
Ekonomik geleceğin sarsılması tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ile karıştırılmakta, söz konusu ifadeler birbirleri yerine kullanılmaktadır. Hatta bu tazminata yönelik argümanların sürekli iş göremezlik tazminatı istenirken kullanıldığı görülmektedir. Oysa Türk Borçlar Kanunda sürekli iş göremezlik tazminatı ile ekonomik geleceğin sarsılması tazminatı ayrı ayrı ele alınmıştır.
6098 Sayılı TBK ‘da bedensel zararlar şöyle sıralanmıştır:
Madde 54- Bedensel zararlar özellikle şunlardır:
- Tedavi giderleri.
- Kazanç kaybı.
- Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
- Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.(1)
Ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı tazminat isteminin çalışma gücü ile bir bağlantısı yoktur. Kişi haksız fiil sonucu çalışma gücünden mahrum olmasa dahi ekonomik olarak bazı menfaatlerinden mahrum kalabilmektedir.
Örneğin yüzünden veya vücudunun görünen kısımlarından zarar gören bir mankenin veya oyuncunun, tiyatrocunun ekonomik geleceğinin zarar gördüğünü söylemek mümkündür. Örnekleri artırmak mümkündür. Konuya ilişkin Kemal OĞUZMAN/Turgut ÖZ, Borçlar Hukuku Genel Hükümler (7.B, İstanbul 2009, s.562) kitabında aşağıdaki örnekler verilmiştir:
“Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişi çalışma gücünde bir azalma meydana gelmese dahi iş piyasasında yeni bir iş bulmakta veya eski işini korumakta güçlük çekmekte veya aynı işte çalışsa dahi ihlâlden öncesine nazaran daha çok emek sarf etmek zorunda kalmaktadır. Bunun gibi zarar görenin genç bir kız olması halinde bu kişinin evlenme şansının azalması veya beden şeklinin önemli derece değişmesi nedeniyle kaybetmesi ya da mesleğinde yükselmesine engel olması gibi hallerde de zarar görenin ekonomik geleceğinin sarsıldığından bahsedilir.
Uğradığı bedensel zarar nedeniyle kişinin yüzünde sabit bir iz kalması, çalışma gücünde fiilen bir eksiklik meydana getirmemekle birlikte iş bulmasını imkânsızlaştırabilecek, zorlaştırabilecek ya da kariyer olarak yükselmesine engel olabilecektir. Bu gibi durumlarda zarar gören ekonomik geleceği sarsılarak zarara uğratılmış olur ve bu zararın tazmin edilmesi gerekir.”(2)
Görüldüğü gibi gelecekte beklenen ekonomik menfaatin azalması veya ortadan kalkması çalışma gücünden bağımsız olarak değerlendirilmiştir. Açılan davalarda da bu iki tazminatın –çalışma gücünün azalmasına yahut yitirilmesine bağlı olarak belirlenecek olan tazminatla müstakbel ekonomik menfaatin zarar görmesi- farklı başlıklar altında talep edilmesi, ayrı ayrı harçlandırılmaları gerekmektedir.
Ekonomik Geleceğin Sarsılması Tazminatı Hangi Durumlarda Talep Edilebilir?
Ekonomik geleceğin sarsılması tazminatı talep edebilmek için evvela haksız fiil sonucu oluşan bir bedensel zarardan söz etmek gereklidir. Başka bir ifadeyle kişinin hukuk yahut ahlak dışı bir eylem neticesinde bedeninde maddi bir zarar oluşması ekonomik geleceğin sarsılması tazminatı talep edebilmek için en temel şarttır.
İkinci olarak; kişinin müstakbel ekonomik menfaatlerinde bir azalma söz konusu olmalıdır. Bu azalma çalışma gücüyle bağlantılı bir azalma değildir. Kişi çalışma gücünden bir şey kaybetmese de oluşan bedensel zarar nedeniyle çalışıyorsa işini devam ettirmede, çalışmıyorsa mesleğine kabulde, kariyer olarak ilerlemekte zorlanmalıdır. Ayrıca mesleğini devam ettirirken ekstra çaba göstermesi, iş fırsatlarının azalması da “ekonomik geleceğin sarsılması” anlamına gelmektedir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/9671 Esas 2021/2136 Karar Sayılı ilamında anaokulu öğretmenin yüz güzelliğinin önemli olduğuna (ana okul çağındaki küçük çocukların öğretmeninden korkmaması, öğretmenini sevmesi önemlidir.), öğretmenin yüzündeki izle iş bulması veya işini devam ettirmesinin zor olduğuna ve tazminat hesaplanması gerektiğine kanaat getirilmiştir:
“Somut olayda davacı vekili, müvekkilinin okul öncesi öğretmenliği mezunu olduğu, bu meslek dalında yüz güzelliğinin önemli olduğunu, müvekkilinin yüzünde meydana gelen bu iz mesleğinin icrasına engel nitelikte olmasa da mesleğinin icra etmekte engel teşkil ettiğini, ekonomik geleceğinin bu nedenle sarsıldığını beyan etmek suretiyle, ekonomik geleceğinin sarsılması nedeni ile maddi tazminat talep etmiş, mahkemece bu hususlarda araştırma ve inceleme yapılmaksızın eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile davacının yoksun kaldığı ekonomik geleceği nedeniyle uğradığı bir zarar söz konusu olmadığı gerekçesi ile maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından davacının Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Çocuk Gelişimi bölümünden mezun olduğu anlaşılmaktadır. Kaza nedeni ile yaşadığı travma, yaralanma bölgeleri ve şekli, bu hali ile öğrenim gördüğü bölüm dikkate alındığında davacının ekonomik geleceğinin sarsılmış olma ihtimalinin daha detaylı olarak araştırılması ve bu yöndeki olumlu/olumsuz kararın yeterli gerekçeler ile verilmesi gereklidir.
Şu durumda mahkemece yapılacak iş, davacının kaza tarihinde çalışıp çalışmadığı belirlendikten sonra, yüzünde sabit iz oluştuğuna ilişkin iddiasına yönelik Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan, davacı bizzat hazır edilerek yeni ve denetime uygun bir rapor alınarak, daha sonra yüzde sabit izin tespiti halinde, davacının yaşı, medeni hali, sosyal durumu ve mesleği dikkate alınmak suretiyle, davacının varsa yaralanması nedeni ile ekonomik geleceğin sarsılması sonucu oluşan zararın uzman bilirkişi tarafından belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.”(3)
Ekonomik Geleceğin Sarsılması Tazminatında Dikkat Edilmesi Gerekenler
Yukarıda da ifade edildiği gibi söz konusu tazminatın “Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar”a ilişkin tazminat ile karıştırılmaması önemlidir. Bu iki tazminat birbirinden tamamen farklı zarar kalemlerini kapsamaktadır.
Geçici ve sürekli iş göremezlik olarak da adlandırılan çalışma gücüne dayalı tazminat taleplerinde Adli Tıp Kurumu tarafından değerlendirme yapılmakta, kişinin geçici ve kalıcı olarak uğradığı zararlar tespit edilmektedir. Adli Tıp Kurumu ile birlikte Sosyal Sigortalar Kurumu, diğer tüm sağlık kurulları geçici ve sürekli hasar tespitlerinde Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğünden faydalanmaktadır.
Ancak ekonomik geleceğin sarsılması tazminatının hesaplanmasında esas alınan estetik bozukluklar ve kalıcı izlere ilişkin söz konusu mevzuat çerçevesinde hesaplamasına yapılamamaktadır. Bu da uygulamada sorunlara yol açmaktadır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2017/485 Esas 2019/9402 Karar Sayılı İlamında yüzünde sabit izler bulunan kadının kısa süreli işlerde ve anketörlük işinde çalışmasına yönelik olarak araştırma yapılması gerektiğine, yüzündeki izin sabit olup olmadığının değerlendirilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumunca incelenmesi gerektiğine, daha sonra ise davacını medeni hali, yaşı, mesleği ve sosyal durumu dikkate alınarak uzman bilirkişi tarafından rapor aldırılması gerektiğine karar vermiştir:
“Bu durumda Mahkemece yapılacak iş, davacının kaza tarihinde anketör olarak çalışıp çalışmadığı belirlendikten sonra, yüzünde sabit iz oluştuğuna ilişkin iddiasına yönelik Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan, davacı bizzat hazır edilerek yeni ve denetime uygun bir rapor alınarak, daha sonra yüzde sabit izin tespiti halinde, davacının yaşı, medeni hali, sosyal durumu ve mesleği dikkate alınmak suretiyle, davacının varsa yaralanması nedeni ile ekonomik geleceğin sarsılması sonucu oluşan zararın uzman bilirkişi tarafından belirlenmesi gerekirken,”(4)
Ekonomik Geleceğin Sarsılması Tazminatı Hangi Mahkemeden Talep Edilir?
Kişinin vücudunda kalıcı izler bırakmak suretiyle ekonomik geleceğini sarsan kişinin, kişilerin veyahut kurumların tespit edilmesi ile görevli Mahkeme de tespit edilecektir. Söz konusu bedensel zararın trafik kazası, iş kazası gibi özel koşullarda meydana gelmesi halinde ise bu koşullar çerçevesinde görevli Mahkeme tespit edilmektedir.
Örneğin trafik kazası nedeniyle kişinin yüzünde kalıcı izler oluşması halinde kişi zararını araç sürücüsü, araç işleteni veya araç sigortasından tazmin edebilecektir. Bu durumda gerçek kişilere karşı açılacak davalarda Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olacaktır. Sigorta Şirketine karşı açılacak davalarda ise Asliye Ticaret Mahkemeleri ve Sigorta Tahkim Komisyonu görevlidir.
İş kazalarından kaynaklı olarak açılan tazminat davalarında İş Mahkemeleri; devlete bağlı sağlık kuruluşlarının kusuru sonucu oluşan bedensel zararlara ilişkin tazminat davalarında İdare Mahkemeleri, Ticari Şirketlerin kusuru sonucunda oluşan zararlardan dolayı açılan tazminat davalarında Asliye Ticaret Mahkemeleri, kişilerin haksız fiili sonucu oluşan bedensel zararlara ilişkin tazminat davalarında Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir.
Ekonomik Geleceğin Sarsılması Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
Yargıtay Kararlarında ekonomik geleceğin sarsılması tazminatının hesaplanmasına ilişkin bazı kriterler sayılmıştır. Bu kriterlere göre bedensel zarara uğrayan kişinin yaşı ve mesleği tazminat hesaplamasında dikkate alınmaktadır.
Bunun dışında kişinin mesleğini aktif olarak icra edip etmediği, oluşan hasarın (genellikle biçim bozuklukları şeklindedir.) boyutu, oluşan hasarla mesleğin icrası arasındaki ilişkinin boyutu, kişinin sosyal yaşantısı ve medeni hali bir arada değerlendirilerek uzman bilirkişilerce hesaplama yapılmaktadır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/9671 Esas 2021/2136 Kararında tüm hesaplama kriterleri bir arada sayılmıştır:
“Dosya kapsamından davacının Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Çocuk Gelişimi bölümünden mezun olduğu anlaşılmaktadır. Kaza nedeni ile yaşadığı travma, yaralanma bölgeleri ve şekli, bu hali ile öğrenim gördüğü bölüm dikkate alındığında davacının ekonomik geleceğinin sarsılmış olma ihtimalinin daha detaylı olarak araştırılması ve bu yöndeki olumlu/olumsuz kararın yeterli gerekçeler ile verilmesi gereklidir.
Şu durumda mahkemece yapılacak iş, davacının kaza tarihinde çalışıp çalışmadığı belirlendikten sonra, yüzünde sabit iz oluştuğuna ilişkin iddiasına yönelik Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan, davacı bizzat hazır edilerek yeni ve denetime uygun bir rapor alınarak, daha sonra yüzde sabit izin tespiti halinde, davacının yaşı, medeni hali, sosyal durumu ve mesleği dikkate alınmak suretiyle, davacının varsa yaralanması nedeni ile ekonomik geleceğin sarsılması sonucu oluşan zararın uzman bilirkişi tarafından belirlenmesi gerekirken” (3)
Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 2014/22584 E., 2017/4410 K. Sayılı ilamında;
“Somut olayda davacı vekilince davacının kaza sonucu yüzünde sabit iz kaldığından ekonomik geleceğin sarsılması nedeni ile 20.00,00 TL maddi tazminat talep edilmiş, mahkemece davacının Anadolu Üniversitesi Sosyal Hizmetler Bölümü öğrencisi genç bir kız olması, iş hayatında çehrede sabit eser oluşması nedeniyle sıkıntı yaşayacağı, Borçlar Kanunu’nun 42/2. maddesi uyarınca uğranılan maddi zararın kapsamının ve parasal değerinin mahkemece takdir edilmesi gerektiği gerekçesiyle 10.000,00.TL müstakbel gelir kaybı nedeniyle tazminata hükmedilmiştir.
Dosya içerisinde yer alan davacının fotoğraflarından yüzündeki izlerin sabit nitelikte olduğu anlaşılması bakımından, davacının Sosyal Hizmetler Bölümü öğrencisi olup ileride yüzündeki izlerin mesleğe kabulden sonra yapmış olduğu işin sosyal nitelikte insanlarla sürekli iletişim içerisinde olmasını gerekli kıldığı da gözönüne alındığında kişinin yüzündeki yaralanma sonucu oluşan izlerin yalnızca mesleğe kabulde değil kariyer olarak mesleğinde yükselmesinde de etkileri değerlendirilip açıklanan yönlerden gerekli araştırma yapılarak davacının yüzündeki sabit iz niteliğindeki yaralanma nedeni ile ekonomik geleceğin sarsılması sonucu oluşan zararın uzman bilirkişi tarafından belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.”(5)
Ekonomik Geleceğin Sarsılması Tazminatının Üst Ve Alt Sınırı Nedir?
Ekonomik geleceğin sarsılması tazminatının bir alt veya üst sınırı bulunmamaktadır. Zarara uğrayan kişinin mesleği, yaşı, sosyal yaşantısı, medeni hali ve oluşan zararın büyüklüğü tazminat miktarını etkilemektedir. Sigorta Şirketlerine yöneltilen tazminat davalarında ise bedensel hasarlara ilişkin teminat limitleri dahilinde ödeme yapılmaktadır.
Kaynaklar:
- 6098 Sayılı TBK madde 54.
- Kemal OĞUZMAN/Turgut ÖZ, Borçlar Hukuku Genel Hükümler (7.B, İstanbul 2009, s.562)
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/9671 Esas 2021/2136 Karar
- Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2017/485 Esas 2019/9402 Karar
- Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 2014/22584 E., 2017/4410 K.






