Ceza Hukuku

Israrlı Takip Şikayet Dilekçesi: Ne Yazılır, Takipsizliğe Nasıl İtiraz Edilir?

Israrlı Takip Şikayet Dilekçesi: Ne Yazılır, Takipsizliğe Nasıl İtiraz Edilir

Israrlı takip şikayet dilekçesi, doldurulup bırakılan bir form değil, savcılığın soruşturmayı kuracağı ilk dosyadır. Yaygın kanının aksine bir “dilekçe örneği” bulup isim değiştirmek çoğu zaman yetmez: Türk Ceza Kanunu’nun 123/A maddesi ısrarı, takibin yolunu ve mağdurda doğan huzursuzluğu ayrı ayrı arar; bu üç unsuru tarih, kanal ve tanıkla anlatmayan şikâyet, savcılığın gözünde “soyut” kalabilir. Israrlı takip şikâyete bağlı bir suçtur, ama uzlaşmaya gitmez; bu yüzden dilekçeyi veren kişi, sonrasında karşı tarafla bir uzlaştırmacı masasında karşılaşmayı beklememelidir.

Makale İçeriği

Dilekçe verildikten sonraki süreçte de mağdura birkaç araç kalır ve bunların çoğu az bilinir: vekili olmayan ısrarlı takip mağdurunun barodan avukat isteme hakkı, savcılığın takipsizlik kararına karşı iki haftalık itiraz, “kamu davasının açılması ertelendi” kararına itiraz, takip sürerken 6284 sayılı Kanun’a göre koruma tedbiri ve dava açıldığında katılan sıfatı. Hangi adımın ne zaman atılacağı, dilekçenin ilk gün nasıl yazıldığına sıkı sıkıya bağlıdır.

Kısa cevap

Şikâyet savcılığa, polise, jandarmaya, valilik veya kaymakamlığa yazılı ya da sözlü yapılabilir; harç ödenmez, avukat şart değildir. Israrlı takip şikâyete bağlıdır, altı aylık süreye tabidir, ama uzlaştırmaya gitmez.

Ne yapmalı

Dilekçeye olayların tarihli listesini, kullanılan numara ve hesapları, “beni rahatsız etme” uyarısını, tanıkların açık kimliğini ve olayın hayatınızda neyi değiştirdiğini yazın. Takip sürüyorsa aynı gün 6284 sayılı Kanun’a göre koruma tedbiri isteyin.

Dikkat

Takipsizlik kararına itiraz süresi tebliğden itibaren iki haftadır. Şikâyetten vazgeçmek davayı düşürür, geri alınamaz ve aynı olaydaki basit tehdit suçunu uzlaştırmaya açar.

Israrlı Takip Şikayet Dilekçesi Nereye Verilir?

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 158. maddesi dört kapı sayar: Cumhuriyet başsavcılığı, kolluk (polis merkezi veya jandarma karakolu), valilik ya da kaymakamlık ve mahkeme. Valiliğe, kaymakamlığa veya mahkemeye verilen şikâyet kanun gereği ilgili başsavcılığa gönderilir; kolluğa yapılan şikâyet de savcılığa bildirilir. Yani ısrarlı takip şikayet dilekçesi hangi kapıdan verilirse verilsin, dosya sonunda savcının önüne gelir. Fark, hız ve kayıt kalitesindedir.

Takip o an sürüyorsa, fail kapının önündeyse ya da mesajlar tehdide dönmüşse en yakın kolluk birimi doğru adrestir; kolluk hem şikâyeti alır hem de 6284 sayılı Kanun’daki acil tedbirleri uygulayabilen makamdır. Olaylar aylara yayılmış, yazışmalar ve arama kayıtları birikmişse, delil listesiyle birlikte doğrudan başsavcılığa verilen yazılı dilekçe daha düzenli bir dosya kurar. Adliyede bu dilekçe başsavcılığın tevzi bürosuna ya da nöbetçi savcılığa verilir ve karşılığında soruşturma numarası öğrenilir; sonraki bütün yazışmalar bu numarayla yapılır.

Israrlı takip nereye şikayet edilir: karakol mu savcılık mı?

İkisi de hukuken geçerlidir. Karakolda verilen beyan tutanağa geçirilir; tutanağı imzalamadan önce baştan sona okumak ve eksik kalan tarihleri, numaraları ekletmek gerekir. Savcılığa verilen yazılı dilekçede ise anlatımın kontrolü tamamen şikâyetçidedir. Bir yolu seçmek ötekini kapatmaz: kolluğa şikâyette bulunan kişi, sonradan başsavcılığa aynı soruşturma numarasıyla ek dilekçe ve delil sunabilir.

Sözlü şikâyet yeterli mi, dilekçe yazmak zorunlu mu?

Zorunlu değildir. CMK m.158/5’e göre ihbar veya şikâyet “yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak” yapılabilir. Sözlü şikâyetin zayıf yanı, anlatımın o anki heyecanla eksik kalmasıdır. Bu yüzden karakola giderken bile kısa bir yazılı özet ve delil listesi götürmek, tutanağın kalitesini doğrudan yükseltir.

Şikâyet için ücret ödenir mi, avukat şart mı?

Ceza şikâyeti için harç ödenmez ve avukatla temsil zorunlu değildir. Avukat tutma imkânı olmayan ısrarlı takip mağdurunun ise kanundan doğan ayrı bir hakkı vardır: vekili yoksa barodan avukat görevlendirilmesini isteyebilir. Bu hak bir sonraki bölümlerde ayrıca anlatılıyor.

Israrlı takip şikayet süresi ne zaman başlar?

TCK m.123/A’nın üçüncü fıkrası suçun soruşturulmasını ve kovuşturulmasını şikâyete bağlar; bu nedenle TCK m.73’teki altı aylık süre işler. Süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden başlar. Bilinmeyen numaralardan gelen aramalarda fail belirlenene kadar süre başlamaz. Aramalar ve mesajlar devam ederken sürenin nasıl hesaplandığı sürekli aramak suç mu yazısında ayrıca ele alındı; en güvenli yol, beklemeden ve ilk eylemleri de kapsayacak şekilde şikâyette bulunmaktır.

Israrlı Takip Şikayet Dilekçesinde Neler Yazılmalı?

Savcı dilekçeyi okurken kanun maddesinin kalıbına bakar. TCK m.123/A-1’in lafzı şöyledir: “Israrlı bir şekilde; fiziken takip etmek ya da haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak suretiyle bir kimse üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşmasına ya da kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olan faile altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.” Bu cümlede üç parça vardır ve iyi bir dilekçe her parçayı somut olguyla doldurur.

  1. Israr: Tek bir olay değil, tekrar eden bir örüntü. Kaç gün, kaç kez, hangi saatlerde; engellenen numaradan sonra yeni numara açılıp açılmadığı.
  2. Yol: Fiziken takip mi (evin, işyerinin önünde bekleme, yolda izleme), telefon ve mesaj mı, sosyal medya hesabı mı, arkadaş veya akraba üzerinden haber gönderme mi.
  3. Sonuç: Ciddi huzursuzluk ya da güvenlik endişesi. Güzergâhı değiştirmek, işe refakatle gitmek, uyku düzeninin bozulması, psikolojik destek almak gibi hayatta görünür hâle gelen değişiklikler.

Dilekçe bu üç parçanın yanına iki şeyi daha koymalıdır: failin kimliğine ilişkin bilinenler ve karşı tarafa yapılmış açık bir uyarı. “Beni bir daha arama, yazma” mesajının ekran görüntüsü, sonraki her temasın istenmediğini kendiliğinden ispatlar. Suçun ısrarlı takip suçunun şartları ve ceza aralığı pillar yazıda ayrıntılı anlatıldı; dilekçe açısından önemli olan, bu şartların her birine en az bir somut olgu karşılık gelmesidir.

Dilekçenin bölümüNe yazılırNeden önemli
TaraflarŞikâyetçinin kimliği ve tebligat adresi; failin adı, telefonu, kullanıcı adları, bilinen adresiTebligat bu adrese yapılır (CMK m.235/1); failin belirlenmesi süreyi de başlatır
Olay özetiİlişkinin nasıl başladığı ve takibin ne zaman başladığı, iki üç paragraftaSavcı örüntüyü ilk okumada görür
Tarihli listeHer eylem için tarih, saat, kanal ve kısa açıklamaIsrar unsuru tek tek olaylardan kurulur
Uyarı“Rahatsız etme” mesajı, engelleme tarihleriTemasın istenmediği tartışmasız hâle gelir
EtkiGüzergâh, iş, okul, konut değişikliği; sağlık raporuCiddi huzursuzluk unsurunu ve nitelikli hâli gösterir
Deliller ve tanıklarEkran görüntüleri, arama dökümü, kamera kaydı; tanıkların açık kimliği ve telefonuSavcının dinlemesi gereken kişi ve toplaması gereken kayıt belli olur
TaleplerSoruşturma açılması, delillerin toplanması, koruma tedbiri, vekil yoksa barodan avukatİstenmeyen işlem çoğu zaman kendiliğinden yapılmaz
Israrlı takip şikâyet dilekçesinin bölümleri ve her birinin işlevi

Tanıkların adı neden açıkça yazılmalı?

Çünkü savcılık dosyayı çoğu zaman “karşılıklı iddia” diye kapatır ve bu gerekçeyi kıran şey tanıktır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 2024/1803 E., 2024/6052 K. sayılı ve 14.05.2024 tarihli kanun yararına bozma kararı bunun en açık örneğidir. Hakaret, tehdit, şantaj ve ısrarlı takip şikâyetinde savcılık, “müştekilerin afaki beyanları dışında” somut delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermişti; oysa şikâyet dilekçesinde olayın tanıklarının açık kimlik bilgileri bildirilmiş, tanıklar hiç dinlenmemişti. Sulh ceza hâkimliği itirazı reddetti. Yargıtay, eksik soruşturmaya dayanan karar karşısında itiraz merciinin soruşturmanın genişletilmesine karar vermesi gerektiğini belirterek ret kararını bozdu.

Kararın mağdura söylediği şey basittir: tanığın adını, soyadını ve ulaşılabilecek telefonunu ısrarlı takip şikayet dilekçesine yazan kişi, sonradan “tanıklarım dinlenmedi” itirazını somut bir dayanağa oturtur. “Komşular da gördü” cümlesi ise hiçbir işlem doğurmaz.

Dilekçede suçun adını yazmak gerekir mi?

Gerekmez; suçun hukuki nitelendirmesini savcı ve mahkeme yapar. Aynı olayda tehdit, hakaret ya da cinsel içerikli mesaj varsa bunları da olay olarak anlatmak yeterlidir. Tek bir suç adına sıkışmış bir dilekçe, olaydaki diğer fiillerin gözden kaçmasına yol açabilir. Mesajların içeriği cinsel nitelikteyse telefonla cinsel taciz suçu da gündeme gelir ve bunun ayrıca belirtilmesi dosyanın yönünü değiştirebilir.

Delil olarak hangi kayıtlar eklenmeli?

Mesajların ekran görüntüleri tarih ve numara görünecek şekilde, yazışmanın tamamını kapsayarak alınmalıdır; yalnız karşı tarafın mesajlarını kırpıp sunmak, sonradan yazışmanın geri kalanı ortaya çıktığında dilekçenin güvenilirliğini zedeler. Arama kayıtları için operatörden alınabilecek döküm ve telefonun kendi arama geçmişi, fiziken takipte ise apartman, işyeri veya cadde kameraları önemlidir. Kamera kayıtları kısa sürede silindiği için dilekçede kaydın bulunduğu yeri belirtip savcılıktan kaydın derhâl istenmesini talep etmek gerekir. Yazışmaların delil değeri ve hangi kayıtların sonradan getirtilebildiği WhatsApp konuşmaları çıkar mı yazısında ayrıntılıdır.

Dilekçede nelerden kaçınmak gerekir?

Abartı, doğrulanamayan genellemeler ve karşı tarafın hayatına dair olayla ilgisiz ayrıntılar dilekçeyi zayıflatır. Gerçeğe aykırı bir suç isnadı ise şikâyetçinin kendisini iftira suçlamasıyla karşı karşıya bırakabilir. Olayın her ayrıntısını bilmiyorsanız “tahminen”, “hatırladığım kadarıyla” gibi ifadelerle bunu açıkça belirtmek, kesin görünen ama sonradan çürüyen bir tarihten daha güvenlidir.

Takip Sürüyorsa Dilekçeyle Birlikte Koruma Tedbiri İsteyin

Ceza soruşturması cezalandırmaya yöneliktir ve aylar sürebilir; takibi bugünden durdurmaya yönelik araç 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’dur. Kanunun adı yanıltıcı olabilir: birinci maddesi korunan kişiler arasında kadınları, çocukları ve aile bireylerini sayar ve ardından “tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişileri” ayrıca ekler. Yani eski eş, eski sevgili, iş arkadaşı ya da hiç tanışılmamış bir kişi tarafından takip edilen herkes, cinsiyetinden bağımsız olarak bu kanundan yararlanabilir.

Tedbir, 6284 m.8/1’e göre “en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden ya da kolluk biriminden” talep edilebilir. Üç özelliği mağdur için belirleyicidir. Birincisi, m.8/3 uyarınca koruyucu tedbir kararı için “şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz”; önleyici tedbir de geciktirilmeksizin verilir. İkincisi, m.20/1 gereği bu başvurular için harç, posta gideri ya da başka bir ad altında masraf alınmaz. Üçüncüsü, tedbir kararı ile ceza soruşturması birbirini beklemez; ikisi aynı gün, aynı olay anlatılarak istenebilir.

Israrlı takipte hangi tedbirler istenebilir?

Israrlı takip olaylarında en sık başvurulan iki tedbir m.5/1’in (c) ve (f) bentleridir: failin korunan kişiye, bulunduğu konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması ile korunan kişiyi “iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi”. Bunların yanında hakaret ve tehdit içeren söz ve davranışlarda bulunmama (a), gerekli görülürse yakınlara ve tanıklara yaklaşmama (d) ve silah teslimi (g) de istenebilir.

Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kolluk amiri (a), (b), (c) ve (d) bentlerindeki tedbirleri kendisi alabilir; ancak bunları en geç ertesi iş günü hâkimin onayına sunar ve hâkim yirmi dört saat içinde onaylamazsa tedbir kendiliğinden kalkar (m.5/2). İletişim yoluyla rahatsız etmeme tedbiri bu listede yer almaz; onu yalnız hâkim verebilir. Kolluğun hangi durumda ne kadar yetkili olduğu polis uzaklaştırma kararı verebilir mi yazısında ayrıca açıklandı.

Tedbir kararı ne kadar sürer, fail uymazsa ne olur?

İlk karar en çok altı ay için verilir; tehlike sürüyorsa süresi uzatılabilir (m.8/2). Uzatma talebinin zamanlaması ve sınırları uzaklaştırma kararının uzatılması talebi yazısında ele alındı. Karara aykırı davranan kişi hakkında, m.13’e göre “fiili bir suç oluştursa bile” hâkim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsi uygulanır; her tekrarda süre on beş günden otuz güne çıkar, toplamı altı ayı geçemez. Tedbir kararına rağmen takibe devam etmek ayrıca TCK m.123/A-2-(c)’deki nitelikli hâli oluşturur ve ceza aralığını bir yıldan üç yıla yükseltir.

Karara karşı taraflar tefhim veya tebliğden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edebilir; itiraz üzerine verilen karar kesindir (m.9). Tedbir talebi reddedilen mağdur da bu yolu kullanabilir. Kanunun genel çerçevesi için 6284 sayılı Kanun nedir yazısına bakılabilir.

Israrlı Takip Mağduru Barodan Avukat İsteyebilir mi?

Evet, ve bu hak çoğu mağdurun bilmediği bir haktır. CMK m.234/1-(a)-3 soruşturma evresinde, m.234/1-(b)-5 kovuşturma evresinde mağdura şu hakkı tanır: “Vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme.” Davaya katılan mağdur için aynı hak CMK m.239/1’de tekrarlanır.

“Israrlı takip” ibaresi bu maddelere 7406 sayılı Kanun’la, suçun kendisiyle aynı gün, 27 Mayıs 2022’de girdi. Dikkat çeken iki nokta var. Birincisi, kasten yaralamada hak yalnız kadın mağdura tanınırken ısrarlı takipte cinsiyet şartı yoktur; takip edilen her mağdur bu haktan yararlanır. İkincisi, alt sınırı beş yılı aşan suçlardaki genel kuralın aksine burada cezanın ağırlığı aranmaz; ısrarlı takibin temel hâlinin alt sınırı altı ay olduğu hâlde hak doğar.

Barodan avukat nasıl istenir, ücreti kim öder?

Talep, şikâyet dilekçesinin sonuna “vekilim bulunmadığından CMK m.234 uyarınca barodan avukat görevlendirilmesini talep ederim” cümlesi eklenerek ya da ifade sırasında sözlü olarak yapılabilir. CMK m.234/3 bu hakların mağdura anlatılmasını ve bunun tutanağa yazılmasını emreder; ifade tutanağında bu bölüm varsa ama talep sorulmamışsa, bunu belirtmek mağdurun hakkıdır. Görevlendirilen avukatın ücreti mağdurdan istenmez; kanun bu ücreti yargılama gideri sayar (CMK m.324/1) ve sanık mahkûm olursa yargılama giderleri ona yüklenir (CMK m.325/1).

Avukat görevlendirilmesi mağdurun diğer haklarını ortadan kaldırmaz. Soruşturma evresinde delillerin toplanmasını isteme ve soruşturmanın gizliliğini bozmamak koşuluyla savcıdan belge örneği isteme hakkı (CMK m.234/1-a-1 ve 2) mağdurun kendisine de aittir. Dava nakli ya da adli tıp muayenesi nedeniyle yerleşim yeri dışına gitmek zorunda kalan mağdurun konaklama, yemek ve yol giderleri ise Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır (CMK m.234/4).

Şikâyetten Sonra Ne Olur? Savcılığın Verebileceği Dört Karar

Dilekçe kayda girdiği anda savcının araştırma yükümlülüğü başlar. CMK m.160/1’e göre Cumhuriyet savcısı, bir suçun işlendiği izlenimini veren hâli öğrenir öğrenmez “kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.” Bu aşamada şikâyetçinin ifadesi alınır, şüpheli ifadeye çağrılır, arama kayıtları ve kamera görüntüleri istenir, tanıklar dinlenir. Mağdurun ifadesi sırasında dilekçede yazılmayan her yeni olayı eklemesi ve eksik kalan delili göstermesi mümkündür.

Soruşturmanın sonunda dosya dört yoldan birine çıkar ve her birinde mağdurun elinde farklı bir araç kalır:

Savcılık kararıAnlamıMağdurun yoluSüre
Soruşturma yapılmasına yer olmadığıŞikâyet soyut, genel ya da fiil açıkça suç değil; şüpheli sıfatı bile verilmez (CMK m.158/6)Sulh ceza hâkimliğine itiraz (CMK m.173 usulü)Tebliğden itibaren iki hafta
Kovuşturmaya yer olmadığı (takipsizlik)Yeterli şüphe oluşturacak delil bulunamadı (CMK m.172/1)Sulh ceza hâkimliğine itiraz (CMK m.173/1)Tebliğden itibaren iki hafta
Kamu davasının açılmasının ertelenmesiYeterli şüphe var ama dava beş yıl ertelendi (CMK m.171/2)Suçtan zarar gören itiraz edebilir (CMK m.171/2, m.173)Tebliğden itibaren iki hafta
İddianameKamu davası açılır; dosya asliye ceza mahkemesine giderDavaya katılma (CMK m.237)Hüküm verilinceye kadar
Israrlı takip şikâyetinin olası sonuçları ve mağdurun her birindeki yolu

Tablonun ilk satırı, ısrarlı takip şikayet dilekçesinin nasıl yazıldığıyla doğrudan ilgilidir. CMK m.158/6, şikâyetin “soyut ve genel nitelikte olması” hâlinde herhangi bir araştırma yapılmadan soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verileceğini söyler. “Eski eşim beni sürekli rahatsız ediyor” cümlesinden ibaret bir dilekçe tam bu riskle karşı karşıyadır. Tarihli olay listesi, bu kapıyı baştan kapatır.

Israrlı takip kamu davası nasıl açılır?

Şikâyete bağlı suçlarda da dava savcı tarafından, iddianameyle açılır; şikâyetçi ayrıca “dava açmaz”. Şikâyet, savcının harekete geçebilmesinin şartıdır; iddianamenin mahkemece kabulüyle kamu davası başlar ve mağdur o andan itibaren katılan olabilir. Bu nedenle “ısrarlı takip davası açmak” ifadesi hukuken şikâyet dilekçesi vermek anlamına gelir; mağdurun ayrıca mahkemeye dava dilekçesi sunması gerekmez.

Soruşturma ne kadar sürer?

Kanunda ısrarlı takip soruşturması için belirlenmiş bir süre yoktur. Süreyi en çok etkileyen şey, operatörlerden ve platformlardan istenen kayıtların ne zaman geldiği ve şüphelinin ifadeye ulaşılıp ulaşılamadığıdır. Mağdurun soruşturma numarasıyla dosyanın durumunu takip etmesi, yeni delili geciktirmeden sunması ve adres değişikliğini bildirmesi süreci hızlandıran üç şeydir. Adres bildirilmezse tebligat yapılamaması hâlinde adresin araştırılması gerekmez (CMK m.235/3); bu, itiraz süresini kaçırmanın en sık yoludur.

Savcılık Takipsizlik Verdi: İtiraz Nasıl Yapılır?

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar suçtan zarar görene tebliğ edilir ve kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii yazılır (CMK m.172/1). İtirazın süresi iki haftadır; on beş gün değil, on dört gündür. CMK m.173/1’e göre suçtan zarar gören, kararın “kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.” İlçede ağır ceza mahkemesi yoksa itiraz, bağlı olunan ağır ceza merkezindeki sulh ceza hâkimliğine yapılır.

İtiraz dilekçesinin içeriği kanunda tek cümleyle tarif edilmiştir: “İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir” (m.173/2). “Karar hukuka aykırıdır, kaldırılsın” diye biten bir itiraz bu şartı karşılamaz. Güçlü bir itiraz iki soruya cevap verir: savcılık hangi delili toplamadı ve toplanan deliller neden yeterli şüphe oluşturuyor. Dinlenmeyen tanık, istenmeyen arama dökümü, getirtilmeyen kamera kaydı, alınmayan hastane raporu bu soruların tipik cevaplarıdır. Takipsizlik kararının genel yapısı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) yazısında ayrıntılıdır.

Sulh ceza hâkimliği itirazda ne yapabilir?

Üç yol vardır. Hâkimlik itirazı yerinde bulursa savcı iddianame düzenlemek zorundadır (m.173/4). Karar vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görürse, bunu açıkça belirterek başsavcılıktan talepte bulunabilir (m.173/3). Kamu davasının açılması için yeterli neden görmezse itirazı gerekçeli olarak reddeder ve “itiraz edeni giderlere mahkûm eder”. Bu son ihtimal itirazı caydırıcı gösterebilir; yine de somut delile ve dinlenmemiş tanığa dayanan bir itiraz için gider riski, hakkı kullanmamanın gerekçesi olmamalıdır.

Yukarıda anılan 6. Ceza Dairesi kararı bu noktada önemlidir: dilekçede bildirilen tanıklar dinlenmeden verilmiş bir takipsizlik kararına itiraz edildiğinde, hâkimliğin yapması gereken itirazı reddetmek değil soruşturmanın genişletilmesini istemektir. İtiraz dilekçesinde “şu tanıklar şikâyet dilekçemde bildirildiği hâlde dinlenmemiştir” cümlesini kurmak, hâkimliği bu değerlendirmeyi yapmaya zorlar.

İtiraz reddedilirse dosya tamamen kapanır mı?

İtiraz üzerine verilen ret kararına karşı olağan bir kanun yolu yoktur. Ancak kapanış mutlak değildir: CMK m.172/2’ye göre kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilir ve sulh ceza hâkimliği bu yönde karar verirse aynı fiilden dava açılabilir; m.173/6 itirazın reddi hâlinde de bu kuralı uygular. Takip ret kararından sonra da sürüyorsa yeni eylemler zaten yeni bir şikâyetin konusudur. Kesinleşmiş ret kararının açıkça hukuka aykırı olduğu dosyalarda Adalet Bakanlığından kanun yararına bozma yoluna başvurulması istenebilir; bu yol Bakanlığın takdirindedir ve 6. Ceza Dairesi kararındaki dosya bu yoldan Yargıtay’a gitmiştir.

“Kamu Davasının Açılması Ertelendi” Kararı Ne Demek?

Bu karar, savcının şüpheliyi suçlu bulmadığı anlamına gelmez; tersine, dava açmaya yetecek şüphenin var olduğunu kabul eder. CMK m.171/2’ye göre Cumhuriyet savcısı, “uzlaştırma ve önödeme kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere”, üst sınırı üç yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda “yeterli şüphenin varlığına rağmen, kamu davasının açılmasının beş yıl süre ile ertelenmesine” karar verebilir. Israrlı takip hem uzlaştırma hem önödeme dışındadır; temel hâlinin üst sınırı iki, nitelikli hâlinin üç yıldır. Yani ısrarlı takip dosyalarının tamamı, kanun bakımından bu kararın kapsamına girebilir.

Savcı bu kararı serbestçe veremez; m.171/3’teki dört şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir: şüphelinin daha önce kasıtlı bir suçtan hapis cezasıyla mahkûm olmaması, ertelemenin şüphelinin suç işlemekten çekineceği kanaatini vermesi, ertelemenin dava açmaktan daha yararlı olması ve “mağdurun veya kamunun uğradığı ve Cumhuriyet savcısı tarafından tespit edilen zararın” tamamen giderilmesi. Erteleme süresince kasıtlı bir suç işlenirse kamu davası açılır, işlenmezse kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir; bu beş yıl boyunca dava zamanaşımı da işlemez (m.171/4).

Mağdur erteleme kararına itiraz edebilir mi?

Edebilir. CMK m.171/2’nin ikinci cümlesi açıktır: “Suçtan zarar gören veya şüpheli, bu karara 173 üncü madde hükümlerine göre itiraz edebilir.” Süre ve merci takipsizlik kararıyla aynıdır. İtirazda en güçlü iki gerekçe şunlardır: şartların gerçekten oluşmadığı (örneğin şüphelinin önceden kasıtlı suçtan hapis mahkûmiyeti bulunması, zararın giderilmemiş olması) ve ertelemenin şüphelinin suçtan çekineceği kanaatini vermediği, çünkü takibin karar sonrasında da sürdüğü. Erteleme kararından sonra fail takibe devam ederse bu, hem yeni bir ısrarlı takip şikâyetinin konusu olur hem de ertelenen dosyanın açılmasına yol açan kasıtlı suç niteliği taşır.

Israrlı Takip Şikâyete Tabi, Uzlaşmaya Değil: Karşı Taraf Barışmak İsterse

Mağdurların en çok şaşırdığı nokta, şikâyete bağlı bir suçun uzlaştırmaya gitmemesidir. İki hüküm yan yana okununca durum netleşir. TCK m.123/A-3: “Bu maddede düzenlenen suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.” CMK m.253/3: “Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret suçunda (madde 125) uzlaştırma yoluna gidilemez.” Kanun koyucu mağdura dosyayı başlatma ve bitirme yetkisini bırakmış, ama onu bir uzlaştırmacı aracılığıyla faille müzakereye oturtmayı bilinçli olarak dışarıda tutmuştur.

Mağdur açısından bunun iki sonucu vardır. Olumlu olanı: savcılıktan “uzlaştırma bürosu arayacak” diye bir telefon gelmez, failin mağdura tazminat teklifiyle ulaşmasına resmî bir kanal açılmaz. Dikkat gerektiren tarafı ise şikâyetten vazgeçmenin hâlâ mümkün olmasıdır ve fail ya da çevresi mağduru bu yönde ikna etmeye çalışabilir. Tanık veya mağdur üzerinde baskı girişimi, CMK m.100/2-(b)-2’de tutuklama nedenleri arasında sayılır. Temel hâldeki ısrarlı takipte tutuklama yasağı bulunsa da (aşağıda ayrıca anlatılıyor) bu baskı, adli kontrol kararında ve nitelikli hâlin değerlendirilmesinde belirleyici olur; derhâl ve belgeleriyle savcılığa bildirilmelidir.

Israrlı takipte şikâyetten vazgeçilirse ne olur?

Kural olarak dava düşer (TCK m.73/4). Ama bu sonucun üç kaydı vardır. Birincisi, “vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez” (m.73/6): beraatini isteyen sanık vazgeçmeyi kabul etmezse yargılama sürer. İkincisi, hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz (m.73/4). Üçüncüsü, vazgeçerken şahsi haklardan da vazgeçildiği ayrıca açıklanırsa, artık hukuk mahkemesinde tazminat davası açılamaz (m.73/7). Vazgeçme dilekçesine “şahsi haklarımdan vazgeçmiyorum” cümlesini eklemek bu yüzden önemlidir. Verilen bir vazgeçme sonradan geri alınamaz.

Vazgeçme aynı olaydaki tehdit suçunu da bitirir mi?

Bitirmez ve burada bir tuzak vardır. CMK m.253/3’ün son cümlesine göre uzlaştırma kapsamındaki bir suç, kapsam dışındaki bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmişse o da uzlaştırmaya gitmez. Israrlı takiple birlikte yazılan basit tehdit bu yüzden uzlaşmasız yürür. Mağdur ısrarlı takipten vazgeçip dava düşünce kilit açılır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 2025/360 E., 2025/4024 K. sayılı ve 15.04.2025 tarihli kanun yararına bozma kararında, ısrarlı takip suçundan “şikayetten feragat nedeniyle” düşme kararı verilen dosyada basit tehdit suçundan doğrudan mahkûmiyet kurulması bozuldu; mahkemenin önce uzlaştırma işlemlerini yaptırması gerekiyordu. Yani ısrarlı takipten vazgeçen mağdur, aynı olaydaki tehdit için bu kez uzlaştırmacıyla muhatap olur. Sanık açısından bu kilidin nasıl işlediği ısrarlı takip suçu cezası yazısında ayrıca işlendi.

Dava Açıldıktan Sonra Katılan Olmak

İddianame kabul edildiğinde mağdur, davanın tarafı olmak için katılma talebinde bulunmalıdır. CMK m.237/1’e göre mağdur ve suçtan zarar görenler, “ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler.” Katılma, mahkemeye verilen bir dilekçeyle ya da duruşmada sözlü olarak yapılır ve tutanağa geçirilir (m.238/1); duruşmada şikâyetini sürdüren mağdura hâkim zaten davaya katılmak isteyip istemediğini sorar (m.238/2).

Katılmanın pratik değeri kanun yolunda ortaya çıkar. Katılan, savcıdan bağımsız olarak karara karşı istinafa başvurabilir (m.242/1); katılmamış mağdurun bu hakkı yoktur (m.234/1-b-6). Kanun yolu aşamasında ilk kez katılma istenemez (m.237/2). Beraat, düşük bir ceza ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz etmek isteyen mağdur için katılma talebi bu yüzden ilk duruşmada yapılmalıdır. Katılan vazgeçerse katılma hükümsüz kalır (m.243).

Mağdur duruşmaya gitmek zorunda mı?

Mahkeme mağdurun dinlenmesini gerekli görürse çağrıya uymak gerekir; katılan sıfatıyla her duruşmada bulunmak ise zorunlu değildir, avukatı aracılığıyla da takip edilebilir. Failin karşısında ifade vermekten çekinen mağdur, bu kaygısını mahkemeye bildirebilir; barodan görevlendirilen avukat bu aşamada da mağdurun yanındadır. Mahkeme, takibin sürdüğünü gösteren yeni olayları duruşmada dinleyebilir ve bunlar ayrı bir soruşturmanın da konusu olabilir.

Şikâyet Ettim, Takip Hâlâ Sürüyor: Ne Yapabilirim?

Şikâyetten sonra da süren takip, dosyayı zayıflatmaz; güçlendirir. Her yeni eylem aynı soruşturma numarasıyla verilecek bir ek beyan dilekçesine yazılmalı, tarih ve kanal bilgisi eksiksiz tutulmalıdır. Takibin sürmesi, savcının ısrar unsurunu değerlendirmesini kolaylaştırdığı gibi, erteleme ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kararlarda aranan “suç işlemekten çekinme” kanaatini de ortadan kaldırır.

“Neden tutuklanmıyor?” itirazı mağdurların en sık dile getirdiği şikâyettir ve karşılığı doğrudan kanun metnindedir. CMK m.100/4’e göre vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç, “hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.” Israrlı takibin temel hâlinin üst sınırı tam iki yıldır; bu yüzden birinci fıkradaki suç için tutuklama yasaktır. Tablo nitelikli hâlde değişir: çocuğa, ayrılık kararı verilen veya boşanılan eşe karşı işlenen, mağduru okulunu, işini ya da konutunu değiştirmeye zorlayan veya tedbir kararına rağmen süren takipte üst sınır üç yıldır ve bu yasak uygulanmaz.

Tutuklama yasağı, failin serbestçe dolaşacağı anlamına gelmez. CMK m.109/2’ye göre “Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.” Adli kontrol yükümlülükleri arasında belirlenen yer veya bölgelere gitmemek (m.109/3-l), belirli aralıklarla karakola imza vermek (m.109/3-b) ve silah bulunduramamak (m.109/3-g) sayılır. Mağdur, ek beyan dilekçesinde savcılıktan şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri talep edilmesini isteyebilir. 6284 sayılı Kanun’a göre verilen yaklaşmama kararı ise bu ceza muhakemesi tedbirinden bağımsız olarak, aynı gün aile mahkemesinden ya da kolluktan istenebilir.

Tedbir kararına rağmen takip ederse ne olur?

İki ayrı yaptırım birlikte işler. 6284 m.13’e göre tedbire aykırılık, fiil ayrıca suç oluştursa bile zorlama hapsine yol açar; aynı davranış TCK m.123/A-2-(c) uyarınca nitelikli ısrarlı takiptir ve bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasını gerektirir. İhlal anında kolluğu aramak, ihlali tutanağa geçirtmek ve tutanağı hem aile mahkemesine hem savcılığa sunmak gerekir. Tedbirden sonra açılan ceza davasının seyri uzaklaştırma kararından sonra mahkeme olur mu yazısında anlatıldı.

Mağdur işini, evini ya da okulunu değiştirdiyse bu dilekçeye yazılmalı mı?

Mutlaka yazılmalıdır. TCK m.123/A-2-(b), suçun “mağdurun okulunu, iş yerini, konutunu değiştirmesine ya da okulunu veya işini bırakmasına neden olması” hâlini nitelikli sayar. Taşınma, iş değişikliği ya da okul nakli sırf takip yüzünden yapıldıysa bunun belgesi (kira sözleşmesi, istifa yazısı, nakil belgesi) ve takiple bağlantısı dilekçede açıkça kurulmalıdır. Aynı olay hem cezayı hem tutuklama rejimini değiştirir.

Israrlı Takip Nedeniyle Manevi Tazminat İstenebilir mi?

İstenebilir. Israrlı takip, kişinin özel hayatına ve ruhsal bütünlüğüne yönelik bir kişilik hakkı saldırısıdır; Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi “kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir” der. Tazminat ceza davasının içinde değil, asliye hukuk mahkemesinde ayrı bir davayla istenir. Tedavi, taşınma ve iş kaybı gibi somut giderler de maddi tazminat olarak aynı davada talep edilebilir.

Hukuk davası için ceza davasının sonunu beklemek zorunlu değildir, ama ceza dosyasında toplanan deliller hukuk hâkiminin işini büyük ölçüde kolaylaştırır. Zamanaşımı TBK m.72’ye göre zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde fiilden itibaren on yıldır; tazminat ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü bir fiilden doğmuşsa o süre uygulanır. Ceza dosyasında şikâyetten vazgeçilecekse, yukarıda anlatıldığı gibi şahsi haklardan vazgeçilmediğinin açıkça yazılması tazminat hakkını korur.

Dilekçeniz Hazır Değilse veya Takipsizlik Kararı Geldiyse

Israrlı takip dosyasında zamanın iki ayrı kıymeti vardır: silinmeden alınması gereken kamera kayıtları ve kaçırılınca geri gelmeyen iki haftalık itiraz süresi. Elinizde yalnız ekran görüntüleri varsa ve bunları bir olay listesine dönüştüremiyorsanız, ya da tebliğ edilen bir takipsizlik veya erteleme kararının hangi deliller eksik bırakılarak verildiğini göremiyorsanız, dosyayı bu süreler dolmadan bir ceza avukatına inceletmek, sonraki bütün adımların zeminini kurar. Büromuzun ceza dosyalarındaki çalışma kapsamını Ankara ceza avukatı sayfamızda inceleyebilirsiniz.

Bu yazıda anılan hükümlerin güncel metnine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu üzerinden ulaşılabilir; huzur bozma ile ısrarlı takip arasındaki sınır için kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu yazısına bakılabilir.

Sık Sorulan Sorular

Israrlı takip şikayete tabi mi?

Evet. TCK m.123/A-3 suçun soruşturulmasını ve kovuşturulmasını şikâyete bağlar. Bu nedenle altı aylık şikâyet süresi işler ve şikâyetten vazgeçme kural olarak davayı düşürür. Buna karşın CMK m.253/3 gereği uzlaştırma yapılmaz.

Israrlı takip suç duyurusu dilekçesi ile şikâyet dilekçesi farklı mı?

Mağdur için pratikte aynı belgedir. Suç duyurusu (ihbar) herkes tarafından yapılabilir; şikâyet ise mağdurun kovuşturma istediğini bildirmesidir. Israrlı takip şikâyete bağlı olduğundan, dilekçede “şikâyetçiyim” ifadesinin açıkça yer alması gerekir.

Israrlı takip şikayet dilekçesi örneği kullanılabilir mi?

Başlık, hitap ve talep bölümü için bir örnek yol gösterebilir; ama dilekçenin değeri olay listesinde ve delil bölümündedir. Hazır metindeki genel cümleler, CMK m.158/6’daki “soyut ve genel şikâyet” riskini artırır.

Takipsizlik kararına itiraz süresi kaç gün?

İki hafta, yani on dört gündür ve kararın mağdura tebliğinden başlar. İtiraz, kararı veren savcılığın bağlı olduğu ağır ceza merkezindeki sulh ceza hâkimliğine yapılır.

Israrlı takip mağduru ücretsiz avukat alabilir mi?

Vekili yoksa barodan avukat görevlendirilmesini isteyebilir (CMK m.234 ve 239). Hak, cinsiyetten ve cezanın ağırlığından bağımsızdır; avukatın ücreti mağdurdan istenmez.

Karşı taraf özür dilerse uzlaşabilir miyiz?

Resmî uzlaştırma yapılamaz. Mağdur isterse şikâyetinden vazgeçebilir; ancak bu geri alınamaz ve aynı olaydaki basit tehdit suçunu uzlaştırmaya açar.

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi dosyanın kapandığı anlamına mı gelir?

Hayır. Dava beş yıl askıya alınır; bu sürede şüpheli kasıtlı bir suç işlerse dava açılır. Mağdur karara iki hafta içinde itiraz edebilir.

Israrlı takip tutuklama yasağı var mı, fail neden tutuklanmıyor?

Temel hâlin üst sınırı iki yıl olduğundan CMK m.100/4 tutuklamayı yasaklar. Nitelikli hâllerde bu yasak yoktur; temel hâlde de adli kontrol ve 6284 sayılı Kanun’a göre yaklaşmama tedbiri uygulanabilir.

Tek taraflı ısrarlı takip mağduru kimdir?

İfade 6284 sayılı Kanun’un birinci maddesinden gelir; kanun kavramı ayrıca tanımlamaz, ama korunan kişiler arasında kadın, çocuk ve aile bireylerinin yanında “tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişileri” sayar. Karşılık görmeyen, istenmeyen takibe maruz kalan kişi, aralarında aile bağı olmasa ve cinsiyeti ne olursa olsun koruma tedbiri isteyebilir.

Şikâyetten sonra karşı taraf beni iftirayla suçlarsa ne olur?

Gerçeğe uygun olayları anlatan ve delille destekleyen bir şikâyet iftira oluşturmaz; takipsizlik kararı verilmesi de tek başına şikâyetin asılsız olduğunu göstermez. Risk, bilerek gerçeğe aykırı suç isnadındadır.

Israrlı takip manevi tazminat davası nerede açılır?

Asliye hukuk mahkemesinde, TBK m.58’e dayanılarak açılır. Ceza davasının sonucunu beklemek zorunlu değildir; zamanaşımı TBK m.72’ye göre hesaplanır.

Bu yazının dayandığı hükümler Eylül 2026 itibarıyla yürürlükteki Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve 6284 sayılı Kanun metinleridir; Yargıtay kararları tam metinlerinden aktarılmıştır. Somut bir dosyanın stratejisi yerine geçmez, olayın ayrıntıları sonucu değiştirebilir. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.