bilirkişilerinden oluşan heyetlerden de rapor alır. Malpraktis bilirkişi raporu bu hâlde doğrudan HMK m.279’daki unsurlara tabidir: raporda gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe, varılan sonuçlar ve heyet içinde görüş ayrılığı varsa sebebi bulunmak zorundadır.

Bu unsurlardan biri eksikse rapor denetime elverişli değildir ve itirazın dayanağı bu eksikliktir. Azınlıkta kalan bilirkişinin ayrı rapor sunma hakkı da aynı maddede düzenlenmiştir.

Malpraktis Adli Tıp Kurumu Raporuna İtiraz Nasıl Kurulur?

Malpraktis dosyasında rapora itirazın çatısı üç sorudan oluşur: rapor doğru kuruldan mı gelmiştir, kurul yeterli uzmanlıkla mı toplanmıştır, rapor tarafın sorduğu soruyu cevaplamış mıdır.

Birinci soru 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 17. maddesiyle, ikincisi 25. maddesiyle, üçüncüsü HMK m.281 ve CMK m.67 ile ölçülür. Üçüne de olumlu cevap veren bir rapora karşı yalnızca sonuca itiraz etmek dosyayı ilerletmez. Aşağıdaki beş gerekçe bu üç sorunun uygulamadaki karşılığıdır.

Raporun Çelişkiyi Gerçekten Giderip Gidermediği

Üst Kurul raporunun varlığı tek başına yeterli değildir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 6 Nisan 2026 tarihli, 2025/5190 esas ve 2026/1910 karar sayılı ilamında, Covid-19 tanısının gecikmesi iddiasına dayanan bir dosyada şu zinciri incelemiştir: iki göğüs hastalıkları uzmanı ile bir adli tıp uzmanından oluşan heyet, akciğer grafisinin hatalı yorumlandığını ve uygulanan tedavinin yetersiz kaldığını bildirmiş; tarafların itirazı üzerine 8. Adli Tıp İhtisas Kurulu hekimin uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğu görüşünü vermiş; çelişkinin giderilmesi için dosya Adli Tıp Üçüncü Üst Kuruluna gönderilmiştir.

Yargıtay, Üst Kurul raporunun “8. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporun tekrarı niteliğinde olduğu” tespitini yapmış ve raporun “reçete edilen antibiyotiğin hastanın tedavisinde yetersiz kalıp kalmadığı konusundaki çelişkiyi giderecek şekilde ayrıntılı ve açıklayıcı olarak hazırlanmadığı” gerekçesiyle hükmü bozmuştur.

Bu karar, itiraz dilekçesi için somut bir şablon sunar: Üst Kurul raporunun ilk raporla cümle cümle karşılaştırılması ve yeni bir değerlendirme içermediğinin gösterilmesi.

Heyetin İmzalarını Karşılaştırın

İkinci ve daha az bilinen gerekçe, aynı dairenin 23 Ocak 2025 tarihli bozma ilamından çıkar. Dosyada soruşturma aşamasında 7. Adli Tıp İhtisas Kurulundan bir rapor alınmış, yargılama sırasında yine aynı kuruldan ikinci bir rapor alınmıştır. Mahkeme, davacının itirazını “raporu sunan heyetin farklı olduğu ve farklı heyetin aynı yönde rapor sunduğu” gerekçesiyle reddetmiştir.

Yargıtay imzaları saymıştır: her iki raporda imzası bulunan beş kişilik bilirkişi heyetinden üçünün aynı kişiler olduğu tespit edilmiş ve hüküm bozulmuştur. Bozma üzerine dosya üniversite tıp fakültesi adli tıp anabilim dalı öğretim üyelerinden oluşan yeni bir heyete gönderilmiş, o rapor üzerine verilen karar 3 Mart 2026 tarihli, 2025/6185 esas ve 2026/1171 karar sayılı ilamla onanmıştır.

Sonuç şudur: aynı ihtisas kurulunun ikinci raporu, üye kompozisyonu büyük ölçüde örtüşüyorsa yeni bir bilirkişi incelemesi sayılmaz. İtiraz dilekçesine raporların imza sayfalarının karşılaştırmalı listesini eklemek, soyut bir itiraz iddiasını denetlenebilir bir tespite dönüştürür.

Bilimsel Mütalaa (Uzman Görüşü) Almak

Hem HMK m.293 hem CMK m.67/6, tarafa uzmanından bilimsel mütalaa alma hakkı tanır. İki hüküm de aynı cümleyle biter: “Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez.”

Bu cümle çoğu kez yanlış okunur. Anlamı, mütalaa almak için ek süre verilemeyeceği değil, mütalaa alınacak olmasının tek başına süre talebine gerekçe yapılamayacağıdır. Hukuk davasında HMK m.281/1’deki ek süre hükmü ayrı bir dayanaktır ve teknik çalışma gerekliliğine dayanır.

Bilimsel mütalaanın değeri, hâkimin onu bilirkişi raporu gibi değerlendirmesinden değil, raporun hangi tıbbi noktada eksik kaldığını mahkemeye gösterebilmesinden doğar. HMK m.293/2 ayrıca mütalaayı hazırlayan uzmanın duruşmaya çağrılarak dinlenmesine karar verilebileceğini, m.293/3 ise uzmanın geçerli özrü olmadan gelmemesi hâlinde raporunun değerlendirmeye tabi tutulmayacağını düzenler.

Bizzat Muayene ve Heyetin Niteliği Talebi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 26 Şubat 2025 tarihli, 2023/4376 esas ve 2025/734 karar sayılı ilamında, estetik amaçlı müdahaleden kaynaklanan bir dosyada bilirkişi heyetinin niteliğini de belirlemiştir: aralarında akademik kariyere sahip, üniversitelerden seçilecek ilgili uzmanlık dalından üç kişilik bir kurul ve gerektiğinde davacının bizzat muayenesi ile ek rapor.

Aynı kararda Daire, “hekime yönelik atfı kabil bir kusur tespit edilemediği” yönündeki görüşün tek başına yeterli olmadığını, müdahalenin eser sözleşmesi kapsamında değerlendirildiği hâllerde ayrıca davacının beklentisinin karşılanıp karşılanmadığının, edimin tam olarak yerine getirilip getirilmediğinin ve ayıbın bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini belirtmiştir. Estetik müdahalelerde nitelendirmenin nasıl yapıldığına hatalı estetik sonrası tazminat alınabilir mi başlıklı yazımızda yer verilmiştir.

Tek hekimin hazırladığı, hastanın muayenesini içermeyen bir rapora karşı itirazın somut dayanağı bu karardır.

Dosyanın Yanlış Kurula Gitmiş Olması

Yukarıda açıklandığı üzere ölümle sonuçlanan ve sonuçlanmayan malpraktis dosyaları farklı kurullarda incelenir. Raporu veren kurulun görev alanı, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 17. maddesiyle karşılaştırılmalıdır. Aynı şekilde kurulda olayın tıbbi niteliğine karşılık gelen uzmanlık dalının üyesi yoksa, kararnamenin 25. maddesindeki “incelenecek konunun uzman üyesi bulunmadıkça bu konuda müzakere açılamaz” hükmü ileri sürülebilir.

Kararnamenin 26. maddesi bu duruma bir çözüm de gösterir: Üst Kurullar ve ihtisas kurulları, kurumda bulunmayan uzmanlık dallarında kurum dışından bilirkişi davet edilmesine karar verebilir. Bu kişiler oy kullanamaz ama görüşlerini rapor hâlinde bildirirler. İtiraz dilekçesinde bu yolun kullanılması talep edilebilir.

Adli Tıp Raporuna Karşı İtiraz Dilekçesi Dosya Türüne Göre Nasıl Değişir?

Buraya kadar anlatılan çatı her dosyada aynıdır; değişen, itirazın hangi kurula ve hangi ölçüte karşı kurulacağıdır. Aşağıdaki başlıklar en sık sorulan varyantları ayrı ayrı ele alır.

Adli Tıp Kurumu Raporuna İtiraz Edilir mi, Adli Tıp Kurumu Raporu İtiraz Yolu Nedir?

Edilir. Adli Tıp Kurumu raporu, kanunların resmî bilirkişi saydığı bir kurumdan gelmesi dışında diğer bilirkişi raporlarından farklı bir hukuki statüye sahip değildir. HMK m.281 ve CMK m.67’deki yolların tamamı bu rapora karşı da açıktır.

Farklı olan tek şey, itirazın kabulü hâlinde dosyanın gideceği yerdir: sıradan bir bilirkişi raporunda mahkeme doğrudan yeni bir heyet görevlendirirken, ihtisas kurulu raporunda kurum içi bir üst inceleme kanalı da bulunur.

Adli Tıp Kurumu Raporuna İtiraz Nereye Yapılır?

Dosyanın görüldüğü mahkemeye. Adli Tıp Kurumunun taraflarla doğrudan yazışma usulü yoktur; kurum, dosyayı kendisine gönderen mahkeme, hâkimlik veya savcılığa karşı sorumludur. Kuruma gönderilen dilekçe dosyaya girmez.

Adli Tıp İhtisas Kurulu Raporuna İtiraz Nereye Yapılır?

Yine mahkemeye. Ancak burada talebin içeriği farklılaşır: ihtisas kurulu raporuna karşı, dosyanın 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 16. maddesi uyarınca ilgili Adli Tıp Üst Kuruluna gönderilmesi istenir. Mahkemenin bu talebi kabul etmesi hâlinde dosyayı gönderirken yetersizliğin sebebini de belirtmesi gerekir; sebep belirtilmeden yapılan gönderme kararnamenin aradığı şartı karşılamaz.

Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu Raporuna İtiraz Nereye Yapılır?

Adli Tıp Üçüncü İhtisas Kurulu, asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemeleri dışındaki mahkemelerden gelen engellilik, maluliyet ve meslekte kazanma gücü kaybı işleri ile meslek hastalıkları, sigorta maluliyeti ve askerliğe elverişlilik konularına bakar. Bu kurul Adli Tıp İkinci Üst Kurulunun bileşiminde yer aldığından, raporuna karşı gidilecek kurum içi merci İkinci Üst Kuruldur.

Talep yine mahkemeye yapılır; dosyanın Üçüncü Üst Kurula gönderilmesini istemek, kararnamenin 7. maddesindeki bileşime aykırı olduğu için sonuç vermez.

Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Raporuna İtiraz Nereye Yapılır?

Trafik İhtisas Dairesi bir ihtisas kurulu değil, ihtisas dairesidir ve raporları kararnamenin 16. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Üst Kurulda incelenemez. Adli Tıp Kurumu trafik ihtisas dairesi kusur raporu ile başka bir bilirkişi raporu arasında çelişki varsa, mahkemenin veya savcılığın gerekçeli talebi üzerine dosya, dairenin en az yedi uzmanından oluşan genişletilmiş uzmanlar heyetine gider.

Bu ayrımı bilmeden yazılan dilekçe, var olmayan bir mercii muhatap aldığı için reddedilir.

Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Kusur Raporu Neyi Ölçer?

Kararnamenin 23. maddesi Trafik İhtisas Dairesinin görevini “mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca gönderilen trafik olayları ile ilgili konularda gerekli muayene ve incelemeleri yapmak ve sonucunu bir raporla tespit etmek” biçiminde tanımlar. Daire olayın oluş biçimini teknik olarak kurar; kusurun hukuki paylaştırılması mahkemeye aittir.

Rapor, aracın hızını, çarpışma geometrisini, fren ve iz bulgularını değerlendirir. Bu bulgulardan hangisinin raporda karşılığı yoksa itiraz oradan kurulur.

Adli Tıp İhtisas Dairesi Raporuna İtiraz Kurul Raporundan Neden Farklıdır?

Kararname iki ayrı yapı kurar: ihtisas kurulları (on bir adet) ve ihtisas daireleri (Morg, Gözlem, Kimya, Biyoloji, Fizik, Trafik, Adlî Bilişim). Kurul raporlarının denetimi Üst Kurullarda yapılır. Dairelerin raporlarında ise 16. maddenin ikinci fıkrası üçünü (Fizik, Trafik, Adlî Bilişim) Üst Kurul denetiminin dışında bırakmış, bunlar için genişletilmiş uzmanlar heyetini öngörmüştür.

Morg, Gözlem, Kimya ve Biyoloji dairelerinin raporları bu istisnanın dışındadır; 16. maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca ihtisas kurulu raporlarıyla aralarındaki çelişki Üst Kurulda incelenir.

Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi Raporuna İtiraz Nereye Yapılır?

Fizik İhtisas Dairesinin görevi kararnamenin 22. maddesinde sayılır: silah, mermi, yazı (grafolojik-daktiloskopik), imza, imza niteliğini taşıyan parmak izleri ile radyolojik, radyoizotop, klimatolojik ve diğer fiziksel materyalle ilgili incelemeler.

Bu raporlar Üst Kurulda incelenemez. İtiraz mahkemeye yapılır; talep, dairenin en az yedi uzmanından oluşan genişletilmiş uzmanlar heyetine gönderme veya kurum dışından yeni bilirkişi görevlendirmedir.

İmza İncelemesi Adli Tıp Raporuna İtiraz Dilekçesi Nasıl Kurulur?

İmza ve yazı incelemeleri Fizik İhtisas Dairesinin görev alanındadır ve itirazın en somut dayanağı karşılaştırma materyalidir. Rapor, hangi mukayese imzalarının kullanıldığını, bu imzaların hangi tarihlere ait olduğunu ve incelemenin hangi yöntemle yapıldığını göstermek zorundadır; göstermiyorsa HMK m.279/2 anlamında gerekçeli değildir.

İkinci dayanak materyalin niteliğidir: fotokopi üzerinden yapılan inceleme ile ıslak imzalı asıl belge üzerinden yapılan inceleme aynı ağırlıkta değildir. Kararnamenin 25. maddesinin yedinci fıkrası, kurul ve dairelerin gerektiğinde evrakın onanmış örneklerini isteyebileceği gibi aslı üzerinde inceleme yapmak zorunlu olduğunda bunları da isteyebileceğini düzenler.

Adli Tıp Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu Raporuna İtiraz Edilebilir mi?

Kurum içinde edilemez. Kararnamenin 16. maddesinin ikinci fıkrası, genişletilmiş uzmanlar heyetinin raporları “kesin olarak karara bağlar” dediğine göre Fizik, Trafik ve Adlî Bilişim dairelerinin raporlarında bu heyet son kurum içi kademedir.

Mahkeme nezdinde ise durum diğer raporlarla aynıdır: hâkim bu raporu da HMK m.282 uyarınca serbestçe değerlendirir ve gerekli görürse kurum dışından yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabilir. Heyetin çalışma usul ve esaslarının yönetmelikle düzenleneceği aynı maddenin üçüncü fıkrasında belirtilmiştir.

Savcılık Adli Tıp Raporuna İtiraz Nasıl Yapılır?

Soruşturma evresinde rapor savcılık tarafından alınır ve itiraz dilekçesi de savcılığa verilir. Talep, yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasını veya dosyanın ilgili Adli Tıp Üst Kuruluna gönderilmesini içerebilir.

Savcılık talebi reddederse CMK m.67/5 uyarınca üç gün içinde gerekçeli karar vermek zorundadır. Rapor kovuşturmaya yer olmadığına dair karara esas alınmışsa, itirazın devamı m.173’teki sulh ceza hâkimliği başvurusudur.

Trafik Kazası Adli Tıp Raporuna İtiraz Dilekçesi Neyi Hedefler?

Trafik kazası dosyasında iki ayrı rapor türü bulunur ve ikisinin itirazı farklı kurulur. Kusur raporu Trafik İhtisas Dairesinden çıkar ve itiraz yukarıdaki genişletilmiş uzmanlar heyetine yöneliktir. Maluliyet raporu ise ihtisas kurulundan çıkar; dosya asliye ticaret mahkemesindeyse İkinci, asliye hukuk mahkemesindeyse Dokuzuncu, diğer hâllerde Üçüncü İhtisas Kurulu görevlidir.

Dilekçede bu iki raporun karıştırılmaması gerekir. Kusur oranının nasıl belirlendiğine iş kazasında kusur oranı nasıl belirlenir başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak değinilmiştir.

İş Kazası Adli Tıp Raporuna İtiraz Dilekçesinde Ne Değişir?

Değişen şey, oranın hangi mevzuata göre hesaplanacağıdır. Meslekte kazanma gücü kaybı ile trafik kazası dosyalarında kullanılan engellilik ölçütleri aynı mevzuata dayanmaz ve uygulanacak metni olayın tarihi belirler. İtiraz dilekçesinde raporun hangi mevzuat metnine ve hangi cetvele göre düzenlendiğinin gösterilmesi, itirazın en somut dayanağıdır; raporda bu bilgi yoksa rapor HMK m.279/2 anlamında gerekçeli sayılmaz.

Meslek hastalığı ve sigorta maluliyeti işleri Üçüncü İhtisas Kurulunun görev alanındadır. Rapor süreci hakkında SGK maluliyet raporu kaç günde çıkar başlıklı yazımıza bakılabilir.

Adli Tıp Maluliyet Raporuna İtiraz Dilekçesi Hangi Noktayı Hedefler?

Maluliyet raporuna itirazda üç nokta ölçülür: raporun hangi cetvele göre düzenlendiği, oranın olay tarihinde yürürlükte olan hangi mevzuat metnine göre hesaplandığı ve birden fazla arıza varsa oranların birleştirme yönteminin doğru uygulanıp uygulanmadığı. Bu üçünden herhangi biri raporda gösterilmemişse rapor denetime elverişli değildir.

Birleştirme noktası özellikle önemlidir: birden fazla arıza bulunduğunda oranlar düz toplama ile bulunmaz, mevzuatın öngördüğü formül uygulanır. Raporda yalnızca sonuç oranı yazılmış, ara oranlar ve uygulanan yöntem gösterilmemişse itirazın dayanağı budur.

Adli Tıp Kusur Raporuna İtiraz Dilekçesi Nasıl Kurulur?

Kusur, tıbbi değil hukuki bir değerlendirmedir ve burada HMK m.279/4 ile CMK m.67/3 devreye girer: bilirkişi, hâkim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz. Adli Tıp Kurumu kusur raporu, kusurun tıbbi ve teknik zeminini kurar; kusur oranının hukuki sonucunu hâkim belirler.

İtiraz dilekçesinde raporun bu sınırı aştığı noktalar gösterilir. Uygulamada en sık rastlanan aşım, raporun doğrudan “davalı kusursuzdur” biçiminde bir sonuç cümlesi kurmasıdır.

Adli Tıp İhtisas Kurulu Raporuna İtiraz Dilekçesinde Hangi Hükümler Gösterilir?

Hukuk davasında HMK m.281 (talep hakkı ve süre), m.279/2 (raporda bulunması gereken unsurlar) ve m.282 (hâkimin serbest değerlendirmesi); ceza dosyasında CMK m.67/3 ve m.67/5 gösterilir. Kurulun bileşimine ve görev alanına ilişkin itirazlarda ise 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 17. ve 25. maddeleri dayanak yapılır.

Adli Tıp Kurumu Heyet Raporu ile İhtisas Kurulu Raporu Aynı Şey mi?

Uygulamada aynı anlamda kullanılır ancak mevzuatta “heyet raporu” diye bir kavram yoktur. Kararname, raporu veren birimleri ihtisas kurulları, ihtisas daireleri ve üst kurullar olarak sayar. Dosyadaki raporun hangi birimden çıktığı, raporun antetinden ve altındaki imzalardan anlaşılır; itirazın kurgusu buna göre değişeceği için bu tespit ilk adımdır.

Adli Tıp Kurumu Kusur Raporu Hangi Birimden Çıkar?

Trafik olaylarında Trafik İhtisas Dairesinden, tıbbi uygulama hatalarında olayın sonucuna göre Yedinci veya Sekizinci İhtisas Kurulundan çıkar. İki birimin denetim mercii farklı olduğundan, raporun hangisinden geldiği itiraz dilekçesinin ilk cümlesinde belirtilmelidir.

Adli Tıp Raporu Bağlayıcı mı, Adli Tıp Kurumu Raporu Bağlayıcılığı Nereye Kadar?

Cevap, mevzuatın iki ayrı yerinde birbiriyle gerilim hâlinde duran iki cümleden çıkar.

Adli Tıp Üst Kurulu Raporu Kesin mi?

4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 16. maddesinin birinci fıkrası, Üst Kurulun sayılan işleri “konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceler ve kesin karara bağlar” der. Buna karşılık HMK m.282 şöyledir: “Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.”

İki hüküm çelişmez, çünkü farklı şeylerden söz ederler. Kararnamedeki kesinlik kurum içi bir kesinliktir: Üst Kurul kararından sonra Adli Tıp Kurumu bünyesinde başvurulabilecek başka bir merci yoktur. Bu kesinlik yargısal bir kesinlik değildir ve mahkemeyi bağlamaz. Rapor, dosyadaki diğer delillerle birlikte hâkimin serbest değerlendirmesine tabidir.

Ceza yargılamasında da sonuç aynıdır; delillerin serbest değerlendirilmesi ilkesi gereği hâkim bilirkişi görüşüyle bağlı değildir.

Adli Tıp Raporuna İtiraz Yargıtay Kararı Örnekleri

Bu noktada iki taze karar, konuyu iki yönden birden aydınlatır ve birlikte okunduklarında Üst Kurula gitmenin bir hak olmadığını gösterir.

Birincisi yukarıda anılan 3. Hukuk Dairesinin 6 Nisan 2026 tarihli kararıdır: Üst Kurul raporu alınmış olmasına rağmen rapor çelişkiyi gidermediği için hüküm bozulmuş ve mahkemeden Üst Kurula değil, tam teşekküllü üniversite hastanelerinde görevli iki göğüs hastalıkları uzmanı ile bir radyoloji uzmanından oluşan heyetten rapor alması istenmiştir.

İkincisi Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 22 Nisan 2026 tarihli, 2025/5279 esas ve 2026/4252 karar sayılı ilamıdır. Dosyada katılanlar vekilinin temyiz sebepleri arasında açıkça “Adli Tıp Kurumu 8. Adli Tıp İhtisas Kurulunun raporuna itibar edilmemesi gerektiği, Adli Tıp Üst Kurulundan rapor alınması gerektiği” yer almaktadır. Daire bu sebebi kabul etmemiş ve beraat hükmünü onamıştır. Dosyada ayrıca 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 2012 tarihli raporu ile 8. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 2020 tarihli raporu arasında yön farkı bulunmasına rağmen, mahkemenin ikinci rapora itibar etmesi hukuka aykırı görülmemiştir.

İki karar birlikte okunduğunda ortaya çıkan sonuç şudur: Üst Kurula gitmek tarafın kullanabileceği bir hak değil, mahkemenin takdirine bağlı bir yoldur ve Üst Kurula gidilmiş olması da dosyanın kapandığı anlamına gelmez.

Adli Tıp Kurumu Dışında Kimden Rapor Alınabilir?

Malpraktis dosyasında ATK tek resmî bilirkişi değildir. 2659 sayılı Kanunun mülga edilmeyen 31. maddesi şöyledir: “Yükseköğretim Kurumları veya birimleri, adli tıp mevzuatı çerçevesinde adli tıp olaylarında ve diğer adli konularda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre resmi bilirkişi sayılır.”

Maddedeki atıf, 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa yapılmıştır. Bu atıf 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 3. maddesi uyarınca 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun karşılık gelen hükümlerine yapılmış sayılır. Sonuç değişmez: üniversiteler ve birimleri resmî bilirkişidir.

Resmî bilirkişi olmanın usul hukukundaki karşılığı önceliktir. CMK m.64/3 “kanunların belirli konularda görevlendirdiği resmî bilirkişiler öncelikle atanırlar” der; HMK m.268/3 ise “kanunların görüş bildirmekle yükümlü kıldığı kişi ve kuruluşlara görevlendirildikleri konularda bilirkişi olarak öncelikle başvurulur” biçimindedir. Her iki hüküm de üniversite heyetlerini kapsar.

Uygulamada Yargıtay’ın yönü de bu tarafadır. Yukarıda anılan her iki hukuk dairesi kararında da çözüm ATK’nın bir üst kademesinde değil, üniversite hastanesi veya tıp fakültesi heyetinde aranmıştır.

Adli Tıp Raporu Ne Kadar Sürer, Ne Kadar Sürede Çıkar?

Adli Tıp Kurumunun kendi çalışma süresine ilişkin kanunda bir hüküm yoktur; süre, kurumu görevlendiren usul kanunundan gelir ve bu nokta çoğu kaynakta atlanır.

Hukuk Davasında Bilirkişiye Verilecek Süre

HMK m.274/1 şöyledir: “Bilirkişi raporunun hazırlanması için verilecek süre üç ayı geçemez. Bilirkişinin talebi üzerine, kendisini görevlendiren mahkeme gerekçesini göstererek, süreyi üç ayı geçmemek üzere uzatabilir. Ancak basit yargılama usulüne tabi dava ve işlerde bu süreler iki ay olarak uygulanır.”

Son cümle malpraktis dosyalarının önemli bir bölümünde doğrudan uygulanır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 73. maddesinin dördüncü fıkrası, tüketici mahkemelerinde görülecek davaların HMK’nın Altıncı Kısım hükümlerine göre yürütüleceğini düzenler; HMK’nın Altıncı Kısmı ise Basit Yargılama Usulüdür.

Özel hastane veya serbest çalışan hekim aleyhine açılan malpraktis davası tüketici mahkemesinde görüldüğüne göre, bu dosyalarda Adli Tıp Kurumuna verilecek süre üç ay değil iki aydır ve uzatma da iki ayı geçemez. Azami süre altı ay değil, dört aydır.

Ceza Dosyasında Bilirkişiye Verilecek Süre

CMK m.66/1 farklı bir sınır koyar: “Bu süre, işin niteliğine göre üç ayı geçemez. Özel sebepler zorunlu kıldığında bu süre, bilirkişinin istemi üzerine, kendisini atayan merciin gerekçeli kararıyla en çok üç ay daha uzatılabilir.”

Ceza dosyasında azami süre bu nedenle altı aydır.

Süre Aşılırsa Ne Yapılabilir?

Her iki kanun da aynı yaptırımı öngörür. HMK m.274/2 uyarınca belirlenen sürede raporunu vermeyen bilirkişi görevden alınıp yerine başka bir bilirkişi görevlendirilebilir; CMK m.66/2 uyarınca da bilirkişi hemen değiştirilebilir. Uzun süre rapor gelmeyen dosyalarda tarafın yapabileceği iş, bu hükümlere dayanarak görevlendirmenin kaldırılmasını ve dosyanın üniversite heyetine gönderilmesini talep etmektir.

İnternette dolaşan “adli tıp raporu ortalama şu kadar günde çıkar” biçimindeki rakamların resmî bir kaynağı yoktur ve dosya türüne göre büyük farklılık gösterir. Süreye ilişkin tek bağlayıcı ölçüt yukarıdaki kanun hükümleridir.

Malpraktis Dosyasında ATK Sürecinin Ceza Ayağı

Adli tıp raporu, aynı olayın ceza soruşturmasında da belirleyici olur. Ancak ceza ayağında rapordan önce gelen bir aşama vardır.

Adli Tıp Raporuna İtiraz Ceza Soruşturmasında Ne Zaman Yapılır?

Soruşturma evresinde bilirkişi görevlendirme yetkisi CMK m.63/3 uyarınca Cumhuriyet savcısına aittir; dolayısıyla itirazın muhatabı da savcılıktır. Rapor kovuşturmaya yer olmadığına dair karara dayanak yapılmışsa, itirazın yolu ayrıca CMK m.173/1’deki başvurudur: suçtan zarar gören, kararın kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren savcının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. Aynı maddenin ikinci fıkrası, itiraz dilekçesinde kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olayların ve delillerin belirtilmesini arar; adli tıp raporunun neden yetersiz olduğu bu dilekçede gösterilir.

Kovuşturma evresinde ise rapor mahkemeye sunulur ve CMK m.67/5 uyarınca taraflara süre verilir. Aynı maddenin altıncı fıkrası, rapor hakkında uzmanından bilimsel mütalaa alınabileceğini de düzenler; bu iki yol birlikte kullanılabilir.

Bir başka imkân CMK m.68’dedir: mahkeme her zaman bilirkişinin duruşmada dinlenmesine karar verebileceği gibi, ilgililerden birinin istemesi hâlinde de açıklamalarda bulunmak üzere duruşmaya çağırabilir. Aynı hüküm, taraf tarafından hazırlatılan bilimsel mütalaanın sahibi için de uygulanır.

Soruşturma İzni ve Mesleki Sorumluluk Kurulu

3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun ek 18. maddesinin birinci fıkrası, Yükseköğretim Kanununun 53. maddesindeki soruşturma usulüne tabi olanlar hariç olmak üzere, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının tıbbi işlem ve uygulamaları nedeniyle yapılan soruşturmalar hakkında 4483 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağını düzenler.

Bu hüküm sadece kamu hastanelerini değil özel hastaneleri de kapsar. İzin, Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir ve kurul kararlarına itiraz mercii Ankara Bölge İdare Mahkemesidir. İzin verilmeden dosya iddianameye dönüşmez; dolayısıyla adli tıp incelemesi de bu aşamadan sonra gündeme gelir.

Şikâyet yollarının tamamı için doktor nereye şikayet edilir başlıklı yazımıza bakılabilir.

Yüksek Sağlık Şûrası Neden Artık Devrede Değil?

Eski kaynaklarda malpraktis dosyalarının resmî bilirkişisi olarak Yüksek Sağlık Şûrası gösterilir. Bu bilgi on beş yıldır geçerli değildir.

Şûranın ceza davalarındaki resmî bilirkişilik görevi, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 75. maddesine dayanıyordu. Bu madde, Anayasa Mahkemesinin 3 Haziran 2010 tarihli ve E.2009/69, K.2010/79 sayılı kararıyla tamamen iptal edilmiştir. Kanun metninde madde bugün yalnızca iptal kaydıyla yer alır.

Bir kaynağın malpraktis dosyasında Yüksek Sağlık Şûrasından rapor alınacağını söylemesi, o kaynağın 2010 öncesi mevzuata dayandığının açık işaretidir.

Dosya Türüne Göre Adli Tıp Süreci

Aşağıdaki tablo, malpraktis iddiasının hangi yargı kolunda hangi rejime tabi olduğunu toplu olarak gösterir.

Dosya türü Görevli merci Usul Bilirkişiye verilen süre İtiraz süresi
Özel hastane / serbest hekim Tüketici mahkemesi Basit yargılama usulü (6502 m.73/4) 2 ay + 2 ay (HMK m.274/1) 2 hafta + 2 hafta ek süre
Kamu hastanesi İdare mahkemesi İdari yargılama usulü HMK hükümleri uygulanır Mahkemenin verdiği süre
Ceza soruşturması Cumhuriyet başsavcılığı CMK 3 ay + 3 ay (m.66/1) Savcılığın verdiği süre
Ceza kovuşturması Asliye ceza mahkemesi CMK 3 ay + 3 ay (m.66/1) Mahkemenin verdiği süre (m.67/5)

Zamanaşımı bakımından üç yargı kolunda da farklı süreler işler; bu konuya doktor hatası davalarında zamanaşımı süresi nedir başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak değinilmiştir. Dosyaya sunulması gereken tıbbi belgeler için malpraktis davası için hangi belgeler gereklidir başlıklı yazımıza bakılabilir.

Adli Tıp Raporuna İtirazda Sık Yapılan Hatalar

Uygulamada itirazın sonuçsuz kalmasına yol açan altı hata düzenli olarak tekrarlanır:

  • Rapora katılmadığını söylemek, gerekçe göstermemek. HMK m.281 eksiklik, belirsizlik veya yeni bilirkişi ihtiyacının gösterilmesini arar; “kabul etmiyoruz” cümlesi bu şartı karşılamaz.
  • Hukuki değerlendirme istemek. Hem HMK m.279/4 hem CMK m.67/3, bilirkişinin hukuki nitelendirme ve değerlendirme yapamayacağını düzenler. Bilirkişiden hukuki sonuç istemek, raporun bu hükme aykırı düzenlenmesine yol açar.
  • Raporun oy birliğiyle alınıp alınmadığına bakmamak. Oybirliği sağlanamamışsa dosya kararname gereği zaten Üst Kurula gitmelidir.
  • İmza sayfasını karşılaştırmamak. Aynı kurulun ikinci raporu, üyeleri örtüşüyorsa yeni bir inceleme değildir.
  • Ek süre talebini geç yapmak. HMK m.281/1’deki ek süre, ancak ilk iki hafta içinde başvurulmuşsa verilebilir.
  • Yanlış mercie gitmek. Trafik, fizik ve bilişim dairesi raporları Üst Kurula gitmez; genişletilmiş uzmanlar heyeti incelemesi talep edilmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Adli tıp raporuna itiraz nasıl yapılır?

Dosyanın görüldüğü mahkemeye hitaben gerekçeli bir dilekçe sunularak yapılır. Dilekçede raporun hangi noktada eksik veya belirsiz olduğu somut biçimde gösterilir ve raporun tamamlattırılması, bilirkişiden açıklama alınması ya da yeni bilirkişi atanması talep edilir. Adli Tıp Kurumuna doğrudan başvurulmaz.

Adli tıp raporuna itiraz süresi kaç gündür?

Hukuk davasında süre, raporun tebliğinden itibaren iki haftadır. Talebin hazırlanması özel veya teknik bir çalışma gerektiriyorsa, bu iki hafta içinde başvurmak kaydıyla bir defaya mahsus iki hafta ek süre verilebilir. Ceza dosyasında kanunda sabit bir süre yoktur; süreyi mahkeme veya savcılık belirler.

Adli tıp raporuna itiraz edilirse ne olur?

Mahkeme itirazı yerinde görürse raporu düzenleyen bilirkişiden ek rapor alabilir, bilirkişiyi duruşmada dinleyebilir, yeni bir bilirkişi heyeti görevlendirebilir veya gerekçesini belirterek dosyayı Adli Tıp Üst Kuruluna gönderebilir. İtirazı yerinde görmezse yargılamaya rapor üzerinden devam eder.

Adli tıp raporuna itiraz üzerine dosya Adli Tıp Genel Kuruluna mı gider?

Hayır. Adli Tıp Genel Kurulu adında bir organ 24 Kasım 2016’dan beri mevcut değildir. 3 Kasım 2016 tarihli ve 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu, 2659 sayılı Kanunun ilgili madde başlıklarındaki Genel Kurul ibarelerini Üst Kurulları olarak değiştirmiştir. Bugün üç ayrı üst kurul vardır ve malpraktis dosyaları Üçüncü Üst Kurulda görüşülür.

Malpraktis dosyası hangi adli tıp kuruluna gider?

Olay ölümle sonuçlanmamışsa Adli Tıp 7. İhtisas Kuruluna, ölümle sonuçlanmışsa Adli Tıp 8. İhtisas Kuruluna gider. Bu ayrım 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 17. maddesinin ikinci fıkrasının (f) ve (g) bentlerinde düzenlenmiştir.

Malpraktis dosyasında hangi üst kurula itiraz edilir?

Adli Tıp Üçüncü Üst Kuruluna. Bu kurul, kararnamenin 7. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca 1., 7. ve 8. İhtisas Kurullarının başkan ve üyelerinden oluşur; tıbbi uygulama hatalarına bakan her iki kurul da bu kurulun içindedir.

Adli Tıp Üst Kurulu kararı kesin midir?

Kurum içinde kesindir; Adli Tıp Kurumu bünyesinde başvurulabilecek başka bir merci yoktur. Ancak bu kesinlik mahkemeyi bağlamaz. HMK m.282 uyarınca hâkim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.

Adli tıp raporu mahkemeyi bağlar mı?

Bağlamaz. Rapor bir delildir ve hâkimin serbest değerlendirmesine tabidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 6 Nisan 2026 tarihli kararında, çelişkiyi gidermeyen bir Adli Tıp Üst Kurulu raporuna dayanılarak verilen hükmü bozmuştur.

Adli tıp raporuna itiraz edilmezse rapor kesinleşir mi?

Taraf iki haftalık süre içinde talepte bulunmazsa raporun tamamlattırılmasını veya yeni bilirkişi atanmasını isteme hakkını kaybeder. Buna karşılık mahkeme, HMK m.281/2 ve 281/3 uyarınca resen ek rapor alabilir veya yeni bilirkişi görevlendirebilir.

Adli Tıp Kurumu raporuna karşı üniversiteden rapor alınabilir mi?

Alınabilir. 2659 sayılı Kanunun yürürlükteki 31. maddesi yükseköğretim kurumlarını ve birimlerini resmî bilirkişi sayar. CMK m.64/3 ve HMK m.268/3 resmî bilirkişilere öncelik tanır. Yargıtay uygulamasında da çelişkinin giderilmesi çoğu kez üniversite hastanesi veya tıp fakültesi heyetine bırakılmaktadır.

Aynı ihtisas kurulundan ikinci kez rapor alınması yeni bilirkişi incelemesi sayılır mı?

Heyetin üye kompozisyonu büyük ölçüde örtüşüyorsa sayılmaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, iki raporda imzası bulunan beş kişilik heyetin üç üyesinin aynı kişiler olduğunu tespit ederek hükmü bozmuştur.

Adli tıp raporuna itirazda bilimsel mütalaa alınabilir mi?

Alınabilir. HMK m.293 ve CMK m.67/6 taraflara uzmanından bilimsel mütalaa alma hakkı tanır. Her iki hüküm de sadece bu nedenle ayrıca süre istenemeyeceğini belirtir; hukuk davasında ek süre talebinin dayanağı HMK m.281/1’dir.

Adli tıp raporu ne kadar sürede çıkar?

Kanun kurumun kendi çalışma süresini düzenlemez; süre görevlendirmeyi yapan usul kanunundan gelir. Tüketici mahkemesinde görülen malpraktis davasında bu süre iki ay olup iki ay uzatılabilir. Ceza dosyasında üç ay olup en çok üç ay daha uzatılabilir.

Adli tıp raporu geç gelirse ne yapılabilir?

HMK m.274/2 ve CMK m.66/2 uyarınca belirlenen sürede raporunu vermeyen bilirkişinin görevden alınması ve yerine başka bir bilirkişi görevlendirilmesi talep edilebilir.

Trafik kazası adli tıp raporuna itiraz üst kurula mı gider?

Kusur tespitine ilişkin raporlar Trafik İhtisas Dairesinden çıkıyorsa Üst Kurula gitmez. Kararnamenin 16. maddesinin ikinci fıkrası bu raporların en az yedi uzmanın katılımıyla oluşan genişletilmiş uzmanlar heyetinde incelenmesini öngörür.

Maluliyet raporuna itirazda dosya hangi kurula gider?

Dosyanın geldiği mahkemeye göre değişir. Asliye ticaret mahkemelerinden gelenler 2. İhtisas Kuruluna, asliye hukuk mahkemelerinden gelenler 9. İhtisas Kuruluna, diğer mahkemelerden gelenler 3. İhtisas Kuruluna gider. Bu dağılım 10 Ekim 2024 tarihli kararname değişikliğiyle kurulmuştur.

Yüksek Sağlık Şûrasından rapor alınması gerekir mi?

Gerekmez. Şûranın resmî bilirkişilik görevini düzenleyen 1219 sayılı Kanunun 75. maddesi, Anayasa Mahkemesinin 3 Haziran 2010 tarihli ve E.2009/69, K.2010/79 sayılı kararıyla tamamen iptal edilmiştir.

Hekim hakkında ceza soruşturması için izin gerekir mi?

Gerekir. 3359 sayılı Kanunun ek 18. maddesi, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde görev yapan sağlık meslek mensuplarının tıbbi işlem ve uygulamaları nedeniyle yapılan soruşturmalarda 4483 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağını düzenler. İzni Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Mesleki Sorumluluk Kurulu verir.

Adli Tıp Kurumu hangi kanuna göre çalışır?

Kurumun bugünkü kuruluş, görev ve çalışma esasları 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 1 ilâ 29. maddelerinde düzenlenir ve bu maddeler 10 Ekim 2024 tarihli 165 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle önemli ölçüde değiştirilmiştir. 2659 sayılı Kanunun kurumsal maddeleri 703 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılmış, Anayasa Mahkemesi 7 Aralık 2023 tarihli kararıyla bu kaldırmayı iptal etmiş olmakla birlikte, uygulamada esas alınan ve Yargıtay kararlarına yansıyan yapı kararname metnindeki yapıdır.

Adli tıp genel kurulu raporuna itiraz veya adli tıp kurumu genel kurul raporuna itiraz mümkün mü?

Böyle bir rapor bugün düzenlenmemektedir. Adli Tıp Genel Kurulu, 2016 yılında yapılan değişiklikle üç ayrı Adli Tıp Üst Kuruluna dönüşmüştür. Elinizdeki rapor Genel Kurul ibaresi taşıyorsa 24 Kasım 2016 öncesine aittir; bu tarihten sonraki raporlarda muhatap ilgili Üst Kuruldur.

Adli tıp imza raporuna itiraz nasıl yapılır?

İmza ve yazı incelemesi raporları Fizik İhtisas Dairesinden çıkar ve Üst Kurulda incelenemez. İtiraz mahkemeye yapılır; talep, dairenin genişletilmiş uzmanlar heyetine gönderme veya kurum dışından yeni bilirkişi görevlendirilmesidir. Dilekçede kullanılan mukayese materyalinin yetersizliği gösterilir.

Adli Tıp Kurumu raporuna beyan dilekçesi ile itiraz dilekçesi aynı şey mi?

Değildir. Beyan dilekçesi, rapor hakkında görüş bildiren ve talep içermeyen bir dilekçedir; mahkemeyi bir işlem yapmaya yöneltmez. İtiraz dilekçesinde ise HMK m.281’deki üç talepten en az biri açıkça ileri sürülür: eksikliğin tamamlattırılması, belirsizliğin açıklattırılması veya yeni bilirkişi atanması. Yalnız beyan sunulması hâlinde iki haftalık süre işlemiş sayılır.

İhtisas kurulunda olayın uzmanı yoksa ne olur?

Kararnamenin 25. maddesi, incelenecek konunun uzman üyesi bulunmadıkça o konuda müzakere açılamayacağını düzenler. Kurum bünyesinde bulunmayan uzmanlık dallarında, 26. madde uyarınca kurum dışından bilirkişi davet edilmesine karar verilebilir; bu kişiler oy kullanamaz ancak görüşlerini raporla bildirirler.

Kaynaklar ve Yasal Uyarı

Yazıda kullanılan madde metinleri mevzuat.gov.tr üzerindeki güncel kanun ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesi metinlerinden, karar metinleri ise Yargıtay Karar Arama sisteminden alınmıştır. Anılan kararların tamamı tam metinleriyle görülerek doğrulanmıştır. 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Adli Tıp Kurumuna ilişkin hükümleri, 10 Ekim 2024 tarihli ve 32688 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 165 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle değişik son hâliyle esas alınmıştır.

Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş yerine geçmez. Malpraktis dosyalarında sonucu belirleyen çoğu kez esasa ilişkin tartışma değil, bilirkişi raporuna karşı kurulan itirazın süresinde ve doğru gerekçeyle yapılmış olmasıdır; bu nedenle dosyanızın kendi koşullarının bir avukat tarafından değerlendirilmesi gerekir.

Tıbbi uygulama hatasından kaynaklanan tazminat süreçlerinde hukuki destek almak isterseniz Ankara tazminat avukatı çalışma alanımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz.