Güzellik Merkezinde İşlemden Zarar Gördüm: Kim Sorumlu, Tazminat Davası Nasıl Açılır?
Güzellik merkezi tazminat davası düşünen kişinin karşısına çıkan ilk cümle hemen her dosyada aynıdır: “Bu komplikasyondur, herkeste olabilir.” Cümle tıbben doğru olabilir; Adli Tıp Kurumu raporları da çoğu kez lazer uygulamasından sonra yanık ve renk değişikliği gelişmesini “her türlü özene rağmen oluşabilen komplikasyon” diye tarif eder. Ne var ki bu tespit dosyayı kapatmaz, çünkü hukukun sorduğu soru “yanık olabilir miydi” değildir. Hukuk üç şey sorar: bu işlemi yapan kişi o cihazı kullanmaya yetkili miydi, cihaz sizin cilt tipinize göre mi ayarlandı ve bunların aksini kim ispat edecek? Sorumluluk bu üç eşiğin hangisinin aşılamadığına göre doğar.
Ana hatlarıyla
Sorumluluğun ölçütü sonucun kendisi değil, işlemin yetkili kişi tarafından ve tekniğine uygun yapılıp yapılmadığıdır. İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik, epilasyon yapacak güzellik uzmanının “kullanacağı epilasyon cihazıyla ilgili” belgeye sahip olmasını zorunlu kılar; salonun ruhsat alırken gösterdiği genel belge bu şartı karşılamaz. Zarardan işletme sahibi, sorumlu müdür ve uygulayıcı birlikte sorumludur: Türk Borçlar Kanunu m.66/2’ye göre işletme, çalışma düzeninin zararı önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe sorumluluktan kurtulamaz. Estetik amaçlı uygulamalar eser sözleşmesi sayıldığından salon sonuç taahhüt eder; kullandığı ürün ayıplıysa “satıcı gibi” sorumludur (m.472). Ayıplı eser davasında süre iki yıl, yüklenicinin ağır kusuru varsa yirmi yıldır (m.478). Adli Tıp raporu “kusur yok” dese bile dava bitmez: Yargıtay, denetime elverişli olmayan raporla hüküm kurulmasını bozmuş ve heyete güzellik uzmanı ile dermatoloji uzmanının katılmasını aramıştır.
Bu yazı, güzellik merkezinden zarar gören kişinin sorumluluk zincirini baştan sona kuruyor: kimin hangi belgeye sahip olması gerektiğini, zararın hangi kalemlerden oluştuğunu, davanın kime karşı ve hangi mahkemede açılacağını, dört ayrı zamanaşımı süresinden hangisinin işinize yarayacağını ve salonun karşınıza çıkaracağı savunmaların hukuki karşılığını sırayla ele alıyor. Şikâyetin hangi idari mercie yapılacağı ve ödenen paranın geri alınması ayrı bir konu olduğu için, o başlıklar Güzellik Merkezi Nereye Şikayet Edilir? Yanık, Para İadesi ve Tazminat Davası yazısında ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Güzellik Merkezinde İşlemden Zarar Gördüm: Sorumluluk Nerede Başlar?
Zarar görmüş bir kişinin en sık düştüğü hata, olayı tıbbi bir tartışma olarak görmektir. Karşı taraf yanığın komplikasyon olduğunu söyler, mağdur da bunun aksini ispat etmesi gerektiğini sanır. Oysa sorumluluk çoğu zaman daha önce, işlem henüz yapılmadan başlar.
Sorumluluğun ölçütü sonuç değil, yetki ve tekniktir
Hukuki sorumluluk üç ayrı halkadan doğar ve bunların hiçbiri “yanık oldu mu” sorusuna bağlı değildir:
- Yetki halkası. İşlemi yapan kişi, kullandığı cihaz bakımından belgeli miydi? Değilse ortada yalnızca kötü bir sonuç değil, baştan hukuka aykırı bir uygulama vardır.
- Teknik halkası. Cihazın enerji ve dalga boyu ayarı, sizin cilt tipinize ve o günkü cilt durumunuza göre mi seçildi? Bronzlaşmış veya koyu tende açık ten parametresiyle atış yapmak, kararlarda tekrar tekrar kusur sayılmıştır.
- Aydınlatma halkası. İşlemin riskleri, alternatifleri ve size uygun olup olmadığı anlatıldı mı? Anlatıldığını ispat yükü size değil salona aittir.
Bu üçünden herhangi biri eksikse, yanığın “komplikasyon” sayılması sonucu değiştirmez. Çünkü komplikasyon kavramı, usulüne uygun yapılmış bir işlemin öngörülebilir ama kaçınılamaz sonucunu anlatır. Usule aykırılık varsa ortada komplikasyon değil kusur vardır.
Zararın türü hangi yola gideceğinizi belirler
Güzellik merkezinden kaynaklanan zararlar tek tip değildir ve her biri farklı bir hukuki yola açılır:
| Zararın türü | Hukuki nitelendirme | Gidilecek yol |
|---|---|---|
| Vaat edilen sonuç elde edilememiş, bedensel zarar yok | Ayıplı hizmet / ayıplı eser | Bedel iadesi, indirim, ücretsiz onarım |
| Yanık, iz, renk değişikliği, kalıcı hasar | Ayıplı eser + haksız fiil | Maddi ve manevi tazminat davası |
| Yanık aynı zamanda suç oluşturuyor | Taksirle yaralama | Savcılığa şikâyet + tazminat davası |
| Yetkisiz kişinin tıbbi işlem yapması | Ayrı bir suç tipi | Savcılığa suç duyurusu |
| Ruhsata ve yönetmeliğe aykırı faaliyet | İdari aykırılık | Yetkili idareye başvuru, idari para cezası |
Aynı olaydan birden fazla yol birlikte açılabilir. Bedeli hakem heyetinden geri isterken bedensel zarar için ayrıca tazminat davası açmak, ceza şikâyetiyle birlikte yürütmek mümkündür; bunlar birbirinin alternatifi değildir.
Tabeladaki isim değil, ruhsat belirler
Zarar gördüğünüz yerin hukuki statüsü, sorumluluğun çerçevesini değiştirir. İşleteni hekim olmayan yerler bugün hukuken güzellik salonudur ve belediye ruhsatıyla çalışan sıhhî müessesedir; hekim işletiyorsa kuruluş sağlık kuruluşu sayılır ve bambaşka bir mevzuata tabidir. Vitrinde hangi kelimenin yazdığının bu ayrımda hiçbir hükmü yoktur. Statü tespiti ve şikâyet mercii ayrımı için Güzellik Merkezi Nereye Şikayet Edilir? yazısındaki ruhsat bölümüne bakabilirsiniz.
Aşağıdaki başlıklar, işleteni hekim olmayan yerler, yani güzellik salonları bakımından yürüyen sorumluluk rejimini anlatıyor. Hekim tarafından yapılan estetik uygulamalarda tartışma tıbbi müdahale hukukuna kayar; o çerçeve için Hatalı Estetik Sonrası Tazminat Alınabilir mi? yazısı daha ayrıntılı bir zemin sunar.
Lazer Epilasyon Cihazını Kimler Kullanabilir, Lazer Epilasyon Aletini Kimler Kullanamaz?
Bu soru, dosyanın kaderini belirleyen sorudur. Cevabı da genel bir “güzellik uzmanı yapar” ifadesinden çok daha dardır.
Cihaz bazlı yetki: genel sertifika yetmez
İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik, güzellik salonlarında epilasyon/depilasyon biriminde yapılabilecek işlemleri sayarken parantez içinde şu şartı koyar:
Epilasyon işlemini gerçekleştirecek güzellik uzmanlarının, kullanacağı epilasyon cihazıyla ilgili bu Yönetmeliğin ek 2 nci maddesinde yer alan belgelerden veya Mesleki Yeterlilik Kurumundan alınan mesleki yeterlilik belgesinden birisine sahip olması zorunludur.
İbaredeki “kullanacağı epilasyon cihazıyla ilgili” ifadesi, kuralı genel bir meslek belgesinden ayırır. Elinde “güzellik ve saç bakım hizmetleri” alanında sertifika bulunan bir kişi, o sertifika kapsamına girmeyen bir cihazla işlem yapıyorsa yetkili sayılmaz.
Ruhsat şartı ile uygulama yetkisi aynı şey değildir
Burada çoğu kaynağın atladığı bir ayrım vardır. Aynı yönetmeliğin ek 2. maddesi, işyeri açılabilmesi için “iş yeri sahibinin veya iş yerinde her bir meslek dalında çalıştırdıkları en az birer çalışanının” belgeli olmasını arar. Bu bir ruhsat şartıdır ve salonda tek bir belgeli kişinin bulunmasıyla karşılanabilir.
Buna karşılık epilasyon birimine ilişkin kural, işlemi fiilen yapacak kişinin, kullandığı cihaz bakımından belgeli olmasını ister. İki kural farklı şeyleri düzenler:
- Yönetmeliğin ek 2. maddesi → salon ruhsat alabilir mi? Cevap salonun kadrosuna bakar.
- Epilasyon birimine ilişkin kural → bu işlemi bu kişi yapabilir mi? Cevap o kişinin ve o cihazın belgesine bakar.
Bu yüzden “bizim salonda belgeli personel var” savunması tek başına bir şey ifade etmez. Sorulması gereken soru şudur: benim seansımı yapan kişinin, kullanılan cihaz için belgesi var mıydı?
Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin E.2023/6697, K.2024/882 sayılı ve 28.02.2024 tarihli kararı bu ayrımı çok net gösterir. Dosyada şüphelinin Millî Eğitim Bakanlığı onaylı “güzellik ve saç bakım hizmetleri” sertifikası vardı. Buna rağmen itiraz mercii soruşturmanın genişletilmesine karar verdi ve Millî Eğitim Müdürlüğüne yazı yazarak kişinin işlem sırasında kullanılan cihazı kullanma yetkinliği bulunup bulunmadığını ayrıca sordurdu. Gelen cevap kişinin IPL ve lazer epilasyon cihazı kullanma yetkinliğine sahip olduğunu bildirince itiraz reddedildi. Yani belge cihaz düzeyinde doğrulanmadan dosya kapanmamıştır.
Lazer epilasyon kim yapar, lazer epilasyon kimler yapabilir
Uygulamayı yapabilecek kişi, yönetmelikte güzellik uzmanı olarak adlandırılır. Hekim olması gerekmez; zaten güzellik salonunda hekim yetkisindeki işlemler yapılamaz. Aranan şey unvan değil belgedir: ustalık belgesi, ilgili alanda ön lisans veya lisans diploması, mesleki ya da teknik ortaöğretim kurumlarından mezuniyet belgesi, kurs bitirme belgesi veya Mesleki Yeterlilik Kurumundan alınan belge.
Uygulamada sık görülen hata, salonda çalışan herkesin cihaz kullanabileceğinin sanılmasıdır. Resepsiyonda çalışan, yardımcı olarak işe alınan ya da stajyer konumundaki bir kişinin cihazı kullanması, belgesi yoksa hukuka aykırıdır.
Erkek lazer epilasyon kim yapar
Mevzuat uygulamayı cinsiyete göre ayırmaz. Erkek lazer epilasyonunda da aranan şartlar aynıdır: uygulayıcının o cihaza ilişkin belgesi, cihazın dalga boyu ve enerji sınırına uygunluğu ve güncel muayene raporu. Uygulamanın erkek müşteriye yapılması, yetki ve teknik kurallar bakımından hiçbir farklılık yaratmaz.
Kimler estetisyen olabilir, güzellik uzmanı belgesi nasıl alınır
Yönetmelik, sorumlu müdür için 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu kapsamında alınan ustalık belgesini, ilgili alanda ön lisans veya lisans diplomasını, mesleki ya da teknik ortaöğretim kurumlarının ilgili alanlarından mezuniyeti, en az dördüncü seviye kurs bitirme belgesini veya en az dördüncü seviye mesleki yeterlilik belgesini kabul eder. Yurt dışından alınan belgelerin denkliğinin kabul edilmiş olması şarttır.
Mağdur açısından bu listenin önemi şudur: salonun sunduğu belge bu türlerden biri değilse ya da seviyesi yetersizse, belge ibraz edilmiş sayılmaz. Ayrıca epilasyon uygulaması için bu belgelerin kullanılan cihazı kapsaması gerekir.
Cihazın kendisi de mevzuata uygun olmak zorundadır
Yetki yalnızca kişiye ilişkin değildir; cihazın da sınırları vardır. Yönetmelik, güzellik salonlarında kullanılabilecek ekipmanı şöyle tarif eder: tüy alma uygulamalarına yönelik 600-1200 nanometre dalga aralığındaki yoğun atımlı ışık (IPL) ve sadece epilasyon endikasyonuyla üretilmiş, 20 J/cm² enerji sınırını geçmeyen seri atışlı diode lazer ekipmanı.
Bu sınırların denetimi de belgeye bağlanmıştır. 11 Aralık 2025 tarihli değişiklikle güncellenen düzenlemeye göre, cihazın dalga boyu ve enerji sınırı için TS 13193 standardından TSE-HYB belgeli yetkili servislerden veya muayene kuruluşlarından alınmış muayene raporları kontrol edilir. Bu raporlar her yıl, her cihaz alımında ve ayrıca her cihaz başlığı değişiminde yenilenmek zorundadır.
Ayrıca cihazın CE işareti taşıması, Makine Emniyeti Yönetmeliği ile Elektromanyetik Uyumluluk Yönetmeliğine uygun olması ve ilgili hâllerde Tıbbi Cihaz Yönetmeliği hükümlerine uygunluğunu belgelemesi gerekir. Cihazın gerçekten tüy alma amacıyla üretilip üretilmediği de bu belgelerden kontrol edilir.
Pratik sonuç şudur: dosyanıza konulacak üç belge vardır ve üçü de salonun elinde bulunmak zorundadır.
- Uygulayıcının o cihaza ilişkin belgesi,
- Cihazın TSE-HYB muayene raporu (güncel tarihli),
- Cihazın CE ve uygunluk belgeleri.
Bu belgelerin hiçbiri sizde değildir; ama hepsinin ibrazı mahkemeden veya yetkili idareden istenebilir. Yokluğu ya da tarihinin geçmiş olması, kusur tartışmasını kökten değiştirir.
Güzellik salonunda hiçbir şekilde yapılamayacak işlemler
Yetki sorusunun ikinci yüzü, bazı işlemlerin kim yaparsa yapsın güzellik salonunda yapılamamasıdır. Yönetmeliğin yasak faaliyetler listesi bu konuda kesindir:
- Lazer veya IPL ile akne, cilt yenileme, vasküler damar tedavisi, pigmentli lezyon tedavisi ve benzeri hiçbir tıbbi işlem yapılamaz; bunlara ilişkin hiçbir surette reklam ve tanıtım yapılamaz.
- Deriye veya deri altına enjeksiyonla müdahale gerektiren işlemler yapılamaz. Botoks ve dolgu uygulamaları bu yasağın kapsamındadır.
- Mezoterapi, akupunktur, lipoelektro gibi invaziv girişimler ile tabip yetkisindeki tıbbi işlemler, “tıp fakültesi mezunu olan biri çalışsa bile” yapılamaz. Yasağın muhatabı kişi değil, işyerinin türüdür.
- Cildin bakımı ve desteklenmesine yönelik % 30’un üzerinde alfa hidroksi asit ve türevleriyle kimyasal ve bitkisel peeling ile mekanik peeling uygulamaları yapılamaz.
- Yetkili kurumlarca üretim izni verilmemiş veya izinle ithal edilmemiş ürünler bulundurulamaz, kullanılamaz ve satılamaz.
Bu listedeki bir işlem size uygulanmışsa, artık kusur tartışmasına girmeye bile gerek kalmayabilir. Yapılan iş baştan yasaktır ve doğan zarar doğrudan bu hukuka aykırılığa bağlanır.
Lazer Epilasyon Kimlere Yapılmaz? Kontrendikasyon ve Aydınlatma Yükümlülüğü
Bu başlık tıbbi bir konu gibi görünse de hukuki sonucu doğrudandır: uygulamanın size uygun olup olmadığını değerlendirmek ve riskleri anlatmak, salonun yükümlülüğüdür.
Lazer epilasyon kimlere yapılır, buz lazer epilasyon kimlere yapılmaz
Bu sorunun tıbbi cevabını veren merci salon değil hekimdir; ancak hukuki sonuç doğrudan salonu bağlar. Uygulamanın size uygun olup olmadığının önceden değerlendirilmesi ve uygun değilse işlemin yapılmaması gerekir. Cilt tipi, cildin güneş görme durumu, kullanılan ilaçlar, gebelik, uygulama bölgesindeki ben, dövme ve lezyonlar bu değerlendirmenin konusudur.
“Buz lazer” ifadesi ayrı bir hukuki kategori değildir; soğutma başlığı kullanılan diode lazer uygulamalarının piyasadaki adıdır. Yönetmelikteki dalga boyu ve enerji sınırları bu uygulamalar için de aynen geçerlidir. Ticari isim, cihazın tabi olduğu sınırları değiştirmez.
Değerlendirme yapılmadan işleme girişilmişse, doğan zarar “komplikasyon” savunmasıyla karşılanamaz; çünkü ortada değerlendirilmemiş bir risk vardır.
Cilt tipi ve cildin o günkü durumu parametre seçimini belirler
Yargıtay kararlarında tekrar eden kusur tespiti, cihazın cilt tipine göre ayarlanmamış olmasıdır. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin E.2015/5821, K.2016/11054 sayılı ve 20.04.2016 tarihli kararına konu dosyada, Adli Tıp raporunun içine alınmış bir bilirkişi görüşü şu tespiti yapıyordu:
Koyu tenli hastada uygun parametre seçilmemiştir. Hasta çok acı çekmesini belirtmesine rağmen işleme devam ederek yaygın yanık oluşumuna neden olunmuştur. (…) Bu denli yaygın yanıkların olması deneyimsizlikte ve kullanıcı hatasından kaynaklandığından…
Aynı eksen ceza yargılamasında da karşımıza çıkar: bronzlaşmış tende koyu ten parametresinin seçilmemesi, uygulayıcının asli kusuru sayılmıştır. Yani “cihaz aynı cihaz, atış aynı atış” savunması geçerli değildir; parametre kişiye göre seçilmek zorundadır.
Aydınlatmanın ispatı sizde değil, salondadır
Uygulamanın riskleri ve size uygunluğu konusunda bilgilendirildiğinizi salon ispat etmek zorundadır. Yargıtay’ın epilasyon uygulamalarına ilişkin yerleşik yaklaşımında, uyarının yapıldığının iş sahibi tarafından ispatlanması aranır. Buradan iki pratik sonuç çıkar:
- Onam formu imzalamış olmanız tek başına aleyhinize delil değildir. Formun içeriği, hangi işleme ilişkin olduğu ve gerçekten bilgilendirme içerip içermediği ayrıca denetlenir. Paketin başında imzalatılan tek bir genel form, sonraki seanslarda yapılan farklı nitelikteki bir işlem için yeterli sayılmaz.
- Form imzalamamışsanız durum salonun aleyhinedir. Aydınlatmanın yapıldığını ispat yükü onda olduğuna göre, yazılı hiçbir belge sunamaması bu yükü karşılayamaması anlamına gelir.
Onam formunun sınırları ve hangi hâllerde davayı engellemediği konusunda Estetik Ameliyat Öncesi İmzalanan Onam Formu Davayı Engeller mi? yazısı ayrıntılı bir çerçeve sunar.
Reklamda verilen söz de sözleşmenin parçasıdır
“Kalıcı epilasyon”, “tek seansta sonuç”, “iz bırakmaz” gibi ifadeler yalnızca pazarlama cümlesi değildir. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, reklam yoluyla tüketiciye açıklanan özellikleri taşımayan hizmeti ayıplı sayar. Ayrıca yönetmelik, güzellik salonlarında kullanılan makine veya ürünle ilgili kanıtlanmış etkilerinin dışında etki vadeden yanıltıcı reklam faaliyetini ayrıca yasaklamıştır.
Broşür, fiyat listesi, internet sitesi ve sosyal medya paylaşımlarının ekran görüntüleri bu yüzden delil değeri taşır. Vaat ile sonuç arasındaki fark, ayıp iddiasının dayanağını oluşturur.
İşletme Sahibi, Sorumlu Müdür ve Uygulayıcı: Kim Neyden Sorumlu?
Mağdurun en sık duyduğu ikinci cümle şudur: “O eleman artık burada çalışmıyor.” Bu cümlenin hukuki hiçbir kıymeti yoktur, çünkü sorumluluk tek kişiye bağlanmış değildir.
Yönetmelik sorumluluğu üçe dağıtır
Yönetmelik, güzellik salonunda faaliyet gösterilen süre boyunca güzellik uzmanı olan bir sorumlu müdür bulunmasını zorunlu tutar. Sorumlu müdürün nitelikleri sayılırken, 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu kapsamında ustalık belgesi, ilgili alanda ön lisans veya lisans diploması, mesleki ya da teknik ortaöğretim kurumlarından mezuniyet belgesi, en az dördüncü seviye kurs bitirme belgesi veya en az dördüncü seviye mesleki yeterlilik belgesinden birine sahip olması aranır. Sorumlu müdür yalnızca bir salonda bu görevi üstlenebilir.
Sorumluluk bakımından belirleyici cümle şudur:
Sorumlu müdür hem idari hem de uygulanan işlemlerden uygulayıcılarla birlikte sorumlu olacaktır.
Yönetmelik aynı bağı ters yönden de kurar: güzellik uzmanları, yetkili oldukları uygulamalardan ve bu uygulamalar sonucu oluşabilecek komplikasyonlardan sorumlu müdür ile birlikte sorumludur. Yani “komplikasyon” kelimesi mevzuatta bir sorumsuzluk sebebi olarak değil, tam tersine sorumluluğun konusu olarak geçer.
İşletmenin sorumluluğu: ispat yükü salonun üzerindedir
Asıl ağırlığı taşıyan hüküm Türk Borçlar Kanunu‘nun 66. maddesidir. Maddenin ilk fıkrası, adam çalıştıranın, çalışanının işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlü olduğunu söyler. İkinci fıkranın ikinci cümlesi ise güzellik salonu gibi bir işletme söz konusu olduğunda ispat dengesini tamamen değiştirir:
Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür.
Bu cümlenin pratik anlamı şudur: salon sahibinin “ben iyi eleman seçtim, gözettim” demesi yetmez. İşletmenin çalışma düzeninin zararı önlemeye elverişli olduğunu ortaya koyması gerekir. Uygulayıcı belgelerinin kaydı, cihaz muayene raporlarının güncelliği, seans kayıtlarının tutulma biçimi, parametre seçiminin nasıl yapıldığı bu düzenin parçasıdır. Bunlardan biri eksikse ispat yükü karşılanamamış olur.
Sorumlular arasında müteselsil ilişki vardır
Türk Borçlar Kanunu m.61, birden çok kişinin birlikte bir zarara sebebiyet vermesi veya aynı zarardan çeşitli sebeplerle sorumlu olması hâlinde haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümlerin uygulanacağını söyler. Bu, zararın tamamını sorumlulardan dilediğinizden isteyebileceğiniz anlamına gelir. Tazminatın sorumlular arasında nasıl paylaşılacağı ve fazla ödeyenin diğerlerine rücu etmesi m.62’nin konusudur; bu iç ilişki sizi ilgilendirmez.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin E.2021/1819, K.2021/11315 sayılı ve 11.11.2021 tarihli kararına konu davada, davacı hem işyeri sahibini hem de lazer epilasyon işlemini fiilen yapan çalışanı birlikte dava etmişti. Mahkeme manevi tazminata hükmederken bedelin “davalılardan müteselsilen” tahsiline karar verdi; dayanak, bedensel bütünlüğün zedelenmesi hâlinde manevi tazminata hükmedilmesini düzenleyen Türk Borçlar Kanunu m.56 oldu.
Adam çalıştıranın ödediği tazminat için çalışana rücu hakkı ise m.66’nın son fıkrası uyarınca ancak çalışanın bizzat sorumlu olduğu ölçüde doğar. Bu da mağduru ilgilendirmeyen, salonun kendi iç meselesidir.
Yükleniciye yüklenen özen borcunun ölçütü de kanunda tanımlanmıştır. Türk Borçlar Kanunu m.471’e göre yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır ve sorumluluğun belirlenmesinde “benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı” esas alınır. Aynı maddenin son fıkrası, aksine âdet veya anlaşma yoksa araç ve gereçleri yüklenicinin sağlamak zorunda olduğunu söyler. Cihaz salonundur; bakımı, ayarı ve uygunluğu da salonun sorumluluğundadır.
Davalıyı doğru göstermenin pratik kuralı
Davalı taraf belirlenirken tabeladaki isim değil, ticaret unvanı esas alınır. Fişte, sözleşmede veya faturada yazan unvan, vitrindeki isimden farklıysa dikkate alınacak olan belgedeki unvandır. İşletme bir şirketse tüzel kişi, şahıs işletmesiyse gerçek kişi davalı gösterilir.
Salonun el değiştirmiş veya kapanmış olması dava hakkını ortadan kaldırmaz; sorumluluk, işlemin yapıldığı tarihteki işleteni ve uygulayıcıyı takip eder. Sağlık kuruluşu statüsündeki yerlerde husumetin kime yöneltileceği kuruluşun statüsüne göre değişir; bu ayrım için Malpraktis Davası Nedir ve Hangi Durumlarda Açılır? yazısına bakılabilir.
Zarar Gördükten Sonra İlk Yapılacaklar: Delil ve Bilirkişiyle Tespit
Bu davalarda sonucu belirleyen şey çoğu zaman hukuki argümanlar değil, ilk günlerde toplanan ya da toplanamayan delillerdir. Yanık iyileşir, kızarıklık geçer, salon kayıtları “kaybolur”.
Sağlık kaydı en kısa sürede alınır
Zararın varlığını ve derecesini gösteren tek nesnel belge sağlık kaydıdır. Bir sağlık kuruluşuna başvurup muayene olmak, tanının ve tedavinin kayda geçmesini sağlar. Yanık derecesi, lezyonun yaygınlığı ve iyileşme süreci bu kayıtlardan okunur. Fotoğraf da alınmalıdır; ancak fotoğraf tek başına tarihini ve bağlamını ispat etmediği için sağlık kaydının yerini tutmaz.
Fiilin aynı zamanda suç oluşturması ihtimali varsa alınacak belge ayrıca ceza soruşturmasının temelini oluşturur.
Salonun kendi tuttuğu kayıt en güçlü delilinizdir
Uygulamayı yapan yer, seansları ve ödemeleri kendi formlarında kayıt altına alır. Bu formlar mağdurun elinde olmasa da dosyaya girdiğinde belirleyici olur.
Yukarıda anılan 3. Hukuk Dairesi kararı bunun çarpıcı bir örneğidir. Yerel mahkeme maddi tazminat talebini “zarar ispatlanamadı” gerekçesiyle reddetmişti. Yargıtay ise ceza dosyasında bulunan “IPL ile Epilasyon Hasta Bilgilendirme ve Takip Formu” başlıklı belgenin ekindeki seans uygulamalarını, ödeme tarihlerini ve tutarlarını; ayrıca davacının sunduğu ödeme slibini değerlendirmeye almadığı için kararı bozdu. Yani salonun kendi tuttuğu takip formu, mağdurun maddi zararını ispat eden belge hâline gelmişti.
Bu nedenle talep edilmesi gereken kayıtlar şunlardır:
- Seans takip formu ve uygulama cetveli (tarih, bölge, atış parametreleri),
- Ödeme kayıtları, fiş, fatura, sözleşme ve taksit belgeleri,
- Uygulayıcının kimliği ve belgesi,
- Cihazın marka, model bilgisi ile muayene ve uygunluk raporları.
Uygulama cetvelinde sonradan yapılan değişiklikler de dosyanın seyrini değiştirir; ceza yargılamalarında cetveldeki tahrifat, kusurun ağırlığını artıran bir unsur olarak değerlendirilmiştir.
Bilirkişiyle tespit istemenin kanuni dayanağı
Estetik amaçlı işlemler eser sözleşmesi sayıldığından, Türk Borçlar Kanunu m.474’ün ikinci fıkrası doğrudan bir imkân tanır:
Taraflardan her biri, giderini karşılayarak, eserin bilirkişi tarafından gözden geçirilmesini ve sonucun bir raporla belirlenmesini isteyebilir.
Dava açılmadan önce delil tespiti yoluna gitmek, zamanla kaybolacak bulguların kayıt altına alınmasını sağlar. Özellikle iyileşme sürecinde olan bir yanıkta, tespit tarihindeki durumun belirlenmesi sonradan telafi edilemez.
Adli Tıp raporu kusur bulunmadığını söylüyorsa dosya kapanmaz
Mağdurların en çok yılgınlığa düştüğü an, ceza dosyasından “kusur bulunmadığı” yönünde rapor çıktığı andır. Oysa bu rapor tek başına hukuk davasını bitirmez.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin yukarıda anılan kararında yerel mahkeme, ceza dosyasındaki Adli Tıp raporuyla yetinerek davayı reddetmişti. Yargıtay bu yaklaşımı kabul etmedi ve açıkça “Adli Tıp Raporu hüküm kurmaya elverişli değildir” dedi. Gerekçe iki yönlüydü: raporun kendi içinde atıf yaptığı bilirkişi görüşündeki kusur tespiti üzerinde durulmamış, mağdurun başvurduğu sağlık kuruluşlarının raporları ise değerlendirmeye alınmamıştı.
Daire, yapılması gerekeni de tarif etti: tıbbi dokümanların temin edilmesi ve üniversitelerden seçilecek, özellikle güzellik uzmanı ile dermatoloji uzmanının da bulunduğu bir bilirkişi heyeti oluşturularak taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine açık, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması.
Buradan iki somut itiraz başlığı çıkar: heyetin bileşimi ve raporun denetime elverişliliği. Rapor yalnızca sonuç cümlesi içeriyor, hangi veriye dayandığını göstermiyorsa itiraz edilmelidir.
Güzellik Merkezi Tazminat Davası Nasıl Açılır?
Güzellik merkezi tazminat davası, yukarıdaki halkaların dilekçeye doğru yerleştirilmesiyle kurulur. Zorluk hukuki argümanda değil, hangi belgenin kimden isteneceğinin baştan gösterilmesindedir.
Hangi mahkeme görevli?
Güzellik salonundan alınan hizmet bir tüketici işlemidir; 6502 sayılı Kanunun 73. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tüketici işlemlerinden doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir. Ayrı bir tüketici mahkemesi kurulmamış yerlerde bu davalara, uygulamada asliye hukuk mahkemesi tüketici mahkemesi sıfatıyla bakar.
Burada yaygın bir kaynak hatasına dikkat etmek gerekir: internette hâlâ 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun‘a ve onun 23. maddesine atıf yapan içeriklere rastlanır. 4077 sayılı Kanun, 6502 sayılı Kanunun 86. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Görev kuralının bugünkü karşılığı 6502 sayılı Kanunun 73. maddesidir ve diğer mevzuatta eski kanuna yapılan atıflar yeni kanuna yapılmış sayılır.
Nerede açılır, harç ödenir mi?
İki hüküm mağdurun lehinedir:
- Yetki: Tüketici davaları, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde de açılabilir. Başka bir şehirdeyken işlem yaptırdıysanız davayı kendi şehrinizde açabilirsiniz.
- Harç: Tüketiciler tarafından açılan davalar Harçlar Kanununda düzenlenen harçlardan muaftır. Bu, dava açmanın önündeki en büyük maliyet engelini kaldırır. Muafiyet harcı kapsar; bilirkişi ücreti gibi gider avansı ayrıca yatırılır.
Dilekçede kurulması gereken zincir
Dilekçe, “yanık oldu, tazminat istiyorum” cümlesinden ibaret kalırsa dosya kusur tartışmasına sıkışır. Kurulması gereken zincir şudur:
- Sözleşmenin niteliği: İşlem estetik amaçlıdır, dolayısıyla eser sözleşmesi hükümlerine tabidir ve salon sonuç taahhüt etmiştir.
- Yetki ihlali: Uygulayıcının o cihaza ilişkin belgesi ve cihazın muayene raporları sorulmalıdır.
- Teknik kusur: Parametre seçimi cilt tipine göre yapılmamıştır.
- Aydınlatma eksikliği: Riskler anlatılmamıştır; ispat yükü davalıdadır.
- İspat yükünün yönü: İşletme, çalışma düzeninin elverişli olduğunu ispat etmedikçe sorumludur.
- Zarar kalemleri ve miktarı: Aşağıdaki başlıkta ayrıntılandırılmıştır.
- Delil talepleri: Salon kayıtları, ceza dosyası, sağlık kayıtları, bilirkişi heyeti bileşimine ilişkin talep.
Lazer epilasyon tazminat davası ile lazer epilasyon yanık davası aynı şey midir?
Halk arasında iki ayrı ad kullanılsa da hukuken tek bir dava vardır: zararın giderilmesi istemi. Fark, talebin içeriğindedir. Lazer epilasyon tazminat davası ifadesi genellikle ödenen bedelin ve doğan zararın tümünü kapsayan talebi anlatır. Lazer epilasyon yanık davası ise bedensel zararın öne çıktığı, maddi ve manevi tazminatın birlikte istendiği dosyaları tarif eder.
Uygulamada bu ayrım dilekçenin kurulmasını etkiler: yalnızca bedel iadesi isteniyorsa ayıplı hizmet hükümleri; yanık, iz ve tedavi gideri de isteniyorsa buna ek olarak haksız fiil ve bedensel zarar hükümleri birlikte dayanak yapılır.
Lazer epilasyon tüketici mahkemesi mi, başka bir mahkeme mi?
Güzellik salonundan alınan hizmet tüketici işlemi olduğu için dava tüketici mahkemesinde görülür. Bu, bedensel zarar bulunması hâlinde de değişmez; talep aynı sözleşme ilişkisinden doğmaktadır. Uyuşmazlığın değeri parasal sınırın altında kalıyorsa önce tüketici hakem heyetine başvurulması gerekir.
Salonun sağlık kuruluşu statüsünde olduğu hâllerde tartışma tıbbi müdahale hukukuna kayar ve görev sorunu ayrıca değerlendirilir.
Lazer epilasyon dava dilekçesi hazırlanırken nelere dikkat edilir
İnternette dolaşan hazır dilekçe örnekleri, dosyanın kendi delillerini taşımadığı için çoğu zaman işe yaramaz. Dilekçede bulunması gereken şey şablon değil, talep edilen belgelerin listesidir: uygulayıcının belgesi, cihazın muayene ve uygunluk raporları, seans ve ödeme kayıtları, varsa ceza soruşturması dosyası.
Ayrıca bilirkişi heyetinin bileşimine ilişkin talebin baştan yazılması yerinde olur; heyette güzellik uzmanı ile dermatoloji uzmanının bulunması, raporun denetime elverişliliği bakımından belirleyicidir.
Belirsiz alacak davası ve ıslah
Bedensel zararın kalıcı olup olmayacağı ilk aşamada çoğu zaman bilinemez. İz kalıp kalmayacağı, tedavinin ne kadar süreceği zamanla ortaya çıkar. Bu nedenle talep, yargılama sırasında ortaya çıkacak sonuca göre artırılabilecek biçimde kurulur. Başlangıçta düşük bir miktarla dava açıp, bilirkişi raporundan sonra talebi yükseltmek mümkündür.
Hangi Zarar Kalemleri İstenebilir?
Tazminat yalnızca ödenen paranın geri alınması değildir. Bedensel zarar doğmuşsa kalem sayısı artar.
| Kalem | Neyi karşılar | Dayanak belge |
|---|---|---|
| Ödenen bedel | Hizmet karşılığı yapılan ödemeler | Fiş, fatura, dekont, seans formu |
| Tedavi giderleri | Muayene, ilaç, pansuman, lazer veya cerrahi düzeltme | Reçete, fatura, hastane kaydı |
| Gelecekteki tedavi gideri | İz giderme, skar tedavisi gibi süregelen masraflar | Bilirkişi / hekim raporu |
| Kazanç kaybı | Çalışılamayan gün sayısı | İş yeri yazısı, bordro, istirahat raporu |
| Çalışma gücü kaybı | Kalıcı maluliyet doğduysa | Maluliyet raporu |
| Manevi tazminat | Acı, elem, görünümdeki değişikliğin yarattığı üzüntü | Dosyanın bütünü |
| Ulaşım ve refakat giderleri | Tedaviye gidiş-geliş, refakatçi masrafı | Bilet, dekont, tanık |
Manevi tazminatta tutar, zararın ağırlığı, tarafların ekonomik durumu, kusurun derecesi ve olayın gelişimi birlikte değerlendirilerek belirlenir. Yüzde kalıcı iz kalması, görünür bölgede hasar oluşması ve mağdurun yaşı gibi etkenler miktarı yükseltir. İnternette dolaşan “şu kadar ile bu kadar arasında tazminat alınır” biçimindeki aralıkların hiçbir hukuki dayanağı yoktur; her dosya kendi delilleriyle değerlendirilir.
Güzellik Merkezi Para İadesi ve Yarıda Kalan Paket
Bedensel zarar olmasa bile hizmetin ayıplı olması hâlinde ödenen bedel gündeme gelir.
Dört seçimlik hak ve tazminatın üstüne eklenmesi
Hizmetin ayıplı sayıldığı hâller 6502 sayılı Kanunun 13. maddesinde tanımlanmıştır: sözleşmede kararlaştırılan ve objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımayan hizmet ayıplıdır; ayrıca sağlayıcı tarafından bildirilen, internet portalında veya reklam ve ilanlarda yer alan özellikleri taşımayan hizmet de ayıplıdır.
Aynı Kanunun 15. maddesi dört seçimlik hak tanır: hizmetin yeniden görülmesi, hizmet sonucu ortaya çıkan eserin ücretsiz onarımı, ayıp oranında bedelden indirim veya sözleşmeden dönme. Seçim tüketiciye aittir ve seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan tüm masraflar sağlayıcı tarafından karşılanır. Maddenin son cümlesi belirleyicidir: tüketici, bu seçimlik haklarından biri ile birlikte Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilir. Yani bedel iadesi almak tazminat hakkından vazgeçmek anlamına gelmez. Dönme veya bedelden indirim seçildiğinde ödenen bedelin tümü ya da indirim tutarı derhâl iade edilir.
Eser sözleşmesi hükümleri bakımından da benzer bir düzen vardır: Türk Borçlar Kanunu m.475 uyarınca iş sahibi sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim veya ücretsiz onarım haklarından birini kullanır ve maddenin son cümlesi genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğunu söyler.
Yarıda bırakılan paket ve kullanılmayan seanslar
Çok seanslı paketlerde işlem yarıda kaldığında iade tartışması doğar. Zarar nedeniyle devam edilememişse durum açıktır: ifa edilmemiş seansların bedeli sebepsiz kalmıştır. Salon “paket bedeli tektir, bölünmez” diyemez; ödeme kayıtlarında seans başına tutar gösteriliyorsa hesap zaten kendiliğinden ortaya çıkar.
Salonun kapanması veya el değiştirmesi de iade hakkını ortadan kaldırmaz. Ödeme senetle veya taksitli kredi kartıyla yapılmışsa, sözleşme sona ermesine rağmen ödemelerin sürmesini engellemek için ayrıca girişimde bulunmak gerekir.
Lazer epilasyon para iadesi ve güzellik salonu para iadesi
İade talebinin dayanağı, hizmetin ayıplı olmasıdır. Vaat edilen sonucun elde edilememesi, işlemin sürdürülememesi ya da işlemin baştan yapılmaması gereken bir kişiye uygulanmış olması bu kapsamdadır.
Talep edilecek tutarın belirlenmesinde üç kalem ayrılır: yapılmamış seansların bedeli, ayıp oranında indirim ve zarar doğmuşsa tazminat. İlk ikisi seçimlik hakların kullanılmasıyla, üçüncüsü genel hükümlerle istenir ve birbirinin alternatifi değildir.
Salonun “paket indirimli satıldı, iade edilmez” savunmasının kanuni bir dayanağı yoktur. İndirim, ifa edilmemiş bir edimin bedelinin alıkonulmasını meşrulaştırmaz.
Kullanılan ürün ayıplıysa salon satıcı gibi sorumludur
Uygulamada kullanılan ürünün kendisinden kaynaklanan bir zarar varsa salonun “ürün bizim değil, üreticiye gidin” savunması kanunla kapatılmıştır. Türk Borçlar Kanunu, eser sözleşmesinde malzemenin yüklenici tarafından sağlanması hâlinde, yüklenicinin bu malzemenin ayıplı olması yüzünden iş sahibine karşı satıcı gibi sorumlu olacağını söyler.
Buna bir de yönetmelik yasağı eklenir: güzellik salonlarında, yetkili kurumlarca üretim izni verilmemiş veya izinle ithal edilmemiş ürünler bulundurulamaz, kullanılamaz ve satılamaz. Kullanılan ürünün izinsiz olduğu ortaya çıkarsa, ayıp tartışmasının yanında ayrı bir hukuka aykırılık da doğar.
Ödenen paranın idari yoldan ve tüketici mercileri üzerinden geri alınmasına ilişkin adımlar Güzellik Merkezi Nereye Şikayet Edilir? yazısında ayrıca ele alınmıştır.
Tüketici Hakem Heyeti mi, Tüketici Mahkemesi mi?
Bu seçim çoğu kaynakta bir tercih gibi anlatılır. Oysa kanun tercih bırakmaz.
Parasal sınır iki yönlü çalışır
6502 sayılı Kanunun 68. maddesi şu cümleyi kurar: belirlenen değerin altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur; bu değerin üzerindeki uyuşmazlıklar için hakem heyetlerine başvuru yapılamaz.
Yani sınır yalnızca bir üst tavan değildir; aynı zamanda bir alt eşiktir. Küçük tutarlı bir iade talebiyle doğrudan mahkemeye gidilemez, önce hakem heyetine başvurulması gerekir.
2026 yılı için geçerli sınır 186.000 TL‘dir. Bu tutar, 23 Aralık 2025 tarihli ve 33116 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan tebliğ ile, 2025 yılı yeniden değerleme oranı olan % 25,49 uygulanarak 149.000 TL’den yükseltilmiş ve 1 Ocak 2026’dan itibaren uygulanmaya başlanmıştır. Kanun metninde hâlâ “otuz bin Türk Lirası” yazar; güncel rakam her yıl tebliğle belirlenir.
Bedensel zarar varsa hesap değişir
Sınır, uyuşmazlığın değerine göre işler. Yalnızca birkaç seansın bedelini geri istiyorsanız tutar küçük kalır ve hakem heyeti yolu zorunlu olur. Ancak yanık, kalıcı iz, tedavi gideri ve manevi tazminat söz konusuysa uyuşmazlığın değeri hızla yükselir ve dosya tüketici mahkemesine taşınır.
Uygulamada sık karşılaşılan bir yanlış yönlendirme, hakem heyetine başvururken işgücü kaybı ve manevi tazminatın da istenebileceğinin söylenmesidir. Bedensel zarardan doğan tazminat talepleri, hem tutar hem de gerektirdiği inceleme bakımından bu çerçeveye sığmaz; bunlar bilirkişi incelemesi ve yargılama gerektiren taleplerdir.
Hakem heyeti kararına itiraz ve pratik sınırlar
Hakem heyeti yolunu kullananların bilmesi gereken üç kural vardır:
- Karara karşı, 6502 sayılı Kanunun 70. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde hakem heyetinin veya tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesine itiraz edilebilir. Kanun süreyi gün değil hafta olarak yazmıştır.
- Aynı fıkra şunu da ekler: itiraz, kararın icrasını durdurmaz. Ancak talep edilmesi şartıyla hâkim, kararın icrasını tedbir yoluyla durdurabilir.
- Aynı maddenin birinci fıkrasının son cümlesi gereğince hakem heyetleri vekâlet ücreti ödenmesine karar veremez. Avukatla takip edilen bir dosyada bu masraf karşı taraftan alınamaz.
Başvurunun nasıl yapılacağı ve gerekli belgeler Güzellik Merkezi Nereye Şikayet Edilir? yazısında adım adım anlatılmıştır.
Zamanaşımında Dört Ayrı Süre Karşınıza Çıkar
Bu başlıkta yapılan en yaygın hata, tek bir süre olduğunu sanmaktır. Aynı olaydan doğan talep dört ayrı hukuki sebebe dayandırılabildiği için, işleyen süre de değişir. Üstelik dördünün de kendi istisnası vardır ve istisnalar çoğu zaman kuraldan daha belirleyicidir.
| Hukuki sebep | Kural | İstisnası |
|---|---|---|
| Ayıplı hizmet (6502 m.16) | Hizmetin ifası tarihinden itibaren 2 yıl | Ayıp ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmaz (m.16/2) |
| Ayıplı eser davası (TBK m.478) | Teslimden itibaren 2 yıl | Yüklenicinin ağır kusuru varsa 20 yıl |
| Eser sözleşmesinden doğan alacak (TBK m.147/6) | 5 yıl | Ağır kusurla hiç ya da gereği gibi ifa etmeme hâli bu bendin dışındadır |
| Haksız fiil (TBK m.72) | Öğrenmeden itibaren 2 yıl, her hâlde 10 yıl | Fiil suç oluşturuyor ve ceza zamanaşımı daha uzunsa o uygulanır |
Ağır kusur yirmi yıla kadar uzatır
En çok gözden kaçan hüküm, ayıplı eser davasına ilişkin m.478’dir. Kanun, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde süreyi iki yıl olarak belirledikten sonra şu eklemeyi yapar: yüklenicinin ağır kusuru varsa, ayıplı eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yıl.
Ayıplı hizmet tarafında da benzer bir kırılma vardır. 6502 sayılı Kanunun 16. maddesinin birinci fıkrası iki yıllık zamanaşımını düzenledikten sonra ikinci fıkrası şunu söyler: ayıp, ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmaz. Uygulayıcının belgesizliğinin ya da cihazın muayene raporunun bulunmadığının sizden saklanmış olması bu fıkra kapsamında tartışılabilir.
Yetkisiz kişinin cihaz kullanması, cilt tipine uygun olmayan parametreyle atış yapılması ya da uygulama kayıtlarında tahrifat bulunması gibi hâllerde ağır kusur tartışması gündeme gelir. Aynı mantık eser sözleşmesinden doğan alacaklarda da geçerlidir: beş yıllık süreyi düzenleyen hüküm, yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi hâlini kapsam dışında bırakır.
Ceza zamanaşımı köprüsü
Haksız fiil zamanaşımını düzenleyen TBK m.72, tazminatın ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğması hâlinde o zamanaşımının uygulanacağını söyler. Taksirle yaralama suçunun temel şekli beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektirdiğinden, Türk Ceza Kanunu m.66/1-(e) uyarınca dava zamanaşımı sekiz yıldır. Yani iki yıllık süre geçmiş olsa bile talep ayakta kalabilir.
Kısacası “iki yıl geçti, artık bir şey yapılamaz” cümlesi çoğu dosyada yanlıştır. Hangi sebebe dayanıldığı, kusurun ağırlığı ve fiilin suç oluşturup oluşturmadığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Ceza Yolu: Suç Duyurusu ve Takipsizlik Kararına İtiraz
Bedensel zarar doğmuşsa ceza yolu tazminat davasından bağımsız olarak işler ve çoğu zaman tazminat dosyasının delil kaynağı hâline gelir.
Taksirle yaralama ve ağırlaştırıcı hâller
Türk Ceza Kanunu m.89/1’e göre taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Yanık vakalarında iki ağırlaştırıcı hâl öne çıkar:
- Fiil mağdurun yüzünde sabit ize neden olmuşsa (TCK m.89/2-d) ceza yarısı oranında artırılır.
- Fiil mağdurun yüzünün sürekli değişikliğine neden olmuşsa (TCK m.89/3-d) ceza bir kat artırılır.
Maddenin beşinci fıkrası uyarınca suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç olmak üzere, suç bilinçli taksirle işlenmişse şikâyet aranmaz. Şikâyet süresi ise Türk Ceza Kanunu m.73/2 gereğince, fiili ve failin kim olduğunu bildiğiniz veya öğrendiğiniz günden başlayarak altı aydır.
Yetkisiz tıbbi işlem ayrı bir suçtur
Güzellik salonunda yapılması yasak olan tıbbi işlemlerden biri uygulanmışsa, taksirle yaralamanın yanında ayrı bir suç gündeme gelebilir. 1219 sayılı Kanunun 25. maddesi açıktır:
Diploması olmadığı hâlde, menfaat temin etmek amacına yönelik olmasa bile, hasta tedavi eden veya tabip unvanını takınan şahıs iki yıldan beş yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
“Ücret almadım, arkadaşıma yaptım” savunmasını kanun metnin kendisi kapatmaktadır.
Takipsizlik kararı verilirse ne yapılır
Bu dosyalarda takipsizlik kararı sık görülür; çünkü savcılık çoğu zaman Adli Tıp raporundaki “komplikasyon” nitelendirmesiyle yetinir. Ancak karar kesin değildir.
Ceza Muhakemesi Kanunu m.173/1’e göre kovuşturmaya yer olmadığına dair karara, tebliğinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren savcının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir. İkinci fıkra, itiraz dilekçesinde kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtileceğini söyler. Üçüncü fıkra uyarınca hâkimlik, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görürse bunu açıkça belirterek Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir.
İtirazın reddedilmesi hâlinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi yeni delil koşuluna bağlandığı için, itiraz dilekçesinin hangi araştırmanın yapılmasını istediğini somut olarak göstermesi önemlidir.
Yukarıda anılan 12. Ceza Dairesi kararına konu dosyada bu mekanizma tam olarak işlemiştir: müşteki vekilinin itirazı üzerine sulh ceza hâkimliği soruşturmanın genişletilmesine karar vermiş, Millî Eğitim Müdürlüğüne yazı yazılarak uygulayıcının kullanılan cihaza ilişkin yetkinliği araştırılmıştır. Yani itiraz dilekçesinde somut bir araştırma talebi göstermek, sonucu doğrudan etkiler.
Bu yolda ATK raporunun içeriğine de dikkat etmek gerekir. Anılan dosyada rapor, yanık ve pigment değişikliklerini “her türlü özene rağmen oluşabilen komplikasyon” sayarken sorumluluk kapısını açık bırakmıştı: işlemin “bu işle yetkilendirilmiş kişi ya da kişilerce yapılıp yapılmadığı” ve bu nedenle tıbbi müdahalenin hukuka uygun olup olmadığı, mevzuata göre yapılacak hukuksal değerlendirmeyle belirlenecekti. Rapor “kusur yok” demiyor, kusurun belgeye bakılarak belirleneceğini söylüyordu.
Uzlaşma teklifi: kabul etmeden önce bilinmesi gereken
Ceza Muhakemesi Kanunu m.253/1-(b) taksirle yaralama suçunu, şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma kapsamına almıştır. Soruşturma sırasında size uzlaşma teklifi gelmesi olağandır. Ancak aynı maddenin on dokuzuncu fıkrasındaki şu hüküm kararı çok daha ağır hâle getirir:
Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır.
Yanık dosyalarında bu hüküm özel bir önem taşır, çünkü iz kalıp kalmayacağı, tedavinin ne kadar süreceği ve kalıcı hasar doğup doğmayacağı çoğu zaman uzlaşma anında bilinemez. Bu nedenle uzlaşma kabul edilirken, tespit edilebilen zararlar ile henüz ortaya çıkmamış zararların ayrımı dikkatle yapılmalıdır. Aksi hâlde birkaç bin liralık bir edim karşılığında, ileride doğacak çok daha büyük bir tazminat talebi tartışmalı hâle gelebilir.
Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamaların herhangi bir soruşturma, kovuşturma ya da davada delil olarak kullanılamayacağı ise maddenin yirminci fıkrasında ayrıca hükme bağlanmıştır.
Güzellik Merkezi Yargıtay Kararları: Aynı Yanık, Farklı Sonuçlar
Bu başlıkta dört karar, sorumluluğun neye bağlandığını birlikte gösteriyor.
Sorumluluk müteselsildir, maddi zarar salonun kendi kaydıyla ispatlanır
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2021/1819, K.2021/11315, 11.11.2021. Davacı, işyeri sahibi ile lazer epilasyonu fiilen yapan çalışanı birlikte dava etti; bacaklarında yanıklar oluşmuştu ve davalılar hakkında ceza mahkemesinde mahkûmiyet kararı verilmişti. Mahkeme manevi tazminata hükmetti ve bedelin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verdi. Maddi tazminat talebi ise “zarar ispatlanamadı” gerekçesiyle reddedilmişti. Yargıtay bu reddi bozdu: ceza dosyasındaki hasta bilgilendirme ve takip formunun ekindeki seans ve ödeme kayıtları ile davacının sunduğu ödeme slibi değerlendirilmeliydi.
Adli Tıp raporu tek başına hüküm kurmaya elverişli olmayabilir
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E.2015/5821, K.2016/11054, 20.04.2016. Yerel mahkeme, ceza dosyasındaki Adli Tıp raporuna dayanarak davayı reddetmişti. Yargıtay, raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını tespit etti; raporun içinde yer alan ve “koyu tenli hastada uygun parametre seçilmediğini”, yaygın yanığın “deneyimsizlik ve kullanıcı hatasından” kaynaklandığını söyleyen bilirkişi görüşü üzerinde durulmamıştı. Daire, güzellik uzmanı ile dermatoloji uzmanının da bulunduğu bir heyetten denetime açık, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmasını aradı.
Cezada ölçüt yanığın kendisi değil, yetki ve tekniktir
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2023/6697, K.2024/882, 28.02.2024. Takipsizlik kararına yapılan itiraz üzerine soruşturma genişletilmiş, uygulayıcının kullanılan cihaza ilişkin yetkinliği Millî Eğitim Müdürlüğünden sorulmuş ve yetkinliğin bulunduğu anlaşılınca itirazın reddi yerinde görülmüştür. Karar, sorumluluğun belgeye bakılarak belirlendiğini açıkça göstermektedir.
Aynı dairenin başka bir dosyasında sonuç tersine dönmüştür: bronzlaşmış tende koyu ten parametresinin seçilmemesi, uygulama cetvelinde tahrifat bulunması ve sorumlu müdürün yetkisiz kişiye talimat vermesi birlikte değerlendirilerek asli kusur kabul edilmiş ve mahkûmiyet onanmıştır. Buna karşılık uygulayıcının yetkili olduğu ve ehil eleman çalıştırıldığı belirlenen bir dosyada beraat kararı onanmıştır.
Üç dosyanın ortak dersi şudur: sonuç aynı (yanık), hüküm farklı. Farkı yaratan şey belgedir.
Lazer epilasyon yargıtay kararı ve lazer epilasyon dava sonuçları nasıl okunur
Karar aramaya çıkan kişinin en sık düştüğü hata, sonucu okuyup kendi dosyasına uyarlamaktır. Oysa aynı olay örgüsünde biri beraatle, diğeri mahkûmiyetle bitmiştir; birinde dava reddedilmiş, diğerinde bozulmuştur. Karardan alınacak şey sonuç değil ölçüttür.
Bir kararı kendi dosyanız bakımından okurken şu dört soruyu sorun: işlemin hukuki niteliği ne sayılmış (eser mi, vekâlet mi), ispat yükü kime yüklenmiş, bilirkişi raporu hangi gerekçeyle yeterli veya yetersiz bulunmuş, uygulayıcının belgesi tartışılmış mı. Bu dört başlık her dosyada tekrar eder.
Güzellik merkezi mahkeme kararı emsal oluşturur mu?
Yerel mahkeme kararları bağlayıcı emsal oluşturmaz; Yargıtay kararları ise uygulamayı yönlendirir. Ancak bir kararın sizin dosyanıza uygulanabilmesi için olayların benzer olması yetmez, hukuki nitelendirmenin de aynı olması gerekir. Estetik amaçlı bir uygulamaya ilişkin karar, tedavi amaçlı bir işleme doğrudan uygulanamaz.
Yürürlük notu: Bu kararlarda atıf yapılan 2017 tarihli düzenleme, Danıştay Onuncu Dairesinin E.2017/1846, K.2020/4821 sayılı ve 12.11.2020 tarihli kararıyla iptal edilmiştir. Bugün yürürlükte olan metin, 25 Ağustos 2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan yeniden düzenlemedir ve en son 11 Aralık 2025 tarihli değişiklikle güncellenmiştir. Kararların getirdiği ölçüt (cihaz bazlı yetki) bugünkü metinde de aynen durmaktadır; ancak bir dilekçede madde atfı yapılırken güncel metne dayanılması gerekir.
Güzellik Merkezinin Sık Kullandığı Savunmalar ve Karşılıkları
| Savunma | Hukuki karşılığı |
|---|---|
| “Bu komplikasyondur, herkeste olabilir.” | Komplikasyon, usulüne uygun yapılmış işlemin kaçınılmaz sonucudur. Yetki veya teknik kurallara aykırılık varsa komplikasyon değil kusur vardır. |
| “Onam formunu siz imzaladınız.” | Aydınlatmanın yapıldığını ispat yükü salondadır. Paket başında alınan tek form, farklı nitelikteki sonraki işleme yetmez. |
| “Bizde belgeli personel var.” | Ruhsat şartı ile uygulama yetkisi ayrıdır. Aranan belge, sizin işleminizi yapan kişinin, kullanılan cihaza ilişkin belgesidir. |
| “O eleman artık çalışmıyor.” | Sorumluluk müteselsildir; işletme, sorumlu müdür ve uygulayıcı birlikte sorumludur. İşletme, çalışma düzeninin elverişliliğini ispat etmedikçe kurtulamaz. |
| “Ürün ithalatçıdan geldi, biz ne yapalım.” | Malzemeyi yüklenici sağladıysa ayıptan satıcı gibi sorumludur. Ürün izinsizse ayrıca yönetmelik ihlali doğar. |
| “Cihaz sertifikalı, her yerde bu kullanılıyor.” | Cihazın dalga boyu ve enerji sınırı için güncel TSE-HYB muayene raporu aranır; rapor her yıl ve her başlık değişiminde yenilenir. |
| “İki yıl geçti, hakkınız düştü.” | Ağır kusur hâlinde ayıplı eser davası yirmi yıla kadar açılabilir; fiil suç oluşturuyorsa ceza zamanaşımı uygulanır. |
| “Uzlaşalım, mahkemeye gerek yok.” | Uzlaşma tazminat hakkını sona erdirir; yalnızca o anda tespit edilemeyen ve sonradan ortaya çıkan zararlar hariç tutulur. |
| “Salon kapandı, muhatabınız kalmadı.” | Sorumluluk işlem tarihindeki işleteni ve uygulayıcıyı takip eder. Davalı, belgedeki ticaret unvanına göre belirlenir. |
Sıkça Sorulan Sorular
Güzellik merkezi tazminat davası nasıl açılır?
Dava, tüketici mahkemesinde açılır ve tüketici davaları harçtan muaftır. Dilekçede işlemin estetik amaçlı olduğu ve eser sözleşmesi hükümlerine tabi bulunduğu ortaya konur; uygulayıcının cihaz belgesi, cihazın muayene ve uygunluk raporları, seans ve ödeme kayıtları talep edilir; zarar kalemleri ayrı ayrı gösterilir. Dava, tüketicinin yerleşim yerindeki mahkemede de açılabilir.
Lazer epilasyon aletini kimler kullanamaz?
Epilasyon işlemini yapacak güzellik uzmanının, kullanacağı epilasyon cihazıyla ilgili olarak yönetmeliğin ek 2. maddesindeki belgelerden birine ya da Mesleki Yeterlilik Kurumundan alınan mesleki yeterlilik belgesine sahip olması zorunludur. Bu belgeye sahip olmayan kişi cihazı kullanamaz. Genel bir güzellik sertifikası, kapsamına girmeyen bir cihaz için yetki sağlamaz.
Lazer epilasyon cihazını kimler kullanabilir?
Yukarıdaki belgelerden birine sahip güzellik uzmanları kullanabilir. Ayrıca cihazın da mevzuata uygun olması gerekir: tüy alma amacına yönelik 600-1200 nanometre aralığındaki IPL ve sadece epilasyon endikasyonuyla üretilmiş, 20 J/cm² enerji sınırını aşmayan seri atışlı diode lazer ekipmanı kullanılabilir.
Güzellik salonunda lazerle akne veya leke tedavisi yapılabilir mi?
Yapılamaz. Yönetmelik, güzellik salonlarında lazer veya IPL ile akne, cilt yenileme, vasküler damar tedavisi, pigmentli lezyon tedavisi ve benzeri hiçbir tıbbi işlemin yapılamayacağını, bunlara ilişkin reklam ve tanıtım da yapılamayacağını açıkça söyler.
Güzellik salonu botoks veya dolgu yapabilir mi?
Yapamaz. Deriye veya deri altına enjeksiyonla müdahale gerektiren işlemler güzellik salonlarında yasaktır. Ayrıca mezoterapi, akupunktur ve benzeri invaziv girişimler ile tabip yetkisindeki işlemler, salonda tıp fakültesi mezunu biri çalışsa bile yapılamaz.
Lazer epilasyon yarıda bırakılırsa ne olur?
İşlem zarar nedeniyle sürdürülemiyorsa, yapılmayan seansların bedeli talep edilebilir. Hizmet ayıplıysa sözleşmeden dönme, bedelden indirim, ücretsiz onarım veya hizmetin yeniden görülmesi haklarından biri kullanılır ve bunlardan biriyle birlikte tazminat da istenebilir.
Güzellik merkezi paramı iade etmiyor, ne yapabilirim?
Uyuşmazlığın değeri 2026 yılı için 186.000 TL’nin altındaysa tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur; bu tutarın üzerindeyse hakem heyetine başvurulamaz ve tüketici mahkemesine gidilir. Başvuru, tüketicinin yerleşim yerindeki veya işlemin yapıldığı yerdeki hakem heyetine yapılabilir.
Adli Tıp komplikasyon dedi, tazminat alamaz mıyım?
Bu tespit dosyayı kapatmaz. Komplikasyon nitelendirmesi işlemin usulüne uygun yapıldığı varsayımına dayanır; uygulayıcının yetkisi veya cihaz parametresi tartışmalıysa değerlendirme değişir. Yargıtay, denetime elverişli olmayan raporla hüküm kurulmasını bozmuş ve heyete güzellik uzmanı ile dermatoloji uzmanının katılmasını aramıştır.
Yanık için açılan davada kimler davalı gösterilir?
İşletme sahibi, sorumlu müdür ve uygulamayı fiilen yapan kişi birlikte davalı gösterilebilir. Yönetmelik sorumlu müdürün, uygulanan işlemlerden uygulayıcılarla birlikte sorumlu olduğunu söyler; Türk Borçlar Kanunu ise işletmeye, çalışma düzeninin elverişliliğini ispat etmedikçe sorumluluk yükler.
Güzellik merkezi dava açabilir mi, salon müşteriye dava açabilir mi?
Açabilir. Ödenmeyen paket bedeli için alacak davası açılması ya da senede bağlanmış bedelin icraya konulması mümkündür. Böyle bir talep geldiğinde hizmetin ayıplı olduğu ve bedelin muaccel olmadığı savunması ileri sürülür; karşı dava yoluyla tazminat da istenebilir.
Takipsizlik kararı verildi, itiraz edebilir miyim?
Edebilirsiniz. Karara, tebliğinden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edilir. Dilekçede kamu davası açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller gösterilir; hâkimlik gerek görürse soruşturmanın genişletilmesini savcılıktan isteyebilir.
Uzlaşma teklifini kabul edersem tazminat hakkım ne olur?
Uzlaşma sağlandığında, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya sonradan ortaya çıkan zararlar dışında, o suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış dava varsa feragat edilmiş sayılır. Yanık dosyalarında kalıcı izin uzlaşma anında bilinmemesi bu ayrımı özellikle önemli kılar.
Güzellik merkezi yargıtay kararları tazminat miktarını belirler mi?
Kararlar miktar değil ölçüt verir: sözleşmenin niteliği, ispat yükünün yönü, bilirkişi heyetinin bileşimi ve kusurun belirlenme biçimi bu kararlardan çıkar. Tazminat tutarı ise her dosyanın kendi delillerine, zararın ağırlığına ve kusur derecesine göre belirlenir.
Güzellik salonu davası nasıl açılır?
Güzellik salonu davası, tüketici mahkemesinde ve salonun ticaret unvanı esas alınarak açılır. Uyuşmazlığın değeri parasal sınırın altında kalıyorsa önce tüketici hakem heyetine başvurmak gerekir. Bedensel zarar varsa dava doğrudan mahkemede açılır ve tazminat kalemleri ayrı ayrı gösterilir.
Lazer epilasyon yanığı dava konusu olur mu?
Olur. Yanık, hem ayıplı hizmet hem de bedensel zarar doğuran bir sonuçtur; maddi ve manevi tazminat birlikte istenebilir. Ayrıca fiil taksirle yaralama suçunu oluşturuyorsa savcılığa şikâyette bulunulabilir ve iki süreç paralel yürür.
Şikâyet süresi ne kadar?
Taksirle yaralama suçunda şikâyet süresi, fiili ve failin kim olduğunu öğrendiğiniz günden başlayarak altı aydır. Ayıplı hizmete ilişkin talepler ile tazminat talepleri ise yukarıda anlatılan ayrı zamanaşımı sürelerine tabidir.
İz kalıp kalmayacağı belli değil, davayı beklemeli miyim?
Beklemek zorunda değilsiniz. Zararın kesin miktarı başlangıçta bilinemediğinde talep, yargılama sırasında ortaya çıkacak sonuca göre artırılabilecek biçimde kurulur. Beklemek yerine delil tespiti yaptırmak ve davayı açmak, zamanaşımı riskini de azaltır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Güzellik merkezi tazminat davası açmayı düşünüyorsanız, elinizdeki belgelerin, kusur tartışmasının ve işleyen zamanaşımı sürelerinin dosyanıza özgü olarak değerlendirilmesi gerekir; bu değerlendirme için bir avukata danışmanız yerinde olur. Çalışma alanımıza ilişkin ayrıntılı bilgiye Estetik Ameliyat Hatalarında Tazminat Avukatı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.