İş Kazasında Arabuluculuk Zorunlu mu? Hangi Davalarda Arabuluculuk Zorunlu?
İş kazasında arabuluculuk, her talep için zorunlu değildir. İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesinin üçüncü fıkrası gereği dava şartı olarak arabuluculuğun dışında tutulmuştur; bu davalar arabulucuya gidilmeden doğrudan mahkemede açılabilir. Buna karşılık ücret, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve fazla mesai gibi işçilik alacaklarında dava açmadan önce arabuluculuk süreci tamamlanmak zorundadır. Bu nedenle hak kaybı yaşamamak için, talep edilen her kalemin hukuki niteliğinin doğru belirlenmesi gerekir.
İş kazası yaşandıktan sonra gündeme gelen ilk sorular genellikle tedavi, SGK hakları ve iş kazası tazminatı olur. Hukuki süreç başlatılacağı zaman ise bir eşik daha vardır: arabuluculuk. Cevap her dosya için aynı değildir, çünkü iş kazası dosyaları hem iş hukuku hem de tazminat hukuku alanına temas eder ve her talep kalemi için arabuluculuk şartı farklılık gösterir.
Özet
İş kazasında arabuluculuk zorunluluğu, davanın adına değil talebin hukuki niteliğine göre belirlenir.
- İş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarında arabuluculuk dava şartı değildir (7036 s. K. m.3/3).
- Ücret, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai gibi işçilik alacaklarında arabuluculuk dava şartıdır (m.3/1). 2023’ten bu yana bu alacaklara ilişkin itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları da kapsamdadır.
- SGK’ya karşı açılacak davalarda arabuluculuk aranmaz; ancak dava açmadan önce Kuruma başvuru zorunludur ve 60 gün içinde cevap gelmezse talep reddedilmiş sayılır (m.4/1).
- Zorunlu olduğu hâlde arabulucuya gidilmeden açılan dava, usulden reddedilir; dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe bile çıkarılmaz (m.3/2).
- Arabuluculuk zorunlu olmasa da ihtiyari olarak başvurulabilir; bu süre zamanaşımından sayılmaz.
Arabuluculuk Nedir ve Neden Önemlidir?
Arabuluculuk, tarafların bir arabulucu eşliğinde uyuşmazlığı mahkemeye taşımadan çözmeye çalıştığı yöntemdir. Hukuki çerçevesi 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nda çizilmiştir. Amaç yargı yükünü azaltmak ve tarafların daha hızlı çözüme ulaşmasını sağlamaktır.
Uygulamada iki ayrı arabuluculuk türü vardır ve bu ayrım iş kazası dosyalarında sonucu doğrudan belirler:
- Dava şartı (zorunlu) arabuluculuk: Kanunun saydığı uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması bir dava şartıdır. Bu şart yerine getirilmezse mahkeme işin esasına hiç girmez.
- İhtiyari (isteğe bağlı) arabuluculuk: Taraflar, kanun zorunlu tutmasa da dava açılmadan önce veya dava görülürken arabulucuya başvurmak konusunda anlaşabilirler (6325 s. K. m.13/1).
İş Kazası Arabuluculuğa Tabi mi? Kanun Ne Diyor?
İş kazasından doğan tazminat talepleri arabuluculuğa tabi değildir. Bu, uygulamadan çıkarılmış bir yorum değil, kanunun açık hükmüdür: iş kazasında arabuluculuk şartını düzenleyen 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/3 şu ifadeyi kullanır:
“İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.”
Buradaki “birinci fıkra”, işçilik alacakları ve işe iade davaları için arabuluculuğu dava şartı yapan fıkradır. Yani kanun koyucu, iş kazası ve meslek hastalığı dosyalarını bilinçli olarak kapsam dışında bırakmıştır. Gerekçe, bu dosyaların maluliyet oranı, kusur dağılımı ve tazminat hesabı gibi bilirkişi incelemesi gerektiren teknik unsurlar taşıması ve zarar görenin pazarlık gücünün zayıf olmasıdır.
Fıkranın kapsamı tazminatla da sınırlı değildir. İstisna dört başlığı birden kapsar: maddi tazminat, manevi tazminat, bunlarla ilgili tespit ve itiraz davaları ve rücu davaları. Dolayısıyla iş kazasının iş kazası sayılmasına yönelik tespit talebi de, SGK’nın işverene açtığı rücu davası da arabuluculuk şartına tabi değildir.
İş Kazasında Arabuluculuk Dava Şartı mı?
İş kazasında arabuluculuk, tazminat talepleri bakımından dava şartı değildir; işçilik alacakları bakımından dava şartıdır. “Dava şartı” ifadesi burada teknik bir anlam taşır: mahkeme, davanın esasını incelemeye başlamadan önce bu şartın var olup olmadığına bakar. Şart yoksa iddiaların haklı olup olmadığı hiç tartışılmaz.
Bu nedenle iş kazası dosyalarında ilk yapılması gereken iş, talep kalemlerini ayrıştırmaktır. Aynı olaydan doğan iki talep, iki farklı yola tabi olabilir: kazadan doğan tazminat doğrudan mahkemeye, iş sözleşmesinden doğan alacak ise önce arabulucuya gider.
İş Kazası Arabuluculuk Şartı Hangi Taleplerde Aranır?
Şart, davanın konusuna göre değil talebin dayandığı hukuki ilişkiye göre aranır. Ayrımı pratikte kullanılabilir hâle getiren soru şudur: bu talep, kaza olmasaydı da doğar mıydı? Ücret, fazla mesai, kıdem ve ihbar tazminatı kaza olmasa da iş sözleşmesinden doğar; bu yüzden arabuluculuk şartına tabidir. Maluliyet, iş göremezlik ve manevi zarar talepleri ise varlığını doğrudan kazaya borçludur ve m.3/3 istisnasına girer.
Aynı ölçüt, talebin kime yöneltildiğine de bakar. İşverene karşı ileri sürülen kaza kaynaklı tazminat arabuluculuğa tabi değildir; SGK’ya yöneltilen taleplerde arabuluculuk yerine Kuruma ön başvuru şartı işler; işçilik alacaklarında ise arabuluculuk zorunludur. Bir dosyada üç yolun da aynı anda işletilmesi gerekebilir.
İş Kazası Dosyaları Hangi Hukuk Alanına Girer?
İş kazaları iki ayrı başlık altında incelenir. Birincisi iş ilişkisinden doğan talepler, ikincisi kazanın doğurduğu maddi ve manevi tazminat talepleridir. Arabuluculuk zorunluluğu bu ayrım üzerinden değerlendirilir. Görev bakımından her iki grup da iş mahkemesine aittir: 7036 s. K. m.5/1-a uyarınca iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlığı iş mahkemesinde görülür.
İş Kazasına Dayalı Tazminat Davalarında Arabuluculuk
İş kazası sonucu açılan maddi ve manevi tazminat davalarında arabuluculuk dava şartı değildir. Çalışan, iş kazası nedeniyle işverene karşı açacağı maddi ve manevi tazminat davasını arabuluculuğa gitmeden doğrudan mahkemede açabilir. Bu sonuç, davanın adından değil 7036 s. K. m.3/3’ün açık istisnasından doğar.
İş Kazası Tazminatı Haksız Fiil mi, Sözleşmeye Aykırılık mı?
Birçok kaynak, iş kazası tazminatının arabuluculuk kapsamı dışında kalmasını “bu davalar haksız fiile dayanır” gerekçesiyle açıklar. Bu açıklama kanunun kendi tercihine uymaz. Türk Borçlar Kanunu m.417/3 şu düzenlemeyi getirir: işverenin kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir.
Ayrım teorik değildir, iki somut sonucu vardır. Birincisi zamanaşımıdır: sözleşmeye aykırılık esas alındığında Türk Borçlar Kanunu m.146 uyarınca on yıllık zamanaşımı işler; haksız fiil kabul edilseydi çok daha kısa bir süre gündeme gelirdi. İkincisi ispat düzenidir: işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini aldığını göstermesi beklenir. Kaldı ki iş kazası tazminatı gerçekten haksız fiil sayılsaydı, kanun koyucunun m.3/3’te ayrıca istisna koymasına gerek kalmazdı; istisnanın varlığı, bu davaların aksi hâlde birinci fıkra kapsamına gireceğini gösterir.
Hangi İş Kazası Taleplerinde Arabuluculuk Zorunlu Olabilir?
Talep edilen kalem iş sözleşmesinden doğan bir alacak niteliğindeyse durum değişir ve arabuluculuk dava şartı hâline gelir. İş kazası sonrasında sıkça gündeme gelen bu kalemler şunlardır:
- Ödenmemiş ücret alacağı
- Fazla mesai ücreti
- Kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı
- Yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti
- İşe iade talebi
Bu kalemler doğrudan iş ilişkisinden kaynaklandığı için 7036 s. K. m.3/1 kapsamındadır ve dava açmadan önce arabuluculuk süreci tamamlanmalıdır. Kaza nedeniyle iş sözleşmesi feshedilmişse, tazminat davasıyla alacak davası çoğu zaman birlikte gündeme gelir; bu durumda iki ayrı yol izlenmesi gerekir.

SGK’ya Karşı Açılan Davalarda Arabuluculuk
İş kazasının iş kazası sayılmasına ilişkin tespit davalarında, maluliyet oranına itirazlarda ve diğer SGK işlemlerine karşı açılan davalarda arabuluculuk şartı aranmaz. Ancak bu, “doğrudan dava açılabilir” anlamına gelmez ve uygulamada en sık yapılan hata buradadır.
7036 s. K. m.4/1 uyarınca, 5510 sayılı Kanun ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvurulması zorunludur. Bu bir arabuluculuk değil, ayrı bir ön başvuru şartıdır ve işleyişi şöyledir:
- Başvuruya altmış gün içinde cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır.
- Kuruma karşı dava açılabilmesi için talebin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması şarttır.
- Kuruma başvuruda geçen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesabında dikkate alınmaz.
- Hizmet akdine tabi çalışma nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri bu zorunluluğun dışındadır.
Bu davalar idari yargıda değil, adli yargıda görülür. 7036 s. K. m.5/1-b, idari para cezalarına itirazlar ile 5510 s. K. geçici m.4 kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere SGK’nın taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik uyuşmazlıklarını iş mahkemesinin görev alanına bırakmıştır. Kaza SGK’ya süresinde bildirilmemişse ayrıca hak kaybı riski doğar.
Manevi Tazminat Davalarında Arabuluculuk Durumu
Manevi tazminat, kazanın yarattığı acı ve üzüntünün kısmen giderilmesini amaçlar. İş kazasından kaynaklanan manevi tazminat davalarında arabuluculuk dava şartı değildir; m.3/3 maddi ve manevi tazminatı birlikte saymıştır, bu konuda takdire bırakılmış bir alan yoktur.
Buradaki kritik ayrım, manevi tazminatın kaynağıdır. İş kazasına dayanmayan, iş ilişkisinden doğan manevi tazminat talepleri (örneğin işyerinde psikolojik tacize dayanan talepler) m.3/3 istisnasının dışındadır ve dava şartı arabuluculuğa tabidir. Dosyada manevi tazminat talebi varsa, önce bu talebin kazaya mı yoksa iş ilişkisinin başka bir yönüne mi dayandığı belirlenmelidir.
İtirazın İptali, Menfi Tespit ve İstirdat Davaları
28/3/2023 tarihli 7445 sayılı Kanun’la m.3/1’e eklenen cümle kapsamı genişletmiştir: işçilik alacağı ve tazminatıyla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında da arabuluculuk dava şartıdır. 1/9/2023’ten önce bu davalar için arabulucuya gitmeden dava açılabiliyordu; bugün açılamaz.
Uygulamadaki karşılığı şudur: işçilik alacağı için icra takibi başlatılmış ve borçlu itiraz etmişse, itirazın iptali davası açmadan önce arabulucuya başvurmak gerekir. Buna karşılık iş kazası tazminatına ilişkin takip ve davalar m.3/3 istisnası kapsamında kaldığı için bu genişlemeden etkilenmez.
Hangi Davalarda Arabuluculuk Zorunlu: Karşılaştırma Tablosu
Dava şartı arabuluculuk tek bir kanunda değil, uyuşmazlık türüne göre ayrı kanunlarda düzenlenmiştir. İş kazası dosyasının hangi rejime girdiğini görmek için tablonun tamamına bakmak gerekir:
| Uyuşmazlık | Arabuluculuk | Dayanak | Arabulucunun süresi |
|---|---|---|---|
| İş kazası / meslek hastalığı maddi-manevi tazminatı, tespit, itiraz, rücu | Zorunlu değil | 7036 m.3/3 | — |
| İşçilik alacağı ve tazminatı, işe iade | Dava şartı | 7036 m.3/1 | 3 hafta (+1 hafta) |
| İşçilik alacağına ilişkin itirazın iptali, menfi tespit, istirdat | Dava şartı | 7036 m.3/1 (7445 s. K.) | 3 hafta (+1 hafta) |
| SGK’nın taraf olduğu sosyal güvenlik uyuşmazlıkları | Arabuluculuk yok; Kuruma ön başvuru zorunlu | 7036 m.4/1 | 60 gün (cevap süresi) |
| Ticari davalardan konusu para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit, istirdat | Dava şartı | TTK m.5/A | 6 hafta (+2 hafta) |
| Tüketici mahkemesi uyuşmazlıkları (beş istisna dışında) | Dava şartı | TKHK m.73/A | — |
| Kira ilişkisi, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti, komşu hakkı | Dava şartı | 6325 m.18/B | — |
Tablodaki en çok karıştırılan satır sonuncusudur: 6325 s. K. m.18/B, 2023’te dava şartı arabuluculuğun kapsamını taşınmaz ve komşuluk uyuşmazlıklarına genişletmiştir; ancak bu listede iş kazası veya bedensel zarar tazminatı yer almaz. Trafik kazası gibi haksız fiilden doğan tazminat talepleri de kural olarak dava şartı arabuluculuğa tabi değildir; buna karşılık sigorta şirketine karşı ileri sürülen talepler ticari dava niteliği taşıyorsa TTK m.5/A devreye girebilir. Sigortacının işverene yönelttiği rücu talebinde arabuluculuk şartı bu nedenle ayrıca değerlendirilir.
Arabuluculuğa Gidilmeden Dava Açılırsa Ne Olur?
Zorunlu olan bir alacak için arabulucuya başvurulmadan dava açılırsa mahkeme, dava şartı yokluğu nedeniyle davayı usulden reddeder. Kanun burada tek bir sonuç değil, birbirinden ayrı iki durum düzenlemiştir (m.3/2):
- Arabulucuya başvurulmuş ama son tutanak dilekçeye eklenmemişse: Mahkeme davacıya, anlaşamama tutanağının bir haftalık kesin süre içinde sunulması gerektiğini, aksi hâlde davanın usulden reddedileceğini bildiren ihtarlı davetiye gönderir. İhtarın gereği yerine getirilmezse dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın dava usulden reddedilir.
- Hiç başvurulmadan dava açılmışsa: Mahkeme herhangi bir işlem yapmaksızın davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verir. Bu hâlde davacıya süre verilmez.
Usulden ret, davanın esasına ilişkin bir karar değildir; talep hakkı sona ermez, dava arabuluculuk tamamlandıktan sonra yeniden açılabilir. Buna karşılık geçen süre zamanaşımı bakımından risk yaratır ve harç ile vekâlet ücreti yükü doğurur. Bu nedenle sınırdaki dosyalarda, dava şartı olup olmadığı tartışmalı kalemler için ihtiyaten arabulucuya başvurmak tercih edilen yoldur.
Arabuluculuk Süreci Nasıl İşler?
Zorunlu arabuluculukta süreç, adliyedeki arabuluculuk bürosuna yapılan başvuruyla başlar. Büro listeden bir arabulucu görevlendirir, arabulucu tarafları ilk toplantıya davet eder ve görüşmeler sonunda son tutanak düzenlenir. Kanun her aşama için süre ve usul belirlemiştir:
| Aşama | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Başvuru yeri | Karşı tarafın yerleşim yeri veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosu | m.3/5 |
| Arabulucunun belirlenmesi | Büro listeden görevlendirir; taraflar listedeki bir arabulucuda anlaşırsa o kişi atanır | m.3/6 |
| Sürecin tamamlanması | Görevlendirmeden itibaren üç hafta; zorunlu hâlde en fazla bir hafta uzatılır | m.3/10 |
| Büronun yetkisine itiraz | En geç ilk toplantıda; sulh hukuk mahkemesi harç alınmaksızın kesin karar verir | m.3/9 |
| Anlaşamama hâlinde ücret | İki saatlik ücret Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir; aşan kısım taraflarca karşılanır | m.3/14 |
| Zamanaşımı | Büroya başvurudan son tutanağa kadar durur, hak düşürücü süre işlemez | m.3/17 |
Görüşmelere Kim Katılabilir?
Taraflar görüşmelere bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilir. İşveren yönünden ek bir imkân vardır: işverenin yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı da görüşmelerde işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir (m.3/18). Ayrıca 5953 sayılı Kanun kapsamındaki gazeteci ile 854 sayılı Kanun kapsamındaki gemiadamı, bu madde bakımından işçi sayılır (m.3/20).
İlk Toplantıya Katılmamanın Yaptırımı Nedir?
Geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmayan taraf, açılacak davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. 7/11/2024 tarihli 7531 sayılı Kanun’la değiştirilen ikinci cümle uyarınca ayrıca, katılmayan taraf aleyhine ve karşı taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir (m.3/12).
Her iki taraf da ilk toplantıya katılmazsa, sonrasında açılacak davada tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır. Bu düzenleme, arabuluculuğu şekli bir aşama olarak görüp toplantıya katılmama alışkanlığını doğrudan hedef alır.
İşe İade ve Alt İşveren (Taşeron) Dosyalarında Arabuluculuk
İş kazası geçiren çalışanın iş sözleşmesi sonradan feshedilirse işe iade talebi gündeme gelir ve bu talep dava şartı arabuluculuğa tabidir. Alt işveren (taşeron) ilişkisinin bulunduğu işyerlerinde bu sürecin uzun süre uygulanan bir kuralı 2025’te ortadan kalkmıştır.
7036 s. K. m.3’ün onbeşinci fıkrası, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığı hâlinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurulduğunda anlaşmanın gerçekleşebilmesi için işverenlerin görüşmelere birlikte katılmalarını ve iradelerinin birbirine uygun olmasını arıyordu. Anayasa Mahkemesi, 3/6/2025 tarihli ve E.2024/157, K.2025/121 sayılı kararıyla bu fıkrayı iptal etmiştir; iptal 17/10/2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Karar, hükmü Anayasa’nın 13. ve 36. maddeleri kapsamında ölçülülük ilkesi ile mahkemeye erişim hakkı bakımından değerlendirmiştir.
Pratik önemi büyüktür. İş kazalarının önemli bölümü alt işveren işçilerinde yaşanır ve iptal edilen hüküm, işçinin asıl işvereni doğru tespit edememesi ya da işverenlerden birinin görüşmeye katılmaması hâlinde sürecin tıkanmasına yol açıyordu. Bu tarihten sonra arabuluculuk aşamasında iki işverenin iradesinin örtüşmesi anlaşmanın geçerlilik şartı olmaktan çıkmıştır. Buna karşılık iş kazasından doğan tazminat talebi, işe iade sürecinden bağımsız olarak m.3/3 kapsamında kalmaya devam eder.
Arabuluculukta Anlaşmak Hak Kaybı Yaratır mı?
Arabuluculukta varılan anlaşma bağlayıcıdır ve sonuçları geri alınamaz niteliktedir. 6325 s. K. m.18/5 açıktır: arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz. Bu nedenle anlaşma belgesinde hangi kalemlerden feragat edildiği tek tek yazılmalıdır.
Anlaşma belgesinin icra gücü de düzenlemeye bağlıdır. Belgenin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi hâlinde anlaşma ilam niteliğinde belge sayılır (m.18/2). Şerh alınmadan da ilam niteliği kazanılabilir: taraflar, avukatları ve arabulucunun birlikte imzaladığı anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğindedir (m.18/4). Sadece arabulucu ve tarafların imzaladığı, avukat imzası taşımayan bir belge bu güce sahip değildir; alacak tahsil edilmezse ayrıca şerh alınması gerekir.
İş Kazası Dosyalarında Stratejik Yaklaşım
Her iş kazası dosyasında önce talep kalemleri ayrıştırılmalıdır: hangi talep iş sözleşmesinden, hangisi kazadan doğuyor? Bu ayrım yapılmadan doğrudan dava açmak ya da bütün kalemler için arabulucuya başvurmak zaman kaybettirir. Özellikle maluliyet oranı henüz kesinleşmemiş dosyalarda arabuluculuk aşamasında yapılan anlaşma, sonradan ortaya çıkan zararı da kapsayacak biçimde yorumlanabilir; tazminat tutarının nasıl hesaplandığı bilinmeden imza atılmamalıdır.
İhtiyari Arabuluculuk: Zorunlu Olmadığı Hâlde Arabulucuya Başvurma
Gidilebilir. Arabuluculuğun dava şartı olmaması, bu yolun kapalı olduğu anlamına gelmez. 6325 s. K. m.13/1 uyarınca taraflar dava açılmadan önce veya davanın görülmesi sırasında arabulucuya başvurma konusunda anlaşabilirler; mahkeme de tarafları arabuluculuğa teşvik edebilir. İş kazası tazminatında ihtiyari arabuluculuk, özellikle kusur ve maluliyet konusunda taraflar arasında ciddi bir uyuşmazlık yoksa süreci kısaltır.
İhtiyari arabuluculuğun kendi kuralları vardır:
- Bir tarafın arabuluculuk teklifine otuz gün içinde olumlu cevap verilmezse teklif reddedilmiş sayılır (m.13/2).
- Dava açıldıktan sonra taraflar birlikte arabulucuya başvuracaklarını beyan ederse yargılama üç ayı geçmemek üzere ertelenir; bu süre birlikte başvuru üzerine üç aya kadar uzatılabilir (m.15/5).
- Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz (m.16/2).
- Arabuluculuk ücretini karşılayamayacak taraf, sulh hukuk mahkemesinin kararıyla adli yardımdan yararlanabilir (m.13/3).
İş Kazası Sonrası Açılabilecek Dava Türleri Nelerdir?
İş kazası yaşandıktan sonra hukuki süreç tek bir dava ile sınırlı değildir. Kazanın niteliğine, oluşan zarara ve tarafların durumuna göre farklı dava türleri gündeme gelir. Hangi davanın açılacağı, olayın hukuki niteliğine ve talep edilen hakka göre belirlenir; bu ayrım aynı zamanda arabuluculuk şartının uygulanıp uygulanmayacağını da tayin eder.
Maddi Tazminat Davası
İş kazası sonucu çalışanın gelir kaybına uğraması, çalışma gücünde azalma meydana gelmesi veya tedavi giderlerinin oluşması hâlinde maddi tazminat davası açılabilir. Bu dava, kazadan doğan ekonomik zararın giderilmesini hedefler. Sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve kazanç kaybı gibi kalemler bu kapsamda değerlendirilir. Arabuluculuk dava şartı değildir.
Manevi Tazminat Davası
Kaza sonucunda yaşanan acı, üzüntü ve yaşam kalitesindeki düşüş manevi zarar olarak değerlendirilir. Manevi tazminat, zararın parasal karşılığı değil; yaşanan elem ve ızdırabın kısmen giderilmesine yönelik bir hukuki telafidir. Özellikle ağır yaralanma veya ölümle sonuçlanan iş kazalarında gündeme gelir ve maddi tazminatla aynı rejime tabidir.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Davası
İş kazasının ölümle sonuçlanması hâlinde, vefat eden kişinin desteğinden yoksun kalan yakınları bu davayı açabilir. Dava, ölen kişinin sağlığında sağladığı ekonomik katkının kaybını telafi etmeyi amaçlar. Eş, çocuklar ve bazı durumlarda anne-baba davacı olabilir. Talep iş kazasından kaynaklandığı için m.3/3 istisnası burada da geçerlidir; destekten yoksun kalma tazminatı davasında arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı değildir.
SGK’ya Karşı Açılabilecek Davalar
Kazanın iş kazası sayılmaması, maluliyet oranının düşük belirlenmesi veya gelir bağlanmasına ilişkin işlemlerde SGK ile uyuşmazlık çıkabilir. Bu davalar sosyal güvenlik hukukuna ilişkin teknik inceleme gerektirir ve iş mahkemesinde görülür. Dava açılmadan önce Kuruma başvuru şartının yerine getirilmesi gerekir.
Rücu Davaları
SGK, iş kazası nedeniyle yaptığı ödemeleri kusurlu işverene rücu edebilir. 5510 s. K. m.21/1 uyarınca kaza, işverenin kastı veya iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca yapılan ve ileride yapılacak ödemeler ile bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.
Kaza üçüncü bir kişinin kusuruyla meydana gelmişse ilk peşin sermaye değerinin yarısı üçüncü kişiye ve kusuru varsa onu çalıştırana rücu edilir. Bu davalar çalışanın değil, Kurum ile işveren arasındaki sorumluluk paylaşımını ilgilendirir; rücu davasında işverenin ne kadarını ödeyeceği ayrı bir hesaba dayanır. Rücu davaları da m.3/3 kapsamında olduğundan arabuluculuk dava şartına tabi değildir.
İş Kazası Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
İş kazasından doğan tazminat davalarında görevli mahkeme iş mahkemesidir; iş mahkemesi kurulmayan yerlerde bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi bakar. Yetki bakımından 7036 s. K. m.6 davacıya birden çok seçenek tanır:
- Davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi
- İşin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesi
- Davalı birden fazlaysa bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesi
- İş kazasının veya zararın meydana geldiği yer mahkemesi (m.6/3)
- Zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi (m.6/3)
Son iki seçenek yalnızca iş kazasından doğan tazminat davalarına tanınmıştır ve zarar gören işçiyi korumayı amaçlar. Kanun ayrıca bu hükümlere aykırı yetki sözleşmelerini geçersiz saymıştır (m.6/5); iş sözleşmesine konulan “uyuşmazlıklarda şu ilin mahkemeleri yetkilidir” kaydı işçiyi bağlamaz. Yargılamada basit yargılama usulü uygulanır (m.7/1).
İş Kazası Davalarında Kusur Tartışması Nasıl Yapılır?
Açılan davalarda en kritik başlıklardan biri kusur oranıdır. İşverenin gerekli iş güvenliği önlemlerini alıp almadığı, çalışanın talimatlara uyup uymadığı ve olayın teknik oluş şekli bilirkişi incelemesiyle değerlendirilir. Kusur oranı tazminat miktarını doğrudan etkiler; kusur oranının nasıl belirlendiği tazminat hesabının çıkış noktasıdır.
Kusur tartışması arabuluculuk aşamasında da önem taşır. Kusur dağılımı belirsizken yapılan görüşmelerde taraflar birbirinden çok uzak rakamlar önerir ve süreç anlaşmasızlıkla kapanır. Bu nedenle kusura ilişkin belgelerin (iş güvenliği eğitim kayıtları, risk değerlendirme raporu, ekipman teslim tutanakları) arabuluculuk aşamasından önce toplanması sürecin sonucunu değiştirebilir.
Aynı Olaydan Birden Fazla Dava Açılabilir mi?
Evet. İş kazası dosyalarında birden fazla hukuki süreç paralel yürüyebilir. Bir yandan maddi ve manevi tazminat davası açılırken, diğer yandan SGK’ya karşı maluliyet oranına itiraz davası görülebilir; ayrıca işçilik alacakları için arabuluculuk süreci işletilebilir. Her dava farklı hukuki zemine dayanır.
Talepler tek dava içinde birlikte ileri sürülürse davaların yığılması söz konusu olur. 7036 s. K. m.7/2 bu durumda her bir talebe ilişkin vakıalar bakımından ispat yükünün ve delillerin ayrı ayrı değerlendirileceğini düzenler. Bunun arabuluculuk yönünden sonucu şudur: aynı dilekçede hem iş kazası tazminatı hem işçilik alacağı isteniyorsa, alacak kalemleri için arabuluculuk şartı yerine getirilmemişse dava şartı eksikliği yalnızca o kalemler bakımından değerlendirilir; tazminat talebi bundan etkilenmez.
Zamanaşımı Süreleri Neden Önemlidir?
İş kazasına dayalı davalar belirli sürelerle sınırlıdır ve sürenin kaçırılması talep hakkını dava yoluyla elde etme imkânını ortadan kaldırır. Süreler talebin niteliğine göre değişir:
| Talep | Süre | Dayanak |
|---|---|---|
| İş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat | 10 yıl | TBK m.146 (TBK m.417/3 yollamasıyla) |
| Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti | 5 yıl | 4857 sayılı İş Kanunu ek m.3 |
| Ücret ve fazla mesai gibi dönemsel alacaklar | 5 yıl | TBK m.147/1 |
| Arabuluculuk süreci | Süre durur, hak düşürücü süre işlemez | 7036 m.3/17 |
| SGK’ya ön başvuruda geçen süre | Hesaba katılmaz | 7036 m.4/1 |
İş Kazası Tazminat Davasında Zamanaşımı Kaç Yıldır?
İş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat talepleri on yıllık zamanaşımına tabidir. Bunun dayanağı TBK m.417/3’ün bu zararları sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluğa bağlaması ve TBK m.146’nın “kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir” kuralıdır. Sürenin başlangıcı bakımından, zararın ve sorumlunun öğrenilmesi ile maluliyet oranının kesinleşmesi ayrı ayrı önem taşır; bu nedenle tedavi süreci devam eden dosyalarda sürenin işlemeye başladığı an tartışmalı olabilir.
Arabuluculuk Zamanaşımını Durdurur mu?
Durdurur. Zorunlu arabuluculukta, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez (7036 s. K. m.3/17). İhtiyari arabuluculukta da benzer bir koruma vardır: sürecin başlamasından sona ermesine kadar geçen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz (6325 s. K. m.16/2). Aynı koruma SGK’ya yapılan ön başvuru için de geçerlidir.
Delillerin Dava Türüne Göre Önemi
Her dava türü farklı delil ihtiyacı doğurur. Maddi tazminat davalarında gelir belgeleri ve sağlık raporları öne çıkarken, manevi tazminat davalarında olayın ağırlığını gösteren belgeler önem kazanır. Destekten yoksun kalma davalarında ise aile ilişkisi ve ekonomik destek durumu incelenir.
İş Kazası Davalarında Delil Toplama Rehberi
İş kazası dosyalarında en büyük yanılgı, kazanın yaşanmış olmasının tek başına yeterli olacağı düşüncesidir. Oysa hukukta temel kural şudur: iddia eden ispatla yükümlüdür. İş kazasının varlığı, kazanın nasıl gerçekleştiği, kusur durumu ve ortaya çıkan zarar kalemleri somut delillerle desteklenmelidir. İş kazası davaları hem iş hukuku hem tazminat hukuku süreçlerini içerdiği için delil yapısı da çok yönlüdür.

Olayın Meydana Gelişine İlişkin Deliller
İlk olarak kazanın gerçekten bir iş kazası olup olmadığı incelenir. Bu aşamada şu belgeler öne çıkar:
- Olay yeri tutanakları
- İş kazası bildirim formu
- Tanık beyanları
- Olay yeri fotoğrafları ve videolar
- İşyerindeki kamera kayıtları
Özellikle kamera kayıtları, kazanın oluş şeklini en net gösteren delillerden biridir. Bu kayıtların erken aşamada temin edilmesi gerekir, çünkü birçok sistemde kayıtlar belirli süre sonra silinir. Delil tespiti yoluna dava açılmadan önce de başvurulabilir; kamera kaydı bulunmayan dosyalarda ise ispat diğer delillerle kurulur.
İşle Bağlantının İspatı
Her yaralanma otomatik olarak iş kazası sayılmaz; olayın iş ile bağlantılı olduğunun gösterilmesi gerekir. Bu noktada şu evraklar kullanılır:
- Görev tanımları
- Vardiya çizelgeleri
- İşveren yazışmaları
- Görevlendirme belgeleri
Bu belgeler kazanın çalışma ilişkisi içinde gerçekleştiğini ortaya koyar. İş kazası ve meslek hastalığı tazminat davası bakımından işle bağlantı unsuru, davanın kabulünü belirleyen ilk eşiktir.
Kusur Tespitine Yönelik Deliller
Kusur oranı bilirkişi incelemesiyle belirlenir; bilirkişi değerlendirmesi de somut veriler üzerinden yapılır. Bu nedenle şu kayıtlar dosyaya kazandırılmalıdır:
- İş güvenliği eğitim kayıtları
- Koruyucu ekipman teslim tutanakları
- Risk değerlendirme raporları
- İş sağlığı ve güvenliği kurul kararları
Bu belgeler işverenin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini gösterir. Belgelerin bulunmaması işveren aleyhine yorumlanabilir.
Sağlık ve Maluliyet Delilleri
Kazanın yarattığı sağlık zararını ortaya koymak için şu belgeler kullanılır:
- Hastane raporları
- Epikriz belgeleri
- Tedavi faturaları
- İstirahat raporları
- Sağlık kurulu raporları
Sürekli iş göremezlik iddiası varsa maluliyet oranı belirlenir ve bu oran tazminat hesabının temelini oluşturur.
Maddi Zararın İspatı
Maddi tazminat taleplerinde zarar kalemleri ayrı ayrı ispatlanmalıdır. Bunun için şu belgeler dosyaya eklenir:
- Gelir belgeleri
- Maaş bordroları
- SGK hizmet dökümleri
- Tedavi giderleri faturaları
Gelir kaybı, soyut beyanlarla değil belgelerle desteklenmelidir.
Tanık Delilinin Önemi
İş kazası anını gören çalışanların beyanları, olayın oluş şekli ve işverenin güvenlik önlemleri konusunda aydınlatıcı olabilir. Tanık beyanları tek başına yeterli olmasa da diğer delillerle birlikte değerlendirilir.
Elektronik Veriler Delil Olabilir mi?
Bazı işyerlerinde giriş-çıkış kayıtları, kartlı geçiş sistemleri veya iş takip yazılımları bulunur. Bu sistemlerden alınan veriler çalışanın o sırada iş başında olduğunu gösterebilir ve dijital kayıtlar delil niteliği taşıyabilir. Arabuluculuk aşamasında da bu kayıtların sunulması, karşı tarafın kazanın işle bağlantısını tartışmaya açmasını engeller.
Delillerin Düzenli Sunulması Neden Önemli?
Delilin gücü kadar sunum biçimi de önemlidir. Belgelerin karışık sunulması dosyanın anlaşılmasını zorlaştırır. Olayın kronolojik akışına göre düzenlenmiş bir dosya, hem yargılama hem de arabuluculuk aşamasında inceleme sürecini kolaylaştırır.
Delil Kaybı Nasıl Önlenir?
Kamera kayıtları, ekipman durumu ve tanık bilgileri zamanla kaybolabilir. Bu nedenle kazadan hemen sonra delil toplama süreci başlatılmalıdır. Gecikme ispat gücünü zayıflatır.
Bilirkişi İncelemesinin Rolü
Mahkemeler teknik konularda bilirkişiye başvurur. Ancak bilirkişinin değerlendirmesi de sunulan belgelere dayanır. Eksik delil, eksik değerlendirme anlamına gelir.
Hukuki Süreçte Delilin Değerlendirilmesi
Mahkeme delilleri birlikte değerlendirir. Tek bir belge değil, tüm delillerin birbiriyle uyumu önemlidir; çelişkili belgeler dosyanın gücünü azaltır.
İş kazası davalarında delil toplama süreci yalnızca hukuki bir formalite değil, hak kaybı yaşanmaması için en kritik aşamadır. Olayın nasıl gerçekleştiğini, tarafların kusur durumunu ve ortaya çıkan zararları somut biçimde ortaya koyan belgeler davanın seyrini doğrudan etkiler. Zamanında toplanan ve düzenli sunulan deliller hem yargılama sürecini kısaltır hem de talep edilen tazminat kalemlerinin sağlıklı değerlendirilmesini sağlar. İş kazası sonrası sürecin doğru kurulması için iş kazası tazminatı davalarının yürütülmesine ilişkin hizmet sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
İş kazası nedeniyle açılacak maddi tazminat davasında arabuluculuk zorunlu mudur?
Hayır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/3, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarını dava şartı olarak arabuluculuğun dışında bırakmıştır. Bu davalar doğrudan görevli iş mahkemesinde açılabilir.
İş kazası arabuluculuğa tabi mi?
İş kazasından doğan tazminat, tespit, itiraz ve rücu davaları arabuluculuğa tabi değildir. Buna karşılık aynı dosyada ücret, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı gibi işçilik alacakları isteniyorsa bu kalemler için arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
İş kazası sonrası kıdem ve ihbar tazminatı talep edilecekse arabulucuya başvurmak gerekir mi?
Evet. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, fazla mesai ve benzeri işçilik alacakları iş sözleşmesinden kaynaklandığından, dava açmadan önce zorunlu arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekir.
SGK’ya karşı açılacak iş kazası davalarında arabuluculuk şartı var mı?
Hayır, arabuluculuk şartı yoktur; ancak dava açmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvurulması zorunludur. Başvuruya altmış gün içinde cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır ve ancak bundan sonra dava açılabilir (7036 s. K. m.4/1).
Zorunlu arabuluculuğa gitmeden dava açılırsa ne olur?
Arabuluculuğun dava şartı olduğu bir uyuşmazlıkta hiç başvurulmadan dava açılırsa mahkeme, herhangi bir işlem yapmaksızın davayı usulden reddeder. Arabulucuya başvurulmuş ama son tutanak eklenmemişse bir haftalık kesin süre verilir; bu süreye uyulmazsa dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmadan dava reddedilir.
İş kazası dosyasında hem tazminat hem de işçilik alacakları varsa nasıl bir yol izlenmelidir?
Her talep kalemi ayrı değerlendirilir. Tazminat talepleri doğrudan dava konusu yapılabilirken, işçilik alacakları için önce arabuluculuk tamamlanmalıdır. Talepler tek davada birleştirilirse 7036 s. K. m.7/2 uyarınca her talebe ilişkin ispat yükü ve deliller ayrı ayrı değerlendirilir.
İş kazası tazminat davasında zamanaşımı kaç yıldır?
İş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat talepleri kural olarak on yıllık zamanaşımına tabidir. Bunun nedeni TBK m.417/3’ün bu zararları sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluğa bağlaması ve TBK m.146’nın genel on yıllık süreyi öngörmesidir.
Arabuluculuk süreci ne kadar sürer?
İşçi-işveren uyuşmazlıklarında arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren süreci üç hafta içinde sonuçlandırır. Zorunlu hâllerde bu süre arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir (7036 s. K. m.3/10).
Arabuluculuk toplantısına katılmazsam ne olur?
Geçerli mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmayan taraf, davada haklı çıksa bile karşı tarafın yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur; ayrıca karşı taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir (m.3/12).
Arabuluculukta anlaşılan tutanak icraya konulabilir mi?
Anlaşma belgesine sulh hukuk mahkemesinden icra edilebilirlik şerhi alınırsa belge ilam niteliğinde sayılır. Taraflar, avukatları ve arabulucunun birlikte imzaladığı anlaşma belgesi ise şerh aranmaksızın ilam niteliğindedir (6325 s. K. m.18/2 ve 18/4).
İş kazası tazminatı için istersem yine de arabulucuya gidebilir miyim?
Evet. Arabuluculuğun dava şartı olmaması bu yolu kapatmaz; taraflar dava açılmadan önce veya dava sırasında ihtiyari olarak arabulucuya başvurabilir (6325 s. K. m.13/1). Dava açıldıktan sonra birlikte başvuru hâlinde yargılama üç ayı geçmemek üzere ertelenir.
İş kazası davası nerede açılır?
Görevli mahkeme iş mahkemesidir. Yetki bakımından davalının yerleşim yeri ve işin yapıldığı yer mahkemesinin yanı sıra, iş kazasının veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir (7036 s. K. m.6/3).
İş kazasında arabuluculuk zorunlu mu?
Talebin niteliğine göre değişir. Kazadan doğan maddi ve manevi tazminat ile tespit, itiraz ve rücu davalarında zorunlu değildir (7036 s. K. m.3/3). İş sözleşmesinden doğan ücret, fazla mesai, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinde ise arabulucuya başvurmak dava şartıdır (m.3/1).
İş kazası nedeniyle tazminat davası arabuluculuk zorunlu mu?
Hayır. İş kazası nedeniyle açılan tazminat davası, kanunun dava şartı olarak arabuluculuğu düzenleyen hükmünün açık istisnası kapsamındadır. Dava, anlaşamama tutanağı aranmaksızın doğrudan yetkili iş mahkemesinde açılır. Taraflar isterlerse ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurabilir.
Manevi tazminat arabuluculuğa tabi mi?
Cevap manevi tazminatın kaynağına bağlıdır. İş kazasından doğan manevi tazminat 7036 s. K. m.3/3 kapsamında olduğu için arabuluculuğa tabi değildir. Buna karşılık iş ilişkisinin başka bir yönünden doğan manevi tazminat talepleri m.3/1 kapsamında kalır ve dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir.
İş kazası dava açma süresi ne kadardır?
İş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat talepleri için on yıllık zamanaşımı süresi işler. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti bakımından süre beş yıldır (4857 sayılı İş Kanunu ek m.3). Arabuluculuk ve SGK ön başvurusunda geçen süreler bu hesaba katılmaz.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. İş kazasında arabuluculuk şartı dosyadaki talep kalemlerine göre değiştiğinden, somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir. Metinde atıf yapılan hükümlerin güncel hâli 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu üzerinden doğrulanabilir. Son güncelleme: Eylül 2026.