Tek Taraflı Ölümlü Trafik Kazasından Kaynaklı Tazminat Davaları
Tek taraflı ölümlü trafik kazası tazminat talepleri, karşı araç bulunmadığı için zararın kimden isteneceğinin baştan belli olmadığı bir alandır. Aracın devrilmesi, şarampole yuvarlanması, bariyere, ağaca ya da direğe çarpması hâlinde kazaya karışan ikinci bir araç bulunmaz; buna karşılık araçtaki yolcular, yol kenarındaki üçüncü kişiler ve ölenin desteğinden yoksun kalanlar bakımından hem trafik sigortası hem kasko hem de yol idaresinin sorumluluğu ayrı ayrı gündeme gelir.
Bu yazıda kanun lafzı esas alınarak şu sorular sırayla yanıtlanıyor: tek taraflı kazada Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kimin zararını öder, ölen sürücünün yakınlarının hakkı hangi hükümle sınırlanır, kasko hangi hâlleri kapsam dışı bırakır, yolcunun durumu nedir, zamanaşımı kaç yıldır ve Karayolları ile belediyeye karşı dava nerede açılır.
Özet — Tek taraflı kaza bir olay tanımıdır; sürücünün kusurunu tek başına belirlemez. Kusur bölünebildiği ölçüde sigorta ödemesi de bölünür.
- Yolcular ve yol kenarındaki üçüncü kişiler tek taraflı kazada da ZMSS’den tazminat alır; sürücünün tam kusurlu olması bu hakkı ortadan kaldırmaz.
- Ölen sürücünün desteğinden yoksun kalanlar bakımından sınır KTK m.92/(j)‘dir ve yalnızca sigortacıya karşı, ölenin kusuru oranında işler. “2016 genel şartları” gerekçesi eskimiştir.
- Kasko, aracın devrilmesi ve yuvarlanmasını kapsar (Genel Şartlar A.1/b) ama bir mal sigortasıdır; ölüm tazminatı ödemez. Ölüm karşılığı ferdi kaza teminatından gelir.
- Zamanaşımı 15 yıldır (KTK m.109/2 + TCK m.85/1 → m.66/1-d). “10 yıl” bu kaza türü için yanlıştır.
- Karayolları ve belediyeye karşı dava adli yargıda değil idare mahkemesinde tam yargı davası olarak açılır; önce 2577 m.13 uyarınca idareye başvurulur.
Tek Taraflı Trafik Kazası Nedir, Hangi Hâller Tek Taraflı Sayılır?
Tek taraflı trafik kazası, kazaya başka bir motorlu aracın karışmadığı, zararın tek bir aracın hareketinden doğduğu kazadır. Devrilme, takla atma, şarampole yuvarlanma, bariyere, refüje, ağaca, direğe veya duvara çarpma, hendeğe düşme bu tanıma girer. Karayolları Trafik Kanunu’nda “tek taraflı kaza” diye ayrı bir kurum yoktur; ifade uygulamada olayın fiziksel görünümünü anlatmak için kullanılır.
Bu ayrım önemlidir, çünkü tek taraflı nitelendirmesi çoğu kaynakta doğrudan “sürücü yüzde yüz kusurludur” sonucuna bağlanır. Oysa kusur, olayın görünümünden değil, kazanın nedenlerinin teknik olarak incelenmesinden çıkar. Aynı kazada yol yapımından sorumlu idarenin, hayvan bulunduranın, aracı üretenin ya da temas etmeden manevraya zorlayan üçüncü bir sürücünün kusuru bulunabilir. Kusur bölündüğü anda, ölenin yakınlarının sigortadan alabileceği tutar da o oranda doğar.
| Olay biçimi | Karşı araç var mı? | Yanında incelenmesi gereken sorumluluk |
|---|---|---|
| Şarampole yuvarlanma, devrilme, takla | Yok | Yol geometrisi, bariyer eksikliği, işaretleme (yol idaresi) |
| Çukura girip direksiyon hâkimiyetini kaybetme | Yok | Yol bakım ve onarım hizmeti (KGM veya belediye) |
| Yola çıkan hayvana çarpma | Yok | Hayvanı bulunduran (TBK m.67); sahipsizse idare |
| Fren, direksiyon veya lastik kaynaklı savrulma | Yok | Üretici / ithalatçı ve bakım yapan servis |
| Başka aracın hatalı manevrasından kaçarken çarpma | Temas yok, araç var | Karşı aracın sürücüsü ve onun ZMSS’si — olay artık tek taraflı sayılmaz |
| Park hâlindeki araca veya duvara çarpma | Yok | Zarar gören üçüncü kişinin malı ZMSS maddi teminatından karşılanır |
Tablodaki son iki satır, “tek taraflı kazada sigorta hiç ödeme yapmaz” genellemesinin neden yanlış olduğunu da gösterir. Çarpılan bariyer, aydınlatma direği, bahçe duvarı veya park hâlindeki araç birer üçüncü kişi malıdır ve bunların zararı kazayı yapan aracın zorunlu trafik sigortasından ödenir. Temassız kazada ise kaza, hukuken artık tek taraflı değildir; manevraya zorlayan aracın sürücüsü ve sigortacısı sorumluluk zincirine girer.
Tek Taraflı Ölümlü Trafik Kazalarında Sigorta (ZMMS) Ödeme Yapar Mı?
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası tek taraflı ölümlü kazada da ödeme yapar; ancak ödemenin muhatabı sürücünün kendisi değil, üçüncü kişilerdir. Genel Şartların A.3 maddesi bunu açıkça yazar: sigortacı, aracın işletilmesi sırasında “üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı” sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesindeki talepleri karşılar. Buradaki sigortalı, poliçedeki araçta işleten sayılan kişidir; sigorta onun kendi zararını değil, başkalarına verdiği zararı güvence altına alır.
Tek taraflı ölümlü bir kazada üçüncü kişi sıfatını taşıyanlar şunlardır: araçtaki yolcular ve onların desteğinden yoksun kalanlar, kazada zarar gören yaya, çarpılan malın sahibi. Sürücü ve işleten bu kapsamın dışındadır; kendi bedensel zararı için kendi zorunlu trafik sigortasına başvuramaz. Buna karşılık ölenin sürücü olması, aracın yolcuları bakımından hiçbir hak kaybı doğurmaz.
Teminatın içeriği 1 Temmuz 2026’dan itibaren yeniden yazılmıştır. Genel Şartların A.5 maddesi bugün dört teminat türü sayar: maddi zararlar, sağlık giderleri, sakatlanma ve destekten yoksun kalma (ölüm) teminatı. Ölüm teminatı bakımından metin şöyledir: “Üçüncü kişinin ölümü dolayısıyla ölenin desteğinden yoksun kalanların destek zararlarını karşılamak üzere 6098 sayılı Kanunun haksız fiillere ilişkin hükümlerine göre belirlenen tazminatları içeren teminattır. Söz konusu tazminat miktarının tespitinde ölen kişi esas alınır.”
| Talep | ZMSS karşılar mı? | Dayanak |
|---|---|---|
| Yolcunun ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma | Evet | Genel Şartlar A.5/ç |
| Yolcunun yaralanması, sürekli sakatlığı | Evet | A.5/b ve A.5/c |
| Çarpılan bariyer, direk, duvar, üçüncü kişi aracı | Evet | A.5/a maddi zararlar |
| Sürücünün / işletenin kendi bedensel zararı | Hayır | A.3 — teminat üçüncü kişilere yöneliktir |
| Kazayı yapan aracın kendi hasarı | Hayır | Genel Şartlar A.6/ğ |
| Ölen sürücünün kusuruna denk gelen destek tazminatı | Hayır | KTK m.92/(j) ve A.6/d |
| Manevi tazminat | Hayır | KTK m.92/(f) — muhatabı işleten ve sürücüdür |
Tedavi giderleri ayrı bir başlıktır. Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesi uyarınca trafik kazası nedeniyle yapılan sağlık hizmeti bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğundadır ve bu kapsamda ödenen giderler için sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu sona ermiştir. Yani hastane faturası için sigortacıya başvurulmaz; bu kalem SGK tarafından karşılanır. Sürekli bakıcı gideri ise Genel Şartların A.5/b maddesi gereği teminat kapsamında kalmaya devam eder.
Ölen sürücünün yakınları sigortadan destek tazminatı alabilir mi?
Ölen sürücünün desteğinden yoksun kalanların sigortacıya karşı talebi, ölenin kusuruna denk gelen kısım bakımından reddedilir. Bunun dayanağı çoğu kaynakta yazıldığı gibi 2015 veya 2016 tarihli genel şart değişikliği değildir. Sınır bugün doğrudan kanundadır: Karayolları Trafik Kanunu‘nun 92. maddesine 9/6/2021 tarihli 7327 sayılı Kanunun 19. maddesiyle eklenen (j) bendi, “Destekten yoksun kalan hak sahibinin, destek şahsının kusuruna denk gelen tazminat talepleri”ni zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında bırakmıştır.
Bu ayrım pratikte önemlidir, çünkü aynı sınırı 2016’da getiren düzenleme iptal edilmiştir. 14/4/2016 tarihli 6704 sayılı Kanunla 92. maddeye eklenen (i) bendi, Anayasa Mahkemesinin 17/7/2020 tarihli E.2019/40, K.2020/40 sayılı kararıyla iptal edilmiş; sınır bir yıl sonra kanun koyucu tarafından (j) bendi olarak yeniden ve bu kez doğrudan kanun metnine yazılmıştır. Dolayısıyla “2016 torba yasası bu teminatı kaldırdı” cümlesi hem eskimiş hem de iptal edilmiş bir hükme dayanır; kaza tarihine göre uygulanacak hüküm 9 Haziran 2021’den sonraki kazalarda (j) bendidir.
Bendin kapsamı iki yönden sınırlıdır. Birincisi, hüküm yalnız sigortacıya karşı ileri sürülebilir; kazada kusuru bulunan başka bir kişi ya da idare varsa, onlara karşı açılacak davada böyle bir engel yoktur. İkincisi, sınır kusur oranıyla ölçülür: ölenin kusuru yüzde yetmişse, destek tazminatının yüzde otuzluk kısmı sigorta teminatı içinde kalır. Ölenin kendi kusuru bakımından yüzde yüz tespiti yapılmadığı sürece talep bütünüyle kapanmaz. Bu konunun ayrıntısı, trafik kazasında ölen kişinin yüzde yüz kusurlu olması başlıklı yazıda ele alınmıştır.
Tek taraflı kazada sigorta karşılar mı, hangi limitler geçerlidir?
Genel Şartların A.1 maddesi, genel şartların ve teminat limitlerinin kaza tarihi itibarıyla uygulamaya esas alınacağını söyler. Bu nedenle “bu yıl ölüm teminatı şu kadar” biçimindeki tek cümlelik cevaplar yanıltıcıdır; eski tarihli bir kazada o tarihteki limit uygulanır. 2026 yılı için Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun belirlediği zorunlu trafik sigortası sakatlanma ve ölüm teminatı kişi başına 3.600.000 TL, maddi zararlar teminatı araç başına 400.000 TL’dir. Talep bu limitleri aşıyorsa aşan kısım işletenden ve sürücüden istenir.
Tek Taraflı Ölümlü Trafik Kazalarında Kasko Ödeme Yapar Mı?
Kasko, tek taraflı kazayı kural olarak kapsar. Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.1 maddesi teminat altına alınan rizikoları sayarken şu hâli açıkça yazar: “Gerek hareket gerek durma hâlinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar.” Şarampole yuvarlanma, takla atma, bariyere veya ağaca çarpma bu bendin içindedir; ayrıca bir karşı araç aranmaz.
Buna karşılık kaskonun konusu araçtır. Aynı maddenin ilk cümlesi teminatı “poliçede belirtilen … kara araçlarından doğan menfaatin … doğrudan uğrayacağı maddi zararlar” ile sınırlar. Bu nedenle kasko poliçesi, ölüm hâlinde yakınlara destekten yoksun kalma ya da manevi tazminat ödemez; sadece aracın hasarını karşılar. Ölüme bağlı ödeme, poliçeye eklenmişse ferdi kaza veya koltuk ferdi kaza teminatından gelir ve bu ayrı bir sigorta türüdür.
Tek taraflı kazada kasko hangi hâllerde ödeme yapmaz?
Genel Şartların A.5 maddesi teminat dışında kalan hâlleri sayılı biçimde düzenler. Listede yer almayan bir gerekçeyle ödeme reddedilemez. Uygulamada en sık karşılaşılan ret sebepleri şunlardır:
| Bent | Teminat dışı hâl | Tek taraflı kazada anlamı |
|---|---|---|
| A.5.4 | Aracın, gerekli sürücü belgesine sahip olmayan kimseler tarafından kullanılması | Ehliyetsiz sürücünün yaptığı kazada araç hasarı ödenmez |
| A.5.5 | Uyuşturucu madde veya yönetmelikte belirlenen seviyenin üzerinde alkollü kişilerce kullanım | Alkol düzeyinin ve etkisinin ortaya konulması gerekir |
| A.5.6 | Sigortalı veya birlikte yaşadığı kişilerce kasten verilen zararlar | Kasıt iddiasını ispat yükü sigortacıdadır |
| A.5.8 | Ruhsatta yazılı taşıma haddinin aşılması | Yalnız istiap haddinin aşılmasından kaynaklanan zarar kapsam dışıdır |
| A.5.10 | A.5.4 ve A.5.5 ihlallerinde kimliğin tespitini engellemek için kaza yerinden ayrılma | Tedavi veya can güvenliği gibi zorunlu hâller istisnadır |
| A.5.3 | Kamu otoritesince çekilme hâli hariç araçta yapılacak tasarruflar | — |
Aracın muayenesinin yaptırılmamış olması bu listede yoktur. Muayenesizlik kendi başına kasko teminatını ortadan kaldırmaz; idari para cezası doğurur. Aynı şekilde “aracın bakımı zamanında yapılmamış” gerekçesi de tek başına yeterli değildir; A.5 listesinin dışındaki bir sebep, ancak zararla arasındaki nedensellik gösterilirse tartışılabilir. Genel Şartların A.4.14 bendi yalnızca yağsızlık, susuzluk, donma, bozukluk, eskime, çürüme, paslanma ve bakımsızlık nedeniyle doğrudan meydana gelen zararları ek sözleşme konusu yapar; bu bent, bakımsızlık yüzünden çıkan kazanın çarpma hasarını kapsam dışına almaz.
Bildirim süresi de sık atlanır. Genel Şartların B.1.1 maddesi, rizikonun gerçekleştiğini öğrenen sigortalıya “en geç beş iş günü içinde” sigortacıya bildirim yükümlülüğü getirir. Ölümlü kazada bu süre içinde şirkete yazılı ihbarda bulunmak, ilerideki “geç bildirim” savunmasını baştan karşılar.
Tek taraflı kazada değer kaybı alınır mı, kasko öder mi?
Hayır. Değer kaybı, kusurlu tarafın zorunlu mali sorumluluk sigortasından istenen bir kalemdir ve zarar gören üçüncü kişinin aracındaki değer azalmasını karşılar. Tek taraflı kazada aracın sahibi kendi aracının değer kaybını kendi kaskosundan isteyemez; kasko yalnız onarım bedelini karşılar. Konunun ayrıntısı hangi durumlarda değer kaybı talep edilemez yazısındadır.
Tek Taraflı Kazada Ferdi Kaza ve Koltuk Sigortası Ne Öder?
Ferdi kaza sigortası ve araç poliçelerine eklenen koltuk ferdi kaza teminatı, tek taraflı ölümlü kazada kusurdan bağımsız olarak devreye giren tek güvencedir. Bu teminatlar sorumluluk sigortası değil meblağ sigortasıdır: ödeme, zararın hesaplanmasıyla değil poliçede yazılı sabit tutarla yapılır ve ödeme için kimsenin kusurlu bulunması gerekmez. Bu nedenle ölen sürücünün tam kusurlu olduğu bir kazada bile lehtarlara ödeme yapılır.
İkinci önemli nokta mahsuptur. Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesi, “kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez” der. Ferdi kaza ödemesi bir tazminat ödemesi değildir; bu yüzden destekten yoksun kalma tazminatından düşülmez. Aynı fıkra gereği SGK’nın bağladığı rücu edilemeyen ölüm aylığı da tazminattan indirilemez. Aynı hüküm, hesaplanan tazminatın “miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamayacağını veya azaltılamayacağını” da söyler.
Bir başka teminat, zorunlu sigortanın limiti aşıldığında devreye girer. İhtiyari mali sorumluluk (İMM) sigortası, işletenin üçüncü kişilere verdiği ve zorunlu trafik sigortası limitini aşan zararları poliçede yazılı tutara kadar karşılar. İMM bir sorumluluk sigortasıdır; bu nedenle zorunlu sigortadaki kusur kuralları burada da geçerlidir. Poliçeye ek teminat olarak manevi tazminat konulmuşsa bu talep de İMM limitinin içinden karşılanır; ek teminat yoksa manevi tazminatın muhatabı yine işleten ve sürücüdür.
| Teminat | Niteliği | Kusura bakılır mı? | Tek taraflı ölümlü kazada ne öder? |
|---|---|---|---|
| Zorunlu trafik sigortası (ZMSS) | Sorumluluk sigortası | Evet | Üçüncü kişilerin bedensel ve maddi zararı |
| İhtiyari mali sorumluluk (İMM) | Sorumluluk sigortası | Evet | ZMSS limitini aşan kısım |
| Kasko | Mal sigortası | Kısmen (A.5 istisnaları) | Yalnız aracın hasarı |
| Ferdi kaza / koltuk ferdi kaza | Meblağ sigortası | Hayır | Poliçede yazılı sabit tutar |
Uygulamada poliçenin hangi teminatı içerdiği çoğu zaman kaza sonrasında fark edilir. Poliçe örneği ve teminat dökümü sigorta şirketinden yazılı olarak istenmeli; ihtiyari mali sorumluluk, ferdi kaza, koltuk ferdi kaza ve hukuksal koruma teminatlarının bulunup bulunmadığı tek tek kontrol edilmelidir.
Tek Taraflı Ölümlü Trafik Kazalarında Yolcu Tazminat Alabilir Mi?
Yolcu, tek taraflı kazada üçüncü kişi sayılır ve tazminat hakkı sürücünün kusuruna bağlı olarak ortadan kalkmaz, aksine onun kusuru sayesinde doğar. Sürücünün yüzde yüz kusurlu bulunduğu bir kazada araçtaki yolcu yaralanmışsa sakatlanma teminatından, ölmüşse desteğinden yoksun kalanlar ölüm teminatından tazminat ister. Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesinin son fıkrası bu zinciri kurar: “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.”
Sürücünün alkollü olması, ehliyetsiz olması ya da kazadan sonra olay yerini terk etmesi yolcunun hakkını etkilemez. Genel Şartların B.4 maddesi bunu açıkça düzenler: “Sigorta sözleşmesinden … doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâller zarar görene karşı ileri sürülemez.” Sigortacı zarar göreni öder, sonra kusurlu sigortalısına rücu eder. Aynı maddenin son cümlesi bir adım daha ileri gider: “Sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez.”
Araçtaki yolcunun sürücünün yakını olması da hakkı ortadan kaldırmaz; bu nokta uygulamada en sık karıştırılan ayrımdır. Karayolları Trafik Kanunu’nun 92. maddesinin (b) bendi, işletenin eşinin, usul ve füruunun, evlat edinme ilişkisiyle bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin taleplerini teminat dışında bırakır — ancak bendin lafzı bu istisnayı yalnız “mallarına gelen zararlar” ile sınırlar. Bedensel zararlar ve ölüm bu istisnanın kapsamında değildir. Yani sürücünün eşi ya da çocuğu tek taraflı kazada hayatını kaybetmişse, desteğinden yoksun kalanların zorunlu trafik sigortasına karşı talebi kural olarak ayakta kalır; kapsam dışı olan şey yalnız bu kişilerin eşyasına gelen zarardır.
Teminatın gerçekten kapandığı hâller ise bendin kendi listesindedir: aracın çalındığını veya gasp edildiğini bilerek binen kişilerin zararları, araçta taşınan eşyanın uğradığı zarar ve hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen talepler. Son hâl, yolcunun emniyet kemerini takmaması gibi kendi zararını artıran davranışlarında gündeme gelir ve tazminatın tamamını değil, o kusura karşılık gelen kısmını düşürür.
Hatır taşıması nedir, yolcunun tazminatını düşürür mü?
Tek taraflı kazalarda araçtaki yolcu çoğu zaman bir arkadaş, komşu ya da akrabadır ve karşılıksız taşınmaktadır. Karayolları Trafik Kanunu’nun 87. maddesi bu hâli ayrıca düzenler: “Yaralanan veya ölen kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa, işletenin … sorumluluğu … genel hükümlere tabidir.”
Bunun sonucu şudur: hatır taşımasında işletenin Karayolları Trafik Kanunu’ndan doğan kusursuz sorumluluğu değil, Türk Borçlar Kanunu’nun genel haksız fiil hükümleri uygulanır ve hâkim, 51. madde uyarınca “tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak” belirler. Yargıtay uygulamasında bu, hatır taşımasında tazminattan hakkaniyet indirimi yapılması biçiminde karşımıza çıkar. İndirim oranı dosyaya göre değişir; kanunda sabit bir oran yoktur. Önemli olan, indirimin yalnız işletene karşı açılan davada tartışılmasıdır; zorunlu trafik sigortası bakımından hatır taşıması teminat dışı bir hâl değildir.
Ölen yolcunun hangi yakınları tazminat isteyebilir?
Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi ölüm hâlinde uğranılan zararları üç başlıkta sayar: cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücü kaybından doğan kayıplar ve “ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar”. Ölçüt mirasçılık değil fiilî destek ilişkisidir; talep hakkı her hak sahibinin kendi şahsında doğar ve terekeye girmez. Manevi tazminat ise ayrı bir kalemdir ve 56. maddenin ikinci fıkrasına dayanır: “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” Kimlerin hak sahibi sayıldığı destekten yoksun kalma tazminatı kimlere ödenir yazısında, hesap yöntemi ise destekten yoksun kalma tazminatı sayfasında ayrıntılı olarak anlatılmıştır.
Tek Taraflı Ölümlü Trafik Kazalarında Tazminat Alma Koşulları
Tek taraflı ölümlü kazada tazminat alabilmek için üç şeyin birlikte bulunması gerekir: hak sahibi sıfatı, sorumluluğu doğuran bir kişi ya da kurum ve bu sorumluluğun kapsamına giren bir zarar kalemi. Bu üçü belirlendikten sonra sıra usule gelir; yanlış mercie yapılan başvuru süre kaybettirir.
Sigorta şirketine karşı ileri sürülecek talepler bakımından dava açmadan önce yazılı başvuru zorunludur. Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi şöyledir: “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.”
Başvuruya eklenecek belgeler Genel Şartların Ek-6’sında listelenmiştir; ölüm hâlinde kaza tespit tutanağı, ölüm belgesi, veraset ilamı veya mirasçılık belgesi, ölenin gelirini gösteren belgeler ve hak sahiplerinin kimlik doğrulama evrakları istenir. Başvuru tarihi ayrıca önemlidir: sigortacının kısmi ödeme yapması borç ikrarı sayılır ve zamanaşımını keser.
| Davalı | Görevli mahkeme | Dava şartı arabuluculuk | Ön başvuru |
|---|---|---|---|
| Sürücü, işleten, araç sahibi | Asliye hukuk (HMK m.2) | Hayır | Yok |
| Zorunlu trafik sigortası şirketi | Asliye ticaret (TTK m.4/1-a, m.5/1) | Evet (TTK m.5/A) | KTK m.97 — 15 gün |
| Kasko şirketi (kendi poliçesi) | Asliye ticaret | Evet | Poliçe/genel şart usulü |
| Karayolları, belediye, il özel idaresi | İdare mahkemesi — tam yargı davası | Hayır | 2577 m.13 — idareye başvuru |
| Hayvanı bulunduran, üretici, servis | Asliye hukuk | Hayır (ticari ilişki varsa TTK m.5/A) | Yok |
Yetkili mahkeme bakımından seçenek geniştir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesinin ikinci fıkrası, davanın “sigortacının şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de” açılabileceğini söyler. Buna Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun genel ve haksız fiile ilişkin yetki kuralları eklenir; hak sahibi kendi yerleşim yeri mahkemesinde de dava açabilir.
Aynı maddenin birinci fıkrası, sık yapılan bir hatayı da baştan önler: “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları adli yargıda görülür.” Yani kazayı yapan araç resmî araçsa dava yine asliye hukuk mahkemesinde açılır. İdari yargı yolu, aracın değil yolun ya da idarenin bir eyleminin kusurlu olduğu hâllere aittir.
Dava dilekçesinin kurulmasında 2026 yılında yürürlüğe giren usul değişikliği de gözetilmelidir. 16/7/2026 tarihli 7589 sayılı Kanunla belirsiz alacak davası (HMK m.107) yürürlükten kaldırılmış, yerine 109. maddeye eklenen dördüncü fıkra getirilmiştir. Buna göre alacağın bir kısmının dava edildiği hâllerde talep, aynı davada “bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar” artırılabilir ve zamanaşımı artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Destekten yoksun kalma davaları uzun süre belirsiz alacak davası olarak açıldığı için bu değişiklik doğrudan bu dava türünü ilgilendirir.
Tek Taraflı Ölümlü Trafik Kazalarında Zamanaşımı Süresi Ne Kadar?
Ölümle sonuçlanan trafik kazalarında tazminat zamanaşımı 15 yıldır ve süre kaza gününden işlemeye başlar. Bu, koşullara göre değişen bir tavan değil, doğrudan kanundan çıkan bir sonuçtur. Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesinin ikinci fıkrası şöyle der: “Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.“
Zincir şöyle kurulur: ölümlü kaza, Türk Ceza Kanunu’nun 85. maddesindeki taksirle öldürme suçunu oluşturur; bu suçun cezası iki yıldan altı yıla kadar hapistir. Ceza Kanunu’nun 66. maddesinin dördüncü fıkrası, dava zamanaşımının cezanın üst sınırına göre belirleneceğini söyler; üst sınır beş yıldan fazla olduğu için 66/1-d bendi devreye girer ve süre 15 yıl olur. Ölçüt, birçok kaynakta yazıldığı gibi “ağır ihmal” ya da kusurun derecesi değildir; ölçüt fiilin cezayı gerektiren bir suç oluşturmasıdır.
| Talep | Süre | Başlangıç | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Ölümlü kazada tazminat | 15 yıl | Kaza günü | KTK m.109/2 + TCK m.85/1 → m.66/1-d |
| Yaralanmalı kazada tazminat | 8 yıl | Kaza günü | KTK m.109/2 + TCK m.89 → m.66/1-e |
| Salt maddi hasarlı kaza | 2 yıl / 10 yıl | Öğrenme / kaza günü | KTK m.109/1 |
| Kasko (kendi poliçesi) | 2 yıl / 6 yıl | Muacceliyet / riziko | TTK m.1420 |
| İdareye karşı tam yargı | 1 yıl / 5 yıl (başvuru) | Eylemi öğrenme / eylem tarihi | 2577 m.13 |
| Sigortacının rücu hakkı | 2 yıl | Ödeme + rücu edileceği öğrenme | KTK m.109/4 |
Uzun sürenin varlığı beklemeyi haklı kılmaz. Üç ayrı hüküm, hak sahibinin 15 yıl boyunca rahat olamayacağını gösterir. Birincisi, 111. maddenin ikinci fıkrasıdır: yetersiz olduğu açıkça belli olan bir anlaşma ya da ibraname imzalanmışsa, bu yapıldığı tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilmelidir; bu süre zamanaşımından ayrıdır ve uzun süreye güvenip bekleyen hak sahibi iki yılda hakkını yitirebilir. İkincisi, sigortacıya yapılan 97. madde başvurusu zamanaşımını kesmez; başvuru zorunludur ama süreyi durdurmaz. Zamanaşımını kesen işlemler dava açmak, tahkime başvurmak, icra takibi yapmak ve sigortacının kısmi ödeme yapmasıdır. Üçüncüsü, delillerin zamanla kaybolmasıdır: kamera kayıtları, fren izi ölçümleri ve tanık beyanları ilk aylarda toplanabilir.
Aynı maddenin üçüncü fıkrası çoğu kaynakta hiç geçmeyen bir kolaylık sağlar: “Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır.” Yani sürücüye karşı açılan dava, sigorta şirketi yönünden de zamanaşımını keser. Zamanaşımının bütün ayrıntısı trafik kazası tazminat zamanaşımı yazısındadır.
Son olarak zamanaşımı bir def’idir; karşı taraf ileri sürmedikçe hâkim kendiliğinden dikkate alamaz. Süre dolduğunda hak da tamamen ortadan kalkmaz, borç eksik borca dönüşür ve ödenen tutar geri istenemez.
Tek Taraflı Ölümlü Trafik Kazası TCK Maddesi: Hangi Ceza Verilir?
Tek taraflı ölümlü trafik kazasının ceza hukukundaki karşılığı Türk Ceza Kanunu’nun 85. maddesinde düzenlenen taksirle öldürme suçudur. Birinci fıkra şöyledir: “Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Kazada birden fazla kişi ölmüş ya da bir kişinin ölümüyle birlikte başkaları da yaralanmışsa ikinci fıkra uygulanır ve ceza iki yıldan on beş yıla kadar hapse çıkar.
Taksirin tanımı aynı kanunun 22. maddesindedir: “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi”. Sürücü neticeyi öngörmüş ama istememişse bilinçli taksir vardır ve üçüncü fıkra uyarınca ceza “üçte birden yarısına kadar artırılır” — bu artırım hâkimin takdirinde değildir, yalnız oranı takdire bırakılmıştır. Dördüncü ve beşinci fıkralar da önemlidir: ceza failin kusuruna göre belirlenir ve birden fazla kişinin taksiri varsa herkes kendi kusurundan sorumlu olur.
| Durum | Madde | Yaptırım |
|---|---|---|
| Tek kişinin ölümü | TCK m.85/1 | 2-6 yıl hapis |
| Birden fazla ölüm ya da ölüm + yaralanma | TCK m.85/2 | 2-15 yıl hapis |
| Bilinçli taksir | TCK m.22/3 | Ceza 1/3 – 1/2 oranında artırılır |
| Alkol veya uyuşturucu etkisiyle araç kullanma | TCK m.179/3 | 6 ay – 2 yıl hapis (ayrı suç) |
| Sürücünün de öldüğü kaza | TCK m.64/1 | Kamu davasının düşmesi |
| Neticenin failin kendi ailesini vurması | TCK m.22/6 | Ceza verilmez (koşulları varsa) |
| Ölümlü kazaya asli kusurlu sebebiyet | KTK m.118 son fıkra | Sürücü belgesi 1 yıl geri alınır |
Tabloda iki satır özellikle tek taraflı kazaya özgüdür. Birincisi 64. maddedir: “Sanığın ölümü hâlinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir.” Tek taraflı kazada ölen kişi sürücünün kendisiyse, taksirle öldürme suçunun faili de ölmüş demektir; bu durumda ceza soruşturması yürütülmez ya da açılmış dava düşer. Hukuk davası ise bundan etkilenmez, çünkü tazminat sorumluluğu terekeye ve sigortacıya karşı devam eder. İkincisi alkol hâlidir.
Alkollü araç kullanmanın ceza karşılığı, çok sayıda kaynakta yazıldığının aksine 180. madde değildir. 180. maddenin kapsamı lafzında bellidir: “Deniz, hava veya demiryolu ulaşımında, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye taksirle neden olan kimseye…” Karayolu bu maddenin kapsamında yer almaz. Karayolunda alkollü araç kullanmanın karşılığı 179. maddenin üçüncü fıkrasıdır: “Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Bu suç somut tehlike aranmaksızın oluşur ve ölüm meydana gelmişse 85. madde ile birlikte değerlendirilir.
Usul bakımından iki nokta soruşturmanın seyrini belirler. Taksirle öldürme şikâyete bağlı değildir; savcılık kendiliğinden soruşturma başlatır ve ölenin yakınlarının şikâyetten vazgeçmesi davayı düşürmez. Aynı suç uzlaştırma kapsamında da değildir: Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinin uzlaştırmaya tabi suçları sayan listesinde taksirle yaralama yer alır, taksirle öldürme yer almaz. Bu nedenle “yakınlarla anlaşıldı, ceza davası düşer” beklentisi karşılıksızdır; zararın giderilmesi yalnız cezanın belirlenmesinde, erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması değerlendirmesinde olgu olarak dikkate alınır. Cezanın miktarı ve infazı ölümlü trafik kazası cezası kaç yıl, beraat gerekçeleri ise taksirle ölüme neden olma beraat kararları yazısında ele alınmıştır.
Ceza dosyasının sonucu tazminat davasını bağlamaz. Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi uyarınca hukuk hâkimi, ceza hâkiminin beraat kararıyla ve kusur değerlendirmesiyle bağlı değildir. Sürücü hakkında takipsizlik verilmiş olması, hak sahiplerinin tazminat talebini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Tek Taraflı Ölümlü Trafik Kazalarında Karayollarının Kusuru
Yolun yapımından, bakımından ve işaretlenmesinden sorumlu idarenin sorumluluğu hizmet kusuruna dayanır. Bu, sıkça yazıldığı gibi bir “kusursuz sorumluluk” hâli değildir: idarenin yürüttüğü hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi gerekir. Bariyerin bulunmaması ya da standarda uygun olmaması, viraj öncesinde uyarı levhasının eksikliği, kaplamada giderilmemiş çukur, aydınlatmanın yetersizliği, yol çalışmasının işaretlenmemesi bu kapsamda değerlendirilir.
Sorumlu idare yolun statüsüne göre değişir ve kaza yerinin hangi idarenin ağında olduğu davanın en başında tespit edilmelidir; yanlış idareye açılan dava husumetten reddedilir. Yol statüsü, kaza tespit tutanağındaki yer bilgisinden ve ilgili idareden yazıyla sorularak doğrulanır.
| Yol | Sorumlu idare | Görevli yargı |
|---|---|---|
| Otoyol, devlet yolu, il yolu | Karayolları Genel Müdürlüğü | İdare mahkemesi |
| Belediye sınırları içindeki cadde ve sokaklar | İlgili belediye | İdare mahkemesi |
| Büyükşehirde ana arterler | Büyükşehir belediyesi | İdare mahkemesi |
| Köy yolları (büyükşehir dışı) | İl özel idaresi | İdare mahkemesi |
| İşletme hakkı devredilmiş otoyol | İşletmeci şirket ve idare | Şirkete karşı adli yargı, idareye karşı idari yargı |
Yolun kusurunun tespiti, sürücünün kusurunu bölme etkisi yaratır ve bu, tek taraflı ölümlü kazada hak sahipleri için en önemli sonuçtur. Kusur örneğin altmışa kırk paylaştırıldığında, ölenin desteğinden yoksun kalanlar hem idareden kendi payına düşen kısmı isteyebilir hem de sigortacıya karşı Karayolları Trafik Kanunu m.92/(j) sınırı yalnızca ölenin kusuru oranında uygulanır. Kusuru ölçen şey bilirkişi incelemesidir; kaza tespit tutanağında kusur oranı yazmaz, tutanak yalnız olayın oluş biçimini belgeler.
Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesinin ikinci fıkrası, idareye karşı açılan davada hesabın hangi kurallara göre yapılacağını da çözer: “Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır.” Yani destekten yoksun kalma tazminatı idari yargıda da aynı esaslara göre hesaplanır.
Tek Taraflı Ölümlü Trafik Kazalarında Belediyenin Kusurlu Olması
Belediyenin sorumluluğu, şehir içi yollarda yürüttüğü yapım, bakım, onarım, işaretleme ve aydınlatma hizmetlerinden doğar. Tek taraflı ölümlü kazalarda en sık dayanılan olgular şunlardır:
- Kaplamada uzun süredir giderilmemiş çukur, çökme veya rögar kapağı farkı
- Yol çalışmasının geceleyin görünür biçimde işaretlenmemesi, bariyer ve reflektör eksikliği
- Keskin virajda ya da yol sonunda korkuluk bulunmaması
- Aydınlatmanın hiç bulunmaması veya arızalı olduğu hâlde onarılmaması
- Trafik işaret levhalarının eksik, devrilmiş ya da görüşü kapatacak biçimde konumlanmış olması
- Yağmur suyu tahliyesinin yapılmaması nedeniyle yolun su tutması
İspat, iddia edenin üzerindedir. Kaza yerinin kaza tarihine yakın fotoğrafları, kolluk tarafından çizilen kroki, çevredeki güvenlik kameralarının kayıtları, aynı noktada daha önce meydana gelmiş kazalara ilişkin tutanaklar ve belediyeye daha önce yapılmış şikâyet başvuruları en güçlü delillerdir. Kamera kayıtları kısa sürede silindiği için bunların mahkemeden ya da savcılıktan istenmesi ilk günlerde talep edilmelidir.
Belediye ile araç işleteni aynı zararda birlikte sorumlu bulunursa, Türk Borçlar Kanunu’nun 61. maddesi uyarınca aralarında müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanır: hak sahibi zararın tamamını bunlardan herhangi birinden isteyebilir. Ancak yargı yolu ayrıdır; idareye karşı idare mahkemesinde, işletene ve sigortacıya karşı adli yargıda ayrı davalar açılır.
Tek Taraflı Ölümlü Trafik Kazalarında İdarenin Kusurlu Olması
İdarenin sorumluluğu, yürüttüğü kamu hizmetinin hiç işlememesi, geç işlemesi ya da kötü işlemesi hâlinde doğar ve buna hizmet kusuru denir. Tek taraflı ölümlü kazalarda hizmet kusuru iddiası yalnız yol yapımı ve bakımıyla sınırlı değildir: trafik işaretlemesinin yönetmeliğe uygun kurulmaması, yol çalışmasının denetlenmemesi, sahipsiz hayvanların yola çıkmasını engelleyecek önlemlerin alınmaması, otoyolda çit bakımının yapılmaması da bu kapsamda tartışılır. İdarenin kusuru kabul edildiğinde tazminat, sürücünün kusuru oranında indirilerek hükmedilir.
Hizmet kusuru bulunmasa bile idarenin sorumlu tutulduğu istisnai hâller vardır; bunlar kusursuz sorumluluk başlığı altında, risk ilkesi ve fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesiyle açıklanır ve kural değil istisnadır. Bu nedenle “idare her hâlde kusursuz sorumludur” biçimindeki genellemeler yanıltıcıdır; davada ispat edilmesi gereken şey, somut olayda hangi hizmetin nasıl aksadığıdır.
İdareye karşı dava nerede ve hangi sürede açılır?
İdarenin yol hizmetindeki kusurundan doğan ölüm zararları için açılacak dava, idare mahkemesinde tam yargı davasıdır. Bu davadan önce yerine getirilmesi gereken bir ön başvuru şartı vardır ve süresi kaçırıldığında dava usulden reddedilir. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesinin ilk fıkrası şöyledir:
“İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi hâlinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.”
Üç süre üst üste işler: idareye başvuru için bir yıl (her hâlde beş yıl), idarenin cevabı için otuz gün, sonrasında dava için altmış günlük genel dava süresi. Bu, sigortacıya karşı işleyen on beş yıllık zamanaşımından tamamen ayrıdır — sigortadan alacağı için vakti olduğunu düşünen hak sahibi, idareye karşı hakkını bir yılda yitirebilir.
Maddenin ikinci fıkrası bir güvence getirir: “Görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi hâlinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz.” Dava yanlışlıkla asliye hukuk mahkemesinde açılmış ve görevsizlikle reddedilmişse, idari yargıya giderken yeniden idareye başvurmak gerekmez.
Tek Taraflı Ölümlü Trafik Kazalarına Yola Çıkan Hayvanın Sebebiyet Vermesi
Yola çıkan hayvana çarpma ya da hayvandan kaçarken direksiyon hâkimiyetini kaybetme, tek taraflı görünen kazanın başka bir sorumlusu olduğu en tipik hâllerden biridir. Sorumluluk, hayvanın sahipli olup olmamasına göre iki ayrı hükme dayanır.
Hayvan sahipliyse Türk Borçlar Kanunu’nun 67. maddesi uygulanır: “Bir hayvanın bakımını ve yönetimini sürekli veya geçici olarak üstlenen kişi, hayvanın verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.” Buradaki muhatap yalnızca mülkiyet sahibi değildir; hayvanı otlatan çoban, emanet alan komşu ya da bakımını üstlenen işletme de sorumlu olabilir. Maddenin ikinci fıkrası bir kurtuluş kanıtı tanır: “Hayvan bulunduran, bu zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz.” Ağılın kapısının açık bırakılması, sürünün yol kenarında gözetimsiz otlatılması, gece görünürlük önlemi alınmaması bu özenin gösterilmediğine işaret eder.
Hayvan sahipsizse sorumluluk idareye yönelir ve dava, yukarıda anlatılan usulle idare mahkemesinde tam yargı davası olarak açılır. Burada da ölçüt hizmet kusurudur: yolda sahipsiz hayvan bulunduğuna dair daha önce bildirim yapılmış olması, aynı güzergâhta tekrarlanan olaylar ve idarenin buna rağmen önlem almamış olması dosyanın belkemiğini oluşturur. Otoyol ve erişme kontrollü yollarda ise çit ve tel örgü bakımının aksaması ayrıca değerlendirilir. Bu konunun ayrıntısı hayvana çarpma trafik kazası yazısındadır.
Ölümlü kazada bu tespitin sonucu doğrudan paraya dönüşür: hayvanı bulunduranın ya da idarenin kusuru kabul edildiği ölçüde ölen sürücünün kusuru azalır, buna bağlı olarak desteğinden yoksun kalanların zorunlu trafik sigortasından alabileceği tutar da o oranda doğar.
Tek Taraflı Ölümlü Trafik Kazaları Araç Sahibinin Sorumluluğu
Araç sahibi, kaza sırasında direksiyonda olmasa bile işleten sıfatıyla sorumlu tutulabilir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesinin birinci fıkrası, bir motorlu aracın işletilmesinin ölüme, yaralanmaya veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olması hâlinde işletenin ve bağlı olduğu teşebbüs sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağını söyler. Aynı maddenin son fıkrası bağı tamamlar: “İşleten … aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” Yani aracını arkadaşına veren malik, o kişinin yaptığı kazadan doğan zarardan sorumludur.
Bu sorumluluk kusura dayanmaz, ancak mutlak da değildir. 86. madde bir kurtuluş kanıtı düzenler: işleten, “kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.” İkinci fıkra ara bir çözüm getirir: kurtulamayan işleten, zarar görenin kusurunu ispat ederse hâkim tazminat miktarını indirebilir.
Aracın hareket hâlinde olmadığı kazalarda ispat yükü tersine döner. 85. maddenin üçüncü fıkrası, “işletilme hâlinde olmayan bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazasından dolayı işletenin sorumlu tutulabilmesi için, zarar görenin, kazanın oluşumunda işleten veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere ilişkin bir kusurun varlığını veya araçtaki bozukluğun kazaya sebep olduğunu ispat etmesi gerekir” der. Bu kural, park hâlindeki araçla ilgili kazalarda belirleyicidir.
Ölümlü kazalarda çoğu kaynakta hiç geçmeyen bir usul tedbiri daha vardır. 85. maddenin ikinci fıkrası uyarınca motorlu araç ölüme veya yaralanmaya sebebiyet vermişse, aracın başkasına devrini önlemek amacıyla olaya el koyan Cumhuriyet savcılığınca tescil kuruluşuna trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi için talimat verilir. Kaza anı ile şerh arasında kötü niyetle yapılan tesciller hükümsüzdür. Aynı fıkranın son cümlesi bir süre koyar: “Şerhin konulduğu tarihten itibaren bir ay içerisinde, şerhin kaldırıldığına veya devamına ilişkin mahkeme kararı ibraz edilmediği takdirde bu şerh hükümsüz sayılır.” Tazminat alacağının teminatını korumak isteyen hak sahibi bu bir aylık süre içinde mahkemeden karar almalıdır.
Buna karşılık cezai sorumluluk şahsidir. Aracı kullanmayan ruhsat sahibi, aracın karıştığı ölümlü kazadan dolayı taksirle öldürme suçundan yargılanmaz; onun sorumluluğu hukuki, yani tazminata ilişkindir. Aracın bir şirkete ait olması durumunda da aynı ayrım geçerlidir: şirket işleten sıfatıyla tazminattan sorumlu olur, ceza sorumluluğu ise fiili işleyen gerçek kişiye aittir.
Tek Taraflı Ölümlü Trafik Kazaları Yargıtay Kararları
Bu alandaki içtihat çizgisi 2021’de kanun değişikliğiyle kırıldığı için, eski ve yeni kararların hangi dönemin kazasına ait olduğuna bakmadan okunması yanıltıcıdır. Çizgiyi üç aşamada özetlemek gerekir.
Birinci dönem — destekten yoksun kalma bağımsız bir haktır. Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2011 tarihli, 2011/17-142 E. ve 411 K. sayılı kararıyla yerleşen çizgide, destekten yoksun kalma tazminatı ölenin mirasçısı sıfatından değil, hak sahibinin kendi şahsında doğan bir zarardan kaynaklanır. Bu nedenle desteğin kusuru, hak sahibine karşı bir savunma olarak ileri sürülemiyordu. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 19.06.2017 tarihli, 2016/9656 E. ve 2017/6875 K. sayılı kararında, tek taraflı kazada tam kusurlu ölen sürücünün anne ve babasının sigortacıya karşı açtığı davanın kabulünü bu gerekçeyle onamıştır. Karar 2012 tarihli bir kazaya ilişkindir.
İkinci dönem — genel şart üzerinden getirilen sınır iptal edildi. 14/4/2016 tarihli 6704 sayılı Kanunla 92. maddeye eklenen (i) bendi, genel şartlarda tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepleri kapsam dışına almıştı. Anayasa Mahkemesi 17/7/2020 tarihli E.2019/40, K.2020/40 sayılı kararıyla bu bendi iptal etti. Dolayısıyla “2016 genel şartları bu hakkı kaldırdı” biçimindeki açıklamalar, iptal edilmiş bir düzenlemeye dayanmaktadır.
Üçüncü dönem — sınır doğrudan kanuna yazıldı. 9/6/2021 tarihli 7327 sayılı Kanunun 19. maddesiyle eklenen (j) bendi, destekten yoksun kalan hak sahibinin destek şahsının kusuruna denk gelen tazminat taleplerini zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında bıraktı. Bu tarihten sonraki kazalarda eski içtihada dayanılarak sigortacıdan tam ödeme istenemez; buna karşılık sınır, yalnız sigortacıya karşı ve yalnız ölenin kusuru oranında işlemeye devam eder.
Zamanaşımı yönünden uygulama istikrarlıdır: ölümlü kazadan doğan tazminat talebinin uzamış ceza zamanaşımına tabi olduğu kabul edilmektedir (bu yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/2063, K. 2021/3301, 25.03.2021). Not: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2021 yılında kapatılmış, iş yükü 4. Hukuk Dairesine devredilmiştir. Bu dairenin kararları geçerliliğini korur; değişen şey temyiz merciidir.
Uygulamada tazminatın kapsamını belirleyen diğer bir çizgi de destek süresine ilişkindir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 19.09.2022 tarihli, 2021/13822 E. ve 2022/10501 K. sayılı kararında, erkek çocuklar için 18, kız çocuklar için 22, yükseköğrenim ihtimali varsa 25 yaşa kadar destek alınabileceği belirtilmiş; ayrıca “destek ile birlikte oturmak ve bekâr olmak, tek başına destekten yoksun kalma tazminatı isteme hakkı doğurmaz” denilerek ergin çocuklar bakımından fiilî bağımlılığın ayrıca ispatı aranmıştır.
Tek Taraflı Kazada Ne Yapılmalı? Tutanak ve Başvuru Adımları
Ölümlü ya da yaralanmalı bir kazada kaza yerinden ayrılmak başlı başına suçtur ve bu kural 2026’da ağırlaştırılmıştır. Karayolları Trafik Kanunu’nun 81. maddesinin 12/2/2026 tarihli 7574 sayılı Kanunla değiştirilen üçüncü fıkrası şöyledir: “Ölümlü veya yaralanmalı trafik kazalarında, zabıtanın iznini almadan zaruret dışında olay yerinden ayrılan sürücülere bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.” Aynı fıkra idari para cezasını 46.000 TL, sürücü belgesinin geri alma süresini ise iki yıl olarak belirler; belgenin iadesi için verilen tüm idari para cezalarının tahsil edilmiş olması şarttır.
Ölümlü kazada anlaşmalı tutanak düzenlenemez. 81. maddenin ikinci fıkrası tarafların kendi aralarında tutanak tutup ayrılabilmesini yalnızca “yalnız maddi hasar meydana gelen kazalar” için kabul eder. Tek taraflı ölümlü kazada mutlaka kolluk çağrılır ve 83. madde uyarınca kazaya iki ayrı yönden el konulur: adli yönden mahallî genel zabıta, kazanın oluş nedenlerini ve delillerini belirleyerek trafik kaza tespit tutanağını düzenlemek üzere trafik zabıtası.
Tutanağın kusur oranını göstermediği bilinmelidir; tutanak olayın oluş biçimini ve delil durumunu tespit eder, kusur dağılımı yargılama sırasında bilirkişi incelemesiyle belirlenir. Bu nedenle tutanakta “tek taraflı” ifadesinin bulunması, sürücünün tam kusurlu olduğu anlamına gelmez.
Kaza sonrası izlenecek sıra şudur:
- Kolluğu çağırın, izin almadan olay yerinden ayrılmayın. Kanunun 81/1-b bendi, kanıt ve izler dâhil kaza yerindeki durumun değiştirilmemesini emreder.
- Alkol muayenesinden kaçınmayın. Ölümlü kazada muayene zorunludur; ret hâlinde kan örneği alınır ve tutanağa geçen ret, hem ceza hem sigorta tarafında aleyhe delil olur.
- Kaza yerini ve yolu belgeleyin. Bariyer, işaret levhası, aydınlatma, çukur, fren izi, hava ve zemin durumu fotoğraflanmalıdır; yol kusuru iddiası ancak bu kayıtlarla ayakta kalır.
- Kamera kayıtlarının istenmesini talep edin. Belediye, karayolları ve çevredeki işletmelerin kayıtları kısa sürede silinir; savcılıktan ya da mahkemeden ilk günlerde istenmelidir.
- Poliçe dökümünü isteyin. Zorunlu trafik sigortası, kasko, ihtiyari mali sorumluluk, ferdi kaza ve koltuk ferdi kaza teminatlarının varlığı yazılı olarak sorulmalıdır.
- Sigortacıya yazılı başvuru yapın. Karayolları Trafik Kanunu m.97 uyarınca bu başvuru dava şartıdır; 15 gün içinde cevap gelmez ya da cevap talebi karşılamazsa dava veya tahkim yolu açılır.
- Yol kusuru ihtimali varsa idareye başvurun. 2577 sayılı Kanunun 13. maddesindeki bir yıllık süre, sigorta yolundan bağımsız işler ve çok daha kısadır.
- İbraname ve feragat metinlerini imzalamadan önce inceleyin. Karayolları Trafik Kanunu m.111/1 uyarınca sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir; yetersiz olduğu açıkça belli olan uzlaşmalar ise ikinci fıkra uyarınca iki yıl içinde iptal ettirilmelidir.
Sigortacının, sürücünün alkollü olması ya da olay yerini terk etmesi gibi rücu sebeplerini ileri sürerek hak sahibini oyalaması mümkün değildir. Genel Şartların B.4 maddesinin son cümlesi açıktır: “Sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez.” Sigortacı önce hak sahibine öder, sonra kendi sigortalısına rücu eder.
Tek taraflı ölümlü kazadan sonra izlenecek yol, kusurun kimde olduğu belirlenmeden çizilemez. Kaza dosyasının, poliçelerin ve yol durumunun birlikte değerlendirilmesi için trafik kazası avukatı sayfasındaki bilgilerden yararlanabilir, dosyanızı bir avukatla görüşerek değerlendirebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Tek taraflı ölümlü trafik kazasında kimler tazminat talep edebilir?
Ölenin desteğinden yoksun kalanlar, yaralanan yolcular ve kazada malı zarar gören üçüncü kişiler talep edebilir. Ölçüt mirasçılık değil, Türk Borçlar Kanunu m.53/3 anlamında fiilî destek ilişkisidir. Ölen sürücüyse, yakınlarının sigortacıya karşı talebi ölenin kusuru oranında sınırlanır; buna karşılık kazada kusurlu başka bir kişi ya da idare varsa onlara karşı talep bu sınıra tabi değildir.
Tek taraflı kazalarda trafik sigortası neyi öder, sigorta şirketi ödeme yapar mı?
Evet, ancak üçüncü kişilerin zararı için. Zorunlu trafik sigortası Genel Şartların A.3 maddesi uyarınca işletenin üçüncü kişilere verdiği zararı karşılar; araçtaki yolcular, yaya ve zarar gören mal sahibi bu kapsamdadır. Sürücü ve işleten kendi bedensel zararları ile kendi araçlarının hasarı için bu poliçeye başvuramaz.
Tek taraflı ölümlü kazalarda tazminat davası zamanaşımı süresi nedir?
Kaza gününden itibaren 15 yıldır. Karayolları Trafik Kanunu m.109/2, dava cezayı gerektiren bir fiilden doğduğunda ceza kanunundaki daha uzun süreyi maddi tazminat talepleri için de geçerli kılar; taksirle öldürme suçunun üst sınırı altı yıl olduğundan Türk Ceza Kanunu m.66/1-d uyarınca süre 15 yıla çıkar. Bu kaza türü için “10 yıl” cevabı yanlıştır; 10 yıl, salt maddi hasarlı kazalar için m.109/1’deki üst sınırdır.
Kazanın tek taraflı olması halinde destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilir mi?
Evet. Araçtaki yolcu ölmüşse desteğinden yoksun kalanlar zorunlu trafik sigortasından tam olarak talepte bulunur. Ölen sürücünün yakınları bakımından ise Karayolları Trafik Kanunu m.92/(j) uyarınca sigortacıdan istenebilecek tutar, ölenin kusuruna denk gelen kısım kadar azalır. Kusur bölünmüşse kalan oran üzerinden talep doğar; ayrıca ferdi kaza teminatı, SGK ölüm aylığı ve kusurlu üçüncü kişilere karşı talep yolları açıktır.
Kasko tek taraflı hasarı karşılar mı?
Kural olarak evet. Kasko Genel Şartları A.1/b bendi, aracın sabit veya hareketli bir cisme çarpmasını, devrilmesini, düşmesini ve yuvarlanmasını teminat kapsamına alır. Ödeme, A.5 maddesinde sayılı teminat dışı hâllerden biri varsa reddedilir: ehliyetsiz kullanım, alkol veya uyuşturucu etkisi, kasten verilen zarar, istiap haddinin aşılması ve bu ihlallerde kimliğin tespitini engellemek için kaza yerinden ayrılma.
Aracın muayenesi yoksa kasko ödeme yapmaz mı?
Muayenesizlik, Kasko Genel Şartlarının A.5 maddesindeki teminat dışı hâller arasında sayılmamıştır. Bu nedenle muayenenin süresinde yaptırılmamış olması kendi başına ödemeyi engellemez; idari para cezası gerektirir. Ret gerekçesi olarak ileri sürülüyorsa, dayandığı bendin ve zararla arasındaki nedenselliğin gösterilmesi istenmelidir.
Tek taraflı kaza tutanağı nasıl tutulur, tek taraflı kazada tutanak tutulur mu?
Ölümlü ya da yaralanmalı kazada tutulması zorunludur ve anlaşmalı tutanakla yetinilemez. Karayolları Trafik Kanunu m.81/2 tarafların kendi aralarında tutanak düzenleyip ayrılmasına yalnız maddi hasarlı kazalarda izin verir. Ölümlü kazada m.83 uyarınca trafik zabıtası kaza tespit tutanağını düzenler, adli yönden ise mahallî genel zabıta el koyar.
Tek taraflı ölümlü trafik kazası TCK’nın hangi maddesine girer?
Türk Ceza Kanunu m.85 (taksirle öldürme) uygulanır; ceza tek ölümde 2-6 yıl, birden fazla ölüm veya ölümle birlikte yaralanma hâlinde 2-15 yıl hapistir. Sürücü alkollüyse ayrıca m.179/3’teki trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu gündeme gelir (6 ay-2 yıl). Karayolu kazalarında m.180 uygulanmaz; o madde yalnız deniz, hava ve demiryolu ulaşımına ilişkindir.
Kazada sürücü de ölmüşse ceza davası açılır mı?
Hayır. Türk Ceza Kanunu m.64/1 uyarınca sanığın ölümü hâlinde kamu davasının düşmesine karar verilir; fail ölmüşse ceza yargılaması yürütülmez. Bu durum tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırmaz: hak sahiplerinin sigortacıya, işletene ve kusurlu üçüncü kişilere karşı talepleri devam eder.
Tek taraflı ölümlü kazada uzlaşma yoluyla ceza davası düşer mi?
Hayır. Ceza Muhakemesi Kanunu m.253’ün uzlaştırmaya tabi suçları sayan listesinde taksirle yaralama yer alır, taksirle öldürme yer almaz. Taksirle öldürme şikâyete de bağlı değildir; yakınların şikâyetten vazgeçmesi davayı düşürmez. Zararın giderilmesi yalnız cezanın belirlenmesinde ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması değerlendirmesinde dikkate alınır.
Ölümlü trafik kazası manevi tazminat kimler isteyebilir?
Türk Borçlar Kanunu m.56/2 uyarınca ölenin yakınlarına manevi tazminat ödenmesine karar verilebilir; talep hakkı, ölenle arasında yakın duygusal bağ bulunan kişilere tanınır. Manevi tazminat Karayolları Trafik Kanunu m.92/(f) gereği zorunlu trafik sigortası teminatının dışındadır; bu kalem sigortacıdan değil işleten, sürücü ve varsa teşebbüs sahibinden istenir.
Karayollarına veya belediyeye karşı dava nerede açılır?
Yolun yapımı, bakımı veya işaretlenmesindeki kusurdan doğan zararlar için dava, idare mahkemesinde tam yargı davası olarak açılır. Öncesinde 2577 sayılı Kanunun 13. maddesi uyarınca idareye başvurulması zorunludur: eylemi öğrenmeden itibaren bir yıl, her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl. İdare otuz gün içinde cevap vermez ya da talebi reddederse dava süresi işlemeye başlar.
Kaza yapan araç resmî araçsa dava idare mahkemesinde mi açılır?
Hayır. Karayolları Trafik Kanunu m.110/1, işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebep olduğu zararlara ilişkin sorumluluk davalarının da adli yargıda görüleceğini açıkça söyler. İdari yargı yolu, aracın değil yolun ya da idarenin bir eyleminin kusurlu olduğu hâllere aittir.
Tek taraflı kazada araç sahibi sorumlu olur mu?
Aracı kullanmasa bile işleten sıfatıyla sorumlu olabilir. Karayolları Trafik Kanunu m.85/son, işletenin sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğunu düzenler. İşleten, m.86 uyarınca kazanın mücbir sebepten ya da zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan doğduğunu ispat ederse sorumluluktan kurtulabilir. Cezai sorumluluk ise şahsidir; direksiyonda olmayan ruhsat sahibi taksirle öldürme suçundan yargılanmaz.
Sigortaya başvurmak zamanaşımını keser mi?
Hayır. Karayolları Trafik Kanunu m.97 uyarınca yapılan yazılı başvuru dava şartıdır ama zamanaşımını kesmez. Süreyi kesen işlemler dava açmak, Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurmak, icra takibi yapmak ve sigortacının kısmi ödeme yapmasıdır. Buna karşılık m.109/3 uyarınca tazminat yükümlüsüne karşı kesilen zamanaşımı sigortacıya karşı da kesilmiş sayılır.
Ölümlü trafik kazası tazminat davası ne kadar sürer?
Süre, kusur ve hesap bilirkişiliğinin tamamlanmasına bağlı olduğu için dosyadan dosyaya değişir. 16/7/2026 tarihli 7589 sayılı Kanunla Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.147’ye eklenen üçüncü fıkra bir üst sınır getirmiştir: “Duruşmalar arasındaki süre üç aydan daha uzun olamaz.” Aynı fıkra, bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe gibi zorunlu hâllerde hâkimin gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebileceğini de söyler.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her kaza dosyası kendi delilleri, poliçesi ve kusur dağılımı içinde değerlendirilir; somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.