Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Tazminat Davası: Zamanaşımı ve Miktar
Özel hayatın gizliliğini ihlal tazminat davası, ceza soruşturmasından bağımsız olarak açılan ve kişilik hakkı zedelenen kişiye maddi ile manevi giderim sağlayan bir hukuk davasıdır. Dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 24 ve 25. maddeleri ile Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesidir. Fail hakkında ceza davası açılmamış veya beraat etmiş olsa bile tazminat istenebilir.
Bu konuda en sık verilen yanlış bilgi zamanaşımıyla ilgili: pek çok kaynak süreyi iki yıl olarak gösteriyor. Oysa Türk Borçlar Kanunu m.72, fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ceza kanunundaki daha uzun süreyi uygulatır ve bu, görüntü kaydı içeren olaylarda on beş yıla kadar çıkar. Aşağıdaki bölümler zamanaşımını, tazminat kalemlerini, şikayet süresini ve yetkili mahkemeyi kanun metinleriyle birlikte ele alıyor.
Kısaca
Özel hayatın ihlalinde ceza ve tazminat iki ayrı yoldur; süreleri ve şartları da farklıdır.
- Tazminat dayanağı: TMK m.24-25 ve TBK m.58 — kusur ve zarar ispatı davacıdadır.
- Zamanaşımı: Genel kural iki yıl değil; fiil suç oluşturduğu için TCK’daki 8 veya 15 yıllık dava zamanaşımı uygulanır.
- Yetkili mahkeme: Davacı kendi yerleşim yeri mahkemesinde de dava açabilir.
- Şikayet: TCK 134 şikayete tabidir, ancak fiil kişisel veri suçlarına dönüşürse resen soruşturulur.
- Ek talep: Saldırıdan elde edilen kazancın iadesi ayrıca istenebilir.
Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Tazminat Davası Nedir?
Özel hayatın gizliliğini ihlal tazminat davası, kişilik hakkına yapılan hukuka aykırı saldırının parayla giderilmesini isteme yoludur. Türk Medeni Kanunu m.24, hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimsenin hâkimden korunma isteyebileceğini düzenler. Aynı Kanun’un 25. maddesi ise davacının maddi ve manevi tazminat isteminde bulunabileceğini açıkça saklı tutar.
Manevi tazminatın özel dayanağı Türk Borçlar Kanunu m.58’dir: kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Aynı madde hâkime, para yerine başka bir giderim biçimi kararlaştırma veya buna ekleme yetkisi de verir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verip yayımlanmasına hükmedebilir.
Tazminat davası ile ceza davası birbirinden bağımsız yürür. Ceza yargılaması failin cezalandırılmasını, hukuk davası ise mağdurun zararının giderilmesini amaçlar. Savcılığa şikayette bulunmamış olmak tazminat davası açmaya engel değildir; tersine, şikayet süresini kaçırmış olmak da hukuk davası hakkını ortadan kaldırmaz.
Üç Ayrı Suç Karıştırılıyor: TCK 132, 133 ve 134
Türk Ceza Kanunu’nun özel hayata ilişkin bölümünde birbirine benzeyen ama farklı fiilleri cezalandıran üç ayrı madde bulunur. Pek çok kaynak bunların hepsini “özel hayatın gizliliğini ihlal” başlığı altında toplayıp tek bir ceza aralığı veriyor; oysa hangi maddenin uygulanacağı hem cezayı hem zamanaşımını değiştirir.
| Madde | Cezalandırılan fiil | Ceza |
|---|---|---|
| TCK 132/1 | Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal | 1-3 yıl hapis; kayıt suretiyle işlenirse bir kat artırım |
| TCK 132/2 | Haberleşme içeriklerini hukuka aykırı ifşa | 2-5 yıl hapis |
| TCK 132/3 | Kendisiyle yapılan haberleşmeyi karşı tarafın rızası olmadan alenen ifşa | 1-3 yıl hapis |
| TCK 133/1 | Aleni olmayan konuşmaları rıza olmaksızın dinleme veya kaydetme | 2-5 yıl hapis |
| TCK 133/2 | Katıldığı aleni olmayan söyleşiyi diğerlerinin rızası olmadan kaydetme | 6 ay-2 yıl hapis veya adli para cezası |
| TCK 134/1 | Özel hayatın gizliliğini ihlal | 1-3 yıl hapis; görüntü veya ses kaydıyla işlenirse bir kat artırım |
| TCK 134/2 | Özel hayata ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı ifşa | 2-5 yıl hapis |
Tablodaki ayrımın pratik karşılığı şudur: bir kişinin telefonuna izinsiz bakıp mesajlarını okumak haberleşme gizliliği (m.132), yanındakilerin haberi olmadan ortamı ses kaydına almak konuşmaların kaydı (m.133), evinin içini kamerayla görüntülemek ise özel hayatın ihlali (m.134) kapsamına girer. Aynı olayda birden fazla madde birlikte gündeme gelebilir.
Nitelikli hâl bakımından m.137 ortak hüküm getirir: suç kamu görevlisi tarafından görevinin verdiği yetki kötüye kullanılarak ya da belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenirse ceza yarı oranında artırılır. Bu artırım hem cezayı hem de dava zamanaşımını yukarı çeker.
Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu Cezası Ne Kadar?
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu cezası, temel hâlde bir yıldan üç yıla kadar hapistir. TCK m.134/1 bunu düzenler ve devamında önemli bir ağırlaştırma getirir: gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır. Yani kamera veya ses kaydı devreye girdiğinde aralık iki yıldan altı yıla çıkar.
İfşa hâli ayrı bir fıkrada düzenlenmiştir. TCK m.134/2’ye göre kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Aynı fıkra, ifşa edilen verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması hâlinde de aynı cezaya hükmolunacağını belirtir; sosyal medya paylaşımları bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Görüntüyü elde etme ile yayma çoğu olayda arka arkaya gerçekleşir ve iki ayrı fıkra birlikte gündeme gelir. Kaydı alan ve sonra paylaşan kişi bakımından hangi hükmün uygulanacağı, fiillerin tek bir suç işleme kararının icrası kapsamında olup olmadığına göre değerlendirilir. Kanun metnine 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu üzerinden ulaşabilirsiniz.
Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Para Cezası Verilir Mi?
TCK m.134’te adli para cezası seçeneği bulunmaz; madde yalnızca hapis cezası öngörür. Bu bölümde seçimlik adli para cezası içeren tek hüküm m.133/2’dir: katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazıyla kayda alan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.
Bu ayrım, “özel hayatın gizliliğini ihlal para cezası” biçimindeki aramanın arkasındaki beklentiyi karşılamıyor gibi görünse de sonuç farklıdır. Hükmedilen hapis cezası bir yılın altında kalırsa, TCK m.50 uyarınca kısa süreli hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir. Yani para cezası, kanunun doğrudan öngördüğü bir seçenek olarak değil, mahkemenin takdiriyle uygulanan bir çevirme sonucu olarak gündeme gelir.
Çevirme ihtimali cezanın alt sınırdan verilmesine ve indirim maddelerinin uygulanmasına bağlıdır. TCK m.134/1’in temel hâlinde alt sınır bir yıl olduğundan, takdiri indirim uygulanmadıkça çevirme eşiğinin altına inilmez. Kayıt suretiyle işlenen veya ifşa niteliğindeki fiillerde ise alt sınır yükseldiği için bu ihtimal büyük ölçüde kapanır.
Tazminat Davasının Zamanaşımı Gerçekten İki Yıl Mı?
Hayır. Türk Borçlar Kanunu m.72’nin ilk cümlesi haksız fiil tazminatı için iki yıllık ve her hâlde on yıllık süreleri öngörür, ancak aynı fıkranın son cümlesi kritik bir istisna getirir: “Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.” Özel hayatın ihlali suç oluşturduğu için burada ceza zamanaşımı devreye girer.
Ceza zamanaşımı TCK m.66’ya göre belirlenir ve süre, suçun kanunda yer alan cezasının üst sınırına bakılarak bulunur. Aynı maddenin üçüncü fıkrası, sürenin belirlenmesinde dosyadaki delillere göre suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin de göz önünde bulundurulacağını söyler. Bu iki kural birleşince ortaya çıkan tablo şudur.
| Fiil | Cezanın üst sınırı | Tazminat davasında uygulanacak zamanaşımı |
|---|---|---|
| TCK 134/1 — temel hâl | 3 yıl | 8 yıl |
| TCK 134/1 — görüntü veya ses kaydıyla ihlal | 6 yıl | 15 yıl |
| TCK 134/2 — ifşa | 5 yıl | 8 yıl |
| TCK 133/1 — dinleme veya kaydetme | 5 yıl | 8 yıl |
Sonuç pratikte şu anlama gelir: özel hayatın gizliliğini ihlal tazminat talebinde olayın üzerinden üç yıl geçmiş ve “iki yıllık süre doldu” denilerek dava açmaktan vazgeçilmişse, bu değerlendirme büyük olasılıkla hatalıdır. Görüntü kaydı içeren bir olayda hak, fiil tarihinden itibaren on beş yıl boyunca dava edilebilir durumdadır. Süre hesabı yapılmadan dosyanın kapatılmaması gerekir.
Manevi Tazminat Miktarı Neye Göre Belirlenir?
Manevi tazminatta kanun sabit bir tarife öngörmez; miktarı hâkim takdir eder. Türk Borçlar Kanunu m.51, hâkimin tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceğini düzenler. Uygulamada dikkate alınan ölçütler ihlalin ağırlığı, yayılma alanı, tarafların ekonomik ve sosyal durumu ile kusur oranıdır.
İndirim sebepleri de kanunda yer alır. TBK m.52’ye göre zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuşsa hâkim tazminatı indirebilir, hatta tamamen kaldırabilir. Görüntünün mağdurun kendi rızasıyla paylaşılmış olması gibi durumlar bu kapsamda tartışılır; rızanın kapsamı ise dar yorumlanır.
Talep edilecek miktarın belirlenmesinde benzer dosyalardaki emsal tutarlar yol gösterici olur; ancak internette dolaşan sabit rakam aralıkları güvenilir değildir, çünkü her dosyanın ağırlığı farklıdır. Kişilik haklarına saldırıda tazminat miktarının nasıl şekillendiğine dair ayrıntılı bir örnek için hakaret nedeniyle manevi tazminat davası yazımıza bakabilirsiniz.
Maddi Tazminat ve Saldırıdan Elde Edilen Kazancın İadesi
Manevi tazminatın yanında maddi zararlar da istenebilir. İş kaybı, tedavi ve psikolojik destek giderleri, itibarın onarılması için yapılan harcamalar bu kapsamdadır. TBK m.50 gereği zarar gören zararını ve karşı tarafın kusurunu ispat yükü altındadır; ancak zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını göz önünde tutarak miktarı hakkaniyete uygun biçimde belirler.
Çoğu kaynağın atladığı üçüncü bir talep daha vardır. TMK m.25/3, davacının maddi ve manevi tazminat istemleri yanında “hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkını” saklı tutar. Görüntü veya ses kaydı satılmış, reklam geliri elde edilmiş ya da başka biçimde paraya çevrilmişse bu kazanç istenebilir.
Manevi tazminat isteminin niteliğine ilişkin bir sınırlama da unutulmamalıdır. TMK m.25/4 uyarınca manevi tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez; miras bırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez. Yani mağdur dava açmadan vefat etmişse mirasçıları bu talebi kural olarak sürdüremez.
Dava Hangi Mahkemede Açılır?
Kişilik hakkına saldırıdan doğan tazminat davalarında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Yetki konusunda ise kişilik haklarının korunmasına özgü bir kolaylık getirilmiştir: TMK m.25’in son fıkrasına göre davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir.
Bu kural, genel yetki kuralının istisnasıdır ve pratikte önemli bir avantaj sağlar. Failin başka bir şehirde yaşaması, mağduru o şehirde dava açmaya zorlamaz; mağdur kendi bulunduğu yerde yargılamayı yürütebilir. Sosyal medya üzerinden gerçekleşen ihlallerde failin adresi çoğu zaman uzak veya belirsiz olduğundan bu seçenek belirleyici hâle gelir.
Dava dilekçesinde tazminat talebinin yanında TMK m.25/1-2’deki diğer istemler de ileri sürülebilir: saldırı tehlikesinin önlenmesi, sürmekte olan saldırıya son verilmesi, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespiti ve kararın üçüncü kişilere bildirilmesi veya yayımlanması. İçeriğin yayından kaldırılması talebi bu çerçevede değerlendirilir.
Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Şikayete Tabi Mi?
TCK m.134 kapsamındaki fiiller şikayete tabidir, ancak bu kural bölümün tamamı için geçerli değildir. TCK m.139 istisnayı açıkça yazar: “Kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme hariç, bu bölümde yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır.”
Yani m.135, m.136 ve m.138’deki suçlar şikayete bağlı değildir; savcılık öğrendiği anda resen soruşturma başlatır ve şikayetten vazgeçme davayı düşürmez. Bu ayrım pratikte sık gündeme gelir, çünkü özel hayata ilişkin görüntü ve ses kayıtları aynı zamanda kişisel veri niteliği taşıyabilir. Kayıt üçüncü kişilere verilmiş veya yayılmışsa m.136 devreye girebilir ve dosya artık şikayete bağlı olmaktan çıkar.
“Bu bölümdeki suçların tamamı şikayete tabidir” biçimindeki genelleme bu nedenle hatalıdır ve mağdur açısından yanıltıcı sonuç doğurur. Uzlaştırma bakımından da durum aynıdır: şikayete bağlı olan fiiller uzlaştırma kapsamına girerken, resen soruşturulan kişisel veri suçları bu kapsamın dışında kalır. Uzlaştırmanın işleyişi hakkında hakaret davasında uzlaşma olmazsa ne olur yazımız fikir verebilir.
Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Şikayet Süresi Ne Kadardır?
Şikayet süresi altı aydır. TCK m.73/1’e göre soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlarda yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Sürenin başlangıcı ise fiilin gerçekleştiği tarih değildir: m.73/2, sürenin şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlayacağını söyler.
Bu ayrım özel hayat ihlallerinde belirleyicidir, çünkü gizli çekilen bir görüntünün varlığı çoğu zaman aylar sonra öğrenilir. Kaydın üç yıl önce alınmış olması şikayet hakkını düşürmez; altı aylık süre, mağdurun hem fiili hem faili öğrendiği anda işlemeye başlar. Tek sınır, dava zamanaşımı süresinin aşılmamasıdır.
7531 sayılı Kanun’la m.73/2’ye eklenen bir üst sınır bulunduğunu da eklemek gerekir; ancak bu sınır yalnızca hakaret suçu içindir. Anılan cümle, şikayete bağlı hakaret suçunda şikayet süresinin her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemeyeceğini düzenler. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçuna bu iki yıllık tavan uygulanmaz.
Özel Hayatın Gizliliği Hangi Durumlarda Geçersiz Sayılır?
Kişilik hakkına yapılan her müdahale hukuka aykırı değildir. TMK m.24/2 hukuka uygunluk sebeplerini üç başlıkta sayar: kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar, kanunun verdiği yetkinin kullanılması. Bu sebeplerden biri varsa saldırı hukuka aykırı sayılmaz ve tazminat sorumluluğu doğmaz.
Rıza en sık tartışılan başlıktır ve kapsamı dar yorumlanır. Bir görüntünün çekilmesine izin verilmiş olması, o görüntünün yayılmasına da izin verildiği anlamına gelmez; rıza hangi fiil için verilmişse yalnızca onu kapsar. Üstün kamusal yarar başlığı ise basın özgürlüğü ile özel hayat arasındaki dengede gündeme gelir ve kamuoyunu ilgilendiren bir konu ile merak arasındaki fark burada belirleyici olur.
Kanunun verdiği yetki başlığına, adli makamların usulüne uygun kararına dayanan iletişimin denetlenmesi ve teknik takip gibi işlemler girer. Bu tedbirlerin kapsamı ve hangi verilerin nasıl elde edilebildiği ayrı bir teknik konudur; iletişim kayıtlarının hukuki niteliği için HTS kaydı nedir, nasıl sorgulanır yazımıza bakabilirsiniz.
Kendi Konuşmasını Kaydetmek Suç Mudur?
Kural olarak suçtur. TCK m.133/2, katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazı ile kayda alan kişiyi cezalandırır. Yani konuşmanın tarafı olmak tek başına kaydı hukuka uygun kılmaz; kaydı alan kişi de bu hükmün kapsamına girer.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu kuralın dar bir istisnasını kabul etmiştir. 21.06.2011 tarihli, 2010/5-187 esas ve 2011/131 karar sayılı ilamda, kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkânının olmadığı ani gelişen durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda almasının hukuka uygun olduğunun kabulü zorunlu görülmüştür.
İstisnanın üç şartı birlikte aranır: ani gelişen bir durum, bir daha delil elde etme imkânının bulunmaması ve yetkili makamlara başvurma imkânının olmaması. Önceden planlanıp cihaz hazırlanarak yapılan kayıt bu şartları taşımaz; karşı tarafı söyletmek amacıyla kurgulanan görüşmeler ise ayrıca hukuka aykırı delil sorunu doğurur. Kayıt yapmadan önce savcılığa başvurmak, delili hukuka uygun yoldan elde etmenin en güvenli yoludur.
Şantaj Ve Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Bir Arada İşlenirse
Görüntü veya ses kaydını yayınlamakla tehdit etmek ayrı bir suçtur. TCK m.107/2, kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulmasını şantaj olarak cezalandırır. Öngörülen ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır.
Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Ve Şantaj Aynı Anda Cezalandırılır Mı?
Fiiller ayrı ayrı gerçekleştiği ölçüde her biri için ayrı ceza gündeme gelir. Görüntüyü hukuka aykırı biçimde elde etmek m.134/1, bunu yayınlamakla tehdit ederek para istemek m.107/2, tehdit sonuçsuz kalınca fiilen yaymak ise m.134/2 kapsamındadır. Üç fiil aynı olay örgüsü içinde geçse de farklı hukuki değerleri ihlal ettiğinden tek suça indirgenmez.
Şantaj suçunda dikkat edilmesi gereken bir nokta, tehdide konu hususun doğru olup olmamasının önem taşımamasıdır. Kanun “açıklanacağı veya isnat edileceği” diyerek her iki hâli de kapsar; gerçek bir olayın açıklanacağı tehdidi de şantaj oluşturur. Ayrıca şantaj şikayete bağlı bir suç değildir, savcılık resen soruşturur.
Tehdit ve şantajın birbirinden ayrıldığı çizgi, yarar sağlama amacıdır. Yarar sağlama amacı olmaksızın yapılan korkutmalar tehdit hükümlerine girer. Rahatsız edici mesaj ve aramaların ayrı bir suç tipi oluşturduğu hâller için kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu yazımıza bakabilirsiniz.
Ceza Davası Beraatle Biterse Tazminat Davası Etkilenir Mi?
Beraat kararı tazminat davasını kendiliğinden sonuçsuz bırakmaz. Türk Borçlar Kanunu m.74 bunu açıkça düzenler: hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı ve ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.
Aynı maddenin ikinci fıkrası, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararının da hukuk hâkimini bağlamayacağını belirtir. Bunun sebebi iki yargılamanın ölçütlerinin farklı olmasıdır: ceza yargılamasında şüpheden sanık yararlanır ve kusur ağır bir ispat standardına tabidir, hukuk davasında ise hafif kusur dahi sorumluluk doğurur.
Bağlayıcı olan tek nokta, ceza mahkemesinin maddi olguya ilişkin kesin tespitleridir. Fiilin hiç işlenmediği kesin biçimde saptanmışsa hukuk hâkimi bunun aksini kabul edemez; buna karşılık delil yetersizliğine dayanan beraat, tazminat davası bakımından bir engel oluşturmaz. Bu nedenle ceza dosyasının sonucunu beklemeden hukuk davası açmak çoğu zaman mümkündür.
Görüntünüz veya Kaydınız Yayıldıysa İlk Adımlar
Özel hayatın gizliliğini ihlal tazminat dosyalarında zaman en kritik unsur: içerik yayıldıkça hem zarar büyüyor hem de delil kaybı riski artıyor. Paylaşımın ekran görüntüsünün tarih ve bağlantı bilgisiyle birlikte kaydedilmesi, mümkünse noter tespiti yaptırılması, sonraki aşamada ispat sorununu büyük ölçüde çözüyor.
İçeriğin kaldırılması, erişimin engellenmesi ve tazminat taleplerinin birlikte yürütülmesi için Ankara tazminat avukatı sayfamız üzerinden dosyanızı iletebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Özel hayatın gizliliğini ihlal tazminat davası kaç yıl içinde açılmalı?
Fiil suç oluşturduğu için ceza zamanaşımı uygulanır: temel hâlde sekiz yıl, görüntü veya ses kaydıyla işlenen ihlallerde on beş yıl. TBK m.72’nin son cümlesi bu sonucu doğurur; iki yıllık genel süre burada geçerli değildir.
Ceza davası açmadan doğrudan tazminat davası açabilir miyim?
Açabilirsiniz. Tazminat davası ceza soruşturmasından bağımsızdır ve şikayette bulunulmamış olması dava hakkını etkilemez. Şikayet süresinin kaçırılmış olması da hukuk davasına engel oluşturmaz.
Eşimin telefonuna bakmak suç mu?
Rıza olmadan mesajların okunması haberleşmenin gizliliğini ihlal kapsamına girebilir. Evlilik birliği, eşin haberleşme gizliliğini ortadan kaldıran bir hukuka uygunluk sebebi değildir; içeriklerin kaydedilmesi hâlinde ceza ayrıca artırılır.
Beni tehdit eden kişinin mesajlarını saklayabilir miyim?
Size gönderilen mesajı saklamak ve yetkili makama sunmak suç oluşturmaz. Suç oluşturan fiil, size ait olmayan bir haberleşmeyi ele geçirmek veya sizinle yapılan haberleşmeyi alenen ifşa etmektir.
İşyerine kamera koymak özel hayatın ihlali sayılır mı?
Kameranın konulduğu alan belirleyicidir. Üretim alanı gibi ortak çalışma bölümlerinde meşru amaca dayalı ve bildirimi yapılmış izleme kural olarak hukuka uygun sayılırken, soyunma odası ve tuvalet gibi mahrem alanlarda kamera açık ihlal oluşturur.
Sokakta çektiğim fotoğrafta başkası çıkarsa suç olur mu?
Aleni alanda tesadüfen görüntüye girmek tek başına suç oluşturmaz. Fiilin suç hâline gelmesi, kişinin özel yaşam alanının hedef alınması veya görüntünün rıza dışı yayılmasıyla gündeme gelir.
Şikayetimden vazgeçersem dava düşer mi?
TCK m.134 şikayete bağlı olduğundan vazgeçme kural olarak davayı düşürür. Ancak fiil kişisel verilerin verilmesi veya ele geçirilmesi kapsamına giriyorsa suç resen soruşturulur ve vazgeçme sonuç doğurmaz.
Görüntüyü yayan kişi belli değilse ne yapabilirim?
Şikayet süresi faili öğrenmeden işlemeye başlamaz. Savcılığa başvurarak IP ve hesap bilgilerinin tespitini talep edebilir, bu arada içeriğin erişime engellenmesini isteyebilirsiniz.
Kaydı kim aldıysa tazminat ondan mı istenir?
Kaydı alan da yayan da kendi fiilinden sorumludur. Zarara birlikte sebep olanlar bakımından müteselsil sorumluluk gündeme gelebilir; talebin kime yöneltileceği somut olaydaki katkıya göre belirlenir.
Tazminat davasında görüntüyü delil olarak sunabilir miyim?
Size karşı işlenen fiilin kanıtı olarak sunulması mümkündür. Buna karşılık delilin elde ediliş biçimi ayrıca değerlendirilir; hukuka aykırı yolla elde edilen deliller yargılamada dikkate alınmaz.
Manevi tazminat mirasçılara geçer mi?
TMK m.25/4 gereği manevi tazminat istemi, miras bırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez. Mağdur dava açmışsa yargılama mirasçılarla sürdürülebilir.
İçeriğin kaldırılmasını da aynı davada isteyebilir miyim?
İsteyebilirsiniz. TMK m.25, sürmekte olan saldırıya son verilmesini ve hukuka aykırılığın tespitini tazminat talebiyle birlikte ileri sürme imkânı tanır. Erişimin engellenmesi için ayrıca sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir.
Kamu görevlisinin işlediği ihlalde ceza artar mı?
Artar. TCK m.137, suçun kamu görevlisi tarafından görevinin verdiği yetki kötüye kullanılarak veya belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırılacağını düzenler.
Dava sürecinde ne kadar beklenir?
Süre mahkemenin iş yüküne ve delil durumuna göre değişir; bilirkişi incelemesi gereken dosyalarda uzayabilir. İstinaf aşaması dahil ortalama sürelere ilişkin bir fikir için tazminat davası istinaf mahkemesi ne kadar sürer yazımıza bakabilirsiniz.
Yukarıdaki açıklamalar genel bilgilendirme niteliğindedir ve somut olayın koşullarına göre değişebilecek değerlendirmeler içerir; hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve içtihat değişebildiğinden, adım atmadan önce dosyanızı bir avukatla görüşmeniz yararınıza olur. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.