Belirsiz Alacak Davası Kısmi Dava Farkı Nedir?
Belirsiz alacak davası kısmi dava farkı, 31 Temmuz 2026’dan itibaren tarihsel bir soru hâline geldi: belirsiz alacak davası yürürlükten kaldırıldı. 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle HMK m.107 tamamen ilga edildi; buna karşılık kısmi davayı düzenleyen m.109’a eklenen yeni dördüncü fıkra, belirsiz alacak davasının iki temel üstünlüğünü kısmi davanın içine taşıdı. Bugün açılacak davalarda artık iki dava türü arasında seçim yapılmıyor.
Değişiklik, alacağını dava açarken hesaplayamayan davacıyı korumasız bırakmıyor; koruma yöntemini değiştiriyor. Ancak 31 Temmuz 2026’dan önce açılmış davalar için eski düzen aynen işlemeye devam ediyor. Bu yüzden bugün üç ayrı tabloyu birlikte bilmek gerekiyor: kaldırılan m.107 rejimi, yeni m.109/4 rejimi ve ikisi arasındaki geçiş kuralı.
Kısa Cevap
31 Temmuz 2026 sonrası tablo şöyle:
- Belirsiz alacak davası: HMK m.107 yürürlükten kaldırıldı; bu türde yeni dava açılamıyor.
- Kısmi dava: Yeni m.109/4 ile talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikat sona erene kadar artırılabiliyor.
- Islah: Artırım için ıslah gerekmiyor; iddianın genişletilmesi yasağına tabi değil.
- Zamanaşımı: Artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılıyor — kısmi davanın en büyük dezavantajı kalktı.
- Derdest davalar: 31 Temmuz 2026’dan önce açılan davalarda mülga m.107 uygulanmaya devam ediyor.
Belirsiz Alacak Davası Kaldırıldı: 31 Temmuz 2026’da Ne Değişti?
7589 sayılı Kanun’un 19. maddesi, HMK’nın belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesini yürürlükten kaldırdı. Kanun 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı ve bu madde yayım tarihinde yürürlüğe girdi. Aynı Kanun’un 20. maddesiyle kısmi davayı düzenleyen m.109’a dördüncü fıkra eklendi.
Yeni fıkranın metni şudur: alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir; bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
Kanun koyucunun tercihi açık: iki ayrı dava türü yerine tek bir kısmi dava rejimi. Belirsiz alacak davasının varlık sebebi olan iki imkân — miktarı sonradan artırabilme ve alacağın tamamı için zamanaşımını kesme — artık doğrudan kısmi davanın içinde. Paketin tamamındaki diğer başlıklar için 12. Yargı Paketi’nin getirdiği değişiklikler yazımıza bakabilirsiniz.
Belirsiz Alacak Davası Kısmi Dava Farkı Bugün Ne Anlama Geliyor?
Belirsiz alacak davası kısmi dava farkı artık davanın hangi tarihte açıldığına göre değişiyor. 31 Temmuz 2026’dan önce açılmış bir davada iki tür arasındaki klasik ayrım hâlâ geçerli; bu tarihten sonra açılan davalarda ise ortada tek bir dava türü var ve fark, eski rejimle yeni rejim arasında kalıyor.
Eski düzende belirsiz alacak davası kısmi dava farkı şu ölçüte dayanıyordu: alacağın miktarını belirlemek davacıdan beklenemiyorsa belirsiz alacak davası (m.107), alacak hesaplanabilir olduğu hâlde bir bölümü isteniyorsa kısmi dava (m.109) açılırdı. Belirsiz alacak davasında zamanaşımı alacağın tamamı için kesilir, miktar sonradan artırılabilirdi. Kısmi davada ise zamanaşımının kesilmesi dava edilen bölümle sınırlı kalır, artırım için ıslah yoluna gidilmesi gerekirdi.
| Ölçüt | 31.07.2026 öncesi | 31.07.2026 sonrası |
|---|---|---|
| Dava türü seçimi | Belirsiz alacak davası veya kısmi dava | Yalnızca kısmi dava |
| Dayanak | HMK m.107 / m.109 | HMK m.109 (yeni 4. fıkra) |
| Miktarın artırılması | Belirsiz alacakta iki haftalık kesin süre içinde; kısmi davada ıslahla | Tahkikatın sona ermesine kadar, bir defaya mahsus |
| Islah gerekli mi? | Kısmi davada evet, belirsiz alacakta hayır | Hayır |
| Zamanaşımının kesilmesi | Belirsiz alacakta tamamı; kısmi davada dava edilen kısım | Artırılan kısım dâhil, dava tarihinden itibaren |
| Artırım sayısı | Belirsiz alacakta talep bir kez kesinleştirilirdi | Bir defaya mahsus |
| Hukuki yarar tartışması | Alacak belirliyse belirsiz alacak davası reddedilebilirdi | Kısmi dava için böyle bir şart aranmıyor |
Tablodaki son satır pratik açıdan en rahatlatıcı olanı. Eski düzende davacı, alacağının “belirsiz” sayılıp sayılmayacağını baştan doğru tahmin etmek zorundaydı; yanlış tahmin davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddiyle sonuçlanabiliyordu. Yeni düzende bu nitelendirme riski ortadan kalktı.
Kısmi Davada Talep Artırımı Nasıl Yapılır?
Yeni m.109/4 uyarınca artırım, ayrı bir dava açmaya veya ıslah yoluna başvurmaya gerek olmadan, aynı dosyada verilecek bir talep artırım dilekçesiyle yapılır. Fıkra üç sınır çiziyor: artırım bir defaya mahsustur, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi değildir.
“Bir Defaya Mahsus” Sınırı Ne Anlama Geliyor?
Talep, aynı davada yalnızca bir kez artırılabilir. Bu, artırımın zamanlamasını kritik hâle getiriyor: bilirkişi raporu gelir gelmez aceleyle yapılan bir artırım, sonradan ek rapor daha yüksek bir tutar hesapladığında ikinci kez artırma imkânı bırakmaz. Uygulamada doğru an, alacağın miktarını etkileyecek son delilin dosyaya girdiği andır.
Fıkranın metni artırımın hangi ölçüde yapılacağına sınır getirmiyor; sınır sayıya ilişkindir, orana değil. Yani tek seferde talep, dosyanın gerektirdiği tutara kadar yükseltilebilir.
Artırım İçin Son An: Tahkikatın Sona Ermesi
Eski m.107/2’de artırım, hâkimin tahkikat bitmeden vereceği iki haftalık kesin süre içinde yapılırdı; süre kaçırıldığında dava dilekçedeki asgari miktar üzerinden karara bağlanırdı. Yeni düzenlemede böyle bir kesin süre yok; sınır doğrudan tahkikatın sona ermesi.
Bu, davacı lehine bir esneklik gibi görünse de takip sorumluluğunu tarafa yüklüyor. Hâkimin ayrıca süre vermesi beklenmediğinden, tahkikatın kapanmak üzere olduğu duruşmada artırım yapılmamışsa hak kullanılamadan geçmiş olur. Aynı Kanun’la HMK m.147’ye eklenen ve duruşmalar arasındaki süreyi kural olarak üç ayla sınırlayan hüküm de dikkate alındığında, dosyaların tahkikat aşaması eskisine göre daha hızlı kapanabilir.
Zamanaşımı Artırılan Kısım İçin de Dava Tarihinden Kesiliyor
Değişikliğin en önemli sonucu budur. Eski düzende kısmi davanın büyük riski, talep edilmeyen bölüm için zamanaşımının işlemeye devam etmesiydi: uzun süren bir yargılamada bilirkişi alacağı yüksek hesapladığında, artırılmak istenen bölüm zamanaşımına uğramış olabiliyordu ve karşı tarafın def’i bu farkı tahsil edilemez kılıyordu.
Yeni m.109/4 bu riski açık bir hükümle ortadan kaldırıyor: artırılan kısım bakımından da zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılıyor. Böylece kısmi dava, zamanaşımı bakımından eski belirsiz alacak davasıyla aynı korumayı sağlıyor. Zamanaşımı sürelerinin ne zaman başladığı ise değişmedi; trafik kazası tazminatında zamanaşımı gibi olayın aynı zamanda suç oluşturduğu hâllerde uzamış süreler uygulanmaya devam ediyor.
Belirsiz Alacak Davası Islah Edilir Mi?
Belirsiz alacak davasında miktarı artırmak için ıslaha gerek yoktu; artırım, mülga m.107/2’ye dayanan ayrı bir usul işlemiydi ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi değildi. Bu kural, 31 Temmuz 2026’dan önce açılmış ve hâlâ görülmekte olan davalar bakımından geçerliliğini koruyor.
Belirsiz Alacak Davasında Islah Olur Mu?
Olur. Talep artırımının ıslah sayılmaması, o davada ıslah yoluna hiç başvurulamayacağı anlamına gelmez. Davacı; dava sebebi, talep sonucunun niteliği veya dayanılan hukuki sebep gibi diğer usul işlemleri bakımından HMK m.176 ve devamındaki kurallara göre ıslah yapabilir. Islah tahkikatın sona ermesine kadar ve aynı davada yalnızca bir kez mümkündür.
Islahın ayrı bir hak olarak durmasının pratik değeri şudur: talep artırımını “ıslah hakkımı kullandım” diye yorumlayan davacı, dava boyunca gerçekten ihtiyaç duyabileceği bir ıslah imkânından kendini boş yere yoksun bırakır. İki kurum aynı dosyada birlikte kullanılabilir.
Yeni Kısmi Davada Artırım Islah Sayılır Mı?
Sayılmaz. Yeni m.109/4 artırımı ıslahtan bağımsız bir usul işlemi olarak düzenliyor ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadığını açıkça yazıyor. Bunun doğrudan sonucu, HMK m.178’deki teminat yatırma yükümlülüğünün doğmamasıdır; ıslahta karşı tarafın zararı için hâkimin takdir edeceği teminat bir hafta içinde yatırılmazsa ıslah yapılmamış sayılır, artırımda böyle bir külfet yoktur.
Buna karşılık kanun, artırım hakkını kullanan davacının HMK m.176’daki ıslah hakkını ayrıca kullanıp kullanamayacağını açıkça düzenlemiş değildir. Metin yalnızca artırımın “bir defaya mahsus” olduğunu söylüyor; ıslah hakkına ilişkin bir sınırlama getirmiyor. Bu noktada uygulamanın nasıl yerleşeceği henüz belli olmadığından, artırım ve ıslah birlikte planlanırken temkinli davranmak gerekir.
31 Temmuz 2026’dan Önce Açılan Davalar Ne Olacak?
Derdest davalar etkilenmiyor. 7589 sayılı Kanun’la eklenen geçici maddenin onuncu fıkrası, yürürlükten kaldırılan m.107’nin kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam olunacağını düzenliyor. Yani hâlihazırda görülmekte olan bir belirsiz alacak davası, aynı hükümlere göre sonuçlandırılır.
Bu davalarda mülga m.107/2’nin usulü aynen işler: alacağın miktarı karşı tarafın verdiği bilgiyle veya tahkikat sonucunda belirlenebilir hâle geldiğinde hâkim, tahkikat sona ermeden iki haftalık kesin süre verir ve davacı talebini bu süre içinde tam ve kesin olarak belirler. Süre kaçırılırsa dava, dilekçede gösterilen miktar üzerinden karara bağlanır.
Süre kesin süredir; kaçırılması hâlinde eski hâle getirme dışında telafi yolu bulunmaz. Uygulamada bu süre çoğunlukla bilirkişi raporunun tebliğinden sonraki hareketsizlik döneminde kaçırılır. Rapor eline ulaşan tarafın ilk işi, verilen sürenin başlangıç tarihini tespit etmek olmalıdır.
- Dava 31.07.2026’dan önce açıldıysa: mülga m.107 rejimi, iki haftalık kesin süre dâhil aynen uygulanır.
- Dava bu tarihten sonra açılacaksa: kısmi dava olarak açılır, artırım m.109/4’e göre yapılır.
- Karar verilip kanun yoluna gidilmişse: dava açılma tarihi esas alındığından eski rejim uygulanmaya devam eder.
Dava Dilekçesinde Belirsiz Alacak Yazılmaması Sonucu Değiştirir Mi?
Dava dilekçesinde belirsiz alacak yazılmaması, bugün açılan davalarda artık bir sorun oluşturmuyor: belirsiz alacak davası diye bir tür kalmadığı için dilekçeye böyle bir ibare yazılması da beklenmiyor. Alacağın bir kısmı dava ediliyorsa dava kısmi davadır ve artırım hakkı kanundan doğar.
Soru asıl olarak derdest davalar bakımından önemini koruyor. Eski rejimde mahkeme, davacının kullandığı başlıkla değil talebin niteliğiyle bağlıydı. Dilekçede “belirsiz alacak davası” ibaresi geçmese bile hukuki ilişki ortaya konmuş, alacağın neden belirlenemediği açıklanmış ve asgari bir miktar gösterilmişse dava bu nitelikte kabul edilebiliyordu. Tersi de doğruydu: ibarenin yazılması, gerçekte hesaplanabilir bir alacağı belirsiz hâle getirmiyordu.
Uygulamada bu konuda iki farklı yaklaşım vardı. Bir görüş, belirsiz alacak davasının istisnai bir tür olduğu ve dilekçede açıkça belirtilmesi gerektiği, aksi hâlde davanın kısmi dava sayılacağı yönündeydi. Diğer görüş ise mahkemenin doğrudan ret yerine davacıyı beyana davet ederek davanın niteliğini belirlemesi gerektiğini savunuyordu. Yeni düzenleme, ileriye dönük olarak bu tartışmayı konusuz bırakıyor.
Hangi Alacaklarda Talep Artırımı Gündeme Gelir?
Artırım hakkı, miktarı dava açılırken hesaplanamayan alacaklarda anlam kazanır. Bunlar, tutarı karşı tarafın kayıtlarına veya uzman raporuna bağlı olan alacaklardır:
| Alacak türü | Miktar neden baştan belirlenemez? |
|---|---|
| Fazla mesai, hafta tatili, UBGT alacakları | Çalışma süresi işverenin puantaj ve bordro kayıtlarındadır |
| İş gücü kaybı (maluliyet) tazminatı | Maluliyet oranı sağlık kurulu veya adli tıp raporuyla belirlenir |
| Destekten yoksun kalma tazminatı | Aktüerya hesabı bilirkişi raporuna bağlıdır |
| Araç değer kaybı ve hasar farkı | Eksper/bilirkişi incelemesi olmadan tutar tespit edilemez |
| Eser ve vekâlet sözleşmesinden doğan hakediş | İmalat oranı ve piyasa değeri teknik inceleme gerektirir |
İşçilik alacakları bu listenin başında gelir; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ve yıllık izin ücreti eski düzende belirsiz alacak davasının en yoğun kullanıldığı alandı. Kıdem tazminatı davasında hizmet süresi ve giydirilmiş ücret tartışmalıysa tutar dava açılırken netleşmez; her ikisi de sabitse alacak hesaplanabilir durumdadır ve artırıma ihtiyaç duyulmaz.
Trafik kazasından doğan bedensel zararlarda belirsizlik neredeyse kuraldır; tedavi süreci tamamlanmadan kalıcı zararın hesaplanması mümkün olmaz. Trafik kazası sonrası tazminat davası açılırken talebin bilinçli olarak düşük tutulup sonradan artırılması, bu nedenle yaygın bir yöntemdir.
Kısmi Eda Külli Tespit Davası Hâlâ Açılabilir Mi?
Bu yolun dayanağı olan m.107/3, daha 2020 yılında 7251 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırılmıştı. Söz konusu fıkra, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde tespit davası da açılabileceğini ve hukuki yararın var kabul edileceğini düzenliyordu. 2026 değişikliğiyle maddenin tamamı ilga edildiğinden bugün bu tartışma büsbütün konusuz kalmıştır.
Alacağın tamamı bakımından zamanaşımını kesme ihtiyacı, artık kısmi davanın kendi yapısıyla karşılanıyor. Eski makalelerde ve dilekçe örneklerinde bu yola yapılan atıflar mevzuatın güncel hâlini yansıtmıyor. Değişikliklerin tam metnini 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete üzerinden doğrulayabilirsiniz.
Harç, Faiz ve Vekâlet Ücreti Bakımından Ne Değişti?
Harç bakımından yöntem aynı kaldı: dava, dilekçede gösterilen tutar üzerinden peşin harçla açılır; talep artırıldığında artan tutara isabet eden eksik harç tamamlanır. Artırım ıslah sayılmadığı için ayrıca teminat yatırma yükümlülüğü doğmaz.
Faiz konusunda ise yeni fıkra bir düzenleme getirmiyor. Zamanaşımının artırılan kısım için dava tarihinden kesilmiş sayılacağı açıkça yazılmışken, faizin hangi tarihten işleyeceği metinde yer almıyor. Bu nedenle artırılan bölüme uygulanacak faiz başlangıcı, uygulamanın yerleşmesiyle netleşecek bir konudur. Dilekçedeki faiz talebinin baştan doğru kurulması bu belirsizlik karşısında daha da önemli hâle geliyor; gecikme faizinin hangi orandan işlediği alacağın türüne göre değişir.
Vekâlet ücreti bakımından tablo değişmedi: hüküm altına alınan tutar büyüdükçe karşı vekâlet ücreti riski de büyür. Dava türlerine göre vekâlet ücreti hesabı, talebin ne kadar artırılacağına karar verilirken birlikte değerlendirilmelidir.
Talep Artırım Dilekçesinde Bulunması Gerekenler
Talep artırım dilekçesi, ıslah dilekçesinden farklı olarak davanın esasını değiştirmeyen, yalnızca talep sonucundaki rakamı yükselten bir usul işlemidir. Bu nedenle dilekçenin kurgusu da sadedir: hangi alacak kaleminin hangi tutardan hangi tutara çıkarıldığı ve bu tutarın dosyadaki hangi delile dayandığı gösterilir.
Dilekçede bulunması gereken unsurlar şunlardır:
- Dayanak: HMK m.109/4’e (derdest davalarda mülga m.107/2’ye) açık atıf.
- Kalem bazlı ayrım: Birden fazla alacak kalemi varsa her biri için ayrı ayrı yeni tutar; toplu tek rakam yazmak, kısmen kabul hâlinde vekâlet ücreti ve faiz hesabını karıştırır.
- Delil bağlantısı: Artırımın dayandığı bilirkişi raporu, ek rapor veya kayıt açıkça belirtilir.
- Faiz talebi: Artırılan bölüm için de faiz talebinin yinelenmesi gerekir; dava dilekçesindeki talebin kendiliğinden kapsayacağı varsayılmamalıdır.
- Harç: Artan tutara isabet eden eksik harcın yatırıldığına dair makbuz dilekçeye eklenir.
Artırım hakkının bir defaya mahsus olması, dilekçenin verileceği anın seçimini teknik bir karar hâline getiriyor. Ek rapor alınma ihtimali varsa artırımı ilk rapora göre yapmak, sonradan ortaya çıkacak farkı talep edilemez kılabilir. Bu yüzden dilekçe, tahkikatın kapanmasına yakın ve dosyadaki hesap unsurlarının tamamı oturduktan sonra verilmelidir.
Artırım Yapılmadan Hüküm Kurulursa Ne Olur?
Mahkeme, talep sonucuyla bağlıdır ve talepten fazlasına hükmedemez. Artırım yapılmadan tahkikat kapanmışsa hüküm, dilekçede gösterilen tutar üzerinden kurulur; bilirkişi raporunda daha yüksek bir rakam bulunması sonucu değiştirmez.
Bu durumda akla gelen ilk soru, farkın kanun yolunda talep edilip edilemeyeceğidir. İstinaf incelemesi kural olarak dilekçede belirtilen sebeplerle sınırlı yapılır ve istinaf aşaması yeni bir talep ileri sürme aşaması değildir. Dolayısıyla artırılmayan bölüm için başvurulabilecek yol, kural olarak kalan alacak bakımından ayrı bir dava açmaktır; ancak bu ihtimalde zamanaşımının o kısım için dolup dolmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Kararın kanun yoluna taşınması hâlinde izlenecek usul ve süreler için mahkeme kararının bir üst mahkemeye taşınması yazımızdaki başvuru süresi ve inceleme kapsamı bölümleri yol gösterici olacaktır. Dosyanın istinafta hangi karar türleriyle karşılaşabileceğini ve bunların ne anlama geldiğini istinaf dosya durumu ve karar türleri yazımızda ayrıntılandırdık; alacak davalarının istinafta ne kadar beklediğine ilişkin resmi veriler ise tazminat davası istinafta ne kadar sürer yazımızda yer alıyor.
Dosyanızın Hangi Rejime Tabi Olduğunu Belirlemek
Bugün bir alacak davasında atılacak ilk adım, dosyanın 31 Temmuz 2026’dan önce mi sonra mı açıldığını tespit etmek. Belirsiz alacak davası kısmi dava farkı pratikte artık bu tarihte düğümleniyor: hangi maddenin uygulanacağı, artırımın hangi usulle ve hangi süre içinde yapılacağı dosyanın açılış tarihine bağlı. Derdest dosyalarda iki haftalık kesin sürenin kaçırılması, yeni dosyalarda ise tek kullanımlık artırım hakkının erken harcanması, alacağın bir bölümünün kaybına yol açabiliyor.
Dosyanızdaki alacağın nasıl talep edilmesi gerektiğini ve artırım hakkının ne zaman kullanılacağını değerlendirmek için tazminat hukuku alanındaki çalışmalarımızı inceleyebilir, dosyanızın koşullarını paylaşarak görüş alabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Kısmi dava belirsiz alacak davası farkı nedir?
31 Temmuz 2026’dan itibaren belirsiz alacak davası kaldırıldığı için bugün açılacak davalarda böyle bir seçim yok; alacağın bir kısmı dava ediliyorsa dava kısmi davadır. Bu tarihten önce açılmış davalarda ise eski ayrım geçerlidir: alacağın miktarı belirlenemiyorsa belirsiz alacak davası, belirlenebiliyorsa kısmi dava söz konusuydu.
Belirsiz alacak davası ne zaman kaldırıldı?
HMK m.107, 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle yürürlükten kaldırıldı. Kanun 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı ve bu düzenleme yayım tarihinde yürürlüğe girdi.
Belirsiz alacak davası ıslah edilir mi?
Miktarı artırmak için ıslah gerekmiyordu; artırım mülga m.107/2’ye dayanan ayrı bir usul işlemiydi ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi değildi. Bu kural, 31 Temmuz 2026’dan önce açılmış derdest davalarda uygulanmaya devam ediyor.
Belirsiz alacak davasında ıslah olur mu?
Olur. Talep artırımı dışındaki usul işlemleri için HMK m.176 ve devamındaki kurallara göre ıslah yapılabilir. Islah tahkikatın sona ermesine kadar ve aynı davada yalnızca bir kez mümkündür; talep artırımı bu hakkı tüketmez.
Kısmi davada talep kaç kez artırılabilir?
Yeni HMK m.109/4’e göre aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir. Artırımın tutarına ilişkin bir sınır yoktur; sınır sayıya ilişkindir.
Kısmi davada talep artırımı için ıslah şart mı?
Şart değil. Yeni fıkra, artırımın iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın yapılabileceğini düzenliyor. Bu nedenle ıslahtaki teminat yatırma yükümlülüğü de doğmuyor.
Talep artırımı için son tarih nedir?
Tahkikatın sona ermesine kadar artırım yapılabilir. Eski m.107/2’deki gibi hâkimin ayrıca iki haftalık kesin süre vermesi öngörülmediğinden, tahkikatın kapanma anını taraf takip etmelidir.
Kısmi davada zamanaşımı artık alacağın tamamı için mi kesiliyor?
Yeni m.109/4, artırılan kısım bakımından da zamanaşımının dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacağını düzenliyor. Böylece kısmi davanın eski düzendeki en büyük dezavantajı ortadan kalkmış oldu.
Devam eden belirsiz alacak davam ne olacak?
Etkilenmez. Geçici madde, yürürlükten kaldırılan m.107’nin kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam olunacağını düzenliyor. Davanız aynı hükümlere göre sonuçlandırılır.
Derdest davada iki haftalık kesin süre kaçırılırsa ne olur?
Dava, dilekçedeki talep sonucunda belirtilen miktar üzerinden görülüp karara bağlanır. Bilirkişi raporu daha yüksek bir tutar hesaplamış olsa bile aradaki fark o davada hüküm altına alınmaz.
Dava dilekçesinde belirsiz alacak yazılmaması davayı geçersiz kılar mı?
Kılmaz. Bugün açılan davalarda böyle bir ibare zaten beklenmiyor. Derdest davalarda ise mahkeme dilekçedeki başlıkla değil talebin niteliğiyle bağlıydı; hukuki ilişki ortaya konmuş ve asgari miktar gösterilmişse dava bu nitelikte kabul edilebiliyordu.
Kısmi dava açmak kalan alacaktan feragat sayılır mı?
Sayılmaz. HMK m.109/3’e göre kısmi dava açılması, kalan kısımdan feragat edildiği anlamına gelmez. Tek istisna, dava açılırken kalan kısımdan açıkça feragat edilmiş olmasıdır.
Fazla mesai alacağı için hangi dava açılmalı?
Çalışma süresi işverenin kayıtlarında olduğundan tutar dava açılırken çoğunlukla netleşmez. Bugünkü düzende dava kısmi dava olarak açılır ve bilirkişi hesabı çıktıktan sonra talep bir kez artırılır.
Kısmi eda külli tespit davası açılabilir mi?
Bu yolun dayanağı olan m.107/3 zaten 2020’de kaldırılmıştı; 2026’da maddenin tamamı ilga edildi. Alacağın tamamı bakımından zamanaşımını kesme ihtiyacı artık kısmi davanın kendi yapısıyla karşılanıyor.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş yerine geçmez. Aktarılan düzenleme çok yeni olduğundan uygulamanın nasıl yerleşeceği zaman içinde netleşecektir; dava açmadan veya talep artırmadan önce dosyanızın koşullarını bir avukatla değerlendirmeniz gerekir. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.