Aile Hukuku

Polis Uzaklaştırma Kararı Verebilir mi? Kolluk, Mülki Amir ve Hâkim Yetkisi

Polis Uzaklaştırma Kararı Verebilir mi? Kolluk, Mülki Amir ve Hâkim Yetkisi

Polis uzaklaştırma kararı verebilir mi konusunda 6284 sayılı Kanun ikili bir ayrım yapar: karakoldaki memur kendi başına bir tedbir kararı veremez, ancak kolluk amiri gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kanunda tek tek sayılmış birkaç tedbiri geçici olarak uygulayabilir. Bu geçici karar kendi başına ayakta durmaz; evrak ilk iş günü içinde hâkimin ya da mülki amirin onayına sunulur ve onay gelmezse tedbir kendiliğinden kalkar.

Makale İçeriği

Uygulamada en çok karıştırılan nokta budur: şiddet mağduru karakola başvurduğunda eline verilen belge çoğu zaman hâkim kararı değil, kolluk amirinin aldığı geçici tedbirdir. Hangi tedbirin kim tarafından verilebileceği, onayın kaç saat içinde gelmesi gerektiği ve kararın karşı tarafa nasıl ulaştırıldığı aşağıda kanun maddeleriyle ayrı ayrı ele alınmıştır.

Kısaca

Polis uzaklaştırma kararı verebilir mi tartışması, 6284 sayılı Kanun’un yetkiyi üç mercie dağıtmasından doğar; kanun kolluğun yetkisini hem tedbir türü hem de süre bakımından sınırlar.

  • Polis memuru değil, kolluk amiri: yetki kolluk amirine aittir, her görevliye değil.
  • İki ayrı onay süresi: mülki amir onayı 48 saat, hâkim onayı 24 saattir.
  • Onay gelmezse: tedbir kendiliğinden kalkar, ayrıca bir karara gerek kalmaz.
  • Delil şartı: koruyucu tedbir için şiddetin uygulandığına dair delil veya belge aranmaz.
  • Masraf: başvurudan icraya kadar harç, posta gideri ve benzeri hiçbir ad altında masraf alınmaz.

Polis Uzaklaştırma Kararı Verebilir mi?

Kanun, tedbir kararını üç mercie bağlar: aile mahkemesi hâkimi, mülki amir ve sınırlı hâllerde kolluk amiri. 6284 sayılı Kanun’un 2. maddesinde tedbir kararı, “hâkim, kolluk görevlileri ve mülkî amirler tarafından, istem üzerine veya resen verilecek tedbir kararları” olarak tanımlanır. Yani kolluğun karar verme yetkisi kanunun tanımında zaten vardır; tartışma bu yetkinin var olup olmadığında değil, hangi tedbirlerle ve ne kadar süreyle sınırlı olduğundadır.

Kolluğun yetkisi iki ayrı maddede, iki ayrı liste hâlinde düzenlenmiştir. Koruyucu tedbirlerde 3. maddenin ikinci fıkrası, önleyici tedbirlerde 5. maddenin ikinci fıkrası devreye girer. Her iki fıkra da aynı ön şartı arar: gecikmesinde sakınca bulunan hâl. Şiddet tehlikesi hâkimin ya da mülki amirin karar vermesini bekleyecek kadar uzak değilse, kolluk amiri kanunda sayılan tedbirleri derhâl uygular.

Buradaki özne önemlidir. Kanun “kolluk görevlisi” değil, “ilgili kolluk amirleri” ifadesini kullanır. Karakolda ifade alan memurun kendi inisiyatifiyle uzaklaştırma uygulaması hukuken mümkün değildir; karar amir düzeyinde alınır ve tutanağa bağlanır. Bu ayrım, hakkında tedbir uygulanan kişinin sonradan itiraz ederken de işine yarar, çünkü kararın kim tarafından alındığı evrakın üzerinde yazar.

Kolluk Amiri Hangi Tedbirleri Alabilir, Hangilerini Alamaz?

Kolluk amirinin yetkisi kapalı bir listedir; kanunda sayılmayan bir tedbiri uygulayamaz. Koruyucu tedbirler bakımından yalnızca iki kalem söz konusudur: uygun barınma yeri sağlanması ve hayatî tehlike hâlinde geçici koruma altına alınması. Geçici maddi yardım, rehberlik ve danışmanlık hizmeti ya da kreş imkânı gibi tedbirler mülki amirin yetkisindedir; kolluk bunlara karar veremez.

Önleyici tedbirlerde liste biraz daha geniştir. Kolluk amiri; şiddet tehdidi, hakaret ve aşağılama içeren söz ve davranışlarda bulunulmamasına, müşterek konuttan derhâl uzaklaştırılmasına, korunan kişiye ve bu kişinin konutuna, okuluna, işyerine yaklaşılmamasına ve gerekli görülürse yakınlarına, tanıklarına ve çocuklarına yaklaşılmamasına karar verebilir. Halk arasında “uzaklaştırma” denen tedbir tam olarak bu listenin içindedir.

Listenin dışında kalanlar ise doğrudan hâkime aittir. Silahların kolluğa teslimi, iletişim araçlarıyla rahatsız etmenin yasaklanması, alkol veya uyuşturucu madde kullanımına ilişkin tedbirler, sağlık kuruluşuna başvurma ve tedavi yükümlülüğü, çocuklarla kişisel ilişkinin sınırlanması ya da kaldırılması ve teknik araç ve yöntemlerle takip yalnızca hâkim kararıyla mümkündür.

MerciVerebileceği tedbirlerOnay zinciri
Aile mahkemesi hâkimiKoruyucu ve önleyici tedbirlerin tamamı, velayet, kayyım, nafaka, kişisel ilişkiOnaya tabi değil
Mülki amir (vali / kaymakam)Barınma, geçici maddi yardım, rehberlik ve danışmanlık, geçici koruma, kreş imkânıOnaya tabi değil
Kolluk amiri — koruyucuBarınma yeri sağlanması, geçici koruma altına alınmasıMülki amir onayı: 48 saat
Kolluk amiri — önleyiciTehdit ve hakaretin yasaklanması, konuttan uzaklaştırma, yaklaşmama, yakınlara yaklaşmamaHâkim onayı: 24 saat

Gecikmesinde Sakınca Bulunan Hâl Ne Demektir?

Gecikmesinde sakınca bulunan hâl, tedbirin hâkim ya da mülki amir kararı beklenirse anlamını yitireceği durumu anlatır. Kanun bu kavramı tanımlamaz; takdiri somut olaya bakan kolluk amirine bırakır. Ölçüt, şiddetin gerçekleşmiş olması değil, gerçekleşme tehlikesinin yakın olmasıdır. Nitekim kanun tedbir kararının, amacı tehlikeye sokacak şekilde geciktirilemeyeceğini ayrıca söyler.

Pratikte bu şart, mesai saatleri dışında yapılan başvurularda karşımıza çıkar. Gece yarısı karakola gelen bir başvuruda aile mahkemesinden karar almak fiilen mümkün olmayabilir; işte kolluk amirinin yetkisi tam bu boşluğu doldurmak için vardır. Sabah adliyenin açılmasıyla dosya hâkime gider ve nihai kararı hâkim verir.

Şartın bulunmadığı hâllerde ise doğrudan aile mahkemesine veya mülki amire başvurulur. Kanun başvuru için kolaylık ilkesi getirmiştir: tedbir kararları en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülki amirden ya da kolluk biriminden talep edilebilir. Yani başvurucunun yetkili mahkemeyi araştırma yükü yoktur.

Kolluğun Verdiği Karar Kaç Saatte Onaya Sunulur?

Kolluk amiri, aldığı tedbir kararına ilişkin evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk iş günü içinde onaya sunar. Bu süre her iki tedbir türü için de aynıdır: koruyucu tedbirde evrak mülki amire, önleyici tedbirde hâkime gider. Süre saat cinsinden değil, iş günü cinsinden ifade edilmiştir; cuma akşamı alınan bir tedbirde evrakın pazartesi sunulması kanuna aykırılık oluşturmaz.

Rakip kaynaklarda en sık yapılan hata, bu sunma süresi ile onay süresinin birbirine karıştırılmasıdır. İkisi ayrı sürelerdir ve ayrı mercileri bağlar: ilk iş günü kolluğu, 24 ya da 48 saat onay makamını bağlar. Onay süresi, evrakın onay makamına ulaşmasıyla işlemeye başlar.

Bu ayrımın pratik sonucu şudur: tedbir kararı, onay beklenirken de yürürlüktedir. Hakkında karar verilen kişi “henüz hâkim onaylamadı” diyerek konuta dönemez; onaylanmama hâli ancak süre dolduğunda sonuç doğurur.

Hâkim 24 Saat İçinde Onaylamazsa Ne Olur?

Önleyici tedbirlerde hâkim tarafından yirmi dört saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar. Koruyucu tedbirlerde ise süre daha uzundur: mülki amir tarafından kırk sekiz saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar. Bu iki sürenin farklı olması tesadüf değildir; önleyici tedbirler doğrudan şiddet uygulayanın hak ve özgürlüklerini kısıtladığı için kanun daha kısa bir denetim süresi öngörmüştür.

“Kendiliğinden kalkar” ifadesi, ayrıca bir kaldırma kararına gerek olmadığı anlamına gelir. Süre dolduğunda tedbir hukuken sona erer; kimsenin başvurusuna, mahkemeden karar alınmasına ya da tebligata gerek yoktur. Buna karşılık tedbirin uygulandığı dönem geçerlidir — süre dolmadan önce yapılan ihlal, tedbir sonradan kalksa bile hukuka aykırılığını korur.

Onay verilmemesi, korunan kişinin haklarının bittiği anlamına da gelmez. Kolluk kararının kalkması yalnızca o geçici tedbiri ortadan kaldırır; korunan kişi doğrudan aile mahkemesine başvurarak yeniden tedbir talep edebilir. Şiddet tehlikesi devam ettiği sürece yeni başvuru yapılmasının önünde bir engel yoktur.

Uzaklaştırma Kararını Kim İster, Kim Verir?

Talep edebilenlerle karar verebilenler farklı gruplardır ve bu ayrım sıkça karıştırılır. Kanuna göre tedbir kararı; ilgilinin talebi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, kolluk görevlileri ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine verilir. Savcının ya da Bakanlığın burada rolü talep etmektir; tedbir kararının kendisini vermezler.

Karar verme yetkisi ise yukarıdaki tabloda gösterilen üç mercie aittir. Bir başka deyişle savcılığa yapılan başvuru boşa gitmez, ancak savcılık talebi aile mahkemesine yönlendirir. Aynı şekilde şiddet önleme ve izleme merkezleri de gerekli hâllerde tedbir kararı alınması için başvuruda bulunabilir.

Tedbir kararı yalnızca talep üzerine verilmez; kanun resen karar verilmesine de imkân tanır. Hâkim, önüne gelen bir boşanma dosyasında şiddet riski görürse, ayrıca talep olmasa da tedbire hükmedebilir. Kanun ayrıca şiddet uygulayan aynı zamanda ailenin geçimini sağlıyorsa, talep edilmese dahi tedbir nafakasına hükmedilebileceğini söyler.

Karakola Başvurulduğunda Süreç Nasıl İşler?

Başvuru sözlü olarak yapılabilir; kanun yazılı dilekçe şartı aramaz. Şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin varlığı hâlinde herkes durumu resmi makam ve mercilere ihbar edebilir. İhbarı alan kamu görevlileri, kanundaki görevlerini gecikmeksizin yerine getirmek ve gereken diğer tedbirler için yetkilileri haberdar etmekle yükümlüdür.

Karakolda önce olay tutanağa bağlanır. Gecikmesinde sakınca bulunan bir hâl varsa kolluk amiri kendi yetkisindeki tedbirleri uygular ve evrakı onaya gönderir. Böyle bir hâl yoksa başvuru aile mahkemesine iletilir. Korunan kişi kollukta bulunuyorsa, kolluk birimleri kişiyi Bakanlığın il veya ilçe müdürlüklerine ivedilikle ulaştırır; bu mümkün değilse kendisine ve beraberindekilere geçici barınma imkânı sağlanır.

Kişisel eşyalar da sürecin parçasıdır. Talep hâlinde ilgililere kişisel eşya ve belgelerinin kolluk marifetiyle teslimi sağlanır. Bu, konuttan ayrılmak zorunda kalan tarafın kimlik, ilaç ve çocuk eşyası gibi zorunlu ihtiyaçlarına ulaşmasını güvence altına alır.

Tedbirin Kapsamı: Konut, İşyeri, Okul ve İletişim

Uzaklaştırma tek bir yasak değil, birbirini tamamlayan yasaklar bütünüdür. Kanun önleyici tedbirler arasında müşterek konuttan uzaklaştırmayı, korunan kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmamayı ve gerekli görülürse korunan kişinin yakınlarına, tanıklarına ve çocuklarına yaklaşmamayı ayrı ayrı sayar. Kararda hangilerine hükmedildiği tek tek yazılır.

Kanunda metre cinsinden bir mesafe belirlenmemiştir; mesafeyi hâkim somut olaya göre kararında gösterir. Buna karşılık fiziksel yaklaşma dışındaki temas biçimleri de kapsam içindedir: korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmeme ayrı bir tedbir olarak düzenlenmiştir. Mesaj, arama ve sosyal medya üzerinden kurulan temas bu tedbirin kapsamına girer.

Kapsamın genişliği, polis uzaklaştırma kararı verebilir mi sorusunun neden ikili bir cevabı olduğunu da açıklar: kolluk amiri konuttan uzaklaştırma ve yaklaşmama tedbirlerini uygulayabilirken, iletişim yasağı, silahların teslimi ve tedavi yükümlülüğü gibi tedbirler hâkim kararını gerektirir. Rahatsız etmenin ayrıca kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu oluşturması da mümkündür.

Uzaklaştırma Kararı Karşı Tarafa Nasıl Bildirilir?

Tedbir kararı, korunan kişiye ve şiddet uygulayana tefhim veya tebliğ edilir. Tefhim, kararın yüze karşı sözlü olarak bildirilmesidir; tebliğ ise yazılı bildirimdir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ilgili kolluk birimi tarafından verilen tedbir kararı, şiddet uygulayana bir tutanakla derhâl tebliğ edilir. Yani kolluk kararında posta yoluyla tebligat beklenmez.

Bildirim sırasında kanunun aradığı bir ihtar da yapılır: tefhim ve tebliğ işlemlerinde, karara aykırılık hâlinde zorlama hapsinin uygulanacağı ihtarı yer alır. Bu ihtar biçimsel bir ayrıntı değildir; hakkında tedbir uygulanan kişinin ihlalin sonucunu bilerek hareket etmesini sağlar.

Talebin reddi hâlinde bildirim tek yönlüdür. Tedbir talebinin reddine ilişkin karar sadece korunan kişiye tebliğ edilir; hakkında talepte bulunulan kişiye bildirilmez. Kararlar ayrıca Bakanlığın il ve ilçe müdürlükleri ile kararın niteliğine göre Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa en seri vasıtalarla bildirilir.

Karar Tebliğ Edilmezse Uygulanmaz mı?

Kanun bu soruya açık bir hükümle cevap verir: tedbir kararının ilgililere tefhim veya tebliğ edilmemesi, kararın uygulanmasına engel teşkil etmez. Dolayısıyla “bana tebliğ edilmedi, bu yüzden bağlayıcı değil” savunması kanun metniyle bağdaşmaz. Karar, tebligat tamamlanmadan da yürürlüktedir ve kolluk uygulamakla görevlidir.

Bu hüküm, tebligatın kaçırılmasıyla korumanın işlevsiz bırakılmasını önlemek için konmuştur. Aksi hâlde adresinde bulunmayan bir kişi tebligatı almadığı sürece tedbir hiç uygulanamaz duruma gelirdi. Kanun koyucu, koruma amacını tebligat usulünün önüne almıştır.

Tebliğin bir başka işlevi süre bakımındandır: itiraz süresi tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar. Yani tebligat yapılmamışsa karar uygulanır ama itiraz süresi de henüz başlamamış olur. İtirazın süresi, mercii ve sonrasında ne olduğu uzaklaştırma kararından sonraki süreci anlatan yazımızda ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Uzaklaştırma Kararı İçin Delil Gerekir mi?

Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz. Kanunun bu hükmü açıktır ve uygulamada en çok yanlış bilinen noktalardan biridir. Darp raporu, tanık beyanı ya da mesaj kaydı olmadan da koruyucu tedbir istenebilir; beyanın kendisi başvuru için yeterlidir.

Önleyici tedbirler bakımından kanun delil şartı getirmez, bunun yerine hız şartı koyar: önleyici tedbir kararı geciktirilmeksizin verilir ve kararın verilmesi, kanunun amacını tehlikeye sokabilecek şekilde geciktirilemez. Uygulamada hâkimin dosyadaki beyan ve tutanaklarla yetinerek karar vermesinin dayanağı budur.

Delil aranmaması, delilin işe yaramadığı anlamına gelmez. Tedbirin süresi, kapsamı ve daha sonra uzatılıp uzatılmayacağı değerlendirilirken dosyadaki belgeler ağırlık taşır. HTS kayıtları, mesaj dökümleri ve sağlık raporları bu aşamada dosyanın gücünü artırır.

Uzaklaştırma Kararı Almak Ücretli mi?

6284 kapsamındaki başvurular ile verilen kararların icra ve infazı için yapılan işlemlerden yargılama gideri, harç, posta gideri ve benzeri hiçbir ad altında masraf alınmaz. Bu muafiyet yalnızca başvuru aşamasını değil, kararın uygulanması aşamasını da kapsar. Mahkeme veznesine yatırılacak bir gider avansı söz konusu değildir.

Kanunun 17. maddesi uyarınca yapılan geçici maddi yardım ödemeleri de gelir vergisi ile veraset ve intikal vergisinden istisnadır; bu ödemeler için düzenlenen kâğıtlar damga vergisine tabi değildir. Ödenen tutarlar ise şiddet uygulayandan tahsil edilir.

Avukatla temsil zorunlu değildir; başvuru bizzat yapılabilir. Buna karşılık tedbirin kapsamının doğru belirlenmesi, uzatma ve itiraz sürelerinin takibi teknik konulardır. Vekalet ücretinin nasıl belirlendiğini ayrı bir yazımızda inceledik.

Jandarma Bölgesinde ve E-Devlette Durum Nedir?

Kanun “kolluk” kavramını kullanır; bu kavram polisi de jandarmayı da kapsar. Dolayısıyla jandarma sorumluluk bölgesinde jandarma amiri, polis bölgesinde polis amiri aynı yetkiye sahiptir. Başvurunun hangi kolluk birimine yapıldığı, tedbirin türünü ya da süresini değiştirmez.

Kolluk görevlerinin kim tarafından yerine getirileceği de kanunda belirlenmiştir: bu hizmetler, çocuk ve kadının insan hakları ile kadın erkek eşitliği konusunda eğitim almış ve ilgili kolluk birimlerince belirlenmiş personel tarafından yürütülür.

E-Devlet üzerinden tedbir kararı alınmasına ilişkin kanunda bir düzenleme yoktur. Başvuru; kolluk birimine, mülki amirliğe ya da aile mahkemesine yapılır. Hakkında karar bulunup bulunmadığı ise ilgili kolluk birimi ya da mahkeme kalemi üzerinden öğrenilebilir. Kanun ayrıca gerekli hâllerde korunan kişinin kimlik ve adres bilgilerinin tüm resmi kayıtlarda gizli tutulmasına karar verilebileceğini düzenler.

Kolluk Kararının Ardından Kim İtiraz Edebilir?

Kanun hükümlerine göre verilen kararlara karşı, tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ilgililer tarafından aile mahkemesine itiraz edilebilir. Bu süre kolluk amirinin verdiği tedbirler için de geçerlidir; itiraz yolu yalnızca hâkim kararlarına özgü değildir.

İtiraz hakkı çift yönlüdür. Hakkında tedbir uygulanan kişi kararın kaldırılmasını isteyebileceği gibi, talebi reddedilen korunan kişi de ret kararına itiraz edebilir. Kanun “ilgililer” diyerek her iki tarafı da kapsamıştır.

İtirazın hangi mahkemeye gideceği, ne kadar sürede sonuçlandığı ve verilen kararın kesin olup olmadığı ayrı bir usul meselesidir; bu konuda uygulamada yaygın bir yanlış bilgi de dolaşmaktadır. Tedbirin süresi, uzatılması ve süre dolduğunda ne olacağı ise uzatma talebini ele aldığımız yazıda ayrıntılı olarak açıklanmıştır.

Kanunun tam metni için: 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun

Şiddet Tehlikesinde Doğru Başvuru Sırasını Kurmak

Polis uzaklaştırma kararı verebilir mi tartışmasının pratik karşılığı, kararın ayakta kalıp kalmayacağıdır; bu da çoğu zaman başvurunun doğru mercie ve doğru kapsamla yapılmasına bağlıdır. Kolluk kararıyla yetinilip aile mahkemesi aşaması takip edilmediğinde, onay süresi dolduğu anda koruma boşluğa düşebilir. Aynı şekilde talep edilen tedbirlerin dar tutulması, ihlal iddiasında bulunulmasını da zorlaştırır.

Şiddet ya da şiddet tehlikesi içeren bir dosyada tedbir talebinin kapsamını belirlemek, onay ve itiraz sürelerini takip etmek ve gerektiğinde boşanma davasıyla birlikte yürütmek için Ankara boşanma avukatı sayfamızdaki çalışma alanlarına göz atabilirsiniz.

Tedbir kararının bir başka boyutu da devam eden aile hukuku dosyalarına etkisidir. Velayet, kişisel ilişki ve nafaka talepleri tedbir kararıyla birlikte değerlendirilebilir; hâkim bu konularda da karar vermeye yetkilidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Polis uzaklaştırma kararı verebilir mi?

Polis memuru kendi başına veremez; yetki kolluk amirine aittir. Kolluk amiri gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kanunda sayılan tedbirleri uygular ve evrakı ilk iş günü içinde hâkimin ya da mülki amirin onayına sunar.

Jandarma uzaklaştırma kararı verebilir mi?

Evet. Kanun “kolluk” kavramını kullandığı için jandarma sorumluluk bölgesinde jandarma amiri de aynı yetkiye sahiptir. Yetkinin kapsamı ve onay süreleri polis bakımından olduğu gibidir.

Kolluğun verdiği uzaklaştırma kararı kaç saatte hâkim onayına sunulur?

Evrak, kararın alındığı tarihi takip eden ilk iş günü içinde onaya sunulur. Bu süre kolluğu bağlayan sunma süresidir; onay makamının kararı ise ayrı bir süreye tabidir.

Hâkim onaylamazsa kolluk kararı ne olur?

Önleyici tedbirlerde hâkim tarafından yirmi dört saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar. Ayrıca bir kaldırma kararına ya da tebligata gerek yoktur.

Mülki amirin onay süresi kaç saattir?

Koruyucu tedbirlerde mülki amir tarafından kırk sekiz saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar. Önleyici tedbirlerdeki yirmi dört saatlik süre ile karıştırılmamalıdır.

Kaymakamlık uzaklaştırma kararı verebilir mi?

Mülki amir olarak kaymakam koruyucu tedbir kararı verebilir: barınma yeri sağlanması, geçici maddi yardım, rehberlik ve danışmanlık, geçici koruma ve kreş imkânı. Konuttan uzaklaştırma gibi önleyici tedbirler ise hâkimin yetkisindedir.

Uzaklaştırma kararı karşı tarafa nasıl bildirilir?

Karar korunan kişiye ve şiddet uygulayana tefhim veya tebliğ edilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kolluk kararı, şiddet uygulayana bir tutanakla derhâl tebliğ edilir ve aykırılık hâlinde zorlama hapsi uygulanacağı ihtar edilir.

Uzaklaştırma kararı tebliğ edilmezse geçersiz mi olur?

Hayır. Kanun, kararın tefhim veya tebliğ edilmemesinin uygulanmasına engel teşkil etmeyeceğini açıkça düzenler. Tebligat yalnızca itiraz süresinin başlangıcı bakımından önem taşır.

Uzaklaştırma kararı için delil gerekir mi?

Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz. Önleyici tedbir kararı ise geciktirilmeksizin verilir; kanun burada da delil şartı öngörmez.

Uzaklaştırma kararı için tanık gerekir mi?

Tanık gösterilmesi zorunlu değildir. Beyan tek başına başvuru için yeterlidir; tanık ve belgeler tedbirin kapsamı ile süresinin belirlenmesinde etkili olabilir.

Uzaklaştırma kararı ücretli mi, masraf var mı?

Başvurulardan ve kararların icra ile infazı için yapılan işlemlerden harç, posta gideri ve benzeri hiçbir ad altında masraf alınmaz. Gider avansı da istenmez.

Uzaklaştırma kararı e-Devletten alınır mı?

Kanunda e-Devlet üzerinden tedbir kararı alınmasına ilişkin bir düzenleme yoktur. Başvuru kolluk birimine, mülki amirliğe ya da aile mahkemesine yapılır.

Sevgiliye ya da komşuya uzaklaştırma kararı alınabilir mi?

Kanunun koruma kapsamı yalnızca eşleri değil; kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişileri kapsar. Aynı haneyi paylaşmayan kişiler arasındaki ev içi şiddet de kanun kapsamındadır.

Uzaklaştırma kararı varken çocuklarla görüşme nasıl olur?

Daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kararı varsa hâkim, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılmasına, sınırlanmasına ya da tümüyle kaldırılmasına karar verebilir. Bu konuda karar verme yetkisi kolluğa değil hâkime aittir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre sonuçlar değişebilir ve mevzuat güncellenebilir. Tedbir başvurusu yapmadan veya karara itiraz etmeden önce bir avukata danışmanız yerinde olur. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.