Hakaret Davası Tazminat Miktarı Ne Kadar?
Hakaret davası tazminat miktarı için internette dolaşan hazır aralık tabloları hiçbir kanun hükmüne dayanmaz. Türk Borçlar Kanunu manevi tazminata ne alt sınır ne üst sınır koymuştur; kanunun yaptığı tek şey hâkimin hangi ölçütlere bakacağını göstermektir. Bu yüzden birbirine çok benzeyen iki dosyada birbirinden çok uzak tutarlara hükmedilebilir ve ikisi de hukuka uygun olabilir.
Bu sayfada rakam tahmini yapmak yerine tutarı fiilen belirleyen mekanizmayı anlatıyoruz: Yargıtay’ın miktar denetiminde aradığı ölçütler, talebinizi dilekçede kaç lira olarak yazmanız gerektiği, 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren ve talep artırma imkânını kökten değiştiren düzenleme, ceza dosyasının sonucunun tazminata etkisi ve şikâyet süresi geçtikten sonra bile açık kalan zamanaşımı penceresi.
Özet
Hakaret davası tazminat miktarı kanunda belirlenmiş değildir; tutarı hâkim, somut olayın özelliklerine göre takdir eder.
- Dayanak TBK m.58’dir: kişilik hakkı zedelenen kişi manevi tazminat isteyebilir. Kanunda taban veya tavan rakam bulunmaz; ölçüt TBK m.51’dir (durumun gereği ve özellikle kusurun ağırlığı).
- Yargıtay miktarı denetler: hâkim takdir nedenlerini kararında objektif olarak göstermek zorundadır; düşük takdir edilen tazminat bozma sebebidir (Y. 4. HD 2016/16493 E., 2019/1362 K.).
- Talep tutarı baştan tam yazılmalıdır: 7589 sayılı Kanunla belirsiz alacak davası 31 Temmuz 2026’da yürürlükten kaldırıldı (HMK m.107 mülga) ve manevi tazminat Yargıtay uygulamasında zaten bölünemeyen bir talep sayılıyor.
- Yüksek talebin riski sınırlıdır: dava kısmen reddedilirse karşı tarafa hükmedilecek vekâlet ücreti, davacı lehine belirlenen ücreti geçemez (AAÜT m.10/2); tamamen reddedilirse ücret maktu olur.
- Zamanaşımı iki yıl değildir: hakaret cezayı gerektiren bir fiil olduğu için TBK m.72/1 son cümlesi devreye girer ve sekiz yıllık ceza dava zamanaşımı uygulanır (TCK m.66/1-e).
- Ceza dosyası tazminatı bitirmez: beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve ön ödeme tazminat hakkını sona erdirmez; hakkı bitiren tek beyan şikâyetten vazgeçerken şahsi haklardan da vazgeçildiğinin açıklanmasıdır (TCK m.73/7).
Hakaret Davası Tazminatı Ne Kadar?
Hakaret davası tazminat miktarı için kanunda yazılı bir rakam yoktur. Manevi tazminatın dayanağı olan Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi yalnızca şunu söyler: Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Maddede ne asgari ne azami bir rakam geçer. Tutarı belirleyen hüküm ise aynı Kanunun 51. maddesidir: hâkim tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.
Bunun pratik sonucu şudur: aynı sözün iki farklı dosyada iki farklı tutara yol açması hukuka aykırılık değil, kanunun öngördüğü sonuçtur. Kapalı bir odada iki kişi arasında söylenen bir söz ile aynı sözün on binlerce takipçili bir hesaptan paylaşılması, mağdurun mesleği ve toplumdaki konumu, tarafların ekonomik durumu, olayın tekrarlanıp tekrarlanmadığı — bunların hepsi tutarı doğrudan değiştirir.
Bu nedenle bir avukatın size dava öncesinde söyleyebileceği en dürüst şey bir rakam değil, bir aralık gerekçesidir: dosyanızdaki hangi unsur tutarı yukarı, hangisi aşağı çeker. Aşağıdaki bölümlerde bu unsurları tek tek açıyoruz.
İnternetteki Tazminat Tablolarına Neden Güvenilmez
Arama sonuçlarında sık karşılaşılan iddialar ile mevzuatın söylediği aşağıdaki tabloda karşılaştırılmıştır.
| Yaygın iddia | Hukuki durum |
|---|---|
| Hakaret tazminatı ortalama 40.000 TL’dir | Kanunda ortalama, taban veya tavan tutar yoktur (TBK m.58). Ortalama iddiaları resmî bir istatistiğe dayanmaz; adli istatistiklerde hakaret nedeniyle hükmedilen manevi tazminatın ortalaması ayrı bir kalem olarak yayımlanmaz. |
| Sosyal medya hakaretinde tazminat otomatik olarak yükselir | Aleniyet tek başına değil, saldırının yayılma genişliği ve mağdur üzerindeki etkisi ölçüsünde dikkate alınır. Ceza hukukunda aleniyet artırımı altıda birdir (TCK m.125/4); tazminat tarafında ise sabit bir çarpan yoktur. |
| Ceza davasında ceza çıkarsa tazminat kendiliğinden bağlanır | Ceza mahkemesi kişisel hakka hükmetmez. Tazminat için ayrı bir hukuk davası açılması gerekir; ceza dosyasındaki para cezası Hazineye gider, mağdura ödenmez. |
| Tazminat mağduru zenginleştirmemeli, o yüzden düşük tutulur | Zenginleştirmeme ilkesi tutarı düşük tutmanın gerekçesi değildir. Yargıtay, tatmin duygusunu sağlamaya yetmeyen tazminatı da bozmaktadır. |
Hakaret Tazminat Davasında Ne Kadar Para Alınır?
Hakaret tazminat davasında alınacak para, mahkemenin somut olayı sekiz başlık altında değerlendirmesiyle ortaya çıkar. Bu başlıklar Yargıtay’ın manevi tazminat kararlarında yıllardır tekrarlanan ölçütlerdir ve hâkim bunları kararında objektif olarak göstermek zorundadır. Yani karar metninde yalnızca takdir edilen rakamın yazması yetmez; o rakama hangi olgudan hareketle ulaşıldığı da yazmalıdır.
| Ölçüt | Tutarı yükselten hâl | Tutarı düşüren hâl |
|---|---|---|
| Eylemin ve olayın özelliği | Ağır sövme içeren, hedef alınan kişinin özel yaşamına uzanan ifadeler | Anlık öfkeyle söylenmiş, bağlamı dar kalmış sözler |
| Kusurun ağırlığı (TBK m.51) | Planlı, tekrarlanan, kasten yaygınlaştırılmış saldırı | Tahrik altında verilen tepki; TCK m.129 kapsamındaki haller |
| Tarafların sıfatı ve işgal ettikleri makam | Mağdurun mesleği gereği itibarının doğrudan gelir kaynağı olması | Saldırının dar bir çevrede kalması |
| Sosyal ve ekonomik durum | Failin ödeme gücünün yüksekliği | Failin ödeme gücünün düşüklüğü (TBK m.52/2) |
| Saldırının yayılma genişliği | Alenen, geniş kitleye ulaşan mecrada işlenmesi | Muhatabı hedef alan özel ileti (TCK m.125/2) |
| Tekrar ve süreklilik | Süregelen, aynı kişiye yönelen paylaşımlar | Tek seferlik olay |
| Zarar görenin katkısı | Yok | Zarar görenin zararın doğmasında veya artmasında etkili olması (TBK m.52/1) |
| Olay tarihi ve paranın alım gücü | Karara yakın tarihli olay | Uzun süre önce gerçekleşmiş, etkisi zayıflamış olay |
Bu ölçütlerin kanuni çerçevesi TBK m.51 ve m.52’dir. Yargıtay ise ölçütleri kararlarında şöyle formüle eder: hâkim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalı; her olayda değişebilecek özel hâl ve şartların bulunacağını gözeterek takdir hakkını etkileyen nedenleri karar yerinde objektif biçimde göstermelidir (Y. 4. HD 2016/16493 E., 2019/1362 K., 11.03.2019).
Manevi Tazminat Bir Ceza Değildir
Aynı kararda Yargıtay, manevi tazminatın niteliğini de tarif eder: hükmedilecek para zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir niteliktedir; bir ceza değildir ve malvarlığı zararının karşılanmasını amaç edinmez. Bu ayrım pratikte iki yönde işler. Bir yandan failin cezalandırılması gerekçesiyle tutar şişirilemez; öte yandan miktar, tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır — yani sembolik bir rakam da amaca aykırıdır.
Hakaretin ceza yönü ve tazminat yönü birbirinden bağımsız iki ayrı süreçtir. Suçun unsurları, şikâyet süresi ve cezanın hesabı için hakaret suçu ve TCK madde 125 yazımıza bakabilirsiniz.
Hakaret Davası Tazminatı Neye Göre Belirlenir?
Hakaret davası tazminat miktarı belirlenirken mahkeme, önce fiilin kişilik hakkına saldırı oluşturup oluşturmadığını, sonra bu saldırının ağırlığını değerlendirir. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesine göre kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır. Yani hukuka aykırılık kural, hukuka uygunluk istisnadır; ispat yükü bu istisnayı ileri sürende olur.
Tazminat miktarını belirlemede ilk dikkate alınan unsur hakaret fiilinin ağırlığıdır. Mahkeme, kişilik haklarına saldırının derecesini, kullanılan ifadelerin niteliğini ve mağdur üzerindeki etkisini değerlendirir. Alenen veya geniş bir kitle önünde yapılan hakaretler, kapalı bir ortamda söylenen sözlere göre daha ağır sonuç doğurabilir ve bu durum tazminat miktarını artırabilir.
Bir diğer kritik nokta tarafların ekonomik ve sosyal durumlarının incelenmesidir. Mağdurun yaşadığı manevi zarar kadar, davalı kişinin ödeme gücü de tutarın belirlenmesinde etkili olur. Bu ölçütün kanuni karşılığı TBK m.52/2’dir: zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim tazminatı indirebilir. Buradaki amaç mağduru gereksiz yere zenginleştirmek değil, yaşanan zararı hakkaniyete uygun biçimde telafi etmektir.
Buna ek olarak, hakaret eyleminin tekrar edilip edilmediği ve mağdurun toplumdaki itibarına verdiği zarar da göz önünde bulundurulur. Manevi tazminat, mağdurda oluşan üzüntü ve sıkıntının giderilmesini amaçladığı için her olayın kendine özgü koşulları ayrı ayrı değerlendirilir. Zararın miktarının tam olarak ispat edilemediği durumlarda hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak miktarı hakkaniyete uygun olarak belirler (TBK m.50/2).
Son olarak mahkeme, hakaretin gerçekleşme biçimini, yayıldığı mecrayı ve hedef kitlesini dikkate alır. Özellikle herkese açık platformlarda işlenen hakaretlerde tazminat tutarları daha yüksek olabilmektedir; ancak bu bir kural değil, saldırının etki alanının genişlemesinden doğan bir sonuçtur.

Hakaret Manevi Tazminat Hesaplama İçin Hazır Formül Yoktur
Hakaret manevi tazminat hesaplama için kullanılabilecek bir formül, katsayı tablosu veya hesap makinesi yoktur. Bunun sebebi teknik bir eksiklik değil, kanunun tercihi: maddi tazminatta zarar sayısal olarak hesaplanabildiği için TBK m.55 ayrıntılı bir hesap rejimi kurarken, manevi tazminatta kanun hâkime doğrudan takdir yetkisi tanımıştır. Türk Medeni Kanunu m.4 uyarınca hâkim, kanunun takdir yetkisi verdiği hâllerde hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.
Uygulamada dosyanın tutar beklentisi şu üç adımla kurulur:
- Saldırının ağırlığı sabitlenir. Sözlerin niteliği (isnat mı sövme mi), söylendiği ortam, duyanların sayısı ve kaydın niteliği belirlenir. Bu aşamada delil dosyası, tutar beklentisinin tabanını oluşturur.
- Tarafların durumu eklenir. Mağdurun mesleği ve itibarının gelirle bağlantısı, failin ödeme gücü, tarafların birbirine karşı konumu (işveren–işçi, komşu, meslektaş) tabloya girer.
- Emsal kararlarla karşılaştırılır. Aynı ilde, aynı mahkeme türünde, benzer nitelikte fiiller için verilmiş güncel kararlar taranır. Emsal karar bir tavan veya taban değildir; hâkimi bağlamaz, ama beklentiyi gerçekçi tutar.
Manevi tazminatın yanında maddi tazminat da istenebiliyorsa hesap ikiye ayrılır. Hakaret nedeniyle işini kaybeden, müşteri kaybına uğrayan veya tedavi gideri doğan kişi bu kalemleri belgeleriyle ispatlayarak ayrıca talep eder; maddi tazminat kalemi somut belgeye dayandığı için hesaplanabilir niteliktedir. Maddi ve manevi tazminat birlikte istendiğinde avukatlık ücreti de her kalem için ayrı hesaplanır (AAÜT m.10/4).
Hakaretin yanı sıra özel hayata ilişkin görüntü veya kayıt paylaşımı da varsa talepler ayrışır; bu durumda özel hayatın gizliliğini ihlal nedeniyle tazminat yolu ayrıca değerlendirilir.
Hakaret Davasında Ne Kadar Tazminat İstemek Gerekir?
Dava dilekçesine yazılacak tutar, davanın en kritik tercihidir; çünkü mahkeme talepten fazlasına hükmedemez. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.119/1-ğ dava dilekçesinde açık bir talep sonucunun bulunmasını zorunlu tutar, m.119/1-d ise malvarlığı haklarına ilişkin davalarda dava konusunun değerinin gösterilmesini arar. Dilekçede 20.000 TL yazan bir davada, dosya 100.000 TL’yi hak ettirse dahi mahkeme 20.000 TL ile bağlıdır.
2026 yazına kadar bu riskin klasik çözümü belirsiz alacak davasıydı: davacı asgari bir miktar belirtip dava açar, tahkikat sırasında talebini tam olarak belirlerdi. Bu yol artık kapalıdır.
Belirsiz Alacak Davası 31 Temmuz 2026 Tarihinde Yürürlükten Kaldırıldı
Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (7589 sayılı Kanun, kabul 16/7/2026, RG 31/7/2026, S. 33326) 19. maddesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu‘nun 107. maddesini yürürlükten kaldırmıştır. Yürürlük tarihi Kanunun 26/1-c maddesi uyarınca yayım tarihi, yani 31 Temmuz 2026‘dır.
Kanunun geçici maddesinin onuncu fıkrası derdest dosyaları korur: yürürlükten kaldırılan 107. madde, kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam olunur. Yani 31 Temmuz 2026’dan önce belirsiz alacak davası olarak açılmış dosyalar eski rejimle yürür; bu tarihten sonra açılacak davalarda belirsiz alacak davası seçeneği yoktur.
Kısmi Davada Talebi Bir Kez Artırma İmkânı Geldi
Aynı Kanunun 20. maddesi, kaldırılan imkânın yerine kısmi davayı güçlendirmiştir. HMK m.109’a eklenen dördüncü fıkra şöyledir: Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
Bu, davacı açısından üç somut kazanım getirir: artırım için ıslah hakkının harcanması gerekmez, iddianın genişletilmesi yasağı devreye girmez ve artırılan kısım için zamanaşımı dava tarihine çekilir. Ancak imkân bir defaya mahsustur ve yalnızca bölünebilir talepler için işler.
| Konu | 31 Temmuz 2026 öncesi | 31 Temmuz 2026 sonrası |
|---|---|---|
| Belirsiz alacak davası | HMK m.107 uyarınca mümkündü | Madde mülga; yeni davalarda kullanılamaz |
| Derdest belirsiz alacak dosyaları | — | 7589 gç. m. (10) uyarınca eski hükme tabi olmaya devam eder |
| Kısmi davada artırım | Islah yoluyla, bir kez (HMK m.176/2), teminat ve harç sonuçlarıyla | HMK m.109/4 uyarınca bir defaya mahsus, ıslah hakkı harcanmadan, tahkikat bitene kadar |
| Artırılan kısımda zamanaşımı | Islah tarihi esas alınırdı | Dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır |
Manevi Tazminatta Talep Baştan Tam Yazılmalıdır
Yeni imkânın manevi tazminata uygulanıp uygulanmayacağı ayrı bir sorundur. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında manevi tazminat bölünemeyen bir taleptir; kısmi dava konusu yapılamaz ve ıslahla artırılamaz. Bu görüş kararlarda açıkça anılır: bir dosyada yerel mahkeme, manevi tazminatın bölünemeyeceği ve ıslahla artırılamayacağı gerekçesiyle karar kurmuş, Yargıtay bu gerekçeyi manevi tazminat yönünden tartışmamıştır (Y. 17. HD 2016/4769 E., 2019/824 K., 04.02.2019).
HMK m.109/4 açıkça alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlar için yazılmış olduğundan, bölünemez kabul edilen manevi tazminat talebinde bu fıkranın işletilip işletilemeyeceği henüz içtihatla netleşmemiştir. Bu belirsizlik pratikte tek bir sonuca çıkar: manevi tazminat talebini dava dilekçesinde baştan ve tam olarak belirlemek gerekir. Sonradan artırma ihtimaline güvenerek düşük tutar yazmak, kaybedilen kısmın geri kazanılamaması riskini taşır.
Yüksek Tutar İstemenin Riski Sanıldığından Küçüktür
Talebi yüksek tutmanın önündeki yaygın çekince, davanın kısmen reddedilmesi hâlinde reddedilen kısım üzerinden karşı tarafa yüksek vekâlet ücreti ödeneceği korkusudur. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi bu riski açıkça sınırlar. Tarifenin 10. maddesinin ikinci fıkrasına göre davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.
Bu hüküm kâğıt üzerinde kalmış bir kural değildir; Yargıtay, davalı yararına hükmedilen vekâlet ücretinin davacı yararına hükmedilenden fazla belirlenmesini bozma sebebi yapmıştır (Y. 17. HD 2016/4769 E., 2019/824 K.). Tarifenin 10. maddesinin üçüncü fıkrası ise davanın tamamen reddi hâlinde avukatlık ücretinin nispî değil maktu olarak hükmolunacağını düzenler.
Geriye tek gerçek maliyet kalır: peşin harç. Manevi tazminat davasında karar ve ilam harcı nispîdir ve peşin kısmı talep edilen tutar üzerinden hesaplanır. Yani yüksek talep, dava açılışında daha yüksek harç ödemek anlamına gelir. Harç kalemlerini aşağıda ayrıntılı ele alıyoruz.
Hakaret Davası Tazminat Miktarını Etkileyen Faktörler
Hakaret davası tazminat miktarı, her davanın özel koşullarına göre farklılık gösterir. Türk hukuk sistemi, manevi tazminatın belirlenmesinde mahkemeye geniş bir takdir yetkisi tanır. Bu takdir sınırsız değildir: hâkim hangi olgudan hareket ettiğini kararında göstermek zorundadır ve gösterilen gerekçe denetime tabidir. Aşağıda tutarı doğrudan etkileyen ana faktörleri tek tek ele alıyoruz.
1. Hakaretin Şekli ve Ağırlığı
Hakaretin niteliği ve meydana getirdiği zarar, tazminat miktarında belirleyici rol oynar. Kamuya açık şekilde yapılan hakaretler veya geniş bir kitlenin gördüğü paylaşımlar genellikle daha ağır değerlendirilir. Alenen işlenen hakaret, mağdurun onur, şeref ve saygınlığına verdiği zarar ölçüsünde daha yüksek bir tazminata yol açabilir. Ceza hukuku tarafında aleniyet cezayı altıda bir oranında artırır (TCK m.125/4); tazminat tarafında ise sabit bir çarpan bulunmaz, aleniyet ölçütlerden yalnızca biridir.
2. Tarafların Sosyal ve Ekonomik Durumu
Hakaret davası tazminat davalarında tarafların gelir durumu, mesleki statüleri ve sosyal yaşantıları dikkate alınır. Yargıtay bu ölçütü tarafların sıfatı ve işgal ettikleri makam ifadesiyle de anar. Tazminatın miktarı mağduriyeti gidermeye yönelik belirlenirken, davalının ekonomik olarak taşıyamayacağı bir yük altına girmemesi de gözetilir; TBK m.52/2 hafif kusurlu ve ödemeyle yoksulluğa düşecek olan yükümlü bakımından hâkime indirim yetkisi verir.
3. Hakaretin Tekrarı ve Sürekliliği
Hakaretin bir kereye mahsus gerçekleşmesi ile sürekli olarak tekrarlanması farklı sonuçlar doğurur. Süregelen hakaret eylemleri mağdur üzerindeki olumsuz etkiyi artırdığı için tazminat miktarı üzerinde belirgin bir yükseltici etkiye sahiptir. Tekrar eden paylaşımlarda ayrıca saldırının hâlen sürüp sürmediği önem kazanır; süren saldırıda Türk Medeni Kanunu m.25 uyarınca saldırıya son verilmesi de ayrıca istenebilir.
4. Hakaretin Yapıldığı Platform
Hakaretin yapıldığı ortam ve mecra tazminatın belirlenmesinde rol oynar. Görsel medya, yazılı basın ya da sosyal medya üzerinden yapılan hakaret, mağdurun itibarı üzerinde daha geniş çaplı etki yaratabilir ve daha yüksek taleplere gerekçe olabilir. Burada belirleyici olan mecranın adı değil, saldırının fiilen kaç kişiye ulaştığı ve ne kadar süre erişilebilir kaldığıdır.
5. Davalının Kusurluluk Düzeyi
Mahkemeler davalının fiilindeki kastı ve saldırının planlılığını değerlendirir. Kasıtlı ve tasarlanmış hakaretlerde tazminat miktarı genellikle daha yüksek olur. Buna karşılık hakaret haksız bir fiile tepki olarak işlenmişse ceza yönünden TCK m.129/1 uyarınca ceza üçte birine kadar indirilebilir veya hiç verilmeyebilir; tazminat yönünden de aynı olgu TBK m.52/1 kapsamında indirim sebebi olarak değerlendirilir.
6. Mahkemenin Takdiri ve Hukuki Yargılar
Hâkim, hakaret davası tazminatının ne kadar olması gerektiğine somut olayın özelliklerini dikkate alarak karar verir. Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi manevi tazminatın amacını mağduru zenginleştirmek olarak belirlemez; amaç, yaşanan manevi zararın uygun biçimde telafisidir. Ancak takdir yetkisi bir muafiyet değildir: kanunun takdir yetkisi verdiği hâllerde bile hâkim hukuka ve hakkaniyete göre karar vermek (TMK m.4) ve takdirini etkileyen nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermek zorundadır.
Hakaret Davası Tazminat Davası Nasıl Açılır?
Hakaret nedeniyle kişilik hakkı zedelenen kişi, ceza şikâyetinden bağımsız olarak hukuk mahkemesinde tazminat davası açabilir. Süreç, olayı ispatlayan delillerin toplanmasıyla başlar; dilekçe bu delillerin üzerine kurulur. Adım sırası şu şekildedir.
- Deliller toplanır. Tanık bilgileri, ekran görüntüleri, mesaj ve e-posta kayıtları, görüntü ve ses kayıtları, varsa ceza soruşturması dosya numarası bir araya getirilir.
- Talep tutarı belirlenir. Manevi tazminat bölünemez kabul edildiğinden tutar baştan ve tam olarak yazılır; maddi tazminat isteniyorsa ayrı kalem hâlinde gösterilir.
- Görevli ve yetkili mahkeme seçilir. Görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir; yetki bakımından davacının önünde birden çok seçenek vardır.
- Dilekçe ve harç. Dava dilekçesi HMK m.119’daki unsurları taşıyacak biçimde hazırlanır, peşin harç ve gider avansı yatırılarak dava açılır.
- Tahkikat. Tanıklar dinlenir, dijital deliller incelenir, gerekirse ceza dosyası celbedilir ve bekletici mesele yapılıp yapılmayacağı değerlendirilir.
Dilekçede Bulunması Zorunlu Unsurlar
HMK m.119/1 dava dilekçesinde bulunması gereken hususları sayar: mahkemenin adı, tarafların ad, soyad ve adresleri, davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa vekilin bilgileri, davanın konusu ve dava konusunun değeri, iddianın dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri, her bir vakıanın hangi delille ispat edileceği, dayanılan hukuki sebepler, açık talep sonucu ve imza.
Bu unsurların hepsi aynı ağırlıkta değildir. HMK m.119/2 uyarınca mahkemenin adı, dava konusunun değeri, vakıaların açık özetleri, delil gösterimi ve hukuki sebepler dışındaki eksiklikler için hâkim davacıya bir haftalık kesin süre verir; bu süre içinde tamamlanmazsa dava açılmamış sayılır. Sayılan beş bent bakımından ise böyle bir tamamlama süresi öngörülmemiştir — bu yüzden vakıaların numaralandırılarak açık biçimde yazılması ve her vakıanın deliliyle eşleştirilmesi dilekçenin en dikkat gerektiren kısmıdır.
Hakaret Nasıl İspatlanır?
Hukuk davasında ispat yükü, TBK m.50/1 gereği zarar görendedir: zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispatla yükümlüdür. Kullanılabilecek deliller arasında tanık beyanları, yazılı ve dijital kayıtlar (mesajlar, e-postalar, sosyal medya paylaşımları), görüntü ve ses kayıtları ile ceza dosyasındaki tespitler yer alır.
Dijital delillerde iki nokta öne çıkar. Birincisi, ekran görüntüsünün tek başına yeterli sayılmayabileceği, içeriğin erişilebilir olduğu sırada noter tespiti veya bilirkişi incelemesiyle desteklenmesinin ispat gücünü artırdığıdır. İkincisi, delilin hukuka uygun elde edilmiş olması gerektiğidir: HMK m.189/2 uyarınca hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller mahkemece bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Ses kaydı gibi delillerin hangi koşullarda hukuka uygun sayıldığı ayrı bir tartışmadır; ayrıntısı için ses kaydı almak suç mu yazımıza bakabilirsiniz.
Arabulucuya Başvurmak Zorunlu mu?
Hakaret nedeniyle açılacak manevi tazminat davasında arabuluculuk dava şartı değildir. 6325 sayılı Kanunun 18/B maddesi dava şartı olarak arabuluculuğa tabi uyuşmazlıkları sınırlı biçimde sayar: kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyetinden kaynaklanan uyuşmazlıklar ve komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar. Haksız fiilden doğan tazminat talepleri bu listede yer almaz.
Bu, arabuluculuğun hiç kullanılamayacağı anlamına gelmez. Taraflar ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir; anlaşma sağlanırsa anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi alınarak doğrudan takibe konulabilir. Ceza dosyasındaki uzlaştırma ise bundan farklı bir kurumdur ve hakaret suçu 14 Kasım 2024’ten itibaren uzlaştırma kapsamından çıkarılmıştır.
Hakaret Davası Tazminat Davası Nerede Açılır?
Görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. HMK m.2/1 uyarınca dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Manevi tazminat şahıs varlığına ilişkin bir talep olduğundan istenen tutar ne olursa olsun görevli mahkeme değişmez.
Yetki bakımından davacının önünde dört ayrı seçenek vardır ve bunlar arasında seçim hakkı davacınındır.
| Yetkili mahkeme | Dayanak | Ne zaman tercih edilir |
|---|---|---|
| Davalının yerleşim yeri | HMK m.6/1 (genel yetki) ve TMK m.25/5 | Failin malvarlığı ve icra takibi orada yoğunlaşıyorsa |
| Davacının kendi yerleşim yeri | TMK m.25/5 ve HMK m.16 (zarar görenin yerleşim yeri) | Kişilik hakkı davalarında en sık kullanılan seçenek |
| Haksız fiilin işlendiği yer | HMK m.16 | Tanıkların ve olay yerinin bulunduğu il ise |
| Zararın meydana geldiği veya gelme ihtimalinin bulunduğu yer | HMK m.16 | Saldırının etkisini gösterdiği yer fiilin işlendiği yerden farklıysa |
Türk Medeni Kanunu m.25’in son fıkrası kişilik haklarının korunması bakımından özel bir yetki kuralı getirir: Davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir. Bu hüküm sayesinde mağdur, failin bulunduğu şehre gitmek zorunda kalmadan kendi ilinde dava açabilir. Sosyal medya üzerinden yapılan hakaretlerde bu seçenek özellikle önem kazanır, çünkü failin nerede bulunduğu çoğu zaman dava açılırken bilinmez.
Yetkili mahkemenin yanlış seçilmesi davanın esastan reddi sonucunu doğurmaz; yetkisizlik kararı verilir ve süresinde başvurulursa dosya yetkili mahkemeye gönderilir. Ancak bu, aylarla ölçülen bir zaman kaybıdır.
Düşük Takdir Edilen Tazminat Bozma Sebebidir
Mahkemenin takdir ettiği tutarın düşük olması, kanun yoluna başvurmak için geçerli bir sebeptir. Rakamın hâkimin takdirine bırakılmış olması, takdirin denetlenemeyeceği anlamına gelmez. Yargıtay, dosyanın olay tarihi, olayın oluş şekli, tarafların durumları ve manevi tazminata ilişkin ilkeler birlikte değerlendirildiğinde hükmedilen tutarın az olduğu sonucuna vardığı kararı bozar ve daha üst düzeyde tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirtir (Y. 4. HD 2016/16493 E., 2019/1362 K., 11.03.2019).
Denetimin dayanağı, hâkimin takdir gerekçesini kararda göstermek zorunda olmasıdır. Karar metninde ölçütler sayılmamışsa veya sayılan ölçütlerle ulaşılan rakam arasında makul bir ilişki kurulamıyorsa, karar bu yönüyle sakattır. Bu nedenle istinaf veya temyiz dilekçesinde yapılması gereken şey, yalnızca tazminat azdır demek değil; dosyadaki hangi olgunun kararda değerlendirilmediğini somut biçimde göstermektir.
Aynı denetim ters yönde de işler: tatmin amacını aşan, failin ödeme gücüyle orantısız yüksek tazminatlar da bozma sebebi olur. Kanun yolu incelemesi bir aralık denetimidir, sabit bir rakam denetimi değildir.
Ceza Davasının Sonucu Tazminat Davasını Nasıl Etkiler?
Hakaret nedeniyle iki ayrı yol vardır ve bu yollar birbirinin yerine geçmez. Ceza yolu suçun cezalandırılmasını, hukuk yolu ise mağdurun zararının giderilmesini amaçlar. Ceza mahkemesinin verdiği para cezası Hazineye gelir kaydedilir; mağdura ödenmez. Mağdurun eline geçen tek para kalemi, hukuk mahkemesinde hükmedilecek tazminattır.
İki yol arasındaki bağ Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesiyle kurulur: hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı ve ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hâkimini bağlamaz.
| Ceza dosyasındaki sonuç | Tazminat davasına etkisi |
|---|---|
| Mahkûmiyet | Fiilin işlendiğine dair güçlü delil; hukuk hâkimi maddi olgu tespitini yok sayamaz |
| Beraat (delil yetersizliği) | Tazminat davası düşmez; TBK m.74 uyarınca hukuk hâkimi bağlı değildir |
| Hükmün açıklanmasının geri bırakılması | Bağlayıcı değildir ama eylemin sübutuna dair kanaati güçlendirir |
| Ön ödeme ile kamu davası açılmaması | Kişisel hak talebi etkilenmez (TCK m.75/5) |
| Şikâyet süresinin kaçırılması | Ceza yolu kapanır; tazminat yolu ceza zamanaşımı süresince açık kalabilir |
| Şikâyetten vazgeçerken şahsi haklardan da vazgeçildiğinin açıklanması | Hukuk mahkemesinde dava açılamaz (TCK m.73/7) |
HAGB Kararı Tazminat Davasını Bitirir mi?
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı hukuk hâkimini bağlamaz; bu doğrudur ama eksik bir cümledir. Yargıtay, HAGB kararını dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gereken bir olgu olarak görür. Somut bir dosyada yerel mahkeme, davalı hakkında HAGB kararı verildiği ve bu kararın bağlayıcılığı bulunmadığı gerekçesiyle hakaret nedeniyle açılan manevi tazminat davasını reddetmişti. Yargıtay kararı bozdu ve gerekçesinde davacı ile onu doğrulayan tanık beyanlarının yanında anılan kararın eylemin sübutuna dair kanaati güçlendirdiğini belirterek davacı yararına uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini söyledi (Y. 4. HD 2016/14088 E., 2019/552 K., 07.02.2019).
Pratik sonuç şudur: ceza dosyasında HAGB verilmiş olması tazminat davası açmaya engel olmadığı gibi, dosyaya sunulduğunda davacının lehine bir delil işlevi görür. HAGB kararı verilen dosyada katılan lehine vekâlet ücretine de hükmedilir (AAÜT m.14/1).
Şikâyetten Vazgeçerken Yapılan Kritik Hata
Tazminat hakkını sona erdiren tek beyan, şikâyetten vazgeçme sırasında yapılan ek bir açıklamadır. TCK m.73/7 şöyle der: kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikâyetten vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık hukuk mahkemesinde de dava açamaz.
Bu hüküm, karakolda veya duruşmada aceleyle imzalanan tutanakların neden dikkatle okunması gerektiğini açıklar. Şikâyetimden vazgeçiyorum demek tazminat hakkını bitirmez; şahsi haklarımdan da vazgeçiyorum ibaresi eklenmişse hak sona erer. Vazgeçme beyanı verilecekse bu ibarenin tutanağa girmemesine dikkat edilmelidir.
Ceza dosyasının seyri, uzlaşma ve kovuşturma aşamaları hakkında ayrıntı için hakaret davasında uzlaşma olmazsa ne olur yazımızı inceleyebilirsiniz.
Hakaret Suçunda Ön Ödeme Tazminat Hakkını Etkiler mi?
Hakaret suçunun takip rejimi son iki yılda iki kez değişti ve bu değişiklik mağdurun elindeki araçları doğrudan etkiledi. 7531 sayılı Kanunla 14 Kasım 2024’te hakaret suçu uzlaştırma kapsamından çıkarıldı ve önödeme kapsamına alındı; 7571 sayılı Kanunun 16. maddesiyle 25 Aralık 2025’te önödemenin kapsamı genişletildi. Bugünkü hâliyle TCK m.75/6-a-2, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret hâli (m.125/3-a) hariç olmak üzere hakaret suçunun tamamını önödemeye tabi kılar.
Bunun mağdur açısından sonucu sessiz ama serttir. Fail, Cumhuriyet savcılığının tebligatını aldıktan sonra on gün içinde belirlenen tutarı öderse hakkında kamu davası açılmaz ve bu sonuç için mağdurun rızası aranmaz. Uzlaştırmada mağdurun kabul etmeme hakkı vardı; önödemede böyle bir hak yoktur. Özür gibi edimler gündeme gelmez ve ödenen para Hazineye gider, mağdura değil.
Buna karşılık TCK m.75/5 açıktır: bu madde gereğince kamu davasının açılmaması veya ortadan kaldırılması, kişisel hakkın istenmesine, malın geri alınmasına ve müsadereye ilişkin hükümleri etkilemez. Yani önödeme ceza yolunu kapatır, tazminat yolunu kapatmaz. Bugün hakarete uğrayan bir kişiye verilecek doğru tavsiye artık şikâyet et ile sınırlı değildir; manevi tazminat davası ayrıca değerlendirilmelidir, çünkü fail ödeme yaptığında mağdurun elinde başka bir yaptırım kalmaz.
Önödeme tutarı savcılıkça kanundaki ölçütlere göre hesaplanır ve tebligatla bildirilir; internette dolaşan sabit rakamlar bu hesabı yansıtmaz. Önödeme ve uzlaştırma usulünün ayrıntısı ile sosyal medya üzerinden işlenen hakarette süreç için sosyal medya ve internet üzerinden hakaret suçu ve ön ödeme yazımıza bakabilirsiniz.
Hakaret Tazminat Davasında Zamanaşımı Kaç Yıldır?
Hakaret nedeniyle açılacak manevi tazminat davasında zamanaşımı, çoğu kaynakta yazıldığı gibi iki yılla sınırlı değildir. TBK m.72/1’in ilk cümlesi genel kuralı koyar: tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Aynı fıkranın son cümlesi ise kritik istisnayı getirir: Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.
Hakaret cezayı gerektiren bir fiildir. TCK m.125/1 suçun cezasını üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası olarak belirler. TCK m.66/1-e uyarınca beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımı sekiz yıldır; m.66/4 gereği seçimlik cezalarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır. Dolayısıyla hakaret nedeniyle manevi tazminatta kısa zamanaşımı süresi iki yıl değil, sekiz yıl olarak uygulanır.
| Süre | Neyi kapsar | Dayanak |
|---|---|---|
| 6 ay | Ceza şikâyeti — fiili ve faili öğrenmeden itibaren | TCK m.73/1-2 |
| 2 yıl (üst sınır) | Hakarette şikâyet süresi, fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren her hâlde bu süreyi aşamaz | TCK m.73/2 ek cümle (7531 s.K., yür. 14.11.2024) |
| 8 yıl | Ceza dava zamanaşımı — ve TBK m.72/1 son cümlesi gereği tazminat istemine de uygulanır | TCK m.66/1-e ve m.66/4 |
| 10 yıl | Haksız fiilde mutlak üst sınır, fiilin işlendiği tarihten itibaren | TBK m.72/1 |
Tablonun pratik okuması şudur: hakarete uğrayan kişi altı aylık şikâyet süresini kaçırdıysa ceza yolu kapanır, ancak tazminat yolu açık kalmaya devam edebilir. 7531 sayılı Kanunla getirilen iki yıllık üst sınır yalnızca ceza şikâyetine ilişkindir; hukuk davasındaki süreyi kısaltmaz. Anonim bir hesaptan gelen hakarette failin kimliği yıllar sonra ortaya çıksa bile, sekiz yıllık pencere içinde tazminat davası açma imkânı bulunabilir.
Zamanaşımı hâkim tarafından resen dikkate alınmaz; bir def’idir ve davalının ileri sürmesi gerekir. Davalı zamanaşımı def’inde bulunmazsa mahkeme süre geçmiş olsa dahi işin esasına girer.
Karşılıklı Hakarette Tazminat Alınabilir mi?
Karşılıklı atışmada iki tarafın da tazminat alacağı beklentisi çoğu zaman gerçekleşmez. Hem ceza hem tazminat tarafında kanun, karşılıklılığı ve tahriki indirim hatta tamamen kaldırma sebebi sayar.
Ceza tarafında TCK m.129 üç ayrı hâl düzenler. Hakaret haksız bir fiile tepki olarak işlenmişse verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi ceza vermekten de vazgeçilebilir. Hakaret kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmişse kişiye ceza verilmez. Hakaretin karşılıklı olarak işlenmesi hâlinde ise olayın mahiyetine göre taraflardan her ikisi veya biri hakkında verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi ceza vermekten de vazgeçilebilir.
Tazminat tarafında karşılığı TBK m.52/1’dir: zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Önce hakaret eden ve karşılığında hakarete uğrayan kişinin tazminat talebi bu hüküm nedeniyle ya çok düşük bir tutara indirilir ya da hiç kabul edilmez.
Bu nedenle karşılıklı hakaret iddiasının bulunduğu dosyalarda tarafların en çok tartıştığı konu, sözlerin sırasıdır: kim önce söyledi ve ikinci söz ilkine tepki niteliğinde miydi. Tanık beyanlarının ve kayıtların zaman damgası bu yüzden dosyanın kaderini belirler.
Sosyal Medyada Hakarette Tazminat Daha Yüksek mi Olur?
Sosyal medyada işlenen hakaretin otomatik olarak daha yüksek tazminat doğurduğu yaygın bir varsayımdır; doğru olan daha incelikli bir tablodur. Belirleyici olan mecranın adı değil, saldırının kaç kişiye ulaştığı ve ne kadar süre erişilebilir kaldığıdır.
Ceza hukuku bu ayrımı açıkça yapar. TCK m.125/2, fiilin mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde birinci fıkradaki aynı cezaya hükmolunacağını söyler. Yani doğrudan kişiye gönderilen bir mesaj, tek başına ağırlaştırıcı sebep değildir. Cezayı artıran unsur aleniyettir: TCK m.125/4 uyarınca hakaretin alenen işlenmesi hâlinde ceza altıda biri oranında artırılır. Herkese açık bir gönderi ile kapalı bir grupta yazılan mesaj bu yönden ayrışır.
Tazminat tarafında ise sabit bir çarpan yoktur. Sosyal medya paylaşımı tutarı, üç ayrı yoldan yükseltir: erişim sayısı saldırının etki alanını genişletir, içerik silinene kadar erişilebilir kaldığı için zarar süreklilik kazanır ve paylaşım kaydı ispatı kolaylaştırdığı için dosya güçlenir. Buna karşılık paylaşımın hızla kaldırılması, erişimin sınırlı kalması ve failin özür yayımlaması azaltıcı yönde değerlendirilebilir.
Sosyal medya dosyalarında tazminatın yanında içeriğin çıkarılması ve erişimin engellenmesi talebi de gündeme gelir; bu talep 5651 sayılı Kanun kapsamında sulh ceza hâkimliğinden ayrıca istenir ve tazminat davasının sonucunu beklemez.
Küfür Tazminat Davası ile Hakaret Davası Arasındaki Fark Nedir?
Halk dilinde küfür ve hakaret ayrı şeyler gibi kullanılır; Türk Ceza Kanunu ikisini de tek maddede, ancak iki ayrı seçimlik hareket olarak düzenler. TCK m.125/1’e göre suç, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da sövmek suretiyle saldırmakla işlenir. Küfür bu ikinci kola, yani sövmeye girer.
Ayrımın sonucu savunmada ortaya çıkar. TCK m.127 isnadın ispatını düzenler: isnat edilen ve suç oluşturan fiilin ispat edilmiş olması hâlinde kişiye ceza verilmez. Bu savunma yalnızca isnat koluna özgüdür; sövme koluna uygulanmaz. Yani birine somut bir olgu isnat eden kişi söylediğim doğruydu savunmasını kurabilirken, küfür eden kişinin böyle bir savunma imkânı yoktur.
| Karşılaştırma | Somut fiil veya olgu isnadı | Sövme (küfür) |
|---|---|---|
| Kanuni dayanak | TCK m.125/1 birinci seçimlik hareket | TCK m.125/1 ikinci seçimlik hareket |
| İsnadın ispatı savunması | Şartları varsa uygulanır (m.127) | Uygulanmaz |
| Tipik örnek | Belirli bir kişiye hırsızlık, rüşvet, sahtecilik isnadı | Doğrudan aşağılayıcı sözler ve küfürler |
| Tazminata etkisi | İsnat ispatlanırsa hukuka aykırılık ortadan kalkabilir | İçeriğin doğruluğu tartışması yapılamaz |
Bir diğer kritik ayrım gıyapta söylenen sözlerdedir. TCK m.125/1’in son cümlesi, mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat edilerek işlenmesini arar. İhtilat aleniyetle karıştırılmamalıdır: ihtilat suçun oluşma şartıdır, sağlanmazsa suç doğmaz; aleniyet ise m.125/4’teki artırım sebebidir. Kapalı bir odada üç arkadaşa söylenen sözde ihtilat vardır ama aleniyet yoktur.
Ayrıca isim açıkça söylenmemiş olması sorumluluğu ortadan kaldırmaz. TCK m.126 uyarınca mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, isnadın niteliğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksanmayacak bir durum varsa hem isim belirtilmiş hem hakaret açıklanmış sayılır. Lakap, tarif veya ima yoluyla yapılan hakaretlerde dayanak bu maddedir. Dış görünüş üzerinden yapılan sözlerin hukuki niteliği için dış görünüşle dalga geçmek suç mu yazımızı okuyabilirsiniz.
Hakaret ve Tehdit Birlikte İşlenmişse Tazminat Nasıl Belirlenir?
Uygulamada hakaret çoğu zaman tek başına gelmez; aynı olayda tehdit, kasten yaralamaya teşebbüs veya özel hayata ilişkin paylaşım da bulunabilir. Ceza hukuku bu fiilleri ayrı suçlar olarak değerlendirir ve her biri için ayrı ceza hesaplanır. Tazminat tarafında ise durum farklıdır: talep, ayrı ayrı fiiller için ayrı tazminatlar biçiminde değil, kişilik hakkına yönelen saldırının bütünü üzerinden kurulur.
Bu bütünsel değerlendirme tutarı yükseltir, çünkü saldırının ağırlığı artmıştır. Yargıtay’ın önüne gelen bir dosyada davacı, davalının kendisine sopa göstererek tehditte bulunduğunu ve kalem fırlatarak küfür ettiğini belirterek manevi tazminat istemiş; yerel mahkeme iddianın sübut bulmadığı gerekçesiyle davayı reddetmişti. Yargıtay, davacının ve onu doğrulayan tanığın beyanları ile ceza dosyasındaki tespitleri birlikte değerlendirerek davacı yararına uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine karar verdi (Y. 4. HD 2016/14088 E., 2019/552 K.).
Dilekçe kurulurken dikkat edilmesi gereken nokta şudur: her fiil ayrı vakıa olarak ve kendi deliliyle birlikte gösterilmelidir (HMK m.119/1-e ve f). Tehdit iddiası ispatlanamasa bile hakaret sabit olduğunda dava tümüyle reddedilmez; mahkeme sabit olan saldırı üzerinden tazminata hükmeder. Fiillerin tek bir cümlede toplanması ise ispat edilemeyen kısmın diğerini de gölgelemesine yol açabilir.
Devletin en üst makamına yönelik sözlerde ise tamamen ayrı bir rejim işler; bu suç TCK m.299’da düzenlenir ve şikâyete tabi değildir. Ayrıntısı için Cumhurbaşkanına hakaret suçu ve TCK m.299 ile Cumhurbaşkanına hakaret suçundan beraat yazılarımıza bakabilirsiniz.
Hakaret Davası Para Cezası Kaç TL Olur?
Hakaret davası para cezası ile tazminat birbirine sık karıştırılır; ikisi ayrı hukuk dallarına ait, ayrı hesaplanan ve ayrı kişilere ödenen kalemlerdir. Ceza mahkemesinin hükmettiği adlî para cezası Hazineye ödenir; mağdurun cebine giren tutar yalnızca hukuk mahkemesinin hükmettiği tazminattır.
Hakaret suçunun cezası TCK m.125/1 uyarınca üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıdır; iki ceza seçimliktir, birlikte uygulanmaz. Adlî para cezasının tutarı sabit bir rakam değildir: hâkim önce gün sayısını belirler, sonra bu sayıyı kişinin ekonomik ve şahsi hâline göre saptanacak günlük miktarla çarpar. Bu yüzden aynı fiil için iki farklı sanığa iki farklı tutar çıkması olağandır.
Cezanın hesabı, alt sınırı bir yıla çıkaran nitelikli hâller, aleniyet artırımı ve indirim sebepleri ayrı bir konudur. Ayrıntısı için hakaret suçu TCK madde 125 ve süreç takvimi için hakaret davası ne kadar sürede sonuçlanır yazılarımıza bakabilirsiniz. Kamu görevlisine görevinden dolayı yapılan hakaretin şikâyete tabi olup olmadığı için kamu görevlisine hakaret şikâyete tabi mi yazımız ayrı bir başlık altında bu farkı ele alıyor.
Tazminat Dışında Hangi Talepler İleri Sürülebilir?
Manevi tazminat, kişilik hakkı ihlalinde istenebilecek tek talep değildir. Türk Medeni Kanunu m.25 davacıya birlikte kullanılabilecek bir talep seti sunar: saldırı tehlikesinin önlenmesi, sürmekte olan saldırıya son verilmesi ve sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespiti. Davacı bunlarla birlikte düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir.
Türk Borçlar Kanunu m.58’in ikinci fıkrası ise hâkime alternatif bir yetki tanır: hâkim, tazminatın ödenmesi yerine diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. İtibarı mesleğiyle doğrudan bağlantılı olan kişiler için kınama kararının yayımlanması, çoğu zaman para tazminatından daha etkili bir giderimdir ve pratikte yeterince talep edilmez.
TMK m.25/3 ayrıca, hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre davacıya verilmesini isteme hakkını saklı tutar. Hakaret içeren bir paylaşımdan gelir elde edilmişse bu talep gündeme gelebilir.
Tazminatın tahsili, icra aşaması ve dava sürecinin ayrıntıları için hakaret nedeniyle manevi tazminat davası yazımız kapsamlı bir rehber sunar.
Dava Sürerken Geçici Ödeme İstenebilir
Tazminat davalarının uzun sürmesi, ekonomik olarak zorlanan davacılar için ayrı bir sorundur. Türk Borçlar Kanunu m.76 bu duruma karşı çoğu kaynakta hiç anılmayan bir imkân getirir: zarar gören, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunduğu ve ekonomik durumu da gerektirdiği takdirde hâkim, istem üzerine davalının zarar görene geçici ödeme yapmasına karar verebilir.
Geçici ödeme kesin bir kazanım değildir; aynı maddenin ikinci fıkrasına göre yapılan geçici ödemeler hükmedilen tazminata mahsup edilir, tazminata hükmedilmezse hâkim davacının aldığı geçici ödemeleri yasal faiziyle birlikte geri vermesine karar verir. Bu yönüyle bir avans niteliğindedir.
Geçici ödeme kendiliğinden verilmez; talep edilmesi gerekir. Kanun açıkça istem üzerine der. Dava dilekçesinde veya yargılamanın herhangi bir aşamasında bu talep ileri sürülebilir. Hakaret dosyalarında iki şartın da bir arada bulunması her zaman kolay değildir, ancak mağdurun işini kaybettiği veya tedavi gideri doğduğu dosyalarda değerlendirilmeye değer bir yoldur.
Hakaret Davası Açma Ücreti ve Harç Ne Kadardır?
Manevi tazminat davası açarken ödenecek kalemler üç başlıkta toplanır: harç, gider avansı ve avukatlık ücreti. Bunlardan yalnızca ilki talep edilen tutara bağlı olarak değişir.
| Kalem | Nasıl belirlenir | Dayanak |
|---|---|---|
| Karar ve ilam harcı | Nispîdir; talep edilen tutar üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanır ve tarifedeki maktu alt sınırdan az olamaz | 492 s.K. (1) sayılı tarife |
| Peşin harç | Karar ve ilam harcının dörtte biri dava açılışında ödenir | 492 s.K. m.28/a |
| Peşin harçta istisna | Yalnızca ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında oran yirmide bire iner; hakaret bu istisnaya girmez | 492 s.K. m.28/a |
| Başvurma harcı ve gider avansı | Maktudur; talep tutarından etkilenmez, her yıl yeniden değerlenir | 492 s.K. ve HMK m.120 |
| Avukatlık ücreti (karşı taraf) | Kabul edilen tutar üzerinden nispî; kısmen rette karşı tarafa hükmedilecek ücret davacınınkini geçemez, tam rette maktudur | AAÜT m.10 |
Tablodaki üçüncü satır pratikte en çok karıştırılan noktadır. Trafik kazası veya yaralanma nedeniyle açılan tazminat davalarında peşin harç yirmide bir oranında alınır ve bu nedenle dava açılışı ucuzdur. Hakaret ise cismani zarar değil kişilik hakkı ihlali olduğundan bu indirimli oran uygulanmaz; peşin harç dörtte bir oranında hesaplanır. Yüksek tutarlı taleplerde açılış maliyetini belirleyen kalem budur.
Davanın kazanılması hâlinde yatırılan harç ve yapılan yargılama giderleri, kabul edilen kısım oranında karşı taraftan tahsil edilir. Ekonomik gücü yeterli olmayan davacılar için HMK m.334 ve devamındaki adli yardım kurumu vardır; talep kabul edilirse harç ve gider avansından geçici muafiyet sağlanır.
Avukatla vekâlet ilişkisinde ödenecek ücret ise Avukatlık Kanunu m.164 çerçevesinde belirlenir; sözleşmeyle kararlaştırılan ücret dava değerinin yüzde yirmi beşini aşamaz. Bu bir tavan kuralıdır, sabit bir oran değildir. Karşı tarafa yükletilen vekâlet ücreti ise ayrı bir kalemdir ve avukata aittir.
Hakaret Tazminat Davasını Kimler Açabilir?
Manevi tazminat davasını kural olarak kişilik hakkı zedelenen kişinin kendisi açar. Ceza şikâyeti ile tazminat davası bu noktada ayrışır ve ayrım pratikte sonuç doğurur.
Ceza tarafında TCK m.131/2, mağdurun şikâyet etmeden önce ölmesi veya suçun ölmüş kişinin hatırasına karşı işlenmiş olması hâlinde ölenin ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eş veya kardeşlerinin şikâyette bulunabileceğini kabul eder. Tazminat tarafında ise Türk Medeni Kanunu m.25/4 daha dar bir kural koyar: Manevî tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez; miras bırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez.
Yani hakarete uğrayan kişi sağlığında dava açmamışsa, mirasçıları onun adına manevi tazminat davası açamaz. Buna karşılık dava açılmış ve kişi yargılama sırasında vefat etmişse, talep ileri sürülmüş olduğu için mirasçılar davayı sürdürebilir. Bu ayrım, uzun süre bekletilen dosyalarda hakkın tamamen kaybedilmesine yol açabilir.
Tüzel kişiler de kişilik hakkına sahiptir. Bir şirkete, derneğe veya vakfa yönelik olarak onun ticari itibarını zedeleyen ifadeler kullanılmışsa tüzel kişi kendi adına manevi tazminat davası açabilir. Bu durumda zararın, tüzel kişinin ticari itibarına yönelmiş olması aranır; yöneticiye yönelik sözler için davayı yönetici kendi adına açar.
Tazminat Ödenmezse İlamlı İcra Yolu İşler
Mahkeme kararı kesinleştiği hâlde tazminat ödenmezse alacaklı, ilamlı icra yoluna başvurur. İlam bir icra takibinin dayanağıdır; borçluya icra emri gönderilir ve ödeme yapılmazsa haciz aşamasına geçilir. Manevi tazminat alacağı bu yönüyle diğer para alacaklarından farklı bir usule tabi değildir.
Alacağa faiz işletileceği de unutulmamalıdır. Haksız fiilden doğan tazminat alacaklarında faiz kural olarak haksız fiil tarihinden itibaren talep edilir; faiz istenmemişse mahkeme kendiliğinden hükmedemeyeceği için talebin dilekçede açıkça yazılması gerekir. Uzun süren dosyalarda faiz kalemi asıl alacağa yaklaşan tutarlara ulaşabilir.
Dosyanız İçin Hukuki Değerlendirme
Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir ve somut bir dosyanın değerlendirmesinin yerini tutmaz. Hakaret nedeniyle tazminat dosyalarında sonucu belirleyen şey çoğu zaman sözlerin ağırlığı değil, delilin niteliği ve talebin doğru kurulmasıdır: hangi mahkemede, hangi tutarla, hangi taleplerle dava açıldığı.
Dosyanızdaki delillerin durumu, zamanaşımı penceresinin açık olup olmadığı ve talep tutarının nasıl belirleneceği hakkında değerlendirme için hakaret davası avukatı sayfamızdan iletişime geçebilirsiniz. Kişilik hakkı ihlalinin başka görünümleri olan dosyalarda KVKK tazminat davası ve cinsel tacizde manevi tazminat miktarı yazılarımız da yol gösterici olabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Hakaret davasında tazminat miktarı neye göre belirlenir?
Kanunda belirlenmiş bir tutar yoktur. Hâkim TBK m.51 uyarınca durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını gözeterek takdir eder. Yargıtay uygulamasında eylemin özelliği, tarafların kusur oranı, sıfatı ve işgal ettikleri makam, sosyal ve ekonomik durumları ile olayın tarihi dikkate alınır; hâkim takdirini etkileyen nedenleri kararında objektif olarak göstermek zorundadır.
Hakaret tazminat davasında ne kadar para alınır?
Sabit bir rakam veya ortalama yoktur. İnternette dolaşan aralık tabloları resmî bir kaynağa dayanmaz. Tutar, saldırının ağırlığı, yayılma genişliği, tarafların durumu ve kusur oranına göre dosyadan dosyaya değişir. Gerçekçi bir beklenti ancak dosyadaki deliller ve aynı yargı çevresindeki güncel emsal kararlar birlikte değerlendirilerek kurulabilir.
Hakaret nedeniyle tazminat davası nasıl açılır?
Önce deliller toplanır (tanık bilgileri, ekran görüntüleri, mesaj ve kayıtlar, varsa ceza dosyası numarası). Ardından HMK m.119’daki unsurları taşıyan dava dilekçesi hazırlanır, talep tutarı baştan ve tam olarak yazılır, peşin harç ve gider avansı yatırılarak yetkili asliye hukuk mahkemesinde dava açılır. Bu davada arabuluculuk dava şartı değildir.
Hakaret davalarında zamanaşımı süresi ne kadardır?
Genel kural öğrenmeden itibaren iki yıl ve her hâlde fiilden itibaren on yıldır (TBK m.72/1). Ancak hakaret cezayı gerektiren bir fiil olduğu için aynı fıkranın son cümlesi devreye girer ve ceza kanunundaki daha uzun süre uygulanır. Hakarette ceza dava zamanaşımı sekiz yıl olduğundan (TCK m.66/1-e), tazminat isteminde de sekiz yıllık süre esas alınır.
Şikâyet süresini kaçırdım, tazminat davası açabilir miyim?
Evet, ceza şikâyet süresinin geçmiş olması tazminat hakkını sona erdirmez. Ceza şikâyeti altı ay içinde ve hakarette her hâlde fiil tarihinden itibaren iki yılı aşmamak üzere yapılır (TCK m.73). Bu süreler geçtiğinde ceza yolu kapanır; tazminat davası ise sekiz yıllık zamanaşımı süresi dolmadıkça açılabilir.
Dava dilekçesine yazdığım tazminat tutarını sonradan artırabilir miyim?
Manevi tazminatta buna güvenmemek gerekir. Belirsiz alacak davası 7589 sayılı Kanunla 31 Temmuz 2026’da yürürlükten kaldırıldı (HMK m.107 mülga). Yerine gelen HMK m.109/4 kısmi davada bir defaya mahsus artırım imkânı tanır; ancak Yargıtay uygulamasında manevi tazminat bölünemeyen bir talep sayıldığı için bu yolun manevi tazminatta işletilip işletilemeyeceği netleşmemiştir. Talep baştan tam belirlenmelidir.
Yüksek tazminat istersem reddedilen kısım için ceza öder miyim?
Risk sanıldığı kadar büyük değildir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m.10/2 uyarınca davanın kısmen reddi hâlinde karşı taraf vekili yararına hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. Tarifenin m.10/3 hükmü ise davanın tamamen reddi hâlinde ücretin maktu olacağını düzenler. Yüksek talebin asıl maliyeti, dava açılışında ödenen nispî peşin harçtır.
Hakaret davası tazminat davası hangi mahkemede açılır?
Görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir (HMK m.2/1) ve talep edilen tutar bu görevi değiştirmez. Yetki bakımından dört seçenek vardır: davalının yerleşim yeri, davacının kendi yerleşim yeri, haksız fiilin işlendiği yer ve zararın meydana geldiği veya gelme ihtimalinin bulunduğu yer (HMK m.6, m.16 ve TMK m.25/5).
Sanık beraat etti, yine de tazminat alabilir miyim?
Alabilirsiniz. TBK m.74 uyarınca hukuk hâkimi ceza hâkiminin verdiği beraat kararıyla bağlı değildir; kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin ceza kararı da hukuk hâkimini bağlamaz. Delil yetersizliğinden verilen beraat kararı tazminat davasının reddini gerektirmez.
HAGB kararı verilmişse tazminat davası açılabilir mi?
Evet. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı hukuk hâkimini bağlamaz, ancak Yargıtay bu kararın eylemin sübutuna dair kanaati güçlendirdiğini kabul etmiştir. Nitekim HAGB kararının bağlayıcı olmadığı gerekçesiyle davayı reddeden bir yerel mahkeme kararı bu nedenle bozulmuştur (Y. 4. HD 2016/14088 E., 2019/552 K.).
Fail ön ödemeyi yaptı, benim tazminat hakkım ne oldu?
Tazminat hakkınız devam eder. TCK m.75/5 uyarınca ön ödeme nedeniyle kamu davasının açılmaması, kişisel hakkın istenmesine ilişkin hükümleri etkilemez. Ön ödemede mağdurun rızası aranmadığı ve ödenen para Hazineye gittiği için, mağdur açısından manevi tazminat davası çoğu dosyada geriye kalan tek etkili yoldur.
Karşılıklı hakaret varsa tazminat alınabilir mi?
Tazminat indirilebilir veya tamamen kaldırılabilir. TBK m.52/1, zarar görenin zararın doğmasında ya da artmasında etkili olması hâlinde hâkime bu yetkiyi verir. Ceza tarafında da TCK m.129/3 uyarınca karşılıklı hakarette taraflardan her ikisi veya biri hakkında ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi ceza vermekten de vazgeçilebilir.
Sosyal medyada hakarette tazminat otomatik olarak yükselir mi?
Otomatik bir artış yoktur. Belirleyici olan mecra değil, saldırının kaç kişiye ulaştığı ve ne kadar süre erişilebilir kaldığıdır. Ceza tarafında mağduru muhatap alan iletide birinci fıkradaki ceza uygulanır (TCK m.125/2), artırım yalnızca aleniyet hâlinde ve altıda bir oranındadır (TCK m.125/4).
Küfür ile hakaret arasında hukuki fark var mı?
İkisi de aynı maddede düzenlenir ama ayrı seçimlik hareketlerdir. Somut fiil veya olgu isnadında isnadın ispatı savunması yapılabilir (TCK m.127); küfür yani sövme kolunda bu savunma uygulanmaz. Bu nedenle küfür eden kişi söylediğinin doğru olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz.
Vefat eden yakınıma yapılan hakaret için tazminat davası açabilir miyim?
Manevi tazminat istemi, miras bırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez (TMK m.25/4). Yani kişi sağlığında dava açmamışsa mirasçılar onun adına manevi tazminat isteyemez. Ceza tarafında ise ölenin ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eşi veya kardeşleri şikâyet hakkına sahiptir (TCK m.131/2).
Mahkemenin verdiği tazminat düşük gelirse ne yapabilirim?
Kanun yoluna başvurabilirsiniz. Hâkimin takdir yetkisi denetimden muaf değildir; takdiri etkileyen nedenlerin kararda objektif biçimde gösterilmesi gerekir. Yargıtay, olayın oluş şekli ve tarafların durumu karşısında hükmedilen tutarın az olduğu sonucuna vardığı kararları bozarak daha üst düzeyde tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirtmektedir.