Miras Hukuku

Muris Muvazaası Nedir? Mirastan Mal Kaçırma Davası

Muris Muvazaası Nedir? Mirastan Mal Kaçırma Davası

Muris muvazaası, mirasbırakanın mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla gerçekte bağışlamak istediği taşınmazını tapuda satış göstererek devretmesidir. Görünürdeki satış sözleşmesi tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı için geçersizdir; arkasındaki gizli bağış sözleşmesi ise resmî şekil şartını taşımadığından o da ayakta kalmaz. Sonuç olarak devir hukuken hiç yapılmamış sayılır ve taşınmaz terekeye döner.

Makale İçeriği

Uygulamada bu davanın kaderini belirleyen şey, devrin bedelsiz olup olmadığından çok mirasbırakanın niyetinin nasıl ispatlandığıdır. Yargıtay bedelsizliği tek başına yeterli saymaz; murisin işlemi yapmasındaki makul neden, devralanın ödeme gücü, taraflar arasındaki ilişki ve yörenin gelenekleri birlikte değerlendirilir. Aşağıdaki bölümlerde bu ölçütler, davanın usulü ve mirasçıya açık diğer dava yolları tek tek ele alınıyor.

Kısa değerlendirme

Muris muvazaası davası, mirasçının payını geri almasının en güçlü yoludur; ancak ispat yükü ağırdır.

  • Süre: Hak düşürücü süre veya zamanaşımı yoktur; ölümden yıllar sonra da açılabilir.
  • Davacı: Saklı payı olsun olmasın, miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar.
  • Bedelsizlik: Tek başına yetmez; başka delillerle desteklenmelidir.
  • Mahkeme: Taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesi, kesin yetki.
  • Arabuluculuk: Dava şartı değildir; doğrudan dava açılır.

Muris Muvazaası Nedir?

Muris muvazaası, mirasbırakanın tapuda gösterdiği işlem ile gerçekte yapmak istediği işlemin birbirinden farklı olmasıdır. Mirasbırakan taşınmazını çocuklarından birine ya da üçüncü bir kişiye karşılıksız vermek ister, fakat bu bağışı açıkça yapması hâlinde diğer mirasçıların hak talep edeceğini bildiği için tapu memuru önünde iradesini satış yönünde açıklar. Ortada iki işlem vardır: görünen satış ve gizlenen bağış.

Bu yapının hukuki sonucu iki aşamalıdır. Görünürdeki satış, tarafların gerçek iradesine uymadığı için muvazaa nedeniyle geçersizdir. Gizli kalan bağış ise geçerli olabilmek için resmî şekilde yapılmalıydı; taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerliliği Türk Medeni Kanunu’nun 706. maddesi uyarınca resmî şekle bağlıdır. Tapuda satış olarak açıklanan irade, bağış sözleşmesinin şekil şartını karşılamaz. Böylece her iki işlem de hükümsüz kalır.

Kurumun dayanağı, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 1.4.1974 tarihli, E.1974/1, K.1974/2 sayılı kararıdır. Karar, o tarihte yürürlükte olan Borçlar Kanunu’nun 18. maddesine dayanır; bugün aynı hüküm Türk Borçlar Kanunu’nun 19. maddesinde yer alır. Hâlâ “Borçlar Kanunu madde 18” ifadesini kullanan kaynaklar, kararın tarihinden kaynaklanan bu numaralandırmayı güncellememiştir.

Mirastan Mal Kaçırma ile Muris Muvazaası Arasında Fark Var Mıdır?

Mirastan mal kaçırma günlük dildeki adlandırma, muris muvazaası ise aynı olgunun hukuki adıdır. İkisi arasında kavramsal bir fark bulunmaz; dava dilekçesinde de “muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil” talebi kurulur. Arama motorlarında iki ifadenin de sık kullanılması, farklı iki dava türü olduğu izlenimi doğurur; oysa açılan dava tektir.

Fark, mal kaçırmanın her biçiminin muris muvazaası sayılmamasındadır. Mirasbırakan taşınmazını tapuda bağış olarak devretmişse ortada gizlenen bir irade yoktur; işlem açıktır ve muvazaa iddiası kurulamaz. Bu durumda mirasçının yolu tenkis davasıdır. Aynı şekilde para, banka hesabı ya da taşınır malların devrinde tapu kaydı bulunmadığı için tapu iptali istenemez; talep terekeye iade veya tenkis biçiminde şekillenir.

Bu ayrım pratikte doğrudan sonuca etki eder. Muvazaa iddiası kabul edilirse taşınmaz tamamen terekeye döner ve mirasçı kendi payı oranında tapuya tescil ister. Tenkis kabul edilirse devir ayakta kalır, yalnızca saklı payı zedeleyen kısım geri alınır. Bu nedenle iki yolun karşılaştırması tenkis davası yazısında ayrıca ele alındı.

Muris Muvazaasının Dört Unsuru Nedir?

Mahkemenin muvazaayı kabul edebilmesi için dört unsurun birlikte gerçekleşmesi aranır. Bunlar görünürdeki işlem, tarafların bu işlemi gerçekte istememesi konusundaki anlaşma, gizlenen işlem ve mirasçıyı miras hakkından yoksun bırakma amacıdır. Unsurlardan biri eksikse dava reddedilir; özellikle “muvazaa anlaşması” adı verilen üçüncü kişiyle ortak irade, çoğu dosyanın kırılma noktasıdır.

UnsurNe aranırNasıl tartışılır
Görünürdeki işlemTapuda satış olarak yapılmış devirTapu kaydı ve resmî akit tablosu
Muvazaa anlaşmasıDevralanın da işlemin gerçek olmadığını bilmesiTanık, yazışma, ödeme kayıtlarının yokluğu
Gizli işlemGerçekte istenen bağışBedelin hiç ödenmemiş olması, akrabalık ilişkisi
Mirasçıyı yoksun bırakma amacıDevrin saikinin miras hakkını etkisizleştirmek olmasıDevir tarihi, murisin sağlık ve aile durumu

Devralanın işlemin gerçek olmadığını bilmesi şartı, muvazaayı tek taraflı bir gizleme olmaktan çıkarır. Mirasbırakan tek başına niyetini gizlemiş, karşı taraf gerçekten bedel ödeyerek satın almışsa muvazaadan söz edilemez; olsa olsa bedelin düşüklüğü tartışılır. Bu nedenle devralanın ödeme yaptığına dair banka kaydı sunması, davayı büyük ölçüde savunma lehine çevirir.

Amaç unsuru ise çoğu zaman doğrudan değil, olguların bütününden çıkarılır. Mirasbırakanın devirden kısa süre sonra vefat etmiş olması, devrin belirli bir mirasçıyla yaşanan anlaşmazlığın ardından yapılması ya da tüm malvarlığının tek bir kişiye aktarılması bu yönde değerlendirilen olgulardır. Devrin intifa hakkı mirasbırakan üzerinde bırakılarak yapıldığı hâller ayrı bir tartışma doğurur; bu biçim evi çocuğa verip intifa hakkını üzerinde tutmak yazısında ele alındı.

Bedelsiz Devir Tek Başına Muvazaa Kanıtı Sayılır Mı?

Hayır. Bu, konuyu anlatan kaynakların büyük bölümünde yanlış kurulan noktadır. Devrin bedelsiz olduğunun anlaşılması muvazaayı kendiliğinden kanıtlamaz; Yargıtay bedelsizliğin başka delillerle desteklenmesini arar.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2022 tarihli, E.2020/1-194, K.2022/1357 sayılı kararında bu husus açıkça ifade edilmiştir: “Çekişme konusu taşınmazların davalılara devrinin bedelsiz olduğu hususu kuşkusuz ise de, bedelsizlik başka delillerle desteklenmediği sürece bu hususun tek başına muris muvazaasının kabulü için yeterli olmayacağı açıktır.” Karar, bedelsizliği bir emare olarak kabul eder ama tek başına hüküm kurmaya elverişli saymaz.

Bunun pratik karşılığı şudur: dilekçesini yalnızca “para ödenmedi” iddiası üzerine kuran davacı, tapu kaydını ve tanık listesini sunsa bile eksik kalır. Bedelsizliğin yanına murisin neden böyle bir devir yaptığını açıklayan ya da açıklamayı imkânsız kılan olguların eklenmesi gerekir. Mirasbırakanın nakde ihtiyacı olmadığı hâlde tek taşınmazını devretmesi, bu tür destekleyici olgulara örnektir.

Yargıtay Muvazaayı Belirlerken Hangi Ölçütlere Bakar?

Aynı Hukuk Genel Kurulu kararı, muvazaa değerlendirmesinde birlikte incelenecek ölçütleri sıralar. Bunlar bölgenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimler, olayların olağan akışı, mirasbırakanın işlemi yapmasındaki haklı ve makul neden, devralanın satın alma gücü, satış bedeli ile taşınmazın gerçek değeri arasındaki fark ve taraflar arasındaki ilişkinin niteliğidir.

  • Makul neden: Mirasbırakanın tedavi, borç ödeme veya konut değiştirme gibi bir ihtiyacı var mıydı?
  • Satın alma gücü: Devralanın o tarihte bedeli ödeyecek geliri veya birikimi var mıydı?
  • Bedel farkı: Tapuda gösterilen bedel, emsal değerin ne kadar altındadır?
  • İlişkinin niteliği: Devralan, mirasbırakana fiilen bakan kişi miydi yoksa uzak bir yakını mıydı?
  • Yöresel gelenek: Bölgede kız çocuklarını miras dışı bırakma yönünde yerleşik bir uygulama var mıydı?

Bu ölçütler bir kontrol listesi gibi işlemez; mahkeme hepsini tartıp bütünsel bir sonuca varır. Örneğin devralanın ödeme gücü bulunması tek başına davayı düşürmez, çünkü ödeme gücünün varlığı ödemenin yapıldığını göstermez. Buna karşılık ödeme gücünün hiç bulunmaması, bedelsizlik iddiasını güçlendiren bağımsız bir delil hâline gelir.

Yöresel gelenek ölçütü ise özellikle kız çocuklarının açtığı davalarda belirleyici olabilmektedir. Mirasbırakanın aynı dönemde erkek çocuklarına devir yapıp kız çocuklarını dışarıda bırakması, olayların olağan akışıyla birlikte değerlendirildiğinde amaç unsurunu destekleyen bir olgu sayılır.

Muris Muvazaası Davasını Kimler Açabilir?

Davayı, miras hakkı zedelenen tüm mirasçılar açabilir. Bu nokta doğrudan içtihadı birleştirme kararının hüküm fıkrasında yer alır: karar, “saklı pay sahibi olsun ya da olsun miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılarının” dava açabileceğini belirtir. Yani saklı paylı mirasçı olmak dava açma şartı değildir.

Bu, tenkis davasından ayrılan en önemli usul farklarından biridir. Tenkis davasını yalnızca saklı payı zedelenen mirasçılar açabilirken, muvazaa davasında böyle bir sınır yoktur. Mirasbırakanın kardeşi gibi saklı payı bulunmayan bir yasal mirasçı da, miras hakkı devir yüzünden etkilenmişse davacı olabilir.

Dava, mirasbırakan hayattayken açılamaz. Miras hakkı ancak ölümle doğduğu için, sağlığında yapılan devirlere karşı mirasçı adayının dava hakkı bulunmaz. Her mirasçı kendi payı oranında talepte bulunur; diğer mirasçıların davaya katılmaması, davacının kendi payı bakımından hüküm alınmasına engel değildir. Mirasçılık sıfatının ispatı için veraset ilamı gerekir; yasal miras payları yazısı payların nasıl hesaplandığını ayrıca açıklıyor.

Muris Muvazaası Davasında Zamanaşımı Var Mıdır?

Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Muvazaalı işlem baştan itibaren geçersiz olduğu için zamanın geçmesiyle geçerli hâle gelmez. Mirasbırakanın ölümünden yıllar sonra öğrenilen bir devir için de dava açılabilir.

Süresizlik, davanın her koşulda sonuç vereceği anlamına gelmez. Taşınmaz bu arada üçüncü bir kişiye devredilmişse tapu siciline güven ilkesi devreye girer ve dava fiilen sonuçsuz kalabilir. Aynı şekilde uzun süre geçmesi delillerin kaybolmasına, tanıkların vefat etmesine ve ödeme kayıtlarının ulaşılamaz hâle gelmesine yol açar. Hukuken süre yoksa da fiilen bir “delil ömrü” vardır.

Bu yönüyle muvazaa davası, sürelerle kuşatılmış tenkis davasından belirgin biçimde ayrılır. Tenkiste saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl, her hâlde on yıl geçmekle dava hakkı düşer. İki yolun süre rejimi karşılaştırıldığında muvazaa davası daha esnektir; ancak ispat yükü de ağırdır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?

Görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Yetki bakımından ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 12. maddesi uygulanır: taşınmaz üzerindeki aynî hakka ilişkin veya aynî hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Tapu iptali ve tescil talebi doğrudan aynî hak sahipliğini değiştirdiği için bu kural devreye girer.

Kesin yetki, tarafların anlaşmasıyla değiştirilemez ve mahkemece resen gözetilir. Davacının kendi yerleşim yerinde dava açması hâlinde dosya yetkisizlikle reddedilir; süresinde talep edilirse dosya yetkili mahkemeye gönderilir. Bu nedenle taşınmazın hangi ilçenin sınırında kaldığı, dava açılmadan önce tapu kaydından teyit edilmelidir.

Birden fazla taşınmaz için tek dava açılacaksa aynı maddenin üçüncü fıkrası kolaylık sağlar: dava, taşınmazlardan birinin bulunduğu yerde diğerleri hakkında da açılabilir. Farklı illerde taşınmaz bırakan mirasbırakanların dosyalarında bu hüküm, dört ayrı dava açma zorunluluğunu ortadan kaldırır.

Kanun metninin tamamı için: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu

Dava Açmadan Önce Arabulucuya Başvurmak Zorunlu Mudur?

Hayır. Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası, dava şartı olarak arabuluculuk kapsamında değildir. Doğrudan mahkemeye başvurulur.

Bunun sebebi, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/B maddesinin kapsamı dört bentle sınırlı tutmasıdır: kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar, kat mülkiyetinden kaynaklanan uyuşmazlıklar ve komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar. Tapu iptali ve tescil davası bu sayımın dışındadır.

Aynı mirasla ilgili iki davanın farklı usule tabi olması burada dikkat gerektirir. Mirasçılar terekedeki taşınmazın ortaklığını gidermek isterse, bu talep maddenin ikinci bendine girdiği için önce arabulucuya başvurmak zorunludur. Muvazaa davası ise şart aranmadan açılır. Aynı dosyada iki talebi birleştirmeyi düşünen mirasçının bu ayrımı gözetmesi gerekir.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesiyle Yapılan Devir Muvazaalı Sayılır Mı?

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi geçerli bir sözleşme türüdür ve tek başına muvazaa göstergesi değildir. Mirasbırakan bakım karşılığında taşınmazını devretmiş, devralan da bakım borcunu fiilen yerine getirmişse işlem ayakta kalır. Bu sözleşmede devir karşılıksız değildir; karşılık para yerine bakım edimidir.

Muvazaa tartışması, sözleşmenin gerçekte uygulanmadığı hâllerde doğar. Mirasbırakanın bakıma ihtiyacı bulunmaması, devirden sonra başka bir yerde yaşamaya devam etmesi ya da bakımın fiilen başka bir mirasçı tarafından üstlenilmesi, sözleşmenin bağışı gizlemek için kullanıldığı yönünde değerlendirilir. Bu durumda ölünceye kadar bakma sözleşmesi de görünürdeki işlem konumuna düşer.

Mahkeme burada bakım ilişkisinin gerçekliğini araştırır: mirasbırakanın sağlık durumu, nerede ve kiminle yaşadığı, tedavi masraflarını kimin karşıladığı, komşu ve akraba beyanları dosyaya girer. Sözleşmenin noterde düzenlenmiş olması geçerlilik şartını karşılar ama gerçekten uygulandığını göstermez.

Taşınmaz Üçüncü Kişiye Satılmışsa Dava Sonuçsuz Mu Kalır?

Devralan taşınmazı üçüncü bir kişiye satmışsa sonuç, o kişinin iyiniyetli olup olmadığına bağlıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesi uyarınca tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet kazanan üçüncü kişinin kazanımı korunur. Bu kişiye karşı tapu iptali istenemez.

Buna karşılık aynı kanunun 1024. maddesi, yolsuz tescili bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişinin bu tescile dayanamayacağını düzenler. Alıcının mirasbırakanın yakını olması, devrin piyasa değerinin çok altında bir bedelle yapılması ya da devir zincirinin kısa aralıklarla gerçekleşmesi, iyiniyetin tartışılmasına yol açan olgulardır. İyiniyetli olmadığı ispatlanırsa tapu iptali bu kişiye karşı da istenebilir.

Üçüncü kişinin korunduğu hâllerde mirasçının hakkı tümüyle ortadan kalkmaz. Bu defa talep, muvazaalı devri yapan kişiden tazminat ya da terekeye iade biçiminde kurulur. Ancak alacak talebinin muhatabı taşınmaz değil, elde edilen bedeldir; bu da davanın ekonomik sonucunu değiştirir. Taşınmazın elden çıkma ihtimali, dava açılırken tapu kaydına tedbir şerhi konulmasını istemenin neden önemli olduğunu gösterir.

Muvazaa Davası mı Tenkis Davası mı Açılmalı?

Seçim, mirasbırakanın tapuda hangi işlemi gösterdiğine göre yapılır. Devir “satış” olarak görünüyor ama gerçekte bedel ödenmemişse muvazaa davası; devir açıkça “bağış” olarak yapılmışsa tenkis davası gündeme gelir. Gizlenen bir irade yoksa muvazaadan söz edilemeyeceği için, açık bağışlarda muvazaa iddiası baştan reddedilir.

KarşılaştırmaMuris muvazaasıTenkis davası
Kim açabilirSaklı paylı olsun olmasın tüm mirasçılarYalnızca saklı payı zedelenen mirasçılar
SüreYokÖğrenmeden 1 yıl, her hâlde 10 yıl (hak düşürücü)
Yetkili mahkemeTaşınmazın bulunduğu yer (kesin)Ölenin son yerleşim yeri (kesin)
SonuçDevir geçersiz, taşınmaz terekeye dönerDevir ayakta, saklı payı aşan kısım geri alınır
İspat konusuGizli bağış iradesiSaklı payın zedelendiği ve tereke hesabı

Uygulamada iki talep birlikte de ileri sürülür: öncelikle muvazaa nedeniyle tapu iptali, bu kabul edilmezse tenkis talep edilir. Bu kurgu, muvazaanın ispat edilememesi hâlinde davanın tümden reddedilmesini önler. Ancak iki dava farklı kesin yetki kuralına tabi olduğu için, birlikte ileri sürülen taleplerde yetki itirazı ihtimali doğar; bu ihtimal dilekçe hazırlanırken hesaba katılmalıdır.

Tercihi etkileyen bir başka ölçüt de sonucun kapsamıdır. Muvazaa kabul edilirse taşınmazın tamamı terekeye döner ve mirasçı payı oranında pay sahibi olur; tenkiste ise yalnızca saklı payı tamamlayacak kadarı geri alınır. Payı büyük olan mirasçı için iki yol arasındaki fark, çoğu dosyada taşınmazın yarısına yakın bir değere karşılık gelir.

Muris Muvazaasında Hangi Deliller Toplanır?

Dosyanın omurgasını tapu kayıtları ve devir tarihindeki resmî akit tablosu oluşturur. Bunun üzerine mirasbırakanın mali durumunu, devralanın ödeme gücünü ve taşınmazın gerçek değerini gösteren belgeler eklenir. Muvazaa iddiası, doğrudan bir belgeyle değil, bu olguların birlikte okunmasıyla ispatlanır.

  • Devir tarihine ait tapu kaydı, akit tablosu ve varsa ipotek kayıtları
  • Mirasbırakanın banka hesap hareketleri: satış bedeline karşılık gelen bir giriş var mı?
  • Devralanın gelir ve vergi kayıtları: bedeli ödeyecek gücü var mıydı?
  • Taşınmazın devir tarihindeki emsal değeri için bilirkişi incelemesi
  • Mirasbırakanın sağlık kayıtları ve kiminle yaşadığına dair adres bilgileri
  • Komşu, akraba ve muhtar beyanları

Banka hareketlerinin önemi çoğu zaman küçümsenir. Satış bedeline karşılık gelen bir para girişinin bulunmaması bedelsizliği destekler; buna karşılık devirle aynı tarihte yapılmış bir havale, davalı tarafın en güçlü savunmasıdır. Bu nedenle dava açılmadan önce mirasbırakanın hesap dökümlerinin temin edilmesi, dilekçenin kurgusunu doğrudan etkiler.

Tanık beyanları ise tek başına değil, belgelerle birlikte değer taşır. Mahkeme tanıkların mirasbırakanla ilişkisini, olayları hangi kaynaktan bildiklerini ve beyanların birbirini doğrulayıp doğrulamadığını değerlendirir. Yalnızca “kimseye para ödemedi” biçimindeki genel beyanlar, destekleyici belge olmadan sonuç doğurmaz.

Davanın Sonucu Ne Olur: Tapu İptali ve Payın İadesi

Dava kabul edilirse mahkeme, muvazaalı devre dayanan tescilin iptaline ve taşınmazın davacının payı oranında adına tesciline karar verir. Taşınmazın tamamı otomatik olarak davacıya geçmez; her mirasçı kendi payı kadar hak sahibi olur. Davaya katılmayan diğer mirasçıların payları bakımından tescil talebi kurulamaz.

Kararın tapuya işlenebilmesi için kesinleşmesi gerekir. Bu nedenle dava süresince taşınmazın el değiştirmesini önlemek amacıyla tedbir talep edilmesi, kararın uygulanabilirliği bakımından belirleyicidir. Kesinleşen karar tapu müdürlüğüne sunularak tescil sağlanır.

Taşınmazın terekeye dönmesi, terekenin yalnızca alacak tarafını değil borç tarafını da ilgilendirir. Mirasçılar payları oranında hak sahibi olurken mirasbırakanın borçlarından da sorumlu olduklarından, dava sonucunda elde edilecek payın net değeri terekenin borç durumuyla birlikte hesaplanmalıdır; bu ilişki ölen kişinin borcu mirasçıya geçer mi yazısında ayrıntılandırıldı.

Yargılama giderleri ve harç, davanın ekonomik boyutunu belirleyen ikinci başlıktır. Tapu iptali ve tescil davasında harç, taşınmazın değeri üzerinden nispi olarak hesaplanır ve yargılama sırasında değerin yükselmesi hâlinde harç tamamlama gündeme gelir. Bu mekanizmanın ayrıntısı tapu iptal ve tescil davası harç tamamlama yazısında ele alındı.

Dosyanızın Değerlendirilmesi

Muris muvazaası dosyalarında sonucu belirleyen şey, dava açıldıktan sonra yapılanlar değil, açılmadan önce toplanan belgelerdir. Tapu kaydının, banka hareketlerinin ve devralanın mali durumunun önceden incelenmesi, muvazaa ile tenkis arasındaki tercihi de netleştirir.

Miras bırakanın yaptığı devirlerin hangi yolla dava konusu edilebileceğini kendi dosyanız üzerinden konuşmak isterseniz büromuza ulaşabilirsiniz. Devir tarihleri, tapu kayıtları ve mirasçılık durumu birlikte değerlendirildiğinde hangi talebin öne alınacağı belirginleşir.

Kanun metninin tamamı için: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

Sıkça Sorulan Sorular

Muris muvazaası davası ne kadar sürer?

Süre dosyanın delil yapısına bağlıdır. Bilirkişi incelemesi, tanık dinlenmesi ve emsal değer araştırması gerektiğinden yargılama çoğu dosyada birkaç yıla yayılır. İstinaf aşaması da eklendiğinde süre uzar; bu nedenle taşınmazın devredilmesini önleyecek tedbir talebi baştan yapılmalıdır.

Mirastan mal kaçırma davası açmak için veraset ilamı şart mı?

Mirasçılık sıfatının ispatı gerektiği için veraset ilamı (mirasçılık belgesi) dosyaya sunulur. Belge sulh hukuk mahkemesinden veya noterden alınabilir. Dava açılırken elde yoksa mahkeme süre verir; ancak baştan temin edilmesi yargılamayı hızlandırır.

Muris muvazaasında tapu bedeli düşük gösterilmişse bu tek başına yeterli mi?

Yeterli değildir. Tapuda düşük bedel gösterilmesi ülkemizde harç maliyetini azaltmak amacıyla da yapıldığından, tek başına muvazaa kanıtı sayılmaz. Bedel farkı, devralanın ödeme gücü ve murisin devir yapmasındaki makul neden gibi diğer ölçütlerle birlikte değerlendirilir.

Saklı payı olmayan mirasçı muris muvazaası davası açabilir mi?

Açabilir. İçtihadı birleştirme kararı, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların dava açabileceğini belirtir. Bu, tenkis davasından ayrılan temel farklardan biridir; tenkis yalnızca saklı payı zedelenen mirasçıya tanınmıştır.

Mirasbırakan hayattayken muvazaa davası açılabilir mi?

Açılamaz. Miras hakkı ölümle doğduğundan, mirasbırakan sağken yapılan devirlere karşı mirasçı adayının dava hakkı bulunmaz. Sağlığında yapılan devirler ancak ölümden sonra muvazaa veya tenkis yoluyla dava konusu edilebilir.

Bağış olarak yapılan devir muris muvazaası sayılır mı?

Sayılmaz. Muvazaa, gerçek iradenin gizlenmesini gerektirir; tapuda açıkça bağış gösterilen devirde gizlenen bir işlem yoktur. Bu tür devirlerde saklı payı zedelenen mirasçının yolu tenkis davasıdır.

Taşınmaz dışındaki mallar için de muris muvazaası davası açılır mı?

Muvazaa iddiası taşınırlar ve para bakımından da ileri sürülebilir; ancak talep tapu iptali biçiminde kurulamaz. Bu tür devirlerde istem, malın veya bedelinin terekeye iadesi ya da saklı payın tamamlanması yönünde şekillenir.

Muvazaa davasında tanık dinletilebilir mi?

Dinletilebilir. Mirasçı, muvazaalı işlemin tarafı olmadığı için işlemi her türlü delille ispatlayabilir. Bununla birlikte tanık beyanları tek başına değil, tapu ve banka kayıtlarıyla birlikte değerlendirildiğinde sonuç doğurur.

Dava kazanılırsa taşınmazın tamamı bana mı geçer?

Hayır. Tescil, davacının miras payı oranında yapılır. Diğer mirasçıların payları için ayrıca talepte bulunulması gerekir; davaya katılmayan mirasçılar kendi payları bakımından ayrı dava açabilirler.

Devralan taşınmazı bir başkasına satmışsa ne yapılabilir?

Yeni malikin iyiniyetli olup olmadığı belirleyicidir. Tapu kaydına iyiniyetle dayanarak kazanan üçüncü kişinin kazanımı korunur; yolsuz tescili bilen veya bilmesi gereken kişiye karşı ise iptal istenebilir. Korunan hâllerde talep, devri yapan kişiden tazminata dönüşür.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi iptal edilebilir mi?

Bakım borcu fiilen yerine getirilmişse sözleşme geçerlidir. Mirasbırakanın bakıma ihtiyacının bulunmaması veya bakımın hiç üstlenilmemiş olması hâlinde sözleşmenin bağışı gizlemek için kullanıldığı ileri sürülebilir ve muvazaa değerlendirmesi yapılır.

Muris muvazaası davasında arabuluculuk zorunlu mu?

Zorunlu değildir. Dava şartı arabuluculuk kapsamı kanunda dört başlıkla sınırlandırılmıştır ve tapu iptali ile tescil davası bu sayımın içinde yer almaz. Taraflar isterse ihtiyari olarak arabulucuya başvurabilir.

Dava hangi mahkemede açılır?

Taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açılır ve bu yetki kesindir. Farklı yerlerde birden çok taşınmaz varsa dava, taşınmazlardan birinin bulunduğu yerde diğerleri hakkında da açılabilir.

Muvazaa ile tenkis talebi aynı dilekçede ileri sürülebilir mi?

Uygulamada öncelikle muvazaa, kabul edilmezse tenkis biçiminde kademeli talep kurulmaktadır. Ancak iki davanın kesin yetki kuralları farklı olduğundan, taleplerin birlikte ileri sürüldüğü dosyalarda yetki itirazı ihtimali gözetilmelidir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; her dosyanın tapu kaydı, devir tarihi ve delil yapısı farklı olduğundan burada anlatılanlar somut bir uyuşmazlığa doğrudan uygulanamaz. Mevzuat ve Yargıtay uygulaması değişebilir. Devir işlemine karşı adım atmadan önce bir avukatla görüşülmesi yerinde olur. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.