Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Hangi Davalara Bakar?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hangi davalara bakar? AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokollerinde güvence altına alınan hakların taraf devletlerce ihlal edildiği iddialarına bakar; başka bir deyişle AİHM’nin baktığı davaların ortak paydası, bireyin devlete karşı ileri sürdüğü bir Sözleşme hakkı ihlalidir. Mahkemenin yargı yetkisi Sözleşme’nin 32. maddesinde “Sözleşme’nin ve protokollerinin yorumu ve uygulamasına ilişkin tüm konular” biçiminde çizilmiştir; bu sınır, AİHM’nin neye bakacağını olduğu kadar neye bakmayacağını da belirler.
Bu yazıda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hangi davalara bakar sorusunu Sözleşme maddeleri üzerinden ele alıyor; hangi uyuşmazlıkların Strazburg’un kapsamı dışında kaldığını, başvurunun dört aylık süresini, kararların kimi bağladığını ve karar uygulanmadığında işleyen mekanizmayı ayrı ayrı açıklıyoruz. Başvuru formunun doldurulması, tedbir talebi ve tazminatın ödenmesi gibi usul ayrıntıları için ayrıca AİHM bireysel başvuru rehberimize bakabilirsiniz.
Özet
AİHM, Avrupa Konseyi’ne üye 46 devletin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden doğan yükümlülüklerini denetleyen, Strazburg merkezli uluslararası bir mahkemedir; ulusal yargının üstünde bir temyiz mercii değildir.
- Yaşam hakkı, işkence yasağı, kişi özgürlüğü, adil yargılanma, özel hayat, ifade ve toplanma özgürlüğü, mülkiyet ve ayrımcılık yasağı gibi Sözleşme haklarının ihlali iddialarına bakar.
- Sözleşme’de yer almayan haklara, özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklara ve ulusal mahkemenin delil takdirine bakmaz (dördüncü derece ilkesi).
- Başvuru süresi, 1 Şubat 2022 ve sonrasında verilen nihai iç hukuk kararları bakımından dört aydır (15 No’lu Protokol).
- Türkiye’de iç hukuk yolu, kural olarak Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru tüketilmeden tamamlanmış sayılmaz.
- Karar, yalnızca davanın tarafı olan devleti bağlar (AİHS m.46/1); uygulanmazsa Bakanlar Komitesi m.46/4 ihlal prosedürünü işletebilir.
AİHM Nedir ve Görev Alanı Nedir?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa Konseyi’ne üye devletlerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden (AİHS) doğan yükümlülüklerine uyup uymadığını denetlemek üzere kurulmuş uluslararası bir yargı organıdır. Dayanağı Sözleşme’nin 19. maddesidir: “Bu Sözleşme ve protokollerine, Yüksek Sözleşmeci Taraflarca kabul edilen yükümlülüklere uyulmasını sağlamak için… bir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kurulur. Mahkeme devamlı görev yapar.”
Mahkeme 1959 yılında faaliyete geçmiştir; ancak bugünkü tek ve sürekli mahkeme yapısı 1 Kasım 1998’de yürürlüğe giren 11 No’lu Protokol ile kurulmuştur. O tarihe kadar başvuruları önce Avrupa İnsan Hakları Komisyonu süzüyordu; 11 No’lu Protokol Komisyonu kaldırmış ve bireyin doğrudan Mahkeme’ye başvurmasının önünü açmıştır.
Mahkemenin temel görevleri şunlardır:
- Bireysel başvuruları karara bağlamak: AİHS m.34 uyarınca “her gerçek kişi, hükümet dışı her kuruluş veya kişi grupları” Sözleşme haklarının bir taraf devletçe ihlal edildiği iddiasıyla Mahkeme’ye başvurabilir.
- Devletlerarası başvuruları incelemek: AİHS m.33 uyarınca bir taraf devlet, başka bir taraf devlete isnat edilebilecek ihlaller için Mahkeme’ye başvurabilir. Bireysel başvurudan tamamen ayrı bir yoldur.
- Hakkaniyete uygun tatmine hükmetmek: AİHS m.41’e göre ihlal tespit edilir ve ilgili devletin iç hukuku ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa Mahkeme, zarar gören tarafın hakkaniyete uygun surette tatminine karar verir.
- Görüş bildirmek: AİHS m.47 uyarınca Bakanlar Komitesi’nin istemi üzerine, Sözleşme’nin yorumlanmasına ilişkin hukuki meseleler hakkında danışma görüşü verebilir.
- İçtihat üretmek: Verdiği kararlarla Sözleşme haklarının kapsamını belirler; bu içtihat, taraf devletlerin mevzuat ve uygulamaları için ölçüt hâline gelir.
Mahkemenin yetkisi zorunlu ve süreklidir: taraf devletler ayrıca bir kabul beyanında bulunmak zorunda değildir. Buna karşılık yetki, yalnızca Sözleşme ve ek protokollerde sayılan haklarla sınırlıdır. Bu sınırı doğru kurmak, “AİHM’ye gidersem her şey çözülür” beklentisini baştan hizaya sokar; nitekim Mahkeme’ye ulaşan başvuruların büyük çoğunluğu esasa girilmeden kabul edilemez bulunmaktadır.
AİHM Açılımı Nedir, AİHM Ne Demek?
AİHM, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ifadesinin baş harflerinden oluşan kısaltmadır. Mahkemenin dayandığı sözleşmenin kısaltması ise AİHS’tir: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi. Sözleşme’nin resmî adı “İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme” olduğu için mevzuat metinlerinde ve mahkeme kararlarında çoğu zaman bu uzun ad kullanılır; Türk Ceza Muhakemesi Kanunu ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yargılamanın yenilenmesi maddeleri de Sözleşme’yi bu adla anar.
Kısaltmanın yazımında sık karşılaşılan hatalar vardır. Doğru yazım AİHM‘dir; “AHİM”, “AIHM” ya da “AIHM” biçimindeki kullanımlar harf sırası veya noktalı-noktasız “i” farkından kaynaklanan yaygın yanlışlardır ve aynı kurumu işaret eder. İngilizce karşılığı European Court of Human Rights (ECtHR), Fransızca karşılığı Cour européenne des droits de l’homme (CEDH) biçimindedir; Mahkemenin karar veritabanında arama yaparken bu iki kısaltmayla karşılaşırsınız.
| Kısaltma | Açılımı | Ne ifade eder? |
|---|---|---|
| AİHM | Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi | Strazburg’daki uluslararası mahkeme |
| AİHS | Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi | Mahkemenin uyguladığı temel metin |
| İHAS | İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi | AİHS ile aynı metnin akademik yazımdaki karşılığı |
| ECtHR / CEDH | European Court of Human Rights / Cour européenne des droits de l’homme | AİHM’nin İngilizce ve Fransızca kısaltmaları |
| AYM | Anayasa Mahkemesi | Türkiye’nin ulusal mahkemesi; AİHM’den önce tüketilir |
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Nerede? Strazburg’daki Merkez
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Fransa’nın Strazburg (Strasbourg) şehrindedir ve Avrupa Konseyi yerleşkesinde, kendisi için yapılmış İnsan Hakları Binası’nda çalışır. Mahkemenin yazışma adresi “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Konseyi, 67075 Strasbourg cedex, Fransa” biçimindedir. Başvurular bu adrese posta yoluyla gönderilir; Mahkeme, başvuru formunun e-posta veya faksla iletilmesini kabul etmez.
Strazburg’un seçilmesi tesadüf değildir: şehir aynı zamanda Avrupa Konseyi’nin ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin merkezidir. Bu nedenle Türkiye’de “dosyayı Strazburg’a taşımak” ifadesi, doğrudan AİHM’ye bireysel başvuru yapmak anlamında kullanılır. Buna karşılık aynı şehirde toplanan Avrupa Parlamentosu, AİHM ile kurumsal olarak ilgisizdir; bu ayrım bir sonraki başlıkta ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.
Mahkeme’ye şahsen gitmek gerekmez. Yargılama kural olarak yazılı usulle yürür; duruşma yapılması istisnadır ve Mahkeme gerekli gördüğünde kendisi karar verir. Dolayısıyla “AİHM’ye nasıl gidilir” sorusunun pratik cevabı, Strazburg’a seyahat etmek değil, eksiksiz bir başvuru formunu süresinde postalamaktır.
AİHM Hangi Kuruluşa Bağlı? Avrupa Birliği Mahkemesi Değildir
AİHM Avrupa Konseyi’ne bağlıdır; Avrupa Birliği’nin bir organı değildir. Avrupa Konseyi, 1949’da kurulan ve bugün 46 üye devleti bulunan ayrı bir uluslararası örgüttür. Rusya Federasyonu’nun üyeliği, Avrupa Konseyi Statüsü’nün 8. maddesi uyarınca 16 Mart 2022’de sona ermiş ve üye sayısı 47’den 46’ya inmiştir. Türkiye, Avrupa Konseyi’nin kurucu üyelerindendir.
“Avrupa insan hakları mahkemesi hangi kuruluşa bağlı” sorusu, uygulamada en çok karıştırılan konulardan biridir. AİHM ile adları benzeyen mahkemeler arasındaki fark, yalnızca akademik bir ayrıntı değildir: yanlış mercie yapılan başvuru, süre kaybına ve hak kaybına yol açar.
| Kurum | Bağlı olduğu örgüt | Merkezi | Ne yapar? |
|---|---|---|---|
| AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) | Avrupa Konseyi (46 üye) | Strazburg / Fransa | AİHS haklarının devletçe ihlali iddialarına bakar; bireyler başvurabilir |
| ABAD (Avrupa Birliği Adalet Divanı) | Avrupa Birliği | Lüksemburg | AB hukukunun yorumu ve uygulanması; AİHS denetimi yapmaz |
| UAD (Uluslararası Adalet Divanı) | Birleşmiş Milletler | Lahey / Hollanda | Devletler arasındaki uyuşmazlıklar; bireyler başvuramaz |
| UCM (Uluslararası Ceza Mahkemesi) | Roma Statüsü (BM’den ayrı) | Lahey / Hollanda | Soykırım, insanlığa karşı suçlar; bireyi yargılar, devleti değil |
| AYM (Anayasa Mahkemesi) | Türkiye Cumhuriyeti | Ankara | Bireysel başvuruyu karara bağlar; AİHM’den önce tüketilir |
| TİHEK (Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu) | Türkiye Cumhuriyeti | Ankara | Ayrımcılık ve kötü muamele başvurularını inceleyen idari kurum; mahkeme değildir |
Tabloda görüldüğü üzere “dünya insan hakları mahkemesi” ya da “uluslararası insan hakları mahkemesi” adında, bireylerin doğrudan başvurabileceği evrensel bir mahkeme bulunmamaktadır. Avrupa Konseyi üyesi bir devletin yetki alanında gerçekleşen ihlaller için bireye açık olan uluslararası yargı yolu AİHM’dir.
AİHM Ne Zaman Kuruldu? Sözleşmenin ve Türkiye’nin Tarihçesi
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 4 Kasım 1950’de Roma’da imzalanmış, 3 Eylül 1953’te yürürlüğe girmiştir. Mahkeme ise Sözleşme’den dokuz yıl sonra, 1959’da çalışmaya başlamıştır. Türkiye Sözleşme’yi 10 Mart 1954’te (6366 sayılı Kanun) onaylamış; bireylerin doğrudan başvurusuna açık hâle gelmesi ise otuz yılı aşkın bir süre sonra gerçekleşmiştir.
| Tarih | Gelişme | Sonucu |
|---|---|---|
| 4 Kasım 1950 | AİHS Roma’da imzalandı | Avrupa çapında ilk bağlayıcı insan hakları kataloğu |
| 3 Eylül 1953 | Sözleşme yürürlüğe girdi | Taraf devletler için yükümlülük doğdu |
| 10 Mart 1954 | Türkiye Sözleşme’yi onayladı | Türkiye taraf devlet oldu |
| 1959 | AİHM faaliyete geçti | Denetim yargısal hâle geldi |
| 28 Ocak 1987 | Türkiye bireysel başvuru hakkını tanıdı | Türkiye’deki bireyler Strazburg’a başvurabilir hâle geldi |
| 1990 (Ocak) | Türkiye zorunlu yargı yetkisini kabul etti | AİHM kararları Türkiye bakımından bağlayıcı oldu |
| 1 Kasım 1998 | 11 No’lu Protokol yürürlüğe girdi | Komisyon kaldırıldı, tek ve sürekli mahkeme kuruldu |
| 23 Eylül 2012 | Türkiye’de AYM bireysel başvurusu işlemeye başladı | AİHM öncesi yeni bir iç hukuk yolu doğdu |
| 1 Ağustos 2021 | 15 No’lu Protokol yürürlüğe girdi | Başvuru süresi altı aydan dört aya indirildi |
| 1 Şubat 2022 | Dört aylık süre uygulanmaya başladı | Bu tarih ve sonrasında verilen nihai kararlar için dört ay |
| 16 Mart 2022 | Rusya’nın Avrupa Konseyi üyeliği sona erdi | Üye devlet sayısı 46’ya indi |
Bu kronoloji, Türkiye’den yapılan başvurularda sık rastlanan bir kabul edilemezlik sebebini de açıklar: Mahkemenin zaman bakımından yetkisi, Türkiye’nin bireysel başvuru hakkını tanıdığı 28 Ocak 1987 tarihinden önceki olayları kapsamaz. Daha eski bir olaya dayanan başvuru, esasa girilmeden reddedilir.
AİHM’nin Baktığı Dava Türleri
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) taraf devletlerin bu sözleşmede yer alan hak ve özgürlükleri ihlal edip etmediğini incelemekle yükümlüdür. Bu bağlamda, AİHM’nin baktığı dava türleri geniş bir kapsamda değerlendirilebilir:
- Adil Yargılanma Hakkının İhlali: Adil yargılanmayı temin eden standartlara uyulmaması durumunda, bireyler AİHM’ye başvuru yapabilir. Örneğin, uzun süren davalar ya da tarafsız olmayan mahkeme süreçleri bu hakka yönelik ihlaller arasında sayılabilir.
- İfade Özgürlüğünün İhlali: Basın-yayın faaliyetlerinin veya bireysel düşüncelerin kısıtlanması durumunda AİHM, bu tür davaları ele alır.
- Mülkiyet Hakkının İhlali: Mülk sahiplerinin haklarına haksız müdahaleler ya da el koymalar gibi konular da mahkemenin incelemesine tabidir.
- Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği İhlalleri: Hukuksuz tutuklama ve gözaltı süreçleri bu kapsama girer.
- Ayrımcılık Yasağına Aykırılık: Din, dil, ırk veya herhangi bir kişisel özellik temelindeki ayrımcılık iddiaları mahkemece değerlendirilir.
Sonuç olarak, AİHM, bireylerin temel insan haklarının korunmasına yönelik geniş bir yelpazede dava türüne bakmaktadır. Bu durum, mahkemenin uluslararası düzeyde önemli bir denetim mekanizması olarak işlev görmesini sağlamaktadır. İnsan haklarının korunması adına AİHM’nin sağladığı bu denetim, hukuk düzeni içerisinde büyük önem taşır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Hangi Davalara Bakar? Madde Madde Kapsam
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hangi davalara bakar denildiğinde sınırı çizen metin Sözleşme’dir; yukarıdaki başlıkların her biri Sözleşme’nin belirli bir maddesine dayanır. Başvuru formunda hangi maddeye dayanıldığının açıkça gösterilmesi gerektiği için, dava türlerini madde numaralarıyla birlikte görmek pratikte önem taşır:
| AİHS maddesi | Korunan hak | Tipik başvuru konusu |
|---|---|---|
| m.2 | Yaşam hakkı | Ölümlü olaylarda etkili soruşturma yapılmaması, gözaltında ölüm |
| m.3 | İşkence ve kötü muamele yasağı | Kolluk şiddeti, cezaevi koşulları, ağır hastaya infazın sürdürülmesi |
| m.5 | Özgürlük ve güvenlik hakkı | Hukuka aykırı gözaltı, uzun tutukluluk, tutukluluğa etkili itiraz yolu bulunmaması |
| m.6 | Adil yargılanma hakkı | Makul sürede yargılanmama, tarafsız olmayan mahkeme, savunma hakkının kısıtlanması |
| m.7 | Kanunsuz ceza olmaz | Suç tarihinde yürürlükte olmayan hükmün uygulanması |
| m.8 | Özel hayata ve aile hayatına saygı | İletişimin denetlenmesi, kişisel verilerin işlenmesi, velayet ve kişisel ilişki |
| m.9 | Din ve vicdan özgürlüğü | İbadet ve inanç uygulamalarına müdahale |
| m.10 | İfade özgürlüğü | Sosyal medya paylaşımı nedeniyle ceza, yayın yasağı, erişim engeli |
| m.11 | Toplanma ve örgütlenme özgürlüğü | Toplantı ve gösteri yürüyüşüne müdahale, dernek/sendika kapatma |
| m.13 | Etkili başvuru hakkı | İhlal iddiasını inceleyecek etkili bir iç hukuk yolunun bulunmaması |
| m.14 | Ayrımcılık yasağı | Sözleşme haklarından yararlanmada ayrımcılık |
| m.18 | Hakların sınırlanmasının sınırlanması | Bir tedbirin öngörülenden başka bir amaçla kullanılması |
| 1 No’lu Protokol m.1 | Mülkiyet hakkı | Kamulaştırmasız el atma, imar kısıtlaması, alacağın ödenmemesi |
| 1 No’lu Protokol m.2 | Eğitim hakkı | Eğitime erişimin engellenmesi |
| 1 No’lu Protokol m.3 | Serbest seçim hakkı | Seçilme hakkına müdahale, milletvekilliğinin düşürülmesi |
Tablodaki maddelerin bir kısmı Sözleşme metninde, bir kısmı ek protokollerde yer alır. Bu ayrım önemlidir: bir devlet Sözleşme’ye taraf olmakla her ek protokole de taraf olmuş sayılmaz. Başvuruda dayanılan hakkın, Türkiye’nin taraf olduğu bir protokolde düzenlenmiş olması gerekir.
AİHM Hangi Davalara Bakmaz? Dördüncü Derece Mahkemesi Değildir
AİHM, ulusal mahkemelerin kararlarını yeniden inceleyen bir temyiz veya istinaf mercii değildir. Yargı yetkisi, AİHS m.32’de “Sözleşme’nin ve protokollerinin yorumu ve uygulamasına ilişkin tüm konular” biçiminde sınırlanmıştır. Mahkeme, bu sınırın dışına çıkarak delillerin değerlendirilmesini veya iç hukukun yorumlanmasını denetlemez; uygulamada bu yaklaşım dördüncü derece ilkesi olarak anılır. Sözleşme hükümleri dışında kalan bir şikâyet, AİHS m.35/3-a uyarınca kabul edilemez bulunur.
Aşağıdaki hâllerde AİHM’ye yapılan başvuru, esasa hiç girilmeden reddedilir:
- Özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar: Komşu, işveren, kiracı, banka ya da sigorta şirketi doğrudan AİHM’de dava edilemez. AİHS m.34 başvuruyu “Yüksek Sözleşmeci Taraflardan biri tarafından” yapılan ihlale bağlar; muhatap her zaman devlettir. Özel bir uyuşmazlık ancak devletin koruma yükümlülüğünü ihlal ettiği iddiasıyla Sözleşme kapsamına girebilir.
- Sözleşme’de yer almayan haklar: Sözleşme bir genel adalet kataloğu değildir. Çalışma hakkı, sosyal yardım alma hakkı, konut edinme hakkı gibi talepler kendi başına Sözleşme kapsamında değildir; ancak mülkiyet, özel hayat veya ayrımcılık yasağı ile bağlantı kurulabildiğinde incelenir.
- Kararın maddi veya hukuki isabeti: “Mahkeme delilleri yanlış değerlendirdi”, “bilirkişi raporu hatalıydı”, “ceza fazla verildi” türündeki şikâyetler, tek başına ihlal iddiası oluşturmaz. Denetlenen şey sonucun doğruluğu değil, yargılamanın Sözleşme ölçütlerine uygunluğudur.
- İç hukuk yolları tüketilmeden yapılan başvurular: AİHS m.35/1 açıktır: başvuru ancak iç hukuk yollarının tüketilmesinden sonra yapılabilir. Türkiye bakımından bu, kural olarak Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruyu da kapsar.
- Kişisel mağduriyeti bulunmayan başvurular: AİHS m.34 “ihlalinden zarar gördüğü iddiasında bulunan” kişiye başvuru hakkı tanır. Genel bir mevzuat hükmünün Sözleşme’ye aykırılığını soyut olarak ileri sürmek mümkün değildir.
- Daha önce incelenmiş veya başka mercie sunulmuş başvurular: AİHS m.35/2-b uyarınca, esas itibarıyla aynı konuda daha önce karara bağlanmış ya da uluslararası başka bir soruşturma veya çözüm merciine sunulmuş başvurular kabul edilmez.
- İmzasız başvurular: AİHS m.35/2-a uyarınca başvuru imzasız ise kabul edilmez.
| Şikâyet | AİHM bakar mı? | Gerekçe |
|---|---|---|
| Tutukluluğum makul süreyi aştı | Bakar | AİHS m.5/3 |
| Dava 9 yıldır sürüyor | Bakar | AİHS m.6/1 makul süre |
| Komşum bana hakaret etti, ceza almadı | Kural olarak bakmaz | Özel kişi uyuşmazlığı; ancak devletin koruma yükümlülüğü tartışılabilir |
| Boşanma davasında mal paylaşımı yanlış yapıldı | Bakmaz | Dördüncü derece; iç hukuk yorumu |
| İşe alınmadım, işsizim | Bakmaz | Sözleşme’de çalışma hakkı düzenlenmemiştir |
| Kamulaştırma bedeli ödenmedi | Bakar | 1 No’lu Protokol m.1 |
| Yargıtay kararı henüz kesinleşmedi | Bakmaz | AİHS m.35/1 iç hukuk yolları tüketilmemiştir |
Bu ayrım, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hangi davalara bakar sorusunun en çok gözden kaçan yüzüdür. Başvuru dilekçesini Sözleşme maddesi üzerinden kurmak yerine ulusal kararı eleştirmek üzerine kurmak, kabul edilemezlik kararının en yaygın sebebidir.
AİHM’ye Başvuru Şartları
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuru yapabilmek için bazı temel şartlar ve kriterler bulunmaktadır. Bu şartlar, mahkemeye sunulan davaların uygun kriterlere sahip olmasını sağlayarak, sürekliliği ve etkinliği korumayı amaçlar. İşte AİHM’ye başvuru yaparken dikkat edilmesi gereken temel unsurlar:
- Kişisel Mağduriyet Şartı: AİHM’ye sadece haklarının ihlal edildiğini iddia eden kişiler başvurabilir. AİHS m.34 bu hakkı “ihlalinden zarar gördüğü iddiasında bulunan her gerçek kişi, hükümet dışı her kuruluş veya kişi grupları” için tanır. Dolayısıyla, doğrudan ilgili olunan bir durum ya da dava söz konusu olmalıdır.
- Tükenmiş İç Hukuk Yolları: AİHM’ye başvurmadan önce, ilgili ülke iç hukuk yollarının tüketilmiş olması gereklidir. Bu, ulusal düzeydeki mahkemelerde tüm yasal süreçlerin sonuçlanmış olması anlamına gelir. Türkiye bakımından istinaf ve temyiz yollarının yanı sıra kural olarak Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru da tüketilmelidir. İç hukuk yollarına başvurulmadıysa, doğrudan AİHM’ye başvuru yapılamaz.
- Dört Aylık Süre Şartı: Başvuru, nihai iç hukuk kararından itibaren dört ay içinde yapılmalıdır. Bu süre 15 No’lu Protokol ile altı aydan dört aya indirilmiş olup, 1 Şubat 2022 ve sonrasında verilen nihai kararlar bakımından uygulanır. Süre aşımı durumunda başvuru reddedilir.
- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Dayalı Hak İhlali: Başvuranın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde garanti altına alınan haklardan en az birinin ihlal edildiğini iddia etmesi gerekir. Sözleşme kapsamı dışında kalan şikâyetler AİHS m.35/3-a uyarınca kabul edilemez bulunur.
- Yazılı Form ve Dil: Başvurular, Mahkemenin resmî internet sitesinde yayımlanan başvuru formu kullanılarak ve posta yoluyla yapılmalıdır. Başvuru, hükümete bildirim aşamasına kadar Türkçe olarak da sunulabilir; Mahkemenin resmî dilleri İngilizce ve Fransızca olmakla birlikte, bu aşamada taraf devletin resmî dilinin kullanılmasına Mahkeme İçtüzüğü izin verir.
- Devlete Yöneltilmiş Olma: Başvuru, Sözleşme’ye taraf bir devlete karşı yapılır. Gerçek veya tüzel bir özel kişi aleyhine AİHM’de dava açılamaz.
Bu şartlar karşılanmadan yapılan başvurular, ön inceleme aşamasında reddedilmektedir. Bu nedenle başvuru öncesi detaylı bir hazırlık yapmak ve şartlara tam uyum sağlamak oldukça önemlidir. Başvuru formunun bölüm bölüm doldurulması ve eklenecek belgeler için AİHM bireysel başvuru yazımız ayrıntılı bir yol haritası sunar.
AİHM Başvuru Süresi Ne Kadar? Dört Aylık Süre Nasıl Hesaplanır?
AİHM başvuru süresi dört aydır ve bu süre, iç hukuktaki nihai karardan itibaren işler. Süre, 24 Haziran 2013’te imzaya açılan ve 1 Ağustos 2021’de yürürlüğe giren 15 No’lu Protokol ile altı aydan dört aya indirilmiştir. Protokolün 8. maddesi altı aylık bir geçiş öngördüğü için yeni süre 1 Şubat 2022’de uygulanmaya başlamıştır.
Hangi sürenin geçerli olduğunu belirleyen ölçüt, başvurunun yapıldığı tarih değil nihai iç hukuk kararının tarihidir:
| Nihai iç hukuk kararının tarihi | Uygulanacak süre | Dayanak |
|---|---|---|
| 1 Ağustos 2021 öncesi | Altı ay | AİHS m.35/1 (15 No’lu Protokol öncesi metin) |
| 1 Şubat 2022 ve sonrası | Dört ay | 15 No’lu Protokol m.4 ve m.8/3 |
Sürenin başlangıcı bakımından ölçüt, başvurucunun nihai kararı ve gerekçesini öğrendiği tarihtir. Gerekçeli karar tebliğ ediliyorsa süre tebliğ tarihinden, tebliğ edilmiyorsa kararın öğrenildiği tarihten işlemeye başlar. Uygulamada en çok hata yapılan nokta budur: kısa kararın açıklandığı gün değil, gerekçeli karara ulaşılabildiği an esas alınır.
- Süre hak düşürücüdür: Mahkeme süreyi resen inceler; taraflar ileri sürmese de aşılmışsa başvuru kabul edilemez bulunur.
- Etkisiz bir yola başvurmak süreyi uzatmaz: Kanun yolu olmayan bir mercie yapılan başvuru süreyi durdurmaz; süre yine nihai karardan işler.
- Süresi geçen başvuru için telafi yoktur: Eski hâle getirme benzeri bir kurum öngörülmemiştir; dört ay geçtikten sonra yapılan başvuru esasa girilmeden reddedilir.
- Devam eden durumlarda süre farklı işler: İhlal tek bir kararla değil süregelen bir uygulamayla doğuyorsa (örneğin süren bir tutukluluk), süre durum sona erene kadar işlemeye başlamaz.
AİHM’den Önce Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru Zorunlu mu?
Evet; Türkiye’den yapılacak başvurularda, kural olarak Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolu da tüketilmelidir. AİHM, Hasan Uzun/Türkiye başvurusunda (no. 10755/13, 30 Nisan 2013 tarihli kabul edilemezlik kararı) Türk Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruyu tüketilmesi gereken etkili bir iç hukuk yolu olarak kabul etmiştir. AYM bireysel başvurusu 23 Eylül 2012 tarihinden sonra kesinleşen işlem ve kararlar bakımından işlemektedir.
Bu, pratikte Türkiye’deki hak arama yolculuğunun şu sırayla ilerlediği anlamına gelir:
- İlk derece mahkemesi kararı
- İstinaf (bölge adliye / bölge idare mahkemesi)
- Temyiz (Yargıtay veya Danıştay), kanun yolu açıksa
- Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru — otuz gün içinde
- AİHM’ye bireysel başvuru — dört ay içinde
Belirli başvuru türlerinde ise Türkiye özel bir iç hukuk yolu daha kurmuştur. 6384 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da mahkeme kararlarının geç, eksik veya hiç icra edilmediği iddiasıyla AİHM’ye yapılmış başvurular Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonu‘na yönlendirilir. Bu kategorideki bir şikâyet için Komisyona müracaat edilmeden AİHM’ye gidilmesi, iç hukuk yolunun tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemezlik sonucunu doğurabilir. Konunun ayrıntısı için makul sürede yargılanma tazminatı yazımıza bakılabilir.
AİHM’deki Başvuru Süreci
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) bireysel başvuru yapmak belirli bir prosedüre bağlıdır. Bu süreç, her ne kadar karmaşık gibi görünse de doğru adımlar takip edildiğinde oldukça sistematiktir. Aşağıda başvuru süreci adım adım açıklanmıştır:
- Başvuru Formunun Doldurulması: Başvuru yapmak isteyen kişiler, AİHM’nin resmi internet sitesinden erişilebilen bireysel başvuru formunu doldurmalı ve gerekli belgeleri eklemelidir. Form eksiksiz ve doğru bir şekilde doldurulmalıdır, aksi takdirde başvuru reddedilebilir. Form, imzalı olarak Strazburg’daki Mahkeme adresine posta ile gönderilir.
- Ön İnceleme: AİHM’ye başvurulacak davalar, başvurunun kabul edilebilirlik şartlarını karşılayıp karşılamadığı açısından bir ön incelemeye tabi tutulur. Mahkeme bu aşamada, başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olup olmadığını değerlendirir. Tek yargıçlı oluşum kabul edilemezlik kararı verirse bu karar kesindir ve gerekçesi özet biçimde bildirilir.
- Hükümete Bildirim (Tebliğ): Başvuru bu eşiği geçerse Mahkeme, davayı davalı devlet hükümetine bildirir ve savunmasını ister. Bu aşamadan sonra yazışmalar kural olarak Mahkemenin resmî dillerinde yürütülür.
- Yargı Süreci: Taraflar arasında görüş alışverişi gerçekleşir; Mahkeme dostane çözüm imkânını araştırır, hükümet tek taraflı deklarasyon sunabilir. Mahkeme uygun görürse duruşma da yapılabilir, ancak yargılama kural olarak yazılıdır.
- Karar Verme: Yargılama süreci sonunda mahkeme, davanın esasına ilişkin kararını verir. İhlal tespit edilirse AİHS m.41 uyarınca hakkaniyete uygun tatmine (tazminat) hükmedilebilir.
- Kesinleşme: Daire kararı, taraflar Büyük Daire’ye gönderme istemediklerini beyan ederse, karardan itibaren üç ay içinde böyle bir istemde bulunulmazsa ya da beş yargıçlı kurul istemi reddederse kesinleşir (AİHS m.44/2). Büyük Daire kararı ise doğrudan kesindir (m.44/1).
Başvuru sürecinde dikkat edilmesi gereken en önemli husus, AİHM’nin yalnızca iç hukuk yolları tükenmiş ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) ihlal edildiği iddiasını taşıyan başvuruları kabul ettiğidir. Bu nedenle bireylerin, ulusal hukuki süreçlerini tamamlamadan başvuru yapmaları mümkün değildir.
AİHM Başvuru Ücreti Var mı? Avukat Zorunlu mu?
AİHM’ye başvuru yapmak ücretsizdir; Mahkeme başvurudan harç, posta ücreti veya dosya masrafı almaz. Başvurucunun üstlendiği tek zorunlu gider, başvuru formunun ve eklerinin Strazburg’a gönderilmesi için ödenen posta ücretidir.
Avukatla temsil, başvurunun ilk aşamasında zorunlu değildir: başvuru formu bizzat başvurucu tarafından doldurulup imzalanabilir. Buna karşılık başvuru hükümete bildirildikten sonra Mahkeme İçtüzüğü kural olarak avukatla temsili öngörür; bu aşamada Daire Başkanı, başvurucunun kendi davasını sunmasına izin verebilir. Mahkeme, gerekli koşulları taşıyan başvuruculara adli yardım da sağlayabilir.
| Kalem | Durum |
|---|---|
| Başvuru harcı | Yok — başvuru ücretsizdir |
| Posta gideri | Başvurucuya aittir |
| Avukat (başvuru aşaması) | Zorunlu değil |
| Avukat (hükümete bildirimden sonra) | Kural olarak gerekli; Daire Başkanı istisna tanıyabilir |
| Adli yardım | Koşulları taşıyan başvurucular için mümkün |
| Kaybedilen davada karşı taraf vekâlet ücreti | Öngörülmemiştir |
Başvurunun ücretsiz olması, dilekçenin hazırlanmasının kolay olduğu anlamına gelmez. Başvuruların büyük bölümü kabul edilebilirlik aşamasında elenmekte; süre, iç hukuk yollarının tüketilmesi ve dayanılan Sözleşme maddesinin doğru seçilmesi sonucu belirlemektedir.
AİHM’ye Başvuru Hangi Dilde Yapılır? Türkçe Başvuru Yapılabilir mi?
AİHM’ye başvuru Türkçe yapılabilir. Mahkemenin resmî dilleri İngilizce ve Fransızca olmakla birlikte, Mahkeme İçtüzüğü başvurunun hükümete bildirilmesine kadar olan aşamada taraf devletlerin resmî dillerinden birinin kullanılmasına izin verir. Türkiye’den yapılan bir başvuruda bu dil Türkçedir.
Başvurunun davalı devlet hükümetine bildirilmesinden sonra ise durum değişir: bu aşamadan itibaren yazılı ve sözlü sunumlar kural olarak Mahkemenin resmî dillerinden biriyle yapılır. Daire Başkanı, başvurucunun taraf devletin resmî dilini kullanmayı sürdürmesine izin verebilir. Mahkeme ayrıca bu aşamada belgelerin çevirisini isteyebilir.
Bu nedenle “AİHM’ye İngilizce başvurmak zorunludur” bilgisi yanlıştır; süresi içinde ve eksiksiz doldurulmuş Türkçe bir başvuru formu geçerlidir. Çeviri ihtiyacı, başvurunun kabul edilebilirlik eşiğini geçmesinden sonra gündeme gelir.
Türkiye’den Örnek AİHM Kararları
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’den yapılan başvurular konusunda önemli kararlara imza atmıştır. Bu kararlar genellikle insan hakları ihlallerine yönelik çeşitli alanları kapsar. İşte Türkiye ile ilgili bazı dikkat çeken AİHM kararları:
- Loizidou v. Türkiye (1996): Bu dava, Kıbrıs sorunu bağlamında mülkiyet hakkını ele almıştır. Mahkeme, esas hakkındaki 18 Aralık 1996 tarihli kararında Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) mülkiyet hakkıyla ilgili 1 No’lu Protokol’ünün 1. maddesini ihlal ettiğine hükmetmiştir.
- Leyla Şahin v. Türkiye (2005): Başörtüsü yasağı nedeniyle bireyin eğitim hakkının ihlal edildiği iddiası gündeme gelmiştir. AİHM Büyük Dairesi 10 Kasım 2005 tarihli kararında, ulusal otoritelerin laiklik ilkesine dayalı uygulamasını belirli özgürlüklerin kısıtlanması açısından meşru görmüş ve ihlal bulunmadığına karar vermiştir.
- Sadak ve Diğerleri v. Türkiye (No. 1) (2001): 17 Temmuz 2001 tarihli bu karar, adil yargılanma hakkının ihlal edilip edilmediğini değerlendirmiştir. Mahkeme, başvurucuların bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanmadığını tespit etmiştir. Aynı başvurucular hakkındaki 11 Haziran 2002 tarihli Sadak ve Diğerleri (No. 2) kararı ise milletvekilliğinin düşürülmesini serbest seçim hakkı yönünden ele almıştır.
- Kavala v. Türkiye (2019) ve Kavala v. Türkiye (No. 2) (2026): Mahkeme 10 Aralık 2019 tarihli kararında AİHS m.5/1 ve m.18’in ihlal edildiğine hükmetmiş; kararın uygulanmaması üzerine işletilen ihlal prosedürü sonunda Büyük Daire 11 Temmuz 2022’de Türkiye’nin m.46/1’den doğan yükümlülüğünü yerine getirmediğini tespit etmiştir. Büyük Daire’nin 25 Ağustos 2026 tarihli Kavala (No. 2) kararında (başvuru no. 2170/24) m.3, m.5/1, m.6/1, m.10, m.11 ve bunlarla bağlantılı m.18 yönünden ihlal saptanmış; 70.000 avro manevi tazminata hükmedilmiş ve başvurucunun mümkün olan en erken tarihte serbest bırakılması gerektiği belirtilmiştir.
- Yalçınkaya v. Türkiye (2023): Büyük Daire’nin 26 Eylül 2023 tarihli kararı, dijital delillerin ceza yargılamasında kullanılması ve suçta kanunilik ilkesi bakımından adil yargılanma hakkı, kanunsuz ceza olmaz ilkesi ve örgütlenme özgürlüğü yönünden ihlal tespit etmiş; kararın Türkiye’de benzer çok sayıda dosyayı ilgilendirdiği vurgulanmıştır.
AİHM’nin bu kararları, Türkiye’nin insan hakları standartlarını geliştirmesi için önemli mesajlar taşımaktadır. Özellikle ifade özgürlüğü, adil yargılanma, eğitim ve mülkiyet hakları gibi alanlarda verilen kararlar, hem hukuki düzenlemelere hem de pratikteki uygulamalara yön verici olmuştur. Bu tür davalar, bireysel hak ve özgürlükler açısından mahkemenin ne kadar kritik bir rol oynadığını göstermektedir.
En Sık Yapılan Başvuru Türleri ve Nedenleri
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yapılan başvurular, genellikle belli başlı hak ihlallerine dayanır. Mahkemenin görev kapsamı, bireylerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde (AİHS) güvence altına alınan haklarının ihlal edildiği durumları incelemekle sınırlıdır. Bu doğrultuda, AİHM’ye yapılan başvurular arasında bazı türler öne çıkar:
- Adil Yargılanma Hakkı İhlali (Madde 6): Özellikle Türkiye’den yapılan başvuruların büyük bir kısmı adil yargılanma hakkının ihlaline yönelik iddiaları içerir. Uzun yargılama süreleri, bağımsız yargı organlarının eksikliği veya hukuki prosedürlere uygun olmayan uygulamalar en sık görülen şikayetlerdir.
- Mülkiyet Hakkı İhlali (Ek Protokol 1, Madde 1): Kamulaştırma, imar planı değişiklikleri veya mülkiyete el konulması gibi durumlarda bireylerin haklarının ihlal edildiği iddiaları da AİHM gündeminde sıkça yer bulur.
- İfade Özgürlüğü (Madde 10): Medya kuruluşları ve gazeteciler tarafından yapılan başvurularda, ifade özgürlüğünün sınırlandırılması veya cezalandırılması gibi konular öne çıkar.
- Kötü Muamele Yasağı (Madde 3): İşkence, kötü muamele veya insanlık dışı cezalara maruz kalındığı iddiaları, AİHM’ye yapılan başvuruların önemli bir bölümünü oluşturur.
- Özgürlük ve Güvenlik Hakkı (Madde 5): Gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuka uygunluğu, tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluğa itiraz yolunun etkisizliği, Türkiye kaynaklı başvurularda adil yargılanma hakkından sonra en çok ihlal tespit edilen alandır.
Sonuç olarak, insanların temel haklarının koruma altına alınmasında önemli bir rol oynayan AİHM, bu tür başvuruları titizlikle ele alır. Avrupa ülkeleri arasında farklı başvuru yoğunlukları görülse de, temel sorunların yargı bağımsızlığı, mülkiyet hakkı ve ifade özgürlüğü gibi kilit haklarda yoğunlaştığı dikkat çeker.
AİHM Davaları Ne Kadar Sürer? Türkiye’nin AİHM Karnesi
AİHM, yargılama süresi için bağlayıcı bir üst sınır öngörmemiştir; süre, başvurunun karmaşıklığına, Mahkemenin iş yüküne ve dosyanın önceliklendirilip önceliklendirilmediğine göre değişir. Mahkeme başvuruları yedi kategoriye ayıran bir önceliklendirme politikası uygular; yaşam, işkence yasağı ve kişi özgürlüğü ile ilgili acil dosyalar öne alınır. Buna karşılık basit ve tekrar eden dosyalar tek yargıçlı oluşumda aylar içinde sonuçlanabilirken, Büyük Daire’ye giden bir dosya yıllar sürebilir. Mahkeme Başkanı Mattias Guyomar, 2025 yılında göreve başlarken ortalama yargılama süresini iki ila üç yıla indirmeyi hedef olarak açıklamıştır.
Sürenin uzamasındaki en büyük etken, Mahkemenin önündeki dosya yüküdür. Türkiye bu tabloda uzun süredir ilk sırada yer almaktadır:
| Gösterge | Rakam | Dönem |
|---|---|---|
| Türkiye’den yapılan başvuru sayısı | 18.464 | 2025 yılı |
| Türkiye aleyhine derdest başvuru | 18.455 | 1 Ocak 2026 itibarıyla |
| Derdest dosyalar içindeki payı | %34,5 | 1 Ocak 2026 itibarıyla |
| Türkiye hakkında verilen ihlal kararı | 66 | 2025 yılı |
| En çok ihlal bulunan hak | Adil yargılanma hakkı (24 dava) | 2025 yılı |
| İkinci sırada | Özgürlük ve güvenlik hakkı (21 dava) | 2025 yılı |
| En çok ihlal kararı çıkan ülkeler | Ukrayna (160), Rusya (153), Türkiye (66) | 2025 yılı |
Bu rakamlar iki şeyi birlikte gösterir: Strazburg’a ulaşan Türkiye kaynaklı dosya sayısı çok yüksektir, buna karşılık esastan karara bağlanan dosya sayısı görece sınırlıdır. Başvuruların büyük çoğunluğu kabul edilebilirlik aşamasında elenmektedir; bu nedenle sürenin kısaltılması bakımından en etkili adım, başvurunun en baştan usul kurallarına uygun hazırlanmasıdır.
AİHM Kararlarının Bağlayıcılığı ve Türkiye Üzerindeki Etkileri
AİHM kararları, davanın tarafı olan devlet bakımından bağlayıcıdır. AİHS m.46/1 bunu açık bir taahhüt olarak düzenler: “Yüksek Sözleşmeci Taraflar, taraf oldukları davalarda Mahkemenin kesinleşmiş kararlarına uymayı taahhüt ederler.” Bu nedenle, Türkiye aleyhine verilmiş bir karar Türkiye’yi bağlar; aynı karar başka bir üye devleti doğrudan bağlamaz. Buna karşılık kararların yorum değeri tüm taraf devletler için ölçüt oluşturur; Mahkeme benzer olaylarda yerleşik içtihadını uygular.
Türkiye bakımından bağlayıcılığın anayasal bir dayanağı da vardır: Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrası uyarınca usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda antlaşma hükümleri esas alınır. AİHS, bu hükmün kapsamındaki bir antlaşmadır.
AİHM kararlarının Türkiye üzerindeki etkileri şu şekilde özetlenebilir:
- Bireysel tedbirler: İhlalin sonuçlarının başvurucu yönünden giderilmesi gerekir. Bu, tazminatın ödenmesi, kaydın silinmesi, tutukluluğun sona erdirilmesi ya da yargılamanın yenilenmesi biçiminde olabilir.
- Genel tedbirler ve yasal değişiklikler: AİHM’nin verdiği kararlarla çelişen yasa ve düzenlemelerin değiştirilmesi Türkiye’nin yükümlülükleri arasındadır. Örneğin, ifade özgürlüğü veya adil yargılanma hakkı ile ilgili mevzuatlarda yapılan düzenlemeler, AİHM kararlarının doğrudan etkisiyle gerçekleştirilmiştir.
- Tazminat Ödemeleri: Mahkeme, bireysel başvurularda hak ihlali tespit ettiğinde AİHS m.41 uyarınca Türkiye’nin zarar gören kişilere tazminat ödemesine karar verebilir. Bu durum, hem bireysel mağduriyetlerin giderilmesini sağlar hem de gelecekte benzer ihlallerin önlenmesine yönelik caydırıcı bir etki yaratır.
- Hakların Gelişimi: AİHM kararları, kamu otoriteleri ve yargı organları için bir rehber niteliği taşır. Bu kararlar, mahkemelerin insan haklarına daha duyarlı kararlar almasını sağlarken, genel olarak hukuk sisteminin uluslararası standartlara erişmesine katkıda bulunur.
- Bakanlar Komitesi denetimi: AİHS m.46/2 uyarınca kesinleşmiş karar, uygulanmasını denetleyecek olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne gönderilir. Denetim, karar uygulanana kadar sürer.
Sonuç olarak, AİHM kararlarının bağlayıcılığı, Türkiye’nin demokratikleşme sürecine ve bireylerin haklarına saygı duyulmasına önemli bir katkı sunmaktadır. Bu bağlayıcılık, hem ulusal hem de uluslararası arenada insan haklarının korunmasını güçlendiren bir mekanizma olarak işlev görür.
AİHM Kararı Uygulanmazsa Ne Olur? İhlal Prosedürü
AİHM’nin doğrudan bir icra yetkisi yoktur; kararların yerine getirilmesini Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi denetler (AİHS m.46/2). Karar uygulanmadığında devreye giren mekanizma kademelidir ve son aşamada dosya yeniden Mahkeme’ye döner.
- Eylem planı ve ara kararlar: Devlet, kararı nasıl uygulayacağını gösteren bir eylem planı sunar. Bakanlar Komitesi dosyayı düzenli olarak gündemine alır ve gerektiğinde ara karar (interim resolution) çıkararak uyarıda bulunur.
- Yorum talebi (m.46/3): Kararın yorumlanmasında güçlük varsa Komite, üçte iki çoğunlukla Mahkeme’den yorum isteyebilir.
- İhlal prosedürü (m.46/4): Komite, üçte iki çoğunlukla aldığı kararla dosyayı Mahkeme’ye göndererek devletin karara uyma yükümlülüğünü yerine getirmediğinin tespitini isteyebilir. Mahkeme ihlali tespit ederse dosya, alınacak tedbirlerin değerlendirilmesi için Komite’ye geri gönderilir (m.46/5).
- Örgütsel yaptırımlar: Avrupa Konseyi Statüsü’nün 8. maddesi, yükümlülüklerini ağır biçimde ihlal eden devletin temsil hakkının askıya alınmasına ve üyeliğine son verilmesine imkân tanır. Bu yol istisnaidir; Rusya’nın üyeliği 16 Mart 2022’de bu hüküm uyarınca sona ermiştir.
Türkiye bu mekanizmanın işletildiği örneklerden biridir. Bakanlar Komitesi, 10 Aralık 2019 tarihli Kavala kararının uygulanmaması üzerine 2 Şubat 2022’de m.46/4 ihlal prosedürünü başlatmış; Büyük Daire 11 Temmuz 2022’de Türkiye’nin m.46/1’den doğan yükümlülüğünü yerine getirmediğine hükmetmiştir. Avrupa Konseyi tarihinde ihlal prosedürünün işletildiği ikinci dosyadır.
Başvurucu açısından uygulanmama hâlinde doğrudan bir icra takibi yolu bulunmamaktadır. Bununla birlikte kararın kesinleşmesinden sonra yeniden yargılama talebi, ihlalin iç hukukta giderilmesi için öngörülmüş en somut araçtır.
AİHM Kararından Sonra Yeniden Yargılama İstenebilir mi?
Evet. AİHM’nin ihlal kararı, hem ceza hem de hukuk yargılamasında yargılamanın yenilenmesi (iadesi) sebebidir; her iki kanunda da açık hüküm bulunur. Ancak süreler ve koşullar birbirinden farklıdır, bu fark uygulamada sık karıştırılır.
Ceza yargılamasında dayanak CMK m.311/1-(f)’dir: “Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi.” Maddenin son cümlesi süreyi belirler: “Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.”
Hukuk yargılamasında dayanak HMK m.375/1-(i)’dir. Süre ise HMK m.377/1-(e)’de düzenlenmiştir: AİHM’nin kesinleşmiş kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıl.
| Karşılaştırma | Ceza yargılaması | Hukuk yargılaması |
|---|---|---|
| Dayanak | CMK m.311/1-(f) | HMK m.375/1-(i) |
| Süre | Bir yıl | Üç ay |
| Sürenin başlangıcı | AİHM kararının kesinleştiği tarih | AİHM kararının tebliğ edildiği tarih |
| Azami süre | Öngörülmemiştir | Hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıl |
| Düşme kararı da sebep mi? | Evet (dostane çözüm / tek taraflı deklarasyon) | Evet (dostane çözüm / tek taraflı deklarasyon) |
| Talebi inceleyecek merci | Hükmü veren mahkeme | Kararı veren mahkeme (HMK m.378/1) |
Ceza yargılaması bakımından bir zaman sınırı daha vardır: CMK m.311/2 uyarınca (f) bendi hükümleri, 4 Şubat 2003 tarihinde kesinleşmiş AİHM kararları ile bu tarihten sonra AİHM’ye yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır. Ayrıca yargılamanın yenilenmesi istemi, kural olarak hükmün infazını kendiliğinden ertelemez; mahkeme infazın geri bırakılmasına veya durdurulmasına karar verebilir (CMK m.312).
AİHM Kararları Nereden Sorgulanır? HUDOC Karar Arama
AİHM kararları, Mahkemenin resmî içtihat veritabanı HUDOC üzerinden herkese açık ve ücretsiz biçimde sorgulanır. Veritabanında Mahkeme kararlarının yanı sıra kabul edilemezlik kararları, Bakanlar Komitesi’nin uygulamaya ilişkin kararları ve eski Komisyon raporları da yer alır. Kararlar kural olarak İngilizce veya Fransızca yayımlanır; bir bölümünün Türkçe çevirisi Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı tarafından yayımlanmaktadır. Mahkemenin kendi kurumsal sitesi ve başvuru formu ise echr.coe.int adresinde yer alır.
- Başvuru numarasıyla arama: Karar künyeleri “Kavala/Türkiye, no. 2170/24” biçiminde verilir; başvuru numarası en kesin arama ölçütüdür.
- Taraf devlete göre filtreleme: Türkiye aleyhine verilmiş kararlar ayrıca listelenebilir.
- Maddeye göre filtreleme: Yalnızca m.6 veya m.5 ihlali tespit edilen kararlar süzülebilir.
- Karar türüne göre filtreleme: Büyük Daire kararları, Daire kararları ve kabul edilemezlik kararları ayrı ayrı görüntülenebilir.
Kendi dosyanızın hangi aşamada olduğunu öğrenmek ise farklı bir konudur: derdest bir başvurunun durumu HUDOC’ta yayımlanmaz. Bu bilgi, Mahkemenin başvurucuya bildirdiği başvuru numarası üzerinden Yazı İşleri Müdürlüğü ile yazışılarak öğrenilir.
AİHM Kaç Yargıçtan Oluşur? Başkanı ve Türk Yargıcı Kimdir?
AİHS m.20 açıktır: “Mahkeme, Yüksek Sözleşmeci Tarafların sayısına eşit sayıda yargıçtan oluşur.” Avrupa Konseyi’nin bugün 46 üyesi bulunduğuna göre Mahkemede 46 yargıç görev yapar. Yargıçlar, ilgili devletin sunduğu üç adaylık liste üzerinden Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi tarafından seçilir; görev süresi dokuz yıldır ve yenilenemez.
Yargıçlar kendi devletlerinin temsilcisi değildir; AİHS m.21/2 uyarınca Mahkeme’ye kendi adlarına katılırlar ve bağımsızlıklarıyla bağdaşmayan hiçbir görev üstlenemezler. Türkiye adına seçilen yargıç Saadet Yüksel, 3 Temmuz 2019’da yemin ederek göreve başlamıştır. Mahkemenin başkanlığını ise Fransa adına seçilen yargıç Mattias Guyomar yürütmektedir; Guyomar 28 Nisan 2025’te seçilmiş ve 30 Mayıs 2025’te göreve başlamıştır. Başkanlık süresi üç yıldır.
Mahkeme, başvuruları dört farklı oluşumda inceler:
| Oluşum | Yargıç sayısı | Görevi |
|---|---|---|
| Tek yargıç | 1 | Açıkça kabul edilemez başvuruları eler; kararı kesindir |
| Komite | 3 | Yerleşik içtihadın bulunduğu tekrar eden dosyaları karara bağlar |
| Daire | 7 | Kabul edilebilirlik ve esas hakkında karar verir |
| Büyük Daire | 17 | Ciddi yorum sorunu doğuran dosyalara bakar; kararı kesindir (AİHS m.44/1) |
Bir Daire kararının Büyük Daire’ye taşınması otomatik değildir: AİHS m.43 uyarınca taraflar karardan itibaren üç ay içinde istemde bulunabilir ve beş yargıçlı bir kurul, dava Sözleşme’nin yorumuna ilişkin ciddi bir sorun doğuruyorsa ya da genel nitelikli ciddi bir konu teşkil ediyorsa istemi kabul eder.
AİHM’ye taşınacak bir dosyada kritik eşik, çoğu zaman Strazburg’da değil iç hukuk aşamasında geçilir: dayanılacak Sözleşme maddesinin daha ilk derece yargılamasında ileri sürülmüş olması, iç hukuk yollarının tüketilmesi şartının sağlanması bakımından belirleyicidir. Ceza yargılaması kaynaklı bir hak ihlali iddiasını değerlendirmek için ceza hukuku alanındaki çalışmalarımız üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) nedir?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa Konseyi’ne üye ülkelerde insan haklarının korunmasını ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin uygulanmasını sağlamak amacıyla kurulmuş uluslararası bir yargı organıdır. Strazburg’da bulunan Mahkeme, AİHS m.19 uyarınca kurulmuş olup devamlı görev yapar ve taraf devletlerin Sözleşme’den doğan yükümlülüklerine uyup uymadığını denetler.
Kimler Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurabilir?
AİHS m.34 uyarınca, Sözleşme ve protokollerinde tanınan hakların bir taraf devlet tarafından ihlalinden zarar gördüğü iddiasında bulunan her gerçek kişi, hükümet dışı her kuruluş ve kişi grupları AİHM’ye başvurabilir. Devletlerin birbirleri aleyhine başvurusu ise m.33’te ayrıca düzenlenmiştir. Başvurunun kabul edilebilmesi için iç hukuk yollarının tüketilmiş olması gereklidir.
AİHM hangi tür davalara bakar?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hangi davalara bakar konusunda ölçüt Sözleşme metnidir. AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokollerle güvence altına alınan hakların ihlali iddialarına bakar. Bunlar arasında yaşam hakkı, işkence yasağı, kişi özgürlüğü ve güvenliği, adil yargılanma hakkı, özel hayatın korunması, ifade ve toplanma özgürlüğü ile mülkiyet hakkı bulunur. Mahkeme, özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklara ve ulusal mahkemelerin delil takdirine bakmaz.
AİHM’ye başvuru süreci nasıl işler?
AİHM’ye başvuru yapmadan önce, başvurucunun kendi ülkesindeki tüm iç hukuk yollarını tüketmiş olması gerekir. Başvuru, nihai iç hukuk kararından itibaren dört ay içinde, Mahkemenin başvuru formu doldurularak posta yoluyla yapılır. Form önce kabul edilebilirlik yönünden incelenir; bu eşik geçilirse başvuru davalı devlet hükümetine bildirilir ve Mahkeme esas hakkında karar verir.
AİHM kararlarının bağlayıcılığı nedir?
AİHS m.46/1 uyarınca taraf devletler, taraf oldukları davalarda Mahkemenin kesinleşmiş kararlarına uymayı taahhüt ederler. Karar, yalnızca davanın tarafı olan devleti bağlar. Kesinleşmiş karar, uygulanmasını denetleyecek olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne gönderilir; devlet karara uymazsa Komite m.46/4 uyarınca ihlal prosedürünü işletebilir.
AİHM başvuru süresi kaç aydır?
AİHM başvuru süresi dört aydır. 15 No’lu Protokol süreyi altı aydan dört aya indirmiş, yeni süre 1 Şubat 2022’de uygulanmaya başlamıştır. Dört aylık süre, bu tarih ve sonrasında verilen nihai iç hukuk kararları bakımından geçerlidir; daha önceki nihai kararlar için altı aylık süre uygulanır.
AİHM’ye başvuru ücretli midir?
Hayır. AİHM’ye başvuru ücretsizdir; Mahkeme harç veya dosya masrafı almaz. Başvurucunun karşıladığı tek zorunlu gider, başvuru formunun Strazburg’a gönderilmesi için ödenen posta ücretidir. Başvuru aşamasında avukatla temsil zorunlu değildir; koşulları taşıyan başvuruculara adli yardım sağlanabilir.
AİHM’nin açılımı nedir ve nerededir?
AİHM, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kısaltmasıdır. Mahkeme Fransa’nın Strazburg şehrinde, Avrupa Konseyi yerleşkesindedir. Avrupa Birliği’nin değil, 46 üyeli Avrupa Konseyi’nin bünyesindedir; Lüksemburg’daki Avrupa Birliği Adalet Divanı ile karıştırılmamalıdır.
AİHM kararından sonra yeniden yargılama istenebilir mi?
Evet. Ceza yargılamasında CMK m.311/1-(f) uyarınca AİHM kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde yargılamanın yenilenmesi istenebilir. Hukuk yargılamasında ise HMK m.375/1-(i) sebebiyle yargılamanın iadesi, AİHM kararının tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıl içinde talep edilir.
AİHM’ye başvurmadan önce Anayasa Mahkemesi’ne başvurmak gerekir mi?
Kural olarak evet. AİHM, Hasan Uzun/Türkiye kararında (no. 10755/13, 30 Nisan 2013) Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruyu tüketilmesi gereken etkili bir iç hukuk yolu olarak kabul etmiştir. Bu nedenle istinaf ve temyiz aşamalarından sonra AYM bireysel başvurusu yapılmadan Strazburg’a gidilmesi, kabul edilemezlik sonucunu doğurur.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş yerine geçmez. Başvuru süreleri hak düşürücü nitelikte olduğundan, dosyanızın kendi koşulları için bir avukata danışmanız yerinde olur.