handan sayan ozgul

Ölen Kişinin Borcu Mirasçıya Geçer mi? Mirasçıların Borçlardan Sorumluluğu (2026)

Ölen Kişinin Borcu Mirasçıya Geçer mi? Mirasçıların Borçlardan Sorumluluğu (2026)

Ölen Kişinin Borcu Mirasçıya Geçer mi

Bir telefon: babanız vefat etti — ve arkasında ödenmemiş krediler, belki bir de icra dosyası bıraktı. Cenaze telaşı geçmeden zihninizde tek bir soru dönüyor: “Bu borçlar şimdi bana mı kaldı?” Ölen kişinin borcu mirasçıya geçer mi sorusunun cevabı, hukuken evet ama koşullu bir evettir; miras bırakanın borcu, mirası kabul eden mirasçıya hem tereke malları hem de kendi kişisel malvarlığı üzerinden geçer. Bu, çoğu kişinin bilmediği ve büyük bir yanılgıya düştüğü noktadır. Bu rehberde borcun kapsamını, borç türüne göre değişen sorumluluk kurallarını ve bu sorumluluktan kurtulmanın yollarını, güncel mevzuat çerçevesinde tek tek açıklıyoruz.

Yazıda hangi başlıklar var?

Ölen Kişinin Borcu Mirasçıya Geçer mi? (Kısa Cevap)

Evet, ölen kişinin borcu mirasçıya geçer — ancak bu geçiş otomatik ve sınırsız bir “borç devri” değil, mirasın bir bütün olarak (aktif ve pasifiyle birlikte) mirasçıya intikal etmesinin sonucudur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu‘nun 599. maddesine göre mirasçılar, miras bırakanın ölümüyle terekeyi bir bütün hâlinde, kendiliğinden kazanır; bu tereke sadece mal ve alacaklardan değil, borçlardan da oluşur.

Türk hukuku bu konuda “külli halefiyet” ilkesini benimser: mirasçı, miras bırakanın hem hak hem de borç ilişkilerinin tamamına, ayrım yapılmaksızın halef olur. Yani miras sadece ev, araba, banka hesabı almak değildir; kredi kartı borcu, senet, kefalet yükümlülüğü de aynı hukuki paketin parçasıdır. Bu gerçeği bilmeden mirası sessizce “kabul etmiş” olan pek çok kişi, aylar sonra icra tebligatıyla karşılaşıyor.

Kısacası: miras bırakanın borcu mirasçıya otomatik olarak geçer, ama bu sonuç kesin değildir — mirasçının üç ay içinde alacağı bir tavırla (kabul, ret veya deftere göre kabul) şekillenir. Bu makalenin ilerleyen bölümlerinde bu seçeneklerin her birini ayrı ayrı ele alıyoruz.

Mirasçı Borçtan Ne Kadar Sorumlu? (Tereke ile Sınırlı mı, Kişisel Malvarlığı da Riskte mi?)

Hayır, mirasçının sorumluluğu terekeyle sınırlı değildir — mirası süresinde reddetmeyen veya açıkça kabul eden mirasçı, miras bırakanın borçlarından kendi kişisel malvarlığıyla da sorumlu olur. İnternette dolaşan “borç sadece mirastan ödenir, kendi param elden gitmez” şeklindeki yaygın kanı, adi borçlar (kredi, senet, kefalet gibi sözleşmesel borçlar) bakımından yanlıştır ve bu yanılgı pek çok mirasçıyı ciddi maddi kayba uğratmaktadır.

TMK 641. maddesi açıktır: mirasçılar, miras bırakanın borçlarından müteselsilen ve kişisel malvarlıklarıyla sorumludur. Müteselsil sorumluluk demek, alacaklının mirasçılardan yalnızca birine — hatta miras payı en küçük olana — giderek borcun tamamını talep edebilmesi demektir. Ödemeyi yapan mirasçının, payı oranında diğer mirasçılara rücu (geri dönüp talep etme) hakkı vardır, ama bu iç ilişki alacaklıyı bağlamaz.

Bir örnekle somutlaştıralım: miras bırakanın 300.000 TL kredi borcu ve üç mirasçısı (eşit paylı) olsun. Alacaklı banka, bu üç mirasçıdan istediğine, istediği oranda — hatta tek başına tamamına — icra takibi başlatabilir. O mirasçı borcu öderse, diğer iki kardeşinden kendi paylarına düşen tutarı isteyebilir; ama bu, bankanın önce “payına düşeni al” diye sınırlanmasını gerektirmez.

Bu sorumluluğu miras payı oranıyla sınırlamanın veya tamamen ortadan kaldırmanın yolu vardır; ama bu otomatik gerçekleşmez, mirasçının bilinçli bir hukuki adım atması gerekir. Bu yolları 14. bölümde detaylı anlatıyoruz.

Babanın Borcu Çocuğa Kalır mı?

Evet, babanın (ya da herhangi bir miras bırakanın) borcu, mirası kabul eden çocuğuna kalır — çocuk olmak, alt soy olmak bu sorumluluğu hafifletmez veya ağırlaştırmaz; kanun önünde tüm mirasçılar aynı kurallara tabidir. Türk hukukunda “reşit olmayan mirasçı borç ödemez” ya da “evlat borçtan muaftır” şeklinde bir istisna yoktur.

Küçük yaştaki (henüz reşit olmamış) mirasçılar için tek fark, mirası kabul veya reddetme kararının kendileri yerine yasal temsilcileri (anne, veli veya vasi) tarafından, gerekirse sulh hukuk mahkemesinin izniyle verilmesidir. Karar mekanizması farklıdır ama sonuç aynıdır: reddedilmeyen miras, borcuyla birlikte kabul edilmiş sayılır.

Pratikte en sık karşılaşılan senaryo, babanın vefatından sonra çocukların “zaten miras almadık, sadece anı eşyası aldık” diyerek üç aylık ret süresini kaçırmasıdır. Oysa mirası fiilen kullanmak (örneğin babanın hesabından para çekmek, aracını kullanmaya devam etmek) zımni kabul sayılabilir ve ret hakkını tehlikeye atabilir.

Babanın Borcu Çocuğa Kalır mı

Babanın Borcu Çocuğa Kalır mı

Ölen Babanın Borcu Kızından Alınır mı?

Evet, cinsiyet miras hukukunda hiçbir sorumluluk farkı yaratmaz — ölen babanın borcu, kız evlat da dahil olmak üzere tüm mirasçılardan, miras payları oranında iç ilişkide, alacaklıya karşı ise müteselsilen istenebilir. Bu sorunun bu kadar sık sorulmasının nedeni, toplumda hâlâ yaşayan “miras erkek evlada, borç da öyle” gibi hukuki dayanağı olmayan gelenek temelli algılardır.

TMK’ya göre yasal mirasçılık sırası ve miras payı hesaplanırken kız-erkek ayrımı yapılmaz; eşit derecedeki mirasçılar eşit pay alır, dolayısıyla borç sorumluluğu da eşit temelde işler. Evli olması, baba evinden ayrı yaşaması veya mirası fiilen kullanmamış olması da kız evladın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz — tek belirleyici, mirasın süresinde reddedilip reddedilmediğidir.

Kardeş, Kardeşin Borcundan Sorumlu mu?

Hayır, kardeşler birbirlerinin kişisel borçlarından hayattayken sorumlu değildir; bu sorumluluk yalnızca miras yoluyla, yani kardeşin vefatı ve mirasın kabulü hâlinde doğar. Sağlıklı bir kardeş, diğerinin kredi kartı borcundan veya icra dosyasından hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz — aksi yöndeki “kefil olmasam da kardeşimin borcu bana yansır mı” kaygısının hukuki dayanağı yoktur.

Durum, kardeşin vefat etmesi ve diğer kardeşin (yasal mirasçı sıfatıyla) mirası kabul etmesiyle değişir. Bu noktada devreye TMK 641 girer ve kabul eden kardeş, vefat eden kardeşinin borçlarından — tıpkı diğer mirasçılar gibi — müteselsilen ve kişisel malvarlığıyla sorumlu hâle gelir. Yani sorumluluğu doğuran şey “kardeş olmak” değil, “mirasçı sıfatıyla mirası kabul etmiş olmak”tır.

Borçlu Ölen Kişinin Borcunu Kim Öder?

Borçlu kişi vefat ettiğinde borç, önce tereke malvarlığından, tereke yetmezse ve mirasçılar mirası kabul etmişse mirasçıların kişisel malvarlığından ödenir. Alacaklının izleyeceği yol, mirasçıların mirası nasıl bir sıfatla üstlendiğine göre değişir.

  • Mirasçılar mirası olduğu gibi (sınırsız) kabul etmişse: alacaklı doğrudan mirasçılara, hatta içlerinden birine, tam borç için başvurabilir.
  • Mirasçılar deftere göre kabul yapmışsa: sorumluluk yalnızca defterde kayıtlı borçlarla ve tereke değeriyle sınırlıdır.
  • Mirasçıların tamamı mirası reddetmişse veya tereke borca batıksa: alacaklı, terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesini isteyebilir; mirasçıların kişisel malvarlığına gidemez.
  • Hiç mirasçı yoksa veya hepsi reddetmişse: tereke sulh hukuk mahkemesince resmi tasfiyeye tabi tutulur, alacaklılar bu tasfiyeden sırasıyla ödenir.

Alacaklı için pratik sonuç şudur: mirasçıların kim olduğunu ve mirası nasıl devraldıklarını bilmeden icra takibi başlatmak, çoğu zaman itirazla karşılaşır ve süreç uzar. Bu yüzden borçlu vefatında ilk yapılması gereken, mirasçıların ret/kabul durumunu ve varsa tereke defterini araştırmaktır.

Ölen Kişinin İcra Borcu Silinir mi?

Hayır, borçlunun ölümü icra dosyasını otomatik olarak sona erdirmez; devam eden icra takibi mirasçılara yöneltilerek sürdürülür. İcra dairesi, ölüm bilgisini öğrendiğinde dosyayı mirasçılara ihbar eder ve takip onlar üzerinden devam eder; borç kendiliğinden silinmez.

Burada mirasçının hukuki durumu belirleyicidir. Mirası süresinde reddeden veya lehine hükmen ret sonucu doğan mirasçıya karşı icra takibi yürütülemez; icra dairesi bu kişiyi dosyadan çıkarmak zorundadır. Buna karşılık mirası kabul eden (ya da üç ay içinde reddetmeyen) mirasçı, devam eden dosyanın muhatabı olur ve haciz işlemleri onun üzerinden ilerleyebilir.

Tereke borca batıksa, yani borçlar mal varlığından fazlaysa, alacaklı yalnızca terekeden pay alabilir; mirasçının kişisel mal varlığına haciz konulamaz. Ancak bu durumun icra dosyasında “otomatik” tespit edilmediğini, mirasçının bunu ispat etmesi ya da tereke tasfiyesi yoluna gitmesi gerektiğini unutmamak gerekir.

Borç Türüne Göre Sorumluluk (Kredi, Vergi, SGK, Kefalet, Ceza)

Mirasçıların sorumluluğu tek bir kalıba girmez; borcun türüne göre kapsam ciddi biçimde değişir. Bu ayrımı bilmemek, mirasçıların ya gereksiz yere endişelenmesine ya da gerçek riski küçümsemesine yol açıyor. Aşağıdaki tablo, en sık karşılaşılan borç türlerini ve mirasçının bu borçlar karşısındaki gerçek konumunu özetliyor.

Borç Türü Mirasçı Sorumlu mu? Sorumluluğun Kapsamı
Adi borç (kredi, senet, kredi kartı) Evet Müteselsil + kişisel malvarlığıyla, mirası reddetmeyen tüm mirasçılar için
Kefalet borcu Duruma göre Kefalet sözleşmesinin şartlarına göre değişir; miras bırakan kefilse borç mirasçıya geçebilir
Vergi aslı Evet Miras payı (hisse) oranında, müteselsil değil
Vergi cezası (vergi ziyaı, usulsüzlük) Hayır Cezaların şahsiliği ilkesi gereği ölümle düşer
SGK prim borcu Evet Müteselsilen (borcun tamamından), belirli süre sonra miras payı oranına döner
Adli/idari para cezası Hayır Şahsi nitelikte olduğu için mirasçıya geçmez
Borç türüne göre mirasçının sorumluluk kapsamı

Bu tablodaki en kritik ayrım, “borç” ile “ceza” arasındaki farktır. Pek çok kişi vergi borcu ile vergi cezasını aynı kefeye koyuyor; oysa hukuken bambaşka rejimlere tabiler. Aşağıdaki bölümlerde bu ayrımı tek tek açıyoruz.

Mirasçılar Vergi Borcundan Sorumlu mu? (VUK 12 – Miras Payı Oranında)

Evet, mirasçılar ölenin vergi borcundan sorumludur, ancak bu sorumluluk adi borçlardan farklı bir kuralla işler: müteselsil değil, miras payı (hisse) oranındadır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 12. maddesi, ölen mükellefin vergi borcunun mirasçılara, her birinin miras payı oranında geçeceğini düzenler.

Pratikte bu, vergi dairesinin her mirasçıya kendi payına isabet eden tutar için ayrı ayrı ödeme emri veya ihbarname düzenlemesi anlamına gelir. Yani alacaklı banka gibi “istediğin mirasçıdan tamamını al” diyemez; vergi dairesi, mirasçının payı ne kadar ise ancak o kadarını talep edebilir. Bu, adi borçlardaki müteselsil sorumluluktan köklü biçimde farklıdır ve ölen kişinin borcu mirasçıya geçer mi sorusuna verilecek cevabın tek tip olmadığının en somut kanıtıdır.

Miras payı üçte bir olan bir mirasçı, vergi borcunun da ancak üçte birinden sorumlu tutulabilir; kalan kısmı için diğer mirasçılara ayrı ayrı gidilmesi gerekir. Bu yapı, vergi mükellefiyetinin şahsi niteliğinin miras hukukuna yansımasıdır.

Vergi Cezaları ve Para Cezaları Mirasçıya Geçer mi?

Hayır, vergi cezaları ve idari/adli para cezaları mirasçıya geçmez; ceza, mükellefin veya failin ölümüyle birlikte ortadan kalkar. Bu kural, “cezaların şahsiliği” ilkesinden kaynaklanır ve Anayasa’nın 38. maddesindeki genel ceza hukuku ilkesinin vergi ve idari ceza rejimine yansımasıdır.

VUK 372. madde bu konuyu açıkça düzenler: vergi cezası muhatabının ölümü hâlinde ceza düşer, mirasçılara herhangi bir ceza sorumluluğu geçmez. Yani vergi ziyaı cezası, usulsüzlük cezası, özel usulsüzlük cezası gibi kalemler, mükellef vefat ettiği anda hükümsüz kalır — mirasçının bu tutarları ödeme yükümlülüğü doğmaz.

Buna karşılık cezaya konu olan vergi aslı ortadan kalkmaz; bir önceki bölümde açıklandığı gibi, miras payı oranında mirasçılarda kalmaya devam eder. Yani “ceza silinir, asıl borç kalır” formülü, bu bölümü doğru okumanın anahtarıdır.

Tek istisna, kişinin cezaya konu fiili şirket ortağı veya yöneticisi sıfatıyla işlemiş ve bu nedenle borçtan şahsen sorumlu hâle gelmiş olmasıdır; bu tür özel şahsi sorumluluk hâllerinde borç, cezanın kendisinden ayrı bir hukuki temelle mirasçıya geçebilir. Bu istisna, somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi gereken teknik bir konudur.

Mirasçıların SGK Borcundan Sorumluluğu (Vergiden Farkı: Müteselsil)

Evet, mirasçılar SGK prim borcundan sorumludur — ve bu sorumluluk vergi borcundan farklı olarak müteselsildir, yani miras payı oranıyla sınırlı değildir. Bu fark, pek çok makalenin atladığı ama pratikte büyük sonuç doğuran bir ayrımdır: aynı “kamu alacağı” görünümündeki iki borç türü, mirasçı açısından tamamen farklı rejimlere tabidir.

SGK prim borçları, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun çerçevesinde takip edilir ve bu kanun, vergi borcundaki “hisse oranında sorumluluk” kuralından ayrılarak mirasçıların müteselsil sorumluluğunu esas alır. Yani mirasçı, SGK prim borcunda kendi payından fazlasıyla — koşulları oluştuğunda borcun tamamıyla — muhatap tutulabilir. Bu sorumluluğun kapsamı ve süresi yürürlükteki mevzuat ile idari uygulamaya göre belirlendiğinden, kendi dosyanız için güncel düzenlemeyi bir avukatla teyit etmeniz yerinde olur.

Bu ayrım, serbest meslek sahibi, esnaf veya şirket ortağı olarak vefat eden bir kişinin mirasçıları için özellikle önemlidir; SGK’dan gelen prim borcu bildirimini “zaten payım kadar öderim” diye küçümsemek, müteselsil sorumluluk döneminde ciddi bir mali risk doğurabilir.

Vergi Borcum Varken Miras Alabilir miyim?

Evet, kendi vergi borcunuz olması mirası almanıza hiçbir şekilde engel değildir; miras hakkı ile kişisel borçlar birbirinden bağımsız hukuki konulardır. Bu soru sıkça soruluyor çünkü insanlar “borçluyum, mirasa el konur mu” kaygısı taşıyor; ama miras alma ehliyeti, kişinin kendi mali durumuna bağlı bir hak değildir.

Tek pratik sonuç şudur: miras yoluyla edindiğiniz mal varlığı, sizin kişisel malvarlığınıza dahil olur ve kendi alacaklılarınız (örneğin vergi dairesi) bu yeni edinilen mal varlığına da haciz koyabilir. Yani miras “korunaklı” bir alan değildir; ama bu, mirasçı olmanızı veya mirası kabul etmenizi engelleyen ayrı bir kural anlamına gelmez.

Mirasçılardan Birinin Borçlu Olması Mirası Etkiler mi?

Kısmen evet — mirasçılardan birinin kişisel borçlu olması, mirasın diğer mirasçılar arasındaki paylaşımını doğrudan etkilemez, ama borçlu mirasçının kendi payını almasını zorlaştırabilir. Miras taksimi ve diğer mirasçıların payları, borçlu mirasçının kişisel mali durumundan bağımsız yürür.

Ancak borçlu mirasçının alacaklıları, onun miras payına haciz koyabilir ve hatta terekenin paylaşılmasını (izale-i şüyu benzeri bir mantıkla) talep edebilir. Bu durumda diğer mirasçılar, ortak mirası paylaşırken borçlu ortağın payının haciz altında olduğunu görebilir; bu, sürecin uzamasına yol açsa da diğer mirasçıların kendi paylarını almasını engellemez.

Uygulamada aileler, bu tür durumlarda payların nasıl bölüşüleceği konusunda genellikle bilgi eksikliği yaşıyor. Miras paylaşımı ve yasal miras payları konusunu inceleyerek her mirasçının payının nasıl belirlendiğini ve haciz gibi durumların bu paylaşımı nasıl etkilediğini daha net görebilirsiniz.

Mirascilarin Borclardan Sorumlulugu
Borçtan Kurtulmanın 4 Yolu

Mirasçının borç riskinden tamamen veya kısmen korunması mümkündür, ama bunun için harekete geçmek gerekir. Türk hukuku dört farklı yol tanır; her birinin süresi ve sonucu farklıdır, bu yüzden doğru yolu seçmek somut duruma bağlıdır.

Yol Süre Sonuç (Sorumluluk Ne Olur)
Mirasın reddi (gerçek ret) Ölümü/mirasçılığı öğrenmeden itibaren 3 ay Mirasçı hem aktiften hem pasiften tamamen çekilir, borçtan sorumlu olmaz
Hükmen ret Süre şartı yok Tereke açıkça borca batıksa miras kendiliğinden reddedilmiş sayılır
Deftere göre kabul Ret süresi içinde talep, sonrasında resmi defter süreci Sorumluluk yalnızca deftere kaydedilen borçlar ve tereke değeriyle sınırlanır
Resmi tasfiye Ret süresi içinde talep edilebilir Tereke resmen tasfiye edilir; mirasçı kişisel olarak sorumlu tutulmaz
Mirasçının borç sorumluluğundan korunma yolları

Bu dört yoldan hangisinin uygun olduğu, terekenin borca batık olup olmadığına, mirasçının mirası fiilen kullanıp kullanmadığına ve elindeki bilgiye göre değişir. Bir sonraki bölümde en sık başvurulan yol olan mirasın reddini ayrıntılı ele alıyoruz.

Reddi Miras Yapınca Borç Kime Kalır?

Mirası reddeden mirasçı, o mirastan tamamen çekilmiş sayılır; miras (ve içindeki borç) bir alt kademedeki mirasçılara, yani kanuni mirasçılık sırasına göre bir sonraki zümreye veya aynı zümredeki diğer paylara geçer. Yani borç “yok olmaz”, sıradaki mirasçıya intikal eder.

Bu noktada miras paylaşımı ve yasal miras payları konusunda anlattığımız zümre sistemi devreye girer: örneğin çocuklar mirası reddederse sıra torunlara, torunlar da yoksa veya reddederse miras bırakanın anne-babasına geçer. Uygulamada sık görülen bir hata, sadece bir kuşağın (örneğin çocukların) reddetmesinin yeterli olduğunu düşünmektir; oysa alt zümredeki mirasçıların (torunlar dahil) da ayrı ayrı ret beyanında bulunması gerekebilir.

Eğer kanuni mirasçıların tamamı (tüm zümreler dahil) mirası reddederse, miras sulh hukuk mahkemesi tarafından iflas hükümlerine göre resmen tasfiye edilir; bu durumda alacaklılar terekeden pay alabilir ama hiçbir mirasçının kişisel malvarlığına başvuramaz.

Ne Kadar Sürede Harekete Geçmelisiniz? (3 Aylık Süre)

Üç ay, mirası reddetmek isteyen bir mirasçı için hukuken en kritik zaman dilimidir. TMK 606. maddeye göre bu süre, mirasçının mirasçı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar — genellikle bu tarih, miras bırakanın ölüm tarihiyle aynıdır, ama bazı durumlarda (uzak akraba mirasçılığı gibi) farklılaşabilir.

Bu süre içinde açık ya da zımni bir ret beyanında bulunulmazsa, miras kabul edilmiş sayılır ve mirasçı borçlardan tam sorumlu hâle gelir. Ret beyanı, mirasçının yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine yazılı veya sözlü olarak yapılır; bu işlem başkasına devredilemeyen, kişisel bir haktır.

Süreyi kaçırmamak için, miras bırakanın vefatının ardından mümkün olan en kısa sürede terekenin borç durumu araştırılmalı; icra kayıtları, banka kredileri, kefalet sözleşmeleri ve vergi/SGK borçları taranmalıdır. Bu araştırma üç ay içinde tamamlanamıyorsa, mahkemeden ek süre talep etmek de mümkündür.

Yargıtay ve Danıştay’ın Yaklaşımı

Yargıtay’ın yerleşik içtihadı, mirasçının kişisel malvarlığıyla sorumluluğunu adi borçlar bakımından istikrarlı biçimde kabul eder; mirası süresinde reddetmeyen veya mirasa fiilen el koyan (zımni kabul) mirasçının, TMK 641 uyarınca müteselsil ve kişisel sorumluluktan kurtulamayacağı yönünde bir yaklaşım benimsenir. Aynı içtihat çizgisi, hükmen ret şartlarının (terekenin açıkça borca batık olması) somut delillerle ispatlanması gerektiğini de vurgular.

Danıştay ise vergi ve kamu alacakları bakımından, VUK 12’deki miras payı oranı kuralını ve cezaların şahsiliği ilkesini istikrarlı biçimde uygular; idarenin mirasçıdan payını aşan bir tutarı talep etmesi veya mükellefin vefatından sonra ceza tahsiline devam etmesi yönündeki işlemler, yargısal denetimde bu ilkeler çerçevesinde değerlendirilir. Ayrıca mirasın reddi süreci tamamlanmadan mirasçı sıfatıyla doğrudan takip başlatılamayacağı, 6183 sayılı Kanun’un 50. maddesi çerçevesinde kabul edilen bir ilkedir; ret süresi dolmadan yapılan işlemler bu açıdan sorgulanabilir hâle gelir.

Bu genel çerçeve, her somut olayda terekenin durumuna, borcun niteliğine ve mirasçının tavrına göre değerlendirilir; bu nedenle kesin bir sonuca varmadan önce dosyanızın özelliklerine göre hukuki değerlendirme almanız önemlidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Ölen kişinin borcu mirasçıya geçer mi?

Evet, mirası kabul eden veya süresinde reddetmeyen mirasçı, miras bırakanın adi borçlarından hem tereke hem de kişisel malvarlığıyla müteselsilen sorumlu olur. Vergi, SGK ve ceza gibi kamu alacaklarında ise sorumluluk kapsamı borç türüne göre değişir.

Mirası reddetmezsem ne olur?

Ölümü öğrendiğiniz tarihten itibaren üç ay içinde ret beyanında bulunmazsanız, miras kanunen kabul edilmiş sayılır ve borçlardan kişisel malvarlığınızla da sorumlu hâle gelirsiniz.

Mirası reddetmek için ne yapmam gerekiyor?

Yerleşim yerinizdeki sulh hukuk mahkemesine, ölümü/mirasçılığı öğrendiğiniz tarihten itibaren üç ay içinde yazılı veya sözlü ret beyanında bulunmanız gerekir; bu süre kaçırıldığında miras kabul edilmiş sayılır.

Tereke borca batıksa yine de miras reddetmem gerekir mi?

Tereke açıkça borca batıksa hükmen ret devreye girer ve miras kendiliğinden reddedilmiş sayılabilir; ancak bu durumun tartışmasız olması için genellikle mahkemeden tespit alınması önerilir.

Vergi borcu mirasçının tamamına mı yoksa payına göre mi yansır?

Vergi aslı, VUK 12 gereği mirasçının miras payı (hissesi) oranında yansır; müteselsil sorumluluk söz konusu değildir, her mirasçıya kendi payı için ayrı işlem yapılır.

Vergi cezası mirasçıdan istenebilir mi?

Hayır, vergi cezaları cezaların şahsiliği ilkesi ve VUK 372 gereği mükellefin ölümüyle düşer; mirasçıdan istenemez. Buna karşılık cezaya konu olan vergi aslı, miras payı oranında mirasçıda kalmaya devam eder.

SGK borcu vergi borcuyla aynı kurala mı tabidir?

Hayır, SGK prim borçları 6183 sayılı Kanun çerçevesinde mirasçılardan müteselsilen (belirli bir süre boyunca tamamından) istenebilir; bu süre sonunda sorumluluk miras payı oranına döner. Vergi aslındaki hisse oranı kuralından farklıdır.

Kendi vergi borcum varken miras alabilir miyim?

Evet, kişisel borcunuz miras almanıza engel değildir. Ancak miras yoluyla edindiğiniz malvarlığı kendi malvarlığınıza katılacağından, kendi alacaklılarınız bu yeni değerlere de haciz koyabilir.

Ölen kişinin icra dosyası ne olur?

İcra dosyası ölümle kapanmaz; mirası kabul eden mirasçılara yöneltilerek devam eder. Mirası reddeden mirasçıya karşı takip yürütülemez.

Deftere göre kabul nedir, ne zaman tercih edilmeli?

Deftere göre kabul, mirasçının resmi bir tereke defteri tutturarak sorumluluğunu yalnızca deftere kaydedilen borçlarla sınırlamasıdır. Terekenin borç durumu net değilse ve tam ret yerine kontrollü bir kabul isteniyorsa tercih edilir.

Kardeşim vefat ederse borcundan ben sorumlu olur muyum?

Yalnızca yasal mirasçı sıfatıyla mirasını kabul ederseniz sorumlu olursunuz; kardeş olmak tek başına, sağlığında da vefatında da otomatik borç sorumluluğu doğurmaz.

Mirası reddedersem hiçbir şey alamaz mıyım?

Doğru; mirası reddetmek, hem borçlardan hem de mal varlığından tamamen çekilmek anlamına gelir. Miras, aktifiyle pasifiyle bir bütün olarak kabul veya reddedilir; sadece borcu reddedip malı almak mümkün değildir.

Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve somut bir hukuki uyuşmazlıkta profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Miras, borç türü, tereke durumu ve mirasçı sayısı gibi unsurlar her dosyada farklılaştığından, kendi durumunuza özgü değerlendirme için bir avukatla görüşmeniz önerilir.

Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül

Miras bıraktığı borçlarla nasıl baş edeceğinizi bilmiyorsanız veya elinizdeki üç aylık süre daralıyorsa, doğru adımı atmak için yalnız kalmayın. Ankara’da hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmetimizle, mirasın reddinden tereke tasfiyesine kadar sürecin her aşamasında yanınızdayız.

Son Yazılar

2007, 2026
İnternet Bankacılığı Dolandırıcılığında Banka Sorumluluğu

İnternet veya mobil bankacılık yoluyla hesabınızdan izinsiz para çekilirse, kural olarak zarardan banka sorumludur. Banka bir güven kurumu olarak ağır özen yükümlülüğü altındadır ve müşteri kusurunu kendisi ispatlamak zorundadır. Bu rehberde bankanın sorumluluğu, şüpheli işlem yükümlülüğü, müterafik kusur, tazminat, faiz ve dava sürecini adım adım açıklıyoruz.

Go to Top