Adli Sicil Arşiv Kaydını Kimler Görebilir? Kanuni Liste
Adli sicil arşiv kaydını kimler görebilir sorusu kanunda kapalı bir listeyle karşılanmıştır: 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu’nun 10. maddesi arşiv bilgilerini isteyebilecek olanları dört bent hâlinde sayar ve listede özel işveren yoktur. Arşiv kaydı, adlî sicil kaydından farklı olarak herkese açık bir belge değildir; erişimi kanunla sınırlanmış ikinci bir katmandır.
Bu ayrım, iş başvurularında istenen belgeyle kurumların resen yaptığı sorgulamanın neden farklı sonuç verdiğini de açıklar. İkisinin hukuki dayanağı ayrıdır ve kapsamları örtüşmez.
Bir Bakışta
- Görebilenler: kişinin kendisi ve vekili, soruşturma-kovuşturma kapsamında savcılık ve mahkemeler, yetkili seçim kurulları, özel kanunda hüküm varsa ilgili kamu kurumu.
- Göremeyenler: özel işverenler, kurum sıfatıyla talep eden şirketler, kişinin yakınları.
- Yakın kaydı: kanunda açık hüküm yoksa istenemez ve kimseyi haktan yoksun bırakmaya dayanak yapılamaz.
- Çocuklar: on sekiz yaşından küçüklerin kaydı yalnızca savcılık, hâkim veya mahkemece istenebilir.
- Gizlilik: kayıtlar gizlidir ve veriliş amacı dışında kullanılamaz.
Adli Sicil Arşiv Kaydını Kimler Görebilir?
Kanunun 10. maddesinin birinci fıkrasına göre arşiv bilgileri yalnızca şu dört grup tarafından istenebilir:
- Kullanılış amacı belirtilmek suretiyle kişinin kendisi veya vekâletnamede açıkça belirtilmiş olmak koşuluyla vekili,
- Bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim veya mahkemeler,
- Yetkili seçim kurulları,
- Özel kanunlarda gösterilen hâllerde ilgili kamu kurum ve kuruluşları.
Listenin üç özelliği vardır. Birincisi kapalıdır: burada sayılmayan hiç kimse arşiv bilgisini isteyemez. İkincisi, ikinci bentteki yetki koşulludur — savcılık veya mahkeme arşiv kaydını ancak bir soruşturma ya da kovuşturma kapsamında isteyebilir, merak veya genel inceleme amacıyla değil. Üçüncüsü, dördüncü bentteki kamu kurumu yetkisi kendiliğinden doğmaz; o kurumun kendi özel kanununda arşiv kaydının istenebileceğine dair bir hüküm bulunması gerekir.
Adlî sicil bilgileri bakımından liste daha geniştir. 7. madde, adlî sicil bilgilerinin kişiye veya vekiline ve kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına verilebileceğini söyler. Yani baro, tabip odası veya bir kamu kurumu adlî sicil bilgisine ulaşabilirken, aynı kolaylık arşiv bilgisi için geçerli değildir.
| Talep eden | Adlî sicil bilgisi | Arşiv bilgisi |
|---|---|---|
| Kişinin kendisi / vekili | Evet (m.7) | Evet (m.10) |
| Savcılık, hâkim, mahkeme | Evet | Soruşturma-kovuşturma kapsamında |
| Kamu kurumları | Evet (m.7) | Yalnızca özel kanunda hüküm varsa |
| Meslek kuruluşları (baro, oda) | Evet (m.7) | Kanunda ayrıca öngörülmedikçe hayır |
| Yetkili seçim kurulları | Evet | Evet |
| Özel şirket / işveren | Kurum sıfatıyla hayır | Hayır |
| Kişinin yakınları | Hayır | Hayır (m.10/2) |
İşveren Arşiv Kaydını Görebilir mi?
Özel bir şirket, kurum sıfatıyla arşiv kaydı talep edemez. Uygulamada karışıklık, işverenin kaydı doğrudan sorgulamasıyla adayın kendi belgesini ibraz etmesinin aynı şey sanılmasından doğar. İkincisinde bilgi kanundan değil, kişinin kendi başvurusundan gelir: aday belgeyi kendisi alır ve isterse verir.
Bunun iki sonucu vardır. Kişinin kendisi için aldığı belgede arşiv kaydı görünür; dolayısıyla ibraz edilen belge üzerinden işveren bu bilgiye fiilen ulaşabilir. Buna karşılık işveren, adayın haberi olmadan sistem üzerinden sorgulama yapamaz. Kamu kurumlarında ise durum farklıdır: özel kanununda hüküm bulunan kurum, işe alım sürecinde arşiv kaydını doğrudan isteyebilir. Kamu görevine girişte yapılan arşiv araştırmasının kapsamını güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yazımızda ayrıntılı olarak inceledik.
Adli Sicil Kaydı Olan İşe Girebilir mi?
Özel sektörde adlî sicil kaydının bulunması kanuni bir engel değildir. 4857 sayılı İş Kanunu, kaydı olan kişinin işe alınmasını yasaklayan bir hüküm içermez. İşveren, işin niteliği gerektiriyorsa belge isteyebilir; ancak bu talep ölçülü olmak ve işle bağlantılı bulunmak zorundadır.
Bazı mesleklerde ise engel doğrudan özel kanundan gelir. Özel güvenlik görevliliği, silah ruhsatı gerektiren işler, bankacılık ve finans alanındaki belirli görevler, avukatlık ve noterlik gibi meslekler kendi mevzuatlarında belirli suçlardan mahkûmiyeti engel sayar. Bu durumlarda belirleyici olan kaydın varlığı değil, mahkûmiyetin hangi suçtan verildiğidir.
Kamu görevine girişte ölçüt çok daha nettir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesi, kasten işlenen bir suçtan bir yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûmiyeti ve belirli katalog suçlardan mahkûmiyeti doğrudan engel sayar. Hangi cezanın memuriyeti kapattığını ceza mahkûmiyetinin memuriyete etkisi yazımızda madde madde ele aldık.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş dosyalarda tablo yine değişir; bu kararların iş hayatındaki yansımasını HAGB kararının sicile etkisi yazımızda değerlendirdik.
Adli Sicil Arşiv Kaydını Kimler Görebilir: Meslek ve Ruhsat Başvurularında Durum
Onuncu maddedeki dördüncü bent, kamu kurumlarının arşiv kaydına erişimini “özel kanunlarda gösterilen hâller” şartına bağlar. Bu şart, uygulamada başvuru türüne göre farklı sonuçlar doğurur. Kurum, kendi kanununda arşiv kaydının istenebileceği yazılıysa doğrudan sorgulayabilir; böyle bir hüküm yoksa yalnızca kişinin ibraz ettiği belgeyle yetinmek durumundadır.
| Başvuru türü | Kaydın rolü | Belirleyici olan |
|---|---|---|
| Memur alımı | Şart denetiminin dayanağı | Mahkûmiyetin 657 m.48 kapsamına girip girmediği |
| Özel güvenlik görevliliği | Kendi kanununda sayılan suçlar | Suçun türü; süre şartı aranmayan suçlar var |
| Silah ruhsatı | Ruhsat mevzuatındaki engel listesi | Mahkûmiyetin niteliği ve infaz durumu |
| Avukatlık, noterlik | Meslek kanunlarındaki engel | Katalog suçlar ve mahkûmiyet süresi |
| Özel sektör iş başvurusu | Kanuni engel yok | İşin niteliğiyle bağlantı ve ölçülülük |
Tablodaki ortak nokta şudur: hiçbir sütunda “kaydın varlığı” tek başına belirleyici değildir. Engel, kaydın kendisinden değil, kayda konu mahkûmiyetin ilgili kanunda nasıl nitelendiğinden doğar. Bu nedenle aynı kişinin bir başvuruda engelle karşılaşıp diğerinde karşılaşmaması olağandır.
Mahkûmiyetin doğurduğu hak yoksunluğu özel bir kanundan geliyorsa, bu yoksunluk yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluyla giderilebilir. Şartlarını ve sürecin nasıl işlediğini memnu hakların iadesi yazımızda ele aldık.
Arşiv Kaydı Sorgulaması ile Güvenlik Soruşturması Aynı Şey mi?
Hayır; ikisi ayrı hukuki işlemdir ve dayanakları farklıdır. Arşiv kaydının istenmesi 5352 sayılı Kanun’un 10. maddesine dayanır ve tek bir veri kaynağını sorgular. Güvenlik soruşturması ile arşiv araştırması ise ayrı bir kanunla düzenlenmiştir, kapsamı daha geniştir ve içinde adlî sicil verisi yalnızca bir kalem olarak yer alır.
Fark pratikte şuraya oturur: bir kurum arşiv araştırması yapmaya yetkiliyse, kişinin kaydını kendi mevzuatına dayanarak görebilir. Böyle bir yetkisi yoksa adli sicil arşiv kaydını kimler görebilir listesindeki sınır onun için de geçerlidir. Sürecin kapsamını, hangi verilerin incelendiğini ve olumsuz sonuçta izlenecek yolu güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması düzenlemesi yazımızda ayrıntılandırdık.
Kaydınızı Kimin Sorguladığını Öğrenebilir misiniz?
Kanun, kaydı kimin sorguladığına dair kişiye otomatik bir bildirim öngörmez. Buna karşılık kişisel verilerin korunmasına ilişkin genel mevzuat, ilgili kişiye verilerinin işlenip işlenmediğini öğrenme ve kime aktarıldığını sorma hakkı tanır. Bir kurumun kaydınızı yetkisiz biçimde sorguladığını düşünüyorsanız, önce o kuruma başvurmak gerekir.
Yakınının Kaydı İstenebilir mi?
Kanunun 10. maddesinin ikinci fıkrası, çoğu tartışmada gözden kaçan bir yasak getirir: kanunda açıkça belirtilmediği takdirde, kişi hakkında alınacak bir karar veya yapılacak bir işlemle ilgili olarak bir yakınının adlî sicil ve arşiv kayıtları istenemez; bu bilgiler kişiyi herhangi bir haktan yoksun bırakmak için dayanak olarak kullanılamaz.
Hüküm iki ayrı yasak içerir. Birincisi bilgiyi isteme yasağıdır. İkincisi, elde edilmiş olsa bile o bilgiyi sonuç bağlamada kullanma yasağıdır. İkinci yasak birincisinden daha geniştir: bilgi başka bir yoldan öğrenilmiş olsa dahi, kişinin bir hakkını sınırlamanın gerekçesi yapılamaz.
Fıkradaki “kanunda açıkça belirtilmediği takdirde” kaydı da önemlidir. Bazı özel kanunlar, belirli görevler bakımından yakınların durumunun değerlendirilmesine imkân tanıyabilir; böyle bir hüküm varsa yasak o alan bakımından uygulanmaz. Hüküm bulunmuyorsa hem talep hem de sonuç bağlama yasağı geçerlidir. Uygulamada tartışma çoğu zaman bu noktada düğümlenir: idarenin dayandığı özel kanunda gerçekten böyle bir yetki var mıdır, yoksa değerlendirme genel bir takdir yetkisine mi dayandırılmaktadır.
Kamu görevine alım süreçlerinde aile bireylerinin durumunun sonuca etkisi tartışılırken bu fıkra çoğu zaman hiç anılmaz. Oysa “kanunda açıkça belirtilmedikçe” kaydı, tartışmanın hukuki çerçevesini doğrudan belirler.
18 Yaş Altı Adli Sicil Kaydı Sorgulama
Kanunun 10. maddesinin üçüncü fıkrası, on sekiz yaşından küçüklerle ilgili adlî sicil ve arşiv kayıtlarının ancak soruşturma ve kovuşturma kapsamında değerlendirilmek üzere Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim veya mahkemelerce istenebileceğini söyler.
Bu, yetişkinlere göre çok daha dar bir çerçevedir. Yetişkinde kişinin kendisi ve vekili kaydı isteyebilirken, çocuklar bakımından bu bent tekrar edilmemiştir; kamu kurumları ve seçim kurulları da listede yer almaz. Fıkranın amacı, çocuğun geçmişteki bir fiilinin idari süreçlerde sürekli önüne çıkmasını engellemektir.
Bu koruma tek başına kalmaz. Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinin dördüncü fıkrası, fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış kişiler hakkında mahkûmiyete bağlı hak yoksunluklarının uygulanmayacağını belirtir. Kaydın görünmemesi ile hak yoksunluğunun doğmaması, çocuklar bakımından birbirini tamamlayan iki ayrı güvencedir.
18 Yaş Altı Adli Sicil Kaydı Nasıl Alınır
Uygulamada bu başlıkta iki farklı ihtiyaç birleşiyor. Birincisi, on sekiz yaşından küçük bir kişinin hakkında kayıt bulunup bulunmadığının öğrenilmesidir; kanun bunu yalnızca yargı mercilerine tanır ve veliye ayrı bir istem hakkı vermez. İkincisi, bir öğrencinin okul kaydı, burs veya staj başvurusunda kendisinden istenen adlî sicil belgesidir; bu belge kişinin kendi başvurusuyla alınan olağan adlî sicil kaydıdır ve arşiv bilgisini kapsamaz.
Ayrımı özetlemek gerekirse: çocuğun kaydını üçüncü bir kişi ya da kurum sorgulatamaz; buna karşılık kişiden kendi belgesini ibraz etmesinin istenmesi, kaydın sorgulanması anlamına gelmez.
Kayıtların Gizliliği ve Amaç Dışı Kullanım Yasağı
Kanunun 11. maddesi tek cümlede iki yükümlülük koyar: adlî sicil ve arşiv bilgileri gizlidir; bu bilgiler görevlilerce açıklanamaz ve kanuna göre kendisine bilgi verilen kişi, kurum ve kuruluşlarca veriliş amacı dışında kullanılamaz.
Amaç dışı kullanım yasağı, hem 7. hem 10. maddedeki taleplerde “kullanılış amacı belirtilmek suretiyle” ifadesinin neden yer aldığını açıklar. Bilgi bir amaç için istenir ve yalnızca o amaçla kullanılabilir. Bir iş başvurusu için verilen belgenin başka bir sürece dayanak yapılması ya da kurum içinde farklı bir amaçla dolaştırılması bu yasağa aykırıdır.
Sorgulama yetkisi de sınırlıdır. 13. maddeye göre soruşturma ve kovuşturma kapsamında mahkeme, hâkim ve Cumhuriyet başsavcılığı doğrudan; kolluk ve diğer kamu kurum ve kuruluşları ise Adalet Bakanının onayı ile sorgulama yapabilir. Aynı maddenin ikinci fıkrası, mevzuatın adlî sicil ve arşiv kaydı alınmasını öngördüğü hâllerde kurumların Adalet Bakanlığının belirleyeceği usul çerçevesinde sorgulama yapabileceğini, gerçek kişilerin de güvenli kimlik doğrulamasıyla kendi kayıtlarını sorgulayabileceğini düzenler.
Kanun metnine 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu bağlantısından ulaşabilirsiniz.
Hangi Kararlar Ayrı Bir Kayda Geçer?
Bazı kararlar ne adlî sicilde ne de arşivde olağan biçimde görünür. Kanunun 6. maddesi, kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet başsavcılığı tarafından istenmesi hâlinde verilmek üzere kaydedileceğini söyler.
Aynı maddenin ikinci fıkrası, karşılıksız yararlanma suçunda etkin pişmanlıktan yararlananlar hakkındaki kararların adlî sicilde bunlara mahsus bir sisteme kaydedileceğini, on beş yıl saklanacak bu kayıtların yalnızca soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak savcı veya mahkeme tarafından istenebileceğini düzenler.
Buna karşılık 5. madde bazı kararları tamamen kapsam dışında bırakır: disiplin suçlarına ve sırf askerî suçlara ilişkin mahkûmiyet hükümleri, disiplin veya tazyik hapsine ilişkin kararlar ve idarî para cezaları adlî sicile kaydedilmez. Bu kararların hangi süreyle saklandığı ve ne zaman tamamen silindiği konusunda arşiv kaydının silinme süreleri yazımıza bakabilirsiniz.
Bilgiyi Hangi Merci Verir?
Erişim yetkisi kadar, bilgiyi vermeye yetkili merciler de kanunda belirlenmiştir. Sekizinci maddeye göre adlî sicil bilgileri mahalli adlî sicillerde Cumhuriyet başsavcılıklarınca, kaymakamlıklarca, yurt dışında elçilik ve konsolosluklarca, merkezî adlî sicilde ise Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce verilir.
Yapının iki katmanlı olmasının sebebi ikinci ve üçüncü maddelerde açıklanır. Merkezî adlî sicil, kayıtların güncellenmesi, düzenlenmesi, düzeltilmesi ve mahalli adlî sicillere ulaştırılmasıyla görevlidir. Mahalli adlî sicil ise bulunduğu yerin bilgilerini sisteme girer, merkeze aktarır ve merkezden gelen bilgileri ilgili kişi ve kurumlara iletir.
Bu ayrımın pratik sonucu, düzeltme taleplerinde ortaya çıkar. Kaydın içeriğindeki bir hatanın giderilmesi merkezî adlî sicilin görev alanına girer; belgenin verilmesi ise mahalli birimden de yapılabilir. Yurt dışında yaşayan vatandaşlar için elçilik ve konsoloslukların yetkili sayılması da aynı yapının parçasıdır.
Kayıtların hangi hükümleri kapsadığı da ayrı bir konudur. Dördüncü madde yalnızca kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin kaydedileceğini belirtir; koşullu salıverilme kararı, denetim süresinin uzatılması, cezanın infazının tamamlandığı hususu ve belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin kararlar da bu kapsamdadır. Yani kayıt yalnızca “ceza aldı” bilgisini değil, o cezanın infaz seyrini de taşır.
Belgede Neyin Göründüğü: Üç Farklı Çıktı
Adli sicil arşiv kaydını kimler görebilir sorusunun pratikteki karşılığı, çoğu zaman elde tutulan belgenin ne söylediğidir. Üç tipik çıktı vardır ve üçü farklı anlama gelir.
- “Adlî sicil kaydı yoktur, arşiv kaydı yoktur”: kişi hakkında kaydedilmiş kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunmuyor ya da kayıtlar tamamen silinmiş.
- “Adlî sicil kaydı yoktur, arşiv kaydı vardır”: mahkûmiyet var, infaz aşaması tamamlanmış ve kayıt arşive taşınmış. Olağan sorgulamalarda görünmez; kanunda sayılan mercilerce görülebilir.
- “Adlî sicil kaydı vardır”: mahkûmiyet kaydı hâlen adlî sicilde. İnfaz tamamlanmamış ya da arşive alınma şartı henüz oluşmamış olabilir.
Belgenin hangi amaçla alındığı da içeriği etkiler. Talep sırasında kullanım amacının belirtilmesi kanuni bir zorunluluktur ve verilecek bilginin kapsamını belirler; bu yüzden aynı kişi için farklı amaçlarla alınan iki belge birebir aynı satırları taşımayabilir.
Kaydın hangi aşamada olduğunu ve ne zaman tamamen silineceğini hesaplamak isterseniz, sürelerin nasıl işlediğini arşiv kaydının silinme süreleri yazımızda tablo hâlinde verdik.
Kaydınız Yetkisiz Biçimde Kullanıldıysa
Arşiv kaydının kanunda sayılmayan bir merci tarafından istenmesi, bir yakının kaydına dayanılarak işlem yapılması ya da belgenin veriliş amacı dışında kullanılması hukuka aykırıdır. Böyle bir durumda hangi yolun izleneceği, işlemi yapanın kamu kurumu mu özel bir işveren mi olduğuna ve zararın niteliğine göre değişir; süreler de buna göre işler. Somut bir olayda hangi başvurunun sonuç getireceğini değerlendirmek için ceza hukuku alanındaki çalışmalarımıza göz atabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Arşiv kaydı e-Devlet’te herkese görünür mü?
Kişi yalnızca kendi kaydını sorgulayabilir. E-Devlet üzerinden yapılan sorgulama, 13. maddenin ikinci fıkrasındaki güvenli kimlik doğrulamasıyla kendi kaydına erişim imkânının uygulamasıdır.
Avukat müvekkilinin arşiv kaydını alabilir mi?
Alabilir; ancak vekâletnamede bu yetkinin açıkça belirtilmiş olması gerekir. Genel vekâletname tek başına yeterli sayılmaz.
Seçim kurulları neden arşiv kaydını isteyebiliyor?
Anayasa’nın 76. maddesi belirli mahkûmiyetleri seçilme engeli sayar. Arşiv kaydı, bu engelin bulunup bulunmadığını gösteren kayıt olduğu için yetkili seçim kurulları listede ayrıca sayılmıştır.
Kolluk arşiv kaydını doğrudan sorgulayabilir mi?
Hayır. Kolluk ve diğer kamu kurumları sorgulamayı ancak Adalet Bakanının onayıyla yapabilir; doğrudan sorgulama yetkisi mahkeme, hâkim ve Cumhuriyet başsavcılığına aittir.
Adlî sicil belgesi ile arşiv kaydı aynı belgede mi çıkar?
Kişinin kendisi için aldığı belgede iki bilgi de yer alır; belge üzerinde “adlî sicil kaydı” ve “adlî sicil arşiv kaydı” satırları ayrı ayrı görünür.
Yurt dışındaki bir kurum arşiv kaydımı isteyebilir mi?
Yabancı devletler tarafından istenilen adlî sicil bilgileri mütekabiliyet esasına göre verilir. Vize veya oturum başvurularında ise belge çoğunlukla kişinin kendisinden istenir.
İşveren belgeyi saklayabilir mi?
Belge ancak veriliş amacıyla sınırlı olarak kullanılabilir. Amaç ortadan kalktıktan sonra saklanması ve başka süreçlerde kullanılması 11. maddedeki amaç dışı kullanım yasağıyla bağdaşmaz.
Kaydı olan kişi kamu kurumunda işçi olarak çalışabilir mi?
Memur kadrosu ile işçi statüsünün şartları aynı değildir. İşçi alımlarında engel, ilgili mevzuatta ve ilanın şartlarında belirlenir; 657 sayılı Kanun’un 48. maddesindeki ölçütler doğrudan uygulanmaz.
Kayıt silinince kimler görebilir listesi değişir mi?
Kayıt tamamen silindiğinde görüntülenecek bir bilgi kalmaz. Silinmeden önceki aşamada ise erişim, 10. maddedeki listeyle sınırlı olmaya devam eder.
Adli sicil arşiv kaydını kimler görebilir sorusunda vekilin yetkisi nereye kadar?
Vekil, yetkisi vekâletnamede açıkça yazılıysa müvekkilinin arşiv kaydını isteyebilir. Bu yetki müvekkille sınırlıdır; üçüncü kişilerin kaydı için kullanılamaz.
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı belgede görünür mü?
Bu kararlar olağan belgede yer almaz. Yalnızca bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet başsavcılığınca istenmesi hâlinde verilmek üzere kaydedilir.
Sürücü belgesi işlemlerinde arşiv kaydı sorgulanır mı?
Sorgulama yetkisi, işlemi yapan kurumun kendi kanununda böyle bir hüküm bulunmasına bağlıdır. Ayrıca belirli suçlarda mahkeme, sürücü belgesinin geri alınmasına ayrıca karar verebilir; bu karar da adlî sicile kaydedilir.
Belgeyi kaymakamlıktan almak ile e-Devletten almak arasında fark var mı?
Belgenin içeriği bakımından fark yoktur; her ikisi de aynı merkezî kayıttan üretilir. Fark yalnızca başvuru yöntemindedir. Kaymakamlıklar ve Cumhuriyet başsavcılıkları kanunda belgeyi vermeye yetkili merciler arasında sayılmıştır; yurt dışında bu yetki elçilik ve konsolosluklara aittir.
Kaydın içeriğinde hata varsa kime başvurulur?
Kayıtların güncellenmesi, düzenlenmesi ve düzeltilmesi merkezî adlî sicilin görevidir. Bu nedenle düzeltme talepleri Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne yöneltilir; talep mahalli birim aracılığıyla da iletilebilir.
Buradaki açıklamalar yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olaya ilişkin hukuki danışmanlık yerine geçmez. Adlî sicil mevzuatı ile kurumların özel kanunları değişebildiğinden, bir başvuru veya işlem öncesinde güncel durumun ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.