Cumhurbaşkanına Hakaret Suçundan Beraat Etmek
Cumhurbaşkanına hakaret suçundan beraat etmek, Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinde yazılı suçun unsurlarının somut olayda oluşmadığının ya da isnadın ispatlanamadığının anlaşılması hâlinde mümkündür. Beraat kararı hâkimin takdirine bırakılmış bir lütuf değildir; Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin ikinci fıkrası, mahkemenin beraat kararı vereceği hâlleri beş bent hâlinde tek tek saymıştır ve mahkeme bu bentlerden hangisine dayandığını kararında göstermek zorundadır.
Bu yazıda, cumhurbaşkanına hakaret suçundan beraat kararının hangi hukuki dayanaklarla verildiğini, eleştiri ile hakaret arasındaki sınırın Yargıtay tarafından hangi ölçütle çizildiğini ve beraat kararının sonrasında sanığı bekleyen sonuçları — tazminat hakkı, adli sicil, kanun yolu — güncel içtihat ve kanun metniyle birlikte ele alıyoruz. Verilen her künye Yargıtay karar arama sisteminden, her madde metni Resmî Gazete konsolide metninden doğrulanmıştır.
Özet
Cumhurbaşkanına hakaret suçundan beraat, sözlerin eleştiri sınırında kalması ya da isnadın ispatlanamaması hâlinde verilir; hangi bentten verildiği sanık açısından farklı sonuçlar doğurur.
- Suç TCK m.299‘da düzenlenmiştir: bir yıldan dört yıla kadar hapis, aleniyet hâlinde ceza altıda bir oranında artırılır, kovuşturma Adalet Bakanının iznine bağlıdır.
- Beraat sebepleri CMK m.223/2‘de beş benttir. Sözler hakaret niteliği taşımıyorsa (a) bendi, sanığın söylediği ispatlanamıyorsa (e) bendi uygulanır.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, (a) bendinden verilmesi gereken beraatin (e) bendinden verilmesini bozma sebebi saymıştır (E.2023/8099, K.2026/96).
- Ayrım ölçütü değer yargısı ile olgu isnadı arasındadır: sert eleştiri korunur, somut bir olgu isnadı suç oluşturabilir (4. CD E.2024/5411, K.2026/9572).
- Tutuklu veya gözaltında kalıp beraat eden kişi CMK m.141/1-(e) uyarınca tazminat isteyebilir; istem Tazminat Komisyonuna yapılır.
- Beraat kararı adli sicile işlenmez; yalnızca kesinleşmiş mahkûmiyetler kaydedilir (5352 s. Kanun m.4/1).
Cumhurbaşkanına Hakaret Suçundan Beraat: Hukuki Kriterler ve Emsal Kararlar
Cumhurbaşkanına hakaret suçundan beraat etmek, mahkemenin somut olayda suçun kanuni unsurlarının oluşmadığına ya da isnadın ispatlanamadığına kanaat getirmesine bağlıdır. Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinde düzenlenen bu suç, Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığını korumayı amaçlar; buna karşılık yargılamada ifade özgürlüğü ve eleştiri hakkı da tartılır. Mahkemeler hakaret ile eleştiri arasındaki sınırı belirlerken her dosyanın somut olayına, sözlerin söylendiği bağlama ve muhatabın sıfatına bakar.
Bu suçun temyiz mercii uzun süre Yargıtay 16. Ceza Dairesi’ydi. 16. Ceza Dairesi 2021 yılında kapatıldıktan sonra TCK m.299 dosyaları Yargıtay 4. Ceza Dairesine geçmiştir. Bu ayrıntı pratikte önemlidir: 2021 öncesine ait 16. Ceza Dairesi kararları hukuken geçerliliğini korur, ancak bugün açılan bir dosyanın temyiz incelemesini 4. Ceza Dairesi yapar ve dairenin güncel içtihadı takip edilmelidir. İnternette dolaşan pek çok kaynak hâlâ yalnızca 16. Ceza Dairesi künyeleri vermektedir.
Beraat kararına dayanak oluşturan ölçütler üç başlıkta toplanabilir. Birincisi, sözlerin onur, şeref ve saygınlığı rencide edici nitelikte olup olmadığıdır. İkincisi, ifadenin somut bir olgu isnadı mı yoksa değer yargısı mı olduğudur. Üçüncüsü ise isnadın sanık tarafından gerçekleştirildiğinin dosyadaki delillerle ispatlanıp ispatlanamadığıdır. İlk iki ölçüt suçun unsurlarına, üçüncüsü ispata ilişkindir ve bu ayrım beraat kararının hangi bentten verileceğini belirler.
Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları da bu değerlendirmenin bir parçasıdır. Anayasa Mahkemesi TCK m.299’un iptali istemini reddetmiş, buna karşılık bireysel başvuru yolunda siyasi tartışma bağlamındaki sert ifadelerin cezalandırılmasını ifade özgürlüğü ihlali saymıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ise Vedat Şorli / Türkiye kararında maddenin uygulanma biçimini Sözleşme’nin 10. maddesine aykırı bulmuştur. Bu kararların savunmada nasıl kullanılacağını aşağıda ayrı bir başlıkta ele alıyoruz.
Cumhurbaşkanına Hakaret Davasında Beraat Kararı Hangi Hâllerde Verilir?
Beraat kararı verilecek hâller Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmıştır. Fıkra beş bent içerir ve mahkeme, beraat kararını bu bentlerden hangisine dayandırdığını hüküm fıkrasında göstermek zorundadır. Cumhurbaşkanına hakaret dosyalarında uygulamada en sık karşılaşılan bentler (a) ve (e) bentleridir.
| CMK m.223/2 | Kanuni ifade | Cumhurbaşkanına hakaret dosyasındaki karşılığı |
|---|---|---|
| (a) | Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması | Sözler eleştiri sınırında kaldığı, onur ve saygınlığı rencide edici nitelikte olmadığı için suçun unsurları oluşmaz |
| (b) | Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması | Paylaşımın başkasına ait hesaptan yapıldığı veya hesabın ele geçirildiği ispatlanır |
| (c) | Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması | Hakaret kastının bulunmadığı, sözlerin muhatabının Cumhurbaşkanı olmadığı anlaşılır |
| (d) | Fiilin işlenmesine rağmen olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması | Haber verme hakkı, iddia ve savunma dokunulmazlığı gibi bir hukuka uygunluk nedeni devreye girer |
| (e) | Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması | Sözlerin sanık tarafından söylendiği, her türlü şüpheden uzak delillerle ortaya konulamaz |
Bu beş bent birbirinin alternatifi değildir. (a), (c) ve (d) bentleri suçun maddi veya manevi unsurlarına ya da hukuka aykırılık unsuruna ilişkindir; yani ortada cezalandırılabilir bir fiil yoktur. (b) ve (e) bentleri ise ispat meselesidir: fiil suç oluşturur, ancak sanığın işlediği ortaya konulamamıştır. Bu ayrım, kararın gerekçesinde ve sonraki hukuki süreçlerde doğrudan sonuç doğurur.
Kanunun aynı maddesinde beraatle karıştırılan iki karar türü daha vardır. 223. maddenin üçüncü fıkrası yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, bağlayıcı emrin yerine getirilmesi, zorunluluk hâli, cebir veya tehdit etkisi ile meşru savunmada sınırın aşılması hâllerinde ceza verilmesine yer olmadığı kararı verileceğini söyler. Dördüncü fıkra ise etkin pişmanlık, şahsi cezasızlık sebebi, karşılıklı hakaret ve haksızlık içeriğinin azlığı hâllerini aynı karar türüne bağlar. Bu kararlarda fiil suç olma özelliğini korur; sanık beraat etmiş sayılmaz.
Kanunun sanık lehine kurduğu önemli bir kural da 223. maddenin dokuzuncu fıkrasındadır: “Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.” Yani dosyada bir muhakeme şartı eksik olsa bile, sözler suç oluşturmuyorsa mahkeme dosyayı bekletmeyip doğrudan beraat kararı vermek zorundadır. Bu hüküm, savunmanın en baştan ileri sürmesi gereken taleplerden biridir.
CMK 223/2-e Beraat Ne Demek, (a) Bendinden Farkı Nedir?
CMK 223/2-e beraat, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle verilen beraat kararıdır. Ceza muhakemesinin temel ilkesi olan “şüpheden sanık yararlanır” kuralının hüküm fıkrasına yansımış hâlidir: mahkeme, sanığın fiili işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği kanaatine varmıştır. (a) bendinden verilen beraat ise farklı bir şey söyler — ortada suç oluşturan bir fiil yoktur.
| Karşılaştırma | CMK m.223/2-(a) | CMK m.223/2-(e) |
|---|---|---|
| Kararın anlamı | Fiil kanunda suç olarak tanımlanmamıştır | Fiilin sanık tarafından işlendiği ispatlanamamıştır |
| Cumhurbaşkanına hakarette tipik gerekçe | Sözler eleştiri niteliğindedir, rencide edici boyutta değildir | Sözlerin sanık tarafından söylendiği delillerle ortaya konulamamıştır |
| Fiilin niteliği | Hukuka aykırılık yoktur | Fiil suç oluşturur, fail belirlenememiştir |
| Delil durumu | Deliller yeterli olsa da sonuç değişmez | Delil yetersizliği belirleyicidir |
| Hukuk davasına etkisi | Haksız fiilin varlığı da tartışmalı hâle gelir | Hukuk hâkimi bağlı değildir, ayrıca değerlendirir |
Bu ayrımın soyut bir tasnif olmadığını Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 5 Ocak 2026 tarihli kararı göstermektedir. Kararda (E.2023/8099, K.2026/96), Bölge Adliye Mahkemesi sanık hakkında beraat kararı vermiş, ancak hükmü (e) bendine dayandırmıştı. Daire beraat sonucunu doğru bulmuş, buna karşılık “suça konu paylaşımların hakaret suçunun unsurlarını oluşturmadığı kabul edilmesi nedeniyle atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle 5271 sayılı Kanun’un 223/2. maddesinin (a) bendi uyarınca hüküm kurulması gerekirken, (e) bendi gereğince karar verilmesi” ifadesiyle bunu hukuka aykırılık saymış ve hükmü bozarak düzeltmiştir.
Yargıtay hüküm fıkrasını çıkarıp yerine “Sanık hakkında TCK’nin 299/1. maddesi gereğince açılan kamu davasında atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından CMK’nin 223/2. maddesinin (a) bendi gereğince BERAATİNE” ibaresini koymuştur. Yani beraat eden bir sanık için bile hangi bentten beraat ettiği, kanun yoluna başvurmayı gerektirecek kadar önemlidir. Savunma, dosyada sözlerin söylendiği tartışmalı değilse ve asıl mesele sözlerin niteliği ise, hükmün (a) bendinden kurulmasını açıkça talep etmelidir.
Pratikte fark şuradadır: (e) bendinden beraat, “yaptığın ispatlanamadı” mesajı taşır ve isnadın kendisini ortadan kaldırmaz. (a) bendinden beraat ise “söylediklerin suç değildi” anlamına gelir; ifade özgürlüğü savunmasının kabul edildiğini gösterir. İki karar da kişiyi cezadan kurtarır, ancak itibar, disiplin süreçleri ve olası hukuk davaları bakımından aynı ağırlığı taşımaz.
Cumhurbaşkanına Hakaret Suçunun Unsurları ve Hukuki Dayanağı
Cumhurbaşkanına hakaret suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinde düzenlenmiştir ve kanunun “Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı Suçlar” başlıklı bölümünde yer alır. Bu konumlandırma, korunan hukuki değerin yalnızca kişinin şerefi değil, aynı zamanda makamın saygınlığı olduğunu gösterir. Madde metni üç fıkradan oluşur ve fıkralar birlikte okunduğunda suçun sınırları belirginleşir.
| Fıkra | Hüküm |
|---|---|
| m.299/1 | Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| m.299/2 | Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır. |
| m.299/3 | Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır. |
Madde metninin resmî hâli için 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun mevzuat.gov.tr üzerindeki konsolide metnine bakılabilir. Suçun maddi unsuru, hakaret teşkil eden bir fiil, söz veya davranıştır. Hakaret, bir kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da sövmek suretiyle işlenir. Suçun mağduru görevdeki Cumhurbaşkanıdır; görevi sona ermiş bir Cumhurbaşkanına yönelik sözler bu madde kapsamına girmez, genel hakaret hükümleri uygulanır. Manevi unsur kasttır; taksirle işlenmesi mümkün değildir.
Kanun koyucunun burada yaptığı bir tercih, savunma açısından kritik önemdedir. Aynı bölümde yer alan ve Türk Milletini, Devleti ve Devletin organlarını aşağılamayı cezalandıran TCK m.301’in üçüncü fıkrası açıkça “Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz” der. TCK m.299’da böyle bir fıkra yoktur. Bu, m.299 bakımından eleştirinin korunmadığı anlamına gelmez; korumanın kaynağı kanun metni değil, Anayasa’nın 26. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi ve bunları uygulayan yargı içtihadıdır. Savunmanın dayanağını buna göre kurması gerekir.
İki maddenin izin rejimi de farklıdır ve sıkça karıştırılır. TCK m.301/4 soruşturma yapılmasını Adalet Bakanının iznine bağlarken, TCK m.299/3 yalnızca kovuşturma yapılmasını izne bağlar. Sonuç şudur: cumhurbaşkanına hakaret iddiasında soruşturma izinsiz başlar, savcılık delil toplar, ifade alır; ancak iddianame düzenlenip kamu davası açılabilmesi için Adalet Bakanının izni gerekir. Bu nedenle soruşturma açılmış olması tek başına dava açılacağı anlamına gelmez.
Suçun aleniyet unsuru da ayrı bir tartışma başlığıdır. Aleniyet, belirsiz sayıda kişinin görebileceği veya duyabileceği bir ortamda hareketin gerçekleştirilmesidir ve suçun oluşma şartı değil, cezayı artıran nitelikli hâldir. Sosyal medyada herkese açık paylaşımlar bu kapsamda değerlendirilir. Suçun temel hâli ve genel hakaret suçuyla ilişkisi hakkında ayrıntılı bilgi için cumhurbaşkanına hakaret suçu (TCK m.299) ve hakaret suçu (TCK m.125) yazılarımızı inceleyebilirsiniz.
Eleştiri mi Hakaret mi? Yargıtay’ın Ayrımda Kullandığı Ölçüt
Yargıtay’ın eleştiri ile hakaret arasında çizdiği sınır, sözlerin sertliğine değil niteliğine dayanır. Belirleyici soru şudur: ifade bir değer yargısı mı, yoksa muhataba yöneltilmiş somut bir olgu isnadı mı? Değer yargısı, doğruluğu ispatlanabilir bir olay bildirmeyen kanaat açıklamasıdır ve siyasi tartışmada geniş koruma görür. Olgu isnadı ise muhatabın belirli bir eylemi yaptığını öne sürer; ispatlanamadığında şeref ve saygınlığa saldırı hâline gelir.
Bu ölçütün nasıl işlediğini gösteren en açık örnek, Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 18 Mayıs 2026 tarihli kararıdır (E.2024/5411, K.2026/9572). Dosyada aynı sanığın aynı sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar yargılanmış, ilk derece mahkemesi hem cumhurbaşkanına hakaret hem de kamu görevlisine hakaret suçlarından beraat kararı vermişti. Daire, kamu görevlisine hakaret bakımından beraati onamış; cumhurbaşkanına hakaret bakımından ise 29.10.2015 tarihli paylaşımın “eleştiri sınırlarını aşarak olgu isnadında bulunmak suretiyle” suçun unsurlarını oluşturduğunu belirterek beraat hükmünü bozmuştur.
Kararın öğrettiği şey nettir: aynı kişinin, aynı hesaptan, aynı dönemde yaptığı paylaşımlar farklı sonuçlar doğurabilir. Değerlendirme paylaşım paylaşım yapılır; hesabın genel siyasi tutumu ya da sanığın kimliği üzerinden toplu bir sonuca varılamaz. Savunmanın da her paylaşımı ayrı ayrı ele alması, hangisinin değer yargısı olduğunu somut olarak göstermesi gerekir.
Beraatin onandığı bir başka güncel karar, ölçütün olumlu yüzünü gösterir. 4. Ceza Dairesi’nin 2 Şubat 2026 tarihli kararında (E.2024/953, K.2026/2168), katılan vekili sanığın sözlerinin eleştiri sınırını aştığını ileri sürerek temyize gitmiş; daire “sanığın mesaj içeriğindeki sözün katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, eleştiri niteliğinde olduğu anlaşıldığından, sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçunun yasal unsurları oluşmadığından beraat kararı verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiş” diyerek temyizi reddetmiştir.
Bu iki kararı yan yana koyduğumuzda savunmanın odaklanması gereken noktalar belirginleşir.
- İfadenin türü: Sözler bir kanaat mi bildiriyor, yoksa muhatabın belirli bir eylemi yaptığını mı öne sürüyor?
- Bağlam: Paylaşım hangi güncel tartışmanın içinde yapılmıştır? Siyasi tartışmanın parçası olan sert dil daha geniş koruma görür.
- Muhatabın belirliliği: Sözler doğrudan Cumhurbaşkanına mı yöneliktir, yoksa genel bir siyasi eleştiri midir?
- Biçim: Karikatür, mizah ve abartı, ifade özgürlüğünün korunan biçimleridir; yalnızca kaba olmaları suç oluşturmaz.
- Rencide edicilik eşiği: Ölçüt sözün muhatabı üzmesi değil, onur ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte olmasıdır.
Siyasetçilerin, üst düzey kamu görevlilerinin ve kamuya mal olmuş kişilerin diğer kişilere göre ağır eleştiriye daha fazla katlanmak zorunda olduğu, Yargıtay içtihadında yerleşik bir kabuldür. Ancak bu genişlik sınırsız değildir: küfür, sövme ve somut olgu isnadı bu korumanın dışındadır. Karşılıklı hakaret durumunda TCK m.129/3 uygulanabilir; bu konudaki ayrıntı için haksız tahrik indirimi yazımıza bakabilirsiniz.
Mahkemelerde Eleştiri ve Hakaret Ayrımı: Örnek Beraat Kararları
Aşağıda, cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla açılan iki dosyada verilmiş beraat kararı yer almaktadır. Her ikisi de bölge adliye mahkemesi ceza dairesi kararıdır; yani istinaf incelemesi sonucunda kurulmuştur. Kararların hangi usul hükmüne dayandığı metinlerin içinde görülebilir: ilkinde CMK m.303/1-a uyarınca hüküm kaldırılıp yeniden hüküm kurulmuş, ikincisinde CMK m.280/2 uyarınca duruşma açılarak karar verilmiştir. İkisi de ayrımın nasıl kurulduğunu göstermesi bakımından değerlidir.
Birinci karar — karikatür ve sosyal medya paylaşımı, unsurların oluşmaması (CMK m.223/2-a). Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi, E.2018/298, K.2018/99, 27.09.2018:
“Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 14/07/2017 günlü olur kararı uyarınca TCK 299 maddesindeki suç kapsamında sanığın Cumhurbaşkanına hakaret suçundan 16/01/2016 tarihinde yaptığı facebook isimli sosyal paylaşım sitesindeki paylaşım yazısı, 10/10/2015 tarihinde aynı paylaşım sitesinde yazılı olarak paylaştığı paylaşım yazısı ile 12/10/2015 tarihinde Cumhurbaşkanına benzetilen bir kişinin ağzıyla bir kuşun kafasını kopardığını gösteren karikatür paylaştığı, (…) kovuşturma izni verilen üç farklı eylem nedeniyle kovuşturma izninde açıklanan biçimde iddianame tanzimi gerektiği halde (…) sadece 10/10/2015-16/01/2016 tarihlerinde facebook paylaşım sitesinden yapmış olduğu yazılı paylaşımlarının Cumhurbaşkanına hakaret eylemi oluşturduğu iddianamede anlatılarak sanık hakkında iki eylemden ötürü kamu davası açıldığı,
(…) Demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden birini ve toplumun ilerlemesi ve bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade hürriyeti, sadece kabul gören veya zararsız veya kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir. Bunlar demokratik bir toplumun olmazsa olmaz tolerans ve hoşgörünün gerekleridir.
Ne var ki; iftira, küfür, onur, şeref ve saygınlığı zedeleyici söz ve beyanlar, müstehcen içerikli söz, yazı, resim ve açıklamalar, savaş kışkırtıcılığı, hukuk düzenini cebir yoluyla değiştirmeye yönelen, nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve şiddet yaratmaya yönelik bulunan ifadeler ise düşünce özgürlüğü bağlamında hukuki koruma görmemekte, suç sayılmak suretiyle cezai yaptırımlara bağlanmaktadır (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/11/2009 tarih ve 2009/9-190 esas, 2009/253 karar sayılı ilamı).
Siyasiler, üst düzey bürokratlar ile kamuya mal olmuş kişiler, diğer insanlara nazaran ağır eleştirilere daha fazla katlanmak zorunda oldukları demokratik toplumlarda kabul edilmektedir. Ancak hakarete hiçbir kimse katlanamaz. İfade hürriyeti bakımından eleştiri ile hakaret ayrı ayrı değerlendirilmesi gereklidir.
Yukarıda yapılan teorik açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, sanığın suç teşkil ettiği iddia olunan mahkumiyet hükmüne esas alınan paylaşımlarının tahkir edici mahiyette olmayıp, bu paylaşımların karikatürize edilmiş siyasi eleştiri mahiyetinde paylaşımlar olduğu, muhatabını aşağılayıcı veya şeref ve saygınlığını zedeleyici mahiyette olmadığı anlaşıldığından, unsurları oluşmayan suç nedeni ile sanığın beraat kararı verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. (…) sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından, CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince BERAATİNE”
Bu kararda beraatin dayanağı açıkça CMK m.223/2-(a)‘dır: paylaşımlar karikatürize edilmiş siyasi eleştiri sayılmış, suçun unsurları oluşmamıştır. Karar aynı zamanda kovuşturma izniyle iddianame arasındaki uyum sorununa da işaret eder — izin üç eylem için verilmişken iddianame iki eylemle sınırlı kalmıştır. Bu tür usul uyumsuzlukları savunmanın ilk incelemesi gereken noktalardandır.
İkinci karar — isnadın ispatlanamaması (CMK m.223/2-e). Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, E.2019/240, K.2020/344, 11.03.2020:
“Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçe ve uygulamaya, oluşa ve dosya içeriğine göre; her ne kadar sanığın Cumhurbaşkanına hakaret ettiğinden bahisle kamu davası açılıp mahkumiyetine karar verilmiş ise de: (…) her ne kadar mağdur karakolda sanığın kendisi ile birlikte ayrıca Cumhurbaşkanı’na da hakaret ettiğini beyan etmiş ise de, yargılama aşamasında, hazırlıktaki anlatımının doğru olmayıp kızgınlıkla böyle bir isnatta bulunduğunu ifade ettiği, keza tanık da her ne kadar hazırlıkta babası olan sanığın Cumhurbaşkanına hakaret ettiğini söylemiş ise de; talimatla alınan beyanından anlaşılacağı üzere babasının Cumhurbaşkanına hakaret etmediğini, sadece kendisine ve annesine küfür ettiğini, o anki kızgınlıkla Cumhurbaşkanına da hakaret ettiğini söylediğini beyan ettiği, sanığın ise yargılamanın her aşamasında suçlamayı kabul etmediği, sanığın isnat edilen sözleri söylediği hususunun mağdur ve tanığın hazırlıktaki isnatından öteye gitmediği, sanığın atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter derecede her türlü kuşkudan uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı anlaşıldığından (…)
Sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter derecede her türlü kuşkudan uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı anlaşıldığından, CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince atılı suçtan BERAATİNE”
İkinci karar, (e) bendinin tipik uygulamasıdır. Burada sözlerin hakaret niteliği tartışılmamış; sanığın o sözleri söylediğinin ispatlanamadığı sonucuna varılmıştır. Kararın ayrıca gösterdiği bir şey daha vardır: kolluk aşamasındaki beyanlar tek başına mahkûmiyete yetmez. Mağdurun ve tanığın soruşturma aşamasındaki anlatımlarından duruşmada dönmesi, dosyadaki tek delilin çökmesine yol açmıştır. Bu, cumhurbaşkanına hakaret dosyalarının önemli bir bölümünde karşılaşılan bir durumdur; çünkü iddia çoğu zaman anlık bir tartışma sırasında söylendiği öne sürülen sözlere dayanır.
Mahkemelerde eleştiri ve hakaret arasındaki hassas denge, cumhurbaşkanına hakaret davalarında belirleyici rol oynar. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararlarında, kaba ve rahatsız edici ifadeler dahi bağlamı içinde eleştiri sayılabilmekte, bu durumda cumhurbaşkanına hakaret suçundan beraat etmek mümkün olmaktadır. Buna karşılık kaba sövme, küfür ve nefret söylemi içeren ifadeler bu kapsamın dışında tutulmuştur. Değerlendirmede kullanılan dilin toplumsal düzene zarar verip vermediği, şeref ve saygınlığa saldırı oluşturup oluşturmadığı incelenir.
Cumhurbaşkanına Hakaret Beraat Kararları: Güncel Yargıtay İçtihadı
Cumhurbaşkanına hakaret beraat kararları arayan kişilerin çoğu, internette 2016-2019 yıllarına ait Yargıtay 16. Ceza Dairesi künyeleriyle karşılaşır. Bu kararlar geçerliliğini korumakla birlikte, dosyaların temyiz mercii değişmiştir. Aşağıdaki tablo, Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin son dönemde verdiği ve bu yazıda incelenen kararları bir arada göstermektedir.
| Künye | Tarih | Konu | Sonuç |
|---|---|---|---|
| 4. CD E.2023/8099, K.2026/96 | 05.01.2026 | Beraatin (e) yerine (a) bendinden kurulması gerektiği | Bozma + düzelterek onama |
| 4. CD E.2024/953, K.2026/2168 | 02.02.2026 | Mesaj içeriğindeki sözün eleştiri niteliğinde olması | Beraat onandı |
| 4. CD E.2024/5411, K.2026/9572 | 18.05.2026 | Olgu isnadı içeren paylaşım ile değer yargısı ayrımı | Bir hüküm onandı, biri bozuldu |
| 4. CD E.2022/11742, K.2025/5958 | 27.03.2025 | Aynı sözlerle TCK 299 ve TCK 125/3-a’dan ayrı ceza | Fikri içtima nedeniyle bozma |
Tablodaki kararların ortak yanı, hepsinin somut olay değerlendirmesine dayanmasıdır. Yargıtay hiçbirinde “şu kelime hakarettir, bu kelime eleştiridir” biçiminde bir liste kurmaz. Bunun yerine paylaşımın metnini, hangi tartışma içinde yapıldığını ve muhataba yönelik olup olmadığını inceler. Bu nedenle emsal karar aramak tek başına yeterli değildir; savunmanın kendi dosyasının olgularını bu ölçütlere oturtması gerekir.
Kararlarda dikkat çeken bir usul ayrıntısı da beraat hükümlerinin çoğunlukla katılan vekilinin temyizi üzerine incelenmesidir. Cumhurbaşkanı bu davalarda katılan sıfatıyla yer alabilir ve vekili aracılığıyla kanun yoluna başvurabilir. Dolayısıyla ilk derecede alınan beraat kararı dosyayı her zaman kapatmaz; kararın kesinleşmesi kanun yolu süreçlerinin tamamlanmasına bağlıdır.
Cumhurbaşkanına Hakaret Davası Nasıl Sonuçlanır?
Cumhurbaşkanına hakaret davası, mahkemenin CMK m.223’te sayılan hüküm türlerinden biriyle sonuçlanır. Beraat bunlardan yalnızca biridir; dosya mahkûmiyetle, ceza verilmesine yer olmadığı kararıyla, düşmeyle ya da davanın reddiyle de sonuçlanabilir. Ayrıca hüküm kurulduktan sonra hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi mümkündür — bu bir beraat değildir.
| Karar türü | Dayanak | Anlamı |
|---|---|---|
| Beraat | CMK m.223/2 | Suçun unsurları oluşmamıştır ya da isnat ispatlanamamıştır |
| Mahkûmiyet | CMK m.223/5 | Suçun sanık tarafından işlendiği sabittir |
| Ceza verilmesine yer olmadığı | CMK m.223/3 ve /4 | Fiil suçtur ancak kusur yoktur ya da cezasızlık sebebi vardır |
| Düşme | CMK m.223/8 | Zamanaşımı, af gibi bir düşme sebebi vardır |
| Durma | CMK m.223/8 | Kovuşturma şartı henüz gerçekleşmemiştir (örneğin Bakan izni beklenmektedir) |
| Davanın reddi | CMK m.223/7 | Aynı fiil için daha önce hüküm verilmiş ya da dava açılmıştır |
| HAGB | CMK m.231 | Mahkûmiyet hükmü kurulmuş, açıklanması denetim süresine bırakılmıştır |
Sürecin işleyişi şu sırayı izler. İhbar veya şikâyet üzerine Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma başlatır; bu aşama için Adalet Bakanının izni aranmaz. Savcılık delilleri toplar, şüphelinin ifadesini alır. Yeterli şüphe oluştuğu kanaatine varırsa kovuşturma izni için Adalet Bakanlığına yazı yazar. İzin verilirse iddianame düzenlenir ve dosya asliye ceza mahkemesine gider. İzin verilmezse kamu davası açılamaz. Soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi de mümkündür; bu kararın ne anlama geldiğini ve nasıl itiraz edileceğini kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) yazımızda ayrıntılı olarak anlattık.
Kovuşturma aşamasında sanığın savunması alınır, tanıklar dinlenir, dijital deliller incelenir. Sosyal medya dosyalarında paylaşımın hangi hesaptan, hangi IP adresinden ve hangi tarihte yapıldığı teknik olarak araştırılır. Yargılama sonunda mahkeme yukarıdaki tabloda gösterilen hükümlerden birini kurar. Karar taraflara tebliğ edilir ve kanun yolu süreleri işlemeye başlar.
Adalet Bakanının İzni Alınmadan Açılan Davada Ne Olur?
TCK m.299/3, cumhurbaşkanına hakaret suçundan kovuşturma yapılmasını Adalet Bakanının iznine bağlamıştır. Bu izin bir kovuşturma şartıdır; yani yargılamanın yapılabilmesinin ön koşuludur. İzin alınmadan kamu davası açılmışsa mahkeme esasa giremez.
Bu durumda uygulanacak hüküm CMK m.223/8’dir. Fıkra, soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hâlinde düşme kararı verileceğini; şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verileceğini söyler. Durma kararına itiraz edilebilir. Yani izin eksikliği tek başına beraat sebebi değildir; dosya bekletilir ve izin gelirse yargılamaya devam edilir.
Ancak burada sanık lehine işleyen bir kural vardır. CMK m.223/9 uyarınca “Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.” Sözler suç oluşturmuyorsa mahkeme izin gelmesini bekleyemez; doğrudan beraat kararı vermek zorundadır. Savunmanın izin eksikliğini ileri sürerken bu fıkrayı da hatırlatması yerinde olur: amaç dosyanın beklemeye alınması değil, esastan çözülmesidir.
İzin belgesinin kapsamı da denetlenmelidir. Yukarıda aktardığımız 18. Ceza Dairesi kararında görüldüğü gibi, kovuşturma izni belirli eylemler için verilir ve iddianamenin bu kapsamla uyumlu olması beklenir. İzin kapsamı dışında kalan bir eylemden yargılama yapılıp yapılamayacağı, savunmanın ilk oturumda gündeme getirmesi gereken bir usul meselesidir.
Sosyal Medya Paylaşımında Beraat Kararı Verilir mi?
Cumhurbaşkanına hakaret dosyalarının büyük bölümü sosyal medya paylaşımlarından doğmaktadır ve bu dosyalarda beraat kararı verilmesi mümkündür. Yukarıda incelediğimiz dört Yargıtay kararının üçü doğrudan sosyal medya paylaşımlarına ilişkindir. Değerlendirme ölçütü mecradan bağımsızdır: paylaşımın değer yargısı mı yoksa olgu isnadı mı olduğuna bakılır. Ancak dijital ortamın kendine özgü savunma başlıkları vardır.
- Hesabın aidiyeti: Paylaşımın sanığa ait hesaptan yapıldığı teknik olarak ortaya konulamıyorsa, hesabın ele geçirildiği ya da başkasınca kullanıldığı iddiası CMK m.223/2-(b) veya (e) bendine dayanak oluşturabilir.
- Paylaşımın içeriği: Alıntı, karikatür, mizah ve abartı ifade özgürlüğünün korunan biçimleridir; bir görselin paylaşılması onun içeriğinin benimsendiği anlamına gelmeyebilir.
- Muhatabın belirliliği: Sözlerin doğrudan Cumhurbaşkanına yöneltilmiş olması gerekir. Genel bir siyasi eleştiri, muhatabı belirsizse bu maddeye girmez.
- Beğeni ve yeniden paylaşım: Beğeni, yeniden paylaşım ve yorum eylemlerinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir; her birinde kastın ve benimseme iradesinin ayrıca ortaya konulması aranır.
- Bağlam: Paylaşım hangi güncel olayın ardından, hangi tartışmanın içinde yapılmıştır? Bağlam, sözün anlamını doğrudan değiştirir.
Sosyal medyada yapılan paylaşımlar herkese açık olduğunda aleniyet unsuru gerçekleşmiş sayılır ve TCK m.299/2 uyarınca ceza altıda bir oranında artırılır. Ancak aleniyet suçun oluşup oluşmadığını değil, ceza miktarını ilgilendirir; unsurları oluşmayan bir fiil alenen işlenmiş olsa da suç oluşturmaz. Sosyal medya üzerinden işlenen genel hakaret suçu ve önödeme rejimi hakkında ayrıntı için sosyal medya ve internet üzerinden hakaret suçu yazımıza bakabilirsiniz.
Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu Cezası Nedir?
Cumhurbaşkanına hakaret suçunun cezası, TCK m.299/1 uyarınca bir yıldan dört yıla kadar hapistir. Suçun alenen işlenmesi hâlinde m.299/2 gereğince verilecek ceza altıda biri oranında artırılır. Madde metninde adli para cezası seçenek olarak öngörülmemiştir; ancak hükmolunan hapis cezası, TCK’nın genel hükümleri çerçevesinde koşulları varsa adli para cezasına çevrilebilir ya da ertelenebilir.
Ceza miktarı beraat tartışmasını da etkiler. Suçun üst sınırının dört yıl olması, dava zamanaşımının TCK m.66/1-(e) uyarınca sekiz yıl olduğu anlamına gelir; aleniyet artırımıyla birlikte hesaplanan üst sınır bu süreyi değiştirmez. Zamanaşımı dolmuşsa mahkeme düşme kararı verir — bu bir beraat değildir ve isnadı ortadan kaldırmaz. Cezanın ayrıntıları, nitelikli hâller ve infaz rejimi için damarın ana yazısı olan cumhurbaşkanına hakaret suçu (TCK m.299) sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Aynı Sözlerle Hem TCK 299 Hem TCK 125’ten Ceza Verilebilir mi?
Uygulamada sık karşılaşılan bir durum, aynı olayda hem cumhurbaşkanına hakaret hem de kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçlarından ayrı ayrı mahkûmiyet kurulmasıdır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi bunu fikri içtima kurallarına aykırı bulmaktadır.
Dairenin 27 Mart 2025 tarihli kararında (E.2022/11742, K.2025/5958), sanık hakkında her iki suçtan ayrı ayrı mahkûmiyet kurulmuş; daire ise “sanığın suça konu sözlerini aynı suç işleme kararı içerisinde söylemesi nedeniyle tek olan eylemin bir bütün halinde iki ayrı suçu oluşturmasına karşın 5237 sayılı Kanun’un 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralı gereğince bir fiil ile birden farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren sanığın bunlardan en ağır cezayı gerektiren ve meydana gelen suçların en ağırı olan Cumhurbaşkanına hakaret suçundan cezalandırılması ile yetinilmesi gerektiği” gerekçesiyle kararı bozmuştur.
Bu kural sanık lehinedir ve çoğu kaynakta yer almaz. Tek bir fiille birden fazla suçun oluştuğu hâllerde yalnızca en ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulur. Cumhurbaşkanına hakaret suçunun cezası, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçunun cezasından ağır olduğu için ikinci suçtan ayrıca ceza verilmez. Savunmanın, birden fazla suçtan dava açılan dosyalarda bu itirazı en baştan ileri sürmesi gerekir. Kamu görevlisine hakaret suçunun kendi rejimi için kamu görevlisine hakaret şikâyete tabi mi yazımıza bakabilirsiniz.
Beraat, HAGB ve Düşme Kararları Arasındaki Fark Nedir?
Cumhurbaşkanına hakaret davası sonunda verilen her olumlu görünen karar beraat değildir. Özellikle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, sanık tarafından çoğu zaman beraatle karıştırılır. Oysa HAGB’de mahkeme bir mahkûmiyet hükmü kurmuş, yalnızca hükmün açıklanmasını denetim süresine bırakmıştır.
| Beraat | HAGB | Düşme | |
|---|---|---|---|
| Dayanak | CMK m.223/2 | CMK m.231 | CMK m.223/8 |
| Suç işlendi mi? | Hayır ya da ispatlanamadı | Mahkeme sabit görmüştür | Değerlendirilmemiştir |
| Denetim süresi | Yok | Beş yıl | Yok |
| Adli sicil | İşlenmez | Kendine özgü sisteme kaydedilir | İşlenmez |
| Kanun yolu | İstinaf / temyiz | İstinaf | İstinaf / temyiz |
| Tazminat hakkı | Koşulları varsa doğar | Doğmaz | Doğmaz |
HAGB rejimi 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle yeniden yazılmıştır. Çerçeve korunmuş, hükmolunan cezanın iki yıl veya altında olması, sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkûmiyetinin bulunmaması, yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılması ve zararın giderilmiş olması şartları devam etmektedir. Bu düzenlemeyle birlikte eski metinde yer alan sanığın kabulü şartı kanundan çıkmıştır ve HAGB kararına karşı kanun yolu istinaftır. HAGB’nin sicile etkisi konusunda ayrıntı için HAGB kararı sicile işler mi yazımızı inceleyebilirsiniz.
Düşme kararı ise dava zamanaşımının dolması, genel af, sanığın ölümü gibi sebeplerle verilir ve esasa girilmez. Sanık açısından ceza almamak sonucunu doğursa da, suçun işlenip işlenmediği hiçbir zaman karara bağlanmamış olur. Bu nedenle savunma, zamanaşımı dolmak üzere olan bir dosyada bile beraat kararı için ısrar edebilir; CMK m.223/9 buna açık bir dayanak sağlar. Genel af ve özel af ayrımı için genel af nedir yazımıza bakabilirsiniz.
Beraat Kararından Sonra Tazminat İstenebilir mi?
Cumhurbaşkanına hakaret soruşturması nedeniyle gözaltına alınan veya tutuklanan bir kişi hakkında sonradan beraat kararı verilmişse, uğradığı maddi ve manevi zararlar için Devletten tazminat isteyebilir. Dayanak CMK m.141/1-(e) bendidir: kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına ya da beraatlerine karar verilenler, maddi ve manevi her türlü zararlarını Devletten isteyebilirler.
Bu bendin en önemli özelliği, işlemin hukuka aykırı olmasının aranmamasıdır. Yakalama ve tutuklama kanuna uygun yapılmış olsa bile, sonuçta beraat kararı verilmişse tazminat hakkı doğar. Ayrıca CMK m.141/2 uyarınca beraat kararını veren merci, ilgiliye tazminat hakkı bulunduğunu bildirmek ve bu hususu karara geçirmek zorundadır.
Başvurunun yapılacağı merci 2024 yılında değişmiştir ve bu değişiklik pek çok kaynağa henüz yansımamıştır. CMK m.142/2’ye 2 Mart 2024 tarihli 7499 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle eklenen cümleler uyarınca, m.141/1’in (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki istemler bakımından 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Yani beraat sonrası tazminat istemi artık ağır ceza mahkemesine değil, Tazminat Komisyonuna yapılır. Kanun geçişi de çözmüştür: yanlış mercie yapılan istemler Komisyona gönderilir ve ağır ceza mahkemesine yapılan istem tarihi esas alınır.
| Konu | Kural |
|---|---|
| Dayanak | CMK m.141/1-(e) |
| Kapsam | Maddi ve manevi her türlü zarar |
| Muhatap | Devlet |
| Merci | Tazminat Komisyonu (CMK m.142/2, 7499 s.K. ile) |
| Süre | Kesinleşmenin tebliğinden üç ay, her hâlde kesinleşmeyi izleyen bir yıl (CMK m.142/1) |
| Bildirim yükümlülüğü | Kararı veren merci tazminat hakkını bildirir ve karara geçirir (m.141/2) |
Süre hesabında sık yapılan bir hata vardır: üç aylık süre beraat kararının tebliğinden değil, kararın kesinleştiğinin tebliğinden işlemeye başlar. Beraat kararının tebliğ edilmesi ile kesinleşme şerhinin tebliğ edilmesi ayrı işlemlerdir. Bir yıllık dış sınır ise kesinleşme tarihini izler ve her hâlde geçerlidir.
Gözaltı veya tutukluluk yaşanmamışsa CMK m.141 kapsamında bir talep söz konusu olmaz; kişi yalnızca yargılanmış olmaktan dolayı bu madde uyarınca tazminat isteyemez. Buna karşılık asılsız ihbarda bulunan kişiye karşı genel hükümlere göre manevi tazminat davası açılması ayrı bir yoldur. Hakaret ve isnat kaynaklı manevi tazminat rejimi için hakaret nedeniyle manevi tazminat davası yazımızı inceleyebilirsiniz.
Beraat Kararı Adli Sicilde ve Güvenlik Soruşturmasında Görünür mü?
Beraat kararı adli sicile işlenmez. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrası uyarınca adli sicile yalnızca kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri kaydedilir. Beraat bir mahkûmiyet hükmü olmadığı için ne adli sicilde ne de adli sicil arşiv kaydında yer alır. Arşiv kaydı, önce adli sicile işlemiş bir mahkûmiyetin infazı tamamlandığında oluşan bir kayıttır; adli sicile hiç girmemiş bir karar arşive de giremez.
Bununla birlikte “adli sicil arşiv kaydı” ile “arşiv araştırması” birbirinden farklı kavramlardır ve bu ayrım sıkça karıştırılır. 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’nun 4. maddesi, arşiv araştırmasının kişi hakkında devam eden veya sonuçlanmış olan soruşturma ya da kovuşturmalar kapsamındaki olguları da tespit etmeyi kapsadığını söyler. Yani beraatle sonuçlanmış bir kovuşturmanın varlığı, adli sicilde görünmese de arşiv araştırmasında ortaya çıkabilir.
Bu, beraat kararının değersiz olduğu anlamına gelmez; aksine kararın hangi bentten verildiği tam da burada önem kazanır. CMK m.223/2-(a) bendinden verilen bir beraat, fiilin suç oluşturmadığını tespit eder ve değerlendirme yapan idari makam açısından çok daha güçlü bir belgedir. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının kapsamı hakkında ayrıntı için güvenlik soruşturmasında nelere bakılır yazımıza bakabilirsiniz.
Beraat Kararına Karşı İstinaf ve Temyiz Yolu
İlk derece mahkemesinin verdiği beraat kararı kendiliğinden kesinleşmez. Cumhuriyet savcısı ve davaya katılan taraf, karara karşı istinaf yoluna başvurabilir. Bu yazıda incelediğimiz kararların hemen hepsinde beraat hükmü, katılan vekilinin veya Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine üst mercide incelenmiştir.
Süreler bakımından 12 Mart 2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7499 sayılı Kanun bir kırılma yaratmıştır. CMK m.273/1 uyarınca ceza istinaf süresi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki haftadır; m.291/1 uyarınca temyiz süresi de aynıdır. Ancak bu değişiklikler 7499 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesi uyarınca 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır. Daha önce verilen kararlarda eski hükümler geçerliliğini korur. Dolayısıyla süre hesabında belirleyici veri, ilk derece kararının tarihidir.
Bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz yolunun açık olup olmadığı ayrıca değerlendirilir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi temyiz incelemesinde önce ön inceleme yapar; hükmün temyiz edilebilir olduğunu, temyiz edenin hak ve yetkisinin bulunduğunu, istemin süresinde olduğunu ve dilekçede temyiz sebeplerine yer verildiğini tespit ettikten sonra esasa geçer. Bu nedenle temyiz dilekçesinin gerekçelendirilmesi biçimsel bir ayrıntı değildir. Kanun yolu aşamalarının genel işleyişi için mahkeme kararının bir üst mahkemeye taşınması ve istinaf dosya durumu yazılarımızı inceleyebilirsiniz.
AİHM ve Anayasa Mahkemesi TCK 299’a Nasıl Bakıyor?
Anayasa Mahkemesi, TCK m.299’un iptali istemini reddetmiştir. 14 Aralık 2016 tarihli kararında (E.2016/25, K.2016/186) Mahkeme, Cumhurbaşkanına yönelen hakaretin yalnızca kişiliğe değil, temsil edilen değer ve fonksiyonlara da yöneldiğini; suçun ayrı bir madde olarak düzenlenmesinin kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında kaldığını belirtmiştir. Dolayısıyla madde yürürlüktedir ve “TCK 299 iptal edildi” biçimindeki bilgiler doğru değildir.
Buna karşılık Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru yolunda farklı bir çizgi izlemiştir. Siyasi tartışma bağlamında söylenen sert ifadelerin cezalandırılmasını ifade özgürlüğünün ihlali sayan ihlal kararları vermiştir. Bu kararlar maddenin kendisini değil, somut olaydaki uygulanma biçimini denetler ve savunma açısından doğrudan kullanılabilir niteliktedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ise Vedat Şorli / Türkiye kararında (Başvuru no. 42048/19, 19 Ekim 2021) maddenin uygulanmasını Sözleşme’nin 10. maddesine aykırı bulmuştur. Başvurucu, Facebook’ta paylaştığı karikatür ve fotoğraf nedeniyle tutuklanmış, sonrasında hapis cezasına mahkûm edilmiş ancak hükmün açıklanması geri bırakılmıştı. Mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmış olmasının caydırıcı etkiyi ortadan kaldırmadığını belirterek ihlal kararı vermiş; Sözleşme’nin 46. maddesi çerçevesinde Türkiye’nin iç hukukunu Sözleşme ile uyumlu hâle getirmesi gerektiğine işaret etmiştir.
Bu kararların savunmadaki işlevi şudur: Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrası uyarınca usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalar ile kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi hâlinde andlaşma hükümleri esas alınır. Savunma, sözlerin siyasi tartışma bağlamında söylendiğini ve değer yargısı niteliğinde olduğunu ortaya koyduğunda, hem Yargıtay içtihadına hem de bu uluslararası ölçütlere dayanabilir.
Hakaret Davalarında Profesyonel Hukuki Destek: Hakaret Avukatının Rolü
Cumhurbaşkanına hakaret gibi kovuşturma izni, ifade özgürlüğü ölçütleri ve dijital delil değerlendirmesi içeren dosyalarda savunmanın teknik yönü ağır basar. Avukatın rolü, dosyanın hangi hukuki zeminde tartışılacağını en baştan belirlemektir: mesele sözlerin niteliği midir, yoksa sözlerin sanık tarafından söylendiğinin ispatı mıdır? Bu tercih, beraat kararının hangi bentten kurulacağını ve kararın sonraki süreçlerdeki etkisini doğrudan belirler.
Savunma çalışması soruşturma aşamasında başlar. İfade alınmadan önce dosyanın incelenmesi, isnadın hangi paylaşıma veya hangi söze dayandığının netleştirilmesi, kovuşturma izninin kapsamının kontrol edilmesi bu aşamanın işleridir. Kovuşturma evresinde ise her paylaşımın ayrı ayrı değerlendirilmesi, bağlamın dosyaya girmesi ve değer yargısı ile olgu isnadı ayrımının somut olarak gösterilmesi gerekir.
Karar aşamasında da iş bitmez. Beraat kararının doğru bentten kurulup kurulmadığı, tazminat hakkının karara geçirilip geçirilmediği ve karşı tarafın kanun yoluna başvurup başvurmadığı takip edilmelidir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin yukarıda aktardığımız 5 Ocak 2026 tarihli kararı, beraat eden bir sanık için bile hükmün dayanağının kanun yolu konusu olabileceğini göstermektedir.
Cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla hakkınızda soruşturma başlatıldıysa ya da açılmış bir davada savunma yapacaksanız, dosyanızın somut koşullarına göre değerlendirme yapılması gerekir. Ankara ceza avukatı sayfamız üzerinden büromuzun çalışma alanları hakkında bilgi alabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Cumhurbaşkanına hakaret suçunun cezası nedir?
Cumhurbaşkanına hakaret suçu Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinde düzenlenmiştir. Bu suçu işleyen kişi bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suç alenen işlenmişse verilecek ceza altıda biri oranında artırılır. Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılabilmesi ise Adalet Bakanının iznine bağlıdır.
Cumhurbaşkanına hakaret suçu ile eleştiri arasındaki fark nedir?
Cumhurbaşkanına hakaret suçu, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte ifadelerle işlenir. Eleştiri ise demokratik bir toplumda ifade özgürlüğü çerçevesinde yapılan değerlendirmedir. Yargıtay’ın kullandığı ayırt edici ölçüt, ifadenin bir değer yargısı mı yoksa somut bir olgu isnadı mı olduğudur. Sert, kırıcı, hatta şok edici değer yargıları eleştiri kapsamında korunur; olgu isnadı içeren ve rencide edici boyuta ulaşan ifadeler suç oluşturabilir.
Cumhurbaşkanına hakaret suçunda beraat mümkün müdür?
Evet, mümkündür. Mahkeme sözlerin eleştiri sınırları içinde kaldığına karar verirse CMK m.223/2-(a) bendinden, sözlerin sanık tarafından söylendiği ispatlanamıyorsa (e) bendinden beraat kararı verir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2 Şubat 2026 tarihli kararında (E.2024/953, K.2026/2168) sözün rencide edici boyutta olmayıp eleştiri niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle verilen beraat kararı onanmıştır. Sonuç her hâlde somut olayın koşullarına bağlıdır.
CMK 223/2-e beraat ne demek?
CMK 223/2-e beraat, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle verilen beraat kararıdır. Fiilin suç oluşturup oluşturmadığı tartışılmaz; mahkeme, sanığın o fiili işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı sonucuna varmıştır. Şüpheden sanık yararlanır ilkesinin hüküm fıkrasındaki karşılığıdır.
CMK 223/2-a ile 223/2-e beraat arasındaki fark nedir?
(a) bendi fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması hâlinde uygulanır; cumhurbaşkanına hakaret dosyalarında sözlerin eleştiri niteliğinde kalması bu bende girer. (e) bendi ise fiilin sanık tarafından işlendiğinin ispatlanamaması hâlinde uygulanır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 5 Ocak 2026 tarihli kararında (E.2023/8099, K.2026/96), unsurların oluşmadığı kabul edildiği hâlde beraatin (e) bendinden kurulmasını hukuka aykırı bulmuş, hükmü bozarak (a) bendinden düzeltmiştir.
223/2-e beraat kararı sonrası tazminat alınabilir mi?
Tazminat hakkı beraatin hangi bentten verildiğine değil, kişinin yakalanmış veya tutuklanmış olmasına bağlıdır. CMK m.141/1-(e) uyarınca kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra beraatine karar verilenler maddi ve manevi her türlü zararlarını Devletten isteyebilir. İstem, CMK m.142/2’ye 7499 sayılı Kanun ile eklenen hüküm uyarınca Tazminat Komisyonuna yapılır. Süre, kesinleşmenin tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşmeyi izleyen bir yıldır.
Beraat eden sanık yargılama giderlerini öder mi?
Hayır. CMK m.327 uyarınca hakkında beraat kararı verilen kişi yalnızca kendi kusurundan ileri gelen giderleri öder; önceden ödemek zorunda kaldığı giderler Devlet Hazinesince üstlenilir. Ayrıca Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, beraat eden ve müdafi ile temsil edilen sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir. Katılan lehine vekâlet ücreti ise yalnızca mahkûmiyet veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması hâlinde sanığa yükletilir.
Cumhurbaşkanına hakaret cezası paraya çevrilir mi?
TCK m.299’da seçenek yaptırım olarak adli para cezası öngörülmemiştir; madde yalnızca hapis cezası düzenler. Ancak yargılama sonunda hükmolunan hapis cezası, Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümleri çerçevesinde koşulları varsa adli para cezasına çevrilebilir, ertelenebilir ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Bunların hiçbiri beraat değildir; her birinde ortada kurulmuş bir mahkûmiyet hükmü vardır.
Cumhurbaşkanına hakaret suçunda zamanaşımı süresi ne kadardır?
Suçun üst sınırı dört yıl hapis olduğundan dava zamanaşımı süresi, TCK m.66/1-(e) uyarınca sekiz yıldır. Süre suçun işlendiği tarihten itibaren işler. Zamanaşımının dolması hâlinde mahkeme düşme kararı verir; bu bir beraat kararı değildir ve isnadı ortadan kaldırmaz. CMK m.223/9 uyarınca derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde düşme kararı verilemeyeceği için, sözler suç oluşturmuyorsa savunma beraat kararında ısrar edebilir.
Adalet Bakanı izin vermezse dava açılabilir mi?
Hayır. TCK m.299/3 kovuşturma yapılmasını Adalet Bakanının iznine bağlamıştır; izin bir kovuşturma şartıdır. İzin verilmezse kamu davası açılamaz. İzin alınmadan dava açılmışsa mahkeme CMK m.223/8 uyarınca durma kararı verir ve iznin gelmesini bekler; şartın gerçekleşmeyeceği anlaşılırsa düşme kararı verilir. Soruşturma aşaması için izin aranmaz, bu nedenle hakkınızda soruşturma başlatılmış olması dava açılacağı anlamına gelmez.
Sosyal medyada beğeni veya yeniden paylaşım bu suçu oluşturur mu?
Her eylem ayrı ayrı değerlendirilir. Beğeni, yeniden paylaşım ve yorum farklı iradeleri yansıtabilir; bir içeriğin paylaşılması onun benimsendiği anlamına her zaman gelmez. Mahkemenin, paylaşımın hangi hesaptan yapıldığını teknik olarak tespit etmesi ve failin hakaret kastıyla hareket ettiğini ortaya koyması gerekir. Bu unsurlardan biri eksikse CMK m.223/2’nin ilgili bendinden beraat kararı verilir.
Görevi sona ermiş Cumhurbaşkanına yönelik sözler bu maddeye girer mi?
TCK m.299 görevdeki Cumhurbaşkanını korur. Görevi sona ermiş bir Cumhurbaşkanına yönelik sözler bu madde kapsamında değerlendirilmez; koşulları varsa TCK m.125’teki genel hakaret suçu gündeme gelir. Bu ayrım, uygulanacak ceza, takip usulü ve şikâyet süresi bakımından önemli farklar doğurur. Genel hakaret suçunun rejimi için hakaret suçu (TCK m.125) yazımızı inceleyebilirsiniz.
Beraat kararı ne zaman kesinleşir?
Beraat kararı, kanun yolu süresi başvurulmadan geçtiğinde ya da başvuru yapılmışsa üst mercideki inceleme tamamlandığında kesinleşir. Cumhuriyet savcısı ve davaya katılan taraf beraat kararına karşı istinaf yoluna başvurabilir. Bu yazıda incelenen Yargıtay kararlarının çoğunda beraat hükmü, katılan vekilinin temyizi üzerine incelenmiştir. Kesinleşme tarihi, tazminat isteminin süresi bakımından da belirleyicidir.
Beraat eden kişi, asılsız ihbarda bulunana karşı ne yapabilir?
CMK m.329 uyarınca suç uydurup iftirada bulunduğu sabit olan kimse, bu nedenle yapılmış yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Bunun ötesinde, asılsız isnat TCK m.267’deki iftira suçunu oluşturabilir ve ayrıca genel hükümlere göre manevi tazminat davasına konu edilebilir. Bu iki yol birbirinin alternatifi değildir; koşulları varsa birlikte işletilebilir.
Cumhurbaşkanına hakaret beraat kararları nereden bulunabilir?
Yargıtay kararları, Yargıtay’ın karar arama sistemi üzerinden daire, esas ve karar numarası ya da anahtar kelimeyle aranabilir. Bu yazıda aktarılan tüm künyeler aynı sistemden doğrulanmıştır. Emsal karar aramanın sınırı şudur: Yargıtay bu dosyalarda kelime listesi değil ölçüt kurar ve her dosyayı somut olayına göre değerlendirir. Bu nedenle bir emsal kararın varlığı tek başına sonuç doğurmaz; kendi dosyanızın olgularının aynı ölçütlere oturması gerekir.
Beraat kararı iş başvurularında ve memuriyette sorun çıkarır mı?
Beraat kararı adli sicile işlenmez; 5352 sayılı Kanun m.4/1 uyarınca adli sicile yalnızca kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri kaydedilir. Bu nedenle adli sicil kaydında görünmez. Ancak 7315 sayılı Kanun’un 4. maddesi, arşiv araştırmasının sonuçlanmış kovuşturmalara ilişkin olguları da kapsadığını düzenler; güvenlik soruşturması yapılan görevlerde dosyanın varlığı görülebilir. Bu durumda kararın gerekçesi ve dayandığı bent önem kazanır.
Aynı olayda hem cumhurbaşkanına hakaret hem hakaret suçundan ceza verilir mi?
Hayır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 27 Mart 2025 tarihli kararında (E.2022/11742, K.2025/5958), aynı suç işleme kararı içinde söylenen sözlerle iki ayrı suçun oluşması hâlinde TCK m.44’teki fikri içtima kuralının uygulanacağını, en ağır cezayı gerektiren cumhurbaşkanına hakaret suçundan cezalandırmakla yetinilmesi gerektiğini belirterek ayrı ayrı kurulan mahkûmiyet hükümlerini bozmuştur.
TCK 299 Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi mi?
Hayır. Anayasa Mahkemesi 14 Aralık 2016 tarihli kararıyla (E.2016/25, K.2016/186) maddenin iptali istemini reddetmiştir; TCK m.299 yürürlüktedir. Buna karşılık Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru yolunda, siyasi tartışma bağlamındaki ifadelerin cezalandırılmasını ifade özgürlüğü ihlali sayan kararlar vermiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Vedat Şorli / Türkiye kararında (B. no. 42048/19, 19.10.2021) maddenin uygulanmasını Sözleşme’nin 10. maddesine aykırı bulmuştur.
Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki görüş yerine geçmez. Aktarılan kanun hükümleri ve Yargıtay kararları yayım tarihi itibarıyla yürürlükteki metinlerden doğrulanmıştır; mevzuat değişebilir. Her dosyanın sonucu somut olayın koşullarına göre değişir; işleminiz için mutlaka bir avukata danışınız.