Koku ve Tat Duyusu Kaybı Maluliyet Oranı ve Tazminat
Koku ve tat duyusu kaybı maluliyet oranı, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik’in (RG 20/2/2019-30692) Ek-2 Alan Kılavuzunda F. KOKU VE TAT DUYUSU KAYBI başlığı altında düzenlenmiştir ve kılavuz her bir duyu için ayrı ayrı %3 engel oranı öngörür. Yani koku ve tat aynı olayda birlikte kaybedilmişse ortada tek bir %3 değil, iki ayrı %3 vardır ve bu iki oran toplanmaz, Balthazard formülüyle birleştirilir.
Bu kalemin en çok karıştırılan yönü ölçüm yöntemidir. Kılavuz, koku ve tadın objektif olarak ölçülemeyeceğini açıkça kabul eder; oran, duyunun kendisi test edilerek değil, duyuyu iki taraflı bozabilecek hastalık veya arızanın objektif olarak ortaya konması üzerine verilir. Aşağıda kalemin cetveldeki tam lafzını, üç uygulama şartını, engelli raporunun nereden ve kaç günde alındığını, iki duyunun birlikte kaybında oranın nasıl hesaplandığını, Yargıtay’ın hangi raporları bozduğunu ve trafik kazası ile iş kazasında tazminatın kimden isteneceğini mevzuat metni üzerinden ele alıyoruz.
Özet
Koku ve tat duyusu kaybı maluliyet oranı, engellilik cetvelinde adı yazılı bir kalemden okunur; oran sabittir ve kokulu madde testiyle değil, kaybın sebebi olan arızanın ortaya konmasıyla belirlenir.
- Her bir duyu için %3 engel oranı verilir (Ek-2, F bölümü). Koku %3, tat %3.
- İki duyu birlikte kaybedilmişse oranlar toplanmaz: Balthazard ile %5,91, Ek-3 cetvelinden okunduğunda %6.
- Üç şart birlikte aranır: arıza duyuyu iki taraflı bozabilecek nitelikte olmalı, objektif olarak ortaya konmalı ve sebebe yönelik gerekli tedavi uygulanmış olmalıdır.
- Cetvel koku ve tat için kısmi kayıp derecesi tanımlamaz; hafif azalma için ayrı bir oran yoktur.
- Trafik kazasında düzenlenen belge, engelli sağlık kurulu raporu değil Erişkinler İçin Terör, Kaza ve Yaralanmaya Bağlı Durum Bildirir Sağlık Kurulu Raporudur (m.9/1).
- Yargıtay, kulak burun boğaz muayenesi kaydı taşımayan koku ve tat raporlarını hüküm kurmaya elverişsiz saymaktadır.
- %3 veya %6 oran tek başına engelli sayılmayı sağlamaz; vergi indiriminde üçüncü derece eşiği bile %40’tır (GVK m.31).
Koku ve Tat Duyusu Kaybı: Maluliyet Oranı Nasıl Belirlenir?
Koku ve tat duyusu kaybı maluliyet oranı hesaplanmaz, cetvelden okunur. Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik m.10/3, bireyin engel durumunun “Ek-2’de yer alan engel alanları kılavuzunda bulunan engel oranlarına göre yüzde (%) olarak” belirleneceğini söyler. Koku ve tat duyusu bu kılavuzun ayrı bir bölümünde, F. KOKU VE TAT DUYUSU KAYBI başlığı altında düzenlenmiştir. Bölümün tamamı tek paragraftır ve hem oranı hem de oranın verilme şartlarını birlikte yazar.
Koku ve tat duyusunun objektif olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığından bu duyuları bilateral olarak bozabileceğine karar verilen hastalık ve arızaların (yaygın intrakranial, nazal veya oral tümörler, harici veya cerrahi travmalar, konjenital anomaliler ve sendromlar, nörolojik veya dahili hastalıklar) varlığı objektif olarak ortaya konulursa bu duyuların kaybolduğu kabul edilerek her biri için %3 Engel Oranı verilir. Bu değerlendirmenin yapılabilmesi için tat veya koku kaybına sebep olan hastalık veya durum için gerekli tedavi uygulanmış olmalıdır.
Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik, Ek-2 Alan Kılavuzu, F. Koku ve Tat Duyusu Kaybı (RG 20/2/2019-30692)
Bu tek paragraf, damardaki yaygın yanlışların çoğunu tek başına çürütür. Oran sabittir, duyunun ne ölçüde azaldığına göre kademelenmez ve kaybın günlük hayata etkisine göre artırılıp azaltılmaz. Buna karşılık oranın verilebilmesi için sayılan şartların tamamının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
| Cetvelin aradığı şart | Pratikte ne anlama gelir |
|---|---|
| Arıza duyuyu bilateral bozabilecek nitelikte olmalı | Tek burun deliğini ilgilendiren, geçici veya tek taraflı bir tıkanıklık bu kaleme girmez |
| Hastalık veya arıza objektif olarak ortaya konmalı | Kaybın sebebi görüntüleme, muayene ve uzmanlık değerlendirmesiyle belgelenir; ölçülen şey duyu değil sebeptir |
| Gerekli tedavi uygulanmış olmalı | Tedavisi tamamlanmamış tabloda kalıcılık kararı verilemez; süreli rapor gündeme gelir |
| Sayılan sebep gruplarından biri bulunmalı | Yaygın intrakranial, nazal veya oral tümörler; harici veya cerrahi travmalar; konjenital anomali ve sendromlar; nörolojik veya dahili hastalıklar |
Koku kaybı engel oranı yüzde kaçtır, tat için ayrı mı verilir?
Koku kaybı engel oranı %3‘tür. Tat kaybı için de ayrı bir %3 verilir. Cetvelin lafzı bu noktada nettir: kılavuz iki duyuyu tek bir kalemde toplamaz, “her biri için %3 Engel Oranı verilir” der. Uygulamada en sık yapılan hata, koku ve tadın birlikte kaybedildiği dosyalarda toplam oranın %3 sanılmasıdır.
Bu ayrımın pratik sonucu vardır. Tat duyusu çoğu zaman koku duyusuna bağlı olarak etkilenir ve raporda yalnızca “koku kaybı” yazılırsa ikinci kalem hiç değerlendirilmemiş olur. Her iki duyunun da kaybedildiğini düşünen kişinin, kurula başvururken bunu açıkça belirtmesi ve muayene formunda her iki duyunun ayrı ayrı ele alınmasını istemesi yerinde olur.
Cetvel neden koku testi istemiyor?
Çünkü kılavuzun kendi başlangıç cümlesi, koku ve tadın objektif olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını kabul eder. Bu duyular kişinin beyanına dayalıdır; hasta kokuyu aldığını ya da almadığını söyler ve bunun dışarıdan doğrulanabilir bir karşılığı yoktur. Kılavuz bu çıkmazı, ölçüm nesnesini değiştirerek aşar: duyu değil, duyuyu bozabilecek arıza ölçülür.
Bu yüzden koku ve tat kaybı iddiasının dayanağı kokulu madde testi değil, kaybın sebebini gösteren tıbbi tablodur: kafa travmasına bağlı kırık veya kanama, nazal ya da oral bölgedeki kitle, geçirilmiş cerrahi girişim, nörolojik hastalık. Dosyada bu sebep gösterilemiyorsa kalem işletilemez. Buna karşılık sebep ortaya konduğunda, kılavuz duyunun kaybolduğunu kabul eder; ayrıca kanıt aranmaz.
Bilateral şartı nedir, tek taraflı koku kaybı sayılır mı?
Kılavuz, arızanın duyuları “bilateral olarak”, yani iki taraflı bozabilecek nitelikte olmasını arar. Koku duyusu her iki burun yarımından da alınır; yalnızca bir tarafı ilgilendiren, diğer tarafın işlevini bozmayan bir arıza duyunun kaybolduğu sonucunu doğurmaz. Aynı mantık tat duyusu için de geçerlidir.
Bu şart, cetvelin başka bölümlerindeki tek taraflı/çift taraflı ayrımıyla karıştırılmamalıdır. Örneğin kulakla ilgili kalemlerde tek taraflı ve çift taraflı kayıp ayrı oranlarla düzenlenmiştir ve tek taraflı kayıp da orana girer; ayrıntı için dış kulağın tek taraflı kaybı ve şekil bozukluğu yazımıza bakabilirsiniz. Koku ve tatta ise böyle bir kademelendirme yoktur: arıza iki taraflı etki doğurabilecek nitelikte değilse kalem hiç açılmaz.
Tedavi şartı ne zaman yerine gelmiş sayılır?
Kılavuzun son cümlesi, değerlendirmenin yapılabilmesi için kayba sebep olan hastalık veya durum bakımından gerekli tedavinin uygulanmış olmasını şart koşar. Bunun arkasındaki mantık, Yönetmeliğin rapor rejimiyle örtüşür: m.11/2, engel durumunun ilaç tedavisi, cerrahi tedavi veya rehabilitasyon ile zaman içinde azalma ihtimali bulunduğu ve hastalık bulgularının tam görülemediği hâllerde süreli rapor düzenleneceğini söyler. m.11/3 ise engel durumunun sabit kalması veya artması söz konusu olan hastalıklarda sürekli rapor düzenlenmesini öngörür.
Pratikte bu şu demektir: kaza veya ameliyat sonrası erken dönemde alınan bir rapor çoğu zaman süreli olur. Tedavi ve rehabilitasyon tamamlanıp tablonun kalıcılığı belirginleştiğinde durum yeniden değerlendirilir. Tazminat davasında da mahkemenin aradığı, tedavisi tamamlanmış ve kalıcılığı ortaya konmuş bir tablodur.
Kısmi koku kaybında oran düşer mi?
Cetvel koku ve tat için kademeli bir derecelendirme tanımlamaz. Kılavuzun F bölümünde sınıf tablosu yoktur; hafif, orta, ileri gibi bir ayrım da yapılmamıştır. Şartlar gerçekleştiğinde duyunun kaybolduğu kabul edilir ve %3 verilir; gerçekleşmediğinde kalem hiç işletilmez. Arada bir “kısmi kayıp oranı” bulunmaz.
Tıbbi literatürde koku duyusunun tamamen kaybı anosmi, kısmen azalması hiposmi, tat duyusunun kaybı ise ageuzi olarak adlandırılır. Kılavuz bu terimleri kullanmaz ve aralarında oran farkı da yaratmaz; dosyada hangi terim geçerse geçsin değerlendirme aynı üç şart üzerinden yapılır. Bu, kokuyu az alan kişinin hiçbir hakkı olmadığı anlamına gelmez. Yönetmelik m.10/5, engellilik durumunun “Ek-2’de hastalığın adı yer almasa bile, vücut sistemleri üzerinden fonksiyon kayıpları değerlendirilerek” belirleneceğini söyler. Ayrıca kaybın sebebi olan tablo (kafa travması, burun deformitesi, sinir hasarı) kılavuzun başka bölümlerinde kendi oranını taşıyor olabilir. Burun bölgesindeki kalıcı değişiklikler için kaza sonrası oluşan burun eğriliğinde maluliyet ve tazminat yazımız ayrı bir eksen sunar.
Koku Alamama Engelli Raporu Nasıl Alınır?
Koku alamama engelli raporu, Sağlık Bakanlığınca yetkilendirilmiş hastanelerin engellilik sağlık kurullarından alınır. Birey veya vasisi başvuru dilekçesiyle yetkili sağlık kuruluşuna başvurur; sağlık beyanına uygun poliklinikler belirlenerek süreç başlatılır (m.8/1-a). Koku ve tat kaybı iddiasında bu polikliniklerin başında kulak burun boğaz gelir; sebep kafa travması ise nöroloji de sürece dâhil olur.
Kurulun bileşimi Yönetmelik m.6’da sayılmıştır. Birden fazla uzmanlık dalını ilgilendiren engel durumlarında kurul, başkan ve iç hastalıkları, göz, kulak burun boğaz, genel cerrahi, nöroloji ile ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanlarından olmak üzere en az yedi daimi üyeden oluşur. Tek bir uzmanlık dalını ilgilendiren durumlarda ise aynı daldan üç uzman hekimle kurul kurulabilir (m.6/5).
Raporu hangi hastaneler düzenleyebilir?
Rapor düzenlemeye yetkili sağlık kurum ve kuruluşları ile hakem hastaneler Sağlık Bakanlığınca belirlenir ve Bakanlığın internet sitesinde yayımlanır (m.7/1). Bu listeyle sınırlı bir yetki söz konusudur: m.7/2, yetkili olmayan kuruluşların ve m.6’daki kurulu oluşturamayan kuruluşların verdiği raporların kurumlarca değerlendirmeye alınmayacağını açıkça söyler.
Bu yüzden başvurudan önce hastanenin güncel listede yer alıp almadığı kontrol edilmelidir. Ankara için yetkili kuruluşların dökümünü Ankara engelli sağlık kurulu raporu düzenlemeye yetkili sağlık kuruluşları yazımızda bulabilirsiniz. Yanlış kapıya yapılan başvurunun sonucu, geçersiz bir rapor ve baştan başlayan bir süreçtir.
Rapor kaç günde çıkar?
Yönetmelik m.8/1-j açıktır: rapor, başvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde tamamlanır. Bu süre kurulun toplanmasını, gerekli konsültasyon ve tetkiklerin yapılmasını ve raporun sisteme kaydedilmesini kapsar. Konsültasyon gerektiren hâllerde bile süre değişmez; m.8/1-ç, ilgili branş hekimi veya tetkik bulunmaması hâlinde en yakın sağlık kuruluşundan hizmet alınarak muayene formunun tamamlanacağını söyler.
İki noktanın altını çizmek gerekir. Birincisi, rapor sisteme kaydedilmeden geçerli değildir; m.8/1-g, sistemden rapor numarası alınmadan düzenlenen raporları geçersiz sayar. İkincisi, 19/5/2026 tarihli ve 33258 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Raporları Yönetmeliği m.67/1, e-Rapor sistemine entegre edilen tüm raporların bu sistem üzerinden düzenleneceğini, sisteme aktarılamayanlar hariç ıslak imzalı raporların geçerli kabul edilmeyeceğini belirtir.
Trafik kazasında hangi rapor düzenlenir?
Trafik kazası sonrası düzenlenen belge, alışıldığı gibi “engelli sağlık kurulu raporu” değildir. Yönetmelik m.9/1, iş kazası ve meslek hastalığı dışındaki terör, kaza ve yaralanma nedeniyle meydana gelen fonksiyon kayıplarında Ek-4’te yer alan Erişkinler İçin Terör, Kaza ve Yaralanmaya Bağlı Durum Bildirir Sağlık Kurulu Raporu düzenleneceğini söyler. Süreç yine m.8’e göre yürütülür ve oran yine Ek-2’den okunur (m.9/3).
Bu raporun kendine özgü bir kuralı vardır ve tazminat dosyalarında belirleyici olur: m.9/3 uyarınca var olan kronik hastalıklara ilişkin fonksiyon kayıpları raporda belirtilmez. Yani kazadan önce de mevcut olan bir koku kaybı bu belgeye yazılmaz; rapor yalnızca olaya bağlanabilen kaybı gösterir. Tazminat davasında illiyet bağı tartışmasının çoğu bu ayrımdan doğar. Maluliyet raporunun kaza dosyasındaki yeri için trafik kazası sonrası maluliyet raporu nasıl alınır yazımıza bakabilirsiniz.
| Belge | Ne zaman düzenlenir | Dayanak |
|---|---|---|
| Erişkinler İçin Engellilik Sağlık Kurulu Raporu (Ek-1) | Engellilik durumunun genel tespiti; sosyal haklar ve vergi indirimi gibi başvurularda | Yön. m.8 |
| Erişkinler İçin Terör, Kaza ve Yaralanmaya Bağlı Durum Bildirir Sağlık Kurulu Raporu (Ek-4) | İş kazası ve meslek hastalığı dışındaki kaza ve yaralanmalarda | Yön. m.9/1 |
| Mahkemece alınan maluliyet raporu | Tazminat davasında; Ek-2 cetveli uygulanır ama engelli sağlık kurulu raporunun yerine geçmez | Bilirkişi incelemesi |
Koku alamama engelli raporu ile engelli sayılır mıyım?
Tek başına hayır. %3 ya da iki duyu birlikte kaybedildiğinde %6 düzeyindeki bir oran, engellilere tanınan hakların çoğu için aranan eşiklerin çok altında kalır. Gelir Vergisi Kanunu m.31, çalışma gücünün asgari %80’ini kaybedeni birinci derece, asgari %60’ını kaybedeni ikinci derece, asgari %40’ını kaybedeni üçüncü derece engelli sayar; yani vergi indiriminin en alt basamağı bile %40’tır.
Yönetmelik m.10/1 aynı noktayı genel olarak kurar: bireyin elde edeceği sosyal haklar, hizmetler veya kazanımlar raporlar dikkate alınarak ilgili kurumlarca ayrıca belirlenir ve raporlar tek başına hakların verilmesi için dayanak teşkil etmez. Buna karşılık oranın düşük olması tazminat bakımından sonucu değiştirmez: trafik kazası veya iş kazası kaynaklı bir kayıpsa, oran ne olursa olsun maddi ve manevi tazminat hesabına esas alınır.
Koku ve Tat Duyusu Kaybı Birlikte Olursa Oran Kaç Olur?
Oranlar toplanmaz. Yönetmelik m.10/4, birden fazla hastalığı veya fonksiyon kaybı bulunanların engellilik durumunun “Ek-2’de yer alan engel alanları kılavuzu esas alınarak Ek-3’teki Balthazard yöntemi ile” hesaplanacağını söyler. Formülün adımları aynı Yönetmeliğin geçici 2. maddesinde bentler hâlinde yazılıdır: oranlar ayrı ayrı tespit edilir, en yükseğinden başlanarak sıralanır, en yüksek oran %100’den çıkarılır, kalan miktar ikinci oranla çarpılır, çarpım 100’e bölünür ve sonuç en yüksek orana eklenir.
| Adım | İşlem | Sonuç |
|---|---|---|
| 1 | Oranlar ayrı ayrı tespit edilir | Koku %3 · Tat %3 |
| 2 | En yüksek oran %100’den çıkarılır | 100 − 3 = 97 |
| 3 | Kalan, ikinci oranla çarpılıp 100’e bölünür | (97 × 3) ÷ 100 = 2,91 |
| 4 | Sonuç en yüksek orana eklenir | 3 + 2,91 = %5,91 |
| 5 | Ek-3 Balthazard Hesaplama Tablosundan okunursa | 3 satırı × 3 sütunu = %6 |
Aradaki fark hata değildir. Geçici m.2/3, Balthazard formülünün uygulanmasında Ek-3’teki tablonun “da kullanılabileceğini” söyler; tablo önceden hesaplanmış değerleri tam sayı olarak bastığı için ondalıklı sonuçlarda formülle küçük sapmalar verir. Kendi rapordaki oranları birleştirmek için Balthazard hesaplama tablosu ve aracımıza bakabilirsiniz.
Başka arazlar da varsa sıralama nasıl yapılır?
Geçici m.2/2-d, engel sayısı ikiden fazlaysa formülün tekrarlanacağını söyler: birinci ve ikinci rahatsızlığın birleşik oranı birinci sıraya, üçüncü sıradaki oran ikinci sıraya alınır ve işlem yinelenir. Sıra her zaman büyükten küçüğe kurulur; bu, ara değerlerin yuvarlanmasından doğan sapmaları da standart hâle getirir.
Kafa travmasına bağlı dosyalarda koku ve tat kaybı genellikle tek başına bulunmaz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2025/12335 E., 2025/17108 K. sayılı kararına konu dosyada, aynı kazada kafa travmasına bağlı olarak nöbet riski yönünden %5, kulakta denge kaybı (vertigo) yönünden %5 ve koku ve tat kaybı yönünden %3 oranı tespit edilmişti. Bu tür tablolarda toplam oran, kalemlerin ayrı ayrı belirlenip Balthazard ile birleştirilmesiyle bulunur.
65 yaş ve üzerinde eklenen yüzde 10 nasıl işler?
Yönetmelik m.10/4’ün ikinci cümlesi, 65 yaş ve üzeri bireylerin engellilik oranına “Balthazard formülü ile %10 eklenerek” engel oranının belirleneceğini söyler. Buradaki “Balthazard formülü ile” ibaresi eklemenin yöntemidir: %10 düz toplanmaz, diğer oranlar gibi formüle sokulur. Örneğin birleşik oranı %6 olan 65 yaşındaki bir kişide sonuç %16 değil, 10 + (90 × 6) ÷ 100 = %15,4 olur.
Ek oranın gözden kaçan bir şartı vardır: hüküm, “birden fazla hastalığı veya fonksiyon kaybı bulunanların” engellilik durumunu düzenleyen fıkranın içindedir. Tek bir arızası bulunan kişide yaş eklemesinin uygulanması Yargıtay denetiminde isabetsiz bulunmaktadır.
Yargı Kararlarında Koku ve Tat Duyusu Kaybı Maluliyet Oranı
Yargı kararlarında koku ve tat duyusu kaybı maluliyet oranı tartışması genellikle oranın büyüklüğü üzerinde değil, raporun usulüne uygun düzenlenip düzenlenmediği üzerinde yoğunlaşır. Oran cetvelde yazılı olduğu için üzerinde çekişme çıkmaz; çekişme, o oranın kim tarafından, hangi muayene ve tetkiklere dayanılarak verildiği noktasında çıkar. Aşağıdaki üç karar bu çizgiyi gösterir.
| Karar | Ne söylüyor |
|---|---|
| Yargıtay 4. HD, 2025/12335 E., 2025/17108 K. (22.12.2025) | Kafa travmasına bağlı koku ve tat kaybı için %3 tespit edilmiş; ancak raporda KBB uzmanı hekimin muayenesine ilişkin kayıt bulunmadığı ve gerekli testlerin yapılmadığı gerekçesiyle rapor hüküm kurmaya elverişsiz sayılmıştır |
| Yargıtay 4. HD, 2022/14361 E., 2024/11410 K. (21.11.2024) | Yüz travmasında göz ve plastik cerrahi muayenesi ile koku ve tat alma yeteneğinin değerlendirilmesi yetersiz bulunmuş; maluliyet oranı tespit edilemediğinden hesap dayanaksız kalmıştır |
| Yargıtay 17. HD, 2016/10188 E., 2019/6172 K. (15.05.2019) | Kişi bizzat muayene edilmeden, yalnızca dosyadaki belgelere göre düzenlenen rapor bozma sebebi sayılmıştır |
Bir not: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2021 yılında kapatılmış ve baktığı işler 4. Hukuk Dairesine devredilmiştir. Bu dairenin verdiği kararlar geçerliliğini korur; değişen yalnızca temyiz merciidir. Bu yüzden eski tarihli 17. HD kararlarıyla güncel 4. HD kararları aynı çizginin parçası olarak okunur.
Yargıtay koku ve tat raporlarını neden bozuyor?
En sık bozma sebebi, raporun ilgili uzmanlık dalının muayenesini içermemesidir. 4. Hukuk Dairesi’nin 22.12.2025 tarihli kararında, raporda koku ve tat kaybı ile vertigo bakımından “kulak burun boğaz (KBB) uzmanı hekim tarafından muayenesi yapılarak değerlendirme yapıldığına ilişkin bir kaydın bulunmadığı, bu hususta yapılması gereken testlerin de raporu düzenleyen hastanede yapılmadığı” tespit edilmiş ve rapor hüküm kurmaya elverişsiz sayılmıştır.
Bu sonuç, cetvelin “objektif olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığından” ifadesiyle çelişmez; tersine onu tamamlar. Kılavuz duyunun kendisinin ölçülemeyeceğini kabul eder, ama duyuyu bozan arızanın objektif olarak ortaya konmasını ister. Bu tespiti yapacak olan da ilgili uzmanlık dalıdır. Rapor sayfasında KBB muayenesine dair tek satır yoksa, cetvelin aradığı objektiflik şartının karşılandığı gösterilemez.
Rapor hangi kurumdan alınmalı?
Tazminat davasında mahkeme, maluliyet raporunu her hastaneden almaz. 4. Hukuk Dairesi’nin anılan kararı yapılacak işi açıkça gösterir: davacının güncel muayenesi sağlanarak, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve ekindeki alan kılavuzuna göre, Adli Tıp Kurumundan veya davacının ikametine en yakın üniversite hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalından, içinde nöroloji ve kulak burun boğaz uzmanlarının bulunduğu bir heyetten rapor alınmalıdır.
Bu rapor ile engelli sağlık kurulu raporu birbirinin yerine geçmez. İkisi de Ek-2 cetvelini uygular; ancak biri sosyal haklar ve idari başvurular için, diğeri yargılamada zararın kapsamını belirlemek için alınır. Elinde engelli sağlık kurulu raporu bulunan kişi davada yine mahkemenin görevlendireceği heyete muayene olur.
Hangi tarihte yürürlükte olan cetvel uygulanır?
Ölçüt olay tarihidir. 4. Hukuk Dairesi, incelediği raporun “kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği, raporun düzenlendiği yönetmelikte isabetsizlik olmadığı” tespitini yapmıştır. Yani rapor tarihinde hangi düzenleme yürürlükte olursa olsun, uygulanacak cetvel kazanın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olandır.
Bu kural eski tarihli dosyalarda önem kazanır. 20/2/2019 tarihli Yönetmelik, 30/3/2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği yürürlükten kaldırmıştır (m.18); m.14 ise mülga mevzuata erişkinler bakımından yapılan atıfların bu Yönetmeliğe yapılmış sayılacağını belirtir. Kaza 2019 öncesindeyse rapor o tarihteki metne göre düzenlenir.
Trafik Kazalarında Koku ve Tat Duyusu Kaybı Tazminatı
Trafik kazasında koku ve tat duyusunu kaybeden kişinin talep edebileceği kalemler, Türk Borçlar Kanunu m.54’te sayılan bedensel zarar kalemleridir: tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar. Bunlara TBK m.56 uyarınca manevi tazminat eklenir. Hesabın çıkış noktası koku ve tat duyusu kaybı maluliyet oranı olsa da her kalemin muhatabı aynı değildir; bu ayrım bilinmeden yapılan başvurular sonuçsuz kalır.
| Kalem | Muhatap | Dayanak |
|---|---|---|
| Tedavi giderleri | Sosyal Güvenlik Kurumu | KTK m.98 |
| Sürekli sakatlık (maluliyet) tazminatı | Zorunlu trafik sigortacısı ve sorumlular | ZMSS Genel Şartları A.5/c |
| Geçici iş göremezlik | Zorunlu trafik sigortacısı ve sorumlular | ZMSS Genel Şartları A.5/c |
| Bakıcı gideri | Zorunlu trafik sigortacısı | ZMSS Genel Şartları A.5/b |
| Manevi tazminat | Sürücü, işleten ve varsa İMM sigortacısı | KTK m.90 ve m.92/f |
Tedavi giderlerini kim öder?
Koku ve tat kaybına yol açan travmanın tedavi giderleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. KTK m.98, trafik kazaları sebebiyle sunulan sağlık hizmet bedellerini bu rejime bağlamıştır. Sigorta şirketlerinin bu teminat kapsamındaki yükümlülüğü, primlerden yapılan aktarımla birlikte kanunen sona ermiştir (m.98/2). Madde kusurdan hiç söz etmez; tam kusurlu sürücünün tedavi gideri de aynı rejime tabidir.
Bu nedenle “tedavi masraflarımı sigortadan alırım” beklentisi yerinde değildir. Buna karşılık tedavi gideri niteliğinde olmayan kalemler teminatta kalmaya devam eder: ZMSS Genel Şartları A.5/b, tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri ile sürekli sakatlık oranının belirlenmesinden sonra ortaya çıkan ve tıbben gerekli olan sürekli bakıcı giderlerinin sigorta şirketi veya Güvence Hesabı tarafından karşılanacağını söyler.
Sürekli sakatlık tazminatı nasıl hesaplanır?
Hesabın omurgası üç değişkendir: maluliyet oranı, kusur oranı ve kazanç. Oran cetvelden okunur; kazanç, belgelenebiliyorsa gerçek gelir, belgelenemiyorsa asgari ücret üzerinden alınır; bakiye ömür ise güncel yaşam tablosuna göre belirlenir. TBK m.55, destekten yoksun kalma ve bedensel zararların “bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre” hesaplanacağını, hesaplanan tazminatın “miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamayacağını veya azaltılamayacağını” söyler.
Faiz konusunda 2026 yılında önemli bir değişiklik olmuştur. 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunun 18. maddesiyle TBK m.55’e eklenen fıkraya göre, çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplarda kazancın bilindiği döneme ilişkin tazminata haksız fiil tarihinden, bilinemediği döneme ilişkin tazminata ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir. Aynı Kanunla eklenen ikinci fıkra, tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla ödenen bedelin ödeme tarihine göre oransal mahsubunu düzenler. Maluliyet oranı hiç çıkmayan dosyalarda talep edilebilecek kalemler için yaralanmalı kazada maluliyet olmazsa tazminat alınır mı yazımıza bakabilirsiniz.
Manevi tazminat trafik sigortasından alınır mı?
Alınmaz. KTK m.92/(f), “manevi tazminata ilişkin talepler”i zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatının dışında bırakmıştır. Bu sınır genel şartlardan değil kanunun kendi metninden gelir. Buna karşılık hakkın kendisi ortadan kalkmaz: KTK m.90 manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda düzenlenmeyen hususlarda Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil hükümlerine yollama yapar. Yani hak vardır, yalnızca muhatap değişir; talep sürücü ve işletene yöneltilir.
Araçta İhtiyari Mali Mesuliyet (İMM) poliçesi varsa durum değişebilir. İMM Genel Şartları m.3, manevi tazminat taleplerinin ek sözleşme ile teminat kapsamına alınabileceğini ve bu teminatın zorunlu sigortanın varlığına bağlı olmaksızın poliçe limitlerinin içinde hüküm ifade edeceğini belirtir. Kalıcı bir duyu kaybının manevi tazminata etkisi için trafik kazasında kalıcı iz kalırsa manevi tazminat nasıl değerlendirilir yazımız ayrıntı sunar.
Kusur indirimi kimin kusuruna göre yapılır?
İndirim, zarar görenin kendi kusuru oranında yapılır; davalının kusuru üzerinden değil. Bu nokta kaynaklarda sıkça ters kurulur. TBK m.52, zarar gören zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuşsa hâkimin tazminatı indirebileceğini veya tamamen kaldırabileceğini söyler. KTK m.86/2 de aynı yönde bir kural taşır: sorumluluktan kurtulamayan işleten, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse hâkim durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir. Maddenin birinci fıkrası ise işleteni ancak kendisinin ve eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın, araçtaki bir bozukluk da kazayı etkilememişken kazanın mücbir sebepten ya da zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat etmesi hâlinde sorumluluktan kurtarır.
Doğru kurgu şudur: kusur oranları belirlenir, zarar görenin kendi kusuruna denk gelen kısım hesaplanan zarardan düşülür, kalan miktar sorumlulardan istenir. KTK m.92/(g), “hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri”ni zorunlu sigorta teminatı dışında tutarak aynı sonuca sigorta tarafından ulaşır. Ayrıca müterafik kusur bir def’i değildir; ileri sürülmese bile mahkemece resen dikkate alınır.
Sigortaya başvuru ve on beş gün kuralı
Zorunlu sigorta teminatı içinde kalan taleplerde doğrudan dava açılamaz. KTK m.97, zarar görenin önce sigorta kuruluşuna yazılı başvurmasını, kuruluşun başvuru tarihinden itibaren en geç on beş gün içinde yazılı cevap vermemesi veya verilen cevabın talebi karşılamaması hâlinde dava yoluna ya da Sigorta Tahkim Komisyonuna gidilebileceğini düzenler. Bu şart, manevi tazminat gibi teminat dışı kalemlerde işlemez.
Başvurunun bir yan etkisi yoktur: zamanaşımını kesmez. Süreyi kesen işlemler dava açılması, tahkim başvurusu, icra takibi ve sigortacının borç ikrarı niteliğindeki kısmi ödemesidir. Başvuru yalnızca dava ve tahkim kapısını açar.
Kaza sonrası koku kaybı tazminat davası kaç yılda zamanaşımına uğrar?
Koku ve tat kaybı bir bedensel zarardır; yani ortada yaralanmalı bir kaza vardır. KTK m.109/1’in öngördüğü iki yıllık süre burada tek başına uygulanmaz. m.109/2, dava cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa ve ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa bu sürenin maddi tazminat talepleri için de geçerli olacağını söyler. Taksirle yaralama suçunda TCK m.66/1-e uyarınca süre sekiz yıldır ve kaza gününden işler.
Ölümle sonuçlanan kazalarda süre on beş yıla çıkar. Manevi tazminat bakımından ise dayanak KTK m.109 değil, m.90 yollamasıyla TBK m.72’dir; süreler aynı işler ama kaynak farklıdır. Ayrıntılı döküm için trafik kazası tazminat zamanaşımı yazımıza bakabilirsiniz.
İş Kazası Sonucu Koku ve Tat Kaybında Hangi Cetvel Uygulanır?
İş kazası ve meslek hastalığı, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik rejiminin dışındadır. Bu iki nokta Yönetmeliğin kendi metninde işaretlidir. m.9/1, Ek-4 durum bildirir raporun “iş kazası ve/veya meslek hastalığı dışındaki” terör, kaza ve yaralanmalar için düzenleneceğini söyler. m.2/3 ise 5510 sayılı Kanuna tabi sigortalılara bağlanacak sürekli iş göremezlik geliri ve malullük aylıkları için istenecek durum bildirir sağlık kurulu raporlarının “bu Yönetmelik kapsamında değerlendirilemeyeceğini” belirtir.
Sonuç olarak işyerinde geçirilen bir kaza sonucu koku ve tat duyusunu kaybeden sigortalının sürekli iş göremezlik derecesi, Sosyal Güvenlik Kurumu mevzuatındaki maluliyet düzenlemelerine göre belirlenir. Aynı kişinin ayrıca genel engellilik oranı için Ek-2 cetveline dayanan bir rapor alması mümkündür; ancak bu iki oran farklı amaçlara hizmet eder ve birbirinin yerine kullanılamaz. İş kazası kaynaklı taleplerin hesap yöntemi için iş kazaları sonrası iş gücü kaybı tazminatı hesaplama yazımıza bakabilirsiniz.
Maluliyet Tespitinde Raporların Önemi ve Dikkat Edilmesi Gerekenler
Maluliyet tespitinde rapor, hem idari süreçlerin hem de tazminat hesabının tek dayanağıdır. Koku ve tat kaybı gibi doğrudan ölçülemeyen kalemlerde raporun içeriği daha da belirleyici olur: dosyada kaybın sebebi gösterilmemişse ya da ilgili uzmanlık dalının muayenesi kayıt altına alınmamışsa, cetvelde yazılı oran uygulanamaz. Bu nedenle rapora itiraz mekanizmasının ve sürelerin bilinmesi gerekir.
Raporun dayanağı olan tetkiklerin eksiksiz yapılması, raporun kazanın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan mevzuata uygunluğunun kontrol edilmesi ve kaybın kalıcılığının ayrıntılı biçimde belgelenmesi bu sürecin üç temel adımıdır. Kişinin geçmiş sağlık durumu, kazadan sonra gördüğü tedaviler ve kaybın iş ile sosyal yaşam üzerindeki etkileri de değerlendirilip belgelenmelidir.
Rapora itiraz süresi kaç gün ve nereye yapılır?
Yönetmelik m.12/1, raporlara engelli birey, vasisi veya raporu talep eden kurum tarafından il sağlık müdürlüğüne itiraz edileceğini söyler. Bireysel itirazlar ilgilisine teslim tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılır; süresinde yapılmayan itirazlar değerlendirilmez. Aynı fıkraya göre kurum itirazları gerekçe belirtilerek yazılı olarak yapılır ve kurum itirazlarında süre aranmaz.
İtiraz üzerine birey, müdürlük tarafından yetkili en yakın farklı bir sağlık kuruluşuna gönderilir. İlk rapor ile ikinci rapordaki kararlar aynı yöndeyse rapor kesinleşir; farklıysa ve itiraz sürüyorsa dosya hakem hastaneye yönlendirilir (m.12/2).
İtiraz süresi ne zaman başlar, iki yönetmelik neden çelişiyor?
19/5/2026 tarihli ve 33258 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Raporları Yönetmeliği m.63/1, süreyi farklı bir ana bağlar: kişiler tarafından yapılacak itirazlar raporun kişinin e-Devlet sistemine aktarılmasından itibaren, kurumlar tarafından yapılacak itirazlar ise kişinin kuruma başvuru tarihinden veya raporu ibraz tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılabilir. Bu sürenin geçmesinden sonra yapılan itirazlar kabul edilmez.
İki düzenleme iki noktada ayrışır: sürenin başlangıç anı (teslim mi, e-Devlet’e aktarım mı) ve kurum itirazında süre bulunup bulunmadığı. Çatışmayı Sağlık Raporları Yönetmeliği m.70/2 çözer: “Diğer yönetmeliklerde bu Yönetmeliğe aykırı hüküm bulunması hâlinde, bu Yönetmelik hükümleri uygulanır.” Uygulamada güvenli olan, süreyi raporun eline geçtiği andan başlatıp takvime yazmaktır.
Hakem hastane süreci nasıl işler?
Hakem hastaneyi il sağlık müdürlüğü belirler ve kişiye ya da kuruma tebliğ eder. Sağlık Raporları Yönetmeliği m.63/4, tebliğden itibaren en geç yirmi gün içinde kişinin Merkezi Hastane Randevu Sistemi üzerinden veya bizzat başvurarak randevu talebinde bulunmasını arar; bu sürenin dolmasından sonra yapılan başvurular dikkate alınmaz. Randevu talebinden itibaren sağlık hizmeti sunucusu en geç 15 gün içinde rapor işlemlerini başlatır ve başlatıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde süreci tamamlar.
Hakem hastanenin kararı kesindir ve bu karara itiraz edilemez. Ayrıca m.63/7-a uyarınca kişisel itirazda, itiraz eden kişi hangi aşamada olursa olsun itirazından vazgeçer, itiraz merciine başvurmaz ya da süreleri kaçırırsa itiraza konu ilk rapor geçerli hâle gelir. Süre kaçırmanın sonucu sürecin uzaması değil, itiraz edilen raporun yürürlükte kalmasıdır.
Raporun geçerlilik süresi ne kadar?
Rapor sürekli veya süreli düzenlenir ve geçerlilik süresi raporda mutlaka belirtilir (Yön. m.11/1). Sağlık Raporları Yönetmeliği m.66/1 buna bir tamamlayıcı kural ekler: sürekli ibareli olarak düzenlenenler dışındaki durum bildirir sağlık raporları, hekimlerce aksine bir tarih belirtilmediği durumlarda bir yıl boyunca geçerlidir.
Süreli raporlarda sürenin bitmesine altı aydan kısa süre kalması hâlinde, engelli bireye talebi üzerine yeniden rapor verilebilir (Yön. m.11/7). Yeni bir engel durumunun ortaya çıkması veya mevcut durumda değişiklik olması hâlinde ise süre aranmaksızın yeniden değerlendirme yapılır (m.11/4).
Kesinleşen rapordan sonra yeniden rapor alınabilir mi?
Kural olarak beklemek gerekir. Yönetmelik m.12/5, hakem hastane kararıyla ya da süresinde itiraz edilmeyerek kesinleşen rapor hakkında aynı gereksinim alanıyla ilgili yeni rapor başvurusunun en erken altı ay sonra kabul edileceğini söyler.
Kaza kaynaklı raporlarda kapı daha da dardır. m.12/6 uyarınca terör, kaza ve yaralanma nedeniyle verilen, ilaç tedavisi, cerrahi tedavi veya rehabilitasyon ile engel oranının değişmeyeceği hakem hastane kararıyla kesinleşen sürekli ibareli raporlar için yeni rapor başvurusu kabul edilmez. Bu yüzden itiraz hakkının süresinde ve gerekçeli kullanılması, sonradan telafi edilebilecek bir adım değildir.
Koku ve Tat Kaybı Dosyalarında Sık Yapılan Altı Hata
- İki duyuyu tek kalem saymak. Kılavuz “her biri için %3” der; koku ve tat birlikte kaybedilmişse iki ayrı oran vardır ve Balthazard ile birleştirilir.
- Oranları toplamak. %3 + %3 = %6 sonucu tesadüfen tabloyla örtüşür; ancak yöntem toplama değildir ve başka oranlarla birleşimde toplama ciddi sapma üretir.
- Koku testi aramak. Kılavuz duyunun objektif değerlendirilemeyeceğini kabul eder; aranan, kaybın sebebi olan arızanın ortaya konmasıdır.
- Raporu KBB muayenesi olmadan almak. Yargıtay denetiminde bu eksiklik tek başına bozma sebebi olmaktadır.
- Yaralanmalı kazada iki yıllık süreye güvenmek. Bedensel zararda uzamış ceza zamanaşımı işler; taksirle yaralamada süre kaza gününden sekiz yıldır.
- Tedavi giderlerini sigortadan istemek. KTK m.98 gereği muhatap Sosyal Güvenlik Kurumudur; sigortacının bu teminattaki sorumluluğu sona ermiştir.
Koku ve tat duyusu kaybına dayalı bir talebiniz varsa, dosyanızın özelliklerine göre yol haritası çıkarılması için trafik kazası avukatı sayfamız üzerinden hukuki destek talebinde bulunabilirsiniz.
Bu Sayfada Atıf Yapılan Mevzuat ve Kararlar
- Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik (RG 20/2/2019-30692) — m.2/3 kapsam dışı hâller · m.6 kurulun teşkili · m.7 yetkili kuruluşlar · m.8 düzenleme usulü · m.9 durum bildirir rapor · m.10 düzenleme esasları · m.11 geçerlilik süresi · m.12 itiraz · m.14 atıflar · m.18 mülga yönetmelik · geçici m.2 Balthazard adımları · Ek-2 Alan Kılavuzu F bölümü · Ek-3 Balthazard Hesaplama Tablosu
- Sağlık Raporları Yönetmeliği (RG 19/5/2026-33258) — m.63 itiraz süreleri ve genel hükümler · m.66 geçerlilik süresi · m.67 elektronik sistem · m.70 mevzuatın uygulanması
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu — m.86 sorumluluktan kurtulma ve kusur indirimi · m.90 maddi ve manevi tazminat · m.92 teminat dışı hâller · m.97 başvuru ve on beş gün · m.98 sağlık hizmet bedelleri · m.109 zamanaşımı
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — m.52 zarar görenin kusuru · m.54 bedensel zarar kalemleri · m.55 belirleme ve faiz (Ek fıkralar: 16/7/2026-7589/18) · m.56 manevi tazminat · m.72 zamanaşımı
- 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu m.31 — engellilik indiriminde derece eşikleri
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.66 — dava zamanaşımı süreleri
- Yargıtay kararları: 4. HD 2025/12335 E., 2025/17108 K. (22.12.2025) · 4. HD 2022/14361 E., 2024/11410 K. (21.11.2024) · 17. HD 2016/10188 E., 2019/6172 K. (15.05.2019)
Sıkça Sorulan Sorular
Koku ve tat duyusu kaybı maluliyet oranını nasıl etkiler?
Ek-2 Alan Kılavuzunun F bölümü, şartları gerçekleşen her bir duyu için %3 engel oranı öngörür. Koku ve tat birlikte kaybedilmişse iki oran toplanmaz; Yönetmelik m.10/4 uyarınca Balthazard formülüyle birleştirilir ve sonuç %5,91, Ek-3 cetvelinden okunduğunda %6 olur. Dosyada başka arazlar da varsa bu oran onlarla birlikte yeniden birleştirilir.
Koku ve tat duyusu kaybı için tazminat talep edebilir miyiz?
Evet. Trafik kazası gibi bir haksız fiil sonucu koku ve tat duyusunu kaybeden kişi, TBK m.54’te sayılan bedensel zarar kalemleri ile m.56 uyarınca manevi tazminat talep edebilir. Tazminat, maluliyet oranı, kusur durumu, yaş ve kazanç verileri üzerinden hesaplanır. Tedavi giderleri KTK m.98 gereği Sosyal Güvenlik Kurumunun, manevi tazminat ise KTK m.92/(f) gereği zorunlu trafik sigortacısının dışındadır.
Koku ve tat kaybı durumunda hangi belgeler gereklidir?
Kaybın sebebini gösteren tıbbi belgeler esastır: hastane kayıtları, epikriz, görüntüleme sonuçları ve kulak burun boğaz muayenesine ilişkin kayıt. Bunlara kaza tespit tutanağı veya olayı gösteren diğer belgeler, kimlik belgesi ve kazanç durumunu gösteren belgeler eklenir. Engellilik başvurusunda ayrıca başvuru dilekçesi ve son altı ay içinde çekilmiş fotoğraf istenir (Yön. m.8/1-i).
Koku kaybı engel oranı hangi cetvelden okunur?
Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik’in Ek-2 Alan Kılavuzundan okunur. Kalem, kılavuzun F. Koku ve Tat Duyusu Kaybı bölümünde düzenlenmiştir. Bu bölümde sınıf tablosu bulunmaz; şartlar gerçekleştiğinde doğrudan %3 verilir.
Tat duyusunu kaybetmek tek başına orana girer mi?
Girer. Kılavuz koku ve tadı ayrı ayrı ele alır ve her biri için %3 öngörür. Yalnızca tat duyusunun kaybedildiği ve bu kaybın sayılan sebep gruplarından birine bağlandığı dosyada da kalem işletilir. Aranan şartlar aynıdır: arıza duyuyu iki taraflı bozabilecek nitelikte olmalı, objektif olarak ortaya konmalı ve gerekli tedavi uygulanmış olmalıdır.
Koku alamama engelli raporu kaç günde çıkar?
Yönetmelik m.8/1-j uyarınca rapor, başvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde tamamlanır. Bu süreye kurulun toplanması, gereken konsültasyonlar ve tetkikler dâhildir. Rapor sisteme kaydedilip rapor numarası alınmadan geçerli sayılmaz (m.8/1-g).
Koku ve tat kaybı raporuna itiraz süresi ne kadar?
Bireysel itiraz otuz gündür ve il sağlık müdürlüğüne yapılır (Yön. m.12/1). Sürenin başlangıcı konusunda iki düzenleme ayrışır: Engellilik Yönetmeliği raporun ilgilisine teslimini, 2026 tarihli Sağlık Raporları Yönetmeliği m.63/1 ise raporun e-Devlet sistemine aktarılmasını esas alır. Çelişki hâlinde Sağlık Raporları Yönetmeliği m.70/2 gereği o Yönetmelik hükümleri uygulanır.
Kısmi koku kaybı için daha düşük bir oran verilir mi?
Hayır. Kılavuzun F bölümü koku ve tat için kademeli bir derecelendirme tanımlamaz; hafif, orta, ileri gibi bir ayrım yoktur. Şartlar gerçekleşirse duyunun kaybolduğu kabul edilir ve %3 verilir. Kaybın sebebi olan tablo kılavuzun başka bir bölümünde kendi oranını taşıyorsa, o oran ayrıca değerlendirilir.
Kaza sonrası koku kaybı geçici olursa ne olur?
Kalıcılık kararı verilemeyen tablolarda süreli rapor düzenlenir. Yönetmelik m.11/2, engel durumunun ilaç tedavisi, cerrahi tedavi veya rehabilitasyon ile zaman içinde azalma ihtimali bulunduğu ve hastalık bulgularının tam olarak görülemediği hâllerde süreli rapor verileceğini söyler. Tedavi tamamlandıktan sonra durum yeniden değerlendirilir; kalıcılık ortaya çıkarsa sürekli rapor düzenlenir (m.11/3).
Trafik kazasında koku kaybı raporu nereden alınır?
İdari süreçte, Sağlık Bakanlığınca yetkilendirilmiş hastanelerin engellilik sağlık kurullarından Ek-4 durum bildirir rapor alınır (Yön. m.9/1). Tazminat davasında ise mahkeme, Adli Tıp Kurumundan veya kişinin ikametine en yakın üniversite hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalından, içinde ilgili uzmanlık dallarının bulunduğu bir heyetten rapor alınmasını ister.
Koku kaybı engelli maaşı almamı sağlar mı?
Tek başına sağlamaz. Yönetmelik m.10/1, raporların tek başına hakların verilmesi için dayanak teşkil etmediğini, sosyal hakların ilgili kurumlarca ayrıca belirleneceğini söyler. Gelir Vergisi Kanunu m.31’de engellilik indiriminin en alt basamağı olan üçüncü derece için bile aranan eşik %40’tır; %3 veya %6 düzeyindeki bir oran bu eşiğin çok altındadır.
İş kazasında koku ve tat kaybı aynı cetvelden mi değerlendirilir?
Hayır. Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik m.9/1, Ek-4 durum bildirir raporu iş kazası ve meslek hastalığı dışındaki olaylar için öngörür. m.2/3 ise 5510 sayılı Kanuna tabi sigortalılara bağlanacak sürekli iş göremezlik geliri ve malullük aylıkları için istenecek raporların bu Yönetmelik kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtir. İş kazasında sürekli iş göremezlik derecesi Sosyal Güvenlik Kurumu mevzuatına göre belirlenir.
Hakem hastane kararına itiraz edilebilir mi?
Edilemez. Sağlık Raporları Yönetmeliği m.63/4, hakem hastanenin sağlık kurulu kararının kesin olduğunu ve bu karara itiraz edilemeyeceğini açıkça belirtir. Engellilik Yönetmeliği m.12/2 de hakem hastane tarafından verilen kararı kesin sayar. Bu nedenle itiraz aşamasındaki muayene ve belge hazırlığı, sürecin en kritik adımıdır.
Koku ve tat kaybı tazminat davası nerede açılır?
Zorunlu trafik sigortacısına yöneltilen talepler için önce KTK m.97 uyarınca sigorta kuruluşuna yazılı başvuru yapılması gerekir. Başvuruya on beş gün içinde cevap verilmez veya cevap talebi karşılamazsa, dava yoluna ya da Sigorta Tahkim Komisyonuna gidilebilir. Sigortacının davalı olduğu uyuşmazlıklarda görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir; talep yalnızca sürücü ve işletene yöneltilmişse asliye hukuk mahkemesi görevlidir.
Yasal uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın koşulları farklıdır; somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.