Ceza Hukuku, Hukuk

Darp Raporu Nasıl Alınır? Nereden Alınır ve Ne İşe Yarar

Darp Raporu Nasıl Alınır? Nereden Alınır ve Ne İşe Yarar

Darp raporu nasıl alınır sorusunun pratik cevabı tek cümleye sığar: en yakın hastanenin acil servisine gidip adli muayene istemek yeterlidir, savcılık ya da karakol sevki zorunlu değildir. Değişen şey raporun ağırlığıdır. 7550 sayılı Kanun 4 Haziran 2025’te kasten yaralamanın ceza aralıklarını yükseltti; artık raporun sonuç cümlesinde geçen tek bir ibare, altı ay ile üç yıl arasında değişen iki ayrı ceza rejiminden hangisinin uygulanacağını belirliyor.

Makale İçeriği

Darp raporu nasıl alınır sorusu aslında iki ayrı katmanı birden içerir. Rapor, olayın tıbbi fotoğrafıdır: hekim gördüğü bulguyu tarif eder, o bulgunun basit bir tıbbi müdahaleyle giderilip giderilemeyeceğini değerlendirir. Hukuki nitelendirmeyi savcı ve mahkeme yapar. Bu iki katmanın karıştırılması, uygulamada en çok hak kaybına yol açan noktadır — çünkü rapordaki teknik bir ifade, şikâyet hakkının kullanılıp kullanılamayacağından uzlaştırma zorunluluğuna kadar her şeyi etkiler.

Ana hatlarıyla

Darp raporu, şiddete maruz kalan kişinin vücudundaki bulguların hekimce kayda geçirildiği adli belgedir. Alınması ücretsiz ve sevke bağlı değildir; hukuki sonucu ise raporun içeriğine göre değişir.

  • Nereden alınır: Devlet ve üniversite hastanelerinin acil servisleri, adli tıp birimleri; adli vaka bildirimi yapabilen özel sağlık kuruluşları.
  • Sevk şart mı: Hayır. Ceza Muhakemesi Kanunu m.76/2 uyarınca mağdurun rızası varsa hâkim veya savcı kararı aranmaz.
  • Süre: Rapor almanın kanuni süresi yoktur, ancak bulgular kaybolmadan başvurmak gerekir. Şikâyet süresi rapor tarihinden değil, fiili ve faili öğrendiğiniz günden işlemeye başlar.
  • Şikâyet zorunlu mu: Basit yaralamada evet; ancak eşe, kardeşe, üstsoy-altsoya karşı veya silahla işlenmişse suç şikâyet aranmadan takip edilir.
  • Ceza: Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilen yaralamada altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adli para cezası; giderilemiyorsa bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis.

Darp Raporu Nasıl Alınır?

Darp raporu, şiddete maruz kalan kişinin bir sağlık kuruluşuna başvurup adli muayene talep etmesiyle alınır. Başvuruda özel bir dilekçe, form ya da avukat şartı yoktur; acil servis kaydı açılırken durumun adli nitelikte olduğunu söylemek yeterlidir. Kayıt “adli vaka” olarak açıldığında muayene sıradan bir poliklinik muayenesinden farklı yürür: hekim yalnızca tedaviyi değil, vücuttaki bulguların yerini, boyutunu ve niteliğini de kayda geçirir.

Muayene sonunda düzenlenen belgenin resmî adı çoğunlukla genel adli muayene raporudur. Halk arasında “darp raporu” denen belge budur. Rapor, hekimin gözlemlediği bulguların tarifini ve sonuç bölümünde yaralanmanın niteliğine ilişkin değerlendirmeyi içerir. Bu değerlendirme, ceza hukukunun iki farklı hükmünden hangisinin uygulanacağını doğrudan etkilediği için raporun en kritik kısmıdır.

Başvuru sırasında kimlik göstermek gerekir. Muayenenin kapsamı olayın niteliğine göre değişir; darbe izleri fotoğraflanabilir, gerekirse röntgen veya tomografi istenebilir, psikiyatrik değerlendirmeye yönlendirme yapılabilir. Muayeneden kaçınma hakkınız vardır, ancak muayene edilmeyen bir bulgu rapora da geçmez.

Darp raporu almak için nereye başvurulur?

Üç kapı vardır ve üçü de geçerlidir: doğrudan hastane acil servisi, kolluk birimi (polis merkezi veya jandarma karakolu), Cumhuriyet başsavcılığı. Doğrudan hastaneye gitmek en hızlı yoldur. Kolluğa veya savcılığa gidildiğinde ise önce şikâyet kaydı alınır, ardından muayene için sevk yazısı düzenlenir. İkinci yolun avantajı, şikâyetin aynı anda kayda girmesi; dezavantajı ise zaman kaybıdır.

Adli muayene raporu nasıl alınır?

Adli muayene raporu, darp raporunun resmî karşılığıdır ve alınma usulü aynıdır. Fark terimdedir: hastane kayıtlarında ve dosyada belge çoğunlukla “genel adli muayene raporu” adıyla geçer. Muayeneyi yapan hekim, bulguları standart bir form üzerinde kayda geçirir; formda bulgunun vücuttaki yerini işaretlemeye yarayan şema ile sonuç bölümü bulunur. Aynı usul trafik kazası, iş kazası ve diğer adli olgular için de işler.

Darp raporu almak ne kadar sürer?

Muayenenin kendisi genellikle kısa sürer; acil serviste sıra beklenmesi dışında ek bir prosedür yoktur. Bulguların gözle değerlendirilmesi yeterliyse rapor aynı gün, çoğu zaman aynı ziyaret içinde düzenlenir. Süreyi uzatan şey rapor yazımı değil, ek tetkik ihtiyacıdır: röntgen, tomografi veya konsültasyon gerekiyorsa belge bu sonuçlar geldikten sonra tamamlanır. Kırık şüphesi ya da uzman değerlendirmesi gereken durumlarda sürecin birkaç güne yayılması olağandır.

Başvuru yoluNasıl işlerNe zaman tercih edilir
Doğrudan hastaneAcil servise başvuru, adli vaka kaydı, muayene ve raporBulguların kaybolma riski varsa; en hızlı yol
Polis merkezi / jandarmaŞikâyet kaydı, ardından sevkle muayeneŞikâyeti aynı anda kayda geçirmek isteniyorsa
Cumhuriyet başsavcılığıŞikâyet dilekçesi, savcılık sevkiyle muayeneOlay birden fazla suç içeriyorsa

Darp Raporu Nereden Alınır: Yetkili Sağlık Kuruluşları

Darp raporu nasıl alınır sorusunun ikinci yarısı, hangi kapıya gidileceğidir: rapor, adli vaka kaydı açabilen ve adli muayene yapabilen sağlık kuruluşlarından alınır. Bunların başında devlet hastanelerinin ve üniversite hastanelerinin acil servisleri gelir. Adli Tıp Kurumu’nun şube müdürlükleri ile üniversitelerin adli tıp anabilim dallarının poliklinikleri de rapor düzenler; bu birimler özellikle bulgunun niteliği tartışmalı olduğunda devreye girer.

Aile sağlığı merkezleri ve aile hekimlikleri adli muayene birimi değildir. Bu kuruluşlara başvurulduğunda genellikle yetkili sağlık kuruluşuna yönlendirme yapılır. Özel hastaneler ve tıp merkezleri, adli vaka bildirim yükümlülüğünü yerine getirdikleri ölçüde rapor düzenleyebilir; ancak uygulamada ceza dosyalarında devlet hastanesi raporunun tercih edilmesinin bir sebebi vardır: dosyaya sonradan itiraz edildiğinde hakem konumundaki kurum yine kamu sağlık kuruluşu veya Adli Tıp Kurumu olur.

Şehir dışındaysanız, olayın gerçekleştiği yer ile raporun alındığı yerin farklı olması sorun oluşturmaz. Rapor nerede alınırsa alınsın soruşturma dosyasına girer. Önemli olan, muayenenin bulgular tazeyken yapılmış olmasıdır.

Darp Raporu Olaydan Kaç Gün İçinde Alınmalı?

Kanunda darp raporu almak için öngörülmüş bir süre yoktur. Ne var ki bu, “istediğim zaman alırım” anlamına gelmez. Rapor tıbbi bir gözlem belgesidir ve gözlenecek bulgu kalmadığında raporun içeriği de boşalır. Ekimoz ve şişlikler günler içinde kaybolur, yüzeysel sıyrıklar iyileşir; bir hafta sonra yapılan muayenede hekimin yazabileceği tek şey “muayenede travmatik bulguya rastlanmadı” olabilir.

Uygulamadaki ölçüt şudur: mümkünse olaydan sonraki ilk saatler, en geç ilk gün içinde başvurmak. Gecikme kaçınılmazsa, olay anına ve sonrasına ait fotoğraflar, mesajlar, tanık bilgileri ve varsa güvenlik kamerası kayıtları raporun eksiğini bir ölçüde kapatabilir. Geç alınan rapor değersiz değildir; ancak tek başına taşıdığı ispat gücü belirgin şekilde düşer.

Bir başka pratik nokta: aynı olay için birden fazla muayene yapılabilir. İlk muayenede görülmeyen bir kırık ertesi gün çekilen filmde ortaya çıkabilir, ilk günlerde belirmeyen morluk sonradan koyulaşabilir. Bu durumda ikinci bir başvuru yapılması ve bulgunun kayda geçirilmesi mümkündür.

Darp Raporu Almak İçin Şikâyetçi Olmak Zorunlu mu?

Hayır. Rapor almak ile şikâyetçi olmak iki ayrı işlemdir ve biri diğerinin şartı değildir. Hastaneye gidip adli muayene talep eden kişi, hakkında soruşturma açılmasını isteyip istemediğini o anda beyan etmek zorunda değildir. Muayene tıbbi bir işlemdir; şikâyet ise iradenin kolluk veya savcılık nezdinde açıklanmasıdır.

Bununla birlikte iki işlem birbirinden tamamen kopuk da değildir. Adli vaka kaydı açıldığında sağlık kuruluşu durumu yetkili makamlara bildirir; bu bildirim üzerine kolluk mağdurun beyanını almak üzere iletişime geçebilir. O aşamada “şikâyetçi değilim” demek mümkündür. Basit yaralamada şikâyet yoksa soruşturma yürütülmez — ancak bunun önemli istisnaları vardır ve bu istisnalar aşağıda ayrıca ele alınmaktadır.

Uygulamada sık görülen tercih, raporu almak ve şikâyet kararını sonraya bırakmaktır. Bu, hukuken mümkündür; fakat sürenin rapor tarihinden değil olaydan işlediğini bilmek gerekir. Ertelemenin bedeli, düşünme süresinin şikâyet süresinden yenmesidir.

Polis, Jandarma veya Savcılık Sevki Şart mı?

Şart değildir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 76. maddesinin ikinci fıkrası bu konuda açık hüküm taşır: “Mağdurun rızasının varlığı halinde, bu işlemlerin yapılabilmesi için birinci fıkra hükmüne göre karar alınmasına gerek yoktur.” Yani mağdur kendi isteğiyle muayene olmayı kabul ettiğinde, hâkim veya Cumhuriyet savcısı kararı aranmaz. Sevk usulü bir zorunluluk değil, başvuru yollarından biridir.

Karar şartı, mağdurun rızası bulunmadığı hâllerde devreye girer. Aynı maddenin birinci fıkrasına göre, delil elde etmek amacıyla mağdurun vücudu üzerinde muayene yapılabilmesine sağlığını tehlikeye düşürmemek ve cerrahi müdahalede bulunmamak koşuluyla hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı karar verir. Savcının kararı yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur; onaylanmayan kararla elde edilen deliller kullanılamaz.

Bu ayrım pratikte şu anlama gelir: “Önce karakola gidin, sevk almadan hastane rapor vermez” bilgisi doğru değildir. Sevkle gitmenin tek avantajı, şikâyetin aynı anda tutanağa geçmesidir. Bulguların kaybolma riski varsa doğrudan hastaneye gitmek, sonra kolluğa başvurmak daha güvenli bir sıradır.

Kadının Muayenesinde Kadın Hekim İsteme Hakkı

Vardır ve bu hak doğrudan kanunla tanınmıştır. Ceza Muhakemesi Kanunu m.77 şu hükmü taşır: “Kadının muayenesi, istemi halinde ve olanaklar elverdiğinde bir kadın hekim tarafından yapılır.” Talep edilmesi hâlinde sağlık kuruluşunun bu isteği karşılaması esastır; hüküm “olanaklar elverdiğinde” dediği için mutlak bir zorunluluk değil, karşılanması gereken bir istemdir.

Hakkın pratik değeri, özellikle aile içi şiddet ve cinsel içerikli olaylarda ortaya çıkar. Muayenenin niteliği gereği vücudun görünmeyen bölgelerinin de incelenmesi gerekebilir; talep edilmediğinde bu hak kendiliğinden uygulanmaz. Bu nedenle başvuru sırasında sözlü olarak belirtmek, gerekirse kayda geçirilmesini istemek yerinde olur.

Kuruluşta o an kadın hekim bulunmuyorsa, muayenenin bir sağlık personeli refakatinde yapılmasını istemek de mümkündür. Rapor içeriğine ilişkin bir mesele değildir, muayenenin yürütülme biçimine ilişkindir; ancak mağdurun sürece güven duyması, bulguların eksiksiz kayda geçmesini doğrudan etkiler.

Darp Raporu Alırken Polis Devreye Girer mi?

Girer. Bu, hastanenin tercihi değil hekimin kanuni yükümlülüğüdür. Türk Ceza Kanunu m.280’e göre görevini yaptığı sırada bir suçun işlendiği yönünde belirtiyle karşılaşmasına rağmen durumu yetkili makamlara bildirmeyen veya bildirimde gecikme gösteren sağlık mesleği mensubu, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Maddenin ikinci fıkrası “sağlık mesleği mensubu” deyimini tabip, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire ve sağlık hizmeti veren diğer kişileri kapsayacak şekilde tanımlar.

Bu hükmün sonucu nettir: “Rapor alayım ama kimse duymasın” senaryosu hukuken mümkün değildir. Adli vaka kaydı açıldığı anda bildirim zinciri işler, kolluk olaydan haberdar olur ve çoğu zaman mağdurun beyanını almak üzere hastaneye gelir ya da kayıt üzerinden iletişim kurar.

Bildirimin yapılmış olması, mağdurun şikâyetçi olmak zorunda olduğu anlamına gelmez. Basit yaralama şikâyete bağlı bir suçtur; mağdur şikâyetçi olmadığını beyan ettiğinde soruşturma yürütülemez. Bildirim ile şikâyet birbirinden ayrı iki kurumdur — biri hekimin yükümlülüğü, diğeri mağdurun iradesidir.

Adli Raporda Ne Yazar? “Basit Tıbbi Müdahale ile Giderilebilecek” Ne Demek?

Adli rapor iki katmandan oluşur: bulgu tarifi ve sonuç değerlendirmesi. Bulgu bölümünde hekim gördüğünü yazar — bulgunun vücuttaki yeri, ölçüsü, rengi, niteliği. Sonuç bölümünde ise yaralanmanın “basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu” ya da “olmadığı” belirtilir. Ceza hukuku bakımından belirleyici cümle budur.

İfadenin kaynağı Türk Ceza Kanunu m.86/2’dir. Kanun, kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisi basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafifse cezanın altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adli para cezası olacağını, mağdurun şikâyeti üzerine soruşturulacağını söyler. Bulgu bu ölçünün üstündeyse m.86/1 uygulanır ve ceza bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapse yükselir. Aradaki fark tek bir cümleye bağlıdır.

Hangi bulgunun hangi kategoriye girdiği hekimin keyfî takdirine bırakılmamıştır. Adli Tıp Kurumu ile adli tıp meslek örgütlerinin birlikte hazırladığı Türk Ceza Kanunu’nda Tanımlanan Yaralama Suçlarının Adli Tıp Açısından Değerlendirilmesi Rehberi, hekimlerin ortak ölçütlerle karar vermesi için hazırlanmış ve son olarak Haziran 2019’da güncellenmiştir. Rehber, hangi travmatik değişimlerin basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek sayılacağını ayrıntılı biçimde düzenler; değerlendirmeyi yapan yine muayeneyi gerçekleştiren hekimdir.

Basit tıbbi müdahale nedir?

Basit tıbbi müdahale, yaralanmanın ileri bir girişim gerektirmeden, sınırlı bir bakım ve takiple giderilebilecek düzeyde olmasını anlatan adli tıp kavramıdır. Kavramın kaynağı tıp değil ceza hukukudur: kanun koyucu, hafif yaralamayı ayrı bir fıkrada ve daha düşük cezayla düzenleyebilmek için bu ölçütü kullanmıştır. Bu nedenle terim, günlük dildeki “hafif yaralanma” ifadesiyle birebir örtüşmez; teknik bir eşiği tarif eder.

Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek yaralanmalar cezası ne kadar?

Ceza, TCK m.86/2 uyarınca altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adli para cezasıdır ve suç mağdurun şikâyeti üzerine soruşturulur. Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde alt sınır dokuz aydan az olamaz. Fiil m.86/3’te sayılan hâllerden birine giriyorsa bu ceza yarı oranında, canavarca hisle işlenmişse bir kat artırılır ve şikâyet aranmaz. Cezanın hapis mi adli para cezası mı olacağı, m.86/2’nin seçimlik yapısı gereği mahkemenin takdirindedir.

Basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek yaralanmalar nelerdir?

Kanun, hangi bulgunun hangi kategoriye gireceğini saymaz; ölçütü “kişi üzerindeki etkinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması” biçiminde koyar ve değerlendirmeyi hekime bırakır. Uygulamada belirleyici olan, yaralanmanın basit bir bakım ve takiple geçip geçmediğidir. Cerrahi girişim, dikiş, alçı, hastaneye yatış ya da uzun süreli tedavi gerektiren bulgular bu ölçünün dışına çıkar.

Ayrımın somut sonucu şudur: rapor “basit tıbbi müdahaleyle giderilemez” diyorsa fiil TCK m.86/1’e girer ve ceza aralığı bir yıl altı aydan üç yıla çıkar. Ayrıca kemik kırığı, yüzde sabit iz veya yaşamsal tehlike gibi bir netice varsa, m.87 devreye girerek cezayı daha da artırır. Hekimin kullandığı ölçütler adli tıp kılavuzunda tanımlanmıştır; hukuki nitelendirme ise bu değerlendirme üzerine savcılık ve mahkeme tarafından yapılır.

Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek yaralanmalar şikâyete tabi mi?

Kural olarak evet. TCK m.86/2 açıkça “mağdurun şikâyeti üzerine” der. Ancak bu kuralın istisnası aynı maddenin üçüncü fıkrasındadır: fiil üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı, kendini savunamayacak durumdaki kişiye karşı, kamu görevi nedeniyle, kamu görevlisinin nüfuzu kötüye kullanılarak, silahla ya da canavarca hisle işlenmişse şikâyet aranmaz ve ceza yarı oranında — canavarca hisle işlenmişse bir kat — artırılır.

Burada sık yapılan bir hata vardır. TCK m.86/2’ye 2022’de eklenen cümle, suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırının dokuz aydan az olamayacağını söyler. Bu bir ceza artırımıdır; şikâyet şartını kaldırmaz. m.86/3’te “kadına karşı” diye bir bent yoktur. Dolayısıyla kadına karşı işlenen basit yaralama, üçüncü fıkradaki hâllerden biri (örneğin eş olma veya silah kullanılması) yoksa şikâyete tabi olmaya devam eder.

Geçici Rapor ile Kesin Rapor Arasındaki Fark

Geçici rapor ilk muayenede düzenlenen, bulguların o anki hâlini tespit eden belgedir. Kesin rapor ise tedavi süreci tamamlandıktan, bulguların nihai sonucu belirginleştikten sonra verilir. İkisi arasındaki fark zamanlamadan çok işlevdedir: geçici rapor olayı kaydeder, kesin rapor yaralanmanın hukuki sonucunu belirler.

Ayrım en çok kırık, iç organ yaralanması veya kalıcı iz ihtimali bulunan olaylarda önem kazanır. İlk muayenede “hayati tehlike bulunmadığı” yazılmış olsa bile, tedavi sonrasında düzenlenen kesin rapor tabloyu değiştirebilir. Savcılık ve mahkeme, iddianame ve hüküm aşamasında kesin rapora dayanır.

ÖlçütGeçici (ilk) raporKesin rapor
Ne zaman düzenlenirİlk adli muayenedeTedavi ve iyileşme süreci tamamlandıktan sonra
İçeriğiBulguların o anki tarifiYaralanmanın nihai niteliği ve etkileri
İşleviOlayın tıbbi kaydı, soruşturmanın başlangıcıSuçun hukuki nitelendirmesine esas alınan belge
Kim isterMağdur veya kollukGenellikle Cumhuriyet savcılığı veya mahkeme

Kesin rapor nasıl alınır?

Kesin rapor genellikle mağdurun kendi başvurusuyla değil, dosyayı yürüten makamın talebiyle düzenlenir. Cumhuriyet savcılığı veya mahkeme, tedavi evrakını ekleyerek kişiyi adli tıp birimine ya da yetkili sağlık kuruluşuna sevk eder; değerlendirme bu evrak ve yeni muayene üzerinden yapılır. Mağdur tarafından yapılması gereken iş, tedavi sürecine ilişkin belgeleri eksiksiz biçimde dosyaya sunmaktır — ameliyat notu, film, epikriz ve kontrol muayenelerinin kayıtları raporun içeriğini doğrudan belirler.

Kesin raporun ne kadar sürede düzenleneceği olayın niteliğine göre değişir. Basit bir yaralanmada ilk rapor çoğu zaman aynı gün kesin nitelikte verilebilir; kırık, ameliyat veya uzun tedavi gerektiren durumlarda süreç haftalara, kimi dosyalarda aylara yayılabilir. Adli Tıp Kurumu’na gönderilen dosyalarda süre kurumun iş yüküne bağlıdır ve dosyadan dosyaya değişir.

Darp Raporu Ne İşe Yarar? Delil Değeri Nedir?

Darp raporu, bir olayın gerçekleştiğini değil, bir kişide belirli bulguların bulunduğunu ispatlar. Bu ayrım raporun delil değerini anlamanın anahtarıdır. Rapor “şu kişi tarafından dövüldüğünü” göstermez; “muayene edilen kişide şu bulguların olduğunu” gösterir. Failin kim olduğu, olayın nasıl geliştiği ve kusurun kimde bulunduğu başka delillerle ortaya konur.

Buna rağmen rapor, dosyanın en güçlü nesnel unsurudur. Beyanlar zamanla değişebilir, tanıklar çelişebilir; rapor ise olay anına yakın bir zamanda, tarafsız bir uzman tarafından düzenlenmiş yazılı bir tespittir. Rapor olmadığında yaralamanın gerçekleştiğini ortaya koymak tanık beyanına, kamera görüntüsüne ya da failin ikrarına kalır.

Raporun ikinci işlevi, cezanın ölçüsünü belirlemektir. Yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilip giderilemeyeceği, kemik kırığı olup olmadığı, yüzde sabit iz kalıp kalmadığı, yaşamsal tehlike bulunup bulunmadığı — bunların tamamı rapordan okunur ve her biri cezayı farklı oranda etkiler. Ayrıntılı ceza tarifesi için kasten adam yaralamanın cezası ne kadar başlıklı yazımız incelenebilir.

Darp Raporu Tek Başına Yeterli mi?

Mahkûmiyet için tek başına yeterli değildir. Ceza yargılamasında hüküm, failin fiili işlediğinin her türlü şüpheden uzak biçimde ortaya konmasına dayanır. Rapor yaralanmayı ispatlar; yaralanmanın sanık tarafından gerçekleştirildiğini ispatlamaz. Fail bağlantısı kurulamayan bir dosyada rapor tek başına mahkûmiyet üretmez.

Uygulamada raporu tamamlayan deliller şunlardır: olay yeri ve çevresindeki kamera kayıtları, olayı gören tanıkların beyanları, olaydan önce ve sonra atılan mesajlar, çağrı kayıtları, kolluk tutanakları, varsa 112 kaydı. Bunların bir araya gelmesiyle rapor bir “bulgu belgesi” olmaktan çıkıp olayın bütününü destekleyen unsura dönüşür.

Tersi de doğrudur: rapor olmadan da mahkûmiyet mümkündür. Tanık beyanları ve kamera görüntüleri yeterli görülürse yaralamanın sabit sayılmasına engel yoktur. Ancak bu durumda yaralanmanın derecesi belirlenemeyeceği için hangi fıkranın uygulanacağı tartışmalı hâle gelir ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği çoğunlukla daha hafif nitelendirme yapılır.

Darp Raporu Alıp Şikâyetçi Olmamak Mümkün mü?

Mümkündür, ancak sonucu suçun hangi fıkraya girdiğine bağlıdır. Basit yaralama TCK m.86/2 kapsamındaysa ve üçüncü fıkradaki nitelikli hâllerden hiçbiri yoksa, mağdurun şikâyetçi olmaması hâlinde soruşturma yürütülmez. Rapor dosyada kalır, kimse hakkında işlem yapılmaz.

Buna karşılık fiil m.86/3 hâllerinden birine giriyorsa — eşe, boşandığı eşe, kardeşe, anne-babaya veya çocuğa karşı işlenmişse, silahla gerçekleştirilmişse, kendini savunamayacak durumdaki kişiye yönelmişse — suç şikâyet aranmadan takip edilir. Bu hâllerde mağdurun “şikâyetçi değilim” demesi soruşturmayı durdurmaz; savcılık kendiliğinden harekete geçer ve dosya iddianameyle mahkemeye gidebilir.

Şikâyetten vazgeçmenin bir başka boyutu daha vardır. Türk Ceza Kanunu m.73/7, şikâyetten vazgeçen kişinin aynı sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış olması hâlinde hukuk mahkemesinde de dava açamayacağını söyler. Yani karakolda imzalanan tutanağa “hiçbir hak ve alacak talebim yoktur” ibaresi girmişse, sonradan açılacak tazminat davası bu beyanla karşılaşır. Salt “şikâyetçi değilim” demek tazminat hakkını ortadan kaldırmaz; ancak tutanağın metnini okumadan imzalamak, kaldırabilir.

Darp Raporu Aldıktan Sonra Şikâyet Süresi Ne Zaman Başlar?

Şikâyet süresi rapor tarihinden değil, fiilin ve failin öğrenildiği günden işlemeye başlar. Türk Ceza Kanunu m.73/1 bu konuda tereddüde yer bırakmaz: soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda hak sahibi, fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden itibaren altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.

Bu, uygulamada en sık karşılaşılan yanlış bilgilerden birini düzeltir. Pek çok kaynak “darp raporu alındıktan sonra altı aylık süre başlar” der; oysa rapor almak süreyi ne başlatır ne yeniden işletir. Olayın üzerinden beş ay geçtikten sonra rapor alan kişinin elinde, altı ay değil bir ay kalmıştır. Failin kimliğinin sonradan öğrenildiği durumlarda süre öğrenme tarihinden başlar — bu, rapor tarihiyle örtüşebilir ama sebebi rapor değil, failin öğrenilmiş olmasıdır.

Altı aylık süre şikâyete bağlı suçlar içindir. Fiil m.86/3 kapsamındaysa suç resen takip edildiğinden şikâyet süresi işlemez; bu hâlde sınırı belirleyen kurum dava zamanaşımıdır. Kasten yaralamanın temel hâlleri bakımından dava zamanaşımı TCK m.66 uyarınca sekiz yıldır. “Aile içi şiddette süre yoktur” ifadesi bu yüzden yarım doğrudur: şikâyet süresi yoktur, zamanaşımı vardır.

Darp raporu ile mahkeme açma süresi ne kadar?

Burada iki ayrı süre birbirine karışıyor. Ceza davasını mağdur açmaz; mağdurun yapacağı iş şikâyettir ve şikâyet süresi altı aydır. Mağdurun kendi açacağı dava, maddi ve manevi tazminat istemli hukuk davasıdır. Haksız fiilden doğan tazminat istemi Türk Borçlar Kanunu m.72 uyarınca zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar.

Aynı maddede önemli bir kural daha vardır: fiil aynı zamanda suç oluşturuyor ve ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa, tazminat istemi bakımından da o süre uygulanır. Kasten yaralamada ceza zamanaşımının daha uzun olması nedeniyle, ceza şikâyeti süresi kaçırılmış olsa bile tazminat yolunun açık kalabildiği durumlar ortaya çıkar.

DurumTakip usulüSüreBaşlangıç
Basit yaralama (m.86/2), nitelikli hâl yokŞikâyete bağlı6 ayFiilin ve failin öğrenildiği gün
Eşe, kardeşe, üstsoy-altsoya karşı (m.86/3-a)ResenDava zamanaşımıSuçun işlendiği gün
Silahla işlenmiş (m.86/3-e)ResenDava zamanaşımıSuçun işlendiği gün
Taksirle yaralama, basit hâl (m.89/1)Şikâyete bağlı6 ayFiilin ve failin öğrenildiği gün

Darp Raporunun Geçerlilik Süresi Kaç Gündür?

Darp raporunun kanunla belirlenmiş bir geçerlilik süresi yoktur. Rapor, düzenlendiği tarihteki durumu gösteren bir tespit belgesidir ve zamanla “geçersiz” hâle gelmez. Beş yıl önce alınmış bir rapor, o tarihteki bulguları ispatlamaya devam eder.

Buradaki karışıklık, raporun geçerliliği ile şikâyet süresinin birbirine karıştırılmasından doğar. Rapor süresizdir; şikâyet hakkı süreye tabidir. Süresi dolmuş bir şikâyet hakkı, elinizdeki rapor ne kadar ayrıntılı olursa olsun canlanmaz. Tersine, süre içinde yapılan bir şikâyette eski tarihli rapor pekâlâ kullanılabilir.

Raporun ikinci bir kullanım alanı boşanma ve koruma tedbiri dosyalarıdır. Bu dosyalarda da raporun tarihi önemlidir ama süre sınırı yoktur; hâkim, geçmiş tarihli raporu şiddetin süreklilik gösterdiğini ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirebilir.

Darp Raporu Sicile İşler mi? e-Nabız’da Görünür mü?

Darp raporu adli sicile işlemez. Adli sicile kaydedilen şey rapor değil, kesinleşmiş mahkûmiyet hükmüdür. Rapor alan kişi mağdurdur; mağdurun adli siciline hiçbir kayıt düşmez. Rapor kendisi hakkında düzenlenen kişi bakımından da bir “sabıka” doğurmaz — sabıkanın kaynağı, hakkında açılan davanın mahkûmiyetle sonuçlanmasıdır.

Rapor, sağlık kayıtları içinde yer alır. Kişisel sağlık kayıtlarının görüntülendiği e-Nabız sisteminden kendi raporlarınıza erişebilmeniz mümkündür; bu, raporun “herkese açık” olduğu anlamına gelmez. Sağlık verisi özel nitelikli kişisel veridir ve yalnızca kişinin kendisi ile yetkili kişiler tarafından görülebilir. e-Devlet üzerinde darp raporu sorgulama diye ayrı bir hizmet bulunmamaktadır.

Aynı ayrım, raporun memuriyete veya polisliğe engel olup olmadığı meselesini de çözer. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında bakılan şey sağlık raporları değil, adli sicil ve soruşturma kayıtlarıdır. Mağdur sıfatıyla alınan rapor bu kapsamda değildir. Adli sicil kayıtlarının kimler tarafından görülebileceği konusunda adli sicil arşiv kaydını kimler görebilir yazımızdaki liste yol gösterir.

Darp Raporu Ücretli mi?

Adli vaka kapsamında yapılan muayene ve düzenlenen rapor için mağdurdan ücret talep edilmez. Adli olgu muayenesi, kişinin kendi isteğiyle aldığı sağlık hizmetinden farklı bir kategoridedir; bedeli sağlık kuruluşu tarafından ilgili usule göre karşılanır. Kayıt açılırken durumun adli nitelikte olduğunun belirtilmesi bu yüzden önemlidir.

Özel sağlık kuruluşlarına başvurulduğunda muayene ücreti gündeme gelebilir. Tutar kuruluşa göre değişir ve kanunla belirlenmiş bir tarifesi yoktur. Ceza dosyası bakımından belirleyici olan raporun nerede alındığı değil içeriğidir; ancak masraf ve sonraki itiraz süreçleri düşünüldüğünde kamu sağlık kuruluşuna başvurmak daha az sürtünme üretir.

Rapor için ödenen bedel, dava sonunda yargılama gideri olarak talep edilebilecek kalemler arasında değerlendirilir. Bu, dosyanın seyrine ve verilecek karara bağlı bir sonuçtur; peşinen bir iade beklentisi kurmak doğru olmaz.

Darp Raporundan Sonra Gündeme Gelen Cezalar

Raporun sonuç cümlesi, hangi ceza aralığının uygulanacağını belirler. Yaralanma basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüdeyse TCK m.86/2 uyarınca altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adli para cezası söz konusudur. Bu ölçünün üstündeki yaralanmalarda m.86/1 uygulanır: bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis.

Bu rakamlar 4 Haziran 2025’ten beri yürürlüktedir. 7550 sayılı Kanun, kasten yaralamaya ilişkin ceza aralıklarını yükseltti; değişiklikten önce basit yaralamanın cezası dört aydan bir yıla, temel hâlin cezası ise bir yıldan üç yıla kadardı. İnternette hâlâ yaygın biçimde eski rakamlara rastlanmaktadır. Kanun metninin güncel hâli 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu üzerinden takip edilebilir.

Nitelikli hâller tabloyu değiştirir. m.86/3’teki durumlardan biri varsa ceza yarı oranında, canavarca hisle işlenmişse bir kat artırılır. Yaralanma m.87’de sayılan neticelerden birine yol açmışsa — duyu veya organ işlevinin sürekli zayıflaması, konuşmada sürekli zorluk, yüzde sabit iz, yaşamı tehlikeye sokan durum — ceza bir kat artırılır ve alt sınır dört yılın altına inemez.

Rapor sonucuUygulanan hükümCeza aralığıTakip
Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilirTCK m.86/26 ay – 1 yıl 6 ay hapis veya adli para cezasıŞikâyete bağlı
Basit tıbbi müdahaleyle giderilemezTCK m.86/11 yıl 6 ay – 3 yıl hapisŞikâyete bağlı
Kadına karşı, basit hâlTCK m.86/2 son cümleAlt sınır 9 aydan az olamazŞikâyete bağlı
Eşe, kardeşe, üstsoy-altsoya, silahlaTCK m.86/3Ceza yarı oranında artırılırResen
Canavarca hisleTCK m.86/3-fCeza bir kat artırılırResen
Yüzde sabit iz, yaşamsal tehlike vb.TCK m.87/1Bir kat artırım, alt sınır 4 yılResen

Kemik Kırığı Varsa Rapor Cezayı Nasıl Değiştirir?

Kemik kırığı, cezayı otomatik olarak sabit bir oranda artırmaz. Türk Ceza Kanunu m.87/3, kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması hâlinde cezanın “kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre” yarısına kadar artırılacağını söyler. Artırımın oranını belirleyen şey kırığın varlığı değil, o kırığın kişinin yaşamını ne ölçüde etkilediğidir.

Bu etkinin ölçülmesi adli tıbba bırakılmıştır. Yerleşik adli tıp uygulamasında kırıklar hayat fonksiyonlarına etkisine göre derecelendirilir; birinci derece hafif, ikinci ve üçüncü dereceler orta, dördüncü ve üzeri dereceler ağır kabul edilir. Birden fazla kemiğin kırılması hâlinde her kırığa verilen puanların kareleri toplanıp karekökü alınır ve sonuç yuvarlanır; hesapta ulaşılabilecek en yüksek değer altıdır. Mahkeme, artırım oranını bu derecelendirmeye dayanan rapora göre belirler.

Pratik sonucu şudur: burun kemiğinde çatlak ile birden fazla kaburga kırığı aynı torbaya konmaz. Rapor “kırık vardır” demekle yetinmez, kırığın hayat fonksiyonlarına etkisini de belirtir. Bu belirlemenin eksik olduğu raporlar, dosyanın sonraki aşamasında ek rapor talebine konu edilir.

Yüzde sabit iz kalırsa rapor ne yazar?

Yüzde sabit iz, TCK m.87/1-c uyarınca cezayı bir kat artıran neticelerden biridir ve alt sınırı dört yıla çeker. İzin “sabit” sayılabilmesi için yaranın iyileşme sürecinin tamamlanmış olması gerektiğinden, bu değerlendirme ilk muayenede değil kesin raporda yapılır. Yüzdeki değişikliğin sürekli hâle gelmesi ise m.87/2-d kapsamındadır ve ceza iki kat artırılır. İki kavram birbirine yakın görünse de sonuçları farklıdır; hangisinin söz konusu olduğunu rapor belirler.

Kavgada Karşı Taraf da Darp Raporu Alırsa Ne Olur?

Karşılıklı kavgada her iki taraf da rapor aldığında iki ayrı şikâyet, çoğu zaman tek dosyada birleştirilerek yürütülür. Her iki kişi hem şüpheli hem mağdur sıfatını taşır. Savcılık, kimin saldırgan kimin savunan olduğunu raporlardan çıkaramaz; bunun için tanık beyanları, kamera kayıtları ve olayın gelişimi incelenir.

Bu noktada iki kurum devreye girer. İlki meşru savunmadır: TCK m.25/1 uyarınca, gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhakkak haksız bir saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğuyla işlenen fiilden dolayı faile ceza verilmez. Savunma sınırının aşıldığı hâllerde ise m.27/2 devreye girer: sınır, mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmişse faile ceza verilmez.

İkincisi haksız tahriktir. TCK m.29’a göre haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kişinin cezası indirilir. Haksız tahrik cezayı kaldırmaz, azaltır. Karşılıklı kavgalarda mahkemelerin en sık başvurduğu hüküm budur — ve “ikimiz de vurduk, ikimize de ceza verilmez” beklentisi hukuken karşılıksızdır: kanun karşılıklı yaralama için ceza verilmemesini öngörmemiştir. Karşılıklı hakaret bakımından m.129/3’te böyle bir imkân vardır, yaralama bakımından yoktur.

Buna karşılık kanun ilginç bir denge kurar: TCK m.129/2 uyarınca hakaret suçunun kasten yaralama fiiline tepki olarak işlenmesi hâlinde faile ceza verilmez. Yani önce vurup sonra küfür işiten kişi, küfür bakımından şikâyetçi olduğunda sonuç alamaz.

Darp Raporu Alındıktan Sonra Süreç Nasıl İlerler?

Rapor alındıktan ve şikâyet kayda geçtikten sonra dosya Cumhuriyet başsavcılığında soruşturma numarası alır. Şüphelinin ifadesi alınır, deliller toplanır, gerekirse ek rapor istenir. Kasten yaralama uzlaştırma kapsamında olduğundan, yeterli şüphe oluştuğunda dosya iddianame yazılmadan önce uzlaştırma bürosuna gönderilir.

Uzlaştırmanın dayanağı Ceza Muhakemesi Kanunu m.253’tür. Madde, kasten yaralamayı (üçüncü fıkra hariç, m.86 ve m.88) şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma kapsamına alır. Yani m.86/3’e giren nitelikli hâller uzlaştırma dışındadır. Uzlaşma teklifine yedi gün içinde cevap verilmezse teklif reddedilmiş sayılır; uzlaştırmacı işlemleri en geç otuz günde sonuçlandırır, büro bu süreyi her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez uzatabilir.

Uzlaşma sağlanırsa kamu davası açılmaz. Ancak bu tercihin görünmeyen bir sonucu vardır: CMK m.253/19 uyarınca uzlaşmanın gerçekleşmesi hâlinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya sonradan ortaya çıkan zararlar hariç, o suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmışsa feragat edilmiş sayılır. Uzlaşma masasında kabul edilen edim, çoğu zaman tazminat yolunun da kapanması anlamına gelir.

Olayda hem küfür hem darp varsa uzlaştırma yapılır mı?

Yapılır — ve bu, yakın zamanda değişmiş bir kuraldır. Hakaret 2024’te uzlaştırma kapsamından çıkarılıp önödeme kapsamına alındığından, hakaret ile yaralamanın aynı mağdura karşı birlikte işlendiği dosyalarda uzlaştırmanın hiç uygulanmaması gibi bir sonuç doğmuştu. 24 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanunla CMK m.253/3’e eklenen cümle bu sonucu ortadan kaldırdı: önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına giren bir suç birlikte aynı mağdura karşı işlenmişse, uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır. Küfür ve darbın bir arada bulunduğu tipik kavga dosyalarında yaralama için uzlaştırma yolu böylece açık kalmıştır.

Basit yaralamanın önödemeye tabi olmadığını da eklemek gerekir. TCK m.75/1 önödemeyi “uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere” ve üst sınırı altı ayı aşmayan suçlar için öngörür; kasten yaralama her iki ölçüte de uymaz. Hakaretin aksine, darp dosyasında failin savcılığa para yatırarak dosyayı kapatması söz konusu değildir.

Darp Raporu Olmadan Uzaklaştırma Alınabilir mi?

Alınabilir. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun m.8/3 bu konuda açık hüküm taşır: “Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz.” Aynı fıkra önleyici tedbir kararının geciktirilmeksizin verileceğini, kararın verilmesinin kanunun amacını tehlikeye sokacak şekilde geciktirilemeyeceğini de söyler.

Tedbir kararı ilgilinin talebi, Bakanlık veya kolluk görevlileri ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine verilir. Talep, en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden ya da doğrudan kolluk biriminden yapılabilir. Karar ilk defasında en çok altı ay için verilir; şiddet veya şiddet tehlikesinin devam edeceği anlaşılırsa süre uzatılabilir, şekli değiştirilebilir. Karara karşı tefhim veya tebliğden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilir.

Darp raporu tedbirin şartı olmasa da işlevsizdir denemez. Rapor, tedbirin uzatılması veya kapsamının genişletilmesi talep edildiğinde beyanı destekleyen somut bir belge olur. Kolluğun uzaklaştırma yetkisinin sınırları için polis uzaklaştırma kararı verebilir mi, karara aykırılığın sonuçları için uzaklaştırma kararından sonra mahkeme olur mu yazılarımız ayrıntı verir.

Darp Raporu Boşanma Davasını Nasıl Etkiler?

Boşanma davasında darp raporu, kusur tespitinin en güçlü delillerinden biridir. Türk Medeni Kanunu m.162 hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranışı özel boşanma sebebi olarak düzenler; fiziksel şiddet bu kapsamda değerlendirilir. Rapor, iddianın soyut beyandan çıkıp belgelenmiş bir olguya dönüşmesini sağlar.

Kusur tespitinin sonucu yalnızca boşanma kararıyla sınırlı kalmaz. Kusur, yoksulluk nafakasında, maddi ve manevi tazminatta ve çoğu zaman velayet değerlendirmesinde ağırlık taşır. Şiddet uygulayan eşin ağır kusurlu sayılması, tazminat taleplerinin dayanağını oluşturur.

Ceza dosyasında şikâyetten vazgeçilmiş olması, raporun boşanma dosyasında kullanılmasına engel değildir. Ceza yargılaması ile hukuk yargılaması ayrı yürür; ceza dosyasının düşmesi, aynı olayın boşanma davasında kusur olarak değerlendirilmesini engellemez. Çekişmeli sürecin işleyişi için çekişmeli boşanma davası nasıl açılır yazımıza bakılabilir.

Darp Raporuyla Tazminat İstenebilir mi?

İstenebilir. Ceza davası ile tazminat davası birbirinden bağımsızdır ve rapor her iki dosyada da kullanılır. Maddi tazminat, tedavi giderleri ile çalışma gücü kaybından doğan zararları; manevi tazminat ise kişilik hakkına yönelen saldırının doğurduğu elem ve üzüntüyü karşılar.

Şikâyetçi olunmaması tazminat hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Kamu davasının düşmesi şahsi hak davasını etkilemez. Ancak yukarıda belirtilen iki istisna burada da geçerlidir: şikâyetten vazgeçerken şahsi haklardan da vazgeçildiğinin ayrıca açıklanmış olması (TCK m.73/7) ve uzlaşmanın gerçekleşmiş olması (CMK m.253/19). Bu iki hâlde tazminat yolu kapanır.

Manevi tazminatın kanunda belirlenmiş bir alt veya üst sınırı yoktur; hâkim, tarafların ekonomik ve sosyal durumu ile olayın özelliklerini gözeterek takdir eder. İnternette dolaşan “şu yaralanmaya şu kadar tazminat” tabloları hukuki dayanaktan yoksundur. Miktarın nasıl belirlendiği konusunda basit yaralamada manevi tazminat miktarı yazımız ölçütleri ayrıntılandırır.

Rapora İtiraz Edilebilir mi? Rapor Alamadıysam Ne Yapmalıyım?

Rapor içeriğine katılmayan taraf, soruşturma veya kovuşturma aşamasında ek ya da yeni rapor alınmasını talep edebilir. Talep, itiraz dilekçesiyle savcılığa veya davanın görüldüğü mahkemeye sunulur. Kabul edilirse dosya adli tıp birimine ya da Adli Tıp Kurumu’na gönderilir ve ikinci bir değerlendirme yapılır. Raporlar arasında çelişki doğduğunda, çelişkinin giderilmesi için üst kurulun görüşüne başvurulması gündeme gelir.

İtirazın gerekçelendirilmesi gerekir. “Rapor yanlış” demek yeterli olmaz; hangi bulgunun değerlendirilmediği, hangi tetkikin yapılmadığı, kırığın hayat fonksiyonlarına etkisinin neden belirlenmediği gibi somut noktalar gösterilmelidir. Tedavi evrakı, film ve epikrizler bu aşamada dosyaya sunulur.

Hiç rapor alınamamışsa dosya kapanmaz. Yaralamanın gerçekleştiği başka delillerle ortaya konabilir: tanık beyanı, kamera görüntüsü, olay sonrası atılan mesajlar, hastane kaydı bulunmasa da tedaviye ilişkin belgeler. Bu durumda yaralanmanın derecesi belirlenemeyeceği için nitelendirme çoğunlukla lehe yapılır; yine de şikâyet hakkının kullanılmasına engel yoktur.

Fail Çocuksa Rapor Sürecinde Değişen Kurallar

Rapor alma usulü değişmez; değişen, sonraki süreçtir. Fiili işleyen kişi on sekiz yaşını doldurmamışsa dosya çocuk hukuku hükümlerine göre yürür. Ceza sorumluluğu yaşa göre kademelenir: on iki yaşını doldurmamış çocuklar hakkında ceza kovuşturması yapılamaz, on iki-on beş yaş grubunda algılama yeteneği araştırılır, on beş-on sekiz yaş grubunda ceza indirimli uygulanır.

Uzlaştırma bakımından çocuklar için ayrı ve daha geniş bir kapı vardır. CMK m.253/1-c uyarınca mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek ya da özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, adli süreçteki çocuklar bakımından üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar uzlaştırma kapsamındadır.

Okulda yaşanan olaylarda idari süreç ile ceza süreci ayrı yürür. Okul disiplin işlemleri, rapor alınmasından bağımsız olarak kendi mevzuatına göre ilerler. Ailenin sorumluluğunun hangi hâllerde doğduğu konusunda çocuğun suçundan ailenin sorumluluğu yazımız ayrıntı verir.

Darp Raporu Aldım, Şimdi Ne Yapmalıyım?

Darp raporu nasıl alınır bilgisi işin yalnızca ilk adımıdır; rapor elinizdeyse sıradaki iş, şikâyet iradenizi süresi içinde kayda geçirmektir. Şikâyet, karakola veya doğrudan Cumhuriyet başsavcılığına yapılabilir; yazılı dilekçe verilebileceği gibi sözlü beyan da tutanağa geçirilir. Dilekçede olayın tarihi, yeri, nasıl geliştiği ve varsa tanıkların bilgileri yer almalıdır. Örnek metin ve içerik başlıkları için savcılığa verilecek şikayet dilekçesi örneği yazımız kullanılabilir.

İkinci adım delilleri toplamaktır. Kamera kayıtları çoğu işletmede kısa sürede üzerine yazıldığından, görüntülerin muhafazasının talep edilmesi zamana karşı yapılan bir iştir. Tanıkların iletişim bilgileri not edilmeli, olayla ilgili mesaj ve çağrı kayıtları saklanmalıdır. Tedavi devam ediyorsa her aşamanın evrakı dosyaya eklenmelidir.

Dosyanın hangi yönde ilerleyeceği, raporun sonucu ile olayın niteliğine göre değişir. Şikâyetten vazgeçmenin, uzlaşmayı kabul etmenin ve tutanağa geçen ifadenin geri dönüşü olmayan sonuçları bulunduğundan, kararı vermeden önce dosyayı bir Ankara ceza avukatı ile birlikte değerlendirmek, sonradan telafisi güç kayıpların önüne geçer.

Sıkça Sorulan Sorular

Darp raporu nasıl alınır?

Bir sağlık kuruluşunun acil servisine başvurup adli muayene talep edilerek alınır. Kayıt adli vaka olarak açılır, hekim bulguları tarif eder ve sonuç bölümünde yaralanmanın niteliğini değerlendirir. Dilekçe, avukat veya sevk şartı yoktur.

Darp raporu nereden alınır?

Devlet ve üniversite hastanelerinin acil servisleri, Adli Tıp Kurumu şube müdürlükleri ve üniversitelerin adli tıp poliklinikleri rapor düzenler. Adli vaka bildirimi yapabilen özel sağlık kuruluşları da rapor verebilir. Aile sağlığı merkezleri adli muayene birimi değildir, yetkili kuruluşa yönlendirme yapar.

Darp raporu olaydan kaç gün içinde alınmalı?

Kanuni bir süre yoktur, ancak bulgular kaybolmadan başvurmak gerekir. Uygulamada olaydan sonraki ilk saatler, en geç ilk gün önerilir. Geç kalınmışsa fotoğraf, mesaj ve tanık gibi tamamlayıcı deliller önem kazanır.

Darp raporu almak sicile işler mi?

İşlemez. Adli sicile kaydedilen şey rapor değil, kesinleşmiş mahkûmiyet hükmüdür. Rapor sağlık kayıtları içinde yer alır ve mağdur bakımından hiçbir sabıka kaydı doğurmaz.

Darp raporu e-Devlette görünür mü?

e-Devlet üzerinde darp raporu sorgulama diye ayrı bir hizmet bulunmamaktadır. Rapor sağlık kaydı niteliğinde olduğundan kişisel sağlık kayıtlarının görüntülendiği sistem üzerinden kişinin kendisi tarafından görülebilir.

Darp raporu e-Nabızda görünür mü?

Kişisel sağlık kayıtları arasında yer aldığı için kişinin kendi e-Nabız hesabından raporlarına erişmesi mümkündür. Sağlık verisi özel nitelikli kişisel veri olduğundan üçüncü kişilerin erişimine açık değildir.

Darp raporunun geçerlilik süresi kaç gündür?

Raporun kanunla belirlenmiş bir geçerlilik süresi yoktur; düzenlendiği tarihteki durumu göstermeye devam eder. Süreye tabi olan rapor değil şikâyet hakkıdır ve bu süre fiilin ve failin öğrenildiği günden işler.

Darp raporu alıp şikayetçi olmamak mümkün mü?

Basit yaralamada mümkündür; şikâyet olmadan soruşturma yürütülmez. Ancak fiil eşe, boşandığı eşe, kardeşe, üstsoy veya altsoya karşı ya da silahla işlenmişse suç şikâyet aranmadan takip edilir ve vazgeçme sonuç doğurmaz.

Darp raporu tek başına yeterli mi?

Mahkûmiyet için tek başına yeterli değildir. Rapor kişide bulgu bulunduğunu ispatlar, bu bulguların kim tarafından oluşturulduğunu göstermez. Fail bağlantısı tanık, kamera kaydı ve diğer delillerle kurulur.

Darp raporu alınca polis gelir mi?

Adli vaka kaydı açıldığında sağlık kuruluşu durumu yetkili makamlara bildirir; bu, TCK m.280’den doğan kanuni bir yükümlülüktür. Bildirim üzerine kolluk beyan almak için iletişime geçebilir. Bildirimin yapılması şikâyetçi olma zorunluluğu doğurmaz.

Darp raporu polisliğe engel mi?

Mağdur sıfatıyla alınan rapor güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında değerlendirilen kayıtlar arasında değildir. Bu araştırmalarda bakılan kayıtlar adli sicil ve soruşturma kayıtlarıdır; sağlık raporları değildir.

Kavgada karşı taraf darp raporu alırsa ne olur?

Her iki taraf hem şüpheli hem mağdur sıfatını taşır ve dosyalar çoğunlukla birleştirilerek yürütülür. Meşru savunma şartları varsa ceza verilmez; şartlar oluşmamışsa haksız tahrik indirimi gündeme gelir. Karşılıklı yaralamada iki tarafa da ceza verilmemesini öngören bir hüküm bulunmamaktadır.

Darp raporu olmadan uzaklaştırma alınır mı?

Alınır. 6284 sayılı Kanun m.8/3 uyarınca koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz. Talep hâkimden, mülki amirden veya kolluk biriminden yapılabilir.

Adli rapor kaç günde çıkar?

Basit yaralanmalarda rapor çoğunlukla muayene günü düzenlenir. Tedavi süreci devam eden, kırık veya kalıcı etki ihtimali bulunan olaylarda kesin rapor iyileşme tamamlandıktan sonra verilir ve süre dosyanın niteliğine göre değişir.

Darp raporu ile dava açmak mümkün mü?

Ceza davasını mağdur açmaz; şikâyet üzerine soruşturma yapan Cumhuriyet savcılığı iddianame düzenler. Mağdurun doğrudan açabileceği dava, maddi ve manevi tazminat istemli hukuk davasıdır ve rapor bu davada delil olarak kullanılır.

Bu metin genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Aktarılan kanun hükümleri ve uygulama zaman içinde değişebilir; her dosyanın koşulları kendine özgüdür. Kendi durumunuza ilişkin adım atmadan önce bir avukatla görüşmenizi öneririz. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.