Asansör Kazası Tazminat Davası: Kime Karşı Açılır, Kimler Sorumlu?
Asansör Kazası Tazminat Davası: Kime Karşı Açılır, Kimler Sorumlu?
Asansör Kazası Tazminat Davası; Bir asansör kazası yaşandığında çoğu mağdur ilk olarak “site yönetimi hallediyordur” diye düşünür ve konuyu apartman toplantısına havale eder. Oysa gerçek çok daha karmaşıktır: asansör kazası tazminat davası tek bir muhataba değil, bina maliki, site yönetimi ve bakım firması gibi birden fazla tarafa karşı açılabilir; bazı hâllerde kusuru olmayan kat maliki bile sorumlu tutulabilir. Bu yazıda kimin sorumlu olduğunu, hangi tazminatların talep edilebileceğini, davanın hangi mahkemede açılacağını ve delil toplama sürecini uygulamaya dönük şekilde anlatıyoruz.
Özetle: Asansör Kazası Tazminat Davası
Sorumlu taraf tek değildir: bina maliki, site yönetimi ve bakım firması aynı anda ve müteselsilen sorumlu tutulabilir.
Malikin sorumluluğu çoğu zaman kusursuz sorumluluktur (TBK m.69) — “benim kusurum yoktu” savunması tek başına yeterli olmaz.
Talep edilebilecek tazminatlar: tedavi giderleri, iş göremezlik/maluliyet kaybı, ölümde destekten yoksun kalma ve manevi tazminattır.
Kusuru ağır olan kazalarda taksirle yaralama veya taksirle öldürme kapsamında ayrı bir ceza yargılaması da yürüyebilir.
Dava genel olarak Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılır; zamanaşımı süresi, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her hâlde olaydan itibaren 10 yıldır.
Asansör kazası tazminat davası nedir ve kimler açabilir?
Asansör kazası tazminat davası, bir asansörün arızalanması, bakımsızlığı veya kusurlu üretimi sonucu yaralanan ya da hayatını kaybeden kişilerin uğradığı zararın hukuki yollarla giderilmesi için açılan davadır. Davayı bizzat yaralanan kişi açabilir; kaza ölümle sonuçlanmışsa ölenin eşi, çocukları, anne babası gibi yakınları hem destekten yoksun kalma tazminatı hem de kendi manevi zararları için dava hakkına sahiptir.
Bu davalar genellikle asansörün ani düşmesi, kapı mekanizmasının bir uzvu sıkıştırması, kabin ile kat hizası arasında oluşan boşluğa düşme veya bakım sırasında meydana gelen kazalar üzerine açılır. Kaza konut binasında, iş yerinde, AVM’de veya hastanede yaşanabilir; sorumluluğun kime ait olduğu her seferinde ayrıca değerlendirilir.
Mağdurun davayı kime karşı yönelteceğini doğru belirlemesi, hem tazminatın tahsil edilebilirliği hem de dava süresinin kısalması açısından kritik önem taşır. Yanlış tarafa açılan veya eksik taraf gösterilen davalar, ıslah veya taraf teşmili gibi ek işlemlerle uzayabilir. Bu noktada bir tazminat avukatından destek almak sürecin başında zaman kaybını önler.
Asansör kazası tazminat davası kime karşı açılır, kim sorumludur?
Asansör kazası tazminat davası kime karşı açılır sorusunun tek bir cevabı yoktur; kazanın nedenine göre bina maliki, site/apartman yönetimi, asansör bakım firması ve kazazede bir çalışansa işveren aynı anda sorumlu taraf olabilir. Bu sorumluluk çoğu zaman tek bir kişide toplanmaz, birden fazla taraf arasında paylaşılır.
Sorumlu Taraf
Hukuki Dayanak
Sorumluluk Türü
Bina/yapı maliki
TBK m.69 (yapı eserinin bakım eksikliği)
Kusursuz sorumluluk ağırlıklı
Site/apartman yönetimi
Kat Mülkiyeti Kanunu, ortak alanların bakım yükümlülüğü
Kusura dayalı sorumluluk
Asansör bakım firması
Bakım sözleşmesi + haksız fiil hükümleri
Kusura dayalı sorumluluk
İşveren (iş kazası ise)
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu
Kusura dayalı sorumluluk
Birden çok tarafın sorumlu olduğu durumlarda Türk Borçlar Kanunu’nun müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümleri (TBK m.61) devreye girer. Mağdur, tazminatın tamamını sorumlulardan yalnızca birinden talep edebilir; ödemeyi yapan taraf daha sonra kusuru oranında diğer sorumlulara rücu eder. Bu kural mağdur açısından önemli bir avantajdır çünkü tahsilat riskini büyük ölçüde azaltır — örneğin site yönetimi maddi durumu zayıfsa, tazminat doğrudan bina malikinden veya bakım firmasından istenebilir.
Uygulamada sık karşılaşılan bir senaryo şudur: kaza bakım firmasının ihmalinden kaynaklanmıştır ancak site yönetimi bakım sözleşmesini takip etmemiş, malik de yapı üzerindeki genel gözetim yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Böyle bir durumda dava üç tarafa birden yöneltilebilir ve kusur oranları bilirkişi incelemesiyle netleştirilir.
Yapı malikinin kusursuz sorumluluğu (TBK m.69) ne anlama gelir?
TBK m.69 uyarınca bir yapı eserinin bakımındaki eksiklikten doğan zararlardan malik, kendi kusuru olmasa bile sorumlu tutulabilir. Asansör, binanın sabit bir parçası olduğundan bakım eksikliğinden kaynaklanan kazalar bu kapsamda değerlendirilir; malikin “ben kişisel olarak ihmalkâr değildim, bakımı ihmal eden yönetimdi” savunması tek başına sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Kusursuz sorumluluk, malikin kurtuluş kanıtı getirmesini imkânsız kılmaz ama bu kanıt oldukça sınırlıdır. Malikin sorumluluktan kurtulabilmesi için genellikle zararın kendi bakım yükümlülüğüyle hiçbir ilgisi olmayan, öngörülemez ve önlenemez bir dış etkenden (mücbir sebep, üçüncü kişinin ağır kusuru gibi) kaynaklandığını göstermesi gerekir. Sadece “yönetim ihmal etti” demek bu kurtuluş kanıtı için yeterli sayılmaz; çünkü malik, yapının bakımını takip etmekle de yükümlüdür.
Bu noktada malik ile site yönetimi arasındaki iç ilişki, mağduru ilgilendirmez. Mağdur tazminatını doğrudan malikten talep edebilir; malik daha sonra kendi aralarındaki sorumluluk paylaşımına göre yönetime veya bakım firmasına rücu yoluna gidebilir.
Site/apartman yönetiminin ve bakım firmasının sorumluluğu nasıl belirlenir?
Asansör, Kat Mülkiyeti Kanunu m.4 uyarınca ortak alan sayılır ve bu nedenle bakımından öncelikle site/apartman yönetimi sorumludur. Yönetici, ortak yerlerin ve tesislerin bakımını sağlamakla görevlidir; asansörün düzenli olarak bakımının yaptırılmaması, ilgili yönetmelik uyarınca öngörülen kontrollerin aksatılması yöneticinin kusurunu ortaya koyar.
Asansörlerin belirli aralıklarla bakım firması tarafından bakımının yapılması ve ayrıca yetkili muayene kuruluşlarınca periyodik kontrolden geçirilmesi gerekir. Güvensiz bulunan (kırmızı etiketli) bir asansörün kullanımı yasaktır; tespit edilen kusurun ilgili yönetmelikte belirlenen süre içinde giderilmesi ve asansörün yeniden uygun hâle getirilmesi zorunludur. Bu süre boyunca asansörün kullanıma açık tutulması, hem yönetimin hem de bilerek göz yumulmuşsa bakım firmasının sorumluluğunu ağırlaştırır.
Bakım firmasının sorumluluğu genellikle bakım sözleşmesinden doğan edim yükümlülüğünün kusurlu ifasına dayanır. Bakım kayıtlarında eksik kontrol, arızalı parçanın değiştirilmemesi veya bakım periyotlarının atlanması tespit edilirse, firma hem sözleşmesel hem de haksız fiil sorumluluğu ile karşı karşıya kalır. Mağdur tazminatı yönetimden tahsil ettiğinde, yönetim kusurlu bakım firmasına rücu edebilir; bu da uygulamada sıkça göz ardı edilen ama mağdur ve yönetim açısından önemli bir haktır.
Aidat ödemelerinin düzenli yapılmaması, yönetimin bakımı ihmal etmesinin gerekçesi olamaz. Yönetici, mali sıkıntı içindeyse dahi asansörün güvensiz hâle geldiğini tespit ettiği andan itibaren kullanımı durdurma ve gerekli önlemleri alma yükümlülüğündedir.
Asansör kazasında kiracı mı ev sahibi mi sorumludur?
Asansörde yaşanan bir kazada kural olarak kiracı değil, malik veya yönetim sorumlu tutulur; çünkü asansör bağımsız bölümün değil ortak alanın bir parçasıdır ve bakımından kiracı değil malik/yönetim sorumludur. Kiracının kaza karşısındaki konumu, mağdur olması hâlinde diğer sorumlulara karşı tazminat talep edebilen bir taraf olmasıdır.
Bu ayrım özellikle kira sözleşmelerinde “bakım giderleri kiracıya aittir” gibi maddeler bulunduğunda karışıklığa yol açar. Böyle bir sözleşme hükmü taraflar arasında geçerli olsa da, üçüncü kişiye (kazazedeye) karşı sorumluluğu kiracıya devretmez; kazazede yine malike, yönetime veya bakım firmasına dava açabilir. Kiracı ile malik arasındaki gider paylaşımı, mağdurun hangi tarafa dava açacağını etkilemez.
Somut bir örnek durumu netleştirir: bir apartmanda kiracı olarak oturan kişi, asansörün ani durması sonucu yaralandığında, kendi oturduğu daireyi kiralamış olması sorumluluğunu doğurmaz; tam tersine kendisi de mağdur sıfatıyla tazminat talep edebilir. Kiracının sorumlu tutulabileceği istisnai hâller, ancak kazaya doğrudan kiracının kusurlu bir davranışının (örneğin asansöre kapasitesinin çok üzerinde yük bindirmesi veya güvenlik düzeneğini bilinçli devre dışı bırakması) yol açtığı durumlarla sınırlıdır. Bunun dışında asansörün teknik bakımı ve güvenliği, hukuken kiracının değil malikin ve yönetimin sorumluluk alanındadır.
Asansör kazasında hangi tazminatlar talep edilebilir?
Asansör kazası sonucunda yaralanan kişi maddi ve manevi tazminat olmak üzere iki ana kalemde talepte bulunabilir. Maddi tazminat, kazanın doğrudan yol açtığı ekonomik kayıpları; manevi tazminat ise yaşanan acı ve elem karşılığında hükmedilen parasal telafiyi kapsar.
Tedavi giderleri: hastane, ameliyat, ilaç, fizik tedavi ve rehabilitasyon masrafları
Geçici iş göremezlik tazminatı: kazazedenin tedavi sürecinde çalışamadığı döneme ait kazanç kaybı
Kalıcı maluliyet (iş gücü kaybı) tazminatı: kazanın bıraktığı kalıcı sakatlık oranına göre hesaplanan gelecekteki kazanç kaybı
Bakıcı gideri: kazazedenin günlük yaşam faaliyetlerini yerine getiremediği dönemler için
Manevi tazminat: yaşanan fiziksel acı, psikolojik travma ve yaşam kalitesindeki bozulma karşılığında
Tazminat miktarı; kazazedenin yaşı, gelir durumu, maluliyet oranı, kusur dağılımı ve somut olayın özellikleri gibi birçok faktöre göre değişir. Kesin bir rakam vermek yerine, her dosyanın kendi bilirkişi raporlarıyla değerlendirilmesi gerekir. Talep edilebilecek tutarın nasıl belirlendiğine dair daha ayrıntılı bilgiyi tazminat davasında ne kadar para talep edilebilir başlıklı yazımızda bulabilirsiniz. Maddi ve manevi tazminat arasındaki farkı daha iyi anlamak isteyenler bu rehberimize göz atabilir.
Ölümlü asansör kazasında ölenin yakınları hangi tazminatı isteyebilir?
Ölümlü asansör kazasında ölenin yakınları destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze/defin giderleri ve kendi manevi zararları için manevi tazminat talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatı, ölen kişinin sağlığında maddi olarak desteklediği eş, çocuk veya ebeveynlerin bu destekten mahrum kalmasını telafi etmeyi amaçlar.
Bu tazminat türü hesaplanırken ölenin yaşı, geliri, muhtemel çalışma süresi ve destek verdiği kişilerin sayısı gibi ayrıntılar dikkate alınır; bu nedenle aktüeryal hesaplama gerektiren teknik bir süreçtir. Manevi tazminat ise yalnızca yakın akrabalarla sınırlı değildir, ölenle duygusal bağı ispatlanan kişiler de (durumun somut özelliklerine göre) manevi tazminat talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanma yöntemini destekten yoksun kalma tazminatı yazımızda detaylı ele aldık.
Asansörde mahsur kalma veya panik manevi tazminat doğurur mu?
Fiziksel yaralanma olmasa dahi, uzun süre asansörde mahsur kalma ve bunun neden olduğu ciddi panik/travma hâli, somut olayın özelliklerine göre manevi tazminat talebine konu olabilir. Burada belirleyici olan, yaşanan olayın kişide gerçek bir kişilik hakkı ihlaline (ağır psikolojik etki, panik atak, travma sonrası stres gibi) yol açıp açmadığıdır.
Kısa süreli ve önemli bir sıkıntı yaratmayan mahsur kalma olayları çoğu zaman tazminat talebi için yeterli görülmeyebilir; buna karşılık saatler süren, oksijensizlik veya panik atak gibi somut bulgularla desteklenen olaylarda mahkemeler manevi tazminata hükmedebilir. Böyle bir durumda psikolojik değerlendirme raporu ve olay anına dair kayıtlar (kamera görüntüsü, çağrı merkezi kayıtları) talebi güçlendiren önemli delillerdir.
Asansör kazasının ceza boyutu nedir?
Asansör kazası ölümle sonuçlanmışsa Türk Ceza Kanunu m.85 kapsamında taksirle öldürme suçu; yaralanmayla sonuçlanmışsa TCK m.89 kapsamında taksirle yaralama suçu gündeme gelir. Taksirle öldürme suçunun temel cezası 2 ila 6 yıl hapis olup, birden fazla kişinin ölümüne ya da bir kişinin ölümü ile birlikte başkalarının yaralanmasına neden olunmuşsa ceza 2 ila 15 yıl arasında belirlenebilir.
Taksirle yaralama suçu kural olarak şikâyete bağlıdır; ancak yaralanmanın ağır olduğu (örneğin bilinç kaybı, kemik kırığı, uzuv zayıflaması veya kalıcı iz gibi neticeler) ve failin bilinçli taksirle hareket ettiği hâllerde şikâyet aranmaksızın resen soruşturma yürütülebilir. Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek hafif yaralanmalarda ise kural olarak mağdurun şikâyeti aranır. Taksirle öldürme suçu ise her hâlde şikâyete bağlı olmaksızın kendiliğinden soruşturulur. Bu davalarda sanık sıfatı, bilirkişi incelemesi sonucunda kusuru tespit edilen bakım yetkilisi/teknisyen, yönetici veya kusurlu bulunan diğer ilgililer olabilir; kesin bir isim önceden söylenemez, bu tamamen somut olayın delillerine bağlıdır.
Ceza davası ile hukuk (tazminat) davası birbirinden bağımsız olarak yürütülebilir ve genellikle paralel ilerler. Ceza dosyasında düzenlenen bilirkişi kusur raporu, tazminat davasında da güçlü bir delil olarak kullanılabilir; bu nedenle mağdurun ceza soruşturmasına müdahil olması, tazminat davası açısından da stratejik önem taşır.
Asansör kazası davası hangi mahkemede açılır ve zamanaşımı ne kadardır?
Asansör kazası tazminat davası, kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır; ancak kazazede olay sırasında çalışan durumundaysa (örneğin bakım işçisi ya da iş yerinde çalışan bir kişi) dava İş Mahkemesinde görülür. Kazanın bir tüketici ilişkisi (örneğin bir hizmet alımı) içinde gerçekleşmesi hâlinde Tüketici Mahkemesi de gündeme gelebilir; görevli mahkeme her olayda ayrıca değerlendirilmelidir.
İş kazası niteliğindeki ve işçi-işveren ilişkisinden doğan bazı taleplerde dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk sürecinin tüketilmesi gerekebilir. Bu süreç atlanırsa dava usulden reddedilebileceğinden, dava açmadan önce doğru prosedürün belirlenmesi önemlidir.
Konu
Süre/Kural
Zamanaşımı (zararı ve sorumluyu öğrenmeden itibaren)
2 yıl
Zamanaşımı (her hâlde fiil tarihinden itibaren)
10 yıl
Fiil aynı zamanda daha uzun süreli ceza zamanaşımı gerektiren bir suçsa
O uzun süre uygulanır
Görevli mahkeme ve zamanaşımı hesabının yanlış yapılması, davanın en başında hak kaybına yol açabilir. Sürecin ne kadar süreceğine dair genel bilgi için tazminat davası ne kadar sürer yazımızı, iş yerindeki asansör kazaları için ise iş kazası tazminatı avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Asansör kazasında hangi deliller toplanmalıdır?
Asansör kazası tazminat davasının başarısı büyük ölçüde toplanan delillerin niteliğine bağlıdır. Kaza sonrasında mümkün olduğunca hızlı hareket edilmesi, delillerin kaybolmasını önler.
Bilirkişi kusur raporu (kaza sonrası mahkeme veya savcılık tarafından aldırılır)
Asansörün periyodik kontrol raporu ve etiket kaydı (kırmızı/sarı/yeşil durum bilgisi)
Aylık bakım kayıtları ve bakım firmasıyla yapılan sözleşme
Adli rapor veya SGK/maluliyet raporu (yaralanmanın niteliği ve oranı için)
Kaza anına ait kamera kaydı
Tanık beyanları (aynı binada oturanlar, olayı gören kişiler)
Olay yeri tespit tutanağı (varsa kolluk kuvvetlerince düzenlenen)
Kamera kayıtları çoğu zaman belirli bir süre sonra otomatik olarak silindiğinden, bu kaydın mahkeme veya savcılık aracılığıyla ivedilikle talep edilmesi gerekir. Aynı şekilde bakım kayıtlarının site yönetiminden veya bakım firmasından resmi yazışmalarla istenmesi, ileride “kayıt kayboldu” savunmasının önüne geçer.
Delillerin zamanla yok olma riski yüksekse, asıl tazminat davası açılmadan önce mahkemeden delil tespiti talep edilmesi mümkündür. Bu yolla asansörün kaza anındaki teknik durumu, bakım geçmişi ve etiket kayıtları bir bilirkişi eşliğinde resmen kayıt altına alınır; böylece sorumlu tarafların daha sonra asansörü onarıp delil durumunu değiştirmesi engellenmiş olur. Özellikle asansörün kaza sonrası hızla tamir edildiği durumlarda, erken delil tespiti davanın kaderini belirleyebilir.
Zorunlu asansör sorumluluk sigortası tazminatı karşılar mı?
Türkiye’de asansör işletenler için üçüncü kişilere verilebilecek zararları karşılamak üzere zorunlu asansör kazaları mali sorumluluk sigortası bulunur. Bu sigorta, kaza sonucu yaralanan veya ölen kişilere ödenecek tazminatların en azından bir kısmını karşılamayı amaçlar.
Ancak sigorta poliçesinin bulunması, sorumlulara karşı dava açma hakkını ortadan kaldırmaz. Sigorta teminatı zararın tamamını karşılamıyorsa ya da poliçe herhangi bir nedenle geçersizse (süresi dolmuş, prim ödenmemiş gibi), mağdur aradaki farkı veya tazminatın tamamını doğrudan malik, yönetim veya bakım firmasından talep edebilir. Uygulamada sigorta şirketi ile sorumlular arasındaki ilişki mağduru bağlamaz; mağdurun asıl muhatabı yine hukuki olarak sorumlu bulunan taraflardır.
Sorumluluk zincirinin kurumsal olduğu kadar bireysel boyutları da olabilir; örneğin bir çocuğun okulda ya da kamuya açık bir alanda yaşadığı kazalarda benzer sorumluluk analizleri geçerlidir. Bu konudaki yaklaşımımızı çocuğum okulda yaralandı, ilk hangi adımları atmalıyım başlıklı yazımızda bulabilirsiniz.
Asansör kazası tazminat davası, doğru tarafın belirlenmesinden delillerin zamanında toplanmasına kadar birçok teknik adım gerektiren bir süreçtir. Sürecin başında bir tazminat avukatıyla görüşmek, hem doğru sorumlulara karşı dava açılmasını hem de tazminat miktarının hak edilen düzeyde talep edilmesini sağlar.
Sıkça Sorulan Sorular
Asansör kazasında çocuğun kolu kapıya sıkışırsa kim sorumlu olur?
Kapı mekanizmasının kusurlu çalışması nedeniyle yaşanan sıkışma kazalarında sorumluluk genellikle bina maliki, site yönetimi ve bakım firması arasında paylaşılır. Kapı sensörünün arızalı olması veya bakımının aksatılması, bu tarafların kusurunu gösteren güçlü bir delil olarak kabul edilir.
İş yerinde veya AVM’de yaşanan asansör kazasında sorumluluk kime aittir?
İş yeri veya AVM’de yaşanan kazalarda öncelikle binayı işleten şirket, işveren veya mülk sahibi sorumlu tutulur. Kazazede o iş yerinin çalışanıysa, işverenin iş sağlığı ve güvenliği mevzuatından doğan yükümlülükleri de ayrıca devreye girer ve dava İş Mahkemesinde açılabilir.
Aidat ödemeyen kat maliki asansör kazasından sorumlu olur mu?
Kural olarak kazadan doğan tazminat sorumluluğu ile aidat ödemesi ayrı konulardır; aidatını ödememiş olması bir kat malikini kazadan doğan sorumluluktan kurtarmaz. Ancak yönetim, aidat toplanamadığı için bakımın aksadığını gerekçe göstererek kusurunu hafifletmeye çalışabilir; bu durum somut delillerle ayrıca değerlendirilir.
Asansör kazası tazminat davası kime karşı açılır, birden fazla kişiye birden açılabilir mi?
Evet, dava bina maliki, site yönetimi ve bakım firması gibi birden fazla tarafa birlikte açılabilir. Müteselsil sorumluluk kuralı sayesinde mağdur, tazminatın tamamını bu taraflardan herhangi birinden talep edebilir ve sorumlular kendi aralarında rücu yoluna gider.
Asansör kazası tazminat davası ne kadar sürer?
Süre; bilirkişi incelemelerinin sayısı, tarafların itirazları ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. Bu tür davalar genellikle birden fazla bilirkişi raporu gerektirdiğinden standart tazminat davalarına göre biraz daha uzun sürebilir; sürecin genel işleyişini tazminat davası ne kadar sürer yazımızda ele aldık.
Asansör kazası tazminatı ne kadar olur?
Tazminat miktarı; maluliyet oranı, kazazedenin yaşı ve geliri, kusur dağılımı ile somut olayın koşullarına göre değişir; sabit bir rakam vermek mümkün değildir. Kesin bir öngörü için dosyanın bir uzman tarafından incelenmesi gerekir.
Asansörde uzun süre mahsur kalmak tek başına tazminat hakkı doğurur mu?
Fiziksel yaralanma olmasa da, mahsur kalma olayının şiddeti ve kişide bıraktığı psikolojik etki somut delillerle ortaya konabiliyorsa manevi tazminat talep edilebilir. Bu değerlendirme olayın süresine, koşullarına ve kişide bıraktığı etkiye göre yapılır.
Asansör bakım firmasıyla site yönetimi arasındaki sözleşme mağduru bağlar mı?
Hayır. Bakım firması ile yönetim arasındaki sözleşme hükümleri yalnızca taraflar arasında geçerlidir ve mağdurun hangi tarafa dava açabileceğini sınırlamaz. Mağdur, kusuru bulunan tüm taraflara karşı doğrudan dava açma hakkına sahiptir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; mevzuat zaman içinde değişebilir ve her somut olay kendine özgü koşullar barındırır. Asansör kazası nedeniyle bir tazminat sürecine girmeden önce mutlaka bir avukata danışarak dosyanızı özel olarak değerlendirtmenizi öneririz.
Kaynak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu
Araç mahrumiyet tazminatı dilekçe örneği, dava açma süreci ve nelere dikkat edilmesi gerektiği gibi pek çok konuya değindik. Haklarınız ve süreç hakkında detaylı bilgi edinmek için hazırladığımız bu içeriği mutlaka inceleyin.
Değer kaybı başvurusunun reddedilmesi, hakkın tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Çoğu zaman sorun, kusur oranı, eksik evrak veya hasarın yanlış değerlendirilmesinden kaynaklanır. Bu nedenle ret kararından sonra yapılması gereken ilk şey, gerekçeyi doğru analiz etmek ve dosyayı teknik olarak yeniden değerlendirmektir. Doğru itiraz ve güçlü belgelerle süreç yeniden olumlu hale gelebilir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne AİHM bireysel başvuru nasıl yapılır? Kimler başvurabilir ve süreç nasıl işler? Bu kapsamlı rehberde tüm detayları bulabilirsiniz.
İş kazalarında kusur oranı, kazanın neden meydana geldiğini ve sorumluluğun kimde olduğunu belirleyen en kritik unsurdur. Bu oran; işverenin iş güvenliği önlemlerini alıp almadığı, çalışanın talimatlara uyup uymadığı ve olayın önlenebilir olup olmadığı incelenerek tespit edilir. Bilirkişi raporları, işyeri kayıtları ve tanık anlatımları değerlendirilir ve çıkan sonuç doğrudan tazminat miktarını etkiler. Kısacası iş kazası dosyasında yalnızca kazanın gerçekleşmesi değil, kazanın hangi şartlarda oluştuğu belirleyici olur.