Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi AİHM Bireysel Başvuru
AİHM bireysel başvuru, iç hukuktaki bütün yolları tükettiği hâlde hak ihlalinin giderilmediğini düşünen kişinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne doğrudan başvurarak ihlalin tespitini ve giderilmesini isteyebilmesidir. Bu hak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 34. maddesinde düzenlenmiştir; başvurunun kabul edilebilmesi ise 35. maddedeki koşullara bağlıdır — bunların başında iç hukuk yollarının tüketilmesi ve dört aylık süre gelir.
Bu yazı sürecin usul tarafını uçtan uca ele alıyor: AİHM başvuru formu nereden indirilir ve nasıl doldurulur, başvuru nereye ve hangi yolla gönderilir, ekler nasıl düzenlenir, acil durumlarda tedbir nasıl istenir, başvuru nasıl takip edilir ve karardan sonra ne olur. Mahkemenin kurumsal yapısı ve hangi uyuşmazlıkları incelediği için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hangi davalara bakar başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.
Özet
AİHM’e bireysel başvuru, iç hukuk yolları tükendikten sonra dört ay içinde, Mahkemenin resmî formuyla ve posta yoluyla yapılan bir uluslararası başvuru yoludur.
- Süre dört aydır (AİHS m.35/1). Altı aylık eski süre, 15 No’lu Protokol’ün geçiş hükmü uyarınca 1 Şubat 2022‘den itibaren dörde inmiştir.
- Türkiye’de iç hukuk yolu Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruyla biter; AYM’ye gitmeden yapılan başvuru, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunur.
- Başvuru yalnızca posta ile yapılır. Form bilgisayarda doldurulup çıktısı alınır, ıslak imzalı hâliyle Strazburg’a gönderilir; faksla gönderilen form tam başvuru sayılmaz.
- Başvuru ücretsizdir, ancak Mahkemenin incelediği başvuruların %90’dan fazlası kabul edilemez bulunmaktadır ve eleme çoğunlukla usulden olur.
- Acil hâllerde tedbir (İçtüzük m.39) ayrı bir yoldur: r39.echr.coe.int portalı, faks veya postayla, Strazburg saatiyle hafta içi 08.00–16.00 arasında istenir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Nedir?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa Konseyi’ne üye 46 devletin taraf olduğu ve temel hakların korunmasını amaçlayan uluslararası bir yargı organıdır. Strasbourg, Fransa’da bulunan bu mahkeme, 1959 yılında İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’nin (AİHS) uygulanmasını sağlamak ve ihlalleri değerlendirmek amacıyla kurulmuştur.
Üye sayısı uzun yıllar 47 olarak anıldığı için birçok kaynak hâlâ bu rakamı yazmaktadır. Rusya Federasyonu’nun üyeliği 16 Mart 2022’de Avrupa Konseyi Statüsü’nün 8. maddesi uyarınca sona erdirilmiş, Rusya 16 Eylül 2022 itibarıyla Sözleşme’ye taraf olmaktan çıkmıştır. Bu tarihten sonra hem taraf devlet sayısı hem de Mahkemedeki yargıç sayısı 46‘dır. Rusya aleyhine, ülkenin taraf olduğu dönemdeki olaylara ilişkin başvurular ise Mahkemenin önünde görülmeye devam etmektedir.
Mahkemenin bugünkü biçimi 1959’daki kuruluşundan farklıdır. Başlangıçta başvurular önce Avrupa İnsan Hakları Komisyonu tarafından süzülüyor, yalnızca bir bölümü Mahkemeye ulaşıyordu. 11 No’lu Protokol’ün 1 Kasım 1998’de yürürlüğe girmesiyle Komisyon kaldırılmış, bireyin doğrudan Mahkemeye başvurabildiği tek ve daimî bir mahkeme yapısı kurulmuştur. Bugün kullanılan bireysel başvuru yolu bu yapının ürünüdür.
AİHM’in temel görevi, taraf devletlerin AİHS ve protokollerine uygun hareket etmesini gözetmektir. Bu kapsamda AİHM, bireylerin, tüzel kişilerin ya da devletlerin hak ihlalleriyle ilgili başvurularını inceleme yetkisine sahiptir. Mahkeme, yapılan başvuruları değerlendirirken bağımsız ve tarafsız hareket eder. Bu durum, AİHM’in uluslararası düzeyde itibar kazanmasını sağlayan temel bir prensiptir.
AİHM’in Yargılama Yetkileri ve Kabul Edilebilirlik Kriterleri
Mahkemenin yalnızca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf devletlerin hukuk sistemlerinde meydana gelen ihlalleri inceleme yetkisi vardır. Ancak bir başvurunun kabul edilebilmesi için belirli şartların sağlanması gerekmektedir. Öncelikle, başvuran kişinin ihlal edilen hakkının doğrudan mağduru olması ve başvurudan önce iç hukuk yollarını tüketmiş olması gerekir. Bu, AİHM’in tamamlayıcı bir yargı organı olduğunun göstergesidir.
Bu tamamlayıcılık 2021’den bu yana Sözleşme metninin kendisinde de yazılıdır. 15 No’lu Protokol, 1 Ağustos 2021’de yürürlüğe girerek AİHS’in Başlangıç (önsöz) kısmına ikincillik ilkesini ve taraf devletlerin takdir yetkisini eklemiştir. Buna göre Sözleşme’deki hak ve özgürlükleri güvence altına almak öncelikle taraf devletlerin ve onların ulusal makamlarının sorumluluğundadır; AİHM bu sorumluluğun denetleyicisidir. Pratikteki karşılığı şudur: Mahkeme, ulusal mahkemenin yerine geçip delil değerlendirmesi yapan bir üst derece mercii değildir — incelediği şey, yargılamanın Sözleşme’ye uygun yürüyüp yürümediğidir.
AİHM ve Avrupa Konseyi Üyesi Devletlerin İlişkisi
AİHM’in kararları, yalnızca bireysel mağduriyetleri gidermekle sınırlı kalmaz, aynı zamanda devletlerin hukuk sistemlerini ve uygulamalarını insan haklarına uygun hâle getirecek politikaların geliştirilmesini de teşvik eder. Mahkemenin verdiği bağlayıcı kararlar, Avrupa Konseyi üyesi devletler için hukuki bir nitelik taşımaktadır ve bu kararların uygulanmasını Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi denetler.
AİHM, insan hakları ihlalleriyle ilgili başvurulara çözüm üretmekle kalmaz, aynı zamanda devletlerin gelecekteki insan hakları ihlallerini önlemesine yönelik önemli bir caydırıcı rol oynar. AİHM’e bireysel başvuru yapılması, vatandaşlar için uluslararası bir adalet ve hak arama kapısı açmakla birlikte, insan haklarını küresel çapta savunma ve koruma misyonuna hizmet eder.
AİHM Başvuru Süreci Hakkında Daha Fazlası
AİHM’e nasıl başvuru yapılacağına dair resmî kaynak, Mahkemenin kendi internet sitesinde yayımlanan başvuru formu ve formun doldurulmasına ilişkin açıklama notlarıdır (https://www.echr.coe.int/documents/d/echr/Your_Application_TUR). Bu notlar düzenli olarak güncellenir ve üzerinde sürüm numarası taşır; bu yazının hazırlandığı tarihte yürürlükteki sürüm 2026/1‘dir. Başvurunun şekli, ne zaman yapılabileceği ve hangi belgelerin gerekli olduğu gibi kritik ayrıntılar bu notlarda yer alır. İnternette dolaşan tarihsiz rehberler yerine daima Mahkemenin kendi güncel notlarının esas alınması gerekir; aşağıdaki bölümlerde de bu notlar, Sözleşme metni ve İçtüzük hükümleri esas alınmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) Kimler Başvurabilir?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuru, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) kapsamında garanti altına alınan temel hak ve özgürlüklerin ihlali iddiasında bulunan bireyler, tüzel kişiler veya gruplar için temel bir hukuki yol sunar. Bu mahkeme, adil bir yargılama süreci sağlayarak hak arama sürecini uluslararası bir düzeye taşımaktadır. Peki, AİHM başvuru koşulları kimleri kapsar?
Sorunun cevabı AİHS’in 34. maddesindedir. Maddeye göre, Sözleşme veya protokollerinde tanınan haklarının taraf devletlerden biri tarafından ihlal edilmesinden dolayı mağdur olduğunu öne süren her gerçek kişi, hükümet dışı kuruluş veya kişi grupları Mahkemeye başvurabilir. Maddede iki ölçüt saklıdır ve uygulamada eleme çoğunlukla bu ikisinden yapılır: başvurucunun mağdur sıfatı ve tüzel kişiler bakımından “hükümet dışı” olma şartı.
| Başvurucu | Başvurabilir mi? | Dayanak / açıklama |
|---|---|---|
| Gerçek kişi (vatandaşlık ve yaş şartı yok) | Evet | AİHS m.34 — yabancılar ve vatansızlar dâhil, devletin yargı yetkisi altındaki herkes |
| Çocuk | Evet | Veli veya yasal temsilcisi aracılığıyla |
| Şirket, dernek, vakıf, sendika | Evet | “Hükümet dışı kuruluş” sayıldıkları ölçüde ve yalnız kendi hakları için |
| Kişi grupları | Evet | Aynı ihlalden etkilenen kişiler birlikte başvurabilir |
| Belediye, üniversite, kamu kurumu | Hayır | Kamu gücü kullanan tüzel kişiler “hükümet dışı kuruluş” değildir |
| Doğrudan etkilenmeyen üçüncü kişi | Hayır | Mağdur sıfatı yoktur; soyut denetim (actio popularis) yolu kapalıdır |
| Taraf devlet, başka bir devlete karşı | Ayrı yol | AİHS m.33 — devletlerarası başvuru; bireysel başvurudan farklı usule tabidir |
Gerçek Kişiler: AİHM’e bireysel başvuru hakkı öncelikle bireyler için tanınmaktadır. Hak ihlaline uğradığını iddia eden herkes, vatandaşlık veya yaş sınırı olmaksızın mahkemeye başvurabilir. Hatta çocuklar dahi, velileri veya yasal temsilcileri aracılığıyla başvuru yapma hakkına sahiptir. Belirleyici olan vatandaşlık değil, ihlalin gerçekleştiği sırada kişinin o devletin yargı yetkisi altında bulunmasıdır; bu nedenle Türkiye’de yaşayan bir yabancı da Türkiye aleyhine başvurabilir.
Tüzel Kişiler: Şirketler, dernekler, vakıflar gibi tüzel kişiliğe sahip olan kuruluşlar da başvuru yapmaya yetkilidir. Ancak burada iki sınır vardır. Birincisi, başvuru konusu olan hak ihlali bu tüzel kişiliğin kendi haklarını doğrudan etkilemelidir; ortağın ya da üyenin kişisel mağduriyeti için tüzel kişi başvuramaz. İkincisi, 34. maddedeki “hükümet dışı kuruluş” ifadesi kamu gücü kullanan tüzel kişileri kapsam dışında bırakır: belediyeler, üniversiteler ve kamu kurumları Sözleşme’ye dayanarak kendi devletlerine karşı bireysel başvuruda bulunamaz. Uygulamada tüzel kişi başvurularının çoğu mülkiyet hakkı (1 No’lu Ek Protokol m.1), ifade özgürlüğü (m.10) ve adil yargılanma hakkı (m.6) etrafında toplanmaktadır.
Gruplar ve Kolektif Başvurular: Belirli bir hak ihlali nedeniyle mağdur olan kişi grupları da AİHM’e başvurabilir. Grup üyeleri hak taleplerinde ortak menfaatlere sahip olmalıdır. Örneğin, bir bölgede yaşayan topluluğun çevre kirliliğine ya da ayrımcılığa karşı yaptığı başvurular buna örnek teşkil edebilir. Grup hâlinde başvuruda dahi her başvurucu için ayrı form doldurulur ve her biri kendi mağduriyetini ayrı ayrı ortaya koymak zorundadır.
Devletler: AİHS kapsamında nadir görülse de AİHM’in bir diğer başvuru türü devletlerarası başvurulardır. Bunların dayanağı 34. madde değil 33. maddedir: her taraf devlet, diğer bir taraf devlete karşı Sözleşme ve protokollerinin ihlali iddiasıyla Mahkemeye başvurabilir. Devletlerarası başvurularda mağdur sıfatı aranmaz ve usul bireysel başvurudan ayrılır; bu yazının konusu 34. maddeye dayanan bireysel başvurudur.
Başvuru Sahiplerinde Aranan Şartlar: Her ne kadar başvuru hakkı geniş bir kitleyi kapsasa da belirli şartlar mevcuttur. Başvuru sahibi; doğrudan hak ihlaline maruz kalmalı, ihlalin mağduru olmalı ve mahkemeye sunulan hak iddiaları yeterli dayanakla desteklenmelidir. Ayrıca ulusal mahkemelerde tüm iç hukuk yollarını tüketme zorunluluğu bulunmaktadır. Süre, AİHS m.35/1 uyarınca iç hukuktaki kesin karardan itibaren dört aydır; Mahkemenin kendi açıklama notlarına göre bu süre kural olarak kararın verildiği ya da başvurucuya veya avukatına tebliğ edildiği tarihten işlemeye başlar.
Unutulmamalıdır ki, AİHM’in temel amacı bireylerin ve diğer hak sahiplerinin uluslararası düzeyde adil yargılama ve eşitlik ilkesine uygun şekilde korunmasını sağlamaktır. Hangi kategoride olursa olsun, başvuran kişileri destekleyen bu mekanizma, Avrupa Konseyi ülkeleri arasında temel hakların teminat altına alınmasına yönelik çok önemli bir araçtır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) Başvuru Süresi
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) bireysel başvuru yaparken en kritik unsurlardan biri, başvuru süresine uyulmasıdır. Süre, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 35. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiştir. Maddeye göre Mahkemeye ancak, iç hukuk yollarının tüketilmesinden sonra ve iç hukuktaki kesin karar tarihinden itibaren dört aylık bir süre içinde başvurulabilir.
Bu süre eskiden altı aydı ve tarih konusunda yaygın bir yanlış bilgi dolaşmaktadır. Değişikliği getiren 15 No’lu Protokol 1 Ağustos 2021’de yürürlüğe girmiştir; ancak Protokol’ün geçiş hükmü, sürenin kısalmasını altı ay sonraya bırakmıştır. Bu nedenle dört aylık süre 1 Şubat 2022’den itibaren uygulanmaya başlamıştır. Pek çok kaynağın yazdığı “1 Ağustos 2021’den itibaren dört ay” ifadesi hatalıdır: 1 Ağustos 2021 ile 1 Şubat 2022 arasındaki kararlar bakımından altı aylık süre işlemeye devam etmiştir. Bugün yapılacak başvurularda ise süre istisnasız dört aydır.
| Dönem | Başvuru süresi | Dayanak |
|---|---|---|
| 1 Şubat 2022’den önceki kesin kararlar | 6 ay | AİHS m.35/1 (değişiklikten önceki hâli) |
| 1 Şubat 2022 ve sonrasındaki kesin kararlar | 4 ay | 15 No’lu Protokol ve geçiş hükmü |
Hangi tarihten itibaren süre işlemeye başlar?
Başvuru süresi, ihlal iddiasıyla ilgili ulusal yargıdaki en yüksek merci tarafından verilen kesin karardan işlemeye başlar. Mahkemenin açıklama notlarındaki ölçüt şudur: dört aylık süre kural olarak kararın verildiği ya da başvurucuya veya avukatına tebliğ edildiği tarihten işler. Türkiye bakımından bu merci kural olarak Anayasa Mahkemesi’dir ve süre AYM’nin bireysel başvuru hakkındaki kararının tebliği ile başlar. Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru kararları 6216 sayılı Kanun uyarınca zaten kesindir; bu kararlar için ayrıca bir “kesinleşme” aşaması beklenmez — bekleyen başvurucu süreyi kaçırır.
İki ayrıntı sürenin hesabını doğrudan etkiler. Birincisi, başvurucunun aynı konuda daha alt mercilerde yaptığı ek başvurular ya da olağanüstü kanun yolu denemeleri süreyi uzatmaz; etkili olmayan bir yola başvurmak, işlemeye başlamış süreyi durdurmaz. İkincisi, şikâyet konusu için etkili bir iç hukuk yolu hiç yoksa dört ay, iç hukuk kararından değil ihlalin gerçekleştiği ya da öğrenildiği tarihten işler. Sürenin son günü pazar gününe ya da resmî tatile denk gelse bile süre uzamaz: Mahkemenin notlarına göre dört ayın son günü, tatil olsa dahi son gündür.
Başvuru süresinin AİHM tarafından oldukça katı bir şekilde uygulandığını bilmek önemlidir. Geç gönderilen bir başvuru, AİHM tarafından incelenmeye alınmadan reddedilir. Tarih hesaplamalarında herhangi bir hata yapmamak büyük önem taşır; bu nedenle başvurucuların başvuru belgelerini zamanında hazırlayıp Strasbourg’daki mahkemeye posta yoluyla ulaştırması gereklidir.
Başvuru süresinde nelere dikkat edilmelidir?
- Son tarih kontrolü: İçtüzük m.47 uyarınca başvuru tarihi, kurallara uygun başvuru formunun Mahkemeye gönderildiği tarihtir ve gönderim tarihi posta damgasıyla belirlenir. Bu nedenle başvurunun en geç dört aylık sürenin son gününde postaya verilmiş olması gerekir; Mahkemeye ulaşma tarihi değil, postaya veriliş tarihi esastır.
- Eksiksiz evrak, çünkü eksik form süreyi korumaz: Süreyi durduran şey herhangi bir yazı değil, koşullara uygun ve tamamlanmış başvuru formudur. Eksik gönderilen bir form İçtüzük m.47’ye aykırılık nedeniyle incelenmez; bu sırada dört ay dolarsa başvuru hakkı kaybedilir. Belgeler tarih sırasına dizilir, ardışık numaralanır ve açıkça adlandırılır.
- Posta yöntemi: Başvuru formu Mahkemeye yalnızca posta yoluyla gönderilir; bu nedenle gönderim tarihi belgelenebilir bir posta yöntemi tercih edilmelidir. Faksla gönderilen form tam başvuru sayılmaz, çünkü Mahkeme ıslak imzalı aslını görmek ister. Formun bilgisayarda doldurulup çıktısının alınması Mahkemece tavsiye edilir; okunaklılık ve işlem hızı bakımından fark yaratır.
- Ek beyanlarda sayfa sınırı: Olayların özeti, şikâyetler ve kabul edilebilirlik açıklamaları formun kendi sayfalarına yazılmalıdır; bu sayfaları boş bırakıp “eke bakınız” demek kabul edilmez. Gerekiyorsa ayrı bir belgede ek açıklama sunulabilir, ancak bu ek 20 sayfayı aşamaz. Sınır, karar ve belge fotokopilerini kapsamaz.
Erken başvurunun önemi
Mahkemenin kendi resmî açıklama notlarındaki ifadeye göre, incelenen başvuruların %90’dan fazlası kabul edilemez bulunmaktadır ve bu elemenin büyük bölümü esasa hiç girilmeden, usul nedenleriyle yapılır: iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması, dört aylık sürenin kaçırılması, formun eksik doldurulması, belgelerin eklenmemesi. Yani başvuru çoğu zaman “haklı bulunmadığı için” değil, dosya usulen incelenebilir hâle getirilmediği için düşer. Bu nedenle başvuru yapmayı düşünenlerin, ulusal yargı kararı ellerine ulaşır ulaşmaz sürece başlaması gerekir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde sürece uygun başvurular yüksek bir titizlikle incelendiğinden, zaman kaybı yaşamamak adına doğru hazırlanmış bir başvuru formuyla sürecin başlangıcında dikkatli olunması, hak kaybını önlemek adına büyük önem taşır.
AİHM Bireysel Başvuru Kabul Edilebilirlik Şartları Nelerdir?
AİHM bireysel başvuru kabul edilebilirlik şartları, Sözleşme’nin 35. maddesinde toplu hâlde sayılmıştır. Bir başvurunun esası ancak bu süzgecin tamamından geçtikten sonra incelenir; Mahkeme, kabul edilemez bulduğu başvuruyu yargılamanın her aşamasında reddedebilir (m.35/4). Aşağıdaki tablo, hangi eksikliğin hangi fıkraya dayanarak başvuruyu düşürdüğünü gösterir.
| Şart / eleme sebebi | Dayanak | Ne anlama gelir? |
|---|---|---|
| İç hukuk yollarının tüketilmiş olması | m.35/1 | Etkili olan bütün başvuru yolları kullanılmış olmalı; Türkiye’de zincir AYM bireysel başvurusuyla biter |
| Dört aylık süreye uyulması | m.35/1 | Kesin karardan itibaren dört ay; süre geçtiyse esas hiç incelenmez |
| Başvurunun isimsiz olmaması | m.35/2-a | Kimliği gizlenen başvuru ele alınmaz; kamuya karşı anonimlik ise ayrıca talep edilebilir |
| Aynı konunun daha önce incelenmemiş olması | m.35/2-b | Mahkemece daha önce incelenmiş ya da başka bir uluslararası mercie sunulmuş, yeni olgu içermeyen başvuru ele alınmaz |
| Konu bakımından Sözleşme kapsamında olması | m.35/3-a | Sözleşme’de ya da protokollerde karşılığı olmayan bir hak ileri sürülemez |
| Açıkça dayanaktan yoksun olmaması | m.35/3-a | İddianın delille desteklenmesi gerekir; ispatsız iddia bu fıkradan elenir |
| Başvuru hakkının kötüye kullanılmaması | m.35/3-a | Yanıltıcı beyan, bilgi gizleme ve hakaret içeren başvurular bu kapsamdadır |
| Önemli bir zarar görmüş olmak | m.35/3-b | Başvurucu önemli bir zarara uğramamışsa başvuru düşer; insan haklarına saygı ilkesi esastan incelemeyi gerektiriyorsa istisna uygulanır |
Bu listede en az bilinen ve eski kaynakların çoğunda hiç geçmeyen ölçüt, “önemli bir zarar görmemiş olma” kriteridir. Sözleşme’ye 14 No’lu Protokol ile giren bu ölçüt, Mahkemenin önemsiz nitelikteki uyuşmazlıklarla meşgul edilmesini engellemeyi amaçlar. Uygulamada özellikle düşük tutarlı mali uyuşmazlıklarda gündeme gelir; ancak zararın “önemli” sayılıp sayılmayacağı yalnızca parasal büyüklüğe göre değil, başvurucunun kişisel durumu ve uyuşmazlığın taşıdığı ilkesel değer birlikte gözetilerek belirlenir.
Kabul edilebilirlik incelemesinin sonuçları da farklıdır. Tek yargıcın verdiği kabul edilemezlik kararı kesindir (m.27/2); üç yargıçlı komitenin verdiği kabul edilebilirlik ve esas kararı da kesindir (m.28/2). Bu aşamalarda verilen kararlara karşı itiraz, temyiz ya da yeniden inceleme yolu bulunmaz. Bu nedenle dosyanın ilk gönderimde eksiksiz olması, sonradan telafi edilemeyecek bir öneme sahiptir.
AİHM’e Bireysel Başvuru İçin İç Hukuk Yollarının Tüketilmesi Gerekliliği
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurmak isteyenlerin öncelikle iç hukuk yollarını tüketmeleri gerekmektedir. Bu şart, mahkemenin “ikincillik ilkesi” olarak adlandırılan temel prensibinden kaynaklanır. İkincillik ilkesi, insan hakları ihlallerine öncelikle ulusal mahkemeler tarafından çözüm bulunmasını öngörür. AİHM, yalnızca söz konusu ihlalin iç hukuk sistemi içinde etkin şekilde giderilememesi durumunda devreye girer.
İç hukuk yollarını tüketme kuralı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 35. maddesinde açıkça belirtilmiştir. Bu maddeye göre, bir başvuru, ancak ulusal yetkili merciler önünde mevcut tüm etkili yollar tükenmişse AİHM’e taşınabilir. İç hukuk yolları, ilgili ülkenin yasalarının sunduğu her türlü itiraz, temyiz ve yeniden değerlendirme mekanizmalarını kapsar. Örneğin Türkiye’de, bireysel bir hakkın ihlali iddiasıyla AİHM’e başvurmadan önce Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılması bir zorunluluktur.
Türkiye bakımından zincir tipik olarak şöyle işler: ilk derece mahkemesi → istinaf (bölge adliye veya bölge idare mahkemesi) → temyiz (Yargıtay ya da Danıştay, kanun yolu açıksa) → Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru → AİHM. Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolu 2012’den bu yana işlemekte olup AİHM bu yolu tüketilmesi gereken etkili bir iç hukuk yolu olarak kabul etmektedir. Bu yol atlanarak doğrudan Strazburg’a yapılan başvuru, esası hiç görüşülmeden iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunur. AYM aşamasının nasıl işlediği, hangi sürelere ve harca tabi olduğu için Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru nasıl yapılır yazımızı inceleyebilirsiniz.
Tüketme kuralının içeriği yalnızca “her aşamaya başvurmuş olmak” değildir. Mahkemenin aradığı ikinci şart, şikâyetin özünün ulusal mercilerde ileri sürülmüş olmasıdır. Bir başvurucu bütün kanun yollarını kullanmış olsa bile, Sözleşme kapsamındaki iddiasını — örneğin makul sürede yargılanma hakkının ya da ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini — hiçbir aşamada dile getirmemişse, o şikâyet bakımından iç hukuk yolları tüketilmiş sayılmaz. Bu yüzden Strazburg’a taşınması düşünülen her iddianın istinaf ve temyiz dilekçelerinde, en geç AYM başvurusunda açıkça yazılmış olması gerekir.
Peki, iç hukuk yolları neden bu kadar önemlidir? Bunun temelinde, devletlerin kendi yargı sistemleriyle hak ihlallerini tespit ederek düzeltmeler yapma yetkinliğinin tanınması yatar. AİHM, ulusal hukuk sisteminin başarısız olduğu durumlarda bir üst otorite görevi görür. Ancak buradaki önemli bir ayrıntı da, başvurulan ulusal yolların gerçekçi ve etkili olması gerekliliğidir. Eğer başvuru sahibi, iç hukuk yollarının etkisiz veya erişilemez olduğunu kanıtlayabiliyorsa, ilgili durumda iç hukuk yollarını tamamen tüketmeden AİHM’e başvuru yapılabilir.
Başvuru sürecinde önemli noktalar şunlardır:
- Başvuru sahibinin dava sürecinde ulaştığı en yüksek ulusal yargı merciinin kararı belge olarak sunulmalıdır.
- Ulusal yargı sürecindeki her bir aşama eksiksiz şekilde tamamlanmalıdır.
- Etkisiz yollar ya da ihmal edilmiş süreçler AİHM tarafından kabul edilemezlik nedeni olarak değerlendirilir.
Son olarak, iç hukuk yollarını tüketme kuralı bireysel hakların korunması açısından iki yönlü bir mekanizma sunar. Hem ulusal düzeyde haklara saygının artırılmasını hem de ulusal hukuk sisteminin işlevselliğini güçlendirmeyi hedefler. Bu bağlamda, AİHM’e yapılacak olan başvuru, iç hukuk sistemini tam anlamıyla kullanarak ilgili ihlalin giderilmediği durumlarda güçlü bir gerekçe ile desteklenmelidir.
AİHM başvuru sürecinde bu gerekliliklerin eksiksiz yerine getirilmesi, başvurunun kabul edilme ihtimalini artıran en temel adımlardan biridir. Daha fazla bilgi edinmek isteyen başvurucular, AİHM başvuru formu aracılığıyla süreci detaylandırabilir.
AİHM Başvuru Formu Nasıl İndirilir ve Nasıl Doldurulur?
AİHM başvuru formu, Mahkemenin resmî internet sitesindeki başvurucular bölümünden ücretsiz olarak indirilir; başka hiçbir kurum, baro ya da internet sitesi bu formu “vermeye” yetkili değildir. Form PDF biçimindedir ve Türkçe dâhil olmak üzere taraf devletlerin resmî dillerinde yayımlanır. Formun yanında, aynı sayfada yayımlanan başvuru paketi yer alır: formu doldurma notları, İçtüzük m.47 metni ve Sözleşme’nin kendisi.
Formun doldurulmasında Mahkemenin açık tercihi, formun bilgisayarda elektronik olarak doldurulup sonra çıktısının alınmasıdır. Bunun sebebi biçimsel değil pratiktir: elle doldurulan formlar okunaklılık sorunları yarattığı için dosyanın işlem süresi uzar. Elektronik doldurma bir zorunluluk değil kuvvetli tavsiyedir; ancak aşağıda ele alınan kamu görevinden çıkarma başvuruları gibi özel dosya gruplarında Mahkeme bunu zorunlu kılmıştır.
Formun içeriği İçtüzük m.47’de sayılmıştır. Eksik bırakılan her kalem, başvurunun hiç incelenmemesine yol açabilir:
| Form bölümü | Ne yazılır? | Sık yapılan hata |
|---|---|---|
| Başvurucu bilgileri | Ad, doğum tarihi, uyruk, adres; tüzel kişide unvan, kuruluş tarihi, sicil numarası ve resmî adres | Adres değişikliğinin Mahkemeye bildirilmemesi |
| Temsilci bilgileri | Avukatın adı, adresi, telefon ve faks numaraları ile e-posta adresi | E-posta yazılmaması — eComms hesabı bu adresle açılır |
| Yetki (vekâlet) bölümü | Başvurucunun ve temsilcinin ıslak ve tarihli imzaları | İmzasız gönderim; imzasız form geçerli başvuru değildir |
| Davalı devlet | Aleyhine başvurulan taraf devlet ya da devletler | Birden çok devlet aleyhine tek form doldurulması |
| Olayların özeti | Kronolojik, tarihli, kısa ve okunaklı anlatım | Sayfaların boş bırakılıp “eke bakınız” denmesi |
| İhlal iddiaları | Hangi maddenin nasıl ihlal edildiği ve gerekçesi | Madde numarası verilmeden genel şikâyet yazılması |
| Kabul edilebilirlik beyanı | İç hukuk yollarının tüketildiğini ve dört aya uyulduğunu gösteren açıklama | Kesin karar tarihinin belgeyle kanıtlanmaması |
| Belge listesi | Kararların ve belgelerin tarih sırasına göre numaralanmış listesi | Dağınık, numarasız ek yığını gönderilmesi |
Formun kendi sayfalarındaki özet, Mahkemenin dosyayı başka hiçbir belgeye bakmadan anlayabilmesine yetecek nitelikte olmalıdır. Daha fazla açıklama gerekiyorsa ayrı bir ek belge sunulabilir; bu ek en fazla 20 sayfadır ve mahkeme kararlarının fotokopileri bu sayıya dâhil değildir. Ekler okunaklı fotokopiler hâlinde, tarih sırasına dizilip ardışık numaralandırılarak gönderilir. Mahkeme belgelerin aslını istemez, asılları göndermeyiniz: gönderilen evrak iade edilmez.
Dil konusunda esneklik vardır. Mahkemenin resmî dilleri İngilizce ve Fransızca olmakla birlikte, başvuru taraf devletlerin resmî dillerinden biriyle, yani Türkçe olarak da yapılabilir. Ancak dosya hükümete tebliğ edildikten sonra yargılama kural olarak resmî dillerden biriyle yürür; bu aşamadan itibaren yazışmalarda çeviri gereksinimi doğabilir.
AİHM başvurusu nasıl yapılır: adım adım özet
Yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan süreç, pratikte yedi adımdan oluşur:
- İç hukuk yollarını bitirin. Türkiye’de zincir, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvurunun sonuçlanmasıyla kapanır.
- Dört aylık süreyi hesaplayın. Süre, kesin kararın verildiği ya da size veya avukatınıza tebliğ edildiği tarihten işler.
- Güncel formu ve açıklama notlarını indirin. Yalnızca Mahkemenin resmî sitesindeki sürüm kullanılır.
- Formu bilgisayarda doldurun. Olaylar kronolojik ve tarihli; ihlal iddiaları madde numarasıyla; kabul edilebilirlik beyanı belgeye dayalı olsun.
- Ekleri düzenleyin. Kararlar ve belgeler tarih sırasına dizilir, ardışık numaralanır; ek açıklama gerekiyorsa en fazla 20 sayfa.
- İmzalayın ve postalayın. Çıktıyı ıslak imzayla Strazburg adresine gönderin; başvuru tarihi posta damgasıdır.
- Acil durum varsa tedbiri ayrıca isteyin. İçtüzük m.39 talebi, r39 portalı veya faksla, mesai saatleri içinde iletilir.
AİHM Başvurusu Nasıl Gönderilir, Nereye Yapılır?
AİHM başvurusu yalnızca posta yoluyla, Strazburg’daki Mahkeme adresine gönderilir. Mahkemenin 2026 tarihli resmî açıklama notlarındaki ifade açıktır: başvurular Mahkemeye sadece posta ile yapılabilir ve bu, ıslak imzalı kâğıt formun postalanması anlamına gelir. Gönderim adresi şudur:
European Court of Human Rights
Council of Europe
67075 STRASBOURG CEDEX
FRANCE
Bu noktada sıkça karıştırılan üç kanal vardır ve aralarındaki fark, başvurunun geçerli olup olmadığını belirler:
| Kanal | Başvuru formu için | Açıklama |
|---|---|---|
| Posta | Geçerli tek yol | Islak imzalı form ve ekleri; başvuru tarihi posta damgasına göre belirlenir |
| Faks | Tam başvuru sayılmaz | Mahkeme imzalı aslı görmek ister; faks dört aylık süreyi kesmez |
| E-posta | Kabul edilmez | Başvuru formu e-postayla gönderilemez |
| eComms | Başvuru kanalı değildir | Yalnızca dosya hükümete tebliğ edildikten sonra temsilci ile Mahkeme arasındaki yazışmalar için |
| r39 portalı | Başvuru kanalı değildir | Yalnızca İçtüzük m.39 kapsamındaki tedbir talepleri için |
Bu tablo, internette yaygın olan iki yanlışı birden düzeltir. Birincisi, “AİHM’e artık elektronik başvuru yapılıyor” bilgisi başvuru formu bakımından doğru değildir; elektronik sistemler yalnızca tedbir talebi ve tebliğ sonrası yazışma için kullanılır. İkincisi, “faksla göndermek süreyi kurtarır” bilgisi de yanlıştır: faks tam başvuru yerine geçmediği için dört aylık süreyi durdurmaz. Acil bir tedbir talebi varsa faks meşru bir kanaldır, ancak bu ayrı bir yoldur ve başvurunun kendisini postalamak yine gerekir.
Ceza infaz kurumunda bulunan kişiler bakımından pratik bir ayrıntı vardır: form ve ekler kurum idaresi aracılığıyla postaya verilir, bu nedenle kurum içi işlem süresi hesaba katılarak son günü beklememek gerekir. Birden fazla kişi aynı olaydan şikâyetçiyse, her başvurucu için ayrı form doldurulup gönderilmesi esastır.
AİHM Başvuru Dilekçe Örneği ile Başvuru Yapılabilir mi?
Hayır. AİHM’e serbest biçimli bir dilekçeyle başvurulamaz; başvuru, İçtüzük m.47 uyarınca Mahkemenin kendi resmî formuyla yapılmak zorundadır. Bu nedenle internette dolaşan “AİHM başvuru dilekçe örneği” ya da “doldurulmuş örnek dilekçe” başlıklı metinler, olduğu gibi kullanıldığında işe yaramaz: Mahkeme, formun dışında bir belgeyle yapılan başvuruyu kurallara aykırı sayar ve incelemez.
Bu sorgunun bu kadar sık aranmasının sebebi anlaşılırdır. Türk hukukunda hak arama yolları büyük ölçüde dilekçeyle işler; okuyucu aynı refleksle Strazburg için de bir dilekçe şablonu arar. Oysa AİHM’de dilekçenin yerini standart form almıştır ve formun her bölümü Mahkemenin dosyayı sınıflandırma sisteminde ayrı bir işleve sahiptir.
Hazır bir örnek metnin ikinci sakıncası içeriktedir. Kabul edilebilirlik süzgecinden geçmeyi belirleyen şey, olayların kendi dosyanıza özgü anlatımı, ihlal edildiği ileri sürülen maddelerin doğru seçilmesi ve iç hukuk yollarının tüketildiğinin belgeyle gösterilmesidir. Başka bir dosya için yazılmış bir metni kopyalamak, “açıkça dayanaktan yoksunluk” değerlendirmesinin kapısını açar. Örnek metinlerden yararlanılacaksa, bunlar yalnızca anlatım düzeni bakımından örnek alınmalı, içerik dosyanın kendi belgelerinden kurulmalıdır.
Doğru yol şudur: Mahkemenin sitesinden güncel formu indirmek, açıklama notlarını okuyarak formu bilgisayarda doldurmak, kararları ve belgeleri tarih sırasına dizip numaralandırmak, formu imzalayıp çıktısını postalamak. Bu dört adımın dışında geçerli bir başvuru biçimi bulunmamaktadır.
AİHM’in Başvuruyu İncelemesi ve Karar Süreci
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yapılan başvuruların kabul edilmesi ve değerlendirilmeye alınması aşaması titizlikle yürütülen bir süreçtir. Başvuru sahiplerinin öncelikle başvuru sürecini eksiksiz ve doğru şekilde tamamlaması gerekmektedir. Bu kapsamda başvurunun dikkatle hazırlanması, gerekli belgelerin eksiksiz sunulması ve mahkemenin öngördüğü prosedürlere uyulması kritik önemdedir.
Başvurunun hangi heyete düşeceği, dosyanın ne kadar hızlı ve hangi sonuçla biteceğini belirler. AİHS’in 26. maddesi Mahkemenin dört ayrı oluşumda toplanacağını söyler: tek yargıç, üç yargıçlı komite, yedi yargıçlı Daire ve on yedi yargıçlı Büyük Daire.
| Oluşum | Hangi dosyaya bakar | Verebileceği karar | Kesin mi? |
|---|---|---|---|
| Tek yargıç (m.27) | Ek inceleme gerektirmeden elenebilecek dosyalar | Kabul edilemezlik veya kayıttan düşürme; aksi hâlde dosyayı komiteye ya da Daireye gönderir | Evet, itiraz yolu yoktur |
| Üç yargıçlı komite (m.28) | Basit dosyalar ve konusu Mahkemenin yerleşik içtihadına giren dosyalar | Kabul edilemezlik / kayıttan düşürme ya da oybirliğiyle kabul edilebilirlik ve esas kararı | Evet |
| Daire (7 yargıç) | Yeni hukuki sorun içeren ya da içtihadın gelişmesini gerektiren dosyalar | Kabul edilebilirlik ve esas hakkında karar | Üç ay içinde Büyük Daireye gönderme istenmezse kesinleşir (m.44/2) |
| Büyük Daire (17 yargıç) | Sözleşme’nin yorumuna ilişkin ciddi sorun taşıyan dosyalar; Dairenin el çekmesi (m.30) veya gönderme istemi (m.43) | Esas hakkında karar | Evet (m.44/1) |
Uygulamada başvuruların büyük çoğunluğu ilk iki satırda, yani tek yargıç ya da komite aşamasında sonuçlanır. Bu aşamada verilen kararlar kesindir ve gerekçeleri kısa tutulur; başvurucuya ayrıntılı bir hüküm metni gönderilmez. Dosyanın Daireye ulaşması, ancak Mahkemenin o meselede yeni bir hukuki sorun görmesi hâlinde gerçekleşir. Bakanlar Komitesi, Mahkeme Genel Kurulu’nun talebi üzerine oybirliğiyle alacağı bir kararla Daire yargıç sayısını belirli bir süre için beşe düşürebilir (m.26/2).
Kabul Edilebilirlik İncelemesi
Mahkeme, ele aldığı her başvuruda ilk olarak kabul edilebilirlik kriterlerini değerlendirir. Başvurunun kabul edilebilir olması için başvuru sahibinin iç hukuk yollarını tüketmiş olması ve kesin karar tarihinden itibaren dört ay içinde başvuruyu gerçekleştirmesi gereklidir. Ayrıca başvurunun imzalı olması ve AİHM başvuru formu kurallarına uygun şekilde hazırlanması da zorunludur. İsimsiz başvurular, daha önce incelenmiş ya da başka bir uluslararası soruşturma veya çözüm merciine sunulmuş olup yeni olgu içermeyen başvurular ele alınmaz (m.35/2).
Esas İnceleme Süreci ve Tebliğ Aşaması
Kabul edilebilir bulunan başvurular, mahkeme tarafından esas hakkında detaylı bir şekilde incelenir. Bu aşamada, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) ihlal edilip edilmediği tespit edilmeye çalışılır. Sürecin dönüm noktası tebliğ (communication) kararıdır: Mahkeme başvuruyu davalı hükümete bildirir, hükümet yazılı görüşünü sunar, başvurucuya cevap hakkı verilir. Bu süreç genelde yazılı olarak yürütülür; duruşma istisnaidir ve yalnızca önemli dosyalarda yapılır.
Tebliğ aşamasının başvurucu için üç somut sonucu vardır. Birincisi, dosya artık ciddi biçimde incelenmektedir. İkincisi, bu aşamadan itibaren temsilci ile Mahkeme arasındaki yazışmalar eComms adlı elektronik iletişim sistemi üzerinden yürütülebilir; eComms hesabı, temsilcinin başvuru formunda bildirdiği e-posta adresi üzerinden açılır. Üçüncüsü, avukat masraflarını karşılayamayan başvurucu bu aşamadan sonra adli yardım talebinde bulunabilir. eComms bir başvuru kanalı değildir: başvurunun kendisi yine postayla yapılır, sistem yalnızca tebliğden sonraki yazışmalar içindir.
Karar Verme ve Gerekçelendirme
AİHM, esasa ilişkin kararlarını gerekçeli olarak açıklar (m.45). Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırılık tespit ederse ilgili devlet ihlali gidermekle yükümlü hâle gelir. Bu durum, genellikle tazminat ödemesi veya başvurucunun mağduriyetine neden olan durumun giderilmesi şeklinde sonuçlanır. Tek yargıç ve komite aşamasında verilen kabul edilemezlik kararlarında ise gerekçe çoğu kez kısa ve standart bir metinden ibarettir; bu, kararın gerekçesiz olduğu anlamına gelmez, dosyanın hangi kabul edilebilirlik kriterinden elendiğini gösterir.
İhlal Bulunmayan Durumlar ve Başvurunun Sonuçlanması
Eğer mahkeme başvuruda herhangi bir sözleşme ihlali olmadığını tespit ederse, başvuru reddedilir. Bu gibi hâllerde başvurucuya son karar bildirilir ve süreç sona erer. AİHM’in kesinleşmiş kararları bağlayıcıdır ve infazı Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından denetlenir (m.46/2). Dosya, ihlal kararı dışında başka biçimlerde de kapanabilir: taraflar dostane çözüme varabilir, hükümet ihlali kabul edip giderim öneren tek taraflı bir deklarasyon sunabilir ya da başvurucunun başvurusunu sürdürmemesi üzerine dosya kayıttan düşürülebilir.
AİHM başvurusu ne zaman sonuçlanır?
Mahkeme başvurular için önceden belirlenmiş bir karar süresi vermez; bu nedenle “AİHM başvurusu kaç yılda sonuçlanır” sorusunun tek bir doğru cevabı yoktur. Süreyi belirleyen üç etken vardır: dosyanın hangi heyete düştüğü, konunun Mahkemenin yerleşik içtihadında karşılığı bulunup bulunmadığı ve o ülkeden gelen başvuru yoğunluğu. Açıkça kabul edilemez görülen bir başvuru tek yargıç aşamasında görece kısa sürede elenirken, hükümete tebliğ edilip yazılı görüş alışverişine giren bir dosya yıllarla ölçülen bir süreye yayılabilir.
Mahkeme ayrıca bazı dosyalara öncelik tanır; yaşam hakkı, kötü muamele yasağı ve kişi özgürlüğü gibi konular ile tedbir kararı verilmiş dosyalar sıranın önüne geçer. Başvurucunun süre üzerinde etkili olabileceği tek nokta, dosyanın en baştan eksiksiz sunulmasıdır: Mahkemenin eksik belge istemek için yazışma yapması gerekmeyen bir dosya, doğrudan incelemeye girer.
AİHM’in başvuruları inceleme yöntemi titiz bir hukuki prosedüre dayanır ve her aşama adil yargılama ilkelerine uygun şekilde yürütülür. Bu nedenle, mahkemeye başvurmayı düşünen bireylerin süreci çok iyi anlaması ve buna uygun hareket etmesi gerekmektedir.
AİHM Başvurusu Nasıl Takip Edilir ve Sorgulanır?
AİHM başvurusu, Türkiye’deki UYAP benzeri bir portaldan gün gün takip edilemez. Mahkemenin başvurucular için açık bir dosya sorgulama ekranı bulunmamaktadır; takip, Mahkemenin göndereceği yazılar üzerinden yürür. Bu, sistemin eksikliği değil işleyiş biçimidir ve beklentinin buna göre kurulması gerekir.
Pratikte takip şu üç kanaldan yapılır:
- Başvuru numarası ve Mahkeme yazıları: Başvuru kaydedildiğinde dosyaya bir numara verilir ve bu numara başvurucuya bildirilir. Sonraki bütün yazışmalarda bu numara kullanılır; dosyanın durumu hakkındaki resmî bilgi bu yazılarla gelir.
- eComms: Dosya hükümete tebliğ edildikten sonra, temsilcinin bildirdiği e-posta adresiyle açılan hesap üzerinden yazışmalar elektronik ortamda yürütülür. Tebliğ öncesinde bu sistem devrede değildir.
- HUDOC karar veri tabanı: Mahkemenin karar ve kabul edilemezlik kararlarını yayımladığı resmî veri tabanıdır. Karar verildikten sonra dosya buradan taranabilir; e-posta adresi bildirmemiş başvurucular kararlarını çoğunlukla bu yoldan öğrenir.
Takiple ilgili iki pratik kural vardır. Birincisi, İçtüzük m.47 başvurucuya adres değişikliğini ve dosyayı ilgilendiren her gelişmeyi Mahkemeye bildirme yükümlülüğü yükler; adresi güncellenmeyen dosyada Mahkeme yazısı ulaşmaz ve başvuru sürdürülmüyor sayılarak kayıttan düşürülebilir. İkincisi, Mahkeme sık aralıklarla durum bilgisi vermez; gereksiz yazışma dosyanın ilerlemesini hızlandırmaz, aksine Yazı İşleri’nin yükünü artırır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) Acil Başvuru ve Tedbir İstemi
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), olağan başvuru süreçlerine ek olarak, acil durumlarda ve belirli koşullar altında tedbir istemiyle bireylerin başvurularını değerlendirebilme yetkisine sahiptir. Bu süreç, özellikle hak ve özgürlüklerin telafisi mümkün olmayan bir şekilde zarar görme ihtimali bulunan durumlar için öngörülmüştür. Tedbir talepli acil başvurular, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) taraf olan devletlerin eylem ya da ihmalleri sonucunda ciddi bir insan hakkı ihlali meydana gelme tehlikesini önlemek adına oldukça kritik bir mekanizma sunmaktadır.
Acil Başvuru Nedenleri ve Şartları
AİHM’in tedbir istemine ilişkin düzenlemeleri, mahkemenin İçtüzüğünün 39. maddesinde yer almaktadır. Mahkemenin yerleşik uygulamasına göre tedbir, yalnızca geri dönüşü olmayan bir zararın yakın tehlikesi bulunduğunda verilir; ölçüt bu iki unsurdur ve her ikisinin de somut delille ortaya konması gerekir. Tedbir kararı genellikle şu durumlarda talep edilebilir:
- Yaşam Hakkı Tehlikesi: Başvuru sahibi, hayatını tehdit eden ciddi bir durumla karşı karşıya kalabilir. Sözleşme’nin 2. maddesi kapsamına giren bu hâllerin tipik örneği, sınır dışı etme veya iade sonucunda gerçekleşecek somut yaşam tehlikesidir.
- İşkence Yasağının İhlali: Kişinin işkenceye, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muameleye maruz kalma ihtimalinin bulunduğu hâller. Dayanak Sözleşme’nin 3. maddesidir; Mahkemenin verdiği tedbirlerin büyük çoğunluğu 2. ve 3. madde etrafında toplanır.
- Tutulma yerlerindeki sağlık durumu: Cezaevi ya da geri gönderme merkezinde tutulan kişinin tedaviye erişememesi gibi, sağlık durumunun geri dönüşsüz biçimde kötüleşeceği hâller. Verilen tedbirlerin ikinci büyük grubunu bu dosyalar oluşturur.
- Haklı Gerekçelere Dayalı Çıkış: Tehlikenin mevcut ve somut olduğuna dair güçlü ve inandırıcı detayların başvuru sürecinde sunulması zorunludur. Diğer haklar bakımından tedbir ancak çok istisnai hâllerde verilir; kapsam dışı, erken ya da desteksiz talepler hâkime hiç sunulmadan reddedilir.
Acil Başvurunun Değerlendirilmesi
Acil durumlarda AİHM başvuru formu hızlı bir şekilde doldurulmalı ve tedbir istemine dair gerekçelerle birlikte Strasbourg’taki mahkemeye sunulmalıdır. Bu süreçte, başvurucunun şikâyetlerini destekleyen belgeler (ulusal mahkeme kararları, sağlık raporları veya tanık ifadeleri gibi) eklenmelidir. Özellikle tedbir kararı için varsa avukat desteği almak, dosyanın hazırlanmasında oldukça yardımcı olacaktır.
Tedbir talebinin hangi kanaldan ve hangi saatte iletildiği, talebin içeriği kadar belirleyicidir. Mahkeme Yazı İşleri, tedbir taleplerini hafta içi, Strazburg yerel saatiyle 08.00–16.00 arasında alır. Saat 16.00’dan sonra gelen talepler kural olarak o gün işleme alınmaz; hafta sonu ve resmî tatil günlerinde gelenler ise ilk iş günü değerlendirilir. Sınır dışı ya da iade dosyalarında, planlanan işlemden bir iş gününden kısa süre kala ulaşan talepler Mahkemece yetiştirilemeyebilir.
| Kanal | Nasıl | Not |
|---|---|---|
| ECHR Rule 39 Site | r39.echr.coe.int adresindeki portal | Yalnızca tedbir talepleri için; en az bir ek zorunlu ve ekler PDF olmalı. Portaldan yapılan taleplerde yazışma da portal üzerinden yürür, ayrıca posta gönderilmez. |
| Faks | +33 3 90 21 43 50 · +33 3 88 41 39 00 | 10 sayfayı aşan gönderilerin parçalar hâlinde çekilmesi önerilir. |
| Posta | European Court of Human Rights, Council of Europe, 67075 Strasbourg Cedex, France | Acil dosyada tek başına yavaş kalır; faks veya portalla birlikte kullanılır. |
| E-posta | — | Kabul edilmez. Mahkeme e-postayla gönderilen tedbir taleplerini işleme almaz. |
Faks veya postayla gönderilen taleplerin ilk sayfasının üstüne, kalın harflerle “Rule 39 – Urgent” ibaresi ile irtibat kurulacak kişinin adı ve iletişim bilgileri yazılmalıdır. Sınır dışı etme ve iade dosyalarında ayrıca planlanan gönderme tarihi, saati ve varış ülkesi de belirtilir. Bu iki satır, dosyanın Yazı İşleri’nde acil sıraya girip girmeyeceğini belirler.
Başvurunun kabul edilebilmesi için temel gereklilik, talebin AİHS kapsamında korunmuş bir hakkın ihlaline dayanmasıdır. Aksi takdirde, AİHM başvuruyu değerlendirmeye almadan reddedebilir. Tedbir talebinin reddine karşı itiraz yolu yoktur; ret kararı kesindir. Buna karşılık, tedbir talebi reddedilen kişi başka bir üye devlete gönderilmişse, o devlete karşı yeni bir tedbir talebinde veya 34. maddeye dayanan yeni bir başvuruda bulunabilir.
Tedbir Talebinin Önemli Noktaları
- Zamana Duyarlılık: Tedbir istemi içeren başvurular acil durumlar için olduğundan, süre kısıtı önemli rol oynar. Bu nedenle başvurunun gecikmeden yapılması gerekir; talep, iç hukuktaki nihai karar verilir verilmez iletilmelidir.
- Doğru Belgeler ve Açıklamalar: Belgelerin eksiksiz olması ve ihlalin telafisi mümkün olmayan bir zarar yaratacağına dair kapsamlı açıklamalar yapılması gerekir. Soyut tehlike iddiası yeterli değildir; Mahkeme, riskin kişiselleştirilmiş ve belgeye dayalı olmasını arar.
- Portal, faks veya posta ile iletişim: Tedbir talepleri Mahkemenin kabul ettiği üç kanaldan gönderilmeli ve mesai saatleri içinde ulaşacak biçimde planlanmalıdır. E-posta bir gönderim kanalı değildir.
- Tedbir talebi tek başına başvuru yerine geçmez: İçtüzük m.39 kapsamındaki karar, açılmış ya da açılacak bir bireysel başvuruya bağlıdır. Başvuru sürdürülmezse tedbir anlamını yitirir ve kaldırılır.
Tedbir Kararının Etkisi ve Uygulaması
AİHM, başvuruyu inceledikten sonra tedbir alınmasına yönelik karar verebilir. Bu karar bağlayıcıdır ve ilgili devlete derhal uygulanması için bildirilir. Tedbir kararı, genellikle bireyin mevcut durumunun korunması ya da geri dönüşü mümkün olmayan bir zararın önlenmesi adına etkili bir koruma sağlar.
Tedbirin bağlayıcılığının dayanağı, yaygın biçimde sanıldığı gibi Bakanlar Komitesi’nin denetimi değildir. Bakanlar Komitesi, 46. maddenin ikinci fıkrası uyarınca kesinleşmiş kararların infazını denetler; devam eden bir dosyadaki geçici tedbir bu denetimin konusu değildir. Tedbire uyulmaması hâlinde devreye giren hüküm 34. maddedir: taraf devletler bireysel başvuru hakkının etkin biçimde kullanılmasını hiçbir surette engellememeyi taahhüt etmişlerdir ve Mahkeme, tedbire uymamayı bu taahhüdün ihlali sayar. Bu yaklaşım Mamatkulov ve Askarov / Türkiye [BD], no. 46827/99 ve 46951/99, 4 Şubat 2005 kararıyla kurulmuş, Paladi / Moldova [BD], no. 39806/05, 10 Mart 2009 kararıyla pekiştirilmiştir. Sonuç olarak tedbire uymayan devlet hakkındaki tespiti Bakanlar Komitesi değil, Mahkemenin kendisi yapar ve bu ayrı bir ihlal kalemi olarak karara girer.
Tedbir, yargılamanın tamamı için ya da sınırlı bir süre için verilebilir; Mahkeme her aşamada tedbiri kaldırabilir. Acil başvuru ve tedbir istemi süreçlerinde belirlenen doğru adımların izlenmesi, bireyin haklarının hızlı ve etkili bir şekilde korunmasını sağlayabilir. Mahkeme, yalnızca gerçek ve ciddi hâllerde tedbire hükmeder. Bu nedenle başvuru formunun öne sürülen nedenlerle uyumlu olması önemlidir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Korunan Haklar
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS), insan haklarının korunması ve geliştirilmesi için 1950 yılında Avrupa Konseyi tarafından kabul edilen uluslararası bir antlaşmadır. AİHS, taraf ülkelerce bireyin temel hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesini güvence altına almayı amaçlamaktadır. Sözleşme, insan hakları standartlarını belirlerken aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ni (AİHM) denetim organı olarak atamıştır. Bu bağlamda, AİHM başvuru kapsamında incelenen haklar, bu sözleşmede detaylıca düzenlenmiştir.
AİHS ile Korunan Temel Haklar
AİHS kapsamında sağlanan temel haklar ve özgürlükler, hem bireylerin hem de toplulukların yaşam standartlarını güvence altına almaya yönelik düzenlemelerden oluşmaktadır. Sözleşmede temel haklara ilişkin belirleyici maddeler şunlardır:
- Yaşama Hakkı (Madde 2): Her bireyin yaşama hakkı korunmakta olup bu hak devletlerin birincil sorumlulukları arasında yer alır.
- İşkence Yasağı (Madde 3): İşkence, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ya da cezalandırmalar kesinlikle yasaklanmıştır.
- Özgürlük ve Güvenlik Hakkı (Madde 5): Yakalama ve tutuklama ancak kanunda öngörülen hâllerde ve usule uygun olarak yapılabilir; hukuka aykırı tutulan kişinin tazminat hakkı vardır.
- Adil Yargılanma Hakkı (Madde 6): Bir bireyin adil bir mahkeme sürecine tabi tutulması gerektiği belirtilmiştir. Türkiye aleyhine verilen ihlal kararlarının önemli bölümü bu madde etrafında toplanmaktadır.
- Kanunsuz Ceza Olmaz İlkesi (Madde 7): İşlendiği sırada suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimse cezalandırılamaz; ceza, suçun işlendiği zamanki kanunda öngörülenden ağır olamaz.
- Özel Hayatın ve Aile Hayatının Korunması (Madde 8): Herkesin özel ve aile hayatının, konutunun ve haberleşmelerinin korunması hakkı bulunmaktadır.
- Düşünce, Vicdan ve Din Özgürlüğü (Madde 9): Her birey, düşünce, din ve inanç özgürlüğüne sahiptir.
- İfade Özgürlüğü (Madde 10): Her birey, ifade özgürlüğü hakkını kullanabilir. Yazılı, görsel veya sözlü herhangi bir anlatımı özgür bir şekilde ifade etme hakkı tanınmıştır.
- Toplantı ve Dernek Kurma Özgürlüğü (Madde 11): Barışçıl toplanma ve dernek kurma hakkı ile sendika kurma ve sendikaya üye olma hakkını kapsar.
- Etkili Başvuru Hakkı (Madde 13): Sözleşme’deki hakları ihlal edilen kişinin ulusal düzeyde etkili bir başvuru yoluna sahip olmasını güvence altına alır.
- Ayrımcılık Yasağı (Madde 14): Sözleşme’de tanınan haklardan yararlanmada cinsiyet, ırk, dil, din, siyasal görüş ve benzeri sebeplerle ayrım yapılamaz.
Ek Protokoller ile Genişletilen Haklar
AİHS zaman içinde geliştirilmiş ve çeşitli ek protokollerle yeni haklar düzenlenmiştir. Burada kritik bir ayrıntı vardır: her taraf devlet her protokolü onaylamış değildir. Bu nedenle bir ek protokol hakkına dayanmadan önce, ilgili devletin o protokole taraf olup olmadığı Mahkemenin yayımladığı onay listesinden kontrol edilmelidir. Aksi hâlde başvuru, konu bakımından Sözleşme kapsamına girmediği gerekçesiyle kabul edilemez bulunur. Örnek olarak:
- Mülkiyet Hakkı (1 No’lu Ek Protokol, Madde 1): Kişilerin mal ve mülk sahibi olma hakkını güvence altına alır.
- Eğitim Hakkı (1 No’lu Ek Protokol, Madde 2): Her bireyin eğitim alma hakkını düzenler.
- Serbest Seçim Hakkı (1 No’lu Ek Protokol, Madde 3): Demokratik katılımı ve seçimlere özgürce katılma hakkını korur.
- Ölüm Cezasının Kaldırılması (6 ve 13 No’lu Protokoller): Ölüm cezasını barış zamanında ve her koşulda yasaklar.
- Cezalarda İki Dereceli Yargılanma ve Adli Hata Tazminatı (7 No’lu Protokol): Ceza mahkûmiyetinin üst mercide incelenmesi ile adli hata hâlinde tazminat hakkını düzenler.
AİHS Kapsamında Başvuru Şartları
Başvurunun dikkate alınabilmesi için ihlal iddiasının mutlaka sözleşme ya da ek protokollerle sağlanan haklardan birine dayanması gerekmektedir. Bu nedenle, AİHM başvuru formu doldurulurken ihlalin dayandığı hak açıkça belirtilmelidir. Uygulamada en sık yapılan hata, iddiayı madde numarası vermeden genel bir haksızlık anlatımı hâlinde yazmaktır; Mahkeme, hangi maddenin nasıl ihlal edildiğini kendisi kurgulamaz.
İkinci bir sınır zaman bakımındandır: şikâyet konusu olayın, ilgili devletin Sözleşme’ye ya da o protokole taraf olduğu tarihten sonra gerçekleşmiş olması gerekir. Daha öncesine ait olaylar Mahkemenin zaman bakımından yetkisi dışındadır.
AİHS, insan haklarının korunmasında uluslararası bir standart belirlerken aynı zamanda devletlerin bu standarda uyumunu denetleyerek bireyin güvenliğini her şeyin üstünde tutar. Bu güçlü mekanizma, bireylerin temel haklarına yönelik bir güvence sunmasının yanı sıra, hak ihlalleri karşısında etkin bir başvuru yolu sağlamaktadır.
AİHM Kararlarının Hukuki Niteliği ve Yerine Getirilmesi
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilen kararlar, uluslararası hukuk açısından bağlayıcı niteliktedir ve taraf devletler için zorunlu uygulama yükümlülüğü doğurur. AİHM başvuru süreci sonucunda bir karar alındığında, bu karar yalnızca bireysel bir tazminat veya zararın giderilmesine yönelik değil, aynı zamanda sistemsel reformları teşvik edici ve insan hakları ihlallerini önleyici etkiler taşır. Bu durumda, mahkeme tarafından alınan kararların hukuki niteliği ve nasıl uygulandığı büyük önem taşımaktadır.
Bağlayıcılıktan söz edebilmek için kararın önce kesinleşmiş olması gerekir ve bu noktada iki madde birlikte okunur. Dairenin verdiği karar, 43. madde uyarınca kararın verildiği tarihten itibaren üç ay içinde taraflardan biri davanın Büyük Daireye gönderilmesini isteyebileceği için hemen kesinleşmez. Büyük Daire bünyesindeki beş yargıçlı bir kurul, dosyada Sözleşme’nin yorumuna ilişkin ya da genel nitelikte ciddi bir sorun görürse istemi kabul eder. 44. maddeye göre Daire kararı; taraflar gönderme istemediklerini beyan ederse, üç ay içinde istemde bulunulmazsa ya da kurul istemi reddederse kesinleşir. Büyük Daire kararı ise verildiği anda kesindir.
AİHM’in kararlarının bağlayıcılığı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 46. maddesinde açıkça belirtilmiştir. Bu maddeye göre, mahkeme kararının taraf devletler için bağlayıcı olması esastır. Taraf devlet, bir ihlali düzeltecek önlemleri almak ve buna uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür. Kararların uygulanması süreci, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından denetlenir ve bu süreçte devletlerin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği titizlikle izlenir.
Kararların yerine getirilmesi birkaç farklı biçimde gerçekleştirilir:
- Bireysel Önlemler: Başvurucunun mağduriyetinin giderilmesi için tazminat ödenmesi, ihlale sebep olan hukuki veya idari kararların iptali gibi doğrudan başvurucuyu etkileyen adımlar içerir. Türk hukukunda bunun en önemli aracı yeniden yargılamadır: AİHM’in ihlal kararı, ceza ve hukuk yargılamalarında yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak düzenlenmiştir.
- Genel Önlemler: Sistematik değişiklikler gerektiren hukuki düzenlemeler, eğitim programları veya yapısal reformlar yoluyla devletin aynı ihlali tekrar etmesini engellemeye yönelik tedbirler alınır.
Tazminat ödemesi dışında genel önlemler daha karmaşık ve uzun sürebilir. Örneğin, AİHM tarafından verilen kararlar sonrasında, hukuk sisteminde belirli maddelerin düzenlenmesi, ceza hukuku politikalarının güncellenmesi veya insan hakları farkındalığını artırıcı eğitimlerin uygulanması planlanabilir. Bu uygulamalar, yalnızca bireysel bir çözüm değil, aynı zamanda diğer hak ihlallerinin önlenmesi için genişleyen bir etki yaratır.
Kararın uygulanmaması hâlinde izlenecek yol da Sözleşme’de yazılıdır ve bu, muğlak bir “yaptırım” değil, adı konmuş bir usuldür. 46. maddenin dördüncü fıkrası uyarınca Bakanlar Komitesi, bir devletin kesin karara uymayı reddettiği görüşündeyse, ilgili devlete ihtarda bulunduktan sonra, toplantıya katılmaya yetkili temsilcilerin üçte iki oy çokluğuyla alacağı bir kararla meseleyi yeniden Mahkemeye götürebilir. Mahkeme, devletin 46. maddenin birinci fıkrasındaki yükümlülüğü ihlal ettiğini tespit ederse dosya, alınacak önlemlerin değerlendirilmesi için Bakanlar Komitesi’ne geri gönderilir. Aynı madde uyarınca Komite, kararın yorumundan kaynaklanan bir güçlük varsa yorum kararı verilmesi için de Mahkemeye başvurabilir.
Sonuç olarak, AİHM’in kararlarının hukuki niteliği bağlayıcı, uygulanabilirliği ise uluslararası iş birliğini destekleyici bir yapıdadır. Bu kararların tam anlamıyla uygulanması, insan hakları standartlarının güçlenmesine ve ihlal risklerinin azaltılmasına doğrudan katkı sağlar.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Başvuru Formu
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuruda bulunmanın temel adımlarından biri, doğru bir şekilde doldurulmuş AİHM başvuru formu sunmaktır. Bu form, başvurunun incelemeye alınabilmesi için gereken en önemli belgedir. Avrupa Konseyi’nin resmî web sitesinden (https://www.echr.coe.int/documents/d/echr/Your_Application_TUR) erişilebilen bu form, başvurucunun kimliği, ihlal iddiaları ve dayanaklarını açık bir şekilde belirtmesi gereken alanlar içerir.
Başvuru formunda dikkat edilmesi gereken hususlar:
- Kimlik ve Kişisel Bilgiler: Başvuru yapan kişinin adı, doğum tarihi, adresi ve vatandaşı olduğu ülke gibi bilgiler eksiksiz ve doğru biçimde doldurulmalıdır. Eğer başvurucu bir avukat aracılığıyla işlem yapıyorsa, temsilcinin de iletişim bilgileri belirtilmelidir.
- Olaylara Dair Ayrıntılı Bilgiler: Formda, hak ihlalinin nerede, ne zaman ve hangi koşullar altında gerçekleştiği detaylı bir şekilde açıklanmalıdır. İhlalin dayandığı olayların bütün yönleriyle anlatılması, formun değerlendirilmesinde kritik öneme sahiptir.
- Hak İhlalinin Dayanağı: Formda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) ve protokollerinin hangi maddelerinin ihlal edildiği net bir biçimde ifade edilmelidir. Başvurunun başarıya ulaşabilmesi için ihlal edilen haklar somut delillerle desteklenmelidir.
- İç Hukuk Yollarının Tüketildiğinin Kanıtı: İç hukuk yollarının tükenmiş olduğuna dair bilgi ve belgeler formda yer almalıdır. Bu belgeler, ulusal yargı kararları veya ilgili resmî evraklar olabilir.
- Belgelerin Eklenmesi: Başvuruya konu olan belgeler, özellikle mahkeme kararları, raporlar ve diğer resmî evraklar formun ekine dahil edilmelidir. Bu belgelerin düzenli bir formatta sunulması başvurunun ciddiyetini artırır.
Başvuru formunun doldurulmasında dikkat edilmesi gereken diğer noktalar:
- Form, okunaklı şekilde doldurulmalı ve başvurucunun imzasını içermelidir. İmzasız başvurular kabul edilmemektedir. Başvurucu bir avukatla temsil ediliyorsa, yetki bölümünde hem başvurucunun hem temsilcinin ıslak imzası bulunmalıdır.
- Belgelerin tamamı okunaklı fotokopiler şeklinde eklenmeli ve belgeler arasında çelişki olmamalıdır. Belgeler tarih sırasına dizilir, ardışık numaralanır ve açıkça adlandırılır.
- Form, Türkçe olarak hazırlanabilir ancak başvuru daha sonra Mahkemenin resmî dillerinden biri (İngilizce veya Fransızca) ile yürütülecekse, bu nedenle dil yeterliliği göz önünde bulundurulmalıdır.
- Aynı konuda daha önce başvuru yapmış ve Mahkemeden barkod etiketi almış olanlar, etiketi formun ilk sayfasının sol üst köşesindeki kutuya yapıştırmalıdır. Bu etiket, dosyaların doğru şekilde eşleştirilmesini sağlar.
Başvuru formu, tüm bu bilgilerin eksiksiz sunulması hâlinde işleme alınır. Form, doldurulduktan sonra Strasbourg’da yer alan AİHM’e posta yoluyla gönderilmelidir. Form ve belgelerin gönderim aşamasındaki yanlışlıklar, başvurunun reddedilmesine yol açabilir; bu nedenle sürecin titizlikle yürütülmesi büyük önem taşır. Açık, düzenli ve belgeye dayalı bir başvuru, hem haklarınızı koruma altına alır hem de Mahkeme önünde güçlü bir temsiliyet oluşturmanıza katkıda bulunur.
Kamu Görevinden Çıkarma Başvurularında 1 Ocak 2026 Kapak Sayfası Zorunluluğu
Mahkeme, Türkiye aleyhine yapılan ve kamu görevinden çıkarmaya ilişkin başvurular bakımından, olası yoğun başvuru akışını idari olarak yönetebilmek amacıyla özel tedbirler duyurmuştur. Bu tedbirler; kamu görevlilerinin, yargı mensuplarının, askerî personelin ve diğer kamu görevlilerinin görevden çıkarılmasına ilişkin olup 1 Ocak 2026 tarihinde ve sonrasında Mahkemeye sunulan başvurulara uygulanmaktadır.
Bu kapsamdaki başvurularda üç ek koşul aranır:
- Başvuru, Mahkemenin belirlediği kapak sayfası ile birlikte sunulur.
- Başvuru formu Mahkemenin sitesinden indirilip elektronik ortamda doldurulur; kapak sayfası ve form birlikte yazdırılıp gönderilir.
- Kapak sayfası ve başvuru formu her başvurucu için ayrı ayrı düzenlenir; bir temsilci birden çok kişiyi temsil etse dahi bu kural değişmez. Ayrıca haklı bir engel bulunmadıkça başvurucuların, Mahkemenin yazışmada kullanabileceği bir e-posta adresi bildirmesi beklenir.
Bu düzenlemenin kapsamı konusunda iki noktanın karıştırılmaması gerekir. Birincisi, kapak sayfası genel bir başvuru şartı değildir; yalnızca yukarıda tarif edilen dosya grubuna özgüdür. Başka konulardaki başvurular için Mahkemenin olağan başvuru paketi geçerlidir. İkincisi, bu tedbirler başvuru usulünü elektronik hâle getirmez: başvuru yine kâğıt üzerinde, imzalı ve posta yoluyla yapılır; elektronik olan yalnızca formun ve kapak sayfasının doldurulma biçimidir. Bu tür bir dosya hazırlanırken güncel kapak sayfasının Mahkemenin kendi sitesinden alınması ve duyurunun yürürlükte olup olmadığının kontrol edilmesi gerekir.
AİHM’in Hükmettiği Tazminatların Ödenmesi
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), taraf olduğu davalarda hak ihlalini tespit ettiği durumlarda, zarar gören kişilere tazminat ödenmesine hükmedebilir. Bu sürecin detayları, AİHM kararlarının bağlayıcılığı ve uluslararası hukuk ilkeleri doğrultusunda düzenlenmiştir. Mahkeme tarafından hükmedilen tazminatlar genellikle manevi tazminat, maddi tazminat ve yargılama giderleri başlıklarında ele alınır. Kararın bağlayıcılığı ise, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf devletler nezdinde büyük bir öneme sahiptir.
Tazminatın Belirlenme Süreci
AİHM, başvurucunun uğradığı zararın niteliği ve boyutunu dikkate alır. Bu zarar, başvurucunun maddi kayıplarını ya da manevi sıkıntılarını içerebilir. Mahkeme, başvurucunun sunduğu deliller doğrultusunda tazminatın kapsamını ve miktarını belirler. AİHM başvuru sürecinde, ihlal iddiasını destekleyen belgeler ve ekonomik zararın detaylı bir şekilde sunulması bu noktada kritik rol oynamaktadır.
Bu kalemin Sözleşme’deki adı hakkaniyete uygun tatmindir. Buradaki mantık, Türk hukukundaki tazminat davalarından iki noktada ayrılır. Birincisi, tazminat ancak ihlalin sonuçlarının iç hukukta tam olarak giderilemediği hâllerde hükmedilir; iç hukuk giderimi sağlıyorsa Mahkeme ayrıca tazminata hükmetmeyebilir. İkincisi, Mahkeme birçok dosyada ihlal tespitinin kendisini yeterli giderim sayarak ayrıca manevi tazminata hükmetmez. Bu yüzden “AİHM’e gidersem ne kadar tazminat alırım” sorusunun önceden verilebilecek bir cevabı yoktur.
Yine de tazminat miktarının kesin bir standardı bulunmamaktadır çünkü her dava, olayın kendine özgü dinamikleri içinde değerlendirilmektedir. Talep edilen maddi zararın belgeyle ve hesapla ortaya konması, yargılama giderleri bakımından ise ödemenin gerçekten yapıldığının ve miktarın makul olduğunun kanıtlanması beklenir; belgelendirilmeyen gider kalemleri kural olarak karşılanmaz.
Ödeme Süreci ve Taraf Devletlerin Sorumluluğu
AİHM tarafından alınan kararlar, ilgili devletlere bildirilir. Devletler bu kararlara uymakla yükümlüdür ve mahkeme tarafından belirlenen sürede tazminatı başvurucuya ödemek zorundadır. Bu süre kural olarak kararın kesinleşmesinden itibaren üç aydır. Tazminatın zamanında ödenmemesi hâlinde, Mahkeme kararlarında yer alan standart hükme göre ödeme yapılana kadar gecikme faizi işler.
Tazminat ödemelerinin uygulanmasını Avrupa Konseyi’nin Bakanlar Komitesi takip eder. Bakanlar Komitesi, bu süreci dikkatle denetler ve yerine getirilmesi gereken tüm yükümlülükleri kayıt altına alır. Yani tazminat ödemesi, sadece AİHM kararıyla değil aynı zamanda uluslararası izleme mekanizmasıyla da güvence altına alınmıştır.
AİHM Kararlarının Uygulanmasının Önemi
AİHM kararları, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf olan devletler açısından hukuki bağlayıcılığa sahiptir. Tazminat ödemesi başvurucunun haklarını korurken, aynı zamanda ilgili devlete verilen bir uyarı niteliği de taşır. Bu durum, hem bireysel adaletin yerini bulmasını sağlar hem de insan haklarına yönelik sistemik eksikliklerin giderilmesine katkıda bulunur.
Sonuç olarak, AİHM’in hükmettiği tazminatların ödenmesi, uluslararası hukuk normlarının uygulanabilirliği açısından kritik bir basamak oluşturur. Taraf devletlerin bu süreçte AİHM kararlarını ve yükümlülüklerini göz ardı etmemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin etkinliğinin korunması açısından büyük bir öneme sahiptir.
AİHM Başvurusunda Avukatla Temsil ve Avukatlık Ücreti
Başvurunun ilk aşamasında avukatla temsil zorunlu değildir; kişi başvuru formunu kendisi doldurup gönderebilir. Ancak dosya davalı hükümete tebliğ edildikten sonra, yani yazılı görüş alışverişinin başladığı aşamada, başvurucunun kural olarak bir avukat ya da Mahkemece kabul edilen bir temsilci tarafından temsil edilmesi beklenir. Mahkeme haklı hâllerde başvurucunun kendi davasını yürütmesine izin verebilir.
Ücret bakımından üç kalem birbirine karıştırılmamalıdır:
- Mahkeme harcı yoktur. AİHM’e başvurmak ücretsizdir; Mahkeme başvurudan harç almaz. Başvurucunun karşılayacağı masraf, evrakın hazırlanması ve postalanmasından ibarettir.
- Avukatlık ücreti serbestçe belirlenir. Bu ücret, avukat ile müvekkil arasındaki sözleşmeye tabidir. Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi uyarınca sözleşme ile kararlaştırılan ücret, dava değerinin yüzde yirmi beşini aşamaz; bu bir tavan hükmüdür, sabit bir oran değildir. Ayrıca Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi bir taban oluşturur.
- Adli yardım ayrı bir imkândır. Dosya hükümete tebliğ edildikten sonra, avukatlık ücretini karşılayamayacak durumdaki başvurucu Mahkemeden adli yardım talep edebilir. Talebin kabulü, başvurucunun maddi durumu ve yardımın davanın düzgün yürütülmesi için gerekli görülmesi koşullarına bağlıdır.
Uygulamada avukatla çalışmanın en belirgin faydası, yukarıda sayılan usul eşiklerinin doğru geçilmesidir: hangi şikâyetin hangi maddeye dayandırılacağı, iç hukukta hangi iddianın ileri sürülmüş olması gerektiği ve dört aylık sürenin hangi tarihten işlemeye başladığı. Kabul edilemezlik kararlarının çoğunun bu üç noktada verildiği düşünülürse, hazırlığın niteliği sonucu doğrudan etkiler. Süreçle ilgili hukuki destek için ceza hukuku ve tazminat hukuku alanındaki çalışmalarımızı inceleyebilir, dosyanıza özgü değerlendirme için büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Yapısı Nasıldır?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni (AİHS) uygulamak ve ihlalleri denetlemek amacıyla 1959 yılında kurulan bir uluslararası yargı organıdır. Bu yapı, 46 Avrupa Konseyi üyesi devleti kapsamakta olup, insan haklarının korunması konusunda hukuki bağlayıcılığı olan kararlar alır. Mahkemenin yapısı ve işleyişi, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkelerine dayalı olarak organize edilmiştir. Aşağıda, mahkemenin organizasyonu ve işleyişine ilişkin detaylı bilgiler sunduk.
Hakimlerin Seçimi ve Görev Süresi
AİHM’de, sözleşmeye taraf olan her devlet adına bir yargıç görev yapar; bu nedenle yargıç sayısı taraf devlet sayısına eşittir ve bugün 46‘dır. Yargıçlar, her devletin sunduğu üç adaylık liste üzerinden Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi tarafından oy çokluğuyla seçilir (AİHS m.22). Görev süresi dokuz yıldır ve tekrar seçilmek mümkün değildir (m.23/1). Yargıçlar, yerlerine başkası seçilinceye kadar görevlerini sürdürür; daha önce katıldıkları davalara ise görevleri bittikten sonra da bakmaya devam ederler (m.23/2).
Burada eski kaynakların çoğunda hâlâ yer alan bir bilgi artık geçerli değildir: “Yargıçlar 70 yaşında emekli olur” kuralı kaldırılmıştır. Bu yaş sınırı, 1 Ağustos 2021’de yürürlüğe giren 15 No’lu Protokol ile Sözleşme’den çıkarılmıştır. Yerine getirilen ölçüt farklı bir yerde durur: 21. maddenin ikinci fıkrasına göre adaylar, üç adaylık liste Parlamenter Meclis tarafından talep edildiği tarihte 65 yaşın altında olmalıdır. Yani sınır, görevin sona ermesine değil aday olabilmeye ilişkindir; seçilen yargıç dokuz yıllık süresini yaş sebebiyle kesintiye uğramadan tamamlar. Bir yargıç ancak, diğer yargıçların üçte iki çoğunluğuyla gerekli koşulları artık taşımadığına karar vermesi hâlinde görevden alınabilir (m.23/3).
Mahkemenin Birimleri ve Yargılama Seviyeleri
AİHM’nin organizasyonu çeşitli birimler ve yargılama seviyelerinden oluşur. Mahkemenin temel idari organı, tüm yargıçların bir araya geldiği Genel Kurul’dur. Genel Kurul, Mahkeme Başkanını ve başkan yardımcılarını, Bölüm başkanlarını ve Yazı İşleri Müdürünü seçer, İçtüzüğü kabul eder ve Mahkemenin işleyişine ilişkin kararları alır. Yargıçların seçimi ise Genel Kurul’un değil, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin yetkisindedir. Yargılama dört farklı düzeyde gerçekleştirilir:
- Tek Hakim: Kabul edilemezlik açık bir şekilde ortadaysa, tek bir yargıç başvuruyu ele alabilir ve reddedebilir. Bu karar kesindir. Tek yargıç, kendisinin adına seçildiği devlet aleyhine yapılmış bir başvuruyu inceleyemez (m.26/3).
- Üç Hakimli Komiteler: Daha basit dosyaları ve konusu Mahkemenin yerleşik içtihadına giren durumları değerlendirir; hem kabul edilebilirlik hem esas hakkında oybirliğiyle karar verebilir.
- Daireler: Yedi yargıçtan oluşur ve karmaşık hukuki meseleleri tartışır. Bakanlar Komitesi, Genel Kurul’un talebi üzerine bu sayıyı belirli bir süre için beşe düşürebilir (m.26/2).
- Büyük Daire: Ciddi hukuki sorunları içeren veya taraflardan birinin talebi üzerine yeniden incelenmesi istenen davalara bakar. Burada 17 yargıç görev alır. Daire, kararını vermeden önce dosyadan el çekerek işi doğrudan Büyük Daireye gönderebilir (m.30).
Uyuşmazlığa taraf olan devlet adına seçilmiş yargıç, Daire ve Büyük Dairenin doğal üyesidir; bu yargıcın yokluğunda ya da görev alamadığı hâllerde, ilgili devletin önceden sunduğu listeden Mahkeme Başkanınca seçilen bir kişi ad hoc yargıç sıfatıyla görev alır (m.26/4).
Filtraj ve Kabul Edilebilirlik Değerlendirmesi
AİHM, her yıl binlerce başvuru almaktadır ve başvuruların büyük bir kısmı kabul edilemezlik gerekçesiyle reddedilmektedir. Mahkeme, güçlü bir filtreleme sistemine sahiptir; bu sistem başvuruların belirlenen kriterlere uygunluğunu kontrol eder. Eksik evrak, iç hukuk yollarının tüketilmemesi veya başvurunun süresi içinde yapılmamasına bağlı olarak birçok başvuru elenir.
Sekretarya ve Yazı İşleri Müdürlüğü
Mahkemenin işleyişinin önemli bir unsuru da Yazı İşleri’dir. Hukuki ve idari destek sağlamak amacıyla çalışan bu birim; hukukçular, tercümanlar ve idari personelden oluşmaktadır. Başvuruların alınması, işlemlerinin düzenlenmesi ve dava süreçlerinin takip edilmesi gibi görevler bu birim tarafından yürütülür. Tedbir taleplerinin mesai saatleri içinde alınması ve başvuru evrakının ilk incelemesi de Yazı İşleri’nin sorumluluğundadır.
AİHM’in Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı
Mahkeme, ulusal düzeyde bir temyiz organı değil, uluslararası bir yargı merciidir. Bununla birlikte, mahkeme önüne gelen davalara tamamen tarafsız bir açıdan yaklaşır ve bağımsız hareket eder. Yargıçlar, Mahkemeye kendi adlarına katılırlar; geldikleri ülkelerin hükümetlerini temsil etmezler ve yalnızca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni referans alırlar.
AİHM’in bu yapısı, insan haklarının etkin bir şekilde korunmasını ve adil yargılamayı sağlamak üzere tasarlanmıştır. Mahkemenin işleyişi ve hak ihlallerine yönelik aldığı kararlar, birçok ülkede standartların iyileştirilmesine katkıda bulunmuştur. Bireysel başvuru süreci bakımından bu yapı hayati bir önem taşımaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) bireysel başvuru nasıl yapılır?
AİHM’ye bireysel başvuru yapmak için öncelikle iç hukuk yollarının tüketilmesi gerekmektedir. Ulusal mahkemelerde tüm yargı yollarını kullandıktan sonra, en geç 4 ay içinde Mahkemenin resmî başvuru formunu doldurup gerekli belgelerle birlikte posta yoluyla Strasbourg’daki AİHM merkezine gönderirsiniz. İhlal edilen haklarınızı ve dayanaklarınızı açıkça belirtmeniz önemlidir.
AİHM’ye başvuru için gereken şartlar nelerdir?
AİHM’ye başvuru yapabilmek için şu şartlar gereklidir: İç hukuk yollarını tüketmiş olmanız, başvurunun 4 ay içinde yapılması, başvuru formunun eksiksiz ve imzalı olması, başvurunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde belirtilen bir hakka dayanması ve aynı konunun daha önce başka bir uluslararası yargı merciinde ele alınmamış olması. Bu şartlar Sözleşme’nin 35. maddesinde sayılmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kimler başvurabilir?
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf olan bir devletin yargı yetkisinde bulunan herkes, haklarının ihlal edildiğini düşündüğünde AİHM’ye başvurabilir. Sözleşme’nin 34. maddesi uyarınca gerçek kişiler, hükümet dışı kuruluşlar (dernek, şirket, vakıf) ve kişi grupları başvurabilir; çocuklar velileri aracılığıyla başvurur. Belediye ve üniversite gibi kamu tüzel kişileri ise başvuramaz.
AİHM’ye yapılan başvurular ücretsiz midir?
Evet, AİHM’ye bireysel başvuru yapmak ücretsizdir; Mahkeme başvurudan harç almaz. Ancak başvuru sırasında belgelerin gönderimi için ortaya çıkabilecek posta masrafları başvuru sahibine aittir. Avukatla çalışılıyorsa avukatlık ücreti ayrıca sözleşmeyle belirlenir.
AİHM bireysel başvuru süresi kaç aydır, ne zaman değişti?
Süre dört aydır (AİHS m.35/1) ve iç hukuktaki kesin karardan işler. Eski altı aylık süre, 15 No’lu Protokol ile değiştirilmiş; Protokol 1 Ağustos 2021’de yürürlüğe girmekle birlikte geçiş hükmü nedeniyle dört aylık süre 1 Şubat 2022’den itibaren uygulanmaya başlamıştır.
AİHM başvuru formu Türkçe ve güncel hâliyle nereden indirilir?
Form, Mahkemenin resmî internet sitesindeki başvurucular bölümünden ücretsiz olarak indirilir ve Türkçe dâhil taraf devletlerin resmî dillerinde yayımlanır. Formla birlikte yayımlanan açıklama notları da indirilmelidir; notlar düzenli olarak güncellenir ve sürüm numarası taşır.
AİHM başvuru formu nasıl doldurulur?
Formun bilgisayarda doldurulup çıktısının alınması Mahkemece tavsiye edilir. Olayların özeti, ihlal iddiaları ve kabul edilebilirlik açıklamaları formun kendi sayfalarına yazılır; bu sayfaları boş bırakıp “eke bakınız” demek kabul edilmez. Gerekirse en fazla 20 sayfalık ek açıklama sunulabilir. Yetki bölümünde başvurucunun ve temsilcinin ıslak imzası bulunmalıdır.
AİHM başvurusu nereye yapılır?
Başvuru, Strazburg’daki Mahkeme adresine posta ile gönderilir: European Court of Human Rights, Council of Europe, 67075 Strasbourg Cedex, France. Başvuru tarihi posta damgasına göre belirlenir; faksla gönderilen form tam başvuru sayılmaz ve dört aylık süreyi kesmez.
AİHM başvuru formu örneği veya AİHM başvuru formu doldurulmuş örnek kullanılabilir mi?
Hayır. Başvuru, İçtüzük m.47 uyarınca Mahkemenin kendi resmî formuyla yapılmak zorundadır; serbest biçimli dilekçe geçerli bir başvuru değildir. İnternetteki hazır dilekçe örnekleri olduğu gibi kullanıldığında başvuru incelenmez. Örnek metinlerden yalnızca anlatım düzeni bakımından yararlanılabilir, içerik dosyanın kendi belgelerinden kurulmalıdır.
AİHM başvurusu sorgulama nasıl yapılır, dosya nasıl takip edilir?
Mahkemenin başvurucular için açık bir dosya sorgulama ekranı bulunmamaktadır. Takip, dosyaya verilen başvuru numarası üzerinden ve Mahkemenin gönderdiği yazılarla yürür. Dosya hükümete tebliğ edildikten sonra yazışmalar eComms sistemiyle yapılabilir; kararlar ise HUDOC veri tabanından taranabilir.
AİHM’e elektronik ortamda başvuru yapılabilir mi?
Başvuru formu bakımından hayır; başvuru yalnızca posta yoluyla yapılır. Elektronik sistemler iki dar alanda kullanılır: İçtüzük m.39 kapsamındaki tedbir talepleri için r39.echr.coe.int portalı ve dosya hükümete tebliğ edildikten sonra temsilci ile yazışma için eComms. Formun bilgisayarda doldurulup çıktısının alınması ise tavsiye edilir.
AİHM’e başvurmadan önce Anayasa Mahkemesi’ne başvurmak zorunlu mu?
Evet. AİHM, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolunu tüketilmesi gereken etkili bir iç hukuk yolu olarak kabul etmektedir. Bu aşama atlanarak yapılan başvuru, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle esası incelenmeden kabul edilemez bulunur. AİHM’e başvuru süresi de AYM kararının tebliği ile işlemeye başlar.
AİHM geçici tedbir kararı nasıl istenir?
Tedbir, İçtüzük m.39 uyarınca ve yalnızca geri dönüşü olmayan bir zararın yakın tehlikesi hâlinde istenir. Talep r39.echr.coe.int portalı, faks veya postayla, hafta içi Strazburg saatiyle 08.00–16.00 arasında iletilir; e-posta kabul edilmez. Faks ve postada ilk sayfaya kalın harflerle “Rule 39 – Urgent” yazılır. Ret kararına karşı itiraz yolu yoktur.
AİHM başvurusu ne kadar sürede sonuçlanır?
Mahkeme önceden belirlenmiş bir karar süresi vermez. Açıkça kabul edilemez görülen dosyalar tek yargıç aşamasında görece hızlı elenirken, hükümete tebliğ edilip yazılı görüş alışverişine giren dosyalar yıllarla ölçülen bir süreye yayılabilir. Yaşam hakkı, kötü muamele yasağı ve tedbir kararı verilmiş dosyalar öncelikli olarak incelenir.
AİHM kararı sonrası yeniden yargılama istenebilir mi?
AİHM’in ihlal kararı üzerine alınacak bireysel önlemlerin başında yeniden yargılama gelir. Türk hukukunda AİHM’in kesinleşmiş ihlal kararı, ceza ve hukuk yargılamalarında yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak düzenlenmiştir. Talebin usulü ve süresi, ilgili yargılama hukukunun kendi kurallarına tabidir.
AİHM kararı uygulanmazsa ne olur?
Kesinleşmiş kararların infazını Bakanlar Komitesi denetler (m.46/2). Bir devletin karara uymayı reddettiği görüşüne varılırsa Komite, ihtardan sonra temsilcilerin üçte iki oy çokluğuyla meseleyi yeniden Mahkemeye götürebilir (m.46/4). Mahkeme ihlal tespit ederse dosya, alınacak önlemler için Bakanlar Komitesi’ne geri gönderilir.
AİHM bireysel başvuru kimler yapabilir?
Sözleşme’nin 34. maddesi uyarınca, hakkının ihlal edilmesinden dolayı mağdur olduğunu öne süren her gerçek kişi, hükümet dışı kuruluş ve kişi grubu başvurabilir. Vatandaşlık ve yaş şartı yoktur; belirleyici olan, ihlal sırasında kişinin o devletin yargı yetkisi altında bulunmasıdır. Belediye ve üniversite gibi kamu gücü kullanan tüzel kişiler ise “hükümet dışı kuruluş” sayılmadıkları için başvuramaz.
AİHM bireysel başvuru şartları nelerdir?
Şartlar Sözleşme’nin 35. maddesinde toplanmıştır: iç hukuk yollarının tüketilmiş olması, dört aylık süreye uyulması, başvurunun isimsiz olmaması, aynı konunun daha önce incelenmemiş olması, iddianın Sözleşme kapsamında ve dayanaktan yoksun olmaması, başvuru hakkının kötüye kullanılmaması ve başvurucunun önemli bir zarar görmüş olması. Bu şartların herhangi birinin eksikliği, esas hiç incelenmeden kabul edilemezlik kararı verilmesine yol açar.
AİHM bireysel başvuru formu ile AYM formu aynı mıdır?
Hayır, iki ayrı formdur ve birbirinin yerine kullanılamaz. Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru, AYM İçtüzüğü ekindeki resmî formla yapılır; AİHM başvurusu ise Mahkemenin kendi sitesinden indirilen ve İçtüzük m.47’ye tabi olan formla yapılır. AYM aşaması AİHM’den önce gelen bir iç hukuk yolu olduğu için, iki başvuru farklı zamanlarda ve farklı belgelerle hazırlanır.
AİHM başvurusu avukatlık ücreti ne kadardır?
Mahkeme başvurudan harç almaz; ödenecek tek hukuki ücret avukatlık ücretidir ve bu, avukatla müvekkil arasındaki sözleşmeyle belirlenir. Avukatlık Kanunu m.164 uyarınca sözleşmeyle kararlaştırılan ücret, dava veya hükmolunacak şeyin değerinin yüzde yirmi beşini aşamaz; aynı madde, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin altında ücret kararlaştırılmasını da yasaklar. Dosya hükümete tebliğ edildikten sonra maddi durumu yetersiz başvurucu, Mahkemeden adli yardım talep edebilir.
AİHM başvurusu kapak sayfası her dosyada zorunlu mu?
Hayır. Kapak sayfası genel bir başvuru şartı değildir. Mahkeme bu uygulamayı, Türkiye aleyhine yapılan ve kamu görevinden çıkarmaya ilişkin başvurular için, 1 Ocak 2026 ve sonrasında sunulan dosyalarda öngörmüştür. Bu kapsamdaki başvurularda kapak sayfası ile başvuru formu elektronik olarak doldurulur, yazdırılır ve her başvurucu için ayrı ayrı gönderilir. Diğer konulardaki başvurular için Mahkemenin olağan başvuru paketi geçerlidir.
AİHM başvurusu süresi kaçırılırsa ne olur?
Dört aylık süre geçtikten sonra yapılan başvuru, esası hiç incelenmeden kabul edilemez bulunur ve bu karar kesindir. Süre hak düşürücü niteliktedir; mazeret, hastalık veya avukat değişikliği gibi sebepler süreyi uzatmaz. Bu nedenle kesin kararın tebliğ tarihi, dosyanın en kritik verisidir ve belgelenerek saklanmalıdır.
AİHM başvuru formu nasıl gönderilir?
Form, bilgisayarda doldurulup çıktısı alındıktan sonra ıslak imzalı hâliyle Strazburg’daki Mahkeme adresine posta ile gönderilir. Ekler okunaklı fotokopi olarak, tarih sırasına dizilip numaralanmış biçimde eklenir. Faks ve e-posta, başvuru formunun gönderimi için geçerli kanallar değildir; yalnızca İçtüzük m.39 kapsamındaki tedbir talepleri faksla iletilebilir.
AİHM bireysel başvuru hakkı Türkiye’de ne zaman kabul edildi?
Türkiye, Avrupa Konseyi’nin kurucu üyeleri arasındadır ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne 1954’te taraf olmuştur. Bireysel başvuru hakkını 1987’de, Mahkemenin zorunlu yargı yetkisini ise 1990’da tanımıştır. Bu iki tarihten sonra Türkiye’de yaşayan kişiler, iç hukuk yollarını tükettikten sonra doğrudan Strazburg’a başvurabilir hâle gelmiştir.