Hukuk

Hasar Fark Bedeli Davalarında Sigorta Şirketlerinin Kdv Sorumluluğu

Hasar Fark Bedeli Davalarında Sigorta Şirketlerinin Kdv Sorumluluğu

Hasar fark bedeli kapsamında Sigorta Şirketlerinden talep edilen “KDV Farkı” Sigorta Şirketlerince ödenmemektedir. Başvuruların reddi sonucunda Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulması halinde ise kimi Sigorta Tahkim Komisyonu Hakemlerince talepler kabul edilmekte kimi hakemlerce de reddedilmektedir. Uygulamada dosyanın tevzi edileceği hakeme göre, tamamen şans eseri olarak davaların kazanılıp kaybedilmesi belirlilik, hukuki öngörülebilirlik ilkeleriyle ters düştüğü gibi adil yargılanma hakkının ağır ihlali anlamına gelmektedir.

Anayasa Mahkemesi 19/1/2023 Karar tarihli, 2019/10793 Başvuru Numaralı Serpil Bodur davasında aynı maddi vakıanın mahkemelerce farklı yorumlanmasının adil yargılanma hakkının ihlali anlamına geleceği açıklanmıştır.; “Anayasa Mahkemesi farklı tarihlerde verdiği kararlarda aynı maddi vakıadan kaynaklanan davalarda farklı kararlar verilmesini hakkaniyete uygun yargılama hakkı kapsamında incelemiştir. Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararlarına göre mahkemelerce uyuşmazlığın çözümünde etkili olan maddi vakıaların değerlendirilmesi, yorumlanması ve nitelendirilmesi derece mahkemelerinin takdirindedir. Maddi vakıalar, uyuşmazlıkta uygulanacak hukuk kurallarından farklı olarak sadece somut bir olayı ilgilendirdiğinden ancak somut olayın koşulları çerçevesinde yorumlanabilir ve anlamlandırılabilir. Somut olayın tek bir uyuşmazlığa konu edildiği durumlarda maddi vakıalara ilişkin olarak mahkemeler arasında görüş ayrılığı oluşması mümkün değildir. Buna mukabil aynı olay çerçevesinde birden fazla uyuşmazlığın farklı mahkemelerde davaya konu edildiği hâllerde mahkemelerin olay kapsamındaki bir sorunu farklı değerlendirmesi ve yorumlaması mümkündür. Maddi vakıanın farklı yorumlanmasına bağlı olarak söz konusu davalarda farklı sonuçlara ulaşılması ve birbiriyle çelişen kararlar verilmesi mümkün olabilir. Bu durumda da aynı maddi vakıanın farklı değerlendirilmesine bağlı olarak adil yargılanma hakkının ihlal edileceği kabul edilmiştir (Özlem Terzioğlu, B. No: 2014/19341, 21/11/2017, §§ 45, 46; Mehmet Arif Madenci, B. No: 2014/13916, 12/1/2017, § 81; Türkan Bal [GK], B. No: 2013/6932, 6/1/2015, § 53; Hakan Altıncan [GK], B. No: 2016/13021, 17/5/2018, § 44).”(1)

Yazımızda KDV ödenmesine ilişkin konu, hasar fark bedeli davalarında sıkça değinilen gerçek zarar ilkesi ve aynen tazmin sorumluluğuna ilişkin ilkeler çerçevesinde değerlendirilecektir. Konunun bütünlüğü açısından hasar farkının diğer kalemleri olan orijinal parça farkı ile iskonto farkına, başvuru usulüne ve zamanaşımına da ayrı başlıklar altında yer verilmiştir.

Özet
Hasar fark bedeli, sigorta şirketinin ödediği onarım bedeli ile aracın gerçek zararı arasındaki farkın talep edilmesidir; uygulamada üç kalemden oluşur.

  • Orijinal parça farkı: Genel Şartlar B.2 uyarınca hasar gören parça orijinalse kural orijinalle değişimdir; eşdeğere geçilebildiğini ispat yükü sigortacıdadır.
  • İskonto farkı: Sigorta şirketinin anlaşmalı servisle yaptığı indirim anlaşması, o ilişkinin dışında kalan zarar göreni bağlamaz.
  • KDV farkı: Onarım, parça ve işçilik KDV’ye tabi bir hizmettir; Yargıtay kararlarında gerçek zararın KDV dâhil hesaplanması gerektiği kabul edilmiştir.
  • Usul: Dava veya tahkim öncesinde sigorta şirketine yazılı başvuru zorunludur; şirketin cevap süresi 15 gündür (KTK m.97).
  • Zamanaşımı: Öğrenmeden itibaren iki yıl, her hâlde kaza gününden itibaren on yıldır (KTK m.109).

Hasar Fark Bedeli Nedir?

Hasar fark bedeli, trafik kazası sonrasında sigorta şirketinin karşıladığı onarım bedelinin aracın gerçek zararını karşılamaması hâlinde, aradaki farkın sigorta şirketinden talep edilmesidir. Uygulamada aynı kavram hasar farkı, bakiye hasar bedeli ya da araç hasar farkı tazminatı adlarıyla da anılır; hepsi aynı hukuki talebi ifade eder.

Bu talebin dayanağı basittir: sigortacının borcu, sigortalının ya da zarar görenin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermektir. Onarım eksik parçayla, indirimli fiyatla veya vergisi düşülmüş bir tutarla yapıldığında araç kaza öncesi hâline dönmemiş olur ve aradaki fark ödenmemiş zarar olarak kalır.

Hasar farkı, uygulamada birbirinden bağımsız üç kalemden doğar:

Fark kalemi Nereden doğar Tipik gerekçe
Orijinal parça farkı Onarımda eşdeğer, yan sanayi veya çıkma parça kullanılması Aracın orijinal parçayla onarılması hâlindeki değeri ile fiilî onarım arasındaki fark
İskonto farkı Sigortacının anlaşmalı servisten aldığı parça ve işçilik indiriminin hesaba yansıtılması İndirim sigortacı ile servis arasındaki iç ilişkiye aittir; zarar görenin zararını azaltmaz
KDV farkı Hasar bedelinin KDV hariç hesaplanması Onarım, parça ve işçilik KDV’ye tabi teslim ve hizmettir

Hasar farkı ile araç değer kaybı sık karıştırılır; oysa ikisi ayrı kalemlerdir ve birlikte talep edilebilir. Değer kaybı, kusursuz bir onarımdan sonra dahi aracın ikinci el piyasasındaki değerinde oluşan azalmayı ifade eder. Hasar farkı ise onarımın kendisinin eksik yapılmasından ya da eksik faturalandırılmasından doğar. Aynı dosyada bir araç hem eksik onarılmış hem de değer kaybetmiş olabilir.

Gerçek Zarar İlkesi

Maddi tazminat istemlerinin tamamı mağdurun gerçek zararı üzerinden ilerlemekte ve maddi tazminat davalarında gerçek zarar üzerinden hesaplamalar yapılmaktadır. Gerçek zarar ilkesi maddi tazminat davalarına ilişkin Yargıtay Kararlarında oldukça sık vurgulanan bir ilkedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 tarihli, Esas: 2010 / 7-530 Karar: 2010 / 636 sayılı ilamında da “haksız fiile dayalı maddi tazminat hesabında zarar görenin gerçek zararının esas alınması gerekir.”(2) denmiş ve gerçek zarar kavramı Türk Hukukuna hakim olan temel ilkelerden biri haline gelmiştir.

Mezkur kararda gerçek zarar ilkesi şöyle açıklanmıştır: “Tazminat hukukunun bir ilkesi olarak, sorumluluk şartları gerçekleştiği takdirde, zarar veren, zarar görenin malvarlığında oluşan eksilmeyi gidermek durumundadır.

O halde, kişinin malvarlığında veya manevi varlığında ortaya çıkan eksilme olarak tanımlanan “zarar”ın oluşması, ona neden olanın tazminat yükümlülüğünü doğurur.

818 sayılı Borçlar Kanunu’nun, “Tazminat Miktarının Tayini” üst başlıklı 43. maddesinin 1. fıkrası ile; hakimin, olayların özelliklerine ve durumun gereğine göre zararın miktarını tespit edeceği hükme bağlanmıştır. Hal ve mevkiin icabından amaç, somut olayın niteliğidir.

Güncel karşılığı: Karar 2010 tarihlidir ve o tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’na dayanır. Anılan Kanun 1/7/2012’de yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır; alıntıdaki 43 üncü maddenin karşılığı TBK m.51‘dir (“Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler”). Bugün açılacak bir dosyada dayanak madde TBK m.50-51 olarak gösterilir; kararın taşıdığı ilke ise değişmemiştir.

Kaynağına, sebebine, zarar veren ile zarar gören arasındaki hukuki ilişkiye ve her somut olayda farklı şekillerde gündeme gelebilecek benzeri ölçütlere göre, zararın niteliği, kapsamı ve miktarı, her olayın kendine özgü yapısı içerisinde, değişen bir özellik gösterecektir.

Açıktır ki, hükmedilecek tazminat, hiçbir şekilde zarar miktarından fazla olamaz. Zarar miktarı tazminatın azami sınırını teşkil eder (Turgut Uyar, Açıklamalı – İçtihatlı Borçlar Kanunu Genel Hükümler, Birinci Cilt, 1990 bası, s. 549). Bir başka ifadeyle, tazminat miktarı hiçbir zaman gerçek zararı aşmamalıdır.

Kısaca, tazminat miktarının belirlenmesinde, zarar görenin gerçek zararının esas alınması zorunlu olup; burada ilke, zarar doğurucu eylem, zarar görenin malvarlığında gerçekten ne miktarda bir azalmaya neden olmuş ise, zarar verenin tazminat borcu da, o miktarda olmalıdır.”

Türk Ticaret Kanununun “Sigorta Kapsamı” başlıklı 1409. Maddesi de; “(1) Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur. (2) Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir.”(3) Hükmünü içermekte ve sigortanın gerçek zararı kapsadığını düzenlemektedir.

İlkenin hasar farkı bakımından pratik sonucu şudur: gerçek zarar, sigortacının o dosyada ne kadar masraf yaptığıyla değil, aracın kaza öncesi hâline getirilmesi için objektif olarak ne gerektiğiyle ölçülür. Sigortacının parçayı ucuza temin etmiş olması, servisle indirim anlaşması bulunması ya da vergiyi ödememiş olması zararın miktarını küçültmez; bunlar sigortacının maliyetine ilişkin verilerdir, zarar görenin malvarlığındaki eksilmeye ilişkin değildir. Zararın kapsamı ile sigortacının maliyeti arasındaki bu ayrım, aşağıdaki üç fark kaleminin de ortak dayanağıdır.

Aynen Tazmin Sorumluluğu

Sigorta Şirketleri onarım görmesi gereken araçlar için uygun bir miktar tazminat ödemek yerine söz konusu araçların anlaşmalı yerlerde tamir edilmesini, araçtaki hasar giderildikten sonra zarar görene teslim edilmesini sağlamaktadır. Uygulamada sıklıkla karşılaştığımız bu durum aynen tazmin olarak ifade edilmektedir.

T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Sigorta Denetleme Kurulu tarafından yayımlanan 2013 tarihli Hasar ve Tazminat İşlemleri Denetim Rehberinde sigorta şirketlerinin aynen tazmin sorumluluğuna dair ayrıntılı açıklamalar yapılmıştır. Kurumsal not: sigortacılık alanında düzenleme ve denetim yetkisi 2019’da kurulan Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na (SEDDK) geçmiştir (47 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, RG 18/10/2019-30922). Aşağıda anılan Hazine Müsteşarlığı genelge ve sektör duyuruları o tarihten önceki teşkilata aittir; yürürlükte kaldıkları ölçüde geçerliliklerini korurlar, ancak güncel düzenlemeler SEDDK tarafından yapılmaktadır.

“5.1.2. Yenileme ve Tamirat (Aynen Tazmin)

Poliçede, tazminat ödeme şekli olarak, sigorta konusu eşyanın hasardan önceki haline getirilmesi (aynen tazmin) belirlenebilmektedir. 6102 sayılı TTK’nın 1427’nci maddesinde, aynen tazmine ilişkin sözleşme yoksa sigorta tazminatının nakden ödeneceği belirtilmiştir. Dolayısıyla sözleşmede aynen tazmine ilişkin hüküm varsa tazminatın öncelikle ayni olarak karşılanması gerekmektedir. Aynen tazmin yöntemi, yaygın olmamakla birlikte yangın sigortaları ile motorlu araçlarla ilgili sigortalarda uygulanmaktadır. Örneğin, yıkılan sigorta konusu bir duvarın inşa edilerek tekrar eski haline getirilmesi aynen tazmindir.” (4)

Aynen tazmin tercih edildiğinde sigortacının borcu, belirli bir para tutarını ödemekten çıkıp sonuç taahhüdüne dönüşür: araç, hasardan önceki hâline getirilerek teslim edilmelidir. Bu nedenle onarımın anlaşmalı serviste, sigortacının seçtiği parçayla ve sigortacının pazarlık ettiği fiyatla yapılmış olması, borcun gereği gibi ifa edildiği anlamına gelmez. Araç eşdeğer parçayla onarılmışsa ya da onarım bedeli vergisiz hesaplanmışsa, aynen tazmin taahhüdü eksik yerine getirilmiştir ve eksik kalan kısım nakden talep edilebilir. Nitekim hasar fark bedeli davalarının tamamı, ayni edimin eksik ifasından doğan bu nakdî bakiyeye dayanır.

Hasar Fark Bedeli Davası

2918 Sy. Karayolları Trafik Kanunu madde 90.da; ” Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.”(5)

6102 Sy. Türk Ticaret Kanunu madde 1409.da; “(1) Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur. (2)Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir”.(6)

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi T: 26.09.2013 2013/12905 E. 2013/12891 K. Sayılı ilamında,” Davalı sigorta şirketi davacı aracına çarparak hasarlanmasına sebebiyet veren, davalı tarafa ait aracın Zmss şirketidir. Zmss şirketi, zarar gören araçta meydana gelen gerçek zarardan sigortalının kusuru oranında ve poliçe limiti dahilinde sorumludur. Kaza sebebiyle araçta oluşan değer kaybı da gerçek zarar kapsamındadır. Bu sebeple davalı trafik sigortacısının değer kaybı zararından da sorumlu tutulması gerekir.” (7)

Açıklananlar çerçevesinde aracında hasar oluşan ve Sigorta Şirketinin sorumluluğunda oluşan zararı gideren araç sahiplerinin de gerçek zarar talep edebilecekleri de açıktır. Nitekim Sigorta Tahkim Kurulu Kararlarında da ”gerçek zarar ilkesi” kavramına sıkça karşılaşmaktayız.

Sigorta Tahkim Komisyonu, 2023.E.68110, K-2023/294197 sayılı Uyuşmazlık Hakem Kararı “Trafik sigortası bir zarar sigortası olup; gerçek zararın, Zarar Görenin malvarlığında meydana gelen eksilmenin, sorumlu olanlar tarafından karşılanması gerekmektedir. Tazminat miktarının belirlenmesinde, Zarar Görenin gerçek zararının esas alınması zorunludur. Burada ilke, zarar doğurucu eylem, Zarar Görenin malvarlığında gerçekten ne miktarda bir azalmaya neden olmuş ise, Zarar Verenin tazminat borcunun da o miktarda olmasıdır.”(8)

Bu noktada içtihat okurken gözden kaçan bir usul ayrıntısına da işaret etmek gerekir. Yukarıda ve aşağıda anılan kararların büyük bölümü Yargıtay 17. Hukuk Dairesi tarafından verilmiştir; anılan Daire 2021 yılında kapatılmış, iş bölümü ve arşivi 4. Hukuk Dairesine devredilmiştir.(12) Bu, söz konusu içtihadın geçerliliğini ortadan kaldırmaz; yalnızca güncel dosyalarda temyiz merciinin 4. Hukuk Dairesi olduğunu gösterir. Dilekçelerde “17. Hukuk Dairesi’nin yerleşik uygulaması” biçimindeki atıflar bu nedenle daire değişikliği belirtilerek yapılmalıdır.

Künye verirken dikkat edilmesi gereken ikinci bir nokta daha var: hakem kararlarında ve internetteki derlemelerde dolaşan bazı künyeler yanlış daireye atfedilmiş durumdadır. Bir kararı dilekçeye geçirmeden önce esas ve karar numarasının Yargıtay Karar Arama sisteminden doğrulanması, hem daire adının hem de kararın gerçekten ilgili ilkeyi taşıyıp taşımadığının kontrol edilmesi yerinde olur.

Görevli mahkeme bakımından da bir ayrım vardır. Dava doğrudan sigorta şirketine yöneltiliyorsa, Türk Ticaret Kanunu m.4/1-a uyarınca uyuşmazlık mutlak ticari dava niteliğindedir ve asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Dava yalnızca kusurlu sürücüye veya işletene açılıyorsa haksız fiil hükümlerine dayanır ve asliye hukuk mahkemesi görevli olur. Aynı ayrım arabuluculuk bakımından da sonuç doğurur: sigorta şirketine karşı açılan para alacağı davası ticari dava sayıldığından TTK m.5/A gereği arabuluculuk dava şartıdır; gerçek kişi davalıya karşı açılan davada ise böyle bir şart aranmaz. Sigorta Tahkim Komisyonu yoluna başvurulduğunda arabuluculuk aşaması gündeme gelmez.

Orijinal Parça Fark Bedeli

Açıklanan gerçek zarar ilkesi ve aynen tazmin sorumluluğu kapsamında onarılan araçların orijinal parçalarla tadil edilmesi şarttır.

Hasarlı araç onarılırken orijinal ürünler ve parçalar kullanılmalıdır. Aksinin söz konusu olduğu hallerde, yani onarımda çıkma, yan sanayi parçaların kullanılması halinde araç sahibinin bu zararını talep etme hakkı vardır.

Aracın orijinal parçalarla onarılması halindeki değeri ile yan sanayi, çıkma ürünlerle onarılması halindeki değeri arasındaki farka orijinal parça fark bedeli (hasar fark bedeli) denmektedir. Bu hem sigorta şirketinden hem de araç sürücüsü ve malikinden istenebilmektedir; kalemin değer kaybıyla ilişkisi için araç değer kaybı yazımıza bakılabilir.

Orijinal parça farkına dair Sigorta Tahkim Komisyonu uyuşmazlık hakem kararlarında başvurucu lehine sonuçlar verilmektedir. Bu yöndeki uygulamanın dayanağı, aşağıda ayrıntısıyla ele alınan Genel Şartlar B.2 hükmü ile Yargıtay’ın gerçek zarar içtihadıdır. Hakem kararlarının kendisi bağlayıcı içtihat oluşturmaz; her dosyada dayanağın Genel Şartlar ve Yargıtay kararları üzerinden kurulması gerekir.

Eşdeğer Parça Ne Zaman Kullanılabilir?

Uygulamada en çok tartışılan soru, sigortacının hangi hâllerde eşdeğer parça kullanmakta serbest olduğudur. Ölçüt, 14/5/2015 tarihli ve 29355 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları‘nın tazminat ve giderlerin ödenmesine ilişkin B.2 maddesindedir. Bu madde 12/6/2026 tarihli ve 33278 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle yeniden yazılmış, yeni metin 1/7/2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir; aşağıdaki ölçütler bu güncel metne aittir. Buna göre: hasar gören orijinal bir parçanın onarımı mümkün değilse kural, parçanın orijinaliyle değiştirilmesidir. Eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parçaya ancak iki hâlde geçilebilir — hak sahibinin onayı alınmışsa veya orijinal parçayla değişim imkânı yoksa. Genel Şartlar bu noktada ispat yükünü de dağıtmıştır: onay alındığını ya da imkânsızlığı ispat etmek sigortacıya düşer.

Bunun aynası da hükümde yer alır. Hasar gören parça zaten orijinal değilse, onarımı mümkün olmadığında eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parçayla değiştirilir. Eşdeğer parçayla değişim imkânı bulunmasına rağmen orijinal parçayla onarım yapılmışsa, sigortacının sorumluluğu benzer hasarlardaki uygulamasına göre eşdeğer parça bedeliyle sınırlı kalır.

Hasar gören parçanın durumu Kural İspat yükü
Orijinal parça, onarımı mümkün Onarılır
Orijinal parça, onarımı mümkün değil Orijinal parçayla değiştirilir Eşdeğere geçiliyorsa onay ya da imkânsızlık: sigortacı
Orijinal olmayan parça, onarımı mümkün değil Eşdeğer/yeniden kullanılabilir parçayla değiştirilir Eşdeğer imkânı bulunduğu: sigortacı

Bu tablo, uygulamada sıkça tekrarlanan iki yanlışı da düzeltir. Birincisi, belirleyici ölçüt aracın yaşı ya da kilometresi değildir; hasar gören parçanın orijinal olup olmadığıdır. Araç yaşı ve kilometre eşikleri değer kaybı hesabına ilişkin düzenlemelerden gelir ve orijinal parça farkı tartışmasına doğrudan taşınamaz. İkincisi, orijinal parça takılması aracın değerini artırsa bile bu artış tazminattan düşülemez; Genel Şartlar kıymet artışı indirimini açıkça yasaklamıştır. Ekspertiz raporunda “yıpranma payı” adı altında yapılan indirimler bu nedenle rapora itiraz konusu edilebilir.

Yargıtay içtihadı da bu yöndedir. İlkeyi kuran karar 17. Hukuk Dairesi’nin 17.03.2014 tarihli, E. 2014/4531, K. 2014/3704 sayılı ilamıdır: ekspertiz raporunda ve hükme esas alınan raporda onarım hesabına orijinal parçalar yanında eşdeğer parçaların da katılması bozma sebebi sayılmış ve “gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle sağlanır” denilmiştir. Aynı Dairenin 20.09.2017 tarihli, E. 2016/5293, K. 2017/8012 sayılı kararı bu ilkeyi aktarmakta, kendi bozma sebebi olarak ise başka bir noktayı göstermektedir: sigortacının dava açılmadan önce servise yaptığı kısmî ödeme, zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince hesaplanan tazminattan indirilmelidir.(13)

Bu ikinci kural dosya hazırlığında sıkça atlanır. Fark talebi hesaplanırken sigortacının daha önce ödediği tutar mahsup edilmeden istenen bakiye, dava sonunda fazla talep olarak değerlendirilir; doğru yöntem, rayiç ve KDV dâhil gerçek zararı hesaplayıp ödenen tutarı bundan düşmektir.

İskonto Farkı Bedeli: Servis İndirimi Zarar Göreni Bağlar mı?

Sigorta şirketinin anlaşmalı servisten aldığı iskonto, zarar görenin zararını azaltmaz; bu indirim sigortacı ile servis arasındaki iç ilişkiye aittir ve dosyaya taraf olmayan zarar göreni bağlamaz. Uygulamada hasar dosyalarının önemli bölümünde parça ve işçilik bedelleri rayiç fiyattan değil, sigortacının anlaşmalı servisle üzerinde uzlaştığı indirimli fiyattan hesaplanır; aradaki fark iskonto farkı bedeli olarak talep edilebilir.

Bu sonucun hukuki temeli sözleşmelerin nispiliğidir. Sigortacı ile servis arasındaki tedarik anlaşması yalnızca o iki taraf arasında hüküm doğurur. Zarar gören ise bu anlaşmanın tarafı değildir; onun malvarlığındaki eksilme, aracını piyasa koşullarında onarabilmek için katlanması gereken bedelle ölçülür.

Burada zorunlu bir ayrım vardır ve uygulamada en sık atlanan nokta budur: kural, zarar görenin üçüncü kişi olduğu zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigortası dosyaları için geçerlidir. Kasko dosyasında sigortalı, poliçenin kendisinin tarafıdır; poliçede hasar tazmin yöntemi, parça tedarik yöntemi ve onarımın yapılacağı servis klozları varsa bu klozlar sigortalıyı bağlar. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 09.10.2025 tarihli, E. 2025/7530, K. 2025/13873 sayılı kararı bu ayrımı açık biçimde ortaya koymuştur: kasko sigortalısının “iskonto uygulanamaz” yönündeki temyiz itirazı reddedilmiş, poliçenin “Hasar Tazmin Yöntemi”, “Parça Tedarik Yöntemi” ve “Onarım Yapılacak Servis” klozlarına dayanılarak yapılan iskontolu hesabın yerinde olduğuna hükmedilmiştir. Aynı kararda, İtiraz Hakem Heyeti’nin hasar bedeline KDV eklemesi ise onanmıştır.

Pratik sonuç şudur: iskonto farkı talebi trafik sigortası dosyasında güçlüdür, kasko dosyasında ise önce poliçe klozlarının okunması gerekir. Poliçede parça tedarik ve servis klozu yoksa kasko dosyasında da rayiç hesap istenebilir. Sigortacı parçayı toplu alım gücü sayesinde ucuza temin edebiliyorsa bu bir maliyet avantajıdır; zararın hukuki kapsamını daraltan bir olgu değildir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2015/14700, K. 2016/4229 sayılı kararında bu ilkeyi açıkça ifade etmiştir: hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı şirket ile servis arasında yapılan anlaşma gereği olduğu belirtilen indirim esas alınarak yedek parça ve işçilik bedellerinin rayiç değerinde indirim uygulanması doğru görülmemiştir.(11)

Bununla birlikte tabloyu eksiksiz aktarmak gerekir: Sigorta Tahkim Komisyonu hakem uygulamasında, sektörde olağan kabul edilen ölçüdeki indirimlerin zarar görene de yansıyabileceği yönünde değerlendirmelere rastlanmaktadır. Yani mahkeme içtihadı ile hakem uygulaması bu kalemde tam olarak örtüşmemektedir. Bu durum, yazının girişinde işaret edilen öngörülebilirlik sorununun yalnızca KDV kalemine özgü olmadığını göstermektedir.

Dosya hazırlanırken iskonto farkının ispatı bakımından şunlar önem taşır:

  • Onarımın yapıldığı servisin sigortacıyla anlaşmalı olup olmadığı
  • Ekspertiz raporunda parça ve işçilik kalemlerinin rayiç mi indirimli mi hesaplandığı
  • Aynı marka ve model için yetkili servis rayiç fiyat listesi
  • Hasar dosyasında sigortacının servise ödediği tutarı gösteren belgeler

KDV Fark Bedeli

Bir ürün veya hizmetin maliyetine eklenen, en nihayetinde tüketiciden tahsil edilen Katma Değer Vergisi (KDV) dolaylı vergilerden olup Türkiye ve dünyada devletlerin önemli gelir kaynaklarındandır.

Katma Değer Vergisi Kanunun 1. Maddesinde ülkemizde katma değer vergisine tabi olan iş ve işlemler açıklanmıştır. Buna göre özellikle ; “1. Ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler, 2. Her türlü mal ve hizmet ithalatı,” (9) Katma Değer Vergisine tabi tutulmuştur.

Sigorta Şirketlerinin ödediği tazminatlar ise kural olarak KDV ‘ye Tabii Değildir. Sigorta Şirketleri maddi ve manevi tazminat ödemeleri sırasında KDV ödememektedir. Ve KDV Fark Bedeli Davalarındaki çelişkiler de esasen buradan kaynaklanmaktadır.

Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi tarafından 08/08/2011 tarihinde yayınlanan KDVK-60/2011-1 Sayılı Katma Değer Vergisi Sirküleri/60 Kapsamlı yazıda;

“1.2.1. Herhangi bir teslim veya hizmetin karşılığı olarak ortaya çıkmayan tazminat ve benzeri ödemeler prensip olarak KDV’nin konusuna girmemektedir. Bu kapsamda, işin sözleşme şartlarına uygun yapılmaması, işin verilen süre içerisinde tamamlanmaması, sözleşmenin feshedilmesi gibi nedenlerle tazminat, cayma bedeli vb. adlarla yapılan cezai şart mahiyetindeki ödemeler herhangi bir teslim veya hizmetin karşılığı olmadığından KDV’nin konusuna girmemektedir.”

“(3) Bir teslim veya hizmetin karşılığını teşkil etmeyen veya buna bağlı olarak ortaya çıkmayan sigorta tazminatları KDV’nin konusuna girmemektedir. Bu durumda, sigortalının hasar gören eşya için sigorta şirketinden aldığı tazminat için KDV hesaplanması söz konusu olmayacaktır.

Ancak, sigortalı mükellefin hasar gören eşyayı tamir ettirerek, adına düzenlenen faturaları ibraz etmek suretiyle tamir bedelini sigorta şirketinden tahsil ettiği durumda, sigortalının, sigorta şirketi adına yaptığı ve KDV’ye tabi olan masrafların aynen sigorta şirketine yansıtılması için fatura düzenlenmesi ve KDV hesaplanması gerekmektedir.”(10)

Sigorta Tahkim Komisyonlarınca verilen aleyhe kararlarda söz konusu sirkülerin “Ancak, sigortalı mükellefin hasar gören eşyayı tamir ettirerek, adına düzenlenen faturaları ibraz etmek suretiyle tamir bedelini sigorta şirketinden tahsil ettiği durumda, sigortalının, sigorta şirketi adına yaptığı ve KDV’ye tabi olan masrafların aynen sigorta şirketine yansıtılması için fatura düzenlenmesi ve KDV hesaplanması gerekmektedir.” paragrafı esas alınmakta ve sigortalının fatura sunmaması halinde davanın reddine karar verilmektedir. Sigorta Şirketleri KDV Farkı istenen tüm davalarda yukarıdaki savunmayı tekrarla davanın reddini dilemektedir.

Ancak burada göz ardı edilen husus Sigorta Şirketinin sigortalıya bir tazminat ödemek yerine “aynen tazmin” sorumluluğunu üstlenmesi ve sigortalının “gerçek zararını” giderek aracı hasarsız şekilde sigortalıya teslim etmesidir. Nitekim Kdv Farkı istenen davalarda çıkan lehe kararlar da bunu destekler niteliktedir:

05/04/2022 tarihli, 2021.E.214215, K-2022/80460 sayılı Sigorta Tahkim Komisyonu, Uyuşmazlık Hakem Kararında;

“Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Esas : 2013/12905 Karar : 2013/12891 Tarih : 26.09.2013 kararında da belirtildiği üzere; “ ZMSS şirketi, zarar gören araçta meydana gelen gerçek zarardan sigortalının kusuru oranında ve poliçe limiti dahilinde sorumludur.

3065 sayılı KDV Kanunun 30.maddesi gereğince; zayi olan malların KDV’si indirilemez.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E. 2012/4590 K. 2012/5025 T. 28.6.2012 kararı; “Maddi tazminat kalemleri içindeki malzeme bedellerini KDV dahil istediği halde mahkemece bilirkişi heyetinin KDV hariç hesapladığı miktara hükmedilmesi, yasaya aykırı olup, 3065 sayılı KDV Yasası uyarınca mal teslimleri de KDV’ye tabi olduğundan mahkemece hasar bedelinin KDV dahil hesaplanması gerekir.”

(Bu karar hakem kararlarında ve dilekçelerde sıklıkla “17. Hukuk Dairesi” kararı olarak anılır; oysa 7. Hukuk Dairesi‘nin kararıdır ve uyuşmazlık bir trafik hasarı değil, su baskını nedeniyle uğranılan zarardır. Kararın taşıdığı ilke — mal teslimi KDV’ye tabi olduğuna göre hasar bedelinin de KDV dâhil hesaplanması gerektiği — hasar farkı dosyalarına aynen uygular; ancak künye dilekçeye doğru daire adıyla geçirilmelidir.)

Hazine Müsteşarlığı sayı B.02.1.HM.0.SGM.0.1.1.2 20.03.02-18953 Genelgesi ve Hazine Müsteşarlığı, Katma Değer Vergisinin Sigorta Şirketleri Tarafından Ödenmesine İlişkin 2011/12 Sayılı Sektör Duyurusu da bu yönde yorumlanmalıdır.

T.C.Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E: 2015/14700 K: 2016/4229 K.T.: 04.04.2016 sayılı “İçtihat Metni” özetinde belirtildiği üzere; “ sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hasar bedeli tespit edilirken davalı şirket ile servis arasında yapılan anlaşma gereği olduğu belirtilen %10 iskonto esas alınarak yedek parça ve işçilik bedellerinin rayiç değerinde indirim uygulanması doğru değildir. 3065 sayılı KDV Kanunu’nun 1. maddesine göre Türkiye’de yapılan sınai, ticari, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyet çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabidir. Davacının aracına verilen zararı gidermek için gerekli onarım, parça ve işçilik hizmeti de anılan yasa gereğince KDV’ye tabidir. Bu nedenle davacı lehine KDV dahil edilerek hasar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.”(11) şeklindeki Yargıtay Kararları sıralanmış, KDV’nin başvurucuya ödenmesi uygun görülmüştür.

Yargıtay Kararları ve yukarıda belirtilen mevzuat nazara alınarak başvurucu lehine kararlar verilirken söz konusu sirküler dayanak gösterilerek ve Sigorta Şirketlerince ödenecek tazminatlarda KDV hesaplanmayacağı (aynen tazmin sorumluluğundan sarfı nazar edilerek) yönünde verilen çelişkili kararlar yukarıda da belirtildiği gibi belirlilik, hukuki öngörülebilirlik ilkeleriyle ters düştüğü gibi adil yargılanma hakkının ağır ihlali anlamına gelmektedir.

Çelişki nedeniyle davayı kaybedeceğini düşünen başvurucu ve vekilleri çoğu zaman KDV istemeyi ve davalarını ıslah etmeyi riskli bulmaktadır. Zira yargılama gideri gibi ağır bir yük altında ezilme tehlikesi mevcuttur. Bu da hak arama hürriyetini ciddi şekilde zedelemektedir. Sigorta Tahkim Komisyonunun acilen bu konuyu güncel ve acil bir sorun olarak görmesi ve hak ihlallerini ortadan kaldırması gerekmektedir. Biz avukatların da bu konuda elini taşın altına koyarak aksiyon alması şarttır.

Sigorta Tazminatı KDV’ye Tabi mi, İstisna mı?

Sigorta tazminatı KDV’den “istisna” değildir; verginin konusuna girmez. Aradaki ayrım teknik görünse de hasar farkı tartışmasının kilit noktasıdır ve sigorta şirketlerinin savunmasında sıklıkla bulanıklaştırılır. İstisna, verginin konusuna giren bir işlemin kanunla vergi dışında bırakılmasıdır. Konu dışılık ise işlemin baştan itibaren KDV’nin tanımına girmemesidir.

İki kavram poliçe ile tazminat arasında bölünür. Poliçe primi bakımından gerçek bir istisna vardır: Katma Değer Vergisi Kanunu m.17/4-e, banka ve sigorta muameleleri vergisinin kapsamına giren işlemleri KDV’den istisna tutar. Sigorta işlemleri 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu m.28 uyarınca BSMV’ye tabi olduğundan aynı işlem ikinci kez KDV’ye tabi tutulmaz. Hasar tazminatı bakımından ise istisna hükmüne hiç ihtiyaç duyulmaz; 60 No.lu KDV Sirküleri’nin yukarıda aktarılan bölümünde belirtildiği gibi, bir teslim veya hizmetin karşılığı olmayan tazminat KDV’nin konusuna girmez.

Bu ayrımın pratik bir sonucu da vardır. “Hasar tazmin bedeli KDV istisna kodu” araması sıkça yapılsa da, tazminat verginin konusu dışında kaldığı için ona karşılık gelen bir istisna kodu bulunmaz; bu tür ödemelerde belge düzeni istisna beyanı üzerinden değil, işlemin niteliği üzerinden kurulur. Buna karşılık zarar gören aracını kendi adına faturalarla onartıp bedeli sigorta şirketine yansıtıyorsa, ortada bir yansıtma işlemi vardır ve fatura KDV’li düzenlenir. Sirkülerin sigorta şirketlerince dayanak yapılan paragrafı tam olarak bu ihtimali düzenlemektedir.

Senaryo KDV durumu Dayanak
Poliçe primi KDV’den istisna, BSMV’ye tabi KDVK m.17/4-e + 6802 s.K. m.28
Onarım yaptırılmadan nakden ödenen tazminat Verginin konusuna girmez 60 No.lu KDV Sirküleri
Zarar görenin onarım faturasını şirkete yansıtması Yansıtma faturası, KDV hesaplanır 60 No.lu KDV Sirküleri
Anlaşmalı serviste onarım Servis faturası KDV’li; muhatabı sigorta şirketi KDVK m.1
Sigorta Tahkim Komisyonu’nun uyuşmazlık çözüm hizmeti KDV’den istisna KDVK m.17/4-v

Vergi hukuku ile tazminat hukuku arasındaki gerilim de burada düğümlenir. Zarar gören KDV mükellefi bir işletmeyse, onarım için ödediği KDV’yi indirim konusu yapabildiğinden o tutar malvarlığında kalıcı bir eksilme yaratmaz; bu nedenle vergi tekniği açısından tazminata eklenmemesi savunulur. Zarar gören mükellef değilse — ki hasar farkı dosyalarının büyük çoğunluğu böyledir — indirim hakkı yoktur ve ödenen KDV doğrudan gerçek zararın parçasıdır. Konuyu yalnızca sirküler üzerinden tartışan kararların gözden kaçırdığı ayrım tam olarak budur; sirküler bir vergilendirme düzenlemesidir, tazminatın kapsamını belirleyen bir kural değildir.

Yargıtay’ın bu ayrımı gözettiği kararlarında, hasar bedeli üzerinden hesaplanan katma değer vergisinin zarar görene ödenmesi gerektiği, aracın onarılıp onarılmamasının veya fatura ibraz edilip edilmemesinin sonucu değiştirmeyeceği belirtilmiştir.(14) Bu yaklaşımın güncel bir örneği, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 09.10.2025 tarihli, E. 2025/7530, K. 2025/13873 sayılı kararında görülür: aracın onarımının yapıldığına dair fatura sunulmamış olmasına rağmen, hasar bedeline KDV eklenmesi yolundaki İtiraz Hakem Heyeti kararı onanmıştır. Zira zarar, aracın onarılabilmesi için objektif olarak katlanılması gereken bedelle doğar; onarımın fiilen yapılıp yapılmaması zararın varlığını değil, yalnızca ispat biçimini etkiler.

Trafik Sigortası ve Kasko Poliçesinde KDV Oranı Kaçtır?

Trafik sigortası ve kasko poliçesi priminde uygulanan bir KDV oranı yoktur; bu primler KDV’nin değil banka ve sigorta muameleleri vergisinin konusuna girer. Poliçede “%20 KDV” benzeri bir satır aranması bu nedenle sonuçsuz kalır. Sigorta muamelelerinde uygulanan BSMV oranı %5’tir ve verginin mükellefi acente değil sigorta şirketidir.

Verginin matrahı, poliçede yer alan prim tutarıdır. 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu m.31 bu noktada açık bir kural koyar: sigorta işlemlerinde verginin matrahı poliçede yer alan prim tutarıdır ve prim tutarının hesabında, sigorta işlemi dolayısıyla komisyon ve benzeri adlarla sigorta aracılarına yapılan ödemeler indirim konusu yapılamaz. Aynı madde, matrahtan gider ve vergi adı altında indirim yapılamayacağını, banka ve sigorta muameleleri vergisinin ise matraha dâhil edilmeyeceğini de belirtir. Yani acentenin komisyonu da şirketin BSMV matrahının içindedir. Acentenin sigorta şirketinden aldığı komisyon ayrıca KDV’ye tabi tutulmaz; KDV Kanunu m.17/4-e sigorta aracılarının sigorta şirketlerine yaptığı işlemleri de istisna kapsamına almıştır. Bu nedenle acentenin poliçe komisyonu için KDV beyannamesi verme yükümlülüğü doğmaz; istisnanın dışında kalan işlemler bakımından ise genel hükümler uygulanır.

Poliçe bedelinin priminden ibaret olmadığını da eklemek gerekir. Zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçelerinde BSMV dışında Güvence Hesabı katkı payı ve trafik hizmetlerine ilişkin paylar gibi kalemler yer alır; kaskoda ise bu zorunlu sigortaya özgü kalemler bulunmaz. Poliçe üzerindeki toplam tutarı primle karşılaştırırken bu farkın gözetilmesi gerekir.

Onarım tarafındaki oran ise ayrıdır ve sorunun asıl aranan cevabı çoğu zaman budur: yedek parça teslimi ve işçilik hizmeti genel oranda, yani %20 KDV’ye tabidir. Katma Değer Vergisi Kanunu m.28 oranı %10 olarak belirler ve Cumhurbaşkanına bu oranı dört katına kadar artırma yetkisi verir; genel oran bu yetkiye dayanan Bakanlar Kurulu/Cumhurbaşkanı kararlarıyla belirlenmiştir ve 10.07.2023’ten bu yana %20’dir. Hasar farkı hesabında KDV kalemi bu oran üzerinden yürür; eski dosyalarda ise olay ve fatura tarihinde yürürlükte olan oran (10.07.2023 öncesi %18) esas alınır.

Bütün bunlar hasar farkı bakımından tek bir sonuca varır: poliçenin KDV’siz olması, onarımın da KDV’siz olduğu anlamına gelmez. Sigorta ilişkisinin kendisi BSMV rejimindedir; ancak aracın onarımı için satın alınan yedek parça ve alınan işçilik hizmeti bağımsız birer ticari işlemdir ve KDV Kanunu m.1 uyarınca KDV’ye tabidir. Sigorta şirketlerinin “biz KDV mükellefi değiliz” savunması, bu iki ayrı vergi rejimini birbirine karıştırmaktadır.

1 Temmuz 2026 Değişikliği Hasar Farkı Dosyasını Nasıl Etkiledi?

Zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları, 12/6/2026 tarihli ve 33278 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Genel Şartlar ile önemli ölçüde değiştirilmiş ve yeni metin 1/7/2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Değişiklik, hasar farkı dosyasını doğrudan ilgilendiren dört başlık getirmiştir.

1. Değer kaybı artık maddi zararlar teminatının içinde tanımlanmıştır. Yeniden yazılan A.5 maddesinin (a) bendi, maddi zararlar teminatını “hak sahibinin zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dâhil doğrudan malları üzerindeki azalma” olarak tanımlar. Değer kaybının nasıl belirleneceği de aynı bende yazılmıştır: aracın markası, yaşı, modeli, kullanılmışlık düzeyi, hasar gören kısımları, geçmiş hasar durumu ile kaza tarihinden önceki ve onarım sonrasındaki ikinci el satış değeri arasındaki fark dikkate alınarak, Kurumca belirlenecek usul ve esaslara göre atanacak sigorta eksperi tarafından tespit edilir.

2. Araç hasarı için başvuran hak sahibi, değer kaybı talebinde de bulunmuş sayılır. A.5/a’nın ikinci paragrafı bunu açıkça yazar: “Bu teminat kapsamında araç hasarı için başvuruda bulunan hak sahibi, değer kaybı talebinde de bulunmuş kabul edilir.” Eski uygulamada değer kaybı çoğu zaman ayrı bir başvuruyla istenir, istenmediğinde de ödenmezdi. Yeni metinde araç hasarı başvurusu değer kaybı talebini de içerdiğinden, sigortacının “değer kaybı talep edilmedi” savunması dayanaksız kalır. Eksper, hasar tespiti yapıyorsa değer kaybına ilişkin tespitine de raporunda yer vermek zorundadır; sigortacı hesaplanan tutarı, nihai eksper raporunun kendisine ulaştığı tarihi takip eden iş günü içinde yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı aracılığıyla hak sahibine bildirir.

3. Eşdeğer parça belgeleme esaslarının kaynağı değişmiştir. Eski metin, eşdeğer parçanın belgelenmesini Hazine ve Maliye Bakanlığının 2015/2 sayılı Genelgesine bağlıyordu. Yeni metinde bu ibare, esasların Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca 5684 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca belirleneceği biçiminde değiştirilmiştir. Eşdeğer parça iddiasının belgelenmesi tartışmasında dayanak artık burasıdır.

4. Ağır hasarlı araçta ödeme, belge şartına bağlanmıştır. Zarar gören aracın Kurumca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde ağır hasara uğradığı eksper raporuyla tespit edilmişse, aracın “trafikten çekilmiştir” kaşeli tescil belgesi sigortacıya ibraz edilmeden tazminat ödenmez.

Ayrıca aynı değişiklikle Genel Şartların Ek-1, Ek-2, Ek-3 ve Ek-7’si yürürlükten kaldırılmış, Ek-6 yenilenmiştir. Bu eklerin numarasına atıf yapan eski dilekçe ve rapor örnekleri bu nedenle güncellenmelidir.

Hangi metin uygulanır? Poliçe hukukunda kural, sözleşmenin kurulduğu tarihte yürürlükte olan genel şartların o poliçeye uygulanmasıdır. Bu nedenle 1/7/2026’dan önce düzenlenmiş bir poliçeden doğan hasar dosyasında eski metin, bu tarihten sonra düzenlenen poliçelerde ise yeni metin esas alınır. Dosyanın hangi rejime tabi olduğu, poliçe başlangıç tarihine bakılarak belirlenir.

Hasar Farkı Nasıl Talep Edilir? Başvuru Adımları ve Süreler

Hasar farkı talebi, doğrudan dava açılarak değil, önce sigorta şirketine yazılı başvuru yapılarak başlatılır. Karayolları Trafik Kanunu m.97, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki taleplerde dava veya tahkim yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunulmasını zorunlu tutar. Şirket başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde yazılı cevap vermez ya da verdiği cevap talebi karşılamazsa, zarar gören dava açabilir veya Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurabilir.

Bu şartın niteliği önemlidir. Yargıtay, m.97’deki yazılı başvuru şartını tamamlanabilir dava şartı olarak nitelendirmiştir; başvuru eksikliği tespit edildiğinde doğrudan usulden ret kararı verilmesi değil, eksikliğin tamamlattırılması gerekir.(15) Başvuru yapılmadan dava açılmış olması bu nedenle telafisi imkânsız bir sonuç doğurmaz, ancak süreci uzatır.

Süreç adım adım şu şekilde ilerler:

  1. Hasar dosyasının incelenmesi: Sigorta şirketinden hasar dosyası, ekspertiz raporu ve ödeme dökümü yazılı olarak istenir. Parça ve işçilik kalemlerinin rayiç mi indirimli mi hesaplandığı, KDV’nin dâhil edilip edilmediği bu belgelerden anlaşılır.
  2. Fark tutarının belirlenmesi: Yetkili servis rayiç fiyatlarıyla ödenen tutar karşılaştırılır; orijinal parça, iskonto ve KDV kalemleri ayrı ayrı hesaplanır.
  3. Yazılı başvuru: Fark tutarı, dayanakları ve banka bilgileriyle birlikte sigorta şirketine iletilir. Başvurunun tarihini ispatlayacak bir yöntem (KEP, iadeli taahhütlü posta, şirketin kayıt numarası) tercih edilmelidir.
  4. Cevap süresinin beklenmesi: Trafik sigortasında 15 gün; tahkim yoluna gidilecekse Sigortacılık Kanunu m.30 uyarınca şirketin cevapsız bırakması hâlinde 15 iş günü esas alınır.
  5. Tahkim veya dava: Talep reddedilir ya da cevapsız kalırsa Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurulur veya mahkemede dava açılır.
Aşama Süre Dayanak
Belgeler tamamlandıktan sonra sigortacının ödeme süresi 8 iş günü KTK m.99
Dava/tahkim öncesi şirketin cevap süresi 15 gün KTK m.97
Tahkim yoluna gitmek için cevapsızlık süresi 15 iş günü 5684 s.K. m.30/13
Raportör incelemesi 15 gün 5684 s.K. m.30/15
Hakemin karar verme süresi 4 ay (taraflarca uzatılabilir) 5684 s.K. m.30/16
Hakem kararına itiraz süresi 10 gün 5684 s.K. m.30/12

Sigorta şirketinin ödemeyi eksik yapması hâlinde izlenecek genel yol haritası için sigorta şirketinin eksik ödeme yapması hâlinde ne yapılacağına ilişkin yazımız ayrıntılı bir kontrol listesi içerir. Onarım sürecinin kendisiyle ilgili adımlar ise trafik kazası sonrası araç tamiri ve sigorta işlemleri başlığı altında ele alınmıştır.

Sigorta Tahkim Komisyonu mu, Dava mı?

Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru zorunlu değil, seçimliktir; zarar gören dilerse doğrudan mahkemede dava açabilir. Zorunlu olan, her iki yolda da öncesinde sigorta şirketine yazılı başvuru yapılmış olmasıdır. Uyuşmazlık mahkemeye taşınmışsa artık Komisyon’a gidilemez; bu nedenle yol seçimi baştan yapılmalıdır.

Tahkimin pratik cazibesi hız ve maliyettir. Hakem dört ay içinde karar vermek zorundadır ve talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde belirlenen ücretin beşte biri ile sınırlıdır. Bu sınır, hasar farkı gibi görece küçük tutarlı taleplerde ret riskinin maliyetini belirgin biçimde düşürür. Girişte değinilen hakemler arası görüş ayrılığı ise aynı yolun zayıf tarafıdır.

Tahkimde parasal sınırlar itiraz, heyet ve temyiz hakkını belirler ve bu tutarlar her yıl güncellenir. Kanun metnindeki rakamlara değil, kararın verildiği tarihte yürürlükte olan tutarlara bakmak gerekir.

Sınır Güncel tutar Sonuç
İtiraz sınırı 35.000 TL ve üzeri Bu tutarın altındaki uyuşmazlıklarda hakem kararı kesindir
Heyet teşekkülü 122.000 TL ve üzeri En az üç hakemden oluşan heyet zorunludur
Temyiz sınırı 383.000 TL üzeri İtiraz üzerine verilen karar temyiz edilebilir

Bu tutarlar 22 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerlidir ve Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun ilgili kararına dayanır; güncel tutarlar Sigorta Tahkim Komisyonunun kendi duyurularından takip edilebilir.(16) Ölçüt bakımından 2026’da bir değişiklik olduğunu da eklemek gerekir: 19/3/2026 tarihli ve 33201 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikten sonra parasal sınırın belirlenmesinde artık başvurunun yapıldığı tarih esas alınmaktadır; heyet teşekkülü bakımından ise teşekkülün zorunlu hâle geldiği tarih ölçüttür. Önceki uygulamada ölçüt kararın verildiği tarihti. Bu ayrım yargılaması uzayan dosyalarda doğrudan sonuç doğurur: başvuru tarihinde itiraz sınırının altında kalan bir uyuşmazlık, karar tarihinde sınır yükselmiş olsa bile başvuru tarihindeki sınıra göre değerlendirilir. Bir hasar farkı dosyasının çoğunlukla itiraz sınırının altında kalması, tek hakemin kararının kesin olması sonucunu doğurur; bu da yol seçiminde göz önünde bulundurulması gereken bir husustur.

Mahkeme yolunda ise davanın kime yöneltildiği belirleyicidir. Sigorta şirketine karşı açılan dava ticari dava sayıldığından arabuluculuk dava şartı devreye girer ve görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Sigorta şirketine karşı dava açma koşullarının ayrıntısı için trafik kazası sonrası sigorta şirketine karşı dava açılabilir mi başlıklı yazımıza bakılabilir.

Hasar Farkı Talebinde Zamanaşımı Kaç Yıldır?

Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her hâlde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Bu kural Karayolları Trafik Kanunu m.109’da düzenlenmiştir ve iki sürenin birlikte işlediğini vurgulamak gerekir: iki yıllık süre öğrenmeye bağlı, on yıllık süre ise mutlak üst sınırdır.

Sürenin uzadığı bir hâl de vardır. Zarar cezayı gerektiren bir fiilden doğuyor ve ceza kanunu o fiil için daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa, bu daha uzun süre maddi tazminat talepleri bakımından da uygulanır. Yaralamalı veya ölümlü kazalarda bu hüküm iki yıllık sürenin dolmuş olmasına rağmen talep hakkını ayakta tutabilir.

Zamanaşımının kesilmesi bakımından kanun ayrıca bir kolaylık getirmiştir: zamanaşımı tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacıya karşı da kesilmiş sayılır; sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı da tazminat yükümlüsü bakımından kesilmiş olur. Buna karşılık sigorta şirketine yapılan yazılı başvurunun tek başına süreyi durdurduğu varsayımıyla hareket etmek risklidir; süre yaklaşıyorsa başvuru sonucunu beklemeden dava veya tahkim yoluna gidilmesi güvenlidir. Konunun bütünü için trafik kazası tazminat zamanaşımı yazımız incelenebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Hasar fark bedeli için fatura ibraz etmek zorunlu mudur?

Zorunlu değildir. Zarar, aracın kaza öncesi hâline getirilmesi için objektif olarak gereken bedelle doğar; onarımın fiilen yapılmış olması zararın varlığını değil ispat biçimini etkiler. Yargıtay kararlarında hasar bedeli üzerinden hesaplanan katma değer vergisinin, araç onarılmasa dahi zarar görene ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Fatura sunulması ispatı kolaylaştırır ancak talebin ön şartı değildir.

Sigorta şirketi eşdeğer parça kullandıysa fark her hâlükârda alınabilir mi?

Her hâlükârda değil. Belirleyici olan, hasar gören parçanın kendisinin orijinal olup olmadığıdır. Hasar gören parça orijinalse kural orijinal parçayla değişimdir ve eşdeğere geçilebildiğini — hak sahibinin onayı alındığını ya da orijinalle değişimin mümkün olmadığını — ispat yükü sigortacıya aittir. Hasar gören parça zaten orijinal değilse eşdeğer parça bedeli esas alınabilir.

Hasar farkı ile değer kaybı aynı şey midir?

Hayır, ayrı kalemlerdir ve aynı dosyada birlikte talep edilebilir. Hasar farkı onarımın eksik yapılmasından veya eksik hesaplanmasından doğar; değer kaybı ise kusursuz bir onarımdan sonra bile aracın ikinci el değerinde oluşan azalmayı ifade eder.

Hasar farkı davasında görevli mahkeme hangisidir?

Dava sigorta şirketine yöneltiliyorsa uyuşmazlık Türk Ticaret Kanunu m.4/1-a uyarınca mutlak ticari dava sayılır ve asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Dava yalnızca kusurlu sürücüye veya işletene açılıyorsa asliye hukuk mahkemesi görevli olur. Sigorta şirketine karşı açılan davada arabuluculuk dava şartıdır.

Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurmak zorunlu mudur?

Hayır, tahkim seçimlik bir yoldur. Zorunlu olan, dava veya tahkim öncesinde sigorta şirketine yazılı başvuru yapılması ve cevap süresinin beklenmesidir. Uyuşmazlık mahkemeye taşınmışsa Komisyon’a başvurulamaz.

Sigorta şirketi ödemeyi ne kadar sürede yapmak zorundadır?

Karayolları Trafik Kanunu m.99 uyarınca sigortacı, genel şartlarla belirlenen belgelerin kendisine ulaştığı tarihten itibaren sekiz iş günü içinde poliçe sınırları içindeki tutarı hak sahibine ödemek zorundadır.

Trafik sigortası hasar ödemesi kime yapılır?

Ödeme hak sahibine, yani zararı doğan kişiye yapılır; araç hasarlarında bu kural olarak aracın malikidir. Aynen tazmin yolu seçilip onarım anlaşmalı serviste yaptırılmışsa sigortacı bedeli doğrudan servise öder. Bu ikinci ihtimalde hak sahibi ödemenin tutarını ve kalemlerini çoğu zaman görmez; hasar farkı incelemesinin ilk adımı bu nedenle dosyanın ve ekspertiz raporunun yazılı olarak istenmesidir.

Hasar farkı tazminatı başvurusu nereye yapılır?

Başvuru önce zararı karşılamakla yükümlü sigorta şirketine, yazılı olarak yapılır. Şirket süresinde cevap vermez ya da talebi karşılamayan bir cevap verirse, zarar gören dilerse Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurur, dilerse görevli mahkemede dava açar. Başvuru aşaması atlanarak doğrudan dava açılması sürecin uzamasına yol açar.

Kasko dosyasında da iskonto farkı istenebilir mi?

Ayrım poliçenin türünden değil, talep edenin poliçeyle ilişkisinden doğar. Trafik sigortasında zarar gören üçüncü kişidir; sigortacı ile servis arasındaki indirim anlaşması onu bağlamaz. Kaskoda ise sigortalı poliçenin tarafıdır: poliçede hasar tazmin yöntemi, parça tedarik yöntemi ve onarım yapılacak servis klozları varsa iskontolu hesap yerinde sayılır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 09.10.2025 tarihli, E. 2025/7530, K. 2025/13873 sayılı kararında kasko sigortalısının iskontoya yönelik itirazını bu gerekçeyle reddetmiştir. Poliçede bu klozlar yoksa kasko dosyasında da rayiç hesap istenebilir.

1 Temmuz 2026 değişikliği eski poliçeleri de etkiler mi?

Kural olarak hayır. Genel şartlar, poliçenin kurulduğu tarihteki metniyle o sözleşmeye uygulanır. Zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında 12/6/2026 tarihli ve 33278 sayılı Resmî Gazete ile yapılan ve 1/7/2026 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik, bu tarihten sonra düzenlenen poliçelerden doğan dosyalarda uygulanır. Dosyanın hangi metne tabi olduğu poliçe başlangıç tarihine bakılarak belirlenir; eski tarihli poliçelerde önceki metin yürürlüğünü sürdürür.

Orijinal parça fark bedeli dava dilekçesinde neler yer almalıdır?

Dilekçede kaza ve poliçe bilgileri, sigorta şirketine yapılan yazılı başvurunun tarihi ve sonucu, ekspertiz raporundaki parça ve işçilik kalemleri ile yetkili servis rayiçleri arasındaki farkın kalem kalem dökümü yer almalıdır. Orijinal parça, iskonto ve KDV farklarının ayrı ayrı gösterilmesi, bilirkişi incelemesinin doğru zeminde yapılmasını sağlar. Talep sonucu belirsizse belirsiz alacak veya kısmi dava biçiminde ileri sürülmesi gündeme gelir.

Hasar Farkı Dosyanızda Hukuki Destek

Hasar farkı dosyalarında sonuç, çoğu zaman hesabın hangi rayiçler üzerinden kurulduğuna ve ekspertiz raporundaki indirim kalemlerine zamanında itiraz edilip edilmediğine bağlıdır. Ekspertiz raporunun incelenmesi, fark tutarının kalem kalem hesaplanması ve tahkim ile dava arasındaki seçimin dosyanın tutarına göre yapılması bu nedenle önem taşır. Süreçle ilgili ayrıntılı bilgi için araç hasar farkı tazminatı sayfamızı inceleyebilir, dosyanıza özel değerlendirme için büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

Bu yazıda yer alan açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve yazının yayımlandığı tarihteki mevzuat ile yargı uygulamasını yansıtır. Parasal sınırlar ile genel şart hükümleri değişebildiğinden, her dosya kendi belgeleri ve tarihleri üzerinden ayrıca değerlendirilmelidir; buradaki bilgiler avukatlık hizmeti ya da hukuki görüş yerine geçmez.

Kaynaklar:

  1. Anayasa Mahkemesi 19/1/2023 Karar tarihli, 2019/10793 Başvuru Numaralı Serpil Bodur kararı
  2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 tarihli, Esas: 2010 / 7-530 Karar: 2010 / 636 sayılı ilamı
  3. Türk Ticaret Kanununun 1409. Maddesi
  4. Sigorta Denetleme Kurulu, 2013 tarihli Hasar Ve Tazminat İşlemleri Denetim Rehberi
  5. 2918 Sy. Karayolları Trafik Kanunu madde 90.
  6. 6102 Sy. Türk Ticaret Kanunu madde 1409.
  7. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi T: 26.09.2013 2013/12905 E. 2013/12891 K.
  8. Sigorta Tahkim Komisyonu, 2023.E.68110, K-2023/294197 sayılı Uyuşmazlık Hakem Kararı
  9. Katma Değer Vergisi Kanunun 1. Maddesi
  10. Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi tarafından 08/08/2011 tarihinde yayınlanan KDVK-60/2011-1 Sayılı Katma Değer Vergisi Sirküleri/60
  11. 05/04/2022 tarihli, 2021.E.214215, K-2022/80460 sayılı Sigorta Tahkim Komisyonu, Uyuşmazlık Hakem Kararında
  12. Yargıtay Büyük Genel Kurulunun iş bölümüne ilişkin kararı uyarınca 17. Hukuk Dairesinin kapatılması ve işlerinin 4. Hukuk Dairesine devri
  13. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2016/5293, K. 2017/8012 sayılı ilamı
  14. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2015/2185, K. 2015/11238 ve E. 2016/16052, K. 2017/8418 sayılı ilamları
  15. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2014/4531, K. 2014/3704 sayılı ilamı
  16. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 2025/7530, K. 2025/13873 sayılı ilamı (09.10.2025)
  17. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E. 2012/4590, K. 2012/5025 sayılı ilamı (28.06.2012)
  18. Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 14/01/2026 tarihli ve 1497 sayılı kararı (22/01/2026 tarihinden itibaren geçerli parasal sınırlar)
  19. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.2 ve C.8
  20. 2918 Sy. Karayolları Trafik Kanunu madde 97, 99 ve 109
  21. 3065 Sy. Katma Değer Vergisi Kanunu madde 17/4-e ve 17/4-v
  22. 6802 Sy. Gider Vergileri Kanunu madde 28, 31 ve 33
  23. 5684 Sy. Sigortacılık Kanunu madde 30

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir