Israrlı Takip Suçu Sicile İşler mi? Memuriyet, Beraat ve Uzlaşma Kilidi
Israrlı takip suçu sicile işler mi? Yalnızca kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmüyle işler. Şikâyet, ifade, iddianame, devam eden dava, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması adli sicil kaydına girmez. Adli para cezası ile ertelenen hapis cezası ise adli sicili hiç görmeden doğrudan arşiv kaydına alınır. Bu yüzden şikâyet edilen kişi için asıl soru “dosya açıldı mı” değil, dosyanın hangi kararla kapanacağıdır.
Sicilin temiz kalması her kapının açık kalacağı anlamına da gelmez. Kamu görevine atanacak kişiler için yapılan arşiv araştırması, adli sicilde görünmeyen kararları da kapsar; memuriyete engel olan sınır ise suçun adına değil, verilen hapis cezasının süresine bakar. Israrlı takip suçlamasıyla karşılaşan kişinin sonucu etkileyebileceği en önemli iki alan, dosyadaki uzlaşma kilidi ve beraattir. İkisinde de kanunun, şikâyet edilen tarafın çoğu zaman bilmediği kuralları var.
Bir bakışta
| Şikâyet, ifade, dava süreci | Adli sicile işlemez. |
| Takipsizlik veya HAGB | Sicilde görünmez; kamu görevine atamadaki arşiv araştırmasında görülebilir. |
| Adli para cezası, ertelenen hapis | Doğrudan arşiv kaydına alınır. |
| Hapis cezasına mahkûmiyet | Adli sicile işler; infaz bitince arşive geçer. |
| Memuriyet | Kasten işlenen suçtan bir yıl veya daha fazla hapis cezası engeldir. |
| Uzlaşma | Israrlı takipte yoktur; aynı mağdura karşı birlikte yazılan tehdit veya yaralamayı da kilitler. |
Israrlı Takip Suçu Sicile İşler mi?
Israrlı takip suçu, ancak mahkûmiyet hükmü kesinleştiğinde adli sicile işler. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrası kuralı açıkça koyar: “Türk mahkemeleri tarafından vatandaş veya yabancı hakkında verilmiş ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri adlî sicile kaydedilir.” Kesinleşmemiş bir karar, bir iddianame ya da hakkınızda yapılmış bir şikâyet bu kapsamda değildir. Hakkınızda soruşturma başlamış olması, sabıka kaydınızın değiştiği anlamına gelmez. Kanunun güncel metni 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu olarak resmî mevzuat sisteminde yayımlanmaktadır.
Mahkûmiyet kesinleştiğinde kaydın nereye yazılacağını cezanın türü belirler. Hapis cezasına mahkûmiyet adli sicile işlenir ve cezanın infazı tamamlanınca Kanun’un 9. maddesinin birinci fıkrası uyarınca silinerek arşiv kaydına alınır. Aynı maddenin üçüncü fıkrasının son cümlesi ise iki istisna koyar: “Adlî para cezasına mahkûmiyet hükümleri ile cezanın ertelenmesine ilişkin hükümler, adlî sicil kaydına alınmadan doğrudan arşive kaydedilir.” Israrlı takipte kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi ya da cezanın ertelenmesi sık görülen sonuçlardır; bu hâllerde kişinin kendi aldığı sabıka kaydı belgesinde mahkûmiyet görünmez, ama kayıt arşivde yer alır.
Arşiv kaydı da kalıcı değildir. Kanun’un 12. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçince kaydın tamamen silineceğini söyler. Ancak mahkûmiyet, Türk Ceza Kanunu dışındaki bir kanunda hak yoksunluğuna yol açıyorsa bu süre on beş ya da otuz yıla çıkar. Kasten işlenen bir suçtan bir yıl veya daha fazla hapis cezası, memuriyet bakımından tam da böyle bir sonuç doğurduğu için ısrarlı takipte verilen cezanın süresi, arşiv kaydının ne kadar kalacağını da etkiler. Silinme sürelerinin ayrıntısını adli sicil arşiv kaydı ne zaman silinir yazımızda anlattık.
| Dosyanın sonucu | Adli sicil | Arşiv kaydı | Kamu görevine atamada arşiv araştırması |
|---|---|---|---|
| Şikâyet, ifade, devam eden soruşturma | İşlemez | İşlemez | Devam eden soruşturma olgusu görülebilir |
| Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar | İşlemez | İşlemez | Sonuçlanmış soruşturma olgusu görülebilir |
| Hükmün açıklanmasının geri bırakılması | İşlemez | İşlemez | Görülebilir |
| Adli para cezası (çevrilmiş olanlar dahil) | İşlemez | Doğrudan arşive | Görülebilir |
| Ertelenen hapis cezası | İşlemez | Doğrudan arşive | Görülebilir |
| Hapis cezasına mahkûmiyet | İşler | İnfaz bitince arşive | Görülebilir |
| Beraat | İşlemez | İşlemez | Sonuçlanmış kovuşturma olgusu görülebilir |
Israrlı takip sabıka kaydında görünür mü?
Günlük dilde “sabıka kaydı” denilen belge adli sicil kaydıdır. Israrlı takip bu belgede yalnızca kesinleşmiş hapis cezası varsa ve bu cezanın infazı henüz tamamlanmamışsa görünür. Cezası adli para cezasına çevrilen, ertelenen ya da hakkında hükmün açıklanması geri bırakılan kişinin sabıka kaydı belgesinde ısrarlı takip yazmaz. Kişi hakkında soruşturma sürüyor olsa bile belge temiz çıkar.
Arşiv bilgileri ise herkese açık değildir. 5352 sayılı Kanun’un 10. maddesi arşivi isteyebilecekleri sınırlı biçimde sayar: kullanım amacını belirten kişinin kendisi veya vekâletnamesinde yetkisi açıkça yazılı vekili, bir soruşturma ya da kovuşturma kapsamında savcılık ve mahkemeler, seçim kurulları ve özel kanunlarda gösterilen hâllerde kamu kurumları. Özel sektör işvereni arşiv kaydını kendiliğinden göremez. Kimlerin görebileceğinin tam listesi adli sicil arşiv kaydını kimler görebilir yazımızda yer alıyor.
Israrlı takip HAGB sicile işler mi?
İşlemez. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin on üçüncü fıkrası hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının “kendilerine mahsus bir sisteme” kaydedileceğini ve bu kaydın yalnızca bir soruşturma ya da kovuşturmayla bağlantılı olarak savcı, hâkim veya mahkeme tarafından istenebileceğini söyler. Bu karar ne adli sicile ne de arşiv kaydına geçer; çünkü arşiv kaydı, önce adli sicile işlemiş bir mahkûmiyetin silinmesiyle oluşur.
Israrlı takipte hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının kendine özgü bir riski vardır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesine göre denetim süresi beş yıldır; bu süre içinde kasten yeni bir suç işlenirse mahkeme geri bırakılan hükmü açıklar ve aynı süre içinde kasıtlı bir suç nedeniyle ikinci kez geri bırakma kararı verilemez. Israrlı takip çoğu zaman aynı kişiyle süren bir ilişkinin ya da ayrılığın içinden çıktığı için, denetim süresinde aynı kişiye yeniden ulaşmaya çalışmak yeni bir ısrarlı takip dosyası doğurabilir ve eski hüküm de açıklanır. HAGB kararının iş hayatına etkisini ayrıca HAGB kararı sicile işler mi yazımızda inceledik.
Israrlı takip suçu adli para cezası sicile işler mi?
Adli sicile işlemez, doğrudan arşive kaydedilir. Israrlı takip suçunun kanundaki cezası yalnızca hapistir; adli para cezası, hükmedilen hapis cezası bir yıl veya daha az olduğunda Türk Ceza Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca yapılan çevirmeyle ortaya çıkar. Çevrilmiş ceza da adli para cezası olarak kaydedilir ve 5352 sayılı Kanun’un 9. maddesindeki doğrudan arşiv kuralına tabidir.
Çevirmenin kanun yolu bakımından da bir sonucu vardır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 272. maddesinin üçüncü fıkrası, on beş bin lira dahil adli para cezalarına karşı istinaf yolunu kapatır; ama bu sınır “hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç” uygulanır. Yani ısrarlı takipte hapis cezası paraya çevrilmişse, tutarı ne olursa olsun karara karşı istinafa başvurulabilir.
Hakkımda Israrlı Takip Şikâyeti Yapıldı, Şikâyet Edildim Ne Olur?
Şikâyet savcılığa ulaştığında bir soruşturma dosyası açılır ve ilk somut adım genellikle şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılmaktır. Israrlı takip Türk Ceza Kanunu’nun 123/A maddesinin üçüncü fıkrası gereği şikâyete bağlı bir suçtur; savcılık dosyayı ancak mağdurun şikâyeti varsa yürütebilir. Şikâyetin, mağdurun fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden itibaren altı ay içinde yapılmış olması gerekir; süre geçmişse soruşturma yapılamaz.
Soruşturmanın sonunda savcı ya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verir ya da iddianame düzenler. Delil yetersizliği, şikâyet süresinin geçmesi ya da şikâyetten vazgeçme kovuşturmaya yer olmadığı kararına götürür. İddianame kabul edilirse dosya asliye ceza mahkemesine gider; ısrarlı takip ağır ceza mahkemesinin görevine girmez. Bu aşamaların hiçbiri, dosya mahkûmiyetle kesinleşmedikçe sicile işlemez.
Şikâyetin kendisini değil, suçlamanın hangi madde üzerinden yapıldığını takip etmek gerekir. Aynı davranış bazen kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu olan 123. madde kapsamında, bazen ısrarlı takip olarak 123/A kapsamında değerlendirilir. İki suç arasındaki fark yalnızca ceza miktarında değildir; uzlaşma, tutuklama ve kanun yolu bakımından da ayrı sonuçlar doğurur. Suçun genel çerçevesini ve cezasını ısrarlı takip suçu cezası ve TCK 123/A şartları yazımızda ayrıntılı anlattık; bu yazı şikâyet edilen tarafın sorularına odaklanıyor.
Israrlı takipten ifadeye çağrıldım, gitmezsem ne olur?
Gitmemek dosyayı kapatmaz, yalnızca ifadenin başka yoldan alınmasına yol açar. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 145. maddesi ifadesi alınacak kişinin davetiyeyle çağrılacağını ve davetiyede gelmezse zorla getirileceğinin yazılacağını söyler. 146. madde de çağrıldığı hâlde gelmeyen şüpheli hakkında zorla getirme kararı verilebileceğini düzenler. Zorla getirilen kişi en geç yirmi dört saat içinde çağıran merciin önüne çıkarılır.
İfadede kişinin kanuni hakları 147. maddede sayılıdır: kendisine yüklenen suçun anlatılması, müdafi seçme ve müdafiin ifadede hazır bulunması, yüklenen suç hakkında açıklama yapmama hakkı ve şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteme hakkı. Israrlı takip suçlamasında son hak özellikle önemlidir. Karşılıklı yazışmaların tamamı, mesajların tarihleri ve iletişimi kimin başlattığı çoğu zaman şikâyet dilekçesinde yer almaz; ifade sırasında bunların dosyaya alınmasını istemek, sonucu belirleyen adım olabilir.
Israrlı takip şikâyeti asılsızsa ne yapılabilir?
Asılsız şikâyete karşı ilk yol, dosyanın kendisinde delille cevap vermektir; ikinci yol ise koşulları varsa iftira şikâyetidir. Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesi iftirayı, yetkili makamlara şikâyette bulunarak “işlemediğini bildiği halde” bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmek olarak tanımlar ve bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörür. Suçun özü, şikâyetçinin isnadın gerçeğe aykırı olduğunu bilmesidir. Bu nedenle beraat ya da takipsizlik kararı tek başına iftira anlamına gelmez; delil yetersizliğinden çıkan bir karar, şikâyetçinin bilerek yalan söylediğini göstermez.
Manevi tazminat da aynı ölçüye bağlıdır. Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi kişilik hakkı zedelenen kişiye manevi tazminat isteme hakkı verir; ancak şikâyet hakkını kullanmak kural olarak hukuka uygun bir davranıştır. Tazminat talebi, şikâyetin bilerek gerçeğe aykırı olduğu ya da hakkın kötüye kullanıldığı gösterilebildiği ölçüde güçlenir. Soruşturma sırasında gözaltına alınan ya da tutuklanan kişinin sonradan takipsizlik veya beraat kararı alması hâlinde ise Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. maddesi ayrıca devlete karşı tazminat yolunu açar; bu yolu haksız tutuklama nedeniyle tazminat yazımızda anlattık.
Israrlı Takip Uzlaşmaya Tabi mi, Tehdit Suçlaması Varsa Ne Değişir?
Israrlı takip uzlaşmaya tabi değildir ve bu yasak, dosyadaki diğer suçlamaları da etkileyebilir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinin üçüncü fıkrası önce kuralı koyar: soruşturması ve kovuşturması şikâyete bağlı olsa bile “ısrarlı takip suçunda (madde 123/A)” uzlaştırma yoluna gidilemez. Hemen ardından gelen cümle ise şikâyet edilen tarafın en çok gözden kaçırdığı hükümdür: “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.”
Israrlı takip iddianamesine başka suçların eklendiği sık görülür; aşağıda anılan üç Yargıtay kararının üçü de böyle dosyalardan çıkmıştır. Mesajlarda tehdit içerikli bir cümle varsa basit tehdit, bir karşılaşmada itişme olmuşsa basit kasten yaralama da iddianameye eklenir. Basit tehdit ve basit yaralama normalde uzlaştırmaya giden suçlardır. Aynı mağdura karşı ısrarlı takiple birlikte yazıldıklarında ise bu kapı da kapanır ve dosyanın tamamı mahkemede görülür. Kısacası ısrarlı takip nitelendirmesi, dosyadaki bütün uzlaşma imkânını tek başına ortadan kaldırabilir.
Kanun koyucu 24 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanun’la bu fıkraya bir cümle daha ekledi: önödeme kapsamındaki bir suç ile uzlaştırma kapsamındaki bir suç birlikte aynı mağdura karşı işlenmişse, uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır. Bu istisna yalnızca önödemeli suçlar içindir; ısrarlı takip önödeme kapsamında değildir ve kilidi açmaz.
Israrlı takipten beraat edilirse tehdit suçu uzlaşmaya gider mi?
Gider ve Yargıtay bunu üç ayrı kanun yararına bozma kararıyla açıkça söylemiştir. Kilidi kuran şey ısrarlı takip suçlamasıdır; bu suçlama beraat ya da düşme kararıyla ortadan kalkınca diğer suç kendi rejimine döner ve mahkeme dosyayı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 254. maddesi uyarınca uzlaştırma bürosuna göndermek zorundadır. Bunu yapmadan kurulan mahkûmiyet hükmü bozulmaktadır.
- Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2025/360 E., 2025/4024 K. (15.04.2025): Israrlı takip suçundan şikâyetten feragat nedeniyle düşme kararı verilmiş, basit tehditten ise doğrudan mahkûmiyet kurulmuştu. Daire, düşme kararından sonra 253. maddedeki birlikte işlenme kuralının uygulama olanağının kalmadığını, tehdit suçu için uzlaştırma yapılması gerektiğini belirterek kararı kanun yararına bozdu.
- Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2025/5357 E., 2025/11911 K. (25.12.2025): Sanık ısrarlı takipten suçu işlediği sabit olmadığı için beraat etmiş, kadına karşı tehditten basit yargılama usulüyle adli para cezası almıştı. Aynı gerekçeyle bozma.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2026/1271 E., 2026/2549 K. (06.04.2026): Israrlı takipten beraat, basit kasten yaralamadan mahkûmiyet. Daire, beraatle birlikte yaralama suçunun şikâyete bağlı ve uzlaştırma kapsamında olduğunu, dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozdu.
Bu kararların şikâyet edilen taraf için pratik anlamı şudur: ısrarlı takip suçlamasına karşı savunma yalnızca o suçtan kurtulmak için değil, dosyadaki diğer suçların uzlaşmayla kapanabilmesi için de yapılır. Israrlı takip unsurlarının oluşmadığını ya da eylemin 123/A değil başka bir hüküm kapsamında kaldığını ileri sürmek, uzlaşma kapısını yeniden açabilir.
Huzur bozma suçlamasında uzlaşma var, ısrarlı takipte neden yok?
Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu da şikâyete bağlıdır ve 253. maddenin genel kuralı gereği uzlaştırmaya gider. Israrlı takip ise aynı fıkrada adıyla sayılarak uzlaştırmanın dışına çıkarılmıştır. Bu yüzden aynı telefon aramaları, aynı mesajlar ya da aynı kapı önü beklemeleri, iddianamenin hangi maddeden yazıldığına göre ya uzlaşmayla kapanabilecek ya da mahkemede sonuçlanacak bir dosyaya dönüşür.
Nitelendirmeyi savcı yapar ama mahkeme bununla bağlı değildir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 225. maddesi hükmün iddianamede gösterilen fiil ve fail hakkında verileceğini, mahkemenin fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı olmadığını söyler. Savunmada eylemin 123. madde kapsamında kaldığının gösterilmesi, hem ceza aralığını hem uzlaşma imkânını değiştirir. İki suç arasındaki farkı kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu yazımızda da ele aldık.
Israrlı Takipte Şikâyetten Vazgeçme Davayı Düşürür mü?
Düşürür, ama iki koşulla: vazgeçme hüküm kesinleşmeden yapılmalı ve sanık bunu kabul etmelidir. Türk Ceza Kanunu’nun 73. maddesinin dördüncü fıkrasına göre şikâyete bağlı suçlarda suçtan zarar görenin vazgeçmesi davayı düşürür; ancak “hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.” Kesinleşmiş bir ısrarlı takip mahkûmiyetinde mağdurun sonradan barışması cezayı ortadan kaldırmaz.
Aynı maddenin altıncı fıkrası ise şikâyet edilen tarafa bir seçim hakkı tanır: “Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez.” Vazgeçmeyi kabul eden sanık hakkında dava düşer; düşme kararı mahkûmiyet değildir ve sicile işlemez. Kabul etmeyen sanık hakkında ise yargılama devam eder ve sonuç beraat da olabilir, mahkûmiyet de. Suçlamanın haksız olduğuna inanan ve bunu karar olarak görmek isteyen kişi, vazgeçmeyi reddederek beraat kararı talep edebilir; ama bu, mahkûmiyet riskini de üstlenmek demektir.
Vazgeçmenin hukuk davasına etkisi ayrı bir hükme bağlıdır. 73. maddenin yedinci fıkrasına göre kamu davası vazgeçme nedeniyle düşmüş ve mağdur vazgeçerken şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamışsa, artık hukuk mahkemesinde tazminat davası açamaz. Bu açıklama yapılmamışsa ceza dosyasının düşmesi manevi tazminat davasının önünü kapatmaz. Genel çerçeveyi farklı bir suç üzerinden şikâyetten vazgeçme davayı düşürür mü yazımızda da anlattık.
Beraat kararı verilmesi gerekirken düşme kararı verilirse ne olur?
Düşme kararı sanığın kabulüne bağlı olduğundan, sanığın açıkça vazgeçmeyi kabul etmediği bir dosyada düşme kararı verilmesi 73. maddenin altıncı fıkrasına aykırıdır ve kanun yoluna konu edilebilir. Kabul edilmişse düşme kararı sanığın kendi tercihinin sonucudur. Bu yüzden duruşmada mahkeme sanığa vazgeçmeyi kabul edip etmediğini sorduğunda verilecek cevap, önceden düşünülmüş olmalıdır.
Düşme ile beraat arasındaki fark uzlaşma bakımından ortadan kalkar: Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin yukarıdaki kararında ısrarlı takipten düşme kararı verilmesi, tehdit suçu için uzlaştırma yolunu açmaya yetmiştir. Buna karşılık kamu görevine atamadaki arşiv araştırmasında ya da ileride doğabilecek bir tazminat talebinde beraat kararı, düşme kararından daha güçlü bir belgedir.
Israrlı Takip Suçlamasında Beraat Hâlleri
Beraat, suçun kanundaki unsurlarından biri eksik kaldığında ya da suçun sanık tarafından işlendiği ispatlanamadığında verilir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin ikinci fıkrası beş beraat hâli sayar: fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, kast veya taksirin bulunmaması, bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması ve suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması. Israrlı takip dosyalarında en sık karşılaşılan üçü, eylem tarihinin, ısrar unsurunun ve mağdurda doğan sonucun ispatına ilişkindir.
Türk Ceza Kanunu’nun 123/A maddesinin lafzı savunmanın haritasını verir. Suç “ısrarlı bir şekilde” ve iki hareketten biriyle işlenir: fiziken takip etmek ya da haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak. Bunun sonucunda kişi üzerinde “ciddi bir huzursuzluk” oluşmalı ya da kişi kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymalıdır. Israr, hareket ve sonuç birlikte aranır; biri eksikse ısrarlı takip oluşmaz.
Savunmanın ağırlığı da buna göre kurulur. 123. maddedeki huzur bozma suçundan farklı olarak 123/A metninde “sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla” gibi bir amaç unsuru yoktur. Bu nedenle “kötü bir niyetim yoktu” savunması tek başına yetmez; asıl tartışma temasın ısrar derecesine varıp varmadığı, temas kurma çabasının tek taraflı olup olmadığı ve mağdurda kanunun aradığı ağırlıkta bir huzursuzluğun gerçekten doğup doğmadığı üzerinde yapılır.
Israrlı takip beraat Yargıtay kararı: 27 Mayıs 2022 öncesi eylemler
Israrlı takip suçu Türk Ceza Kanunu’na 12 Mayıs 2022 kabul tarihli 7406 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle eklendi; Kanun 27 Mayıs 2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bazı Yargıtay kararlarında bu tarih 22.05.2022 olarak yazılmıştır; mevzuattaki yürürlük kaydı ve Resmî Gazete ise 27 Mayıs 2022’yi gösterir. Aradaki beş gün, eylemi tam bu günlere denk gelen dosyalarda sonucu değiştirir. Yürürlükten önce gerçekleşen bir eylem, Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesindeki kanunilik ilkesi gereği ısrarlı takip olarak cezalandırılamaz. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2023/5655 E., 2023/4563 K. sayılı ve 31.10.2023 tarihli kararına konu olayda ilk derece mahkemesi, boşandığı eşinin apartmanına aynı gün yedi kez girip çıkan sanığı hem boşandığı eşe karşı hem de hakkında tedbir kararı varken işlenen nitelikli ısrarlı takipten 1 yıl 15 gün hapis cezasına mahkûm etmişti.
Bölge adliye mahkemesi eylem tarihinin 26 Şubat 2022 olduğunu, yani ısrarlı takip suçunun henüz kanunda bulunmadığını tespit ederek sanığı beraat ettirdi. Eylemin 123. maddedeki huzur bozma suçunu oluşturup oluşturmadığını da ayrıca inceledi; bu suç için “sırf huzur ve sükununu bozmak amacıyla” hareket edilmesi gerektiğini hatırlatarak, mağdurun evde olmadığı saatlerde apartmana girip çıkma şeklindeki eylemin bu suçu da oluşturmadığına karar verdi. Yargıtay beraat kararını onadı. Bu karar iki şey gösterir: eylem tarihi ilk kontrol edilecek unsurdur ve 123/A’dan kurtulan eylemin 123’e otomatik olarak kaydırılması da mümkün değildir.
Israr unsuru ve ciddi huzursuzluk nasıl tartışılır?
Kanun ısrar için bir sayı vermez. Tek bir mesaj, tek bir arama ya da tek bir karşılaşma kural olarak ısrar oluşturmaz; öte yandan kısa sürede yoğun tekrar da ısrar sayılabilir. Mahkemenin mahkûmiyet kararında ısrarın hangi somut olgulardan çıktığını göstermesi gerekir. Savunmada yazışmaların tamamının tarih sırasıyla dosyaya sunulması, temasların hangi aralıklarla ve hangi bağlamda yapıldığını görünür kılar. Sayının neden kanunda olmadığını ve mahkemenin neye baktığını ısrarlı takip suçunun şartları bölümünde de anlattık.
Karşılıklı iletişim ayrı bir değerlendirme gerektirir. Kanunun hareketi “temas kurmaya çalışmak” olarak tarif etmesi, karşı tarafın istemediği bir teması anlatır. Mağdurun da aynı dönemde mesaj attığı, aradığı ya da buluşma teklif ettiği bir ilişkide tek taraflı bir temas çabası ve bundan doğan ciddi huzursuzluk ayrıca ispat edilmelidir. Bu, karşılıklı yazışmanın her durumda suçu ortadan kaldırdığı anlamına gelmez; mağdurun açıkça ilişkiyi bitirdiğini bildirdiği andan sonraki temaslar ayrıca değerlendirilir. WhatsApp yazışmalarının delil olarak nasıl sunulacağını WhatsApp konuşmaları çıkar mı yazımızda ele aldık.
Israrlı takip nitelikli hal iddiasına nasıl itiraz edilir?
Nitelikli hâller cezanın alt sınırını altı aydan bir yıla, üst sınırını iki yıldan üç yıla çıkarır ve bu fark memuriyet, tutuklama ve kanun yolu bakımından sonuçları değiştirir. 123/A maddesinin ikinci fıkrası üç hâl sayar: suçun çocuğa ya da ayrılık kararı verilen veya boşandığı eşe karşı işlenmesi, mağdurun okulunu, iş yerini, konutunu değiştirmesine ya da okulunu veya işini bırakmasına neden olması ve hakkında uzaklaştırma ya da konuta, okula veya iş yerine yaklaşmama tedbirine karar verilen fail tarafından işlenmesi.
Her birinin kendi ispat konusu vardır. Birinci hâl eşler bakımından yalnızca ayrılık kararı verilen ya da boşanmış eşi kapsar; eski sevgili, nişanlı ya da hakkında ayrılık kararı bulunmayan eş bu bentte sayılmamıştır. İkinci hâlde taşınmanın ya da işten ayrılmanın ısrarlı takip nedeniyle gerçekleştiği gösterilmelidir. Üçüncü hâlde ise tedbir kararının varlığı ve failin bu karardan haberdar olup olmadığı dosyadan incelenir. Nitelikli hâlin düşmesi, dosyayı temel hâlin daha hafif rejimine taşır.
Israrlı Takip Savunma Dilekçesi Ne Zaman ve Nasıl Verilir?
Savunma dilekçesinin zamanı, dosyanın hangi usulle görüldüğüne bağlıdır. Soruşturma evresinde şüpheli ifadesinde anlattıklarını yazılı bir dilekçeyle destekleyebilir ve delillerin toplanmasını isteyebilir. Kovuşturma evresinde dava genel hükümlere göre duruşmalı görülüyorsa savunma duruşmada sözlü olarak yapılır, yazılı dilekçe bunu tamamlar. Basit yargılama usulü uygulanıyorsa ise yazılı savunma zorunlu ve süreye bağlıdır.
İçerik bakımından iyi bir savunma dilekçesi olayı genel ifadelerle inkâr etmez, suçun unsurlarını tek tek ele alır: eylem tarihinin 27 Mayıs 2022’den sonra olup olmadığı, temasın ısrar derecesine ulaşıp ulaşmadığı, kanundaki iki hareketten hangisinin iddia edildiği, mağdurda doğduğu ileri sürülen huzursuzluğun hangi delile dayandığı ve nitelikli hâlin koşullarının bulunup bulunmadığı. Karşılıklı yazışmalar, tanık beyanları, konum ve zaman bilgisi taşıyan kayıtlar dilekçeye eklenir ya da mahkemeden getirtilmesi istenir.
Israrlı takip suçu savunma dilekçesi örneği kullanılır mı?
Dilekçede nitelendirme itirazına da yer verilir. Eylemin 123/A değil 123. madde kapsamında kaldığının gösterilmesi uzlaşma kapısını açar; eylemin hiçbir suç tipine girmediğinin gösterilmesi ise beraate götürür. İnternette dolaşan hazır savunma dilekçesi örnekleri çoğu zaman bu ayrımı yapmaz ve dosyanın somut olgularına dokunmaz; mahkemenin gerekçeli kararında tartışılması gereken her unsur, dilekçede kendi delilleriyle birlikte yer almalıdır.
Israrlı takip basit yargılama usulü nasıl işler?
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 251. maddesi, üst sınırı iki yıl veya daha az olan suçlarda asliye ceza mahkemesinin iddianameyi kabul ettikten sonra basit yargılama usulüne karar verebileceğini söyler. Israrlı takibin temel hâlinin üst sınırı tam iki yıl olduğundan bu usul uygulanabilir; nitelikli hâlin üst sınırı üç yıl olduğu için kapsam dışındadır. Aynı maddenin sekizinci fıkrası, basit yargılamaya giren bir suçun kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlendiği hâllerde usulün uygulanmayacağını da ekler.
Basit yargılamada iddianame sanığa, mağdura ve şikâyetçiye tebliğ edilir ve beyan ile savunmalarını iki hafta içinde yazılı olarak bildirmeleri istenir. Süre dolduktan sonra mahkeme duruşma yapmadan ve savcının görüşünü almadan karar verebilir; mahkûmiyet hâlinde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir. Bu iki haftalık süre kaçırılırsa dosya, sanığın yazılı savunması olmadan karara bağlanabilir.
Bu usulde hükmün açıklanmasının geri bırakılması için ayrı bir koşul da vardır. 251. maddenin dördüncü fıkrası, geri bırakma kararının ancak “uygulanmasına sanık tarafından yazılı olarak karşı çıkılmaması kaydıyla” verilebileceğini söyler. Basit yargılamayla verilen karara karşı kanun yolu istinaf değil itirazdır: 252. madde uyarınca itiraz üzerine dosya başka bir asliye ceza mahkemesine gider ve orada duruşma açılarak genel hükümlere göre yargılama yapılır. Yeni mahkeme ilk hükümle bağlı değildir; dörtte birlik indirim yalnızca itirazın sanık dışındaki kişiler tarafından yapıldığı hâllerde zorunludur. Bu yüzden sanığın itiraz kararı da hesaplı verilmelidir.
Basit yargılamada savunma dilekçesi verilmezse ne olur?
Mahkeme iki haftalık süre dolduktan sonra dosyadaki mevcut delillerle karar verebilir. Şikâyet dilekçesi, mağdurun beyanı ve soruşturmada toplanan kayıtlar değerlendirilir; sanığın anlatımı ise yalnızca soruşturmadaki ifadesinden ibaret kalır. Kanun, mahkemenin gerekli görürse her aşamada duruşma açarak genel hükümlere dönebileceğini de öngörür; ancak bu mahkemenin takdirindedir. Tebligatı aldıktan sonra süreyi takip etmek, şikâyet edilen kişinin elindeki en basit ama en etkili adımdır.
Israrlı Takip İstinaf Dilekçesi: Dava Yargıtay’a Gider mi?
Israrlı takip dosyalarının büyük kısmı bölge adliye mahkemesinde kesinleşir ve Yargıtay’a gitmez. İlk derece mahkemesinin hükmüne karşı istinaf yolu açıktır; istinaf başvurusu Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 273. maddesi uyarınca hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğinden itibaren iki hafta içinde, hükmü veren mahkemeye dilekçe verilerek ya da zabıt kâtibine beyanda bulunularak yapılır. Temyiz yolu ise çoğu ısrarlı takip dosyasında kapalıdır.
Sebep, 286. maddenin ikinci fıkrasındaki sınırlardır. (d) bendi, kanunda üst sınırı “iki yıla kadar (iki yıl dâhil)” hapis cezasını gerektiren suçlarda bölge adliye mahkemesinin her türlü kararını temyiz dışı bırakır; tek istisna, bölge adliye mahkemesinin ilk kez kendisinin verdiği mahkûmiyet kararlarıdır. Israrlı takibin temel hâli tam bu kapsamdadır. Nitelikli hâlde ise (a) ve (b) bentleri devreye girer: beş yıl veya daha az hapis cezasına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi ve bu cezayı artırmayan kararlar da temyiz edilemez. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında bu sınırlara rağmen temyize açık tutulan suçlar sayılmıştır; ısrarlı takip bu listede yoktur.
Bu tablo istinaf dilekçesinin önemini artırır. Israrlı takip suçu sicile işler mi, işlerse hangi türde bir kayıt olarak işler; çoğu dosyada bunu bölge adliye mahkemesinin kararı belirler. Çoğu dosyada son inceleme bölge adliye mahkemesinde yapıldığı için, ilk derece kararındaki eksiklikler, ısrar unsurunun gerekçelendirilmemesi, eylem tarihinin atlanması, nitelikli hâlin koşullarının tartışılmaması ya da uzlaştırma işleminin yapılmaması istinaf dilekçesinde açıkça ve ayrı başlıklar hâlinde gösterilmelidir. Bölge adliye mahkemesinin yetkilerini istinaf mahkemesinin verebileceği kararlar yazımızda anlattık.
| Durum | İstinaf | Temyiz |
|---|---|---|
| Temel hâl (123/A-1), genel hükümlerle mahkûmiyet | Açık, iki hafta | Kapalı; yalnız BAM ilk kez mahkûmiyet kurarsa açık |
| Nitelikli hâl (123/A-2), istinaf esastan reddedildi | Açık, iki hafta | Kapalı |
| Nitelikli hâl, BAM cezayı artırdı | Açık | Açık |
| Beraat kararı, istinaf esastan reddedildi | Açık | Kapalı |
| Basit yargılamayla verilen karar | Yok, önce itiraz | İtiraz sonrası genel hükümlere göre |
| Hapisten çevrilen adli para cezası | Tutarına bakılmaksızın açık | Temel hâlde kapalı |
Israrlı takip itiraz dilekçesi hangi kararlara karşı verilir?
“İtiraz” kelimesi ısrarlı takip dosyasında üç ayrı karar için kullanılır ve her birinin mercii farklıdır. Birincisi basit yargılama usulüyle verilen hükümdür: Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 252. maddesi uyarınca bu hükme itiraz edilir, itiraz üzerine dosya başka bir asliye ceza mahkemesinde duruşmalı olarak yeniden görülür ve o mahkemenin hükmüne karşı genel hükümlere göre istinaf yolu açılır. İkincisi soruşturma evresindeki kararlardır: kovuşturmaya yer olmadığına dair karara şikâyetçi, tutuklama veya adli kontrol kararına ise şüpheli itiraz edebilir.
Üçüncüsü 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen uzaklaştırma ve yaklaşmama tedbirleridir; bu kararlara itiraz ceza dosyasından bağımsız yürür. Genel hükümlerle verilmiş bir mahkûmiyete karşı ise itiraz değil istinaf yoluna başvurulur. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 264. maddesi, süresinde yapılmış kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin yanlış belirlenmesinin başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağını ve başvurunun görevli mercie gönderileceğini söyler. Bu koruma adlandırma hatası içindir; kaçırılan süreyi kurtarmaz.
Beraat kararı istinafa giderse ne olur?
Şikâyetçi ya da savcı beraat kararına karşı istinafa başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi başvuruyu esastan reddederse beraat kesinleşir; ısrarlı takipte bu karar temyiz edilemez. Başvuruyu kabul edip dosyayı yeniden inceler ve sanığı mahkûm ederse, bu mahkûmiyet bölge adliye mahkemesinin ilk kez verdiği bir karar olduğundan 286. maddenin (d) bendindeki istisna devreye girer ve sanık Yargıtay’a başvurabilir. Beraat kararıyla dosyanın kapandığını varsaymak, istinaf aşamasında savunmanın yapılmamasına yol açmamalıdır.
Israrlı Takip Suçu Memuriyete Engel mi?
Israrlı takip, memuriyete kendiliğinden engel olan suçlar arasında değildir; engel, verilen hapis cezasının süresine göre doğar. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinin (A) fıkrasının 5 numaralı bendi iki ayrı ölçüt koyar. Birincisi, “kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına” mahkûm olmamaktır. İkincisi, sayılan belirli suçlardan hiç mahkûm olmamaktır: devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye veya edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve kaçakçılık. Israrlı takip bu katalogda yer almaz.
Dolayısıyla memur adayı için “ısrarlı takip suçu sicile işler mi” sorusundan daha belirleyici olan soru, ısrarlı takipten verilen hapis cezasının bir yıla ulaşıp ulaşmadığıdır. Temel hâlde alt sınır altı aydır; alt sınırdan verilen ve takdiri indirimle azaltılan ceza bir yılın altında kalır. Nitelikli hâlde alt sınır bir yıldır, ama Türk Ceza Kanunu’nun 62. maddesindeki altıda birlik takdiri indirim uygulanırsa sonuç ceza on aya iner. Buna karşılık mahkeme alt sınırdan uzaklaşırsa nitelikli hâlde ceza bir yılı kolayca aşar; yukarıda anılan Yargıtay dosyasında ilk derece mahkemesinin verdiği 1 yıl 15 günlük ceza bunun örneğidir. Sonucu suçun adı değil, hükmün son satırındaki süre belirler.
Kamu görevinde çalışan kişi için bu ölçüt ayrıca memurluğun sona ermesi sonucunu doğurur. 657 sayılı Kanun’un 98. maddesinin (b) bendi, memurluk sırasında 48. maddedeki şartlardan birini kaybeden memurun memurluğunun sona ereceğini söyler. Hangi cezanın ne sonuç doğurduğunu örnek tablolarla memur ne kadar ceza alırsa memuriyetten atılır yazımızda anlattık.
HAGB kararı memuriyete engel olur mu?
Kanunen olmaz. 48. maddenin ölçütü “mahkûm olmamak”tır; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında açıklanmış bir mahkûmiyet yoktur. Ancak 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’nun 4. maddesi, arşiv araştırmasının kapsamına Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin on üçüncü fıkrası kapsamında alınan kararları ve kişi hakkında “devam eden veya sonuçlanmış” soruşturma ve kovuşturmalardaki olguları açıkça sayar. Yani geri bırakılan hüküm sicilde görünmez ama atama sürecindeki değerlendirmede görülebilir.
Görülmesi, atamanın reddedileceği anlamına gelmez. Arşiv araştırmasının sonuçları 7315 sayılı Kanun’un 7. maddesindeki değerlendirme komisyonu tarafından ele alınır ve bu komisyonun değerlendirmesi nesnel ve gerekçeli olmak zorundadır. Olumsuz sonuç, ayrıca idari yargı denetimine tabi bir idari işlemdir.
Memur ısrarlı takipten yargılanıyorsa disiplin soruşturması beklenir mi?
Beklenmez. 657 sayılı Kanun’un 131. maddesi, aynı olaydan dolayı ceza mahkemesinde kovuşturma başlamış olmasının disiplin kovuşturmasını geciktiremeyeceğini ve memurun ceza kanununa göre mahkûm olup olmamasının disiplin cezasının uygulanmasına engel olmadığını söyler. Ceza dosyası beraatle sonuçlansa bile aynı olay, disiplin hukukunun kendi ölçütleriyle ayrıca değerlendirilebilir.
Disiplin tarafında ısrarlı takip adıyla bir fiil yoktur. Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılan “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” gibi genel tanımların bir olaya uygulanıp uygulanmayacağı, disiplin kurulunun somut olay üzerindeki değerlendirmesine bağlıdır. Bu sürecin kim tarafından ve nasıl yürütüldüğünü devlet memurluğundan çıkarma cezasını kim verir yazımızda inceledik.
Israrlı Takip Yüz Kızartıcı Suç mudur, Cinsel Suç mudur?
Hayır; ısrarlı takip ne cinsel bir suçtur ne de kanunların “yüz kızartıcı” diye saydığı suçlar arasındadır. Türk Ceza Kanunu’nda “yüz kızartıcı suç” adıyla bir suç kategorisi yoktur. İfade, bazı kanunların kendi listelerinde ya da disiplin hükümlerinde geçer. Anayasa’nın 76. maddesi milletvekili seçilme yeterliliğini düzenlerken “zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlar” der; Avukatlık Kanunu’nun 5. maddesi de benzer bir katalog kurar. Israrlı takip bu listelerin hiçbirinde yoktur.
Kanundaki yeri de cinsel suç olmadığını gösterir. Israrlı takip, Türk Ceza Kanunu’nun ikinci kitabında “Hürriyete Karşı Suçlar” başlıklı yedinci bölümde, tehdit, şantaj ve huzur bozma suçlarının yanında düzenlenmiştir. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ise bundan önceki altıncı bölümdedir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesi de uzlaştırma yasağını sayarken cinsel dokunulmazlığa karşı suçları ve ısrarlı takibi ayrı ayrı anar. Mesajların ya da takibin cinsel içerik taşıdığı bir olayda ayrıca cinsel taciz gibi başka bir suç gündeme gelebilir; bu, ısrarlı takibin kendisini cinsel suç yapmaz.
Mesleklere etkisi de listeye değil süreye bağlıdır. Avukatlık Kanunu’nun 5. maddesinin (a) bendi, kasten işlenen bir suçtan “iki yıldan fazla” hapis cezasına mahkûmiyeti avukatlığa kabul engeli sayar; ısrarlı takipte bu sınır ancak nitelikli hâlde alt sınırdan belirgin biçimde uzaklaşılan ya da farklı zamanlarda tekrarlanan eylemler nedeniyle zincirleme suç hükümleriyle artırılan bir cezada aşılabilir. Özel sektörde çalışanlar bakımından ise kanunda genel bir engel yoktur; işverenin arşiv kaydını kendiliğinden göremediğini yukarıda belirttik.
Israrlı takip katalog suç mu, tutuklama olur mu?
Katalog suç değildir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinin üçüncü fıkrası, kuvvetli şüphe hâlinde tutuklama nedeninin var sayılabileceği suçları sayar; 7406 sayılı Kanun aynı tarihte bu listeye kadına karşı işlenen kasten yaralamayı eklemiş, ısrarlı takibi eklememiştir. Temel hâl bakımından daha kesin bir sınır da vardır: 100. maddenin dördüncü fıkrası üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemeyeceğini söyler ve ısrarlı takibin temel hâli bu yasağın kapsamındadır. Nitelikli hâlde üst sınır üç yıl olduğu için yasak işlemez, ama tutuklama yine somut tutuklama nedenine ve ölçülülüğe bağlıdır.
Tutuklama yasağı, hiçbir tedbir uygulanamayacağı anlamına gelmez. 109. maddenin ikinci fıkrası, tutuklama yasağının bulunduğu hâllerde de adli kontrol uygulanabileceğini öngörür; mağdura yaklaşmama ya da belirli yerlere gitmeme gibi yükümlülükler bu yolla getirilebilir. Tutuklamanın genel şartlarını tutuklama nedir yazımızda ele aldık.
Hakkımda Uzaklaştırma Kararı Var, Israrlı Takip Suçlamasını Nasıl Etkiler?
Uzaklaştırma ya da yaklaşmama tedbiri, ısrarlı takip dosyasında iki ayrı sonuç doğurur. Birincisi ceza hukukundadır: 123/A maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi, hakkında uzaklaştırma ya da konuta, okula veya iş yerine yaklaşmama tedbirine karar verilen failin işlediği ısrarlı takibi nitelikli hâl sayar ve cezayı bir yıldan üç yıla çıkarır. İkincisi 6284 sayılı Kanun’dadır: tedbir kararına aykırılık, suçtan bağımsız bir yaptırım doğurur.
6284 sayılı Kanun’un 13. maddesi, tedbir kararının gereklerine aykırı davranan kişinin, “fiili bir suç oluştursa bile” hâkim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulacağını söyler. Aykırılığın her tekrarında süre on beş günden otuz güne çıkar ve toplam altı ayı geçemez. Yani tedbir varken yapılan aynı temas hem zorlama hapsine hem de nitelikli ısrarlı takip dosyasına konu olabilir.
Tedbir kararına katılmayan kişinin itiraz yolu ise ceza dosyasından ayrıdır ve 6284 sayılı Kanun’un kendi usulüne bağlıdır. Kararı kimin verdiği, sürenin nasıl işlediği ve süre bittiğinde ne olacağı polis uzaklaştırma kararı verebilir mi ve uzaklaştırma kararından sonra mahkeme olur mu yazılarımızda anlatıldı. Şikâyet edilen kişi için pratik kural basittir: tedbir kararı yürürlükteyken mağdura hiçbir kanaldan, üçüncü kişiler aracılığıyla bile ulaşmaya çalışılmamalıdır.
Israrlı Takip Mahkûmiyetinin Velayet ve Diğer Haklara Etkisi
Kasten işlenen bir suçtan hapis cezasına mahkûmiyet, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca kanuni sonuç olarak bazı hakların kullanılmasını engeller. Bunlar arasında kamu görevi üstlenmek, seçme ve seçilme ehliyeti, velayet, vesayet ve kayyımlık, dernek, vakıf, sendika, şirket ve siyasi parti yöneticiliği ile izne bağlı bir mesleği kendi sorumluluğu altında serbest meslek olarak icra etmek sayılır. Bu yoksunluk kural olarak hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar sürer.
Aynı maddenin istisnaları ısrarlı takip dosyalarında sık uygulanır. Üçüncü fıkraya göre hapis cezası ertelenen, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri bu yoksunluktan etkilenmez. Dördüncü fıkraya göre ise kısa süreli hapis cezası ertelenen kişi hakkında birinci fıkra hiç uygulanmaz. Boşanmış eşler arasındaki bir ısrarlı takip dosyasında çocuk üzerindeki velayetin nasıl etkileneceği bu nedenle cezanın türüne ve infaz biçimine bakılarak cevaplanır.
Ceza hukukundaki bu sonuçlar, aile mahkemesinin velayet ya da kişisel ilişki konusundaki kendi değerlendirmesinden ayrıdır. Aile mahkemesi çocuğun yararını esas alır ve ceza dosyasındaki olguları, bir mahkûmiyet bulunmasa bile değerlendirmeye katabilir. Bu yüzden ısrarlı takip suçlamasının boşanma ve velayet dosyasıyla birlikte yürüdüğü durumlarda iki dosyadaki anlatımın tutarlı olması ayrıca önem taşır.
Hakkınızda Israrlı Takip Soruşturması mı Başladı?
İfade tarihi mi geldi, basit yargılama tebligatının iki haftalık süresi mi işliyor, yoksa elinizde istinaf süresi dolmak üzere olan bir karar mı var? Israrlı takip suçu sicile işler mi, memuriyete engel olur mu gibi soruların cevabı dosyanın hangi kararla kapanacağına bağlıdır ve kaçırılan her süre, yukarıda anlatılan uzlaşma, beraat ve kanun yolu imkânlarından birini kalıcı olarak kapatabilir. Yazışmaların tamamını tarih sırasıyla saklamak ve tebligat tarihlerini not etmek, dosya değerlendirmesinin başlangıç noktasıdır. Ceza dosyalarında nasıl çalıştığımızı Ankara ceza avukatı sayfamızda inceleyebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Israrlı takip suçu sicile işler mi?
Yalnızca kesinleşmiş hapis cezası mahkûmiyeti adli sicile işler. Şikâyet, soruşturma, takipsizlik, beraat ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması sicile girmez. Adli para cezası ve ertelenen hapis cezası ise doğrudan arşiv kaydına alınır.
Israrlı takip suçu memuriyete engel mi?
Suçun kendisi değil, cezanın süresi engel oluşturur. 657 sayılı Kanun’un 48. maddesine göre kasten işlenen bir suçtan bir yıl veya daha fazla hapis cezası memuriyete engeldir. Israrlı takip, süreden bağımsız engel doğuran katalog suçlar arasında yer almaz.
Israrlı takip yüz kızartıcı suç mudur?
Değildir. Türk Ceza Kanunu’nda yüz kızartıcı suç diye bir kategori yoktur; ifade Anayasa’nın 76. maddesi ve Avukatlık Kanunu gibi metinlerin kendi listelerinde geçer. Israrlı takip bu listelerde sayılmamıştır.
Israrlı takip suçu cinsel suç mu?
Hayır. Israrlı takip Türk Ceza Kanunu’nda hürriyete karşı suçlar bölümünde düzenlenir; cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ayrı bir bölümdedir. Olayda cinsel içerikli mesajlar varsa ayrıca başka bir suç gündeme gelebilir.
Israrlı takip HAGB sicile işler mi?
İşlemez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları kendine mahsus bir sisteme kaydedilir ve yalnızca soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak savcı, hâkim veya mahkeme tarafından görülebilir. Kamu görevine atamadaki arşiv araştırmasında ise bu karar değerlendirmeye alınabilir.
Israrlı takip suçlamasında tehdit de varsa uzlaşma olur mu?
Aynı mağdura karşı ısrarlı takiple birlikte yazılan basit tehdit için uzlaşma uygulanmaz. Israrlı takipten beraat ya da düşme kararı verilirse basit tehdit yeniden uzlaştırma kapsamına girer ve mahkeme dosyayı uzlaştırma bürosuna göndermek zorundadır. Silahla ya da birden fazla kişi tarafından işlenen nitelikli tehdit ise zaten uzlaştırma dışındadır.
Israrlı takip şikâyetten vazgeçme davayı düşürür mü?
Hüküm kesinleşmeden yapılan ve sanığın kabul ettiği vazgeçme davayı düşürür. Vazgeçmeyi kabul etmeyen sanık hakkında yargılama sürer. Hüküm kesinleştikten sonraki vazgeçme cezanın infazını durdurmaz.
Israrlı takip beraat kararı hangi durumlarda verilir?
Eylem 27 Mayıs 2022’den önce gerçekleşmişse, ısrar unsuru ya da mağdurda ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi doğduğu ispatlanamamışsa ya da suçun sanık tarafından işlendiği sabit görülmemişse beraat kararı verilir.
Israrlı takip suçu ne zaman yürürlüğe girdi?
Israrlı takip suçunu Türk Ceza Kanunu’na ekleyen 7406 sayılı Kanun 27 Mayıs 2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu tarihten önceki eylemler 123/A kapsamında cezalandırılamaz; koşulları varsa yalnızca o tarihte yürürlükte olan başka bir suç tipi değerlendirilebilir.
Israrlı takip uzaklaştırma kararı varken ceza artar mı?
Artar. Hakkında uzaklaştırma ya da konuta, okula veya iş yerine yaklaşmama tedbiri bulunan failin işlediği ısrarlı takip nitelikli hâldir ve ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir. Tedbire aykırılık ayrıca 6284 sayılı Kanun uyarınca zorlama hapsine de yol açabilir.
Israrlı takip davası Yargıtay’a gider mi?
Çoğu zaman gitmez. Temel hâlde bölge adliye mahkemesinin kararları temyiz edilemez; tek istisna mahkûmiyetin ilk kez bölge adliye mahkemesince verilmesidir. Nitelikli hâlde de istinaf başvurusunun esastan reddi ve cezayı artırmayan kararlar temyize kapalıdır.
Israrlı takip istinaf süresi ne kadar?
İstinaf süresi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki haftadır. Basit yargılama usulüyle verilen kararlara karşı ise istinaf değil itiraz yoluna başvurulur.
Israrlı takip basit yargılamaya tabi mi?
Temel hâl tabidir, çünkü üst sınırı iki yıldır. Nitelikli hâl ise üç yıllık üst sınırı nedeniyle kapsam dışındadır. Basit yargılamada savunma iki hafta içinde yazılı verilir, mahkûmiyette sonuç ceza dörtte bir indirilir.
Israrlı takip tutuklama yasağı var mı?
Temel hâlde vardır; üst sınırı iki yılı aşmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. Nitelikli hâlde yasak işlemez ama ısrarlı takip katalog suç olmadığından tutuklama nedeni kendiliğinden var sayılmaz. Her iki hâlde de adli kontrol uygulanabilir.
İfadeye çağrıldım ama gitmezsem ne olur?
Davetiyeye uymayan şüpheli hakkında zorla getirme kararı verilebilir. Zorla getirilen kişi en geç yirmi dört saat içinde savcının veya hâkimin önüne çıkarılır. İfadede müdafi yardımı ve susma hakkı her zaman saklıdır.
Israrlı takip adli para cezası sicile işler mi?
Adli sicile işlemez; doğrudan arşiv kaydına alınır ve arşive alınma koşullarının oluşmasından itibaren beş yıl sonra silinir. Hapisten çevrilen adli para cezasına karşı tutarı ne olursa olsun istinaf yoluna başvurulabilir.
Bu yazı ne değildir? Somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez; ısrarlı takip suçlamasına ilişkin genel bilgilendirme amacıyla ve Eylül 2026 itibarıyla yürürlükteki mevzuat ile Yargıtay kararları esas alınarak hazırlanmıştır. Kanun hükümleri değişebilir ve her dosyanın sonucu kendi delillerine göre şekillenir; hakkınızda yürüyen bir soruşturma veya dava için bir avukatla görüşmeniz yerinde olur. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.