
Trafik kazalarının sebep olduğu can kayıpları, sadece fiziksel zararlarla sınırlı kalmayıp geride kalanlar için derin psikolojik ve duygusal izler bırakmaktadır. Bu tür durumlarda, adaleti sağlamak ve mağdur yakınlarının yaşadığı acıyı bir nebze olsun hafifletmek amacıyla manevi tazminat davaları gündeme gelmektedir. Peki, ölümlü trafik kazalarında manevi tazminat yargıtay kararı ne yönde şekillenmekte ve bu kararların belirlenmesinde hangi kriterler ön planda tutulmaktadır? Özellikle “ölümlü trafik kazasında manevi tazminat ne kadar olabilir?” sorusu, bu alanda merak edilen önemli konular arasında yer alıyor. Bu yazımızda, hem hukuki dayanaklar hem de Yargıtay’ın emsal kararları ışığında, örneklerle birlikte bu süreci detaylı şekilde ele alacağız. Çünkü Yargıtay kararları, yalnızca yargılamalara değil, toplum vicdanına da yön vermektedir.
Ölümlü Trafik Kazalarında Manevi Tazminatın Hukuki Dayanağı
Trafik kazaları, yalnızca maddi değil, aynı zamanda derin manevi zararlara da yol açabilmektedir. Ölümlü trafik kazalarında manevi tazminat yargıtay kararı, zedelenen ruhsal denge ve kişisel acıların bir nebze de olsa telafisini sağlamak amacıyla zarara uğrayan tarafların yanında olmayı hedeflemektedir. Bu noktada, ölen kişinin yakınlarına manevi tazminat ödenmesi, Türk hukuk sisteminde önemli bir güvencedir.
Manevi tazminatın hukuki dayanağı, özellikle Tazminat Hukuku kapsamında Türk Borçlar Kanunu (TBK) madde 56’da düzenlenmiştir. Bu hükme göre bir kişinin ölümü durumunda yakınları, duydukları psikolojik acı ve elem nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunabilir. Türk Medeni Kanunu’nun ilgili maddeleri ve Karayolları Trafik Kanunu’nun haksız fiillere ilişkin düzenlemeleri de, maddi zararla beraber manevi zararlar üzerinde detaylı düzenlemelere sahiptir.
Özellikle Yargıtay’ın emsal kararları, ölümlü trafik kazalarında manevi tazminat taleplerinin çerçevesini çizmektedir. Bu tür tazminatlarda temel amaç, zararın tamamen giderilmesi ya da kaybedilen hayatın değeri üzerinden herhangi bir maddi karşılık sunmak değil, zarara uğrayan kişinin yaşadığı manevi sarsıntıyı bir nebze de olsa hafifletebilmektir. Ölümlü trafik kazasında manevi tazminat ne kadar olabileceği, kazanın şartlarına, tarafların kusur durumlarına ve olayın mağdurları üzerindeki etkisine göre şekillenmektedir.
Yargıtay emsal kararları, ölen kişinin sosyal statüsü, ekonomik durumu gibi unsurların tazminatın belirlenmesinde dikkate alınmasını vurgulamaktadır. Bununla beraber, manevi tazminat, asla zenginleşme aracı olmamalı ve tarafların ekonomik dengesini bozmayacak şekilde adaletli bir düzeyde belirlenmelidir. Ayrıca, hukuk sistemimizde manevi tazminatın bir ceza değil, psikolojik dengeyi sağlama aracı olduğu unutulmamalıdır. Bu prensip doğrultusunda hem TBK hem de ilgili Yargıtay içtihatları, hukuk uygulamalarına rehberlik etmektedir.
Bu sebeplerle, manevi tazminat taleplerinin hukuki zemininin sağlam olabilmesi ve hak kayıplarının önüne geçilmesi adına konusunda uzman bir avukattan hukuki destek almanın önemi büyüktür.
Ölümlü Trafik Kazalarında Emsal Manevi Tazminat Yargıtay Kararları
T.C. YARGITAY
17. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/3202
Karar No: 2018/581
Karar Tarihi: 05-02-2018
TAZMİNAT DAVASI – ÖLÜMLÜ TRAFİK KAZASI – MANEVİ TAZMİNAT İLE OLAY SEBEBİYLE DUYULAN ACI VE ELEMİN KISMEN DE OLSA GİDERİLMESİ LÜZUMU – TARAFLARIN SOSYAL VE EKONOMİK DURUMLARI – HAK VE NESAFET KURALLARI ÇERÇEVESİNDE TAZMİNATA HÜKMEDİLMESİ GEREĞİ
ÖZET: Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Bu nedenle hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir. (4721 S. K. m. 4) (6098 S. K. m. 56) (818 S. K. m. 47) (YİBK. 22.06.1966 T. 1966/7 E. 1966/7 K.) (YHGK. 23.06.2004 2004/13-291 E. 2004/370 K.)
Dava: Taraflar arasındaki, ölümlü trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenlerle, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hüküm, davalılar … ve … vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü: Karar: Davacılar vekili, davalıların sürücüsü, işleteni ve trafik sigortacısı olduğu aracın, davacıların annesi …’e çarpmasıyla ölümlü kaza meydana geldiğini, davacıların ölen annelerinin desteğinden yoksun kaldıklarını ve manevi zarara uğradıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacılar için 3.500,00’er TL. maddi ve 25.000,00’er TL. manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalılar … ve … vekili, manevi tazminat istemlerinin fahiş olduğunu, davacıların reşit olup destek tazminatı almaya hakları olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı … şirketi vekili, davacıların reşit olup destek tazminatı almaya hakları olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davacıların yaşları nedeniyle destek tazminatı almaya hakları olmadığından, maddi tazminat isteminin reddine; manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile davacılar için 5.000,00’er TL’den toplam 10.000,00 TL. manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı … ve …’den tahsiline dair verilen hükmün, davacılar vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemiz’in 16.12.2015 tarih ve 2014/5902 Esas-2015/14221 Karar sayılı ilamı ile; “davacılar için ayrı ayrı takdir olunan manevi tazminatın, kaza tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu ve kazanın oluş biçimine uygun olmadığı; davacı …’ın kaza tarihi itibariyle öğrenci olduğu, kolluk tutanağına göre ise bankada asgari ücretle çalıştığının tespit edildiği gözetilerek, bu davacının okulundan mezun olup olmadığı, çalıştığı belirtilen …’tan ayrılıp ayrılmadığı, kaza tarihinde hem okuyup hem de çalışıp çalışmadığı hususlarının araştırılarak bu davacının maddi tazminat talebi hakkında değerlendirme yapılması gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesinin doğru olmadığı” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacıların maddi tazminat istemlerinin feragat nedeniyle reddine; davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile davacılar için 20.000,00’er TL’nin, kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle, ölenin yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacılar vekili, dava konusu kaza sonucu davacılar murisinin ölümünden duyulan üzüntü nedeniyle, murisin çocuğu olan davacılar için toplam 50.000,00 TL. manevi tazminat isteminde bulunmuş; mahkemece talebin kısmen kabulüne karar verilerek hükümde belirtilen miktarlarda manevi tazminata karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK’nun 56. (818 sayılı BK’nun 47.) maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. O halde mahkemece, meydana gelen trafik kazası sonucu davacıların annesi olan murislerinin ölümü nedeniyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davaya konu kazada davacılar murisinin asli ve davalı sürücünün ise tali kusurlu olduğu, kazanın meydana geldiği tarih ve olay tarihindeki paranın alım gücü göz önünde bulundurularak davacılar için hak ve nesafet kuralları çerçevesinde daha düşük manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, somut olay ile bağdaşmayan, yüksek manevi tazminata hükmedilmesi uygun görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar … ve … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar … ve …’den geri verilmesine 5.2.2018 gününde oybirliği ile karar verildi.
T.C. YARGITAY
4. Hukuk Dairesi
Esas No: 2004/10862
Karar No: 2005/5058
Karar Tarihi: 09-05-2005
ÖLÜMLÜ TRAFİK KAZASI NEDENİYLE MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ – MANEVİ TAZMİNAT TALEP EDEBİLME – AKRABALIK BAĞLARI VE KİŞİSEL İLİŞKİLER
ÖZET: Dava ölümlü trafik kazası nedeniyle manevi tazminat isteğine ilişkindir. Davacı ….., ölenin gelini ve yeğenidir. Adı gecen davacının eşi çok önceden ölmüş olmasına rağmen, dava konusu olay sonucu ölen kayınpederi ile kişisel ilişkilerini sıkı şekilde devam ettirdiği, hatta iki çocuğunun ölen tarafından bakılıp büyütüldüğü anlaşılmaktadır. Böylece aralarındaki akrabalık bağları ve kişisel ilişkilerin derecesi gözetildiğinde davacı … yararına da manevi tazminat taktiri gerekir. Yerel mahkemece bu yönler üzerinde durulmadan …….ın manevi tazminat isteğinin reddine karar verilmiş olması isabetsizdir. (818 S. K. m. 47)
Dava: Davacı ….. vd. vekili Avukat ….. tarafından, davalı ……….. aleyhine 22.9.2000 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 7.4.2004 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekilleri ile bir kısım davacılar vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalılar ile ……… dışındaki davacıların tüm temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacı ………..’ın temyiz itirazlarına gelince; dava ölümlü trafik kazası nedeniyle manevi tazminat isteğine ilişkindir. Davacı …………. ölenin gelini ve yeğenidir. Adı gecen davacının eşi çok önceden ölmüş olmasına rağmen, dava konusu olay sonucu ölen kayınpederi ile kişisel ilişkilerini sıkı şekilde devam ettirdiğ i, hatta iki çocuğunun ölen tarafından bakılıp büyütüldüğü anlaşılmaktadır. Böylece aralarındaki akrabalık bağları ve kişisel ilişkilerin derecesi gözetildiğinde davacı ……… yararına da manevi tazminat taktiri gerekir. Yerel mahkemece bu yönler üzerinde durulmadan ……..’ın manevi tazminat isteğinin reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın ( 2 ) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davacı Tuncay Baykan yararına BOZULMASINA, diğer davacılar ile davalıların temyiz itirazlarının ise ( 1 ) sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden davacılardan Tuncay Baykan’dan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 9.5.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
T.C. Bölge Adliye Mahkemesi
İstanbul 9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2021/828,3
Karar No: 2023/448
Karar Tarihi: 15-03-2023
TAZMİNAT DAVASI – ÖLÜMLÜ TRAFİK KAZASI NEDENİYLE DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI VE MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ – MAHKEMECE BELİRLENEN MANEVİ TAZMİNAT MİKTARLARININ MANEVİ TAZMİNAT MÜESSESİNİN AMACINA VE HAKKANİYETE UYGUN YETERLİ VE MAKUL OLDUĞU KANAATİNE VARILDIĞI – MANEVİ TAZMİNATA İLİŞKİN İSTİNAF İTİRAZININ YERİNDE GÖRÜLMEDİĞİ
ÖZET: Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, açıklanan ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarlarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davalı … Sigorta Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına; Davalı …’in istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. (6100 S. K. m. 114, 115) (2918 S. K. m. 3, 85, 98) (6098 S. K. m. 56) (YİBK 22.06.1966 T. 1966/7 E. 1966/7 K.) Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı …’in kullanmış olduğu … plaka sayılı araç ile yayalara yeşil ışık yanmakta iken yaya geçidinden karşıya geçen müvekkillerinin annesine çarptığı ve kaza sonucunda müvekkillerinin annesinin vefat ettiğini, davalı aleyhinde İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldığı ve davalı sanığa taksirle ölüme sebebiyet vermeden ceza verildiğini, İstanbul CBS’nin soruşturma dosyasında aldığı rapora göre davalı …’in asli kusurlu olduğunu, yine yargılama sırasında mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu raporuna göre davalı …’in asli kusurlu olduğunu, davalı sürücü …’in kullanmış olduğu … plaka sayılı aracın o tarihte … San. Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı olduğunu, … Ltd. Şti.’nin işleten sıfatı ile sorumlu olduğunu, kaza tarihinde kaya karışan aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinin davalılardan … Sigorta Şirketi adına yapıldığını, annelerinin vefatı müvekkillerini derin bir üzüntüye soktuğunu, kazadan sonra annelerinin sağlığına bir an önce kavuşması için müvekkillerinin annelerini özel hastaneye götürdüklerini, hastanede kaldığı dönem için 35.000,00 TL ödediklerini ayrıca ölüm sonrası okunan dualar için hocaya ödenen para ve verilen yemek ve cenaze defin giderlerinin yaklaşık 1.000,00 TL’yi bulduğunu belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı … Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; … plakalı aracın müvekkili şirket tarafından tanzim edilen 31/12/2013/2014 vadeli ve … poliçe nolu zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, öncelikle davacı yanın iddia ettiği kazanın meydana geldiğini ve zarar görenin de bu kazaya karıştığını ispat etmesi gerektiğini, kaza sırasında sigortalı aracın işletenin sigorta ettiren olup olmadığının araştırılmasını talep ettiklerini, trafik kazasından kaynaklı tedavi giderlerinin özel hastane devlet hastanesi ayrımı yapılmaksızın tamamen SGK’nın sorumluluğunda olduğunu, davacı yanın ikamet ettiği belediye ve SGK’nın tüm cenaze masraflarını karşıladığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu edilen olaya ilişkin açılan ceza davasının Yargıtay’da olduğunu, kesinleşmesinin beklenmesini talep ettiklerini, ceza yargılamasında mahkemenin müvekkilinin sunmuş olduğu hiçbir delili dikkate almadığını, yargılamada çok önemli derecede bir delil olan kamera kayıtlarının da dikkate alınmadan bilirkişi raporu düzenlendiğini, müvekkilinin kullanımında bulunan aracın trafikte seyri esnasında kırmızı ışık ihlali yapmadığını, trafiğin normal seyri içinde kendisine yeşil ışık yandıktan 3 saniye sonra harekete başlamış olduğunu, bu esnada seyir güzergahı üzerinde herhangi bir yayanın henüz yola girmemiş olduğunu, kazaya karışan yayalar ile müvekkilinin aynı anda hareket ettiklerini, vefat eden …’ın kendisine kırmızı ışık yandığı esnada yola girdiğinin kamera görüntüleri ile sabit olduğunu, dava konusu olayda müvekkilinin olayı gerçekleştirdiğine dair herhangi bir delil bulunmamasına rağmen sadece kesinleşmemiş ceza davası dosyasında kararın verilmiş olması illiyet bağının var olması şeklinde yorumlanamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, “1- Davanın kısmen kabulü ile, 35.000,00 TL tedavi gideri, 1.000,00 TL cenaze gideri olmak üzere toplam 36.000,00 TL’nin davalılardan … ve … Sigorta Anonim Şirketinden (… bakımından olay tarihi olan 10/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, … Sigorta Anonim Şirketi bakımından dava tarihi olan 27/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte olacak şekilde) alınarak davacılara verilmesine, 2-Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, davacı … için 25.000,00 TL’nin olay tarihi olan 10/08/2014 tarihinden itibaren (davalı … yönünden işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı … Sigorta Anonim Şirketi yönünden işleyecek avans faizi ile birlikte) davalılar … ve … Sigorta Anonim Şirketinden alınarak davacı …’a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, -Davacı … için 25.000,00 TL’nin olay tarihi olan 10/08/2014 tarihinden itibaren(davalı … yönünden işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı … Sigorta Anonim Şirketi yönünden işleyecek avans faizi ile birlikte) davalılar … ve … Sigorta Anonim Şirketinden alınarak davacı …’a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, – Davacı … için 25.000,00 TL’nin olay tarihi olan 10/08/2014 tarihinden itibaren (davalı … yönünden işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı … Sigorta Anonim Şirketi yönünden işleyecek avans faizi ile birlikte) birlikte davalılar … ve … Sigorta Anonim Şirketinden alınarak davacı …’a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Davalı … Ltd. Şti. Yönünden davanın pasif husumet dava şartı yokluğundan HMK 114/1-d ve 115/2 madde uyarınca usulden reddine” karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı … Sigorta Şirketi vekili ve davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı … Sigorta Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece davacı yanın sunduğu faturalar çerçevesinde 35.000 TL tedavi giderine hükmedilmiş olduğunu, trafik kazası sonucunda doğan ve belgelendirilebilen tüm tedavi giderlerinden SGK’nın sorumlu olduğunu, müvekkili şirket aleyhine hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacı yanın kendi isteğiyle özel hastaneye gitmesi sonucu doğan fark ücretinin de yasal olmadığını, müvekkili şirketin sigorta ettiren diğer davalı … Ltd. Şti’nin işleten sıfatıyla doğan sorumluluğunu teminat altına aldığını, davanın … Ltd. Şti. açısından reddine karar verildiğinden … Turizm’in halefi sıfatına haiz olan müvekkili şirket açısından davanın kabul edilmesinin hatalı olduğunu, diğer davalı açısından yasal faize hükmedilmişken müvekkil şirket aleyhine avans faizine hükmedilmesinin çelişkili olduğunu, manevi tazminat için müvekkili şirket aleyhine hatalı olarak kaza tarihinden faize hükmedilmiş olduğunu, İBB Mezarlıklar Daire Başkanlığı tarafından verilen cevabi yazıda da sadece 100 TL yer bedeli tahsil edildiğinin belirtildiğini, davacının kendi örf, adet ve inanışına göre yaptığı masrafların müvekkili şirkete yansıtılamayacağını, cenazenin taşıma, yıkama, gömülmesi gibi tüm kalemlerin belediyece karşılandığını, olay anında sigortalı araç sürücüsüne kırmızı ışık yandığına ilişkin hiçbir somut delil bulunmadığını, sigortalı aracın nizami olarak yeşil ışık yanarken seyrini sürdürdüğünü, hal böyleyken atfedilen tam kusurun hatalı olduğunu, müteveffanın ve davacıların yaşı, herhangi bir kastın söz konusu olmaması gibi hususların nazara alındığında hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı … vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili hakkında iki üyesi FETÖ’den meslekten atılmış 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda, lehte deliller toplanmadan, tüm talepleri reddedilerek olaya Cumhurbaşkanı’nın seçim kutlamalarına katılmış kişi penceresinden bakılarak adeta intikam duyguları ile en yüksek sınırdan ceza verilmiş ve dosya henüz kesinleşmemiş olduğunu, sanık vekilince Ağır Ceza Mahkemesi heyeti aleyhine Hakim ve Savcılar Yüksek Kuruluna yapılan şikayetin de etkisi olduğu çok açık olduğunu, eldeki davanın da ceza dosyasının gölgesinde yürütüldüğünü, ceza dosyasında alınan illiyet bağına ilişkin ATK raporu ile yetinildiğini, kusura ilişkin ATK raporlarının bu dosyaya da yansımış olduğunu, ATK kendi ile çelişkiye düşmeme adına ceza dosyasındaki raporun gölgesinde adeta kopyala yapıştır yöntemi ile rapor düzenlediğini, kusur yönünden de tartışılabilir bu raporlar nedeniyle ATK Genel Kurulu süzgecinden geçirilmesinin adil yargılanma hakkı doğrultusunda zorunluluk olduğu savunmalarını da dikkate alınmamış, gerekçeli kararda da konunun değerlendirmeye alınmadığını, illiyet bağı yönünden mahkemece ceza dosyasındaki ATK raporu ile yetinilmiş, hem bu rapora dayanıp hem de kesinleşmeyen ceza dosyasını beklememek hatalı olduğunu, dosyada … Hastanesinde fizik tedavi servisinde geçen 9-30 eylül tarihleri arasındaki tedavi süreci ile hiçbir bilgi mevcut olmadığını, bu husus adli tıp raporunda da belirtilmiş olduğunu, ATK raporunda olay-ölüm arasında nedensellik bağı kurulmuş ve ölümün kafa travması sonucu meydana geldiği açıklanmış, ancak her iki hastahanede de hastanın geçmişten getirdiği diğer hastalıkları olan diyabet, zatürre, kalp yetmezliği, tansiyon gibi rahatsızlıklarına yönelik tedavi uygulanmış, beyin kanaması için ameliyata veya kanın enjeksiyonla absorbe edilmesine dahi gerek görülmemiş, kafatasında kırık olmadığı gibi adli muayenede saptandığı üzere kanama minimal düzeydedir, hastane sürecinde bu yöne ilişkin olarak sadece muhtemel epilepsi riski düşüncesi ile önleme amaçlı … adlı ilaç kullanılmış, bu nedenle de maktule Hicabiye her iki hastanede de Beyin Cerrahisi veya Nöroloji servislerinde yatırılmamış, Okmeydanı Hastanesinde yoğun bakım servisinde, … Hastanesinde ise önce dahiliye sonra fizik tedavi daha sonrada enfeksiyon servislerinde son bir ayda ise yoğun bakım servisinde yatırılmış olduğunu, tomografi raporları ve görüntüleri ve konsültasyon raporları ile kan tetkikleri olmadan yeterli, bilimsel bir rapor düzenlenemeyeceğini, Mahkemece bu hususların göz ardı edilerek hüküm verildiğini, ceza dosyasındaki yetersiz özel daire raporu ile yetinilmeyerek genel kuruldan eksik belgeler tamamlanarak ek rapor alınması gerektiğini, tanıkların neler anlatacağı bilinmeden tanık taleplerinin reddinin de doğru olmadığını, manevi tazminat takdir edilirken davalının ekonomik gücünün göz önüne alınmadığını belirterek istinaf talep etmiştir. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK’nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. KTK’nın 3 ve 85/1 maddelerine göre kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay’ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Somut olayda, davalı … Taş. Gıda Tem. Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti. aracın ruhsat sahibi olduğu ve dava dışı … A.Ş arasında Şoförsüz Araç Kiralama Hizmeti Alım İşi Sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmenin 9.11 ve 51. maddesine göre, 61 araç için 01/11/2013- 31/12/2015 tarihleri arasını kapsadığı, 16.1 ve 21. maddelerine göre ZMMS ve Kasko poliçelerinin yüklenici tarafından yaptırılacağının belirtildiği, sözleşme ekinde bulunan listede davaya konu araç plakasının yazılı bulunduğu, davalı sürücünün ceza dosyasında alınan savunmasında Belediye çalışanı olduğunu beyan ettiği anlaşılmaktadır. Kazaya sebebiyet veren araç kaza tarihinde davalı işletenin elinde bulunmadığı, uzun süreli kira sözleşme ihalesi ile dava dışı … teslim edildiğinden araçta fiili hakimiyeti bulunmayan davalı … Taş. Gıda Tem. Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin husumeti bulunmadığına yönelik mahkeme kararı yerindedir. Ancak aracın uzun süreli kiraya verilmesi davalı trafik sigortacısının sorumluluğunu sona erdirmeyeceğinden bu yöne değinen davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamaları gereği davalı taraf davacının meydana gelen trafik kazası sonucu oluşan gerçek defin gideri zararlarının tazmini ile sorumlu olup davacı tarafın kendi milli değerlerine, yerel örf ve adetlerine göre yaptığı özel giderlerden sorumlu değildir. Bu durumda Mahkemece, İBB yazı cevabında belirtildiği şekilde defin giderine ilişkin talebin 100 TL üzerinden kabulüne karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmamıştır. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/8182 E. ve 2022/1359 K. sayılı kararı). Dava dilekçesinde olay tarihinden itibaren faizi talep edilmiştir. Talep edilen faizin türü belirtilmemiştir. Mahkemece talebi aşar şekilde sigorta şirketi aleyhine avans faizine hükmedilmesi ile … Sigorta Anonim Şirketi bakımından maddi tazminat için dava tarihi tarihinden, manevi tazminat için olay Sayfa tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru olmamıştır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin KTK’nın 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 02/03/2022 tarih, 2022/312 E. ve 2022/3685 K. sayılı kararında Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunduğunu, KTK’nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumuna geçtiğini belirlemiş ancak geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri yönünden sigorta şirketlerinin/ Güvence Hesabının sorumluluğu devam ettiğini vurgulamıştır. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/6911 E. ve 2021/10351 K., 2021/5305 E. ve 2021/7685 K. sayılı kararları). Heyetçe değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan Adli Tıp Kurumunca düzenlenen kusur raporunun olaya ilişkin cd. görüntü kayıtları incelenerek düzenlendiği ve müteveffa yayanın kusursuz, davalı sürücü …’in ise %100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, aynı olaya ilişkin yapılan ceza yargılamasında Adli Tıp Kurumundan aldırılan kusur raporunda ise müteveffa yayanın kusursuz, davalı sürücü …’in asli kusurlu olduğu belirtildiği görülmektedir. Bu durumda mahkemece alınan kusur raporu, Ceza mahkemesinde alınan kusur raporu ile aksi ispat edilinceye kadar geçerli kaza tespit tutanağının birbiri ile örtüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü, alınan kusur raporunun kamera görüntü kayıtları incelenmek suretiyle düzenlendiği nazara alındığında İlk Derece Mahkemesince tanık dinletme ve ceza dosyasının bekletici mesele yapılması taleplerinin reddine karar verilmesinde usule ve yasaya aykırılık bulunmadığından kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Aynı olaya ilişkin ceza soruşturması aşamasında ATK 1. İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen otopsi raporunun heyet tarafından düzenlendiği, bu raporda desteğin tüm tıbbi kayıtları ile … Hastanesinde bulunan tıbbı kayıt ve belgeleri de incelenerek ve değerlendirilerek desteğin ölümü ile trafik kazası arasında illiyet bağı bulunduğunun tespit edildiği, ceza dosyasındaki bu maddi olgunun hukuk mahkemesini bağlayacağı anlaşıldığından ölüm ile kaza arasında illiyet bağının olmadığına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir. TBK’nın “manevi tazminat” başlıklı 56/2.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarlarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davalı … Sigorta Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK’nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına; Davalı …’in istinaf başvurusunu,3n reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A-Davalı … vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
B-Davalı … Sigorta Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK’nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA,
Buna göre: 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 35.000,00 TL tedavi gideri, 1.000,00 TL cenaze gideri ( … Sigorta yönünden 100 TL) olmak üzere toplam 36.000,00 TL’nin ( … yönünden 35.100,00 TL olarak) davalılardan … ve … Sigorta Anonim Şirketinden (… bakımından olay tarihi olan 10/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, … Sigorta Anonim Şirketi bakımından dava tarihi olan 27/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte olacak şekilde) alınarak davacılara verilmesine,
2-Manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile, -Davacı … için 25.000,00 TL’nin olay tarihi olan 10/08/2014 tarihinden itibaren (davalı … yönünden işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı … Sigorta Anonim Şirketi yönünden dava tarihi olan 27/07/2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte) davalılar … ve … Sigorta Anonim Şirketinden alınarak davacı …’a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, -Davacı … için 25.000,00 TL’nin olay tarihi olan 10/08/2014 tarihinden itibaren(davalı … yönünden işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı … Sigorta Anonim Şirketi yönünden dava tarihi olan 27/07/2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte) davalılar … ve … Sigorta Anonim Şirketinden alınarak davacı …’a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, -Davacı … için 25.000,00 TL’nin olay Sigorta Anonim Şirketi yönünden dava tarihi olan 27/07/2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte) birlikte davalılar … ve … Sigorta Anonim Şirketinden alınarak davacı …’a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Davalı … Turizm Taşımacılık Gıda Temizlik Hizmet San. Ve Tic. Ltd. Şti. Yönünden davanın pasif husumet dava şartı yokluğundan HMK 114/1-d ve 115/2 madde uyarınca usulden reddine,
4-Alınması gerekli 7.582,41-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 430,36-TL harcın mahsubu ile geriye kalan 7.152,05-TL eksik harcın davalılardan tahsili ile hazineye irad kaydına,(Davalı … Taş. Gıda Tem. Hiz. San. V,3e Tic. Ltd. Şti.’nin bu miktardan muaf tutulmasına,)
5- Davacı tarafça başlangıçta yapılan 33,50-TL gider ile yargılama aşamasında yapılan 1.688,50-TL olmak üzere toplam 1.722,00-TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 1.571,00-TL yargılama gideri ve peşin yatan harç gideri 430,36-TL’nin toplamı olan 1.947,36-TL yargılama giderinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, geriye kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,(Davalı … Taş. Gıda Tem. Hiz. San. Ve Tic. Ltd. Şti.’nin bu miktardan muaf tutulmasına,) 6-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 5.400,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine,(Davalı … Taş. Gıda Tem. Hiz. San. Ve Tic. Ltd. Şti.’nin bu miktardan muaf tutulmasına,)7-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan manevi tazminat yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 10.550,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine,(Davalı … Taş. Gıda Tem. Hiz. San. Ve Tic. Ltd. Şti.’nin bu miktardan muaf tutulmasına,) 8-Davalı taraflar … Sigorta Şirketi ile … vekille temsil olunduğundan manevi tazminat talebi yönünden reddedilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 3.400,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp bu davalılara verilmesine,
B-
İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;1-a-Davalı … Sigorta Şirketi tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,bDavalı … yönünden; alınması gereken 7.582,41 TL harçtan peşin alınan 1.895,61 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.686,80 TL harcın davalı …’den tahsili ile Hazineye irat kaydına, 2-a-İstinaf aşamasında davalı … Sigorta Şirketi tarafından yapılan 35,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 162,10 TL istinaf başvuru harcının davacılardan tahsili ile davalı … Sigorta Şirketi’ye verilmesine, b-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/03/2023
T.C. YARGITAY
4. Hukuk Dairesi
Esas No: 2024/401
Karar No: 2025/4947
Karar Tarihi: 25-03-2025
YARGITAY KARARI
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/1515 E. 2021/618 K. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı …. ve San. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; davalı … sevk ve idaresinde bulunan, mülkiyeti … Sanayi Ltd. Şti.’ye ait diğer davalı şirketlere sigortalı aracın yapmış olduğu trafik kazası sonucu müvekkilinin ciddi şekilde yaralandığını, beyin kanaması geçirdiğini, vücudunun çeşitli yerlerinde kırık oluştuğunu, çehrede sabit eser meydana geldiğini, maluliyet kaybına uğradığını, kazanın oluşumunda sürücünün tam kusurlu olduğunu, çehrede sabit iz ve maluliyet kaybı sonucu SAR-SAT komandosu olma ve subaylığa geçiş ihtimalini kaybettiğini, tedavisi nedeniyle okulu 1 yıl geç bitirmek durumunda kaldığını belirtip fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 20.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan ve 30.000,00 TL manevi tazminatın davalı … ve Buzlu Motorlu Araçlar Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.’den tahsilini talep etmiş, maddi tazminata ilişkin talebini 313.569,22 TL’ye artırmıştır.
II. CEVAP Davalı … Sanayi Ltd. Şti. vekili; zamanaşımının dolduğunu, davacının çalışma gücünün etkilenmediğini, astsubay okulunu bitirdiğini ve çalışmasına devam ettiğini, herhangi bir kusur bulunmadığını, davacının ulaşım ve tedavi giderlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılandığını, ticari faiz istenmesinin olanaklı olmadığını, varsa 2330 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılan ödemelerin mahsubu gerektiğini, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı …; kazada kendisine atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ….. vekili; zararın öncelikle Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasından (ZMSS) karşılanması ve varsa İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortasına (İMSS) başvurulması gerektiğini, kazaya karışan aracın kaza tarihini kapsar şekilde Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortasının Axa Sigorta A.Ş. tarafından yapıldığını, davacı tarafça dava açılmadan önce gerekli belgeler ile başvuru yapılmadığını, ancak yasal faiz isteminde bulunulabileceğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı … Sigorta A.Ş. vekili; aracın Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortasının müvekkili tarafından yapıldığını, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, davacı tarafça dava açılmadan önce gerekli belgeler ile başvuru yapılmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı …. vekili; aracın Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortasının müvekkili tarafından yapıldığını, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve gerçek zarar nispetinde bulunduğunu, davacı tarafın tedavi giderlerinin öncelikle Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortasından karşılanması gerektiğini, aracın Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortasının Yapı Kredi Sigorta A.Ş. tarafından düzenlendiğini, bu sigorta limitinin yetersiz kalması durumunda müvekkilin sorumluluğuna gidilebileceğini, davacı tarafça dava açılmadan önce gerekli belgeler ile başvuru yapılmadığını, ancak yasal faiz talep edilebileceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 06.06.2013 tarihli ve 2009/391 Esas 2013/298 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, 293.260.79 TL sürekli iş göremezlik, 5.058.90 TL geçici iş göremezlik ve 500,00 TL ulaşım ve tedavi giderinin (belirtilen miktarın 10.000,00 TL kısmına kaza tarihi olan 03.01.2007 tarihinden, kalan 288.819,69 TL kısmına ise ıslah tarihi olan 27.09.2012 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi kaydı ile) (davalı …, Mapfre Sigorta A.Ş ve Yapı Kredi Sigorta A.Ş’nin poliçe limiti ile ve sorumluk sırası Axa Sigorta A.Ş. Mapfre Sigorta A.Ş ve Yapı Kredi Sigorta A.Ş. olacak şekilde ve sigorta şirketlerinin belirtilen miktarın 10.000,00 TL kısmı yönünden dava tarihi olan 04.12.2009 tarihinden, bakiye 288.819,69 TL kısmı yönünden ise, ıslah tarihi olan 27.09.2012 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile sorumlu oldukları göz önünde tutularak) tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine; manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılar … ve …. Ltd. Şti.’den tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı …. ve San. Ltd. Şti. vekili ve davalı … Sigorta A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 03.03.2015 tarihli ve 2013/14895 Esas, 2015/3805 Karar sayılı ilamıyla; manevi tazminatın takdirinde BK 56. maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasında bir usulsüzlük bulunmadığı, bir meblağ sigortası olan zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası kapsamında yapılan ödemelerin zarar sorumlusu olan diğer davalıların sorumlu oldukları tazminattan düşülemeyeceği, maluliyet raporunun denetime elverişli olmadığı, davacının kaza tarihinde askeri öğrenci olduğu, normalde 30.08.2008 tarihinde mezun olacakken, kaza nedeniyle 8 ay hava değişimi aldığı ve 30.08.2009 tarihinde mezun olduğu, davacının kaza olmasa dahi 30.08.2008 tarihinden önce astsubay olarak çalışmaya başlayamayacağının aşikar olduğu, bu durumda sürekli iş göremezlik zararının hesaplanmaya başlandığı 03.04.2007 tarihi ile davacının kaza olmasa idi astsubay olarak çalışmaya başlayacağı 30.08.2008 tarihleri arasında hesaplamanın asgari ücretten yapılması gerektiği, davacının tabi olduğu özel yasalar gereği erken emekliliği söz konusu olacağından kurumundan zorunlu emeklilik tarihinin sorularak bu tarihe kadarki dönemin aktif dönem olarak kabul edilerek hesaplamanın maaşına göre yapılması, bu tarihten sonraki dönemin ise pasif dönem olarak kabul edilerek hesaplamanın asgari ücrete göre yapılması gerektiği, bir meblağ sigortası olan zorunlu koltuk ferdi kaza sigortacısı olan davalı … Sigorta A.Ş’nin sorumluluğunun, diğer davalılardan farklı ve ayrı olduğu gözetilerek tespit edilen sakatlık oranı ve Genel Şartlar’a ekli cetvellere göre ödenmesi gereken meblağın, konusunda uzman bir bilirkişi marifetiyle tespit ettirilerek davalının sorumluluğunun tespiti gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabulüne, 293.260,79 TL sürekli iş göremezlik, 5.058,90 TL geçici iş göremezlik ve 500,00 TL ulaşım ve tedavi giderinin (belirtilen miktarın 10.000,00 TL kısmına kaza tarihi olan 03.01.2007 tarihinden, kalan 288.819,69 TL kısmına ise ıslah tarihi olan 27.09.2012 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi kaydı ile) davalı …’dan alınarak (davalı …. ve Mapfre Sigorta A.Ş.’nin belirtilen tazminat miktarlarından, poliçe limiti ile ve sorumluluk sırası Axa Sigorta A.Ş. ve Mapfre Sigorta A.Ş. olacak şekilde ve sigorta şirketlerinin belirtilen miktarın 10.000,00 TL kısmı yönünden dava tarihi olan 04.12.2009 tarihinden, bakiye 288.819,69 TL kısmı yönünden ise ıslah tarihi olan 27.09.2012 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile sorumlu oldukları göz önünde tutularak) tahsiline; davalı …. ve San. Ltd. Şti.’nin toplam 298.819,69 TL maddi tazminattan, 205.444,87 TL sürekli iş göremezlik, 5.058,90 TL geçici iş göremezlik ve 500,00 TL ulaşım ve tedavi gideri olmak üzere toplam 211.003,77 TL maddi tazminat ile sorumlu olması kaydı ile sorumlu olduğu toplam 211.003,77 TL tazminatın 10.000,00 TL kısmına kaza tarihi olan 03.01.2007 tarihinden, kalan 201.003,77 TL kısmına ise ıslah tarihi olan 27.09.2012 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi kaydı ile işbu davalıdan tahsiline; davalı … Sigorta A.Ş. yönünden 4.212,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi kaydı ile tahsiline, davalılarca yargılamanın devamı sırasında yapılan ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınmasına, manevi tazminat talebi hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulduğunu, bozma ilamında miktarın güncellenmesinden söz edilmediğini, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, raporlar arasında fahiş fark bulunduğunu ve bu çelişkinin giderilmediğini, maluliyet oranının daha yüksek olduğunu, Yapı Kredi Sigorta A.Ş’nin çok düşük bir meblağ ile sorumlu tutulmasını kabul etmediklerini, Yapı Kredi Sigorta A.Ş. ve … ve San. Ltd. Şti. lehine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirtmiştir. Davalı … ve San. Ltd. Şti. vekili; davacının zorunlu emeklilik yaşının değil emekliliğe hak kazanacağı yaşın dikkate alınması gerektiğini, ödemenin güncellenmesi gerektiğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı … sevk ve idaresindeki davalı … ve San. Ltd. Şti.’ye ait ve diğer davalı şirketlere sigortalı aracın karıştığı 03.01.2007 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi ve ulaşım gideri ile manevi tazminat talebine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin tüm, davalı …. ve San. Ltd. Şti. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dosya kapsamından, Sahil Güvenlik Komutanlığının 08.10.2020 tarihli yazısı ile davacının 18.02.2020 tarihinde adi malulen emekli olduğu ve ilişiği kesilmeden önce en son Sahil Güvenlik Hava Komutanlığı’nda görevli olduğunun bildirildiği, mahkemece hükme esas alınan hesap raporunda davacının muhtemel emeklilik yaşının 55 ve emeklilik tarihinin 2043 olduğunun kabulü ile hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacının askerlik görevinin emeklilik nedeniyle son bulduğu anlaşılmakla; gerçek gelirinin net biçimde saptanmasından sonra, daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden, tazminat hesabı konusunda ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre (temyiz eden davalı lehine oluşan kazanılmış haklar gözetilerek) karar verilmesi gerekirken, 2043 yılına dek asker maaşı üzerinden aktif dönem hesabı yapılmış olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
VI.
KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı …. ve San. Ltd. Şti. vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı …. ve San. Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının adı geçen davalı yararına BOZULMASINA, Aşağıda dökümü yazılı fazla alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı …. ve San. Ltd. Şti.’ye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay Kararlarıyla Ölümlü Trafik Kazalarında Manevi Tazminat Kriterleri
Ölümlü trafik kazalarında manevi tazminat taleplerine dair Yargıtay kararları, mahkemelerin hangi kriterlere göre karar vermesi gerektiğine ışık tutmaktadır. Yargıtay kararları, bu tür davalarda adaletin tesis edilmesi için önemli bir rehber niteliği taşır. Manevi tazminat belirlenirken olayın koşulları, tarafların kusur oranları ve taraflar arasındaki yakınlık değerlendirilmektedir. Aynı zamanda maddi zenginleşmeyi engellemek ve adaletli bir dengeyi sağlamak da sürecin temel esaslarındandır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin son kararlarına göre, ölümlü kazalarda manevi tazminat miktarı belirlenirken şu hususlar dikkate alınır:
- Olayın meydana geliş şekli: Kazanın oluş biçimi, olayın vahameti ve tarafların kusur durumları önemlidir. Örneğin, kazanın bir ihmalden kaynaklanıp kaynaklanmadığı değerlendirilir.
- Yakınlık derecesi: Hayatını kaybeden kişi ile tazminat talep edenler arasındaki duygusal bağ ve sosyal ilişki dikkate alınır.
- Zarar görenin yaşam koşulları: Mağdur tarafın sosyal ve ekonomik durumu göz önüne alınarak, manevi tazminat miktarının anlamlı bir rahatlama sağlayacak düzeyde olması gerekliliği sıkça vurgulanır.
Örneğin, bir kararında Yargıtay, kazada hayatını kaybeden kişinin anne ve babasının ruhsal bütünlüğünün ağır bir şekilde sarsıldığını tespit ederek, anne ve babanın talep ettiği manevi tazminat miktarını hakkaniyete uygun şekilde artırmıştır. Diğer yandan, kusur oranı yüksek olan bir mağdurun manevi tazminat miktarının düşürülmesi gerektiği de belirtilmiştir. Bu durumlar, ölümlü trafik kazalarında manevi tazminat yargıtay kararı ile adaleti sağlama çabasını göstermektedir.
Mahkemeler, Yargıtay’ın çizdiği bu kriterlerle dava dosyalarını değerlendirip, takdir yetkisini daha öngörülebilir bir şekilde kullanmaktadır. Bunun sonucunda uygulamada, ölümlü trafik kazasında manevi tazminat ne kadar sorusu, olayın tüm koşullarına göre şekillenen bir yanıt bulur. Bu nedenle Yargıtay’ın içtihatları, uygulamadaki tutarlılığın ve adaletin temel taşlarından biri olmaya devam etmektedir.
Ölümlü Trafik Kazasında Manevi Tazminat Ne Kadar Olabilir?
Ölümlü trafik kazası sonrasında manevi tazminat talebi, yaşanan acı, keder ve manevi yıkımın hukuk çerçevesinde bir nebze de olsa telafisini sağlamayı amaçlar. Ancak bu tazminatın miktarını kesin bir formül ile belirlemek mümkün değildir. Çünkü her olayın kendine has koşulları, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, kazaya sebebiyet veren tarafın kusur oranı gibi birçok husus mahkeme tarafından dikkate alınır.
Bahse konu davalarda ölümlü trafik kazalarında manevi tazminat yargıtay kararı, önemli bir dayanak teşkil etmektedir. Yargıtay, manevi tazminatın belirlenmesinde davanın tüm dinamiklerini göz önünde bulundurarak, mağdur yakınlarının durumunu bir bütün olarak değerlendirir. Örneğin, ölen kişinin aile bireyleriyle olan ilişkisi, manevi bağı ve vefattan kaynaklanan psikolojik etkiler gibi unsurlar tazminat miktarı üzerinde etkili olmaktadır.
Manevi tazminat ne kadar olabilir? sorusunun yanıtı, olayın özelliklerine göre değişmekle birlikte, mahkemelerin geçmiş kararlarına bakıldığında mağdurların ve mağdur yakınlarının duygusal zararlarını hafifletmek amacıyla farklı miktarların hükmedildiği görülmektedir. Örneğin, Yargıtay’ın çeşitli kararlarında, tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak, ancak adil bir teselli sağlayacak düzeyde olması gerektiği belirtilmiştir.
Bir ölümlü trafik kazasında mahkemenin tazminat tutarını belirlerken şu kriterleri dikkate alması olağandır:
- Kazadaki kusur oranları,
- Ölen kişinin yaşı ve ekonomik katkı potansiyeli,
- Tazminat talep edenlerin ölen kişiyle duygusal ve ekonomik bağı,
- Tarafların sosyal ve mali durumları.
Ayrıca unutulmamalıdır ki, trafik sigortası poliçeleri genelde maddi tazminatı kapsar, manevi tazminat ise sigorta kapsamı dışında tutulur. Dolayısıyla, manevi tazminat doğrudan kusurlu taraflardan talep edilmektedir. Ölümlü kazalardaki tazminat kararlarının öncüsü olan ölümlü trafik kazasında manevi tazminat ne kadar sorusu, büyük ölçüde somut olayın özellikleri ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamaları üzerinden yanıt bulur. Bu nedenle alanında uzman bir avukat desteği almak önem taşır. Ancak genellemek gerekirse ölümlü trafik kazasında manevi tazminat ortalama 50.000 TL ile 500.000 TL arasında değişmektedir.
Ölümlü Trafik Kazalarında Yargıtay Kararlarının Uygulamadaki Önemi
Ölümlü trafik kazalarında Yargıtay kararları, hukuki süreçlerin doğru şekilde ilerlemesi ve adaletli sonuçlar alınmasında kritik bir rol oynamaktadır. Özellikle manevi tazminat davalarında Yargıtay’ın verdiği kararlar, alt mahkemelere rehberlik ederek emsal teşkil eder. Bu kararların uygulanması, hukukun birliği ve öngörülebilirliği açısından önemlidir. Her somut olay kendi şartlarında değerlendirilse de, belirli kriterlerin ve ölçütlerin ışığında verilen kararlar, tarafların hak kaybını önlemeyi hedefler.
Örneğin, bir Yargıtay kararında davacının manevi tazminat talebinin ölümlü trafik kazasında manevi tazminat ne kadar olacağına dair belirli kriterler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Yargıtay, kusur oranları, olayın somut koşulları ve tarafların sosyoekonomik durumlarını dikkate alarak hakkaniyete uygun tazminat miktarlarının belirlenmesini önermektedir. Özellikle olayın taraflar üzerindeki duygusal etkileri, manevi tazminatın hesaplanmasında önemli bir unsur olarak kabul edilmektedir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin verdiği bazı kararlar, zarar gören kişilerin manevi tazminat talebinde bulunabilmeleri için yalnızca cismani zarar gerekliliğinin yeterli olduğunu ortaya koymuştur. Ölümlü trafik kazalarında, olayın vahametine göre makul bir manevi tazminat miktarı belirlenmesi gerektiği müştereken vurgulanır. Bu durum, ölümlü trafik kazalarında manevi tazminat yargıtay kararı doğrultusunda, davacıların yaşamış oldukları acının hukuki açından takdir edildiği bir alan yaratır.
Uygulamada Yargıtay’ın kararlarına sıkı sıkıya bağlı olarak hareket edilmesi, özellikle yerel mahkemelerin haksız uygulamalardan kaçınmasını sağlar ve taraflar arasındaki uyuşmazlıkların etkili şekilde çözülmesine katkıda bulunur. Böylece, yalnızca hak kayıpları önlenmekle kalmaz, aynı zamanda kazaların mağdurları ve yakınları biraz da olsa huzur bulabilir. Özetle, Yargıtay kararlarının kılavuzluğu sayesinde hukuki süreçlerde tutarlılık sağlanır ve adaletin tesis edilmesi kolaylaşır.
Sıkça Sorulan Sorular
Ölümlü trafik kazası sonrası manevi tazminat davası açılabilir mi?
Evet, ölümlü trafik kazaları sonrasında, ölen kişinin manevi ve ekonomik destekçisi olduğu yakınları manevi tazminat davası açabilir. Bu tür davalarda, ölen kişi ile davacıların duygusal bağlarının mevcudiyeti dikkate alınır. Ayrıca, davalı tarafın kusur oranı ve olayın özellikleri gibi faktörler dikkate alınarak tazminat miktarı belirlenir.
Ölen kişinin yakınları manevi tazminat talebi için hangi şartları yerine getirmelidir?
Ölen kişinin yakınlarının manevi tazminat talep edebilmesi için, trafik kazasında kusurlu tarafa karşı bir dava açmaları gerekir. Talep edilebilecek manevi tazminat miktarı belirlenirken, ölen kişi ile davacılar arasındaki duygusal bağ, ölen kişinin yaşadığı acı ve kusur oranı gibi temel unsurlar göz önünde bulundurulur. Manevi tazminat talebi için kan bağı zorunlu olmamakla birlikte, yakınlık ve duygu bağının ispatı gereklidir.
Ölümlü bir trafik kazasında hangi hallerde manevi tazminat miktarı artırılabilir?
Ölümlü trafik kazasında manevi tazminat miktarı ortalama 50.000 TL ile 500.000 TL arasındadır. Manevi tazminat miktarı, trafik kazasının meydana geliş şekli, tarafların kusur oranları, davalı ve davacının ekonomik durumları, ölen kişinin yaşı ve ölenle davacı yakınlığı gibi durumlar dikkate alınarak artırılabilir. Eğer kazaya neden olan kişi tamamen kusurluysa veya fiil ağır bir ihmal sonucu gerçekleştiyse, hakim yüksek bir manevi tazminat hükmedebilir.







