Miras Hukuku

Miras Payının Devri ve Terekenin Tespiti: Şekil Şartları ve Yargıtay Uygulaması

Miras Payının Devri ve Terekenin Tespiti: Şekil Şartları ve Yargıtay Uygulaması

Miras payının devri, mirasçının paylaşılmamış terekedeki payını başka bir mirasçıya veya üçüncü kişiye devretmesidir ve geçerliliği devrin kime yapıldığına göre değişen bir şekil şartına bağlıdır. Mirasçılar arasında yapılan devirde yazılı şekil yeterlidir; üçüncü kişiyle yapılan devir ise noterlikçe düzenlenmedikçe geçerli olmaz.

Makale İçeriği

Bu iki şekil kuralı kadar önemli olan bir sınır daha vardır: devralan üçüncü kişi mirasçı sıfatı kazanmaz, paylaşmaya katılamaz. Aynı şekilde, tereke tapuda paylaşılıp paylı mülkiyete geçilmişse artık ortada devredilebilecek bir miras payı kalmadığı için sözleşme tümüyle farklı bir rejime tabi olur. Terekenin tespiti ise bu işlemlerin öncesinde gelen, mirasçının neyi devredeceğini öğrenmesini sağlayan ayrı bir yoldur.

Özetle

Miras payının devri, terekenin elbirliği hâlinde bulunduğu dönemde yapılan bir işlemdir. Şekil şartı, devrin kime yapıldığına göre değişir.

  • Mirasçılar arasında: yazılı şekil yeterli (TMK m.677/1).
  • Üçüncü kişiyle: noterlikçe düzenleme zorunlu; sözleşme paylaşmaya katılma yetkisi vermez.
  • Tapuda paylı mülkiyete geçilmişse: artık miras payı değil taşınmaz payı vardır; devir resmî senetle yapılır.
  • Terekenin tespiti: çekişmesiz yargı işidir, hüküm tedbir niteliğindedir ve nihai hüküm teşkil etmez.

Miras Payının Devri Nasıl Yapılır?

Miras payının devri, mirasbırakanın ölümüyle doğan ve henüz paylaşılmamış terekedeki payın bir sözleşmeyle devredilmesiyle yapılır. Türk Medeni Kanunu’nun 677. maddesi bu sözleşmeyi iki hâlde ayrı ayrı düzenler ve her biri için farklı bir şekil öngörür. Devrin konusu tek tek mallar değil, terekenin tamamı veya bir kısmı üzerindeki paydır.

Devrin mümkün olabilmesi için terekenin paylaşılmamış olması gerekir. Mirasbırakanın ölümüyle birden çok mirasçı arasında TMK m.640 uyarınca bir miras ortaklığı doğar ve mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olur. Bu ortaklık sürdüğü sürece mirasçının elinde belirli bir taşınmazın belirli bir hissesi değil, terekenin tamamına yaygın bir hak vardır; devre konu olan da işte bu haktır.

Devir bedelli ya da bedelsiz yapılabilir; kanun bu konuda bir sınırlama getirmez. Bedelli devirlerde tarafların üzerinde anlaştığı bedelin sözleşmede gerçek tutarıyla gösterilmesi önemlidir, çünkü ileride tereke kapsamı veya denkleştirme tartışmaya açıldığında sözleşme metni esas alınır.

Mirasçılar Arasında Yapılan Devirde Hangi Şekil Aranır?

TMK m.677/1’e göre terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır. Noter onayı, resmî senet ya da tanık aranmaz; tarafların imzaladığı adi yazılı bir sözleşme geçerlidir.

Bu kural, terekede taşınmaz bulunsa dahi uygulanır ve ilk bakışta şaşırtıcı görünür. Taşınmaz mülkiyetinin devri kural olarak tapuda resmî senetle yapılırken, miras payının devrinde adi yazılı şeklin yeterli sayılmasının sebebi, sözleşmenin konusunun belirli bir taşınmaz değil terekedeki pay olmasıdır. Aynı mantık TMK m.676’daki paylaşma sözleşmesi için de geçerlidir.

Sözleşmenin yazılı olması geçerlilik şartıdır, ispat şartı değil. Sözlü olarak yapılan ve fiilen uygulanan bir devir anlaşması, taraflar arasında ihtilaf çıktığında geçersiz sayılır. Bu nedenle aile içi anlaşmaların sözlü bırakılması, yıllar sonra tapuda işlem yapılmak istendiğinde ciddi bir engele dönüşür.

Üçüncü Kişiye Yapılan Devirde Noter Düzenlemesi Neden Zorunlu?

TMK m.677/2, bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı miras payı devri sözleşmesinin geçerliliğini noterlikçe düzenlenmesine bağlar. Buradaki “düzenleme” ifadesi teknik bir kavramdır: noterin metni bizzat hazırlayıp taraflara okuması ve düzenleme şeklinde işlem yapması gerekir. Notere yalnızca imza onayı yaptırılan bir sözleşme bu şartı karşılamaz.

Şekil farkının sebebi, işlemin miras ortaklığının dışındaki bir kişiyi ilgilendirmesidir. Mirasçılar arasındaki devir, ortaklığın iç ilişkisinde bir yer değiştirmedir; üçüncü kişiye yapılan devir ise ortaklığa yabancı birinin terekeyle ilişkilendirilmesi anlamına gelir. Kanun koyucu bu ikinci hâlde daha ağır bir şekil şartı arayarak tarafların işlemin sonuçları konusunda bilgilendirilmesini güvence altına almıştır.

Şekle aykırılığın yaptırımı geçersizliktir. Noterde düzenleme şeklinde yapılmayan bir devir sözleşmesi, taraflar bedeli ödemiş ve yıllarca uygulamış olsalar bile hukuken sonuç doğurmaz. Ödenen bedelin iadesi ise ayrı bir sebepsiz zenginleşme meselesi olarak ele alınır.

Devralan Üçüncü Kişi Paylaşmaya Katılabilir mi?

Katılamaz. TMK m.677/2’nin ikinci cümlesi bu konuda kesindir: sözleşme, devralan kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez; sadece paylaşma sonunda mirasçıya özgülenen payın kendisine verilmesini isteme hakkını sağlar.

Bunun pratik anlamı şudur: payı devralan kişi mirasçı sıfatı kazanmaz. Miras ortaklığı toplantılarında söz sahibi olmaz, paylaşma davasında taraf olarak yer alamaz, tereke yönetimine karışamaz. Elde ettiği şey ayni bir hak değil, devreden mirasçıya karşı ileri sürülebilecek kişisel bir alacak hakkıdır.

Bu ayrım, “payı satın aldım, artık ben mirasçıyım” biçimindeki yaygın kanaati boşa çıkarır. Devralan kişi, paylaşma tamamlanıp devreden mirasçıya belirli mallar özgülendiğinde ancak o zaman bunların kendisine verilmesini isteyebilir. Paylaşma hiç yapılmazsa ya da gecikirse, devralanın elindeki hak beklemede kalır ve bu risk sözleşme yapılırken hesaba katılmalıdır.

Tapuda Paylı Mülkiyete Geçilmişse Devir Sözleşmesi Geçerli Olur mu?

Olmaz. Bu, uygulamada en çok hak kaybına yol açan noktadır ve Yargıtay bunu açıkça ortaya koymuştur. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2022/5980 esas, 2022/7201 karar sayılı 24.11.2022 tarihli kararında, miras yoluyla intikal eden malda iştirak çözülmüş ve mal paylı olarak tapu siciline tescil edilmişse o malın artık tereke malı olmaktan çıktığı ve TMK m.676’da gösterilen şekilde taksime konu olamayacağı belirtilmiştir.

Karara konu olayda taşınmaz, mirasbırakanın ölümünden sonra mirasçılar adına intikal ettirilmiş ve kat irtifakı kurulmuştur. Daire, bu işlemlerle taşınmazın tereke malı olmaktan çıkıp müşterek mal hâline geldiğini, bu tarihten sonra yapılan açılmış miras payı devri sözleşmesinin resmî şekilde yapılmadığı için geçersiz olduğunu tespit ederek hükmü bozmuştur.

Sonuç şu ikili ayrımdır: tereke elbirliği hâlindeyken yapılan devir, kime yapıldığına göre yazılı veya noterde düzenleme şeklinde geçerlidir. Tapuda paylı mülkiyete geçildikten sonra ortada miras payı değil taşınmaz payı vardır ve bunun devri ancak tapu müdürlüğünde resmî senetle yapılabilir. Aradaki fark, tapu kaydının hangi tarihte nasıl göründüğüne bakılarak belirlenir.

Terekenin durumuDevir kime yapılıyorGeçerli şekil
Elbirliği mülkiyeti (paylaşılmamış)Diğer mirasçıyaAdi yazılı sözleşme
Elbirliği mülkiyeti (paylaşılmamış)Üçüncü kişiyeNoterlikçe düzenleme
Tapuda paylı mülkiyete geçilmişHerkeseTapuda resmî senet
Miras henüz açılmamış (mirasbırakan sağ)HerkeseMirasbırakanın katılımı veya izni şart

Mirasbırakan Hayattayken Miras Payı Devredilebilir mi?

Kural olarak devredilemez. TMK m.678, mirasbırakanın katılması veya izni olmaksızın bir mirasçının henüz açılmamış bir miras hakkında diğer mirasçılar veya üçüncü bir kişi ile yapacağı sözleşmelerin geçerli olmadığını düzenler. Aynı madde, böyle bir sözleşme gereğince yerine getirilmiş edimlerin geri verilmesinin istenebileceğini de belirtir.

Yasağın sebebi açıktır: mirasbırakan hayattayken kimin mirasçı olacağı ve terekenin neleri kapsayacağı kesin değildir. Mirasbırakan malvarlığını tüketebilir, vasiyetname yapabilir, mirasçı sıfatı sonradan değişebilir. Bu belirsizlik içinde yapılan sözleşmeler hem tarafları hem mirasbırakanın tasarruf özgürlüğünü tehdit eder.

Mirasbırakanın katıldığı veya izin verdiği hâllerde sözleşme geçerli olur. Yargıtay uygulamasında açılmamış mirasta mirasçılar arasında yapılan devir sözleşmelerinin adi yazılı şekilde yapılmasının yeterli olduğu, resmî şekil koşulunun aranmadığı kabul edilmektedir; bu durumda belirleyici olan şekil değil, mirasbırakanın katılımı veya izninin bulunup bulunmadığıdır.

Elbirliği Mülkiyetinde Pay Üzerinde Tasarruf Yasağı

Miras payının devrinin neden özel bir kuruma bağlandığını anlamak için elbirliği mülkiyetinin yapısına bakmak gerekir. TMK m.701, elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmadığını, her birinin hakkının ortaklığa giren malların tamamına yaygın olduğunu belirtir.

TMK m.702 ise sonucu ortaya koyar: kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça gerek yönetim gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir; topluluk devam ettiği sürece paylaşma yapılamaz ve bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamaz. Bu nedenle mirasçı, tereke içindeki belirli bir taşınmazın belirli bir hissesini tek başına satamaz.

Kilidi çözmenin iki yolu vardır. Birincisi TMK m.676 uyarınca mirasçıların yazılı bir paylaşma sözleşmesiyle elbirliği mülkiyetini paylı mülkiyete dönüştürmesidir. İkincisi TMK m.644’teki mahkeme yoludur: bir mirasçının istemi üzerine sulh hâkimi diğer mirasçılara çağrıda bulunur ve haklı bir itiraz gelmez ya da süresinde paylaşma davası açılmazsa dönüşüme karar verir. Dönüşümden sonra taşınmaz payının satışında diğer paydaşların önalım hakkı devreye girer.

Kardeşler Arasında Hisse Devri Nasıl Yapılır?

Kardeşler arasında hisse devri, terekenin hangi aşamada olduğuna bakılarak yapılır ve doğru şekli seçmek tamamen bu tespite bağlıdır. Tereke henüz paylaşılmamışsa yapılan işlem miras payının devridir ve mirasçılar arasında olduğu için yazılı şekil yeterlidir.

Taşınmaz tapuda mirasçılar adına intikal ettirilmiş ve elbirliği mülkiyeti olarak görünüyorsa durum değişmez; elbirliği sürdüğü sürece devir miras payı devri sayılır. Ancak elbirliği mülkiyeti paylı mülkiyete dönüştürülmüşse, artık her kardeşin belirli bir payı vardır ve bu payın devri tapu müdürlüğünde resmî senetle yapılmak zorundadır.

Uygulamada en sık yapılan hata, tapuda paylı mülkiyete geçildikten sonra kardeşler arasında elden imzalanan bir kâğıtla devir yapıldığının sanılmasıdır. Böyle bir belge geçersizdir ve yıllar sonra taraflardan biri fikrini değiştirdiğinde ya da vefat ettiğinde hiçbir sonuç doğurmaz. İntikalin hangi mülkiyet türüyle yapıldığını görmek için tapu kaydının incelenmesi ilk adımdır; sürecin işleyişi veraset ilamı alındıktan sonra tapu işlemleri yazımızda anlatılmıştır.

Miras Payının Devri Sözleşmesi Örneği Kullanılabilir mi?

Hazır bir sözleşme örneği yalnızca metnin iskeletini kurmakta işe yarar; sözleşmenin geçerliliğini belirleyen unsurlar örnekten kopyalanamaz. Devrin kime yapıldığı, terekenin tapudaki durumu ve mirasın açılıp açılmadığı her dosyada farklıdır ve bu üç veri, uygulanacak şekli tamamen değiştirir.

Metinde bulunması gereken asgari unsurlar bellidir: tarafların kimlik bilgileri, mirasbırakanın kimliği ve ölüm tarihi, mirasçılık belgesine atıf, devre konu payın oranı, devrin bedelli mi bedelsiz mi olduğu, bedel ödenmişse ödeme biçimi ve tarafların yükümlülükleri. Terekedeki malların dökümü zorunlu değildir, çünkü devrin konusu tek tek mallar değil paydır; yine de kapsamın belirtilmesi ileride çıkacak tartışmayı azaltır.

Üçüncü kişiyle yapılacak devirde hazır metin kullanmanın pratik bir sınırı daha vardır: sözleşme noterlikçe düzenlenecektir ve düzenleme işleminde metni noter hazırlar. Bu nedenle elde hazır bir örnek bulundurmak, ancak tarafların ne isteyeceğini netleştirmesi bakımından anlam taşır.

Terekenin Tespiti Nedir?

Terekenin tespiti, mirasbırakanın ölüm tarihi itibarıyla malvarlığını oluşturan unsurların mahkeme eliyle belirlenmesi işlemidir. Dayanağı TMK m.589’dur: mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi, istem üzerine veya resen tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak üzere gerekli olan bütün önlemleri alır.

Bu yola en çok, mirasbırakanın malvarlığının kapsamını bilmeyen mirasçılar başvurur. Banka hesapları, taşınmazlar, araçlar, şirket payları ve alacaklar mahkeme kanalıyla ilgili kurumlardan sorulur. Mirasçının tek başına her kuruma başvurup bilgi alması çoğu zaman mümkün olmadığından, tespit talebi pratikte bir bilgi edinme aracı işlevi görür.

Aynı madde önlemlerin nelerden ibaret olduğunu da sayar: terekede bulunan mal ve hakların yazımı, terekenin mühürlenmesi, terekenin resmen yönetilmesi ve vasiyetnamelerin açılması. Önlemlerle ilgili giderler ileride terekeden alınmak üzere başvuran kişi tarafından, hâkimin resen karar verdiği hâllerde ise Devlet tarafından karşılanır.

Terekenin Tespiti Çekişmesiz Yargı İşidir

Terekenin tespiti talebinin niteliği, sonuçlarını doğrudan belirler. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2015/10189 esas, 2017/2637 karar sayılı 03.04.2017 tarihli kararında, ortaklığın giderilmesi davasının çekişmeli olarak görülmesine karşılık terekenin tespiti talebinin çekişmesiz yargı işi olduğu açıkça belirtilmiştir.

Aynı kararda ikinci bir ayrım daha yapılır: ortaklığın giderilmesi davasında taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili iken, terekenin tespiti davasında mirasbırakanın yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir. Yetki kuralının kesin olması, tarafların anlaşarak başka bir mahkemeyi yetkili kılamayacağı ve mahkemenin yetkisizliği resen gözeteceği anlamına gelir.

Üçüncü ve en çok gözden kaçan sonuç hükmün niteliğine ilişkindir. Karar, ortaklığın giderilmesi davası sonucunda verilen hükmün nihai hüküm niteliğinde olmasına karşın terekenin tespiti davası sonucunda verilen hükmün tedbir niteliğinde olduğunu ve nihai hüküm teşkil etmediğini belirtir. Yani tereke tespiti kararı, malların kime ait olduğunu kesin biçimde belirlemez; kimin neye hak sahibi olduğu ayrı davalarda tartışılır.

Terekenin Tespiti Davası Kime Karşı Açılır?

Talep çekişmesiz yargı işi olduğu için klasik anlamda bir davalı taraf bulunmaz. Başvuru, mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine yapılır ve diğer mirasçılar ilgili sıfatıyla dosyaya dahil edilir. Bu nedenle talepte hasım gösterilmez; usul, ilgililerin dosyadan haberdar edilmesi üzerine kuruludur.

Talepte bulunabilecek kişiler geniştir: mirasçılar, vasiyet alacaklıları ve terekede menfaati bulunan diğer ilgililer başvurabilir. Mirasçılardan yalnızca birinin talebi yeterlidir; diğerlerinin muvafakati aranmaz. Alınan koruma önlemlerinden ise TMK m.640/4 uyarınca mirasçıların hepsi yararlanır.

Tereke tespiti ile ortaklığın giderilmesi talebinin aynı dilekçede birleştirilmesi uygulamada sık görülür;

Terekenin tespiti davası nerede açılır?

Mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesinde açılır ve bu yetki kesindir. Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi tereke tespiti bakımından yetkili değildir; bu nokta ortaklığın giderilmesi davasından ayrıldığı yerdir.

Yetkinin kesin olması, mahkemenin yetkisizliği kendiliğinden gözeteceği ve tarafların anlaşarak başka bir mahkemeyi yetkili kılamayacağı anlamına gelir. Yanlış mahkemeye yapılan başvuru yetkisizlik kararıyla sonuçlanır ve zaman kaybettirir.

Terekenin tespiti davası ne kadar sürer?

Süreyi belirleyen şey, mahkemenin kurumlardan gelecek kayıtları beklemesidir. Bankalar, tapu müdürlükleri, trafik tescil birimleri ve sicil kayıtlarından cevap gelme hızı dosyadan dosyaya değişir; mirasçı sayısı arttıkça tebligat süreci de uzar.

Talep çekişmesiz yargı işi olduğu için delil tartışması yürütülmez ve bu yönüyle çekişmeli davalara göre daha hızlı ilerler. Terekede yurt dışı unsuru veya şirket payı bulunması ise süreci uzatan başlıca etkenlerdir.

İki talebin birlikte ileri sürülmesine dönersek: ancak Yargıtay yukarıda anılan kararda iki davanın dava nedenleri ve delillerinin farklı olduğunu, tefrik edilerek görülmesi gerektiğini belirterek aksi yöndeki hükmü bozmuştur. Ortaklığın giderilmesi süreci izale-i şüyu davasında değişen satış usulü yazımızda ayrıca ele alınmıştır.

Terekenin Defterinin Tutulması Hangi Hâllerde İstenir?

TMK m.590, sulh hâkiminin terekenin defterinin tutulmasına karar vereceği üç sebebi sayar: mirasçılar arasında vesayet altına alınmış olan veya alınması gereken kimse bulunması, mirasçılardan birinin uzun süreden beri bulunamaması ve temsilcisinin de olmaması, ya da mirasçılardan veya ilgililerden birinin ölüm tarihinden başlayarak bir ay içinde istemde bulunması.

Üçüncü sebepteki bir aylık süre, bu kurumu kullanmak isteyenler için kritik bir takvimdir. Süre geçtikten sonra defter tutulmasını doğrudan talep hakkı kalmaz; bu durumda mirasçı, TMK m.589’daki genel koruma önlemleri çerçevesinde tespit isteminde bulunabilir. Kanun ayrıca defter tutma işleminin gecikmeksizin tamamlanacağını belirtir.

Deftere geçirilen tereke, gerektiğinde mühürlenerek koruma altına alınır. TMK m.591 uyarınca mirasbırakanla birlikte oturanların ihtiyaçları için gerekli eşya bir tutanakla tespit edilip güvenilir kişi olarak kendilerine bırakılır; taşınmazların onların oturmaları için zorunlu olan bölümleri mühürlemenin dışında tutulur. Alacaklıların istemi üzerine yapılan mühürleme ise güvence altına alınan miktarla sınırlıdır.

Terekenin Resmen Yönetilmesi Hangi Durumlarda Gündeme Gelir?

TMK m.592, sulh hâkiminin resen mirasın resmen yönetilmesine karar vereceği hâlleri sayar: mirasçılardan birinin uzun süreden beri bulunamaması ve temsilci de bırakmaması hâlinde menfaatin gerektirmesi, mirasta hak sahibi olduğunu ileri sürenlerden hiçbirinin mirasçılık sıfatını yeterince ispatlayamaması veya bir mirasçı bulunup bulunmadığının şüpheli olması, mirasçıların tamamının bilinmemesi ve kanunda özel olarak öngörülen hâller.

Tereke yöneticisinin görevleri m.593’te ayrıntılı biçimde sayılmıştır: terekenin yazımı, koruma önlemlerinin alınması, gerektiğinde malların satılması, alacakların tahsili ve borçların ödenmesi, terekeye ait paraların yönetilmesi, terekede işletme varsa sürdürülmesi veya tasfiyesi. Yönetici, görevine giren hususlarda miras ortaklığının temsilcisidir ve ortaklık aleyhine açılan davalarda ortaklığı temsil eder.

Bu kurum, mirasçıların birbirine güvenmediği ya da terekeye fiilen bir mirasçının el koyduğu dosyalarda pratik bir çözüm sağlar. Mirasbırakanın borçlarının ödenmesi ve mirasçıların sorumluluğu ise ayrı bir konudur; ayrıntısı ölen kişinin borcu mirasçıya geçer mi yazımızda incelenmiştir.

Mirasçılar Bilinmiyorsa İzlenen Yol ve Bir Yıllık Süre

TMK m.594, mirasbırakanın mirasçısı bulunup bulunmadığı veya mirasçıların tamamı bilinmiyorsa sulh hâkiminin uygun araçlarla ve bir ay ara ile iki defa ilan yapıp hak sahiplerini son ilandan başlayarak en geç bir yıl içinde mirasçılık sıfatlarını bildirmeye çağıracağını düzenler.

Sürenin sonunda kimse başvurmazsa ve sulh hâkimi de hiçbir mirasçı tespit edememişse, miras sebebiyle istihkak davası açma hakkı saklı kalmak üzere miras Devlete geçer. Bu sonuç, TMK m.501’deki mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirasının Devlete geçeceği kuralının usul boyutudur.

İstihkak davası hakkının saklı tutulması önemlidir: mirasın Devlete geçmesi sonradan ortaya çıkan gerçek mirasçının hakkını kesin olarak ortadan kaldırmaz. Ancak bu aşamadan sonra izlenecek yol idari değil yargısaldır ve ispat yükü mirasçılık iddiasında bulunan kişidedir.

Devir Sözleşmesi İmzalamadan Önce Yapılacak Kontrol

Miras payının devrinde geçersizliğe yol açan hataların neredeyse tamamı, sözleşme imzalanmadan önce yapılacak tek bir kontrolle önlenebilir: tapu kaydının mülkiyet türünü göstermesi. Kayıtta elbirliği mülkiyeti yazıyorsa miras payı devri hükümleri, paylı mülkiyet yazıyorsa taşınmaz payı devri hükümleri uygulanır ve şekil buna göre belirlenir.

İkinci kontrol, terekenin kapsamının bilinip bilinmediğidir. Kapsamı bilinmeyen bir tereke üzerindeki payın devri, devredenin de devralanın da neyi devrettiğini bilmemesi anlamına gelir. Bu durumda önce terekenin tespiti istenmesi, sonra devir görüşmelerine geçilmesi daha isabetlidir. Mirasbırakanın sağlığında yaptığı devirlerin tartışmalı olduğu dosyalarda ise muris muvazaası ve tenkis davası yolları ayrıca değerlendirilir.

Elinizdeki tapu kaydı ve mirasçılık belgesiyle hangi şeklin uygulanacağını netleştirmek, sonradan açılacak bir geçersizlik davasının önüne geçer. Dosyanızın değerlendirilmesi için çalışma alanlarımız sayfasındaki bilgilerden başvurabilirsiniz. Kanun metninin güncel hâline ise şu adresten ulaşılabilir: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu.

Sıkça Sorulan Sorular

Miras payımı devredebilir miyim?

Devredebilirsiniz. Miras açıldıktan sonra payınızı diğer mirasçılara yazılı sözleşmeyle, üçüncü kişilere ise noterlikçe düzenlenecek sözleşmeyle devredebilirsiniz. Mirasbırakan hayattayken yapılacak devir ise onun katılımı veya izni olmadan geçerli değildir.

Miras payının devri sözleşmesi tapuya tescil edilir mi?

Sözleşme doğrudan tapuya tescil edilmez, çünkü devralana ayni hak değil kişisel hak sağlar. Tapu kaydındaki değişiklik ancak paylaşma tamamlanıp devreden mirasçıya mal özgülendikten sonra yapılabilir.

Miras hissesi satışı nasıl yapılır?

Terekenin paylaşılıp paylaşılmadığına göre değişir. Paylaşılmamışsa yapılan işlem miras payı devridir; tapuda paylı mülkiyete geçilmişse taşınmaz payı satışıdır ve tapu müdürlüğünde resmî senetle yapılır.

Miras payını devralan kişi paylaşma davası açabilir mi?

Açamaz. TMK m.677/2 uyarınca sözleşme devralana paylaşmaya katılma yetkisi vermez; yalnızca paylaşma sonunda mirasçıya özgülenen payın kendisine verilmesini isteme hakkı sağlar.

Miras taksim sözleşmesi ile miras payı devri aynı şey mi?

Aynı şey değildir. Taksim sözleşmesi, mirasçıların terekedeki malları aralarında bölüştürdüğü anlaşmadır (TMK m.676). Miras payı devri ise bir mirasçının payını devrettiği ayrı bir sözleşmedir; ikisinin de şekil şartı yazılıdır.

Terekenin tespiti davasında zamanaşımı var mı?

Tereke tespiti bir koruma önlemi olduğundan zamanaşımına tabi değildir. Buna karşılık TMK m.590/3’teki defter tutma talebi için ölümden itibaren bir aylık süre öngörülmüştür.

Terekenin tespiti görevli mahkeme hangisidir?

Sulh hukuk mahkemesi görevlidir. Yetki bakımından mirasbırakanın yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir ve bu kural taraf iradesiyle değiştirilemez.

Vefat eden yakınımın banka hesapları nasıl öğrenilir?

Sulh hukuk mahkemesinden terekenin tespiti talep edilerek öğrenilir. Mahkeme, ölüm tarihi itibarıyla malvarlığını belirlemek üzere bankalardan ve diğer kurumlardan kayıt ister.

Tereke tespiti kararı mülkiyeti kesin olarak belirler mi?

Belirlemez. Yargıtay uygulamasına göre tereke tespiti sonucunda verilen hüküm tedbir niteliğindedir ve nihai hüküm teşkil etmez; hak sahipliği tartışması ayrı davalarda görülür.

Elbirliği mülkiyetindeki payımı tek başıma satabilir miyim?

Satamazsınız. TMK m.702 uyarınca topluluk devam ettiği sürece bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamaz. Önce paylı mülkiyete geçilmesi ya da miras payı devri yoluna gidilmesi gerekir.

Miras payı devri sözleşmesi geçersizse ödenen bedel geri alınabilir mi?

Alınabilir. Geçersiz sözleşme gereğince yerine getirilmiş edimlerin iadesi istenebilir; TMK m.678 açılmamış miras bakımından bunu açıkça belirtir, diğer hâllerde sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.

Tereke tespiti için tüm mirasçıların başvurması gerekir mi?

Gerekmez. Mirasçılardan birinin talebi yeterlidir ve alınan koruma önlemlerinden mirasçıların hepsi yararlanır. Diğer mirasçılar dosyada ilgili sıfatıyla yer alır.

Mirasçılardan biri terekeye el koymuşsa ne yapılabilir?

Sulh hâkiminden koruma önlemleri istenebilir; koşulları varsa terekenin resmen yönetilmesine karar verilerek yönetim bağımsız bir kişiye bırakılır. Ayrıca miras sebebiyle istihkak davası yolu açıktır.

Bu yazı genel nitelikte bilgilendirme sağlar; miras payı devrinde uygulanacak şekil, terekenin o andaki durumuna ve tapu kaydına göre değiştiğinden her dosya ayrıca değerlendirilmelidir. Sözleşme imzalamadan önce bir avukata danışmanız, sonradan doğabilecek geçersizlik tartışmalarını önler. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.