Makul Sürede Yargılanma Tazminatı: Komisyona Doğrudan Müracaat, Süre ve Miktar
Makul sürede yargılanma tazminatı, bir soruşturmanın, kovuşturmanın ya da hukuk veya idari yargı davasının olması gerekenden uzun sürmesi nedeniyle uğranılan manevi zararın devletten istenmesidir. Bu talebin muhatabı bir mahkeme değil, Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonu’dur. 12 Mart 2024’ten bu yana da bu komisyona başvurmak için önce Anayasa Mahkemesi’ne ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmiş olmak gerekmiyor; dosyası uzayan kişi doğrudan müracaat edebiliyor.
Bu değişiklik, konuyu anlatan kaynakların büyük bölümünde hâlâ yer almıyor. İnternette dolaşan anlatımların çoğu, 2024 öncesinin haritasını gösteriyor: önce iç hukuk yolları, sonra bireysel başvuru, kabul edilemezlik kararı, ardından komisyon. Oysa bugün yürürlükte olan metin çok daha kısa bir yol tarif ediyor ve bu yolun en kritik yanı, kaçırılması çok kolay olan bir aylık süre.
Kısaca durum
Yargılamanın uzaması nedeniyle manevi tazminat, 6384 sayılı Kanun kapsamında Adalet Bakanlığı Tazminat Komisyonu’ndan istenir. 7499 sayılı Kanunla 12/3/2024’te yürürlüğe giren düzenlemeden sonra AİHM veya AYM’ye başvurmuş olma şartı aranmaz; müracaat yargılama sürerken ya da kesin kararın öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde yapılır. Müracaat harç ve damga vergisinden muaftır. Komisyon kararına karşı on beş gün içinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz edilir ve bu merciin kararı kesindir. Kanun tazminat için sabit bir tarife öngörmez; Komisyon, AYM ve AİHM emsallerini gözeterek karar verir. 12 Haziran 2026’dan itibaren vatandaş müracaatları UYAP Vatandaş Portal üzerinden elektronik ortamda yapılabilmektedir.
Makul Sürede Yargılanma Tazminatı Nedir?
Makul sürede yargılanma tazminatı, yargılamanın kendisinden değil, yargılamanın süresinden doğan bir taleptir. Davanın kazanılıp kaybedilmesi bu talebi etkilemez. Haklı çıkan da haksız çıkan da, dosyanın gereğinden uzun sürmesinden ötürü bir manevi zarara uğradığını ileri sürebilir. Talebin dayanağı, uyuşmazlığın esası değil, sürecin uzunluğudur.
Bu tazminatın istendiği yer bir mahkeme değildir. 6384 sayılı Kanun, bu talepleri karara bağlamak üzere Adalet Bakanlığı bünyesinde bir Tazminat Komisyonu kurmuştur. Komisyon bir idari mercidir; kararına karşı gidilecek yer de bu nedenle idari yargıdır. Talebin adı “dava” değil “müracaat”tır ve kanun bu ayrımı terim düzeyinde de korur: komisyona başvuran kişi “müracaat eden”, AİHM’e başvurmuş olan kişi ise “başvuran” olarak anılır.
Talep edilebilecek olan manevi tazminattır. Yargılamanın uzamasından doğan maddi kayıpların, örneğin alacağın enflasyon karşısında erimesinin bu kapsamda giderilmesi öngörülmemiştir. Kanun, makul sürede sonuçlandırılmama iddiasını açıkça manevi tazminat istemine bağlamıştır. Koruma tedbirlerinden doğan maddi zararlar ise ayrı bir rejime tabidir ve aşağıda ayrıca ele alınmıştır.
Makul Sürede Yargılanma Hakkı Anayasa’nın Hangi Maddesinde Düzenlenir?
Makul sürede yargılanma hakkı, Anayasa’nın 36. maddesindeki hak arama hürriyetinin bir parçasıdır. Madde, herkesin meşru vasıta ve yollardan yararlanarak yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğunu söyler. Adil yargılanmanın makul süre boyutu, Anayasa Mahkemesi içtihadıyla bu maddenin içine yerleştirilmiştir.
İkinci dayanak Anayasa’nın 40. maddesidir. Bu madde, Anayasa ile tanınan hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkesin yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahip olduğunu düzenler. Yani yalnızca hakkın kendisi değil, ihlal edildiğinde başvurulacak etkili bir yolun bulunması da anayasal bir güvencedir. Tazminat Komisyonu’nun bugünkü görev alanı büyük ölçüde bu ikinci maddeden doğmuştur.
Uluslararası dayanak ise Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesidir. Sözleşme, herkesin davasının makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkını tanır. Türkiye aleyhine verilen ihlal kararlarının yoğunlaştığı alanlardan biri uzun yargılama olduğu için, 6384 sayılı Kanun başlangıçta doğrudan bu başvuruları karşılamak üzere tasarlanmıştır.
Nevriye Kuruç Pilot Kararı: Bu Yolu Kim Açtı?
Bugünkü tablonun başlangıç noktası Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’nun Nevriye Kuruç kararıdır (B. No: 2021/58970, 5/7/2022; RG 22/7/2022-31900). Karar, iş sözleşmesinden kaynaklanan bir hukuk davasının uzun sürmesine ilişkindi ve Mahkeme iki ayrı ihlal tespit etti: Anayasa’nın 36. maddesindeki makul sürede yargılanma hakkı ile 40. maddesindeki etkili başvuru hakkı.
Kararın asıl önemi ikinci tespitte. Anayasa Mahkemesi, yapılan düzenlemelere rağmen makul sürede yargılanma hakkı bakımından yapısal bir sorun bulunduğunu belirtmiş ve bu ihlalden doğan zararların giderilmesi için bireysel başvurudan önce başvurulabilecek etkili bir merciin kanunla kurulması gerektiğini söylemiştir. Mahkeme bu tespit için pilot karar usulünü uygulamış, kararın bir örneğinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bildirilmesine hükmetmiştir.
Pilot karar aynı zamanda bir bekleme kararıdır. Anayasa Mahkemesi, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren dört ay süreyle aynı mahiyetteki başvuruların incelenmesini ertelemiş, bu süreyi kanun koyucuya düzenleme yapması için tanımıştır. Bugün mevcut olan doğrudan müracaat yolu, bu kararın açtığı sürecin sonunda ortaya çıkmıştır.
Keser Altıntaş Kararı: Anayasa Mahkemesi Artık Bu Başvuruları İncelemiyor
Pilot kararın ardından gelen ikinci kritik karar, yine Genel Kurul’un verdiği Keser Altıntaş kararıdır (B. No: 2023/18536, 25/7/2023). Anayasa Mahkemesi bu kararla, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiasıyla yapılan başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden bulunmadığı gerekçesiyle düşmesine karar vermiştir.
Mahkemenin gerekçesi şuydu: bu konuda verilmiş elli beş binden fazla ihlal kararı bulunduğuna göre, aynı yöndeki başvuruları incelemeye devam etmek insan haklarının korunmasına anlamlı bir katkı sunmamaktadır; geriye yalnızca tazminat miktarının belirlenmesi kalmaktadır ve bu iş için artık bir merci vardır. İncelemeyi sürdürmek, pilot kararın amacıyla da çelişecektir.
Bu kararın pratik sonucu, okurun en çok karıştırdığı noktadır: uzun yargılama şikâyeti için doğrudan Anayasa Mahkemesi’ne gitmek bugün sonuç vermez. Bireysel başvuru yolunun kendisi kapanmış değildir; kapanan, bu şikâyet türünün oradan giderilmesidir. Bireysel başvurunun genel işleyişini ve koşullarını Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru nasıl yapılır yazımızda ayrıca ele aldık.
Tazminat Komisyonuna Doğrudan Müracaat: 12 Mart 2024’te Ne Değişti?
6384 sayılı Kanun’un kuruluş amacı, adından da anlaşılacağı gibi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılmış başvuruları iç hukukta çözmekti. 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun bu yapıyı değiştirdi. Değişiklik o kadar kapsamlıdır ki kanunun adı da değişmiştir: metin bugün “Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun” adını taşır. Değişiklik 12/3/2024’te yürürlüğe girmiştir.
Asıl kırılma, Kanun’un 2. maddesine eklenen üçüncü fıkradadır. Bu fıkra, ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla manevi tazminat istemiyle Komisyona yapılan müracaatları da kanun kapsamına almıştır. Cümlenin yapısı önemlidir: burada AİHM’e ya da Anayasa Mahkemesi’ne yapılmış bir başvurudan söz edilmez. Müracaatın kendisi bağımsız bir yoldur.
Bunu Adalet Bakanlığı da resmî olarak teyit etmektedir: Tazminat Komisyonu Başkanlığı, 12 Mart 2024 tarihinden sonra ilgili yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla doğrudan Başkanlığa müracaat edilebildiğini belirtmektedir. Komisyonun başvuru formları arasında da ayrıca “Doğrudan Komisyona Yapılacak Müracaatlar Yönünden Başvuru Dilekçesi” bulunmaktadır.
| Müracaat yolu | Ön koşul | Dayanak |
|---|---|---|
| Doğrudan müracaat | Yok; dosyanın uzaması yeterli | m.2/3-(a) ve m.5/A |
| AİHM’e başvurmuş olanlar | AİHM’e kayıtlı başvuru | m.2/1 ve m.5 |
| AYM’den gelen müracaatlar | Başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik veya düşme kararı | Geçici m.2 ve Geçici m.3 |
| Koruma tedbirleri | Karar veya hükmün kesinleşmesi | m.2/3-(b) ve m.5/B |
Tazminat Komisyonu Hangi Davalara Bakar?
Komisyonun görev alanı yalnızca uzun yargılama değildir. Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrası iki temel başlık sayar: yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmaması ve mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edilmesi ya da hiç icra edilmemesi. İkinci başlık uygulamada gözden kaçar; oysa elinde kesinleşmiş bir kararı olup da onu hayata geçiremeyen kişi de bu kapsamdadır.
Bakanlık, Komisyon’un görev alanını açıklarken bu iki başlığa ek olarak mülkiyet hakkı ihlallerinden doğan bazı başvuruları da saymaktadır: kamulaştırma işlemleri, ormanlık alanlar, kıyı kenar çizgisi uygulamaları ve imar planı tahsisleri. Ceza infaz kurumlarındaki hak ihlalleri ile AİHM’in ihlal kararı verdiği dosyalardaki tazminat talepleri de bu kapsamdadır. Mülkiyet ekseninde kamu eliyle uğranılan zararların adli yargıdaki karşılığını kamulaştırmasız el atma davası yazımızda ayrıntılandırdık.
Kapsamın genişletilmesi Kanun’da ayrıca düzenlenmiştir. 2. maddenin ikinci fıkrası, AİHM’in yerleşik içtihatları doğrultusunda Türkiye aleyhine verilen ihlal kararlarının yoğunluğu dikkate alınarak, diğer ihlal alanları bakımından da Cumhurbaşkanı kararıyla Kanun hükümlerinin uygulanabilmesine imkân tanır. Yani Komisyon’un görev alanı sabit değil, genişlemeye açık bir listedir.
Hangi Yargılamalar Kapsam İçinde, Hangileri Dışında?
Doğrudan müracaat bakımından kapsam üç kümeyle çizilmiştir: ceza hukuku kapsamındaki soruşturmalar, ceza hukuku kapsamındaki kovuşturmalar ve özel hukuk ile idare hukuku kapsamındaki yargılamalar. Bu ifade geniştir. Bir hukuk davası, bir idari dava, bir ceza davası ve henüz iddianame düzenlenmemiş bir soruşturma aynı kapsamdadır.
Kanun’un açıkça dışarıda bıraktığı tek küme ise 2. maddenin dördüncü fıkrasında yazılıdır: idari nitelikteki soruşturmalardan kaynaklanan başvurular hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz. Uzayan bir disiplin soruşturması, kurum içi inceleme veya idari tahkikat bu nedenle Komisyon’un görev alanına girmez. Bu ayrım, “soruşturma” kelimesinin iki farklı anlamda kullanılmasından doğan yaygın bir yanılgıyı önler.
Uzayan sürecin hangi aşamada olduğu da önemsizdir. İlk derece mahkemesinde bekleyen bir dosya da, istinafta ya da temyizde bekleyen bir dosya da makul süre değerlendirmesine konu olur; süre, sürecin bütünü üzerinden hesaplanır. Kanun yolu aşamasındaki beklemenin ceza dosyalarında yarattığı ayrı sonuçları Yargıtay’da bekleyen dosya zaman aşımı kaç yıldır yazımızda inceledik.
Tazminat Komisyonu Başvuru Süresi: Bir Aylık Süre Nereden Başlar?
Doğrudan müracaatın süresi Kanun’un 5/A maddesinde düzenlenmiştir ve kısadır. Müracaat, soruşturma, kovuşturma veya yargılama sürecinde ya da en geç bunların kesin bir kararla sonuçlandığının öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde yapılır. Bu, konunun en kolay kaçırılan noktasıdır: dosya bittikten sonra elde kalan zaman bir aydır.
Sürenin başlangıcı için kanun “tebliğ” değil “öğrenilme” ölçütünü kullanmıştır. İki kavram çoğu zaman aynı ana denk gelir, ancak her zaman değil. Kesinleşmeden haberdar olunan tarih ile kesinleşme şerhinin tebliğ edildiği tarih ayrıştığında, dayanılacak ölçütün öğrenme olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle dosyanın kesinleşme aşaması takip edilmeli, öğrenmeyi belgeleyen kayıtlar saklanmalıdır.
Sürenin ikinci yüzü ise avantajdır: müracaat için yargılamanın bitmesi beklenmez. Aynı madde, müracaatın “soruşturma, kovuşturma veya yargılama sürecinde” yapılabileceğini söyler. Yani bir aylık süre yalnızca bitmiş dosyalar için bir son tarihtir; devam eden dosyada süre işlemez, müracaat her an yapılabilir.
Makul Sürede Yargılanma Hakkı Tazminat Komisyonu Başvuru Süresi
Doğrudan müracaatlarda süre tek bir hükümde toplanmıştır ve iki hâli vardır: devam eden dosyada süre işlemez, biten dosyada öğrenmeden itibaren bir aydır. Anayasa Mahkemesi’nden ya da AİHM’den gelen müracaatlarda ise süre farklı işler; Geçici 2. ve Geçici 3. maddeler kabul edilemezlik veya düşme kararının tebliğinden itibaren üç aylık bir süre öngörür.
Bu ayrım karıştırıldığında yanlış süreye göre hareket edilmesi kaçınılmaz olur. Elde bir kabul edilemezlik kararı varsa üç aylık süre, doğrudan müracaat söz konusuysa bir aylık süre uygulanır. Hangi yolun kullanıldığı, sürenin uzunluğunu da belirler.
Yargılama Devam Ederken Müracaat Edilebilir mi?
Edilebilir ve bu, doğrudan müracaat yolunun en az bilinen yanıdır. Uzun yargılama şikâyetinin ancak dosya bittikten sonra dile getirilebileceği yolundaki yaygın kabul, bugünkü metinde karşılık bulmaz. Kanun, süreç devam ederken müracaat edilmesini açıkça öngörmüştür.
Bunun pratik sonucu, dosyası yıllardır süren kişinin beklemek zorunda olmamasıdır. Beş yıldır ilk derecede duran bir dosyanın sahibi, kararın çıkmasını beklemeden müracaat edebilir. Süre bakımından bir risk de doğmaz: devam eden yargılamada bir aylık süre henüz işlemeye başlamamıştır.
Devam eden dosyada müracaat etmenin ikinci bir sonucu daha vardır ve bu yalnızca parayla ilgili değildir. Kanun’un 8. maddesinin ikinci fıkrası, müracaata konu işlem henüz sonuçlandırılmamışsa ilgili adli veya idari merci tarafından bu işlemin ivedilikle sonuçlandırılacağını hükme bağlar. Bu hüküm aşağıda ayrıca ele alınmıştır.
Mazeret Halinde On Beş Günlük Ek Süre
Bir aylık süreyi haklı bir mazeret nedeniyle kaçıranlar için Kanun bir kurtarma yolu bırakmıştır. 5/A maddesinin birinci fıkrasının son cümlesine göre, haklı bir mazeret nedeniyle süresi içinde müracaat edemeyenler, mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte müracaat edebilirler.
Bu hükmün iki şartı vardır ve ikisi de yazılıdır. Birincisi mazeretin haklı olması, ikincisi mazeretin belgelenmesidir. Kanun “mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte” ifadesini kullandığına göre, belge müracaatla aynı anda sunulmalıdır; sonradan tamamlanacak bir unsur olarak tasarlanmamıştır.
Ek sürenin başlangıcı da müracaat süresinin başlangıcından farklı işler. Bir aylık süre öğrenmeye bağlıyken, on beş günlük ek süre mazeretin kalkmasına bağlıdır. Hastalık, yurt dışında bulunma gibi durumlarda sürenin ne zaman başladığı bu ölçüte göre belirlenir.
Tazminat Komisyonu Başvurusu Nasıl Yapılır?
Müracaat, müracaat eden kişinin imzasını taşıyan bir dilekçeyle yapılır. Doğrudan müracaatlarda dilekçenin içeriği Kanun’un 5/A maddesinin ikinci fıkrasında sayılmıştır: açık kimlik ve adres, zarara uğranılan işlem, zararın niteliği ve niceliği ile bunların belgeleri. Komisyon’un kendi internet sitesinde bu müracaat türü için ayrı bir dilekçe formu yayımlanmıştır.
Dilekçe doğrudan Komisyon’a verilebileceği gibi, Cumhuriyet başsavcılıkları aracılığıyla da gönderilebilir. Kanun’un 5. maddesinin dördüncü fıkrası bu imkânı düzenler ve önemli bir ayrıntı ekler: bu durumda Cumhuriyet başsavcılığına yapılan müracaat tarihi esas alınır. Bir aylık sürenin son gününde bulunan biri için bu hüküm belirleyicidir; evrakın Ankara’ya ulaşma süresi aleyhe sonuç doğurmaz.
Eksik belge müracaatı hemen düşürmez. 5/A maddesinin üçüncü fıkrasına göre Komisyon, bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda eksikliğin bir ay içinde giderilmesini ister ve aksi hâlde istemin reddedileceğini bildirir. Eksiklik süresinde tamamlanmazsa müracaat reddedilir. Yani bildirim gelmeden dosyanın kapandığı varsayılmamalıdır.
UYAP Vatandaş Portal’dan Online Müracaat
Kanun’un 5. maddesinin beşinci fıkrası, 7499 sayılı Kanunla eklenen bir cümleyle müracaatın elektronik ortamda da yapılabileceğini, buna ilişkin usul ve esasların Bakanlıkça belirleneceğini söyler. Bu yetki 2026 yılında kullanılmıştır.
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nin duyurusuna göre, Tazminat Komisyonu müracaatları 12 Haziran 2026 tarihi itibarıyla UYAP Vatandaş Portal üzerinden yapılabilmektedir. Vatandaşlar e-Devlet kimlik doğrulama araçlarıyla sisteme giriş yaparak müracaatlarını elektronik ortamda oluşturmakta, gerekli belgeleri sisteme yüklemekte ve müracaatlarının durumunu çevrimiçi izleyebilmektedir. Portala e-Devlet Kapısı üzerinden ya da doğrudan UYAP Vatandaş Portal adresinden erişilmektedir.
Duyuru, vatandaşların bireysel müracaatlarını kapsamaktadır. Elektronik yol açılmış olsa da fiziki müracaat ve Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla gönderim imkânı ortadan kalkmış değildir; Kanun bu yolları ayrıca düzenlemeye devam etmektedir. Elektronik müracaat, mevcut yolların yerine geçen değil, onlara eklenen bir seçenektir.
Başvuruda Harç ve Damga Vergisi Ödenir mi?
Ödenmez. Kanun’un 5. maddesinin altıncı fıkrası, müracaatlara ilişkin düzenlenecek kâğıtların damga vergisinden, yapılacak işlemlerin harçlardan müstesna olduğunu açıkça hükme bağlar. Bu muafiyet doğrudan müracaatlar bakımından da geçerlidir; 5/A maddesinin dördüncü fıkrası, 5. maddenin altıncı fıkrasının bu müracaatlar hakkında da uygulanacağını söyler.
Muafiyet ödeme aşamasında da devam eder. 7. maddenin beşinci fıkrası, ödemeye ilişkin düzenlenecek kâğıtların damga vergisinden, yapılacak işlemlerin harçlardan müstesna olduğunu tekrar eder. Yani hükmedilen tazminattan harç kesintisi yapılmaz.
Bu, müracaatı bir tazminat davasından ayıran en somut farklardan biridir. Adli yargıda açılan bir tazminat davasında nispi harç, gider avansı ve tebligat masrafları baştan yatırılırken, Komisyon’a müracaatta bu kalemler bulunmaz. Maliyet unsuru yalnızca varsa vekâlet ilişkisinden doğar.
Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlali Tazminat Miktarı Ne Kadar?
Bu sorunun dürüst cevabı şudur: kanunda tarife yoktur. 6384 sayılı Kanun, ne yıl başına bir tutar ne de bir alt-üst sınır belirler. Miktarı belirleyen ölçüt, 7. maddenin ikinci fıkrasında yazılıdır: Komisyon, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin emsal kararlarını da gözetmek suretiyle müracaat konusunda gerekçeli olarak karar verir.
Bu nedenle internette dolaşan sabit rakamlar bağlayıcı bir ölçü değildir. Bir dosyada hükmedilen tutar, o dosyanın süresine, uzamanın kaynağına ve uyuşmazlığın başvuran açısından taşıdığı öneme göre belirlenmiş bir sonuçtur; başka bir dosya için taahhüt oluşturmaz. Belirli bir tutar vaat eden anlatımlara temkinli yaklaşmak gerekir.
Komisyon’un miktarı saptarken kullanabileceği araçlar da düzenlenmiştir. 4. maddenin altıncı fıkrasına göre Komisyon, müracaatın ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve verilecek tazminat miktarının saptanmasında gerekli gördüğü araştırmaları yapmaya veya üyelerden birine yaptırmaya ya da Cumhuriyet başsavcılıklarından bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmeye yetkilidir. Bu, dosyanın sadece evrak üzerinden değerlendirilmediğini gösterir.
Makul Süre Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
Bir hesaplama formülü aramak sonuçsuz kalır, çünkü Kanun hesaplama yöntemi değil karar ölçütü koymuştur. Manevi tazminat, matematiksel bir çarpım sonucu değil, takdir edilen bir tutardır; 7. maddenin ikinci fıkrası bu takdirin dayanağını emsal kararlara bağlar.
Buna karşılık takdiri besleyen veriler bellidir ve müracaat edenin gösterebileceği verilerdir: dava veya soruşturmanın başlangıç tarihi, aşamalar arasında geçen süreler, duruşma aralıkları, bilirkişi incelemelerinde geçen zaman ve kesinleşme tarihi. Dilekçede zararın “niceliğinin” belirtilmesi istendiğine göre, bu kronoloji talebin sayısal dayanağını oluşturur.
Süre Ne Zaman Makul Olmaktan Çıkar? Uzun Süren Davalarda Ölçüt
Kanun, kaç yıl sonra bir yargılamanın makul süreyi aştığını söylemez. Sabit bir eşik aramak bu nedenle sonuçsuz kalır; internette sıkça karşılaşılan “beş yıldan uzun süren davalarda tazminat” biçimindeki kalıplar da bir kanun hükmüne değil, kararlardan çıkarılmış izlenime dayanır. Ölçüt süre değil, sürenin makul olup olmadığıdır.
Değerlendirmede kullanılan ölçütler Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihadından gelir ve dörde ayrılır: uyuşmazlığın karmaşıklığı, tarafların tutumu, yargı makamlarının tutumu ve uyuşmazlığın başvuran açısından taşıdığı önem. Bu ölçütler birlikte uygulanır. Aynı uzunluktaki iki yargılamadan biri ihlal sayılırken diğeri sayılmayabilir.
Tarafların tutumu ölçütü özellikle önemlidir, çünkü iki yönlü çalışır. Uzamanın kaynağı müracaat eden tarafın kendi işlemleriyse, bu süre aleyhe değerlendirilir. Buna karşılık bilirkişi raporlarının uzun beklemesi, dosyanın daireler arasında dolaşması ya da duruşma aralarının uzunluğu yargı makamlarının tutumu kapsamındadır. Yargılama sürelerinin fiilen nasıl işlediğine dair beklentiyi tazminat davası istinaf mahkemesi ne kadar sürer ve istinaf dosya durumu açık ne kadar sürer yazılarımızda ele aldık.
Makul Sürede Yargılanma Hakkı Kaç Yıl Sonra İhlal Sayılır?
Kanunda yıl olarak bir eşik yoktur ve Anayasa Mahkemesi de sabit bir sayı vermez. Bu nedenle “şu kadar yılı geçen dava otomatik olarak ihlaldir” biçimindeki anlatımlar hukuki bir dayanağa değil, kararlardan çıkarılmış bir izlenime dayanır.
Değerlendirme, sürenin uzunluğu ile uyuşmazlığın niteliği arasındaki oranı esas alır. Çok sayıda tarafı, kapsamlı bilirkişi incelemesini ve istinabe işlemlerini gerektiren bir dosyada uzun bir süre makul sayılabilirken, basit bir uyuşmazlıkta aynı süre ihlal oluşturabilir. Süre tek başına değil, dört ölçütle birlikte değerlendirilir.
Tazminat Komisyonu Ne Kadar Sürede Karar Verir?
Burada yaygın bir genelleme hatası vardır. “Komisyon dokuz ayda karar verir” ifadesi Kanun’un bütünü için doğru değildir. 7. maddenin birinci fıkrası, dokuz aylık süreyi yalnızca 2. maddenin birinci ve ikinci fıkraları kapsamında yapılan müracaatlar bakımından öngörür. Bunlar AİHM’e yapılmış başvurulardan gelen dosyalardır.
Doğrudan müracaatlar 2. maddenin üçüncü fıkrasına dayandığı için bu dokuz aylık süre onları kapsamaz. Kanun, doğrudan müracaatlar bakımından Komisyon’a bağlayıcı bir karar süresi getirmemiştir. Bu, sürecin belirsiz olduğu anlamına gelmez; ancak kanuni bir azami süreye dayanılamayacağı anlamına gelir.
Bir de uzatılmış süre hâli vardır. Geçici 2. maddenin dördüncü fıkrasına göre, o madde uyarınca Komisyon’a gelen müracaatlar bakımından 7. maddenin birinci fıkrasındaki dokuz aylık süre on altı ay olarak uygulanır. Ayrıca Komisyon, usul ekonomisini gözeterek benzer nitelikteki müracaatları birleştirerek karara bağlayabilir.
| Müracaat türü | Kanuni karar süresi | Dayanak |
|---|---|---|
| AİHM’e yapılmış başvurulardan gelenler | Dokuz ay | m.7/1 |
| Geçici m.2 kapsamındaki müracaatlar | On altı ay | Geçici m.2/4 |
| Doğrudan müracaatlar (makul süre) | Kanunda süre öngörülmemiştir | m.7/1’in kapsamı dışında |
| Komisyon kararına itiraz | Üç ay (öncelikli iş) | m.7/4 |
| Tazminatın ödenmesi | Üç ay (kesinleşmeden itibaren) | m.7/5 |
Tazminat Komisyonu Kararına İtiraz: Ankara Bölge İdare Mahkemesi
Komisyon kararına karşı gidilecek merci adli yargı değildir. Kanun’un 7. maddesinin dördüncü fıkrasına göre Komisyon kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde, Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz edilebilir. İtiraz dilekçesi, müracaata ilişkin diğer tüm belgelerle birlikte derhal itiraz merciine gönderilir.
İtiraz süresi yine kısadır ve tebliğ tarihinden işler. İtirazın Komisyon aracılığıyla yapılacak olması da usul bakımından önemlidir: dilekçe doğrudan mahkemeye değil, kararı veren Komisyon’a verilir. Bu itiraz öncelikli işlerden sayılır ve üç ay içinde karara bağlanır.
Bölge İdare Mahkemesi Komisyon kararını yerinde görmezse işin esası hakkında karar verir; yani dosyayı geri göndermekle yetinmez, tazminata kendisi hükmedebilir. Ve son cümle belirleyicidir: itiraz üzerine verilen kararlar kesindir. Bu aşamadan sonra olağan bir kanun yolu bulunmaz. Kanun yolu aşamalarında hangi merciin ne tür karar verebildiğini istinaf mahkemesinin verebileceği kararlar yazımızda karşılaştırmalı olarak anlattık.
Tazminat Komisyonu İtiraz Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?
İtiraz dilekçesi, Komisyon kararının hangi yönüyle yerinde görülmediğini gösteren bir dilekçedir. Karara konu müracaatın tarih ve numarası, itiraz edilen hususlar ve gerekçeler dilekçede yer alır; Kanun, itiraz dilekçesinin müracaata ilişkin diğer tüm belgelerle birlikte itiraz merciine gönderileceğini söyler.
Dilekçenin verileceği yer, kararı veren Komisyon’dur. Doğrudan Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne gönderilen bir dilekçe, on beş günlük sürenin işlemesini durdurmayabileceği için usul bakımından risklidir. Süre tebliğ tarihinden işlediğinden, tebligatın alındığı tarih kayıt altına alınmalıdır.
Tazminat Ne Zaman Ödenir?
Ödeme takvimi Kanun’da yazılıdır. 7. maddenin beşinci fıkrasına göre, ödenmesine karar verilen tazminat, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde Bakanlık tarafından ödenir. Ödemeyi yapan merci Komisyon değil, Adalet Bakanlığı’dır.
Sürenin başlangıcı kararın verilmesi değil, kesinleşmesidir. İtiraz edilmemişse karar itiraz süresinin dolmasıyla, itiraz edilmişse Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin kararıyla kesinleşir. Üç aylık süre bu andan itibaren işlemeye başlar.
Ödemeye ilişkin işlemler de harç ve damga vergisinden muaftır. Bu, hükmedilen tutarın kesintisiz ödenmesi anlamına gelir. Kararların icra edilmemesi ya da geç icra edilmesi ise Komisyon’un kendi görev alanındaki ayrı bir başlıktır ve Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenmiştir.
Müracaat Hangi Hâllerde Reddedilir?
Kanun’un 6. maddesi ret sebeplerini sınırlı biçimde sayar. Komisyon, müracaat konusu başvurunun AİHM’ce öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesi koşulu dışındaki diğer kabul edilebilirlik şartlarını taşımadığını, Komisyon’a süresinde müracaat edilmediğini, müracaat edenin hukuki menfaati olmadığını veya müracaatın 2. madde kapsamına girmediğini tespit ederse müracaatı reddeder.
Bu dört sebep içinde uygulamada en sık karşılaşılan ikincisidir: süre. Doğrudan müracaatlarda bir aylık sürenin kaçırılması, esasa hiç girilmeden ret sonucunu doğurur. Üçüncü sebep olan hukuki menfaat şartı ise, uzayan yargılamanın tarafı olmayan kişilerin müracaatını dışarıda bırakır.
Buna eklenmesi gereken beşinci bir hâl, eksikliğin tamamlanmamasıdır. 5/A maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca verilen bir aylık sürede eksiklik giderilmezse müracaat Komisyon’ca reddolunur. Bu, esasa ilişkin bir ret değildir; ancak sonucu aynıdır ve süre yeniden işlemeye başlamaz.
Komisyon Kararının Dosyanıza Etkisi: İvedilikle Sonuçlandırma
Müracaatın çoğu anlatımda hiç geçmeyen bir sonucu daha vardır. Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrasına göre, Komisyon’un kesinleşen kararlarının bir örneği müracaata konu işlemin yapıldığı adli veya idari mercie gönderilir. İkinci fıkra ise şunu ekler: müracaata konu işlem henüz sonuçlandırılmamışsa ilgili merci tarafından bu işlem ivedilikle sonuçlandırılır.
Bu hüküm, devam eden bir dosya için müracaat etmenin neden ayrıca anlamlı olduğunu gösterir. Talebin sonucu yalnızca bir para alacağı değildir; kesinleşen karar, dosyanın görüldüğü mercie gönderilen ve o merci bakımından ivedilik doğuran bir belgeye dönüşür. Yargılama sürerken yapılan müracaat, bu yönüyle sürecin kendisine de etki eder.
Hüküm elbette bir takvim getirmez; “ivedilikle” ifadesi gün sayısı vermez ve dosyanın sırasını hukuken değiştirmez. Ancak dosyanın uzadığının resmî bir mercice tespit edilmiş olması, sürecin izlenmesi bakımından elde tutulabilecek somut bir dayanaktır.
Tazminat Komisyonu Kimlerden Oluşur?
Komisyon’un yapısı 4. maddede düzenlenmiştir ve 28/3/2023 tarihli 7445 sayılı Kanunla değiştirilmiştir. Buna göre Komisyon, Bakanlığın merkez teşkilatı ile bağlı ve ilgili kuruluşlarında çalışan hâkim ve savcılar arasından Adalet Bakanı tarafından atanacak dokuz kişiden oluşur. Komisyon Başkanı bu üyeler arasından Adalet Bakanı tarafından belirlenir.
Komisyon iş durumuna göre üç üyeden oluşan heyetler hâlinde de çalışabilir. Toplantı ve karar yeter sayıları da yazılıdır: Komisyon asgari yedi üyeyle, heyetler üye tam sayısıyla toplanır; kararlar üye tam sayılarının salt çoğunluğuyla verilir. Komisyon üyelerine, müracaatlar sonuçlandırılıncaya kadar başka bir görev verilmez.
Komisyon’un bilgiye erişimi de güvence altına alınmıştır. 4. maddenin beşinci fıkrasına göre kamu kurum ve kuruluşları ile yargı mercileri, Komisyon’un görevi kapsamında ihtiyaç duyduğu her türlü bilgi ve belgeyi gecikmeksizin göndermek zorundadır. Komisyon’un giderleri Bakanlık bütçesinden karşılanır.
Tazminat Komisyonu Başkanlığı Adres ve İletişim Bilgileri
Komisyon Ankara’da bulunur ve müracaatlar bu adrese yapılır. Başkanlık, iletişim bilgilerini kendi internet sitesinde Milli Müdafaa Caddesi No: 8 Kat: 5, Bakanlıklar Kızılay/Ankara adresi ve 0312 549 59 33 numaralı telefon olarak duyurmaktadır.
Adresin tek olması, müracaatın yalnızca Ankara’dan yapılabileceği anlamına gelmez. Kanun’un 5. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca müracaat, bulunulan yerdeki Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla da gönderilebilir ve bu hâlde başsavcılığa verildiği tarih esas alınır. 12 Haziran 2026’dan itibaren elektronik yol da açıktır.
Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat da Komisyona Geçti
7499 sayılı Kanun, Komisyon’a ikinci bir görev alanı daha eklemiştir. 2. maddenin üçüncü fıkrasının (b) bendine göre, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca koruma tedbirleri nedeniyle oluşan maddi ve manevi her türlü zararın tazmini istemiyle yapılan müracaatlar da Kanun kapsamındadır. Bu müracaatların usulü 5/B maddesinde düzenlenmiştir.
Süre rejimi burada farklıdır. Müracaat, karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılır. Ayrıca Geçici 3. maddenin dördüncü fıkrasına göre bu kapsamdaki istemler bakımından Komisyon’a 1/6/2024 tarihinden sonra müracaat edilebilir.
Görev uyuşmazlığı için de özel bir çözüm getirilmiştir. Ağır ceza mahkemesinin görevi kapsamında olmasına rağmen Komisyon’a yapılan istemler ağır ceza mahkemesine gönderilir; her ikisine ait istemler birlikte yapılmışsa Komisyon görev alanına girmeyenleri ayırarak gönderir ve Komisyon’a yapılan istem tarihi esas alınır. Komisyon ile ağır ceza mahkemesi arasında görev uyuşmazlığı çıkarsa, kesin olarak karar verilmek üzere Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’ne başvurulur. Koruma tedbirlerinden doğan tazminatın hesabını ve şartlarını haksız tutuklama nedeniyle tazminat talebi ve hesaplama yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.
Kararların Geç veya Eksik İcra Edilmesi de Kapsamda
Komisyon’un görev alanındaki ikinci temel başlık, mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edilmesi ya da hiç icra edilmemesidir. Bu, uzun yargılama şikâyetinden ayrı bir ihlal türüdür: burada yargılama bitmiş, karar çıkmış, ancak karar hayata geçmemiştir. Kanun bu iki hâli 2. maddenin birinci fıkrasında yan yana saymıştır.
Ayrım pratikte önemlidir, çünkü elinde kesinleşmiş bir ilam bulunup da onu tahsil edemeyen kişi, süreci yalnızca icra hukuku içinde değerlendirme eğilimindedir. Oysa icranın gecikmesi kamu makamlarından kaynaklanıyorsa, bu ayrıca bir hak ihlali sorunu olarak da ele alınabilir.
İcra aşamasındaki uyuşmazlıkların kendi hukuki araçları elbette saklıdır. Takibe konu borcun bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası, haczedilen malın üçüncü kişiye ait olduğu iddiası için istihkak davası ve satış aşamasındaki usulsüzlükler için ihalenin feshi davası ayrı ayrı işlemektedir.
Müracaat Ederken Sık Yapılan Hatalar
En sık yapılan hata, yolun yanlış seçilmesidir. Uzun yargılama şikâyeti için doğrudan Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılması, Keser Altıntaş kararından sonra sonuç vermeyen bir tercihtir. Doğru muhatap Tazminat Komisyonu’dur ve bunun için önce başka bir merciye gitmiş olmak gerekmez.
İkinci hata sürede yoğunlaşır. Dosya kesin kararla sonuçlandıktan sonra elde yalnızca bir ay vardır ve bu süre tebliğden değil öğrenmeden işler. Beklemenin bir maliyeti yoktur diye düşünülüp süre geçirildiğinde, 6. madde uyarınca esasa girilmeden ret kararı verilir.
Üçüncü hata dilekçenin içeriğinde ortaya çıkar. 5/A maddesinin ikinci fıkrası zararın yalnızca varlığını değil, niteliğini ve niceliğini belirtmeyi ve belgelerini eklemeyi arar. Yargılamanın uzunluğunu gösteren dava açılış tarihi, duruşma aralıkları, bilirkişi süreçleri ve kesinleşme kayıtları bu nedenle dilekçenin dayanağı olarak sunulmalıdır. Dördüncü hata ise itiraz aşamasında yapılır: on beş günlük süre kaçırıldığında karar kesinleşir ve Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin kararı da kesin olduğu için sonrası yoktur.
Sık Karıştırılan Kavramlar
“Makul süre” ifadesi hukukun başka alanlarında da geçer ve bu, arama sonuçlarını kirletir. Kira hukukunda sözleşmenin feshine ilişkin makul süre tartışmaları, iş hukukunda fesih için öngörülen süreler ya da sözleşme hukukundaki ifa süreleri, buradaki makul sürede yargılanma hakkıyla ilgisizdir. Bu yazıdaki kavram, yalnızca yargılamanın uzunluğuna ilişkindir.
İkinci karışıklık tazminat türleri arasındadır. Makul süre tazminatı, yargılamanın uzamasından doğan manevi zararı karşılar; davanın esasında talep edilen tazminatla ilgisi yoktur. Bir trafik kazası tazminat davası uzadığında, esas davadaki alacak ile Komisyon’dan istenecek manevi tazminat iki ayrı taleptir ve biri diğerinin yerine geçmez.
Üçüncü karışıklık zamanaşımı ile hak düşürücü süre arasındadır. 5/A maddesindeki bir aylık süre bir zamanaşımı süresi değil, müracaat süresidir; kesilmez ve durmaz, yalnızca mazeret hâlinde on beş günlük ek süreyle işler.
Makul Süre Tazminatı Zamanaşımı
Bu talep için klasik anlamda bir zamanaşımı süresi işlemez. Kanun, müracaatı zamanaşımına değil, hak düşürücü nitelikteki müracaat süresine bağlamıştır: doğrudan müracaatta bir ay, Anayasa Mahkemesi ve AİHM’den gelen müracaatlarda üç ay, koruma tedbirlerinde üç ay ve her hâlde bir yıl.
Fark önemlidir, çünkü zamanaşımı kesilebilir ve durabilirken müracaat süresi için Kanun yalnızca tek bir esneklik tanımıştır: haklı mazeret hâlindeki on beş günlük ek süre. Bunun dışında geçen süre yeniden kazanılmaz ve müracaat 6. madde uyarınca süre yönünden reddedilir.
| Karıştırılan kavram | Gerçekte ne olduğu |
|---|---|
| Makul sürede yargılanma tazminatı | Yargılamanın uzamasından doğan manevi tazminat, muhatabı Tazminat Komisyonu |
| Esas davadaki tazminat | Uyuşmazlığın konusu olan alacak, muhatabı görevli mahkeme |
| Koruma tedbirleri tazminatı | CMK m.141 vd. kapsamındaki maddi ve manevi zarar, m.5/B usulüne tabi |
| Kararın icra edilmemesi | Ayrı bir ihlal başlığı, m.2/1-(b) |
| Kira veya iş hukukundaki makul süre | Farklı hukuk alanlarına ait, konuyla ilgisiz kavramlar |
Sıkça Sorulan Sorular
Makul sürede yargılanma tazminatı nedir?
Soruşturma, kovuşturma veya yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle uğranılan manevi zararın devletten istenmesidir. Talep, 6384 sayılı Kanun kapsamında Adalet Bakanlığı Tazminat Komisyonu’na yapılan bir müracaatla ileri sürülür.
Tazminat Komisyonuna başvurmak için önce Anayasa Mahkemesine gitmek gerekir mi?
Gerekmez. 7499 sayılı Kanunla 12/3/2024’te yürürlüğe giren düzenlemeden sonra, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla doğrudan Komisyon’a müracaat edilebilmektedir.
Tazminat komisyonu başvuru süresi ne kadar?
Müracaat, süreç devam ederken ya da en geç soruşturma, kovuşturma veya yargılamanın kesin bir kararla sonuçlandığının öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde yapılır. Haklı mazeret hâlinde, mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş günlük ek süre vardır.
Dava devam ederken tazminat komisyonuna başvuru yapılabilir mi?
Yapılabilir. Kanun, müracaatın soruşturma, kovuşturma veya yargılama sürecinde de yapılabileceğini açıkça düzenler. Devam eden dosyada bir aylık süre henüz işlemeye başlamamıştır.
Tazminat komisyonu başvurusu nasıl yapılır?
Kimlik ve adres bilgilerini, zarara uğranılan işlemi, zararın nitelik ve niceliğini içeren imzalı bir dilekçeyle yapılır ve belgeleri eklenir. Dilekçe doğrudan Komisyon’a verilebileceği gibi Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla da gönderilebilir.
Tazminat komisyonuna e-devlet üzerinden başvuru yapılabiliyor mu?
Evet. UYAP duyurusuna göre Tazminat Komisyonu müracaatları 12 Haziran 2026 tarihi itibarıyla UYAP Vatandaş Portal üzerinden yapılabilmektedir; portala e-Devlet Kapısı üzerinden erişilebilmektedir.
Makul sürede yargılanma hakkının ihlali tazminat miktarı ne kadar?
Kanunda sabit bir tarife yoktur. Komisyon, tazminat miktarını Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin emsal kararlarını gözeterek ve gerekçeli olarak belirler; miktar dosyanın kendi koşullarına göre değişir.
Tazminat komisyonu ne kadar sürede karar verir?
Kanundaki dokuz aylık süre yalnızca 2. maddenin birinci ve ikinci fıkraları kapsamındaki müracaatlar içindir. Doğrudan yapılan makul süre müracaatları bakımından Kanun’da bağlayıcı bir karar süresi öngörülmemiştir. Geçici 2. madde kapsamındaki müracaatlarda süre on altı ay olarak uygulanır.
Tazminat komisyonu kararına itiraz nereye yapılır?
Tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde, Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz edilir. İtiraz öncelikli iş sayılır ve üç ay içinde karara bağlanır.
Tazminat komisyonu kararına itiraz üzerine verilen karar kesin midir?
Kesindir. Kanun, itiraz üzerine verilen kararların kesin olduğunu açıkça belirtir; Bölge İdare Mahkemesi Komisyon kararını yerinde görmezse işin esası hakkında kendisi karar verir.
Tazminat ne zaman ödenir?
Ödenmesine karar verilen tazminat, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde Adalet Bakanlığı tarafından ödenir. Ödemeye ilişkin işlemler harç ve damga vergisinden muaftır.
Tazminat komisyonuna başvuruda harç ödenir mi?
Ödenmez. Müracaatlara ilişkin düzenlenecek kâğıtlar damga vergisinden, yapılacak işlemler harçlardan müstesnadır. Aynı muafiyet ödeme aşamasında da geçerlidir.
Tazminat komisyonu hangi davalara bakar?
Yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmaması ile mahkeme kararlarının geç, eksik veya hiç icra edilmemesi başta olmak üzere Kanun’un 2. maddesinde sayılan müracaatlara bakar. Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemleri de kapsamdadır.
Tazminat komisyonu kimlerden oluşur?
Bakanlığın merkez teşkilatı ile bağlı ve ilgili kuruluşlarında çalışan hâkim ve savcılar arasından Adalet Bakanı tarafından atanan dokuz üyeden oluşur. Komisyon üç üyeli heyetler hâlinde de çalışabilir.
Disiplin soruşturmasının uzaması için tazminat istenebilir mi?
İstenemez. Kanun, idari nitelikteki soruşturmalardan kaynaklanan başvurular hakkında hükümlerinin uygulanmayacağını açıkça düzenler.
Davayı kaybeden kişi de makul süre tazminatı isteyebilir mi?
İsteyebilir. Talep, uyuşmazlığın esasına değil yargılamanın süresine dayanır; davanın kazanılmış veya kaybedilmiş olması müracaat hakkını ortadan kaldırmaz.
Dosyanız İçin Değerlendirme
Uzayan bir dosyada müracaat kararını belirleyen şey, sürenin uzunluğundan çok uzamanın nereden kaynaklandığı ve elde bunu gösteren kayıtların bulunup bulunmadığıdır. Bir aylık sürenin kısalığı ve itiraz merciinin kararının kesin olması, bu değerlendirmenin baştan yapılmasını gerektirir. Dosyanızın aşamasını, kesinleşme durumunu ve müracaat için elinizdeki belgeleri birlikte gözden geçirmek isterseniz çalışma alanlarımızı inceleyebilir, iletişim sayfamızdan dosyanızın ayrıntılarını iletebilirsiniz.
Kanun metninin güncel hâline mevzuat.gov.tr üzerinden, Komisyon’un başvuru formlarına ve duyurularına ise tazkom.adalet.gov.tr adresinden ulaşılabilir. Anayasa Mahkemesi’nin bu alandaki pilot kararı ve sonrasındaki içtihadı anayasa.gov.tr üzerinden yayımlanmaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Her dosyanın süresi, aşaması ve belgeleri farklı olduğundan, müracaat kararı verilmeden önce dosyaya özgü değerlendirme yapılması gerekir. Yazıda yer alan kanun hükümleri yayım tarihindeki metne dayanmaktadır.