Aile Hukuku, Hukuk, Tazminat Hukuku

Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat

Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat

Boşanmada tazminat, Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesinde tek bir kalem olarak değil, iki ayrı talep olarak düzenlenmiştir. Maddi tazminat boşanma yüzünden zedelenen mevcut veya beklenen menfaatleri karşılar; manevi tazminat ise boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın manevi zararını giderir. İkisinin şartları da, hesaplanma biçimi de, ödenme şekli de birbirinden farklıdır.

Makale İçeriği

Uygulamada en çok kaybedilen hak, tazminatın kendisi değil süresi oluyor. Boşanma kesinleştikten sonra tazminat isteyecek tarafın bir yılı vardır ve bu süre 174. maddede değil, çoğu kaynağın atladığı TMK m.178‘de düzenlenmiştir. İkinci sırada gelen kayıp ise miktarla ilgilidir: 16 Temmuz 2026 tarihli 7589 sayılı Kanun belirsiz alacak davasını yürürlükten kaldırdığı için, miktarı baştan belirlenemeyen tazminat taleplerinde izlenecek usul değişmiştir.

Ana hatlarıyla

Boşanmada tazminat, kusurlu eşten istenen iki ayrı kalemdir; talep edilmedikçe hâkim kendiliğinden hükmetmez.

  • Maddi tazminat (TMK 174/1): Talep eden kusursuz ya da daha az kusurlu olmalı, karşı taraf kusurlu olmalı, boşanma yüzünden mevcut veya beklenen bir menfaat zedelenmiş olmalıdır.
  • Manevi tazminat (TMK 174/2): Boşanmaya sebep olan olayların kişilik hakkına saldırı niteliği taşıması aranır; miktar hakkaniyete göre belirlenir.
  • Süre: Boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl (TMK m.178). Bu bir zamanaşımıdır; ileri sürülmedikçe hâkim kendiliğinden dikkate alamaz (TBK m.161).
  • Ödeme biçimi: Maddi tazminat toptan veya irat şeklinde ödenebilir; manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez (TMK m.176/2).
  • Yetki: Boşanmadan sonra açılan tazminat davasında TMK m.177’deki özel yetki kuralı uygulanmaz; o hüküm yalnızca nafaka davaları içindir.

Boşanmada Tazminat Nedir, Hangi Talepleri Kapsar?

Boşanmada tazminat, evliliğin sona ermesinden doğan zararın kusurlu eşten giderilmesini sağlayan hukuki araçtır. Kanun bunu tek bir kalem olarak değil, iki ayrı fıkrada düzenlemiştir. TMK m.174/1 maddi tazminatı, m.174/2 ise manevi tazminatı düzenler ve her fıkranın kendi şartları vardır. Bir eş her iki tazminata da hak kazanabileceği gibi, yalnızca birine hak kazanıp diğerinden mahrum kalabilir.

Bu iki kalem, boşanmanın parasal sonuçlarının tamamı değildir. Yoksulluk nafakası (TMK m.175), iştirak nafakası, katılma alacağı ve ziynet alacağı ayrı hukuki temellere dayanır; şartları da farklıdır. Bir talebin reddedilmesi diğerini etkilemez. Nitekim tazminat alamayan bir eş yoksulluk nafakası alabilir, çünkü nafakada aranan ölçüt kusur değil yoksulluğa düşme ve kusurun daha ağır olmamasıdır.

Tazminatın en önemli özelliği talebe bağlı olmasıdır. Hâkim, taraflardan biri istemedikçe tazminata kendiliğinden hükmedemez. Boşanma davası dilekçesinde ya da usulüne uygun biçimde ıslah veya talep artırımı yoluyla açıkça istenmemiş bir tazminat, kusur ne kadar ağır olursa olsun karara bağlanmaz. Boşanma sürecinin nasıl işlediğini boşanma davası nasıl açılır yazımızda adım adım ele aldık.

Tazminat talebi, boşanma davasının içinde ileri sürülebileceği gibi boşanma kesinleştikten sonra ayrı bir davayla da istenebilir. Ancak bu iki yol harç, yetki ve süre bakımından aynı sonuçları doğurmaz; aşağıda ayrı başlıklar altında karşılaştırıyoruz.

Boşanma Maddi Tazminat Şartları (TMK 174/1)

Kanunun lafzı şudur: “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.” Bu tek cümlede dört ayrı şart vardır ve dördü birden gerçekleşmedikçe maddi tazminata hükmedilmez: boşanmaya karar verilmiş olması, talep edenin kusursuz veya daha az kusurlu olması, karşı tarafın kusurlu olması ve boşanma yüzünden mevcut ya da beklenen bir menfaatin zedelenmesi.

Dikkat edilmesi gereken nokta, zararın boşanmadan doğmuş olması gerektiğidir. Evlilik sırasında eşin yaptığı bir masraf, verdiği bir borç ya da uğradığı bir zarar, boşanmadan bağımsız olarak doğmuşsa TMK m.174/1 kapsamında istenemez; bunlar genel hükümlere göre ayrı bir alacak davasının konusudur. Nedensellik bağı bu maddede sanıldığından daha belirleyicidir.

Kusursuzluk mutlak bir şart değildir. Kanun “kusursuz veya daha az kusurlu” diyerek karşılaştırmalı bir ölçüt koymuştur. Yani az da olsa kusurlu bir eş, karşı tarafın kusuru daha ağırsa maddi tazminat isteyebilir. Buna karşılık kusuru daha ağır olan eş, karşı tarafın da kusurlu olduğunu ispatlasa dahi maddi tazminat alamaz.

Boşanma davasında maddi tazminat şartları nelerdir?

Yukarıdaki dört şart, dosyaya sunulacak delillerin de haritasını verir. Boşanma kararı verilmiş olmalı, kusur karşılaştırması talep eden lehine sonuç vermeli, karşı tarafın kusuru ortaya konulmalı ve zedelenen menfaat somutlaştırılmalıdır. Uygulamada en çok atlanan şart sonuncusudur: kusur ispatlanmış olsa bile zedelenen menfaat gösterilemezse talep reddedilir.

Şartların hepsi aynı anda aranır; birinin eksikliği diğerleriyle telafi edilemez. Bu nedenle dilekçede her şart için ayrı bir delil grubunun gösterilmesi, talebin ayakta kalma ihtimalini doğrudan artırır.

Mevcut menfaat neyi anlatır?

Mevcut menfaat, evlilik devam ederken eşin fiilen sahip olduğu ve boşanmayla yitirdiği ekonomik yararlardır. Eşin geçimine yaptığı düzenli katkı, birlikte yaşanan konuttan yararlanma imkânı, eşin sağladığı sağlık güvencesi ve evlilik birliğinden doğan bakım yükümlülüğünün karşılığı bu kapsamda değerlendirilir. Ölçüt duygusal değil ekonomiktir: boşanmadan önce fiilen var olan, boşanmayla ortadan kalkan bir yarar aranır.

Bu kalemin ispatı çoğu zaman belge üzerinden yürür. Eşin gelir durumu, sosyal güvenlik kayıtları, ortak konutun mülkiyet ve kira durumu, tarafların yaşam standardını gösteren harcama belgeleri dosyaya sunulur. Mahkeme ayrıca tarafların ekonomik ve sosyal durumunu resmî kurumlardan araştırır.

Beklenen menfaat neyi anlatır?

Beklenen menfaat, evlilik sürseydi ileride elde edilmesi kuvvetle muhtemel olan yararlardır. Eşin emekli aylığından yararlanma beklentisi, ilerleyen yaşta bakım görme beklentisi ve evliliğin devamına bağlı olarak doğacak ekonomik güvence bu başlığa girer. Burada aranan ölçüt soyut bir ihtimal değil, olayların olağan akışına göre gerçekleşmesi beklenen bir yarardır.

Beklenen menfaatin kapsamı, evliliğin süresine ve tarafların yaşına göre belirgin biçimde değişir. Kısa süren bir evlilikte beklenen menfaat dar yorumlanırken, uzun yıllar sürmüş ve eşlerden birinin çalışma hayatından uzaklaştığı bir evlilikte bu kalem tazminatın ana gövdesini oluşturabilir. Kariyerinden vazgeçen eşin kaybettiği kazanç imkânı da bu başlık altında değerlendirilir.

Kusur dengesi nasıl kurulur?

Kusur, boşanmaya sebep olan olayların hangi tarafa yüklenebileceğinin tespitidir. Mahkeme, tanık beyanlarını, dosyaya sunulan yazışmaları, varsa ceza dosyalarını ve tarafların beyanlarını birlikte değerlendirerek bir kusur tablosu kurar. Boşanmada ispatın kendine özgü kuralları vardır: TMK m.184 uyarınca hâkim tarafların ikrarıyla bağlı değildir ve delilleri serbestçe takdir eder.

Kusur tespiti yalnızca tazminatı değil, yoksulluk nafakasını ve bazı hâllerde mal rejimi sonuçlarını da etkiler. Bu nedenle boşanma dosyasında kusurun nasıl belirlendiği, tazminat talebinin kaderini doğrudan tayin eder. Tanık deliliyle ilgili ayrıntıları boşanma davasında tanık yazımızda inceledik.

Boşanma Davasında Manevi Tazminat Şartları

TMK m.174/2 şöyle der: “Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.” Manevi tazminatın amacı zenginleşme sağlamak değil, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden bozulan ruhsal dengeyi telafi etmek ve manevi değerlerdeki eksilmeyi karşılamaktır.

Buradaki kritik ayrım şudur: manevi tazminat, boşanmanın kendisinden değil boşanmaya sebep olan olaylardan doğar. Evliliğin bitmiş olmasının yarattığı üzüntü tek başına manevi tazminat sebebi değildir. Aranan şey, bu olayların kişilik hakkına saldırı niteliği taşımasıdır. Bu nedenle boşanma kararı verilmiş olsa bile, kişilik hakkına saldırı oluşturan somut bir olay ortaya konulamamışsa manevi tazminat reddedilir.

Manevi tazminat, maddi tazminattan bağımsız olarak istenebilir ve birinin reddi diğerinin reddini gerektirmez. Bir eş maddi bakımdan hiçbir kayba uğramamış olabilir; buna rağmen kişilik hakkına yönelik ağır bir saldırı varsa manevi tazminata hak kazanır.

Hangi davranışlar kişilik hakkına saldırı sayılır?

Uygulamada kişilik hakkına saldırı oluşturduğu kabul edilen davranışların başında fiziksel şiddet, sürekli hakaret ve aşağılama, güven sarsıcı davranışlar, sadakat yükümlülüğünün ağır ihlali, eşi ailesi veya çevresi önünde küçük düşürme ve iftira niteliğindeki suçlamalar gelir. Ortak nokta, davranışın kişinin onur, saygınlık ve ruhsal bütünlüğüne yönelmiş olmasıdır.

Buna karşılık boşanmaya yol açan her olumsuzluk kişilik hakkı saldırısı sayılmaz. Ekonomik uyuşmazlıklar, karakter uyuşmazlığı, ailelerin müdahalesi gibi durumlar evlilik birliğini temelinden sarsabilir ve boşanma sebebi oluşturabilir; ancak tek başına manevi tazminatı gerektirecek ağırlıkta bir saldırı oluşturmayabilir. Boşanma sebebinin tespiti ile tazminat şartının tespiti ayrı incelemelerdir; bu ayrımı evlilik birliğinin temelinden sarsılması yazımızda ayrıntılandırdık.

Kanunun lafzı ile uygulama arasındaki fark

Bu, konunun en az bilinen ayrıntısıdır. TMK m.174/1 maddi tazminat için talep edenin “kusursuz veya daha az kusurlu” olmasını açıkça arar. Buna karşılık m.174/2’nin lafzında talep eden yönünden böyle bir kusur ölçütü yer almaz; fıkra yalnızca kişilik hakkının saldırıya uğramasını ve diğer tarafın kusurlu olmasını aramaktadır.

Yargıtay uygulaması ise manevi tazminatta da talep edenin kusursuz ya da daha az kusurlu olması gerektiğini kabul etmekte, eşit kusur hâlinde manevi tazminata hükmedilemeyeceğini yerleşik biçimde uygulamaktadır. Yani metin ile uygulama arasında bir mesafe vardır ve dosyanızın kaderini belirleyen, metnin sözü değil bu yerleşik uygulamadır.

Pratik sonucu şudur: manevi tazminat talebini yalnızca “kişilik hakkım zedelendi” temeline oturtmak yeterli değildir. Kusur karşılaştırmasında karşı tarafın daha ağır kusurlu olduğunu ortaya koyan bir delil düzeni kurulmadıkça, kişilik hakkı saldırısı ispatlanmış olsa bile talep reddedilebilir.

Eşit Kusurda Tazminat Alınabilir mi?

Hayır. Tarafların kusuru eşit kabul edildiğinde ne maddi ne de manevi tazminata hükmedilir. Bunun sebebi kanunun kurduğu karşılaştırmalı ölçüttür: m.174/1 tazminat isteyenin “kusursuz veya daha az kusurlu”, karşı tarafın ise “kusurlu” olmasını arar. Eşit kusur hâlinde bu denge kurulamaz, çünkü hiçbir taraf diğerine göre daha az kusurlu değildir.

Bu kural iki yönlü işler. Eşit kusurlu eş tazminat alamadığı gibi, karşı tarafın tazminat talebi de aynı gerekçeyle reddedilir. Dolayısıyla kusur dengesinin eşit tespit edilmesi, karşılıklı tazminat taleplerinin tamamının reddi anlamına gelir. Buna karşılık eşit kusur, yoksulluk nafakasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz; nafakada aranan ölçüt kusurun daha ağır olmaması olduğu için eşit kusurlu eş yoksulluğa düşecekse nafaka isteyebilir.

Kusur oranının davanın seyrinde nasıl belirlendiği bu yüzden hayatidir. Çekişmeli süreçte delillerin nasıl toplandığını ve tahkikatın nasıl yürüdüğünü çekişmeli boşanma davası yazımızda anlattık.

Kusur durumuMaddi tazminatManevi tazminatYoksulluk nafakası
Talep eden kusursuz, karşı taraf kusurluİstenebilirŞartları varsa istenebilirİstenebilir
Talep eden daha az kusurluİstenebilirŞartları varsa istenebilirİstenebilir
Taraflar eşit kusurluİstenemezİstenemezİstenebilir (yoksulluğa düşme şartıyla)
Talep eden daha ağır kusurluİstenemezİstenemezİstenemez

Boşanma Davasında Maddi Tazminat Nasıl Hesaplanır?

Boşanmada maddi tazminatın kanunda belirlenmiş bir formülü, tarifesi ya da katsayısı yoktur. Kanun “uygun bir maddî tazminat” demekle yetinmiş, miktarın belirlenmesini hâkimin takdirine bırakmıştır. TMK m.4 uyarınca hâkim, kanunun takdir yetkisi tanıdığı konularda hukuka ve hakkaniyete göre karar verir. Bu nedenle internette dolaşan “maaşın şu katı” türü hesaplamaların hukuki dayanağı bulunmamaktadır.

Takdir yetkisi keyfî değildir; belirli ölçütler üzerinden yürür. Uygulamada dikkate alınan başlıca unsurlar şunlardır: evliliğin süresi, tarafların yaşı ve sağlık durumu, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, kusurun ağırlığı, talep eden eşin çalışma imkânı ve mesleki durumu, evlilik nedeniyle vazgeçilen iş veya kariyer fırsatları, boşanmadan sonraki geçim koşulları.

Zararın miktarının tam olarak ispat edilemediği hâllerde başvurulan bir başka kural daha vardır. TBK m.50/2 uyarınca uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. Boşanmada beklenen menfaatin doğası gereği kesin rakama dökülememesi, talebin reddi sonucunu doğurmaz.

Tazminatın indirilmesi de mümkündür. TBK m.52 uyarınca zarar gören, zararın doğmasında veya artmasında etkili olmuşsa hâkim tazminatı indirebilir; hafif kusuruyla zarara sebep olan yükümlü tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecekse ve hakkaniyet gerektiriyorsa yine indirim yapılabilir.

Boşanma davasında maddi tazminat neye göre belirlenir?

Belirleyici olan, talep edilen rakam değil dosyaya yansıyan tablodur. Mahkeme tarafların gelir ve malvarlığı durumunu resmî kurumlardan araştırır; evliliğin süresini, tarafların yaşını, çalışma durumunu ve kusur ağırlığını birlikte değerlendirir. Bu unsurlar birbirini dengeler: uzun süren bir evlilikte kusur ağırlığı orta düzeyde olsa bile zedelenen menfaat büyük olabilir.

Talep edilen miktarın tamamına hükmedilmemesi olağandır. Hâkim TMK m.4 uyarınca hakkaniyete göre bir miktar belirler ve talebin aşan kısmını reddeder. Reddedilen kısmın vekâlet ücreti bakımından doğurduğu sonuç, aşağıda ayrı bir başlıkta ele alınmaktadır.

Boşanma davasında maddi tazminat hangi durumlarda istenir?

Maddi tazminat, boşanma yüzünden somut bir ekonomik yararın yitirildiği her durumda gündeme gelir. Uygulamada en sık karşılaşılan hâller şunlardır: eşin geçime yaptığı düzenli katkının kesilmesi, ortak konuttan yararlanma imkânının sona ermesi, eşin sağladığı sosyal güvenceden yoksun kalma ve evlilik nedeniyle çalışma hayatından uzaklaşmış eşin kazanç imkânını yitirmesi.

Buna karşılık boşanmadan bağımsız doğan zararlar bu madde kapsamında istenemez. Evlilik sırasında eşe verilen borç, ortak alınan bir malın bedeli ya da üçüncü kişilerle olan uyuşmazlıklardan doğan zararlar genel hükümlere göre ayrıca dava konusu yapılır.

Boşanma Davasında Maddi Manevi Tazminat Ne Kadar Olur?

Her iki tazminat kaleminde de kanunda rakamsal bir alt ya da üst sınır bulunmamaktadır; ikisinin de miktarı hâkimin takdiriyle belirlenir. Ancak takdirin dayandığı ölçütler farklıdır: maddi tazminatta zedelenen menfaatin ekonomik büyüklüğü esas alınırken, manevi tazminatta kişilik hakkına yönelen saldırının ağırlığı ölçülür. Bu yüzden aynı dosyada maddi tazminat yüksek, manevi tazminat düşük belirlenebilir ya da tersi olabilir.

Manevi tazminatın miktarı da hâkimin takdirindedir ve kanunda rakamsal bir alt ya da üst sınır yoktur. Belirleyici ölçüt, kişilik hakkını ihlal eden fiil ile hükmedilen miktar arasında makul bir oranın bulunmasıdır. Tazminat, zarar görene manevi tatmin sağlamaya yetecek düzeyde olmalı; ancak bir zenginleşme aracına dönüşmemelidir.

Miktarı yukarı çeken tipik unsurlar şunlardır: saldırının süreklilik göstermesi, fiziksel şiddetin varlığı, olayın üçüncü kişiler önünde gerçekleşmiş olması, saldırının çocukların gözü önünde yaşanması, ağır ve haksız suçlamalar ve failin ekonomik gücünün yüksekliği. Aşağı çeken unsurlar ise saldırının tek seferlik ve hafif kalması, karşılıklı davranışların varlığı ve talep edenin de kusurlu olmasıdır.

Somut bir TL rakamı vermek, dosyayı görmeden mümkün değildir; aynı fiil farklı ekonomik ve sosyal koşullardaki iki dosyada farklı miktarlara hükmedilmesini gerektirebilir. Bu nedenle beklenti kurarken rakam değil ölçüt takip edilmelidir: dosyaya konulan her delil, yukarıdaki unsurlardan hangisini güçlendirdiği düşünülerek seçilmelidir.

Kusurlu eş ne kadar tazminat öder?

Kusurlu eşin ödeyeceği miktar, kusurunun ağırlığıyla doğru orantılıdır ancak yalnızca kusura bağlı değildir. TBK m.51/1 uyarınca hâkim tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Kusur ne kadar ağırsa hükmedilecek miktar da o ölçüde yükselir; fakat ödeme gücü olmayan bir eşten karşılanamayacak bir miktara hükmedilmesi de hakkaniyetle bağdaşmaz.

Bu nedenle “kusurlu eş şu kadar öder” biçiminde sabit bir karşılık yoktur. Ödenecek miktar, kusurun ağırlığı ile ödeme gücünün kesiştiği noktada belirlenir; her iki tarafın ekonomik durumu dosyaya girmeden sağlıklı bir tahmin yapılamaz.

Karşılaştırma ölçütüMaddi tazminat (TMK 174/1)Manevi tazminat (TMK 174/2)
Korunan değerZedelenen mevcut/beklenen ekonomik menfaatKişilik hakkı, ruhsal bütünlük
Aranan şartMenfaatin boşanma yüzünden zedelenmesiOlayların kişilik hakkına saldırı oluşturması
Kusur ölçütü (kanun metni)Kusursuz veya daha az kusurlu olma açıkça aranırMetinde talep eden için kusur ölçütü yazmaz
Kusur ölçütü (uygulama)Kusursuz veya daha az kusurluKusursuz veya daha az kusurlu
Ödenme biçimiToptan veya irat (TMK 176/1)Yalnızca toptan; irat yasak (TMK 176/2)
Sonradan değiştirilebilir miİrat biçimindeyse artırılıp azaltılabilirHayır
Mirasçılara geçişGenel hükümlere tabiİleri sürülmemişse geçmez (TMK 25/4)

Tazminat Talebi Hangi Aşamada İleri Sürülür?

En sağlıklı yol, tazminatın boşanma davasının içinde istenmesidir. Talep, dava dilekçesinde ya da davalı yönünden cevap dilekçesinde açıkça belirtilir. Boşanma davası devam ederken tazminat isteme imkânı, tahkikat sona erene kadar ıslah veya talep artırımı yoluyla sürer; ancak bunların da kendi sınırları vardır.

HMK m.176/2 uyarınca taraflar aynı davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir; m.177/1 uyarınca ıslah tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. Bozma veya kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine döndüğünde mahkeme tahkikata ilişkin bir işlem yaparsa, tahkikat sona erinceye kadar yeniden ıslah mümkündür; fakat bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz.

İkinci yol, boşanma kesinleştikten sonra ayrı bir tazminat davası açmaktır. Bu yol açıktır; fakat harç, yetki ve özellikle süre bakımından farklı bir rejime girilir. Boşanma davasında tazminat istenmemiş olması hakkı kendiliğinden ortadan kaldırmaz, ancak bir yıllık zamanaşımı işlemeye başlar.

Boşanma davasında maddi tazminat ıslah edilir mi?

Edilebilir. Islah, HMK m.176 uyarınca tarafların yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen düzeltmesine imkân tanır ve dava dilekçesindeki tazminat miktarının artırılması da bu kapsamdadır. Ancak iki sınır vardır: aynı davada ıslah yoluna ancak bir kez başvurulabilir (m.176/2) ve ıslah tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir (m.177/1).

Islah hakkının bir kez kullanılabilir olması, onu erken harcamamayı gerektirir. Bilirkişi raporu ya da ekonomik ve sosyal durum araştırması dosyaya girmeden yapılan bir artırım, sonradan ortaya çıkan verilerle yeniden düzeltilemez.

Boşanma davasında manevi tazminat ıslah edilebilir mi?

Manevi tazminat talebi için de ıslah yolu açıktır ve aynı sınırlara tabidir. Bununla birlikte manevi tazminatta miktar, maddi tazminattaki gibi bilirkişi hesabına dayanmadığı için artırım ihtiyacı daha seyrek doğar; talep genellikle baştan belirlenmiş bir miktar üzerinden ileri sürülür.

Islah ile kısmi davadaki talep artırımı birbirine karıştırılmamalıdır. Aşağıda ele alınan HMK m.109/4 artırımı, ıslah hakkını tüketmeyen ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmayan ayrı bir imkândır.

Boşanmada Tazminat Süresi: Bir Yıl Nereden Geliyor?

Boşanma tazminatının bir yıllık süresi, çok sık atıf yapıldığı gibi TMK m.174’te değil, TMK m.178‘de düzenlenmiştir. Hüküm şudur: “Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.” Süreyi 174. maddeye dayandıran kaynaklar, maddenin hangi hakları kapsadığını da yanlış aktarma riski taşır: m.178 yalnız tazminatı değil, boşanmadan doğan dava haklarını topluca kapsar.

Bu ayrım pratikte fark yaratır. Aynı hüküm yoksulluk nafakasının sonradan istenmesi bakımından da geçerlidir; buna karşılık mal rejiminin tasfiyesinden doğan katılma alacağı bakımından uygulanacak süre farklı tartışmalara tabidir. Mal rejimi tarafındaki süre meselesini boşanmada mal paylaşımı yazımızda ayrıca ele aldık.

Süre, boşanma davasıyla birlikte istenen tazminat bakımından işlemez. TMK m.178’in aradığı an, boşanma hükmünün kesinleşmesidir; talep zaten derdest boşanma dosyasında ileri sürülmüşse ortada işlemeye başlayan bir zamanaşımı yoktur. Süre, yalnızca boşanma kesinleştikten sonra ayrı dava yoluyla istenecek talepler için önem taşır.

Süre hangi tarihten işlemeye başlar?

Başlangıç anı kesinleşme tarihidir; karar tarihi, tefhim tarihi veya gerekçeli kararın tebliğ tarihi değil. Boşanma kararı istinaf ve temyiz yollarından geçtiyse süre, kanun yollarının tüketilmesiyle kararın kesinleştiği tarihte başlar. Taraflar istinafa başvurmayıp süre geçmişse, kesinleşme şerhindeki tarih esas alınır.

Bu nedenle boşanma kararının kesinleşme şerhini almak yalnızca nüfus işlemleri için değil, süre hesabı için de gereklidir. Kesinleşme tarihini bilmeden açılan bir tazminat davasında, süre itirazının hangi tarihe göre değerlendirileceği belirsiz kalır.

Zamanaşımını hâkim kendiliğinden dikkate alır mı?

Hayır. TMK m.178 açıkça “zamanaşımına uğrar” der ve zamanaşımının usulü TBK m.161’de düzenlenmiştir: “Zamanaşımı ileri sürülmedikçe, hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz.” Yani bir yıllık süre geçtikten sonra açılan davada, davalı taraf zamanaşımı def’ini ileri sürmezse mahkeme davayı süre yönünden kendiliğinden reddedemez.

Bu, sürenin hak düşürücü süre olmadığı anlamına gelir; hak düşürücü sürede hâkim kendiliğinden inceleme yapmak zorundadır. “Bir yıl geçtiyse dava reddedilir” biçimindeki genel anlatım bu farkı atlar. Def’i ileri sürülmemişse esasa girilir ve tazminata hükmedilebilir.

Pratik sonuç iki yönlüdür. Tazminat isteyen taraf açısından, sürenin geçmiş olması davadan vazgeçmeyi kendiliğinden gerektirmez. Tazminat istenen taraf açısındansa, zamanaşımı def’inin usulüne uygun ve zamanında ileri sürülmesi kritik bir savunma adımıdır.

Boşanma Maddi Tazminat Talebinde Belirsiz Alacak Dönemi Kapandı

Maddi tazminatta miktar, dava açılırken çoğu zaman tam olarak belirlenemez. Karşı tarafın geliri, malvarlığı ve beklenen menfaatin kapsamı ancak tahkikat sırasında toplanan delillerle netleşir. Bu tür taleplerde yıllarca belirsiz alacak davası yolu kullanıldı. Bu yol 2026’da kapandı: HMK m.107, 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle yürürlükten kaldırıldı.

Kanun koyucu, kaldırdığı imkânın yerine kısmi dava kurumunu güçlendirdi. Aynı Kanun’un 20. maddesiyle HMK m.109’a eklenen dördüncü fıkra şöyledir: “Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.”

Bu değişiklik boşanma tazminatında iki noktada doğrudan sonuç doğurur. Birincisi, miktarı belirsiz bir maddi tazminat talebi artık kısmi dava olarak açılıp tahkikat sonuna kadar bir kez artırılabilir ve bu artırım iddianın genişletilmesi yasağına takılmaz. İkincisi ve daha önemlisi, artırılan kısım bakımından da zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

İkinci sonuç, TMK m.178’in bir yıllık süresiyle birleştiğinde kritik hâle gelir. Boşanma kesinleştikten sonra açılan bir tazminat davasında talep, süre dolmadan kısmi dava biçiminde açılmışsa, tahkikat sırasında yapılan artırım da zamanaşımı bakımından ilk dava tarihine bağlanır. Sürenin son günlerinde miktarı netleştirememiş olmak, hakkın kaybı anlamına gelmez.

Talep artırımının ıslahtan farkına da dikkat edilmelidir. Islah, HMK m.176/2 uyarınca aynı davada yalnızca bir kez kullanılabilen genel bir usul kurumudur; m.109/4’teki artırım ise özel olarak kısmi dava için öngörülmüş, bir defaya mahsus ve iddianın genişletilmesi yasağından muaf bir imkândır. İkisi aynı şey değildir ve dilekçe stratejisi buna göre kurulur.

Boşanmadan Sonra Açılan Tazminat Davası Hangi Mahkemede Görülür?

Görevli mahkeme aile mahkemesidir; bu nokta tartışmasızdır. Yetki konusunda ise yaygın bir karışıklık vardır. TMK m.177 şöyle der: “Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.” Maddenin kapsamı yalnızca nafaka davalarıdır; metin tazminattan söz etmez.

Dolayısıyla boşanma kesinleştikten sonra açılan maddi veya manevi tazminat davasında, davacının kendi yerleşim yerinde dava açmasını sağlayan özel bir yetki kuralı bulunmamaktadır. Bu davalarda genel yetki kuralı uygulanır ve dava, davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Nafaka alacaklısına tanınan kolaylığın tazminat isteyen eşe de tanındığını varsaymak, yetkisizlik kararıyla sonuçlanabilecek bir hatadır.

Bu, boşanma davasıyla birlikte tazminat istemenin sıkça göz ardı edilen bir üstünlüğüdür. Boşanma davası devam ederken tazminat talebi aynı dosyada görülür ve ayrı bir yetki incelemesi gerekmez. Boşanma kesinleştikten sonra ayrı dava açan taraf ise hem davalının bulunduğu yere gitmek hem de sürenin işlediği bir dosyayla uğraşmak zorunda kalır.

Boşanma sonrası manevi tazminat davası nasıl açılır?

Dava, aile mahkemesine verilecek bir dilekçeyle açılır. Dilekçede boşanma kararının kesinleşme tarihi belirtilir, kesinleşme şerhli karar örneği eklenir ve manevi tazminat talebinin dayandığı olaylar somut biçimde anlatılır. Kusur tespiti kesinleşen boşanma kararında yapılmış olduğundan, bu karar dosyanın temel dayanağıdır.

Talep, dava değeri üzerinden nispi harca tabidir ve peşin harcın yatırılması gerekir. Süre bakımından TMK m.178’in bir yıllık zamanaşımı işlediğinden, dilekçenin hazırlanmasından önce kesinleşme tarihinin doğrulanması gerekir.

Boşanma davasında tazminat davası nasıl açılır?

Boşanma davası içinde tazminat için ayrı bir dava açılmaz; talep aynı dilekçede ileri sürülür. Dava dilekçesinin sonuç kısmında maddi ve manevi tazminat kalemleri ayrı ayrı, miktarları belirtilerek ve faiziyle birlikte talep edilir. Davalı taraf da cevap dilekçesinde kendi tazminat talebini karşı dava biçiminde ileri sürebilir.

Talebin bu aşamada ileri sürülmesi, hem harç yükünü hafifletir hem de kusur incelemesiyle tazminat değerlendirmesinin aynı dosyada yapılmasını sağlar. Sonradan ayrı dava açmak, aynı olayların ikinci kez tartışılması anlamına gelir.

Boşanma Davasında Maddi Tazminat Harca Tabi mi?

Boşanma davasının içinde istenen tazminat ve nafaka talepleri, uygulamada “boşanmanın eki” niteliğinde kabul edilir. Bunun doğrudan parasal sonucu şudur: bu talepler için ayrıca nispi harç yatırılmaz ve talep edilen miktar üzerinden ayrı bir vekâlet ücretine hükmedilmez. Boşanma davası maktu harca tabidir; tazminat talebi bu davanın içinde yer aldığı sürece kendi başına harçlandırılmaz.

Aynı talep boşanma kesinleştikten sonra ayrı bir dava olarak açıldığında tablo değişir. Bu durumda talep, dava değeri üzerinden nispi harca tabi olur. Yüksek miktarlı bir tazminat talebi, peşin harç yükümlülüğünü de beraberinde getirir. Dava masraflarının genel çerçevesini boşanma davası masrafları yazımızda ayrıntılandırdık.

Her talep boşanmanın eki sayılmaz. Ziynet eşyası alacağı bu ayrımın en bilinen örneğidir: uygulamada ziynet alacağı boşanmanın eki niteliğinde görülmez ve nispi harca tabi tutulur. Aynı dosyada ileri sürülse bile, harç rejimi bakımından tazminattan farklı değerlendirilir. Bu nedenle dilekçedeki talep sıralamasının hangi kalemin hangi rejime gireceği düşünülerek kurulması gerekir.

ÖlçütBoşanma davasıyla birlikte istenirseBoşanmadan sonra ayrı dava açılırsa
HarçBoşanmanın eki; ayrıca nispi harç yatırılmazDava değeri üzerinden nispi harç
Vekâlet ücretiTalep miktarı üzerinden ayrı ücrete hükmedilmezKabul edilen miktara göre ayrıca hükmedilir
YetkiBoşanma dosyasının yetkisi geçerlidirGenel kural: davalının yerleşim yeri
SüreZamanaşımı işlemez; talep derdest dosyadadırKesinleşmeden itibaren bir yıl (TMK 178)
Kusur incelemesiBoşanma dosyasında birlikte yapılırKesinleşen boşanma kararındaki kusur tespiti esas alınır

Boşanma davası maddi tazminat harç hesaplama nasıl yapılır?

Hesabın çıkış noktası, talebin nerede ileri sürüldüğüdür. Boşanma davasının içinde istenen tazminatta ayrı bir hesaplama yapılmaz; boşanma davası maktu harca tabi olduğundan tazminat miktarı harç matrahına girmez. Ayrı dava açıldığında ise matrah, talep edilen tazminat miktarının kendisidir ve nispi harç bu tutar üzerinden hesaplanır.

Nispi harcın bir bölümü dava açılırken peşin olarak yatırılır, kalanı karar aşamasında tamamlanır. Harç oranları ve maktu tutarlar Harçlar Kanunu’na bağlı tarifede her yıl yeniden belirlendiğinden, hesap yapılırken içinde bulunulan yılın tarifesine bakılması gerekir.

Peşin harcın eksik yatırılması davanın hemen reddine yol açmaz; mahkeme tamamlanması için süre verir. Ancak verilen kesin süre içinde tamamlanmazsa dosya işlemden kaldırılabileceği için, matrahın baştan doğru belirlenmesi gerekir.

Boşanma Maddi Tazminat Vekalet Ücreti Nasıl Belirlenir?

Vekâlet ücreti, tazminat talebinin en çok gözden kaçan parasal sonucudur. Boşanma davasının içinde istenen tazminat boşanmanın eki sayıldığı için, talep edilen miktar üzerinden ayrıca nispi vekâlet ücretine hükmedilmez. Buna karşılık tazminat ayrı bir dava olarak açıldığında, kabul edilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre vekâlet ücreti belirlenir.

Bu ayrım, aynı talebi iki farklı yolla ileri sürmenin maliyetini birbirinden ayırır. Ayrı dava yolunda taraf, kazandığı takdirde karşı taraftan vekâlet ücreti alma imkânı kazanır; kaybettiği takdirde ise karşı tarafın vekâlet ücretini ödemekle yükümlü olur. Boşanma dosyası içinde ileri sürülen talepte böyle bir risk doğmaz.

Vekâlet ücretinin miktarı, tarifedeki nispi oranlar üzerinden hesaplanır ve tarifede öngörülen maktu tutarın altına düşemez. Tarife her yıl yenilendiğinden, hesaplamada karar tarihinde yürürlükte olan tarife esas alınır.

Boşanma maddi tazminat red vekalet ücreti nasıl doğar?

Talebin reddedilen kısmı, karşı taraf lehine vekâlet ücreti doğurabilir. Bu risk özellikle ayrı açılan tazminat davalarında belirgindir: yüksek bir miktar talep edilip düşük bir miktara hükmedilirse, reddedilen bölüm üzerinden davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gündeme gelir. Sonuçta kazanılan davada bile net kazanç beklenenin altında kalabilir.

Bu nedenle talep miktarını gerçekçi belirlemek yalnızca usul değil, ekonomik bir tercihtir. Miktarın baştan yüksek tutulup sonradan düşürülmesi, reddedilen kısmın yarattığı yükü ortadan kaldırmaz.

Boşanma manevi tazminat davasında reddedilen kısım için vekalet ücreti istenebilir mi?

Manevi tazminatta durum maddi tazminattan farklı değerlendirilir. Manevi tazminat talebinde miktar, talep edenin öngörüsüne değil hâkimin takdirine bağlı olduğundan, talebin bir kısmının reddedilmesi kural olarak davacının haksızlığı biçiminde okunmaz. Uygulamada manevi tazminatın kısmen kabulü hâlinde reddedilen bölüm için davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi yönünde yerleşik bir eğilim bulunmaktadır.

Bu eğilim, manevi tazminatın niteliğinden kaynaklanır: talep bölünebilir bir alacak değil, hâkimin hakkaniyetle belirleyeceği bir miktardır. Yine de karar örneklerindeki uygulama farklılıkları nedeniyle, talebin dilekçede nasıl formüle edildiği sonucu etkileyebilir.

Boşanma davası manevi tazminat karşı vekalet ücreti kime yüklenir?

Karşı vekâlet ücreti, davayı kaybeden tarafa yüklenir. Manevi tazminat talebi tümüyle reddedilmişse, davalı kendisini vekille temsil ettirdiği takdirde davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilir. Talep kabul edilmişse ücret, davalıdan alınarak davacıya verilir.

Boşanma davasının içinde ileri sürülen manevi tazminat talebi bakımından ise talep boşanmanın eki niteliğinde olduğundan, ayrıca nispi vekâlet ücreti hesabı yapılmaz. Bu, aynı talebi boşanma dosyasında ileri sürmenin ikinci parasal üstünlüğüdür.

Tazminatın Ödenme Biçimi: Toptan Ödeme ve İrat

Ödeme biçimi, iki tazminat kalemi arasındaki en keskin farklardan biridir ve TMK m.176’da düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrası uyarınca maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir. İkinci fıkra ise kesin bir yasak koyar: “Manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez.”

Bu yasağın pratik anlamı şudur: manevi tazminat her hâlde tek seferde, toptan hükmedilir. Mahkeme, borçlunun ödeme güçlüğünü gerekçe göstererek manevi tazminatı aylık taksitlere bağlayamaz. Manevi tazminatın amacı süreklilik gösteren bir gelir sağlamak değil, gerçekleşmiş bir manevi zararı bir defada telafi etmektir.

Maddi tazminat irat biçiminde hükmedilirse borçlu bakımından ek bir yükümlülük doğar. TBK m.51/2 uyarınca tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse borçlu güvence göstermekle yükümlüdür. Ayrıca TMK m.176/4 uyarınca tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılmasına ya da azaltılmasına karar verilebilir; m.176/5 uyarınca hâkim, istem hâlinde iradın gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğini baştan karara bağlayabilir.

İrat hangi hâlde kendiliğinden kalkar, hangi hâlde mahkeme kararıyla kaldırılır?

TMK m.176/3 iki ayrı mekanizma kurar ve bunlar sıkça birbirine karıştırılır. İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar. Bu iki hâlde ayrıca dava açmaya gerek yoktur; ödeme yükümlülüğü kanun gereği sona erer.

Buna karşılık alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde irat kendiliğinden kalkmaz; mahkeme kararıyla kaldırılır. Bu hâllerde ödeme yapan tarafın dava açması ve iddiasını ispatlaması gerekir. Ödemeyi tek taraflı olarak kesmek, icra takibiyle karşılaşma riskini doğurur.

Sona erme sebebiNasıl sona ererDava gerekir mi
Alacaklının yeniden evlenmesiKendiliğinden kalkarHayır
Taraflardan birinin ölümüKendiliğinden kalkarHayır
Evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşamaMahkeme kararıyla kaldırılırEvet
Yoksulluğun ortadan kalkmasıMahkeme kararıyla kaldırılırEvet
Haysiyetsiz hayat sürmeMahkeme kararıyla kaldırılırEvet
Malî durumun değişmesiArtırma/azaltma davasıylaEvet

Boşanma Maddi Tazminat Faiz Başlangıcı Ne Zamandır?

Boşanma tazminatı, boşanma kararı verilmedikçe doğmayan bir alacaktır. Talep boşanma davasının içinde ileri sürülmüş olsa bile, tazminat hakkının varlığı boşanmaya karar verilmesine bağlıdır. Bu nedenle uygulamada boşanmayla birlikte hükmedilen tazminata, kararın kesinleştiği tarihten itibaren yasal faiz yürütülür.

Faiz talebinin de açıkça ileri sürülmesi gerekir. Tazminat istenirken faize ilişkin bir talep yöneltilmemişse, mahkemenin kendiliğinden faize hükmetmesi beklenmemelidir. Dilekçede faizin türü ve başlangıç tarihi belirtilerek istenmesi, kararın icra aşamasında tartışma çıkmasını önler.

Boşanmadan sonra ayrı dava açılan hâllerde faiz başlangıcı bakımından tartışma daha da somutlaşır; bu tür dosyalarda talebin dava tarihinden mi yoksa boşanmanın kesinleşme tarihinden mi faiz doğuracağı, dilekçedeki talebin yazılış biçimine göre değerlendirilir. Faiz oranlarının nasıl hesaplandığını görmek isterseniz yasal faiz hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz.

Boşanma davasında manevi tazminat faiz başlangıcı nasıl belirlenir?

Manevi tazminatta da alacak, boşanma kararının kesinleşmesiyle doğar ve muaccel hâle gelir; bu nedenle faiz bakımından maddi tazminattan farklı bir başlangıç anı öngörülmez. İki kalem arasındaki fark faizde değil, ödeme biçimindedir: manevi tazminat toptan hükmedildiği için faiz de tek bir tutar üzerinden işler.

İrat biçiminde ödenen maddi tazminatta ise her dönem ayrı ayrı muaccel olduğundan faiz, ödenmeyen her dönem için kendi vade tarihinden itibaren işler. Bu ayrım icra takibinde alacağın nasıl hesaplanacağını doğrudan etkiler.

Boşanma Davasında Maddi Manevi Tazminat Ödenmezse Ne Olur?

Tazminata hükmedilmesi, paranın kendiliğinden ödeneceği anlamına gelmez. Ödeme yapılmazsa alacaklı, kesinleşmiş ilamı icra dairesine götürerek ilamlı icra takibi başlatır. Takip sonucunda borçlunun maaşına, banka hesaplarına, taşınırlarına ve taşınmazlarına haciz konulabilir; taşınmaz satışı yoluyla alacak tahsil edilebilir.

Burada nafaka ile tazminat arasındaki en önemli farklardan biri devreye girer. Nafaka borcunun ödenmemesi tazyik hapsi yaptırımına bağlıdır; tazminat borcunun ödenmemesinde ise hapis yaptırımı yoktur. Tazminat, sıradan bir para alacağı gibi yalnızca cebrî icra yoluyla tahsil edilir. Bu ayrımı bilmemek, “ödemezse hapse girer” beklentisiyle hareket eden tarafı yanıltır.

İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminatta durum biraz farklıdır: her dönem muaccel hâle geldikçe ayrı ayrı takip yapılabilir; ayrıca TBK m.51/2 gereği borçludan alınan güvence, tahsilat bakımından alacaklıya ek bir imkân sağlar. Nafaka tarafındaki icra ve tazyik hapsi rejimini çocuğa verilen nafakanın kesilmesi yazımızda ayrıca inceledik.

Boşanma maddi tazminat kesinleşmeden icraya konulabilir mi?

Boşanma kararının fer’îlerine ilişkin hükümler, boşanma kesinleşmeden icra edilemez. Tazminat alacağı boşanmanın gerçekleşmesine bağlı olduğundan, karar kesinleşmeden ilamlı icra takibi başlatılması mümkün değildir. Bu nedenle takip yolunun ilk şartı, kesinleşme şerhini taşıyan bir ilamdır.

Kesinleşmeyi beklemeden yapılan bir takip, borçlunun şikâyeti üzerine iptal edilir ve alacaklı gereksiz masrafla karşılaşır. İstinaf veya temyiz yoluna başvurulmuşsa, kesinleşme kanun yolu incelemesinin tamamlanmasıyla gerçekleşir.

Boşanma davasında tazminat ödeme süresi ne kadardır?

Kanunda tazminatın kaç gün içinde ödeneceğine ilişkin özel bir süre öngörülmemiştir. Alacak, boşanma kararının kesinleşmesiyle muaccel hâle gelir; yani bu andan itibaren istenebilir duruma gelir. Ödeme yapılmazsa alacaklı ilamlı icra takibi başlatabilir ve takip talebinin tebliğinden itibaren borçluya kanunda öngörülen ödeme süresi tanınır.

İrat biçiminde ödenmesine hükmedilen maddi tazminatta ise ödeme, kararda belirtilen dönemlerde yapılır. Kararda ödeme zamanı gösterilmişse o tarihler, gösterilmemişse dönemin başlangıcı esas alınır.

Anlaşmalı Boşanmada Tazminat ve Feragat Düzenlemesi

Anlaşmalı boşanmada tazminat, tarafların protokolde kararlaştırdığı biçimde düzenlenir. Taraflar tazminat ödenmesini, ödenmemesini ya da belirli bir miktarda ödenmesini serbestçe kararlaştırabilir. Ancak bu serbestinin kanuni bir sınırı vardır: TMK m.184/5 uyarınca “Boşanma veya ayrılığın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz.”

Bu hüküm iki yönlü koruma sağlar. Bir yandan hâkim, çocukların menfaatine ve hakkaniyete aykırı gördüğü düzenlemeleri onaylamayabilir. Öte yandan taraflar arasında yapılmış ama mahkemece onaylanmamış bir protokol, tazminat feragati içeriyor olsa bile hukuki sonuç doğurmaz. Duruşma dışında imzalanıp dosyaya sunulmayan bir “vazgeçme” belgesi, sonradan tazminat istenmesine engel oluşturmaz.

Protokolde tazminata hiç değinilmemesi de ayrı bir risk doğurur. Anlaşmalı boşanma kesinleştikten sonra tazminat istemek isteyen taraf, TMK m.178’in bir yıllık süresine tabi olur ve bu kez talebi ayrı bir dava ile, nispi harç ödeyerek ileri sürmek zorunda kalır. Protokol hazırlığının ayrıntılarını anlaşmalı boşanma davası yazımızda ele aldık.

Tazminat, Nafaka ve Mal Paylaşımı Arasındaki Fark Nedir?

Boşanma dosyalarında en sık karıştırılan üç talep bunlardır ve üçü de farklı hukuki temele dayanır. Tazminat TMK m.174’e, yoksulluk nafakası TMK m.175’e, katılma alacağı ise mal rejimi hükümlerine dayanır. Birinin kabul edilmesi diğerini gerektirmez; birinin reddi de diğerini etkilemez.

Aralarındaki en belirgin fark kusur ölçütünde ortaya çıkar. Tazminatta talep edenin kusursuz veya daha az kusurlu olması aranır. Yoksulluk nafakasında ölçüt farklıdır: TMK m.175 uyarınca nafaka isteyenin kusuru daha ağır olmamalıdır ve nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Katılma alacağında ise kusur kural olarak rol oynamaz; alacak, mal rejiminin tasfiyesinden doğar.

Bu ayrımın pratik sonucu şudur: eşit kusurlu bir eş tazminat alamaz ama yoksulluğa düşecekse yoksulluk nafakası alabilir ve mal rejiminden doğan katılma alacağını isteyebilir. Mal rejimi tarafındaki hesaplama yöntemini, zamanaşımını ve 2026 kırılmasını boşanmada mal paylaşımı yazımızda ayrıntılı biçimde ele aldık.

ÖlçütBoşanma tazminatı (m.174)Yoksulluk nafakası (m.175)Katılma alacağı
Hukuki temelZararın giderilmesiGeçimin sağlanmasıMal rejiminin tasfiyesi
Talep edenin kusuruKusursuz veya daha az kusurluDaha ağır kusurlu olmamakKural olarak etkisiz
Karşı tarafın kusuruKusurlu olmalıAranmazAranmaz
SüreKesinleşmeden itibaren 1 yıl (m.178)Kesinleşmeden itibaren 1 yıl (m.178)Ayrı rejime tabi
Sonradan değişebilir miYalnız irat biçimindeki maddi tazminatArtırma/azaltma davası açılabilirHayır
Ödenmezse hapisYokTazyik hapsi mümkünYok

Aldatma Hâlinde Tazminat ve Üçüncü Kişinin Durumu

Sadakat yükümlülüğünün ihlali, hem boşanma sebebi hem de tazminat bakımından ağır kusur oluşturur. Zina özel bir boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir ve ispatlandığında kusur dengesi belirgin biçimde aldatan eşin aleyhine kurulur. Bu da hem maddi hem manevi tazminat talebini güçlendirir; çünkü aldatma çoğu dosyada kişilik hakkına saldırı niteliği taşıyan bir olay olarak değerlendirilir.

Sık sorulan ikinci soru, tazminatın eşin birlikte olduğu üçüncü kişiden istenip istenemeyeceğidir. Bu, TMK m.174 kapsamının dışında kalan ayrı bir tartışmadır: m.174 tazminatı yalnızca eşten istenebilecek bir talep olarak düzenler, çünkü sadakat yükümlülüğü evlilik birliğinden doğar ve üçüncü kişiyi bağlamaz. Üçüncü kişiye yöneltilecek talep, aile hukukuna değil genel haksız fiil hükümlerine dayandırılmak zorundadır ve uygulamada dar bir çerçevede değerlendirilir.

Zina sebebine dayanan boşanmanın kendine özgü süre kuralları da vardır ve bu süreler tazminatın süresinden bağımsızdır. Zina sebebiyle dava açma süresi, tazminat talebinin TMK m.178’deki bir yıllık süresiyle karıştırılmamalıdır. Konunun tamamını aldatma (zina) sebebiyle boşanma davası yazımızda inceledik.

Tazminat Davasında İspat: Hangi Deliller İşe Yarar?

Tazminat talebinin ispatı iki ayrı katmanda yürür. Birinci katman kusurdur: boşanmaya sebep olan olayların karşı tarafa yüklenebildiğini göstermek gerekir. İkinci katman zarardır: maddi tazminatta zedelenen menfaatin, manevi tazminatta ise kişilik hakkına yönelen saldırının ortaya konulması gerekir. Yalnız kusuru ispatlamak tazminat için yetmez; zarar unsuru ayrıca gösterilmelidir.

Boşanmada ispatın kendine özgü kuralları TMK m.184’te sayılmıştır. Hâkim, davanın dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz; taraflara yemin öneremez; tarafların ikrarı hâkimi bağlamaz ve hâkim kanıtları serbestçe takdir eder. Bu kurallar, tazminata esas alınacak kusur tespitinde de geçerlidir.

Uygulamada kullanılan başlıca deliller tanık beyanları, tarafların yazışmaları, varsa ceza soruşturma ve kovuşturma dosyaları, sağlık kayıtları, uzaklaştırma ve koruma kararları ile ekonomik durumu gösteren resmî kayıtlardır. Delilin hukuka uygun yolla elde edilmiş olması ayrıca önemlidir; hukuka aykırı biçimde elde edilmiş bir delil dosyaya sunulsa bile hükme esas alınmaz. Tanık deliline ilişkin ayrıntıları boşanma davasında tanık yazımızda ele aldık.

Boşanma Maddi Manevi Tazminat Yargıtay Kararları ve Yerleşik İlkeler

Yargıtay uygulaması, TMK m.174’ün kısa metnini birkaç yerleşik ilkeyle doldurmuştur. Bu ilkeler kanun metninde açıkça yazmadığı hâlde dosyaların sonucunu belirlediği için, talebin kurgusu doğrudan bunlara göre yapılır.

  • Eşit kusurda tazminat yoktur. Tarafların kusuru eşit belirlendiğinde maddi ve manevi tazminatın ikisine de hükmedilmez.
  • Manevi tazminatta da kusur karşılaştırması yapılır. Fıkranın lafzında talep eden için kusur ölçütü bulunmamasına rağmen, uygulamada kusursuz veya daha az kusurlu olma şartı aranır.
  • Miktar ile fiil arasında makul oran aranır. Manevi tazminat ne zenginleşme aracına dönüşecek kadar yüksek ne de telafi işlevini yitirecek kadar düşük belirlenebilir.
  • Tazminat, boşanmanın kendisinden değil sebep olan olaylardan doğar. Evliliğin bitmesinin yarattığı üzüntü tek başına yeterli görülmez.
  • Kusur tespiti tazminatın önkoşuludur. Boşanma kararında yapılan kusur belirlemesi, sonradan açılan tazminat davasında da esas alınır.

Bu ilkelerin ortak yanı, hepsinin karşılaştırmalı bir değerlendirmeye dayanmasıdır. Tazminat talebi mutlak bir hak olarak değil, iki tarafın davranışlarının birlikte tartıldığı bir denge içinde ele alınır.

Boşanma maddi tazminat Yargıtay kararları neyi öne çıkarıyor?

Maddi tazminat bakımından öne çıkan ölçüt, zedelenen menfaatin somutlaştırılmasıdır. Kusur ne kadar ağır olursa olsun, boşanma yüzünden yitirilen ekonomik yarar ortaya konulamadığında talep karşılıksız kalır. Uygulamada en sık bozma sebeplerinden biri, tazminata hükmedilirken hangi menfaatin zedelendiğinin gerekçede gösterilmemesidir.

İkinci ölçüt, tarafların ekonomik ve sosyal durumunun araştırılmış olmasıdır. Bu araştırma yapılmadan belirlenen miktar, hakkaniyet denetimine dayanmaz. Bu nedenle dosyaya sunulacak gelir, malvarlığı ve yaşam standardı verileri talebin en belirleyici parçasıdır.

Taraflardan Birinin Ölümü ve Tazminat Talebinin Akıbeti

Manevi tazminat, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir taleptir ve bu niteliği TMK m.25/4’te açıkça düzenlenmiştir: “Manevî tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez; miras bırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez.” Yani manevi tazminat isteme hakkı, sahibi tarafından dava yoluyla ileri sürülmemişse mirasçılara intikal etmez.

Bunun pratik sonucu şudur: boşanma kesinleştikten sonra manevi tazminat isteyebilecek olan eş, talebini ileri sürmeden vefat ederse mirasçıları bu talebi kendi adlarına açamaz. Buna karşılık talep dava yoluyla ileri sürülmüşse, dava mirasçılar tarafından sürdürülebilir. Aynı şekilde manevi tazminat alacağı, karşı tarafça kabul edilmedikçe üçüncü bir kişiye devredilemez.

Boşanma davası devam ederken ölüm gerçekleşirse ayrı bir hüküm devreye girer. TMK m.181/2 uyarınca boşanma davası devam ederken ölen eşin mirasçılarından birisinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması hâlinde, sağ kalan eş boşanmadan önce yapılmış ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları kaybeder ve yasal mirasçı olamaz. Burada davaya devamın amacı boşanma kararı almak değil, kusurun tespiti yoluyla miras sonucunu doğurmaktır.

İstinaf ve Temyiz: Manevi Tazminatta Parasal Sınır Var mı?

Manevi tazminat davaları, kanun yollarına başvuru bakımından ayrıcalıklı bir konumdadır. HMK m.341/2 kural olarak miktar veya değeri belirli bir tutarı geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararları kesin sayar; ancak aynı fıkraya eklenen cümle şu istisnayı getirir: “Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.”

Bu, düşük miktarlı manevi tazminat taleplerinde belirleyici bir güvencedir. Manevi tazminat talebi reddedilmiş ya da çok düşük bir miktara hükmedilmiş olsa dahi, parasal sınır gerekçe gösterilerek istinaf yolu kapatılamaz. Maddi tazminatta ise genel parasal sınır kuralı işler.

Temyiz aşamasında ise 2026’da yapılan bir değişikliğe dikkat edilmelidir. HMK m.362’ye 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun’la eklenen üçüncü fıkra, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu kabul ederek yeniden esas hakkında verdiği kararların temyiz edilebilirliğini ayrı bir rejime bağlamıştır. Kanun yollarına ilişkin süre ve sınırların dosya bazında kontrol edilmesi gerekir.

Boşanma Tazminatında Arabuluculuk Zorunlu mu?

Hayır. Dava şartı olarak arabuluculuk, 6325 sayılı Kanun’un 18/B maddesinde sınırlı sayıda uyuşmazlık için öngörülmüştür. Madde dört kalem sayar: kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar, Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan kaynaklanan uyuşmazlıklar ve komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar. Boşanma ve boşanmadan doğan tazminat talepleri bu listede yer almaz.

Dolayısıyla boşanma tazminatı için arabulucuya başvurmadan doğrudan dava açılabilir; arabuluculuk son tutanağının dilekçeye eklenmesi gerekmez. Arabulucuya başvurmadan dava açıldığı gerekçesiyle usulden ret kararı verilmesi de söz konusu değildir, çünkü m.18/A’daki usul yalnızca ilgili kanunlarda dava şartı kabul edilen uyuşmazlıklar için işler.

Ayrıca boşanmanın kendisi, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri bir konu olmadığı için ihtiyari arabuluculuğa da elverişli değildir; evliliğin sona ermesine ancak mahkeme karar verir. Buna karşılık boşanma kesinleştikten sonra doğan para alacakları bakımından tarafların anlaşma yolunu denemesine engel bulunmamaktadır.

Tazminat Talebinde Sık Yapılan Yedi Hata

Aşağıdaki hatalar, hak kaybının büyük bölümünü açıklar. Hepsinin ortak yanı, talebin esasıyla değil usulüyle ilgili olmasıdır; yani güçlü bir dosyanın usul nedeniyle sonuçsuz kalmasıdır.

  • Talebi hiç ileri sürmemek: Hâkim tazminata kendiliğinden hükmedemez. Kusur ne kadar ağır olursa olsun, istenmemiş tazminat karara bağlanmaz.
  • Süreyi 174. maddeden hesaplamak: Bir yıllık süre TMK m.178’de düzenlenmiştir ve boşanma hükmünün kesinleşmesinden işlemeye başlar; karar tarihinden değil.
  • Kesinleşme şerhini almamak: Sürenin başlangıç tarihi bilinmeden, açılan davada zamanaşımı tartışması belirsiz kalır.
  • Zamanaşımı def’ini ileri sürmemek: Tazminat istenen taraf açısından, süre geçmiş olsa bile def’i ileri sürülmezse mahkeme davayı kendiliğinden reddedemez (TBK m.161).
  • Miktarı erken ve düşük belirleyip artırım yolunu kapatmak: Kısmi dava açılıp HMK m.109/4 uyarınca tahkikat sonuna kadar bir kez artırım yapılabileceği göz ardı edilmemelidir.
  • Ayrı davada yetkiyi yanlış kurmak: TMK m.177’deki kolaylık yalnız nafaka davaları içindir; tazminat davası genel yetki kuralına tabidir.
  • Protokolü mahkemeye onaylatmamak: Fer’î sonuçlara ilişkin anlaşmalar hâkim onaylamadıkça geçerli olmaz (TMK m.184/5); onaysız feragat metni sonuç doğurmaz.

Bu maddelerin altısı dilekçe aşamasında, biri ise karar sonrasında ortaya çıkar. Dosyanın en kritik anı bu nedenle duruşma değil, talebin ilk kez yazıya döküldüğü andır.

Kanun metinlerinin güncel hâline Türk Medeni Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu üzerinden ulaşabilirsiniz; 2026 yılında yapılan değişiklikler bu metinlere işlenmiştir.

Boşanma Sürecinde Tazminat Stratejisi

Tazminat talebinin kaderi, çoğu dosyada kusurun ispatından önce talebin nasıl kurulduğuna bağlıdır. Hangi kalemin boşanma davası içinde, hangisinin ayrı dava olarak isteneceği; talebin kısmi dava biçiminde mi yoksa tam miktar üzerinden mi açılacağı; faizin hangi tarihten isteneceği ve protokolde hangi ifadenin kullanılacağı, birbirini etkileyen kararlardır.

Dosyanızdaki kusur tablosunun tazminat talebini taşıyıp taşımadığını, sürenin hangi tarihte dolduğunu ve hangi usul yolunun daha az maliyetle sonuç vereceğini birlikte değerlendirmek için Ankara boşanma avukatı sayfamızdaki iletişim bilgilerinden bize yazabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Boşanmada tazminat davası nedir?

Boşanma yüzünden menfaati zedelenen veya kişilik hakkı saldırıya uğrayan eşin, kusurlu eşten maddi ve manevi tazminat istediği davadır. Dayanağı TMK m.174’tür ve talep, boşanma davasının içinde ya da boşanma kesinleştikten sonra ayrı bir dava ile ileri sürülebilir.

Boşanma davası tazminat hesaplama nasıl yapılır?

Kanunda formül yoktur; hâkim TMK m.4 uyarınca hakkaniyete göre takdir eder. Evliliğin süresi, tarafların yaşı, ekonomik ve sosyal durumu, kusurun ağırlığı, talep edenin çalışma imkânı ve evlilik nedeniyle vazgeçilen kariyer fırsatları başlıca ölçütlerdir.

Boşanma davası maddi manevi tazminat ne kadar olur?

Kanunda alt veya üst sınır yoktur. Ölçüt, kişilik hakkını ihlal eden fiil ile hükmedilen miktar arasında makul bir oranın bulunmasıdır. Saldırının sürekliliği, şiddet unsuru, olayın üçüncü kişiler önünde gerçekleşmesi ve tarafların ekonomik durumu miktarı doğrudan etkiler.

Boşanma davası tazminat ödenmezse ne olur?

Kesinleşmiş ilam icra dairesine verilerek ilamlı icra takibi başlatılır; maaş, banka hesabı ve malvarlığı üzerine haciz konulabilir. Nafakadan farklı olarak tazminat borcunun ödenmemesi tazyik hapsi yaptırımına bağlanmamıştır.

Eşit kusurlu eş tazminat alabilir mi?

Alamaz. TMK m.174 tazminat isteyenin kusursuz veya daha az kusurlu olmasını arar; eşit kusur hâlinde bu şart gerçekleşmez. Buna karşılık eşit kusurlu eş, yoksulluğa düşecekse yoksulluk nafakası isteyebilir.

Boşanmadan tazminat davası açılır mı?

İstenebilir. Ancak boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi işler (TMK m.178). Bu davada nispi harç ödenir ve dava, kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılır.

Boşanma tazminatında bir yıllık süre hangi maddede düzenlenmiştir?

TMK m.178’de. Madde, evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava haklarının boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğradığını düzenler. Süreyi m.174’e dayandıran anlatımlar hatalıdır.

Süre geçtikten sonra açılan dava kendiliğinden reddedilir mi?

Hayır. TMK m.178’deki süre bir zamanaşımıdır ve TBK m.161 uyarınca zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz. Davalı def’i ileri sürmezse mahkeme esasa girer.

Manevi tazminat taksitle ödenebilir mi?

Mahkeme kararıyla irat biçiminde ödenmesine hükmedilemez; TMK m.176/2 bunu açıkça yasaklar. Manevi tazminat toptan hükmedilir. Tarafların icra aşamasında kendi aralarında ödeme planı üzerinde anlaşmaları ise ayrı bir meseledir.

İrat biçiminde ödenen maddi tazminat ne zaman sona erer?

Alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar. Alacaklının fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde ise mahkeme kararıyla kaldırılır; ödemeyi tek taraflı kesmek doğru değildir.

Boşanma maddi tazminat harç ödemesi nasıl yapılır?

Boşanma davasının içinde istenen tazminat boşanmanın eki niteliğindedir; bu talep için ayrıca nispi harç yatırılmaz ve talep miktarı üzerinden ayrı vekâlet ücretine hükmedilmez. Aynı talep ayrı dava olarak açılırsa nispi harca tabi olur.

Boşanmadan sonra açılan tazminat davası hangi mahkemede açılır?

Görevli mahkeme aile mahkemesidir. Yetki bakımından TMK m.177’deki özel kural yalnızca nafaka davaları için geçerli olduğundan, tazminat davası genel yetki kuralına göre davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılır.

Boşanma davası maddi tazminat belirsiz alacak olarak açılabilir mi?

Belirsiz alacak davası düzenleyen HMK m.107, 16/7/2026 tarihli 7589 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırılmıştır. Bunun yerine kısmi dava açılıp HMK m.109/4 uyarınca tahkikatın sonuna kadar bir defaya mahsus talep artırımı yapılabilir; artırılan kısımda zamanaşımı dava tarihinden kesilmiş sayılır.

Anlaşmalı boşanmada tazminattan feragat edilebilir mi?

Edilebilir; ancak protokoldeki bu düzenleme TMK m.184/5 uyarınca hâkim onaylamadıkça geçerli olmaz. Mahkeme dışında imzalanmış ve dosyaya sunulup onaylanmamış bir feragat belgesi, sonradan tazminat istenmesine engel oluşturmaz.

Boşanma davası maddi tazminat faiz başlangıcı ne zamandır?

Tazminat alacağı boşanma kararı verilmedikçe doğmadığı için, uygulamada boşanmayla birlikte hükmedilen tazminata kararın kesinleştiği tarihten itibaren yasal faiz yürütülür. Faizin ayrıca ve açıkça talep edilmesi gerekir.

Boşanma tazminatı için arabulucuya gitmek zorunlu mu?

Zorunlu değildir. Dava şartı arabuluculuk 6325 sayılı Kanun m.18/B’de sınırlı olarak sayılmıştır: kira, paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıkları. Boşanma ve boşanma tazminatı bu kapsamda değildir.

Boşanmada maddi manevi tazminat hesaplama nasıl yapılır?

Kanun bir formül vermez; TMK m.174 hâkime takdir yetkisi tanır ve bu yetkinin sınırını hakkaniyet çizer. Bu nedenle “şu kadar yıllık evlilikte şu kadar tazminat” biçiminde bir cetvel yoktur. Hesap, iki tarafın kusur dengesi kurulduktan sonra somut kalemler üzerinden yürür.

Maddi tazminatta ölçüt, boşanma yüzünden yitirilen mevcut ve beklenen menfaatlerdir: eşin sağladığı bakım ve destek, sosyal güvenlik ve sağlık güvencesi, konut ve yaşam standardı, evliliğin sürmesi hâlinde beklenebilecek katkılar. Manevi tazminatta ise ölçülen zarar parasal değil, kişilik hakkına yönelen saldırının ağırlığıdır; tazminat bir ceza değil, uğranılan üzüntünün kısmen giderilmesidir.

Uygulamada tutarı belirleyen üç etken öne çıkar: kusurun ağırlığı, tarafların ekonomik ve sosyal durumu ile evliliğin süresi. Talep edilen miktar da bir sınır oluşturur; hâkim istenenden fazlasına hükmedemez. Bu nedenle talebin dava dilekçesinde doğru kurulması, sonradan ıslah gerektirmemesi bakımından önemlidir.

Boşanma davasında kadın nasıl haksız olur?

Sorunun kendisinde bir varsayım var: kusur cinsiyete göre belirlenmez. TMK m.174 tazminatı “kusuru daha ağır olan taraftan” istenebilir kılar; taraf kadın da olabilir erkek de. Bu nedenle “kadının haksız olması” ayrı bir hukuki kategori değil, kusur değerlendirmesinin taraflardan birine ilişkin sonucudur.

Kusurun ne olduğu ise davranışla belirlenir: sadakat yükümlülüğüne aykırılık, birlik görevlerinin yerine getirilmemesi, şiddet ve hakaret, ortak konutu haklı sebep olmaksızın terk, ekonomik yükümlülüklerin ihlali. Bu davranışlar hangi taraftan gelirse kusur o tarafa yüklenir.

Kusurun tazminat üzerindeki etkisi ise kademelidir. Tam kusurlu ya da daha ağır kusurlu olan taraf tazminat isteyemez. Eşit kusur hâlinde de tazminata hükmedilmez, çünkü kanun tazminat isteyenin “kusursuz veya daha az kusurlu” olmasını arar. Az kusurlu tarafın talebi ise kusurunun oranına göre değerlendirilir; kusurlu olmak tek başına talebi tümüyle ortadan kaldırmaz.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir uyuşmazlıkta hukuki tavsiye yerine geçmez. Mevzuat ve yargı uygulaması değişebildiğinden, kendi dosyanız bakımından bir avukata danışmanız yerinde olur. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.