Düğün Salonu Kapora İadesi: Düğün İptalinde Para Geri Alınır mı?
Düğün salonu kapora iadesi, düğün iptal edildiğinde ödenen paranın kendiliğinden yandığı bir konu değildir. Türk Borçlar Kanunu’nda kapora diye bir kavram yoktur; sözleşme kurulurken verilen para kanunun diliyle bağlanma parasıdır ve kural olarak esas bedelden düşülür. Paranın geri istenip istenemeyeceğini belirleyen şey salonun matbu sözleşmesindeki “iade edilmez” cümlesi değil, düğünün kimin yüzünden iptal edildiği ve salonun gerçekte hangi zarara uğradığıdır.
Uygulamada iki taraf da yanlış bir varsayımla hareket ediyor: çiftler kaporanın tamamının otomatik olarak geri alınacağını, salonlar ise sözleşmeye bir cümle koymakla iade borcundan büsbütün kurtulduklarını sanıyor. Kanun ikisini de doğrulamıyor. Aşağıdaki bölümlerde paranın hangi hâllerde tamamen, hangi hâllerde kısmen geri alındığı, hangi merciye ne kadar süre içinde başvurulacağı ve hangi belgelerin dosyayı ayakta tuttuğu madde madde ele alınıyor.
Kısa değerlendirme
Düğün salonu kapora iadesi talebinin kaderini üç soru belirler: para hangi hukuki nitelikte verildi, iptali kim istedi, salonun eline geçen fiili zarar ne kadar?
- Kapora cayma hakkı vermez: TBK m.177 uyarınca verilen para, aksi kararlaştırılmadıkça bağlanma parasıdır; “parayı bırakır, vazgeçerim” diyebilmek için sözleşmede açıkça cayma parası kararlaştırılmış olması gerekir.
- “İade edilmez” kaydı mutlak değildir: Ödenenin karşı tarafta kalacağını öngören kayıtlara TBK m.181 gereği ceza koşulu hükümleri uygulanır ve hâkim aşırı bulduğu cezayı m.182/3 uyarınca talep olmadan kendiliğinden indirir.
- Düğün sahibi her zaman fesih edebilir: TBK m.484 iş sahibine fesih yetkisi verir; karşılığında yapılmış kısmın bedeli ve yüklenicinin gerçek zararı ödenir — kapora tutarı değil.
- Merci tutara göre değişir: 2026 yılında 186.000 TL’nin altındaki uyuşmazlıkta tüketici hakem heyeti, üstünde tüketici mahkemesi görevlidir; hakem heyetinin görev alanındaki işlerde arabuluculuk dava şartı değildir.
Düğün Salonu Kapora İadesi Mümkün mü?
Evet, mümkündür; ancak iade otomatik değildir ve her olayda tam tutar üzerinden gerçekleşmez. Düğün salonu kapora iadesi talebi, ödenen paranın hukuki niteliğine ve sözleşmenin hangi sebeple sona erdiğine göre üç farklı sonuca varır: paranın tamamının geri verilmesi, salonun gerçek zararı kadarının mahsup edilip kalanının iadesi, ya da istisnai hâllerde paranın karşı tarafta kalması.
Bu üç sonucu birbirinden ayıran ölçüt kusurdur. Düğün, salonun taahhüdünü yerine getirmemesi yüzünden yapılamadıysa ödenen paranın tamamı geri istenir. İptal çiftin kendi tercihiyse salon, o tarih için ayırdığı ve başkasına satamadığı hizmetin karşılığını isteyebilir. İptal her iki tarafa da yüklenemeyen bir sebepten kaynaklanıyorsa borç sona erer ve alınan para sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade edilir.
Uygulamadaki asıl sorun, salonların çoğunun matbu sözleşmesinde “kapora hiçbir şekilde iade edilmez” ibaresinin bulunması ve bu cümlenin tartışmasız kabul edilmesidir. Oysa böyle bir kayıt, kanunun tanıdığı bir denetimden geçmeden sonuç doğurmaz. Aşağıdaki bölümde bu denetimin dayanağı ayrıntılı olarak açıklanıyor.
Kapora Hukuken Nedir? Bağlanma Parası ile Cayma Parası Aynı Şey Değildir
Kapora günlük dilde kullanılan bir sözcüktür, kanunda karşılığı yoktur. Türk Borçlar Kanunu iki ayrı kurum tanır: bağlanma parası ve cayma parası. Hangisinin söz konusu olduğu, paranın geri alınıp alınamayacağını doğrudan belirlediği için bu ayrım düğün dosyalarının çözüldüğü ilk noktadır.
TBK m.177 açık bir karine koyar: “Sözleşme yapılırken bir kimsenin vermiş olduğu bir miktar para, cayma parası olarak değil sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayılır.” Yani tereddüt hâlinde verilen para bağlanma parasıdır. Aynı maddenin ikinci fıkrası da bağlanma parasının esas alacaktan düşüleceğini söyler. Buradan çıkan sonuç çoğu kişinin beklediğinin tersidir: kapora vermek, sözleşmeden vazgeçme hakkı satın almak değildir; tam tersine sözleşmenin kurulduğunu ispatlayan bir işarettir.
Cayma parası ise TBK m.178’de düzenlenmiştir ve ancak taraflar bunu açıkça kararlaştırmışsa gündeme gelir. Cayma parası varsa her iki taraf da sözleşmeden dönmeye yetkilidir: parayı veren cayarsa verdiğini bırakır, alan cayarsa aldığının iki katını geri verir. Düğün salonu sözleşmelerinde bu ihtimal genellikle gözden kaçar; oysa sözleşme gerçekten cayma parası öngörüyorsa ve iptali salon isterse, salonun ödeyeceği tutar aldığının iki katıdır.
| Kurum | Dayanak | Cayma hakkı verir mi? | Sonuç |
|---|---|---|---|
| Bağlanma parası (kapora) | TBK m.177 | Hayır | Sözleşmenin kurulduğuna kanıttır, esas bedelden düşülür |
| Cayma parası | TBK m.178 | Evet, iki tarafa da | Veren bırakır, alan iki katını öder |
| Ceza koşulu | TBK m.179-182 | Hayır | Aşırıysa hâkim kendiliğinden indirir |
| Peşinat / avans | TBK m.177/2 kıyasen | Hayır | Bedelin erken ödenmiş kısmıdır, iade rejimine tabidir |
“Kapora Yanar” Anlayışı Nereden Geliyor, Neden Yanlış?
“Kapora yanar” ifadesi hukuki bir kural değil, piyasa alışkanlığıdır. Kaynağı, taşınmaz satışlarında ve kiralamalarda uzun süredir tekrarlanan bir uygulamanın zamanla herkesin bildiği bir kural gibi görülmesidir. Kanun metninde ne “kapora” ne de “yanma” geçer.
Bu anlayışın yanlışlığı, TBK m.177’nin koyduğu karineyle doğrudan çelişmesinden gelir. Karineye göre verilen para cayma parası sayılmaz; cayma parası ancak açık anlaşmayla doğar. Sözleşmede cayma parası kararlaştırılmamışsa, parayı veren tarafın “parayı bırakıyorum, vazgeçtim” deme yetkisi de yoktur. Aynı şekilde alan tarafın “cayarsan yanar” deme hakkı da kendiliğinden doğmaz.
Salon sözleşmelerinde sık görülen “iptal hâlinde ödenen bedel iade edilmez” cümlesi ise bambaşka bir kurumdur. Bu, TBK m.181 anlamında dönme hâlinde ifa edilmiş kısmın alacaklıya kalacağını öngören bir kayıttır ve kanun bu tür kayıtlara doğrudan ceza koşulu hükümlerini uygular. Ceza koşulu ise sınırsız değildir; denetime tabidir. Bir sonraki bölüm bu denetimin nasıl işlediğini gösteriyor.
Sözleşmede “Kapora İade Edilmez” Yazıyorsa Ne Olur?
Böyle bir kayıt sözleşmeyi geçersiz kılmaz, ama yazıldığı gibi de uygulanmaz. İki ayrı denetim devreye girer: Borçlar Kanunu’nun ceza koşulu denetimi ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un haksız şart denetimi. Her iki denetim de talebe bağlı değildir; mahkeme veya hakem heyeti bunları kendiliğinden gözetir.
Birinci denetim TBK m.181-182 zincirinden çıkar. Ödenenin karşı tarafta kalacağını öngören kayda ceza koşulu hükümleri uygulanınca, TBK m.182/3’ün emri devreye girer: “Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.” Bu, karşı tarafın indirim talep etmesini gerektirmeyen resen uygulanan bir kuraldır. Salonun düğün tarihine altı ay kala yapılan bir iptalde tüm kaporayı alıkoyması, uğradığı zararla orantısızsa indirime tabidir.
İkinci denetim tüketici mevzuatından gelir. 6502 sayılı Kanun m.5/1 haksız şartı, tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye konulan ve dürüstlük kuralına aykırı biçimde tüketici aleyhine dengesizlik yaratan şart olarak tanımlar; m.5/2 ise haksız şartların kesin olarak hükümsüz olduğunu söyler. Kritik nokta m.5/3’tedir: önceden hazırlanmış standart sözleşmede yer alan bir şartın müzakere edilmediği kabul edilir ve müzakere edildiğini ispat yükü sözleşmeyi düzenleyene, yani salona aittir. Matbu formda karşınıza çıkan iade yasağı, bu ispat yapılamadığı sürece hükümsüzdür.
Üçüncü bir dayanak da m.5/4’tedir: sözleşmedeki bir hüküm açık ve anlaşılır değilse veya birden çok anlama geliyorsa tüketici lehine yorumlanır. “Kapora” sözcüğünün sözleşmede bağlanma parası mı yoksa cayma parası mı olduğunun belirsiz bırakıldığı hâllerde bu yorum kuralı doğrudan uygulanır.
Düğün Salonu Sözleşmesi Hangi Sözleşme Türüdür?
Düğün salonu sözleşmesi tek bir tipe oturmaz. İçinde salonun kullanıma bırakılması (kira benzeri edim), yemek ve ikram hizmeti, süsleme, orkestra veya ses sistemi, kimi zaman fotoğraf ve video çekimi bir arada bulunur. Yargıtay bu bileşimi uygulamada organizasyon sözleşmesi olarak nitelendirir ve ağırlıklı edimin sonuca yönelik olması nedeniyle eser sözleşmesi hükümlerinden yararlanır.
Nitelendirmenin pratik önemi büyüktür. Eser sözleşmesi sayılan bir ilişkide TBK m.470 ve devamı uygulanır; bu da iş sahibine m.484’teki fesih yetkisini, yükleniciye ise gerçek zararını isteme hakkını verir. Zamanaşımı da bu nitelendirmeden etkilenir: TBK m.147/6 eser sözleşmesinden doğan alacakları beş yıla bağlar.
İkinci nitelendirme katmanı tüketici hukukundadır. 6502 sayılı Kanun m.3/l tüketici işlemini tanımlarken “eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem” ifadesini kullanır. Düğününü yaptırmak için salonla anlaşan kişi ticari veya mesleki amaçla hareket etmediğinden m.3/k anlamında tüketicidir; salon ise m.3/ı anlamında sağlayıcıdır. Sonuç olarak aynı ilişkiye hem Borçlar Kanunu hem tüketici mevzuatı birlikte uygulanır ve tüketici lehine olan hükümler öne geçer.
Düğünü Siz İptal Ederseniz: TBK m.484 ve Ödenmesi Gereken Bedel
Düğünü iptal eden taraf çift ise, ortada bir sözleşmeye aykırılık yoktur; kanunun tanıdığı bir hakkın kullanımı vardır. TBK m.484 şunu söyler: “İşsahibi, eserin tamamlanmasından önce yapılmış olan kısmın karşılığını ödemek ve yüklenicinin bütün zararlarını gidermek koşuluyla sözleşmeyi feshedebilir.” Yani düğün sahibi hiçbir gerekçe göstermeden sözleşmeyi sona erdirebilir; buna karşılık salonun gerçek zararını karşılar.
Bu hükmün kapora tartışmasındaki karşılığı şudur: salonun alıkoyabileceği tutar, sözleşmede yazan kapora miktarı değil, ispatladığı zarardır. Zarar kalemleri somut olmalıdır — o tarih için reddedilen başka rezervasyon, iade edilemeyen malzeme siparişi, iptal edilemeyen personel anlaşması gibi. Salon bu kalemleri ortaya koyamıyorsa, elinde tuttuğu paranın dayanağı da kalmaz.
Zamanlama burada belirleyicidir. Düğüne aylar varken yapılan iptalde salonun aynı tarihi başkasına satma imkânı fiilen devam eder; zarar küçülür, iade oranı büyür. Tarihe birkaç gün kala yapılan iptalde ise tersi geçerlidir. TBK m.180/2 de bu dengeyi tamamlar: alacaklının uğradığı zarar kararlaştırılan cezayı aşıyorsa, borçlunun kusurunu ispat etmedikçe aşan miktarı isteyemez. Yani salon, kaporadan fazlasını ancak çiftin kusurunu ispat ederek talep edebilir.
Salon İptal Ederse veya Hizmeti Hiç Vermezse Ne Olur?
Salonun tek taraflı iptali, rezervasyonu başkasına devretmesi veya düğün günü kapısını açmaması hâlinde tablo tersine döner. Bu durumda ortada borca aykırılık vardır ve TBK m.112 devreye girer: borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının zararını gidermekle yükümlüdür. Kusursuzluğu ispat yükü salondadır.
Talep edilebilecek tutar ödenen kaporayla sınırlı değildir. TBK m.125/3 uyarınca sözleşmeden dönme hâlinde taraflar verdiklerini geri isteyebilir; ayrıca temerrütte kusursuzluğunu ispat edemeyen borçluya karşı sözleşmenin hükümsüz kalmasından doğan zararın giderilmesi de istenebilir. Son anda başka salon bulmak zorunda kalan çiftin ödediği fark bedeli, iptal edilen davetiye masrafı ve yeniden yapılan organizasyon giderleri bu kapsamda değerlendirilir.
Sözleşmede gerçekten cayma parası kararlaştırılmışsa sonuç daha da nettir. TBK m.178, cayan tarafın alan taraf olması hâlinde aldığının iki katını geri vereceğini söyler. Bu ihtimalin pratikte az kullanılmasının sebebi hükmün bilinmemesidir; sözleşme metninde “cayma parası” ifadesi geçiyorsa mutlaka gündeme getirilmelidir.
| İptali kim istedi? | Sebep | Kapora ne olur? | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Çift | Kendi tercihi | Salonun ispatladığı gerçek zarar mahsup edilir, kalanı iade | TBK m.484, m.182/3 |
| Salon | Kendi tercihi / devir | Tamamı iade + doğan zarar | TBK m.112, m.125/3 |
| Salon | Cayma parası kararlaştırılmış | Aldığının iki katı | TBK m.178 |
| Kimse | İki tarafa da yüklenemeyen sebep | Borç sona erer, alınan iade edilir | TBK m.136/2 |
| Çift | Nişanın karşı tarafça haksız bozulması | Salondan mahsuplu iade, kalanı kusurlu nişanlıdan | TMK m.120 |
Deprem, Ölüm veya Salgın: Mücbir Sebepte Kapora Ne Olur?
Düğünün yakın bir aile ferdinin vefatı, deprem, resmî yasaklama veya benzeri bir olay yüzünden yapılamaması hâlinde uygulanacak hüküm TBK m.136’dır. Maddeye göre borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa borç sona erer. İkinci fıkra da sonucu belirler: imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan taraf, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlüdür.
Bu, kapora tartışmasının en net çözülen hâlidir: salonun elinde kalan para artık haklı bir sebebe dayanmaz ve TBK m.77 uyarınca iade edilir. Üstelik TBK m.182/2 ayrıca şunu söyler: asıl borç sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmişse cezanın ifası istenemez. Yani sözleşmedeki “iade edilmez” kaydı, imkânsızlık hâlinde hiç uygulanmaz.
Olay imkânsızlık düzeyine varmıyor ama ifayı katlanılmaz derecede güçleştiriyorsa TBK m.138’deki aşırı ifa güçlüğü hükmü gündeme gelir. Bu hüküm sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, uyarlama mümkün değilse sözleşmeden dönme hakkı verir. Uyarlama talebi çoğunlukla salonun bedeli artırma isteğinde karşımıza çıkar; TBK m.480/1 götürü bedelde yüklenicinin kural olarak artırım isteyemeyeceğini söylediği için, salonun sonradan gelen zam talebi de kendiliğinden geçerli değildir.
Düğün Yapıldı Ama Hizmet Kötüydü: Ayıplı Hizmet Yolu
Düğün iptal edilmemiş, yapılmış ama söz verilen şekilde gerçekleşmemişse tartışma kapora iadesinden çıkar, ayıplı hizmete girer. 6502 sayılı Kanun m.13/1 ayıplı hizmeti, sözleşmede belirlenen süre içinde başlamayan veya kararlaştırılan ve objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımayan hizmet olarak tanımlar. Menüde vaat edilen yemeğin verilmemesi, salonun kapasitesinin taahhüt edilenden düşük çıkması, ses sisteminin çalışmaması bu kapsamdadır.
6502 m.15/1 tüketiciye dört seçimlik hak tanır: hizmetin yeniden görülmesi, ortaya çıkan eserin ücretsiz onarımı, ayıp oranında bedelden indirim veya sözleşmeden dönme. Düğün gibi tekrarlanamayan bir organizasyonda ilk iki seçenek fiilen anlamsızdır; bu yüzden uygulamada bedelden indirim ve dönme öne çıkar. Aynı fıkranın son cümlesi kritiktir: tüketici bu seçimlik haklardan biriyle birlikte Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da isteyebilir.
Sözleşmeden dönme veya bedelden indirim seçildiğinde m.15/3 devreye girer: ödenen bedelin tümü ya da indirim yapılan tutar derhâl tüketiciye iade edilir. Salonun “muhasebe kapanınca ödeyelim” türü ertelemeleri bu hükme aykırıdır ve temerrüt faizini işletir. Ayıplı mal ve hizmette seçimlik hakların nasıl kullanıldığına dair ayrıntılı bir karşılaştırma için ikinci el ayıplı araç satışında satıcının sorumluluğu yazısındaki seçimlik hak tablosuna bakılabilir; oradaki mantık hizmet ayıbında da aynı işler.
Ayıplı Düğün Hizmetinde Manevi Tazminat Alınır mı?
Alınabilir ve uygulamada alınmaktadır. Düğün, tekrarı mümkün olmayan ve kişilik değerleriyle doğrudan bağlantılı bir olaydır; bu yüzden ayıplı ifa yalnızca maddi bir eksiklik yaratmaz, kişilik hakkına da dokunur. Bedelden indirim maddi zararı karşılar, manevi tazminat ise bu ikinci katmanı karşılar ve ikisi birlikte istenebilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2022/8330 E., 2023/461 K. sayılı ve 07.03.2023 tarihli kararına konu olan dosyada, düğün töreni için düzenlenen organizasyon sözleşmesine aykırı biçimde verilen ayıplı hizmet nedeniyle hem ayıp oranında bedel indirimi hem manevi tazminata hükmedilmiştir. Mahkeme, ayıplı orkestra hizmeti için 2.500 TL ve organizasyon ile salon bedeli için 4.085,71 TL olmak üzere toplam 6.585,71 TL’nin ayıp oranında indirim ve iadesine karar vermiş; ayrıca her iki davacı için ayrı ayrı 2.500 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Daire, karar düzeltme aşamasında bu değerlendirmeyi yerinde bulmuştur.
Kararın iki yönü uygulama açısından önemlidir. Birincisi, manevi tazminatın gelin ve damat için ayrı ayrı hesaplanmasıdır; ikisi tek bir zarar gören sayılmamıştır. İkincisi, mahkemenin ayıp oranını bilirkişi raporuyla belirlemiş olmasıdır — yani talep götürü bir rakam üzerinden değil, hangi hizmet kaleminin ne ölçüde eksik ifa edildiği ayrıştırılarak kurulmalıdır. Manevi tazminat miktarının hangi ölçütlerle belirlendiğine dair genel çerçeve için hakaret nedeniyle manevi tazminat davası yazısındaki ölçüt listesi yol gösterir.
Fotoğrafçı, Orkestra ve Gelinlik: Zincirdeki Her Sözleşme Ayrı mıdır?
Bir düğün genellikle tek bir sözleşmeyle değil, birbirinden bağımsız birkaç sözleşmeyle kurulur: salon, fotoğrafçı, orkestra, gelinlik, davetiye, nikâh şekeri. Kural olarak her biri ayrı bir sözleşmedir ve biri sona erdiğinde diğerleri kendiliğinden sona ermez. Salonla anlaşmayı feshetmek, fotoğrafçıya verilen kaporayı geri getirmez.
Bu ayrılığın tek istisnası, hizmetlerin tek bir organizasyon firmasından paket hâlinde alınmış olmasıdır. Paket sözleşmede edimler bölünebilir nitelikteyse TBK m.137’deki kısmi imkânsızlık hükmü uygulanır: borçlu yalnızca imkânsızlaşan kısımdan kurtulur. Ancak aynı madde, kısmi imkânsızlık önceden öngörülseydi böyle bir sözleşmenin hiç yapılmayacağı anlaşılırsa borcun tamamının sona ereceğini de söyler. Salonu iptal edilen bir paketin geri kalanının çift için anlamsız hâle geldiği hâllerde bu ikinci ihtimal gündeme gelir.
Pratik sonuç şudur: her sağlayıcıya ayrı ihtarname gönderilmeli, ayrı başvuru yapılmalı ve her sözleşmenin kendi iptal koşulu ayrı değerlendirilmelidir. Tek bir dilekçeyle birden fazla sağlayıcıya karşı toplu talep kurmak, hakem heyeti aşamasında yetki ve husumet sorunları doğurur.
Nişan Bozulduğu İçin Düğün İptal Olduysa Kaporayı Kimden İstersiniz?
Bu, uygulamada en çok karıştırılan başlıktır çünkü iki ayrı hukuki ilişki iç içe geçer. Salonla kurulan sözleşme bir tüketici işlemidir ve yukarıdaki kurallara tabidir. Nişanlılar arasındaki ilişki ise Türk Medeni Kanunu’nun nişanlanma hükümlerine tabidir ve tamamen farklı işler.
TMK m.120 şunu söyler: nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde, kusuru olan taraf diğerine evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddî fedakârlıklar karşılığında uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür; aynı kural nişan giderleri hakkında da uygulanır. Maddenin ikinci fıkrası çoğu kaynakta atlanır: tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler de aynı koşullarda yaptıkları harcamalar için ayrıca tazminat isteyebilir.
Buradan çıkan yol haritası nettir: salondan mahsup sonrası geri alınamayan tutar, nişanı haksız bozan tarafa karşı TMK m.120 kapsamında istenebilir. Kaporayı ödeyen anne veya baba ise talebini kendi adına kurar. Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf ayrıca TMK m.121 uyarınca manevi tazminat isteyebilir; alışılmışın dışındaki hediyelerin geri verilmesi ise TMK m.122’ye tabidir.
Buna karşılık TMK m.119/2 önemli bir sınır koyar: evlenmeden kaçınma hâli için öngörülen cayma tazminatı veya ceza şartı dava edilemez, ancak yapılan ödemeler de geri istenemez. Bu hüküm yalnızca nişanlılar arasındaki anlaşmalara ilişkindir; düğün salonuyla yapılan sözleşmeye uygulanmaz. İki ilişkinin karıştırılması, salona karşı açılacak davanın yanlış hukuki temele oturtulmasına yol açar.
Düğün Salonu Kapora İadesi İçin İlk Adım: İhtarname
Düğün salonu kapora iadesi sürecinin ilk adımı yazılı taleptir. Telefonla yapılan görüşme hem ispat edilemez hem de temerrüdü kurmaz. TBK m.117/1 açıktır: muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Faiz talebinin başlangıcı da genellikle bu tarihe bağlanır.
İhtarnamede yer alması gereken unsurlar bellidir: sözleşmenin tarihi ve tarafları, ödenen tutar ve ödeme tarihi, iptalin sebebi ve tarihi, iade talebinin hukuki dayanağı, ödeme için verilen kesin süre ve süre sonunda başvurulacak merci. Noter aracılığıyla gönderilmesi zorunlu değildir ama tebliğ tarihini kesinleştirdiği için tercih edilir. İhtarname türlerinin birbirinden hangi noktalarda ayrıldığına ve sürelerin nasıl kurulduğuna dair ayrıntı için beş ihtarname türünün ayrımını anlatan yazı pratik bir kontrol listesi sunar.
Sebepsiz zenginleşme hâllerinde durum biraz farklıdır. TBK m.117/2’ye göre sebepsiz zenginleşmede zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş sayılır; ancak zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır. Salonun elindeki parayı iyiniyetle tuttuğu kabul edilebileceği için, pratikte ihtarname çekilmesi her hâlükârda güvenli yoldur.
Tüketici Hakem Heyeti mi, Tüketici Mahkemesi mi? 2026 Sınırı
Merci, uyuşmazlığın parasal değerine göre belirlenir ve bu değer her yıl değişir. 6502 sayılı Kanun m.68/4, parasal sınırların her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesine göre ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılacağını söyler. 23 Aralık 2025 tarihli ve 33116 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ticaret Bakanlığı tebliğiyle 2026 yılı için sınır 186.000 TL olarak belirlenmiştir.
Kural şudur: 2026 yılında değeri 186.000 TL’nin altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur ve bu değerin üzerindeki uyuşmazlıklar için hakem heyetine başvuru yapılamaz. Kanun metninde hâlâ 30.000 TL yazması yanıltıcıdır; o rakam 2022 yılındaki düzenlemenin başlangıç değeridir ve her yıl güncellenerek uygulanır. İnternette dolaşan 10.390 TL gibi rakamlar ise yıllar öncesine ait olup bugünkü başvuruda kullanılamaz. Güncel değer için doğrudan Ticaret Bakanlığı’nın 2026 parasal değerler duyurusu esas alınmalıdır.
Düğün organizasyonu bedelleri çoğu olayda bu sınırın altında kaldığı için pratikte hakem heyeti yolu işler. Sınırın üzerindeki dosyalarda ise 6502 m.73/1 uyarınca tüketici mahkemeleri görevlidir. Hakem heyetine nasıl başvurulacağı, dilekçede hangi unsurların bulunması gerektiği ve karar sürecinin nasıl işlediği tüketici hakem heyeti başvuru dilekçesi örneği yazısında adım adım anlatılmıştır.
| Uyuşmazlık değeri (2026) | Görevli merci | Arabuluculuk | Harç |
|---|---|---|---|
| 186.000 TL altı | İl/ilçe tüketici hakem heyeti | Dava şartı değil | Başvuru ücretsiz |
| 186.000 TL ve üzeri | Tüketici mahkemesi | Dava şartı | Tüketici harçtan muaf |
| Hakem heyeti kararına itiraz | Tüketici mahkemesi | Dava şartı değil | Tüketici harçtan muaf |
Arabuluculuk Zorunlu mu? Yaygın Bir Yanlış
Tüketici uyuşmazlıklarında arabuluculuğun her hâlde zorunlu olduğu yolundaki yaygın bilgi eksiktir. 6502 sayılı Kanun m.73/A-1 tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasını dava şartı sayar; ancak aynı fıkra dört istisna getirir.
Bu istisnaların ilk ikisi kapora dosyalarını doğrudan ilgilendirir: tüketici hakem heyetinin görevi kapsamında olan uyuşmazlıklar ve tüketici hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar. Yani 186.000 TL altındaki bir düğün kaporası talebinde önce arabulucuya gitmek gerekmez; doğrudan hakem heyetine başvurulur. Diğer iki istisna m.73/6 ve m.74 kapsamındaki davalar ile tüketici işlemi mahiyetinde olup taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklardır.
Arabuluculuğun gerçekten zorunlu olduğu hâllerde ise m.73/A-3 tüketici lehine bir kolaylık getirir: taraflara ulaşılamaması, görüşme yapılamaması veya anlaşma ya da anlaşamama hâllerinde tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücreti Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır ve iki saatlik ücret tutarını geçemez. Hangi uyuşmazlıklarda arabuluculuğun dava şartı olduğuna dair genel çerçeve hangi davalarda arabuluculuk zorunlu yazısında karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır.
Başvuru Nereye Yapılır? Yetki Kuralı ve e-Devlet
Yetki kuralı tüketiciye seçim hakkı tanır. 6502 m.68/3 uyarınca başvurular, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu veya tüketici işleminin yapıldığı yerdeki tüketici hakem heyetine yapılabilir. Düğün salonu başka bir ilde olsa bile çift, kendi ikametgâhının bulunduğu yerdeki heyete başvurabilir. Hakem heyeti bulunmayan yerlerde başvuru ilçe kaymakamlığına yapılır ve kaymakamlıkça yetkili heyete iletilir.
Aynı seçim hakkı mahkeme yolunda da vardır. 6502 m.73/5, tüketici davalarının tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde de açılabileceğini söyler. Bu, salonun bulunduğu yer mahkemesine gitme zorunluluğu olmadığı anlamına gelir.
Başvuru elektronik ortamda da yapılabilir. Ticaret Bakanlığı’nın Tüketici Bilgi Sistemi üzerinden e-Devlet şifresiyle giriş yapılarak başvuru oluşturulur, sözleşme ve ödeme belgeleri sisteme yüklenir. Başvurunun ne aşamada olduğu da aynı sistemden izlenir. Hakem heyetinin görev, yetki ve işleyişine dair resmî açıklamalar Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü’nün tüketici hakem heyeti sayfasında yer alır.
Tüketici Davası Harçtan Muaftır
Uyuşmazlık hakem heyeti sınırının üzerindeyse dava açmak gerekir, ancak bu adımın maliyeti sanıldığı kadar yüksek değildir. 6502 m.73/2, tüketici mahkemeleri nezdinde Bakanlık, tüketiciler ve tüketici örgütleri tarafından açılan davaların Harçlar Kanunu’nda düzenlenen harçlardan muaf olduğunu düzenler.
Muafiyet harçları kapsar; gider avansı ve bilirkişi ücreti gibi yargılama giderleri bunun dışındadır. Düğün organizasyonu dosyalarında ayıp oranının belirlenmesi çoğunlukla bilirkişi incelemesini gerektirdiği için gider avansı kaleminin baştan hesaba katılması gerekir. Dava tüketici lehine sonuçlanırsa bu giderler karşı tarafa yüklenir.
Hakem heyeti yolunda ise başvuru tamamen ücretsizdir ve bilirkişi masrafı da başvurandan alınmaz. Bu iki avantaj birlikte değerlendirildiğinde, sınırın altındaki dosyalarda hakem heyetine gitmek yalnızca zorunlu değil aynı zamanda ekonomik olarak da doğru yoldur.
Kapora İadesinde Zamanaşımı: Dört Ayrı Süre Rejimi
Düğün dosyalarında tek bir zamanaşımı süresinden söz edilemez. Talebin hukuki temeline göre dört ayrı rejim uygulanır ve yanlış rejimin seçilmesi, hakkı esasen yerinde olan bir talebi süre yönünden kaybettirebilir.
Sözleşmeden doğan alacak için TBK m.147/6 beş yıllık süre öngörür; bu bent, yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi hâlini kapsam dışında bırakır. Ağır kusur varsa TBK m.146’nın genel on yıllık süresi uygulanır. Ayıplı hizmetten sorumluluk ise 6502 m.16/1 uyarınca hizmetin ifası tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir; m.16/2 ayıbın ağır kusur veya hile ile gizlenmesi hâlinde zamanaşımı hükümlerinin hiç uygulanmayacağını söyler.
Mücbir sebeple sona eren sözleşmelerde talep sebepsiz zenginleşmeye dayandığı için TBK m.82 devreye girer: geri isteme hakkının öğrenildiği tarihten başlayarak iki yıl ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yıl. Nişanın bozulmasından doğan davalarda ise süre çok daha kısadır; TMK m.123 nişanlılığın sona ermesinden itibaren bir yıl der. Bu bir yıllık süre, salona karşı yürütülen süreç uzarken sessizce dolabildiği için ayrı takip edilmelidir.
| Talebin dayanağı | Süre | Başlangıç | Hüküm |
|---|---|---|---|
| Sözleşmeden doğan alacak (eser) | 5 yıl | Muacceliyet | TBK m.147/6 |
| Yüklenicinin ağır kusuru | 10 yıl | Muacceliyet | TBK m.146 |
| Ayıplı hizmet | 2 yıl | Hizmetin ifası | 6502 m.16/1 |
| Ayıp ağır kusur/hile ile gizlenmiş | Zamanaşımı yok | — | 6502 m.16/2 |
| Sebepsiz zenginleşme | 2 yıl / her hâlde 10 yıl | Öğrenme / zenginleşme | TBK m.82 |
| Nişanın bozulması | 1 yıl | Nişanlılığın sona ermesi | TMK m.123 |
Faiz Ne Zaman Başlar, Hangi Oran Uygulanır?
Faiz, iade talebinin çoğu zaman göz ardı edilen ikinci kalemidir. Kural olarak temerrüt tarihinden itibaren işler ve temerrüt de TBK m.117/1 uyarınca alacaklının ihtarıyla kurulur. İhtarname çekilmemişse faiz genellikle dava veya başvuru tarihinden başlatılır; bu da aradaki dönemin kaybı anlamına gelir.
Uygulanacak oran, taraflar arasında ticari bir ilişki bulunmadığı için yasal faiz oranıdır. Enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde aradan geçen sürenin alacağın gerçek değerini aşındırdığı dikkate alındığında, ihtarnamenin erken çekilmesi yalnızca ispat değil aynı zamanda tutar bakımından da avantaj sağlar. Alacağa işleyecek yasal faizin dönemsel hesabı için sitedeki yasal faiz hesaplama aracı kullanılabilir.
Faiz talebinin başvuru dilekçesinde açıkça yazılması gerekir. Hakem heyeti veya mahkeme, talep edilmeyen faize kendiliğinden hükmetmez. Dilekçede “ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte” ifadesinin yer alması, sonradan ayrı bir talep açma zorunluluğunu ortadan kaldırır.
Hangi Belgeler Delil Olur?
Düğün dosyalarının kaybedilme sebebi çoğunlukla hukuki değil ispata ilişkindir. Ödemenin elden yapılmış olması, sözleşmenin tek nüsha düzenlenip salonda kalması ve görüşmelerin sözlü yürütülmesi, esasen haklı bir talebi ispatsız bırakır. Bu yüzden belge toplama, ihtarnameden önce gelen adımdır.
- Sözleşmenin veya rezervasyon formunun imzalı nüshası; yoksa salonda bulunan nüshanın istenmesi
- Ödeme dekontu, kredi kartı ekstresi veya makbuz; elden ödemede tanık beyanı ve yazışma kaydı
- Menü, kişi sayısı, tarih ve saat gibi taahhütleri gösteren yazışmalar (mesaj, e-posta)
- İptalin sebebini gösteren belge: ölüm belgesi, sağlık raporu, resmî yasaklama kararı
- Düğün yapıldıysa eksik ifayı gösteren fotoğraf, video ve davetli beyanları
- İhtarname ve tebliğ şerhi
Ayıplı ifa iddiasında delillerin zamanla kaybolma riski yüksektir. Böyle hâllerde dava açmadan önce mahkemeden delil tespiti istenebilir; bu yol, mevcut durumun resmî olarak kayda geçirilmesini sağlar. Delil tespitinin nasıl talep edildiğine ve hangi aşamada işe yaradığına dair uygulama ayrıntıları delil tespiti nedir, ne zaman yapılır yazısında açıklanmıştır.
Sözleşmenin yazılı olmaması talebi kendiliğinden sonuçsuz bırakmaz. 6502 m.4/1 sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesini zorunlu tutar ve aynı fıkra, bulunması gereken şartlardan birinin eksikliğinin sözleşmenin geçerliliğini etkilemeyeceğini, eksikliğin düzenleyen tarafından derhâl giderileceğini söyler. Yani belge eksikliğinin sonucu tüketiciye yüklenmez.
Hakem Heyeti Kararına İtiraz ve Kararın İcrası
Hakem heyeti kararı taraflar için bağlayıcıdır ve karara karşı tüketici mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz süresi kararın tebliğinden itibaren on beş gün değil, iki haftadır; bu ayrım sürenin son gününün hesabında fark yaratır. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.
İtiraz edilmiş olması kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz. Lehine karar verilen taraf, kararın icrası için ilamlı icra yoluna başvurabilir. Bu durum salon tarafı için de geçerlidir; bu yüzden aleyhe çıkan bir kararda yalnızca itiraz etmek yeterli olmayabilir, ayrıca icranın geri bırakılması talebinde bulunmak gerekebilir.
Hakem heyeti kararlarının iptali istemiyle açılan davalarda taraf sıfatı da ayrıca denetlenir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2022/2213 E., 2022/3647 K. sayılı ve 18.04.2022 tarihli kanun yararına bozma kararı, düğün organizasyon bedelinin iadesine dair bir hakem heyeti kararının iptali davasında, ayrı tüzel kişiliği bulunmayan bir müdürlüğe husumet yöneltilip yöneltilemeyeceğinin resen araştırılması gerektiğine hükmetmiştir. Karar, husumetin ilk itirazlardan olmadığını ve davanın her aşamasında ileri sürülebileceğini, taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece kendiliğinden gözetileceğini vurgular.
Ne Kadar Geri Alınır? Tam İade ile Kısmi İade Ayrımı
Geri alınacak tutar için önceden sabit bir oran vermek mümkün değildir; her dosya kendi verileriyle hesaplanır. Yine de sonucu belirleyen değişkenler bellidir ve baştan öngörülebilir.
Tam iade, salonun kusuru veya iki tarafa da yüklenemeyen imkânsızlık hâllerinde gündeme gelir. Bu hâllerde salonun elinde tuttuğu paranın hukuki sebebi kalmadığı için mahsup edilecek bir kalem de bulunmaz. Kısmi iade ise iptalin çiftten kaynaklandığı hâllerin tipik sonucudur: salon TBK m.484 uyarınca gerçek zararını mahsup eder, kalanı iade eder.
Mahsup edilecek zararın hesabında iptal ile düğün tarihi arasındaki süre, salonun aynı tarihi başkasına satıp satmadığı, yapılmış olan somut harcamalar ve sözleşmedeki iptal kademelerinin makul olup olmadığı birlikte değerlendirilir. Salon aynı tarihi başka bir organizasyona satmışsa zarar büyük ölçüde ortadan kalkar; bu husus başvuruda açıkça ileri sürülmeli ve gerekirse salondan o tarihe ait rezervasyon kayıtlarının sunulması istenmelidir.
Düğün İptalinde İlk Hafta Ne Yapılmalı?
İptal kararı verildiği anda başlayan ilk hafta, dosyanın sonraki seyrini belirler. Bu dönemde atılan adımlar hem delilleri korur hem de faiz başlangıcını öne çeker.
- İptal iradesini yazılı olarak bildirin; sözlü bildirim tarihi ispatlanamaz.
- Sözleşmenin ve tüm ödeme belgelerinin fotokopisini ve dijital kopyasını alın.
- Salonla yapılan yazışmaları silmeyin, ekran görüntüsü yerine dışa aktarma tercih edin.
- İptal sebebi belgeye bağlanabiliyorsa (rapor, resmî karar) hemen temin edin.
- İade talebini içeren ihtarnameyi makul bir ödeme süresiyle birlikte gönderin.
- Süre sonunda tutara göre hakem heyetine veya tüketici mahkemesine başvurun.
Dosyanın hangi hukuki temele oturacağı, sözleşme metnindeki tek bir kelimeye göre değişebildiği için sürecin başında metnin bütün olarak değerlendirilmesi zaman ve tutar kazandırır. Sözleşmenizin ve ödeme belgelerinizin somut olarak incelenmesini isterseniz çalışma alanlarımız sayfasındaki konu başlıklarını inceleyip iletişim bilgilerinden büroya ulaşabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Düğün salonu kapora iadesi her durumda mümkün müdür?
Hayır, iade otomatik değildir. Salonun kusuru veya iki tarafa da yüklenemeyen imkânsızlık hâllerinde tam iade gündeme gelir. İptal çiftten kaynaklanıyorsa salon TBK m.484 uyarınca ispatladığı gerçek zararını mahsup eder ve kalan tutarı iade eder.
Sözleşmede kapora iade edilmez yazıyorsa hiç geri alamaz mıyım?
Alabilirsiniz. Böyle bir kayda TBK m.181 uyarınca ceza koşulu hükümleri uygulanır ve m.182/3 gereği hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu talep olmadan kendiliğinden indirir. Ayrıca matbu sözleşmedeki bu kayıt 6502 m.5 anlamında haksız şart sayılabilir ve haksız şartlar kesin olarak hükümsüzdür.
Kapora ile cayma parası arasındaki fark nedir?
TBK m.177 uyarınca sözleşme kurulurken verilen para, aksi kararlaştırılmadıkça cayma parası değil bağlanma parası sayılır ve esas bedelden düşülür; cayma hakkı vermez. Cayma parası ancak açıkça kararlaştırılmışsa doğar ve TBK m.178 uyarınca veren cayarsa verdiğini bırakır, alan cayarsa aldığının iki katını öder.
Düğün iptalinde para iadesi için nereye başvurulur?
Uyuşmazlık değeri 2026 yılında 186.000 TL’nin altındaysa tüketici hakem heyetine, bu tutar ve üzerindeyse tüketici mahkemesine başvurulur. Başvuru, tüketicinin yerleşim yerindeki veya tüketici işleminin yapıldığı yerdeki heyete yapılabilir.
Düğün salonu kapora iadesi talebinde arabuluculuk zorunlu mu?
Hakem heyetinin görev alanına giren uyuşmazlıklarda zorunlu değildir. 6502 m.73/A-1(a) tüketici hakem heyetinin görevi kapsamındaki uyuşmazlıkları dava şartı arabuluculuğun dışında bırakır. Hakem heyeti sınırının üzerindeki dosyalarda ise dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır.
Deprem veya vefat nedeniyle düğün iptal olursa kapora geri alınır mı?
Evet. TBK m.136 uyarınca borç, borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa sona erer ve alınan edim sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri verilir. Ayrıca TBK m.182/2, asıl borç bu şekilde imkânsızlaştığında ceza koşulunun ifasının istenemeyeceğini düzenler.
Düğün yapıldı ama hizmet eksikti, ne isteyebilirim?
6502 m.15/1 uyarınca hizmetin yeniden görülmesi, ücretsiz onarım, ayıp oranında bedelden indirim veya sözleşmeden dönme haklarından birini kullanabilirsiniz. Düğün tekrarlanamayacağı için pratikte bedelden indirim ve dönme öne çıkar. Bu haklardan biriyle birlikte Türk Borçlar Kanunu uyarınca tazminat da isteyebilirsiniz.
Ayıplı düğün organizasyonunda manevi tazminat alınabilir mi?
Alınabilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2022/8330 E., 2023/461 K. sayılı ve 07.03.2023 tarihli kararına konu dosyada, ayıplı düğün organizasyonu nedeniyle ayıp oranında bedel indirimi yanında her iki davacı için ayrı ayrı manevi tazminata hükmedilmiştir.
Nişan bozulduğu için düğün iptal oldu, kaporayı kimden isterim?
Önce salona karşı sözleşme hükümlerine göre iade talebinde bulunulur. Salondan geri alınamayan kısım, nişanı haklı sebep olmaksızın bozan tarafa karşı TMK m.120 kapsamında istenebilir. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca harcamayı yapan ana ve baba da kendi adlarına tazminat isteyebilir.
Kapora iadesinde zamanaşımı süresi kaç yıldır?
Talebin dayanağına göre değişir. Eser sözleşmesinden doğan alacakta TBK m.147/6 uyarınca beş yıl, yüklenicinin ağır kusuru varsa m.146 uyarınca on yıl, ayıplı hizmette 6502 m.16 uyarınca iki yıl, sebepsiz zenginleşmede TBK m.82 uyarınca iki yıl ve her hâlde on yıl, nişanın bozulmasından doğan davalarda ise TMK m.123 uyarınca bir yıl uygulanır.
Salon kaporayı iade etmezse faiz isteyebilir miyim?
Evet. TBK m.117/1 uyarınca borçlu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer ve faiz kural olarak bu tarihten itibaren işler. Faiz talebinin başvuru veya dava dilekçesinde açıkça belirtilmesi gerekir; talep edilmeyen faize kendiliğinden hükmedilmez.
Elden ödediğim kaporayı nasıl ispatlarım?
Makbuz varsa esas delil odur. Makbuz yoksa salonla yapılan mesaj ve e-posta yazışmaları, rezervasyon kayıtları, ödemeye tanık olan kişilerin beyanları ve banka hesabından aynı tarihte çekilen tutarın kaydı birlikte değerlendirilir. Bu yüzden yazışmaların silinmemesi önemlidir.
Fotoğrafçıya ve orkestraya verdiğim kapora da geri alınır mı?
Her biri ayrı sözleşme olduğu için ayrı değerlendirilir ve her sağlayıcıya ayrı talep yöneltilir. Salon sözleşmesinin sona ermesi, fotoğrafçı veya orkestra sözleşmesini kendiliğinden sona erdirmez. Hizmetler tek bir organizasyon firmasından paket olarak alınmışsa TBK m.137’deki kısmi imkânsızlık değerlendirmesi gündeme gelir.
Tüketici hakem heyetine başvuru ücretli mi?
Hayır, hakem heyetine başvuru ücretsizdir ve bilirkişi masrafı başvurandan alınmaz. Tüketici mahkemesinde açılan davalarda ise 6502 m.73/2 uyarınca tüketici harçlardan muaftır; gider avansı ve bilirkişi ücreti bu muafiyetin dışındadır.
Hakem heyeti kararına itiraz süresi ne kadar?
Karara karşı tüketici mahkemesine itiraz süresi tebliğden itibaren iki haftadır. İtiraz kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz; icranın durması için ayrıca talepte bulunmak gerekir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.
Salon aynı tarihi başkasına sattıysa kapora yine kesilir mi?
Bu durumda salonun zararı büyük ölçüde ortadan kalkar ve mahsup edilecek tutar da o oranda azalır. TBK m.484 mahsubu gerçek zarara bağladığı için, aynı tarihin başka bir organizasyona satıldığı ileri sürülmeli ve gerekirse salonun o tarihe ait rezervasyon kayıtlarını sunması istenmelidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve parasal sınırlar değişebildiğinden, sözleşmenizin metnine ve olayın özelliklerine göre bir avukata danışmanız yerinde olur. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.