Hukuk

Zihinsel Ruhsal Davranışsal Bozukluklar: Maluliyet Oranı ve Tazminat

Zihinsel Ruhsal Davranışsal Bozukluklar: Maluliyet Oranı ve Tazminat

Zihinsel ruhsal davranışsal bozukluklar maluliyet oranı, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik (RG 20.02.2019-30692) ekinde yer alan Ek-2 Engel Oranları Alan Kılavuzuna göre belirlenir ve raporda yüzde (%) olarak yazılır. Kılavuz iki ayrı liste kullanır: kalıcı nitelikteki Zihinsel, Ruhsal, Davranışsal Bozukluklar listesi ile bir yıl sonra kontrol gerektiren Geçici Fonksiyon Kaybına Neden Olan Ruhsal Hastalıklar listesi. Her iki listede de oran, hastalığın adına ya da kişinin şikâyetlerine göre değil, tedaviyle ulaşılan işlevsellik düzeyine göre verilir.

Makale İçeriği

Bu ayrım tazminat dosyalarının kaderini belirler. Trafik kazası, haksız fiil ya da yaralanma sonrası ortaya çıkan şizofreni, depresyon, anksiyete bozukluğu veya travma sonrası stres bozukluğu için alınan bir psikiyatri raporu, “tedavi ile işlevselliği tam düzelen / kısmen düzelen / düzelmeyen” değerlendirmesini içermiyorsa engel oranı hesaplanamaz; Yargıtay bu eksiklikle kurulan hükümleri bozmaktadır. Aşağıda kılavuzun ruh sağlığı bölümündeki bütün oranları birebir tablolaştırdık, hangi rapor türünün hangi süreçte kullanıldığını ayırdık ve zihinsel, ruhsal, davranışsal bozukluklar tazminat hesabının hukuki dayanaklarını madde madde verdik.

Özet

Zihinsel ruhsal davranışsal bozukluklar maluliyet oranı, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik’in Ek-2 Alan Kılavuzu’ndaki iki listeden birine göre, işlevsellik düzeyi ölçütüyle belirlenir.

  • Kalıcı grup: zekâ işlev bozuklukları %25-100, şizofreni ve şizoaffektif bozukluk %45-80, sanrısal bozukluklar ve atipik psikozlar %0-80, yaygın gelişimsel bozukluklar %40-80.
  • Geçici grup (1 yıl sonra kontrol): bipolar bozukluk %0-70, yineleyen depresif bozukluk %0-40 (psikotik belirtili ağır nöbette %0-70), anksiyete bozuklukları %0-40, OKB ve travma sonrası stres bozukluğu %0-60, kişilik bozuklukları %0-20.
  • Oranı hastalığın adı değil “tedavi ile işlevselliği tam düzelen / kısmen düzelen / düzelmeyen” değerlendirmesi belirler; psikiyatri raporunda bu ibare yoksa oran hesaplanamaz.
  • Ek-2’de adı geçmeyen tanılarda (DEHB, karışık anksiyete ve depresif bozukluk, uyum bozukluğu) oran, Yönetmelik m.10/5 uyarınca vücut sistemleri üzerinden fonksiyon kaybı değerlendirilerek belirlenir.
  • Trafik kazası kaynaklı bozuklukta düzenlenen belge Ek-4 durum bildirir rapordur ve Yönetmelik m.9/2 uyarınca kurum tarafından resmî yazıyla istenir; birey bu rapora ancak itiraz edebilir.
  • Bireysel rapor itirazı teslimden 30 gün içinde il sağlık müdürlüğüne yapılır; hakem hastane kararı kesindir.

Zihinsel, Ruhsal ve Davranışsal Bozuklukların Tanımı ve Etkileri

Zihinsel, ruhsal ve davranışsal bozukluklar, bireyin günlük yaşamını etkileyen, duygusal, bilişsel ve davranışsal işlevlerde belirgin bozulmalara yol açan durumlar olarak tanımlanabilir. Bu tür bozukluklar, beynin işleyişinden kaynaklanabilir ve genetik faktörler, çevresel etkiler ya da travmatik yaşam deneyimleri gibi birçok neden sonucunda gelişebilir. Zihinsel, ruhsal, davranışsal bozukluklar maluliyet oranı belirlenirken bu bozuklukların türü ve kişinin yaşamını ne ölçüde etkilediği dikkatle değerlendirilir.

Mevzuat bu alanı tanımlarken sağlık terminolojisinden farklı bir dil kullanır. Yönetmelik m.4/(c), engellilik durumunu “bireyin doku, organ ve/veya fonksiyon ve psikiyatri tanısı ve buna bağlı muhakeme yeteneği kaybından kaynaklı engelliliğini uluslararası yöntemleri temel alarak belirleyen derecelendirmeler, sınıflandırmalar ve tanılamalar” olarak tarif eder. Yani ruhsal bozukluklarda ölçülen şey yalnızca tanı değil, tanının muhakeme yeteneği üzerindeki etkisidir. Değerlendirmede kullanılan sınıflandırma sistemi ise m.5 uyarınca İşlevsellik, Yetiyitimi ve Sağlığın Uluslararası Sınıflandırması (ICF)‘dır; kılavuzun “işlevsellik düzeyi” ölçütü buradan gelir.

Zihinsel bozukluklar, genellikle bireyin düşünce yetileri ve problem çözme becerilerinde zayıflamalara neden olabilir. Örneğin, şizofreni gibi ağır zihinsel rahatsızlıklar, bireyin gerçeklik algısını kaybetmesine yol açabilir ve yaşamında ciddi kısıtlamalara neden olabilir. Ruhsal bozukluklar ise depresyon, anksiyete gibi duygusal dengeyi bozan durumları içerir. Günlük yaşam aktivitelerini gerçekleştirmede zorluk, enerji eksikliği ve yoğun kaygı duygusu bu tür bozuklukların belirgin semptomlarıdır. Diğer yandan davranışsal bozukluklar, bireyin çevresiyle olan ilişkilerini ve toplumsal normlara uyum sağlamasını olumsuz etkiler. Örneğin, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), bireyin hem iş hem de sosyal yaşamında zorluklarla karşılaşmasına neden olabilir.

Bu bozukluklar sadece birey üzerinde değil, aynı zamanda çevresindeki kişiler ve toplumsal yapılar üzerinde de önemli etkiler bırakabilir. Çalışma yeteneğinin azalması, sosyal ilişkilerin zedelenmesi ve ekonomik bağımsızlığın kaybı gibi sonuçlar doğurabilir. Özellikle, bu tür rahatsızlıkların uzun süreli tedavi masraflarına, birey için psikolojik açıdan yıpratıcı bir sürece ve aileler için ciddi bir destek gereksinimine yol açtığı göz önünde bulundurulmalıdır.

Mevzuat, bu etkilerin şiddetini de kategorize eder. Yönetmelik m.4/(ğ) “kısmi bağımlı engelli birey”i günlük yaşam aktivitelerini yardım alarak gerçekleştirebilen kişi olarak; m.4/(m) “tam bağımlı engelli birey”i ise engel oranı %50 ve üzeri olup günlük yaşam aktivitelerini yardım almasına rağmen kendi başına gerçekleştiremeyen kişi olarak tanımlar. m.8/1-(f) bu ifadenin ilgili mevzuatın uygulanması bakımından ağır engellilik durumunu karşıladığını açıkça yazar. Ruhsal bozukluklarda bu eşik pratikte önemlidir: kılavuzda hafif düzey zekâ işlev bozukluğu %50, şizofrenide kısmi düzelme %65 oran ürettiği için bu tanılar tek başına %50 eşiğini aşabilir.

Tüm bu etkiler, hem sağlık hem de hukuk alanında bu bireylerin desteklenmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır. Zihinsel, ruhsal, davranışsal bozukluklar tazminat süreçlerinde, bu bozuklukların kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi ve kişinin yaşamına olan etkilerinin belgelenmesi temel taşlardan biridir. Bu sebeple, bireyin karşılaştığı problemleri doğru bir şekilde tanımlamak ve bu doğrultuda uygun çözümler geliştirmek hukuk ve adalet sistemi için son derece önemlidir.

Maluliyet Oranının Belirlenmesinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Zihinsel, ruhsal ve davranışsal bozuklukların değerlendirilmesi, maluliyet oranının doğru bir şekilde belirlenmesi açısından büyük bir öneme sahiptir. Bu süreçte tahmine ve genel ifadelere yer yoktur: oranın kaynağı tek bir metindir. Yönetmelik m.10/3, “bireyin engel durumu, sağlık kurulunca Ek-2’de yer alan engel alanları kılavuzunda bulunan engel oranlarına göre yüzde (%) olarak belirlenerek raporun ilgili bölümünde belirtilir” hükmünü taşır. Kılavuzda karşılığı olmayan bir oranı kurul kendiliğinden takdir edemez.

Ruhsal bozuklukta engel oranını hangi kurul belirler?

Engel oranını belirleyen organ, Yönetmelik m.6’da tanımlanan engellilik sağlık kuruludur. Kurul, kurul başkanı ile birlikte en az yedi daimi üyeden oluşur ve üyeler arasında ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı bulunması zorunludur (m.6/1-e). Diğer zorunlu branşlar iç hastalıkları, göz hastalıkları, kulak burun boğaz hastalıkları, genel cerrahi ve nörolojidir; fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı varsa kurulda yer alması zorunlu, yoksa ortopedi ve travmatoloji uzmanı katılır (m.6/3).

Tek bir uzmanlık dalını ilgilendiren engel durumlarında ise kurul, o daldan üç uzman hekimin katılımıyla oluşur (m.6/5). Halk arasında “üç doktorlu heyet raporu” denen yapı budur; yalnızca psikiyatrik bir tablo değerlendiriliyorsa üç ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanından oluşan bir kurul yeterlidir. m.6/4 ayrıca hastanın teşhis ve tedavisinde bizzat görev almış hekimin kurula katılmasını ya da görüşünü kurula bildirmesini öngörür — bu, uzun süreli psikiyatri takibi olan dosyalarda kritik bir güvencedir.

Kurul, oy çokluğuyla karar verir; oyların eşitliğinde kurul başkanının oyu yönünde karar alınmış sayılır (m.6/6). Karara itirazı olan üye muhalefet şerhini karar defterine gerekçeli olarak yazar; ancak ilgiliye verilecek veya kurumuna gönderilecek rapor nüshaları muhalefet gerekçesi yazılmaksızın bütün üyelerce imzalanır. Yani elinizdeki rapor nüshasında muhalefet şerhi görünmez; şerhin varlığı ancak karar defterinden anlaşılır.

Kurulun hangi hastanede toplanabileceği de serbest değildir. m.7/1 uyarınca rapor düzenlemeye yetkili sağlık kurum ve kuruluşları ile hakem hastaneler Sağlık Bakanlığınca belirlenir ve Bakanlığın internet sitesinde yayımlanır. m.7/2 ise açık bir yaptırım koyar: yetkili olmayan kuruluşların ya da m.6’daki kurulu teşkil edemeyen kuruluşların verdiği raporlar kurumlarca değerlendirmeye alınmaz. Bu nedenle başvurudan önce hastanenin yetkili listede olup olmadığının kontrol edilmesi gerekir; il bazlı yetkili kuruluş listelerini Ankara’da engelli sağlık kurulu raporu düzenlemeye yetkili sağlık kuruluşları yazımızda derledik.

Hangi kaza tarihinde hangi yönetmelik uygulanır?

Maluliyet oranlarının belirlenmesinde ölçüt, raporun düzenlendiği tarih değil olayın meydana geldiği tarihtir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 19.02.2026 tarihli E.2025/14818, K.2026/1901 sayılı kararında bu rejimi dönem dönem sıralamıştır: “Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008-01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.”

Olay (kaza) tarihiUygulanacak düzenleme
11.10.2008’den önceSosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü
11.10.2008 – 01.09.2013Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği
01.09.2013’ten sonraMaluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği
01.06.2015 – 20.02.2019Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik
20.02.2019 ve sonrasıErişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik (Ek-2 Alan Kılavuzu)
Kaynak: Yargıtay 4. HD 19.02.2026, E.2025/14818 K.2026/1901.

Yanlış dönemin yönetmeliğine göre hazırlanmış bir rapor, oranı doğru hesaplasa bile hükme esas alınamaz ve dosya yeniden rapor alınmak üzere geri döner. 2013 tarihli Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik m.18 ile yürürlükten kaldırılmıştır; m.14 ise mülga mevzuata erişkinler açısından yapılan atıfların yeni Yönetmeliğe yapılmış sayılacağını belirtir. Buna karşılık m.15/1, Yönetmeliğin yürürlüğünden önce düzenlenmiş sürekli ibareli raporlarla belirlenen tüm vücut fonksiyon kaybı oranlarının geçerliliğini koruduğunu açıkça yazar.

Engelli sağlık kurulu raporu ile maluliyet raporu aynı belge mi?

Hayır; en sık yapılan hata bu iki belgeyi tek belge sanmaktır. Engelli sağlık kurulu raporu (Ek-1) ya da kaza ve yaralanmaya bağlı durum bildirir rapor (Ek-4), engellilik sağlık kurulunca düzenlenir ve engel oranını yüzde olarak taşır. Tazminat davasında hükme esas alınan maluliyet raporu ise mahkeme veya hakem heyeti tarafından, Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu ya da üniversitelerin adli tıp anabilim dalından istenir. Yargıtay 4. HD, 19.02.2026 tarihli kararında bu belirlemenin “Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya üniversite hastanelerinin adli tıp anabilim dalı bölümleri gibi kuruluşlarının… oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak” yapılması gerektiğini belirtmiştir.

Üçüncü bir rejim daha vardır: Sosyal Güvenlik Kurumu’na tabi sigortalıların malullüğü. Yönetmelik m.2/3, 5510 sayılı Kanuna tabi sigortalılara bağlanacak sürekli iş göremezlik geliri, malullük aylıkları ve ölüm sigortasından bağlanacak aylıklar için istenecek durum bildirir raporların bu Yönetmelik kapsamında değerlendirilemeyeceğini hükme bağlamıştır. Yani iş kazası veya meslek hastalığı kaynaklı ruhsal bozuklukta engel oranı bu kılavuzdan okunmaz.

Engelli sağlık kurulu raporu (Ek-1)Kaza/yaralanma durum bildirir raporu (Ek-4)SGK maluliyet raporu
DayanakErişkin Engellilik Yön. m.8Erişkin Engellilik Yön. m.9Sağlık Raporları Yön. m.28 + 5510 m.95
Ne içinEngelli hakları, vergi indirimi, istihdamTrafik kazası, terör, yaralanma tazminatıMalullük aylığı, sürekli iş göremezlik geliri
Kim isterBirey veya vasisi dilekçeyle (m.8/1-a)Kurum, resmî yazıyla (m.9/2)Sigortalı / Kurum
Oran yazılır mıEvet, yüzde olarak (m.10/3)Evet, yüzde olarak (m.10/3)Yazılmaz; karar alanına “Karar Sosyal Güvenlik Kurumunca verilecektir.” yazılır (m.28/2, m.28/8)
Kronik hastalıkDahilBelirtilmez (m.9/3)Değerlendirmeye dahil
ÜcretGenel usulKurumlarca karşılanır; itirazda itiraz eden öder (m.17)Kurum usulü

Bireyselleştirilmiş değerlendirme de zorunludur. Her kişinin sağlık durumu farklı dinamiklere sahip olduğundan, bozuklukların kişinin yaşamına etkisi kişiselleştirilmiş bir şekilde ele alınmalıdır. Ağır zihinsel hastalıklar veya ciddi travmatik durumlar daha yüksek oranlarla sonuçlanabilirken, geçici nitelikteki tablolar daha düşük oranlarla değerlendirilebilir. Buna karşılık bu değerlendirme keyfî değildir: kurul, kılavuzun işlevsellik basamaklarından birini seçmek ve seçimini klinik bulgularla gerekçelendirmek zorundadır.

Tıbbi raporların hukuki değerlendirmeye uygun şekilde hazırlanması da çok büyük öneme sahiptir. Raporun şeffaf, detaylı ve eksiksiz olması, tazminat süreçlerinde yaşanabilecek aksiliklerin önüne geçebilir. Özellikle zihinsel, ruhsal, davranışsal bozukluklar tazminat başvurularında, sağlık kurulu raporunun açık ve anlaşılabilir olması kritik bir gerekliliktir. Sonuç olarak maluliyet oranının belirlenmesi hem tıbbi hem hukuki bilgi gerektiren teknik bir süreçtir; rapor içeriğinin mevzuattaki zorunlu unsurları taşıyıp taşımadığı, dosya bir avukat eşliğinde yürütülüyorsa daha erken aşamada fark edilir.

“Tedavi ile İşlevselliği Kısmen Düzelen” Ne Demek?

Bu ifade, ruhsal bozukluklarda engel oranını belirleyen tek ölçüttür. Kılavuz her iki listenin başında aynı cümleyi tekrarlar: “Engellilik oranları belirtilere göre değil, işlevsellik düzeylerine göre verilir.” Yani kurul “hastanın panik atakları var” ya da “uykusuzluk şikâyeti sürüyor” tespitiyle oran veremez; tedaviye rağmen kişinin günlük yaşam, sosyal ilişki ve iş işlevlerini hangi ölçüde sürdürebildiğine bakar. Üç basamak vardır ve aralarındaki fark, aynı tanıda oranın sıfırdan seksene çıkmasına yol açar.

İşlevsellik basamağıNe anlama gelirOran üzerindeki etkisi
Tedavi ile işlevselliği tam düzelenTedavi sonrasında kişi günlük yaşam, sosyal ve mesleki işlevlerini eskisi gibi sürdürebiliyorGeçici grupta oran %0; kalıcı grupta sanrısal bozukluk ve atipik psikozlarda da %0
Tedavi ile işlevselliği kısmen düzelenTedaviyle belirgin düzelme var ama işlevlerin bir kısmı kalıcı olarak kısıtlıAra basamak: OKB’de %40, anksiyetede %20, şizofrenide %65
Tedavi ile işlevselliği düzelmeyenUygun ve yeterli tedaviye rağmen işlevsellik geri kazanılamıyorGrubun üst sınırı: şizofrenide %80, OKB’de %60, kişilik bozukluğunda %20

Bu ölçüt bir usul kuralına dönüşmüş durumdadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 08.10.2025 tarihli E.2024/6767, K.2025/13823 sayılı kararında, trafik kazası sonrası travma sonrası stres bozukluğu iddia edilen bir dosyada devlet hastanesi psikiyatri polikliniğinden gelen durum bildirir raporu yeterli görmemiştir. Kararda raporun “tedavi ile işlevsellik değerlendirmesini içermediği“, kaza tarihinde yürürlükte olan Yönetmelik uyarınca “kişinin beyanlarına göre değil işlevselliğine göre sürekli engellilik değerlendirmesi yapıldığı” vurgulanmıştır. Aynı dosyada üniversite adli tıp anabilim dalı raporu, zihinsel ruhsal davranışsal bozukluk ile anksiyete ve travma sonrası stres bozukluğu arazı nedeniyle %25 oran belirlemiş, toplam maluliyet %27 olarak hesaplanmıştı.

Pratik sonuç şudur: elinizdeki psikiyatri raporunda tanı ve ilaç adı yazılı olsa bile “tedavi ile işlevselliği tam düzelen / kısmen düzelen / düzelmeyen” seçeneklerinden biri işaretlenmemişse, o rapor engel oranı hesabına elverişli değildir. Rapor talebinde bu ibarenin açıkça istenmesi, sonradan yaşanacak rapor çelişkilerinin önüne geçer.

Erişkinler İçin Engelli Sağlık Kurulu Raporları Engel Oranları Alan Kılavuzuna göre  “ZİHİNSEL, RUHSAL, DAVRANIŞSAL BOZUKLUKLAR maluliyet oranı :

Engellilik oranları belirtilere göre değil, işlevsellik düzeylerine göre verilir. Aşağıdaki liste, Ek-2 Alan Kılavuzu’nun “Zihinsel, Ruhsal, Davranışsal Bozukluklar” bölümünün tamamıdır; kalıcı nitelikteki altı tanı grubunu kapsar. Bir yıl sonra kontrol gerektiren tablolar bu listede değil, sayfanın devamındaki geçici fonksiyon kaybı listesinde yer alır.

Tanı grubuEngel oranı aralığı (%)
I- Zekâ işlev bozuklukları25 – 100
II- Şizofreni45 – 80
III- Şizoaffektif bozukluk (manik, depresif ve karışık tip)45 – 80
IV- Sanrısal bozukluklar (paranoya, paranoid psikoz, parafreni)0 – 80
V- Atipik veya başka türlü adlandırılamayan psikozlar0 – 80
VI- Yaygın gelişimsel bozukluklar40 – 80
Kaynak: Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik Ek-2 Engel Oranları Alan Kılavuzu (RG 20.02.2019-30692).

I- Zekâ İşlev bozuklukları Engel Oranı

Zekâ işlev bozukluklarında oran, işlevsellik basamağı değil ölçülmüş IQ aralığı üzerinden verilir; kılavuzun ruh sağlığı bölümünde bu ölçütü kullanan tek grup budur. Sınırda mental kapasite bile %25 oran üretir, çok ağır düzeyde ise oran %100’e çıkar.

DüzeyIQ aralığıEngel oranı (%)
a) Sınırda mental kapasite70 – 8025
b) Hafif50 – 6950
c) Orta35 – 4970
d) Ağır20 – 3490
e) Çok ağır20’nin altında100

Hafif düzeyden itibaren oran %50’ye ulaştığı için, m.4/(m)’deki tam bağımlılık değerlendirmesinin sayısal eşiği bu grupta erken karşılanır. Bağımlılık değerlendirmesi Ek-1 rapor formatında ayrı bir alandır ve m.8/1-(f) uyarınca “evet” ya da “hayır” yazılarak hiçbir suretle boş bırakılamaz; boş bırakılmış bir rapor eksiktir.

II- Şizofreni Engel Oranı

Şizofrenide oran tanının kendisinden değil tedaviye verilen yanıttan doğar. Kılavuz üç basamak tanımlar ve en alt basamak dahi %45’ten başlar — yani şizofreni tanısı konulmuş ve tedaviyle işlevselliği düzelmiş bir kişide bile oran sıfır değildir. Bu, sanrısal bozukluklar ve atipik psikozlardan (alt basamağı %0) belirgin bir farktır.

İşlevsellik düzeyiEngel oranı (%)
a) Tedaviyle işlevselliği düzelen45
b) Tedaviyle işlevselliği kısmi düzelen65
c) Tedaviyle işlevselliği düzelmeyen80

Kılavuz şizofreninin alt tiplerini ayrı satırlara bölmez. Paranoid şizofreni, dezorganize tip veya rezidüel tip ayrımı yapılmaksızın hepsi bu üç basamaklı ölçekten değerlendirilir; “paranoid şizofreni engel oranı” arayan kişinin bulacağı oran da bu tablodur. Buna karşılık paranoid psikoz ve paranoya, şizofreni değil IV- Sanrısal bozukluklar grubunda yer alır ve alt basamağı %0 olduğu için oranlar farklı işler. Tanı adının hangi grupta durduğu, sonucu doğrudan değiştirir.

III- Şizoaffektif bozukluk (manik, depresif ve karışık tip) Engel Oranı

Şizoaffektif bozukluk, kılavuzda şizofreniyle aynı oran ölçeğine tabidir; manik, depresif ve karışık tipler tek satırda toplanmıştır ve tip ayrımı orana etki etmez.

İşlevsellik düzeyiEngel oranı (%)
a) Tedaviyle işlevselliği düzelen45
b) Tedaviyle işlevselliği kısmi düzelen65
c) Tedaviyle işlevselliği düzelmeyen80

Şizoaffektif bozukluğun bu grupta oluşu önemlidir: tablo hem psikotik hem duygudurum belirtileri taşıdığı için pratikte “bipolar bozukluk” ya da “yineleyen depresif bozukluk” olarak kodlanabiliyor. Oysa bipolar bozukluk geçici fonksiyon kaybı listesinde ve üst sınırı %70; şizoaffektif bozukluk ise kalıcı listede ve alt sınırı bile %45. Aynı kişide tanının hangi başlıkla yazıldığı, oranı %0 ile %45 arasında değiştirebilir. Bu nedenle raporda tanı adının ICD kodu ile birlikte yazılması istenmelidir; Yönetmelik m.8/1-(c) muayene formuna klinik bulguların ICD kodlarıyla yazılmasını zaten zorunlu tutar.

IV- Sanrısal bozukluklar (paranoya, paranoid psikoz, parafreni) Engel Oranı

Kılavuzun dördüncü grubu, paranoya, paranoid psikoz ve parafreni tanılarını kapsar. Şizofreniden farkı alt basamağın %0 olmasıdır: tedaviyle işlevselliği düzelen kişiye bu grupta engel oranı verilmez. Üst basamakta ise oran şizofreniyle aynı seviyeye, %80’e çıkar.

İşlevsellik düzeyiEngel oranı (%)
a) Tedaviyle işlevselliği düzelen0
b) Tedaviyle işlevselliği kısmi düzelen40
c) Tedaviyle işlevselliği düzelmeyen80

“Delüzyonel bozukluk özür oranı” araması yapan kişilerin karşılığı bu tablodur; delüzyonel (sanrısal) bozukluk kılavuzda ayrı bir satır olarak değil bu grup içinde geçer. Grubun %0 basamağının varlığı, itiraz gerekçesi kurarken belirleyicidir: kurul “tedaviyle düzeldi” değerlendirmesi yaptıysa oran doğrudan sıfırlanır, bu nedenle işlevsellik basamağının hangi klinik bulgulara dayandırıldığı raporda açıkça görünmelidir.

V- Atipik veya başka türlü adlandırılamayan psikozlar Engel Oranı

Belirtileri tanımlı bir psikotik bozukluk kategorisine tam oturmayan tablolar bu grupta değerlendirilir. Oran ölçeği sanrısal bozukluklarla birebir aynıdır.

İşlevsellik düzeyiEngel oranı (%)
a) Tedaviyle işlevselliği düzelen0
b) Tedaviyle işlevselliği kısmi düzelen40
c) Tedaviyle işlevselliği düzelmeyen80

Bu grup, kılavuzda karşılığı bulunmayan psikotik tabloların düştüğü yerdir. Ancak psikotik olmayan bir tanı buraya yazılamaz; psikotik özellik taşımayan tablolar için doğru yol, Yönetmelik m.10/5’in adı geçmeyen hastalıklar kuralıdır.

VI- Yaygın gelişimsel bozukluklar Engel Oranı

Yaygın gelişimsel bozukluklarda kılavuz işlevsellik basamağı kullanmaz; her tanı için sabit bir oran verir. Asperger sendromu ve atipik otizmde oran %40, disintegratif psikoz, Rett sendromu ve otizmde %80’dir.

TanıEngel oranı (%)
Asperger Sendromu40
Disintegratif psikoz80
Rett Sendromu80
Atipik otizm (başka türlü adlandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluk)40
Otizm*80
* Kılavuzun dipnotu: “Beraberinde var olan bozukluklar ayrıca değerlendirilir.”

Yıldızlı dipnot pratikte oranı yükselten bir kuraldır: otizme eşlik eden zekâ işlev bozukluğu, epilepsi veya işitme kaybı ayrı ayrı değerlendirilir ve Balthazard formülüyle birleştirilir. Yalnız otizm satırından okunan %80 oran, eşlik eden tanılar hesaba katılmadığında eksik kalır.

Bu grupta yaş sınırı ayrıca kontrol edilmelidir. Yönetmelik m.2/2, 18 yaşını doldurmamış bireylerin engellilik değerlendirmesinin bu Yönetmelik kapsamında yer almadığını belirtir; çocuklar için Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik uygulanır ve orada oran değil özel gereksinim düzeyi belirlenir. m.11/6 uyarınca 18 yaşını doldurduğu için raporu geçersiz hâle gelenler, 18 yaşını doldurdukları tarihten itibaren üç ay içinde yeniden başvurmak zorundadır; süresinde başvuranların raporu 18 yaşın dolduğu tarihten itibaren geçerli sayılır. Üç aylık pencerenin kaçırılması, hakların kesintiye uğramasına yol açar.

GEÇİCİ FONKSİYON KAYBINA NEDEN OLAN RUHSAL HASTALIKLAR MALULİYET ORANI

Bu gruptaki hastalıklar 1 yıl sonra kontrol gerektirir. Engellilik oranları belirtilere göre değil, işlevsellik düzeylerine göre verilir. Kılavuzun ikinci ruh sağlığı listesi budur ve arama hacminin büyük bölümünü taşıyan tanılar — anksiyete bozuklukları, depresyon, bipolar bozukluk, obsesif kompulsif bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu, yeme bozuklukları, madde kullanımına bağlı bozukluklar ve kişilik bozuklukları — burada yer alır.

Tanı grubuTam düzelen (%)Kısmen düzelen (%)Düzelmeyen (%)
Organik hâllusinozis, organik katatonik ve organik delüzyonel bozukluklar04070
Organik duygu, anksiyete, disosiyatif ve duygusal labilite bozuklukları; hafif bilişsel bozukluk02540
Beyin hasarına bağlı davranış bozuklukları (organik kişilik bozukluğu, frontal lob sendromu, postkontüzyonel sendrom)02540
Manik nöbet, bipolar duygudurum bozukluğu04070
Yineleyen depresif bozukluk02040
Yineleyen depresif bozukluk, şimdiki nöbet psikotik belirtili olan/olmayan, ağır04070
Anksiyete bozuklukları (panik bozukluk, yaygın anksiyete bozukluğu, agorafobi) ve somatoform bozukluklar02040
Obsesif-kompulsif bozukluk04060
Travma sonrası stres bozukluğu04060
Yeme bozuklukları (anoreksia nervosa, bulimia nervosa)04060
Psikoaktif madde kullanımına bağlı ruhsal ve davranışsal bozukluklar02040
Kişilik bozuklukları01520
Kaynak: Ek-2 Engel Oranları Alan Kılavuzu, “Geçici Fonksiyon Kaybına Neden Olan Ruhsal Hastalıklar” bölümü.

I- Beyin hasarı, beyin işlev bozukluğu ve bedensel hastalıklara bağlı ruhsal bozukluklar engel oranı

Kılavuz bu grubu iki alt bende ayırır ve oranlar arasında iki kat fark vardır. Psikotik nitelikli tablolar (organik hâllusinozis, organik katatonik bozukluk, organik delüzyonel yani şizofreni benzeri bozukluklar) için oranlar %0 / %40 / %70‘tir. Psikotik olmayan tablolar (organik duygu ve affektivite bozuklukları, organik anksiyete bozuklukları, organik disosiyatif bozukluk, organik duygusal labilite yani astenik bozukluk, hafif bilişsel bozukluk) için ise %0 / %25 / %40‘tır.

Bu grup kafa travması geçiren kaza mağdurları için kritiktir: aynı kazadan sonra ortaya çıkan bir ruhsal tablo, organik temeli gösterilebiliyorsa buradan, gösterilemiyorsa ilgili birincil tanı grubundan değerlendirilir. Kafa travması sonrası nörolojik bulgular da eşlik ediyorsa değerlendirme çok branşlı hâle gelir; bu tür dosyalarda trafik kazası sonrası nörolojik bulguların maluliyet değerlendirmesi yazımızdaki ölçütler birlikte okunmalıdır.

II- Beyin hasarına bağlı davranış bozuklukları engel oranı

Kılavuz bu başlığın kapsamını parantez içinde sayar: organik kişilik bozukluğu, frontal lob sendromu ve beyin sarsılması sonrası postkontüzyonel sendrom. Oranlar %0 / %25 / %40’tır. Trafik kazalarında sık karşılaşılan “beyin sarsıntısı sonrası kişilik değişikliği” tablosunun kılavuzdaki adı budur; postkontüzyonel sendrom tanısının raporda birebir yazılması, oranın bu satırdan okunmasını sağlar.

Bipolar bozukluk engel oranı ve duygudurum bozuklukları

Manik nöbet ve bipolar duygudurum bozukluğu tek satırda değerlendirilir: tedaviyle işlevselliği tam düzelende %0, kısmen düzelende %40, düzelmeyende %70. Bipolar affektif bozukluk, bipolar mizaç bozukluğu gibi adlandırmalar da bu satıra girer. Grubun kalıcı listedeki şizoaffektif bozukluktan farkı, bir yıl sonra kontrol gerektirmesi ve tam düzelme hâlinde oranın sıfırlanmasıdır.

İşlevsellik düzeyiManik nöbet / bipolar bozukluk (%)
Tedavi ile işlevselliği tam düzelen0
Tedavi ile işlevselliği kısmen düzelen40
Tedavi ile işlevselliği düzelmeyen70

Depresyon engel oranı yüzde kaç? Yineleyen depresif bozukluk

Depresyonda oran, nöbetin ağırlığına göre iki ayrı satırdan okunur ve fark büyüktür. Yineleyen depresif bozuklukta oranlar %0 / %20 / %40’tır. Buna karşılık “yineleyen depresif bozukluk, şimdiki nöbet psikotik belirtili olan, olmayan, ağır” satırında oranlar %0 / %40 / %70’e çıkar. Yani nöbetin ağır nitelikte olduğunun raporda gösterilmesi, kısmi düzelmede oranı iki katına, düzelmeme hâlinde %40’tan %70’e çıkarır.

İşlevsellik düzeyiYineleyen depresif bozukluk (%)Şimdiki nöbet ağır / psikotik belirtili (%)
Tedavi ile işlevselliği tam düzelen00
Tedavi ile işlevselliği kısmen düzelen2040
Tedavi ile işlevselliği düzelmeyen4070

Kılavuz bu grubun sonuna ayrı bir kural koyar: “Yineleyen depresif bozukluğu olup, remisyonda olan kişilere engel oranı verilmemelidir.” Remisyon, belirtilerin geçtiği dönem anlamına gelir; bu nedenle rapor tarihindeki klinik durum oranı doğrudan etkiler. Uzun süreli takipte iyilik dönemine denk gelen bir muayene, oranın sıfır çıkmasına yol açabilir. Kılavuzda “kronik depresyon” adıyla ayrı bir satır bulunmaz; süreğen seyirli depresif tablolar da bu iki satırdan değerlendirilir.

Anksiyete bozukluğu engel oranı yüzde kaç rapor verilir?

Anksiyete bozukluklarında oran %0 / %20 / %40‘tır. Kılavuz bu satırın kapsamını parantez içinde sayar: panik bozukluk, yaygın anksiyete bozukluğu ve agorafobi; aynı satır somatoform bozuklukları da içerir. Yani yaygın anksiyete bozukluğu (F41.1) engel oranı ile panik bozukluk engel oranı arasında kılavuz düzeyinde fark yoktur; farkı yaratan tek şey işlevsellik basamağıdır.

İşlevsellik düzeyiAnksiyete bozuklukları ve somatoform bozukluklar (%)
Tedavi ile işlevselliği tam düzelen0
Tedavi ile işlevselliği kısmen düzelen20
Tedavi ile işlevselliği düzelmeyen40

Bu grup, arama hacminin en yoğun olduğu ama beklentiyle mevzuatın en çok ayrıştığı yerdir. Anksiyete bozukluğu için verilebilecek en yüksek oran %40’tır ve bu oran ancak uygun ve yeterli tedaviye rağmen işlevselliğin geri kazanılamadığı hâlde söz konusudur. Ayrıca grup geçici fonksiyon kaybı listesinde olduğu için rapor bir yıl sonra kontrol gerektirir; ilk raporun süreli düzenlenmesi kural, sürekli düzenlenmesi istisnadır. “Anksiyete yüzde kaç rapor alır” sorusunun tek cümlelik cevabı: tedaviyle düzelme varsa %0, kısmi düzelme varsa %20, düzelme yoksa %40.

Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) engel oranı

Obsesif-kompulsif bozukluk, anksiyete bozukluklarıyla aynı ana başlık altında sayılmasına rağmen kendi satırına ve daha yüksek oranlara sahiptir: %0 / %40 / %60. Yani kısmi düzelme hâlinde OKB, yaygın anksiyete bozukluğunun iki katı oran üretir. Raporda tanının “anksiyete bozukluğu” genel adıyla değil OKB olarak yazılması bu nedenle önemlidir; kılavuz iki tabloyu bilinçli olarak ayırmıştır.

Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) engel oranı

Travma sonrası stres bozukluğunda oranlar OKB ile aynıdır: %0 / %40 / %60. Kaza, saldırı, yaralanma veya yakın kaybı sonrası açılan tazminat dosyalarında en sık dayanılan psikiyatrik tanı budur ve Yargıtay içtihadı tam bu satır üzerinden şekillenmiştir.

Yargıtay 4. HD’nin 08.10.2025 tarihli E.2024/6767, K.2025/13823 sayılı kararında, kaza tarihinden itibaren psikiyatri takibi bulunan başvurucunun travma sonrası stres bozukluğu için aldığı durum bildirir rapor, işlevsellik değerlendirmesi içermediği için yeterli görülmemiş; Daire, “içerisinde psikiyatri uzmanının da bulunduğu” bir heyetten, “öncelikle psikiyatri konsültasyonu istenerek”, tedavi evrakları toplanarak, “bizzat muayenesi de yapılarak“, kaza ile illiyet bağı kuran ve maluliyetin bakiye ömür boyunca aynı oranda devam edip etmeyeceğini belirten yeni bir rapor alınmasını gerekli görmüştür. Dosya üzerinden, muayene yapılmadan hazırlanan raporlar bu ölçütü karşılamaz.

Yeme bozuklukları engel oranı

Anoreksia nervosa ve bulimia nervosa için oranlar %0 / %40 / %60’tır. Bu tanılarda beslenme bozukluğunun yol açtığı bedensel komplikasyonlar (endokrin, sindirim, kalp bulguları) ayrı sistem başlıklarından değerlendirilebilir ve Balthazard formülüyle birleştirilir; yeme bozukluğu satırından okunan oran tek başına tabloyu temsil etmeyebilir.

Psikoaktif madde kullanımına bağlı ruhsal ve davranışsal bozukluklar engel oranı

Kılavuz bu grubun kapsamını “duygulanım bozukluğu, alkol ve madde kullanımına bağlı psikotik bozukluk — alkol hâlusinozisi, alkol paranoyası —” olarak açar. Oranlar %0 / %20 / %40’tır. Psikotik nitelik taşımasına rağmen oranların sanrısal bozukluklardan (üst sınır %80) belirgin biçimde düşük tutulduğu tek psikotik gruptur.

Kişilik bozuklukları engel oranı

Kişilik bozukluklarında oranlar kılavuzun ruh sağlığı bölümündeki en düşük değerlerdir: %0 / %15 / %20. Tedaviyle düzelme olmasa bile oran %20’yi geçmez. Beyin hasarına bağlı organik kişilik bozukluğu ise bu satırda değil, yukarıdaki II- Beyin hasarına bağlı davranış bozuklukları satırındadır ve üst sınırı %40’tır — organik temelin gösterilmesi oranı iki katına çıkarır.

Geçici gruptaki oran iş başvurusunda ve vergi indiriminde kullanılır mı?

Kullanılmaz. Kılavuz bu listenin sonuna açık bir not düşer: “İş başvuruları ve vergi indiriminde bu derecelendirme dikkate alınmaz. Geçici fonksiyon kaybına neden olan ruhsal hastalıklar bir yıl sonra değerlendirilip kesin karara varılır.” Yani anksiyete bozukluğu, depresyon, OKB veya travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle bu listeden verilen bir oran, engelli kadrosundan işe yerleşme ya da Gelir Vergisi Kanunu m.31 kapsamındaki engellilik indirimi için dayanak olmaz.

Bu sınır tazminat hukukunu kapsamaz. Haksız fiilden doğan maddi ve manevi tazminat talebinde mahkeme, kişinin çalışma gücündeki azalmayı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre değerlendirir; geçici gruptan verilmiş bir oranın idari haklarda kullanılamaması, o oranın tazminat hesabında dikkate alınmasını engellemez. Bir yıl sonraki kontrol muayenesinin sonucu ise dosyada belirleyici olur: kalıcılığın tespit edilmesi hâlinde oran sürekli hâle gelir. Vergi indirimine esas raporlarda ayrıca Yönetmelik m.13 uyarınca, raporu düzenleyen kuruluşça işverenin bulunduğu yerdeki İl Vergi Dairesi Başkanlığına (vergi dairesi olmayan illerde İl Defterdarlığına) gönderilen rapor esas alınır.

Kılavuzda Adı Geçmeyen Tanılar: DEHB, Karışık Anksiyete ve Depresif Bozukluk, Uyum Bozukluğu

Ek-2 Alan Kılavuzu’nun ruh sağlığı bölümünde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), karışık anksiyete ve depresif bozukluk (F41.2) ve uyum bozukluğu için müstakil bir satır yoktur. Bu, “oran verilmez” anlamına gelmez. Yönetmelik m.10/5 doğrudan bu durumu düzenler: “Bireyin engellilik durumu, Ek-2’de hastalığın adı yer almasa bile, vücut sistemleri üzerinden fonksiyon kayıpları değerlendirilerek belirlenir.”

Bu hüküm kurula kılavuz dışına çıkma yetkisi vermez; kurulu, tanının yol açtığı fonksiyon kaybını kılavuzun sistem başlıklarından karşılamaya yönlendirir. Uygulamada üç sonuç doğar:

  • Tanı adının tek başına aranması yetersizdir. “DEHB engel oranı yüzde kaç” sorusunun kılavuzda sabit bir cevabı bulunmaz; belirleyici olan, dikkat ve dürtü denetimi kaybının hangi işlevleri ne ölçüde kısıtladığıdır.
  • Karma tablolarda hangi satırın uygulandığı raporda gösterilmelidir. Karışık anksiyete ve depresif bozukluk, kılavuzun anksiyete bozuklukları satırında sayılan üç tanıdan (panik bozukluk, yaygın anksiyete bozukluğu, agorafobi) biri değildir; hangi satırın esas alındığı ve gerekçesi rapordan okunabilmelidir.
  • Değerlendirme ICF üzerinden yapılır. m.5 uyarınca sınıflandırma sistemi İşlevsellik, Yetiyitimi ve Sağlığın Uluslararası Sınıflandırması olduğundan, adı geçmeyen tanıda da ölçülen şey işlevsellik kaybıdır.

Rapor talebinde ICD kodunun yazılmasını istemek bu noktada işe yarar. Yönetmelik m.8/1-(c), engele ilişkin klinik bulguların ICD kodlarıyla birlikte muayene formuna yazılmasını zorunlu tutar; kod yazılırsa hangi tanı grubunun esas alındığı ve dolayısıyla hangi satırdan oran verildiği denetlenebilir hâle gelir.

Ruhsal ve Duygusal Engelli Ne Demek? Raporda Engel Grubu Nasıl Yazılır?

“Ruhsal ve Duygusal”, Ek-1 Erişkinler İçin Engellilik Sağlık Kurulu Raporu formunun V. Kişinin Engel Grubu bölümünde yer alan sekiz seçenekten biridir. Yönetmelik m.8/1-(e) bu alanın doldurulmasını zorunlu kılar: “Raporun ilgili kısmına bireyin engel grubu belirtilir. Birden fazla engel grubu işaretlenebilir, bu kısım boş bırakılmaz.

Ek-1 formundaki engel grupları
Ortopedik
Zihinsel
Görme
Ruhsal ve Duygusal
İşitme
Süreğen (Kronik)
Dil ve Konuşma
Sınıflanamayan

Ruh sağlığı tanıları bu iki gruba dağılır: zekâ işlev bozuklukları ve yaygın gelişimsel bozukluklar tipik olarak Zihinsel, şizofreni, duygudurum bozuklukları, anksiyete bozuklukları ve kişilik bozuklukları ise Ruhsal ve Duygusal grubunda işaretlenir. Birden fazla grubun işaretlenebilmesi, örneğin zekâ işlev bozukluğu ile eşlik eden depresif tablonun ayrı ayrı görünmesini sağlar.

Formun iki alanı daha ruhsal bozukluklarda tartışma yaratır. Birincisi “Çalıştırılamayacağı işlerin niteliği” alanıdır; Yönetmelik m.8/1-(h) bu alanın mutlaka doldurulmasını ister, Ek-1’in dipnotu ise yalnızca “engel durumuna göre iş alanlarının genel olarak” belirtilmesini öngörür. Ancak 19.05.2026 tarihli ve 33258 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Raporları Yönetmeliği m.8/6, fonksiyon kayıplarının “hangi işlerle ilgili olduğu ve hangi işlere mâni olduğu bilgisine raporda yer verilmez” demektedir; aynı Yönetmeliğin m.70/2’si, diğer yönetmeliklerdeki aykırı hükümler karşısında kendi hükümlerinin uygulanacağını belirtir. m.8/5-(a) ise ilgili mevzuatta o rapor için özel bir sağlık kriteri belirlenmiş olması hâlini istisna tutar. İki metin arasındaki bu gerilim uygulamada Bakanlık düzenlemeleriyle çözülmekte olup, rapor içeriğine ilişkin güncel formatın kontrol edilmesi gerekir.

İkincisi, Ek-1’in üçüncü dipnotudur: “Bu rapordan önceki raporlar süresine bakılmaksızın yapılacak yeni başvurular bakımından geçersizdir.” Yeni bir rapor alındığında eski rapor, süresi dolmamış olsa bile sonraki başvurular bakımından işlevini yitirir. Tazminat dosyasında lehe olan bir raporun yenilenmesi talebi bu nedenle dikkatle değerlendirilmelidir.

Ruhsal Bozuklukta Engelli Sağlık Kurulu Raporu Nasıl Alınır?

Engelli sağlık kurulu raporunun alınma usulü Yönetmelik m.8’de adım adım düzenlenmiştir. Süreç, bireyin ya da vasisinin başvuru dilekçesiyle rapor vermeye yetkili sağlık kuruluşuna başvurmasıyla başlar; sağlık beyanına uygun olarak ilgili poliklinikler belirlenir ve süreç başlatılır.

  1. Başvuru ve poliklinik muayenesi. Muayene formuna poliklinik muayene tarihi ve kayıt numarası yazılır (m.8/1-b). Ruhsal bozuklukta ruh sağlığı ve hastalıkları polikliniği devreye girer.
  2. Klinik bulguların yazılması. Engele ilişkin klinik bulgular, ICD kodları, radyolojik tetkikler, laboratuvar bilgileri, tanı, fonksiyon kaybı ve engel oranı, Ek-2’deki muayene formuna uygun yazılır, imzalanır ve kaşelenir (m.8/1-c).
  3. Gerekirse konsültasyon. Hastanede ilgili branş hekimi yoksa ya da tetkikler yapılamıyorsa, konsültasyon formuyla en yakın sağlık kuruluşundan konsültasyon ve tetkik hizmeti alınır; tamamlanan formlar kurula sevk edilir (m.8/1-ç).
  4. Kurul değerlendirmesi. Kurul, bireyi bizzat görerek engellilik durumunu belirler (m.8/1-d). Dosya üzerinden değerlendirme kural değildir.
  5. Engel grubu ve bağımlılık. Engel grubu işaretlenir (m.8/1-e), bağımlılık değerlendirmesi alanına “evet” ya da “hayır” yazılır ve bu alan boş bırakılamaz (m.8/1-f).
  6. Sisteme kayıt. Rapor sisteme kaydedilir. Sistemden rapor numarası alınmadan düzenlenen raporlar geçersizdir (m.8/1-g) — elinizdeki raporda rapor numarasının bulunup bulunmadığı ilk kontrol edilecek şeydir.
  7. Nüsha ve fotoğraf. Rapor, kurum müracaatlarında üç, bireysel müracaatlarda iki nüsha düzenlenir (m.8/1-ğ) ve raporda bireyin son altı ay içinde çekilmiş fotoğrafı zorunludur (m.8/1-i).
  8. Süre. Rapor, başvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde tamamlanır (m.8/1-j). Aynı süre, 19.05.2026 tarihli Sağlık Raporları Yönetmeliği m.8/8’de de yer alır.

“Heyet raporu” ve “üç doktorlu heyet raporu” gibi günlük dildeki adlandırmalar da bu belgeyi anlatır: sağlık kurulu raporu, üç veya daha fazla uzman hekimin katılımıyla düzenlenen rapordur. Rapor alma sürecinin genel işleyişini heyet raporu nasıl alınır yazımızda ayrıntılı anlattık.

Raporun tek başına hak doğurmadığı da unutulmamalıdır. Yönetmelik m.10/1 açık hükümdür: “Bireyin elde edeceği sosyal haklar, hizmetler veya kazanımlar raporlar dikkate alınarak ilgili kurumlarca ayrıca belirlenir. Raporlar, tek başına hakların verilmesi için dayanak teşkil etmez. İlgili mevzuata göre diğer şartların da ayrıca sağlanması zorunludur.”

Trafik Kazası Sonrası Ruhsal Bozuklukta Hangi Rapor Alınır?

Trafik kazası, düşme, terör olayı ya da başka bir yaralanma sonucu ortaya çıkan ruhsal bozuklukta düzenlenecek belge, engelli sağlık kurulu raporu değil Erişkinler İçin Terör, Kaza ve Yaralanmaya Bağlı Durum Bildirir Sağlık Kurulu Raporudur (Ek-4). Yönetmelik m.9/1 bunu şart olarak koyar: iş kazası ve/veya meslek hastalığı dışındaki terör, kaza ve yaralanma nedeniyle meydana gelen fonksiyon kayıplarında Ek-4 raporu düzenlenir.

Sürecin öznesi burada değişir ve en sık yapılan usul hatası buradan doğar. m.9/2 uyarınca bu rapor, kurumlar tarafından resmî yazı ile, terör/kaza/yaralanmaya ilişkin belgelerle birlikte yetkili sağlık kuruluşundan talep edilir. Ek-4 formunun “Müracaat Şekli” bölümünde de yalnızca üç kutu vardır: Kurumsal Müracaat, Kurumsal İtiraz ve Kişisel İtiraz. Formda “kişisel müracaat” kutusu bulunmaz. Yani kazazede bu raporu kendi dilekçesiyle başlatamaz; talebi mahkeme, hakem heyeti, sigorta şirketi ya da ilgili kurum yapar, birey ise düzenlenen rapora itiraz edebilir.

Ek-4 formunun “Kaza/Yaralanma Nedeni” alanında işaretlenebilecek seçenekler trafik kazası, terör olayları, düşme ve açıklama yazılmak kaydıyla diğerdir. Raporun içeriğine ilişkin iki kural, ruhsal bozukluk dosyalarında doğrudan sonuç doğurur:

  • Kronik hastalıklar dışarıda kalır. m.9/3: “Raporda, var olan kronik hastalıklara ilişkin fonksiyon kayıpları belirtilmez.” Kazadan önce süregelen bir psikiyatrik tablo varsa, Ek-4 raporu yalnızca kazaya bağlanabilen kısmı yansıtır. Bu, illiyet bağı tartışmasının mevzuattaki karşılığıdır.
  • Tedavi sürerken süreli, bittikten sonra sürekli/süreli rapor. Aynı fıkra, tıbbi tedavi ve rehabilitasyon süreci esnasında süreli, tamamlandıktan sonra sürekli/süreli rapor verilmek üzere fonksiyon kayıplarının değerlendirilmesini öngörür. Psikiyatrik tedavi devam ederken alınan rapor, kalıcılığı ortaya koymaz.

Rapor ücreti de farklı bir rejime tabidir. m.17 uyarınca Ek-4 raporunun ücreti ve tespite yönelik işlem bedelleri kurumlarca karşılanır; rapora itiraz edilmesi hâlinde bu bedeller, itiraz eden kişiyse kişi tarafından, kurumsa kurum tarafından ödenir. Trafik kazası kaynaklı rapor sürecinin bütünü için trafik kazasında sağlık kurulu raporu nasıl alınır yazımıza bakabilirsiniz.

Ruhsal Bozukluk Engelli Raporu Kaç Yıl Geçerlidir?

Sabit bir yıl sayısı yoktur; geçerlilik süresi raporun kendisinde yazılıdır. Yönetmelik m.11/1: “Rapor sürekli veya süreli olarak düzenlenir, raporda geçerlilik süresi mutlaka belirtilir.” Ruhsal bozukluklarda bu ayrım, tanının hangi listede olduğuyla doğrudan bağlantılıdır.

DurumRapor türüDayanak
Engel durumunun ilaç, cerrahi veya rehabilitasyonla azalma ihtimali var; bulgular tam görünmüyorSürelim.11/2
Engel durumunun sabit kalması veya artması söz konusuSüreklim.11/3
Geçici fonksiyon kaybına neden olan ruhsal hastalıklar (anksiyete, depresyon, OKB, TSSB, bipolar, madde, kişilik)Bir yıl sonra kontrolEk-2 Alan Kılavuzu

Süre içinde durumun değişmesi hâlinde bekleme gerekmez: m.11/4 uyarınca yeni bir engel durumunun ortaya çıkması veya mevcut durumun değişmesi hâlinde, bireyin talebi ve ilgili branş hekiminin kurula sevki uygun görmesi üzerine süre aranmaksızın yeniden değerlendirme yapılır ve yeni rapor düzenlenir. m.11/7 ise süreli raporlarda, sürenin bitmesine altı aydan kısa süre kalması hâlinde talep üzerine yeni rapor verilebileceğini belirtir. Kurumlar da m.11/5 uyarınca gerekçesini yazılı olarak belirterek kontrol muayenesi talep edebilir.

Rapora İtiraz: Süre, Merci ve Hakem Hastane

Rapora itiraz Yönetmelik m.12’de düzenlenmiştir ve süre bireyler için kesindir. İtiraz, engelli birey, vasisi veya raporu talep eden kurum tarafından il sağlık müdürlüğüne yapılır. Bireysel itirazlar, raporun ilgilisine teslim tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılmalıdır; süresinde yapılmayan itirazlar değerlendirilmez. Kurum itirazları gerekçe belirtilerek yazılı yapılır ve kurum itirazlarında süre aranmaz.

  • İkinci rapor. İtiraz üzerine birey, müdürlükçe yetkili en yakın farklı bir sağlık kuruluşuna gönderilir; önceki rapor farklı bir kuruluştan alınmışsa sürekli izleminin yapıldığı kuruluşa yönlendirilir (m.12/2).
  • Kararlar aynı yönde ise rapor kesinleşir. Sonuçlar farklıysa ve itiraz sürüyorsa müdürlük en yakın hakem hastaneye yönlendirir; hakem hastane kararı kesindir (m.12/2).
  • Hakem hastaneden alınmış olmak yetmez. m.12/3: ilk veya itiraza istinaden alınan ikinci rapor hakem hastaneden alınmış olsa dahi hakem hastane raporu olarak kabul edilmez. Yani hakem hastane sıfatı, ancak itiraz sürecinin üçüncü aşamasında kazanılır.
  • Altı ay kuralı. Hakem hastane kararıyla ya da süresinde itiraz edilmeyerek kesinleşen rapor hakkında aynı gereksinim alanıyla ilgili yeni rapor başvurusu en erken altı ay sonra kabul edilir (m.12/5).
  • Kaza raporlarında kapı kapanabilir. m.12/6: terör, kaza ve yaralanma nedeniyle verilen, tedavi ve rehabilitasyonla engel oranının değişmeyeceği hakem hastane kararıyla kesinleşen sürekli ibareli raporlar için yeni rapor başvurusu kabul edilmez.

Otuz günlük sürenin kaçırılması, ruhsal bozukluk dosyalarında en pahalı hatalardan biridir: rapor kesinleşir, aynı alanda yeni başvuru için altı ay beklenir ve tazminat davasında dosyaya sunulacak belge o rapor olur. Rapor teslim tarihinin belgeyle kayda geçirilmesi bu nedenle önemlidir.

Birden Fazla Tanı Varsa Oranlar Nasıl Birleştirilir? Balthazard Formülü ve 65 Yaş Kuralı

Birden fazla hastalık veya fonksiyon kaybı varsa oranlar toplanmaz; Yönetmelik m.10/4 uyarınca Ek-2 kılavuzu esas alınarak Ek-3’teki Balthazard yöntemiyle birleştirilir. Aynı fıkra, çoğu kaynakta atlanan bir kural daha içerir: “65 yaş ve üzeri bireylerin engellilik oranına Balthazard formülü ile %10 eklenerek engel oranı belirlenir.”

Formülün işleyişi Geçici m.2’de adım adım tanımlanmıştır: oranlar ayrı ayrı tespit edilir, en yükseğinden başlanarak sıraya konulur, en yüksek oran %100’den çıkarılır, kalan miktar sıradaki ikinci oranla çarpılır, çarpımın yüze bölümünden çıkan rakam en yüksek orana eklenir. İkiden fazla engel varsa bulunan sonuç birinci sıraya, üçüncü oran ikinci sıraya alınarak formül tekrarlanır. Aynı madde, kılavuzda aksi belirtilmedikçe bu yöntemin uygulanacağını söyler; yani bazı alan başlıklarında kılavuzun kendi birleştirme kuralı önce gelir.

Ruhsal bozukluklarda bu hesap iki yerde devreye girer: otizme eşlik eden bozukluklarda (VI- grubunun dipnotu) ve kaza sonrası hem bedensel hem psikiyatrik araz bulunan dosyalarda. Yargıtay 4. HD’nin 08.10.2025 tarihli kararına konu olan dosyada dirsek ve el bileği kısıtlılıkları %2 ve %1, ruhsal araz %25 olarak belirlenmiş, toplam maluliyet %27 hesaplanmıştı. Kendi raporunuzdaki oranları bu yöntemle birleştirmek için Balthazard hesaplama tablosu yazımızdaki aracı kullanabilirsiniz.

Zihinsel ve Ruhsal Bozuklukların Tazminat Süreçlerine Etkisi

Zihinsel ve ruhsal bozukluklar, bireylerin günlük yaşam aktivitelerini doğrudan etkileyen ciddi sağlık sorunları arasında yer alır. Bu durumların bir kısmı kalıcı bir şekilde bireyin yaşam standardını düşürücü nitelikte olabilir. Özellikle trafik kazası, iş kazası ya da haksız fiil sonucu oluşan zihinsel, ruhsal ve davranışsal bozukluklar, hukuk çerçevesinde maluliyet oranı belirleme sürecinde dikkate alınır. Zihinsel ruhsal davranışsal bozukluklar maluliyet oranı, kişinin ekonomik ve sosyal yaşama katılımındaki kısıtlılığı kapsamlı bir şekilde değerlendiren önemli bir ölçüttür.

Tazminat davasında maluliyet oranı, zararın kapsamını belirleyen çarpandır. Yargıtay 4. HD’nin yerleşik ifadesiyle, “haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur” ve bu belirleme, “kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre” yapılır (08.10.2025, E.2024/6767 K.2025/13823).

Ruhsal bozukluk dosyalarında hükme esas raporun karşılaması gereken ölçütler içtihatta netleşmiştir. Rapor, tedavi evrakları toplanarak, kişinin bizzat muayenesi yapılarak, içinde psikiyatri uzmanı bulunan bir heyetten alınmalı; kaza ile illiyet bağını kurmalı; maluliyetin bakiye ömür boyunca aynı oranda devam edip etmeyeceğini belirtmeli ve gerekçeli, denetime elverişli olmalıdır. Dosyada birden fazla ve farklı oran içeren rapor varsa, çelişki giderilmeden hüküm kurulamaz; Daire bu eksiklikle verilen kararları eksik inceleme nedeniyle bozmaktadır.

Bu süreçte dikkat edilmesi gereken birkaç kritik adım vardır:

  • Kişinin yaşadığı ruhsal veya zihinsel bozukluğun tıbbi olarak kanıtlanması ve kaza tarihinden itibaren düzenli takip evraklarının toplanması.
  • Raporların, olay tarihinde yürürlükte olan yönetmelik ve ekindeki cetvellere uygun şekilde, işlevsellik değerlendirmesini içerecek biçimde hazırlanması.
  • Hukuki prosedürlere hâkim bir avukatın rehberliğinin alınması ve rapor talep dilekçesinde hangi hususların sorulmasını istediğinizi açıkça yazmanız.

Ruhsal ve zihinsel bozuklukların tazminat süreçlerine etkisi, maddi ve manevi iki ana kategoride kendini gösterir. Maddi tazminat, kişi ya da yakınlarının kaybettiği gelir, tedavi masrafları ve destekten yoksun kalma durumlarını kapsarken; manevi tazminatlar, yaşanan acı ve üzüntüler sonucu bireyin moral kaybını telafi amacıyla belirlenir. Örneğin, zihinsel ruhsal davranışsal bozukluklar tazminat hesaplanmasında, maluliyet oranı ile kişinin kazancı arasındaki ilişki temel alınır.

Sonuç olarak, zihinsel ve ruhsal bozukluklar hem hukuki hem de tıbbi süreçlerde büyük dikkat gerektirir. Bu bozukluklardan etkilenen bireylerin hem tazminat talebinde sonuca ulaşabilmesi hem de sürecin adaletle yürütülmesi için sağlam delillere ve doğru düzenlenmiş raporlara ihtiyaçları bulunmaktadır.

Tazminat Taleplerinde Maluliyet Oranı ve Hukuki Sürecin Detayları

Tazminat talep süreçlerinde maluliyet oranı, mağduriyetin boyutunu değerlendirmede ve adil bir zarar tazmini sağlanmasında kritik bir unsur olarak öne çıkar. Özellikle zihinsel ruhsal davranışsal bozukluklar maluliyet oranı, bireylerin yaşam kalitesine etkileri nedeniyle titizlikle ele alınmalıdır. Bu oran, mağdurun mevcut durumunun iş gücüne, günlük yaşama ve sosyal hayata etkilerinin tıbbi ve hukuki açıdan değerlendirilmesiyle belirlenir.

Ruhsal maluliyette hangi tazminat kalemleri istenebilir?

Bedensel zararın kalemleri Türk Borçlar Kanunu m.54’te sayılmıştır: tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar. Maddedeki “özellikle” ibaresi, sayımın örnekleyici olduğunu gösterir. Manevi tazminat ise m.56’ya dayanır; hâkim, olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene uygun bir miktar ödenmesine karar verebilir.

KalemDayanakRuhsal maluliyette karşılığı
Tedavi giderleriTBK m.54/1Psikiyatri muayene, ilaç, psikoterapi giderleri
Kazanç kaybıTBK m.54/2Tedavi ve iyileşme döneminde çalışılamayan süre
Çalışma gücünün azalmasından doğan kayıpTBK m.54/3Engel oranına göre hesaplanan sürekli iş göremezlik tazminatı
Ekonomik geleceğin sarsılmasıTBK m.54/4Oran düşük olsa bile mesleğin icrasını güçleştiren durumlar
Manevi tazminatTBK m.56Ruhsal acı ve yaşam kalitesi kaybı

Ruhsal maluliyet tazminatı nasıl hesaplanır?

Sürekli iş göremezlik tazminatı, kişinin geliri ile engel oranı esas alınarak, aktif ve pasif dönemleri kapsayan bir bakiye ömür hesabı üzerinden bulunur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 21.04.2022 tarihli E.2021/8471, K.2022/7679 sayılı kararında benimsenen yönteme göre bakiye ömür TRH 2010 yaşam tablosundan alınır ve işleyecek dönem %10 artırım / %10 iskonto esasına göre (progresif rant) hesaplanır. Sigorta şirketlerinin savunmalarında sık talep ettiği %1,8 teknik faiz uygulanmaz; bu oranın dayanağı olan genel şartlara atıf ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli E.2019/40, K.2020/40 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Bir bilirkişi raporunda %1,8 teknik faiz kullanılmış olması, tek başına itiraz gerekçesi oluşturur.

Hesabın mantığını kendi verilerinizle görmek isterseniz iş göremezlik tazminatı hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz. Aracın sonucu bir bilirkişi raporunun yerine geçmez; büyüklük mertebesini görmeye yarar.

Faiz ve mahsup: TBK m.55’in yeni fıkraları

7589 sayılı Kanunla Türk Borçlar Kanunu m.55’e eklenen fıkralar, faiz başlangıcını ikiye ayırmıştır: kazancın bilindiği döneme ilişkin tazminata olay tarihinden, bilinemediği döneme ilişkin tazminata ise karar tarihinden kanuni faiz işler. Tahkikat başlayana kadar ödenen bedel ise nominal değil oransal olarak mahsup edilir. Bu düzenleme, lafzında “çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar” kalemini birebir saydığı için ruhsal maluliyet dosyalarını doğrudan kapsar. Geçiş hükmü uyarınca fıkralar yalnızca 31.07.2026’dan sonra meydana gelen olaylara uygulanır; ölçüt olay tarihidir.

Dava yolu, süre ve usul

Usul tarafında da yeni bir rejim vardır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.107’de düzenlenen belirsiz alacak davası, 7589 sayılı Kanunla 31.07.2026 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır. Aynı Kanunla HMK m.109’a eklenen dördüncü fıkra uyarınca kısmi davada talep, bir defaya mahsus olmak üzere ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikat sona erene kadar artırılabilir; zamanaşımı, artırılan kısım için de dava tarihinden kesilir. Geçiş hükmü gereği mülga m.107, kaldırılma tarihinden önce açılmış davalarda uygulanmaya devam eder — burada ölçüt olay tarihi değil dava tarihidir. Kısmi dava ile belirsiz alacak davası arasındaki farkı belirsiz alacak davası ile kısmi dava farkı yazımızda ayrıntılandırdık.

Hukuki süreç içerisinde, sigorta şirketlerinin sorumluluğu ve mahkeme kararları maluliyet raporuna dayalı olarak şekillenir. Trafik kazası kaynaklı taleplerde zorunlu mali sorumluluk sigortacısına başvuru ve Sigorta Tahkim Komisyonu yolu ayrı bir usul oluşturur; zamanaşımı süreleri için trafik kazası tazminatında zamanaşımı yazımıza bakılmalıdır. Tazminat süreçlerinde dikkate alınan başlıca kriterler şunlardır:

  • Maluliyet oranının ispatı: hükme esas alınabilecek nitelikte, işlevsellik değerlendirmesi içeren ve bizzat muayeneye dayanan sağlık kurulu ya da adli tıp raporu gereklidir.
  • İlliyet bağı: ruhsal bozukluğun olaydan sonra ortaya çıktığı ve olayla nedensellik ilişkisi bulunduğu raporda gerekçelendirilmelidir.
  • Eylem tarihine göre mevzuat: maluliyet raporlarının düzenlenmesinde olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan düzenleme esas alınır.
  • Başvuru belgelerinin bütünlüğü: kaza tespit tutanağı, epikriz, psikiyatri takip evrakları ve reçete geçmişi birlikte sunulmalıdır.

Son olarak, ödenecek tazminat tutarları aktüerya yöntemleriyle hesaplanır ve hesabın amacı zararı denkleştirmektir; taraflardan biri lehine azami sonuç üretmek değildir. Zihinsel, ruhsal, davranışsal bozukluklar maluliyet oranı ile ilgili uygun ve eksiksiz bir raporlama yapılmadığı durumlarda, mağdurun hak kayıplarına uğrayabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle sürecin tüm aşamalarında hukuki destek almak, rapor içeriğindeki eksikliklerin dosya kapanmadan giderilmesini sağlar. Süreci birlikte değerlendirmek için tazminat hukuku alanındaki çalışmalarımız sayfasından bize ulaşabilirsiniz.

Yargıtay Ruhsal Maluliyet Raporunda Neye Bakıyor?

Ruhsal maluliyet dosyalarında bozma gerekçeleri belirli birkaç eksiklikte yoğunlaşıyor. Aşağıdaki tablo, iki güncel Yargıtay 4. Hukuk Dairesi kararından çıkan ölçütleri özetler; kararların tam metinlerine Yargıtay Karar Arama üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.

Aranan unsurKarşılanmazsa sonuçKarar
Raporda “tedavi ile işlevsellik değerlendirmesi”Oran belirlenemez, rapor hükme esas alınamaz4. HD 08.10.2025, E.2024/6767 K.2025/13823
Heyette psikiyatri uzmanıEksik inceleme4. HD 08.10.2025
Bizzat muayene (dosya üzerinden değil)Eksik ve hatalı rapor4. HD 19.02.2026, E.2025/14818 K.2026/1901
Kaza ile illiyet bağının kurulmasıDenetime elverişsiz rapor4. HD 08.10.2025
Maluliyetin bakiye ömür boyunca devam edip etmeyeceğiHesaplama dayanağı eksik4. HD 08.10.2025
Farklı oran içeren raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesiEksik incelemeyle hüküm kurulamaz, bozma4. HD 19.02.2026 ve 08.10.2025
Olay tarihindeki yönetmelik ve ekindeki cetvellerYanlış mevzuata dayanan rapor geçersiz4. HD 19.02.2026

Tabloda öne çıkan nokta, çelişkinin kendisinin bir bozma sebebi olmasıdır. 19.02.2026 tarihli kararda aynı yönetmeliğe göre düzenlenmiş iki rapor farklı oran içeriyordu (%5 ve %0); Daire, çelişki giderilmeden verilen kararı bozmuş ve yetkili devlet hastanesinden ya da ikametgâha en yakın üniversite hastanesinden, ilgili branş uzmanının bulunduğu heyetten, fiziki muayene yapılarak yeni bir rapor alınmasını istemiştir. Ruhsal bozukluk dosyalarında bu “ilgili branş”, ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanıdır.

İş Kazası Kaynaklı Ruhsal Bozuklukta Rejim Farkı

İş kazası veya meslek hastalığı kaynaklı ruhsal bozuklukta Ek-2 Alan Kılavuzu devreye girmez. Yönetmelik m.9/1 iş kazası ve meslek hastalığını Ek-4 raporunun kapsamı dışında bırakır; m.2/3 ise 5510 sayılı Kanuna tabi sigortalılara bağlanacak sürekli iş göremezlik geliri ve malullük aylığı için istenecek raporların bu Yönetmelik kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtir. Bu dosyalarda uygulanacak düzenleme, 28.09.2021 tarihli ve 31612 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Maluliyet ve Çalışma Gücü Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliğidir.

Farklar sonuç doğurur. SGK rejiminde ölçüt “engel oranı” değil çalışma gücü kaybı ve iş kazası hâlinde meslekte kazanma gücü kaybıdır; anılan Yönetmelik m.4/(a) ağır düzeyde çalışma gücü kaybını “çalışma gücünün en az %60’ının kaybedilmesi” olarak tanımlar. Ayrıca 19.05.2026 tarihli Sağlık Raporları Yönetmeliği m.28/2 uyarınca bu raporlarda çalışma gücü kayıp oranı ve engellilik oranı gibi oranlar yazılmaz; m.28/8 gereği karar alanına “Karar Sosyal Güvenlik Kurumunca verilecektir.” ibaresi yazılır. Yani oranı hastane değil Kurum belirler. m.28/6 ise iş kazası nedeniyle düzenlenen raporlarda “İş kazasına bağlıdır.” ya da “İş kazasına bağlı değildir.” ibaresinin yazılmasını öngörür — psikiyatrik tablonun iş kazasına bağlanıp bağlanmadığı bu ibareden okunur.

Buna karşılık SGK’nın idari kararı, işverene karşı açılacak maddi ve manevi tazminat davasının önünü kapatmaz; iki süreç birbirinden ayrıdır ve tazminat davasında mahkeme kendi bilirkişi incelemesini yaptırır.

Zihinsel Ruhsal Davranışsal Bozukluklar Maluliyet Oranı Raporunda Kontrol Listesi

Elinizdeki raporun hükme esas alınabilir nitelikte olup olmadığı, birkaç mekanik kontrolle anlaşılır. Aşağıdaki maddelerden biri eksikse rapor itiraz ya da yeni rapor talebine açıktır.

KontrolNerede aranırDayanak
Rapor numarası var mıRapor başlığındaki “Rapor Numarası” alanım.8/1-g (yoksa rapor geçersiz)
İşlevsellik basamağı yazılı mıTeşhis / açıklama alanıEk-2 Alan Kılavuzu; 4. HD 08.10.2025
ICD kodu yazılı mıEngele ilişkin bilgiler bölümüm.8/1-c
Engel grubu işaretli miEk-1 V. bölüm (Zihinsel / Ruhsal ve Duygusal)m.8/1-e (boş bırakılamaz)
Bağımlılık değerlendirmesi dolu muSağlık kurulu raporunun sonucu bölümüm.8/1-f (boş bırakılamaz)
Geçerlilik süresi yazılı mıSonuç bölümüm.11/1 (mutlaka belirtilir)
Fotoğraf son altı ayda çekilmiş miEk-1 önyüzm.8/1-i
Birden fazla tanı varsa Balthazard uygulanmış mıOran hesabım.10/4 (+65 yaş için %10)
Kaza dosyasında illiyet bağı kurulmuş muRapor gerekçesi4. HD 08.10.2025
Bizzat muayene yapılmış mıMuayene tarihi ve bulgularm.8/1-d; 4. HD 19.02.2026

Kontrol listesindeki eksiklikler tek tek küçük görünse de sonuç doğurur: rapor numarası olmayan bir rapor Yönetmelik gereği geçersizdir, işlevsellik basamağı yazılmamış bir rapor ise oran hesabına elverişli değildir. İtiraz süresinin otuz günle sınırlı olduğu düşünüldüğünde, raporun teslim alındığı gün bu listeyle karşılaştırılması en pratik yoldur.

Sıkça Sorulan Sorular

Zihinsel, ruhsal ve davranışsal bozukluklarda maluliyet raporu nasıl alınır?

Engelli sağlık kurulu raporu için birey ya da vasisi, Sağlık Bakanlığınca yetkilendirilmiş bir sağlık kuruluşuna başvuru dilekçesiyle başvurur; ruh sağlığı ve hastalıkları polikliniği muayenesinden sonra dosya, içinde ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanının da bulunduğu engellilik sağlık kuruluna sevk edilir. Kurul bireyi bizzat görerek engel oranını Ek-2 Alan Kılavuzu’na göre belirler ve rapor başvurudan itibaren en geç otuz gün içinde tamamlanır. Trafik kazası gibi bir olaya bağlı raporda ise süreç farklıdır: Ek-4 durum bildirir raporu kurum tarafından resmî yazıyla istenir. Tazminat davasında hükme esas alınacak maluliyet raporunu ise mahkeme veya hakem heyeti, Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu ya da üniversitelerin adli tıp anabilim dalından ister.

Zihinsel, ruhsal ve davranışsal bozukluklara bağlı tazminat talebi için hangi aşamalar izlenmelidir?

Önce olayla nedensellik ilişkisini gösterecek tıbbi belgeler toplanır: acil servis kaydı, epikriz, psikiyatri takip notları ve reçete geçmişi. Ardından olay tarihinde yürürlükte olan düzenlemeye göre, işlevsellik değerlendirmesi içeren bir maluliyet raporu alınır. Trafik kazasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısına başvuru yapılır; sonuç alınamazsa Sigorta Tahkim Komisyonu ya da mahkeme yolu izlenir. Talep, kısmi dava olarak açılabilir ve HMK m.109/4 uyarınca bir defaya mahsus olmak üzere tahkikat sona erene kadar artırılabilir. Süreç boyunca teknik ve hukuki bilgiye sahip bir avukattan destek alınması önerilir.

Tazminat hesaplamasında maluliyet oranının önemi nedir?

Maluliyet oranı, çalışma gücünün azalmasından doğan kaybı parasal değere çeviren çarpandır; kişinin geliri ve bakiye ömrü ile birlikte tazminatın miktarını doğrudan belirler. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybı iddiası bulunduğunda zararın kapsamının tespiti için oranın doğru belirlenmesinin zorunlu olduğunu ve bu belirlemenin olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerektiğini istikrarlı biçimde vurgulamaktadır. Oran hatalı ya da eksik belirlenmişse hesap da hatalı çıkar; bu nedenle rapor içeriği hesaplamadan önce denetlenmelidir.

Anksiyete bozukluğu yüzde kaç engelli raporu alır?

Ek-2 Alan Kılavuzu’nda anksiyete bozuklukları (panik bozukluk, yaygın anksiyete bozukluğu, agorafobi) ve somatoform bozukluklar için oranlar tedaviyle işlevselliği tam düzelende %0, kısmen düzelende %20, düzelmeyende %40’tır. Bu tanılar geçici fonksiyon kaybına neden olan ruhsal hastalıklar listesinde yer aldığı için rapor bir yıl sonra kontrol gerektirir.

Depresyon engel oranı yüzde kaçtır?

Yineleyen depresif bozuklukta oranlar %0 / %20 / %40; şimdiki nöbet ağır ya da psikotik belirtili ise %0 / %40 / %70’tir. Kılavuz ayrıca yineleyen depresif bozukluğu olup remisyonda olan kişilere engel oranı verilmemesi gerektiğini belirtir. Kılavuzda “kronik depresyon” adıyla ayrı bir satır bulunmaz.

Şizofreni yüzde kaç engelli sayılır?

Şizofrenide oran tedaviyle işlevselliği düzelende %45, kısmi düzelende %65, düzelmeyende %80’dir. Kılavuz paranoid, dezorganize gibi alt tipler için ayrı satır öngörmez. Paranoid psikoz ve paranoya ise şizofreni değil sanrısal bozukluklar grubunda değerlendirilir ve o grupta alt basamak %0’dır.

Bipolar bozukluk engel oranı kaçtır?

Manik nöbet ve bipolar duygudurum bozukluğu için oranlar tedaviyle işlevselliği tam düzelende %0, kısmen düzelende %40, düzelmeyende %70’tir. Tanı geçici fonksiyon kaybı listesinde olduğu için bir yıl sonra kontrol gerekir. Şizoaffektif bozukluk ise kalıcı listede olup %45’ten başlar; iki tanının ayrımı orana doğrudan etki eder.

Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) engel oranı nedir?

OKB için oranlar %0 / %40 / %60’tır. Kılavuz OKB’yi anksiyete bozukluklarıyla aynı ana başlık altında saymakla birlikte ayrı bir satırda ve daha yüksek oranlarla düzenlemiştir; bu nedenle raporda tanının genel “anksiyete bozukluğu” ifadesiyle değil OKB olarak yazılması önemlidir.

Travma sonrası stres bozukluğunda engel oranı ne kadar?

Travma sonrası stres bozukluğunda oranlar %0 / %40 / %60’tır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 08.10.2025 tarihli E.2024/6767, K.2025/13823 sayılı kararında, psikiyatri polikliniğinden alınan durum bildirir raporun “tedavi ile işlevsellik değerlendirmesini” içermemesi nedeniyle oranın belirlenemeyeceği kabul edilmiş ve içinde psikiyatri uzmanı bulunan heyetten, bizzat muayene ile yeni rapor alınması gerektiğine karar verilmiştir.

DEHB engel oranı kılavuzda var mı?

Erişkinler için Ek-2 Alan Kılavuzu’nun ruh sağlığı bölümünde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu adıyla müstakil bir satır bulunmaz. Bu durumda Yönetmelik m.10/5 uygulanır: bireyin engellilik durumu, Ek-2’de hastalığın adı yer almasa bile vücut sistemleri üzerinden fonksiyon kayıpları değerlendirilerek belirlenir. Değerlendirmenin ölçütü, m.5 uyarınca İşlevsellik, Yetiyitimi ve Sağlığın Uluslararası Sınıflandırması’dır.

Karışık anksiyete ve depresif bozukluk (F41.2) için hangi oran uygulanır?

Bu tanı, kılavuzun anksiyete bozuklukları satırında sayılan üç tanıdan (panik bozukluk, yaygın anksiyete bozukluğu, agorafobi) biri değildir ve kılavuzda müstakil satırı yoktur. Bu nedenle Yönetmelik m.10/5 çerçevesinde, tanının yol açtığı fonksiyon kaybı üzerinden değerlendirme yapılır. Raporda hangi satırın esas alındığının ve ICD kodunun yazılması, verilen oranın denetlenebilmesi için önemlidir.

Ruhsal ve duygusal engelli ne demek?

“Ruhsal ve Duygusal”, Ek-1 Erişkinler İçin Engellilik Sağlık Kurulu Raporu formunun engel grubu bölümünde yer alan sekiz seçenekten biridir. Diğerleri Ortopedik, Zihinsel, Görme, İşitme, Süreğen (Kronik), Dil ve Konuşma ile Sınıflanamayan gruplarıdır. Yönetmelik m.8/1-(e) uyarınca bu alan boş bırakılamaz ve birden fazla grup işaretlenebilir.

Ruhsal bozukluk raporuna itiraz süresi ne kadar?

Bireysel itiraz, raporun ilgilisine teslim tarihinden itibaren otuz gün içinde il sağlık müdürlüğüne yapılır; süresinde yapılmayan itirazlar değerlendirilmez. Kurum itirazlarında süre aranmaz. İtiraz üzerine farklı bir yetkili kuruluştan ikinci rapor alınır; kararlar aynı yönde ise rapor kesinleşir, farklıysa hakem hastaneye yönlendirilir ve hakem hastane kararı kesindir.

Aynı konuda ne zaman yeni rapor alabilirim?

Hakem hastane kararıyla ya da süresinde itiraz edilmeyerek kesinleşen rapor hakkında aynı gereksinim alanıyla ilgili yeni başvuru en erken altı ay sonra kabul edilir. Terör, kaza ve yaralanma nedeniyle verilen ve engel oranının değişmeyeceği hakem hastane kararıyla kesinleşen sürekli ibareli raporlarda ise yeni rapor başvurusu kabul edilmez. Buna karşılık yeni bir engel durumu ortaya çıkarsa ya da mevcut durum değişirse süre aranmaksızın yeniden değerlendirme yapılır.

Geçici gruptan alınan oran engelli işe alımında kullanılır mı?

Kılavuz bu listenin sonunda “İş başvuruları ve vergi indiriminde bu derecelendirme dikkate alınmaz” notunu taşır. Anksiyete bozukluğu, depresyon, OKB, travma sonrası stres bozukluğu, bipolar bozukluk, madde kullanımına bağlı bozukluklar ve kişilik bozukluklarından verilen oranlar bu nedenle engelli kadrosundan işe yerleşmede ya da engellilik vergi indiriminde dayanak olmaz. Bir yıl sonraki kontrol muayenesinde kalıcılık tespit edilirse durum değişir.

Birden fazla psikiyatrik tanı varsa oranlar toplanır mı?

Toplanmaz. Yönetmelik m.10/4 uyarınca oranlar Ek-3’teki Balthazard yöntemiyle birleştirilir; kılavuzda aksi belirtilen alan başlıklarında ise kılavuzun kendi kuralı uygulanır. Ayrıca 65 yaş ve üzeri bireylerin engellilik oranına Balthazard formülü ile %10 eklenir.

Otizm raporu erişkinde nasıl değerlendirilir?

Erişkinlerde otizm için kılavuzda sabit oran öngörülmüştür: otizm %80, atipik otizm %40, Asperger sendromu %40, Rett sendromu ve disintegratif psikoz %80. Kılavuzun dipnotu, beraberinde var olan bozuklukların ayrıca değerlendirileceğini belirtir. 18 yaşını doldurmamış bireyler bu Yönetmelik kapsamında değildir; 18 yaşın dolmasıyla raporu geçersiz hâle gelenler üç ay içinde yeniden başvurmalıdır.

Psikiyatri poliklinik raporu maluliyet için yeterli mi?

Tek başına yeterli değildir. Engel oranı, engellilik sağlık kurulu tarafından Ek-2 Alan Kılavuzu’na göre belirlenir; poliklinik düzeyinde düzenlenen durum bildirir rapor, tedavi ile işlevsellik değerlendirmesini içermiyorsa oran hesabına elverişli olmaz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bu eksikliği bozma sebebi saymaktadır.

Raporda rapor numarası yoksa ne olur?

Yönetmelik m.8/1-(g) açıktır: rapor sisteme kaydedilir ve sistemden rapor numarası alınmadan düzenlenen raporlar geçersiz rapor olarak kabul edilir. Ayrıca 19.05.2026 tarihli Sağlık Raporları Yönetmeliği m.67 uyarınca e-Rapor sistemine entegre edilen raporlarda, sisteme aktarılamayanlar hariç, ıslak imzalı olarak düzenlenen raporlar geçerli kabul edilmez.

İş kazası sonrası ruhsal bozuklukta hangi mevzuat uygulanır?

İş kazası ve meslek hastalığı, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik m.9/1 gereği Ek-4 raporunun kapsamı dışındadır; m.2/3 ise SGK’ya tabi sigortalılara bağlanacak sürekli iş göremezlik geliri ve malullük aylığı için istenecek raporların bu Yönetmelik kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtir. Bu dosyalarda Maluliyet ve Çalışma Gücü Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği uygulanır ve oranı Sosyal Güvenlik Kurumu belirler.

Engel oranı düşük çıktı, tazminat hakkım biter mi?

Bitmez. Türk Borçlar Kanunu m.54, çalışma gücünün azalmasından doğan kayıpların yanında ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpları da ayrı bir kalem olarak sayar; oran düşük olsa bile mesleğin icrasını güçleştiren bir durum varsa bu kalem tartışılabilir. Manevi tazminat talebi de m.56 uyarınca ayrıca değerlendirilir. Ayrıca dosyada farklı oranlar içeren raporlar varsa çelişkinin giderilmesi istenebilir.

Zihinsel ruhsal davranışsal bozukluklar maluliyet oranı, kılavuzun sabit satırlarından okunan ama işlevsellik değerlendirmesiyle belirlenen bir sonuçtur. Bu nedenle sürecin kritik noktası oranın kendisi değil, raporun o oranı nasıl gerekçelendirdiğidir. Raporunuzda işlevsellik basamağı, ICD kodu, rapor numarası ve geçerlilik süresi yazılı mı; tanı doğru satıra mı oturtulmuş; birden fazla tanı varsa oranlar Balthazard yöntemiyle mi birleştirilmiş — bu dört soru, itiraz ve dava aşamasının tamamını belirler.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Oranlar ve süreler yazının hazırlandığı tarihte yürürlükte olan mevzuata dayanır; somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir