handan sayan ozgul

Maddi Hasarlı Trafik Kazalarında Ceza Zaman Aşımının Uygulanması

Maddi Hasarlı Trafik Kazalarında Ceza Zaman Aşımının Uygulanması

maddi hasarli trafik kazalarinda ceza zaman asimi

Maddi hasarlı trafik kazalarında ceza zamanaşımının uygulanıp uygulanmaması gereği hukukumuzda halen tartışılmakta olan bir konudur. Bizce açık olarak; maddi hasarlı trafik kazalarında aynı zamanda yaralama, ölüm gibi durumlar söz konusu ise maddi hasara ilişkin tazminat taleplerine uzamış zaman aşımı süreleri uygulanmalıdır. 

Trafik Kazalarından Kaynaklı Tazminat Davalarında Zaman Aşımı 

 

Trafik kazaları sonucu ortaya çıkan tazminat taleplerinde zaman aşımı sürelerinin nasıl işlediğini incelemekteyiz. Hukukumuzda bu süreler, kazanın sonuçlarına göre farklılık göstermektedir.

Sadece Maddi Hasar Durumunda: Eğer meydana gelen trafik kazası neticesinde yalnızca araçlarda veya diğer eşyalarda maddi hasar oluşmuşsa ve herhangi bir bedensel zarar (yaralanma veya ölüm) söz konusu değilse, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/1. maddesi gereğince uygulanacak olan zamanaşımı süresi 2 yıl olarak belirlenmiştir. Bu süre zarfında maddi zararların tazmini için talepte bulunulması gerekmektedir.

Bedensel Zarar Durumunda (Yaralanma veya Ölüm): Trafik kazasının sonucunda yaralanma veya ölüm gibi bedensel zararlar da meydana gelmişse, zamanaşımı süresi farklı bir kurala tabi olmaktadır. Bu durumda, tazminat talebinin temelini oluşturan eylem aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında bir suç teşkil ettiğinden, Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/2. maddesi devreye girmektedir. Bu madde uyarınca, ilgili suç için ceza hukukunda öngörülen ve genellikle daha uzun olan uzamış ceza zamanaşımı süreleri uygulanmaktadır. Dolayısıyla, bedensel zararların da bulunduğu kazalarda, tazminat hakkının tabi olduğu zamanaşımı süresi ceza davası zamanaşımı süresi olacaktır.

Zaman Aşımında Problemler

Uygulamada karşılaştığımız önemli bir soru şudur: Meydana gelen bir trafik kazasında hem bedensel zarar (yaralanma ya da ölüm) hem de maddi hasar oluşmuşsa, ancak zarar gören taraf yalnızca maddi hasarın tazminini talep ediyorsa, bu durumda uzamış ceza zamanaşımı süresi devreye girecek midir?

Bu konuda pratikte belirsizlikler yaşanabilmekte ve sigorta kuruluşlarının, uzamış ceza zamanaşımının yalnızca maddi hasar talepleri için uygulanamayacağı gerekçesiyle kendilerine iletilen tazminat başvurularını reddetme yoluna gidebildiklerini gözlemlemekteyiz.

Bununla birlikte, ilgili yasal düzenlemeler çerçevesinde değerlendirdiğimizde, ölüm veya yaralanma gibi bedensel zararlarla neticelenen ve aynı zamanda maddi hasara da yol açan trafik kazalarında, maddi hasara dayalı tazminat talepleri için de uzamış ceza zaman aşımı hükümlerinin geçerli olması gerektiği anlaşılmaktadır.

Şöyle ki;

İlgili Yasa Maddeleri

Maddi hasarlı trafik kazalarından kaynaklanan tazminat taleplerinde uygulanacak zamanaşımı süreleri, mevzuatımızda iki temel kanun maddesi ekseninde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler, hem genel borçlar hukuku prensiplerini hem de karayolları trafik hukukunun özel hükümlerini kapsamaktadır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 72/1: Bu madde, haksız fiillerden doğan genel tazminat taleplerine ilişkin zamanaşımı süresini belirler. Hükme göre, zarar gören tarafın, uğradığı zararı ve bu zarardan sorumlu olan kişiyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır. Her durumda, bu hak, haksız fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın sonunda zamanaşımına uğramaktadır. Ancak, madde önemli bir istisnayı da içermektedir:

“Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.” Bu ifade, eğer tazminat talebine yol açan eylem, aynı zamanda ceza hukuku kapsamında daha uzun bir zamanaşımı süresine sahip bir suç niteliğindeyse, tazminat davası için de ceza hukukundaki bu daha uzun sürenin geçerli olacağını vurgulamaktadır.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) Madde 109: KTK’nın bu maddesi, spesifik olarak motorlu araç kazalarından kaynaklanan maddi zararların tazminine ilişkin taleplerdeki zamanaşımını düzenlemektedir. Madde şu şekildedir:

“Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.”

TBK’daki düzenlemeye paralel olarak, KTK da kazaya neden olan fiilin cezai bir nitelik taşıması durumuna özel bir hüküm getirmiştir:

“Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.”

Özetle, her iki yasal düzenleme de maddi hasarlı trafik kazalarında standart zamanaşımı sürelerini (öğrenme tarihinden itibaren iki yıl, kaza tarihinden itibaren on yıl) belirlemiştir. Bununla birlikte, her iki kanun da, eğer kazaya sebebiyet veren eylem aynı zamanda ceza kanunlarına göre bir suç teşkil ediyorsa ve bu suç için ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı süresi tanımlanmışsa, maddi tazminat talepleri için de bu daha uzun ceza zamanaşımı süresinin esas alınacağını açıkça ifade etmektedir.

Mahkeme Kararları ve Uygulamadaki Uygulamaları

Gözlemlediğimiz üzere, Karayolları Trafik Kanunu (KTK) Madde 109/1, maddi hasarla sonuçlanan trafik kazaları için zamanaşımı süresini iki yıl olarak tanımlamaktadır. Ancak, kazanın aynı zamanda ölüm ve/veya yaralanma gibi ceza hukuku kapsamında değerlendirilebilecek sonuçları da varsa, durum farklılaşmaktadır. Bu hallerde, maddi hasara dayalı tazminat talepleri açısından da uzamış ceza zamanaşımı sürelerinin uygulanması gündeme gelmektedir.

Bu noktada dikkat çekmek isteriz ki, KTK Madde 109/2 hükmü oldukça açıktır. İlgili maddeye göre, ceza kanunlarında tanımlanan daha uzun zamanaşımı sürelerinin uygulanabilmesi için belirleyici olan, zararın türü (maddi hasar, bedensel zarar vb.) değil, bizzat eylemin ceza kanunları açısından suç teşkil edip etmediğidir. Eğer eylem suç niteliğindeyse, uzamış ceza zamanaşımı maddi tazminat talepleri için de geçerli olacaktır.

Yargıtay’ın bu konudaki yaklaşımı da, maddi hasara bağlı tazminat taleplerinde ceza zamanaşımının uygulanması yönündedir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin E. 2016/12506 K. 2016/9816 sayılı ve 3.11.2016 tarihli kararında bu durum aşağıdaki ifadelerle açıklanmıştır:

“Burada üzerinde durulması gereken, 2918 sayılı …’nın 109. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece fiilin Ceza Kanununa göre cezayı gerektiren bir fiil olmasının yeterli olması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece fiilin cezayı gerektiren bir eylem olmasını yeterli görmekte; bunun dışında, eylemi gerçekleştiren fail hakkında soruşturma yapılmasını, ceza davası açılmış olması veya mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten veya Güvence Hesabı) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür (HGK’nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705, HGK’nın 16.04.2008 gün, 2008/4-326-325, HGK’nın 05.06.2015 gün 2014/17-2198,2015/1495 ve HGK’nın 16.09.2015 gün, 2014/17-116, 2015/1771, HGK’nın 10.06.2015 gün, 2014/17-27, 2015/1530 sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir).”

Alıntılanan Yargıtay kararından da anlaşıldığı üzere, ceza zamanaşımı sürelerinin tazminat davalarına uygulanabilmesi için temel koşul, kazaya sebebiyet veren fiilin Ceza Kanunu kapsamında suç oluşturmasıdır. Hukuki süreçte, bu uygulamanın hayata geçirilmesi için ayrıca fail hakkında bir ceza soruşturması yürütülmesi, kamu davası açılması ya da kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunması gibi şartlar aranmamaktadır. Kanun hükmü ve yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda, uzamış ceza zamanaşımının sürücü, araç işleteni veya ilgili durumlarda Güvence Hesabı gibi tüm sorumlular açısından ayrım gözetilmeksizin uygulandığını belirtmekteyiz.

Dava Süreci ve Zamanaşımı

Uygulamada karşılaştığımız dava süreçleri ve mahkeme kararları ışığında, maddi hasarlı trafik kazalarında zamanaşımı konusunun nasıl ele alındığını inceleyelim. Özellikle, kazanın aynı zamanda cezai sorumluluk doğuran bir fiil (yaralanma veya ölüm gibi) içermesi durumunda zamanaşımı sürelerinin nasıl yorumlandığına dair önemli örnekler bulunmaktadır.

Yargı Kararlarında Uzamış Zamanaşımı Uygulaması

Yüksek mahkeme kararlarında sıklıkla vurgulandığı üzere, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 109/2. maddesi uyarınca, bir trafik kazası aynı zamanda Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında bir suç teşkil ediyorsa (örneğin, taksirle yaralama), maddi hasar talepleri için de TCK’da öngörülen daha uzun ceza zamanaşımı süreleri uygulanmaktadır. Bu prensibin uygulanması için ilgili fiil hakkında bir kamu davası açılmış veya mahkumiyet kararı verilmiş olması şartı aranmaz; fiilin ceza gerektiren nitelikte olması yeterlidir.

Örnek Yargıtay Kararı: 02.09.2012 tarihinde meydana gelen ve sürücü dahil beş kişinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığı bir kazayı ele alan bir Yargıtay kararında bu durum açıkça belirtilmiştir. Kararda, beş kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan kazanın cezayı gerektiren bir fiil olduğu ve yasa koyucunun amacının tehlike sorumluluğu doğuran bu tür olaylarda mağdurlara daha uzun bir hak arama süresi tanımak olduğu ifade edilmiştir. KTK m. 109/2’deki “cezayı gerektiren fiil” ifadesinin, soruşturma veya kovuşturma şartı aranmaksızın uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bu doğrultuda, olay tarihinde yürürlükte olan TCK m. 66/1-e uyarınca taksirle yaralama suçu için öngörülen 8 yıllık ceza zamanaşımı süresinin, 06.07.2015 olan dava tarihi itibarıyla dolmadığına hükmedilmiştir. Kararda, yerel mahkemenin zamanaşımı süresinin dolmadığını dikkate alarak işin esasına girmesi gerektiği belirtilerek şu ifadeye yer verilmiştir:

“Bu hale göre zamanaşımı süresinin dolmadığı dikkate alınmak suretiyle işin esasına girilip, tarafların delilleri toplanıp, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.”

Bölge Adliye Mahkemesi Kararı: Benzer şekilde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi’nin 14.02.2020 tarihli bir kararında (E. 2020/307 K. 2020/236), sigortalı araçtaki hasar ve yaralanmalı kaza olayının tek bir haksız fiil teşkil etmesi nedeniyle, yaralanma ve maddi zarar için farklı zamanaşımı sürelerinin uygulanamayacağı, KTK m. 109/2 uyarınca uzamış ceza zamanaşımının geçerli olacağı belirtilmiştir. Karardaki ilgili bölüm şöyledir:

“Dava konusu olayda, sigortalı araçta meydana gelen hasar ile yaralamalı kaza olayı haksız bir fiil kapsamında tek olması nedeniyle, yaralama olayı ile maddi zararın meydana gelmesi hali için başka bir zamanaşımı süresinin uygulanamayacak olup, KTK’ nın 109/2 maddesindeki düzenleme de bu yöndedir.”

Bu kararlar, maddi hasarla birlikte yaralanma veya ölümün meydana geldiği trafik kazalarında, zarar görenlerin haklarını arama süresinin, ilgili suç için TCK’da belirlenen daha uzun ceza zamanaşımı sürelerine (yaralanma için 8 yıl, ölüm için 15 yıl) tabi olduğunu göstermektedir. Bu durum, dava süreçlerinde zamanaşımı itirazlarına karşı önemli bir hukuki dayanak oluşturmaktadır.

Son Yazılar

1705, 2026
Araç Hasar Kaydı Sorgulama: Tramer, SBM ve 5664

Araç Hasar Kaydı Sorgulama işlemini Tramer, SBM ve 5664 yöntemleriyle nasıl yapacağınızı detaylıca anlattık. Araç kaza geçmişi ve hasar bilgisi sorgulama adımlarıyla, ikinci el araç alımında güvende kalmanız için rehber niteliğinde bir içerik hazırladık. Araç alımında dikkat edilmesi gerekenler için yazımıza göz atabilirsiniz.

Go to Top