Hukuk

Ceza Hukukunda Elektronik Kelepçe Uygulaması

Ceza Hukukunda Elektronik Kelepçe Uygulaması

Elektronik kelepçe, şüpheli, sanık ve hükümlülerin toplum içinde izlenmesini sağlayan bir denetim yöntemidir ve halk arasında “ayak kelepçesi” ya da “ayağa takılan kelepçe” olarak da anılır. Tek bir kanunda değil, izleme yöntemini kuran 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu ile bu yöntemle infaz edilecek kararları belirleyen CMK, 5275 sayılı İnfaz Kanunu ve 6284 sayılı Kanun hükümlerinde düzenlenmiştir.

Makale İçeriği

Uygulamada en çok karışan noktalar süre, mesafe ve ihlalin sonucudur; çünkü bunların hiçbirinin tek bir cevabı yoktur — cihazın hangi karara dayanarak takıldığına göre değişir. Bu yazıda mesafenin nasıl belirlendiğini, sürelerin rejim rejim nasıl ayrıştığını, ihlalin dört ayrı sonucunu ve cihazın günlük hayatta getirdiği yükümlülükleri kanun ve yönetmelik metinlerine dayanarak açıklıyoruz.

Özet

Elektronik kelepçe bir ceza değil, bir denetim yöntemidir; yükümlülüğü kanun, izleme biçimini ise mahkeme kararı belirler.

  • Mesafe: Mevzuatta sabit metre yoktur. Karara göre ya bölge (yasak bölge + tampon bölge) tanımlanır ya da iki cihaz arası mesafe ölçülür.
  • Süre: Adli kontrolde en çok 2 yıl (+1), ağır ceza işlerinde 3 yıl; çocuklarda yarısı. İnfazda ve 6284 kapsamında süreler ayrı işler.
  • Mahsup: Adli kontrol kural olarak mahsup edilmez; konutu terk etmeme yükümlülüğünde her iki gün bir gün sayılır.
  • İhlal: Tutuklama, açık kuruma iade, kaçma suçu veya 6284’te zorlama hapsi; cihazı kırmak ayrıca 1-4 yıl hapis.
  • Gizlilik: Sistem konum verisiyle çalışır; kanun ses ve görüntünün dinlenmesini, izlenmesini ve kaydedilmesini açıkça yasaklar.

Elektronik Kelepçe Nedir?

Elektronik kelepçe, şüpheli, sanık veya hükümlülerin elektronik cihazlar yardımıyla belirli bir alan içerisinde izlenmesini, gözetim altında tutulmasını ve denetimini sağlamak için kullanılan bir teknolojidir. Bu sistem, toplumun genel güvenliğini artırmak, mağdurları koruma altına almak ve kişilerin denetim süreci boyunca belirlenen kurallara uygun hareket etmelerini sağlamak amacıyla uygulanır. Elektronik kelepçe, hem adli kontrol tedbiri kapsamında hem de cezaların infazı sırasında kullanılabilmektedir.

Elektronik kelepçe, genellikle kişinin bileğine veya ayak bileğine takılan bir cihaz ile konumunun ve hareketlerinin sürekli izlenebilmesini mümkün kılar. Bu cihaz sayesinde, kişinin belirlenen alanda kalıp kalmadığı, yasal sınırları aşıp aşmadığı tespit edilir ve herhangi bir ihlal durumunda yetkililere anında bildirimde bulunulur. Böylece, bireyin hem fiziksel hareketleri hem de yasa dışı davranışlarda bulunma potansiyeli sürekli olarak kontrol altında tutulur.

Bu uygulama, Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönergesi ve Türk Ceza Kanunu gibi yasal düzenlemelerle desteklenerek güvence altına alınmıştır. Elektronik kelepçe, özellikle ev hapsi, belirli bir alana giriş yasağı, mağdura yaklaşmama gibi durumlarda sıklıkla kullanılmakta ve bireyin özgürlüğünü tamamıyla kısıtlamadan, toplum güvenliği ile bireyin hak ve özgürlükleri arasında hassas bir denge sağlamaktadır.

Adli merciler tarafından verilen karar neticesinde uygulanan elektronik kelepçe, modern hukuk sistemi içindeki rehabilitasyon ve entegrasyon stratejilerinin bir parçası olarak da değerlendirilebilir. Günümüz teknolojisiyle güçlendirilmiş bu sistem sayesinde, bireylerin hem topluma zarar vermesi önlenmekte hem de cezai sürecin etkin bir şekilde yürütülmesi sağlanmaktadır. İsabetli bir yöntem olarak nitelenen bu uygulama, adli sürecin adaletli, etkili ve hızlı bir şekilde işleyişine katkıda bulunur. Elektronik kelepçe süresi boyunca bireyin yükümlülüklerine uyup uymadığı, konumunun güncel izleme merkezine gönderdiği sinyallerle kayıt altına alınır. Bu teknolojinin başarısı, hem güvenliğin hem de hukuk kurallarının yüksek seviyede korunmasına olanak tanır.

Ayak bileğine takılmış elektronik kelepçe cihazı

Elektronik Kelepçe Takılabilecek Durumlar

Elektronik kelepçe, bireylerin kontrol altında tutulması ve topluma veya mağdurlara yönelik potansiyel risklerin azaltılması amacıyla kullanılan etkili bir denetim yöntemidir. Gerek adli kontrol tedbiri, gerekse cezanın infazı amacıyla çeşitli durumlarda bu teknolojiden faydalanılmaktadır. Elektronik kelepçe takılmasına karar verilecek durumların belirlenmesi, hem bireyin temel hak ve özgürlüklerine saygı duyulmasını gerektirir hem de toplum güvenliğinin sağlanması amacını taşır. Bu bağlamda, elektronik kelepçe genellikle aşağıdaki durumlarda uygulanır:

1. Konutu Terk Etmeme (Ev Hapsi):
Mahkeme tarafından verilen bu tedbir kapsamında, kişiye belirlenen konutu terk etmemesi gerektiği bildirilir. Elektronik kelepçe takılarak bireyin ev sınırlarını ihlal edip etmediği sürekli olarak denetlenir. Özellikle soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde, tutuklamaya gerek duyulmayan ancak kontrol altında tutulması gereken kişilerde bu yöntem sıkça tercih edilir.

2. Belirli Yer veya Bölgeleri Terk Etmeme:
Bireylerin, mahkeme kararıyla belirlenen yerleşim birimini (örneğin bir ilçe veya mahalle) terk etmemesi gerektiği durumlarda elektronik kelepçe kullanılır. Bu uygulama, suça karışma potansiyeli bulunan bireyler için riskin minimuma indirilmesi amacı taşır.

3. Belirlenen Yere veya Bölgeye Gitmeme:
Bazı durumlarda şüpheli veya sanığın, mağdurun bulunduğu yerlere (örneğin ev veya iş adresine) yaklaşması yasaklanabilir. Elektronik kelepçe, ihlalleri izlemek ve tepki sürelerini hızlandırmak için etkili bir araçtır. Bu uygulama genellikle 6284 sayılı yasa doğrultusunda kadına karşı şiddetin önlenmesinde kullanılır.

4. Denetimli Serbestlik Kapsamında:
Cezaların infazı sırasında hükümlüye elektronik kelepçe süresi ile takip sağlanır ve hükümlünün belirlenen kurallara uyması temin edilir. Bunun yanı sıra kısa süreli hapis cezalarına alternatif denetimler sırasında da bu uygulama kullanılabilir.

5. Hapis Cezasının Konutta İnfazı:
Bazı hallerde, sağlık durumu veya diğer özel nedenlerle hükümlünün cezası ceza infaz kurumunda değil, belirlediği bir konut çerçevesinde infaz edilir. Bu süreç, elektronik kelepçe teknolojisiyle kontrol altında tutulmaktadır.

6. Mağdurların Koruma Altında Olduğu Durumlar:
Özellikle aile içi şiddet ve kadına yönelik şiddet vakalarında failler, mağdurlara belli bir mesafeden fazla yaklaşmamakla yükümlü kılınır. Elektronik kelepçe, bu mesafenin korunmasını ve ihlallerin engellenmesini sağlar.

7. Tekrarlayan Suçlarda (Mükerrirler) Denetim Amaçlı:
Mükerrirlere özgü infaz rejimleri kapsamında, bireyin serbest bırakıldıktan sonra işlediği suçların önüne geçmek üzere bu yöntem uygulanabilir.

Sonuç olarak, elektronik kelepçe takılması, hem suç öncesi hem de suç sonrası süreçlerde bireylerin hareket özgürlüklerini dengeleyerek toplum düzeninin korunmasını hedefler. Yukarıdaki haller doğrultusunda, adli birimlerce bu tedbirin uygulanması uygun görüldüğünde birey, belirlenen alan veya kurallarla sınırlandırılır ve teknolojik araçlar sayesinde bu kriterlere uyup uymadığı titizlikle takip edilir.

Elektronik Kelepçe Uygulamasına Karar Veren Merci

Elektronik kelepçe uygulamasına karar verilmesi, Türkiye hukuk sisteminde belirli prosedürler kapsamında ve yalnızca yetkili yargı mercileri tarafından gerçekleştirilebilmektedir. Bu karar, bir kişinin elektronik kelepçe ile izlenmesi yoluyla toplum içinde denetim ve gözetim altına alınmasını sağlayan bir adli kontrol veya infaz tedbiri niteliğindedir. Ancak bu tür bir tedbirin uygulanabilmesi için, belirli bir yasal sürecin tamamlanması ve uygun şartların oluşması gerekmektedir.

Soruşturma Aşamasında Yetkili Merci: Sulh Ceza Hakimlikleri

Soruşturma evresinde elektronik kelepçenin uygulanmasına karar verme yetkisi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 109. maddesi gereğince sulh ceza hakimliklerine aittir. Cumhuriyet savcısı, şüpheli hakkında delil durumu ve mevcut olayın koşullarını değerlendirerek adli kontrol tedbirine başvurmayı talep edebilir. Savcı bu bağlamda sulh ceza hakimliğine elektronik kelepçe takılması yönünde bir tedbir kararı verilmesi talebinde bulunur. Hakim ise talebi değerlendirir ve kuvvetli suç şüphesi, delillerin durumu veya şüphelinin kaçma riski gibi unsurlara bağlı olarak bu kararı verebilir.

Kovuşturma Aşamasında Yetkili Merci: Davayı Gören Mahkeme

Kovuşturma aşamasında ise elektronik kelepçe takılması kararı yetkisi, ceza davasına bakan mahkemeye aittir. Örneğin, bir ağır ceza mahkemesi, duruşmalarda dinlenen tanıklar veya suçun niteliği gibi unsurlara dayanarak sanık için koruma veya adli kontrol tedbiri kapsamında elektronik kelepçe uygulanmasına hükmedebilir. Mahkeme, yargılama süresince sanığın delillerin karartılmasını önlemek veya mağdura zarar vermesini engellemek amacıyla bu tür önlemlere başvurabilir.

Elektronik Kelepçe Üzerine İtiraz Süreçleri

Karar verilen elektronik kelepçe tedbiri uygulamasına itiraz etmek de hukuki bir hak olarak düzenlenmiştir. Bu itiraz, kararı veren sulh ceza hakimliğine veya kovuşturma aşamasında davanın görüldüğü mahkemeye verilir; ancak itirazı o merci değil, dosyayı gönderdiği asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler (CMK m.268/2-3-b). İtiraz süresi, kararın öğrenildiği günden itibaren iki haftadır (m.268/1) — kanun “tebliğ” değil “öğrenme” ölçütünü kullanır ve koruma tedbiri kararları hazır bulunmayana tebliğ edilmeyebileceği için (m.35/2) süre çoğu kez tebligat beklenmeden işlemeye başlar. Bu süreçte sanık veya şüpheli, tedbirin kaldırılması için gerekli delilleri sunarak bir talepte bulunabilir.

Denetimli Serbestlik Sürecindeki Hakimler

Ceza infazı aşamasında elektronik kelepçe süresi boyunca denetim kararı verilmesi durumunda karar verme yetkisi, infaz hakimliklerine aittir. Bu hakimlikler, cezaların amacına uygun şekilde infazını sağlamak için gerekli teknik araçların kullanılmasını onaylayabilir ve izleme süreçlerini gözetim altında tutar.

Sonuç olarak, elektronik kelepçe uygulamasına karar vermeye yetkili olan merciler, ilgili dava evresine ve hukuki statüye göre değişiklik göstermekte; soruşturmada sulh ceza hakimlikleri, kovuşturmada ise davayı gören mahkemeler yetkili bulunmaktadır. Bu süreçlerin her biri, hukukun genel kurallarına uygun olarak yürütülmektedir ve mağdur haklarını, kamu düzenini korumayı hedeflemektedir.

Elektronik Kelepçe Şartları

Elektronik kelepçe uygulamasına karar verilebilmesi için belirli şartların varlığı gereklidir. Bu şartlar, adli kontrol tedbiri veya cezanın infazı süreçlerine uygunluğun tespitine dayanır. Elektronik kelepçe süresi, ilgili durumun niteliğine ve yasal hükümler çerçevesine göre belirlenmekte, uygulama ancak gerekli görülen şartlar bulunduğunda hayata geçirilmektedir. Böylelikle, bireylerin temel hak ve özgürlükleri koruma altında tutulurken, adli süreçlerin etkin şekilde yürütülmesi sağlanır.

Birincil olarak, kuvvetli suç şüphesi unsuru aranır. Elektronik kelepçe kararı için, kişinin suçu işlediğine dair somut delillerin ortaya konulması zorunludur. Bu delillerin, şüpheli veya sanığın suça karıştığını ispatlar nitelikte olması gerekmektedir. Kuvvetli suç şüphesi olmadan, elektronik kelepçe tedbiri uygulanamaz.

İkinci olarak, tutuklama nedenleri mevcut olmalıdır. Elektronik kelepçe uygulamasına karar verilebilmesi için kanunda öngörülen tutuklama nedenlerinden biri ya da birkaçı mevcut olmalıdır. Örneğin, şüphelinin kaçma olasılığı veya delillerin karartılacağına yönelik makul şüphelerin bulunması bu kapsama girer. Aynı şekilde, katalog suçlardan birinin işlendiğinin güçlü delillerle ispatlanması da tutuklama ve dolayısıyla elektronik kelepçe uygulama nedenlerindendir.

Mahkeme tarafından değerlendirilecek bir diğer önemli unsur da tedbirin amaç ve kapsamıdır. Elektronik kelepçe, kişinin konutunda sınırlandırılmasını veya belirli bir bölgeye giriş yapmasının engellenmesini sağlamalıdır. Bu uygulama ancak tedbir amacı ve süresi ile orantılı olduğu durumlarda yürürlüğe girer.

Son olarak, elektronik kelepçe uygulaması sırasında ilgili kanun ve yönetmeliklerde belirtilen prosedürlere uyulması esastır. Örneğin, Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği kapsamındaki usul ve esaslara uygun biçimde sınırların belirlenmesi gerekir. Elektronik cihazın takılması öncesinde, yükümlü bireyin hangi alanlarda hareket edebileceği net bir şekilde haritalanmalı ve kişi bu konuda bilgilendirilmelidir.

Bu şartların yerine getirilmesi, elektronik kelepçe uygulamasının amaçlarına uygun olarak etkili şekilde işlemesini sağlar. Böylelikle adli kontrol süreçleri şeffaflık kazanırken, tedbir kararlarının suça ve mağdura yönelik koruyucu olan etkisi de artar.

Elektronik kelepçe kararı veren yetkili merciler

Elektronik Kelepçe Hangi Suçlara Uygulanır?

Elektronik kelepçe uygulaması, özellikle tutuklamaya alternatif bir önlem olarak ceza hukukunda sıkça kullanılan bir yöntemdir. Elektronik kelepçe süresi, kişinin davaya veya ceza infaz sürecine uygun bir şekilde toplum içerisinde denetlenmesini sağlamak amacıyla belirlenir. Bu tedbir, tüm suçlar için teorik olarak uygulanabilir olsa da, genellikle ciddi sonuçlar doğuran ve tekrar suç işlenme riski yüksek olan durumlarda tercih edilmektedir.

Katalog suçlar olarak bilinen bazı ağır suçlarda elektronik kelepçe uygulanması daha yaygındır. Bu suçlar arasında;

  • Kasten adam öldürme (Türk Ceza Kanunu madde 81, 82),
  • Cinsel saldırı (madde 102),
  • Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
  • Hırsızlık ve yağma suçları (madde 141, 142, 148, 149),
  • Uyuşturucu ticareti (madde 188),
  • Kadına karşı işlenen şiddet suçları (6284 Sayılı Kanun kapsamı),
  • Anayasal düzene karşı işlenen suçlar yer almaktadır.

Bu suçların yanı sıra denetimli serbestlik, ev hapsi veya uzaklaştırma kararlarının etkin bir şekilde uygulanması için de elektronik kelepçe kullanılabilir. Özellikle 6284 Sayılı Kanun kapsamında koruma kararları çerçevesinde, şiddet mağdurlarının emniyetini sağlama amacı taşıyan teknik yöntemlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda, faillerin belirli bir mesafeden daha fazla yaklaşmalarının önlenmesi amacıyla bu tedbir uygulanır.

Elektronik kelepçe uygulamasında, herhangi bir suistimal veya ihlal durumunda, sistem tarafından izleme merkezine bilgi gönderilir ve önlem alınır. Öne çıkan bir diğer kullanım alanı ise mahkemenin belirlediği alan veya bölgeye gitme yasağı getirilmiş hallerde elektronik kelepçe kullanılarak bireyin bu yasaklara uyup uymadığı denetlenmektedir.

Adli kontrol tedbirleri çerçevesinde elektronik kelepçe yalnızca suçun niteliğine bağlı bir tedbir olmayıp, aynı zamanda kişinin tutum ve davranışlarına, toplumdaki güvenlik riskine ve tekrarlanma olasılığı yüksek suçlara yönelik uygulanmaktadır. Bu sistem, ceza hukukunda suistimal edilen hakları korumak ve adaletin daha şeffaf şekilde işlemesini sağlamak adına etkin bir araçtır.

6284 Sayılı Kanun Kapsamında Elektronik Kelepçe Uygulaması

6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, şiddet mağdurlarını korumak ve mağdurların hayat kalitesini arttırmak amacıyla alınan önemli tedbirleri kapsamaktadır. Bu kanun çerçevesinde, mağdurları şiddet uygulayanlardan korumak için en etkili yöntemlerden biri elektronik kelepçe uygulamasıdır. Bu uygulama sayesinde, şiddet faili ya da potansiyel failin belirli bir bölgeden dışarı çıkmaması veya mağdura belirli bir mesafeden fazla yaklaşmaması sağlanır.

Elektronik kelepçe tedbiri, 6284 sayılı Kanun‘un 12. maddesinde belirtilen “teknik yöntemlerle takip” başlığı altında düzenlenmiştir. Bu kanuna göre, hakim kararıyla şiddet faili olarak değerlendirilen kişilere elektronik kelepçe takılabilir ve bu kişi 7/24 izlenerek olası hak ihlallerinin önüne geçilir. Özellikle mağdurun bulunduğu adresler, iş yerleri ya da çocuklarının okulları koruma bölgeleri olarak belirlenirken, failin bu alanlara yaklaşması yasaklanır. Elektronik kelepçe üzerinden yapılan takip sayesinde, mağduru korumaya yönelik proaktif bir güvenlik önlemi gerçekleştirilir.

Tedbir Süreci ve Uygulama Detayları

Elektronik kelepçe tedbirinin uygulanması birkaç aşamayı içerir. İlk olarak, durumun ciddiyeti, mağdurun güvenlik ihtiyacı ve şiddet failinin potansiyel tehlikesi değerlendirilir. Bu değerlendirme, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) ile aile mahkemesinin iş birliğiyle yapılır. Alınan raporlar ve deliller doğrultusunda hakim, fail için elektronik kelepçe takılmasına karar verebilir. Bu noktada failin yaklaşılamayacak minimum mesafesi açıkça belirlenir ve cihaz takılarak izlemeye başlanır.

Elektronik kelepçe, failin belirlenen alan dışında hareket etmesi durumunda anında Elektronik İzleme Merkezi’ne ihlal sinyali gönderir. Bu durumda merkez, faile uyarı verir, ihlalin devamında ise kolluk birimlerini bilgilendirerek gerekirse mağduru koruma altına alır. Bu etkili yöntem, failin cezai işlemlerle karşı karşıya kalması ile sonuçlanabilir. Özellikle elektronik kelepçe süresi boyunca faili izleme ve olası ihlalleri anında tespit etme mekanizması en önemli özelliklerinden biridir.

Elektronik Kelepçenin Katkıları

6284 sayılı Kanun kapsamında elektronik kelepçe, aile içi şiddetin ve kadına yönelik tehditlerin azaltılmasında önemli bir rol oynar. Bu tedbir, hem mağdurun can güvenliğini sağlamakta hem de failin kurallara uymasını zorunlu hale getirmektedir. Elektronik kelepçe süresi, hakim tarafından şiddet tehlikesinin devam edip etmediğine göre düzenli olarak gözden geçirilebilir. Sürekli denetim, mağdurların güvende olmasını sağlar ve caydırıcı bir etki yaratarak tekrarlanabilecek şiddet davranışlarının önüne geçer.

Sonuç olarak, 6284 sayılı Kanun kapsamında uygulanan elektronik kelepçe, toplum sağlığı ve aile birliğinin korunmasında oldukça etkili bir yöntemdir. Bu tedbir, teknolojinin hukuka entegre edilerek güvenlik mekanizmalarının modernize edilebileceğini ve mağdur haklarının daha kapsamlı şekilde korunabileceğini göstermektedir. Elektronik kelepçe süresi boyunca mağdurun korunması ve failin sürekli takip altında olması, şiddet karşıtı mücadelenin başarıya ulaşmasını destekler.

Elektronik Kelepçe Uygulaması

Elektronik kelepçe uygulaması, şüpheli, sanık veya hükümlülerin, belirli bir alan içinde denetlenmesi amacıyla kullanılan teknolojik bir izleme sistemidir. Bu sistem, bireylerin belirlenen sınırların dışına çıkıp çıkmadığını kontrol ederek adli makamların kararlarını etkin bir şekilde uygulamasına olanak tanır. Elektronik kelepçe ile bireylerin hareketlerini izlemek, yalnızca bir denetim tedbiri değil, aynı zamanda suç mağdurlarının korunması ve toplum güvenliğinin sağlanması amacıyla geliştirilmiş bir prosedürdür.

Elektronik kelepçe uygulamasında temel prensip, bireyi belirli bir alanda tutarak izlemektir. Bu alan genellikle bireyin konutu, iş yeri veya başka bir yerleşim yeri olarak tanımlanır. Denetimli serbestlik müdürlükleri tarafından yapılan planlama doğrultusunda, elektronik kelepçe kişinin bileğine ya da ayak bileğine takılır. Cihaz, sürekli olarak GPS teknolojisi veya radyo frekansı üzerinden sinyal gönderir ve bu sinyaller Elektronik İzleme Merkezi tarafından izlenir. Belirlenen sınırlar ihlal edildiğinde sistem, yetkililere anında bildirim yapar.

Elektronik kelepçe uygulaması, yaygın olarak şu kapsamda kullanılır:

  • Adli Kontrol Tedbirleri: Şüpheli ya da sanığın mahkemeye çıkmadan özgürlüklerinin belirli kısıtlamalarla kullanılması sağlanır.
  • Ev Hapsi: Şüpheli veya hükümlü, belirlenen süre boyunca konutunu terk etmemekle yükümlü kılınır.
  • Şiddet Mağdurlarının Korunması: 6284 sayılı Kanun kapsamında, özellikle kadınlara yönelik şiddet suçu işleme ihtimali olan kimseler elektronik kelepçe yardımıyla izlenir.
  • Denetimli Serbestlik Uygulamaları: Cezaevinden şartlı tahliye edilen ya da kısa süreli cezaları olan hükümlüler elektronik kelepçe ile takip edilir.

Elektronik kelepçe uygulaması, cezaların infazında bireysel özgürlükleri tamamen kısıtlamadan toplumsal düzeni sağlamak adına oldukça etkili bir yöntemdir. Bu sistemin en önemli avantajlarından biri, suç işleme olasılığını en aza indirerek, ihtilaflara hızlı şekilde müdahale edilebilmesidir. Ayrıca, elektronik kelepçe süresi boyunca belirlenen kurallara uygun davranılması, cezanın infazına olumlu katkı sağlayabilir. Bunun yanı sıra, sistem mağdurların güvenlik duygusunu artırarak toplumsal fayda sağlar.

Bu teknoloji destekli yöntem, yalnızca keyfi bir denetim değil, aynı zamanda hem hukuk devleti ilkelerine hem de bireyin insan haklarına uygun bir biçimde hazırlanmıştır. Elektronik kelepçe uygulamasının, ilerleyen yıllarda teknolojinin daha da gelişmesiyle birlikte daha geniş kapsamlı ve etkili bir şekilde uygulanması beklenmektedir.

6284 sayılı Kanun kapsamında elektronik kelepçe ile mağdur koruma

Kaç tür elektronik izleme ünitesi var?

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün elektronik izleme uygulaması dört ünite tipi üzerinden yürür. Hangi ünitenin kurulacağını kararın niteliği belirler; “elektronik kelepçe” halk dilinde hepsinin ortak adı olsa da işlevleri birbirinden ayrıdır.

ÜniteNe için kullanılır
Ev hapsi ünitesiKişinin konutundan ayrılmamasının denetlenmesi
Bölge kısıtlaması ünitesiBelirlenen yerlere gitmemenin veya belirlenen bölgeden çıkmamanın denetlenmesi
Alkol kullanımı takip ünitesiAlkol kullanımının izlenmesi
Mağdur koruma ünitesiSuç mağdurunun korunması; failin mağdura yaklaşmasının önlenmesi

Mağdur koruma ünitesi diğerlerinden bir noktada ayrılır: burada cihaz yalnızca yükümlüde değil, korunan kişide de bulunur. Sistem iki tarafın konumunu birlikte değerlendirdiği için, mağdurun günlük hareket alanı da kurulum sırasında hesaba katılır.

Elektronik Kelepçe Tedbirinin Süresi Ne Kadar?

Ceza hukukunda adli kontrol tedbiri olarak uygulanan elektronik kelepçe süresi, belirli bir düzen ve kurallar dâhilinde sınırlandırılmıştır. Bu sürenin belirlenmesinde uygulanacak tedbirin türü, suçun mahiyeti ve yargı merciinin kararı göz önünde bulundurulur. Elektronik kelepçe tedbirinin süresi, soruşturma ve kovuşturma evresindeki yasal sınırlamalar doğrultusunda farklılık gösterebilir. Ayrıca ağır ceza mahkemelerinin yetki alanına giren suçlarda elektronik kelepçe süresi farklı oranlarda uygulanmaktadır.

Hafif suçlarda ya da ağır ceza mahkemesinin kapsamı dışında kalan suçlarda, elektronik kelepçe, en fazla iki yıl süreyle uygulanabilmektedir. Ancak, bu süre zorunlu durumların ortaya çıkması hâlinde mahkeme gerekçelerini detaylı bir şekilde açıklayarak bir yıl daha uzatabilir. Bu tür durumlarda mahkeme, suça dair özgün dinamikleri ve tedbirin etkinliğini değerlendirmektedir.

Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda ise bu süre en fazla üç yıl olarak uygulanır. Bu süre zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; ancak uzatma süresi toplam üç yılı geçemez. Uzatma sınırının dört yıl olduğu tek grup, Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar ile devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk) ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardır.

Aşağıdaki tablo, üç ayrı hukuki zeminde uygulanan sürelerin nasıl ayrıştığını gösterir. Bir yazıda “elektronik kelepçe kaç ay sürer” sorusuna tek rakam verilmesi bu ayrımın atlanmasından kaynaklanır.

Hangi zemindeAzami süreUzatmaDayanak
Adli kontrol — ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler2 yılZorunlu hâlde gerekçeyle 1 yılCMK m.110/A-1
Adli kontrol — ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler3 yılToplam 3 yıl; devletin güvenliği/anayasal düzen/millî savunma/devlet sırları ve TMK suçlarında 4 yılCMK m.110/A-2
Adli kontrol — çocuklarYukarıdaki sürelerin yarısıYarı oranındaCMK m.110/A-3
Denetimli serbestlikle infazKoşullu salıverilme tarihine kadar (kural olarak 1 yıl)Süre uzatılmaz, infaz takvimine bağlıdır5275 s. K. m.105/A
6284 kapsamında önleyici tedbirİlk kararda en çok 6 ayTehlike sürüyorsa yeniden karar verilebilir6284 s. K. m.8/2

Elektronik kelepçe tedbirinin süresi ayrıca çocuk sanıklar için farklılık göstermekte olup çocuklar bakımından süre oranı yarıya indirilmektedir. CMK 110/A maddesi uyarınca çocuklar açısından elektronik kelepçe süresi daha kısa sürelerle sınırlandırılmaktadır.

Tedbirin devamı gerektiği durumlarda, süre dolmadan en geç dört ayda bir hâkim ya da mahkeme tarafından tedbirin kaldırılıp kaldırılmayacağı değerlendirilmelidir. Bu süreçte her bir değerlendirme, tedbirin hukuki dayanağının geçerli olup olmadığını belirlemek açısından büyük önem taşır.

Adli kontrolde elektronik kelepçe süresi dolduktan sonra tedbir kendiliğinden kalkar (burada kişi henüz hükümlü değil, şüpheli veya sanıktır). Ancak sürenin sona ermesine rağmen ihlalin varlığı ya da kamu düzenine tehdit söz konusu olduğunda, yetkili mahkeme yeniden değerlendirme yapabilir.

Adli kontrol uygulamalarında elektronik kelepçe süresi, yargı sürecinin denetleyici amaçlarına uygun olarak sınırlanmıştır. Bu sınırlar, hem yargısal denetimin etkinliğini artırmakta hem de hükümlünün özgürlük haklarını sınırlı bir çerçevede koruma amacını taşımaktadır.

Elektronik Kelepçe Kararına Nasıl İtiraz Edilir?

Elektronik kelepçe kararına itiraz süreci, hukuk sistemimizde adil yargılama hakkının güvence altına alınması amacıyla şekillendirilmiştir. Elektronik kelepçe süresi boyunca şüpheli veya sanık, bu tedbire dair yanlışlıklar, gereksizlikler ya da tedbirin kaldırılma talebine yönelik yetkili mercilere başvurarak itiraz hakkını kullanabilir.

İtiraz, elektronik kelepçe kararının öğrenildiği günden itibaren iki haftalık süre içinde yapılmalıdır (CMK m.268/1). Kanunun ölçütü tebligat değil öğrenmedir; adli kontrol bir koruma tedbiri olduğu için karar hazır bulunmayana tebliğ edilmeyebilir (m.35/2) ve süre çoğu dosyada tebligat beklenmeden işler. Bu nedenle öğrenme tarihinin belgelenmesi önemlidir: UYAP görüntüleme kaydı, tebliğ-tebellüğ tutanağı ya da cihazın takıldığı tarih. İki haftalık süre 2/3/2024 tarihli 7499 sayılı Kanunla getirilmiştir ve 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlara uygulanır; daha önce verilmiş bir karara itiraz ediliyorsa eski yedi günlük süre işler (CMK Geçici m.6/1-c). Dilekçe, soruşturma aşamasında kararı veren Sulh Ceza Hâkimliği’ne, kovuşturma aşamasında ilgili Ceza Mahkemesi’ne verilir; harç alınmaz ve itiraz, tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt kâtibine beyanla da yapılabilir.

İtiraz sürecinin başlayabilmesi için öncelikle, şüpheli veya sanık, kararın haksızlığına yönelik gerekçelerini detaylı bir şekilde dile getirmelidir. Bu süreç şu adımlardan oluşur:

  • Başvuru Dilekçesi Hazırlanması: İtiraz dilekçesi, başvurunun temeli olup kararın neden haksız ya da uygunsuz olduğuna dair gerekçeleri içermelidir. Dilekçede, yüksek yarar ilkesi ve bireysel durumlar vurgulanmalıdır.
  • Dilekçenin kararı veren mercie verilmesi: Merci itirazı yerinde görürse kararını kendisi düzeltir; görmezse en çok üç gün içinde dosyayı itirazı incelemeye yetkili mercie gönderir (CMK m.268/2). İyi gerekçelendirilmiş bir itiraz, ikinci mercie hiç gitmeden bu aşamada sonuçlanabilir.
  • Cumhuriyet Savcısının Görüşü: İtirazda savcı görüşü zorunlu değildir; merci gerekli görürse savcının görüşünü alır ve bu görüş ilgiliye bildirilirse üç gün içinde cevap verilebilir (CMK m.270). Savcı görüşünün zorunlu olduğu yer, tedbirin kaldırılması istemidir (m.111/1).
  • İtirazın İncelenmesi: İnceleme, kararı veren mercie değil asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir (m.268/3-b, 7331 s.K. ile değişik). Kural olarak duruşma yapılmaz (m.271/1) ve karar mümkün olan en kısa sürede verilir (m.271/3) — kanunda itiraz için “beş gün” gibi sayılı bir süre yoktur; beş günlük süre, kaldırma istemine ilişkindir (m.111/1). Merci itirazı yerinde görürse aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir (m.271/2) ve verdiği karar kesindir (m.271/4).

Eğer elektronik kelepçe tedbiri gereksiz hale gelmişse hakim, bu kararı kaldırabilir. Alternatif olarak, hakimin, elektronik kelepçeyi tamamen kaldırmak yerine daha hafif tedbirlere başvurabileceği de unutulmamalıdır.

Kaldırılması talep edilen bu tedbire yönelik gerekçeler arasında, suçun işlendiğine dair kuvvetli şüphelerin ortadan kalkması, elektronik kelepçe süresi boyunca herhangi bir ihlalin yaşanmaması ya da koşulların değişmiş olması yer alabilir. Özetle, itiraz süreci, şüpheli veya sanıkların, tedbirin devamına ya da niteliğine dair haklarının korunması açısından önemli bir güvencedir.

İtiraz süresi kaç gün, hangi mercie yapılır?

İtiraz süresi kararın hangi kanuna dayandığına göre değişir ve iki rejim birbirine karıştırıldığında süre kaçırılır. Ceza muhakemesindeki adli kontrol kararlarına itiraz genel hükümlere tabidir; 6284 sayılı Kanun kapsamında aile mahkemesinden çıkan tedbir kararlarının kendi özel süresi vardır.

Adli kontrol / elektronik izleme (CMK)6284 kapsamında tedbir kararı
İtiraz süresiKararı öğrendiği günden itibaren iki hafta (m.268/1). Yedi günlük süre yalnızca 1/6/2024’ten önce verilmiş kararlar için geçerlidir (Geçici m.6/1-c)Tefhim veya tebliğden itibaren iki hafta
Nereye verilirKararı veren mercie; merci düzeltmezse itiraz merciine gönderilirAile mahkemesine
İnceleyenSulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrol kararlarında asliye ceza mahkemesi hâkimi (m.268/3-b); “numara olarak izleyen hâkimlik” kuralı hâkimliğin diğer kararları içindir (m.268/3-a)Numara olarak izleyen aile mahkemesi dairesi; tek daire varsa asliye hukuk mahkemesi
Karar süresiİtiraz için sayılı bir süre yoktur: karar mümkün olan en kısa sürede verilir (m.271/3). Beş gün, itirazın değil kaldırma isteminin karar süresidir (m.111/1)İtiraz mercii kararını bir hafta içinde verir
SonuçMerciin itiraz üzerine verdiği karar kesindir (m.271/4). Kaldırma istemi ise süresizdir, tekrarlanabilir (m.111/1); tedbir ayrıca dört ayda bir resen gözden geçirilir (m.110/4)İtiraz üzerine verilen karar kesindir

Uygulamada çok sorulan bir başka nokta, itirazın cihazı geçici olarak durdurup durdurmadığıdır. 6284 kapsamındaki takip yönetmeliği bunu tereddüde yer bırakmayacak biçimde düzenler: karara itiraz edilmiş olması kararın uygulanmasını durdurmaz. Yani itiraz dilekçesi verildiği gün cihaz sökülmez, izleme kesilmez; sonuç ancak itiraz mercii karar verdiğinde doğar.

İtiraz dilekçesinde tedbirin “ağır” olduğunu söylemek tek başına sonuç doğurmaz. Etkili dilekçe, kararın dayandığı somut gerekçeyi hedef alır: tutuklama sebeplerinin (kaçma şüphesi, delil karartma) hangi somut olguya dayandırıldığı, tedbirin ölçülü olup olmadığı, kişinin sabit ikameti, iş ve aile durumu, sağlık hâli ve daha hafif bir yükümlülüğün aynı amacı sağlayıp sağlamayacağı. İnfaz aşamasında ise denetimli serbestlik müdürlüğünün idari nitelikteki işlemlerine karşı yol farklıdır: bu işlemler için infaz hâkimliğine şikâyet yoluna başvurulur; hâkim kararlarına karşı ise itiraz yolu açıktır.

Elektronik Kelepçe Altında Geçen Süre Cezadan Mahsup Edilir mi?

Ceza hukukunda, elektronik kelepçe süresi boyunca uygulanan adli kontrol tedbirlerinin cezaya etkisi, mevzuatımızda açıkça belirtilmiştir. Elektronik kelepçe tedbiri, kişinin özgürlüğüne müdahale eden bir şekil olarak değerlendirilse de, sürecin cezadan mahsup edilip edilmeyeceği kararı tedbirin amacına ve türüne göre şekillenir.

Öncelikle, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 109. maddesi kapsamında adli kontrol tedbiri olarak uygulanan elektronik kelepçenin, bazı durumlarda cezadan mahsup edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak bu durum, sadece belirli şartların sağlanması halinde mümkündür. Örneğin, elektronik kelepçe ile “konutu terk etmeme” yükümlülüğü altında geçirilen süreler, cezadan mahsup edilebilir. Bu tür hallerde, uygulama süresi doğrudan kişinin özgürlüğünü sınırlandırdığı için mahsup değerlendirmesi yapılabilmektedir.

Mahsup işlemi sırasında, iki günlük elektronik kelepçe uygulaması bir günlük hapis cezası olarak kabul edilir. Bunun anlamı, eğer bir kişi altı ay boyunca elektronik kelepçe ile ev hapsinde tutulmuşsa, bu sürenin üç aylık kısmı mahkemece kesinleşen cezasından düşürülür.

Ceza hukuku uygulamalarında önemli noktalar:

  • Elektronik kelepçe süresinin cezadan mahsup edilmesi yalnızca “konutu terk etmeme” gibi doğrudan fiziksel özgürlük kısıtlamasına yol açan durumlarda geçerlidir.
  • Daha hafif denetimler (örneğin belirli bir yere gitmeme gibi) uygulandığında, bu tür önlemler cezadan mahsup edilmez.
  • Mahsup edilen süreler, cezanın infazı sırasında hükümlünün özgürlük kaybı açısından eşdeğer sayılır.

Mahsubun hukuki kaynağı CMK’nın 109. maddesinin altıncı fıkrasıdır. Fıkra önce genel kuralı koyar: adli kontrol altında geçen süre şahsi hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Ardından bu kuralın uygulanmayacağı iki bent sayılır: (e) bendi — uyuşturucu, uyarıcı, uçucu madde veya alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatmak dâhil tedavi ve muayene tedbirlerine tabi olmak — ve (j) bendi — konutunu terk etmemek. 8/7/2021 tarihli 7331 sayılı Kanun’la eklenen son cümle ise oranı netleştirir: (j) bendindeki yükümlülük altında geçen her iki gün, mahsupta bir gün sayılır.

Sık karşılaşılan bir yanlış anlama şudur: yükümlülüğün ihlal edilmesi mahsup hakkını ortadan kaldırmaz. Kanunda böyle bir yaptırım yoktur. İhlalin sonucu CMK’nın 112. maddesinde düzenlenmiştir; hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. Yani ihlal, geçmişte geçen sürenin mahsubunu silmez; ileriye dönük olarak tedbirin tutuklamaya çevrilmesi riskini doğurur.

İnfaz aşamasında ayrı bir mahsup kuralı işler. Cezanın hafta sonu, gece veya konutta çektirilmesi gibi özel infaz usulüne göre geçirilen süre, 5275 sayılı Kanun’un 110. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca infaz aşamasında mahsup edilir. Cezanızın ne kadarını yatacağınızı kaba bir tahminle görmek için infaz (yatar) hesaplama aracımızı kullanabilir, mükerrirlik durumunda oranların nasıl değiştiğini mükerrirlere özgü infaz rejimi yazımızda inceleyebilirsiniz.

Sonuç olarak, elektronik kelepçe uygulamasındaki mahsup hükümleri, CMK ve Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddelerinde belirtilen düzenlemelere göre değerlendirilir. Mahsup, koşulları oluştuğunda kanundan doğar; mahkemenin takdirine ya da yükümlülüğün kusursuz yerine getirilmiş olmasına bağlı değildir. Önemli olan, tedbirin fiilen uygulandığı dönemin dosyada doğru belgelenmesidir. Mahsup uygulanabileceği durumlarda bu hususun mutlaka avukat aracılığıyla mahkemeye detaylı bir şekilde sunulması faydalı olacaktır.

Elektronik kelepçe altında geçen sürenin cezadan mahsubu

Elektronik Kelepçe Hakkında Mahkeme Kararları

Elektronik kelepçe uygulamalarının hukuki temeli ve mahkemeler tarafından verilen kararlar, Türkiye’de elektronik izleme sisteminin doğru ve etkin bir biçimde kullanılmasını sağlamaktadır. Adalet sisteminin bu teknolojiyi benimsemesiyle birlikte, elektronik kelepçenin uygulanabilirliği ve sınırları birçok dava ve karar ile şekillenmiştir. Özellikle mahkeme kararları, hukuki çerçevenin net bir şekilde belirlenmesinde büyük rol oynamaktadır.

Yargıtay’ın geçmiş yıllardaki kararları, elektronik kelepçe süresi ve cihazın ihlal edilmesi durumlarına ilişkin kıymetli örnekler sunmaktadır. Örneğin, bir olayda sanık elektronik kelepçe takılıyken belirlenen alanın dışına çıkmış ve cihazı kasten tahrip etmiştir. Bu durum, “kamu malına zarar verme” suçu kapsamında değerlendirilmiş ve sanık cezalandırılmıştır. Yargıtay bu tür olayları değerlendirirken; elektronik kelepçenin kurallara uygun kullanımının, mahkemeye duyulan güvenin önemli bir unsuru olduğunu vurgulamaktadır.

Mahkemelerin daha önce verdiği bir başka dikkat çekici kararda, elektronik kelepçe takılı kalması gereken süre boyunca ihlalin devamı halinde sanığın tutuklanmasına karar verilmiştir. Bu gibi kararlar, elektronik kelepçe tedbirinin yalnızca bir denetim aracı değil, aynı zamanda caydırıcı bir önlem olduğunu da göstermektedir.

Özellikle aile içi şiddet ve 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir kararlarıyla ilgili mahkeme hükümleri, bu konuda önemli emsal teşkil etmektedir. Şiddet mağdurlarını koruma amacına hizmet eden elektronik kelepçeler, genellikle uzaklaştırma kararları, belirli bir alana yaklaşmama yükümlülükleri ve mağdura zarar vermeme taahhütleri ile ilişkilendirilmektedir.

Ayrıca, elektronik kelepçe süresi ile ilgili olarak mahkemelerin adil bir denge gözettiği görülmektedir. Örneğin, ağır ceza mahkemesi kapsamına giren suçlarda elektronik kelepçe süresi daha uzun tutulabilirken, daha hafif suçlar için süre kısıtlıdır. Bunun yanında, kararlarda elektronik kelepçenin uygulanmasının toplumu koruma ve suçu önleme noktasında etkili olduğu sıkça vurgulanmaktadır.

Sonuç olarak, mahkemelerin elektronik kelepçe hakkında verdiği kararlar, bu denetim aracının uygulanmasını hem bir yasal zorunluluk hem de sosyal bir koruma mekanizması olarak pekiştirmiştir. Elektronik kelepçenin kullanımına ilişkin Yargıtay ve diğer mahkemelerin kararları, gelecekteki davalar için ışık tutmaya devam etmektedir ve bu kararlar adaletin doğru ve teknolojik yöntemlerle yerine getirilmesinde kritik öneme sahiptir.

Hangi Hallerde Elektronik Kelepçe Takılır?

Elektronik kelepçe uygulaması, bireyin toplum içerisinde denetim altına alınması gereken durumlarda etkin bir tedbir yöntemi olarak işlev görmektedir. Bu tedbir, hem toplumun genel güvenliği hem de mağdurların korunması için kritik bir rol üstlenir. Peki, elektronik kelepçenin hangi hallerde takıldığına dair detaylar nelerdir? 

Elektronik Kelepçe Takılma Durumları

Elektronik kelepçe, genellikle şu durumlarda kullanılmaktadır:

  • Adli kontrol tedbirleri: Özellikle sanık veya şüphelinin yargılama süreci boyunca kaçma ihtimalinin önlenmesi amacıyla uygulanır. Bu çerçevede, kişinin evinden çıkmaması ya da belirli bir bölgede kalması sağlanır.
  • Ev hapsi uygulamaları: Adli kontrol tedbiri kapsamında sanığın elektronik kelepçe ile bulunduğu konut alanında tutulması istenebilir. Bu yöntemde, belirlenen sınırların dışına çıkılmaması cihaz aracılığıyla denetlenir.
  • Şiddet içeren suçlarda mağdurun korunması: 6284 sayılı Kanun kapsamında aile içi şiddet veya kadına karşı şiddet vakalarında, failin mağdura yaklaşmasını engellemek için sıklıkla tercih edilir.
  • Denetimli serbestlik süreci: Cezasını dışarıda çekmekte olan hükümlüler için, belirli kurallara uyum sağlanması ve belirlenen alan sınırlarında kalınması için elektronik kelepçe uygulanabilir.
  • Yasaklı bölgelere girişin engellenmesi: Kişinin belirli alanlara girmemesi yönünde bir karar alındıysa, bu alanların dışına çıkması da elektronik kelepçe yardımıyla izlenebilir.

Elektronik Kelepçe Uygulanabilecek Diğer Haller

Bu tedbir ayrıca kısa süreli hapis cezalarına alternatif yaptırımlar, mükerrirlere özgü infaz rejimi ve koşullu salıverilme süreçlerinde de etkili bir şekilde kullanılabilir. Failin suç mağduru ya da toplumu tehdit etmediğinden emin olunması için elektronik kelepçe uygulanmaktadır.

Yetkili Mercilerin Değerlendirmesi

Elektronik kelepçe uygulaması mahkeme veya savcı kararıyla devreye girer. Süreç, bireyin özgürlüklerinin gereksiz kısıtlanmaması prensibi dikkate alınarak yürütülür. Ancak, elektronik kelepçe süresi boyunca ilgili merciler, bireyin kuralları ihlal etmesi durumunda müdahale yetkisine sahiptir.

Bu yöntem, toplumu koruma, yargılama süreçlerini hızlandırma ve mağdurları güvende tutma hedeflerine katkı sağlamaktadır. Doğru kararlarla uygulandığında hem bireylerin rehabilitasyonu hem de toplumsal huzurun artırılması mümkündür.

Elektronik Kelepçe Mesafesi Ne Kadar, Kaç Metre Olur?

Mevzuatta elektronik kelepçe için sabit bir metre değeri yazmaz; mesafe her dosyada mahkeme kararında belirlenir. İnternette dolaşan “100 metre”, “500 metre” gibi rakamların kanunda ya da yönetmelikte karşılığı yoktur. Sistem mesafeyi tek bir sayıyla değil, harita üzerinde tanımlanan bölgelerle kurar: korunan kişinin çevresine bir yasak bölge çizilir, onun dışına kolluğun müdahale edebilmesi için bir tampon bölge eklenir.

Yasak bölge, tampon bölge ve asgari mesafe nedir?

Bu üç kavram, 6284 sayılı Kanun kapsamında çıkarılan Teknik Yöntemlerle Takip Sistemlerinin Kullanılmasına Dair Yönetmelik‘in 3. maddesinde tanımlanmıştır. Aralarındaki fark, ihlalin hangi anda alarm ürettiğini belirler.

KavramNeyi ifade ederSistemdeki karşılığı
Yasak bölgeYükümlünün korunan kişiye yaklaşmasının yasak olduğu alan: mağdurun konutu, iş yeri, okulu ve benzeri yerlerGirildiğinde ihlal
Tampon bölgeMahkeme kararındaki yasak bölgeye ilave olarak, kolluğun olaya hızlı ve etkin müdahale edebilmesi için çizilen dış halkaGirildiğinde uyarı
Asgari mesafeYükümlü ile mağdurun ev ve iş adresleri ile bulundukları konumun birbirine yakınlığı gözetilerek belirlenen mesafeBölgelerin genişliğini etkiler

Yükümlü tampon bölgeye girdiğinde önce uyarılır; uyarıya rağmen yasak bölgeye doğru ilerlemeye devam ederse ihlal kabul edilir ve ihlal tespit tutanağı düzenlenerek Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. Aynı yönetmelik, cihazı yanında taşımamayı ve cihaza müdahale girişimini de uyarı sebebi sayar.

Mesafeyi kim belirler, karara göre nasıl değişir?

Mesafeyi kararı veren hâkim belirler. Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 103. maddesi, kararın iki farklı biçimde yazılabileceğini gösterir ve izleme yöntemi de buna göre değişir:

  • Karar “belirli bir yere yaklaşmama” biçimindeyse: mağdurun konutu ya da iş yeri gibi bölgeler sistem haritası üzerinde kısıtlı alan hâline getirilir; yükümlünün o alana girip girmediği izlenir. Burada ölçülen şey metre değil, alana giriştir.
  • Karar “belirli bir mesafeden fazla yaklaşmama” biçimindeyse: takip yazılımı, korunan kişinin de rızası bulunmak koşuluyla onun cihazına kurulur; sistem iki cihaz arasındaki mesafeyi ölçer ve kararda yazan mesafenin aşılıp aşılmadığını tespit eder.

Bu ayrım pratikte önemlidir: ikinci yöntem korunan kişinin rızasına bağlıdır. Rıza yoksa mesafe ölçümü değil, bölge esaslı izleme uygulanır. Dolayısıyla “elektronik kelepçe kaç metre” sorusunun tek bir cevabı yoktur; kararın nasıl yazıldığına bakmak gerekir.

Ev hapsinde mesafe nasıl hesaplanır?

Konutu terk etmeme yükümlülüğünde mesafe hiç kullanılmaz. Yönetmeliğe göre kişinin yaşadığı konutun çevresi sistem haritası üzerinde kısıtlı alan hâline getirilir ve kararda belirtilen zaman diliminde yükümlünün konutunda bulunup bulunmadığı izlenir. Yani ölçüt “kaç metre uzaklaştı” değil, “tanımlı alanın dışına çıktı mı” ve “hangi saatlerde içeride olması gerekiyordu” sorularıdır. Balkon, bahçe veya apartman girişi gibi yerlerin alana dâhil olup olmadığı kurulum sırasında belirlenir; bu nedenle cihaz takılırken yapılan yazılı bilgilendirme metnini saklamak önemlidir.

Ev Hapsi Kelepçesi Kimlere, Ne Zaman Takılır?

Ev hapsi kelepçesi, kişinin belirli saatlerde konutunda bulunmasını denetlemek için takılır ve üç ayrı hukuki zeminde karşımıza çıkar: yargılama sürerken adli kontrol tedbiri olarak, hükmün infazında özel infaz usulü olarak ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infazda. Hangi zeminde olduğunuz; kararı kimin verdiğini, süreyi ve cezadan mahsup edilip edilmeyeceğini doğrudan değiştirir.

ZeminDayanakKararı verenKimler için
Adli kontrol — konutu terk etmemekCMK m.109/3-jSoruşturmada sulh ceza hâkimi, kovuşturmada mahkemeTutuklama sebebi bulunan şüpheli ve sanıklar
Cezanın konutta çektirilmesi (özel infaz usulü)5275 s. Kanun m.110İnfaz hâkimiKadın, çocuk ve 65 yaşını bitirenlerde toplam 3 yıl; 70 yaşta 4 yıl; 75 yaşta 5 yıl; 80 yaşını bitirenlerde 6 yıl veya daha az hapis cezası
Denetimli serbestlikle infaz — konut veya bölgede gözetim5275 s. Kanun m.105/Aİnfaz hâkimi kararı, yükümlülüğü denetimli serbestlik müdürlüğü belirlerKoşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az kalan iyi hâlli hükümlüler

Ağır hastalık veya engellilik nedeniyle cezası konutunda infaz edilen hükümlülerde kanun bir noktada takdir bırakmaz: toplam cezası on yıldan fazla olanların elektronik cihazlarla takibi zorunludur (5275 sayılı Kanun m.110/3). Bu fıkra 4/6/2025 tarihli 7550 sayılı Kanun’la yeniden yazılmıştır; eski tarihli kaynaklarda bu zorunluluk göründüğü hâliyle yer almaz.

Denetimli serbestlikle infazda 2025’te eklenen bir şart daha vardır: hükümlünün bu usulden yararlanabilmesi için, koşullu salıverilme tarihine kadar cezaevinde geçirmesi gereken sürenin en az onda birini — beş günden az olmamak üzere — ceza infaz kurumunda geçirmiş olması gerekir. Ev hapsinin genel şartlarını ve hükümlünün haklarını ayrıntılı olarak ev hapsi nedir, şartları ve hakları başlıklı yazımızda ele aldık; denetimli serbestlik süresinin nasıl hesaplandığını ise denetimli serbestlik kaç yıl yazımızda bulabilirsiniz.

Ev hapsinde kelepçe her zaman takılır mı?

Hayır. Konutta infaz veya konutu terk etmeme kararı verilmiş olması, otomatik olarak cihaz takılacağı anlamına gelmez. Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 100. maddesine göre elektronik cihazla takip önerisini komisyon yapar; öneri Daire Başkanlığına iletilir ve şube müdürlüğü izleme merkezinin kapasitesini, yükümlünün durumunu, kararın niteliğini ve infaz kabiliyetini teknik yönden değerlendirerek cihazla izlenip izlenmeyeceğine karar verir. Bu nedenle aynı nitelikteki iki dosyadan birinde cihaz takılıp diğerinde takılmaması mümkündür.

Elektronik Kelepçe Tedbiri Nasıl Uygulanır?

Elektronik kelepçe tedbiri, teknolojinin hukuk alanındaki etkileyici kullanımına örnek teşkil eden bir uygulamadır. Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği‘ne göre, kişinin belirli bir alan içinde kontrol altında tutulmasını sağlamak amacıyla elektronik izleme cihazlarının etkin bir şekilde kullanılması esas alınır. Bu süreç adli kontrol kararları, infaz aşamasındaki cezaların yerine getirilmesi ve 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbirlerinin uygulanmasında kendine yer bulur.

Tedbirin uygulanma süreci şu aşamalardan oluşur: İlk olarak, birey hakkında mahkemeler tarafından adli kontrol kararı ya da denetimli serbestlik tedbiri kapsamında elektronik kelepçe uygulamasına hükmedilir. Bunun ardından, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nün uzman ekipleri devreye girerek teknik altyapıyı hazırlar ve ilgili kişiye kelepçe takılır. Elektronik kelepçe genellikle bilek ya da ayak bileğine yerleştirilerek kişinin hareketleri izlenir.

Belirli bir alanın sınırlandırılması, elektronik kelepçe uygulamasının önemli bir parçasıdır. Örneğin, kişinin evinin ve bahçesinin sınırlarının haritalandırılması suretiyle bu alan dışına çıkış, sistem tarafından anında tespit edilir. GPS ve radyo frekansı teknolojileri, kişinin konumunun gerçek zamanlı olarak Denetimli Serbestlik Elektronik İzleme Merkezi’ne iletilmesini sağlar. İhlal durumunda cihaz, merkeze bir sinyal gönderir ve olay hemen raporlanır. Bu esnada gerektiğinde kolluk kuvvetleri devreye girerek süreci yönetir.

Tedbir uygulaması sırasında kişinin elektronik cihazı sürekli çalışır durumda tutması oldukça kritiktir. Elektronik cihazın düzenli olarak şarj edilmesi ve verilen kurallara riayet edilmesi, tedbirin sorunsuz işlemesi açısından büyük önem taşır. Ek olarak, kişiye bu kurallar sistemli bir şekilde bildirilir ve cihazın işlevselliği test edilir.

Elektronik kelepçe tedbiri oldukça geniş bir uygulama alanına sahiptir ve hem mağdurların korunmasında hem de toplum düzeninin sağlanmasında etkin rol oynar. Bu sistemin, kuralların ihlal edilmesi durumunda dahi caydırıcı olma özelliğiyle adalet mekanizmasının gerekliliklerini yerine getirmekte olduğu açıktır. Elektronik kelepçe süresi, yasal düzenlemeler ve bireysel durumlar esas alınarak uygulamaya devam eder. Bu şekilde, bireyin özgürlüğü tamamen kısıtlanmadan, düzenli bir takip mekanizması oluşturulur.

Elektronik Kelepçe Tedbiri Nasıl Kaldırılır?

Elektronik kelepçe tedbirinin kaldırılması süreci, hukuki prosedürlere uygun biçimde yürütülmektedir. Bu tedbir, genellikle belirli bir kontrol süresi veya denetim amacıyla uygulanır. Ancak tedbirin kaldırılması için belirli şartların oluşması ya da mahkeme tarafından yapılan değerlendirmelerde bir gerekliliğin tespit edilmemesi gerekmektedir.

Öncelikle, elektronik kelepçe tedbiri kararı verilmiş kişi, tedbirin kaldırılmasını ilgili mahkemeden talep edebilir. Talep süreci, kişi hakkındaki adli kontrol tedbirinin devamının gerekip gerekmediğine dair bir inceleme yapılmasını içerir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 111. maddesi bu konuda net bir hüküm sunar ve tedbirin kaldırılmasını belirli şartlara bağlar. Gerekli belgeler hazırlandıktan sonra ilgili hakim ve mahkeme, maksimum 5 gün içinde bir karar verir.

Elektronik kelepçe tedbirinin kaldırılmasına karar verilebilmesi için başka önemli bir faktör de elektronik kelepçe süresidir. Eğer uygulanmakta olan sürenin yasal sınırına ulaşıldıysa, mahkeme resen veya talep üzerine tedbiri kaldırabilir. Ağır ceza mahkemelerinin yetki alanına girmeyen suçlarda maksimum süre genellikle 2 yıl, ağır ceza mahkemelerindeki suçlarda ise 3 yıldır.

Tedbirin kaldırılması kararını sulh ceza hakimliği veya kovuşturma aşamasında görevli ceza mahkemesi verebilir. İtiraz hakkı da mevzuatta düzenlenmiştir ve kişi, kendisine tebliğ edilen adli kontrol kararına karşı 2 hafta içinde itirazda bulunabilir.

Elektronik kelepçe tedbirinin kaldırılması için şu durumlar dikkate alınır:

  • Adli kontrol ihtiyacının sona ermesi: İlgili şartlar ve gereklilikler artık mahkeme tarafından gerekli görülmüyorsa tedbir kaldırılır.
  • Yargılama aşamasının tamamlanması: Tedbir, dava sonuçlandığında veya beraat kararı verildiğinde sona erebilir.
  • Yükümlünün kurallara uygun hareket etmesi: Elektronik kelepçe tedbirine uyan ve herhangi bir ihlal gerçekleştirmeyen kişinin talebi olumlu değerlendirilir.

Son olarak, elektronik kelepçe tedbirinin kalkması, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından görevlendirilen ekiplerce gerçekleştirilir. Kelepçe hakimin veya mahkemenin kararının ardından yetkililer tarafından çıkarılır. Ancak yükümlünün kendi kendine kelepçeyi çıkarması veya cihazın yetkisiz şekilde kapatılması ciddi hukuki sonuçlara yol açar, hatta bu durum başka cezai yaptırımlar da doğurabilir.

Tedbirin kaldırılmasını sağlamak için hem hukuki sürecin net bir şekilde takip edilmesi hem de şartlara uyulması önem taşır.

Elektronik izleme ünitesinin denetimli serbestlik personelince takılması

Elektronik kelepçe ne zaman çıkarılır?

Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 102. maddesi cihazın sökülmesini dört sebebe bağlar. Bu sebeplerden biri gerçekleşmeden cihaz çıkarılmaz:

  • Yükümlülüğün sona ermesi — süre dolmuş ya da tedbir kaldırılmıştır.
  • Yükümlülüğün ihlal edilmesi — bu hâlde cihaz çıkar, ama kişinin lehine değil: dosya tutuklama veya kapalı kuruma iade yoluna girer.
  • Yükümlünün ceza infaz kurumuna alınması.
  • Elektronik cihazla takipten vazgeçilmesi — denetim aynı yükümlülükle sürebilir, yalnızca izleme yöntemi değişir.

Sökme işlemini görevli denetimli serbestlik personeli yapar, cihaz gerekli kontroller yapılarak tutanak karşılığında teslim alınır. Aynı maddenin ikinci fıkrası kritik bir usul kuralı koyar: elektronik cihaz izleme merkezi bilgilendirilmeden sökülmez. Sökme talebi üzerine izleme merkezi takibi sistemden sonlandırır ve takibe ilişkin bilgileri ilgili müdürlüğe iletir. Bu sıra izlenmeden cihaza dokunulması, kişinin lehine olan bir gelişme sırasında bile ihlal kaydı doğurabilir.

Sürenin kendiliğinden dolmasını beklemeden tedbirin kaldırılmasını istemek de mümkündür. Adli kontrolde bunun iki ayrı yolu vardır: şüpheli veya sanığın istemi üzerine Cumhuriyet savcısının görüşü alınarak hâkim ya da mahkemenin beş gün içinde karar vermesi (CMK m.111) ve tarafların hiçbir talebi olmasa bile yükümlülüğün devamının gerekip gerekmediğinin en geç dört aylık aralıklarla resen değerlendirilmesi (CMK m.110/4). Dört aylık inceleme kendiliğinden işlediği için, dosyaya sunulan güncel belgeler — iş sözleşmesi, sağlık raporu, ikamet belgesi — bu değerlendirmenin sonucunu doğrudan etkiler.

Elektronik Kelepçenin Kasten Kırılması Suçu ve Cezası

Elektronik kelepçenin kasten kırılması suçu, hukuk sistemimizde “kamu malına zarar verme” kapsamında değerlendirilmekte olup, ciddi yaptırımlarla karşılık bulmaktadır. Elektronik kelepçe, yalnızca süreçleri kolaylaştıran bir takip cihazı değildir; aynı zamanda kamu otoritesini temsil eden ve denetimi sağlamak için kullanılan bir araçtır. Bu nedenle, elektronik kelepçeye zarar verilmesi, cezai ve hukuki sorumluluk doğuracak bir eylem kabul edilir.

Türk Ceza Kanunu’na göre, TCK’nın 152/1-a maddesi, kamu malına zarar verme suçunu kapsamlı bir şekilde düzenlemektedir. Bu düzenlemeye göre herhangi bir kamu malına, kasten ve kasıtlı olarak zarar veren bireyler, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile karşı karşıya kalır. Dolayısıyla, elektronik kelepçenin kasten kırılması veya bir üçüncü şahıs tarafından bu yönde bir eylem gerçekleştirilmesi, benzer şekilde bu kapsama girer ve ağır cezalara neden olabilir.

Elektronik kelepçeye zarar verilmesi durumu genellikle şu şekillerde ortaya çıkabilir:

  • Elektronik kelepçenin kasıtlı olarak kesilmesi veya çıkarılması,
  • Cihazın işlevini engellemek amacıyla sinyal gönderiminin bozulması veya kesintiye uğratılması,
  • Kelepçenin kullanım dışı kalacak şekilde tahrip edilmesi.

Bu tür bir ihlal tespit edildiğinde, ilgili denetimli serbestlik müdürlükleri ve Elektronik İzleme Merkezi, olayı hemen kayıt altına alır ve ihlali gerçekleştiren kişi hakkında hukuki süreci başlatır. Bu süreçte düzenlenen suç tespit tutanağı, Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. İlgili savcılık, soruşturma başlatarak gerekli cezai yaptırımları uygulamak üzere adım atacaktır.

Ayrıca, fiili gerçekleştiren kişinin ihlal ettiği tedbir kararına uygun olarak tutuklanması da mümkün olabilir. Kelepçenin elektronik izleme sistemiyle olan bağlantısının kesilmesi ya da belirlenen alanın dışına çıkılması gibi durumlarda kişinin özgürlüğünü sınırlandıran bir yaptırım ile karşılaşıldığı görülmektedir. Bu bağlamda, elektronik kelepçenin kasten kırılması, yalnızca bir malın zarar görmesi anlamına gelmez; aynı zamanda alınan bir adli tedbirin doğrudan ihlali anlamına gelir.

Öte yandan, elektronik kelepçe, denetimli serbestlik sisteminin en önemli unsurlarından biri olduğundan, bu türde bir ihlal, toplumsal güvenlik ve adalet algısını da zedeler. Hem bireysel hem de kamusal boyutta ciddi zararlar yaratabilecek bu tür bir eylemin en baştan engellenmesi için, elektronik kelepçeyi kullanan kişinin, elektronik cihazın kullanım kurallarına riayet etmesi oldukça önemlidir.

Cihazın kırılmasında çoğu kaynağın atladığı nokta, fiilin tek bir sonuç doğurmamasıdır. Mala zarar verme suçu bağımsız bir soruşturmaya konu olurken, aynı fiil bulunduğunuz rejimin kendi yaptırımını da tetikler: adli kontroldeyseniz CMK’nın 112. maddesi uyarınca tutuklama, denetimli serbestlikle infazdaysanız açık ceza infaz kurumuna iade, 6284 kapsamındaysanız zorlama hapsi gündeme gelir. Denetimli serbestlik müdürlüğüne hiç başvurmama ya da iade kararına rağmen iki gün içinde teslim olmama hâlinde ise Türk Ceza Kanunu’nun kaçmaya ilişkin 292 ve 293. maddeleri devreye girer.

Elektronik Kelepçe İhlali Cezası Nedir?

Elektronik kelepçe uygulaması, ceza hukukunda suçluların veya şüpheli kişilerin belirli alanlarla sınırlandırılmasını, toplum düzeninin korunmasını ve mağdurların güvenliğini sağlayan son derece etkili bir yöntemdir. Ancak, bu tedbirin ihlal edilmesi ciddi sonuçlar doğurabilir ve bu ihlaller cezai yaptırımlara tabi tutulur. Elektronik kelepçe süresi boyunca yükümlülüklere uyulmaması halinde, durumun mahiyetine bağlı olarak çeşitli cezalar devreye girer.

Elektronik kelepçe ihlalleri genel olarak üç şekilde gerçekleşebilir:

  1. Belirlenen sınırların dışına çıkılması: Elektronik kelepçe aracılığıyla tanımlanan coğrafi alanın dışına çıkılması durumunda, sistem derhal bir ihlal sinyali gönderir. Bu sinyal üzerine yetkililer bilgilendirilir ve ihlal tespit edilen kişi ya uyarılır ya da durumun ciddiyetine göre tutuklama kararı alınabilir.
  2. Elektronik cihazın hasar görmesi veya çıkarılması: Elektronik kelepçenin sağlayacağı takip fonksiyonunun herhangi bir şekilde kesintiye uğratılması da ihlal kapsamına girer. Bu durum kelepçenin bilinçli olarak kırılması, sinyalin bloke edilmesi ya da cihazın çıkarılması gibi eylemlerle gerçekleşebilir. Böylesi bir durumda sistem alarm verir ve bu tür ihlaller kamu malına zarar verme suçu kapsamında değerlendirilir. Bu durumda fail hakkında bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası talep edilebilir.
  3. Kural veya yükümlülüklerin ihmal edilmesi: Mahkeme tarafından belirlenen kuralların kasıtlı olarak ihlal edilmesi de cezai yaptırımı beraberinde getirir. Örneğin, yükümlünün belirli saatlerde konutta bulunması gerekirken bu kurala uymaması ihlal olarak kabul edilir. Böyle bir durumda mahkeme, adli kontrol tedbirini yeniden değerlendirerek tutuklama seçeneğini gündeme getirebilir.

Elektronik kelepçe süresi içerisinde gerçekleşen ihlallerin tespiti, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne bağlı Elektronik İzleme Merkezi tarafından 7/24 izlenir. Merkez, teknik ekipmanlarla ihlal sinyallerini anlık olarak algılar ve yetkili makamlara ihbarda bulunur. İhlalde bulunan kişi hakkında hazırlanan rapor doğrultusunda, mahkeme ya da infaz savcılığı gerekli işlemleri başlatır.

Sonuç olarak, elektronik kelepçe tedbirinin ihlali, yalnızca adli kontrolün sonlandırılmasına değil, aynı zamanda tutuklama ve ek cezalarla karşılaşılmasına neden olur. Kamu düzeni, mağdur güvenliği ve yasal yükümlülüklerin ihlal edilmemesi bakımından bu tedbire sıkı sıkıya bağlı kalınması büyük önem taşır. Elektronik kelepçeyi kasıtlı olarak kırmak ya da sistemin izleme görevini engellemek ağır sonuçlar doğurabilir. Böyle bir durumun önlenmesi, mahkeme kararlarına ve elektronik kelepçe kurallarına tam uyum gösterilmesiyle mümkün olacaktır.

Elektronik kelepçe ihlali halinde uygulanan yaptırımlar

İhlalin yaptırımı hangi rejimde ne oluyor?

“Elektronik kelepçe ihlali cezası” tek bir rakamla cevaplanamaz, çünkü ihlalin yaptırımı cihazın hangi karara dayanarak takıldığına bağlıdır. Aynı fiil — cihazı çıkarmak ya da tanımlı alanın dışına çıkmak — dört ayrı sonuç doğurabilir ve bunlar birbirini dışlamaz; kelepçeyi kırmak hem mala zarar verme suçunu hem de bulunduğunuz rejimin kendi yaptırımını aynı anda tetikleyebilir.

Cihaz hangi karara dayanıyorsaİhlalin sonucuDayanak
Adli kontrol (soruşturma veya kovuşturma sürerken)Hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun tutuklama kararı verilebilirCMK m.112/1
Azami tutukluluk süresi dolduğu için verilen adli kontrolTutuklama mümkün; ancak süre ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde 9 ayı, diğerlerinde 2 ayı geçemezCMK m.112/2
Denetimli serbestlikle infaz (5275 m.105/A)Yükümlülüklere uymamakta ısrar hâlinde koşullu salıverilme tarihine kadarki cezanın infazı için açık ceza infaz kurumuna gönderilme5275 s. K. m.105/A-6
Denetimli serbestliğe hiç başvurmama veya iade kararına rağmen teslim olmamaİki gün geçtikten sonra kaçma suçu hükümleri: 6 aydan 1 yıla kadar hapis5275 s. K. m.105/A-8, TCK m.292
6284 kapsamında önleyici tedbirZorlama hapsi: ilk aykırılıkta 3-10 gün; her tekrarında 15-30 gün; toplamı 6 ayı geçemez6284 s. K. m.13
Cihazın kasten kırılması, kesilmesi, tahrip edilmesiKamu malına zarar verme: 1 yıldan 4 yıla kadar hapisTCK m.152/1-a

Zorlama hapsi ile hapis cezası aynı şey değildir; zorlama hapsi bir suç karşılığı verilen ceza olmayıp tedbir kararına uyulmasını sağlamaya yönelik bir yaptırımdır, kararları Cumhuriyet başsavcılığınca yerine getirilir. Buna karşılık TCK’nın 152. maddesindeki mala zarar verme, adli sicile işleyen bir suçtur ve ayrı bir soruşturmaya konu olur.

Şu ayrımı da not etmek gerekir: her alarm ihlal değildir. Takip yönetmeliği önce bir uyarı aşaması öngörür — tampon bölgeye giriş, alıcı cihazı yanında taşımama ve cihaza müdahale girişimi bu aşamada değerlendirilir. Uyarıya rağmen yasak bölgeye ilerlemek veya cihaza müdahaleye devam etmek ihlal sayılır; bu noktada ihlal tespit tutanağı düzenlenip Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. Şarj bitmesi ya da teknik arıza gibi durumların ihlal sayılmaması için müdahale ekibine derhâl bilgi verilmesi bu yüzden önemlidir.

Elektronik Kelepçe Adli Kontrol Mıdır?

Elektronik kelepçe uygulaması, genellikle ceza hukukunda sanık veya şüphelilerin kontrol altında tutulması amacıyla kullanılan bir yöntemdir. Elektronik kelepçe süresi boyunca kişilerin belirli bir alan dışına çıkmaması sağlanır ve bu uygulama, sıklıkla adli kontrol tedbirlerinden biri olarak değerlendirilir. Ancak, elektronik kelepçenin bir adli kontrol tedbiri olup olmadığı konusundaki değerlendirme, uygulamanın yasal dayanakları ve amaçlarına bağlıdır.

Türk Ceza Hukuku’nda adli kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklama gibi daha ağır bir tedbir yerine denetim altında tutulduğu prosedürleri ifade eder. Bu bağlamda, elektronik kelepçe takılması adli kontrol kapsamında uygulanabilecek bir yöntemdir. Özellikle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m.109’da düzenlenen adli kontrol tedbirleri arasında, şüphelinin belirli bir alanda kalması gerektiğini temin eden tedbirlerin yer aldığı açıktır. Elektronik kelepçe, bu yükümlülüğün bir parçası olarak sanık veya şüphelinin hareketlerinin izlenmesini kolaylaştırır.

Adli kontrol altında kullanılan elektronik kelepçe, en çok konutunu terk etmeme veya belirli bir yerleşim bölgesini terk etmeme gibi yükümlülükler kapsamında uygulanır. Bu yükümlülüklerin yanı sıra, belirli yerlere gitme yasağı gibi durumlarda da mahkeme, elektronik kelepçe takılmasına hükmedebilir. Bu hem mahkemeler için sanığın fiziksel konumunu denetlemek adına bir kolaylık sağlar hem de bireyin tamamen hürriyetinden yoksun bırakılmadan toplum içinde denetlenmesine olanak tanır.

Elektronik kelepçenin adli kontrol kapsamındaki bir diğer önemli yönü, aslında bu uygulamanın tutuklama kadar ağır bir tedbir olmamasıdır. Tutuklama, kişiyi cezaevine yerleştirerek hürriyetini tamamen kısıtlarken, elektronik kelepçeyle kişi belirli sınırlar dahilinde yaşıyor olabilir. Özellikle suça ilişkin katalog suçlardan olmadıkça ya da kuvvetli suç şüphesi bulunmadıkça mahkemeler, bireylerin toplumsal iş hayatından tamamen kopmamaları ve belirli özgürlüklerini muhafaza etmeleri için bu tedbiri uygular.

Özetle, elektronik kelepçe adli kontrol kapsamına giren bir tedbir olmasına rağmen, yalnızca mahkemenin uygun görmesi ve kanunda belirtilen özel şartların gerçekleşmesiyle uygulanabilir. Elektronik kelepçe uygulaması sırasında alınan tedbirin adli kontrol hükümlerine uygun bir şekilde devam ettirilmesi ve kişiye özgürlük içinde denetim sağlanması, uygulamanın hukuki niteliği açısından önemlidir. Adli kontrol kapsamında elektronik kelepçe ile kişi özgürlüğü ile kamu düzeni arasındaki denge sağlanır ve hukuka uygun bir denetim mekanizması oluşturulur.

Elektronik Kelepçe Neden Takılır?

Elektronik kelepçe, ceza hukuku kapsamında bireylerin davranışlarını ve hareketlerini kontrol altına almak amacıyla kullanılan etkili bir denetim aracıdır. Elektronik kelepçe süresi boyunca mahkeme veya denetimli serbestlik müdürlükleri tarafından belirlenen alanların dışına çıkılmaması, tedbirin temel amacıdır. Bu uygulamanın birçok farklı amacı bulunmakta, toplum güvenliğini sağlama ve mağdurları koruma gibi kritik hedeflere hizmet etmektedir.

Kamu Güvenliğini Sağlamak

Elektronik kelepçenin kullanılmasının en önemli nedenlerinden biri, kamu güvenliğini sağlamaktır. Suç işleme riski taşıyan ya da daha önce suç işlemiş kişilerin, toplum içerisinde kontrol altında tutulması amacıyla bu sistem devreye alınır. Kelepçe, şüpheli veya sanıkların belirlenmiş alanlarda kalıp kalmadığını denetler ve böylece kamu düzeninin bozulmasını önler.

Mağdurları ve Toplumu Korumak

Özellikle 6284 sayılı Kanun çerçevesinde korunma altına alınan kişiler söz konusu olduğunda elektronik kelepçe büyük bir önem taşır. Şiddet mağdurlarını ya da tehdit altında bulunan kişileri korumak için şiddet faili olan bir kişinin mağdura yaklaşmasını engellemek amacıyla kelepçe kararı verilebilir. Bu yöntem, sadece mağdurların değil, aynı zamanda genel olarak toplumun korunmasına da önemli katkılar sunar.

Kaçma ve Delil Karartma Riskini Önlemek

Hukuki süreçlerde, şüpheli veya sanıkların kaçma veya delilleri karartma ihtimalleri her zaman bir risk oluşturur. Elektronik kelepçe, bu iki hususu önlemek amacıyla sıkça kullanılan bir yöntemdir. Örneğin, cezaevine gönderilmeden önce, şüphelinin belirli bir yerleşim alanında güvenli şekilde kalıp kalmadığı elektronik izleme sistemiyle takip edilir.

Adli Kontrol Kapsamında Kullanım

Tutuklama yerine adli kontrol tedbiri olarak kullanılan elektronik kelepçe, bireyin özgürlüğünü tamamen kısıtlamadan ancak belirli bir alanda tutulmasını sağlayarak daha dengeli bir sistem sunar. Bu kapsamda, birey gözetim altında tutulurken aynı zamanda sosyal yaşamına sınırlı bir hareket alanında devam edebilir.

Cezalandırma ve Rehabilitasyon Amaçları

Hükümlülerin rehabilitasyonu ve topluma kazandırılması amaçlarını desteklemek için de elektronik kelepçe kullanılabilir. Özellikle konutta infaz süreçlerinde, hükümlünün cezasını ev ortamında tamamlamasına olanak tanıyan bu sistem, cezanın toplumla uyumlu bir şekilde infaz edilmesini sağlar.

Elektronik İzleme ile Devamlı Kontrol Sağlama

Elektronik kelepçenin bir diğer önemli kullanım amacı, bireylerin sürekli olarak izlenmesini sağlamaktır. GPS ve radyo frekans teknolojisi sayesinde bireyin hareketleri elektronik olarak takip edilir ve herhangi bir kısıtlama ihlalinde sistem yetkilileri bilgilendirir. Bu, hem potansiyel güvenlik tehditlerinin önüne geçer hem de hukuki alanlarda daha hızlı müdahale imkanı tanır.

Sonuç olarak elektronik kelepçe, bir kişinin suça karışma riski, toplum güvenliği, mağdurun korunması gibi farklı gerekçelerle uygulanabilir. Elektronik kelepçe süresi, olayın ve kişinin niteliğine bağlı olarak farklılık gösterebilir, ancak genel hedef bireylerin denetim altına alınarak daha güvenli bir toplumsal düzenin sağlanmasıdır.

Elektronik Kelepçeyi Kim Takar, Vücudun Neresine Takılır?

Cihazı denetimli serbestlik müdürlüğünün elektronik izleme müdahale ekibi takar; polis, jandarma ya da cezaevi personeli değil. Halk arasında “ayak kelepçesi” veya “ayağa takılan kelepçe” denmesinin sebebi, cihazın çoğunlukla ayak bileğine bağlanmasıdır. 6284 sayılı Kanun kapsamındaki takip yönetmeliği elektronik kelepçeyi “yükümlünün ayak veya kol bileğine takılan elektronik cihaz” olarak tanımlar; yani mevzuat kol bileğini de kapsar, uygulamada tercih dosyanın niteliğine göre değişir.

Takma işlemi Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 101. maddesindeki sıraya göre yürür:

  1. Cihazla izlenmesine karar verilen yükümlü, görevli personel tarafından bilgilendirilir.
  2. Cihazın özelliğine göre yükümlü müdürlüğe davet edilir veya evine gidilerek izleme ünitesi kurulup devreye sokulur.
  3. Kimlik bilgileri görevli personelce kontrol edilir.
  4. Cihazın kullanımı, uyulması gereken kurallar ve uymamanın sonuçları yükümlüye yazılı olarak bildirilir.

Aynı maddenin üçüncü fıkrası çoğu kaynağın atladığı bir noktayı düzenler: yükümlü, cihazın takılmasına ve ünitenin kurulmasına rıza göstermek zorundadır. Buradaki “rıza”, isteyip istememe serbestisi değildir; rıza göstermemek başlı başına yükümlülüğün ihlali sayılır ve dosyayı tutuklama ya da kapalı kuruma iade riskiyle karşı karşıya bırakır. Cihazı kullanılır durumda bulundurmak ve belirlenen kurallara uygun hareket etmek de aynı fıkranın yüklediği borçlardandır.

İzleme merkezi ise Ankara’da 2013 yılında kurulmuş, yirmi dört saat esasına ve vardiya usulüne göre çalışan bir birimdir. Merkeze görevliler dışında üçüncü kişiler giremez; merkez çalışanlarının içeriye cep telefonu, bilgisayar veya fotoğraf makinesi sokması yasaktır.

Elektronik Kelepçe ile Günlük Hayat: Şarj, Banyo ve Su

Cihazın günlük kullanımına ilişkin kurallar kanunda değil, takma anında yükümlüye verilen yazılı bilgilendirmede yer alır ve cihaz tipine göre değişir. Bu yüzden şarj aralığı, suya dayanıklılık gibi konularda internetteki genel geçer rakamlara değil, size teslim edilen belgeye bakmanız gerekir. Mevzuatın kesin olarak söylediği şey, sorumluluğun nasıl paylaşıldığıdır.

DurumMevzuat ne diyor
Cihazın çalışır hâlde tutulması (şarj dâhil)Yükümlünün borcudur; cihazı “kullanılır durumda bulundurmak” zorundadır — DS Yön. m.101/3
Cihazda arıza çıkmasıArızaya ilişkin işlemleri yapmak müdahale ekibinin görevidir — DS Yön. m.99/2-d
Kurallara aykırı davranışın tespitiİzleme merkezi müdahale ekibini derhâl haberdar eder; durum vaka sorumlusuna, ihlal sayılırsa komisyona iletilir — DS Yön. m.101/4
Cihazın çıkarılmasıİzleme merkezi bilgilendirilmeden sökülmez; sökme işlemi görevli personelce, tutanakla yapılır — DS Yön. m.102

Banyo ve duş konusundaki tereddüt de aynı mantıkla çözülür: cihaz vücuttan çıkarılmadan yürütülebilen günlük faaliyetler kural olarak serbesttir, çünkü izin verilen tek çıkarma yöntemi görevli personel eliyle sökmedir. Şarjın bitmesi, cihazın ıslanması veya darbe alması gibi durumlarda yapılacak ilk iş, cihaza kendiniz müdahale etmek değil müdahale ekibine haber vermektir; kendi kendine müdahale girişimi, takip yönetmeliğinde açıkça uyarı ve ihlal sebebi olarak sayılmıştır.

Elektronik Kelepçe Dinliyor mu, Ses ve Görüntü Kaydı Yapar mı?

Hayır — ve bu, yorum değil kanun hükmüdür. 6284 sayılı Kanun’un 12. maddesi teknik araç ve yöntemlerin kullanılmasına izin verdikten hemen sonra sınırı çizer: “Ancak, bu suretle, kişilerin ses ve görüntüleri dinlenemez, izlenemez ve kayda alınamaz.” Sistem konum verisiyle çalışır; yükümlünün tanımlı bölgelere göre nerede olduğunu üretir, konuştuklarını değil.

İzleme merkezi çalışanlarının yükümlülerle kurduğu iletişim ise tutanağa bağlanır ve aynı gün Daire Başkanlığının ilgili şube müdürlüğüne iletilir. Yani sistemde kayıt altına alınan şey ses değil, ihlal ve arıza kayıtlarıdır. Bu ayrım, “elektronik kelepçe dinliyor mu” sorusuna verilen cevabın neden net olabildiğini de açıklar: dinleme, ancak ceza muhakemesinde ayrı bir koruma tedbiri kararıyla ve tamamen başka hükümlere dayanılarak yapılabilir.

Elektronik Kelepçe Ücretli mi, Masrafını Kim Karşılar?

Devletin temin ettiği izleme ünitesi için yükümlüden ücret alınmaz; cihaz Adalet Bakanlığı tarafından sağlanır ve müdahale ekibince takılıp sökülür. Masraf sorusu asıl olarak, 2020’de kanuna eklenen ikinci yöntemde anlam kazanır.

5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu’nun 15/A maddesine 7242 sayılı Kanun’la eklenen cümle, izlemenin rızası alınmak koşuluyla kişinin kendi elektronik cihazları kullanılarak da yapılabileceğini söyler. Yönetmeliğin 103. maddesi bu yöntemin bedelini açıkça yükümlüye yükler: bu izlemeden yararlanabilmek için sisteme uyumlu elektronik cihaz, GSM hattı, internet ve gerektiğinde program aboneliği gibi ihtiyaçları yükümlünün karşılaması gerekir. Doğrulama, kişinin ses, yüz, parmak izi gibi biyometrik bilgileriyle yapılan biyometrik imza yöntemine dayanır.

Bu yöntem yalnızca konut denetimi için değil, imza yükümlülüğü için de kullanılabilir: karar hangi merci tarafından verilmişse o ilin sınırları harita üzerinde kısıtlı alan hâline getirilir ve yükümlü, kararda yazan zaman diliminde bu bölgeden coğrafi konumu alınarak biyometrik imza atar. İmza yükümlülüğünün ihlalinin sonuçlarını denetimli serbestlik imza ihlali cezası yazımızda ayrıntılı anlattık.

Elektronik Kelepçenin Hukuki Dayanağı Hangi Kanun ve Yönetmeliklerdir?

Elektronik kelepçenin tek bir “elektronik kelepçe kanunu” yoktur; uygulama, biri izleme yöntemini kuran diğerleri hangi kararların bu yöntemle infaz edileceğini belirleyen bir metinler kümesine dayanır. Aşağıdaki tablo, hangi sorunun hangi metinde cevaplandığını gösterir.

MetinNe düzenler
5402 s. Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu m.15/AElektronik izlemenin kendisi: şüpheli, sanık ve hükümlülerin toplum içinde izlenmesi elektronik cihazlarla da yapılabilir; rızayla kişinin kendi cihazı da kullanılabilir
CMK m.109/3-j, k, lCihazla denetlenen adli kontrol yükümlülükleri: konutu terk etmemek, yerleşim bölgesini terk etmemek, belirlenen yer veya bölgelere gitmemek
CMK m.109/6Mahsup: kural olarak mahsup edilmez; (e) ve (j) bentleri istisna, (j)’de iki gün bir gün sayılır
CMK m.110/AAdli kontrolün azami süresi ve çocuklarda yarı oran
CMK m.110/4, m.111, m.112Dört ayda bir devam incelemesi, kaldırma istemi ve beş günlük karar süresi, ihlalde tutuklama
5275 s. Kanun m.105/ADenetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infaz ve yükümlülükler
5275 s. Kanun m.110Cezanın hafta sonu, gece veya konutta çektirilmesi; on yıldan fazla cezada elektronik takibin zorunlu olması
6284 s. Kanun m.12 ve m.13Teknik araç ve yöntemle takip, dinleme ve kayıt yasağı, tedbire aykırılıkta zorlama hapsi
Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği (10/11/2021)İzleme merkezi, müdahale ekibi, cihazın takılması, sökülmesi ve kişinin kendi cihazıyla izleme usulü
6284 Kapsamında Teknik Yöntemlerle Takip Yönetmeliği (4/9/2021)Elektronik kelepçe tanımı, yasak bölge, tampon bölge, asgari mesafe ve ihlal prosedürü

Denetimli serbestlik yönetmeliğinin tarihine dikkat etmekte yarar var: bugün yürürlükte olan metin 10 Kasım 2021 tarihlidir ve 2013 tarihli eski yönetmeliği yürürlükten kaldırmıştır. İnternetteki pek çok içerik hâlâ mülga yönetmeliğin madde numaralarına atıf yapmaktadır. Yürürlükteki metinleri Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden, elektronik izleme uygulamasının kurumsal çerçevesini ise Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün elektronik izleme sayfasından doğrulayabilirsiniz. 6284 sayılı Kanun’un genel çerçevesini 6284 sayılı kanun nedir yazımızda, tedbir kararına konu olabilecek rahatsız etme fiillerini ise kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu yazımızda bulabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Elektronik kelepçe nedir ve hangi amaçlarla kullanılır?

Elektronik kelepçe, şüpheli, sanık veya hükümlülerin belirlenen sınırlı bir alan içinde izlenmesini sağlayan bir denetim yöntemidir. Bu yöntem, toplumun güvenliğini artırmayı, mağdurları korumayı ve suçun tekrarını önlemeyi amaçlar. Adli kontrol, infaz veya koruma tedbirleri kapsamında kullanılabilir.

Elektronik kelepçeye kimler için karar verilebilir?

Elektronik kelepçe, hakkında soruşturma veya kovuşturma yürütülen şüpheli ve sanıklar ile ceza infazı sırasında hükümlüler için kararlaştırılabilir. Ancak bu tedbirin uygulanabilmesi için mahkeme tarafından belirlenen hukuki şartların gerçekleşmesi gereklidir.

Elektronik kelepçe hangi durumlarda uygulanır?

Elektronik kelepçe genellikle evden çıkmama (ev hapsi), belirli bir yere gitmeme, belirli bir alanı terk etmeme veya mağdura yaklaşmama gibi adli kontrol tedbirleri kapsamında uygulanır. Ayrıca, denetimli serbestlik ve 6284 sayılı Kanun çerçevesinde aile içi şiddet durumlarında da kullanılabilir.

Elektronik kelepçe tedbirine nasıl itiraz edilebilir?

İtiraz süresi kararın dayandığı kanuna göre değişir: adli kontrol kararlarına genel hükümler uyarınca yedi gün, 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir kararlarına ise tefhim veya tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz edilir. Adli kontrolde itiraz kararı veren mercie verilir; 6284 kapsamında aile mahkemesine başvurulur. Ayrıca CMK’nın 111. maddesi uyarınca tedbirin kaldırılması da istenebilir, bu istem hakkında beş gün içinde karar verilebilir.

Elektronik kelepçeyle geçirilen denetimli serbestlik döneminin infaz hesabındaki karşılığını ve bu sürenin hangi suçlarda bir yılla sınırlı kaldığını infaz (yatar) hesaplama yazımızda ayrıntılı anlattık.

Elektronik kelepçe mesafesi ne kadar olur?

Mevzuatta sabit bir metre değeri yoktur; mesafeyi mahkeme kararı belirler. Karar “belirli bir yere yaklaşmama” biçimindeyse mağdurun konutu ya da iş yeri harita üzerinde yasak bölge olarak tanımlanır ve buna bir tampon bölge eklenir. Karar “belirli bir mesafeden fazla yaklaşmama” biçimindeyse, korunan kişinin rızasıyla onun cihazına da yazılım kurulur ve iki cihaz arasındaki mesafe ölçülür.

Elektronik kelepçe kaç ay sürer?

Süre cihazın hangi karara dayandığına bağlıdır. Adli kontrolde ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde en çok iki yıl, zorunlu hâlde gerekçeyle bir yıl daha uzatılabilir; ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde en çok üç yıldır. Çocuklarda bu süreler yarı oranında uygulanır. 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir kararı ise ilk seferde en çok altı ay için verilir.

Elektronik kelepçeyi kim takar?

Cihazı denetimli serbestlik müdürlüğünün elektronik izleme müdahale ekibi takar ve söker. Cihazın özelliğine göre yükümlü müdürlüğe davet edilir ya da evine gidilerek izleme ünitesi kurulur. Kullanım kuralları ve uymamanın sonuçları yükümlüye yazılı olarak bildirilir.

Elektronik kelepçe nereye takılır?

6284 sayılı Kanun kapsamındaki takip yönetmeliği elektronik kelepçeyi “yükümlünün ayak veya kol bileğine takılan elektronik cihaz” olarak tanımlar. Uygulamada çoğunlukla ayak bileğine takıldığı için halk arasında ayak kelepçesi denmektedir.

Elektronik kelepçe ne zaman çıkarılır?

Yükümlülüğün sona ermesi ya da ihlal edilmesi, yükümlünün ceza infaz kurumuna alınması veya elektronik cihazla takipten vazgeçilmesi hâllerinde cihaz sökülür. Sökme işlemi görevli personelce ve tutanak karşılığında yapılır; elektronik cihaz, izleme merkezi bilgilendirilmeden sökülemez.

Elektronik kelepçe ihlali cezası nedir?

Tek bir cezası yoktur. Adli kontrolde ihlal hâlinde hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun tutuklama kararı verilebilir. Denetimli serbestlikle infazda yükümlülüklere uymamakta ısrar, açık ceza infaz kurumuna gönderilme sonucunu doğurur. 6284 sayılı Kanun kapsamında ise ilk aykırılıkta üç ilâ on gün, her tekrarında on beş ilâ otuz gün zorlama hapsi uygulanır; toplamı altı ayı geçemez.

Elektronik kelepçe kırma cezası nedir?

Cihazın kasten kırılması, kesilmesi veya tahrip edilmesi kamu malına zarar verme suçunu oluşturur ve Türk Ceza Kanunu’nun 152. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası gerektirir. Bu ceza, bulunulan rejimin kendi yaptırımına ek olarak uygulanır.

Elektronik kelepçe ile banyo yapılabilir mi?

Cihazın günlük kullanımına ilişkin kurallar, takma anında yükümlüye verilen yazılı bilgilendirmede yer alır ve cihaz tipine göre değişir. Cihaz vücuttan çıkarılmadan yürütülebilen günlük faaliyetler kural olarak sürdürülebilir, çünkü izin verilen tek çıkarma yöntemi görevli personel eliyle sökmedir. Cihazın ıslanması, darbe alması veya şarjın bitmesi gibi durumlarda kendi başına müdahale edilmemeli, müdahale ekibine derhâl bilgi verilmelidir.

Elektronik kelepçe dinliyor mu, ses kaydı yapar mı?

Hayır. 6284 sayılı Kanun’un 12. maddesi teknik araç ve yöntemlerin kullanılmasına izin verdikten sonra açık bir sınır koyar: bu suretle kişilerin ses ve görüntüleri dinlenemez, izlenemez ve kayda alınamaz. Sistem konum verisiyle çalışır.

Elektronik kelepçe ücretli midir?

Devletin temin ettiği izleme ünitesi için yükümlüden ücret alınmaz. Buna karşılık izlemenin kişinin kendi cihazıyla yapılması yönteminde masraf yükümlüye aittir: sisteme uyumlu elektronik cihaz, GSM hattı, internet ve gerektiğinde program aboneliği gibi ihtiyaçları yükümlünün karşılaması gerekir.

Ev hapsi kelepçesi ne zaman takılır?

Konutu terk etmeme yükümlülüğü adli kontrol tedbiri olarak, cezanın konutta çektirilmesi özel infaz usulü olarak, konut veya bölgede denetim altında bulundurma ise denetimli serbestlikle infaz kapsamında uygulanır. Cihaz takılıp takılmayacağına komisyonun önerisi üzerine, izleme merkezinin kapasitesi ve dosyanın infaz kabiliyeti değerlendirilerek karar verilir; karar verilmiş olması cihazın mutlaka takılacağı anlamına gelmez.

Elektronik kelepçe altında geçen süre cezadan düşer mi?

Adli kontrol altında geçen süre kural olarak cezadan mahsup edilmez. İki istisna vardır: bağımlılıktan arınmak amacıyla tedavi ve muayene tedbirlerine tabi olmak ile konutunu terk etmemek. Konutu terk etmeme yükümlülüğünde her iki gün, mahsupta bir gün olarak dikkate alınır. Özel infaz usulüne göre geçirilen süre ise infaz aşamasında mahsup edilir.

Elektronik kelepçe nasıl çalışır?

Sistem, coğrafi bilgi sistemleri üzerinden çalışır. Kararda belirtilen konut, bölge ya da kişi çevresi sistem haritasında kısıtlı alan hâline getirilir; yükümlünün bu alana girip girmediği veya alandan çıkıp çıkmadığı izlenir. Uyarı ve ihlal durumları izleme merkezince tespit edilir, müdahale ekibine iletilir ve tutanağa bağlanır.

Elektronik Kelepçe Sürecinde Hukuki Destek

Elektronik kelepçe kararında belirleyici olan, kararın hangi kanuna dayandığı ve gerekçesinin hangi somut olguya bağlandığıdır. İtirazın hangi mercie gideceği, sürenin cezadan mahsup edilip edilmeyeceği ve dört aylık resen incelemede dosyaya hangi belgelerin sunulacağı bu ayrıma göre değişir. İtiraz süresi bakımından belirleyici olan ise kanun farkı değil kararın tarihidir: CMK’da da 6284’te de süre bugün iki haftadır; yedi günlük süre yalnızca 1/6/2024’ten önce verilmiş ceza muhakemesi kararları bakımından geçerliliğini korur. Sürecin herhangi bir aşamasındaysanız — tedbir kararına itiraz, kaldırılma istemi, ihlal iddiası ya da infaz aşamasındaki bir işlem — dosyanızın özelinde değerlendirme yapılması için ceza hukuku avukatı sayfamız üzerinden büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş niteliği taşımaz. Mevzuat metinlerine yapılan atıflar yazının hazırlandığı tarihteki yürürlükteki hükümleri esas alır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir